Türk Ticaret Kanunu 626. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 626- (1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
(3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir.
3. Eşit işlem
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
27 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2023/897 E., 2024/4428 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
diğini, ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, davacının şirket binasına girişinin engellendiğini, müvekkilinin şirketin yönetiminde söz sahibi olamadığını, davalı tarafın yönetim hakkını ve temsil yetkilerini kötüye kullandığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 626 ve 630 uncu maddeleri uyarınca davalı tarafın temsil yetkisinin kaldırılması ile şirket müdürlüğünde
11. Hukuk Dairesi 2023/897 E. , 2024/4428 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/702 Esas, 2023/6 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1467 E., 2021/105 K.
Taraflar arasındaki yöneticinin azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının ... Elektronik Nakış Makinaları ve Nakliyat Baskı Tekstil Konfeksiyon Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi ' nin münferiden yetkili müdürlerinden olup ortaklık hisse oranının %40 olduğunu, münferiden yetkili diğer müdürün davacının kardeşi olan davalı ... olup şirketteki hisse oranının %60 olduğunu, davalının babası ile birlikte gelecekteki ticari faaliyetlerine zemin oluşturacak şekilde ... Ltd. Şti. de dahil olmak üzere mevcut aile şirketlerinin içini boşaltma faaliyetinde bulunarak şirketlere zarar vermeye başladığını, davalının müdürlük görevinin sağladığı yetkileri kötüye kullandığını özen ve bağlılık yükümünü ağır şekilde ihlal edecek eylemlerde bulunduğunu, şahsi menfaatlerini şirket menfaatlerinin önünde tuttuğunu, davalının 23.05.2018 tarihinde aynı adreste ... Tekstil Gıda San ve Tic. A.Ş. ünvanlı yeni bir şirket kurduğunu, şirketin kurucularının davalı ile babası... olduğunu, davalının yeni şirkette %90 oranında hisse sahibi olduğunu ve bu şirketin de müdürü olduğunu, davalının yetkilisi ve ortağı olduğu bu şirketin faaliyet konusunun ... Ltd. Şti ile aynı olduğunu, davalının bu şekilde rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, özen ve bağlılık yükümünü açık şekilde ihlal ettiğinin ortada olduğunu, ... Ltd Şti' nin diğer aile şirketlerinden tahsil edilmeyen yüklü miktarda alacakları bulunduğunu ancak bu alacaklar hakkında takip yapılmadığını, davacı tarafından başlatılan takiplerin davalı tarafından borçlu şirketin yetkilisi sıfatıyla yapılan itirazlar sonucunda durdurulduğunu, davacının şirketin yönetimi, işleyişi ve özellikle diğer aile şirketlerindeki alacakların ne şekilde elde edildiğine dair bilgi ve belge edinemediğini, ihtarnamelerin sonuçsuz kaldığını, davacının şirket binasına girişinin engellendiğini, müvekkilinin şirketin yönetiminde söz sahibi olamadığını, davalı tarafın yönetim hakkını ve temsil yetkilerini kötüye kullandığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 626 ve 630 uncu maddeleri uyarınca davalı tarafın temsil yetkisinin kaldırılması ile şirket müdürlüğünden azline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davada şirketin hasım gösterilmesi gerektiğini, şirketin 2014 yılından bu yana gayri faal olduğunu, 2014 yılına kadar bir Japon firmasının Türkiye nakış makina satış temsilciliğini yapmakta iken bu faaliyetin sona ermesi ile birlikte hiçbir ticari işlemde bulunmadığını, rekabet yasağına aykırı olarak kurulduğu iddia edilen şirketin faaliyeti ile ... Ltd Şti. nin faaliyeti arasında hiç bir benzerlik bulunmadığını, ... Ltd Şti. nin üretim şirketi olmayıp makina satışı ile ilgilendiğini, oysa yeni kurulan şirketin üretim şirketi olduğunu, iki şirketin ticaret sicilde faaliyet konularının aynı görünmesinin rekabet yasağına aykırılık olarak kabul edilemeyeceğini, rekabet yasağına aykırılığın ancak aktif ticaret konularında somut olaylarla gündeme geleceğini, dolayısıyla aktif ticari faaliyeti olmayan bir şirket ile rekabet etmek fiilen mümkün olmadığından bu hususu müdürlükten azil gerekçesi yapmanın mümkün olmadığını, 2014 yılında yapılan genel kurul öncesinde davacının yönetimde yer aldığını, tüm bilgi ve işlemlerden haberdar olduğunu, son yapılan genel kurulda 5 yıllığına davacı ve davalının münferit imza yetkili müdür olarak seçildiğini, davanın kötü niyetle yalnızca davacının aile şirketlerindeki hisselerinin zorla satın alınmasını temin etmek için açıldığını, davalının azli halinde davacının imzaya yetkili tek müdür olarak kalacağını, böyle bir durumunda hakkaniyete aykırı olacağını, hiç bir sebep yokken %60 hissedar olduğu ve davacı ile birlikte müdür oldukları şirkette sadece davacının müdür olarak kalmasının kabul edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalının dava dışı şirketin ortakları olup her ikisinin de münferiden şirketi temsil ve ilzama yetkili oldukları, davalı ... 'nun aynı zamanda ... Tekstil Gıda AŞ.'nin de kurucu ortaklarından ve yetkililerinden biri olup söz konusu şirketin 23.05.2018 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, ... .. Ltd Şti ile ... Tekstil AŞ.'nin faaliyet konularında benzerlikler bulunduğu, ... Ltd Şti. gayri faal olarak görünse de şirketin ticaret sicil kayıtlarının silinmediği, vergi mükellefiyetinin devam ettiği, şirketin resmi olarak faaliyetine devam ettiği, davalı ...'nun ... Ltd Şti. nin müdürlerinden olup bu şirketten ve ortaklar kurulundan herhangi bir izin almadan dava dışı Kulsan Şirketinin de yönetiminde bulunduğu, söz konusu durumun 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinde belirtilen müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağı hükmüne, özen ve bağlılık yükümlülüğüne aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesindeki müdürün haklı sebeple azli koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ... 'nun ... Elektronik Nakış Makinaları ve Nakış Baskı Tekstil Konfeksiyon Sanayi Ticaret Limited Şirketindeki müdürlüğünden azline ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada şirket hasım gösterilmediğinden öncelikle davanın bu yönden reddi gerektiğini, 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin rekabet oluşturacak faaliyette bulunulmasını yasaklayan bir hüküm olup, maddenin lafzi yorumundan rekabette bulunmanın aktif bir faaliyet olduğu, sadece benzer faaliyet konuları olan bir şirkette ortak veya müdür olmak gibi pasif bir durumun rekabet yasağı maddesini ihlal kabul edilemeyeceğini, mahkemece alınan 26.02.2020 tarihli bilirkişi raporunun yerinde olduğunu, ancak mahkemece bu raporun karar vermeye yeterli olmadığı hususuna itiraz ettiklerini, davalının müdür olarak görev yaptığı şirketin 2014 yılından bu yana aktif ticaret faaliyetinin bulunmadığını, ... Elektronik Nakış Makinaları ve Nakliyat Baskı Tekstil Konfeksiyon Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi ile rekabet yasağına aykırı kurulduğu iddia edilen şirketin faaliyetleri arasında benzerlik bulunmadığını, ... Limited Şirketi'nin üretim şirketi olmayıp, makine satışıyla ilgilendiğini, oysa yeni kurulan şirketin üretim şirketi olup ticaret sicil faaliyet konularının benzer görülmesinin rekabet yasağına aykırılık olarak kabul edilemeyeceğini, aktif ticari faaliyet olmayan bir şirketle rekabet etmenin fiilen mümkün olmadığından azil gerekçesi yapılamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Ltd. Şti. ve ... Tekstil Gıda A.Ş.'nin faaliyet konularında benzerlikler olduğu, her iki şirketin müdürlerinden birinin de ... olduğu dikkate alındığında bu durumun rekabet yasağı kapsamında değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ... Ltd.Şti.'nin, ... Nakış A.Ş.'den olan alacağına karşılık olarak 926.000,00 TL'lik, İskul A.Ş.'den olan alacağına karşılık olarak da 1.011.000,00 TL'lik iki senedin, şirketlerin kurucusu olan İsmail Kuloğlu tarafından borçlu sıfatıyla imzalanarak ... Ltd.Şti.'ye cirolandığı, başka bir deyişle ... Ltd.Şti.'nin her iki grup şirketinden olan alacağı için ortak davalının değil, İsmail Kuloğlu'nun borçlu gözüktüğü, ... Ltd.Şti.'nin ilgili hesaplardaki işlemlerinin önemli kısmının 2017 yılı ve öncesine ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda, o dönem şirket yetkililerinin bilgisi dahilinde olduğu, ... Ltd.Şti.'nin 2016-2018 yıllarına ilişkin defter ve kayıtlarından şirketin üretim, alım, satım gibi faaliyetlerde bulunmadığı, son 3 yıllık envanter kayıtlarında önemli bir değişiklik olmadığı ancak şirketin ticaret sicil kaydının silinmediği, vergi mükellefiyetinin devam ettiği, şirketin resmi olarak faaliyetine devam ettiği, ağırlıklı olarak Kuloğlu ailesine ait şirketlerin ortak ve grup şirketlerine yönelik açılmış çok sayıda dava dikkate alındığında ortaklar arasındaki güven ilişkisinin sona ermiş olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ... Elektronik Nakış Makinaları ve Nakliyat Baskı Tekstil Konfeksiyon Sanayi Ticaret ve Limited Şirketi'nde davalının temsil yetkisinin kaldırılması ve şirket müdürlüğünden azli istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 613, 626, 630 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
11. Hukuk Dairesi, 2024/387 E., 2024/8413 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAnkara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Tıbbi Cihazlar şirketinin ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın ortak sıfatı ile rekabet yasağına tabi olmayacağı, adı geçenin 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası karşısında müdür sıfatı ile rekabet yasağı incelendiğinde, dava dışı ...
11. Hukuk Dairesi 2024/387 E. , 2024/8413 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/295 Esas, 2023/1586 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/146 E., 2019/495 K.
BİRLEŞEN DOSYA : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/82 E. sayılı dosya
Taraflar arasındaki şirket ortağı ve yöneticisinin rekabet yasağına aykırı davranışından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince birleşen dava yönünden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl dava yönünden davacılar vekilinin başvurusunun gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde; ... Plastik Medikal Mob. Kal. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 30.12.2008 tarihinde 5698 sicil numarası ile kurulduğunu, Bolu Ticaret Sicil Müdürlüğünce tescil ve ilan edildiğini, 11.05.2009 tarihinde ünvan ve amaç konu değişikliği ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. olduğunu, şirketin son olarak Ankara ticaret sicilinde kayıtlı olup sicil numarasının 397532 olduğunu, şirketin ortaklarınca, şirketin son dönemlerdeki satış oranlarının ve iş hacminin önceki yıllara göre oldukça azaldığının ve üretim maliyetlerinin düşmesine rağmen elektrik tüketiminin şirketin olağan ihtyacının oldukça üstünde olduğu ve şirket adına verilen avansların karşılığında bir mal ve hizmet alınmadığının fark edildiğini, şirket hesaplarındaki bu durumunun sebebinin öğrenilmesi için özel denetim kuruluşlarından 01.01.2012-31.12.2016 dönemine ilişkin hesaplarının incelenmesini ve rapor düzenlenmesinin talep edildiğini, bağımsız denetim firması tarafından 30.01.2017 tarihinde sunulan ve şirket ve yetkililerinin son 4 yıldaki faaliyetlerinin, gelir-giderlerinin incelendiği bağımsız denetim raporunda halen şirket hissedarı olan ve şirket yönetim yetkisi ile donatılan şüpheli ...'ın müvekkili şirket ile iştigal konusu aynı olan iki adet şirket kurduğu ve müvekkili şirketin kuruluş ve işleyişine paralel olarak faaliyet konusunun revize ettiğinin tespit edildiğini, raporda 31.12.2008 tarihinde %95 hissesi kendi üzerine olmakla birlikte ... ile birlikte bir şirketi devraldığı ve şirketi müdürü olduğu, 17.12.2015 tarihinde şirketin ünvanını ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. Olarak değiştirildiğini ve hisselerinin tamamını müvekkili şirket çalışanı Tanju ...'a devredildiğini, ...'ın müdürlük yetkisinin iptal edilmediğini ve yine 10.03.2015 tarihinde yine iştigal konusu müvekkili şirket ile paralel olan başka bir şahıs şirketi daha kurduğunu, davalının iki şirkette de aynı anda temsile yetkili müdür olduğunun sabit olduğunu, müvekkili şirketin yetkililerinin rekabet yasağına aykırı olan bu duruma izinlerinin bulunmadığını ve şirket ortaklarının bu yönde aldıkları herhangi bir karar da bulunmadığını, T.T.K.'nun 626 ncı maddesinin ilk fıkrasında belirtilen şirket menfaatinin gözetilmesi, şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine görevinin yapılışına ilişkin doğal bir gereklilik olduğunu, müvekkillerce çaba sarf edilerek hayata geçirilen şirketin, başarılı yönetim şeklini, satış politikalarını, hizmet prosedürünü, alım-satım yöntemlerinin bilgisini kendi adına bir şirket kurarak bu şirkete uyguladığını, bununla da kalmayarak müvekkili şirketin hali hazırda ki müşteri profilini ve hedef kitlesini de lee geçirdiğini, davalı tarafın gerek lokasyon gerekse iş konusu olarak faaliyete geçirdiği şirket, anılan fıkranın yöneticilere yüklediği sorumluluğun bariz şeklinde ihlali olduğunu, davalının, müvekkili şirketin hem hissedarı hemde müdürü iken, kasten, haksız rebaket yasağına aykırı davranarak ve müdürlük yetkisini kötüye kullanarak müvekkili şirket ile işletme ve işletme merkezi aynı olan başka şirketler kurması ve bu yolla müvekkili şirketin satışlarını oldukça azaltması, şirketin ekonomik gücüne ticari hayatının mahvına neden olarak kadar ağır zarar vermesi, şirketin satış hasılatındaki düşüş ile şüpheliye ait şirketlerin faaliyet tarihleri arasındaki örtüşmenin şirkete verilen maddi zararı gözler önüne serdiğini, davalının yaptığı yolsuzluğun Gümrük Bakanlığı'ndan alınan bir beyanname ve davalı tarafından hazırlanmış bir fatura ile de desteklenmekte olduğunu, faturanın da müvekkili şirketin portföyünde olan bir şirkete ... Ticaret adıyla, müvekkillerinin ortağı olduğu ve işbu dava konusu zarara uğrayan şirket olan ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. ile aynı adresten, davalı tarafından kaşelenen bir satış belgelendiğini, bu belgelerin davalının, müvekkillere ait şirketin halihazırdaki yurtdışı alıcılarına hizmet sağlayarak şirketin enternasyonel alandaki satışlarını olumsuz yönde etkilediğinin kanıtı niteliğinde olduğunu, davalının, müvekkili şirketin müşterisine kendi adına ihraç yapmış olup müvekkili şirketin sorumlu müdürü olmasına rağmen zarara uğrattığını, davalının şirkette müdür olarak görev yaptığı sırada kendisi tarafından keşide edilen 4 adet çekin akıbetinin halen bilinmediğini, müvekkili şirketçe 01.03.2016 tarihinde yapılması planlanan genel kurul toplantısının sebep ve önemi başlıklı tutanakta, ...'in göreve geldiği zamandan itibaren eski tek genel müdür ...'ın şirketi borçlandıran çekler hakkında bilgi vermediği, ...'in müdür olarak göreve başladığı 20.01.2016 tarihinden önce ne kadar senet ve çek kullanıldığının bilinmediğini, bu tarihten önce kullanılan hiç bir çekin tahsilat makbunuzunun bulunmadığını, şirketin SGK ve Vergi Dairesi yanında birçok yerli ve yabancı şirkete öz sermayesinin ve envanter değerinin çok üzerinde borçlu olduğu ve yine şirketi borçlandırıcı işlemlerin faturalarının eksik olduğu veya ortadan kaybolduğu ve hiçbir evrak ve muhasebe kaydı sunulamadığının kaydedildiğini, bilgi verme yükümlülüğü gereğince davalıya sorulduğunda ise yükümlülüğünün ihlal edildiği ve bilgi verilmeyerek zaman kazanmaya çalıştığının kayıt altına alındığını, toplantı tutanağında tespit edildiği üzere davalının şirket adına yaptığı ve borçlandırıcı işlemlerin karşı tarafı ve miktarının bilinmediğini, davalının şirkete zarar vererek kendine menfaat sağlayan bu işlemleri yapmakla kalmadığını, ayrıca malumatı dahilindeki bu bilgileri şirketle paylaşmadığını ve halen paylaşmaktan kaçındığını, yapılan bu tespitler doğrultusunda 01.03.2016 tarihinde yapılan olağan üstü genel kurul kararı ile ...'ın yetkilerinden azline karar verildiğini, aradan geçen süreye rağmen iş ve işlemlerin anlaşılamadığını, ... tarafından ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. Aleyhine yapmış olduğu işlemlerin ancak bir kısmının bağımsız denetim raporu ile ortaya çıkartılabildiğini, davalı tarafından ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti.'ne vermiş olduğu maddi ve manevi zararın tazminini talep etme gereği hasıl olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1,000,00 TL maddi tazminata ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.12.2017tarihli ıslah dilekçesiyle de maddi tazminat istemini 200.000,00 TL'ye yükseltmiş, dava tarihinden itibaren avans faizi hükmedilmesini istemiş, yine manevi tazminat için dava tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsilini istemiştir.
Birleşen davada davacı şirket vekili dava dilekçesinde; şirket ortaklarınca, şirketin son dönemlerdeki satış oranlarının ve iş hacminin önceki yıllara göre oldukça azaldığı ve üretim maliyetlerinin düşmesine rağmen elektrik tüketiminin şirket olağan ihtiyacının oldukça üstünde olduğu ve şirket adına verilen avansların karşılığında bir mal ve hizmet alınmadığının fark edilerek hesapların incelenmesi ve rapor düzenlenmesinin istenildiğini, bağımsız denetim firması tarafından 30.01.2017 tarihinde rapor düzenlendiğini, davalının müvekkili şirketin iştigal konusu ile aynı olan iki adet şirket kurduğu ve müvekkili şirketin kuruluş ve işleyişine paralel olarak faaliyet konusu revize ettiğinin tespit edildiğini, davalının iki şirkette de aynı anda temsile yetkili müdür olduğunu, davacı şirketin bilgilerinin diğer şirketlerin yönetimi için de kullanıldığını, bunun dürüstlük kuralına da aykırılık olduğunu, şirketin satış hasılatındaki düşüş ile davalıya ait şirketlerin faaliyet tarihleri arasındaki örtüşmenin şirkete verilen maddi zararı gözler önüne serdiğini, elde ettiği haksız kazançları belgelediğini, şirketin maddi kaybının davalının şirketinin maddi menfaatini arttırdığını, davalının, müvekkili şirketin müşterisine kendi adına ihraç yaptığını, haksız maddi menfaat elde ettiğini, dürüstlük kuralına ve rekabet yasağına aykırılık teşkil ederek zarara sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalının haksız rekabet nedeniyle davalının elde ettiği menfaatin davacı şirket lehine hükmedilmesi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL tazminatın 30.01.2017 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yasal dayanaktan yoksun olduğunu, T.T.K.'nun 553 üncü maddesinde belirtildiği üzere şirket müdürü olarak sorumluluğundan bahsedebilmek için zarar, kusur, hukuka aykırılık ve nedensellik bağı unsurlarının tamamının bir arada gerçekleşmiş olması gerektiğini, unsurlardan birisinin mevcut olmaması halinde müdürün sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, iddia edildiği gibi ortağı olduğu ... şirketi aleyhine zarar verecek hiç bir tasarrufu olmadığını, ...'in ve ...'in husumet yöneltme haklarının olmadığını, ... ve ...'in diğer şirketi ... Medicine İlaç ve San. Ltd. Şti.'nin müdürünün olduğunu, 2016 yılının Ocak ayında başlayıp azline kadar devam eden kısa sürede birlikte müdür olarak görev yaptıklarını, diğer davacı ...'i hiç tanımadığını, edindiği bilgiye göre ...'in gerekli karar çoğunluğunu sağlayabilmek için kendisine 2016 yılında %1 pay devri yaptığını, ortak ve müdürü olduğu ... Beton Demir Labaratuvarı Zemin Ütüt Emlak Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ünvanının 17.12.2015 tarihinde ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. Olarak 08.12.2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısı kararı ile değiştirildiğini, şirketin faaliyet alanlarının NACE kodlu 231906 labaratuvar, hijyen veya eczacılık ile ilgili cam eşyalar ile cam ampullerin imalatı ve NACE kodu 683101 gayrimenkul acentelerinin faaliyetleri olduğunu, söz konusu şirketin faaliyet alanları ve ürettiği ürünlerin ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin faaliyetleri ile hiçbir benzerliği olmadığını, şirketin emlak danışmanlığı yaptığını, ayrıca serum sarf malzemeleri ürettiğini, ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasının faaliyet alanının Nace kodu 325002-Suni Uzuvlar, Protez ve Ortopedik ürünler ile bunların parça ve aksesuarlarının imalatı olduğunu, ... Medikal San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin ürettiği ürünlerle verdiği hizmetlerden dolayı tamamen bağımsız hizmet verdiğini, ...'ın ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti.'deki hisselerinin tamamını 25.12.2015 tarihinde yayınlanan Resmi Gazetede yayımlandığı üzere Tanju ...'a devrettiğini, ayrıca ... Beton Demir ... Ltd. Şti.'ndeki müdürlük görevini 04.05.2011 gün 7808 sayılı Resmi Gazetede yayımlandığı üzere ...'a devrettiğini, ... Beton Demir ... Ltd. Şti.'ndeki ortaklığının ve müdürlüğünü 2008 yılında başladığını ve ... Tıbbi Cihazlar San. ve Tic. Ltd. Şti. Firmasına ortaklığı ile müdür olma sürecinin 2014 yılı içerisinde gerçekleştiğini, ... Tic. ... işletmesinin faaliyet alanının 222990-baska yerde sınıflandırılmamıs dıger plastık urunlerın ımalatı ve ahsap işleme yöntemi ile ahşap malzeme imalatı olduğunu, şirket ortağı ...'in ... Tıbbi ... Tic. Ltd. Şti.'nin Inmunotek ... İlaç San. Tic. Ltd. Şti. adında 04.12.2012 tarihinden itibaren faaliyet gösteren bir firmanın olduğu bilgisinin paylaşılmadığını, buna ek olarak ...'in Inmunotek ... İlaç San. Tic. Ltd. Şti.'nin sahibi ve müdürü olduğunu, ... firmasının ortağı ...'in yine alerji alanında hizmet vermek üzere Inmunotek ... Tic. Ltd. Şti. adında bir firma kurduğunu, kurmuş olduğu firmanın cari borçlarına istinaden ödemeleri kendi talebi üzerine ... firması hesabından yapıldığını, bu ödemenin ...'in faaliyetlerini yürüttüğü ve müdürü olduğu Inmunotek ... ... Tic. Ltd. Şti.'ne ve şahsına gelir sağladığını ve şirketi zarara uğrattığını, ... Ltd. Şti.'nin ...'ın müdürlüğü döneminde gerçekleştirdiği faaliyetler ... ve ... arasında gerek Hamburg'daki Roxal Medical GmbH ofisinde gerçekleştirilen toplantılar, gerekse telefon görüşmeleri, toplantı tutanakları, proje ilerleyiş durum paylaşımları ve maillerde de açıkca görülebileceği üzere ortaklaşa kararlaştırıldığını, büyük hissedar ...'in yönlendirmeleri ve talepleri üzerine şekillendirildiğini, ... ... Ltd. Şti.'nin arge çalışmalarını yürüttüğü ürünlerin uluslararası kongrelerde ve toplantılarda ...'in talebi ile ... firması adıyla tanıtıldığını, bu durumun ...'nin yurt dışı pazarda bağımsız bir firma olarak tanınmasının önüne geçtiğini, ...'nin ürettiği ürünler ile ... firmasının piyasada yenilikçi firma görünümü ile kendine değer kattığını, ... Ticaret ... tarafından rekabet yaratıldığı iddiası ile satıldığı söylenen ürünlerin üretimi ve satışı ile ilgili ...'nin Sağlık Bakanlığı nezdinde üretime yetkili firma konumunda olmaması nedeniyle rekabet durumunun söz konusu olmadığını, ...'in Almanya'daki firması ...'ın yürüteceği klinik çalışmalar ile ilgili bir çok başvurunun ...'in talebi ile ... tarafından yürütüldüğünü, ... tarafından maddi bir karşılık olmaksızın büyük hissedar ...'in maddi karşılıklar elde edebileceği çalışmalara da destek olduğunu, Firmanın iş hacmi başlıklı tabloda belirtilen 2016 yılı toplam 8.863,96 TL gösterilmiş olan rakamın 2016 yılı Ocak ayında ...'ın müdürlüğünü ... ile paylaşması ve ardından müdürlük görevini ... ve ...'e tamamen devretmesi ile ortaya çıktığını, şirketi yönetememekle suçlanan ...'ın müdürlüğü döneminde elde ettiği gelirlerin yurt içi ve yurt dışı satışlar toplamının ...'in ortak olduğu dönemden itibaren en yüksek cirolu ikinci dönem olduğunu, ... ve ...'in ortaklık döneminde ortaya çıkan durumun ...'ı şirket ortağı olarak zarara uğrattığını, ...'e firmasına ait elektrik hattından çıkar sağladığı hususundaki iddiaları kabul etmediğini, akıbeti belli olmadığı iddia edilen çeklerin daha önce teklifi alınan ve ...'e gönderilen kalıp tasarım ve üretim bedellerinin ön ödemesi olarak kesildiğini, 2016 yılı Ocak ayı itibariyle ... firması müdürleri ... ve ...'den tarafına iletilen bir bilgi olmaması nedeniyle çeklerin akıbetinin bilinmediğini, davacıların ve özellikle ...'in kötü niyetli olduğunu, ... Ticaret adına gerçekleştirilen tüm faaliyetlerin ödemelerinin ... tarafından yapıldığını ... ... Tic. Ltd. Şti. tarafından karşılanmasının söz konusu olmadığını savunarak davanın husumet nedeniyle usulden ve gerekse yasal şartları oluşmadığından esastan reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirketin ortakları adına Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2017/146 E. sayılı dosya ile şirket ortaklarının zarara uğratıldığı gerekçesiyle dava açıldığını, müvekkilinin 25.12.2015 tarihinde müdürlük yetkilerinden azledildiğini, müdürlüğünü yürüttüğü süre içerisinde davacının solunum fonksiyon test filtresi üretimi olmadığını, davacı şirketin kurucusu ...'in davacı şirketteki hisselerini, payının hukuki ve mali yükümlülüklerini Atilla Arslan'a devrettiğini, tarafları ile aynı olmayan bir davada sunulan sözleşme ile müvekkilinin rekabet yasağına aykırı davrandığının iddia edildiğini, bu iddiaların asılsız ve mesnetsiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı ...'ın ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti ile ortak sıfatı ile rekabet yasağı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 613 üncü maddesinin ikinci fıkrası karşısındaki durumu incelendiğinde, adı geçenin 30.12.2008 tarihinde ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti.'ye ortak olduğu ve halen ortaklığının devam ettiği, ... Tıbbi Cihazlar şirketinin ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın ortak sıfatı ile rekabet yasağına tabi olmayacağı, adı geçenin 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası karşısında müdür sıfatı ile rekabet yasağı incelendiğinde, dava dışı ... Medikal, ... Ticaret ve ... İlaç Sanayi ticaret sicil kayıtları ve bu şirket ve işletmelerin ticari defter ve kayıtları incelendiğinde, ...- ticari işletmesi ile ilgili, ... Tıbbi Cihazlar ve ... Ticaret kayıtları ve rekabet yasağı açısından şirketlerin kuruluşu ve yetkili olduğu dönemler dikkate alınarak incelendiğinde; davalı ...'ın ... Ticaret işletmesinde gerçekleşen rekabet yasağı kapsamındaki 120.842,68 TL'lik satışı ile ilgili olarak bu satışın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde gerçekleştirilmesi halinde dönem kar ve zararına göre ... şirketinin herhangi bir kaybının olmadığının ortaya çıktığı, ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yapılan incelemede; ...'ın şirkete 17.11.2008 tarihinde ortak olduğu ve bu tarihte yapılan ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak seçildiği ve 26.04.2011 tarihinde şirket müdürlüğünün iptal edildiği, ...'ın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde 13.08.2012 tarihinden itibaren ortak olduğu, ... Tıbbi Cihazlardaki müdürlüğü ile ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki müdürlük tarihlerinin farklı zamanları içermesi nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre rekabet yasağı kapsamında olmadığı, dolayısıyla şirket ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki ortaklığı bakımından rekabet yasağı kapsamında olmadığı, Inmunotek ... İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti ile ilgili yapılan incelemede; bu şirketin 04.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, 12/12/2012 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiği, şirket hisselerinin tamamının Cem Gergin'e ait olduğu ve adı geçenin 10 yıllığına şirket müdürü olduğu, şirket adresinin "Yeni Küçük Sanayi Sitesi L Blok No: 18 Bolu" olduğu, şirket ana sözleşmesine göre faaliyet konularının özetle her türlü yurtiçinde ve yurtdışında imal edilen ilaçlar ve sarf malzemelerinin toptan ticaretini yapmak, pazarlamak, imalat, ithalat ve ihracatı ile ilaç ruhsatı almak, kiralamak şeklinde olduğu, bu şirketin muhasebe kayıtlarında yapılan incelemelerde, genel yönetim giderleri dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, bu nedenle bu şirketle ilgili rekabet yasağının şirket müdürü yada şirket ortağı olarak ihlal edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dava yönünden; davalının haksız rekabette bulunduğunun ve davalı gerçek kişinin 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen müdürün rekabet yasağını ihlal ettiğinin ileri sürüldüğü, davacı gerçek kişilerin gerek haksız rekabet gerekse müdürün rekabet yasağı ile ilgili iddialarla doğrudan bir ilgisi bulunmadığı, ileri sürülen iddiaların asıl davada dava dışı ... Tıbbi Cihazlar San ve Tic. Ltd. Şti.'ni ilgilendirdiği, davacı gerçek kişilerin, şirkette salt ortaklık ve müdür sıfatının olması, böyle bir davayı kendi adına açması için yeterli olmadığı, bu durumda davacılar bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddi gerektiği (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 16.02.2014 tarih 2014/1233 E., 2014/19833 K. sayılı emsal ilamı), birleşen dava yönünden ise; davalı ...'ın 30.12.2008 tarihinde ... Tıbbi Cihazlar Ltd. Şti.'ye ortak olduğu ve halen ortaklığının devam ettiği, ... Tıbbi Cihazlar şirketinin ana sözleşmesinde şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı, dolayısıyla ...'ın ortak sıfatı ile rekabet yasağına tabi olmayacağı, bilirkişi raporunda ... ...-... ticari işletmesi ile ilgili, ... Tıbbi Cihazlar ve ... Ticaret kayıtları ve rekabet yasağı açısından şirketlerin kuruluşu ve yetkili olduğu dönemler dikkate alınarak yapılan incelemede; davalı ...'ın ... Ticaret işletmesinde gerçekleşen rekabet yasağı kapsamındaki 120.842,68 TL'lik satışı ile ilgili olarak bu satışın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde gerçekleştirilmesi halinde dönem kar ve zararına göre ... şirketinin herhangi bir kaybının olmadığının ortaya çıktığı, ... Medikal San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yapılan incelemede; ...'ın şirkete 17.11.2008 tarihinde ortak olduğu ve bu tarihte yapılan ortaklar kurulu kararı ile müdür olarak seçildiği ve 26.04.2011 tarihinde şirket müdürlüğünün iptal edildiği, ...'ın ... Tıbbi Cihazlar şirketinde 13.08.2012 tarihinden itibaren ortak olduğu, bu durumda ana sözleşmede şirket ortaklarının rekabet yasağına tabi olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki ortaklığı bakımından rekabet yasağı kapsamında olmadığı, ... Tıbbi Cihazlardaki müdürlüğü ile ... Medikal San. Tic. Ltd. Şti.'deki müdürlük tarihlerinin farklı zamanları içermesi nedeni ile 6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre rekabet yasağı kapsamında olmadığı, Inmunotek ... İlaç San. ve Tic. Ltd. Şti ile ilgili yapılan incelemede; bu şirketin 04.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, 12.12.2012 tarihinde sicil gazetesinde ilan edildiği, şirket hisselerinin tamamının Cem Gergin'e ait olduğu ve adı geçenin 10 yıllığına şirket müdürü olduğu, şirket adresinin "Yeni Küçük Sanayi Sitesi L Blok No: 18 Bolu" olduğu, şirket ana sözleşmesine göre faaliyet konularının özetle her türlü yurtiçinde ve yurtdışında imal edilen ilaçlar ve sarf malzemelerinin toptan ticaretini yapmak, pazarlamak, imalat, ithalat ve ihracatı ile ilaç ruhsatı almak, kiralamak şeklinde olduğu, bu şirketin muhasebe kayıtlarında yapılan incelemelerde, genel yönetim giderleri dışında herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, bu nedenle bu şirketle ilgili rekabet yasağının şirket müdürü yada şirket ortağı olarak ihlal edilmesinin mümkün olmadığı, aynı gerekçelerle haksız rekabet koşullarının oluşmadığı, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin birleşen davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, asıl davada verilen hükmün gerekçe yönünden kaldırılmasına ve asıl davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, haksız rekabet yasağının ihlaline dayalı maddi ve manevi tazminat, birleşen dava haksız rekabet yasağı ve dürüstlük kuralına aykırı olarak elde edilen menfaatlerin davacı şirket lehine hükmedilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 613 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacılar vekilinin asıl davaya yönelik tüm, birleşen davaya yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürlerin şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu kapsamda, gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse Bölge Adliye Mahkemesince; 10.03.2015 tarihinde kurulan ... Ticaret şahıs işletmesi tarafından, birleşen davacı şirkette 18.06.2014-01.03.2016 tarihleri arasında temsil ve ilzama yetkili müdür olarak görev yapan davalının, birleşen davacı ... Tıbbi Cihazlar Sanayi ve Ticaret Limited Şirketindeki müdürlük görev ve yetkisinin sona erdirildiği 01.03.2016 tarihlerine kadar, birleşen davacının eski müşterilerine gerçekleştirilmiş olan satışların rekabet yasağı kapsamında olduğu ve haksız rekabet teşkil ettiği tespit edilmiştir.
Bu durumda mahkemece, dava dışı Adrius Ticaret şahıs işletmesi tarafından yapılmış olan sözkonusu satışlardan şirketin elde ettiği karın belirlenerek bu miktara tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken, salt birleşen davacı şirketin zaten zararda olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin asıl davada tüm, birleşen davada diğer temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca asıl dava yönünden ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacıların temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının birleşen dava yönünden BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, asıl davada davacılardan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde birleşen davada davacıya iadesine, 27.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hukuk Genel Kurulu, 2017/21 E., 2020/142 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Limited şirketlerde müdürlerin özen ve bağlılık yükümü 6102 sayılı TTK’nin 626/1 maddesinde düzenlenmiştir.
Hukuk Genel Kurulu 2017/21 E. , 2020/142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “ipoteğin kaldırılması” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 20.06.2013 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Muğla İli, Fethiye İlçesi, Göcek Beldesi 148 ada 7 parsel sayılı taşınmaz üzerinde kurulu olan D blok 1, 2, 4 numaralı ve A blok 1, 2 numaralı bağımsız bölümlerin maliki olduğunu, davalının müvekkili şirkete borç vereceğinden bahisle genel kurul kararı alınmadan davalı lehine taşınmazlar üzerine ipotek tesis edildiğini, ancak davalı tarafından herhangi bir borç verilmediğini, davalının müvekkili şirketin ortağı olan AMW GmbH&Co.KG şirketinin yöneticisi ve ayrıca müvekkili şirketi temsile münferiden yetkili ...'nin babası olduğunu, şirket müdürünün muvazaası nedeniyle müvekkili şirketin taşınmazları üzerine ipotek tesis edildiğini ileri sürerek söz konusu ipoteklerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesi Kararı:
6. Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.03.2014 tarihli ve 2013/244 E., 2014/136 K. sayılı kararı ile; davacı şirketi münferiden temsil ve iltizama yetkili müdürlerden olan ...'nin 18.03.2014 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiği ve feragat beyanının geçerli olduğu gerekçesiyle davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.06.2015 tarihli ve 2015/5707 E., 2015/7420 K. sayılı kararı ile; “…Dava, davacı şirketi temsilen münferit yetkili müdürlerden ...'nin karşılığı olmaksızın davalı şirket taşınmazları üzerine davalı adına ipotek tesis etmesi nedeniyle açılan muvazaaya dayalı ipoteğin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, şirketin münferit temsile yetkili müdürü olan dava dışı ... tarafından şirket adına açılan davadan feragat edildiği, şirketin temsil yetkisi kapsamında ve usulüne uygun yapılmış bir feragat bildirimi olduğu ve geçerli olduğu gerekçesiyle feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Gerçekten de feragat dilekçesinin ekinde yer alan 09.06.2006 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yer alan şirket ana sözleşmesinde yer alan düzenlemeye göre ..., Kudret Cansunar ve ...'in şirket müdürü olarak şirketi tek başlarına temsil ve ilzama yetkili kılındığı anlaşılmaktadır. Limited şirket genel kurulu bir karar organıdır. Kanunda açıklık bulunmamakla beraber olağanüstü işlerde karar verme yetkisi genel kurula aittir. Normal ve günlük işlerde karar verme yetkisi şirket müdürlerinindir. 6102 sayılı TTK’nun 629/1. maddesi uyarınca limited ortaklık müdürlerinin haiz oldukları temsil yetkisinin kapsam ve sınırı hakkında, anonim ortaklık yönetim kuruluna dair hükümler kıyas yoluyla uygulanır. Limited ortaklık müdürleri, ortaklığın maksat ve işletme konusu içine giren ve temsil ile bağdaşan işlemleri yapabilir. Bunun dışında kalan hâllerde ancak genel kuruldan izin alınarak işlem yapılabilir. Somut olayda davalı lehine şirket taşınmazları üzerine tesis edilen ipoteklerin yolsuz olduğu iddia edilmektedir. Bir şirket müdürü iradesiyle şirket adına söz konusu ipoteklerin terkini istemiyle dava açarken, diğer bir şirket müdürü tarafından bu davadan feragat edilmiştir. Böylece, şirketi tek başına temsile yetkili müdürler arasında davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda görüş aykırılığı oluşmuş bulunmaktadır. Bu durumda, somut olayın özellikleri de dikkate alınıp davanın akıbeti yönünden ortaklar kurulu kararı bulunmadan şirket adına açılan davadan feragat edilemeyeceği kabul edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır …” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.12.2015 tarihli ve 2015/306 E., 2015/418 K, sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) davadan feragatin genel kurulun yetkisi içerisinde olduğuna dair bir düzenlemenin bulunmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; limited şirketi temsile münferiden yetkili olan birden çok müdürün bulunduğu durumlarda şirket müdürlerinden birinin açtığı davada diğer müdürün feragat beyanının geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Dava, şirket taşınmazı üzerine karşılığı olmaksızın tesis edildiği ileri sürülen ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir.
13. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle limited şirketlerde “yönetim” ve “temsil” kavramlarının açıklanmasında fayda bulunmaktadır.
14. Dava tarihi itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK ile mülga 6762 sayılı TTK döneminde benimsenen limited şirketlerde özden organ ilkesi terk edilerek şirketi yönetme ve temsil edecek kişi veya kişilerin seçim yoluyla belirlenmesi sistemi öngörülmüştür. Başka bir deyişle her şirket ortağının doğrudan doğruya şirket müdürü olduğu sistemden vazgeçilmiş, onun yerine şirketi yönetme ve temsil edecek kişi veya kişilerin seçimi sistemi benimsenmiştir. 6102 sayılı TTK ile limited şirketler hukukuna getirilen bu yeni sistem, anonim şirket yönetim kuruluna özgü işleyişin uygun olduğu ölçüde müdürler kuruluna da uygulanabilmesi imkânı vermektedir.
15. 6102 sayılı TTK’nin 623/1. maddesine göre, “Şirketin yönetimi ve temsili şirket sözleşmesi ile düzenlenir. Şirketin sözleşmesi ile yönetimi ve temsili, müdür sıfatını taşıyan bir veya birden fazla ortağa veya tüm ortaklara ya da üçüncü kişilere verilebilir. En azından bir ortağın, şirketi yönetim hakkı ve temsil yetkisinin bulunması gerekir.” Görüldüğü üzere, şirket yönetiminin ortaklardan birine bırakılması mümkün olduğu gibi, üçüncü bir kişiye de bırakılabilir. Kanun sadece, ortaklardan en azından birine yönetim yetkisinin verilmesini zorunlu tutmaktadır.
16. Limited şirketlerde zorunlu organ olarak kabul edilen müdürler, limited şirketi yönetme ve temsil etme yetkisine sahip olan kişilerdir. Başka bir deyişle müdürler limited şirketin yönetim ve temsil organıdır. 6102 sayılı TTK’nin 623/3. maddesine göre, “müdürler, kanunla veya esas sözleşme ile genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkilidirler”. Dolayısıyla müdür veya birden fazla kişiden oluşması hâlinde müdürler kurulu, kanun ve şirket sözleşmesi gereğince genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir.
17. Birden fazla kişinin müdür sıfatına sahip olması hâlinde bunların bir kurul olarak çalışması gerektiği ilk defa 6102 sayılı TTK’nin 624/1. maddesi ile düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, “şirketin birden fazla müdürünün bulunması hâlinde, bunlardan biri, şirketin ortağı olup olmadığına bakılmaksızın, genel kurul tarafından müdürler kurulu başkanı olarak atanır.” Görüldüğü üzere, limited şirketin tek bir müdür tarafından yönetilmesi hâlinde bir kurul organ bulunmamakta, buna karşılık müdürlerin birden fazla olması durumunda ise bir kuruldan söz edilebilmektedir. Bununla birlikte Kanun’da müdürler kurulunun oluşumu ve işleyişi hakkında ayrıntılı bilgiler yer almasa da, bu kurulun oluşum ve işleyişi konusunda anonim şirketteki yönetim kuruluna benzer özelliklere sahip olduğu Kanun’un gerekçesindeki ifadelerden anlaşılmaktadır.
18. Yönetim, bir iç ilişki kavramı olup, şirketin faaliyet göstermesi için yapılması gereken iş ve işlemlerin tümünü ifade eder. Temsil ise dış ilişkide şirket adına bağlayıcı irade açıklama yetkisidir. Limited şirketlerde yönetim gibi temsil yetkisi de müdürlere aittir (TTK, m. 623/1).
19. 6102 sayılı TTK’nin 629/1. maddesine göre; “müdürlerin temsil yetkilerinin kapsamına, yetkinin sınırlandırılmasına, imzaya yetkili olanların belirlenmesine, imza şekli ile bunların tescil ve ilanına bu Kanunun anonim şirketlere ilişkin ilgili hükümleri kıyas yolu ile uygulanır.” Yapılan bu atıftan dolayı, anonim şirketlerde yönetim kurulunun temsil yetkisinin kapsamı ve sınırları, imza şekli, tescil ve ilana ilişkin öngörülen düzenlemelerin limited şirketlerde müdürlere de uygulanacaktır.
20. 6102 sayılı TTK’nin 629/1. maddesinin atfı ile limited şirketler de uygulanma alanı bulan 6102 sayılı TTK’nin 370. maddesi gereğince “esas sözleşmede aksi öngörülmemişse, temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere yönetim kuruluna aittir.” Buna göre şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya limited şirkette tek bir müdür bulunmuyorsa, temsil yetkisi çift imza ile kullanılmak üzere müdürler kuruluna aittir. Müdürler kurulu, temsil yetkisini bir veya daha fazla müdüre veya üçüncü kişilere devredebilir (TTK, m. 370/2). Ancak müdürler kurulunda yer alan üyelerden en az birinin temsil yetkisini haiz olması şarttır. Dolayısıyla limited şirketlerde de aksi şirket sözleşmesiyle açıkça belirtilmediği takdirde, başka bir deyişle tek imza sistemi öngörülmemişse, çifte imza ilkesi geçerlidir.
21. Yine 6102 sayılı TTK’nin 629/1. maddesinin atfıyla uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 371. maddesinde temsil yetkisinin kapsam ve sınırları belirlenmiştir. Buna göre, temsile yetkili olanlar şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler. Bilindiği gibi şirketlerin ehliyetinin işletme konusu ile sınırlı olması ve konu dışı işlemlerin şirketi bağlamaması kuralı (ultra vires) 6102 sayılı TTK ile terk edilmiştir. Bu nedenle temsile yetkili olanların, üçüncü kişilerle, işletme konusu dışında yaptığı işlemler de şirketi bağlar; meğerki, üçüncü kişinin, işlemin işletme konusu dışında bulunduğunu bildiği veya durumun gereğinden, bilebilecek durumda bulunduğu ispat edilsin. Şirket esas sözleşmesinin ilan edilmiş olması, bu hususun ispatı açısından, tek başına yeterli delil değildir (TTK, m. 371/2). Başka bir deyişle bu konuda ticaret sicilinin olumlu işlevi geçerli olmaz. Sadece şirket bu savunmayı üçüncü kişiye karşı onun bu olguyu fiilen bildiğini (müspet vukuf) kanıtlamak suretiyle ileri sürebilir.
22. Temsil yetkisinin sınırlandırılması hususunda uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nin 371/3. maddesine göre; “temsil yetkisinin sınırlandırılması iyiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmez; ancak temsil yetkisinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine özgülendiğine veya birlikte kullanılmasına ilişkin tescil ilan edilen sınırlamalar geçerlidir.” Buna göre bu iki sınırlamanın tescil ve ilan edilmesi ve bu suretle devreye giren ticaret sicilinin olumlu işlevi sonucu üçüncü kişinin iyi niyetini ortadan kaldırması sistemini benimsemiştir. Başka bir deyişle temsil yetkisinin bu iki hâl dışındaki sınırlamaları (özellikle konu ve miktarla ilgili sınırlamalar) tescil ve ilan edilseler dahi üçüncü kişilerin iyi niyetini ortadan kaldırmayacaktır. Bu tür bir düzenleme üçüncü kişiye karşı ancak bu sınırlamayı fiilen bildiği (müspet vukuf) şirket tarafından kanıtlandığı takdirde ileri sürülebilir.
23. Limited şirketlerde müdürlerin özen ve bağlılık yükümü 6102 sayılı TTK’nin 626/1 maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre; “müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler.” Bu madde ile “özen” ve “şirket menfaatinin gözetilmesi” kavramları birbirinden ayrılmıştır. Özen, iş ve işlemlerde gösterilmesi gereken dikkati, ciddiyeti ve bilimselliği ifade ederken şirket menfaatinin gözetilmesi ise şirketin menfaatinin kişisel menfaatlere ve başkalarının menfaatlerine feda edilmemesi, diğer menfaatlerin arkasına konulmaması anlamına gelir. Ayrıca özen ve bağlılık yükümü, müdürün kendisiyle şirketin menfaatlerinin çatıştığı durumlarda şirketin menfaatlerine öncelik vermesini ve bu tür menfaat çatışmalarının olduğu toplantılara katılmamasını zorunlu kılar. Gerçekten 6102 sayılı TTK’nin 626/1. maddesinde buna dair bir yasaklama açıkça öngörülmemiş olsa da, gerek maddenin yorumu gerekse yönetim kurulu üyelerinin müzakereye katılma yasağını düzenleyen 6102 sayılı TTK’nin 393. maddesi böyle bir sonuca varmayı gerektirir.
24. Menfaat çatışmasının hangi hâllerde bulunduğu ve bu durumlarda yönetim kurulu üyesinin nasıl davranmak zorunda olduğu 6102 sayılı TTK’nin 393. maddesinde açıkça ifade edilmiştir. Buna göre; “yönetim kurulu üyesi, kendisinin şirket dışı kişisel menfaatiyle veya alt ve üst soyundan birinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birinin, kişisel ve şirket dışı menfaatiyle şirketin menfaatinin çatıştığı konulara ilişkin müzakerelere katılamaz. Bu yasak, yönetim kurulu üyesinin müzakereye katılmamasının dürüstlük kuralının gereği olan durumlarda da uygulanır. Tereddüt uyandıran hâllerde, kararı yönetim kurulu verir. Bu oylamaya da ilgili üye katılamaz. Menfaat uyuşmazlığı yönetim kurulu tarafından bilinmiyor olsa bile, ilgili üye bunu açıklamak ve yasağa uymak zorundadır.” Bu durumda müzakereye katılma yasağına ilişkin bu hüküm kıyasen şirketle kendilerinin veya yakınlarının menfaatlerinin çatıştığı durumlarda müdürlere de uygulanması gerekmektedir.
25. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirketin 01.06.2006 tarihinde tescil edildiği, şirket sözleşmesi ile..., ... ve ...’nin davacı şirkete müdür olarak tayin edildikleri, ayrıca müdürlerin üçünün de münferiden imza ile şirketi temsile yetkili kılındıkları, şirket müdürü... tarafından işbu davanın 26.06.2013 tarihinde açıldığı, diğer şirket müdürü ... tarafından ise 18.03.2014 tarihli dilekçe ile davadan feragat edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca davadan feragat eden şirket müdürü ... davalının oğlu olduğu hususu da dosya kapsamı ile sabittir.
26. Şirket sözleşmesi ile tayin edilen her üç müdür de limited şirketi yönetme ve temsil etme yetkisine sahip olan kişilerdir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nin 623/3. maddesi gereğince müdürler kurulu, kanun ve şirket sözleşmesi gereğince genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkilidir. Bununla birlikte her üç müdür de, ayrı ayrı münferiden tek imza ile şirketi temsil ile yetkilendirildikleri için, şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabilir ve bunun için şirket unvanını kullanabilirler.
27. Ancak 6102 sayılı TTK’nin 626/1. maddesi gereğince şirketi temsile yetkili olan müdürler de görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. Başka bir deyişle şirket menfaatinin söz konusu olduğu durumlarda şirket müdürü, dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirme yaparak şirketin menfaatini kişisel menfaatlerinin ve başkalarının menfaatlerinin üzerinde tutması gerekmektedir. Hatta müdürün, kendisiyle şirketin menfaatlerinin çatıştığı durumlarda şirketin menfaatlerine öncelik vermesi ve bu tür menfaat çatışmalarının olduğu toplantılara katılmaması zorunluluk arz etmektedir.
28. Bu durumda davadan feragat eden şirket müdürünün davalının oğlu olması, şirket müdürü ile şirket arasında menfaat çatışması olduğunu göstermektedir. O hâlde bu husus gözetildiğinde şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü gereği tek başına yaptığı feragat beyanının geçerli olmadığı kabul edilmelidir. Zira bu gibi tereddüt uyandıran hâllerde, kararın ilgili müdürün oylamaya katılmadığı müdürler kurulu tarafından verilmesi hakkaniyete daha uygun olacaktır.
29. Öte yandan 6102 sayılı TTK’nin 625/2. maddesi gereğince genel kurulun görev ve yetkisine girmemekle birlikte şirket sözleşmesinde müdürün veya müdürlerin; aldıkları belirli kararları ve münferit sorunları genel kurulun onayına sunmaları gereği öngörülebilir. Bu durumda şirket sözleşmesinde öngörülmek kaydıyla menfaat çatışmasının olduğu durumlarda genel kurul onayı da aranabilmektedir.
30. O hâlde şirketle menfaat çatışması olan müdürün şirketin davacı olduğu davadan feragat beyanının dürüstlük kuralı gereğince geçersiz olduğu kabul edilerek feragate ilişkin müdürler kurulu kararı veya genel kurul onayı da bulunmadığı gözetilip sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
31. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; şirketi tek başına temsile yetkili müdürler arasında davanın sürdürülüp sürdürülmemesi konusunda görüş aykırılığı oluştuğu, bu durumda somut olayın özellikleri de dikkate alınıp davanın akıbeti hakkında genel kurul kararı bulunmadan şirket adına açılan davadan feragat edilemeyeceği, bu nedenle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de; bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
32. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmelidir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,
İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine,
Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 13.02.2020 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2016/5179 E., 2017/6911 K.
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
Şu halde, uyuşmazlığın çözümünde, konuya ilişkin 6102 sayılı TTK'nin 626. maddesi ile yine aynı kanunun konuyla ilintili diğer maddelerinin uygulanması gerekecektir.
11. Hukuk Dairesi 2016/5179 E. , 2017/6911 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/12/2015 tarih ve 2014/1736-2015/1754 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3/2. maddesi delaletiyle uygulanması gereken HUMK 3156 sayılı Kanun ile değişik 438/1 maddesi hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı ... Hizmetleri Ltd. Şti’nin kurucu ortaklarından olup, davalı ...’ın da şirketin ortağı ve müdürü olduğunu, diğer bir şirket ortağı olan eşinden boşandıktan sonra şirketin hiçbir faaliyetinden haberdar edilmediğini, davalı ...’ın aynı iş kolunda faaaliyet gösteren şirketi kurarak 05/07/2012 tarihinde özel okul işletmeciliğine başladığını, davalının her iki şirketin de müdürü olduğunu, bu nedenle rekabet yasağına aykırı davrandığını ileri sürerek, davalının rekabet yasağına aykırı davrandığının tespiti, müdürlükten azli, haksız faaliyeti dolayısıyla şirkete vermiş olduğu zararların tespiti ve ortaklık hesabına aktarılması, varsa oluşturduğu kâr mahrumiyetinin tespiti ve şirket hesaplarına aktarılması, müdürlük dolayısıyla elde etmiş olduğu menfaatlerin tespiti ve şirkete iadesi, kendi adına yapmış olduğu işlemlerin tespiti ve tespit edilen menfaatlerin ortaklığa bırakılması, şimdilik 10.000 TL zararın oluştuğu tarihten itibaren faiziyle müdür davalıdan alınarak şirkete iadesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, davacının iddialarının yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olduğu ve yine davanın 3 yıllık süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle, reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davalı limited şirket müdürü davalı ...'ın, varlığı ileri sürülen şirketle rekabet yasağının ihlali nedeniyle bu durumun tespiti ile müdürün azli, sağlanan menfaatin şirkete iadesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve dosya kapsamına göre, adı geçen davalı gerçek kişinin, davalı gösterilen her iki limited şirketin de müdürü olduğu, bu durumun Temmuz 2012 tarihinden itibaren ve halen de devam etmekte bulunduğu anlaşılmaktadır. Şu halde, uyuşmazlığın çözümünde, konuya ilişkin 6102 sayılı TTK'nin 626. maddesi ile yine aynı kanunun konuyla ilintili diğer maddelerinin uygulanması gerekecektir.
6102 sayılı TTK'nin 626. maddesine göre, müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205'nci madde hükümleri saklıdır. Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir.
Mahkemece, gerek davalı ...'ın müdür sıfatıyla görev yaptığı davalı şirketlerin ticaret alanlarının farklı olduğu ve gerekse de 6102 sayılı Kanun'un 60. maddesinde öngörülen 3 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği gerekçesine yer verilerek davanın reddi cihetine gidilmiştir. Ancak, hemen söylemek gerekirse, 6102 sayılı Kanun bakımından ticaret şirketlerinde ultravires ilkesi kaldırılmıştır. Keza buna ilişkin olarak 6103 sayılı Tatbikat Kanunu'nun 15. maddesi ile, şirket anasözleşmelerinde 6762 sayılı Kanun'un 137. maddesine benzer nitelikte bulunan hükümlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi ile birlikte yazılmamış sayılacakları hususu düzenlenmiştir. Davalı şirketlerin dosyada mevcut anasözleşmeleri itibariyle özel öğretim kurumu olarak faaliyet göstermek üzere kuruldukları anlaşılmaktadır. Davalı yan, dershane ve özel okul işletmeciliğinin farklı ticari faaliyet alanları olduğunu savunmaktadır. Ancak, özel okul ve dershaneler, 5580 sayılı Kanun bakımından (2014 yılında anılan kanunda yapılan değişiklik ile dershane yerine "etüt merkezi" terimi tercih edilmiştir) "özel öğretim kurumu" olarak tanımlanmıştır. Bu durumda, anılan şirketlerin anasözleşmelerinde belirtilen faaliyet alanları bakımından birbirlerinden farklı alanlarda faaliyet göstermek üzere kuruldukları söylenemeyeceği gibi açıklanan gerektirici nedenler bakımından davalı gösterilen limited şirketlerin aynı ticaret alanı içerisinde birbirine rakip şirketler olduğunun kabulü gerekir. Şu halde, rekabet yasağının ihlal koşullarının bulunmaması nedeniyle davanın esastan reddine yönelik mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, mahkemece, dava yanlış nitelendirilmek sureti ile varlığı ileri sürülen fiiler bakımından TTK'nın haksız rekabet hükümlerini düzenleyen 56. maddesine dayalı olduğu kabul edilmiş ve buna bağlı olarak aynı kanunun 60. maddesi hükmü uyarınca zamanaşımının dolması nedeniyle de reddine karar verilmiştir. Halbuki, yukarıda da açıklandığı üzere, dava, TTK'nın 626. maddesinde düzenlenen şirket müdürünün rekabet yasağına ilişkin istemler içermekte olup, mahkemenin bu kabulü, davanın nitelendirilmesi ve uygulanacak kanun maddeleri bakımından yanılgıya düşülmüş olması nedeniyle yerinde olmadığı gibi, bir davadaki istemler bakımından, herhangi bir ayrım da gözetilmeksizin, davanın hem esastan ve hem de zamanaşımından reddi cihetine gidilmesi usul hükümleri bakımından da yerinde değildir.
Bu nedenlerle, davacı yan vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarida açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 05/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2023/5683 E., 2024/6907 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
tam metni aç
apılarak bir miktar zarar tespit edilse de bu zararın gerçek olmadığı, bir belgeye dayanmadığı anlaşıldığından davalının ispat edeceği bir kusursuzluk durumunun bulunmadığı, yine davalı şirket müdürünün rekabet yasağını ihlal ettiğine dair 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği diğer ortakların açıkça rızasını alması gerekse de somut olayda davacıların 2013 so
11. Hukuk Dairesi 2023/5683 E. , 2024/6907 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2484 Esas, 2023/933 Karar
HÜKÜM : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/99 E., 2020/255 K.
Taraflar arasındaki yönetici sorumluluğu -şirket müdürünün azli - şirkete kayyum atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların, 22.04.2013 tarihinde şirket ortağının vefatı üzerine Öztüzün Ekmek Fabrikası Unlu Mamülleri San. ve Tic. Ltd. Şti.ye miras yoluyla ortak olduklarını, davalı ...'ün, Öztüzün Ekmek Ltd. Şti.nin müdürü olduğunu, şirketin mal varlığını ortağı olduğu Öztüzün Ekmek A.Ş.'ye ve kendi çıkarlarına aktardığını, gerek müvekkillerinin murisinin yaşadığı dönemde gerekse sonrasında Öztüzün Ekmek Ltd. Şti'yi ve ortaklarını zarara uğrattığını, ortak olunduktan sonra davalıdan şirketin bilanço ve demirbaş listesi, karar defteri suretleri, yıllık kâr durumunu talep ettiklerini, ancak eksik bilgi belge gönderildiğini, şirkette 2010-2011-2012 yıllarında herhangi bir karar alınmadığının bildirildiğini, 2008-2009 yıllarında 150.000,00 TL kâr dağıtımı yapıldığını, genel kurul kararı olmaksızın müdür imzası ile usulüne uygun olmadan dağıtılan kârların iadesi gerektiğini, şirketin kârlılığında ve ticari alacaklarında önemli düşüş yaşandığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı ... Öztüzünden 60.000,00 TL'lik tazminatın müvekkilerine, mümkün değilse Öztüzün Ekmek Ltd. Şti'ye ödenmesine, davalı ...'ün müdürlükten azline ve şirkete yönetim kayyumu atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı ...'ün yargılama sırasında vefatı üzerine mirasçıları davaya dahil edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ...'ün müdür olarak şirketi zarara uğratıcı kasten veya ihmali bir davranışının bulunmadığını, davacıların babalarının vefat ettiği 22.05.2013 tarihi öncesi dönemde pay sahibi oldukları için davayı açamayacaklarını, davacıların taleplerinin zamanaşımına uğradığını, belirsiz alacak davası açmalarının mümkün olmadığını, davacıların babasının şirkette fiilen çalışmadığını ve mal kaçırma gibi bir durumun olmadığını, anonim şirketin de limited şirkete herhangi bir zarar vermediğini, üretilen ekmek çeşitlerinin farklı olduğunu, limited şirketin kara fırın ekmeği üretmesinin fırının küçüklüğü nedeniyle mümkün olmadığını, kârlılığın azalmasının bir çok nedeni olduğunu, yeni fırınların açılması ve ekmek fiyatının düşmesinin bunun başlıca nedeni olduğunu, ekmek fiyatının artması ile limited şirket kârlılığının tekrar yükseldiğini, davacıların katıldığı 30.10.2013 tarihli genel kurulda davalının müdür olarak atandığını, azlini ve kayyum atanmasını gerektiren bir durumun olmadığını, şirket ortaklarının zararın kendilerine ödenmesi talebiyle sorumluluk davası açamayacaklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, müdürlerin sorumluluğuna ilişkin davayı açma hakkı olanların ortaklar, şirket, şirket alacaklıları, iflas idaresi, tasfiye memuru olduğu, davalı ... Ltd.Şti.nin aynı zamanda muhtemel alacaklı durumunda olması sebebi ile; Öztüzün A.Ş'nin ise şirkette bir ortaklığının bulunmaması sebebiyle davada pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı, bilirkişi raporlarında dava konusu şirketin zararının tespit edilemediği, her ne kadar bilirkişilerce farazi bir hesaplama yapılarak bir miktar zarar tespit edilse de bu zararın gerçek olmadığı, bir belgeye dayanmadığı anlaşıldığından davalının ispat edeceği bir kusursuzluk durumunun bulunmadığı, yine davalı şirket müdürünün rekabet yasağını ihlal ettiğine dair 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği diğer ortakların açıkça rızasını alması gerekse de somut olayda davacıların 2013 sonrasında da davalıyı müdür olarak seçtikleri anlaşıldığından zımni olarak artık davalıya onay verdikleri, rekabet yasağı nedeniyle artık davalının şirket müdürlüğünden azlini isteyemeyecekleri gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı ... vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, sorumluluk davasında müdürlerin sorumluluğunun bulunduğu hallerde davayı açma hakkı bulunanların limited şirket, ortakları, şirket alacaklıları, üçüncü kişiler, iflas idaresi ve tasfiye memurlarının olduğu, sorumluluk davasının davalısının ise limited şirket müdürü olduğu, dava konusu uyuşmazlıkla, Ltd. Şti.nin müdürü olan davalı ... ile birlikte, Öztüzün Ltd, Şti. ve Öztüzün A.Ş.'nin de davalı gösterildiği, limited şirket müdürünc karşı açılabilecek sorumluluk davasının, aynı zamanda muhtemel tazminatın alacaklısı olan limited şirkete karşı açılamayacağı, bunun yanı sıra davalının yöneticisi olduğu Öztüzün A.Ş.'nin, davacıların ortağı oldukları Öztüzün Ltd. Şti'nde yönetici sıfatı olmadığından şirket müdürü aleyhine açılan işbu sorumluluk davasında Öztüzün A.Ş.nin de davalı olarak yer alamayacağı, hükme esas alınan 10.12.2018 tarihli yeminli mali müşavir bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere dosya kapsamındaki delillere göre zararın mevcudiyetinin tespit edilemediği, 31.01.2018 havale tarihli hukukçu bilirkişi raporunun da somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat ve şirket müdürünün azli ile şirkete yönetim kayyumu atanması taleplerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 626 ncı maddesinin ikinci fıkrası.
3.6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 342, 336 ve devamı maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı ...'ün temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacı ...'e yükletilmesine, 30.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Limited şirketlerde rekabet yasağı kime karşı, hangi kapsamda uygulanır?
A) Tüm ortaklar kanunen rekabet yasağına tabidir.
B) Sadece şirket sözleşmesinde öngörülmüşse ortaklar rekabet yasağına tabidir; ancak müdürler kanunen (aksi kararlaştırılmadıkça) rekabet yasağına tabidir.
C) Müdürler rekabet yasağına tabi değildir, sadece ortaklar tabidir.
D) Rekabet yasağı limited şirketlerde uygulanmaz.
E) Sadece hakim ortak rekabet yasağına tabidir.
Bu maddeyle ilgili 3 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.