Türk Ticaret Kanunu 64. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 64- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Her tacir, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanuna göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorundadır. Defterler, üçüncü kişi uzmanlara, makul bir süre içinde yapacakları incelemede işletmenin faaliyetleri ve finansal durumu hakkında fikir verebilecek şekilde tutulur. İşletme faaliyetlerinin oluşumu ve gelişmesi defterlerden izlenebilmelidir.
(2) Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür.
(3) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Fiziki ortamda tutulan yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri ile dördüncü fıkrada sayılan defterlerin açılış onayları, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce noter tarafından yapılır. Bu defterlerin izleyen faaliyet dönemlerindeki açılış onayları, defterlerin kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar notere yaptırılır. Pay defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defteri yeterli yaprakları bulunmak kaydıyla izleyen faaliyet dönemlerinde de açılış onayı yaptırılmaksızın kullanılmaya devam edilebilir. (Değişik dördüncü cümle: 28/3/2013-6455/78 md.) Yevmiye defterinin kapanış onayı, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar, yönetim kurulu karar defterinin kapanış onayı ise izleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar notere yaptırılır. (Mülga beşinci cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) (…) Açılış onayının noter tarafından yapıldığı hâllerde noter, ticaret sicili tasdiknamesini aramak zorundadır. (Ek cümle: 15/2/2018-7099/22 md.) Ancak anonim ve limited şirketlerin ticaret siciline tescili sırasında defterlerin açılış onayları ticaret sicili müdürlükleri tarafından yapılır. Ticari defterlerin elektronik ortamda tutulması hâlinde bu defterlerin açılışlarında ve yevmiye defteri ile yönetim kurulu karar defterinin kapanışında noter veya ticaret sicili müdürlüğü onayı aranmaz. Fiziki ortamda veya elektronik ortamda tutulan ticari defterlerin nasıl tutulacağı, defterlere kayıt zamanı, onay yenileme ile açılış ve kapanış onaylarının şekli ve esasları Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile Maliye Bakanlığınca müştereken çıkarılan tebliğle belirlenir.[22]
(4) Pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ve genel kurul toplantı ve müzakere defteri gibi işletmenin muhasebesiyle ilgili olmayan defterler de ticari defterlerdir. (Ek cümleler:27/12/2020-7262/27 md.) Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilir. Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklıdır.
(5) (Değişik: 26/6/2012-6335/8 md.) Bu Kanuna tabi gerçek ve tüzel kişiler, 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun defter tutma ve kayıt zamanıyla ilgili hükümleri ile aynı Kanunun 175 inci ve mükerrer 257 nci maddelerinde yer alan yetkiye istinaden yapılan düzenlemelere uymak zorundadır. Bu Kanunun defter tutma, envanter, mali tabloların düzenlenmesi, aktifleştirme, karşılıklar, hesaplar, değerleme, saklama ve ibraz hükümleri 213 sayılı Kanun ile diğer vergi kanunlarının aynı hususları düzenleyen hükümlerinin uygulanmasına, vergi kanunlarına uygun olarak vergi matrahının tespit edilmesine ve buna yönelik mali tabloların hazırlanmasına engel teşkil etmez.
II - Defterlerin tutulması
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
11 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2022/5032 E., 2024/1263 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAdana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi göz önüne alındığında birbirini onaylamayan kayıtların bulunması sonucu ilgili bilirkişi
11. Hukuk Dairesi 2022/5032 E. , 2024/1263 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/310 Esas, 2022/467 Karar
DAVACILAR : 1-...
2-... vekilleri Avukat ...
vekili Avukat ...
DAVA TARİHİ :
HÜKÜM : Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkhan 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI :2018/260 E., 2019/273 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusun reddine, ancak davalı vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar aleyhine Kırıkhan İcra Dairesi'nin 2017/539 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davacıların davalıya herhangi bir borcu bulunmadığını, icra takibine konu olan senedin, 3-4 yıl önce verilmiş teminat senedi olduğunu, vade ve tanzim tarihleri sonradan doldurulduğunu, nakden verilmiş bir para olmadığını, müvekkillerin, çiftçilikle uğraştığını, yıllardır davalı şirketten, yıl içinde mazot, gübre, tohum alıp, hasat döneminde ürünlerini davalı şirkete sattıklarını, yıl içinde aldıkları mazot, gübre vb. bedelleri de düşülerek, ürünlerinin parasını alamadıklarını, ... yıllardır aynı şekilde çalışan müvekkillerinin, davalı şirkete teminat senedi imzalamakta ve hasat döneminde, hesaplaşılarak senetlerin kendilerine teslim edildiğini, taraflar yıllardır süre geldiği gibi hesaplaşmış, davacıların 110.000,00.TL alacakları olduğu belirlendiğini ancak bu bedel ödenmediği gibi, senetleri de kendilerine teslim edilmediğini ve yıllar önce imzaladıkları senetler, aralarındaki ticari ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, davacıların nakit olarak aldıkları bir para olmadığı gibi, aldıkları mazot, gübre vb. için de hiçbir borçları bulunmadığını, zira ürünlerini satarken belirlenen fiyattan, aldıkları yardımın bedeli mahsup edilip, bakiye bedel kendilerine ödenmekte olduğunu, davacıların ürünlerini teslim ettiğini, ürün bedelinden yıl içinde aldıkları yardımların düşüldüğünü ancak ürün bakiye bedeli ödenmediği gibi, senetlerinde herhangi bir borç olmadığı halde aralarındaki ilişki bittikten çok sonra icraya konulduğunu, şahısların eylemleri nedeni ile suç duyurusunda bulunduklarını ileri sürerek davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespit ile davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu senedin hiç bir şekilde teminat senedi olmadığını, borçluların müvekkili firmadan almış bulundukları borca karşılık olmak üzere ... bulundukları senet olduğunu senedin teminat senedi olduğunu davacı/borçlunun yazılı deliller ile ispat etmesi gerektiğini, öncelikle bu konuda ki itirazlarını kabul etmediklerini, davacı/borçluların açmış bulundukları davada ki dilekçeleri ile de çeliştiğini, öncelikle senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiğini, ardından ise almış bulundukları mazot, gübre ve sair yardımlar için verilmiş bulunan senetler olduğunu iddia ettiklerini, diğer taraftan borçlarını ürün vererek ödediklerini iddia ettiklerini, eğer borçları yok ise neden ürün ile ödediklerini iddia etmediklerini, dava dilekçesinin ilerleyen safahatında ise fabrika yetkililerinin değişmesine müteakip 2016 yılında 110.000,00.TL müvekkili firmanın alacaklı olduğunu iddia etmeleri de ayrı bir çelişki olduğunu, davacıların müvekkili firma da hiçbir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ticari defterlerin incelenmesi hususunda bilirkişiden rapor aldırıldığı, ilgili incelemede öncelikle davalı şirketin yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiğinin, defteri kebir defterinin de açılış tasdiğinin usulüne uygun olduğu, yevmiye defteri üzerinde yapılan inceleme neticesinde defter kayıtlarında dava konusu senet alacağına ilişkin bir kayda rastlanmadığı, muavin hesap defteri ile defteri kebir defterler üzerinde yapılan incelemede ise ilgili borcun var olduğu gibi anlaşılsa da, yevmiye defterinde yapılan incelemede bu kayıtların yevmiye defterinde yer almadığı aksine yevmiye defterinin 14 üncü sayfasında düzenleme tarihi 31.03.2017 olan bononun defterdeki aynı tarih olan 31.03.2017 tarihinin son yevmiye maddesinin 89 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı olduğu ve bu maddenin içeriğinde dava konusu senet alacağıyla ilgili bir kayıt olmadığı, yevmiye defterinde görülen 90 no.lu yevmiye maddesinin kayıt tarihinin ise 01.04.2017 olduğu ve bu kaydında söz konusu alacakla ilgili olmadığı görülmüş olup davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı, her ne kadar davalı şirket vekillerince defter tasdiklerinin incelenmediği hususunda, dava konusu borcun muavin hesap kaydı ve defteri kebirde yer aldığından bahisle itiraz edilmişse de bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin açılış-kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığının görüldüğü ayrıca dava konusu borcun itirazlarda belirtilen defterlerde yer almasının da borcun varlığını ispatlayamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 222 nci maddesi, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi göz önüne alındığında birbirini onaylamayan kayıtların bulunması sonucu ilgili bilirkişi raporu hükme esas alınarak davacılar ... ve ...’in söz konusu bonoyla ilgili herhangi bir borç kaydının olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacılar ... ve ...'in 600.000,00 TL borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının açmış olduğu dava ile senede karşı senetle ispat zorunluluğunun göz ardı edilerek herhangi bir delil sunmadan, senetlerden ötürü borçlu olmadıklarının tespitini istediğini, mahkemece toplanan deliller ve dinlenen tanıklar neticesinde usul ve yasaya aykırı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu, defterlere ilişkin gerekçeye itiraz ettiklerini, mahkemece müvekkiline ait defter kayıtlarını esas alarak davanın kabulüne karar verildiği gerekçesinin ise tamamen yasaya aykırı ve çelişkili olduğunu, gerekçeli kararın 3 üncü sayfasında mahkemece 213 sayılı Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince kanun maddeleri sıralanarak bu maddelere göre hangi defterin nasıl olması gerektiğinin belirtildiğini, bilirkişi incelemesi neticesinde de alınan ek rapor da “yevmiye defterinde açık kaydın olmadığı ve fakat defteri kebir de borç kaydının yazılı olduğu” açıkça rapor edildiğini, davacılara ait tüm alacak, borç kayıtlarının defterlerde açıkça görüldüğünü, bunun yanı sıra mahkeme kararının çelişkili olduğunu, mahkemenin gerekçeli kararının 4. sayfasının son parağrafında “Bilirkişi raporunda görüleceği üzere davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının usulüne uygun yaptığı görülmüş ayrıca dava konusu borcun itirazlarda belirtilen defterlerde yer alması da borcun varlığını ispatlamamıştır” demek sureti ile davanın reddine yönelik karar verdiğini gerekçelendirmeye çalıştığını,müvekkiline ait defterlerin ve senedin borcun varlığını ispat etmek için yeterli olması karşısında zaten ispat yükünün davacıda olduğunun da göz ardı edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle: davalının senedin asıl borç ilişkisinden mücerret olduğunu ve davacının söz konusu senetten borçlu olmadığının ispatının yine senetle ileri sürülmesi gerektiğini ileri sürmüşse de işbu hususun kabulünün mümkün olmadığını, senet imzalanırken müvekkiline herhangi bir bedel verilmediğinden müvekkilinin de herhangi bir borç altına girmediğini, icra takibine konu olan senedin 3-4 yıl önce verilmiş bir teminat senedi olup, vade ve tanzim tarihlerinin sonradan doldurulmuş olmakla, nakden verilmiş bir para olmadığı gibi davacıların davalıya herhangi bir borcu olmadığını, davalı tarafça her ne kadar yevmiye defterinde kaydın olmadığı fakat defteri kebirde borç kaydının yazılı olduğu gerekçesi ile davalılara ait tüm alacak ve borçların defterlerde açıkça görüldüğü belirtilmiş ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davalı tarafça kesin delil niteliği haiz olan ticari defterlerde yer ... kayıtlar karşısında borcun var olduğuna dair hiçbir belgenin sunulmadığını, davalının sunmuş olduğu ticari defterlerde çelişkiler bulunması, 6100 sayılı Kanunda yer ... düzenleme gereği birbirini doğrulamayan kayıtların sahibi aleyhine kesin delil oluşturması, kesin delil niteliğini haiz ticari defterler karşısında işbu çelişkileri gidermek adına hiçbir şekilde geçerli bir ödeme belgesi sunmamış olmaları karşısında davalının sunmuş olduğu itirazların yerinde olmadığını, davaya ilişkin "Netice ve Talep" kısmında davanın kabulü ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin tedbiren durdurulmasına, davalı aleyhine %20'den ... olmayacak şekilde kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiğini, davalı alacaklı olmadığı ve takip yapma hakkı bulunmadığı halde; sırf kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapma yolunun kolaylığından yararlanmak suretiyle kötü niyetli olarak icra takibi başlatmış olduğundan 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrasında yer ... kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiklerini, ancak davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi hususunda yerel mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporu ile; davalı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'nin dava dosyasında yer ... 2017 yılı yevmiye defteri ile defteri kebir kayıtları üzeride yapılan inceleme neticesinde, davacı ...'in 31.03.2017 vade tarihli 600.000,00 TL tutarındaki bonosuyla ilgili davalı ... Tarım Ürünleri Ltd. Şti.'nin 2017 yılı yevmiye defterinde her hangi bir kayda rastlanılmamış olup, 31.03.2017 tarih ve 90 nolu yevmiye maddesiyle kayıtlı görülen defteri kebir kaydının da kayda esas yevmiye defteri kayıtlarında olmadığının tespit edildiği, davacıların dava konusu bonodaki imzaya bir itirazlarının bulunmadığı, ödeme savunmalarının olmadığı, dava konusu senedin teminat senedi olarak verildiğini iddia ettikleri, dava konusu bononun incelenmesinden teminat bonosu olduğuna dair herhangi bir ibare olmadığı gibi bononun teminat bonosu olduğuna dair davacı tarafından herhangi bir yazılı delilinde ibraz edilmediği, davacıların dava konusu senedin anlaşmaya aykırı olduğuna dair yazılı delil ibraz etmediği gibi yemin deliline de dayanmadığı, dava konusu bonoda nakden kaydı bulunduğu, davalı vekilince dava konusu bononun verilen borç para karşılığı düzenlendiğinin savunulduğu ve bononun düzenleme sebebinin talil edilmediği, dava konusu bonoda teminat bonosu olduğuna dair bir kayıt olmadığı gibi, bononun davalının ticari defterlerinde kayıtlı olmamasının onun geçerliliğini etkilemediği gibi ispat yükünün de yer değiştirmediği, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olamadıklarını yazılı deliller ile ispat edemediği gibi yemin deliline de başvurmadığından ispatlanamayan davanın reddi yerine ispat yükünün davalıya yüklenerek kabul kararı verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine, icra takibinin durmadığı anlaşılarak davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, takibe konu kambiyo senedi nedeniyle borçlu olunmadığının istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 ... maddeleri, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (213 sayılı Kanun) 182, 183 ve 184 üncü maddeleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 ... maddesinde yer ... sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davacı ...'in dava konusu bonoda avalist olup 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince şekle ait noksandan başka bir sebep ileri süremeyeceğine göre usul ve yasaya uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 ... maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı peşin harcın istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
23. Hukuk Dairesi, 2016/5383 E., 2020/1248 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 64 ncü maddesine göre her tacir ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ticari defterlerine kaydetmek zorundadır.
23. Hukuk Dairesi 2016/5383 E. , 2020/1248 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve karşı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı - karşı davalı vekili, Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/7456 E. sayılı icra dosyasından düzenlenen sıra cetveline itirazda bulunduklarını, bu davada davalı bankanın hem sırasına hem de alacak miktarına itiraz ettiklerini, öncelikle davalı bankanın ipotek teferruatlarının tapuya işlendiği tarih itibari ile müvekkiline ait ticari işletme rehninden sonra tapuya işlendiğini, ticari işletme rehinlerinin menkulleri de kapsadığını, oysa ki ipotekte teferruatların daha sonra tapuya eklendiğini, ayrıca beşinci sırada da bir alacaklarının mevcut olduğunu, davalı bankanın takip yaptığı ve satışın gerçekleştiği icra dosyasının ise altıncı sırada olduğunu, buradaki fer'ileri de birinci ve üçüncü sıradaki ipotekli alacaklarına ekleyerek alacak miktarını yükselttiğini, birinci ve üçüncü sıradaki alacak miktarlarına da itiraz ettiklerini ileri sürerek, davalı bankanın ipotek alacağının miktarı belirlenerek artan bakiye bedelin müvekkiline ödenmesine, taşınmaz üzerindeki eklentilerin bedellerinin müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı vekili, asıl davanın reddini istemiş, karşı davasında, davacı ile dava dışı borçlu arasında yapılan ticari işletme rehininin geçersizliğinin tespitine, kendilerinin de karşı dava ile davacı tarafın alacak miktarına itiraz ettiklerinden, davacı alacağının sıra cetvelinden terkin edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı alacaklının aynı borç için hem lehine ipotek kurduran hem de borçludan kambiyo senedi alan alacaklının ipoteğe başvurmadan elindeki senetlere dayanarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yaparak ipotekli alacağını bu takipteki sıra cetveline yazdırabileceği, bu nedenle davalının kambiyo senedine dayalı takibinde aynı alacak için aldığı ipotek nedeniyle ipotekli alacağının kambiyo yoluyla yapılan Bursa icra dosyasında birinci sırada ipotekli alacak olarak sıra cetveline yazılmasında usul ve yasaya aykırılık olmadığı, karşı dava yönünden ticari işletme rehin sözleşmesinin geçerli olabilmesi için karşı davada davalının 1447 sayılı Ticari İşletme Rehin Kanunu’nun 2.maddesinin 2. fıkrasına göre tüzel kişiliğe haiz ve sermaye şirketi olarak kurulmuş kredi müessesesi, kredili satış yapan gerçek ve tüzel kişiliğe haiz müessese veya kooperatif olması gerektiği, karşı davalının bu kuruluşlardan olmadığı, bu nedenle ticari işletme rehin sözleşmesinin geçersiz olduğu, terkin talebi yönünden karşı davacının herhangi bir hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın reddine, karşı davada ticari işletme rehin sözleşmesinin Bursa 6. İcra Müdürlüğü’nün 2012/7456 E. sayılı takip dosyası ve davalı-karşı davacı yönünden geçersizliğinin tespitine, sıra cetvelinden terkini isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı-karşı davalı temyiz etmiştir.
1-Dava, sıra cetveline itiraz istemine ilişkindir.
Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile de nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, uyuşmazlığın nisbi ticari dava niteliğini kazanabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir.
İİK'nın 142/1 maddesinde "Cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde her alacaklı takibin icra edildiği mahal mahkemesinde alakadarlar aleyhine dava etmek suretiyle cetvel mündericatına itiraz edebilir." hükmü düzenlenmiştir. Bu hükümde belirtilen mahal mahkemesinin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki iflas davaları için Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğu yolundaki düzenleme gibi açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir.
Sıra cetveline itiraz davalarında taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık, davacı ve dava dışı borçlu arasındaki ilişkiden kaynaklanmaktadır. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan sıra cetveline itiraz davaları için görevli mahkeme HMK'nın 2/1. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir.(Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:738)
6100 sayılı HMK'nın 1. maddesindeki göreve ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olduğu hükmü ile HUMK'nın 428/2. maddesinin mahkemenin görevli olmamasının mutlak bozma nedeni olduğuna ilişkin hükmü karşısında, görev hususu somut olayda olduğu gibi, açıkça temyize gelmese dahi temyiz mahkemesince re'sen gözetilmelidir.
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinin yürürlükte bulunduğu dönemde Asliye Hukuk Mahkemeleri ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi iken, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesinde yapılan değişiklikle Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasında ilişki görev ilişkisi olarak değiştirilerek böyle durumlarda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Somut olaya gelince eldeki davanın 01.07.2012 tarihinden sonra açıldığı hususu da dikkate alındığında, davanın ticari dava olmadığı ve dava tarihi itibariyle davaya Asliye Hukuk Mahkemesince bakılması gerektiği düşünülerek 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
2- Bozma nedenine göre, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, hükmün re'sen BOZULMASINA, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı-karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 24.02.2020 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Muhalif)
Muhalefet Şerhi
Uyuşmazlık, asıl davada haciz yoluyla takipte düzenlenen sıra cetveline itiraz, karşı davada ticari işletme rehin sözleşmesinin geçersizliğinin tesbiti isteminden kaynaklanmaktadır.
Dairemizin Sayın Çoğunluğu özetle, sıra cetveline itiraz davalarında genel mahkeme olarak Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, ticaret mahkemesinin davaya bakamayacağını gerekçe göstererek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.
Ticaret Mahkemeleri ve Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki görev ilişkisi 6102 sayılı TTK'nın 6335 sayılı yasa ile değişik 5 nci maddesinde düzenlenmiştir.
Anılan maddenin 2. fıkrasına göre; "bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görevi içinde bulunan ve 4 üncü madde hükmünce ticari sayılan davalarla, özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer işlere ticaret mahkemesinde bakılır." hükmü ve aynı maddenin 3. Fıkrasında "Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır" hükmü yer almaktadır.
Ticari sayılan davaların neler olduğu ise 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesinde sayılmıştır. Bu maddenin 1. fıkrasında "her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;.. " denilmek suretiyle tarafları tacir olmasa dahi ticari dava sayılacak haller sayılmıştır.
Bu kapsamda ticari davaları, tarafların sıfatına veya işin niteliğine, ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın açık yasal düzenlemeler nedeniyle ticari dava sayılan mutlak ticari davalar, tarafların tacir sıfatına sahip olduğu ve tarafların ticari işletmesini ilgilendirmesi nedeniyle ticari dava sayılan nisbi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın yukarıda anlatılan kriterlere göre mutlak ticari dava olmadığı açıktır. Zira İİK'nın 235 nci maddesinde yer aldığı üzere iflas sıra cetveline ilişkin kayıt kabul, terkin davalarının ticaret mahkemesinde görülebileceğine ilişkin bir hüküm haciz yoluyla takipte düzenlenen sıra cetveline ilişkin İİK'nın 142 nci maddesinde bulunmamaktadır.
O halde, uyuşmazlık nispi ticari dava kriterlerine göre değerlendirilmelidir. Buna göre; somut olayda hem davacı hemde davalı ticaret şirketi olup TTK 16. madde gereği tacir sıfatını taşımaktadır. Dolasıyla her iki tarafında tacir olmasına ilişkin ilk koşul somut olayda mevcuttur. Uyuşmazlık ise her iki tarafından aynı borçludan olan alacağından kaynaklanmaktadır.
TTK'nın 3. maddesi bu kanunda düzenlenen hususlarla "bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir" hükmünü içermektedir. TTK'nun 64 ncü maddesine göre her tacir ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ticari defterlerine kaydetmek zorundadır.
Alacak-borç ilişkisinin karşılıklı sözleşmelerden veya ticari ilişkilerden doğmuş olması koşulu aranmamıştır. Sözleşme, haksız fiil, sebepsiz zenginleşme, hangi hukuki sebebe dayalı olarak doğmuş olursa olsun her tacirin alacağını veya borcunu işletmesinin mali ve iktisadi durumunu etkilediğinden bir başka deyişle ticari işletmesini ilgilendirdiğinden ticari defterine kaydetmek zorundadır. Bir başka deyişle bir şikretin alacağının ticari işletmesiyle ilgili olmadığı kabul edilemez.
Kaldı ki somut olayda davacı şirketin alacağı TTK'da düzenlenen kambiyo senedinden davalı şirketin alacağı ise ticari işletme rehninden kaynaklanmaktadır. TTK'nun 4/f maddesi gereği kredi alacağı ticari nitelikte alacaktır.
Davanın tarafları olan her iki şirketin alacağıda ticari işletmeyi ilgindiren TTK'nun 64 ve 66 ncı maddesi gereğince her tacirin ticari defterlerine ve envanterine kayıtlı olması gereken ticari nitelikte alacaktır.
Bu durumda, uyuşmazlık, TTK'daki nisbi ticari dava kriterlerine göre, hem her iki tarafında tacir olması hemde her iki tarafında ticari işletmesini ilgilendirmesi nedeniyle nisbi ticari dava niteliğinde olup, TTK'nun 4 ve 5 nci maddesine göre davaya ticaret mahkemesinde bakılması usul ve yasaya uygun olduğundan çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
11. Hukuk Dairesi, 2022/4698 E., 2024/1327 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varKayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
tam metni aç
Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu
11. Hukuk Dairesi 2022/4698 E. , 2024/1327 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6.Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/740 Esas, 2022/789 Karar
İHBAR OLUNAN : Müflis Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. Adına İflas Memurları; 1. Ferhat Yakıcı
2....
3....
DAVA TARİHİ : 24.05.2021
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/389 E., 2021/1192 K.
Taraflar arasındaki anonim şirket hisse devrinin pay defterine kaydı (tescili) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin tamamının 90.000,00 TL bedel karşılığında davacı tarafından 30.06.2020 tarihinde imzalanan kayyım onaylı hisse devir sözleşmesi ile devir alındığını ancak davalı şirketin, devir eden şirketin iflasına karar verildiği, müflisin tasarruf ehliyetinin bulunmadığı ve dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin davalı şirkette bulunan 6 adet 15.000,00 TL'lik hissenin iflas masasına bildirildiği nedenlerine dayanarak söz konusu devir işleminin pay defterine işlenmesine ilişkin talebi yerine getirmediğini, davalı şirkete keşide edilen ihtarname ile iflas kararından önce yapılan devrin hukuken geçerli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 490 ıncı maddesi uyarınca nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devir edilebildiği, bu durumda ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 3 gün içerisinde pay devrinin pay defterine işlenerek tescilinin sağlanması, aksi halde aleyhe ifa davası açılacağının ve tüm zararın da talep edileceğinin bildirildiğini, davalı tarafından keşide edilen cevabi ihtarnamede ise, nama yazılı hisse senedinin devir alana teslimi olmaksızın ayrıca bir kağıda yapılan temlikname ile devredilemeyeceğinin, iflas kararından önce muhatabın böyle bir talebi olmadığının, iflastan önce böyle bir devrin yapılmadığının, devir sözleşmesinin sonradan düzenlenmesinin muhtemel olduğunun, iflasın açılmasıyla borçlunun masaya dahil mallar üzerinde tasarruf yetkisi olmadığının ve gerçek bir devir söz konusu olsa bile pay defterine işlenmesinin mümkün olamayacağının bildirildiğini, halbuki söz konusu hisse devir sözleşmesinin devir eden şirketin iflasına karar verilmeden önce imzalanmış olduğunu, o dönemde devir eden şirketin tasarruflarının kayyum onayına tabi olduğundan hisse devir sözleşmesinin kayyum tarafından da onaylandığını, davalının hisse devrinin iflastan sonra yapıldığına dair iddiasının 17.07.2020 tarihinde görevi sona eren kayyumun görevi sona erdiği halde sonradan sözleşmeye onay verdiği anlamını taşıdığını, buna ilişkin her türlü talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını ileri sürerek dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş'nin, davalı şirkette bulunan hisselerinin tamamının davacı ...Ş.'ye devrinin davalı şirketin pay defterine işlenmesine, ticaret siciline tesciline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hisselerin toplam piyasa değeri ve kar payı toplamı üzerinden davanın eksik harcının tamamlanması gerektiğini, davalı şirketine yasal mükellefiyetini yerine getirdiğini, dava ile hiçbir ilgi bağının bulunmadığını, bu hisselerin davacı üzerine veya müflis şirket üzerinde olmasının davalının açısından hiçbir öneminin bulunmadığını, bu itibarla iflas masasının davaya dahil edilmesinin veya davanın iflas masasına ihbarının gerektiğini, hisse sahibi Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/290 E. sayılı kararı ile 16.10.2020 günü saat 14:44 itibarıyla iflasına karar verildiğini ve şirket hakkında iflas dosyası açıldığını, hisse devrinin pay defterine işlenmemesinin keyfi olmadığını, iflas kararından önce de davacının devir talebinin söz konusu olmadığını, iflas kararından çok sonra 22.02.2021 günü devir keyfiyetinin davalı şirkete bildirildiğini, geçerli bir hisse devir sözleşmesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu senetlerin nama yazılı pay senetleri olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 489 ve 490'ıncı maddelerinde hamiline ve nama yazılı senetlerin ne şekilde devredileceğinin düzenlendiği, buna göre somut olay çerçevesinde nama yazılı pay senetlerinin ciro ve teslim ile devredilebileceği ve devrin şirkete karşı pay defterine kayıt ile hüküm ifade edeceği, somut olayda dava konusu senetlerin davacı tarafça devir alındığı iddia olunan tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği, bu durumda pay senetlerinin zilyetliğinin devri hukuken ve fiilen mümkün olmadığı, ancak davacı tarafça dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic San A.Ş.'nin davalı şirketteki hisselerinin alacağın temliki hükümlerine göre kayyım onayı ile ve adi yazılı sözleşme ile temlik alınmasının mümkün olduğu, davacının adi yazılı sözleşme sunduğu, diğer yandan gerek davacı tarafça gerekse müflis Beğendik Şirketi tarafından iflas tarihinden önce payın devir edildiğinin davalıya bildirilmediği, bu nedenle Beğendik Şirketi iflas etmeden önce davalının payları davacı adına pay defterine kayıt (tescil) etme imkan ve yetkisinin bulunmadığı, iflas tarihinden sonra ise artık müflis şirketin devir işlemini bildirme hususunda tasarruf yetkisi bulunmadığı, zira iflasın açıldığı tarihten itibaren müflise ait tüm hak ve alacakların iflas masasına geçtiğini, iflas idare memurları tarafından dava tarihinden önce davalıya yöneltilen bir devir bildirimi de bulunmadığı, bu bildirimin yapılabilmesi için davacının müflis şirkete karşı dava yöneltmesi gerektiği, somut olayda ise müflis şirkete karşı açılan bir dava bulunmadığı, 2004 sayılı İcra ve İflas Knunu(2004 sayılı Kanun)'nun 198 inci maddesi hükmü uyarınca dava dışı Beğendik Şirketi'nin davalıya olan hisse devir borcunun para alacağına dönüştüğünü ve artık hisselerin davacı adına tescilinin istenemeyeceğini, ayrıca davacının hisselerin bedelini Beğendik Şirketine ödemiş olması durumunda para alacağı için müflis Beğendik Şirketi'ne karşı dava açması gerektiği, ancak bu davanın muhatabının da davalı olmadığı gerekçesiyle davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesinin 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce olduğunu, söz konusu bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olduğu ve kayyum onayı ile birlikte geçerli olduğu mahkeme tarafından tespit edildiğini, devir sonunda borçlu, devirden ister haberdar olsun ister olmasın devralan devredilen alacağı kazanacağını, devredenin, devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından onun iflası halinde bu alacak iflas masasına kaydedilmeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin imzalanmasıyla beraber söz konusu payların devralan müvekkili şirkete geçmiş ve hukuki işlemin tasarruf aşamasının gerçekleşmiş olduğunu, hisse devrinin muhataba bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, ayrıca bu bildirimin mutlaka devir eden tarafından yapılması yönünde de yasal bir zorunluluk bulunmadığını, hisse devrinin geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleşmiş olmasından sonra davacı müvekkil şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir talep veya alacağı bulunmadığını,kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcu davalı şirkete ait bir borç olduğunu, dava dışı Beğendik A.Ş.'nin davalı şirket nezdindeki paylarını devretmesi neticesinde tüm hak ve alacakların davacı müvekkili şirkete geçtiğini, 30.06.2020 tarihli devir sözleşmesinin imzanlaması ile birlikte Beğendik A.Ş.'nin söz konusu paylar üzerinde tasarruf ehliyeti kalmadığını, bu devrin davalı şirketin onayına da tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu, paylar üzerinde herhangi bir tasarruf yetkisi olmayan Beğendik A.Ş. ve iflas idare memurlarının pay defterine tescil talebinde bulunmasının beklenemeyeceğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hisse senetlerinin piyasa değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca harcın da buna göre tamamlanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanın istinaf başvurusu yönünden; İlk Derece Mahkemesinin 28.12.2021 tarihli nihai kararının davalı vekiline 15.01.2022 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, ancak davalı vekilince 2 haftalık istinaf süresi dolduktan sonra 02.02.2022 tarihinde nihai karara yönelik istinaf başvurusunda bulunulduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun süresinde yapılmamış olması nedeniyle usulden reddine, davacı yanın istinaf başvurusu yönünden ise; davacı ile dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. arasındaki hisse devir sözleşmesinin 30.06.2020 tarihli olduğu, bu devirden sonra dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği, iflasın Ticaret Sicil Gazetesinde 02.11.2020 tarihinde ilan edildiği, ilan tarihine dek pay devrinin pay defterine tescili hususunda davalı şirkete yapılan herhangi bir başvurunun bulunmadığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre pay devrinin davalı şirkete 22.02.2021 tarihinde, yani iflasın ilanından itibaren 3 aydan fazla süre sonra bildirildiği, halbuki 2004 sayılı Kanun'un 336'ncı maddesine göre müflisin mallarını ellerinde bulunduran veya müflise borçlu olan üçüncü şahısların, iflasın açıldığına dair ilana muttali oldukları tarihten itibaren bir ay içinde o malları iflas idaresi emrine vermeleri gerektiği, iflasın alacaklıların hakları üzerindeki etkilerine ilişkin 2004 sayılı Kanun'un 198'inci maddesi uyarınca, davacının alacağının para alacağına dönüşmüş olması nedeniyle müflis şirketten olan hisse bedeli alacağının iflas masasından talep etmesi gerektiği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik ve usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hisse devrinin, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş. hakkında verilen 16.10.2020 tarihli iflas kararından önce "Mahkeme kararı ile her türlü işlem ve tasarrufu kayyum onayına tabi tutulan Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic.San. A.Ş.'ne atanan kayyumun onayı ile" 30.06.2020 tarihli sözleşme neticesinde gerçekleşmiş olduğunu, bu sözleşmenin tasarrufi bir işlem olarak geçerli olduğunu, dolayısıyla sözkonusu payların, bedeli mukabilinde devralan müvekkili şirkete geçtiğini ve böylece hukuki işlemin tamamlandığını, şirketin devre konu payların pay defterine kaydını kendiliğinden yapamayacağını, ilgililer özellikle hisseleri devralan tarafından talepte edilmesi gerektiğini, ancak hisse devrinin davalı şirkete bildirimi için yasal bir süre öngörülmediğini, zaten bu bildirimin kurucu değil bildirici nitelikte bir işlem olduğunu, ayrıca devir sonucunda borçlu devirden haberdar olsun ya da olmasın devralanın devredilen alacağı kazanacağını, devredenin devredilen alacak üzerinde bir hakkı kalmadığından iflası halinde bu alacağın iflas masasına kaydedilemeyeceği, hisse devri geçerli bir sözleşme ile iflas kararından önce gerçekleştikten sonra artık müvekkili şirketin dava dışı devir eden şirketten herhangi bir hak veya alacağı bulunmadığını, kaldı ki geçerli bir hisse devrinin pay defterine işlenmesi borcunun davalı şirkete ait bir borç/yükümlülük olduğunu, diğer yandan hisse devrinin davalı şirketin onayına tabi olmadığını, davalı şirketin kendilerine iletilen devir sözleşmesi uyarınca payların davacı şirket adına tescilini sağlamakla yükümlü olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava dışı Beğendik Mağaza İşletmeleri Tic. San. A.Ş.'nin, davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun pay defterine kaydı isteminin yerinde olup olmadığı ve davacının davalının ortağı sayılıp sayılmayacağına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanun'un 490, 494, 498, 499, 647 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1.Dava, dava dışı Beğendik Mazağa İşletmeleri Ticaret Sanayi ve Anonim Şirketi'nin davalı şirkete ait hisselerinin davacı tarafça devralındığı hususunun davalı şirket pay defterine kaydedilmesi talebine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
2.6102 sayılı Kanun'un 490 ıncı maddesi, anonim şirketlerde nama yazılı payların devrini düzenlemekte olup nama yazılı paylar, kanunda veya esas sözleşmede aksi yazılı olmadıkça herhangi bir sınırlamaya bağlı olmadan devredilebilir. Nitekim maddenin ikinci fıkrasında nama yazılı hisse senetlerinin ciro yoluyla devredileceğinin öngörülmüş olması, alacağın temliki yoluyla devrine engel değildir. Bu nedenle esas sözleşmede devir şekli hakkında herhangi bir hüküm yoksa nama yazılı hisse senetleri, 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü ve devamı hükümlerine göre alacağın temliki yoluyla da devredilebilir. Özetle nama yazılı senetlerin alacağın temliki yoluyla devrinde devredenin beyanı, mahiyeti itibariyle alacağı temlik edenin beyanıyla aynı olup 6102 sayılı Kanun'un 647 nci maddesinin ikinci hükmünden anlaşılacağı üzere, beyanın nereye yazıldığının önemi yoktur. Senedi devreden şahıs, devir beyanını bu senet üzerine yazılabileceği gibi, başka bir kağıt üzerine de yazabilir.
3.Ortaklığa karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir. Pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.10.2015 Tarihli 2014/15601 E. 2015/11180 K. sayılı ilamı). Pay defteri ise, 6102 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ticari defterlerden olup, pay defterinin tutulması, açılış ve kapanış onayları ile saklanması bakımından anlam taşır, yoksa pay defterinin özel olma karakterini etkilemez ve pay defterine yapılan kayıtlara kurucu nitelik kazandırmaz (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, 3.Baskı, s.2569).
4.Anonim şirketler için önemli bir kavram olan “pay”, üç anlamda kullanılır. Bunlardan ilki esas sermayenin bir parçasını ifade etmesidir. Esas sermayenin pay sayısına bölünmesi sonucu oluşan ve nominal (itibari) değeri olan her bir birim birer payı oluşturur. Pay sayısının ve nominal değerinin esas sözleşmede gösterilmesi zorunludur. Bir diğer anlamıyla pay; pay sahipliği konumunu yani ortaklık sıfatını ifade eder. Ortaklık sıfatından kaynaklanan hak ve borçlar paya bağlıdır. Pay elde edilirken ortaklık sıfatı da kazanılmış olur. Payın devredilmesi halinde ortaklık sıfatı ve buna bağlı hak ve borçlar da devredilmiş olur. Üçüncü anlamıyla pay; bir kıymetli evrak niteliğindeki pay senetlerini (hisse senetlerini) ifade eder. Hamiline düzenlenmiş paylar hariç olmak üzere, payın bir senede bağlanması zorunluluğu yoktur. Senede bağlanmamış paylar “çıplak pay” olarak adlandırılmıştır (Fatih Bilgili, Şirketler Hukuku, 2.basım, 2012, s.240,241 ).
5.Dava konusu senetlerin davacı tarafça devralındığı iddia edilen tarihte davalı şirketin henüz pay senetlerini veya pay senetleri yerine geçecek ilmuhaberleri bastırmadığı ve hak sahiplerine teslim etmediği tespit edilmiştir. Diğer yandan, anonim şirket tarafından henüz pay senedi ihraç edilmemiş olması ve ilmühaber dahi çıkarılmaması, anonim şirkette pay devrine engel teşkil etmeyecektir. Anonim ortaklığın çıplak paylarının devri konusunda Türk Ticaret Kanunu'nda bir hüküm bulunmamakla birlikte, payın devredilebilirliği ilkesi uyarınca, çıplak payın da senede bağlanmış paylar gibi serbestçe devredilebileceği, bu devrin 6098 sayılı Kanun'un 183 üncü maddesine göre alacağın temliki hükümleri çerçevesinde olacağı kabul edilmiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 Tarih 2014/11-801 E. 2014/891 K. sayılı ilamı). Alacağın temliki tasarrufi bir işlem olduğu için, bununla çıplak pay devralana geçmektedir. Şekil olarak bedeli tam ödenmiş çıplak payın devri, payın devredildiğini içeren yazılı bir temlik beyanının devralana verilmesi ile söz konusu olacaktır.
6.Somut olayda, davacı ile devreden dava dışı şirket arasında 30.06.2020 tarihli hisse devir sözleşmesi yapıldığı, devrin kayyum tarafından onaylandığı, bu devirden sonra devreden şirketin 16.10.2020 tarihinde iflasına karar verildiği ve bu kararın 02.11.2020 tarihinde Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiği, iflasın ilanından sonra pay devrinin 22.02.2021 tarihinde davalı şirkete bildirildiği, davalı şirketin de davacının pay defterine kayıt talebine ilişkin kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle 21.04.2021 tarih ve 2021/234 sayılı yazısı ile reddettiği, yine Beğendik Mağaza İşletmeleri Ticaret Sanayi A.Ş.'nin davalı şirket bünyesinde 6 adet 15.000 TL'lik hisse senedinin bulunduğunu bildiren aynı 21.04.2021 tarihli ve 2021/233 sayılı yazının düzenlenerek 26.04.2021 tarihinde icra müdürlüğüne ibraz edildiği, böylece devrin davalı kayıtlarına işlenmediği ve davacının kayıtlarda ortak görünmediği, diğer yandan hisselerin nama yazılı olduğu, usulüne uygun devrin yapılıp bedelinin ödendiği anlaşılmaktadır.
7. Bu durumda davacı, davalı şirkete karşı pay devrinin kaydı için başvurabilecektir. Ayrıca borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar yönünden, 498'inci maddesi uyarınca; şirket, devralanın pay sahibi olarak tanınması istemini, istemi aldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde reddetmezse devralanı, pay sahibi olarak tanımış sayılır. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar yönünden ise, 6102 sayılı Kanun'un 494'üncü maddesi hükmünde; "Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır." şeklinde belirtilmiştir. Devir için şirketçe gerekli onay verilmediği taktirde, devre konu payların mülkiyeti ve paya ilişkin haklar devredende kalacaktır. Ancak, devir sözleşmesi şirket dışında kalan devreden ile devralanı hukuken bağlar. Maddenin üçüncü fıkrasında davalı şirket, talepten itibaren üç ay içerisinde onaylama işlemini reddetmemişse veya red haksız ise, şirketin onay verdiğinin kabul edilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Şirket onay vermeyi haksız olarak reddetmişse onay verilmiş sayılacaktır. Devralanın pay sahibi olarak tanınması istemine ilişkin bir şekil şartı ise öngörülmemiştir. Somut olayda dava konusu hisseler, 30.06.2020 tarihinde ve devredenin iflasından önce devralan davacıya geçmiştir. Artık davacı, usulüne uygun şekilde devredilmiş ve bedeli ödenmiş payların sahibidir. Şirketin kayıt talebini kendi tasarruf ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddi haksızdır.
8.Sonuç olarak, İlk Derece Mahkemesince, davanın pasif husumete ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile reddi ve bu karara karşı davacı yanın istinaf başvurusunun esastan reddi doğru olmamış, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2024/6015 E., 2024/8944 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varSamsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
tam metni aç
Şti.'nin ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK’nın 64 üncü maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 222 nci maddesi de göz önüne alınarak sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, dava dışı ...
11. Hukuk Dairesi 2024/6015 E. , 2024/8944 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3309 Esas, 2022/3250 Karar
HÜKÜM : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Çorum 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2020/67 E., 2022/322 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin ... İnşaat Malzemeleri Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin ... Bahçelievler Mah. 541 Ada 8 Parsel 5 no.lu bağımsız bölümü ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'den devralmış olup taşınmazın maliki olduğunu, söz konusu taşınmazın önceki malikinin ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., davalı ... Un Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin aralarında yapmayı kararlaştırdıkları ticaret kapsamında söz konusu ... Bahçelievler Mah. 541 Ada 8 Parsel 5 no.lu bağımsız bölümü ... Un Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye 13.07.2017 tarih, 18462 Yevmiye Numarası ile ipotek vermiş olduğunu, ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ile davalı ... Un Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında kararlaştırılan ticaretin uzun süre önce son bulduğunu, davalı ... Un Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ise hem önceki malikin hem de davacı müvekkilinin tüm ihtarlarına rağmen ipoteği kaldırmamakta olduğunu, Çorum 3. Noterliğinin 08.04.2020 tarih ve 10499 Yevmiye Numaralı ihtarnamesi ile ipoteğin kaldırılmasının ihtar edilmiş ancak aradan geçen süre içerisinde ipotek fek edilmediğinden işbu davayı açma gereğinin hasıl olduğunu belirterek tensiple dava konusu gayrimenkul kaydı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, davanın kabulü ile davalı tarafça konmuş olan 13.07.2017 tarihli ipoteğin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bu davanın ticari nitelikte olmakla zorunlu dava şartının olan arabuluculuk kapsamında olduğunu, ipoteğin tesisinin dayanağı bir para alacağının teminatı olmakla ve alacağın da ticari nitelikte olması sebebiyle dava şartının zorunlu arabuluculuk kapsamında olup bu yönde bir başvuru yapılmaksızın açılan davanın evveliyatla reddine karar verilmesi gerektiğini, ... Un Sanayi ve Tic. Ltd. Şti.'ne Samsun 4. Noterliğinin 12.07.2018 tarih ve 10373 yevmiye no.lu ihtarnamesi keşide edilerek 1.842.085,88 TL borcun 7 gün içinde ödenmesi, borcun ödenmemesi halinde yasal takibata geçileceği hususu ihtar edilmiş, muhatabın bilinen 3 ayrı adresine de tebligat gönderilmiş ise de muhatabın adreste bulunamaması sebebiyle 3 ihtarname de iade edilmiş olduğunu, tüm bunların sonucunda borç ödenmediği gibi ödenmesi kararlaştırılan zamanın geçmesinden dolayı da ciddi anlamda gecikme faizinin de birikmiş olduğunu, ipotek tesis edilen taşınmazın değerinin şu anda borcu karşılamasının dahi mümkün olmadığını, tüm bunlara rağmen davacı tarafça halen borcun ödendiği gibi tamamen gerçeğe aykırı bir hususun nasıl iddia edildiğinin anlaşılamamış olduğunu, dava konusu taşınmazın zaten davacı şirket adına kayıtlı olduğunu belirterek ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, davanın reddi ile yargılama giderleri ve ücreti vekâletin de davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK’nın 64 üncü maddesi ve 6100 sayılı HMK’nın 222 nci maddesi de göz önüne alınarak sahibi lehine delil olma özelliğine haiz olduğu, dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde 2017 yıl sonu itibari ile davalı ... A.Ş.'den 762.245,47 TL alacaklı olduğu, dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde 2018 yıl sonu itibari ile davalı ... Un Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye borcunun/alacağının olmadığı, 13.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise davalı ... Un Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nden 2018 yıl sonu itibari ile 1.407.280,88 TL alacaklı olduğu ve taraflar arasında 2019 ve 2020 yıllarında ticari faaliyet gerçekleşmediği tespit edilmiş ise de davalı muavin defterinde dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ni tek taraflı olarak borçlandırdığı 02.04.2018 tarihli, 518451 no.lu 164.689,59 TL tutarında ve 13.04.2018 tarihli, 518455 nolu 1.471.826,31 TL tutarında iki adet faturanın dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin 2018 yılı ticari defterlerinde davalıya borçlandığını gösteren 161 yevmiye no.lu 28.12.2018 tarihli 236.437,24 TL tutarlı kaydın yer almadığı, davalı muavin defteri ile dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'nin ticari defterleri karşılaştırıldığında banka aracılığı ile davalıya ödenen dolar havalelerin farklı tutarlarda (davalı muavin defterinde kısmen düşük tutarlarda) kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki tutarsal farkın sadece davalı muavin kayıtlarında yer alan dava dışı ... Un Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.'ni borçlandırdığı iki adet fatura (164.689,59 TL ve 1.471.826,31 TL) olduğu sadece dava dışı ... Ltd. Şti.'nin ticari defterlerinde yer alan davalıya borçlandığını gösteren 236.437,24 TL tutarlı kayıt ile davalıya banka aracılığı ile ödenen dolar havalelerinin davalı muavin defterlerinde kısmen düşük tutarlarda kaydedilmesinden kaynaklandığı davalı şirketin tek taraflı olarak muavin defterine işlediği dava dışı şirket defterinde yer almayan 164.689,59 TL ve 1.471.826,31 TL faturaya bağlı olarak davalının alacağının varlığına delil teşkil etmeyeceği hususları birlikte değerlendirildiğinde davalı ipotek alacaklısı şirketin dava dışı ipotek borçlusu şirketten herhangi bir alacağı mevcut olmadığı" gerekçesiyle davanın kabulü ile Çorum ili Merkez İlçesi Bahçelievler Mah.541 ada 8 parsel 5 no.lu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmaz üzerine davalı lehine konulmuş olan 13.07.2017 tarih, 18462 yevmiye no.lu 700.000,00 TL bedelli ipoteğin terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 326 ncı maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ila 370 ve 371 inci maddeleri.
2.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 883 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
4. Hukuk Dairesi, 2020/3451 E., 2021/125 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Şti.’nin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, 24/10/2019 havale tarihli rapora göre 6102 sayılı T.T.K.' nun 64/3. maddesi hükmü uyarınca, her iki şirketin de ticari defterlerinin 2013 yılına ait defter açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, ancak defter kapanış tasdik onaylarının bulunmadığının görüldüğü, tarafların 2013 yılı yevmiye defteri kayıtları ve mal alış
4. Hukuk Dairesi 2020/3451 E. , 2021/125 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... Nak. Ltd. Şti. vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü aleyhine 15/12/2014 gününde verilen dilekçe ile 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 11/02/2020 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, 6183 sayılı Kanun'un 79. maddesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davadışı vergi borçlusu ...Kalkan Petrol Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında 6183 sayılı Yasa gereğince yapılan takip sonucu müvekkiline haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ihbarnamenin yetkisiz kişiye tebliğ edildiğini, müvekkilinin ödeme emrinin tebliği ile durumdan haberdar olduğunu, yine aralarında ticari ilişki bulunan vergi borçlusu dava dışı şirkete 05/12/2013 tarihi itibariyle tüm borçlarını ödediklerini, bu tarihten sonra da ticari ilişkilerinin bulunmadığını belirterek, müvekkili şirketin vergi borçlusuna borcu olmadığının tesbitini istemiştir.
Davalı ... vekili, davacının haciz ihbarnamesine süresinde itiraz etmediğini, bunun üzerine ödeme emri düzenlenerek davacıya tebliğ edildiğini, yapılan işlemlerin yasal olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne dair verilen 11/06/2015 tarihli ilk hükmün davalı vekili tarafından temyizi üzerine; 17. Hukuk Dairesinin 11/02/2019 gün, 2016/9999 Esas ve 2019/1200 Karar sayılı ilamı ile “….davacının ticari defterleri üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, haciz ihbarnamesini öğrendiği 17/05/2014 tarihi itibarıyla dava dışı vergi borçlusu ...Kalkan Petrol Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti’nin davacı şirketten alacağı bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla mali müşavir bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın borçların tamamının ödendiği belirtilmek suretiyle, davanın kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiştir. Kabule göre, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunun 168. maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı yasanın 35. maddesi “6183 sayılı Yasanın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmü gereğince davacı taraf yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken nispi vekalet ücreti takdiri doğru görülmemiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı ... Nak. Ltd. Şti. ile dava dışı vergi borçlusu ...Kalkan Petrol Nakliyat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ticari defterleri üzerinde mali müşavir bilirkişiden rapor alındığı, 24/10/2019 havale tarihli rapora göre 6102 sayılı T.T.K.' nun 64/3. maddesi hükmü uyarınca, her iki şirketin de ticari defterlerinin 2013 yılına ait defter açılış tasdiklerinin yaptırıldığı, ancak defter kapanış tasdik onaylarının bulunmadığının görüldüğü, tarafların 2013 yılı yevmiye defteri kayıtları ve mal alış faturalarının incelenmesinde, davacı şirketin 2013 yılı içerisinde dava dışı şirketten 184.146,44 TL tutarında mal satın aldığı, dava dışı şirketin cari hesap muavin defter dökümüne göre davacı şirketin alınan malların karşılığında 06/11/2013 tarihinde 43.578 TL, 21/11/2013 tarihinde 39.921,25 TL, 05/12/2013 tarihinde ise 123.000 TL ve 17.000 TL olmak üzere toplam 223.499,25 TL ödeme yaptığı, ödemelere ilişkin dört adet banka dekontunun mevcut olduğu, davacının 39.352,81 TL fazladan ödeme yaptığı anlaşılmıştır.
Davacı şirketin kendi cari hesap muavin defter dökümünün incelenmesinde ise, dava dışı şirkete 30/04/2013 tarihinde 11.210,35 TL’yi nakit olarak ödediği, 01/12/2013 yevmiye tarihli 332884 nolu çek ile 32.936,09 TL ödeme yaptığı, kalan kısmın ise 05/12/2013 tarihinde 123.000 TL ve 17.000 TL olmak üzere banka havalesi ile gerçekleştirildiği, davacının dava dışı şirkete aldığı mal karşılığı olarak toplam 184.146,44 TL ödeme yaptığı, sonuç olarak 05/12/2013 tarihi itibariyle davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki cari hesabın kapandığı kanaatine varılmıştır.
Mahkemece söz konusu bilirkişi raporu hükme esas alınarak ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği 17/05/2014 tarihi itibariyle davacı şirketin davadışı şirkete bir borcunun kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacı şirketin davalı ... Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne borçlu olmadığının tespitine ve 26/11/2014 tarihli ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacı şirket ile davadışı vergi borçlusu şirketin arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu hususu sabittir. Alınan bilirkişi raporuna göre dosya kapsamındaki faturalardan davacının davalıdan 184.146,44 TL tutarında mal satın aldığı, karşılığında aynı miktarda ödeme yaptığı, 05/12/2013 tarihi itibariyle davacı şirket ile dava dışı şirket arasındaki cari hesabın kapandığı tespit edilmiş, ancak her iki şirketin cari hesap muavin defter dökümüne göre davacının dava dışı şirkete ödediği miktarlar ve ödeme şekilleri birbiri ile örtüşmemekte olup, her iki şirketin cari hesapları farklı borç bakiyesi vermektedir. Bu nedenle taraflar arasında ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle halen borç ilişkisinin mevcut olup olmadığı anlaşılamamış olup, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmuş olması doğru olmamıştır.
Şu durumda; mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu yetersiz kaldığından konusunda uzman bilirkişi marifetiyle, davalının davacıya gönderdiği ödeme emrinin tebliğ tarihi itibariyle, davacının, dava dışı şirketten ne miktarda mal satın aldığı ve karşılığında dava dışı şirkete ne şekilde ve ne miktarda ödeme yaptığına ilişkin hususların belirlenmesi, davacı şirket ve dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları, banka vasıtası ile yapılan ödemeler, ile dosyadaki tüm bilgi, belge ve deliller birlikte değerlendirilerek ayrıntılı, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, bu durum kararın bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ:Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 20/01/2021 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
Faaliyet dönemi olarak takvim yılını esas alan ve ticari defterlerini fiziki ortamda tutan bir anonim şirket, 2023 yılına ait yevmiye defterinin kapanış tasdikini yaptırmakla yükümlüdür. Şirket yönetimi, bu yasal zorunluluğu yerine getirmek için son tarihi belirlemeye çalışmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi hükümleri dikkate alındığında, söz konusu yevmiye defterinin kapanış onayı için öngörülen yasal sürenin sonu aşağıdakilerden hangisidir?
A) İzleyen faaliyet döneminin birinci ayının sonuna kadar.
B) İzleyen faaliyet döneminin üçüncü ayının sonuna kadar.
C) Kullanılacağı faaliyet döneminin ilk ayından önceki ayın sonuna kadar.
D) İzleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar.
E) İzleyen faaliyet döneminin ilk ayı içinde.
Bu maddeyle ilgili 7 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.