6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 618

Türk Ticaret Kanunu 618. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 618- (1) Ortakların oy hakkı esas sermaye paylarının itibarî değerine göre hesaplanır. Şirket sözleşmesinde daha yüksek bir tutar öngörülmemişse her yirmibeş Türk Lirası bir oy hakkı verir. Ancak, şirket sözleşmesi ile birden fazla paya sahip ortakların oy hakları sınırlandırılabilir. Ortak, en az bir oy hakkını haizdir. Şirket sözleşmesinde açıkça düzenlenmişse yazılı oy da verilebilir. (2) Şirket sözleşmesi oy hakkını, itibarî değerden bağımsız olarak her esas sermaye payına bir oy hakkı düşecek şekilde de belirleyebilir. Bu hâlde en küçük esas sermaye payının itibarî değeri, diğer esas sermaye paylarının itibarî değerleri toplamının onda birinden az olamaz. (3) Oy hakkının esas sermaye paylarının sayısına göre belirlenmesine ilişkin şirket sözleşmesi hükmü aşağıdaki hâllerde uygulanmaz: a) Denetçilerin seçimi. b) Şirket yönetimi ya da onun bazı bölümlerinin denetimi için özel denetçi seçimi. c) Sorumluluk davası açılması hakkında karar verilmesi. 3. Oy hakkından yoksunluk

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

6 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/5055 E., 2024/2219 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci ve 620 nci maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanun
11. Hukuk Dairesi         2023/5055 E.  ,  2024/2219 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/372 Esas, 2023/504 Karar HÜKÜM : Karar verilmesine yer olmadığı Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen limited şirket müdürünün azli davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 tarihinde inşaat alanında faaliyet gösteren Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’yi kurduğunu, şirket ana sözleşmesinde sermayenin 100.000,00 TL olarak 100 paya ayrıldığını ve 90 paya karşılık olan 90.000,00 TL’nin müvekkiline, 10 paya karşılık 10.000,00 TL’nin ise şirket ortağı olan davalı ...'ye pay edildiğini, şirketin ana sözleşmesinin 8 inci maddesinde davalının şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunun belirlendiğini, şirket ana sözleşmesinin imza tarihinden itibaren şirket müdürü olarak görevde bulunan davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatının bulunmadığının ve asli görevlerini aksattığının açık olduğunu, şirketi münferiden temsil, ilzam ve ahzu kabza yetkili şirket müdürü davalının görevini özen göstererek yerine getirmediğini, şirketin menfaatlerini dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmediğini, şirketin ve şirket ortağı müvekkilinin menfaatlerini haksız ve kötü niyetli bir şekilde ihlal ettiğini, başta görevi kötüye kullanma ve müvekkilini dolandırma olmak üzere suç teşkil eden eylemlerde bulunduğunu belirterek dava sonuna kadar davalının müdürlük görevinin ve yetkilerinin tedbiren durdurulmasını ve yargılama sonunda haklı sebeple görevden alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanlarını tekrar ederek Namora İnş. Taah. Teks. Gıda Takı Teknolojileri İth. İhracat San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin en kıymetli taşınmazını kaybetmesi ve telafisi imkansız zararların ortaya çıkmaması için şirkete kayyım atanmasını, bu talebin kabul edilmemesi halinde müvekkiline şirket çıkarları doğrultusunda davalar açması ve cevaplar vermesi için adli makamlar önünde şirketi temsilde yetki verilmesini ve davalının şirketi temsil yetkisinin kaldırılmasını talep etmiştir. II. CEVAP 1.Asıl ve birleşen davada davalı vekili asıl davaya süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmamış, davalı vekili beyan dilekçelerinde ve duruşmadaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Asıl ve birleşen davada davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde davacının başkalarının kendileriyle ortaklık yapmaya zorlaması ve doğru olmayan bilgiler aktarmaları sebebiyle davalıya her şeye karşı çıkarak bir baskı oluşturmaya başladığını, şirketin taahhüt ettiği bazı işlerin yerine getirilmesini ise önceden kararlaştırılmış ödemeleri yapmayarak engellemeye çalıştığını, şirketi zora sokmaya başladığını, davacının davalıyı dayanaksız iddialarla şirket dışına atıp şirkete tek başına hakim olma çalışmalarına rağmen halen tek başına şirketi kurtarmaya çalıştığını, davacı tarafından davalının müdürlükten azli ve kayyım atanması için davalar açılıp tedbir talep edildiğini ancak mahkemece tedbir taleplerinin reddedildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 24.01.2020 tarih, 2018/242 E. ve 2020/56 K. sayılı kararıyla; asıl ve birleşen davada, davalının müdürlükten azli ile şirketi yönetim ve temsil yetkisinin kaldırılması istemi açısından davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci ve 620 nci maddeleri uyarınca şirket ana sözleşmesini değiştirme ve müdürleri görevden alma yetkisine haiz olduğu, bu durumda davacının kanunen elindeki yetkiyi kullanarak davalıyı şirket müdürlüğü görevinden almak, şirket ana sözleşmesini değiştirmek ve şirketi temsile yetkili kişiyi belirleme konusunda yetkiye sahip olduğu halde iş bu davayı açmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın ve birleşen davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesi uyarınca hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 19.01.2021 tarih, 2020/603 E. ve 2021/60 K. sayılı kararıyla; somut olayda davacının şirketin %90 oranında hisse sahibi olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi uyarınca davacının hisse oranı nazara alındığında genel kurulu toplayarak genel kurul kararı ile davalı şirket müdürünün görevini sona erdirmesinin mümkün olduğu, bu itibarla anılan yola başvurmaksızın doğrudan müdürlük görevinin kaldırılmasına ilişkin olarak işbu asıl ve birleşen davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 12.12.2022 tarih, 2021/4864 E. ve 2022/8919 K. sayılı kararıyla dava açıldıktan sonra 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda şirkete davalı dışında davalı yerine yeni bir müdür tayin edildiği, davanın açılışından sonra yapılan bu genel kurul ile davaların konusuz kalıp kalmadığı hususu değerlendirilmeksizin karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 10.07.2019 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda tarafların ortağı olduğu şirkete davalı dışında davalı yerine davacının 10.07.2039 tarihine kadar müdür olarak tayin edildiği, 26.06.2020 günlü ticaret sicil gazetesinde yayınlanan 19.03.2020 tarihinde yapılan şirket genel kurulunda davacının 19.03.2040 tarihine kadar müdür olarak tayin edildiği, açılan her iki dava tarihinden sonra şirketin yapılan genel kurul kararı ile davalı yerine müdür atanması nedeniyle davalının şirket müdürlüğünden azli davalarının konusu kalmadığı, konusu kalmayan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın konusu kalmadığından konusu kalmayan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olduğunu, 6100 sayılı Kanun'un 331 inci maddesine göre yargılama gideri takdir edilmesi gerektiğini, kayyım atanana kadar davalı müdürün genel kurulu toplamadığını, mahkemeye başvurmak dışında imkânının olmadığını, davayı açmakta hukuki yararının bulunduğunu, lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, limited şirket müdürlerinin azli talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 331 inci maddesi, 114 üncü maddesi. 2. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 618 inci, 620 nci ve 630 uncu maddeleri. 3. Değerlendirme Asıl ve birleşen dava, limited şirketin müdürünün azli istemine ilişkin olup, mahkemece şirket müdürünün yapılan genel kurulda değiştiği gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, vekâlet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir edeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemece davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin olarak dava tarihindeki tarafların haklılık durumu ve kazanılmış hakları korunmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Bu itibarla asıl ve birleşen davada davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görülmekle kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 19.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2023/5287 E., 2024/7332 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2023/5287 E.  ,  2024/7332 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/915 Esas, 2023/1115 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/377 E., 2022/4 K. Taraflar arasındaki müdürlükten azil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildi. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Süt ve Süt Ürünleri Ambalaj Gıda Eğitim Danışmanlık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin, (...) 06.12.2010 tarihinde kurulduğunu, tarafların müştereken şirketi temsile yetkili kılındıklarını, davacının müdürler kurulu başkanı seçildiğini, şirket ortaklarının aynı zamanda eşlerden oluşması nedeniyle ortaklık yapısının her iki aile arasında eşit paylaşıldığını, şirketin büyük marketler zincirlerine düzenli olarak mal vermesi, sözleşmelerinin bulunması sebebiyle, üretiminin aksamamasının ticari bir zorunluluk olduğunu, yapılan işin niteliği gereği acil kararlar alınması gerektiğini, şirketin üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için alınması gereken ham madde ödemelerinin düzenli olarak yapılması, personel giderlerinin ödenmesi, mevcut makine ve teçhizatın bakım ve onarımlarının yapılması, işin gerektirdiği elektrik, su gibi ödemelerinin aksatılmaması, üretilen ürünlerin niteliği dikkate alındığında haklı olarak elde edilen marka değerinin zedelenmemesi için üretimde ve araştırma geliştirmede tam zamanlı çalışan mühendislerin yanı sıra ürün kalitesinin, kullanılan maya kalitelerinin ve seçimlerinin uzman akademisyenler tarafından sürekli kontrollerinin sağlanması niteliğinin düşürülmemesinin elzem olduğunu, aksi halde ürün içeriklerinde, kalitesinde sorunlar yaşanabileceği, bu durumda şirketin ticari itibarının zedeleneceğini, ...’in iki müdürle müştereken temsili karşısında müdürlerden birinin bu ödemelere haklı gerekçesi bulunmaksızın onay vermemesi, geciktirmesi, ödememeyle tehdit ederek diğer müdürü huzursuz etmesi halinde, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, piyasada elde etmiş olduğu haklı şöhretin yerle bir olacağını, davalının 15.12.2019 tarihinden itibaren şirkete adım atmadığını, şirkete karşı özen ve sadakat yükümünü ihlal ettiğini, müdürlük görevinin fiilen sadece davacı tarafından yürütüldüğünü, ...’in iki müdüründen olan davalının, şirket iş ve işleyişini tümüyle sekteye uğratması nedeniyle davalı şirket müdürünün şirket müdürlüğü görevinden azlini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddiada bulunduğu ...'e gelmeme, toplantılara katılmama ve gruplardan çıkma gerekçelerinin ana sebebinin, davacı müdürün tarafı üzerinde pozisyonunu kullanarak kararların belirttiğinde yazdığı veya söylediği cümlelerle üzerinde oluşturduğu baskı, devamında personel karşısında itibarsızlaştırma ve üstünlük sağlama yazıları olduğunu, davacı müdürün yurt dışına gitmesi ile Eylül 2018- Kasım 2020 arasında münferit imza yetkisi ile ... ekibi ile uyum içinde yeni ürünler çıkarıp proje ve patent başvuruları yapılarak cirosunu arttırarak çalışmasına rağmen dönmeye yakın yaptığı hareketlerin geldikten sonraki tutumları, söylemleri ve yazıları ile ortak amaç birlikteliğinin son bulduğunu, davacının tüm iddialarının kendi bakış açısı ile sergilediğini, % 50 ortaklı ve müşterek imzalı firmanın ortak karar verme farklı bakış açıları sebebiyle gerçekleşemediğini, davacı müdür tarafından tarafına uygulanan mobbing ve personel karşısında itibarsızlaştırma gayretlerine rağmen ...'in uzaktan tüm işlerini yapmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, tarafların, Isparta merkezde faaliyet gösteren ve merkezi de Isparta'da bulunan ...’in ortaklığını ve müşterek müdürlüğünü yaptıkları, uyuşmazlığın niteliği ve iddianın ileri sürülüşüne göre ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu, tarafların dayandıkları delillerin dosya kapsamına alınmasından sonra yapılan yargılama neticesinde, davalının, müdürlüğü sırasında, azlini gerektirecek şekilde, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket müdürlüğünden azil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 623 üncü maddesi, 630 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden temyiz edildiği, bu yöndeki kararın 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı, limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde “şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği” öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatini de ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde şirkete husumet yöneltilmeyen davada taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün re’sen bozulmasını gerektirmiştir. 3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyorum.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8621 E., 2023/2808 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, 623-630 maddeleri arasında Yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2021/8621 E.  ,  2023/2808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1872 Esas, 2021/1177 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/1509 E., 2018/351 K. Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete müdür olarak atanan davalının kanundan ve şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal ettiğini, ruhsat hukukunu tehlikeye düşürecek şekilde orman yerine tecavüz ederek sözleşme hükümlerine uymadığını, 12.01.2017 tarihinde şirket müdürüne ihtarname gönderilerek 2.250,00 TL yatırım yapmasının ve ruhsat çıkarmış olduğu alüminyum boksit madeninin yurt dışına satışıyla ilgili satış parasının şirkette kalması gerekirken 800.000,00 TL'nin kendi şahsi çeklerine kullandığının ihtar edildiğini, taraflar arasında düzenlenen ek protokole göre madenin yurt dışına satışıyla ilgili rödevansın %15 ruhsat sahibi diğer ortak Mühendis Kerdiğe'ye verileceğini, kalan paranın şirket borçlarına ödeneceğini, tarafların bu yükümlülüğüne uymadığı taktirde 15.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirket müdürü tarafından protokolün yerine getirilmediğini, bu konuda müdüre iki ihtar çekildiğini, kimseden onay almadan maden kırma makinesi aldığını, müdürün şirkete verdiği zararlardan dolayı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, dava dışı ek company şirketiyle süreli iş yapma vaadi olması ve ihracat hususlarının tehlikeye düşecek olması nedeniyle ivedilikle karar alınması gerektiğini, protokolde kararlaştırılan şirkete getirmeyi vaad ettiği nakdi sermayeyi getirmediğini, şirketin karar defterini diğer müdür ortağa vermediği gibi şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet verdiğini, bu hususlarda Milas C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturmaların ve derdest kamu davasının devam ettiğini ileri sürerek haklı sebeplerin varlığı nedeniyle davalı şirketin müdür ortağı ... ...'ın yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasına ve şirketin yeni karar defterinin tasdiklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin ortaklarının davacı, Mühendis Kerdiğe ve ... ... olduğunu, ortaklardan Mühendis Kerdiğe'ye ait maden işletme sahasında rödevans ile madencilik faaliyetinde bulunan bir firma olup, ortaklar kurulunun 17.05.2017 tarihinde aldığı karar ile davalı şirketi yönetim ve temsili olarak ... ...'ın oy birliğiyle seçilmesine karar verildiğini, davadaki temel amacın maden sahasının çalışabilir hale gelmesi için finansör olarak kullanılan temsilci ... ...'ı etkisiz hale getirerek hazır hale gelen maden sahasını ... ... tarafından bulunan müşteri bağlantıları ile şirketi ele geçirmek olduğunu, iş makinesinin çalındığı yönündeki suç duyurusu üzerine takipsizlik kararı verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince müdürün azli istenildiğinden husumetin azli istenen müdür ... ...'a yönetilerek davanın açılması gerektiğini, şirkete husumet yöneltilerek açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde husumetin şirkete yöneltildiğini ve müdür olarak Mühendis Kerdiğe'nin belirtildiğini, bu kişinin müdür olduğuna dair karar olmadığını, Mühendis Kerdiğe'nin şirketi yönetim ve temsili hususunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin işletmesel giderlerinin tamamen ... ... tarafından karşılandığını, bu sebeple şirketten önemli ölçüde alacağı bulunduğunu, şirket ortağı olan Mühendis Kerdiğe'nin rödevans sahasının teslimi hususunda şahsi kamu borçlarından dolayı maden sahasını genişletme işlemlerini yapmadığını, şahsi vergi borçlarının dahi şirkete ve ... ...'a ödetmek istediklerini, gerekli izin genişletme alanı belgesi konusunda talebin uygun bulunduğunu ancak diğer ortak tarafından borcun bulunmadığına dair belgenin sunulamadığını, ihtarların hukuki dayanaktan yoksun olarak keşide edildiklerini, sermaye arttırım kararı gereğince halen Mühendis Kerdiğe'nin sermaye koyma borcunu ödemediğini, sermaye koyma borcunun ödenmemesinin şirket açısından doğurduğu zararlara yönelik davaların açılmasının önüne geçmek için bu davanın araç olarak kullanılmaya çalışıldığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi gereği payın sağladığı hakkın kullanılmasının davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı ve kardeşi olan diğer ortağın rödevans verilen alana ilişkin yaşattığı sorunlar nedeni ile şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldiğini savunarak davanın öncelikle husumetten, aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;limited şirket müdürünün azli davasında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, somut davada davanın limited şirkete yöneltildiği, davacının cevaba cevap dilekçesinde azli istenen ortağı davalı göstererek tarafı değiştirdiği ancak usulüne uygun taraf değişikliği dilekçesi sunulmadığı, taraf değişikliğinin yasal şartlarının oluşmadığı, davalı şirket vekilinin de ikinci cevap dilekçesiyle taraf değişikliğine muvafakatlarının olmadıklarını belirtttiği, taraf değişikliğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davanın limited şirkete yöneltilmiş olması sebebiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; red kararının usul ve hukuka aykırı olduğunu, husumet hususunun düzeltilmesi için mahkemece 6100 sayılı Kanun'a göre 2 haftalık süre verilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin süre vermeden davayı reddettiğini, mahkemenin gereğini yapıp şirket müdürlüğünü düşürmüş olsaydı müdürün şirkete zarar veremeyeceğini, şirket müdürünün usulsüz ve muvazaalı işlemler yaptığını, kendisinden bilgi istenmesine rağmen şirketle ilgili bilgilendirmeyi yapmadığını, şirketin mali tablolarını gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlediğini, belgelerde tahrifat ve faturalarda gerçeğe aykırı düzenlemeler yaparak şirketin esas sermayesini ve içini boşalttığını, satışlardan gelen yaklaşık 9.000.000,00 TL parayı şirket hesabından çalıp kendi zimmetine geçirdiğini, dolayısıyla şirketi ve ortaklarını dolandırarak zarara uğrattığını, müdürün 2.250.000,00 TL taahhüt ederek işe rödevans sözleşmesiyle başladığını, bu yatırımını bu güne kadar yapmayarak ihracattan gelen paraları da kendi şahsi çeklerine kullanarak sermaye yapmış gibi göstermeye çalıştığını, ihtarların akabinde yaklaşık 10 ton hurdayı da çalarak eski saha şefiyle beraber sattıklarını, müdürle yapılan 08.05.2017 tarihli protokolde müdür ... ...'ın 1.500.000,00 TL'nin kendisi ve kardeşi ortağın sermaye attırımı ile ilgili şirket hesabına yatırılacağının kararlaştırıldığını ancak müdürün kötü niyetli olarak bu yatırımı da yapmadığını, rezervin satışından gelen paranın şirket hesabında kalması gerekirken müdürün bu parayı da şirket hesabında bırakmadığını, ana sözleşmeye göre her kararın oy birliğiyle alınması gerekirken kendilerine hiç sormadan ve hiçbir yerden teklif almadan 280.000,00 TL faturayı şirkete sunarak kırma eleme makinesi aldığını, bu makinenin akıbetinin ne olduğunun da belli olmadığını, bu makineyle ilgili bilyelerin fiyatlarını da şişirerek 57.000,00 TL gibi asılsız rakamla şirkete faturalandırdığını, kendi özel çeklerini de şirkete faturalandırdığını, hazır madeni söküp götürerek 30 tonluk hidromek marka ekskavatör makineyi çalıp götürdüğünü, bu makinenin taksitlerinin şirket tarafından ödendiğini, kötü niyetli olarak şantiyenin elektriklerini keserek elektrik faturalarını ödemediğini, 3 yıldan beri satışlardan doğan %2 devlet hakkını, orman harçlarını ve rödevans bedelini ödemediğini, tüm bu hususlarla ilgili C.Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, halen soruşturmaların devam ettiğini, kötü niyetli olarak şirketi dolandırıp zarar verdiğini, dava dışı ek company şirketine yurt dışı ihracat yapılması nedeniyle süreli iş yapma vaadi sözleşmesi bulunması sebebiyle mahkemeden ivedilikle karar alınması gerektiğini, mahkemenin eksik gördüğü husumet yokluğunun düzeltildiğini, şirketin vergi borçları ve devlet alacaklarının, çalışan personellerin alacaklarının ödenemediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesine göre ... ...'ın haklı sebeplerden dolayı yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılması suretiyle müdürlüğünün iptal edilmesine ve şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olduğu, bu tür davalarda husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerektiği, Mahkemece davalı şirkete yönelik açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Mahkemece husumet hususunun ve dava şartlarının 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesi gereği tahkikat işlemlerine başlamadan önce değerlendirilmesi gerektiğini, tahkikata geçildikten sonra husumet yokluğu sebebiyle red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme Davacı, ortağı olduğu limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. Uyuşmazlık, Limited ortaklıkta müdürün haklı sebeple azli istemi ile açılan davada, husumetin şirkete de yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, 623-630 maddeleri arasında Yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 maddesinde "şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği" öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatinide ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde davada şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup şirket hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır. İlk derece mahkemesi (İDM)’nce davanın husumetten reddine, bölge adliye mahkemesi (BAM) hukuk dairesi (HD)’nce de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 630/2 (eski TTK m. 543) hükmü ile haklı nedenlerin varlığı halinde müdürün azlinin mahkemeden her ortak tarafından istenebileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm kapsamında açılacak dava şirkete karşı değil, azli istenen limited şirket müdürüne karşı açılması gerekmektedir. Nitekim hem eTTK döneminde, hem de yürürlükte ki TTK döneminde Dairemizin uygulaması (11 HD, T. 04.03.2002, S. 9420/1762; T. 25.03.2002, S. 10398/2664; T. 04.03.2016, S. 2015/9911-4747; T. 03.03.2029, S. 2018/2-2616) ve doktrindeki görüşlerde bu yöndedir (bkz ŞENOCAK, .../ARAS. Ç. Doğu, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt: 4, Seçkin, Ankara, 2022, 4810; PORAY, Reha/TEKİNALP, Ünal/ÇAMOĞLU, Ersin, Ortaklıkla Hukuku II, 14. Bası, İstanbul, 2019, s. 522, Paragraf, 1718n). Bu durumda usul ve yasaya uygun olan temyiz konusu kararın ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
11. Hukuk Dairesi, 2022/3234 E., 2023/7064 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
ılı Kanun'un 623 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 625 inci maddeleri gereğince müdürlerin ancak ortaklar kurulu tarafından verilecek kararlar dışında kararlar alabilecekleri, davacının müdüre yönelik sorumluluk davası açması konusunda ise 6102 sayılı Kanun'un 618 inci maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi gereğince Ortaklar Kurulu kararının bulunmasının gerektiği ve bu kararın bulunmasının dava şa
11. Hukuk Dairesi         2022/3234 E.  ,  2023/7064 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/242 Esas, 2022/216 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/242 E., 2019/873 K. Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, ...'nın da aynı şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, şirkete ait olan köklü Eskişehir Milli İrade Gazetesi'nin değerinin çok altında bir fiyata 17.500,00 TL bedelle 30.12.2016 tarihinde ...'nın ortağı ve oğlu Ümit Karaca'nın müdür olduğu Öz-kar Gazetecilik Matbaacılık Organizasyon ve Tic. Ltd. Şti.'ne devredildiğini, şirketin öz kaynaklarını azaltmak suretiyle müdürün kurucu ortak olduğu bir başka şirkete yapılan bu satışın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 644 üncü maddesinin birinci fıkrasının c bendine yapılan atıfla aynı Kanun'un 391 inci maddesindeki hem eşit işlem ilkesine hem de dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek yönetim kurulu kararının 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesinin birinci fıkrası gereği butlan olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sorumluluk davalarını açma yetkisinin genel kurula ait olduğunu, davacının bu davayı açamayacağını, dava dilekçesinde bahsedilen şirketlerin birbirinden bağımsız ayrı tüzel kişilikleri bulunduğunu, Milli İrade Gazetesinin müvekkili şirketin iştigal konularından birini oluşturan bir emtia olduğunu, gazetenin satımının şirketin 15.12.2016 tarihli ortaklar kurulu toplantısında görüşülüp karara bağlandığını, davacıya usulüne uygun olarak çağrı yapıldığı halde davacının ortaklar kurulu toplantısına mazeretsiz olarak katılmadığını, söz konusu gazetenin satılması üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra bu davanın açılmasının davacının kötü niyetli olduğunu gösterdiğini, şirketin mali durumunun iyiye gitmesi için ortaklar kurulu toplantısında oy birliğiyle alınan kararla gazetenin satışının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin müdürü ve ortağı olan ...'ya atfedilecek bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olaya konu gazete satışının 15.12.2016 tarihli Ortaklar Kurulu kararı ile alındığı ve şirketi temsile yetkili müdür tarafından temsil ve ilzam yetkisine istinaden bu kararın uygulandığı ve davaya konu gazete satışının yapıldığı, davacının iddia ettiği gibi bir müdür kararının bulunmadığı, bu kapsamda 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 625 inci maddeleri gereğince müdürlerin ancak ortaklar kurulu tarafından verilecek kararlar dışında kararlar alabilecekleri, davacının müdüre yönelik sorumluluk davası açması konusunda ise 6102 sayılı Kanun'un 618 inci maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi gereğince Ortaklar Kurulu kararının bulunmasının gerektiği ve bu kararın bulunmasının dava şartı olduğu, ancak buna yönelik bir kararın da bulunmadığı, davaya konu gazete satışının Ortaklar Kurulu kararı ile de alındığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın müdür işlemine yani Milli İrade Gazetesinin 30.12.2016 tarihinde 17.500,00 TL bedelle müdürün ortağı olduğu kurucusu olduğu başka bir şirkete devrine yönelik açılan hükümsüzlük davası olduğunu, yerel mahkemece ortaklar kurulu kararına yönelik açılmış bir dava şeklinde davanın yorumlanarak karar verilmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davaya konu olan işlemin Ortaklar Kurulu kararı olmayıp devir işlemi olduğunu, gazetenin bu bedelle devrine karar veren kişinin ... olduğunu, ortaklar kurulunun gazetenin 17.500,00 TL bedelle ...'nın kurucu ortağı olduğu şirkete devrine karar vermediğini, bu işlemin 6102 sayılı Kanun'un 627 nci maddesindeki eşit işlem ilkesine, 391 inci maddesindeki sermayenin korunması ilkesine, 626 ncı maddesindeki özen ve rekabet etmeme ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, ...'nın ortağı olduğu Özkar Gazetecilik Matbaacılık Organizasyon San. Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkilinin ortağı olduğu şirket ile aynı sektörde yer alan iki kuruluş olduğunu, şirket için önemli olan bir gazetenin devri ile şirketin öz kaynağının yarısına yakınını yitirmiş olacağından sermayenin korunması ilkesine de aykırı olduğunu, gazetenin satılması ile birlikte şirketin faaliyetlerinin durduğunu, gazetenin değerinin belirlenmesi için dosyanın bilirkişiye gönderilmesi gerekirken bu inceleme yapılmadan eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince, dava nitelendirilirken yanılgılı değerlendirme ile davalı şirketin 15.12.2016 tarihli ve 7 numaralı ortaklar kurulu kararı ile Milli İrade Gazetesinin satılmasına dair kararın hükümsüzlüğünün tespitinin talep edildiği kabul edilmiş ise de esasen davacının dava dilekçesinde söz konusu ortaklar kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitini talep etmediği, davacının ortağı bulunduğu davalı şirketin sahibi olduğu Milli İrade Gazetesi'nin dava dışı şirkete satışına ilişkin alınan yönetim kurulu kararını yoklukla batıl olduğunun tespitini istediği, somut olayda davacının ortağı bulunduğu davalı şirketin sahibi olduğu Milli İrade Gazetesinin satışına ilişkin alınmış bir yönetim kurulu kararının varlığına dosya kapsamı itibari ile rastlanmadığı, davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden ise söz konusu gazetenin dava dışı şirkete satış işleminin iptalinin talep edildiği anlaşılmış ise de davacının dava dilekçesinde anılan gazetenin satış işleminin iptalini talep etmeyip satış için alınan yönetim kurulu kararının yoklukla batıl olduğunun tespitini talep ettiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesindeki taleple bağlılık kuralı ve davanın açılış şekli gözetilerek, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. V.TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleri ile temyiz başvurusunda bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davalı şirketin müdürü tarafından şirkete ait gazetenin değerinin çok altında bir bedelle ortağı olduğu başka bir şirkete satışının eşit işlem ilkesine aykırı olduğu iddiasıyla açılan yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası. 2.6102 sayılı Kanun'un 446 ncı, 447 nci ve 622 nci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.Dava, davalı şirketçe 15.12.2016 tarihinde alınan kararın yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Adı geçen karar incelendiğinde yönetim kurulu kararı veya müdürler kurulu kararı olmayıp ortaklar kurulu (genel kurul) kararı niteliğinde olduğu anlaşılmıştır. Davacı, 6102 sayılı Kanun'un 622 nci maddesine dayalı olarak kararın yok hükmünde olduğunu ileri sürmüş ise de anılan maddenin atfı gereği uygulanması gereken anonim şirketlere ilişkin aynı Kanun'un 447 nci maddesinde öngörülen sebeplerin bulunmaması ve davanın da genel kurul kararı iptali davası olarak yine aynı Kanun'un 446 ncı maddesine göre açılmadığı anlaşılmaktadır. Bu hukuki belirlemeye rağmen İlk Derece Mahkemesince kararın ortaklar kurulu kararı olarak nitelendirildiği ve sorumluluk davası açılabilmesi için gereken şartların gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının şirketçe çıkarılan gazetenin satılması yönünden alınan yönetim kurulu kararının yoklukla batıl olduğunun tespit ettiği ve taleple bağlı kalınarak ortada böyle bir yönetim kurulu kararı olmadığı gerekçesi ile de davacı vekilinin istinaf başvurusu reddine karar verilmiştir. Oysa yukarıda açıklandığı üzere davalı limited şirketin dosyaya sunduğu karar bir müdürler kurulu veya yönetim kurulu kararı değil ortaklar kurulu(genel kurul) kararıdır ve yoklukla malul olduğuna ilişkin herhangi bir somut iddia ve kanıt sunulamamıştır. Davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının değişik bu gerekçe ile düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/12601 E., 2018/4153 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
6102 sayılı .... 4. bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, ... 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, ...
11. Hukuk Dairesi         2016/12601 E.  ,  2018/4153 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasında görülen davada Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/04/2016 tarih ve 2011/302-2016/296 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkillerinin murisi ...'ın davalı şirketin kurucusu ve ortağı olduğunu, limited şirketin kurulmasında iki ortak gerektiğinden kardeşinin oğlu olan davalıyı şirkete ortakmış gibi göstermek zorunda kaldığını, müteveffanın ölümü sonrası davalı ...'nın işleri yürütmesinin istendiğini, davalının müdürlük görevini suistimal ettiğini, şirketin paralarını kendi üzerine aktardığını, şirketle rekabet yasağına uymadığını tespit ettiğini, davalı ...'nın daha sonra ... Elektrik Elektronik İletişim Ltd. Şti'ni kurduğunu, davalı şirket ile aynı faaliyet alanına ilişkin olduğunu, şirketten çıkarılan işçilerin davalının yeni kurduğu şirkette işe başladığının tespit edildiğini, şirkete ait 4 adet aracın da davalının kurmuş olduğu şirkete kiralandığını, şirketi zarar uğrattığını ileri sürerek davalının şirket müdürlüğünden azline, şirketi temsil için müvekkili ...'ın şirket müdürü olarak tayinine, müvekkilinin şirket müdürü olarak tayini uygun görülmediği takdirde mali müşavir 3. kişinin şirket müdürü olarak tayinine, şirket müdürünün davalı Ali Kemal Helvacı ve ... Elektronik Ltd. Şti. hakkında haksız rekabet, maddi ve manevi tazminat ile şirket müdürü hakkındaki şirket hesaplarında yapılan suistimal nedeniyle alacak davası açmak üzere yetkilendirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, müvekkilinin davaya konu şirkette gerçek emek ve sermaye ortağı olduğunu, müvekkili tarafından kurulan şirketin iletişim konulu farklı bir alanı bulunduğunu, dava konusu firma dışında başka firmalarla iş anlaşması yaptığını, şirketi zarara uğratmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin varlıklarının verimli kullanılmadığı, davalı ...'nın müdür olduğu tarih itibariyle Makel şirketine ilişkin görevlerinde gerekli özeni göstermediği, davalının ... şirketine müdür ve %99 hisse ile ortak olduğu 18/01/2010 tarihinden itibaren Makel şirketinin mali durumunda sürekli bir zayıflama meydana geldiği, Makel şirketinde çalışan 5 kişinin ... şirketinde çalışmaya başladığı, 2011 yılı Mart ayı sonunda Makel çalışanı kalmadığı, ayrıca Makel şirketine ait taşıtların tamamının düşük bir kira karşılığında ... şirketine kiraya verildiği, davalı şirketten alım yapan şirketlerin ... şirketinin kurulmasından sonra mal ve hizmet alımlarını sonlandırıp, ... şirketinden mal ve hizmet alımlarını gerçekleştirdiği gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddi ile davalı ...'nın Makel Elektronik Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki şirket müdürlüğünden azline, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. 2- Davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava, haklı nedenlerle limited şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. Şirket müdürünün azli davalarında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca limited şirketin dava edilmesi zorunlu değildir. Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle bu davalı ile ilgili kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı şirket yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, 30/05/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık, Limited ortaklıkta müdürün haklı sebeple azli istemi ile açılan davada, husumetin şirkete de yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 6102 sayılı .... 4. bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, ... 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, ... 623-630 maddeleri arasında Yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. ... 623 maddesinde "şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği" öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın yasal organı statüsünde olup, ortada bir tüzel kişilik bulunmaktadır. ... 630/2 maddesindeki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki ... 623 maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Mahkemece, bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olmaları gerektiğinden, davada şirkete husumet yöneltilemeyeceğine ilişkin çoğunuk görüşüne karşıyız.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Limited Şirketlerde her bir oy hakkı için gerekli sermaye dilimi nedir?

A) 1 TL
B) 10 TL
C) 25 TL ve katları
D) 100 TL
E) 1000 TL