6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 617

Türk Ticaret Kanunu 617. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 617- (1) Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. (2) Genel kurul, toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya on güne kadar kısaltabilir. (3) Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir. (4) Herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça, genel kurul kararları, ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması kararın geçerliliği için şarttır. 2. Oy hakkı ve hesaplanması

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

26 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/2674 E., 2025/1090 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
ılacak genel kurulun, tarafların ihtilaflı olduğu bu aşamada "kötü niyetli" olduğunun açıkça bildirildiğini, bu çerçevede müvekkilinin 18.01.2016 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısında genel kurulun yapılmasına muhalefet ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 617.maddesinin (c) bendine göre limited şirketlerde, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılac
11. Hukuk Dairesi         2024/2674 E.  ,  2025/1090 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/557 Esas, 2024/256 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2016/217 E., 2019/1263 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile eski eşi 'ın davalı şirketin ortağı olduğunu, şirket hisselerinin %55'inin dava dışı a, geri kalan kısmının da kendisine ait bulunduğunu, dava konusu 12.02.2016 tarihli genel kurul toplantısına kadar 17 yıl boyunca her iki ortağın da şirketi münferit yetkili müdür olarak temsil ettiğini, ancak 'ın davalı şirketteki çoğunluk payını kötüye kullanarak müvekkilini müdürlükten azlettiğini ve kendisini tek yetkili müdür olarak seçtiğini, tek yetkili olarak usulsüz ve hukuka aykırı olarak işlemler yaptığını, müdür ortak dava dışı 'ın davalı adına kullanılan banka kredilerinden şahsi hesabına usulsüz aktarmalar yaptığını, 'ın kendi işlemlerini ibra etmek amacıyla tek taraflı olarak hazırladığı "gündem maddeleri" ile usulsüz/geçersiz müdürler kurulu yaptığını,'ın müdürler kurulu toplantısı için 13.01.2016 tarihli davet mektubu gönderdiğini, müvekkilince bu davete verilen yanıtta, tek taraflı belirlenmiş gündemle, müdürler kurulunda karar alınamayacağı, bu gündemle yapılacak genel kurulun, tarafların ihtilaflı olduğu bu aşamada "kötü niyetli" olduğunun açıkça bildirildiğini, bu çerçevede müvekkilinin 18.01.2016 tarihinde yapılan müdürler kurulu toplantısında genel kurulun yapılmasına muhalefet ettiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 617.maddesinin (c) bendine göre limited şirketlerde, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı hükmünün yer aldığını, 624.maddesinde ise şirketin birden fazla müdürünün olması halinde, bunlardan birinin genel kurul tarafından başkan olarak atanması gerektiğinin belirtildiğini, ancak davalı şirketin "müdürler arasından başkan seçilmesine" dair herhangi bir kararı bulunmadığını, yine aynı Kanun'un 624/3 hükmü gereği birden fazla müdürün varlığı halinde bunların çoğunlukla karar alabileceği, eşitlik halinde başkanın oyuna üstünlük verileceğini, 'ın, davalı şirkette "müdürlerin başkanı" şeklinde bir sıfatı bulunmadığını, yetkisiz şekilde usulsüz ve geçersiz müdürler kurulu toplantısı yaptığını, bu usulsüz toplantı sonucunda belirlediği gündem maddeleriyle de genel kurul çağrısı yaptığını, usulüz/geçersiz 18.01.2016 tarihli müdürler kurulu toplantısına istinaden yapılan 12.02.2016 tarihli genel kurulu ve genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde olduğunu, davacının, genel kurulun usulsüz olduğunu, alınacak kararlara itiraz ettiğini, Serdar Saruhan'ın kötü niyetli olarak, müvekkilinin müdürlükten azli ile kendisinin tek başına müdür olabilmesi için dürüstlük kurallarına aykırı şekilde genel kurul kararları alındığını ileri sürerek, 12.02.2016 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, bu talebin kabul görmemesi halinde anılan genel kurul kararlarının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6102 sayılı TTK'nın 617. maddesine göre limited şirketlerde genel kurulu müdürlerin toplantıya çağıracağını, davalı şirkette münferiden ve tek başına yetkili olan müdür Serdar Saruhan'ın müdürler kurulu toplantısındaki kararı ile olağan genel kurul toplantısı yapılmasına karar verilmiş olmasında yasa hükümlerine aykırı bir durum söz konusu olmadığını, çağrısız genel kurul için anonim şirket hükümleri uygulanacağından tüm ortakların katılımı ile çağrı şartlarına uyulmaksızın genel kurulun toplanıp karar alabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dışı müdür 'ın, 18.01.2016 tarihli müdürler toplantısında genel kurul toplantı gündemini belirleyerek çağrı hazırladığı, davacının da hazır bulunduğu müdürler toplantısında davacının genel kurul yapılmasına muvafakatı olmadığını şerh düştüğü, belirlenen günde dava dışı müdür ve ortak ın asaleten, davacının temsilen hazır bulunduğu, davacının şirkette müdürler kurulu başkanı olarak dava dışı ’ın seçildiğine dair bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ileri sürerek çağrının yetkisiz kişi tarafından yapıldığından bahisle yokluk iddiasında bulunduğu, ancak 6102 sayılı TTK'nın 617. maddesine göre genel kurulun, münferit iki müdürden biri tarafından toplantıya çağrılmasında yokluk gerektiren bir durum görülmediği, aksi halde bu gibi iki ortaklı ve müdürlü şirketlerde genel kurulun toplanmasının mümkün olmayacağı, bu durumda da şirketin organsızlığı sonucu doğacağı, çağrı yapan münferit yetkili müdür olup, bir müdürler kurulu başkanı da seçilmediğinde göre, müdürün yetkisiz olduğundan söz edilemeyeceği, toplantı ve karar nisabı hususlarında da butlan sebebi olmadığı, karar sırasında veya karardan hemen sonra belirtilen bir muhalefet şerhi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin ana sözleşmesinde konuyla ilgili bir hüküm bulunmadığı görülmekte olup dava dışı ortak ve müdür 'nın 13.01.2016 tarihinde müdürler kurulunu toplantıya çağrı için diğer ortak ve müdür davacıya çağrı gönderdiği, 18.01.2016 tarihinde davacı müdürün bu toplantıya katıldığı, genel kurul yapılmaması yönünde oy kullandığı, her iki ortağın da münferiden yetkili şirket müdürü olduğu, davalı şirkette birden fazla müdür bulunmakla birlikte davalı şirket genel kurulu tarafından bir müdürler kurulu başkanı atanmadığı, dava dışı ortak 'ın tek başına genel kurulu çağrı yetkisi bulunmadığı, ın tek başına aldığı karara dayanarak yaptığı, geçerli bir müdürler kurulu kararına dayanmayan çağrının geçersiz olduğu, geçerli bir çağrı bulunmadan yapılan genel kurul toplantısında, 6102 sayılı TTK'nın 617/3.maddesi atfıyla aynı Kanun'un 416. maddesinde düzenlenen çağrısız genel kurulun şartlarının da mevcut olmadığı, bu durum 12.02.2016 tarihinde yapılan toplantıda alının kararların yok hükmünde sayılmasına neden olacağından, mahkemece davanın kabulü ile davaya konu genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davalı şirketin 12.02.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 12/02/2016 tarihli olağan ortaklar genel kurulunun yok hükmünde olduğunun tespiti, bu talebin kabul görmemesi halinde genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 20.02.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2024/3068 E., 2024/4786 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKonya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sayfasında söz konusu karar müdürler kurulu olarak yayımlandığından kararın müdürler kurulu kararı olarak kabul edildiği, limited şirketlerde genel kurula çağrının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 617 nci maddesi gereğince kural olarak müdürler tarafından yapılacağı, müdürlerin birden fazla olması halinde genel kurulun müdürler kurulu başkanı tarafından toplantıya çağrılacağ
11. Hukuk Dairesi         2024/3068 E.  ,  2024/4786 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/325 Esas, 2022/393 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/257 E., 2019/642 K. Taraflar arasındaki müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılması, şirkete müdür atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ve Dairemizin geri çevirme kararından sonra davacı terekesinin temsilcileri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 23.10.2017 tarihli genel kurulda 10 yıl müddetle müdür seçilen, 07.09.2018 tarihli genel kurulda 2 yıl müddetle müdürler kurulu başkanı atanan müvekkilinin davalı şirkette %38 oranında pay sahibi olduğunu, 19.11.2018 tarihinde müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, 07.12.2018 tarihli genel kurulda müdürlük sıfatının devam ettiğini, bir limited şirkette müdürler kurulunu ancak müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin böyle bir yetkisinin bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısı için müvekkilinin böyle bir çağrı yapmadığını, mahkemeden böyle bir karar alınmadığını, aynı tarihli müdürler kurulu kararının altında davacının bir imzasının bulunmadığını, dolayısıyla 07.12.2018 tarihinde genel kurul toplantısı yapılması, çağrı ve ilanının yok hükmü taşıdığını, çağrısı yetkili organca yapılmayan genel kurulların da yoklukla sakat olduğunu, genel kurul için ilanın 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiğini, toplantının 15 günlük süre şartını taşımadan 07.12.2018 tarihinde yapıldığını, şirketin internet sitesinde toplantının yayınlanmadığını, bu sebeplerle de genel kurul toplantısı çağrısı ve ilanının Kanuna aykırılık taşıdığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine aykırı olarak Konya’da yayınlanan bir gazetede çağrı ve ilanın yapılmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara taahhütlü mektupla bildirilmediğini, finansal tabloların pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulmadığını, müvekkilinin söz konusu belgeleri elde etmesine engel olunduğunu, kâr dağıtım önerisinin şirket merkez veya şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır tutulmadığını, 2018 yılında yapılan genel kurul için 2017 yılı ifadesinin kullanıldığı, olağanüstü genel kurul olarak nitelendirildiği ilanın Kanuna aykırılık doğurduğunu, şirketin Kanuna aykırı olarak bugüne değin hiçbir olağan genel kurulunu yapmadığını, Kanuna ve ana sözleşmeye aykırı şekilde 07.12.2018 tarihli genel kurulda kâr dağıtımı kararı alınmadığını, genel kurul tutanağının değiştirildiğini, genel kurulda müvekkilinin müdürlükten azline dair karara muhalefetinin tutanağa geçirilmediğini, görev süresi dolmadan azlin haklı bir sebebe dayanmadığını, müvekkiline bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmadığını, genel kurulda şirket ortakları ... ve ...’a huzur hakkı ödenmesine karar verildiğini, ancak ortakları böyle bir hak verilemeyeceğini, bu kararın ortaklara kâr payı ödemesi niteliği taşıdığını, eşit işlem ilkesine aykırılık oluşturduğunu, müdürlerin kaç kişiden meydana geleceğinin kararlaştırılmadığını, buna rağmen dört olan müdür sayısının ikiye düşürülmesinin yerinde olmadığını, müdürler kurulu başkanının seçilmediğini, ortaklardan ...’ın vekaleten toplantıya katıldığı halde noter onayı bulunmayan vekaletin geçerli olmadığını ileri sürerek genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, 07.12.2018 tarihli genel kurul kararlarının yok hükmünde/ batıl olduğunun tespitini, aynı genel kurul kararlarının tamamının Kanuna, ana sözleşmeye, afaki iyi niyet kurallarına aykırılığı sebebiyle iptalini, aynı toplantıda müdür seçilenlerin temsil yetkisinin sınırlandırılmasını, kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; 19.11.2018 tarihli kararın müdürler kurulu değil ortaklar kurulu kararı olduğunu, 22.11.2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığını, 15 günlük süre şartının tamamlandığını, bu kararla ilgili davanın üç aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, 4 kişiden oluşan müdürler kurulunun üç üyesi ile ve pay ve paydaş çoğunluğuyla karar alındığını, bu haliyle usul ve yasaya uygunluk taşıdığını, davacının hem butlan hem de iptal isteyemeyeceğini, davacının vekili vasıtasıyla yapılan 07.12.2018 tarihli toplantıda huzur hakkı hariç azline ve yeni müdür atanmasına ilişkin karar da dahil tüm kararların oy birliğiyle alındığını, zaten sadece bu kararların alındığını, davacının olumlu oy kullandığı kararların iptalini isteyemeyeceğini, toplantı kararı ve çağrının davacıya iadeli taahhütlü mektupla gönderildiğini, genel kurulun müdürler tarafından da genel kurula çağrılabileceğini, yetkinin sadece müdürler kurulu başkanında olmadığını, tutanağın değiştirildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin denetime tabi olmaması sebebiyle internet sitesinde ilan zorunluluğunun bulunmadığını, tüm finansal tabloların şirket merkezinde ortakların denetimine açık tutulduğunu, davacının inceleme başvurusu yapmadığını, vekaletname eksikliğinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davalı vekilince 19.11.2018 tarihli kararın ortaklar kurulu kararı olduğu ileri sürülmüş ise de 22.11.2018 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin 822. sayfasında söz konusu karar müdürler kurulu olarak yayımlandığından kararın müdürler kurulu kararı olarak kabul edildiği, limited şirketlerde genel kurula çağrının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 617 nci maddesi gereğince kural olarak müdürler tarafından yapılacağı, müdürlerin birden fazla olması halinde genel kurulun müdürler kurulu başkanı tarafından toplantıya çağrılacağı, bu anlamda davalı şirketin 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısının davacı müdürler kurulu başkanının yokluğunda yapılması ve alınan kararda davacı müdürler kurulu başkanının imzasının bulunmaması sebebiyle genel kurulu toplantıya çağrı usulünde açıkça bir kanuna aykırılık olduğu, ancak söz konusu çağrıdaki usulsüzlüğün 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı ve toplantıda kararlar alınmasına etkilerinin ne olduğunun incelenmesi gerektiği, 6102 sayılı Kanun’un 622 nci maddesi uyarınca limited şirketlerin genel kurul kararlarının butlanı ve iptalinde kıyas yolu ile anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı ve iptaline ilişkin kuralların uygulanacağı, 447 nci maddesinde de genel kurul kararlarının butlan sebeplerinin sayıldığı, pay sahibi olan tüm ortakların genel kurul toplantısına katıldıkları, kararların oy birliği ile alınmış olması karşısında butlan sebeplerinin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun’un 445 inci maddesinde iptal sebepleri ve iptal davasının düzenlendiği, 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasında genel kurul toplantılarında çağrıdaki usulsüzlük bir iptal sebebi olarak sayılmış ise de çağrıdaki bu usulsüzlüğün kararların alınmasında etkisi olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği, davacının toplantıya usulüne uygun olarak çağrılmaması, davacının vekili vasıtasıyla toplantıya katılmasına ve kararların alınmasına engel bir durum oluşturmadığı, genel kurulda tüm kararlar oy birliği ile alındığından, toplantıdaki çağrıdaki usulsüzlüğün sonuca bir etkisi olmadığı gerekçesiyle davanın ve tüm taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; genel kurul kararı alan müdürler kurulu toplantısının yapıldığı anda müvekkilinin müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, müdürler kurulunun ancak müdürler kurulu başkanınca toplantıya çağrılabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan çağırma yetkisinin bulunmadığını, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısından müvekkilinin haberi ve karar altında imzasının olmadığını, dolayısıyla anılan kararın, genel kurul çağrısı ve ilanının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünü taşıdığını, 19.11.2018 tarihli toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, ancak davacının ortaklar kurulu toplantısı olduğunu iddia ettiğini, ortaklar kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağını, çağrı ve ilan süresinin Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, ana sözleşmeye aykırı olarak yerel gazetede ilan edilmediğini, toplantı günü ve gündemin iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 07.12.2018 tarihli genel kurul toplantısına şirketin tüm ortaklarının katıldığı, ortaklarca toplantının şekline ilişkin bir itirazda bulunulmadığı, sonuna kadar toplantıdan ayrılmadıkları, bu durumda, 6102 sayılı Kanun’un 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulama kabiliyeti bulunan 416 ncı maddesindeki tüm şartların oluştuğunu, çağrının usulsüz olduğundan söz edilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ile Dairemizin geri çevirme kararından sonra murisin tereke temsilcileri vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili, temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul kararı alan müdürler kurulu toplantısının yapıldığı anda müvekkillerinin murisinin müdürler kurulu başkanı sıfatını taşıdığını, müdürler kurulunun ancak müdürler kurulu başkanınca toplantıya çağrılabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan çağırma yetkisinin bulunmadığını, ancak mahkemeden talep edebileceklerini, 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu toplantısından murisin haberi ve karar altında imzasının olmadığını, toplantının fiilen yapılmadığını, dolayısıyla anılan kararın, genel kurul çağrısı ve ilanının ve bu karara dayanılarak yapılan genel kurul kararlarının yok hükmünü taşıdığını, 19.11.2018 tarihli toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, ancak davacının ortaklar kurulu toplantısı olduğunu iddia ettiğini, çağrı ve ilanın hukuka aykırılığının bilirkişi raporuyla da belirlendiğini, ortaklar kurulunun genel kurulu toplantıya çağıramayacağını, çağrı ve ilan süresinin Kanuna aykırılık taşıdığını, 15 günlük süre şartını taşımadığını, çağrının şirketin internet sitesinde yayınlanmadığını, ana sözleşmeye aykırı olarak yerel gazetede ilan edilmediğini, toplantı günü ve gündemin iadeli taahhütlü mektupla ortaklara bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davacı murisin tereke temsilcileri vekili temyiz dilekçesinde özetle; genel kurul toplantısı yapılması için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmünde/ batıl olduğunu düşündüklerini, davaya konu edilen 19.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında, genel kurula çağrı ve ilan yapılması yönünde müdürler kurulu başkanının izni ve bilgisi olmaksızın toplantı kararları alındığını, bir limited şirkette müdürler kurulunu müdürler kurulu başkanının toplantıya çağırabileceğini, diğer müdürlerin doğrudan müdürler kurulunu toplantıya çağırma yetkisinin bulunmadığını, genel kurul toplantısı yapılması ve çağrı ile ilan için alınan 19.11.2018 tarihli müdürler kurulu kararının yok hükmü taşıdığını, bu karara dayanılarak yapılan genel kurulda alınan kararların da yok hükmünde/batıl olduğunu, aynı gün, aynı kişilerin katıldığı üç ayrı şirketin müdürler kurulu toplantısının ilan edildiğini, şirketlerden ikisinin merkezi Konya’da birinin Mut’ta olduğunu, bu durumun bile söz konusu müdürler kurulu toplantılarının fiilen yapılmadığını ispatladığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantının müdürler kurulu toplantısı olarak ilan edildiğini, toplantı ortaklar kurulu toplantısı ise; bilirkişi raporuna göre 6102 sayılı Kanun’da ortaklar kurulu genel kurulu toplantıya çağırabilecek kişiler arasında sayılmadığını, zaten ortaklar kurulunun limited şirketlerde genel kuruldan farklı bir organ olmayıp 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6762 sayılı Kanun) genel kurul yerine kullanıldığını, 19.11.2018 tarihinde yapılan toplantı müdürler kurulu toplantısı ise bilirkişi raporuna göre söz konusu müdürler kurulu toplantısına çağrının müdürler kurulu başkanı tarafından yapılmış olması gerektiğini, ancak dava dosyası içerisinde müdürler kurulu toplantısına ilişkin olarak müdürler kurulu başkanı tarafından müdürlere çağrı yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise çağrının kim tarafından yapıldığı ve hangi müdürlere çağrı yapıldığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge söz konusu olmadığını, bilirkişilerin tespit ve kanaatleri çerçevesinde 19.11.2018 tarihli toplantıda alınan kararların butlanına veya yok hükmünde olduğuna karar verilmesi gerektiğini, genel kurul için Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde 22.11.2018 tarihinde ilan yapıldığını, ilan ile genel kurul toplantısı arasında 15 gün değil, 14 gün süre olduğunu, bu nedenle 07.12.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı çağrı ve ilanın Kanuna aykırılık taşıdığını, çağrının şirket internet sitesinde yayınlanmadığını, şirket ana sözleşmesinin 7. maddesine göre; şirkete ait ilanların 6762 sayılı Kanun’un 37 nci maddesi hükümleri saklı kalmak şartıyla şirket merkezinin bulunduğu yerde en az bir gazete ile asgari yedi gün evvel yapılacağını, bu şekilde bir çağrı ve ilan bulunmadığını, toplantı günü ile gündem ve ilanın ortaklara iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, müdürler kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, genel kurul kararının iptali, şirket müdürlerinin yetkisinin kaldırılması, şirkete müdür atanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 617, 622, 624, 416, 445 inci maddeleri, 446 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 447 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının mirasçıları ..., ..., ... vekili ile murisin tereke temsilcileri vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı mirasçıları ..., ..., ...'a yükletilmesine, Temyiz harcı davacı tereke temsilcilerinden peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. DAVACI MİRASÇILARI ...,
11. Hukuk Dairesi, 2023/3320 E., 2024/5155 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesi gereği genel kurulu ister olağan isterse olağanüstü olsun toplantıya kural olarak müdürlerin davet edebileceği, somut olayda 2018 yılına ait olağan genel kurulun 22.04.2019 tarihinde yapıldığı, 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirke
11. Hukuk Dairesi         2023/3320 E.  ,  2024/5155 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/205 Esas,2023/274 Karar HÜKÜM : Esas hakkında yeniden hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2019/11 E., 2021/37 K. Taraflar arasındaki kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İğdir Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Ltd Şti'nin ... ile birlikte %50 ortağı olduğunu, ...'ün 5 yıl boyunca şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, şirketle ilgili her türlü işlemde müvekkilinin onayının alınması gerektiği halde hiç bir zaman onayının alınmadığını, şirket müdürünün görev süresinin 25.09.2018 tarihinde dolduğu halde şirketin genel kurul toplantısı yapmadığını, yeni müdürün belirlenmediğini, müvekkili tarafından Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi'ne 20.09.2016 tarihinde şirket müdürünün azline ilişkin olarak dava açtığını, Mahkemenin 2016/137 E., 2018/49 K. sayılı ilamı şirket müdürünün davalı şirket yönünden her türlü işleminin kısıtlanmasına karar verildiğini, şirket müdürü olan diğer ortağın ana sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı davrandığını, kâr payı dağıtımını yerine getirmediğini, bu nedenle davalı şirkete temsilci kayyımı atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, ortada davacının iddialarının aksine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) uyarınca mahkemenin müdahalesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını, sektörde uzun yıllar tecrübe sahibi, tanınan başarılı bir yönetici olan müvekkilinin şirketin kurulmasında kurucu olarak görev yaparak şirketin müdürlüğünü sürdürdüğünü, dava dilekçesinde bahsedilen 2016/37 E. sayılı dosyasının istinaf incelemesinde olup halen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2018/1499 E. sayılı dosyasında derdest olduğunu, müvekkili hakkında tedbiren işlem yapma hakkının kısıtlanmasına ilişkin kararının istinaf tarafından bozulduğunu, ayrıca Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2018/43 E. sayılı dosyası ile davacı tarafa yapılan usulsüz hisse devri nedeni ile şirket hisse devri işleminin iptali davasının da halen derdest olduğunu savunarak müvekkilinin şirket müdürlüğü görevine son verilerek şirkete kayyım atanması talebiyle açılan davanın reddine karar verilmesini, şayet mahkeme aksi kanaat halinde ise derdest davaların sonucunun bekletici mesele yapılmasını ve nihayetinde davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesi gereği genel kurulu ister olağan isterse olağanüstü olsun toplantıya kural olarak müdürlerin davet edebileceği, somut olayda 2018 yılına ait olağan genel kurulun 22.04.2019 tarihinde yapıldığı, 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirket müdürü ...'ün aynı tarihten geçerli olmak üzere aksi karar alınana kadar görev süresinin uzatılmasına karar verildiği ve kararın 22.04.2019 tarihinde Ticaret Sicili Müdürlüğü tarafından tescil edildiği, davalı şirket müdürünün görev süresinin belli bir tarihle sınırlandırılmadığı ve dolayısıyla bu karara göre görevinin halen devam ettiği, yani davalı limited şirkette kayyım tayinini gerektirir bir yönetim boşluğunun ve temsil sorununun söz konusu olmadığı, diğer yandan davacı vekili tarafından mahkemenin 2016/137 E. 2018/49 K. sayılı karar ilamı dayanak gösterilerek şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürlerinin görev süresinin dolduğundan bahisle organsızlık iddiası ile kayyım tayini talebinde bulunulduğu, birlikte temsil yetkisinin söz konusu olduğu ve genel kurulun mahkemenin 2016/137 E. 2018/49 K. sayılı dosyasında görülen şirket müdürünün azline ilişkin davanın kesinleşmesi sürecinde yapılamadığı kabulü ile hareket edildiğinde; müşterek temsil yetkisi söz konusu olduğunda bir müdürün tek başına genel kurulu toplantıya çağırmasının yasal olarak olası olmadığı, müdürün diğer müdüre ihtarname göndererek genel kurulu toplantıya çağırmak için müdürler kurulu kararı almak üzere biraraya gelme çağrısı yapması gerektiği ve cevap verilmediği yahut olumsuz cevap verildiği takdirde mahkemeye başvurarak genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi talep etmek suretiyle genel kurulu toplantıya çağırabileceğinin izahtan vareste olduğu, yine de şirketin müdürü sıfatıyla diğer ortak ...'ün tek başına genel kurulu toplantıya çağırıp toplanan genel kurulda birlikte temsil ve ilzama yetkili kılınan diğer müdürün imzası olmaksızın tek başına aldığı ve Ticaret Sicili Müdürlüğü'nce de tescil edilen karar yok hükmünde olmayıp, yalnızca yasal süre içerisinde iptali şartları var ise olası olup, 22.04.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirket müdürü ...'ün aynı tarihten geçerli olmak üzere aksi karar alınana kadar görev süresinin uzatılmasına dair verilen kararın mahkeme kararıyla iptaline karar verildiğine dair dosyaya yansıyan herhangi bir sav veya delil bulunmadığı, hal böyle olunca iptal edilmediği anlaşılan 22.04.2019 tarihli genel kurul kararı uyarınca davalı şirketin bir müdürünün bulunduğu, yani davalı limited şirkette kayyım tayinini gerektirir bir yönetim boşluğunun ve temsil sorununun söz konusu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 18.04.2019 tarihinde yapılan davalı şirketin genel kuruluna müvekkilinin davet edilmediğini, söz konusu genel kurulda müvekkilinin haberinin bulunmadığını, bu nedenle yapılan genel kurulun hukuken geçerli olmaması nedeniyle iptali gerektiğini, davalı şirketin hukuken geçerli bir müdürünün bulunmadığını, müdür olmadığı için şirket yönetiminde boşluk söz konusu olduğunu, şirket müdürü seçimi için genel kurul toplantısı dahil %50, %50 iki ortaklı olması nedeniyle müdür seçimine karar verilmesinin de söz konusu olamayacağını, şirketin diğer ortağı olan ve 18.04.2019 tarihinde hukuka aykırı olarak toplanıp kanuna ve genel ahlaka aykırı şekilde kendini yeniden müdür seçen ...'ün kanuni yükümlülüklerini yerine getirmediğini, süresi içerisinde genel kurulu toplamadığını, şirketin gidişatı hakkında kendine bilgi verilmediğini, müdürlük yetkilerinin kısıtlanması için Kurşunlu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/137 E., 2018/49 K. sayılı dosyasında karar alındığını, bu nedenle davanın kabulü yerine reddi kararının yerinde olmadığını, belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 25.09.2013 tarihinde 50.000,00 TL sermaye ile kurulduğu, tek şirket ortağının ... bulunduğu, ...'ün 5 yıl süreyle münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, Kurşunlu Noterliğinin 29.06.2015 tarihli devir sözleşmesi ile davalı şirketin vekili ... tarafından şirketin 25.000,00 TL sermaye payının aktifi ve pasifiyle davacı ...'e devrettiği, 04.08.2015 tarih ve 1 no'lu ortaklar kurulu kararında, 250 pay karşılığı 25.000,00 TL'nin davalı ..., 250 pay karşılığı 25.000,00 TL'nin davacı ... tarafından taahhüt edilip nakden ödendiği ve daha önceki şirketi münferiden imza yetkisine sahip davalı ...'ün imza yetkisinin devamına karar verildiği, ortaklar kurulu kararında davalı ... ve davacı ...'ün imzalarının yer aldığı, 12.08.2015 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde bu devrin ilan ve tescil edildiği, Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen cevabi yazıda davalı ...'ün 25.09.2018 tarihine kadar münferiden temsile yetkili olduğu, Kurşunlu Asliye Ceza Mahkemesi'nin 11.01.2017 tarih ve 2016/89 E., 2017/7 K. sayılı ilamında müşteki ... olan kamu davası yargılaması sonunda ...'ün yapılan yargılama sonunda adli para cezası ile cezalandırılmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin anlaşılamadığı, davalı şirketin 18.04.2019 tarihinde genel kurulunun yapıldığı, genel kurul toplantısında şirketin yıllık faaliyet raporunun okunduğu, bilanço, kâr ve zarar hesapları okunmak suretiyle oylandığı, müdürler kurulunun oy birliğiyle ibra edildiği, müdürler kuruluna ücret ödenmemesine karar verildiği, 25.09.2018 tarihinde görev süresi dolan şirket müdürü ...'ün aynı tarihte geçerli olmak üzere aksi karar alınana kadar görev süresinin uzatılmasına karar verildiği, toplantıya ortaklardan sadece ...'ün katıldığı, alınan ortaklar kurulu kararının ticaret sicil gazetesinin 02.05.2019 tarihinde tescil ve ilan edildiği, mali müşavir bilirkişiden alınan raporda özetle; şirket hakkında açılmış bir soruşturma ve kovuşturma bilgisi bulunmadığından kayyım atanmasını gerektirir bir durum olmadığı, 02.05.2019 tarihinde yayınlanan ilanla yenisi seçilinceye kadar davalının şirket müdürlüğüne devam etmesine karar verildiğinden mevcut belgelere göre şirketin müdürünün olduğu ve temsil sorununun olmadığı, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) gereği de şirketin temsil veya yönetimi için şirkete kayyım tayinini gerektirir yeterli ve geçerli bir sebepin bulunmadığının belirtildiği, davalı şirketin %50 ortağı olan davacı yanca davalı şirketin diğer ortağı olan ...'ün müdürlük görevinin 25.09.2018 tarihinde dolduğu ve şirkete yeni müdür seçilemediğinden davalı şirkete kayyım atanmasına yönelik olarak işbu dava açılmış ise de, ilk derece mahkemesinin gerekçesinde de belirtildiği üzere dava tarihinden sonra davalı şirketin yapılan 18.04.2019 tarihli genel kurulunda davalı şirketi temsil etmek üzere .....'ün tekrar müdür olarak seçildiği, şirkette herhangi bir organ boşluğunun söz konusu olmadığı, dava tarihinden sonra yapılan 18.04.2019 tarihli genel kurulun ticaret sicil gazetesinin 02.05.2019 tarihli ve 9820 sayılı nüshasında tescil ve ilan edildiği, söz konusu genel kurulun iptal edildiğine ilişkin herhangi bir kararın da dosyaya sunulmadığı, bu hale göre açılan davanın konusu kalmadığından mahkemece karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan, dosya kapsamına göre davalı şirketin müdürü olan...'ün görev süresinin 25.09.2018 tarihinde dolduğu, dava tarihine kadar organ boşluğunun giderilmesi için şirket ortaklarının toplanmasına yönelik olarak genel kurul çağrısı yapılmadığı veya yapıldığına ilişkin bilgi belgenin dosyaya sunulmadığı, bu nedenle davanın açılmasına davalı yanın sebebiyet verdiği anlaşıldığından yargılama giderinin davalı yan üzerinde bırakılması gerekirken mahkemece davacı üzerinde bırakılmasının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; ortada davacının iddialarının aksine 6102 sayılı Kanun uyarınca mahkemenin müdahalesini gerektirir bir durumun söz konusu olmadığını, sektörde uzun yıllar tecrübe sahibi, tanınan başarılı bir yönetici olan müvekkil şirketin kurulmasında kurucu olarak görev yaparak şirketin müdürlüğünü sürdürdüğünü, müvekkilinin 20.09.2013 tarihinden bu yana müdürlük görevini özen ve bağlılık ilkeleri uyarınca tüm yükümlülüklere uyarak şirketi başarılı bir şekilde idare ettiğini, müvekkilin görevi süresince mali konularda davacıya bilgi vermediği iddiası doğru olmayıp, davacı ortağın istediği zaman şirket çalışanlarından bilgi alabileceğini, tüm önemli iş ve işlemler davacının bilgisi ve onayı ile gerçekleştirildiğini, şirketin menfaatinin göz önünde bulundurulduğunu, ilanen yapılan toplantıya ilişkin çağrı evraklarının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 07.10.2019 tarihli müzekkere cevabı ekindeki CD'de gönderildiğini, bu sebeplerle, ilanen yapılan toplantıdan çok sonra 08.03.2019 tarihinde açılan davaya davacı yanın hatasının sebebiyet verdiğini istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kayyım atanması şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 617 nci maddesi ile 630 uncu maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 427 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2020/630 E., 2021/7148 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu toplantısında alınan kararların TTK'nın 617., 624/3., 621. maddeleri gereğince yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449.
11. Hukuk Dairesi         2020/630 E.  ,  2021/7148 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.07.2018 tarih ve 2017/1057 E. - 2018/851 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.11.2019 tarih ve 2018/1563 E. - 2019/1466 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ...’ın davalı Tema Teknik Mühendislik Ltd. Şti.’nin %33,3 payına sahip ortağı ve aynı zamanda müdürler kurulu başkanı olduğunu, şirketin diğer ortaklarının ... ve ... olup, bu kişilerin aynı zamanda müdürler kurulu üyesi olduğunu, müvekkili müdürler kurulu başkanının bilgisi dışında, şirketin iki ortağı ve müdürler kurulunun üyesi ... ve ... tarafından 12.10.2017 tarihli ortaklar genel kurul karar taslağı hazırlanarak aynı tarihli noter ihtarnamesi ekinde müvekkiline gönderilerek kararın imzalanmasının istenildiğini, anılan karar taslağında müvekkilinin müdürlük görevinden azledilmesinin ve ortak ...’nun paylarının diğer ortak ...’e devrettiğinin onaylanmasına ilişkin olduğunu, müvekkilinin de alınan kararların alınma usulüne ve içeriğine itiraz mahiyetinde 17.10.2017 tarihli noter kanalıyla cevabi ihtarname keşide ettiğini, usulüne uygun oluşturulmuş bir genel kurul toplantısının icra edilmiş olmadığını, çağrı merasime uyulmadan karar alındığını, bu nedenle ortaklar kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının engellendiğini ileri sürerek, davalı şirketin 12.10.2017 tarihinde alınan ve 17.10.2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 74 sayılı kararda yer alan payın devrinin onaylanması ve ...’ın müdürlükten azledilmesi kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitine, olmadığı takdirde butlanla batıl olduğunun tespitine, yine olmadığı takdirde iptaline ve davalı şirkete tedbiren kayyum atanmasına, olmadığı takdirde şirkete tedbiren denetim kayyımı atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, kararların “elden dolaştırma usulü” çerçevesinde üye tam sayısının çoğunluğuyla alındığını, yokluk, butlan ve iptal şartlarının bulunmadığını, davacının halihazırdaki hisse payının kararların alınması bakımından sonuca bir etkisinin olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürler kurulu başkanı olan davacı ...’ın genel kurulu toplantıya çağırmadığı, dolayısıyla usulsüz ve çağrısız olarak ortaklar genel kurul kararları alındığı, TTK'nın 621. maddesi gereğince, bir ortağın şirket sözleşmesinde öngörülen sebepten dolayı şirketten çıkarılması için yapılan genel kurul toplantısında temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması koşulu arandığı, davalı şirkette toplantı yapılmadan elden dolaştırma usulü uygulanarak ortaklar genel kurulu kararı alındığının açıklandığı, şirket ortağı ...'nun şirket hisselerini diğer ortak ...'e devrinin onaylanması ve şirket ortaklığından çıkarılması için temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunduğu toplantı koşulu gerçekleşmediği, TTK'nın 624/son gereğince 01/10/2016 tarihli ve 71 sayılı ortaklar kurulu kararı gereğince şirket müdürlerinin tümünün şirket kaşesi yada ünvanı altına atılacak müşterek imzası ile şirket temsil edilecektir kararı alındığı, oybirliği ile alınan bu temsil kararının kaldırılabilmesi için temsil edilen oyların tamamının katılacağı toplantı koşulu aranacağı, tüm ortak ve müdürler katılmadan alınan kararlar sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu gerekçesiyle davalı tarafın talep sonucu açıklanması isteminin reddine, TEMA Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde ticaret siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu toplantısında alınan kararların TTK'nın 617., 624/3., 621. maddeleri gereğince yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince kararların icrasının durdurulmasına, davacının diğer tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket ortakları tarafından, TTK'nın 617/4. maddesinde öngürülen usul ve şekil şartlarının işletilmediği, bir ortak tarafından sözlü görüşme isteminde bulunulursa, normal bir ortaklık genel kurulunun, yani usulüne uygun çağrıyla yapılacak toplantılı genel kurulun gerçekleştirilmesi zorunlu hale geleceği, itiraza rağmen, ortaklar yine de sirküler yoluyla karar alırlarsa, alınan bu genel kurul kararının geçersiz olacağı, davacı ortağın da bu şekilde karar alınmasına muvafakat etmemesine rağmen alınan kararın yok hükmünde olduğu, bu durumda, alınan kararların tedbiren icrasının geri bırakılmasına karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının gerekçesinin düzeltilerek esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, TEMA Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 17/10/2017 tarihinde Ticaret Siciline tescil edilen 12/10/2017 tarih ve 74 sayılı Ortaklar Kurulu kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının ihtiyati tedbir talebinin kabulüne, TTK'nın 449. maddesi gereğince, davaya konu genel kurul kararların icrasının, hükmün kesinleşmesine kadar geri bırakılmasına karar verilmiştir. Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 15/12/2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2019/1402 E., 2019/7943 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TTK'nın 617. maddesi uyarınca, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, anılan hükmün limited şirketler bakımında da geçerli olduğu, davaya konu genel kurula ilişkin çağrıyı yapan şirket müdürü Yaşar Aplak’ın görev süresinin olağanüstü genel k
11. Hukuk Dairesi         2019/1402 E.  ,  2019/7943 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA Taraflar arasında görülen davada Avanos Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 20/11/2017 tarih ve 2016/53 E- 2017/531 K. sayılı kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 22/11/2018 tarih ve 2018/411 E- 2018/1273 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirketin %10 oranında ortağı olduğunu, davalı şirketin 28/10/2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına ilişkin çağrının usulüne uygun yapılmadığını zira çağrıyı yapan müdür Yaşar Aplak’ın genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırmaya yeter miktarda pay sahibi olmadığını, genel kurulda alınan 3 numaralı kararla, şirket ana sözleşmesinin bir takım maddelerinin oy çokluğuyla değiştirildiğini, ana sözleşme değişikliği ancak oy birliğiyle karar alınması şartıyla yapılabileceğinden söz konusu kararların geçersiz olduğunu, toplantıda alınan tüm kararların müvekkillerini şirketten dışlamayı ve şirket yönetimini çoğunluk pay sahibi olan ortaklara vermeyi amaçlayan afaki dürüstlük kurallarına aykırı kararlar olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 28/10/2015 tarihli olağan üstü genel kurul kararların butlan ve iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu toplantıya çağrının yetkili müdür tarafından yapıldığı, davacıların toplantı tarihinden 15 gün önce çağrıldıkları, genel kurula çağrının usulüne uygun olduğu, çağrınun usule aykırı olduğu kabul edilse dahi salt bu sebepten iptal kararı verilebilmesi için söz konusu usulsüzlüğün genel kurul kararının alınmasında etkili olması gerektiği ancak somut olayda belirtilen nitelikte bir hususun ispat edilemediği, davacıların hisseleri gözetildiğinde genel kurulda alınan tüm kararların kanunun aradığı nisapları sağlayarak verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, TTK'nın 617. maddesi uyarınca, genel kurulun müdürler tarafından toplantıya çağrılacağı, anılan hükmün limited şirketler bakımında da geçerli olduğu, davaya konu genel kurula ilişkin çağrıyı yapan şirket müdürü Yaşar Aplak’ın görev süresinin olağanüstü genel kurul çağrısının yapıldığı ve gündemin hazırlandığı tarihte sona ermesinin yapılan çağrıyı usulsüz hale getirmeyeceği, toplantıya ilişkin ilanın toplantıdan 15 gün önce Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlandığı, davacılara iadeli taahhütlü olarak toplantı gününün bildirildiği ve davacıların toplantıya katıldığı da göz önüne alındığında, davaya konu genel kurulun bu sebeple yokluk ve butlanını gerektirecek bir husus bulunmadığı, bu durumda, dava konusu olağanüstü genel kurulda alınan kararların iptal edilebilirlik durumunun değerlendirilmesi gerektiği, davalı şirket ana sözleşmesinde daha ağır bir nisap belirlenmediğinden şirket ana sözleşmesinin ancak sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların oyuyla değiştirilebileceği, (TTK 589) yapılan değişiklerin bu nisabı sağladığı, TTK'nın 617/2.maddesiyle, genel kurulun toplantı gününden en az 15 gün önce toplantıya çağrılacağı, şirket sözleşmesi ile bu sürenin uzatılabileceği veya 10 güne kadar kısaltılabileceğinin düzenleme altına alındığı, bu itibarla, dava konusu genel kurulda alınan kararla, ilan süresinin 10 güne düşürülmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, yine, şirket ana sözleşmesinin 8. ve 9. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin kararlarının da kanunun aradığı nisapla alındığı, şirket müdürlerinin temsil yetkisinin belirlenmesine ilişkin kararda müdür olarak seçilen Nuri Orman olumlu oy kullanmışsa da, bu payın çıkarılması halinde de kararın gerekli nisabı sağladığı, şirket müdürlerine TTK’nın 626. maddesine göre izin verilmesine ilişkin teklifin ise, zaten oy birliğiyle reddedildiği, davanın belirtilen gerekçelerle reddedilmesi gerekirken butlan iddiasına ilişkin hiçbir gerekçe oluşturulmadan ve iptal talebine ilişkin olarak da iptali istenilen tüm maddelere ilişkin ayrı ayrı gerekçe belirtilmeksizin hüküm tesisinin doğru olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden isabetli olmadığı gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kararda belirtilen gerekçelerle reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09/12/2019 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Limited şirketlerde genel kurulun toplantıya çağrılması ile ilgili sürelere ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

A) En az 2 hafta önce çağrı yapılmalıdır.
B) En az 15 gün önce çağrı yapılmalı; bu süre sözleşme ile 10 güne kadar kısaltılabilir.
C) En az 1 ay önce çağrı yapılmalıdır.
D) Çağrı süresi kanunda belirtilmemiştir, müdürler belirler.
E) Çağrı yapılmasına gerek yoktur, ortaklar kendiliğinden toplanır.

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol