6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 619

Türk Ticaret Kanunu 619. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 619- (1) Herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar, müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamazlar. (2) Şirketin kendi esas sermaye payını iktisabına ilişkin kararlarda, esas sermaye payını devreden ortak oy kullanamaz. (3) Ortağın bağlılık yükümüne veya rekabet yasağına aykırı faaliyetlerde bulunmasını onaylayan kararlarda ilgili ortak oy kullanamaz. III - Karar alma 1. Olağan karar alma

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

8 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2016/2095 E., 2017/796 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
deliller ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararında davacı dışında ortak olan müdür ...'un faaliyet raporu, bilanço- kâr ve zarar hesapları hakkında oy kullandığı, kendi ibrası hakkında oy kullanarak kendisini ibraz ettiği, halbuki TTK'nın 619. maddesi uyarınca, şirket yönetimine katılan müdürlerin kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacaklarının emredici hüküm olarak düzenlend
11. Hukuk Dairesi         2016/2095 E.  ,  2017/796 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18/06/2015 tarih ve 2014/1167-2015/575 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/95 E. sayılı dosyasında görülen sermaye artırımına ilişkin ortaklar genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü, müvekkilinin hisse payının 12/40 olarak tespiti ile şirketin feshine karar verilmesi istemli davanın derdest olduğunu, bu kez şirket müdürler kurulunca alınan karara istinaden 20/06/2014 tarihinde genel kurul toplantısı yapıldığını ve müvekkilinin muhalefet şerhine rağmen TTK’nın aradığı nisaba uyulmadan alınan ve şirketin temel yapısını bozacak nitelikte olması nedeniyle yoklukla malul olan kararların iptali gerektiğini, şirket müdürler kurulunun 29/08/2014 tarihinde de genel kurul yapılacağını ilan ettiğini, gündemin daha önce ilan edilen gündemle aynı olduğunu, yapılan genel kurula rağmen yeniden icrası için çağrı yapıldığını, müvekkili tarafından 29/08/2014 tarihinde yapılan toplantıya katılınıp görüşülen maddelere çekinceler konulmuş ve itirazlar yapılmış ise de zapta geçilmediğini ve bu şekilde şirket müdürünün tek oyu ile kararlar alınıp ibralar gerçekleştirildiğini ileri sürerek, 20/06/2014 tarihli olağan genel kurulda gündem doğrultusunda alınan kararların iptali ile 29/08/2014 tarihinde yapılan genel kurulun sermayenin korunması hükümlerine aykırı alınan kararların butlanı ve iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece iddia, toplanılan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, genel kurul kararında davacı dışında ortak olan müdür ...'un faaliyet raporu, bilanço- kâr ve zarar hesapları hakkında oy kullandığı, kendi ibrası hakkında oy kullanarak kendisini ibraz ettiği, halbuki TTK'nın 619. maddesi uyarınca, şirket yönetimine katılan müdürlerin kendi ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacaklarının emredici hüküm olarak düzenlendiğinden genel kurul kararlarının 2, 3, 4. maddelerindeki kararların emredici kurallara aykırı olması nedeniyle TTK’nın 447. maddesi uyarınca batıl olduğu yine, genel kurul kararlarının 5, 6 ve 7. maddelerinin sermaye arttırımına dönük talepler olup, öncesinde şirket müdürü ...'un kendi lehine, kendini ibra etmesi neticesi onaylanmış ibra, bilanço ve de faaliyet raporlarının onayına dayalı olarak yapıldığı, sermaye arttırımına yönelik bu maddelerin öncesinde şirketin kâr ve zarar hesaplarının usulünce tasdik edilmesi gerektiği sabit olup, bu hususun yukarıda belirtildiği şekilde geçersiz oy verme işlemi yapılmış olması nedeniyle esasen yapılmasının mümkün bulunmadığı gibi, şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine aykırı nitelikte bulunduğu ve geçersiz olduğu ayrıca, genel kurul kararlarında şirketin 2004 yılından 2014 yılına kadar hiç bir şekilde kâr dağıtımı yapmadığı, bu hususun davacı açısından kanundan kaynaklanan vazgeçilmez nitelikteki haklarını ortadan kaldırıcı nitelikte olduğu, belirtilen kâr payının sermayeye eklenmesi hususunun, davacı açısından adeta ek ödeme yükümlülüğü getiren düzenleme niteliğinde olduğu, TTK'nın 607. maddesi uyarınca, bu kararların ancak oy birliği ile alınmasının gerektiği, somut olayda yaklaşık 11 yıldır dağıtılmayan kâr paylarına ilişkin bu düzenlemenin yalnızca yetkili temsilci dava dışı müdür tarafından bu şekilde alınmış olmasının da Yasa'nın özüne aykırı ve batıl işlem teşkil ettiği, bu itibarla dava konusu genel kurulda alınan kararlardan 2, 3, 4, 5, 6 ve 7. maddelerin Kanun'un emredici düzenlemelerine ve ana sözleşmeye gerek şeklen gerekse öz olarak aykırı olması nedeniyle batıl olduğu tespit edilmiş olup, bu tespit uyarınca diğer maddelerin esasen uygulanabilir nitelikte kararlar olmaması nedeniyle geçersizlik açısından tek tek maddelerin belirtilmesinin bir anlamı kalmayacağı, bütün genel kurul kararları açısından batıl olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, geçersizlik sabit olduğundan ayrıca iptal talebi açısından inceleme yapılmasına gerek olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 20/06/2014 tarih ve 29/08/2014 tarihli genel kurul kararlarının batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve 6102 sayılı TTK'nın 619/1 madde ve fıkrası uyarınca herhangi bir şekilde şirket yönetimine katılmış bulunanlar müdürlerin ibralarına ilişkin kararlarda oy kullanamayacağından dava konusu genel kurul kararlarının faaliyet raporunun ibrasına ilişkin 2. ve müdürün ibrasına ilişkin 4. maddelerinin batıl olduğuna karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2- Ancak, davacı tarafça, davalı şirketin 20/06/2014 ve 29/08/2014 tarihli genel kurul kararlarının butlanı ve iptali istemi ile açılan işbu davada, davalı şirkette davacı dışındaki %90 oranında hisseye sahip ve müdür olan dava dışı ortağın dava konusu genel kurul kararlarını tek başına alamayacağı ve bu nedenle tüm bu kararların batıl olduğu yönündeki mahkeme gerekçesi yerinde değildir. Zira, 6102 sayılı TTK'nın 620. maddesi uyarınca Kanun veya şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği takdirde, seçim kararları dâhil, tüm genel kurul kararları toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile aynı Yasa'nın 621. maddesinde tadadi sayılan önemli kararlar ise genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması hâlinde alınabilir. Bu durum karşısında, TTK'nın 622. maddesi yollaması ile 445. maddesi gereğince dava konusu genel kurul toplantılarında alınan 3, 5, 6 ve 7. maddelerdeki kararlar aleyhine iptal davası açılabileceği nazara alınıp, 20/06/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden davacının muhalefetinin toplantı tutanağında yazılı bulunduğu, 29/08/2014 tarihli genel kurul kararları yönünden ise, davacının muhalefetinin bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, her bir karar için TTK'nın 445. maddesi uyarınca iptal sebeplerinin gerçekleşip gerçekleşmediği ile önemli ve önemsiz kararlar yönünden nisapların oluşup oluşmadığı konusunda inceleme yapılarak, nisap oluşmadığı takdirde butlan, nisap oluştuğu takdirde ise iptal sebeplerinin bulunup bulunmadığı hususlarında ayrı ayrı değerlendirme yapılıp, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/02/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2023/4055 E., 2024/7227 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
tam metni aç
sayılı dosyasında 12.10.2017 tarihli 74 sayılı ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilip anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 6102 sayılı Kanun'un 395, 619, 620 ve 644 üncü maddeleri de nazara alındığında davalı ...'nun ortaklık ve müdürlük sıfatının devam ettiği, bu durumda tapuda satış yapıldığ
11. Hukuk Dairesi         2023/4055 E.  ,  2024/7227 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1434 Esas, 2023/589 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1156 E., 2022/260 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli davalılar vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 08.10.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılardan ... vekili Avukat ... ve davalı ... vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların dava dışı ... Teknik Mühendislik Tahaahüt Tic. Ltd. Şti.'nde eşit paya sahip olduklarını ve her üçünün de şirket müdürü yetkisi bulunduğunu, müvekkili müdürler kurulu başkanlığı yapmakta iken davalıların kendi aralarında anlaşarak usulsüz işlemlerle şirketin içini boşaltma yoluna gittiklerini, müvekkilinin müdürler kurulu başkanlığı ve imza yetkisini 12.10.2017 tarihli ortaklar kurulu adı altında bir karar ile usulsüz şekilde kaldırdıklarını, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyasında genel kurul kararı aleyhine iptal ve butlan davaları açıldığını, davalı ...'nun hisselerini davalı ...'e devrettiğini, Mahkemece tedbir kararı verilmeden davalıların şirketin içini boşalttıklarını, davalı ...'in 22.12.2017 tarihinde acele şekilde şirkete ait olan ve davanın konusunu teşkil eden 3 adet taşınmazı eski ortak ...'na devrettiğini, bu işlemlerin muhasebe kayıtlarının ise 03.10.2017 tarihli olarak geriye dönük işlendiğini, gayrimenkullerin satış işleminin 1/3 fiyatının da altında yapıldığını, satış bedelinin de devralan davalı ...'nun şirketten alacağı olan tutara denk getirilmeye çalışıldığını, işleminin muvazaalı ve batıl olduğunu ileri sürerek dava konusu şirkete ait olan 3 taşınmazın satışına ilişkin işlemlerin muvazaa nedeniyle iptaline, taşınmazların tapuda dava dışı şirket adına tesciline karar verilmesini, bu talebin kabul görmemesi halinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 553 üncü vd. maddeleri gereğince davalıların şirkete verdiği zarardan dolayı sorumluluklarına istinaden devir bedeli ile taşınmazların gerçek değeri arasındaki farkın dava dışı şirkete davalılar tarafından müteselsilen ödenmesine dair şimdilik 10.000,00 TL'nin faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, 17.10.2017 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacının müdürlük yetkilerine son verildiğini, davacı tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1024 E. sayılı dosyasıyla müvekkili aleyhine açılan sorumluluk davasının derdest olduğunu, dava konusu taşınmazların muvazaalı olarak ve bedelinin çok altında bedelle devredildiğine dair delil sunulmadığını, tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, dava dışı ... Teknik Müh. Taah. Tic. Ltd. Şti.'nin 12.10.2017 tarihli ortaklar kurul kararı ile davacının müdürlük yetkisinin kaldırılmasına ve şirket ortaklarından ...'nun hisselerini ...'e devrederek ortaklıktan ayrılmasına karar verildiği, İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1057 E. sayılı dosyasında 12.10.2017 tarihli 74 sayılı ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilip anılan kararın Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, 6102 sayılı Kanun'un 395, 619, 620 ve 644 üncü maddeleri de nazara alındığında davalı ...'nun ortaklık ve müdürlük sıfatının devam ettiği, bu durumda tapuda satış yapıldığı tarihte şirketle işlem yasağının mevcut olduğu, gayrimenkullerin devir tarihinde sonradan yok hükmünde kabul edilen genel kurul kararına göre yetkili müdür olarak atanan ...'in müdürlüğüne ilişkin genel kurulun da yok hükmünde olması sebebiyle diğer davalıya yaptığı satış işleminin yetkisiz temsilci sıfatıyla yapıldığı ve bu nedenle de satışın geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların davalı ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile dava dışı ... Teknik Mühendislik Taahhüt Tic. Ltd. Şti. adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava dışı şirkete ait dava konusu taşınmazların satışı öncesinde 12.10.2017 tarihli ortaklar kurulu toplantısında alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 617, 621 ve 624 üncü maddeleri uyarınca yok hükmünde olduğuna dair Mahkeme kararının kesinleştiği, satış işleminin yetkisiz temsilci sıfatıyla yapılmış olması nedeniyle taşınmaz satışına ilişkin hukuki işlemlerin bağlayıcı olduğundan söz edilemeyeceği, davalıların iyi niyetle iktisap savunmasında bulunamayacağı, bu durumu bilecek durumda oldukları, davalılar vekili taşınmazların değerine ilişkin alınan bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, raporun yeterli olmadığını ileri sürmüş ise de Mahkemece terditli olarak açılan işbu davada, davacının birinci talebi olan tapu iptali ve tescili talebi kesinleşen Mahkeme kararına istinaden kabul edildiğinden ve kabul kararında taşınmaz bedeli sonuca etkili olmadığından değerlendirilmesinde hukuki yarar görülmediği, davalıların ihtiyati tedbir ve davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı limited şirketin taşınmazlarının davalı şirket müdürü tarafından diğer davalı eski şirket ortağına gerçek değerinin altında, kötü niyetli ve muvazaalı olarak satıldığı iddiasına dayalı tapu iptali ve tescili, olmadığı takdirde şirketin zararının tespiti ile şirkete ödenmesi taleplerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 617, 619, 620, 621, 624 vd. maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine, 09.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5287 E., 2024/7332 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2023/5287 E.  ,  2024/7332 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/915 Esas, 2023/1115 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi(Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/377 E., 2022/4 K. Taraflar arasındaki müdürlükten azil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildi. Davacı vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Süt ve Süt Ürünleri Ambalaj Gıda Eğitim Danışmanlık Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'nin, (...) 06.12.2010 tarihinde kurulduğunu, tarafların müştereken şirketi temsile yetkili kılındıklarını, davacının müdürler kurulu başkanı seçildiğini, şirket ortaklarının aynı zamanda eşlerden oluşması nedeniyle ortaklık yapısının her iki aile arasında eşit paylaşıldığını, şirketin büyük marketler zincirlerine düzenli olarak mal vermesi, sözleşmelerinin bulunması sebebiyle, üretiminin aksamamasının ticari bir zorunluluk olduğunu, yapılan işin niteliği gereği acil kararlar alınması gerektiğini, şirketin üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için alınması gereken ham madde ödemelerinin düzenli olarak yapılması, personel giderlerinin ödenmesi, mevcut makine ve teçhizatın bakım ve onarımlarının yapılması, işin gerektirdiği elektrik, su gibi ödemelerinin aksatılmaması, üretilen ürünlerin niteliği dikkate alındığında haklı olarak elde edilen marka değerinin zedelenmemesi için üretimde ve araştırma geliştirmede tam zamanlı çalışan mühendislerin yanı sıra ürün kalitesinin, kullanılan maya kalitelerinin ve seçimlerinin uzman akademisyenler tarafından sürekli kontrollerinin sağlanması niteliğinin düşürülmemesinin elzem olduğunu, aksi halde ürün içeriklerinde, kalitesinde sorunlar yaşanabileceği, bu durumda şirketin ticari itibarının zedeleneceğini, ...’in iki müdürle müştereken temsili karşısında müdürlerden birinin bu ödemelere haklı gerekçesi bulunmaksızın onay vermemesi, geciktirmesi, ödememeyle tehdit ederek diğer müdürü huzursuz etmesi halinde, şirketin telafisi imkansız zararlara uğrayacağı, piyasada elde etmiş olduğu haklı şöhretin yerle bir olacağını, davalının 15.12.2019 tarihinden itibaren şirkete adım atmadığını, şirkete karşı özen ve sadakat yükümünü ihlal ettiğini, müdürlük görevinin fiilen sadece davacı tarafından yürütüldüğünü, ...’in iki müdüründen olan davalının, şirket iş ve işleyişini tümüyle sekteye uğratması nedeniyle davalı şirket müdürünün şirket müdürlüğü görevinden azlini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; davacının iddiada bulunduğu ...'e gelmeme, toplantılara katılmama ve gruplardan çıkma gerekçelerinin ana sebebinin, davacı müdürün tarafı üzerinde pozisyonunu kullanarak kararların belirttiğinde yazdığı veya söylediği cümlelerle üzerinde oluşturduğu baskı, devamında personel karşısında itibarsızlaştırma ve üstünlük sağlama yazıları olduğunu, davacı müdürün yurt dışına gitmesi ile Eylül 2018- Kasım 2020 arasında münferit imza yetkisi ile ... ekibi ile uyum içinde yeni ürünler çıkarıp proje ve patent başvuruları yapılarak cirosunu arttırarak çalışmasına rağmen dönmeye yakın yaptığı hareketlerin geldikten sonraki tutumları, söylemleri ve yazıları ile ortak amaç birlikteliğinin son bulduğunu, davacının tüm iddialarının kendi bakış açısı ile sergilediğini, % 50 ortaklı ve müşterek imzalı firmanın ortak karar verme farklı bakış açıları sebebiyle gerçekleşemediğini, davacı müdür tarafından tarafına uygulanan mobbing ve personel karşısında itibarsızlaştırma gayretlerine rağmen ...'in uzaktan tüm işlerini yapmaya devam ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, tarafların, Isparta merkezde faaliyet gösteren ve merkezi de Isparta'da bulunan ...’in ortaklığını ve müşterek müdürlüğünü yaptıkları, uyuşmazlığın niteliği ve iddianın ileri sürülüşüne göre ispat yükünün davacı tarafın üzerinde olduğu, tarafların dayandıkları delillerin dosya kapsamına alınmasından sonra yapılan yargılama neticesinde, davalının, müdürlüğü sırasında, azlini gerektirecek şekilde, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiğini veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybettiği hususlarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirket müdürlüğünden azil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 623 üncü maddesi, 630 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı vekilince ihtiyati tedbirin kaldırılması yönünden temyiz edildiği, bu yöndeki kararın 6100 sayılı Kanun’un 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi kapsamında kaldığı anlaşılmakla; davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Davacı, limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde limited şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında genel kurula, 623-630 maddeleri arasında yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde “şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği” öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatini de ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde şirkete husumet yöneltilmeyen davada taraf teşkili sağlanmadan işin esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi yerinde olmamış, hükmün re’sen bozulmasını gerektirmiştir. 3.Bozma sebebine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 10.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiğinden aksi yöndeki çoğunluk bozma gerekçesine katılmıyorum.
11. Hukuk Dairesi, 2021/8621 E., 2023/2808 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
tam metni aç
6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, 623-630 maddeleri arasında Yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         2021/8621 E.  ,  2023/2808 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1872 Esas, 2021/1177 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Milas 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/1509 E., 2018/351 K. Taraflar arasındaki şirket müdürünün azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete müdür olarak atanan davalının kanundan ve şirket ana sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal ettiğini, ruhsat hukukunu tehlikeye düşürecek şekilde orman yerine tecavüz ederek sözleşme hükümlerine uymadığını, 12.01.2017 tarihinde şirket müdürüne ihtarname gönderilerek 2.250,00 TL yatırım yapmasının ve ruhsat çıkarmış olduğu alüminyum boksit madeninin yurt dışına satışıyla ilgili satış parasının şirkette kalması gerekirken 800.000,00 TL'nin kendi şahsi çeklerine kullandığının ihtar edildiğini, taraflar arasında düzenlenen ek protokole göre madenin yurt dışına satışıyla ilgili rödevansın %15 ruhsat sahibi diğer ortak Mühendis Kerdiğe'ye verileceğini, kalan paranın şirket borçlarına ödeneceğini, tarafların bu yükümlülüğüne uymadığı taktirde 15.000,00 TL cezai şart ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı şirket müdürü tarafından protokolün yerine getirilmediğini, bu konuda müdüre iki ihtar çekildiğini, kimseden onay almadan maden kırma makinesi aldığını, müdürün şirkete verdiği zararlardan dolayı tazminat davası açma hakkını saklı tuttuğunu, dava dışı ek company şirketiyle süreli iş yapma vaadi olması ve ihracat hususlarının tehlikeye düşecek olması nedeniyle ivedilikle karar alınması gerektiğini, protokolde kararlaştırılan şirkete getirmeyi vaad ettiği nakdi sermayeyi getirmediğini, şirketin karar defterini diğer müdür ortağa vermediği gibi şirketin faaliyetlerinin durmasına sebebiyet verdiğini, bu hususlarda Milas C.Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulması üzerine soruşturmaların ve derdest kamu davasının devam ettiğini ileri sürerek haklı sebeplerin varlığı nedeniyle davalı şirketin müdür ortağı ... ...'ın yönetim ve temsil hakkının kaldırılmasına ve şirketin yeni karar defterinin tasdiklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde, davalı şirketin ortaklarının davacı, Mühendis Kerdiğe ve ... ... olduğunu, ortaklardan Mühendis Kerdiğe'ye ait maden işletme sahasında rödevans ile madencilik faaliyetinde bulunan bir firma olup, ortaklar kurulunun 17.05.2017 tarihinde aldığı karar ile davalı şirketi yönetim ve temsili olarak ... ...'ın oy birliğiyle seçilmesine karar verildiğini, davadaki temel amacın maden sahasının çalışabilir hale gelmesi için finansör olarak kullanılan temsilci ... ...'ı etkisiz hale getirerek hazır hale gelen maden sahasını ... ... tarafından bulunan müşteri bağlantıları ile şirketi ele geçirmek olduğunu, iş makinesinin çalındığı yönündeki suç duyurusu üzerine takipsizlik kararı verildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesi gereğince müdürün azli istenildiğinden husumetin azli istenen müdür ... ...'a yönetilerek davanın açılması gerektiğini, şirkete husumet yöneltilerek açılan davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde husumetin şirkete yöneltildiğini ve müdür olarak Mühendis Kerdiğe'nin belirtildiğini, bu kişinin müdür olduğuna dair karar olmadığını, Mühendis Kerdiğe'nin şirketi yönetim ve temsili hususunda herhangi bir yetkisinin bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirketin işletmesel giderlerinin tamamen ... ... tarafından karşılandığını, bu sebeple şirketten önemli ölçüde alacağı bulunduğunu, şirket ortağı olan Mühendis Kerdiğe'nin rödevans sahasının teslimi hususunda şahsi kamu borçlarından dolayı maden sahasını genişletme işlemlerini yapmadığını, şahsi vergi borçlarının dahi şirkete ve ... ...'a ödetmek istediklerini, gerekli izin genişletme alanı belgesi konusunda talebin uygun bulunduğunu ancak diğer ortak tarafından borcun bulunmadığına dair belgenin sunulamadığını, ihtarların hukuki dayanaktan yoksun olarak keşide edildiklerini, sermaye arttırım kararı gereğince halen Mühendis Kerdiğe'nin sermaye koyma borcunu ödemediğini, sermaye koyma borcunun ödenmemesinin şirket açısından doğurduğu zararlara yönelik davaların açılmasının önüne geçmek için bu davanın araç olarak kullanılmaya çalışıldığını, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi gereği payın sağladığı hakkın kullanılmasının davacının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gereği hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı ve kardeşi olan diğer ortağın rödevans verilen alana ilişkin yaşattığı sorunlar nedeni ile şirketin sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getiremez hale geldiğini savunarak davanın öncelikle husumetten, aksi taktirde esastan reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla;limited şirket müdürünün azli davasında husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğu, somut davada davanın limited şirkete yöneltildiği, davacının cevaba cevap dilekçesinde azli istenen ortağı davalı göstererek tarafı değiştirdiği ancak usulüne uygun taraf değişikliği dilekçesi sunulmadığı, taraf değişikliğinin yasal şartlarının oluşmadığı, davalı şirket vekilinin de ikinci cevap dilekçesiyle taraf değişikliğine muvafakatlarının olmadıklarını belirtttiği, taraf değişikliğinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesi kapsamında da değerlendirilemeyeceği, davanın limited şirkete yöneltilmiş olması sebebiyle davanın husumet yokluğu sebebiyle usulden reddi gerektiği gerekçesiyle husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı istinaf dilekçesinde özetle; red kararının usul ve hukuka aykırı olduğunu, husumet hususunun düzeltilmesi için mahkemece 6100 sayılı Kanun'a göre 2 haftalık süre verilmesi gerektiğini, ancak mahkemenin süre vermeden davayı reddettiğini, mahkemenin gereğini yapıp şirket müdürlüğünü düşürmüş olsaydı müdürün şirkete zarar veremeyeceğini, şirket müdürünün usulsüz ve muvazaalı işlemler yaptığını, kendisinden bilgi istenmesine rağmen şirketle ilgili bilgilendirmeyi yapmadığını, şirketin mali tablolarını gerçeğe aykırı bir şekilde düzenlediğini, belgelerde tahrifat ve faturalarda gerçeğe aykırı düzenlemeler yaparak şirketin esas sermayesini ve içini boşalttığını, satışlardan gelen yaklaşık 9.000.000,00 TL parayı şirket hesabından çalıp kendi zimmetine geçirdiğini, dolayısıyla şirketi ve ortaklarını dolandırarak zarara uğrattığını, müdürün 2.250.000,00 TL taahhüt ederek işe rödevans sözleşmesiyle başladığını, bu yatırımını bu güne kadar yapmayarak ihracattan gelen paraları da kendi şahsi çeklerine kullanarak sermaye yapmış gibi göstermeye çalıştığını, ihtarların akabinde yaklaşık 10 ton hurdayı da çalarak eski saha şefiyle beraber sattıklarını, müdürle yapılan 08.05.2017 tarihli protokolde müdür ... ...'ın 1.500.000,00 TL'nin kendisi ve kardeşi ortağın sermaye attırımı ile ilgili şirket hesabına yatırılacağının kararlaştırıldığını ancak müdürün kötü niyetli olarak bu yatırımı da yapmadığını, rezervin satışından gelen paranın şirket hesabında kalması gerekirken müdürün bu parayı da şirket hesabında bırakmadığını, ana sözleşmeye göre her kararın oy birliğiyle alınması gerekirken kendilerine hiç sormadan ve hiçbir yerden teklif almadan 280.000,00 TL faturayı şirkete sunarak kırma eleme makinesi aldığını, bu makinenin akıbetinin ne olduğunun da belli olmadığını, bu makineyle ilgili bilyelerin fiyatlarını da şişirerek 57.000,00 TL gibi asılsız rakamla şirkete faturalandırdığını, kendi özel çeklerini de şirkete faturalandırdığını, hazır madeni söküp götürerek 30 tonluk hidromek marka ekskavatör makineyi çalıp götürdüğünü, bu makinenin taksitlerinin şirket tarafından ödendiğini, kötü niyetli olarak şantiyenin elektriklerini keserek elektrik faturalarını ödemediğini, 3 yıldan beri satışlardan doğan %2 devlet hakkını, orman harçlarını ve rödevans bedelini ödemediğini, tüm bu hususlarla ilgili C.Savcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, halen soruşturmaların devam ettiğini, kötü niyetli olarak şirketi dolandırıp zarar verdiğini, dava dışı ek company şirketine yurt dışı ihracat yapılması nedeniyle süreli iş yapma vaadi sözleşmesi bulunması sebebiyle mahkemeden ivedilikle karar alınması gerektiğini, mahkemenin eksik gördüğü husumet yokluğunun düzeltildiğini, şirketin vergi borçları ve devlet alacaklarının, çalışan personellerin alacaklarının ödenemediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesine göre ... ...'ın haklı sebeplerden dolayı yönetim hakkı ve temsil yetkisinin kaldırılması suretiyle müdürlüğünün iptal edilmesine ve şirket ortaklığından çıkarılmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davanın limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olduğu, bu tür davalarda husumetin azli istenen müdüre yöneltilmesi gerektiği, Mahkemece davalı şirkete yönelik açılan davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Mahkemece husumet hususunun ve dava şartlarının 6100 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesi gereği tahkikat işlemlerine başlamadan önce değerlendirilmesi gerektiğini, tahkikata geçildikten sonra husumet yokluğu sebebiyle red kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ve resen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 3. Değerlendirme Davacı, ortağı olduğu limited şirket müdürünün haklı sebeple azlini talep etmektedir. Uyuşmazlık, Limited ortaklıkta müdürün haklı sebeple azli istemi ile açılan davada, husumetin şirkete de yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü bölümde Limited Şirketin organları düzenlenmiş olup, 616-622 maddeleri arasında Genel Kurula, 623-630 maddeleri arasında Yönetim ve temsil ile görevli kılınan müdürlere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un 623 maddesinde "şirketin yönetimi ve temsilinin şirket sözleşmesi ile düzenleneceği, şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsilinin, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebileceği" öngörülmüştür. Görüldüğü üzere azli istenen limited şirket müdürü, ortaklığın zorunlu yasal organı statüsünde olup, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükme dayanılarak mahkemenin müdahale ettiği ilişki, şirketle müdür arasındaki 6102 sayılı Kanun'un 623 üncü maddesinde düzenlenen akdi ilişkidir. Dava sonunda verilecek karar şirketin hukuki durumunu ve menfaatinide ilgilendirdiğinden bu akdi ilişkiye müdahale edilmiş bulunmasına göre akdi ilişkinin bir tarafı olan müdür ile birlikte akdi ilişkinin diğer tarafı olan şirketin de, açılan azil davasında birlikte hasım olması gerektiği halde davada şirkete husumet yöneltilemeyeceği gerekçesiyle Mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2.İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 08.05.2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava, limited şirket müdürünün azli istemine ilişkin olup şirket hasım gösterilmek suretiyle açılmıştır. İlk derece mahkemesi (İDM)’nce davanın husumetten reddine, bölge adliye mahkemesi (BAM) hukuk dairesi (HD)’nce de davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 630/2 (eski TTK m. 543) hükmü ile haklı nedenlerin varlığı halinde müdürün azlinin mahkemeden her ortak tarafından istenebileceği düzenlenmiştir. Bu hüküm kapsamında açılacak dava şirkete karşı değil, azli istenen limited şirket müdürüne karşı açılması gerekmektedir. Nitekim hem eTTK döneminde, hem de yürürlükte ki TTK döneminde Dairemizin uygulaması (11 HD, T. 04.03.2002, S. 9420/1762; T. 25.03.2002, S. 10398/2664; T. 04.03.2016, S. 2015/9911-4747; T. 03.03.2029, S. 2018/2-2616) ve doktrindeki görüşlerde bu yöndedir (bkz ŞENOCAK, .../ARAS. Ç. Doğu, Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt: 4, Seçkin, Ankara, 2022, 4810; PORAY, Reha/TEKİNALP, Ünal/ÇAMOĞLU, Ersin, Ortaklıkla Hukuku II, 14. Bası, İstanbul, 2019, s. 522, Paragraf, 1718n). Bu durumda usul ve yasaya uygun olan temyiz konusu kararın ONANMASI gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun BOZMA yönündeki görüşüne katılmamaktayım.
11. Hukuk Dairesi, 2019/4339 E., 2020/2852 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
tam metni aç
t çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını kısıtlayıcı bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin genel kurul kararının iptali talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere;
11. Hukuk Dairesi         2019/4339 E.  ,  2020/2852 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce bozmaya uyularak davanın reddine dair verilen 02/07/2019 tarih ve 2019/1229 E- 2019/1400 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %30 paya sahip olduğunu, diğer ortağın % 70 paya sahip... olduğunu, 28/03/2010 tarihinde yapılan toplantı sonucunda...'nın devirlerle birlikte 5 yıl süreyle şirketi temsile tek yetkili müdür olarak atandığını, 5 yıllık süre içerisinde...'nın şirket ile ilgili yürüttüğü faaliyetlerle şirketi zarara uğrattığını, kendisinin de sebepsiz zenginleştiğini, Nazillideki ''Nazilli Su '' isimli fabrikanın ...Tarım Ürün. Tic. San. Ltd. Şti.'ye sattığını, bu satış bedelinin 1.950.000,00 TL olmasına rağmen şirket kayıtlarına 1.200.000,00 TL olarak geçirildiğini, ...'nın 15/04/2015 tarihli genel kurulun 9. maddesinde davacının muhalefetine rağmen yeniden süresiz olarak şirket müdürlüğüne seçildiğini, şirketi kendi menfaatleri doğrultusunda yöneten şirket müdürünün süresiz olarak görevini yürütmesinin TMK 2'ye aykırı olduğunu, yine 4, 5 ve 6. maddelerinde müdürün kendi ibrasını kendisinin yapmasının da dürüstlük kurallarına uymadığını ileri sürerek 15/04/2015 tarihli ortaklar kararının iptalini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, davacı ile...'nın ortak olduğunu, 15/04/2015 tarihinde yapılan genel kurul kararı ile...'nın oy çokluğu ile şirket müdürü seçildiğini, müdürlerin görev süreleri ile ilgili herhangi bir hüküm bulunmadığını, davacının isnatlarının doğru olmadığını, su fabrikasının ruhsatlarının olmaması sebebiyle 1.200.000,00 TL 'ye satıldığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, toplantıya davetin usulüne uygun olarak yapıldığı ve gündemin gereği gibi ilan ve tebliğ edildiği, aynı zamanda genel kurul toplantısına iştirake yetkili olan kimselerin iştirak etmiş olduğu ve genel kurul kararlarının toplantıya katılan ortakların esas sermaye paylarının itibari değerine göre toplantıda temsil edilen oyların salt çoğunluğu ile alındığı, öte yandan şirket ana sözleşmesinde ortakların oy sayısını kısıtlayıcı bir düzenlemede yer almadığından davacı tarafın şirket müdürünün seçimine ilişkin genel kurul kararının iptali talebi yerinde olmadığı, ancak, TTK 619 maddesinde belirtildiği üzere; şirket müdürü olan ve aynı zamanda şirketin %70 hissedarı olan...'nın kendi ibrasında oy kullanmış olduğu, geride kalan %30 davacı ...'na ait payın TTK 620. maddesindeki karar alma nisabına yetmediğinden kararın yok hükmünde olduğu gerekçesiyle 2012 ve 2013 hesap yıllarının görüşüldüğü, 15/04/2014 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürünün ibrasına yönelik 4 ve 5 nolu maddelerinin iptaline diğer taleplerin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş, istinaf mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının gerekçe yönünden düzeltilmesi suretiyle esas hakkında yeniden tesis edilen karar, davacı vekilince temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur. İstinaf mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davaya konu genel kuralda alınan ve davacı yanca iptali talep edilen 4, 5 ve 6 numaralı kararların şirket müdürünün ibrasına ilişkin olduğu, kararların dava dışı şirket müdürünün katılımı ve oyuyla alındığı, müdürlerin kendi ibralarında oy kullanmaları yasak olduğundan alınan kararların iptali koşulunun oluştuğu, davaya konu genel kurulda alınan 9 numaralı kararın ise müdür seçimine ilişkin olduğu, dava dışı müdür bu karara ilişkin yapılan oylamada da oy kulanmışsa da müdürlerin kendi seçimlerine ilişkin oylamada oy kullanmalarının mümkün olduğu, müdürün ibra edilmemesinin de bu yönde olumsuz bir etkisi bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle, davanın kısmen kabulüne, dava konusu genel kurulda alınan, 4, 5 ve 6 numaralı kararların iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 15/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Oydan yoksunluk halleri ile ilgili aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?

A) Şirket yönetimine katılanlar müdürlerin ibra oylamasında oy kullanamaz.
B) Şirketin kendi payını iktisabında, payı devreden ortak oy kullanamaz.
C) Ortağın bağlılık yükümüne aykırı faaliyetini onaylayan kararda ilgili ortak oy kullanamaz.
D) Müdür seçiminde aday olan ortak kendi için oy kullanamaz.
E) Şirket sözleşmesiyle oydan yoksunluk halleri genişletilemez.