6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 549

Türk Ticaret Kanunu 549. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 549- (1) Şirketin kuruluşu, sermayesinin artırılması ve azaltılması ile birleşme, bölünme, tür değiştirme ve menkul kıymet çıkarma gibi işlemlerle ilgili belgelerin, izahnamelerin, taahhütlerin, beyanların ve garantilerin yanlış, hileli, sahte, gerçeğe aykırı olmasından, gerçeğin saklanmış bulunmasından ve diğer kanuna aykırılıklardan doğan zararlardan, belgeleri düzenleyenler veya beyanları yapanlar ile kusurlarının varlığı hâlinde bunlara katılanlar sorumludur. II - Sermaye hakkında yanlış beyanlar ve ödeme yetersizliğinin bilinmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

39 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2017/1216 E., 2017/2836 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tarafından götürülen cihazların mülkiyetinin yarısının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, TTK'nın 549/4. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine, davalı ...'ın hukuka aykırı olarak şirkete ait cihazları götürmesinden dolayı şirketin faaliyetinin durması nedeniyle müvekkili tarafından cihazlar ve şirkete ait diğer demirb
11. Hukuk Dairesi         2017/1216 E.  ,  2017/2836 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... ... 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/03/2015 tarih ve 2014/444-2015/229 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı/karşı davalı ... vekili ve davalı/karşı davacı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 20/12/2016 günü hazır bulunan davacı/karşı davalı asil ... vekili Av. ..., davalı/karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili ile davalı ...'in davalı şirketin %50'şer paya sahip ortakları ve mümferit imza yetkisine sahip müdürleri olduklarını, davalı şirketin finansal kiralama yoluyla aldığı ve ticari faaliyetine özgülenen medikal cihazları, müşteri dosyaları ve muhtelif evrakı davalı ...'ın 07.01.2010 tarihinde şirket merkezinden hukuka aykırı bir şekilde başka bir yere götürdüğünün anlaşılması üzerine 08.01.2010 tarihinde davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, 15.01.2010 tarihinde de ihtar çekildiğini, davalı ...'ın savcılık ifadesinde “dava konusu cihazları teknik servise götürmek için aldığını” beyan ettiğini, cihazlar servis hizmeti alacaksa bunun şirket merkezine servis çağırmak suretiyle yapılması gerektiğini, şirkete ait cihazların haksız surette götürülmesinden dolayı şirketin faaliyetinin durduğunu, dava tarihi itibariyle cihazların nerede olduğunun müvekkilince bilinmediğini, davalı ... tarafından götürülen cihazların mülkiyetinin yarısının müvekkiline ait olduğunu ileri sürerek, TTK'nın 549/4. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesine, davalı ...'ın hukuka aykırı olarak şirkete ait cihazları götürmesinden dolayı şirketin faaliyetinin durması nedeniyle müvekkili tarafından cihazlar ve şirkete ait diğer demirbaşlar için ödenen 110.000 TL'nin davalı ...'dan faizi ile birlikte tahsiline, müvekkilinin şirkette bulunan hisseleri karşılığı olarak şirket sermayesini aşan kısım bakımından belirlenecek ortaklık payı alacağının davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı davanın reddini istemiştir. Davalı-karşı davacı ... vekili, müvekkilinin dava konusu işletmenin sorumlu hekimi olduğunu, birkaç gün dinlenmek için şirketten ayrılırken sadece uzman doktor tarafından kullanılması gereken cihazlardan iki tanesini de bakımını yaptırmak için kendisi klinikte olmadığı zaman kullanılmasını da engellemek için yetkili servise götürdüğünü, serviste parça değişimi gerektiği söylenip tutanak tutulduğunu, davacının uzman olmamasına rağmen daha önce dava konusu cihazları kullanırken müşteriye zarar vermesi nedeniyle müşteri tarafından ... Tabip Odası'na şikayette bulunulduğunu, bu durumun şirketi ve müvekkilini zor duruma soktuğunu, davacının İl Sağlık Müdürlüğü'ne müracat ederek işletmenin “güzellik salonu”na dönüştürülmesi talebi üzerine müvekkilinin “klinik” olarak devam etmeyi istemesine rağmen davacının başvurusunun bu duruma engel olduğunu, davacının işyerinin kilidini değiştirmesi nedeniyle cihazların yerine konulamadığını, şirkete ait demirbaşları da davacının sattığını, şirketin faaliyetine devam edememesinin asıl sorumlusunun davacı olduğunu savunarak, asıl davanın reddini istemiş, karşı davada davacının kötüniyetli tutum ve davranışları nedeniyle şirketin devamlılığını sağlamanın mümkün olmadığını, TTK'nın 549/4. maddesi uyarınca haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesi gerektiğini, davacının kötüniyetli tutum ve davranışlarının şirketin devamlılığını engellediğini, dilekçe ve beyanları sebebiyle İl Sağlık Müdürlüğü'nce şirketin güzellik merkezi olarak devam edemeyeceğine karar verildiğini, davacı karşı davalı ...'in müvekkilini işyerine almayarak şirketin ve müvekkilinin zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkili işyerine giremediği ve yükümlülüklerini yerine getiremediği için zarara uğramaya devam ettiğini ileri sürerek, şirketin haklı nedenlerle fesih ve tasfiyesini, müvekkilinin uğradığı 8.000,00 TL maddi zararın davacı karşı davalı ...'den faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, şirkete ait bazı cihazların davalı ortak ... tarafından götürüldüğünün anılan davalının da kabulünde olduğu, davalı bu cihazları teknik servise götürmek üzere aldığını savunmuş ise de teknik servis hizmetinin cihazların bulunduğu yerde alınması mümkünken şirketten çıkarılmasının ve başka bir yerde muhafaza edilmesinin haklı bir gerekçesinin kanıtlanmadığı, davalı ... bu cihazları başkasının kullanmasını engellemek istediğini belirtmiş ise de bu durumun ortaklar arasındaki güven ilkesine aykırı olduğu, ortakların çalışmadığı dönemlerde şirkete ait cihazları alıp götürmesinin kabul edilebilir bir davranış olarak görülemeyeceği, taraflar arasındaki güven ilişkisinin davalı ...'ın kusurlu eylemleri sonucu ortadan kalktığı ve davacı ... yönünden haklı sebeplerle şirketin fesih ve tasfiyesini talep hakkının doğduğu, davacı tasfiye payının tahsilini istemiş ise de tasfiye payının tasfiye işlemleri sonucunda tasfiye sonu bilançosuna göre bakiye kalması halinde tasfiye memuru tarafından dağıtılacağı, şirkete demirbaş alımı için yapılan harcamalar ayrıca talep edilemeyeceği gibi bu durum tasfiye sonunda tasfiye memurunca değerlendirilecek bir husus olup asıl davadaki tazminat ve alacak taleplerinin yerinde görülmediği, davacı ..., davalının eylemleri sonucunda bir zarar oluştuğunu kanıtlayamadığı gibi iddia edilen bir zarar varsa dahi bu şirketin zararı olup şirkete ait emtia bedelinin davacı tarafından talep edilmesinin mümkün olmadığı, karşı davada fesih ve tasfiye talep edilmiş ise de asıl davada şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmiş olup, şirket hakkında iki kere fesih kararı verilemeyeceğinden karşı davadaki bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davadaki maddi tazminat talebi yönünden, karşı davacının maddi tazminat talebi şirketin faaliyette bulunamaması nedeniyle oluşan zarar iddiasına ilişkin olup karşı davalının İl Sağlık Müdürlüğü'ne dilekçe vermiş olması ve bazı müşterilere yetkisi olmadığı halde tedavi uygulaması zarara sebebiyet veren olaylar olarak gösterilmiş ise de bu sebeplerle bir zararın oluştuğu hususu kanıtlanamadığı gibi, şirketin faaliyetsiz kalmasına karşı davacının kendi davranışları, yani şirkete ait cihazları alıp götürmesi gibi somut bir olay sebebiyet verdiğinden, bu konuda karşı davacının bir tazminat talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada fesih ve tasfiye talebinin kabulü ile davalı ... Güzellik Merkezi Tic. Ltd. Şti.'nin TTK'nın 636/3 (6762 sayılı TTK.549/4) maddesi uyarınca fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak resen mali müşavir ...'ün atanmasına, 7.500 TL tasfiye memuru ücreti ile 2.500 TL tasfiye masraf avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına, tasfiye memuruna ödenecek ücretin ve masrafların tasfiye memuru tarafından tasfiye giderlerine eklenmesine, davaya konu maddi tazminat talebi kanıtlanamadığı gibi, iddia edilen zararların davacının değil şirketin zararları olması nedeniyle reddine, bu aşamada tasfiye payı talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı dava yönünden, şirketin fesih ve tasfiye talebi konusunda asıl davada karar verilmiş olup aynı şirket hakkında iki kere fesih ve tasfiye kararı verilemeyeceğinden bu talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karşı davacının maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı-karşı davalı ... vekili ve davalı-karşı davacı ... vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı/karşı davalı ... vekili ve davalı/karşı davacı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı/karşı davalı ... vekili ve davalı/karşı davacı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir taraftan alınıp yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 35,10 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 11/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2012/13132 E., 2014/3665 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇORLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
dığını, müvekkilinin ortak sıfatıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin olmadığını, davacının ön sözleşmede belirtilen taahhütlerinden kurtulmak için haksız ve kötü niyetli olarak muaraza çıkarmakta olduğunu, davacının belirttiğinin aksine TTK madde 549/4 şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2012/13132 E.  ,  2014/3665 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ÇORLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 08/05/2012 NUMARASI : 2011/94-2012/331 Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08.05.2012 tarih ve 2011/94-2012/331 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 25.02.2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. H. T. ile davalılar vekili Av. S. Ö. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır maden üretim ve işletmeciliği işi ile iştigal ettiğini, iştigal sahası aynı olan madencilik faaliyetini gerçekleştirmek amacıyla davalılardan İ.. S.. ile bir ön sözleşme yaptıklarını ve karşılıklı edim ve taahhütlerini belirledikten sonra her biri %50 hisseye sahip olmak üzere A.. Ş..'ni 07/01/2010 tarihinde kurarak Ç. Ticaret Sicil Memurluğu'nda tescil ettirdiklerini, ayrıca müvekkili ile davalının söz konusu şirketin üretimini pazarlamak amacıyla A. Hafriyat Nak. Ltd. Şti.'ni 19/01/2010 tarihinde kurarak Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nda tescil ettirdiklerini, müvekkilinin gerek ön sözleşme ve gerekse ana sözleşme gereği edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini, kendi adına kazandırıcı, şirket adına ve dolayısıyla müvekkilinin zararına olan işlem ve eylemlerde bulunduğunu, tüm uyarı ve ihtarlara rağmen buna devam ettiğini ileri sürerek, şirket ortaklarının birbirlerine karşı güveni kalmadığından ve bu şartlar altında şirketin devamının mümkün olmaması nedeniyle haklı nedenlerin varlığının kabulü ile A.. Ş..'nin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, şirket kurmaya dair ön sözleşmeye dayanarak, şirketin feshine ilişkin taleplerde bulunulamayacağını, esasen davacının ön sözleşmede taahhüt ettiği hiçbir edimini yerine getirmediğini, şirketin kuruluşundan bu yana ortaklarca atanmış tam yetkili idari müdürler tarafından yönetildiğini, harcamaların da bu müdürler eliyle yapıldığını, müvekkilinin ortak sıfatıyla şirketi temsil ve ilzam yetkisinin olmadığını, davacının ön sözleşmede belirtilen taahhütlerinden kurtulmak için haksız ve kötü niyetli olarak muaraza çıkarmakta olduğunu, davacının belirttiğinin aksine TTK madde 549/4 şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı şirket ortakları arasında müdür ataması, şirketin temsili, şirketin işlemleri, mali ve ekonomik konularda ciddi anlaşmazlıklar bulunduğu, iki ortaklı şirkette ortaklıktan çıkmakta mümkün olmadığına göre, mevcut durum itibariyle ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların TTK 549/4. maddesi gereğince haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiği, ortakların, birbirlerine olan güven ve itimatlarının sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nun 11340 sicil numarasında kayıtlı bulunan A.. Ş..'nin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak mali müşavir Ö.. Y..'ın görevlendirilmesine, tasfiye memuruna 2.000 TL ücret takdirine, tasfiye memuruna takdir olunan ücretin davacı tarafça mahkeme veznesine yatırılmasına, karar kesinleştiğinde bir suretinin Ticaret Sicil Memurluğu'na gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı A.. Ş..'nin haklı nedenlerle feshine ilişkin olup davalı ortağa husumet düşmeyeceğinden davalı İ.. S.. yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı A.. Ş.. vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Mahkemece mevcut durum itibariyle ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların TTK 549/4. Maddesi gereğince haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiği, ortakların, birbirlerine olan güven ve itimatlarının sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nun ... sicil numarasında kayıtlı bulunan A.. Ş..'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 573/1. maddesi uyarınca limited şirketlerin tek ortaklı olarak da tüzel kişiliğini ve ticari hayatlarını sürdürmeleri mümkün hale gelmiştir. Aynı Kanun'un 636/3. maddesi hükmüne göre de haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanunu'nun 3. ve 6102 sayılı Kanun'un 573/1. ile 636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davalı A.. Ş.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı İ.. S.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı A.. Ş.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 27.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/3505 E., 2014/8907 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varÇORLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
4 Esas 2002/2739 Karar sayılı ilamında, şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebeplerin TTK'nın 549. maddesinde yer alan haklı nedenlere örnek olarak sayılabileceğinin belirtildiği, davalı şirket ortakları arasında, şirketin temsili, şirketin işlem
11. Hukuk Dairesi         2013/3505 E.  ,  2014/8907 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ÇORLU 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 20/11/2012 NUMARASI : 2011/93-2012/740 Taraflar arasında görülen davada Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/11/2012 tarih ve 2011/93-2012/740 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 09/05/2014 günü hazır bulunan davacılar vekili Av. .. ile davalılar vekili Av. .. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi .. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinden R.. Ç..'ın, uzun yıllardır maden üretimi ve işletmeciliği ile iştigal ettiğini, kendisine ait veya ortağı olduğu şirketlerle bir çok maden sahasına ve işletmesine sahip olduğunu, bununla birlikte yine müvekkillerinden İ.. A..'ın, uzun yıllardır ticaret ile uğraştığını, ticari faaliyetini sürdürmek amacıyla söz konusu şirkete ortak olduğunu, diğer müvekkili T.. V..'un da ortaklarıyla müşterek hareket ederek ticari faaliyette bulunmak için söz konusu şirkete ortak olduğunu, müvekkili R.. Ç..'ın madencilik faaliyetini gerçekleştirmek için davalılardan İ.. S.. ile bir ön sözleşme yaptığını, her biri % 50 hisseye sahip olmak üzere dava dışı A.. Madencilik Ltd. Şti.'yi 07/01/2010 tarihinde kurarak tescil ettirdiklerini, kurmuş oldukları A.. Madencilik Ltd. Şti. vasıtası ile ürettikleri maden cevherini pazarlamak, ticari faaliyetler gerçekleştirmek için feshi istenen A.. Hafriyat Nak. İnş. Mad. Paz. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, A. Hafriyat Nak. İnş. Mad. Paz. ve Dış. Tic. Ltd. Şti. kurulurken, diğer şirketlerine müdür olarak atadıkları, , T.. V.. ve davalı dava konusu şirkete ortak ettiklerini, müvekkilinin tüm edim ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini, ancak davalıların hiç bir yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gibi, kendi adlarına kazandırıcı ve fakat şirket adına ve dolayısıyla müvekkilinin zararına olan işlem ve eylemlere tüm uyarı ve ihtarlara rağmen devam ettiğini, müvekkilleri yönünden bu ortaklığın devam ettirilemez hale geldiğini, müvekkili T.. V..'un davalı şirketi 20.000,00-TL'ye kadar olan işlemlerde tek imza ile temsil ve ilzama yetkili kılındığını, şirket ortağı ve müdürü Ö.. K..'ın, İ.. S.. ile müşterek hareket ederek şirketi tek başına temsil ve ilzama yetkiliymiş gibi yönetmekte olduklarını, şirketin tüm hesap ve muhasebe kayıtlarının davalıların elinde olduğunu, şirket işleriyle ilgili müvekkillerine bilgi vermekten kaçındıklarını, davalı Ö.. K..'ın, her konuda işlemleri usul ve yasaya aykırı olarak gerçekleştirdiğini, davalıların şirket işleri ile ilgili olmayan işlerden temin edilmiş çekleri kullandıklarını, çift imza ile şirket adına yapılması gereken işlemlerin, tek imza ile diğer şirketin müdürü olan müvekkilinin imzası olmadan yapıldığını, davalıların müvekkillerinin bilgisi dışında bir takım kişileri şirket çalışanı olarak göstererek yüklü ödemeler yaptıklarını, müvekkili T.. V..'un, davalılar İ. . ve Ö.. K..'a usulsüz işlemler nedeniyle Çorlu 2. Noterliği'nin 07/12/2010 tarih 15415 yevmiye nolu ihbarnamesi ile de davalı şirkete müdürlükten istifasını bildirdiğini, müvekkili R.. Ç..'ın Çorlu 2. Noterliği'nin 08/12/2010 tarih ve 15592 sayılı ihtarı ile, Ö.. K.. ve İ.. S..'e şirket işleri ile ilgili tek başlarına imza atmamaları hususunda ihtarname gönderdiğini, davalıların müvekkillerine 1 gün önce tebligat yaparak ortaklar kurulu toplantısı için çağrıda bulunduklarını, tebligatın müvekkiline ulaşmamasına rağmen toplantının yapıldığını, usulsüz olarak Ö.. K.. ve .müdür olarak atadıklarını, müvekkillerinin ortaklar kurulu kararının iptali istemi ile Çorlu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2011/3 Esas saılı dosyası ile açtıklarını, davanın halen devam ettiğini, davalıların şirkete müdür atanması işlemini, ödenmiş sermayenin % 51'ine dayanarak yaptıklarını beyan ettiklerini, ancak ne müvekkili ne de davalıların 1/4 ü dışında herhangi bir sermaye ödemesinde bulunmadıklarını, müvekkilleri ile davalılar arasında güven ilişkisi kalmadığını, şirketin devamının mümkün olmadığını ileri sürerek, A.Hafriyat Nak. İnş. Mad. Paz. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'nin feshine, davalıların şirket işlerinden el çektirilerek re'sen atanacak kayyım tarafından şirketin temsil ve ilzamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davacı ile davalılardan İ.. S..'in, dava dışı Madencilik Ltd. Şti.'ni kurmaya dair ön sözleşme yaptıklarını, ancak sözleşmenin güven üzerine kurulduğunu, karşılıklı edim açısından vade içermediğini, bu sözleşmeye istinaden sözleşmenin taraflarınca dava dışı A..Madencilik Ltd. Şti.'nin kurulduğunu, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, İ.. S.. ve Ö.. K..'ın şirketin faaliyetlerinin aksamaması için sermaye taahhüdünün bir kısmını gününden önce yerine getirdiklerini, davacılar aleyhine hiçbir işlem yapılmadığını, şirketin ortak müdürler İ.. A.., T.. V.. ve Ö.. K.. tarafından yönetildiğini, . davalı şirkete 31/12/2010 tarihinde müdür olarak atanana kadar bu şirkette çalışmadığını ve şirketten maaş almadığını, harcamaların şirket müdürleri ile birlikte yapıldığını, İ. . ortak sıfatı ile şirketi temsil ve ilzam yetkisi olmadığını, müvekkilleri . ve Ö.. K..'ın davacıların izni olmadan usulsüz harcama yapmalarının mümkün olmadığını, şirket işlerinde, şirket işleri ile ilgisi olmayan çeklerin kullanılmadığını, belgelerin çift imza ile imzalandığını, ortaklığın devamında haksız ve kötü niyetli olanların davacılar olduğunu, hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağını, davacının belirttiğinin aksine TKK m 549/4 şartlarının dava konusu olayda gerçekleşmediğini, şirket organlarının tam olduğunu, asıl olanın şirketin faaliyetinin devamı olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacılar R.. Ç.., T.. V.., İ.. A.. ile davalılar Ö.. K.., İ.. S..'in, diğer davalı A.. Hafriyat Nak. İnş. Mad. Paz. ve Dış. Tic. Ltd Şti'ni kurarak, 11367 sicil no ile tarihinde Çorlu Ticaret Sicil Memurluğuna tescil ettirdikleri, mahkememizce atanan kayyım heyeti tarafından ibraz edilen raporda; kasa hesabının bakiyesinin 641.119,19 TL olmasına rağmen, müdürlerin kendilerine herhangi bir teslimat yapmadıklarını, kasa bakiyesinin (0) olarak teslim alındığını belirtikleri, alınan bilirkişi raporunda şirketin, 704.712,22 TL ödenmemiş sermayesi olduğunun, esas sermayenin tamamını yitirdiğinin ve bireysel çıkarlara yönelik, ortaklar arasında kişisel ve grupsal çıkarların ön plana çıktığının, ortaklık amacının gerçekleşmesi imkanı bulunmadığının belirtildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 26/03/2002 tarih 2001/10234 Esas 2002/2739 Karar sayılı ilamında, şirketin devamlı olarak zarar etmesi, kuruluş ve gayesinin gerçekleşmesine imkan kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar, ortağın bakiye sermaye borcunu ödemekte temerrüdü gibi sebeplerin TTK'nın 549. maddesinde yer alan haklı nedenlere örnek olarak sayılabileceğinin belirtildiği, davalı şirket ortakları arasında, şirketin temsili, şirketin işlemleri, mali ve ekonomik konularda ciddi anlaşmazlıklar bulunduğu, mali durum itibarı ile ortaklık amacının gerçekleşmesi imkanının kalmadığı, bu sebeplerin, TTK 549/4. maddesi gereğince haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiği, ortakların, birbirlerine olan güven ve itimatlarının sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile Çorlu Ticaret Sicil Memurluğu'nun 11063 sicil numarasında kayıtlı bulunan A.. Hafriyat Nak. İnş. Mad. Paz. ve Dış Tic. Ltd. Şti.'nin FESHİNE VE TASFİYESİNE karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı A.. Hafriyat Nakliyat Ltd. Şti.'nin haklı nedenlerle feshine ilişkin olup davalı ortaklara husumet düşmeyeceğinden davalılar İ.. S.. ve Ö.. K.. yönünden davanın husumetten reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 2- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı A.. Hafriyat Nakliyat Ltd. Şti. vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3- Mahkemece mevcut durum itibariyle ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıkların TTK 549/4. Maddesi gereğince haklı neden olarak kabul edilmesi gerektiği, ortakların, birbirlerine olan güven ve itimatlarının sarsıldığı, ortaklık ilişkisinin devamı imkanının kalmadığı gerekçesi ile davanın kabulü ile A.. Hafriyat Nakliyat Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine karar verilmiştir. Ancak, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 636/3. maddesinde haklı sebeplerin varlığında, her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemece, istem yerine, davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedebileceği düzenlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanun'un Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun'un 3. maddesi hükmüne göre, tarafların iradelerinden bağımsız olarak, kanunla düzenlenen hukuki ilişkilere, bunlar Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önce kurulmuş olsalar bile, Türk Ticaret Kanunu hükümleri uygulanacaktır. Bu durum karşısında, 6103 sayılı Kanunu'nun 3. ve 6102 sayılı Kanun'un 636/3. maddeleri hükümleri dikkate alınarak bir değerlendirme yapılması için, davalı A. Madencilik Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar İ.. S.. ve Ö.. K.. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün bu davalılar yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Madencilik Ltd. Şti. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bu davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/16632 E., 2014/1103 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
en şirketi kasten ve şahsi menfaatleri nedeniyle borca batık ve zarar eden bir şirket haline getirdiğini ve haksız rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı ...'in davalı şirket müdürlüğünden azli ile yerine kayyum atanmasını ve TTK 549 maddesi uyarınca haklı sebeplerle şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava hakkında ise, müvekkilinin hiç bir zaman davalı şir
11. Hukuk Dairesi         2013/16632 E.  ,  2014/1103 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/04/2012 tarih ve 2009/651-2012/238 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı karşı davacı ... Otomotiv Yan. San. ve Tic. A.Ş. ve ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili davalı şirketin ortaklarının ..., ..., ... ve ... olduklarını ve her birinin %25 hissesinin bulunduğunu, davalı ...'in davacı müvekkilinin açık muhalefetine rağmen diğer üç ortak tarafından davalı şirkete müdür olarak atandığını, oysa davalı ...'in dava dışı ... Otomotiv Yan Sanayi Makine ... ... Sistemleri ... ve LPG Dönüşüm ... Tic. Ltd. Şti'de müdür ve %50 hissedar olduğunu, bu şirketin davalı şirket ile aynı ticaret dalında iş yaptığını, oysa davalının TTK 547. maddesi uyarınca; bu şirkete ortak olamayacağını, ayrıca davalı ...'in davalı şirket ile dava dışı ... Şirketi'nin aralarında hiç bir ticari ilişki olmamasına rağmen sanki dava dışı ... Şirketinin davalı şirkete iş yapmış gibi fatura keserek tahsilat yaptığını, davalı şirketin 2009 yılı Ağustos ayına kadar ki mizanının incelendiğinde satıcılara 343.268,52 TL borçlandığı ve bu borcun 247.370,70 TL kısmının ise tek başına dava dışı ... Şirketine olduğunu, davalı şirketin vergi dairesine, tedarikçilerine ve hatta ortaklarına borçlandığı bir ortamda dava dışı ... Şirketi'ne 15.184,14 TL fazla ödeme yaptığını, davalı ...'in davalı şirketi kötü yöneterek geçmiş dönemde 94.423,00 TL kâr eden şirketi kasten ve şahsi menfaatleri nedeniyle borca batık ve zarar eden bir şirket haline getirdiğini ve haksız rekabet yasağını ihlal ettiğini ileri sürerek davalı ...'in davalı şirket müdürlüğünden azli ile yerine kayyum atanmasını ve TTK 549 maddesi uyarınca haklı sebeplerle şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava hakkında ise, müvekkilinin hiç bir zaman davalı şirketi temsile yetkili olmadığını, şirket kurulmadan önce çalıştığı işine devam ettiğini, mesai dışındaki zamanını şirket müdürü ve eşi olan ...'a yardım ederek geçirdiğini, davalı şirketten herhangi bir ücret almadığını ve davalı şirket aleyhine başka bir iş yapmadığı gibi rekabette etmediğini savunarak karşı davanın reddini istemiştir. Davalılar-karşı davacılar vekili, davalıdan önceki şirket müdürünün davacının eşi ... olduğunu, şirketin mali müşavirinin ise davacının kardeşi ...'ın olduğunu, davacının eşi olan şirket müdürünün 01/09/2007 tarihinden itibaren şirkete gelmemeye başladığını, şirketten ayrılmasına rağmen şirketin ... şifrelerini ve banka hesaplarının şifrelerini tüm ısrarlara rağmen şirkete teslim etmediğini, hatta davacının eşi tarafından çekilen 8.208,00 TL'nin nereye harcandığının belli olmadığını, tüm bu sebepler ile 2008 yılına kadar idare edilen davacının eşinin 03/08/2008 tarihi itibariyle şirket ile ilişiğinin kesildiğini ve 19/09/2008 tarihinde şirkete ...'in müdür olarak atandığını, ancak buna rağmen davacının eşinin şirket banka hesap şifrelerini yeni atanan müdüre ve şirket ortaklarına vermemesi nedeni ile şirketin mali açıdan sıkıntıya düştüğünü, bu nedenle davalı şirketin borçlarının dava dışı ... Ltd. Şti ve ... tarafından ödendiğini, davalı ...'in davacı ... Oto Yan. San ve Tic. Ltd. Şti'nin ortağı olmaması nedeni ile TTK 547.maddesindeki rekabet yasağına tabi olmadığını, dava dışı ... Ltd. Şti'nin davacının bilgisi dahilinde ve davacının eşi ...'ın müdürlüğü döneminde 10/05/2007 tarihinde kurulduğunu ve o tarihten beri davalı şirket ile aynı adreste faaliyet gösterdiğini savunarak davanın reddini istemiş, karşı davada ise davacı-karşı davalı ...'ın ortaklığı süresince şirkete tek bir müşteri bağlamadığı gibi tek bir müşteri ile dahi görüşmediğini, davacının eşi ve davacı ile yaşanan sorunlar ve haklı azil sonrası kopan ilişkiler nedeni ile davacının ortaklara karşı güven ve sadâkat yükümüne uymadığını ve davacının bu davayı açarak ortaklarından intikam alma çabası içine girdiğini belirterek, davacının TTK 551/3 maddesi uyarınca şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının eşinin şirket müdürlüğünden azledilerek yerine yeni bir müdür atanmasının ve atanan yeni müdürün aynı konuda faaliyet gösteren bir başka şirkette ortak olmasının TTK 549 maddesinde düzenlenen şirketin haklı nedenler ile feshi sebeplerinden olmadığı gerekçesiyle davacının bu konudaki davasının reddine, davacının rekabet yasağına aykırı hareket eden şirket müdürü davalı ...'in müdürlükten azli ile yerine kayyum atanması talebinin ise her ne kadar davalı şirket müdürü olan ...'in aynı konuda faaliyet gösteren dava dışı şirkette ortak olması, rekabet yasağına aykırı davranış olarak kabul edilmiş olsa bile, yargılama sırasında 18/02/2012 tarihli ortaklar genel kurul toplantısında, şirket müdürü ...'in azledilerek yerine bir başka müdürün atanması nedeni ile dava konusuz kaldığı gerekçesiyle davacının bu yöndeki davasının reddine, davalı-karşı davacıların, davacı-karşı davalının eş... ile şirket arasında meydana gelen anlaşmazlıkta, davacının eşinin tarafında yer alarak ortaklar arasındaki sadakat ve güven yükümüne aykırı davrandığı ve davacının eşinin şirketin diğer ortakları ile aralarında sorunlar olduğu ve şirketin 8.208,00 TL'sini zimmetine geçirmesi nedeniyle davacının şirket ortaklığından azline ilişkin davasının ise; davalıların dayandıkları ihraç sebeplerinin davacının eşi ile ilgili olduğu, davacının eşi ile şirket ortakları arasında meydana gelen anlaşmazlıkta davacının eşinin yanında yer almasının şirket ortaklarının sadakat ve güven yükümüne aykırı davranış olarak nitelendirilemeyeceği gibi, TTK 551/ III.maddesi uyarınca alınmış bir ortağın haklı sebeple ihracına ilişkin alınmış ortaklar genel kurulu kararı da bulunmadığı gerekçesiyle davalı-karşı davacının davasının reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili ile davalıl karşı davacı ... Otomotiv Yan. San. ve Tic. A.Ş ve ... vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve esasende şirket müdürünün azli davasında müdür dışındaki davalılara diğer talepler olan kayyum atanması ve şirketin feshi davalarında şirket ortakları olan davalılara husumet yöneltilmesinin mümkün bulunmamasına göre davacı vekili ile davalı-karşı davacılar ... ve ... Otomotiv Yan San. Tic. Ltd. Şti vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalı-karşı davacılar ... ve ... Otomotiv Yan San. Tic. Ltd. Şti vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 0,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı - karşı davacı ... Otomotiv Yan San. Tic. Ltd. Şti 'den alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 4,05 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 20.01.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2012/1151 E., 2013/315 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Bu durumda, Türk Ticaret Kanununun 549/4.maddesi uyarınca, A..
Hukuk Genel Kurulu         2012/1151 E.  ,  2013/315 K. * BAĞKUR SİGORTALILIĞININ İPTALİ * SAHTE BELGE İLE OLUŞTURULAN BAĞKUR SİGORTALILIĞININ İPTALİ * SAHTE NÜFUS CÜZDANI İLE ŞİRKET KURULMASI * İŞ MAHKEMELERİ KANUNU (5521) Madde 8 * TÜRK TİCARET KANUNU(MÜLGA) (6762) Madde 594 "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki “ Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 5. İş Mahkemesince davanın “kabulüne” dair verilen 12.07.2010 gün ve 2009/455E., 2010/419 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 06.02.2012 gün ve 2010/11411 E., 2012/1446 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı, SSK hizmetleri nedeniyle tahsis talebinde bulunması üzerine, kendisine Kocaeli SGK İl Müdürlüğü'nde 1315042223 Bağ-Kur sicil numarası ile kaydının olduğunun bildirildiğini, kendisinin hiçbir şekilde Kocaeli'ye gitmediğini ve Bağ-Kur kaydı için başvurusunun bulunmadığını, 04.12.2005 tarihinde nüfus cüzdanını kaybetmesi nedeniyle 06.12.2005 tarihinde gazeteye kayıp ilanı verdiğini, yine, kendi kimlik numarasının kullanılarak A.. İnş. Nak. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu öğrenmesi üzerine şirketin diğer ortağı hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, ancak diğer ortağın da kendisi gibi kimliğini kaybeden bir mağdur olduğunun Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan soruşturma sonucu anlaşıldığını, sahte kimlik kullanılarak alınan Bağ-Kur hizmetleri nedeniyle prim borcu bulunduğundan tahsis işlemlerinin sonuçlandırılmadığını belirterek Bağ-Kur hizmetlerinin iptaline karar verilmesini istemiştir. Somut olayda, davacının, 06.12.2005 tarihinde kimliğini kaybettiğine ilişkin kayıp ilanı verdiği, yine, 07.02.2007 tarihli Hürriyet Gazetesinde, adına sahte olarak şirket kurulduğu, bu şirketle ilgisinin bulunmadığına ilişkin ilan verdiği, A.. İnş. Nak. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. Ltd. Şti.'nin diğer ortağı “İsmail ..” hakkında suç duyurusunda bulunduğu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma sonucu, İsmail ..'ın da kimliğini kaybettiği ve üzerine atılı suçu işlediğine dair kanıt bulunamadığından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, Cumhuriyet Savcılığı tarafından yaptırılan imza incelemesinde, A.. İnş. Gıda ve Day. Tük. Mall. San.ve Tic. Ltd. Şti. İle ilgili Taahhütnamedeki imzaların N.. D.. ve İsmail .. eli ürünü olmadığının belirlendiği, mahkemece yaptırılan imza incelemesinde ise, anılan şirketin ana sözleşmesindeki imzanın davacı eli ürünü olmadığının tespit edildiği, davacının, 14.04.2008 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından, şirket ortaklığı nedeniyle 07.09.2006 tarihi itibarıyla re'sen tescil edildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, mevcut delillere göre, davanın kabulüne ilişkin kararı eksik incelemeye dayanmaktadır. Davacı, nüfus cüzdanını kaybetmesi sonucu, kaybettiği nüfus cüzdanını eline geçiren şahısların sahtecilik yaptığı iddiasındadır. Bu durumda, Türk Ticaret Kanununun 549/4.maddesi uyarınca, A.. İnş. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin haklı nedenlerle feshi için Ticaret Mahkemesinde dava açıp açmadığının ve açmış ise, sonucunun araştırılması, yine, anılan şirketin vergi mükellefiyeti bulunup bulunmadığı, varsa, muhtasar beyanname suretlerinin vergi dairesinden celbi, anılan şirket tarafından bildirilen işçilerin ve komşu işyeri sahiplerinin belirlenerek şirketin iştigal konusu ile şirket sahiplerinin kim olduğunun sorulması, davacı ile yüzleştirilerek, şirket ile, bir ilgisinin, bulunup, bulunmadığı hususlarının belirlenmesi ve tüm delillerin bir arada değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; Bağ-Kur sigortalılığının iptali istemine ilişkindir. Davacı vekili, davacının nüfus cüzdanını kaybetmesi üzerine kayıp ilanı verdiğini, daha sonra kendi kimlik numarasının kullanılarak A.. İnş. Nak. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. Ltd. Şti.'nin kurulduğunu öğrenmesi üzerine şirketin diğer ortağı hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu, ancak diğer ortağın da kendisi gibi kimliğini kaybeden bir mağdur olduğunun Cumhuriyet Savcılığı'nca yapılan soruşturma sonucu anlaşıldığını, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından şirket ortaklığı nedeni ile Bağ-Kur sigortalı olarak tescili yapılarak prim borcu çıkarıldığını, davacının bu sahte kimlik kullanılarak alınan numara ve bu numaraya bağlı borç nedeni ile emekli aylığı başvurusunun sonuçlanamadığını ileri sürerek davacının kimlik bilgileri kullanılarak kimliği belirsiz kişilerce Kocaeli SGK'dan alınan 1315042223 Bağ-Kur numarasının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili, davacının 1315042223 Bağ-Kur no ile resen tescilinin yapıldığını, şirket kaydının devam etmesinden dolayı hizmetlerinin bildirilmediğini, davacının resen tescile ilişkin iddialarının araştırılarak, sigortalılığın kamu düzenine ilişkin olduğu da dikkate alınarak hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde iddiaların aydınlatılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacının Bağ-Kur tescilini A.. İnş Nakliyat tüketim malları san ve tic ltd şti ortağı olması nedeniyle resen yapıldığını, ancak şirketin ana sözleşmesindeki ve davacı adına düzenlenmiş imza onay belgesindeki imzaların davacıya ait olmadığı bu işlemlerin davacının kaybolan nüfus kağıdını ele geçiren ve halen kimliği tespit edilemeyen kişilerce yapıldığı gerekçesi ile davanın kabulü ile Bağ-Kur Kocaeli İl Müdürlüğündeki 1315042223 sicil no’lu Bağ-Kur kaydının davacıya ait olmadığının tespitine, karar verilmiştir. Özel Dairece, yukarıda açıklanan nedenlerle karar bozulmuştur. Yerel mahkemece, eski gerekçe ile ve ayrıca; sahte belgelerle kurulan şirketin feshi yönünde Ticaret Mahkemesine dava açmaya davacının zorlanamayacağı böyle bir zorlamanın mağduriyetini daha fazla arttıracağı, aynı şekilde şirket adresi olarak gösterilen yerdeki komşu işyeri sahipleri ile davacının yüzleştirilmesinin de yukarıda incelenen delillere göre gereksiz ve usul ekonomisine aykırı sonuçlar yaratacağından mevcut delil durumuna göre davacının haklılığı kesin olarak ispatlandığı belirtilerek önceki hükümde direnilmiştir. Direnme hükmünü, davalı vekili temyize getirmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; Mahkemece, davacının 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının iptali için yeterli araştırmanın yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. Uyuşmazlığın çözümünde sosyal güvenlik hakkı kavramı üzerinde durulmasında yarar vardır. Sosyal güvenlik hakkı, bireylerin geleceğe güvenle bakmalarını sağlayan bir insan hakkıdır. Aynı zamanda “sosyal güvenlik, sosyal hukuk devleti içerisinde yer alan ve bu ilkeyi oluşturan temel kavramlardan birisidir”. Bu esası göz önüne alan anayasa koyucu “Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler” başlığı altında sosyal güvenlik hakkını da düzenlemiş ve 60’ncı madde ile “herkes sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” hükmünü getirmiştir. Bu nedenle sigortalılık süresinin iptaline ilişkin davanın, kamu düzenine ilişkin niteliği, vazgeçilemez ve devredilemez insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine olanak sağlayan özelliği de gözetilerek, gerektiğinde re’sen kanıt toplanmak suretiyle, A.. İnş. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin vergi mükellefiyeti bulunup bulunmadığı, varsa, muhtasar beyanname suretlerinin vergi dairesinden celbi, söz konusu şirket tarafından bildirilen işçilerin ve komşu işyeri sahiplerinin belirlenerek şirketin iştigal konusu ile şirket sahiplerinin kim olduğunun sorulması, böylece, bu konuda yeterli ve gerekli tüm soruşturma yapılarak davacının A.. İnş. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. San. ve Tic. Ltd. Şti’i ile ilişkisi tereddüte yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; delillerin hep birlikte değerlendirilip takdir edildikten sonra varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmesi gerekmektedir. Bu konuda, Hukuk Genel Kurulu’nda yapılan görüşmelerde azınlıkta kalan görüş sahiplerince; mahkemece yapılan araştırmanın yeterli olduğu, Türk Ticaret Kanununun 549/4.maddesi uyarınca, A.. İnş. Gıda ve Dayanıklı Tük. Mall. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin haklı nedenlerle feshi için Ticaret Mahkemesinde dava açıp açmadığının ve açmış ise, sonucunun araştırılmasına gerek olmadığı bu nedenle direnme kararının onanması görüşü savunulmuşsa da çoğunlukça bu görüş benimsenmemiştir. O halde Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5521 sayılı Kanunun 8/son maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 06.03.2013 oyçokluğuyla karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.