Türk Ticaret Kanunu 61. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 61- (1) Dava açma hakkını haiz bulunan kimsenin talebi üzerine mahkeme, mevcut durumun olduğu gibi korunmasına, 56 ncı maddenin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerinde öngörüldüğü gibi haksız rekabet sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, haksız rekabetin önlenmesine ve yanlış veya yanıltıcı beyanların düzeltilmesine ve diğer tedbirlere, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ihtiyati tedbir hakkındaki hükümlerine göre karar verebilir.
(2) Ayrıca, hak sahibinin yetkilerine tecavüz oluşturması hâlinde cezayı gerektiren haksız rekabet konusu mallara, ithalat veya ihracat sırasında hak sahibinin talebi üzerine, gümrük idareleri tarafından ihtiyati tedbir niteliğinde el konulabilir.
(3) El koyma ile ilgili uygulama bu konudaki mevzuata tabidir.
(4) Gümrük idarelerindeki tedbir veya el koyma kararının tebliğinden itibaren on gün içinde, esas hakkında ilgili mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa idarenin el koyma kararı ortadan kalkar.
C) Ceza sorumluluğu
I - Cezayı gerektiren fiiller
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
7 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/3504 E., 2024/5654 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
nda imhasına, bu adres dışında bir yer davacı tarafça beyan edilmediğinden ve dosya kapsamında da bulunmadığından el konulması yönündeki talebin yukarıdaki adres dışındaki yerlere ilişkin olmak üzere reddine, kararın kesinleşmesinden sonra TTK 61. madde ye göre masrafın davalı tarafından karşılanmak sureti ile kesinleşmiş karar özetinin yurt genelinde yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmi
11. Hukuk Dairesi 2023/3504 E. , 2024/5654 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1804 Esas, 2023/328 Karar
HÜKÜM : Kararın kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/690 E., 2019/1025 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni, refi, maddi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin profesyonel konfeksiyon ürünlerinin satış ve pazarlanması ile iştigal etliğini, bu kapsamda “Hocehstmass” firmasının tek Türkiye satıcısı ve distribütörü olduğunu, davalı şirketin de aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalı şirketin “Hoechstmass” firmasının ürünlerini piyasada kendisinden daha ucuz bir bedelle sattığı yönünde duyumlar aldığını, bunun üzerine İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1430 D. İş sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda, davalı şirketin “Toechstmass” markasına ait ürünlerin neredeyse bire bir aynısını Çin'de taklit olarak ürettirerek orijinal ürünmüş gibi piyasaya sürdüğünün tespit edildiğini, davalının haksız rekabete sebebiyet verdiğinden bahisle, taklit ürünlere el konulmasına ve imhasına, davalının haksız rekabet oluşturan eylemlerine son verilmesine, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 75.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini, mahkeme kararının yurt genelinde yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin anılan ürünleri satmadığını, tek kutu mezura olan ürünlerin kutusunda “SATILAMAZ” ibaresi bulunduğunu, ürünlerin Çin'deki bir fuardan alınan numuneler olduğunu, haksız rekabetin söz konusu olmadığını, dava konusu mezuraların iktisadi mallar olmadığını ve sürekli tüketim malzemesi olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalı taraf eylemlerinin davacı yan yönünden haksız rekabet oluşturduğu kanaati ile haksız rekabetin menine, söz konusu haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeni ile hesap ve takdir edilen 30.713,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ispat edilememesi nedeni ile reddine, davalı uhdesinde bulunan mallara el konulması talebi yönünden davalının ... adresindeki ürünlere İzmir 1 ATM'nin 2015/1430 D. İş ve 2015/1430 K. sayılı ilamı ile el konulması yönünde karar verildiğinden bu adrese ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu malların yediemine teslim edilmiş olması halinde yeddiemin deposunda imhasına, bu adres dışında bir yer davacı tarafça beyan edilmediğinden ve dosya kapsamında da bulunmadığından el konulması yönündeki talebin yukarıdaki adres dışındaki yerlere ilişkin olmak üzere reddine, kararın kesinleşmesinden sonra TTK 61. madde ye göre masrafın davalı tarafından karşılanmak sureti ile kesinleşmiş karar özetinin yurt genelinde yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın maddi tazminata işletilen faiz türü yönünden hatalı olduğunu, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ticari işlerde ve tacirler arası ilişkilerde ticari faiz uygulanacağını, kararın anılan yönden düzeltilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.,
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; haksız rekabete dayalı tazminat davalarında zamanaşımı süresinin fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl, her halde fiilin işlenmesinden itibaren 3 yıl içinde açılması gerektiğini, davacının taraf tespit davasını 08.12.2015 tarihinde açtığını, iş bu davanın ise 30.12.2016 tarihinde açıldığını, davacı tarafın bunu tespit tarihi itibari ile öğrendiğinin kabulü gerektiğini, 1 yıllık dava zaman aşımı süresi geçtiğini, iş bu sebeple zaman aşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili şirketin yetkili elemanının bunları Mahkeme heyetine kendisinin çıkarıp gösterdiğini, zira müvekkili şirketin bu ürünlerin satışını yapmadığını, bu ürünler Çin'e fuara gittiklerinde çeşitli firmaların dağıttıkları numunelerden olduğunu, zaten kutunun üzerinde büyük harflerle yazılı "SATILAMAZ" ibaresi bulunduğunu, iş yerinde bulunan 1 adet 1,5 metre uzunluğunda mezuranın da müvekkil şirketin işyerinde kendilerinin kullandığı bir mezura olduğunu, mahkemenin bu tespit raporunu karara dayanak ettiğini, ancak bu raporun "marka konusunda uzman bir bilirkişi" tarafından değil bir tekstil mühendisi tarafından hazırlandığını, tekstil mühendisinin marka konusunda uzmanlık gerektiren bir konuda hazırladığı raporun davaya dayanak olamayacağını, ayrıca Mahkemenin gerekçeli kararında; davalının bu ürünlerin orjinal olup olmadığı ile ilgili bir beyanda bulunmadığını, dolayısı ile taklit olduğunu kabul etmiş şeklinde bir gerekçe yazdığını ki en basit hukuk kuralını yok saydığını, müvekkilinin bu konuda bir beyanda bulunmamasının nedeninin Çin'den numune olarak alınan bu ürünlerin orjinal mi yahut taklit mi olduğunu bilmediğinden olduğunu, ki müvekkili şirket yetkililerinin de bunu bilmesinin beklenmeyeceğini, sonuç olarak müvekkili şirketin işyerinde bulunan ürünlerin halen daha taklit mi yahut orjinal mi olduğunun tespit edilmediğini, üzerinde kocaman satılamaz yazan ürünün bunun delili olduğunu, müvekkili şirketin işyerinde bulunan 1 adet mezura ve üzerinde" SATILAMAZ" ibaresi bulunan ürünlerinin satışının yapılmadığının ortada olduğunu, taraflar arasında rekabetin söz konusu olmadığını, zira müvekkili şirketin davacı şirketin mezurasını alıp sattığını, herhangi bir haksız yada haklı rekabet söz konusu olmadığını, gelir elde etme amacı taşımayan faaliyetlerin haksız rekabetin konusunu oluşturamayacağını, haksız rekabeti doğuran fiilin özünde ekonomik bir değer taşıması gerektiğini, Mahkemenin sadece ve sadece davacının 2015 ile 2016 yıllarının kıyaslaması ile hesaplanan kar kaybını baz alarak müvekkili aleyhine haksız yere tazminata hükmettiğini, davacının davasını ve iddialarını ispat etmesinin esas olduğunu, dava konusu ürünlerin taklit olup olmadıkları yönünde inceleme yapılmadığı ve söz konusu ürünlerin de fiilen bulunmaması nedeni ile inceleme yapılamayacağının ortada olduğunu, satışa arz edilen sahte markalı ürün olmadığını,
maddi tazminat yönünden, ortada haksız rekabet sayılacak bir fiil olmadığı gibi gerçekleşmiş bir zarar da olmadığını, mahkeme kararının haksız ve mesnetsiz olduğunu beyanla, kararının kaldırılması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olmasına, davanın tespit dosyasında verilen ek karar tarihinden (06.01.2016) itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açılmış bulunmasına göre, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verildiği, davanın haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin olup, temerrüt halinde uygulanması gereken faiz türünün avans faizi olduğunu, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/5575 Esas, 2020/3557 Karar sayılı ilamı aynı doğrultudadır.) davacı vekilince dava dilekçesinde davalı aleyhine maddi tazminat hükmedilmesi talep edildiği halde, faiz talebinde bulunulmamış ise de ıslah dilekçesi ile faiz talebinde bulunulduğu, davalı yanca faiz talebine karşı açıkça muvafakat verilmediğinin bildirilmediği, bu nedenlerle; ilk derece mahkemesinde hüküm altına alınan tazminata avans faizine hükmetmek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediği, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile kararın kaldırılarak, faizin türü yönünden düzeltilerek yeniden hüküm kurularak, davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin menine, söz konusu haksız rekabet teşkil eden eylemler nedeni ile hesap ve takdir edilen 30.713,43 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin ispat edilememesi nedeni ile reddine, davalı uhdesinde bulunan mallara el konulması talebi yönünden davalının ... adresindeki ürünlere İzmir 1 ATM'nin 2015/1430 D. İş ve 2015/1430 K. sayılı ilamı ile el konulması yönünde karar verildiğinden bu adrese ilişkin talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bu malların yeddiemine teslim edilmiş olması halinde yediemin deposunda imhasına, bu adres dışında bir yer davacı tarafça beyan edilmediğinden ve dosya kapsamında da bulunmadığından el konulması yönündeki talebin yukarıdaki adres dışındaki yerlere ilişkin olmak üzere reddine, kararın kesinleşmesinden sonra masrafın davalı tarafından karşılanmak sureti ile kesinleşmiş karar özetinin yurt genelinde yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, haksız rekabet nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2020/7828 E., 2022/3644 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
maddesi kapsamında müvekkiline ait 2013/67900 sayılı ve “Güzel Hayat + Şekil” markasına tecavüz ve TTK 54-63. maddeleri kapsamında ise haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerekşimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, marka hakkına yapılan tecavüzün tespitine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
11. Hukuk Dairesi 2020/7828 E. , 2022/3644 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21.02.2019 tarih ve 2017/316 E- 2019/55 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.10.2020 tarih ve 2019/525 E- 2020/892 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanun'un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle
dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ileri güzellik ve gençlik uygulamaları sunmak üzere 1993 yılında Ankara’da kurulduğunu, davacı şirketin kuruluşundan beri yönetim kurulu başkanlığını yapmış bulunan Dr. ...’in 2013/67900 sayılı “Güzel Hayat + Şekil” markasını müvekkiline devrettiğini, müvekkiline ait bu markanın 38 ve 41. sınıflarda, davalıya ait 2013/100008 sayılı “Güzel Hayat” markasının ise 09, 16 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, davalı markasının “televizyon programlarında” kullanılmasına rağmen 38 ve 41. sınıflardaki hizmetlerin davalı markasının kapsamında bulunmadığını, davacı markasının koruma kapsamında yer aldığını, hatta davalının bu hizmetler için tescil talebinin, müvekkilinin itirazları üzerine ilgili hizmetler yönünden kısmen reddedildiğini, davalının daha önce müvekkiline ait 2013/67900 sayılı markanın hükümsüzlüğü talebiyle açtığı davanın, Ankara 4. FSHHM tarafından reddedildiğini, bu karara karşı yaptıkları istinaf başvurularının da esastan reddedildiğini, davalının eylemlerinin 6769 sayılı SMK’nın 29. maddesi kapsamında müvekkiline ait 2013/67900 sayılı ve “Güzel Hayat + Şekil” markasına tecavüz ve TTK 54-63. maddeleri kapsamında ise haksız rekabet niteliğinde olduğunu ileri sürerekşimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, marka hakkına yapılan tecavüzün tespitine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, tarafların markalarının öne çıkan unsurlarının birbirinden farklı bulunduğunu, davacı markasının “Güzel Hayat+Şekil” den oluştuğunu,davalı markasının “Güzel Hayat” ibaresinden oluştuğunu, davacının markasını karakterize eden unsurun kalp şekli olduğunu, davacı markasını davacının müvekkili ile program görüşmesi yaptığı sırada, kanallarında "Güzel Hayat" programının yayımlandığını, davacının müvekkilinin yayımladığı programın sponsorluk sözleşmesi veya diğer sözleşmelerinin süresi dolmadan kendi teklif ettiği programın yayımının olmayacağını kabul ettiğini, bu durumun ise açıkça mevcut kullanıma davacının herhangi bir itirazının ve tecavüz iddiasının olmadığını gösterdiğini, “güzel hayat” isminin insanlığın ortak girişimi sonucu ortaya çıktığını ve jenerik bir hal aldığını, İstanbul 1. FSHHM 2014/61 E., 2014/214 K. sayılı kararında da açıkça her iki tarafın da "güzel hayat" markasını kullanabileceğinden bahsedildiğini, davacının da program ismini “Dr. ...’le Güzel Hayat+Şekil” olarak kullandığını, taraflar arasında daha önce görülen Ankara 4. FSHHM’nce 05.10.2016 tarihinde verilen 2015/222 E., 2016/279 K. sayılı kararın, derdest dava bakımından kesin delil teşkil etmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının "Güzel HAYAT", "HAFTA SONU Güzel Hayat", "hafta sonu GÜZEL HAYAT", "GÜZEL HAYAT", "GÜZEL HAYAT" şeklindeki kullanımlarının, davacı adına 2013/67900 sayı ile 38 ve 41. sınıflarda tescilli bulunan markasından doğan haklara tecavüz teşkil ettiği, davalının kullanım süresi boyunca elde ettiği brüt kazancın 3,25 katı zarar ettiğinden ve dolayısıyla davalı tarafın net bir kazanç elde etmemiş olduğundan, BK 50/2. maddesi uyarınca 3.000,00 TL maddi tazminata hükmedildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı adına tescilli 2013/67900 sayılı "Güzel Hayat" markasının davalı tarafından televizyon programı yayın hizmeti olarak kullanılmasının, davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin men ve ref'ine, davalı tarafça yayınlanan "Güzel Hayat" isimli programın yayınının durdurulmasına, tanıtım, yayın akışı ve afişlerden "Güzel Hayat" marka ibaresinin kaldırılmasına, davalı tarafa ait "www.ntv.com.tr" ibareli web sitesinde yer alan "Güzel Hayat" marka ibaresini içerir tüm görsellerin internet sitesi içeriğinden çıkarılmasına, 3.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kararın ulusal çapta yayın yapan bir gazetede ilanına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tarafların kullandıkları markaların asıl unsurlarının "Güzel Hayat" ibaresinden oluştuğu, her ne kadar davalının 2013/100008 sayılı “Güzel Hayat” ibareli tescilli markası bulunmakta ise de davalı markasının tescilli olduğu emtialar arasında, 41. sınıftaki "Eğitim ve öğretim hizmetlerinin" veya "Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetlerinin" bulunmadığı, davacının 2013/67900 sayılı “Güzel Hayat + Şekil” ibareli marka tescilinin kapsamında ise anılan hizmetlerin bulunduğu, hatta davalının 2013/100008 sayılı “Güzel Hayat” ibareli marka tescil başvurusunun, davacının 2013/67900 sayılı “Güzel Hayat + Şekil” ibareli markası gerekçe gösterilerek, 556 sayılı KHK.'nın 7/1-b maddesi uyarınca reddedildiği ve bu konudaki YİDK kararının iptali için açılan davanın da Ankara 2. FSHHM.'nce reddedilip, verilen kararın Yargıtay 11. HD.'nin 06.01.2020 tarih ve 2019/1860 E.- 2020/17 K. sayılı ilam ile onandığı, davalının dava konusu markayı ise anılan hizmetlerde kullandığı, dolayısıyla davalının adına tescil ettirdiği markasını, tescil edilen mal ve hizmetlerde kullanmadığı, kaldı ki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Önceki tarihli hakların etkisi” başlıklı 155. maddesi hükmü dikkate alındığında, 2013/100008 sayılı davalı markasının, işbu davada savunma gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği ve marka hakkına tecavüz fiilini ortadan kaldıramayacağı, Ankara 4. FSHHM.'nin 2015/222 E. 2016/279 K. sayılı kararı ile işbu davada davalı NTV A.Ş.'nin, davacı Mega Medikal Ltd. Şti.'ye karşı ileri sürebileceği bir telif hakkının veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkının veya isim hakkının olmadığının tespit edilmiş bulunduğu, anılan hükme karşı NTV A.Ş.'nin istinaf isteminin, Dairenin 01.02.2017 gün ve 2017/69 E.-71 K. sayılı ilamı ile reddedildiği ve kararın Yargıtay 11. HD.'nin 01.11.2017 gün ve 2017/1397 E.-5986 K. sayılı ilamı ile onandığı, her ne kadar davalı vekilince İstanbul 1. FSHHM 2014/61 E.- 2014/214 K. sayılı kararında açıkça her iki tarafın da "güzel hayat" markasını kullanabileceğinden bahsedildiği savunulmuşsa da, anılan kararın tarafların markalarını tescil süreçlerinden çok önce verildiği ve esasen davacı ve davalı taraf programlarının hazırlanışı, sunuş biçimi, anlatım dili ve konulara yaklaşım şekli itibariyle formatlarının birbirinden farklı olmasına ve FSEK.'nın 83/3. maddesi uyarınca ayırt edici vasfı bulunmayan program adları hakkında anılan maddenin ve haksız rekabet hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçelerine dayandığı, dolayısıyla işbu davada delil teşkil etmeyeceği, anılan tüm bu yargı kararları ile işbu davada yapılan yargılamadan, davalının 05.07.2004 tarihinde "Güzel Hayat" isimli bir televizyon programının yayımına başladığı ve bu programın 2004 yılı içinde bir müddet devam ettiği anlaşılmakla birlikte, söz konusu kullanımın 2004 yılından sonra da devam ettiğine dair herhangi bir delilin sunulmadığı, daha sonraki ilk kullanımı 03.11.2013 tarihinde gerçekleşen davalının, bu kullanımlarına dayanarak davacıya karşı ileri sürebileceği bir hakkının bulunmadığı, yine davalı vekilince davacı ile müvekkilinin program görüşmesi yaptığı sırada, kanallarında "Güzel Hayat" programının yayımlandığı, davacının müvekkilinin yayımladığı programın sponsorluk sözleşmesi veya diğer sözleşmelerin süresi dolmadan kendi teklif ettiği programın yayımının olmayacağını kabul ettiği savunulmuşsa da, anılan maillerin incelenmesinden ve özellikle 04.08.2017 tarihli mail ile davalı taraf yetkilisince davacı yetkilisi ...'e 13 bölüm için 195.000,00+KDV teklif edilmesinden, davalının savunduğunun tam tersine, davalının dava konusu program üzerinde hak sahibinin davacı olduğunu kabul ettiği anlamının çıktığı, sonuçta mahkemece davacının 2013/67900 sayılı “Güzel Hayat + Şekil” ibareli markası ile davalının “Güzel Hayat” ibaresini kullanımı arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun ve davalının bu kullanım biçiminin davacının markasından kaynaklanan haklarına tecavüz teşkil ettiğinin kabul edilmesinde bir isabetsizliğin olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davacı vekilinin maddi tazminat talebi yönünden, somut uyuşmazlıkta her ne kadar dava 12.09.2017 tarihinde açılmışsa da davalının tecavüz eyleminin 2013-2017 yılları arasında devam ettiğinden, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden önceki dönem için 556 sayılı KHK.'nın 66/3. maddesi uyarınca markanın ekonomik önemi de nazara alınarak bir hesaplama yapılması gerektiği, bu ölçüler nazara alınarak, mahkemece görüşüne başvurulan 13.06.2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan hesaplamalardan hareketle zarar miktarının tam olarak tespitinin mümkün olmadığının belirtildiği ancak davalının anılan dönemde yapılan giderler de nazara alındığında, net kazancının TBK.'nın 50/2. maddesi uyarınca 10.000,00 TL olabileceğinin kabul edilmesi karşısında davacının maddi tazminat talebinin 10.000,00 TL üzerinden kabulü gerektiği gerekçesiyle davacının bu yöndeki istinaf talebinin esastan kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile, davacı adına tescilli 2013/67900 sayılı "Güzel Hayat" markasının davalı tarafından televizyon programı yayın hizmeti olarak kullanılmasının, davacının markadan doğan haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, tecavüz ve haksız rekabetin men ve ref'ine, davalı tarafça yayınlanan "Güzel Hayat" isimli programın yayınının durdurulmasına, tanıtım, yayın akışı ve afişlerden "Güzel Hayat" marka ibaresinin kaldırılmasına, davalı tarafa ait "www.ntv.com.tr" isimli web sitesinde yer alan "Güzel Hayat" marka ibaresini içerir tüm görsellerin internet sitesi içeriğinden çıkarılmasına, 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, masrafı davalıya ait olmak üzere kararın ulusal çapta yayın yapan bir gazetede ilanına karar verilmiştir.
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 54,40 TL harcın temyiz eden davalıya iadesine,09/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2013/261 E., 2013/17148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ımlanan haksız rekabet fiilini işlediği, ancak bu eylemler nedeniyle davacının zarara uğradığının somut delillerle ispatlanamadığı, yine karşı davacıların şahsi haklarının zedelendiği ve manevi zararın oluştuğu hususunun sabit görülmediği, TTK 61.maddesi uyarınca hükmün ilanı talep etmişse de, taraflar arasındaki ilişki ve olayın özelliği dikkate alındığında ilana gerek olmadığı, birleşen dava yön
11. Hukuk Dairesi 2013/261 E. , 2013/17148 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 04.07.2012 tarih ve 2007/1009-2012/757 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili ve davalı-karşı davacı-birleşen dosya davacısı şirket vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili, ilaç, kozmetik ve kimyevi maddeler alanında faaliyet gösteren müvekkilinin 1994 yılında Sağlık Bakanlığı nezdinde başlattığı çalışmalar sonunda yurtdışı Neostrata ve Isıs firmalarına ait ürünleri gerekli izin ve ruhsatları alarak 1996 yılından itibaren yurda getirmeye başladıklarını ve bu firmalarla distribütörlük anlaşmaları imzalayarak ürünler yönünden önemli pazar payı oluşturulmasını sağladığını, müvekkilinin davalılardan ... ile belirtilen marka ürünlerin pazarlaması ile ilgili olarak rekabet yasağını da içeren 14.03.2003 tarihli sözleşme imzaladığını, yine, müvekkili firmanın eski çalışanı olan davalı ...'in 31.12.2004 tarihinde müvekkili şirketten ayrılarak önce kendi adına şahıs şirketi kurduğunu, sonrasında ise davalı ... ile birlikte kurucu ortak oldukları davalı Lotis...Ltd. Şti şirketini 14/09/2005 tarihinde müvekkili Assos firmasının dermakozmetik kolu olarak kurulduğunu, davalıların hem sözleşmedeki rekabet yasağını ihlal ederek ve ayrıca haksız rekabet eylemlerinde bulunarak müvekkilini zarara uğrattıklarını, Temmuz-Ağustos 2007 döneminde davalılar ... ve ortağı olduğu Lotis şirketinin rekabet yasağı içeren sözleşmeye aykırı olarak, daha önce davacı ile anlaşmaları olan orjin şirketlerden gizlice ithalatlar yapmaya başladıklarını, müvekkilinin bu durumdan 17 Ağustos 2007 tarihinde
haberdar olduğunu, bu tarihte davalıların Lotis şirketi aracılığıyla Neostrata ve Isıs şirketleri ile anlaşmalar imzaladıklarını ve bu ürünleri artık kendi şirketleri adına doğrudan ithal edip dağıtacağını belirttiğini, yapılan araştırmada davalıların davacının ticari ilişkisi devam ederken orjin şirketlerle temasa geçtiğinin tespit edildiğini, 10 yılı aşkın bir süredir davacının ticari ilişkisini sürdürdüğü, yurt içinde tanıttığı, belli bir pazar oluşturduğu ürünlerin davacının elinden alınmasının haksız rekabet niteliğinde olduğunu, davalı eylemlerinin TTK'nın 56.,57/1.,2.,3.,5.,7.,9.,10. ve BK'nın 48. maddelerinde tanımlanan haksız rekabet niteliğinde olduğunu gerekçesiyle davalı ...'in davacı şirketle imzaladığı 14/01/2003 tarihli sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı haksız fiillerinin tespitine, davalı ... ve ... tarafından davacı aleyhine ika olunan haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulmasına, davalı ... ve ...'in kurucu ortağı olduğu davalı Lotis...Ltd. Şti'nin eylemlerinin haksız rekabet oluşturulduğunun tespitine, önlenmesine ve bu eylemler nedeniyle uğranılan zararların tazmini için şimdilik 6.000,00 TL maddi tazminatın avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, karşı dava ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı-karşı davacı-birleşen dosya davacısı Lotis Kozmetik..Ltd. Şti., davalı-karşı davacı Murat ... ve davalı ... vekili, asıl dava yönünden, davacının haksız rekabete uğradığını iddia ettiği tarihlerde Neostrata ve Isıs firmaları ile aralarında akdedilmiş bir sözleşmesinin bulunmadığını, davacı şirketin 01/08/2003 tarihinde dava dışı İpek Estetik firmasıyla imzaladığı sözleşme ile birinci kez, ...'in şahıs firmasına aynı malları sattırarak ikinci kez ve Lotis şirketi kurulduktan sonra aynı ürünlerin Lotis şirketi eliyle satılması sonucu üçüncü kez davalı ... ile imzaladığı sözleşmeyi hükümden düşürdüğünü, müvekkili şirket ile ...'in davacıya herhangi bir taahhütlerinin bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiş; karşı davada, davalı şirketin müvekkili şirket ve ... aleyhine kötüleyici faaliyetlerde bulunduğunu, tüm ecza depolarına, doktorlara ve eczanelere mailler atarak, fakslar çekerek, müvekkili şirket hakkında yanıltıcı ve suçlayıcı beyanlarda bulunduğunu, müvekkilinin aldığı yasal distribütörlükler nedeniyle yurt dışındaki firmalara müvekkili hakkında karalayıcı mailler gönderdiğini, müvekkillerinin mali durumu ile ilgili gerçek dışı beyanlarda bulunduğunu karşı davalının bu eylemlerinin TTK'nın 56., 57., BK'nun 48. ve TMK'nın 2. maddeleri uyarınca haksız fiil teşkil ettiğini belirterek karşı davalının müvekkili şirket aleyhine ika ettiği haksız rekabet teşkil eden eylemlerin durdurulmasına, 6.500,00 TL manevi tazminatın karşı davalıdan tahsili ile karşı davacılar ... ve davacı şirkete verilmesine, karşı davalının kötüleyici ve fiyat kıran beyanlarını depolara gönderdiği tarihten itibaren aşırı fiyat düşürerek Neostrata ve Isıs ürünlerinin satışları neticesi elde ettiği haksız kazancın karşı davalının defterleri incelenerek tespiti suretiyle şimdilik 6.500,00 TL maddi tazminatın karşı davalıdan faizi ile birlikte tahsili ile karşı davacı şirkete ödenmesine, kararın ilanına karar verilmesini istemiş; yine birleşen dava kapsamında, müvekkili şirketin Neostrata ve Isıs firmalarının Türkiye'de tek yetkili distribütörü olduğunu, bu firmalara ait ürünlerin bir kısmının davalıya ait web sitesinde teşhir edilip satışa sunulduğunu, davalıya gönderilen ihtarnamenin tebliğini takiben davalının tüm ürünler başlığı altından bu ürünlere erişimi kaldırmışsa da, google.com sitesinde Neostrata, Exuviance, Ruboril markaları için arama yapıldığı takdirde bağlantı sayfalarından bu bilgilere tekrar ulaşıldığını, davalının bu bağlantı sayfalarını kaldırmadığını, davalının web sitesinde davacıya ait ürünleri satmasının haksız rekabet oluşturduğunu belirterek müvekkilinin tek yetkili satıcısı olduğu ürünlere davalının web sitesi ve sitesinin bağlı bulunduğu server üzerinden erişimin kaldırılarak bu suretle oluşan haksız rekabetin menine ve kararın ilanına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davada, ... yönünden, 14/01/2003 tarihli sözleşmede davalıya rekabet etme yasağı getirilmişse de davalıya tek satıcılık yetkisi verilen bölge içinde, sözleşmenin 1.maddesine aykırı olarak, davacı tarafından dava dışı İpek Estetik Ltd. Şti, davalı ...'in şahıs şirketi ve davalı şirket ile sözleşmeler yapılarak ve ürün satışları suretiyle sözleşmenin bizzat davacı tarafça ihlal edildiği, bu durumun davacının davalı ... ile imzaladığı 14/01/2003 tarihli sözleşmeyi artık sona erdirdiği anlamı taşıdığı, davalı ...'in sözleşmeyi ihlal eden başkaca bir eyleminin de kanıtlanamadığı; ... yönünden, adı geçen davalının davacı şirketle doğrudan imzaladığı ve rekabet yasağı içeren bir sözleşmesinin bulunmadığı ve bu davalının 14/01/2003 tarihli sözleşmenin tarafı da olmadığı, davalı ...'ın davacı şirkette çalıştığı dönemde elde ettiği ticari sırları kullandığına dair somut bir kanıtın da dosyada bulunmadığı; davalı şirket yönünden, bu şirketin davacı ile davalı ... arasında imzalanan 14/01/2003 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığı, davalı şirketin bu sözleşmeyi ihlal ettiğinden söz edilemeyeceği, tek satıcılık sözleşmesinin sadece sözleşmenin tarafları arasında sonuç doğuracağı ve üçüncü şahıslara karşı ileri sürülemeyeceği, davacının haksız rekabet iddia ettiği dönemde davacı ile Neostrata ve Isıs firmaları arasında imzalanmış bir tek satıcılık sözleşmesi bulunmadığı, davacının bu yabancı şirketlerle sözleşme imzalayamamasının davalıların engelleyici davranışlarından kaynaklandığı iddiasının ispatlanamadığı, davacı ve davalı şirket arasındaki dağıtım ilişkisi sona erdikten sonra davalı şirketin Neostrata ve Isıs firmalarının distribütörü olduğu, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden bir eyleminin kanıtlanamadığı; karşı dava yönünden, karşı davalının fiyat indirim kampanyası düzenlemesinde haksız rekabet teşkil eden bir husus bulunmamakla birlikte, karşı davalı şirket yetkilisinin 21/08/2007, 22/8/2007 ve 25/08/2007 tarihli e-mail yazıları, Isıs firmasına yazılan 29/08/2007 tarihli e-mail içerikleri dikkate alındığında, karşı davalının karşı davacılar hakkında, onların sözleşme imzaladığı Isıs firması nezdinde yanlış ve yanıltıcı beyanlarda bulunduğu ve ayrıca mali gücü hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunarak TTK.58.maddesinde tanımlanan haksız rekabet fiilini işlediği, ancak bu eylemler nedeniyle davacının zarara uğradığının somut delillerle ispatlanamadığı, yine karşı davacıların şahsi haklarının zedelendiği ve manevi zararın oluştuğu hususunun sabit görülmediği, TTK 61.maddesi uyarınca hükmün ilanı talep etmişse de, taraflar arasındaki ilişki ve olayın özelliği dikkate alındığında ilana gerek olmadığı, birleşen dava yönünden, piyasaya usulünce sürülmüş malların satış ve pazarlanmasının serbest rekabet koşulları altında mümkün olduğu, tek satıcılık sözleşmesinden doğan kişisel hakkın, haksız rekabet hükümlerine dayanılarak üçüncü kişilere karşı ileri sürülemeyeceği, bu kapsamda, davalının web sitesinde ürün tanıtım ve pazarlaması yapmasının davacıya karşı haksız rekabet oluşturmayacağı gerekçesiyle, asıl dava ve birleşen davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulü ile, karşı davalı şirket tarafından karşı davacılar hakkında yanlış, yanıltıcı, incitici beyanlarla kötülemek ve ayrıca mali gücü hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunmak suretiyle TTK. 58. maddesi uyarınca haksız rekabette bulunduğunun tespitine ve men'ine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı-birleşen dosya davalısı vekili ve davalı-karşı davacı-birleşen dosya davacısı şirket vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, davalı/karşı-davacı/birleşen dosya davacısı Lotis Kozmetik Ürün. ve İlaç Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin ticaret ünvanının yargılama sırasında Lotis İlaç ve Kozmetik Ürün Paz. Tic. Ltd. Şti. olarak değişmesine rağmen kararda adı geçen şirketin önceki ünvanının yazılı bulunmasının maddi hata niteliğinde olup, mahallinde her zaman düzeltilmesinin mümkün bulunmasına, karşı davada davalı Assos İlaç Kimya Gıda Ürün. Üretim Tic. Ltd. Şti. tarafından ecza depolarına duyuru mahiyetinde gönderilen 20.08.2007 ve 24.8.2007 tarihli yazıların da 6762 sayılı TTK'nın 57/1 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturmasına göre, davacı/karşı davalı/birleşen dosya davalısı vekilinin asıl davaya ilişkin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Karşı davaya ilişkin olarak karşı davacı Lotis İlaç ve Kozmetik Ürün. Paz. Tic. Ltd. Şti.'nin temyiz itirazlarına gelince; karşı davalı şirket eyleminin TTK'nun 56. vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet oluşturduğu mahkemece kabul edildiğine göre, dosya içerisindeki mevcut belge ve yazışmalardan karşı davalının bu eylemi nedeniyle karşı davacı şirketin TTK'nun 58/e maddesi kapsamında manevi tazminat talep hakkı doğduğunun kabulü ile uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken bu yöndeki talebin reddi doğru olmadığı gibi, somut uyuşmazlığın niteliği itibariyle karşı davacının hükmün ilanını talep etmekte hukuki yararı bulunduğu halde ilan talebinin reddine karar verilmesi de doğru görülmemiş, kararın temyiz eden karşı davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı/karşı davalı/birleşen dosya davalısı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı/karşı davacı/birleşen dosya davacısı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı/karşı davacı/birleşen dosya davacısı Lotis İlaç ve Kozmetik Ürün. ve İlaç Paz. Tic. Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 27,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacı-karşı davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı karşı davacıya iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/3769 E., 2013/3877 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
ile ambalaj özellikleri kullanarak imalat, satış ve reklam yapmak sureti ile haksız rekabetlerinin ayrı ayrı yasaklanmasını, satışlarının önlenmesini, ticari gaye ile bulundukları her yerden toplatılmasını, tecavüzlerinin 556 sayılı KHK ve TTK hükümleri uyarınca durdurulmasına, yasaklanmasına ve ortadan kaldırılmasına, mahkeme kararının TTK'nın 61. maddesi ve 556 sayılı KHK'nın 72.
11. Hukuk Dairesi 2012/3769 E. , 2013/3877 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29.12.2011 tarih ve 2009/36-2011/344 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin ürettiği ... ve benzeri ürünlerin yurtiçinde ve yurtdışında tanınan kaliteli bir marka haline geldiğini, ürettiği bütün ürünlerin ambalajları ve dizaynlarının da 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname çerçevesinde tescilli olduğunu, müvekkili şirketin lider ve ortak markası olan ...nolu ... markasının yargı kararları ile defalarca tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin... nolu markasının yanında birçok tescilli markalarının bulunduğunu, birçok tescilli markaların yanında müvekkilinin ... markasının aynı zamanda onun kadar tanınmış ve tüm dünyada bilinen popüler olan ve çok satan ... markasının da sahibi olduğunu, müvekkilinin ... markasını çok uzun zamandır kullandığını, 22/02/1993 tarih ... numaralı ... ..., 02/10/2002 tarih ... numaralı ... ..., 21/09/2003 tarih... numaralı ... ..., 14/08/2001 tarih 2001/16241 numaralı ... ... gerçek ... şekil, 30/10/1996 tarih ... numaralı ... ... şekil, 30/10/1996 tarih ... numaralı ... ... şekil, 02/10/2002 tarih ... numaralı ..., 05/01/2009 tarih ... numaralı ... ...şekil, 09/05/2008 tarih 2008/27795 numaralı ... şekil markalarının mevcut olduğunu, ambalaj tasarımlarının 2005 yılından beri müvekkili tarafından kullanıldığını, bu tasarımların, dizayn ve renk kombinasyonları özellikle kırmızı ve beyaz renklerin özel bir kombinasyonu, çikolatalı pastanın kombinasyon ve ambalaj üzerindeki yeri, renk geçişleri, markaların ambalaj üzerindeki yerleri, kırmızı ve beyaz renklerin özel olarak ambalajı ikiye bölecek şekilde alt köşeden üst köşeye doğru tersim edilmesi, ... markasının çikolotalı pasta üzerine gelecek şekilde yazılması, 8'li paket olarak dizayn edilmesi ... markasının sol tarafa, pastanın ise sağ tarafa konulması, ... markasının içi beyaz dışı çikolata rengi ile konturlanması, çikolatalı pastanın, kesik yönü sağa ve ambalajın altına doğru olacak şekilde kesik bulunması, sağ üst köşede nefis kakaolu kaplamalı ibaresi ile sağ alt köşede 8 adet ibaresinin bulunmasının tamamen müvekkili tarafından dizayn edilmiş kendisine has tersim tarzı olan bir ambalaj olduğunu, müvekkilinin bu genel tersim tarzını diğer ... ambalajlarında da kullandığını, davalıların... markası ile benzer bir ürünü piyasaya verdiklerini ilk piyasaya çıkarttıkları... ürünün genel görünümü belirtildiği şekilde iken bu şekli ile müvekkiline ait ürünlerle rekabet edemediği için müvekkilinin ... ambalajından taklit ve iltibas yoluyla yararlanma yoluna giderek satışların artırma gayreti içerisine girdiğini, davalı ambalajlarının tersimi/tasarımı ve ambalajının müvekkilinin tanınmış ve en çok satan markalarından biri olan ... ambalaj dizaynının bir kopyası halinde olduğunu, müvekkili ürünlerinin iç küvetli olarak ve özel küvet kalıbı şeklinde yapılmasının tamamen müvekkili tarafından dizayn edildiğini, davalılar tarafından müvekkili ürünlerinin aynen taklit edildiğini, müvekkilinin maddi ve manevi anlamda zarara uğradığını ileri sürerek, davalıların fiillerinin, haksız rekabet olduğunun tespitini, davalıların böyle ambalaj sunuluş biçimleri ile ambalaj özellikleri kullanarak imalat, satış ve reklam yapmak sureti ile haksız rekabetlerinin ayrı ayrı yasaklanmasını, satışlarının önlenmesini, ticari gaye ile bulundukları her yerden toplatılmasını, tecavüzlerinin 556 sayılı KHK ve TTK hükümleri uyarınca durdurulmasına, yasaklanmasına ve ortadan kaldırılmasına, mahkeme kararının TTK'nın 61. maddesi ve 556 sayılı KHK'nın 72. maddesi hükümlerine binaen kesinleşmesinden sonra masrafı davalıdan alınarak trajı en yüksek üç gazeteden birinde ve ...' da yayın yapan yerel bir gazetede birer defa ayrı ayrı ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, ... markasının yeniden yapılandırılması projesi kapsamında ürünlerde kullanılan tanıtma vasıtaları ve sunuluş biçimlerinin değiştirildiğini, yeni sunuluş biçimlerinde kırmızı beyaz renkler ve yıldız temasının hakim duruma getirilerek şirketin tanıtma vasıtası meyanında ... markasının da ön plana çıkarıldığını, böylece tasarlanan yeni sunuluş biçiminde ürün isimlerinin ikinci planda kaldığını, ... Bisküvisinin ürünlerinde ise öteden beri ürünün adı ile cinsinin ön plana çıkartıldığını, ... ... ürününde de aynı durum olduğunu, ... markası yanında ... markasının tanıtma vasıtasının da tanınmış olduğu yolundaki iddianın doğru olmadığını, içerisinde ... ibaresini ihtiva eden markalardan usulüne uygun şekilde marka olarak tescilli olanlar hariç kullanıldığı iddia edilen diğer ...'lu markaların davacının bu davadaki iddialarına herhangi bir şekilde haklılık sağlayabilmesinin mümkün olmadığını, çünkü davalı müvekkillerinin dava konusu edilen kullanımlarının tescile dayalı kullanımlar olduğunu, davacının bu ambalajlar ile kullanımlara hangi tarihte başladıklarına dair bir beyanlarının olmadığını, davacı tarafın tek tutarlı iddiasının kompozisyon içerisinde ısırılmış bir bisküvi çeşidinin bulunmakta oluşu olduğunu, davacının küvet dediği paketleme, yerleştirme ünitesinin bu hali ile ve/veya çok yakın halleri ile çok önceden bilinip kullanılan, herkesin kullanımına açık anonim üniteler olduğunu savunarak, davanın reddini, kararın kesinleşmesini müteakip hüküm fıkrasının tamamının 556 sayılı KHK'nın 72. maddesi ve sair ilgili maddeleri hükümleri gözetilerek ... ve ... gazetesi ile Karaman'da yayınlanan gazetelerden birinde ilan edilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, davacı iddialarına mesnet markaların salt tescil edilmiş şekilleri ile davalıya ait markanın, 556 sayılı KHK anlamında, aynı, ayırt edilemeyecek derecede benzer veya md. 8/1-b anlamında halk nezdinde karışıklığa neden olacak derecede benzer olmadığı, davacı ve davalı tarafından fiilen kullanılmakta olan her iki ambalaj bir bütün olarak değerlendirildiğinde dahi, davalıya ait ''...'' ibaresi ile davacıya ait ''...'' ibarelerinin ön plana çıkarılması nedeniyle birbirinden ayırt edici hale geldiği ve bu noktada 556 sayılı KHK'ya göre marka hakkına tecavüz vaki olmadığı gibi, TTK'nın 57. ve devam eden maddeleri anlamında bir haksız rekabet halinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, 556 sayılı KHK'nın 72. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra hüküm özetinin yurt çapında yayımlanan trajı en yüksek 3 gazeteden birinde ve Karaman'da yayın yapan mahalli gazetelerden birinde ilanına, gerekli masrafların davacı taraftan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 04.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2011/10807 E., 2012/18031 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
TTK'nun 61. maddesinde, ''Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebiyle, masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir.
11. Hukuk Dairesi 2011/10807 E. , 2012/18031 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/05/2011 tarih ve 2009/26-2011/296 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin TÜRKAK ve uluslararası kapsamda akredite olarak belgelendirme hizmetleri sunan yabancı ortaklı şirket olduğunu, davalının da aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, davalının kendi web sayfasında potansiyel müşterilere yönelik olarak “Uyarı nedenlerimizi okumanızı rica ederiz” başlığı ile bilgilendirme yazısı yayımladığını, ancak davalının kasten müvekkilini kötülemek ve ticari itibarını zedelemek istediğini, haksız rekabete sebebiyet verdiğini belirterek söz konusu yazının 1,6,7,8 ve 10. maddelerinin yayından kaldırılmasına, haksız rekabet yaptığına ilişkin mahkeme ilanının davalının web sayfasının aynı bölüm ve sayfasında aynı punto ile yayınlanmasına ve 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin web sayfasında yer alan yazının piyasadaki tüketicileri bilinçlendirme amacı taşıdığını, yazının içeriğinde davacının ticaret unvanına yer verilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının web sayfasında yayınlanan yazının 6.maddesinde yapılan açıklamadan sonra davacının Türkiye temsilcisi olduğu 1224 numaralı BM Trade Certification Şirketi'nin örnek olarak gösterilmesinin, 1. ve 7. maddelerde yasal zorunluluk olmamasına rağmen ITT ve Fabrika Üretim Kontrol İşletmeleri için İSO9001:2000 akreditasyonunun ve yine bu işlemler için TÜRKAK'tan akredite olunmasının zorunlu olduğu izleniminin yaratılmasının TTK'nun 57/1-2-3-4 fıkraları uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği, söz konusu yazının 8 ve 10.maddelerinde haksız rekabet teşkil eden eylemler bulunmadığı, bir kişiyi kendi internet sayfasında kendisi aleyhine bir ilanı yayınlamak zorunda bırakmanın yasal olarak mümkün olmayıp, davacının hükmün gazetede ilan edilmesine yönelik bir talebinin bulunmadığı, yazının etkisini göstereceği 2009 yılında davacı şirketin kar elde ettiği, manevi tazminat yönünden BK. m 49'da belirtilen yasal koşulların oluşmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkemenin kar elde edildiğinden bahisle manevi tazminat talebinin reddi gerekçesi doğru değil ise de, manevi tazminat yönünden BK'nun 49. maddesi şartlarının gerçekleşmemiş olmasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı, dava dilekçesinde mahkemece verilecek hükmün davalı internet sayfasının aynı bölümünde aynı puntolar ile yayınlanması suretiyle ilanına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece hükmün ilanına yönelik talep yukarıda yazılı gerekçe ile reddedilmiştir. TTK'nun 61. maddesinde, ''Mahkeme, davayı kazanan tarafın talebiyle, masrafı haksız çıkan taraftan alınmak üzere hükmün katileşmesinden sonra ilan edilmesine de karar verebilir. İlanın şekil ve şümulünü hakim tayin eder.'' denilmiştir. Bu kapsamda, her ne kadar davacı ilanın şeklini kendisi belirleyerek talepte bulunmuş ise de, bu talebin esasen bir ilan talebi niteliğinde olup, ilanın şekli ve şümulünün hakim tarafından takdir edileceği değerlendirilerek ve takdir yetkisi kullanılarak kararın ilanına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde ilan talebinin reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 13/11/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Genel
Ünlü moda tasarımcısı Pelin’in “ELYSIAN” markasıyla tescilli lüks çantalarını, rakip firma olan NovaModa A.Ş.’nin “ELYSIAN DREAMS” ibaresiyle ve benzer tasarımlarla piyasaya sürmesi, marka hakkına tecavüz teşkil etmektedir. Bu durumda Pelin’in, NovaModa A.Ş.’ye karşı açacağı hukuk davasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında ileri sürebileceği taleplerle ilgili olarak;
I. Fiilin tecavüz niteliğinde olduğunun tespiti ile tecavüzün durdurulması
II. Tecavüzün giderilmesi ile maddi ve manevi zararlarının tazmin edilmesi
III. Tecavüz oluşturan ürünler ile bu ürünlerin üretiminde münhasıran kullanılan araçlara el konulması ve imhası
IV. Cumhuriyet Savcılığına şikâyette bulunulmaksızın, hukuk mahkemesi kararıyla fail hakkında doğrudan adli para cezasına hükmedilmesi
yukarıdakilerden hangileri yer alır?