6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 65

Türk Ticaret Kanunu 65. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 65- (1) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar Türkçe tutulur. Kısaltmalar, rakamlar, harfler ve semboller kullanıldığı takdirde bunların anlamları açıkça belirtilmelidir. (2) Defterlere yazımlar ve diğer gerekli kayıtlar, eksiksiz, doğru, zamanında ve düzenli olarak yapılır. (3) Bir yazım veya kayıt, önceki içeriği belirlenemeyecek şekilde çizilemez ve değiştirilemez. Kayıt sırasında mı yoksa daha sonra mı yapıldığı anlaşılmayan değiştirmeler yasaktır. (4) Defterler ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin dosyalanması şeklinde veya veri taşıyıcıları aracılığıyla tutulabilir. (…)[23] Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda tutulması durumunda, bilgilerin saklanma süresince bunlara ulaşılmasının ve bu süre içinde bunların her zaman kolaylıkla okunmasının temin edilmiş olması şarttır. Elektronik ortamda tutulma hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. III - Envanter

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

3 karar eşleşti
23. Hukuk Dairesi, 2013/6312 E., 2013/7851 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
maddesi yollaması ile TTK ve kooperatif anasözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği gözetilip 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 65/2. maddeleri kapsamında, bu iddia üzerinde durulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümünde uygulama yeri bulunmayan 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümlerinden y
23. Hukuk Dairesi         2013/6312 E.  ,  2013/7851 K. * KOOPERATİF GENEL KURUL KARARLARININ İPTALİ * OY KULLANMA YASAĞI * KOOPERATİFLER KANUNU (1163) Madde 98 * KOOPERATİFLER KANUNU (1163) Madde 53 "İçtihat Metni" Davacılar vekili, müvekkillerinin, davalı kooperatifin üyeleri olduğunu, kooperatifin 17.06.2012 tarihli genel kurulunun yasalara aykırı olarak yapıldığını, genel kurulda oy kullandırılan A...O..., K...O... ve G... Ç...'nın mevcut yönetim kurulu başkanının annesi, amcası ve halası olduklarını, üyelerden R... D...'in 3 ay kadar önce vefat ettiğini, mirasçıların genel kurulda oy kullanma isteklerinin reddedildiğini, yönetim kurulu üyelerinin yasak olmasına karşın kendi ibra oylamalarına katıldıklarını, genel kurul tutanağının katip üyelerce imzalanmadığını ileri sürerek, 17.06.2012 tarihli genel kurulun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı kooperatifin karar defterine göre; 30.12.2011 tarihinde A...O..., K... O... ve G... Ç...'nın kooperatif üyeliğine kabulüne karar verildiği, ölen R... D... mirasçılarının, genel kuruldan önce herhangi bir müracatlarının bulunmadığı, kooperatif genel kurulunun, özü itibari ile bir seçim niteliğinde olduğu ve seçime ilişkin iş ve uyuşmazlıklarda en genel Kanun olan 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümlerinin de yapılacak değerlendirmede gözetilmesinin gerektiği, oy verme hakkına sahip olan ya da olmayan kimselerin, bu haklarına aykırı olarak düzenlenen listelere itiraz etmemeleri ve bu listelerin kesinleşmiş olması halinde, bu haklarını kullanabilmelerinin olanaksız olduğu, yönetim kurulu seçiminde böylece toplam 63 oy kullanıldığı, genel kurulun ise 68 üye ile toplandığı, yönetim kurulu başkan ve üye sayısının ise 5 olduğu, dolayısı ile yönetim kurulu başkan ve üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıkları yolundaki iddianın varit olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. 1) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. 2) Dava, kooperatif genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. Davalı kooperatifin anasözleşmesinin 65/2. maddesi "Ortaklardan hiç birisi kendisi veya karı ve kocası yahut usul ve füruu ile kooperatif arasında şahsi bir işe veya davaya dair olan görüşmelerde oy hakkını kullanamazlar." hükmünü içermektedir. Davacılar vekilince, Kezban Orhanlı ve Güllü Çalgı'dan birinin, kooperatifin yönetim kurulu başkanı İsmail Orhanlı'nın annesi olduğunun ileri sürülmüş olmasına göre, mahkemece, kooperatif ile ortakları arasındaki uyuşmazlıkların özel kanun niteliğindeki Kooperatifler Kanunu, bu kanunun 98. maddesi yollaması ile TTK ve kooperatif anasözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği gözetilip 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 53. ve anasözleşmenin 65/2. maddeleri kapsamında, bu iddia üzerinde durulup, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümünde uygulama yeri bulunmayan 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun hükümlerinden yola çıkılarak, genel kurul öncesi listelere itiraz edilmemesi ve hazirun listelerinin kesinleşmiş olması halinde artık itiraz hakkının kullanılamayacağı anlamına gelecek şekilde yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Öte yandan, gerekçeli karar başlığında, 17.07.2012 olan dava tarihinin 23.07.2007 olarak yazılmış olması da doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, davacılar yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.12.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (2)

11. Hukuk Dairesi, 2009/3817 E., 2010/12980 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
bir şirket olmasına rağmen üreterek piyasaya sürdüğü CİPSSAR, 4 & BOM markalı ürün ambalajlarının müvekkiline ait renkli olarak tescilli BOUNTY marka ve ambalajları ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek, davalının 556 sayılı KHK’nin 61, TTK’nun 56-65. maddeleri uyarınca, BOUNTY markalı ürüne nazaran 4&BOM markalı ürün ambalajının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve
11. Hukuk Dairesi         2009/3817 E.  ,  2010/12980 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Karaman 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14.10.2008 tarih ve 2008/4-2008/242 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, 1911 yılında ABD Tacoma/ Washington'da kurulan davacı şirketin 100 ülkede yıllık 14 milyar USD'lik ciroya ulaştığını, asıl faaliyet konusunun şekerleme, çikolata, hızlı yiyecekler, dondurma üretim ve dağıtımı olan davacının dünyaca tanınmış BOUNTY markalarının yaratıcısı ve sahibi olduğunu, 10/05/1976 tarih ve 91203, 16/10/1986 tarih ve 094324, 12/03/1991 tarih ve 13681, 24/02/1993 tarih 144300, 31/01/1994 tarih 159208, 01/08/1995 tarih ve 163827, 26/06/1997 tarih ve 185887, 20/09/1999 tarih ve 99015283 tescil numarası ile Bounty markalı ürünlerine tescil belgesini aldığını, Karaman’da faaliyette bulunan davalı şirketin esasen 1991 yılından beri cips üretimi ve bakliyat paketleme işi ile iştigal eden bir şirket olmasına rağmen üreterek piyasaya sürdüğü CİPSSAR, 4 & BOM markalı ürün ambalajlarının müvekkiline ait renkli olarak tescilli BOUNTY marka ve ambalajları ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek, davalının 556 sayılı KHK’nin 61, TTK’nun 56-65. maddeleri uyarınca, BOUNTY markalı ürüne nazaran 4&BOM markalı ürün ambalajının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespit ve menine, aynı markalı ürünün davalının merkezinde, deposunda, üretim yerinde ve ticaret amacı ile elinde bulunduran üçüncü şahıslara ait yerlerde zapt edilmesine, imhasına, üretim ve dağıtımının durdurulmasına, hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirketin ürettiği ürün ambalaj tasarımının tamamen kendine özgü olduğunu, davacının tasarım ve marka hakkına tecavüzde bulunulmadığını, müvekkilinin ürettiği ürünün marka ve ambalajının 02.06.2004 tarihinden beri renkli olarak tescilli olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirketin ürettiği ürünlerinin ilk bakışta orta zekalı ve dikkat seviyeli bir tüketici tarafından benzer olmadıklarının fark edileceğini, ambalajların arasında iltibas bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının marka hakkına tecavüzün önlenmesi, haksız rekabetin tespit ve men’i istemiyle açtığı davasını ıslah ederek 556 sayılı KHK. nin 42. maddesi uyarınca davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istediği, davacının hükümsüzlük davası kapsamında kalan hususlar dışındaki diğer taleplerinin ancak, hükümsüzlük davası sonuçlandıktan sonra talep edilebileceği, işbu davada bu yönde bir talepte bulunulmadığı, davalı markasında bariz bir şekilde “4 & BOM” yazısı bulunduğu, hindistan cevizinin tropik bir meyve olması nedeniyle tropik ortamı çağrıştırmak için palmiye ağaçları, deniz ve mavi gökyüzü gibi görüntülere yer vermenin genel ve yaygın bir yaklaşım olduğu, bu özellikler ve unsurların davacı markasının tasarımına özgü olmadığı, bu tür ürünlerin ambalajında ve marka tasarımında mavi ve yeşil renklerin kullanılmasının genel konsepte uygun olduğu, esas olanın tüketicinin bu ürünü almak isterken iltibas nedeniyle diğer markaya ait ürünü almasında hataya düşüp düşmeyeceği olduğu, bu konuda da davacının ilk tescilli markasından sonra bu amaca yönelik olarak davalı tarafça ayırtedici şekil, yazı ve rengin kullanılıp kullanılmadığı üzerinde durulmak gerektiği, davacı markasında palmiye ağacı, mavi deniz ve sağ tarafta hindistan cevizinin yarım ve çeyrek parçası arasında Bounty yazısı olduğu halde, davalı marka ürün ambalajında sol tarafta dağ resimlerinin sağlı ve sollu, üst ve alt tarafta palmiye ağaç ve dallarının, ortada ise belirgin bir şekilde büyük yazı ile bir satırda “4 & BOM” ve bu yazının alt ve üstünde yine bir kez daha “4 BOM 4” yazısı olduğu, bu hali ile ayırtediciliğin sağlandığı davacı ile davalı ürün ambalajlarında ortak olan yönün mavi renk, yeşil renkli palmiye ağacı olduğu halde davalının marka ürün ambalajında ayrıca dağ resmi ve davacı ambalajı ile hiç bir çağrışım yaratmayacak “4 & BOM” yazısının bulunduğu dikkate alındığında iltibasın bulunmadığı, bu tür ürünlerde ortak olarak kullanılan palmiye ağacının tüm dünyada bilinir bir uygulama olduğu dikkate alındığında tüketici açısından karışıklığa neden olacak şekilde benzer oldukları yönünde alınan bilirkişi raporlarına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve mahkeme kararının gerekçesinde Dairemizin benzer olaya ilişkin 04.10.2005 tarih 10619/9171 sayılı kararından bahsedilerek daha önce alınan bilirkişi raporlarındaki mütalanın benimsenmeme nedeninin açıklanmış bulunmasına göre, davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının reddi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 01,55 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
Sanığın TTK'nın 64/1 ve 65. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;
Ceza Genel Kurulu 2007/YYB-118 E., 2007/122 K. Ceza Genel Kurulu 2007/YYB-118 E., 2007/122 K. - İDARİ PARA CEZASI - SALAHİYETDAR MAKAM- 5307 S. SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI K... [ Madde 8 ] - 5307 S. SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI K... [ Madde 16 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 64 ] - 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 65 ] "İçtihat Metni" Sanığın TTK'nın 64/1 ve 65. maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında; Gazipaşa Asliye Ceza Mahkemesi; 12.10.2005 gün ve 154-382 sayı ile; 13.3.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5307 sayılı Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 8. maddesi sevki ve 16. maddesi uyarınca eylemin idari para cezasını gerektirir hale dönüştürüldüğünü, idari para cezasını uygulamaya yetkili EPDK'nın görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya, Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna gönderilmiş, gönderilen dosya Kurul yerine daire başkanının 26.12.2006 gün ve 4657 sayılı yazısı ile; mahkemesine iade edilmiştir. Dosya görev uyuşmazlığının çözümü için, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmekle okundu, gereği konuşulup düşünüldü. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Çözümü gereken uyuşmazlık, somut olayda sanığa yüklenen eylemle ilgili yaptırım uygulama hususunda Gazipaşa Asliye Ceza Mahkemesinin mi yoksa, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun mu görevli olduğunun belirlenmesi hususunda toplanmaktadır. Ceza Genel Kurulunun 10.05.2005 gün ve 51-47 sayılı kararında ilke ve gerekçeleri belirlendiği üzere; 1- Devlet sistemimiz içinde yer alan il ve ilçe idare kurulları, en büyük mülkî amirlikler, belediye makamları, gümrük komisyonları, orman işletme şeflikleri, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu ve benzeri kuruluşlar yargı mercii olmadıkları halde, yaptırım uygulama bakımından kendilerine kısmen kaza yetkisi verilmiş olmaları nedeniyle, adli yargı mercii olan genel mahkemeler ile kaza yetkisini haiz bu makamlar arasında çıkabilecek görev ve yetki uyuşmazlıklarını, merci belirleme suretiyle çözme görevi, 1684 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca Ceza Genel Kuruluna aittir. 2- 4628 sayılı Yasanın 5. maddesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunun oluşumu düzenlenmiş olup, 5307 sayılı Yasanın 20. maddesiyle anılan Yasaya eklenen 5/C maddesinde ise, Kurulun sıvılaştırılmış petrol gazları (LPG) piyasası ilgili görevlerine yer verilmiştir. Maddenin son fıkrasında, "Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Kanunu ve Elektrik Piyasası Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hükümlerine, çıkarılan yönetmelik hükümlerine, Kurul tarafından onaylanan tarife ve yönetmeliklere, lisans hüküm ve şartlarına, teknik düzenlemelere ve Kurul kararlarına aykırı davranıldığı durumlarda idarî para cezası vermek, lisansları iptal etmek." Kurulun görevleri arasında sayılmıştır. Hal böyle iken Mahkemenin görevsizlik kararı üzerine, yaptırım uygulama bakımından kısmen kaza yetkisi verilmiş bulunan makamlardan olan Enerji Piyasası Düzenleme Kurulunca karar verilmesi yerine, Daire başkanı yazısıyla gönderilen dosyada, 1684 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca henüz usulünce verilmiş bir karşı görevsizlik kararı olmadığından, bu aşamada Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlıktan söz edebilmek olanağı bulunmamaktadır. Bu itibarla, gereğinin yerine getirilmesini ve görevsizlik kararının Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nca verilebilmesini temin için dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmelidir. SONUÇ : Açıklanan nedenlerle; Gazipaşa Asliye Ceza Mahkemesi'nin görevsizlik kararına karşı kaza yetkisini haiz Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu tarafından verilen ve selbi görev uyuşmazlığı oluşturan bir karar bulunmaması nedeniyle, bu aşamada Yargıtay Ceza Genel Kurulunca, 1684 sayılı Yasanın 1. maddesi uyarınca çözümü gereken bir görev uyuşmazlığından söz edilemeyeceğinden, dosyanın incelenmeksizin Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'na iade edilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 05.06.2007 günü yapılan müzakerede oybirliği ile karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.