6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 58

Türk Ticaret Kanunu 58. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 58- (1) Haksız rekabet, her türlü basın, yayın, iletişim ve bilişim işletmeleriyle, ileride gerçekleşecek teknik gelişmeler sonucunda faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla işlenmişse, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yazılı davalar, ancak, basında yayımlanan şeyin, programın; ekranda, bilişim aracında veya benzeri ortamlarda görüntülenenin; ses olarak yayımlananın veya herhangi bir şekilde iletilenin sahipleri ile ilan veren kişiler aleyhine açılabilir; ancak; a) Yazılı basında yayımlanan şey, program, içerik, görüntü, ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilan verenin haberi olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayımlanmışsa, b) Yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, ses veya iletinin sahibinin veya ilan verenin kim olduğunun bildirilmesinden kaçınılırsa, c) Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayımlanan şeyin, programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilan verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa, yukarıda anılan davalar, yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni, program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilan servisi şefi; bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi aleyhine açılabilir. (2) Birinci fıkrada öngörülen hâller dışında, aynı fıkrada sayılan kişilerden birinin kusuru hâlinde sıraya bakılmaksızın dava açılabilir. (3) 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (d) ve (e) bentlerinde yazılı davalarda Türk Borçlar Kanunu hükümleri uygulanır. (4) Haksız rekabet fiilinin iletimini başlatmamış, iletimin alıcısını veya fiili oluşturan içeriği seçmemiş veya fiili gerçekleştirecek şekilde değiştirmemişse, bu maddenin birinci fıkrasındaki davalar hizmet sağlayıcısı aleyhine açılamaz; tedbir kararı verilemez. Mahkeme haksız rekabet eyleminin olumsuz sonuçlarının kapsamlı veya vereceği zararın büyük olacağı durumlarda ilgili hizmet sağlayıcısını da dinleyerek, haksız rekabet fiilinin sona erdirilmesini veya önlenmesine ilişkin tedbir kararını hizmet sağlayıcı aleyhine de verebilir veya içeriğin geçici olarak kaldırılması dâhil somut olaya uyan uygulanabilir başka tedbirler alabilir. IV - Kararın ilanı

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

29 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/261 E., 2013/17148 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
rihli e-mail içerikleri dikkate alındığında, karşı davalının karşı davacılar hakkında, onların sözleşme imzaladığı Isıs firması nezdinde yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğu ve ayrıca mali gücü hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak TTK.58.maddesinde tanımlanan haksız rekabet fiilini işlediği, ancak bu eylemler nedeniyle davacının zarara uğradığının somut delillerle ispatlanamadığı, yine ka
11. Hukuk Dairesi         2013/261 E.  ,  2013/17148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 04.07.2012 tarih ve 2007/1009-2012/757 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili ve davalı-karşı davacı-birleşen dosya davacısı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili, ilaç, kozmetik ve kimyevi maddeler alanında faaliyet gösteren müvekkilinin 1994 yılında Sağlık Bakanlığı nezdinde başlattığı çalışmalar sonunda yurtdışı Neostrata ve Isıs firmalarına ait ürünleri gerekli izin ve ruhsatları alarak 1996 yılından itibaren yurda getirmeye başladıklarını ve bu firmalarla distribütörlük anlaşmaları imzalayarak ürünler yönünden önemli pazar payı oluşturulmasını sağladığını, müvekkilinin davalılardan ... ile belirtilen marka ürünlerin pazarlaması ile ilgili olarak rekabet yasağını da içeren 14.03.2003 tarihli sözleşme imzaladığını, yine, müvekkili firmanın eski çalışanı olan davalı ...'in 31.12.2004 tarihinde müvekkili şirketten ayrılarak önce kendi adına şahıs şirketi kurduğunu, sonrasında ise davalı ... ile birlikte kurucu ortak oldukları davalı Lotis...Ltd. Şti şirketini 14/09/2005 tarihinde müvekkili Assos firmasının dermakozmetik kolu olarak kurulduğunu, davalıların hem sözleşmedeki rekabet yasağını ihlal ederek ve ayrıca haksız rekabet eylemlerinde bulunarak müvekkilini zarara uğrattıklarını, Temmuz-Ağustos 2007 döneminde davalılar ... ve ortağı olduğu Lotis şirketinin rekabet yasağı içeren sözleşmeye aykırı olarak, daha önce davacı ile anlaşmaları olan orjin şirketlerden gizlice ithalatlar yapmaya başladıklarını, müvekkilinin bu durumdan 17 Ağustos 2007 tarihinde haberdar olduğunu, bu tarihte davalıların Lotis şirketi aracılığıyla Neostrata ve Isıs şirketleri ile anlaşmalar imzaladıklarını ve bu ürünleri artık kendi şirketleri adına doğrudan ithal edip dağıtacağını belirttiğini, yapılan araştırmada davalıların davacının ticari ilişkisi devam ederken orjin şirketlerle temasa geçtiğinin tespit edildiğini, 10 yılı aşkın bir süredir davacının ticari ilişkisini sürdürdüğü, yurt içinde tanıttığı, belli bir pazar oluşturduğu ürünlerin davacının elinden alınmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunu, davalı eylemlerinin TTK'nın 56.,57/1.,2.,3.,5.,7.,9.,10. ve BK'nın 48. maddelerinde tanımlanan haksız rekabet niteliğinde olduğunu gerekçesiyle davalı ...'in davacı şirketle imzaladığı 14/01/2003 tarihli sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı haksız fiillerinin tespitine, davalı ... ve ... tarafından davacı aleyhine ika olunan haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulmasına, davalı ... ve ...'in kurucu ortağı olduğu davalı Lotis...Ltd. Şti'nin eylemlerinin haksız rekabet oluşturulduğunun tespitine, önlenmesine ve bu eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini için şimdilik 6.000,00 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava ve birleşen davanın reddini istemiştir. Davalı-karşı davacı-birleşen dosya davacısı Lotis Kozmetik..Ltd. Şti., davalı-karşı davacı Murat ... ve davalı ... vekili, asıl dava yönünden, davacının haksız rekabete uğradığını iddia ettiği tarihlerde Neostrata ve Isıs firmaları ile aralarında akdedilmiş bir sözleşmesinin bulunmadığını, davacı şirketin 01/08/2003 tarihinde dava dışı İpek Estetik firmasıyla imzaladığı sözleşme ile birinci kez, ...'in şahıs firmasına aynı malları sattırarak ikinci kez ve Lotis şirketi kurulduktan sonra aynı ürünlerin Lotis şirketi eliyle satılması sonucu üçüncü kez davalı ... ile imzaladığı sözleşmeyi hükümden düşürdüğünü, müvekkili şirket ile ...'in davacıya herhangi bir taahhütlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş; karşı davada, davalı şirketin müvekkili şirket ve ... aleyhine kötüleyici faaliyetlerde bulunduğunu, tüm ecza depolarına, doktorlara ve eczanelere mailler atarak, fakslar çekerek, müvekkili şirket hakkında yanıltıcı ve suçlayıcı beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin aldığı yasal distribütörlükler nedeniyle yurt dışındaki firmalara müvekkili hakkında karalayıcı mailler gönderdiğini, müvekkillerinin mali durumu ile ilgili gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu karşı davalının bu eylemlerinin TTK'nın 56., 57., BK'nun 48. ve TMK'nın 2. maddeleri uyarınca haksız fiil teşkil ettiğini belirterek karşı davalının müvekkili şirket aleyhine ika ettiği haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulmasına, 6.500,00 TL manevi tazminatın karşı davalıdan tahsili ile karşı davacılar ... ve davacı şirkete verilmesine, karşı davalının kötüleyici ve fiyat kıran beyanlarını depolara gönderdiği tarihten itibaren aşırı fiyat düşürerek Neostrata ve Isıs ürünlerinin satışları neticesi elde ettiği haksız kazancın karşı davalının defterleri incelenerek tespiti suretiyle şimdilik 6.500,00 TL maddi tazminatın karşı davalıdan faizi ile birlikte tahsili ile karşı davacı şirkete ödenmesine, kararın ilanına karar verilmesini istemiş; yine birleşen dava kapsamında, müvekkili şirketin Neostrata ve Isıs firmalarının Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğunu, bu firmalara ait ürünlerin bir kısmının davalıya ait web sitesinde teşhir edilip satışa sunulduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğini takiben davalının tüm ürünler başlığı altından bu ürünlere erişimi kaldırmışsa da, google.com sitesinde Neostrata, Exuviance, Ruboril markaları için arama yapıldığı takdirde bağlantı sayfalarından bu bilgilere tekrar ulaşıldığını, davalının bu bağlantı sayfalarını kaldırmadığını, davalının web sitesinde davacıya ait ürünleri satmasının haksız rekabet oluşturduğunu belirterek müvekkilinin tek yetkili satıcısı olduğu ürünlere davalının web sitesi ve sitesinin bağlı bulunduğu server üzerinden erişimin kaldırılarak bu suretle oluşan haksız rekabetin menine ve kararın ilanına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, ... yönünden, 14/01/2003 tarihli sözleşmede davalıya rekabet etme yasağı getirilmişse de davalıya tek satıcılık yetkisi verilen bölge içinde, sözleşmenin 1.maddesine aykırı olarak, davacı tarafından dava dışı İpek Estetik Ltd. Şti, davalı ...'in şahıs şirketi ve davalı şirket ile sözleşmeler yapılarak ve ürün satışları suretiyle sözleşmenin bizzat davacı tarafça ihlal edildiği, bu durumun davacının davalı ... ile imzaladığı 14/01/2003 tarihli sözleşmeyi artık sona erdirdiği anlamı taşıdığı, davalı ...'in sözleşmeyi ihlal eden başkaca bir eyleminin de kanıtlanamadığı; ... yönünden, adı geçen davalının davacı şirketle doğrudan imzaladığı ve rekabet yasağı içeren bir sözleşmesinin bulunmadığı ve bu davalının 14/01/2003 tarihli sözleşmenin tarafı da olmadığı, davalı ...'ın davacı şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği ticari sırları kullandığına dair somut bir kanıtın da dosyada bulunmadığı; davalı şirket yönünden, bu şirketin davacı ile davalı ... arasında imzalanan 14/01/2003 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığı, davalı şirketin bu sözleşmeyi ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, tek satıcılık sözleşmesinin sadece sözleşmenin tarafları arasında sonuç doğuracağı ve üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceği, davacının haksız rekabet iddia ettiği dönemde davacı ile Neostrata ve Isıs firmaları arasında imzalanmış bir tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığı, davacının bu yabancı şirketlerle sözleşme imzalayamamasının davalıların engelleyici davranışlarından kaynaklandığı iddiasının ispatlanamadığı, davacı ve davalı şirket arasındaki dağıtım ilişkisi sona erdikten sonra davalı şirketin Neostrata ve Isıs firmalarının distribütörü olduğu, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin kanıtlanamadığı; karşı dava yönünden, karşı davalının fiyat indirim kampanyası düzenlemesinde haksız rekabet teşkil eden bir husus bulunmamakla birlikte, karşı davalı şirket yetkilisinin 21/08/2007, 22/8/2007 ve 25/08/2007 tarihli e-mail yazıları, Isıs firmasına yazılan 29/08/2007 tarihli e-mail içerikleri dikkate alındığında, karşı davalının karşı davacılar hakkında, onların sözleşme imzaladığı Isıs firması nezdinde yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğu ve ayrıca mali gücü hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak TTK.58.maddesinde tanımlanan haksız rekabet fiilini işlediği, ancak bu eylemler nedeniyle davacının zarara uğradığının somut delillerle ispatlanamadığı, yine karşı davacıların şahsi haklarının zedelendiği ve manevi zararın oluştuğu hususunun sabit görülmediği, TTK 61.maddesi uyarınca hükmün ilanı talep etmişse de, taraflar arasındaki ilişki ve olayın özelliği dikkate alındığında ilana gerek olmadığı, birleşen dava yönünden, piyasaya usulünce sürülmüş malların satış ve pazarlanmasının serbest rekabet koşulları altında mümkün olduğu, tek satıcılık sözleşmesinden doğan kişisel hakkın, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, bu kapsamda, davalının web sitesinde ürün tanıtım ve pazarlaması yapmasının davacıya karşı haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, asıl dava ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile, karşı davalı şirket tarafından karşı davacılar hakkında yanlış, yanıltıcı, incitici beyanlarla kötülemek ve ayrıca mali gücü hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak suretiyle TTK. 58. maddesi uyarınca haksız rekabette bulunduğunun tespitine ve men'ine karar verilmiştir. Kararı, davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili ve davalı-karşı davacı-birleşen dosya davacısı şirket vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı/karşı-davacı/birleşen dosya davacısı Lotis Kozmetik Ürün. ve İlaç Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret ünvanının yargılama sırasında Lotis İlaç ve Kozmetik Ürün Paz. Tic. Ltd. Şti. olarak değişmesine rağmen kararda adı geçen şirketin önceki ünvanının yazılı bulunmasının maddi hata niteliğinde olup, mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına, karşı davada davalı Assos İlaç Kimya Gıda Ürün. Üretim Tic. Ltd. Şti. tarafından ecza depolarına duyuru mahiyetinde gönderilen 20.08.2007 ve 24.8.2007 tarihli yazıların da 6762 sayılı TTK'nın 57/1 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturmasına göre, davacı/karşı davalı/birleşen dosya davalısı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Karşı davaya ilişkin olarak karşı davacı Lotis İlaç ve Kozmetik Ürün. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarına gelince; karşı davalı şirket eyleminin TTK'nun 56. vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğu mahkemece kabul edildiğine göre, dosya içerisindeki mevcut belge ve yazışmalardan karşı davalının bu eylemi nedeniyle karşı davacı şirketin TTK'nun 58/e maddesi kapsamında manevi tazminat talep hakkı doğduğunun kabulü ile uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddi doğru olmadığı gibi, somut uyuşmazlığın niteliği itibariyle karşı davacının hükmün ilanını talep etmekte hukuki yararı bulunduğu halde ilan talebinin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın temyiz eden karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı/karşı davalı/birleşen dosya davalısı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı/birleşen dosya davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı/karşı davacı/birleşen dosya davacısı Lotis İlaç ve Kozmetik Ürün. ve İlaç Paz. Tic. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 27,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı karşı davacıya iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2012/11104 E., 2013/9788 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
süreceği ifade olunarak, müvekkili şirketin aleyhine haksız ve gerçek dışı beyanların devam edeceğini belirtildiğini, yazı dizisinin durdurulması için ihtar gönderildiğini, ileri sürerek maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak üzere TTK'nun 58/b maddesi uyarınca haksız rekabetin men'ini ve TTK'nun 58/c maddesi uyarınca yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, ancak söz konusu yayınları
11. Hukuk Dairesi         2012/11104 E.  ,  2013/9788 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.02.2012 tarih ve 2011/51-2012/52 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin Türk Sanayi sektörünün önde gelen otomotiv şirketlerinden olduğunu, davalının sorumlu yazı işleri müdürü olduğu ve yerel olarak yayın yapan Gazete ... 'nde 17.01.2011 ve 18.01.2011 tarih ve 281-282 sayılı nüshalarında ve yine söz konusu yazılı gazetenin http ://gazetekocaeli.com haber portalında 17.01.2011 ve 18.01.2011 tarihli "Ford Otosan 'da ürküten iddialar" başlıklı muhtelif yazılarda gerçek dışı ve yanıltıcı görüntü ve ifadelere yer verilmek suretiyle müvekkili şirketin kamuoyu nezdinde küçük düşürüldüğünü, ürünlerinin kötülendiğini, yöneticilerin zan altında bırakıldığını, müvekkilinin saygınlığını rencide edecek nitelikte hayal mahsulü hususların isnadı suretiyle kamuoyu önünde müvekkili şirketin ve ürünlerinin itibarına zarar verilmeye çalışıldığını ve söz konusu kampanyanın yazı dizisi şeklinde süreceği ifade olunarak, müvekkili şirketin aleyhine haksız ve gerçek dışı beyanların devam edeceğini belirtildiğini, yazı dizisinin durdurulması için ihtar gönderildiğini, ileri sürerek maddi ve manevi tazminat hakları saklı kalmak üzere TTK'nun 58/b maddesi uyarınca haksız rekabetin men'ini ve TTK'nun 58/c maddesi uyarınca yanlış ve yanıltıcı beyanların düzeltilmesini, ancak söz konusu yayınların devam etmekte olması ve müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğrama tehlikesi bulunduğundan ihtiyati tedbir olarak yayının durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, duruşmadaki beyanında Gazete ... isimli gazetenin sorumlu yazı işleri müdürü olduğunu, aynı zamanda gazetekocaeli.com isimli internet haber portallarının da bulunduğunu, bu portalda gazetede çıkan tüm haberlerin yayınlandığını, dava konusu haberlerin de o süreçte yayınlandığını, davayı kabul etmediğini bildirmiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava; davalının yayın yolu ile gerçekleştirdiği iddia edilen haksız rekabetin önlenmesine ilişkin olduğu, dava konusu yayın ve haberlerin TTK'nun 57/1. maddesi kapsamında kaldığı, yapılan haber ve yayınların gerçeğe aykırı nitelik taşımadığına ilişkin davalı yanca herhangi bir delil sunulmadığı, haber ve yayın sahiplerinin belirli olmadığı, davanın TTK'nun 58/1. fıkrasının a, b ve c bentleri kapsamında olup davalıya husumet yöneltilebileceği gerekçesiyle, davanın kabulüne davalının sorumlu yazı işleri müdürü olduğu Gazete ... isimli gazetede ve http://gazetekocaeli.com isimli haber portalında 17.01.2011 ve 18.01.2011 tarihlerinde davacı ile ilgili olarak yapılan haberlerin haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu şekilde yapılan haksız rekabetin önlenmesine, davacının maddi ve manevi tazminata ilişkin talep haklarının saklı tutulmasına, karar verilmiştir. Kararı, davalı temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 13.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/16545 E., 2013/14644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tanıtımının yapıldığı "Genç Tarife" reklamının, karşılaştırmalı olarak kötüleyici ve tüketiciyi aldatıcı reklam niteliğinde olduğu, bu eylemin TTK’nın 58/1. maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiği, dava konusu maddi tazminat miktarının maddi vakıalara uygun olarak objektif şekilde tespitinin mümkün olmadığ
11. Hukuk Dairesi         2012/16545 E.  ,  2013/14644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.07.2012 tarih ve 2010/63-2012/194 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirket tarafından tanıtımı yapılan "Genç Tarife" reklamında müvekkili kötüleyici ve tüketiciyi aldatıcı unsurların bulunduğunu, davalıya ait "Genç Tarife" reklamı ile müvekkilinin "Cep Özgür" tarifesine atıf yapıldığını, reklamda alay edilen gencin adının Özgür olduğunu ve müvekkilinin logosu olan kırmızı rengin Özgür karakterinin giysilerinde kullanıldığını, davacı şirketin abonelerini temsil eden karakterin beceriksizliği vasıtasıyla kötüleme yapıldığını, davacı şirketin tarifesi ile ilgili yanıltıcı ifadeler kullanıldığını, davalı şirket ile davacı şirket arasında karşılaştırma yapıldığını, davacı şirket ve/veya abonelerini akılsız, hesabını bilmeyen, azarlanan ve aşağılanan bir karakter olarak tasvir eden reklamın iyi niyet kurallarına aykırı ve aldatıcı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin reklamının TTK’nın 57. maddesi ve devam eden maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitini, yayınlanmasının durdurulması ve men'ini, uğranılan manevi zarar için 20.000,00 TL, maddi zarar için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, karşılaştırmalı reklam yapmadıklarını, reklamda müşteri portföylerinin yüksek olduğundan bahsedildiğini, resmi olarak açıklanan rakamlara dayanıldığını, 36 milyon Turkcelli ibaresinin yine reklamda kullanılan 3 gün ifadesinin davacıyı çağrıştıran bir ifade olmadığını, Reklam Özdenetim Kurulu'nun bu ifadelerde bir sakınca görmediğini, reklamda kullanılan küçük dünya ifadesi ile de davacıya bir atfın olmadığını, davacının maddi ve manevi zararı doğmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tanıtımının yapıldığı "Genç Tarife" reklamının, karşılaştırmalı olarak kötüleyici ve tüketiciyi aldatıcı reklam niteliğinde olduğu, bu eylemin TTK’nın 58/1. maddesi gereğince haksız rekabet teşkil ettiği, dava konusu maddi tazminat miktarının maddi vakıalara uygun olarak objektif şekilde tespitinin mümkün olmadığı, TTK’nın 58/d ve BK’nın 42. maddesi gereğince 1.000,00 TL'lik taktir edilmesinin hak ve nefaset kurallarına uygun olduğu, TTK’nın 58/e maddesi ve BK’nın 47. 49. maddeleri gereğince manevi tazminat miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınmak sureti ile haksız fiilin doğurduğu sonuçların ve davacı üzerindeki etkisinin azaltılması için davacı lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, taktiren 15.000,00 TL manevi tazminatın uygun olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı ...Ş.'nin "Genç Tarife" reklamıyla karşılaştırmalı reklam yaparak, davacının hizmeti ile karşılaştırma yaptığı, karşılaştırmada davacıya ait karşılaştırılan unsurların tarife süresinin yanıltıcı nitelikte olup, reklamlarda kullanılan ifadelerin davacıya ait hizmeti kötüler nitelikte olduğu anlaşıldığından davalının bu eylemlerinin TTK’nın 57. ve devam maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine ve bu yöndeki reklam yayınlarının durdurulmasına, men'ine, takdiren 15.000,00 TL manevi tazminatın ve BK’nın 42 maddesi dikkate alınarak takdiren 1.000,00 TL maddi tazminatın faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davacı vekili dava dilekçesinde ilan talebinde bulunmamasına rağmen bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde iddiasını genişleterek hükmün ilanını da talep etmiş olup davalı taraf da buna açıkça karşı koymadığına göre 6267 sayılı TTK’nın 61. maddesi uyarınca masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilanına karar verilmesi gerekirken bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru görülmemiş olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden kararın anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 3. bendinden sonra gelmek üzere “hükmün kesinleşmesinden sonra, masrafı davalıdan alınarak ilanına” ibaresinin yazılması suretiyle kararın davacı yararına DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, aşağıda yazılı bakiye 755,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/6789 E., 2012/9875 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
1-Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili ve ihlale son verilmesi ile TTK 58/d maddesi uyarınca maddi, BK 49, TTK 58/e maddesi uyarınca manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ...'in davacının yanında çalıştığı, işten ayrıldığı 13.04.2010 tarihinde davacıya rekabet yasağını içeren belge verdiği, aynı alanda faaliyet gö
11. Hukuk Dairesi         2012/6789 E.  ,  2012/9875 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/10/2011 tarih ve 2011/240-2011/629 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı ... ile dava dışı...'nın rekabet yasağı taahhüdünü içeren belge imzalamalarına rağmen, ...'nın davalı şirkete ortak olduğu, Ömer'in ise bu şirketle çalışmaya başladığı, davalıların rekabet yasağına aykırı davrandıklarını ileri sürerek, davalıların haksız rekabetinin tespiti ve önlenmesi ile 50.000 USD cezai şartın davalı ...'den, 30.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminatın davalı şirketten tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, iş mahkemesinin görevli olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, iş kanunu kapsamında sayılan kişinin, rekabet yasağı sözleşmesini ihlali nedeniyle açılan cezai şartın tahsiline ilişkin davada iş mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle, mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleşmesi ve istem halinde dosyanın Kadıköy İş Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalılar vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şartın tahsili ve ihlale son verilmesi ile TTK 58/d maddesi uyarınca maddi, BK 49, TTK 58/e maddesi uyarınca manevi tazminat istemine ilişkin olup, davalı ...'in davacının yanında çalıştığı, işten ayrıldığı 13.04.2010 tarihinde davacıya rekabet yasağını içeren belge verdiği, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketle çalışmaya başladığı çekişmesiz olup, davacı davalı ...'in rekabet yasağına aykırı davrandığı, davalı şirketin ise TTK 57/6-7-8 fıkralarını ihlal ettiği iddiasıyla bu davayı açmıştır. BK'nun 348 nci maddesi "İş sahibinin müşterilerini tanımak veya işlerin esrarına nüfus etmek hususlarında işçiyle müsait olan bir hizmet akdinde her iki taraf, akdin hitamından sonra işçinin kendi namına iş sahibi ile rekabet edecek bir iş yapmamasına ve rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını şart edebilirler. Rekabet memmuniyetine dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından ve esrara nüfusundan istifade ederek iş sahibine hissolunacak derecede bir zarar hükmüne sebebiyet verebilecek ise caizdir. İşçi akdin yapıldığı zamanda reşit değilse rekabet memuniyetine dair olan şart batıldır" hükmünü haiz olup, madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde sözü edilen sırlara vakıf işçinin mukavele yapmak şartıyla işten ayrılması halinde aynı işi kendi adına yapmamasını, rakip bir müessesede çalışmamasını ve böyle bir müessesede şerik veya sair sıfatla alakadar olmamasını düzenlemektedir. Düzenleme hizmet sözleşmesi içinde yer almakla birlikte hizmet akdi süresince yapılmaması gereken bir hususu değil, hizmet akdinin sona ermesinden sonra yapılmaması gereken bir hususta düzenleme getirmektedir. Hizmet akdinin devamı sırasında yapılan bir sadakatsizlik bu ister sözleşme ile düzenlensin ister kanunla düzenlensin elbette ki iş mahkemesinde görülecek bir davanın konusunu oluşturacaktır. Oysa davada davacı taraf davalının akdin sona ermesinden sonra gerçekleşen eylemi nedeniyle cezai şart istemekte ve bu eylemin durdurulmasını talep etmektedir. Uyuşmazlığın bu niteliği itibarıyla davanın iş mahkemesinde görülmesini gerektirir bir durum mevcut değildir. Ayrıca ticari sırrın ne olduğunun değerlendirilmesinin uzman mahkemelerce yapılması gerektiği de yadsınamaz bir gerçeklik olduğu gibi, "Rekabet Yasağı" kavramı da piyasa şartlarıyla sıkı sıkıya bağlı bulunan ticari bir konudur. Kaldı ki, TTK'nun 4 ncü maddesiyle yasa koyucu çok açık bir şekilde BK'nun 348 nci maddesinden kaynaklanan davaların mutlak ticari davalardan olduğunu öngörmüştür. Mutlak ticari davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticari niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalar olup somut olayda olduğu gibi düzenlenen bir hizmet sözleşmesi içinde yer alması davanın mutlak ticari dava olduğu niteliğini değiştirmez. Nitekim Dairemizin yerleşmiş içtihatları da bu yoldadır (2008/7321 E- 2008/9007 K, 2000/8808 E - 2000/10150 K, 2006/9411 E - 2007/12223 K, 2007/4507 E - 2008/6825 K, 2005/6508 E- 2006/9306 K). Ayrıca doktrinde de (Bkz.Prof.Dr. Polat Soyer, Rekabet Yasağı Sözleşmesi, Ankara 1994 s. 14) davanın mutlak ticari dava olduğu kabul edilmektedir. Nitekim bir kısım yazarlar (Bkz. Prof. Dr. S. Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Onuncu Bası, s. 96) davanın mutlak ticari dava olduğunu, ancak böyle sayılmanın anlamsız olduğunu kabul etmektedir. Açıklanan tüm bu nedenlerle mahkemece mutlak ticari dava olan davaya bakılmak gerekirken, anılan hususlar nazara alınmadan dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. 2-Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bendde açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bendde açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/4881 E., 2012/10835 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK’nun 58/e maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar görenin Borçlar Kanunu 49.
11. Hukuk Dairesi         2011/4881 E.  ,  2012/10835 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.11.2010 tarih ve 2009/120-2010/426 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili ile davalı arasında 24.11.2008 tarihli franchise sözleşmesi tanzim edildiğini, ancak davalının sözleşme hükmüne aykırı olarak iş yerini 3 günden fazla kapalı tuttuğunu, aynı işletmede bir başka çiğ köfte firması ile çalışmaya başladığını, bu durumun haksız rekabet oluşturduğunu, sözleşmenin 06.03.2009 tarihinde feshedildiğini, maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, 1.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan avans faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı-karşı davacı vekili, davacının 150-200 metre yakınlarına başka bir bayi açtığını, siparişlerini yerine getirmediğini, bu nedenle sözleşmenin 06.03.2009 tarihinde feshedildiğini, dükkana masraf yaptığını, elde etmeyi düşündüğü menfaatlerin boşa çıktığını, sözleşme tanzimi sonrası 15.000 TL ürün karşılığı ödeme yaptığını, manevi üzüntüye kapıldığını ileri sürerek, asıl davanın reddini, karşı dava talebi olarak ise şimdilik 11.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davacıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının 12,5 kg çiğ köfte alımı yaptığı halde 100 kg siparişte bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü, davalının iş yerini 3 günden fazla kapalı tutup akabinde başka bir firmaya ait köfte satışı yapmasının davacı için haklı neden oluşturduğu, davacının sözleşmenin feshi sonrası başka bir kişiyle sözleşme imzaladığı, maddi zararının oluşmadığı, ancak davacının tabelası ile faaliyette bulunulup sonradan bunun indirilmesinin marka itibarını zedelediği, başka markaya ait ürün satmasının haksız rekabet teşkil ettiği, davacının manevi tazminat talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, 3.000 TL manevi tazminatın davalı-karşı davacıdan tahsiline, diğer istemlerin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Asıl dava sözleşme hükümlerinin ihlali ve haksız rekabetten kaynaklanan maddi ve manevi tazminat, karşı dava sözleşmenin haksız olarak feshinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda açıklanan gerekçelerle asıl davanın kısmen kabulüne, manevi tazminatın davalı-karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın ise reddine karar verilmiştir. TTK’nun 58/e maddesinde haksız rekabet nedeniyle zarar görenin Borçlar Kanunu 49. maddesinde gösterilen şartların mevcudiyeti halinde manevi tazminat verilmesini isteyebileceği belirtilmiştir. Somut olayda, davalının sözleşme hükmüne aykırı olarak iş yerini 3 günden fazla kapalı tuttuğu, sonradan başka firmaya ait çiğ köfteleri sattığı, sözleşmenin davacı tarafından haklı olarak feshedildiği belirlenmiş olup, sırf sözleşme hükmünün ihlali tek başına manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Ayrıca, yukarıda anılan TTK’nun 58/e maddesi delaletiyle BK’nun 49. maddesi uyarınca manevi tazminat şartlarının da olayda gerçekleşmesi gerekir. Bu itibarla, mahkemece manevi tazminat şartları oluşmadığı halde, yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı-karşı davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın anılan taraf yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, 25.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.