6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 552

Türk Ticaret Kanunu 552. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 552- (Değişik: 26/6/2012-6335/27 md.) (1) Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bir şirket kurmak veya şirketin sermayesini artırmak amacıyla yahut vaadiyle halka her türlü yoldan çağrıda bulunularak para toplanması yasaktır. V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

5 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2014/10292 E., 2014/16241 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
Mahkemece, TTK'nın 552. maddesi yollamasıyla TTK'nın 443/2.
11. Hukuk Dairesi         2014/10292 E.  ,  2014/16241 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.05.2013 gün ve 2011/158-2013/276 sayılı kararı onayan Daire’nin 18.02.2014 gün ve 2013/17904-2014/2783 sayılı kararı aleyhinde davalı ... Ltd. Şti. vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin birleşen dosya davalısı ... Hiz. Ltd. Şti'nin kurucusu ve %49 hisse ile ortağı olduğunu, şirketin diğer ortağı ...'ın aynı zamanda davalı ... Hiz. Ltd. Şti'nin de ortağı olduğunu, şirketin feshi için dava açtığını, bu sırada şirketin Sağlık Bakanlığı'nca verilen hastane işletme ruhsatının davalı şirket ... Ltd. Şti. müdürü olan ...'ın oğlu ... tarafından diğer davalı ... Hiz. Ltd. Şti'ye noter aracılığıyla muvazaalı olarak satıldığını, söz konusu satışla ilgili şirket müdürüne böyle bir yetki verilmediğini ve ortaklar kurulu kararının da bulunmadığını ileri sürerek, şirketin içini boşaltarak zarara uğratmayı amaçlayan işbu devir sözleşmesinin mutlak butlan ile geçersizliğinin tespiti ile iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, davacının şirkete karşı ortak olarak sorumluluklarını yerine getirmediğini, iddialarının yersiz olup hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiğini ve müvekkili yönünden husumetten davanın reddini istemiştir. Davalı ... Hiz. Ltd. Şti. vekili, davaya konu sözleşmenin amacının şirketin içini boşaltmak olmadığını, tasfiye davası sonucu şirkete kayyum atanması halinde mevcut malvarlığıyla şirketin yönetimi mümkün olmayacağından ve faaliyet gösteremeyeceğinden sağlık hizmetlerinin sekteye uğramaması için ruhsat devir işleminin yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen dosyanın davalısı ... Hiz. Ltd.Şti. cevap vermemiştir. Mahkemece, TTK'nın 552. maddesi yollamasıyla TTK'nın 443/2. maddesi kıyasen uygulanması ile şirket müdürünün yetkisi ve ortaklar kurulu kararı olmaksızın şirket için hayati öneme sahip aktiflerin satışı için yapılan devir sözleşmesinin geçersiz olduğu, aynı aileye mensup olanlar arasında iyiniyetten bahsedilemeyeceği, devir sözleşmesinin şirket aktifleri ile pasiflerinin birlikte devredilmesi gerektiğine dair BK'nın 179. maddesi hükmüne aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle davalı şirketler yönünden davanın kabulü ile devir işleminin iptaline, davalı ... şirket müdürü olarak hareket ettiğinden bu davalı yönünden davanın husumetten reddine dair verilen karar davalılar vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 18.02.2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı ... Ltd. Şti. vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... Ltd. Şti. vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... Ltd. Şti. vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 52,40 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 228,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı ... Ltd. Şti'den alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 23.10.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2012/13026 E., 2013/12001 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Tohumculuk Fidecilik Tarım Ürünleri Makine Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, TTK'nın 552. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 441 ve devam eden maddeleri uyarınca resen mali müşavir Hüseyin Hamamcılar'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2012/13026 E.  ,  2013/12001 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11/04/2012 tarih ve ... sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 26/03/2009 tarihinden bu yana davalı şirkette %10 hisse sahibi ortağı olduğunu, şirkete 10 yıl için diğer ortak davalı ...'in eşi ...'in dışarıdan müdür olarak atandığı, müdürün kendisine verilen yetki sınırını aşarak şirketi zararı sokacak işlemler yaptığını, bu duruma diğer ortak ... tarafından göz yumulduğunu, ayrıca şirket müdürü eşinden de aldığı destek üzerine müvekkile davalı şirket için başka bir ortak bulduğunu, onunla anlaşacağını, bu nedenle hissesini ona devretmesi gerektiği hususunda baskı uygulamaya başladığını, bu hareketler neticesinde diğer ortağa olan güvenin tamamen sarsıldığını, şirket müdürünün aynı şirket adresinde, şirketin faaliyet alanına giren bir konuda şirket kurduğunu ve/veya ortak olduğunu, bu şirkette genel müdür sıfatıyla çalıştığını, böylece rekabet yasağını ihlal ettiğini, ortaklığın devam etmesinin müvekkil için anlamsız hale geldiğini, anlaşmazlığın ciddi boyutlara ulaştığını, ortaklar arası güven ve işbirliğini zedeleyen davranışların TTK. m 594/4'e göre haklı nedenlerle limited ortaklığının sona ermesi nedeni olduğunu ileri sürerek, şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, müvekkil şirketin 31/03/2009 tarihinde kurulduğunu, davacının %10 oranında hisse sahibi olduğunu, şirketin kurulmasına gerekli olan bütün sermaye ve teminatların şirket müdürü ile davalı şirket ortağı tarafından karşılandığını, davacının şirketin kurulması, yatırım yapması veya diğer aşamalarda herhangi bir katkısı olmadığını, maddi anlamda bir desteğinin bulunmadığını, davacının ayrıldığı eşi ...'in şirkette çalışması koşuluyla, %10 oranında hissedar olmayı kabul ettiğini, birlikte hizmet akdi yapıldığını, davacının eski eşi işi bıraktığı için şirkette çalışmayınca müvekkillere 50.000,00 TL karşılığı hissesini devredeceğini söylediğini, teklif fahiş olduğu için kabul görmeyince, müvekkillerin tarım kredisi kullandıkları bankaya karşı zor durumda bırakma amacıyla davanın açıldığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, ortaklar arasında güven ilişkisinin kalmadığı, resmiyette davalı ... ortak olsa da şirket müdürü olan eşi ...'in şirketi bizzat yöneten ortak gibi hareket eden kişi olup, davalı şirket ile aynı amaçla fide ve tohum üretimi yapmak üzere başka bir şirket kurmuş olmasının, davacının davalılara ve şirketi yöneten müdüre güvenmemesine neden olduğu, şirket müdürünün rekabet yasağını da ihlal ettiği, TTK'nın 594/4 maddesi şartları oluştuğu gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ... Tohumculuk Fidecilik Tarım Ürünleri Makine Kimya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin fesih ve tasfiyesine, TTK'nın 552. maddesi yollamasıyla aynı yasanın 441 ve devam eden maddeleri uyarınca resen mali müşavir Hüseyin Hamamcılar'ın tasfiye memuru olarak atanmasına karar verilmiştir. Kararı davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, davalı limited şirketin feshine ilişkin olarak açılmış olup, davacı fesih için haklı neden olarak, ortak olmayan davalı şirket müdürünün eylemlerini göstermiş ve mahkemece de bu sebeplere dayalı olarak şirketin feshine karar verilmiştir. Her ne kadar 6762 sayılı TTK'nın 549/4. maddesinde muhik sebeplerin varlığı halinde şirketin feshine karar verilebileceği belirtilmiş ise de, bu davada ileri sürülen sebepler müdürün azli için tartışılabilecek sebeplerden olup, şirketin feshi için haklı neden teşkil etmez. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda da bu husus vurgulanmıştır. Bu itibarla, mahkemece davanın şirket yönünden bu nedenle reddi gerekirken, kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davalı şirket yararına bozulması gerekmiştir. 2-Diğer davalı yönünden yapılan temyiz incelemesine gelince, fesih ve tasfiye davasında yasal hasım şirket olup, ortağın husumet ehliyeti yoktur. Bu itibarla, davalı ... hakkında açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın anılan davalı yönünden de kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün davalı ... yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı şirket yararına, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle ise davalı ... yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 10.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2012/20980 E., 2012/38348 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBatman İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK.nun 552. maddesi delaletiyle aynı kanunun 449.
12. Hukuk Dairesi         2012/20980 E.  ,  2012/38348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Batman İcra Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 31/05/2012 Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü : Borçlu vekili, alacaklı şirketin taraf ehliyetinin sona erdiğinden bahisle yapmış olduğu icra takip işlemlerinin iptalini istemiş, Mahkeme, alacaklı şirketin ticaret sicilinden terkin edilmiş olsa bile genel haciz yoluyla yapmış olduğu takipte alacağını tahsil etmeden tüzel kişiliğinin sona ermeyeceğini belirterek şikayetin reddine karar vermiştir. Limitet şirketin feshinin ticaret sicili memurluğunca ilan edilmiş olması ortaklığın sona erdiğini göstermez. Tasfiye tamamlanıp, tasfiye memurları tarafından ticaret siciline ortaklığın silinmesi ve bu işlemler tamamlanıp ilan edilmesi üzerine ortaklık sona erer. Şirket fesh edilip TTK.nun 449. maddesi uyarınca şirketin ticaret ünvanı ticaret sicilinden silinmiş ise, artık ortada bir şirketin varlığından bahsetmek mümkün olmayacağından şirket adına yasal bir girişimde de bulunamaz. Ancak ticaret sicil memurluğuna husumet tevcihi suretiyle dava açılarak şirketin yeniden ihyasına karar verilmesi suretiyle şirketin tekrar hayatiyet sağlanıp bundan sonra şirket adına talepte bulunabilir. Şirket hakkında verilecek ihya kararından sonra varsa son tasfiye memuru yoksa şirket temsilcisi şirketi temsilen şirket adına işlem yapabilir, dava açabilir. Takip işlemlerinin tasfiye memur tarafından verilen, Bursa 18.Noterliğinin 07.02.2009 tarih ve 3191 yevmiye nolu vekaletnameye istinaden şirket adına vekil tarafından yapıldığı  anlaşılmaktadır. Alacaklı limitet şirket fesh edilmiş olup, buna ilişkin tescil kararının 27.09.2011 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı hususunda taraflar arasında çekişme bulunmamaktadır. TTK.nun 552. maddesi delaletiyle aynı kanunun 449. maddesi  uyarınca limitet şirketin temsil yetkisi fesih ile son bulacağından tasfiye memuru H. H.’ın yetkisinin sona erdiğinin kabulü gerekir. Bu durumda gerek kendisi gerekse de vekaletname verdiği vekil şirket adına herhangi bir işlem yapamayacağından icra takibi de yapamaz. O halde takibin devamı ancak şirketin ihya edilmesi yoluyla mümkün olup bu işlem yapılıncaya kadar takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken bu usul göz ardı edilerek şikayetin reddi yönünde hüküm kurulması doğru değildir. SONUÇ  : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/1937 E., 2012/11605 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
diği, diğer taraftan devir sözleşmesinde ortaklardan ...’ın imzasının da bulunduğu ancak bu kişinin hisseleri devralan kişi olduğu, bu sebeple yetkili müdür ...’ın yanında en azından diğer ortağın imzasının da bulunmasının gerektiği, ancak TTK’nun 552'nci maddesi gereğince limitet şirketlerde de uygulanması gereken 443/2 maddesi gereğince aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının
11. Hukuk Dairesi         2011/1937 E.  ,  2012/11605 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2009/281-2010/522 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davalı Marmaris Yat Marina Turizm San. Tic. A.Ş.’nin 27/10/2007 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında mevcut hazurun cetveline göre toplam hissenin %97sine denk gelen 3.395.000 adet hissenin davacı şirkete ait olduğunu, bu hisselerin tamamının şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerin imzasını taşımayan ve bu haliyle yoklukla malul bulunan bir anonim şirket hisse devir sözleşmesiyle davalı ...’e verildiğini, davalı ...’in ise bu hisselerin 3.000.000 adedini daha sonra davalı ...’e devrettiğini oysaki davacı şirkete ait hisselerin devrinin davacı şirketi söz konusu işlemde temsil yetkisine sahip olmayan ... ve ... tarafından gerçekleştirildiğini ileri sürerek, geçersiz hisse devir işleminin butlanının tespitine, iptaline ve pay defterinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, husumetin ... ve Ticaret Sicil Memurluğu'na da yöneltilmesinin gerektiğini, davalı Marmaris Yat Marina A.Ş.’nin husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacı şirketin 2006 yılında alınan ortaklar kurulu kararları gereğince ... ve ...’ın devir işlemi yapmaya yetkili olduklarını, nitekim hisse devrinin davacılar tarafından da benimsendiğini bildirerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu devir sözleşmesini davacı şirket adına imzalayanlardan birinin şirket müdürü ... olup bu kişinin aynı zamanda davacı şirketin ticaret temsilcisi olarak atandığı, diğer ticari temsilci olarak atanan kişinin ... olduğu, Borçlar Kanunu’nun 450/1. maddesi gereğince ticari mümessilin iyiniyetli üçüncü kişilere karşı işletmesinin gayesine dahil her türlü tasarrufu işletme adına yapmaya yetkili olduğu, aynı maddenin ikinci fıkrasında ticari mümessilin özel yetki almadan yapacağı işlerin gösterildiği, mümessillik yetkisinin ancak bir işletmenin varlığı halinde söz konusu olduğu ancak ticari mümessilin işletmenin ortadan kalkmasına, tasfiye olunmasına yol açacak işlemleri yapma yetkisinin bulunmadığı, ticari işletmeyi devredemeyeceği, tacirin iflasını isteyemeyeceği ve bunun gibi bir takım işlemleri yapma yetkisinin bulunmadığı, bu kapsamda değerlendirildiğinde ticari mümessilin, toplam sermayesi 25.000.000 TL olan şirketin başka bir şirketteki 16.975.000 TL tutarındaki hisselerini devretme yetkisine sahip olduğunun düşünülemeyeceği nitekim şirketin mal varlığının çok büyük bir kısmının bu şekilde devredildiği, diğer taraftan devir sözleşmesinde ortaklardan ...’ın imzasının da bulunduğu ancak bu kişinin hisseleri devralan kişi olduğu, bu sebeple yetkili müdür ...’ın yanında en azından diğer ortağın imzasının da bulunmasının gerektiği, ancak TTK’nun 552'nci maddesi gereğince limitet şirketlerde de uygulanması gereken 443/2 maddesi gereğince aktiflerin toptan satılabilmesi için genel kurul kararının gerekli olduğu, Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarının da bu yönde olduğu ancak her iki tarafın da kabulünde olduğu üzere Özkaynak ve Aydın ailelerinin sahibi olduğu Halikarnas Şirketler Grubuna dahil 11 adet şirket ve malvarlıklarının, ortakların almış oldukları kararla paylaşıldığı, bu kapsamda şirketlerdeki hisselerin karşılıklı olarak devredildiği, aynı şekilde taşınmazlar ve araçların da devre konu edildiği, buna rağmen hazırlanan Halikarnas şirketler grubu ortaklığının tasfiyesi ve hisse devir sözleşmesinin grubun hakim ortaklarından ... tarafından imzalamaktan kaçınıldığı, bu sözleşme gereğince ... tarafından yapılması gereken ödemelerden kaçınıldığı ve hataya düşürüldüğünden bahisle tapu kayıtlarının iptali, mümkün olmadığında bu taşınmazların bedelinin tahsilinin istendiği, bu amaçla Marmaris ve Kadıköy’de davalar açıldığı, dolayısıyla davaya konu devir işleminin de davacı şirket ve ortakları tarafından benimsendiği, ...’ın davacı firmanın hisselerini ...’tan bu tasfiye kapsamında devraldığı ve devir tarihinden sonra da şirket yönetimine katılmaya başladığı ancak davalı şirketin toplantı ve yönetimine katılmadığı, bu sebeple davaya konu edilen hisse devrinin geçerli olmadığı ancak aradan geçen uzun süreden sonra geçersizliğin ileri sürülmesinin Medeni Kanun'un 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralı ile bağdaşmayacağı, davacının ancak tasfiyeden doğan farkı talep edebileceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirketteki davacı şirket paylarının devrine ilişkin sözleşmenin iptaline ilişkin olarak açılmış olup, dosya içeriğinde bulunan sözleşme içeriğinden de anlaşılacağı üzere taraf şirketlerde ve başka şirketlerde birlikte pay sahibi olan kişilerin şirketlerdeki paylarını devretmek amacıyla işlemlere giriştikleri, bu meyanda karşılıklı olarak pay devirlerinin yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı limited şirketin davalı şirketteki paylarını devreden kişiler şirketi temsile yetkili olan şahıslar olup, pay devrinin arkasında yatan neden de nazara alındığında bu işlemin ortaklar kurulu kararını gerektirir fevkalade bir işlem olduğu sonucuna varılamaz. Bu itibarla mahkemenin bu yöndeki gerekçesi yerinde değilse de gerek yukarıda yapılan açıklamalar ve gerekse de süreç içerisinde diğer pay devirlerinin gerçekleşmesi karşısında ileri sürülen nedenler itibari ile devir sözleşmesinin iptalinin istenmesinin iyiniyet kaidelerine aykırı bulunması nedeniyle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ilave bu gerekçe ile ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 2,75 TL temyiz ilam harcının temyiz edenlerden alınmasına, 02.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Limited şirketlerin tasfiyesinde, Türk Ticaret Kanununun 552. maddesi yollaması ile TTK'nun 441-450.
Hukuk Genel Kurulu 2007/10-358 E., 2007/337 K. Hukuk Genel Kurulu 2007/10-358 E., 2007/337 K. - ANONİM ŞİRKETİN TAFSİYESİ - RÜCUAN ALACAK - TERKİN- 506 S. SOSYAL SİGORTALAR KANUNU(MÜLGA) [ Madde 26 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 39 ] - 1086 S. HUKUK USULÜ MUHAKEMELERİ KANUNU(MÜLGA) [ Madde 40 ] "İçtihat Metni" Taraflar arasındaki "rücuan alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Tekirdağ Asliye Hukuk (İş) Mahkemesince davanın reddine dair verilen 15.10.2004 gün ve 20/162 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.02.2005 gün ve 12512-1543 sayılı ilamı ile, (...Dosyadaki bilgi ve belgelere göre; davalılardan Limited Şirketin işçisi sigortalı Müren'e yapılan yardımların tahsiline ilişkin davanın tasfiye nedeniyle davalıya husumet yöneltilemeyeceğinden reddedilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. Şöyle ki; tüzel kişiliği olan davalı Limited Şirketin tasfiye edildiği ve ticaret sicilindeki kaydının terkin edildiği görülmektedir.Tüzel kişilik ticaret sicilindeki kaydının terkini ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona erdiğinin hukuk açısından kabul edilebilmesi için tasfiye işleminin eksiksiz tamamlanmış olması gerekir. Eğer tasfiye işlemleri gerçek olarak tamamlanmamış ve tasfiyede gereken hususlar eksik bırakılmışsa tüzel kişilik ticaret sicilinden terkin edilse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinden söz edilemez. O itibarla davacı Kurum vekiline uygun süre verilerek tasfiye işlemleri ve ortaklarla olan ilişkilerin tam olarak sona ermediği için Limited Şirketin tüzel kişiliğinin yeniden ihyası hakkında tasfiye kurulu ile ticaret siciline husumet tevcihi suretiyle dava açmasının sağlanması ve dava açıldığı taktirde bu davanın sonucunun beklenmesi tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde bu tüzel kişinin kusuru ile belirlenecek gerçek zarar miktarıyla sorumluluğuna gidilerek karar verilmesi gerekir. Belirtilen maddî ve hukukî olgular göz ardı edilerek noksan tahkikat ve inceleme ile hüküm kurulması bozmayı gerektirir. O halde, davacı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davacı vekili Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 26. maddesine dayalı rücuan alacak istemine ilişkin olup, iş kazası neticesinde sigortalıya bağlanan gelirler ve yapılan ödemeler nedeniyle oluşan Kurum zararının işveren şirketten tahsilini amaçlamaktadır. Davalı şirket tasfiye memurunun katılımıyla yapılan 29.11.2000 tarihli sigorta müfettişi incelemesi sonucunda, davacı Kurum tarafından sigortalıya 29.10.2001 onay tarihi ile sürekli iş göremezlik geliri bağlandığı, davalı işveren şirketin Ticaret Sicilinden 9.11.2001 tarihinde terkin edildiği, eldeki davanın ise 24.1.2002 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Limited şirketlerin tasfiyesinde, Türk Ticaret Kanununun 552. maddesi yollaması ile TTK'nun 441-450. maddelerinde düzenlenen anonim şirketlerin tasfiyesine ilişkin hükümler uygulanır. Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile, limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bir tüzel kişiliğin son bulmasını ifade eden fesih ve tasfiye işlemi, aynı zamanda Borçlar Hukukuna ilişkin bir hukuki işlem olup, bu karar ve işlemin hataya dayanması karşısında gerçek anlamda bir tasfiye işleminden söz edilemez. Hataya veya kasta dayalı, şeklen gerçekleşmiş bir tasfiyenin kaldırılmasının gerek o işlemi gerçekleştirenlerce, gerekse bundan zarar görenlerce istenebilmesi Borçlar Hukukunun temel kurallarından biridir. Buna yönelik düzenlemeye TTK hükümlerinde yer verilmemişse de, TTK'nun 1. maddesi yollaması ile Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde, hataya dayalı bir hukuki işlemin düzeltilmesine olanak tanınması kaçınılmazdır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.01.1999 gün ve 1999/10-1-1 sayılı Kararı). Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek yargılamanın limited şirket tüzel kişiliğine karşı devamının sağlanması gerekmektedir. TTK'nun 224 ve 445. maddelerinde tasfiye memurunun görev ve yetkileri, tasfiyenin nasıl yapılacağı, alacaklıların haklarının nasıl korunacakları açıklanmıştır. Her ne kadar, rücuan alacak davası davalı limited şirketin tasfiyesinden sonra açılmış ise de, tasfiye memuru iş kazasından haberdar olup, bu konuda dava açılıp açılmadığını araştırmakla yükümlüdür. Tasfiye memurunun iş kazasından haberdar olması nedeniyle, "Şirketin henüz muaccel olmıyan borçlariyle münazaalı bulunan borçlarına tekabül edecek bir para dahi kezalik notere tevdi olunacağı" yönündeki TTK'nun 445/3. madde hükmü gereğince, belirtilen sair tedbirleri almak suretiyle tasfiyeyi gerçekleştirmeleri gerekir. Eksik işlemler neticesinde tasfiyenin hukuken sonuçlandığı kabul olunamaz. Ayrıca, tasfiye hainde bulunan bir şirketten alacaklı bulunan kişilerin yapılan ilanlara rağmen alacaklarını yazdırmamalarının alacağın düşmesini gerektirmeyeceği hukuksal gerçeği de dikkate alınmalıdır. Tüzel kişiliği sona eren şirketin ihyası için tasfiye memuru ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa HUMK.nun 39 ve 40. maddeleri hükümleri uyarınca uygun bir önel verilmelidir. Dava açıldığı, takdirde ve alınacak sonuca göre eldeki davaya devam edebilme olanağı bulunduğu belirlendiğinde, tüzel kişiliğe tebligat yapılarak, rücu alacağının yöntemince saptanması gerekir. Yukarıda belirtilen maddi ve yasal olgular karşısında, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 06.06.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.