6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 551

Türk Ticaret Kanunu 551. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 551- (1) Ayni sermayenin veya devralınacak işletme ile ayınların değerlemesinde emsaline oranla yüksek fiyat biçenler, işletme ve aynın niteliğini veya durumunu farklı gösterenler ya da başka bir şekilde yolsuzluk yapanlar, bundan doğan zarardan sorumludur. IV - Halktan para toplamak

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

16 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2011/14116 E., 2012/20329 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının TTK madde 551 düzenlemesi çerçevesinde mahkemece şirketten çıkarılması için gerekli şartların olayda gerçekleştiği ve davalı hakkında çıkarılma kararı verilebileceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının ortaklıktan çıkarılm
11. Hukuk Dairesi         2011/14116 E.  ,  2012/20329 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Gebze 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05/07/2011 tarih ve 2009/712-2011/391 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının, şirkete ortak olurken koymayı taahhüt ettiği sermayeyi ödemediğini, daha sonra sahip olduğu 18.000 hissenin 17.595 adedini diğer ortak ...'nın oğlu ...'ya devrettiğini ancak ana sözleşme gereğince tamamı devredilemediği için 405 hisseyi uhdesinde tuttuğu ve ana sözleşme gereğince 405 hissenin 2 yıllık süre bitiminde hiç bir bedel talep edilmeden devredilmesinin kararlaştırıldığını, davalının buna ilişkin taahhütnameyi imzaladığı halde bu taahhüdünü yerine getirmediğini, ayrıca diğer ortaklara karşı olumsuz tavırlar sergileyerek ortaklar arasına nifak soktuğunu ve şirketin gelişmesini engellediğini, bu nedenlerle 17.02.2009 tarihli toplantı ile davalının ortaklıktan çıkartılması yönünde karar alınarak noter marifetiyle davalıya bildirildiğini, davalının kararı kabul etmeyerek soyut iddialarda bulunup şirketin tasfiye haline girmesine sebep olduğunu, davalının haksız olarak ortaklık hisselerini elinde bulundurduğunu ve şirketin işleyişi ve gelişmesine engel olduğunu ileri sürerek, davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, ortaklıktan çıkarılma sebeplerinin gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının TTK madde 551 düzenlemesi çerçevesinde mahkemece şirketten çıkarılması için gerekli şartların olayda gerçekleştiği ve davalı hakkında çıkarılma kararı verilebileceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, limited şirkette ortaklıktan çıkarılma istemine ilişkin olup mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulü ile davalının, davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmiştir. Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde, davalının şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye borcunu ödemediğini, olumsuz tavırlarıyla şirket ortakları arasına nifak soktuğunu ve şirketin işleyişi ve gelişmesine engel olduğunu ileri sürerek davalının ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nun 529. maddesi uyarınca, noter marifetiyle ve on beş günden aşağı olmamak üzere tayin edilecek müddetlerle iki defa yapılan ihtara rağmen sermaye koyma borcunu ödemeyen ortak, şirketten çıkarılabilebileceği gibi, 551. maddesi uyarınca da, esas sermayenin yarısından fazlasına sahip bulunan şirket ortaklarının mutlak ekseriyeti tarafından muvafakat edilmek şartıyla şirketin, muhik sebeplerden dolayı bir ortağın şirketten çıkarılmasını mahkemeden isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut uyuşmazlıkta, TTK’nun 529. maddesindeki şekil şartları yerine getirilmemiş olup, 551. maddesi uyarınca, muhik sebep olarak ileri sürülen hususlar da ispatlanamadığı gibi, TTK.’nun 187. maddesine göre, şirket maksadının husulünü imkansız kılacak hususlar da davacı tarafça ispatlanamamıştır. Bu durumda, davanın reddine karar vermek gerekirken, kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2008/8424 E., 2010/3843 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
nde olduğunu, ortak sayısını arttırıp, nisap temini için yapılan sermaye artırımının iyiniyet kurallarına aykırı düştüğünü, hisse devri için gerekli oy birliği koşulunu aşmak için bunun yapıldığını, öte yandan 6 nolu karar ile müvekkilinin TTK’nun 551 nci madde hükmü uyarınca şirketten çıkartılmasına, merasimin tamamlanması için mahkemeye başvurulmasına karar verildiğini, oysa anılan madde koşulla
11. Hukuk Dairesi         2008/8424 E.  ,  2010/3843 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul Asliye 7.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 tarih ve 2004/935-2007/841 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili ile katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.04.2010 gününde davacı avukatı... ile davalı avukatı... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin iki ortağından biri olan müvekkilinin 21.03.2002 tarihinde arttırılarak 800.000.000.000 TL olan sermayenin 675.000.000 TL'na diğer ortak dava dışı ...'in ise geriye kalan sermayeye sahip olduğunu, ...’nin tek başına 5 yıllığına 30.12.2002 tarihli ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak atandığını, 17.05.2004 tarihli ortaklar kurulu toplantısına katılan müvekkilinin 2002 ve 2003 yılı bilançonun onanmasına ilişkin 2 nolu karara muhalefet şerhini yazdığını, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, müvekkiline ihtarnameye rağmen önceden bilgi verilmediğini, müdürün kasadan kişisel harcamalar yaptığını, hisse senetlerini değerinin altında bir fiyatla devrettiğini, 3 nolu karar ile aynı yıllar için müdürün ibra edildiğini, oysa kendi ibrasında oy kullanamayacağını, TTK’nun 537/son maddesinin bunu yasakladığını, müvekkilinin bu karara da muhalif kaldığını, 4 nolu karar ile ...’nin tekrar müdür seçildiğini, 2 nolu karara yapılan muhalefet gerekçelerinin bu karar için de geçerli olduğunu, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2003/1217 esasına müdürlükten azil ve şirkete kayyım tayin edilmesi yönünde dava açıldığını, ayrıca açılan tazminat davaları nedeniyle de iki ortak arasında güven kalmadığını, davacının bu yüzden bu karara da muhalif kaldığını, 5 nolu karar ile şirket sermayesinin 125.000.000.000 TL daha arttırılmasına ve mevcut ortakların rüçhan hakları kaldırılarak TTK’nun 546 ncı madde hükmü uyarınca ...’in 3 pay, ...in ve ...’nın 1’er pay karşılığı yeni ortak olarak alınmalarına karar verildiğini, müvekkilin bu karara şirketin küçük miktarlı bir artırıma ihtiyacı olmadığını, TTK’nun 520 nci madde hükmündeki 3/4 oy ve paydaş nisabını bertaraf etmek amacına matuf olduğunu, rüçhan hakkının engellenmesi amacı taşıdığını, artırım için 516 ncı maddedeki koşulların oluşmadığını ileri sürerek muhalif kaldığını, yeni ortaklara artan sermayenin tahsisinin pay devri niteliğinde olduğunu, ortak sayısını arttırıp, nisap temini için yapılan sermaye artırımının iyiniyet kurallarına aykırı düştüğünü, hisse devri için gerekli oy birliği koşulunu aşmak için bunun yapıldığını, öte yandan 6 nolu karar ile müvekkilinin TTK’nun 551 nci madde hükmü uyarınca şirketten çıkartılmasına, merasimin tamamlanması için mahkemeye başvurulmasına karar verildiğini, oysa anılan madde koşullarının oluşmadığını, bu karara da davacının muhalif kaldığını ileri sürerek, 2, 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların yasaya, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen 18.08.2007 tarihli bilirkişi kurulu raporuna göre, büyük ortak ...’nin kendi ibrasında oy kullanmasının TTK’nun 537/3 ncü maddesine aykırı olduğu, müdür seçimine TTK’nun 539 ncu maddesine uygun nisapla karar verildiği, gerekli nisabın üzerinde sermaye arttırılmış ve eşit işlem kuralına uyulmuş ise de, şirketin sermayeye ihtiyacı olduğuna dair delil getirilemediği, 125.000.000.000 TL için sermayenin arttırılmasının düşündürücü olduğu, TTK’nun 520 ncı maddenin dolanılması amacıyla yeni ortak alınmasına karar verildiği kanısına ulaşıldığı, iyiniyete aykırı olduğu, diğer istemlerde iptal nedeninin gerçekleşmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 3 ve 5 nolu kararların iptaline, diğer istemlerin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili ile katılma yolu ile davacı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükme esas bilirkişi raporuna göre hüküm tesis eden mahkemenin rapordaki gerekçelere de dayanmış olmasına nazaran, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Dava, davalı Limited Şirket ortaklar kurulu kararlarının iptali istemine ilişkin olup, davacının ortaklıktan TTK.nun 551 nci maddesi uyarınca çıkartılmasına ve merasimin tamamlanması için mahkemeye başvurulmasına ilişkin alınan 6 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmiştir. Oysa, TTK.nun 504/1.maddesi uyarınca,limited şirketlerde ortakların sayısı ikiden az olamayacağından, iki ortaklı limited şirketler bakımından, ortaklardan birinin ortaklıktan çıkarılması isteminin ortaklar kurulunca kabulü, sonucu itibariyle, tek kişi ile ortaklığın devamına olanak tanınması sonucu doğuracaktır. Oysa, yasa koyucu tarafından böyle bir sonuç amaçlanmış olamayacağından, aynı kanunun 551/3.maddesine dayanan hakkın, ancak ikiden fazla ortaklı limited şirketlerde uygulanmasının mümkün olacağının kabulü gerekir. Bu durumda, davacı aleyhine oy kullanan dava dışı ortağın aynı Kanun'un 549/4.maddesi uyarınca, şirketin feshini talep hakkını kullanması olanağı her zaman için mevcuttur. Bu durumda, anılan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, bu istemin bilirkişi raporunda yazılı gerekçelerle reddi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm,davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin diğer temyiz itirazının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.04.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2008/13676 E., 2010/5503 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davalılar vekili, TTK 551/3. maddesi gereğince sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların mutlak ekseriyeti ile ortağın şirketten çıkarılmasının istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2008/13676 E.  ,  2010/5503 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2008 tarih ve 2007/185-2008/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili, davalılar ve dava dışı ...’ın 2003 yılında ‘Sampas Samsun Ağaç Masif Panel San.Tic.Ltd.Şti.’ kurduklarını, anasözleşmeyle 10 yıl süre ile davacı ve davalı ...’ın şirket müdürlüğüne seçildiklerini, davalıların aynı zamanda 1993 yılında kurulan ‘...İnş.Turizm San.Tic.Ltd. Şti.’ortak ve müdürü olduklarını, her iki şirketin faaliyet konularının aynı olduğunu ileri sürerek davalı ...'ın müdürlük görevinden azline, davalıların ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, TTK 551/3. maddesi gereğince sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların mutlak ekseriyeti ile ortağın şirketten çıkarılmasının istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, TTK 551/3. maddesi gereğince sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların mutlak ekseriyeti ile ortağın şirketten çıkarılmasının istenebileceği, davacının yüzde 15 sermaye sahibi olduğu, TTK 547. maddesi gereğince müdür olan bir ortağın şirketin muvafakatı olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında kendi adına iş göremeyeceğinin öngörüldüğü, davalıların ortak ve müdür olduğu şirketin 1993 yılında kurulduğu, diğer şirketin ise 2003 yılında kurulduğu, davacının, davalıların diğer şirkete ortak ve müdür olduklarını bildiği ve zımni olarak rıza gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 17.05.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2010/9926 E., 2010/11609 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
Davalılar vekili, TTK'nun 551/3. maddesi gereğince sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların mutlak ekseriyeti ile ortağın şirketten çıkarılmasının istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
11. Hukuk Dairesi         2010/9926 E.  ,  2010/11609 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2008 gün ve 2007/185 - 2008/171 sayılı kararı onayan Daire’nin 17.05.2010 gün ve 2008/13676 - 2010/5503 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili, davalılar ve dava dışı Abdulaziz Akbay’ın 2003 yılında ‘Sampas Samsun Ağaç Masif Panel San.Tic.Ltd.Şti.’ kurduklarını, anasözleşmeyle 10 yıl süre ile davacı ve davalı ...’ın şirket müdürlüğüne seçildiklerini, davalıların aynı zamanda 1993 yılında kurulan ‘Genç-Ay İnş.Turizm San.Tic.Ltd. Şti.’ortak ve müdürü olduklarını, her iki şirketin faaliyet konularının aynı olduğunu ileri sürerek davalı ...'ın müdürlük görevinden azline, davalıların ortaklıktan çıkarılmasını talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, TTK'nun 551/3. maddesi gereğince sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların mutlak ekseriyeti ile ortağın şirketten çıkarılmasının istenebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, TTK'nun 551/3. maddesi gereğince sermayenin yarısından fazlasına sahip olan ortakların mutlak ekseriyeti ile ortağın şirketten çıkarılmasının istenebileceği, davacının yüzde 15 sermaye sahibi olduğu, TTK'nun 547. maddesi gereğince müdür olan bir ortağın şirketin muvafakati olmadan şirketin uğraştığı ticaret dalında kendi adına iş göremeyeceğinin öngörüldüğü, davalıların ortak ve müdür olduğu şirketin 1993 yılında kurulduğu, diğer şirketin ise 2003 yılında kurulduğu, davacının davalıların diğer şirkete ortak ve müdür olduklarını bildiği ve zımni olarak rıza gösterdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilince temyiz edilen karar Dairemizin 17.05.2010 tarihli karı ile onanmıştır. Davacı vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 11.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/1428 E., 2021/980 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Şti.'ne satıldığını, alıcı firma ile danışıklı hareket edildiğini ileri sürerek TTK 551/3 maddesi uyarınca ...’un ortaklıktan çıkarılmasına, ...’ın 2.
11. Hukuk Dairesi         2020/1428 E.  ,  2021/980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.01.2020 tarih ve 2014/80 E. - 2020/48 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Tekstil Ürünleri Ltd. Şti.'nde % 50 oranında pay sahibi ve birlikte şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığını, davalı şirket ile dava dışı ... arasında gayrimenkul satım vaadi ve kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi akdedildiğini, daha sonra davalı ...’un usulsüz olarak aldığı ortaklar kurulu kararı ile müvekkilinin temsil yetkisini kaldırdığını, bu işlemin iptaki için açılan davanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2008/323 Esas sayılı dosyası üzerinden görüldüğünü ve temyiz aşamasında olduğunu, dava dışı ...’ın müdür olarak atanmasındaki sebebin kendisinin şirket yönetiminden uzaklaştırılması olduğunu, ...’un şirket idaresini ele geçirmeye çalıştığını, ortaklar arasındaki saygı ve güvenin tamamen ortadan kalktığını, temeldeki sebebin gayrimenkul satım vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin tapuya tescilinin ardından belediyece imar uygulaması yapılıp, birden çok parsele dönüştürülen bu yerin şirkete devrinin yapıldığını, akabinde de iptali istenilen ortaklar kurul kararı ile arsanın şirkete ait hissesinin Mersat Ltd. Şti.'ne satıldığını, alıcı firma ile danışıklı hareket edildiğini ileri sürerek TTK 551/3 maddesi uyarınca ...’un ortaklıktan çıkarılmasına, ...’ın 2. ortak kabul edilip şirketin devamına, bu talep reddedilirse yeni bir ortak alınması için 3 aylık süre tanınmasına, bu da kabul görmezse şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak kendisinin atanmasına, kabul görmediği takdirde kendisinin çıkma talebinin kabulü ile ortaklığın fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davacının hile ile şirket müdürlüğünden uzaklaştırıldığı gerekçesiyle 26/06/2016 tarihli ortaklar kurulu kararının iptali için açmış olduğu davanın reddedilmesi, davacının ..., ... ve ... aleyhine, şirketin zarara uğratıldığı, hile ile müdürlükten uzaklaştırıldığı ve şirkete ait taşınmazın düşük bedelle devir edilmesinden kaynaklı olarak muhtemel kazançtan yoksun bırakıldığı iddiası ile açmış olduğu davanın da reddedildiğinden, şirketten diğer ortağın çıkarılması ve şirketin feshi için haklı nedenlerin oluşmadığı anlaşılmakta, aynı şekilde, davacının, davalı şirket ile faaliyet konuları aynı olan Erkurt İnşaat Otom. Turizm. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nde kurucu ortak ve temsile yetkili müdür olarak yer aldığı, bu durumda davacının özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığı, davacının kusurunun davalı ortağa göre daha fazla olduğu, şirketin işlevsiz hale gelmesinde davacının asli kusurlu olduğu anlaşıldığından davacının haklı nedenle fesih ve çıkarma davası açma hakkının bulunmadığı anlaşılmış, somut olaya uygulanması mümkün olan 6102 sayılı TTK'nın 636/3'ncü maddesi hükmü uyarınca mahkeme ancak şirketin haklı sebeple fesih koşulları oluştuğunun kabulü halinde anılan fıkrada yazılan alternatif çözüm yollarından birini uygulayabileceğinden, davacının, davalı ortaktan daha fazla kusurlu olduğu, davalı ortağın kusurlu olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, buna göre de şirketin haklı sebeple feshi koşulları oluşmadığından artık alternatif çözüm yollarının değerlendirilmesi mümkün olmadığı, her ne kadar bilirkişi raporunda davacının şirketten çıkma isteminin kabulü gerektiği mütalaa edilmiş ise de; davacının terditli olarak ortaklıktan çıkma talebi söz konusu olmadığından, davacı ancak şirketin feshi için haklı sebebin varlığının kabulüne bağlı olarak alternatif çözüm yöntemi olarak ortaklıktan çıkarılabileceğinden davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, haklı sebeple şirketin feshi nedenlerinin ispatlanamamış olmasına, haklı sebeplerle şirketten çıkma isteğine ilişkin talep bakımından başkaca haklı olgulara dayanılmamış ve dayanılan olgular bakımından da davacının daha ziyade kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 08.02.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.