6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 6

Türk Ticaret Kanunu 6. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 6- (1) Ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı süreleri, Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile değiştirilemez. II - Teselsül karinesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

74 karar eşleşti
4. Hukuk Dairesi, 2023/9074 E., 2023/11664 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
bu parçaların yurt içinde bulunmamasından dolayı yurt dışından ithal edildiklerini, hesaplamada düz far fiyatı üzerinden hareket edildiğini beyanla araçtaki bakiye hasar miktarının 60.094,37 TL olarak hesaplandığını, davalı şirketin KDV ve TTK 1426 ncı maddesi uyarınca ekspertiz ücretinden sorumlu olduğu," gerekçesi ile 60.094,37 TL hasar bedeli ve 1.416,00TL ekspertiz ücretinin 10.06.2021 tarihin
4. Hukuk Dairesi         2023/9074 E.  ,  2023/11664 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/109 E., 2022/109 K. HÜKÜM/KARAR : Davalının İtirazının Reddi Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkiline ait davalıya kasko poliçesi ile sigortalı aracın 18.03.2021 tarihinde yaptığı tek taraflı kaza ile hasarlandığını, kendi yaptırdıkları eksper incelemesi ile araçta 121.363,00 TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, uğranılan gerçek zararın orijinal parçalar kullanılmak suretiyle tespiti gerektiğini, hasar bedeli tespit edilirken sigorta şirketi ve servis arasında yapılan anlaşma gereği iskonto esas alınarak yedek parça ve işçilik bedellerinin rayiç değerinde indirim yapılmasının doğru olmadığını, davalının Katma Değer Vergisi'nden (KDV) ve ekspertiz ücretinden sorumlu olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 16.000,00 TL hasar bedeli ve 1.416,00 TL ekspertiz ücretini avans faizi ile birlikte davalıdan talep etmiştir. Davacı vekili hasar bedeli talebini 60.094,37 TL olarak ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuranın söz konusu hasar nedeni ile aracında inceleme yapıldığını, 46.913,63 hasar tespiti yapıldığını, onarım sağlayan şirkete 200,36TL, başvurana da 46.931,63 TL ödeme yapıldığını, başvuranın ibraz ettiği ekspertiz raporunu kabul etmediklerini, onarımı yapılan parçaların değişim gibi gösterildiğini, parça fiyatların fahiş belirlendiğini, raporu kabul etmediklerini, ekspertiz ücretini kabul etmediklerini , haricen rapor alınmasında hukuki yarar bulunmadığını, avans faizi talebinin reddi gerektiğini, vekalet ücretinin asliye mahkemeleri için hükmedilen vekalet ücretinin 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğunu, 18.03.2021 tarihli kaza nedeni ile davalı şirket tarafından davacıya 11.06.2021 tarihinde 46.931,63TL, tedarikçi firmaya ise 200,36 TL ödeme yapıldığını savunduğunu, davacı tarafından ilgili ödemenin tahkim başvurusu sonrasında ödendiğini bakiye tazminat alacakları olduğunu beyan edildiğini, alınan bilirkişi raporu ile araçtaki bakiye hasar miktarının 4.634,37 TL olarak belirlendiği, her iki tarafça rapora itiraz edildiğini, alınan 05.08.2021 tarihli ek rapor ile sağ ve sol far parçalarının bilirkişi tarafından hatalı hesaplandığı, bu parçaların yurt içinde bulunmamasından dolayı yurt dışından ithal edildiklerini, hesaplamada düz far fiyatı üzerinden hareket edildiğini beyanla araçtaki bakiye hasar miktarının 60.094,37 TL olarak hesaplandığını, davalı şirketin KDV ve TTK 1426 ncı maddesi uyarınca ekspertiz ücretinden sorumlu olduğu," gerekçesi ile 60.094,37 TL hasar bedeli ve 1.416,00TL ekspertiz ücretinin 10.06.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda fahiş bir tespite yer verildiğini, davalı tarafından gerçek zarar karşılanmış olup bakiye zarar bulunmadığını, davalının eksper ücretinden sorumluluğunun bulunmadığını ve eksper ücretin fahiş olduğunu, davacı yararına tarife ve yönetmeliğe göre 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiği halde tam vekalet ücreti verilmesinin de hatalı olduğunu beyan etmiştir C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1 maddesine göre sigortacı olan davalının poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere kazadan dolayı oluşan hasarları temin edeceğini, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından karar esas alınan raporun hüküm kurmaya yeterli bulunduğunu, başvuranın araçtaki değer kaybının tespiti maksadı ile yaptığı ekspertiz giderinden Türk Ticaret Kanunu'nun 1426 ncı maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğunu, başvuran lehine nispi tam oranda vekalet ücreti verilmesinin yerinde olduğu gerekçesi ile davalının itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçelerinde itiraz aşamasında ileri sürdükleri nedenlerle kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile teminat altına alınan davacıya ait aracın, 18.03.2021 tarihinde yaptığı tek taraflı kaza sonucu meydana gelen hasar talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90 ve 99 uncu maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin 13 üncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hasar tespitine yönelik alınan raporunun usul ve yasaya uygun bulunmasına, davalı şirketin KDV'den ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 1426 ncı maddesi uyarınca ekspertiz ücretinden sorumlu olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazları yönünden; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. Ancak belirlenen bu hatanın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. 3. Somut olayda, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulü ile 60.094,37 TL hasar bedeli ve 1.416,00 TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 61.510,37 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, İtiraz Hakem Heyetince davalı ... vekilinin itirazlarının reddine karar verilmiştir. Ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesi gerekirken esas tazminata eklenmek suretiyle karar verilmesi doğru olmamıştır Ancak belirlenen bu hataların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 nci maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 3. bendinde yer alan " 9.836,35 TL" ibaresi çıkartılarak yerine "4.080,00 TL" ibaresinin yazılmasına, 1 numaralı bendinde yer alan ile makul gider olan “1.416,00 TL tutarındaki ekspertiz ücretinin” ibaresinin bu bentten çıkarılmasına, 2 numaralı bendine "bilirkişi ücreti" ibaresinden sonra gelmek üzere "1.416,00 TL ekspertiz ücreti" ibaresinin eklenmesine, "1.322,66 TL" ibaresinin çıkarılarak yerine "2.738,66 TL" ibaresinin yazılmasına ve kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının davacı ve davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemesine gönderilmesine, 01.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2021/8990 E., 2023/4518 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Şirketinin hatası nedeniyle limanda unutularak bir sonraki gemi ile taşınması olduğunun tartışmasız olduğu, eldeki dosya bakımından esas uyuşmazlığın bu hatanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında mı, 1187 maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplandığı, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği 1187 maddesinin
11. Hukuk Dairesi         2021/8990 E.  ,  2023/4518 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2061 Esas, 2021/1478 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/348 E., 2019/188 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen konşimentoda belirtilen toplam 6.125,88 KG ağırlığındaki 84 top kumaşın denizyolu ile taşınarak alıcı Chingzhou Tooku Garments Co. Ltd firmasına teslim edilmesi hususunda anlaşıldığını, navlun ücretinin davalıya peşin olarak ödendiğini, sözleşme konusu malların tamamını 21.08.2013 tarihli 541402 numaralı konşimento ile taşıyan davalı firmaya teslim edildiğini, navlun faturası gereğince davalının taşıyan sıfatını kazandığını, 23.08.2013 tarihli Srei A 965322 numaları deniz navlunu faturası konişmento ile davalıya teslim edilen malların aynı şekilde fatura üzerinde de yer aldığını, malların limanda konteyner içerisinde gemiye yüklenmeye hazır durumda olmasına rağmen davalının ihmali sonucu hem konteynerin hemde içerisindeki malların taşıyıcı firma tarafından gemiye yüklenmesinin unutulması nedeniyle taşımanın gerçekleşmediğini, müvekkilinin telafisi olmayan zarara uğradığını, davalı tarafın müvekkili ile irtibata geçerek hatayı telfai etmeye hazır olduklarını tüm zararı da ödemeye hazır olduklarını bildirdiklerini, müvekkili firmanın bu gecikmeden dolayı müşteri firmanın zararını üstlenmek zorunda kaldığını, tutarın 44.571,32 USD olduğunu, bu faturayı müvekkilinin davalı tarfın yerine ödediğini, 14.04.2014 tarihli Seri B 552083 sıra numaralı 44.571,32 USD tutarlı faturanın kesilerek davalıya tebliğ edildiğini, davalı tarafın faturayı iade ettiğini, fatura tutarı kadar alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ederek itirazın durduğunu belirterek itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı tarafa ait yükün hasarsız olarak taşındığını, 21.10.2013 tarihinde alıcısına teslim edildiğini, yükün belirlenen teslim süresinin bitimini müteakip 60 günlük süreyi geçmeden taşındığını, zayi edilmediğini, müvekkilinin emtiayı HJCU 804662-8 nolu konteyner ile deniz yoluyla taşımayı üstlenen akdi taşıyan olduğunu, müvekkilinin 23.08.2013 tarih ve Seri A 965322 nolu 55,50 USD miktarlı navlun faturasını düzenleyerek davacıya verdiğini, müvekkilinin yükün taşınmasını ....'den talep ettiğini, .... yükü China Shipping Cntainer Lines Co. Ltd şirketi tarafından işletilen Xin Chang Shu gemisinin V.0143E sayılı seferi ile taşınmak üzere 21.08.2013 günü yüklemeyi ve yükün 19.09.2013 tarihinde Shanghai Limanına tahliyesinin planlandığını, bu hususları müvekkilinin davacıya bildirdiğini, davacı tarafın yükü 14.08.2013 tarihinde gönderdiğini, yükün ....'nin kusurundan kaynaklanan nedenlerle planlanan gemiye yüklenemediğini, yeni tahliye planı yapıldığının davacıya bildirildiğini, ikinci gemi ile taşınan yükün 19.10.2013 tarihinde Shangai limanında tahliye edildiğini, alıcıya varma ihbarının yapıldığını, alıcı Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketi 21.10.2013 tarihinde ordinoyu alarak yükü tesellüm ettiğini, dava konusu taşımaya ilişkin yükün belirlenen teslim tarihinden 24 gün sonra 19.10.2013 tarihi itibariyle hasarsız olarak taşınarak alıcısına teslim edildiğini, davanın yasal hak düşürücü sürede açılmadığını, meydana gelen gecikmede müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, mamul ürünlerinin Çin'den 17 ülkeye dağıtımı ile ilgili hava nakliye ücretlerini ödemeyi kabul ettiğine dair hiçbir anlaşmanın olmadığını, davacı tarafın hile yaptığını, dava konusu taşımadaki gönderilenin ödediği hiçbir hava navlun faturası bulunmadığını, ibraz edilen hava navlun faturalarının gönderilen tarfından ödenmiş faturalar olmadığını, davanın ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın yasal hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, 6.125,88 kg ağırlığındaki 84 top kumaş yükünün Kumport Limanı'ndan Shangai Limanı'na taşınması hususunda davacı ...Ş. ile davalı MCL Uluslararası Konsol ve Liman Hiz. Ltd. Şti. arasında navlun sözleşmesi akdedildiği, davacı ...Ş.'nin taşıtan sıfatına, davalı MCL Uluslararası Konsol ve Liman Hiz. Ltd. Şti.'nin eşya taşıma taahhüdünde bulunduğu için taşıyan sıfatına, kumaş yükünü varma limanında teslim alan Chingzhou Tooku Garments Co. Ltd. şirketinin gönderilen sıfatına sahip olduğu, ....'nin China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketini temsilen davalı-MCL Uluslararası Konsol şirketi ile 84 top kumaş yükünün Shangai Limanı'na taşınması hususunda bir başka navlun sözleşmesi akdettiği, kumaş yükünün China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketi tarafından taşındığından China Shipping Container Lines Co. Ltd. şirketinin fiili taşıyan sıfatına sahip olduğu, kumaş emtialarının planlanan tarihe göre geç teslim edilmesinin sebebinin davalı tarafın da cevap dilekçesinde belirttiği gibi fiili taşıyan China Shipping Container Lines Co. Ltd. Şirketinin hatası nedeniyle limanda unutularak bir sonraki gemi ile taşınması olduğunun tartışmasız olduğu, eldeki dosya bakımından esas uyuşmazlığın bu hatanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1186 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında mı, 1187 maddesi kapsamında mı değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplandığı, yerleşik Yargıtay uygulamaları gereği 1187 maddesinin uygulanması bir diğer deyişle sorumluluk sınırının olayda uygulanması için taşıyanın eyleminin kasten yapılması yahut geç teslim olasılığını hiçe sayan, bu olasılığı düşüncesizce göze alan pervasız bir davranış niteliğinde olması ve bu davranış neticesinde eşyanın geç teslim edilme olasılığının yüksek olduğunun bilinmesi gerektiği, ayrıca taşıyanın kendi şahsi kastı veya pervasızca hareketinin gecikmeye neden olmuş olması gerekli olmakla bu itibarla, taşıyanın adamlarının yahut fiili taşıyanın ya da onun acentesinin kasten veya pervasızca davranışlarının gecikmeye veya zarara sebebiyet vermesinin taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybetmesine neden olmayacağı, ayrıca taşıyanın sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkının kaybına neden olabilecek derecede kasti veya pervasızca bir davranışının olduğu hususunun bunu iddia eden tarafça ispatı gerektiği, eldeki dosyada davalının gecikme nedeniyle kanunda aranan şekilde bir kastı yahut sonuçlarını öngörür şekilde bir eyleminin olduğu kanaatinin mahkemede oluşmadığı, öte yandan davacının her ne kadar davalının mali yazışmalarında kusuru ve zararı karşılamayı kabul ettiğini beyan etmişse de, dosyaya sunulan mail yazışmaları incelendiğinde davacı tarafın zararı karşılamayı kabule yönelik açık ve anlaşılır bir kabulü görülemediği, mail yazışmalarında dava dışı şirket tarafından kesilecek faturanın davalı sigorta şirketince karşılanabilmesi amacıyla gerekli düzenlemelerin yapılmasından bahsedildiği ancak davalı tarafça bizzat zararın ödeneceğine ilişkin bir beyan bulunmadığı, sigorta şirketince dava konusu faturanın ödenebilmesi için yapıldığı anlaşılan yazışmaların mahkemece davacının zararı karşılamayı taahhüt ve kabulü şeklinde değerlendirilmediği, 6102 sayılı Kanun'un 1186 ncı maddesinin 6 ncı maddesinde gecikme zararları bakımından taşıyanın sorumluluğunun üst sınırı belirlendiği, hükümde taşıyanın, navlun sözleşmesine konu eşyanın geç tesliminden doğan sorumluluğu, geciken eşya için ödenecek navlunun iki buçuk katı ile sınırlıdır ancak bu tutarın, navlun sözleşmesi uyarınca ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamayacağının belirtildiği, dava dosyasında yapılan incelemelerde; 84 top kumaş yükünün taşınması için taşıyana ödenen toplam navlun bedeli 55,50 USD olduğundan taşıyan ve fiili taşıyanın, 6102 sayılı Kanun'un 1186 ncı maddesinin 6 ncı maddesi uyarınca, geciken yük için ödenen toplam navlun bedeli ile sınırlı olarak yükle ilgilinin gecikmeden kaynaklanan zararlarından sorumlu olacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile icra dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, 121,00 TL asıl alacak bakımından takibin devamına, asıl alacağa takip tarihi itibariyle yasal faiz uygluanmasına, fazlaya dair talebin reddine, borç miktarının yargılama neticesinde anlaşıldığı gerekçesiyle icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 1191 madde hükmünde, taşıyanın adamları veya fiili taşıyanın kusur ve ihmalinden kaynaklanan zararlarda taşıyanın kusursuz sorumluluğunun öngörüldüğünü, dava konusu olayda da taşıyanın (davalının), tedbirli bir taşıyanın göstermesi gereken özen ve dikkat yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 1178'e göre gönderilene usulüne uygun teslim yapılmadığını, 1179 uncu maddesine göre taşıyanın ve onun adına hareket eden adamlarının somut olaydaki fiili taşıyanın, ağır bir kusurunun pervasızca bir davranışının bu zarara sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı taşıyanın 1187 nci maddesine göre sınırsız sorumlu olduğunu, müvekkili şirket ile davalı MCL şirketi arasında navlun sözleşmesi akdedildiğini; ... ile de davalı MCL şirketi arasında bir başka navlun sözleşmesi akdedildiğini, akti ilişki nedeniyle müvekkili şirketin muhatabının sadece davalı olduğunu, China Shipping şirketini davalının bulup seçtiğini, müvekkili şirketin fiili taşıyanı tanımadığını, bilmediğini, bu şartlar ve genel hukuk prensipleri altında müvekkili şirketin aralarında hukuki ilişki bulunan davalı MCL şirketi dururken hukuki ilişkisi bulunmayan ve olayda kusur atfedilen China Shipping'e doğrudan başvurmasının beklenemeyeceğini, yüklerin gemiye yüklenmesinin unutulmasının da kanunun tanımladığı pervasızca davranış tanımına girdiğini, China Shipping için geçerli olan pervasızca davranışın, davalı MCL şirketi için de pervasızca davranış anlamına geldiğini, davalı MCL firmasının, taşıma işini verdiği şirket çalışanlarını takip edip yükün yüklenip yüklenmediğini kontrol etseydi böyle bir unutma hadisesinin yaşanmayacağını, davalının ağır ihmalinin başka bir ispatının da yükün belirlenen tarihten 24 gün sonra teslim edilmesi olduğunu, davalının da beyanına göre 21.08.2013 günü yüklenmesi gereken eşyanın ancak 17.09.2013 tarihinde yüklenmiş olduğunu, yaklaşık 1 ay boyunca ihmalin fark edilmediğini ve yükün öylece bekletildiğini, davalı yükün gemiye yüklenmesinin unutulmasını hemen fark edebilseydi, hemen bir sonraki gemi ile gönderebileceğini ve 24 günlük gecikmeye sebebiyet verilmeyeceğini, bu durumda müvekkili şirketin de Çin'deki müşterisine, Çin'deki müşterisinin de kumaşları konfeksiyon haline getirip yolladığı kendi müşterilerine karşı sorumluluk altına girmeyeceğini, buradan hareketle de dava konusu uyuşmazlığın sonucunun öngörülebilir bir eylem sonucu oluşan pervasızca davranış tanımına girdiğinin açık olduğunu, davalı firma yetkililerinin olay üzerine müvekkili şirket ile irtibata geçerek hatanın tamamen kendilerinden kaynaklandığını, hatayı telafi etmeye ve sebep oldukları tüm zararı da ödemeye hazır olduklarını bildirdiklerini, hatta müvekkili şirket yetkililerinin zararın tazmini konusunda davalı firmadan tekrar teyit aldığını, yazışmalarda faturanın nasıl düzenleneceğine dair detaylar üzerinde dahi anlaşma sağladıklarını, davalı şirket yetkilisi Hakan Özbek'in 15.01.2014 tarihli maili ile zararın ödemesini kabul edip düzenlenecek faturanın detaylarını kabul ettiğine dair mail yazısının da sunulduğunu, şirket yetkilisi Hakan Özbek'in mailinde yazdığı fatura açıklaması ile faturanın da birebir aynı olduğunu, bu şartlar altında, mahkeme'nin bu yazışmaların zararın karşılanmasının taahhüdü ve kabulü şeklinde değerlendirilemeyeceği yorumunu kabul etmediklerini, bu mail ve sundukları diğer maillerin, şirketin kusurunun kendilerinde olduğunu, gecikmeden kaynaklı faturayı ödeyeceğini kabul ettikleri anlamını içerdiğini, mahkeme'nin, davalının sigortasından karşılanması için yazışmaların yapıldığı anlaşılmaktadır açıklamasının ise hukuk mantığına aykırı olduğunu, maillerin hiçbir yerinde sigorta lafı geçmediğini, öyle bir durum olsa her şeyin yazıldığı gibi bunun da yazılması gerektiğini, bunun yerel mahkemenin kendi çıkarımı olduğunu, davalının dahi böyle bir savunması olmadığını, kaldı ki davalının sigortacısının müvekkili şirkete ödeme yapmasının bir anlamda davalının ödeme yapması demek olduğunu, oysa ne davalının sigortacısının ödeme yaptığını, ne de davalının kendisinin yaptığını, bilirkişi kurulunun da hatalı şekilde teşkil ettiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266 ncı maddesine göre hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişinin görüşüne başvurulamayacağını, dosyaya sunulan hem kök rapor hem de ek raporda, bilirkişinin adeta hakimin yerine geçerek hukuki tespitte bulunup değerlendirmeler yaptığını, yerel mahkemenin de aynı doğrultuda hüküm kurduğunu, karara dayanak olan bilirkişi heyetinde iki kişi bulunduğunu, bu hususun HMK'nın 267. maddesine aykırılık teşkil ettiğini, hukuk bilirkişisine ihtiyaç duyulmadan defter incelemesi için alınan bilirkişi raporunun yeterli olduğunu, defter incelemesini yapan 12.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda da müvekkilinin davalıdan 94.388,68 TL tutarında alacaklı olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle hüküm kurmaya elverişsiz yok hükmündeki bilirkişi raporuna istinaden verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle ; yükün alıcısı tarafından, taşıyana gecikme ile ilgili hiçbir ihbar yapılmadığını, bu nedenle taşıyanlardan gecikme zararı talep edilemeyeceğini, bu itibarla davanın tümüyle reddi gerekirken 121,00 TL yönünden takibin devamına karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olup hile yaptığını, kendi ticari defterlerini de yaptığı hileye göre tuttuğunu, taşıma akdinin alıcısı olan Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketinin gecikme zararı olmadığını, davacı taşıtanın, yükün alıcısı Changzhou Tooku Garments Co Ltd şirketine hiçbir tazminat ödemesi yapmadığını belirterek, kısmi istinaf taleplerinin kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kabul edilen 121,00 TL ve buna bağlı fer'iler yönünden kaldırılarak davanın tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi tarafından davacıya düzenlenen ve dosyaya tercümesi ibraz edilen 20.01.2014 tarihli faturada " çeşitli noktalara hava taşımacılığı farklı maliyetlerde olduğundan HJCU804662-8 numaralı konteynerın başka bir hava yolu ile gönderilmesinin unutulduğu, sevkiyatçı ile alakalı bu hava navlun bedelinin satıcı fatura numarası 674727 14.08.2013 tarihli" şeklinde açıklama bulunduğu, banka ve adres bilgilerine yer verildiği ve "Changzhou Tooku Garment Co. Ltd.adına " yazdığı, Mahkemece, yükün geç teslimi nedeniyle davacı zararı oluştuğu kabul edilmekle birlikte, somut olarak zararın nasıl ve ne şekilde gerçekleştiğinin açıklanmadığı, davacı tarafça, D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi tarafından tanzim edilen fatura karşılığında alıcı Changzhou Tooku Garments Co. Ltd. Şirketine 10.04.2014, 14.04.2014 ve 13.05.2014 tarihli faturalara konu malları göndererek ödeme yapıldığı beyan edildiği, söz konusu faturalar incelendiğinde; her üçünün de mal satışına ilişkin olduğu, 20.01.2014 tarihli faturaya konu borcun ödemesi olarak tanzim edildikleri şeklinde bir açıklamanın yer almadığı, incelenen davacı ticari defterlerinde de bu yönde bir bilirkişi tespiti bulunmadığı, icra takibine dayanak faturanın davalı tarafça davacıya iade edildiği, faturanın tanzimine esas teşkil ettiği belirtilen 20.01.2014 tarihli faturanın dava konusu taşımaya taraf olmayan 3. kişi durumunda bulunan bir şirket tarafından tanzim edildiği, sırf fatura tanzimi ya da fatura içeriğindeki açıklamalar alacağı ispatlamak için yeterli olmadığı gibi, faturanın yük alıcısı ile D. United Traing Corporation Ltd. Şirketi arasında dava konusu taşımanın gecikmesi nedeniyle yapılan anlaşmaya binaen düzenlendiği ve fatura konusu edimin yerine getirilip getirilmediğinin de ispatlanmadığı, ayrıca davacı tarafça söz konusu fatura bedelinin mal teslimi ile ödendiği yönündeki savunmasının da dosya kapsamı ile ispatlanamadığı, davacı tarafça mail yazışmaları ile davalının zararı ve ödemeyi kabul ettiği ileri sürülmüş ise de, davalı vekilinin, davalı şirket adına mail yazışması yaptığı belirtilen ...'in ibraz edilen imza sirkülerine göre davalı şirket temsilcisi olmayıp şirket çalışanı olduğu yönündeki beyanına göre ... tarafından gönderilen mailler davalıyı bağlamayacağı gibi mahkemece de belirtildiği üzere davalı tarafça bizzat zararın ödeneceğine ilişkin bir beyan bulunmadığı, sigorta şirketince dava konusu faturanın ödenebilmesi için söz konusu yazışmaların yapıldığı; bilirkişi heyeti 6100 sayılı Kanun'un 266 ncı maddesine uygun olarak teşekkül ettirilmemiş ise de, bilirkişilerin uzmanlık alanlarının farklı olduğu nazara alındığında, bu hususun sonuca etkili olmadığı kanaatine varıldığı, bu hali ile mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmakla birlikte, aleyhe bozma yasağı ilkesi gereğince aleyhe bozma yapılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı aleyhine hükmedilen 121,00 TL ve fer'ilerine ilişkin hükmün istinaf edildiği, ilk derece mahkemesince verilen karar davalı yönünden kesin nitelikte olduğu, miktar olarak kesin nitelikteki karar ile ilgili olarak yerel mahkemece karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin de sonuca bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 352 inci maddesi gereğince usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasındaki navlun sözleşmesine istinaden taşınan eşyanın geç tesliminden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3.Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/1075 E., 2022/759 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı taşıyanın sorumluluğunun TTK 1186/6. maddesi uyarınca maddi zararın sözleşme için ödenecek navlun miktarı ile sınırlı olup, miktarının 366.477,00 USD olacağı, davacı tarafın asıl davada maddi zarar olarak bu miktarı düşerek talepte bulunmuş olmakla, fazlaya ilişkin maddi zararı bulun
11. Hukuk Dairesi         2020/1075 E.  ,  2022/759 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25.04.2018 tarih ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararın asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 31.12.2019 tarih ve 2018/1908 E. - 2019/1362 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekili tarafından duruşmalı, asıl davada davalı-birleşen davalarda davacı vekilince duruşmasız olarak istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 18.01.2022 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davalarda davalı vekili Av. ... ile karşı taraf vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin tanıtım faaliyetleri kapsamında Silah Sisteminin Derince Limanı’ndan Suudi Arabistan Cidde Limanı’na taşıma işinin davalı tarafından üstlenildiğini, taşımada davalının kusuru ile gecikme yaşandığını ileri sürerek, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 587.380,45 TL maddi tazminatın ve 50.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt tarihi 15.01.2013 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi talep etmiştir. Davalı vekili, gemide meydana gelen arıza ve bundan mütevellit yaşanılan gecikme sebebiyle müvekkili şirkete atfı kabil hiçbir kusurun olmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, müvekkili tarafından üstlenilen deniz nakliyesi işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taşımada gecikme yaşandığını, bu nedenle oluşan 695.881,00 USD kurum zararından 364.477,00 USD mahsup edildiğinde kalan 331.404,00 USD kurum alacağı için Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını savunarak, davanın reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, müvekkili tarafından üstlenilen yurt içi kara nakliyesini işinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, deniz taşımasında gecikmeler yaşandığını, gecikmeden kaynaklanan maddi zararların davacı firma alacağı ile takas - mahsup edildikten sonra kalan 331.404,00 USD alacağın 27/12/2012 tarihli yazı ile davacıdan talep edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, Ankara Asliye 17. Ticaret Mahkemesi'nin 2013/78 Esasına kayıtla dava açıldığını, dava konusu alacağın taraflarınca takas edilmemiş olsaydı icra takip tarihi itibariyle davacının alacağının zamanaşımına uğrayacağını savunarak, davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Birleşen davada (Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı dosyası) davacı vekili, davalıya ait emtianın Güney Kore/Busan-Türkiye/Derince Limanı denizyolu taşıması işininişinin yerine getirildiğini, davalının navlun bedelini ödememesi üzerine başlatılan icra takibine haksız itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, Derince- Cidde taşıma işinde meydana gelen gecikmeden kaynaklanan zararın tahsili için 27.02.2013 tarihinde Ankara 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/78 E. sayılı dosyasında dava açılmak zorunda kalındığını, dava konusu alacağın takas edildiğinin Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunulan cevap dilekçesinde davacı firmaya bildirildiğini, davacının %20 inkar tazminatının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin, davacıdan olan alacağı için takas hakkını kullandığını ve bu hususu davacı firmaya bildirdiğini savunarak, davanın esastan reddini ve %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davalı tarafça taşımanın gerçekleştirildiği geminin yolculuğa çıkmadan önce arızalandığı, tamirinin ardından yola çıktığı, yolculuk sırasında tekrar arızalandığı, bu hali ile geminin başlangıçta denize, yola ve yüke elverişli olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, geminin 22/06/2012 günü saat 24:00'te yüklemesini bitirdikten sonra makine arızası nedeniyle limandan kalkış yapamadığı ve ancak arıza giderildikten sonra 6 gün gecikmeli olarak 28/06/2012 tarihinde saat 04.25'de yola çıktığının belirlendiği, geminin 10/07/2012 tarihinde akşam saatlerinde Port Sait Limanı'nda demirli durumda iken Süveyş Kanalı kanal girişi yapmak üzere gemi makinesinin hazırlanması sırasında tekrar arıza yaptığı, 25/07/2012 tarihinde geminin class kuruluşu olan Bureau Veritas tarafından yapılan survey test sonucu normal çalıştığının tespit edildiği, bu şekli ile Derince Limanı'ndan kalkış öncesinde 1 ve 2 nolu silindirlerde yaşanan makine arızasının, ana makinenin periyodik bakımlarının düzenli ve zamanında yapılmamasından kaynaklanmış olacağı, bu durumda yolculuk başlamadan önce geminin denize ve yola elverişli olmadığı, buna göre sorumluluğun TTK'nın 1141. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin gerektiği, davalı taşıyanın sorumluluğunun TTK 1186/6. maddesi uyarınca maddi zararın sözleşme için ödenecek navlun miktarı ile sınırlı olup, miktarının 366.477,00 USD olacağı, davacı tarafın asıl davada maddi zarar olarak bu miktarı düşerek talepte bulunmuş olmakla, fazlaya ilişkin maddi zararı bulunmadığından, maddi zarara yönelik davanın reddine karar verilmesi gerektiği, sözleşmeye dayalı işbu davada manevi zararın yasal koşullarının da oluşmadığı, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasında istenen 22/06/2012 tarihli navlun ücretine konu 295.000,00 USD tutarındaki fatura alacağının, asıl davada maddi zarar kalemi içerisinde takas olarak düşülen kısımda belirtildiği, takas-mahsup koşullarının oluştuğu da nazara alındığında, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiği, davalı tarafın kötü niyet tazminatı isteğinin yerinde görülmediği, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasında ve birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasında, takibe dayanak fatura bedellerine ilişkin nakliyenin yapıldığı, asıl davadaki alacak miktarı da nazara alınarak, işbu icra takiplerinin dayandığı faturalara konu miktarların ödenmesinin gerektiği, alacağın faturaya dayalı ve likit olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının 92.300,00 TL asıl alacak ve 6.453,41 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 98.753,41 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 19.750,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine, birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasının kısmen kabulü ile davalının itirazının 208.665,80 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 41.733,16 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş; bu karara karşı asıl davada davacı-birlşeen davalarda davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada, gecikmeden kaynaklandığı ileri sürülen zararların tahsili istemi hakkında da 6102 sayılı TTK hükümleri uygulanması gerektiği, davalının asıl dava konusu taşımaya tahsis ettiği geminin, yolculuk başlamadan önce denize ve yola elverişli olmadığı, dolayısıyla asıl davada davalı taşıyanın, 6102 sayılı TTK'nın 1141. maddesi uyarınca gecikme nedeniyle uğranılan zarardan sorumlu olduğu, ancak davalının bu sorumluluğunun da 6102 sayılı TTK'nın 1186/6. maddesi uyarınca, taşıma sözleşmesine göre ödenecek toplam navlun miktarından fazla olamayacağı, davacı tarafça da navlun dışında kalan zarar kalemlerinin talep edildiği, TTK'nın 1187. maddesinin uygulanamayacağı, zira davalının kasten veya pervasızca hareketi ile böyle bir zarar meydana gelebileceği bilinciyle hareket ettiğinin kabul edilemeyeceği, olayda bir kasıt veya pervasızca hareketin olduğu kabul edilse bile, davalının taşıma işini ve dolayısıyla da karar alma yetkisini devrettiği fiili taşıyanın, kasten veya pervasızca davranışından sorumlu tutulamayacağı, TTK'nın 1186/6. maddesindeki sorumluluk sınırının manevi tazminat talebini de kapsadığı; birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı dosyası) davacının anılan meblağda taşıma ücreti alacağının olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı, ancak davalı vekilince, süresinde sunulan cevap dilekçesi ile hem zaman aşımı hem de takas mahsup def'inde bulunulduğu, birleşen davadaki 295.000,00 ABD Doları taşıma ücreti alacağının %30'u olan 88.500,00 ABD Doları kısmı zamanaşımına uğradığı, kalan 206.500,00 ABD Doları kısmı içinse, asıl davada davacı-birleşen davada davalının takas mahsup def'i sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiği, davanın açıklanan bu gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada (Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı dosyası) taşıma ücretinin tamamının zamanaşımına uğradığı, İlk Derece Mahkemesince anılan birleşen davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı, birleşen davada (Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı dosyası) asıl davada davacı-birleşen davada davalının, Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı birleşen davasında kullandığı takas mahsup def'inden arta kalan 88.500,00 ABD Doları tutarındaki alacağına dayanarak, aynı davacının açtığı işbu davada da takas mahsup def'inde bulunabileceği, dolaysıyla işbu birleşen davanın anılan kısmının da takas mahsup def'i dolayısıyla reddine, bakiye 24.500,00 ABD Doları tutarındaki kısmın ise kabulüne karar verilmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesince işbu birleşen davada TL üzerinden hüküm kurulduğundan ve birleşen davada davacı vekilince istinaf itirazında bulunulmadığından, icra takip tarihindeki kur oranına göre 45.241,70 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, asıl davada davacı-birleşen davalarda davalı vekilinin istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/04/2018 gün ve 2014/1275 E. - 2018/273 K. sayılı kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1135 Esas sayılı davasının reddine, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/565 Esas sayılı davasının redine,Birleşen Ankara Asliye 1. Ticaret Mahkemesi'nin 2014/460 Esas sayılı davasında, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 27. İcra Müdürlüğü'nün 2013/14370 sayılı takip dosyasında itirazının 45.241,70 TL asıl alacak için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 9.048,34 TL icra inkar tazminatının birleşen davada davalıdan alınarak birleşen davada davacıya verilmesine, birleşen davada davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1) İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince asıl davaya yönelik olarak esastan verilen nihai kararda, aşağıda (2) nolu bentte belirtilen husus dışında, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre asıl dava bakımından davalı SDV Horoz Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin tüm, davacı MKE vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2) Asıl davada davacı MKE vekilinin, taşıma sözleşmesine dayalı geç teslimden kaynaklanan manevi tazminat talebi 6102 sayılı TTK’nın 1186/6. maddesinde öngörülen sorumluluk sınırının manevi tazminat talebini de kapsadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlandıran hükümler sadece maddi tazminat istemlerine ilişkin olduğundan, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendiril-meksizin talebin reddi doğru olmamış, asıl davada verilen hükmün bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3) Birleşen davalarda, davacı SDV Horoz Taş. ve Tic. A.Ş. vekilinin birleşen davalara yönelik temyiz itirazlarına gelince, birleşen davalar muhtelif taşımalara ilişkin navlun alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen davalarda davacı SDV … A.Ş., 2020/1135 Esas sayılı birleşen davada Derince-Cidde arası deniz navlun ücretine ilişkin faturanın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini istemiş; 2020/565 Esas sayılı birleşen dosyada ise aynı sözleşmeye dayalı olarak Derince limanına değin kara yolu ile yapılan taşımadan kaynaklı fatura bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Keza 2020/460 Esas sayılı birleşen davada ise, yukarda belirtilen asıl ve birleşen davalara konu sözleşme dışında, bir başka sözleşmenin konusunu teşkil eden Busan-Derince limanları arasında yapılan taşımaya ilişkin deniz navlun alacağı için düzenlenen faturanın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istenmektedir. Anılan davalara konu icra takipleri 30.07.2013 tarihinde başlatılmış olup davalı MKE tarafından, gerek 27.02.2013 tarihinde açılan asıl davanın dava dilekçesinde, 2020/1135 ve 2020/565 Esas sayılı dava dosyalarına konu icra takiplerine ilişkin faturalardan kaynaklı borçlar ile asıl davaya konu tazminat alacağının takas-mahsup edildiği, bu nedenle asıl davada istenebilir toplam tazminat tutarından söz konusu takip konusu fatura bedellerinin düşülerek talepte bulunulduğu ifade edilmiştir. Keza 2020/460 Esas sayılı birleşen davanın konusunu oluşturan icra takibinden önce yine davalı MKE tarafından gönderilen 05.06.2013 tarihli ihtarname ile Busan (Güney Kore) ile Derince limanları arasındaki taşıma işinden kaynaklanan borcun, asıl davaya konu edilen tazminat alacağı ile takas edilmek suretiyle sükut ettiği belirtilmiştir. Bu durumda, birleşen davalarda davalı MKE’nin, aleyhine girişilen icra takiplerinden önce, birleşen davalara konu icra takiplerinin tümü bakımından borçlu olduğunu kabul ve ikrar etmekle birlikte takip konusu borçların mahsup ve/veya takas nedeniyle sükut etmiş olduğunu ileri sürdüğünün kabulü gerekir. Bilindiği üzere, TBK’nın 154/1. maddesi gereğince borcun ikrarı halinde zamanaşımının kesileceği öngörülmüş olup yine TBK’nın 156. maddesi uyarınca zamanaşımının kesilmesiyle, o işe ilişkin zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Bu durumda, zamanaşımı süresi ve takip tarihleri nazara alındığında, gerek 2020/1135 Esas sayılı birleşen davada davalı MKE aleyhine başlatılan icra takibine konu alacağın %30’luk kısmının ve gerekse de 2020/565 Esas sayılı birleşen davaya konu alacağın tümüyle zamanaşımına uğradığının kabulü yerinde olmayıp bu yöndeki yanılgılı değerlendirmeye bağlı olarak 2020/1135 Esas sayılı dosya bakımından zamanaşımına uğraması sebebiyle anılan dosyaya ilişkin icra takibinde talebe konu alacağın %30’luk kısmının, bu kerre 2020/460 Esas sayılı dosyaya konu icra takibindeki alacaktan takası suretiyle hüküm kurulması doğru olmamıştır. Şu halde mahkemece yapılacak iş, 2020/1135 Esas sayılı birleşen davaya konu takip alacağının tümünün takas nedeniyle sükut ettiğinin kabulü ve buna göre hüküm kurulması, buna bağlı olarak 2020/565 Esas ve 2020/460 Esas sayılı dosyalar ve bu dosyaların konusunu oluşturan takip alacakları bakımından, davalı borçlu MKE’nin takas edilebilecek bir alacağı bulunmadığının anlaşılması nedeniyle her iki dosyaya konu icra takiplerine vaki itirazın ayrı ayrı iptaline ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmetmekten ibaret olup aksine düşüncelerle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmadığından, birleşen dosyalarda davacı SDV vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle birleşen dosyalarda verilen hükümlerin mümeyyiz davacı yararına bozulması gerekmiştir. 4) Açıklanan bozma sebepleri ile münazaalı bir alacağın takas ve mahsup talebine konu edilmiş olması nedeniyle mahsup yahut takasa konu edilebilecek alacağın varlık ve miktarının ancak yargılama ile anlaşılabilecek olması gözetildiğinde, takip alacaklısının takibe girişmekte kötüniyetli olduğu söylenemeyeceğinden, bu yoldaki Bölge Adliye Mahkemesi kararında usul ve yasaya bir aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla birleşen dosyalarda davalı MKE vekilinin lehlerine kötüniyet tazminatı verilmesi gerektiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 5) Bozma sebep ve şekline göre birleşen davalarda taraf vekillerinin yukarda belirtilenler dışında kalan sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer bulunmamaktadır. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan sebeplerle, asıl davada Bölge Adliye Mahkemesince verilen karara yönelik davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, birleşen dosyalarda davacı SDV vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı SDV yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı MKE vekilinin birleşen dosyalar bakımından kötüniyet tazminatı verilmesi yolundaki temyiz isteminin REDDİNE, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davaya yönelik-asıl davada davalıdan alınmasına, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davalarda davalıya iadesine, 01/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2022/10858 E., 2024/7415 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
tığı, 8 iş günü sonrasında 28.08.2021 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, davacının müterafik kusurlu olduğuna dair dosya kapsamında delil ve belge bulunmadığından davalının müterafik kusura ilişkin iddiasının reddi gerektiği, davalının 6102 sayılı TTK’nun 1426 ıncı maddesi uyarınca adli tıp raporu ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulüne 45.678,62 TL sürekli iş göremezlik taz
4. Hukuk Dairesi         2022/10858 E.  ,  2024/7415 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/444 - 2022/444 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/İHK-22859 DAVA TARİHİ : 08.09.2021 HÜKÜM/KARAR : Başvurunun kabulü/ İtirazın kısmen kabulü SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/39685 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince itirazın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 21.10.2019 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu otomobil ile davalı nezdinde ZMSS poliçesi olan aracın karıştığı çift taraflı trafik kazasında davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini 45.678,62 TL’ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dosyaya sunduğu maluliyet raporunu kabul etmediklerini, müterafik kusur yapılması indirimi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamında alınan rapora göre davalıya sigortalı aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 75 oranında kusurlu olduğu, davacının sunduğu rapordaki % 5 maluliyet oranı üzerinden TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre aktüer bilirkişi raporu ile tazminatın usulünce hesaplandığı, davacının tahkimden önce davalıya 17.08.2021 tarihinde başvuru yaptığı, 8 iş günü sonrasında 28.08.2021 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, davacının müterafik kusurlu olduğuna dair dosya kapsamında delil ve belge bulunmadığından davalının müterafik kusura ilişkin iddiasının reddi gerektiği, davalının 6102 sayılı TTK’nun 1426 ıncı maddesi uyarınca adli tıp raporu ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulüne 45.678,62 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 28.08.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, davacı lehine 6.738,22 TL tam oranda nispi vekalet ücretine hükmedilmiş, davacı lehine 1.500,00 TL adli tıp raporu ücretinin yargılama gideri kapsamında davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili itiraz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davalının adli tıp raporu ücreti ile faturalandırılamayan tedavi masraflarından poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmesi ve emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşılması halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, tahkime başvuru tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacı lehine 1/5 oranında nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek Uyuşmazlık Hakem Heyetince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre usulünce hazırlandığı, davacının tahkimden önce davalıya gerekli belgeler ile başvuru yaptığı, kaza tespit tutanağı ile dosya kapsamında alınan kusur raporunun birbiri ile uyumlu olduğu, TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılan tazminat hesabının isabetli olduğu, davalının adli tıp raporu ücretinden sorumlu olduğu, davacının müterafik kusurlu olduğuna dair dosya kapsamında delil ve belge bulunmadığından davalının müterafik kusura ilişkin itirazının reddi gerektiği, temerrüt tarihinde isabetsizlik bulunmadığı, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16/13 üncü maddesinin uygulanması gerektiği göz önüne alınarak AAÜT'nin 13 ve 17 nci maddeleri gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin itirazının kabulüne, diğer itirazlarının reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının hüküm kısmının vekalet ücretine ilişkin bendinin düzeltilmesine, davacı lehine 5.100,00 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesine, hükmün kalan kısmının aynen infazına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kusur oranının hatalı olduğunu, maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tazminat hesabının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve % 1,8 teknik faize göre yapılması gerektiğini, davalının adli tıp raporu ücreti ile faturalandırılamayan tedavi masraflarından poliçe teminatı kapsamında sorumlu olmadığını, davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olup olmadığının tespit edilmesi ve emniyet kemerinin takılı olmadığının anlaşılması halinde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, tahkime başvuru tarihi itibariyle faiz işletilmesi gerektiğini, aktüer bilirkişi raporunda hesaplanan tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek İtiraz Hakem Heyeti kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... şirketi tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yolcunun sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85, 89, 90, 91 inci maddeleri, 6102 sayılı TTK’nun 1426 ıncı maddesi, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 17 nci maddesi, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 02.08.2021 tarihli maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, raporun düzenlendiği yönetmelikte isabetsizlik olmadığı, ancak anılan raporda davacıda kaza nedeniyle meydana gelen hipertrofik skar ve keloid nedeniyle % 5 oranında maluliyet tespit edildiği, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzunda yer alan “Deri-hipertrofik skar ve keloid" bölümünde bu husus nedeniyle maluliyet oranı belirlenirken söz konusu skar izinin vücut yüzeyinin %1-9’unu kaplaması şartı bulunduğu, anılan raporda ise bu yönde bir değerlendirme yapılmaksızın maluliyetin tespit edildiği anlaşılmış olup, raporun bu yönden anılan yönetmelik hükümlerine uygun hazırlanmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının yeniden muayenesi yapılarak kaza nedeniyle sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesi amacıyla kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine ve ekindeki Erişkinler İçin Engelli Sağlık Kurulu Raporları Engel Oranları Alan Kılavuzuna göre yukarıda açıklandığı şekilde Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden içerisinde Cildiye/Plastik Cerrahi Bölümü uzmanı bulunan heyetten rapor alınıp (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine,Dosyanın Mahkemeye gönderilmesine,09.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2021/4846 E., 2023/718 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1141, 1166, 1168, 1178 inci maddeleri,
11. Hukuk Dairesi         2021/4846 E.  ,  2023/718 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi HÜKÜM : Kabul Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak ayrı ayrı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 07.02.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin satın aldığı muzların M/V Nova Florida isimli gemi ile Ekvador’dan Mersin’e taşındığını, Mersin Limanındaki tahliye esnasında muzlarda bozulmalar tespit edildiğini, Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/755 D. İş sayılı dosyasına rapor sunan bilirkişilerin raporuna göre zararın 132.147 USD olarak çıktığını, gözetim yapan SGS firmasının raporuna göre yeşil muzlar içinde esneme yapan, sertliğini kaybetmiş ve yumuşamış muzların bulunduğunu, mahkemeye ibraz edilen raporda yumuşama ve kararma oranının %30 olduğunun ifade edildiğini, bakiye 139.661 kartonun %30 uyarlanmasında mallardaki toplam hasarlı tutarın 41.898 karton ettiğini, bu iki rapora göre 41.898 kartonX9 USD hesabı ile zarar toplamının 377.082 USD ettiğini, 131 karton eksik muzun da eklenmesi ile toplam zararın 378.261 USD olduğunu, muzların gerekli ısıda tutulmadığının ve geminin taşımaya elverişli olmadığının raporlarda belirtildiğini ileri sürerek 378.261 USD’nin dava tarihinden itibaren işleyecek T.C. Merkez Bankası’nın 1 yıllık USD mevduatına uyguladığı en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı 8813635 Imo Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company Bv’yi temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşımaya ilişkin 09.09.2015 tarihli çarter partide uyuşmazlığın İngiliz Kanunlarına göre yorumlanacağı ve uyuşmazlıkların Londra’da tahkim kurallarına göre çözümleneceğinin düzenlendiğini, mahkemesinin görevli olmadığını, tahkim anlaşmasının konişmentoların hamili olan davacıyı bağlayacağını, tespit raporunun yeterli teknik inceleme yapılmadan, gemi ısı kayıtları incelenmeden, tek taraflı SGS’nin gözetim raporuna dayandığını, yeterli sayıda kutu incelenmediğini, 09.02.2016 tarihli sörvey raporuna göre iddia edilen soğutma kusurlarının hasar sebebi olabilecek nitelikte olmadığını, geminin muz taşımaya elverişlilik koşullarını sağladığını, hasarın taşımadan ya da geminin ısı değerlerinin yüksekliğinden kaynaklanmadığını, yükün hasat ve yükleme öncesi depolama koşulları sebebiyle hasarın meydana geldiğini, geminin boşaltma limanına gelmesine rağmen davacının yanaşma için 4 gün daha beklettiğini, zaten raf ömrü azalan ürünün bu bekletilmesinin emtianın zararına sebebiyet verdiğini, tahliyenin de alıcıdan kaynaklı sebeplerle 12 gün geç başlatıldığını, emtianın 12 günlük daha bozulmasına sebebiyet verdiğini, bu esnada davacının sebepsiz yere tahliyeyi durdurduğunu, 4D numaralı ambardaki yükün tahliyesinin tamamlanması için 11 gün daha beklediğini, oysa geminin transit süresinin olağan olduğunu, zarar miktarının olduğundan fazla gösterilmeye çalışıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili cevap dilekçesinde; taşımanın 09.09.2015 tarihli çarter parti kapsamında gerçekleştirildiğini, uyuşmazlıkların İngiliz Hukukuna göre ve Londra’da tahkim yoluyla çözüleceğinin kararlaştırıldığını, konişmentoya derc edilen şerh gereği 09.09.2015 tarihli çarter partinin tahkim şartı dahil konişmentaya dahil sayıldığını, şartın konişmentonun tarafı davacıyı da bağlayacağını, müvekkililinin ilk yük alıcısı ve o sefer için geminin kiracısı olduğunu, müvekkilinin dava dışı Asociacion firmasından satın aldığı 140.567 koli taze yeşil muzun 09.09.2015 tarihli çarter parti ile 14.11.2015 tarihinde Nova Florida Gemisine yüklendiğini, yükün müvekkilince dava dışı İtalya’da mukim Co.Ma.Co.’ya %2 toleransla satıldığını, yükte meydana gelen küçük ve ihmal edilebilir %1 zararın zaten tolerans sınırları içinde kaldığını, Co.Ma.Co.’nun ise davacıya sattığını, alıcının bu değişikliğe göre konişmento düzenlediğini, böylece müvekkilinin artık sadece gemi kiracısı sıfatının kaldığını, tespit dosyasında yeterli incelemenin yapılmadığını, sadece SGS firmasının raporu doğrultusunda hazırlandığını, her ambarda ısı kontrolü yapan termometrenin bulunduğunu, tüm tarafların katılımı ile yapılan Trust firmasının sörveyinde ambar sıcaklıklarının tespit edildiğini, yükte oluşan hasarın sefer sırasında ambar sıcaklığının gerektiği gibi ayarlanmamış olmasından meydana geldiği fakat küçük ve ihmal edilebilir olduğunun belirtildiğini, bu durumda ancak donatanın sorumlu tutulabileceğini, İTO’nun hazırladığı oranlara göre muzda %6 azami fire oranı belirlendiğini, konişmentodaki FİOS kaydı sebebiyle tahliyeye dair işlemlerin davacının sorumluluğunda olduğunu, yük alıcının hiçbir sebep göstermeksizin 11.12.2015 tarihinde Mersin Limanına gelen gemi üzerindeki yükü 23.12.2015 tarihine kadar teslim almaktan ve tahliye için rıhtım tayin ettirmekten kaçındığını, yükün fazladan 12 gün teslim için beklediğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının dayanağı olan konşimentolarda yer alan hükmün genel avarya ile ilgili olduğu, somut uyuşmazlıkta tahkim itirazına esas alınamayacağı, konşimentoda taraflar arasındaki uyuşmazlığın tahkimde görüleceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, charter parti hükümlerinin konşimento hamili olan davacıya verildiğinin davalılar tarafından ispatlanmadığı, davacıyı bağlamadığı, davacının satın aldığı muz emtiasının 4 adet konşimento tahtında M/V Nova Florida isimli gemi tarafından Ekvador'dan yüklenerek Mersin limanına taşındığı, geminin 11 Aralık 2015 tarihinde Mersin limanına vardığı, 23 Aralık 2015 tarihinde tahliyesinin başladığı, teslimat hava sıcaklığının 13.3 derecenin altında olduğu, muzların kutularının gemiye hasarsız yüklendiği, üründe farklı olgunlaşma süreleri bulunduğu, bir kısmı bozulurken bir kısmının yeşil kaldığı, gemiye yüklenen muzların hızlı bir şekilde soğutulması ve her kutunun üst üste düzgün şekilde yerleştirilmesi gerektiği, farklı olgunluktaki muzların hızlı bir şekilde soğutulmamaları sonucunda olgunlaşma hızının arttığı, farklı olgunluktaki muzların kötü hava dolaşımından dolayı ortamın gereken sıcaklığa ulaşamaması sebebiyle zarara uğradığı, bu nedenle, ambarın belli sıcaklıkta tutulmamasından kaynaklı olarak meydana gelen zarardan taşıyanın sorumlu olacağı, ancak tespit edilen muz zararının %2 tolerans kapsamında kaldığı, bu nedenle taşıyanın yük zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin fire ile zayi arasındaki farkı karıştırdığı, firenin malın kendinden kaynaklanan bir hal olduğunu, oysa hasarın malın kendinden değil geminin ambarından kaynaklandığını, ambardaki hava sıcaklığının uygunsuz ve havalandırmanın yetersiz olduğunu, geminin bu yüke elverişliliğin sağlanmadığını, ambarların sadece 3 tanesinde kabul edilebilir soğutma belirlendiğini, gemi kaptanının gemideki bağıl nem oranını kontrol etmediğini, eksik muzların fire kapsamına hiç girmeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hasarın, yüklemeden sonra soğutmanın gecikmesi, bazı bölümlerdeki sıcaklığın istenilen seviyede tutulamaması, istiflemedeki hatalar, yüklenen muzların farklı cins ve olgunlukta olması ve geminin Mersin'e ulaşmasından sonra tahliyede yaşanan gecikmeden kaynaklandığının anlaşıldığı, zararın miktarı konusunda, bilirkişi raporları ile tarafların ibraz ettikleri raporlar arasında ve davadan önce yapılan delil tespiti sonucu alınan rapor arasında farklılıklar ve çelişkiler bulunduğu, raporların hiçbirinde 140.567 koli muzun tamamının incelenemediği, her bir raporda incelemenin yükün bir kısmı üzerinde yapıldığı, bu aşamadan sonra dosyada yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınmasının dosyaya bir yarar sağlamayacağı, tespit raporunun, toplanan delillere, alınan raporlara ve tüm dosya kapsamına en uygun rapor olduğu kanaatine varıldığı, hükme esas alınabileceği, davacı ile Co.Ma.Co arasında yapılan alım satım sözleşmesinde her koli muzun fiyatı 9.USD olarak gösterildiği, buna göre tespit raporunda da belirtildiği üzere toplam zararın 14683x9=132.147 USD olduğu, geminin 11.12.2015 tarihinde limana geldiği, limana yanaşmak ve tahliye için 12 gün beklediği, tahliyenin başlamasından sonra 26.12.2015 günü ile 05.01.2016 tarihleri arasında da tahliyenin durduğu, davacı ile Co.Ma.Co arasındaki sözleşmenin 09.12.2015 tarihinde yapıldığı, tahmini varış tarihinin 11.12.2015 olarak gösterildiği, davacının yükün Mersin Limanına geldiğinden 11.11.2015 tarihi itibari ile ve hatta öncesinde bilgi sahibi olduğu, bu konuda kendisinin bilgilendirildiği, gecikmelerin davalılardan kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, konişmentodaki FIOS klozu gereğince boşaltma risklerinin gönderilene ait olduğu, raporlarda davacının hasarda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edildiği, 132.147 USD zararın davacının müterafik kusurundan dolayı takdiren %25'inin davacının üzerinde bırakılmasının hakkaniyete uygun olacağının düşünüldüğü, davalıların ise yüklemeden sonra soğutmanın gecikmesi, bazı bölümlerdeki sıcaklığın istenilen seviyede tutulmaması, istiflemedeki hatalar, yüklenen muzların farklı cins ve olgunlukta olmasına rağmen aynı yerde birlikte taşınması, zararın meydana gelmesinde asli kusurlu sayıldığı, %75 oranında kusurlu olduklarının kabul edildiği, kaptanın nezaret görevinden dolayı istifleme hatalarından dolayı taşıyanın da sorumluluğunun bulunduğu, geminin yüke uygun olmaması ve böyle bir geminin seçiminden dolayı ise taşıtan ve taşıyanın her ikisinin de sorumlu kabul edildiği gerekçesiyle davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, 99.110,25 USD’nin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, bu alacağa dava tarihinden itibaren T.C. Merkez Bankası'nın ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanmasına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili ile davalı 8813635 IMO Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company BV'yi Temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O. vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yalnızca ilk yük alıcısı ve ilgili sefer için geminin kiracısı sıfatı taşıdığını, Asociacion firmasından satın aldığı muzları sağlam şekilde gemiye yüklediğini, ardından Co.Ma.Co firmasına %2 toleransla sattığını, CFR teslim şekline göre ihracatçının sorumluluğunun malların gemiye yüklenmesi ile sona erdiğini, artık hasar/zayi riskinin alıcıya geçtiğini, muzların taşıma esnasında Co.Ma.Co tarafından davacıya satıldığını, davacı adına yeni konişmento düzenlendiğini, böylece müvekkilinin yükle bir bağının kalmadığını, Çarter Sözleşmesi uyarınca uyuşmazlığın tahkim yoluyla ve İngiliz Hukukuna göre çözümünün gerektiğini, bu hususun konişmentoya da şerh düşüldüğünü, konişmentonun tarafı olan davacıyı bağladığını, hasarın müvekkilinin taraf olduğu satış sözleşmesinde belirtilen %2 oranındaki tolerans kapsamında kaldığının sörvey raporları ile bilirkişi raporlarında belirtildiğini, İTO’nun da %6 fire/zayiat oranı belirlediğini, bu oranın çok altında kalan hasar nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, hasarın davacı ile donatanın kusurundan kaynaklandığını, FİOS kaydına göre tahliyeye ilişkin sorumluluğun alıcıya yüklendiğini, davacının yükün tahliyesinde 12 günlük gecikmeye sebebiyet verdiğini, sertifikası sebebiyle anılan gemiyi tercih eden müvekkiline kusur atfedilemeyeceğini, soğutma, istifleme, hava dolaşımı hatalarından kaynaklanan hasarın donatanın sorumluluğu kapsamında kaldığını, bir çok farklı yönde rapor varken tespit raporunun hükme esas alınamayacağını, bu raporun neden esas alındığının ve neden müvekkiline %75 oranında kusur verildiğinin açıklanmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı 8813635 IMO Numaralı Nova Florida Gemisi Donatanı Nova Florida Shipping Company BV'yi Temsilen Gemi Kaptanı Makarich Sergey vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesine ibraz edilen kök ve ek raporlar dikkate alınmadan sadece tespit dosyasına sunulan rapor esas alınarak hatalı karar verildiğini, raporda 14.683 koli muzda hasar meydana geldiği iddiasının davacının atadığı gözetim firması iddiaları doğrultusunda olduğunu, bilirkişinin net hasar hesabını yapmadığını, bu hesap için yeterli vakit ayırmadığını, geminin ısı kayıtlarının incelenmediğini, sörvey raporlarının dikkate alınmadığını, erken olgunlaşan/kararan muzun tolerans oranı içinde kaldığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık, mahkemenin görevli olup olmadığı, davacının satın aldığı muz emtiasındaki hasarın miktarının ne olduğu ve davalıların sorumlu tutulup tutulamayacağı, hasarın hangi aşamada oluştuğu, fire oranının dikkate alınıp alınamayacağı, müterafik kusurun bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1141, 1166, 1168, 1178 inci maddeleri, 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, tarafların tahkim hususunda her zaman serbestçe tasarrufta bulunabilecek olmalarına, davalıların tahkim itirazlarının kabul edilmeyerek davanın esastan reddine dair İlk Derece Mahkemesi kararına karşı gerekçe yönünden istinaf başvurusu yapmamalarına, bu yönüyle mahkemenin yetkisinin taraflarca kabul edilmiş sayılmasına göre davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekilinin tahkimin yetkili olduğuna yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava. Ekvador'dan Mersin'e taşınan muz emtiasının eksik ve hasarlı teslim edildiği iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir. 3.Dosyadaki belgelerden 140.567 kutu yeşil muz emtiasının hasarsız kaydıyla 14.11.2015 tarihinde gemiye yüklendiği, geminin 11.12.2015 tarihinde Mersin Limanına vardığı, limandaki sıkışıklık nedeniyle tahliyenin ancak 23.12.2015 tarihinde başladığı, tahliyeye bir süre ara verildikten sonra 06.01.2016 tarihinde boşaltmanın tamamlandığı anlaşılmaktadır. 4.Mahkemenin hasar miktarı yönünden esas aldığı ve 2015/755 D.İş sayılı dosyasına sunulan 04.01.2016 tarihli raporda toplam 43.185 kolinin incelendiği belirtilmiş, bu incelemelerin 4.712 kolisi gemi ambarında yapılmışken bakiyesinin dava dışı şirketlerin depolarında gerçekleştirildiği ifade edilmiştir. Davacının talimatı ile düzenlendiği ifade edilen SGS Süpervise Gözetme Etüd Kontrol Servisleri A.Ş.'nin raporu dahil tahliye esnasında alınan sörvey raporlarında bu miktarda bir hasar kaydına yer verilmemiştir. 5.İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/249 Talimat sayılı dosyasına sunulan raporda da önceki raporlar özetlendikten sonra nihai zarar miktarının hesaplanmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. 6.Gemi 11.12.2015 tarihinde limana gelmiş, limana yanaşmak ve tahliye için 12 gün beklemiştir, ayrıca tahliyenin başlamasından bir süre sonra durduğu ve 06.01.2016 tarihinde tamamlandığı anlaşılmaktadır. Davacı ile Co.Ma.Co arasındaki sözleşme 09.12.2015 tarihinde yapılmış, bu sözleşmede tahmini varış süresi 11.12.2015 olarak gösterilmiş, tahmin edilen sürede gemi limana varmıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere davacının yükün Mersin Limanına geldiğinden bilgi sahibi olduğu, bu konuda kendisinin bilgilendirildiği anlaşılmaktadır. 6102 sayılı Kanun'un 1166 ncı maddesi uyarınca kaptan, eşyayı boşaltmak için gemiyi sözleşmede kararlaştırılan yere demirlemiş olup limanın tahliyeye uygunsuzluğu sebebiyle davacı gönderilenin 1168 inci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca başka bir talimat verdiği iddia ve ispat edilememiştir. Yine Bölge Adliye Mahkemesince yükün boşaltılmasındaki gecikmelerin hasarın oluşmasında ve olgunlaşmanın hızlanmasında etkili olduğu kabul edildiği gibi gecikmelerin davalılardan kaynaklandığını gösteren herhangi bir delil bulunmamaktadır. Nitekim bir kısım sörvey raporlarında boşaltmadaki gecikmenin de sonuca etkili olduğu ifade edilmiştir. Konişmontalarda yer verilen F.İ.O.S. kaydı uyarınca tahliye riskleri de gönderilene aittir. 7.Bu durumda geç tahliye sebebiyle davalı gemi donatanı ve kiracısına bir kusur izafe edilemeyeceği gibi geminin limana varışından ve büyük oranda tahliyeden sonra depolardaki ürünün incelenerek hazırlanan tespit dosyası raporundaki hasar miktarı esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Nova Florida Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O vekilinin tahkimin yetkili olduğuna yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Nova Florıda'ya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı Nova Florıda Gemisi Kiracısı Rastoder D.O.O.'ya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde 8813635 Imo Numaralı Nova Florıda Gemisi Donatanı Nova Florıda Shıppıng Company BV'ye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Ticari işlerde zamanaşımı süreleri ile ilgili kural nedir?

A) Taraflar sözleşme ile diledikleri gibi değiştirebilirler.
B) Kanunda aksine düzenleme yoksa, sözleşme ile değiştirilemez.
C) Sadece uzatılabilir, kısaltılamaz.
D) TBK'daki 10 yıllık genel zamanaşımı her durumda geçerlidir.
E) Ticari işlerde zamanaşımı yoktur.