6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 67

Türk Ticaret Kanunu 67. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 67- (1) Envanter çıkarılırken, malvarlığı mevcudu, sondaj yöntemine göre ve genel kabul gören matematiksel-istatistiksel yöntemler yardımı ile çeşit, miktar ve değer olarak belirlenir. Kullanılan yöntem, Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun olmalıdır. Bu şekilde düzenlenen envanterin vardığı sonuçlar, fiziksel sayım yapılmış olsaydı elde edilecek olan envanterin sonuçlarına eş düşmelidir. (2) Bir faaliyet döneminin kapanış envanteri düzenlenmesinde Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun başka bir yöntemin uygulanması suretiyle, cins, miktar ve değer olarak malvarlığı mevcudunun güvenle tespiti sağlanabiliyorsa fizikî envanter gerekli değildir. (3) Faaliyet döneminin kapanışında, fizikî sayım veya ikinci fıkraya göre izin verilen diğer bir usul kullanılarak malvarlığı kalemlerinin cins, miktar ve değerine göre faaliyet döneminin kapanışından önceki üç veya sonraki iki ay içinde bulunan bir gün itibarıyla düzenlenmiş özel bir envanterde gösterilmişse, ayrıca bu özel envantere dayalı olarak ve Türkiye Muhasebe Standartlarına uygun bir şekilde ileriye dönük tahmin yöntemiyle, faaliyet döneminin sonunda mevcut varlıkların o faaliyet döneminin sonu itibarıyla değerlemesi doğru yapılıyorsa, varlıklara ilişkin envanterin yapılmasına gerek yoktur. B) Açılış bilançosu, yılsonu finansal tabloları I - Genel hükümler 1. Düzenleme yükümü

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
Ceza Genel Kurulu, 2019/82 E., 2019/491 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAğır Ceza
maddesindeki atıf nedeniyle suç tarihinde yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu'nun 67/3. maddesine karşılık geleceği, yine yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personelinin ortaklık işlemleri dışında kendileri veya başkaları adına bizzat ya da dolaylı olarak kooperatifle, kooperatifin konusuna giren bir ticari muamele yapmalarının sübut
Ceza Genel Kurulu         2019/82 E.  ,  2019/491 K. "İçtihat Metni" Kararı Veren Yargıtay Dairesi : 5. Ceza Dairesi Mahkemesi :Ağır Ceza Sayısı : 47-81 Zimmet, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanıklar ..., ..., ..., ... ve ...'un beraatlerine ilişkin Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 22.03.2012 tarihli ve 12-99 sayılı hükümlerin katılan ... ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 5. Ceza Dairesince 06.03.2014 tarih ve 14360-2422 sayı ile; "1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun Ek 2/son maddesi gereğince ilgili Bakanlığın kooperatifler ve üst kuruluşlarının yönetim ve denetim kurulu üyeleri ile memurları hakkında görevlerine ilişkin olarak işledikleri suçlardan dolayı açılan kamu davalarına katılma talebinde bulunma hakkına sahip olduğu, bu itibarla CMK'nın 234/1-b maddesi gereğince kovuşturma evresinde sahip oldukları davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığının duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği, diğer yandan aynı Kanun'un 260/1. maddesine göre de kamu davasından haberdar edilmemiş bulunup da katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olanların kanun yollarına başvurma haklarının bulunduğu gözetilerek, hükmün bildirilmesinin gerektiği, ancak dosyada adı geçen Bakanlığın duruşmadan haberdar edildiğine ilişkin bilgi ve belgeye rastlanmadığının anlaşılması karşısında; evvela davanın ilgili Bakanlığa haber verildiğini ve hükmün tebliğ edildiğini gösteren bilgi ve belgeler var ise dosya içine konulması, aksi halde anılan tebligat noksanlığının giderilmesi ile tebellüğ belgesinin ve verildiği takdirde temyiz ve cevap dilekçelerinin eklenmesinden, hükmün temyiz edilmesi halinde ise bu konuda ek tebliğname düzenlendikten sonra iade edilmek üzere esası incelenmeyen dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesine" karar verilmiş, Söz konusu eksikliğin giderilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Yargıtay 5. Ceza Dairesince 20.11.2014 tarih ve 6625-11277 sayı ile; "Dosya kapsamı ve özellikle de Denizli 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/105 Değişik İş sayılı tespit dosyasındaki 10/08/2006 tarihli bilirkişi raporunda, kooperatif tarafından 2003 yılında sanıklardan Durmuş Ali'nin yetkilisi olduğu Mulcar Mobilya Dekorasyon firmasına verilen 23.155TL tutarındaki sipariş avansının 2004 yılında kapatıldığı, aynı yıl verilen 11.894TL tutarındaki avansın da 03/05/2004 ve 20/12/2004 tarihli faturalarla kapatılmakla birlikte söz konusu faturaların bulunamadığı, yine sanıklardan Tarık Zafer ve Bülent'in yetkilisi oldukları Mulcar Pen firmasına (Multiteks İnşaat Ltd. Şti.) kapı ve pencere işine ilişkin olarak 2004 yılında verildiği belirtilen 76.950TL tutarındaki avansın aynı yıl 54.149TL'lik kısmının kapatıldığı, kalan 22.800TL'nin ise ertesi yıla devredildiğinin belirtilmesi karşısında; söz konusu avans ödemelerinin herhangi bir mal ve hizmet alımına ilişkin olup olmadıklarının ve tümüyle kapatılıp kapatılmadıklarının araştırılması, dosyada bulunan çeşitli bilirkişi raporlarında bu hususta açıklık bulunmadığı da gözetilerek gerekli görüldüğü takdirde yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra kooperatif tarafından gerçekleştirilen avans ödemeleri nedeniyle yönetim kurulu başkan ve üyeleri Bülent, Tarık Zafer, Hatice ile kooperatif müdürü Durmuş Ali'nin zimmetlerinde kalan tutar bulunup bulunmadığı, varsa niteliği ve miktarının belirlenmesi, sahtecilik suçlamasına konu karar defterlerinde yer aldığı iddia edilen değişiklikler öncesi ilgili kararların bulunabileceği yerlerden araştırılması, bu kapsamda kooperatif üyeliğinden ayrılan ya da üyeliğe kabul edilenler var ise diğer kooperatif kayıtlarının yardımıyla bunların belirlenip karar defterinde kronolojiye uygun biçimde kaydedilip kaydedilmediğinin, yine bir kısım yönetim kurulu kararlarının temsil, vekalet ve banka işlemlerinde kullanılabileceği gözetilerek kooperatif adına verilen vekaletnameler varsa bunların ekinde veya bankalara verilen belgeler arasında bulunup bulunmadıklarının ve karar defterinde yer alan ile uyumlu olup olmadıklarının tespiti, bunların varlığının belirlenmesi halinde kriminal polis laboratuvarı raporu ile Adli Tıp raporu bütün halinde değerlendirilip sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi, tutulması gerekli ticari defterleri tutmamanın veya kanuna uygun biçimde tutmamanın 1163 sayılı Kanun'un 98. maddesindeki atıf nedeniyle suç tarihinde yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu'nun 67/3. maddesine karşılık geleceği, yine yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personelinin ortaklık işlemleri dışında kendileri veya başkaları adına bizzat ya da dolaylı olarak kooperatifle, kooperatifin konusuna giren bir ticari muamele yapmalarının sübutu halinde 1163 sayılı Kanun'un 59/6 yollamasıyla Ek 2/1. maddesindeki suçu oluşturacağı, aynı Kanun'un 62. maddesinde kamu görevlisi gibi sorumlu olan kişilerin yönetim kurulu üyeleri ile kooperatif memurları olarak sınırlandırılması, bir başka anlatımla denetim kurulu üyelerinin bu madde kapsamında sorumluluklarının bulunmaması karşısında kooperatif denetçisi sanık ...'in eylemlerinin 1163 sayılı Kanun'un 66/1 ve 67/1. maddeleri kapsamında irdelenmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeye ve yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde beraat kararları verilmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkeme ise 24.03.2015 tarih ve 47-81 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların beraatlerine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de katılan ... ve katılanlar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.05.2018 tarihli ve 194744 sayılı “Bozma” istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesince 31.01.2019 tarih ve 6565-1124 sayı ile, direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına iade edilen dosya Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklara atılı zimmet, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarının yasal unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin ise de; Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanıklar ..., ... ve ...’un beyanları alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceğinin ve hazır bulundukları oturumda son söz sanıklar ... ile ...’a verilmeden hüküm kurulmasının, savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. İncelenen dosya kapsamından; Yerel Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılamada sanıklar ve müdafileri ile katılanlar ve vekillerine bozma kararı ve duruşma günü davetiyesinin tebliğ edildiği, sanıklar ..., ... ve ...’un tebliğe rağmen duruşmaya gelmemeleri üzerine yokluklarında yargılamaya devam edilerek, duruşmaya katılmayan sanıkların müdafisinin dinlenilmesi ile yetinilip bu sanıklardan aleyhe bozmaya karşı diyeceklerinin sorulmadığı; diğer sanıklar ... ile ...'ın hazır bulunduğu 24.03.2015 tarihli oturumda Cumhuriyet savcısının görüşünün alınmasından sonra bu sanıklara son sözleri sorulmadan duruşmaya son verilerek direnme kararına konu hükümlerin kurulduğu anlaşılmaktadır. 1412 sayılı CMUK'nın, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/2. maddesine göre, hükmün aleyhe bozulması hâlinde davaya yeniden bakacak mahkemece, sanıktan bozmaya karşı diyeceğinin sorulması zorunlu olup müdafin dinlenilmesi ile de yetinilemez. Aynı kurala 5271 sayılı CMK'nın 307/2. maddesinde de yer verilmiş olup anılan bu kanun hükümleri uyarınca sanığa, bozmada belirtilen ve aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Bu düzenleme, savunma hakkının sınırlanamayacağı ilkesine dayandığından, uyulmasında zorunluluk bulunan emredici kurallardandır. Bu zorunluluk beraat hükmünde direnilmesi hâlinde de geçerlidir. Zira Ceza Genel Kurulunca yapılacak inceleme sonucunda Özel Dairenin aleyhe bozması isabetli bulunup yerel mahkeme hükmünün bozulması mümkündür. 1412 sayılı CMUK'nın, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca karar tarihi itibarıyla uygulanması gereken 326/3. maddesine göre ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymak mecburidir. Bu durumda sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyeceği sorulmadan beraat hükmünde direnilebileceğinin kabulü savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Savunma hakkı sanığın en önemli hakkı olup bu hakkın sınırlanması 1412 sayılı CMUK'nın 308/8. maddesi uyarınca mutlak bozma nedenidir. Nitekim Ceza Genel Kurulunun duraksamasız uygulamaları da ısrar edilen önceki hüküm beraat dahi olsa sanıktan aleyhe bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan direnme kararı verilemeyeceği yönündedir. Öte yandan; 1412 sayılı CMUK'nın 251. maddesine benzer hükümler içeren 5271 sayılı CMK'nın "Delillerin tartışılması" başlıklı 216. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Hükümden önce son söz, hazır bulunan sanığa verilir." düzenlemesi yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca katılmış olduğu takdirde son söz mutlaka sanığa verilerek duruşma bitirilecektir. Ceza muhakemesinde sanığın en önemli haklarından biri de savunma hakkı olup hazır bulunduğu oturumda son söz sanığa verilmeden hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik arz eden çok sayıdaki kararlarında açıkça belirtildiği üzere, savunma hakkı ile yakından ilgili olan son sözün sanığa ait bulunduğuna ilişkin usul kuralı emredici nitelikte olup, bu kurala uyulmaması kanuna mutlak aykırılık oluşturmaktadır. Temyiz mercisince verilen bozma kararından sonra ilk derece mahkemeleri tarafından yargılamaya devam olunduğunda, dava henüz sonuçlanmamış bulunduğundan, ilk defa hüküm kurulurken "Son sözün sanığa verilmesi" kuralı, bozmadan sonra başlayan yargılamalarda da "Kamu davasının kesintisizliği ve sürekliliği" ilkesinin doğal bir sonucu olarak aynen geçerli olacaktır. Kovuşturmanın sona erdirilip hükmün tesis ve tefhimine geçilmesinden önce son söz alan tarafın sanık olması gerektiği şeklinde anlaşılması gereken "Son sözün sanığa verilmesi" kuralına uyulmaması hâli, gerek "Savunma hakkının sınırlandırılamayacağı" ilkesine, gerekse CMK'nun 216. maddesinin üçüncü fıkrasına açık aykırılık teşkil edecek ve bu durum, temyiz incelemesi aşamasında hükmün esasına geçilmeden önce bozma nedeni kabul edilecektir. Öğretide; "Son söz sanığındır. Son sözün sanığa verilmesi, müdafaa bakımından çok önemlidir. Bunun içindir ki son sözün hazır bulunan sanığa verilmemesi mutlak temyiz sebebi, hukuka kesin aykırılık ve dolayısıyla bozma sebebi sayılmaktadır." (Nurullah Kunter-Feridun Yenisey-Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, 18. Baskı, Beta Yayınları, İstanbul 2014, s. 1484); "Hüküm safhasına geçmeden önce son söz hazır olan sanığa verilmek zorundadır. Bu hüküm silahların eşitliği ve suçsuzluk karinesi ilkelerinin gereği olarak düzenlenmiş, uyulması zorunlu ve emredici bir hükümdür. Son sözün sanığa verilmesi bozmadan sonraki yargılamada da uyulması zorunlu bir usul kuralıdır." (Yener Ünver-Hakan Hakeri, Ceza Muhakemesi Hukuku, 7. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara 2013, cilt: 2, s. 146–149) şeklinde görüşler ileri sürülmek suretiyle, hükmün tesis ve tefhim edildiği duruşmada hazır bulunan sanığa mutlaka son sözün verilmesi gerektiği düşüncesi ittifakla benimsenmiştir. Bu açıklamalar ışığında ön soruna ilişkin olarak yapılan değerlendirmede; Yerel Mahkemece, bozmadan sonra yapılan yargılama aşamasında, aleyhe olan bozmaya karşı sanıklar ..., ... ve ...’un beyanlarının alınmaması; Cumhuriyet savcısının bozma ilamına ilişkin görüşü alındıktan sonra hazır bulunan sanıklar ... ile ...'a da son sözleri sorulmadan yargılama bitirilmek suretiyle hükümlerin tesis ve tefhim edilmesinin kanuna açıkça aykırılık oluşturması nedeniyle Yerel Mahkemenin direnme kararına konu hükümlerinin diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. Bu itibarla, Yerel Mahkemece verilen direnme kararına konu hükümlerin, saptanan bu usuli nedenlerden dolayı tüm sanıklar yönünden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmelidir. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; 1- Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2015 tarihli ve 47-81 sayılı direnme kararına konu hükümlerinin, aleyhe olan bozmaya karşı sanıklar ..., ... ve ...’un beyanlarının alınmaması ve sanıklar ... ile ...'a da son sözleri sorulmadan yargılamanın bitirilmesi isabetsizliklerinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın, mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 25.06.2019 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2014/13319 E., 2015/10748 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
n (6.233.352,5) paydan (4.031.318)’inin diğer davalılara devir ve intikal ettirildiğinin öğrenildiğini, oysa müvekkilinin birleşik devir işlemi yapmadığını, tüm bu gelişmelerin eşinin ölümünden sonraki yas-taziye döneminde gerçekleştiğini, TTK'nın 416, 417'nci maddelerince zorunlu kılınan bir belge veya TTK'nın 66-70 nci maddelerinde öngörülen dayanak kayıt bulunmadığı halde daha önce ortak olmaya
11. Hukuk Dairesi         2014/13319 E.  ,  2015/10748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01/04/2014 NUMARASI : 2011/263-2014/74 Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01/04/2014 tarih ve 2011/263-2014/74 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı U.Traktör Ltd. Şti. ile İ. Ö. vekili ve davalı A.. V.. vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/10/2015 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalılardan E. İ. Ö.. U.. ve A.S. U.'den devir alan U. Traktör San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili Av. O. E. davalılardan U.. A..'den D. A. A.. V.. vekili Av. M. G. Ç.ve davacı vekili Av. S. Y. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan U.. A..'nin nama yazılı pay sahibi ortağı olan müvekkilinin şirketin büyük ortağı olan eşinden miras yolu ile intikal eden ve bedelsiz sermaye artışı sonucu (7.800.000.000.000) TL esas sermayenin (6.233.352.500.000) TL’ye karşılık gelen (6.233.352,5) paydan (4.031.318)’inin diğer davalılara devir ve intikal ettirildiğinin öğrenildiğini, oysa müvekkilinin birleşik devir işlemi yapmadığını, tüm bu gelişmelerin eşinin ölümünden sonraki yas-taziye döneminde gerçekleştiğini, TTK'nın 416, 417'nci maddelerince zorunlu kılınan bir belge veya TTK'nın 66-70 nci maddelerinde öngörülen dayanak kayıt bulunmadığı halde daha önce ortak olmayan davalı U. Sınai Yat. A.Ş.'nin de murisin (78.000) payını devralmış gösterilerek ortak kılındığını, esas sermayenin daha sonra TTK'nın 368 nci maddesi hükmüne aykırı olarak (12) trilyon TL’ye çıkartıldığını, davalılarca davaya konu edilen payların haksız edinilmesinden sonra müvekkilinin ve diğer ortak dava dışı Ş. K.’ın yönetimden ve şirket işlerinden uzaklaştırılarak dışlandığını ileri sürerek, davaya konu payların ortaklık haklarını kullanmak üzere MK'nın 427'nci maddesi uyarınca kayyım atanmasını veya payların devrinin ihtiyati tedbir kararı ile önlenmesini, 25.12.1998 tarihli genel kurul hazirun cetvelinde davalılara intikal etmiş gösterilen (4.031.318) payın müvekkiline aidiyetinin tespiti ile sermaye artışları dikkate alınmak ve bu yolla paylarda gerçekleşen artışlar hesaplanarak bu paylara ilişkin davalılar adına görünen kayıtların terkinini ve bu payların müvekkili adına şirket pay defterine işlenmesini, haksız devir işlemlerinin TTK'nın 332 nci maddesi hükmüne nazaran hükümsüz sayılmasını, payların iadesi olanağı bulunmadığı taktirde devir tarihindeki rayiç bedellerinin faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekilleri, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı İbrahim Ö.. U.. vekili tarafından mahkemece verilen 13.10.2009 tarihli karara ilişkin 28.12.2008 tarihli temyiz dilekçesinde U. Traktör Şirketine ait hisselerin U.A.N.V.'ye devredildiği bildirilmiş olmasına rağmen Yargıtay tarafından bu şirkete davanın yönlendirilmesi açısından davacının seçimlik hakkını kullanması yönünde bozma hükmü tesis edilmediği, hisseleri devralan U.Traktör tarafından U.A.N.V'ye yapılan hisse devrinin U.. A..'nin 08.02.2008 tarihli yönetim kurulu kararı ile pay defterine işlenmesine karar verilmiş olup, bu kararda imzası bulunan İ.K.'nın geçerli bir şekilde yönetim kurulu üyesi seçilmediği, davalı U.Traktör Tic. San. A.Ş. vekiline dava dışı şirketle müvekkili şirket arasındaki hisse devirlerinin ne şekilde yapıldığını açıklaması, bu devre ilişkin şirket muavin kayıtlarını 30 gün içinde sunması, aksi taktirde mevcut delillere göre karar verileceği ve ödeme yapılmadan bir sözleşme düzenlendiği ve devreden ile devralan şirket kayıtlarında böyle bir kaydın bulunmadığının kabul edileceği ihtar edilmiş olmasına rağmen davalı vekili tarafından bu konuda beyanda bulunulmadığı, bu durumda davalı U. Traktör San.Tic. A.Ş. ile dava dışı U.A.N.V arasında geçerli bir hisse devrinin varlığından söz edilemeyeceği, 25.12.1998 tarihinde yapılan 1997 yılı Olağan Genel Kurula ilişkin 2 farklı hazirun cetveli düzenlendiğini, incelendiğinde bunlardan davalının savunduğu doğrultuda hisseleri eşitleyen değil, davacının iddiası doğrultusunda davacı ve davalının farklı sayıdaki hisselerini içeren hazirun cetvelinin geçerli sayılması gerektiği, şirket payları senede bağlanmadığından ve bunların yerine geçecek ilmuhaber de çıkarılmadığından çıplak hisse söz konusu olduğundan bu hisselerin devrinin alacağın temliki hükümlerine göre ancak yazılı şekilde yapılabileceği, somut olayda davacının dava konusu ettiği hisseleri diğer davalılara temlik ettiğine ilişkin yazılı bir temlik sözleşmesi bulunmadığını, eşitlenmiş payları içeren 1999-2001 senelerine ilişkin hazirun cetvellerinde bulunan davacı imzasının, davacının dava konusu yaptığı hisseleri diğer mirasçılara temlik ettiğini gösteren bir temlik sözleşmesi olarak nitelendirmeye elverişli olmadığı, temlik akdinden alacağı devir iradesinin açıkça belli olması gerekmesine rağmen, 1999-2000- ve 2001 tarihli hazirun cetvellerinde davacının dava konusu ettiği payları diğer mirasçılara temlik iradesine sahip olduğundan bahsetmeleri mümkün görülmediği, somut olayda şekilsiz de olsa bir sözleşme bulunmadığı, davacının şekilsiz de olsa, ne alacağın temlikine ne de bir miras paylaştırma sözleşmesinin akdedilmesine ilişkin irade beyanının varlığından söz edilemeyeceği, 25.10.1998 tarihinden sonra hisse sahipliğinden doğan hakları kullanılmasında ortaya çıkan eylemli uygulama bakımından hisse sayısındaki eşitliğin davacı tarafından benimsendiğinden söz etmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davada U.Traktör San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine açılan davanın kabulüne, birleşen davalardaki önceki hüküm kesinleşmiş olduğundan yeniden hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. Kararı davalı U. Traktör Ltd. Şti. ile İbrahim Ö.. U.. vekili ve davalı A.. V.. vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı U.Traktör Ltd. Şti. ile İ. Ö. vekili ve davalı A.. V.. vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı U. Traktör Ltd. Şti. ile İ. Ö. vekili ve davalı A.. V.. vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 20/10/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/11897 E., 2012/20765 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
maddelerine dayanılamayacağını, tahsil edenin kim olduğunun belgeye yazılmadığını,müvekkillerinin dolandırıldığını, davalı şirket yöneticilerinden Dursun’un TTK’nun 67. maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ve arandığını, Yimpaş Holding A.Ş.'nin de hisse devrine aracılık ederek izinsiz aracılık faaliyetinde bulunduğunu ileri süre
11. Hukuk Dairesi         2012/11897 E.  ,  2012/20765 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.05.2012 tarih ve 2011/201-2012/420 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .....ile davalı vekili Av.....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi verilerek ve ikna edilerek müvekkilinden 30.03.2005 tarihinde davalı şirketler adına 30.855 Euro tahsil edilip,“Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş. Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli makbuz verildiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini,davalı şirketin ise davacının Yimpaş Yozgat İhtiyaç Maddeleri Paz. ve Ticaret A.Ş.'ne ortak olduğunu savunarak ve TTK 329 ve 405. maddelerini sebep göstererek parayı ödemediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405. maddelerine dayanılamayacağını, tahsil edenin kim olduğunun belgeye yazılmadığını,müvekkillerinin dolandırıldığını, davalı şirket yöneticilerinden Dursun’un TTK’nun 67. maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ve arandığını, Yimpaş Holding A.Ş.'nin de hisse devrine aracılık ederek izinsiz aracılık faaliyetinde bulunduğunu ileri sürerek, davacı ile davalı şirketler arasında kurulmuş geçerli bir ortaklığın bulunmadığının tespitini, tahsil edilen 30.855 Euro (55.540.00.TL)'nin en yüksek ticari faizi ile birlikte nedensiz zenginleşme hükümlerine dayalı olarak faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten Kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı ... AŞ. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 55.540 TL’nin temerrüt faizi ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Yimpaş Holding A.Ş. dışındaki davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup davalılar, davacının davalı ... Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. AŞ.’nin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların zamanaşımı def''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalılar davacının ortak olmak amacıyla Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi imzalamak suretiyle para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususun tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketlerin ticari defter ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirketlere ait pay defterleri, mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar pay defterinde kaydı bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların haksız fiil sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin taktirinde olduğunu belirtmişlerdir. Oysa, mahkemenin kararının gerekçesinde de özetlenen SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, bilirkişi incelemesine sunulan pay defterindeki kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir. Davacının dayandığı iki ayrı Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmelerine göre davacı bu hisseleri Yimpaş Holding A.Ş’den devralmış olup bilirkişi kurulu bu yönden bir inceleme yapmamış, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde temsil edilip edilmediğini, hisse devreden bu şirketin devir tarihi itibariyle hisselerini devrettiği şirketin ortağı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Bu durumda, Dairemizden geçen emsal dosyalarda da belirtildiği üzere tarafların iddia ve savunmaları gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı Yimpaş Holding AŞ.’nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, haksız fiil sorumlulukları bulunup bulunmadığı üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zamanaşımı def''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi dolandırıcılık olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3- Davalı ...Ş'nin temyizine gelince, bu davalı hakkındaki dava husumetten ret edilmiş olup davalının kararı temyiz etmekte hukuki yararı yoktur. HUMK'nun 427/1. maddesi gereğince davada haklı çıkmış taraf ancak hukuki yararı bulunmak şartıyla hükmü temyiz edebilir. Mümeyyiz davalının temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalılar vekilinin 2 nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte gösterilen nedenle Yimpaş Holding A.Ş. dışındaki mümeyyiz davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle kararın adı geçen davalılar yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte gösterilen nedenle Yimpaş Holding A.Ş'nin temyiz isteminin reddine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...Ş. dışındaki davalılara verilmesine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalı ...Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, alınmadığı anlaşılan 21,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalı ...Ş.'den alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz eden davalılar Yimpaş Yozgat İht. Ad. Paz. ve Tic. A.Ş. ve ...'a iadesine, 14.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/11776 E., 2012/20212 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
in usulsüz olarak halka arz edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, müvekkiline süresi içinde hisse senedi teslimi yapılmadığını, şirket anasözleşmesinin ihlal edildiğini, şirket yöneticilerinin TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını ileri sürerek, davalılara verilen 8.240 DM karşılığı 8.190,17 TL'nın en yüksek ticari fai
11. Hukuk Dairesi         2012/11776 E.  ,  2012/20212 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/05/2012 tarih ve2011/567-2012/409 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 07.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin, yüksek oranda kâr verileceği ve parasını istediği her an geri alabileceği taahhüdünde bulunulması karşısında toplam 8.240 DM'yi belge karşılığında davalılara verdiğini, kısa bir süre sonra ihtiyacı nedeniyle ödediği parayı talep ettiğini, ancak davalı tarafça ödenmediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, TTK'na ve SPK’na aykırı olduğunu, hisse senetlerinin usulsüz olarak halka arz edildiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığını, müvekkiline süresi içinde hisse senedi teslimi yapılmadığını, şirket anasözleşmesinin ihlal edildiğini, şirket yöneticilerinin TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını ileri sürerek, davalılara verilen 8.240 DM karşılığı 8.190,17 TL'nın en yüksek ticari faizi ile birlikte tahsiline, müvekkilinin davalı şirketlerle kurulmuş geçerli bir ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tespitine, mevzuata aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek kâr payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı, davalı Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş. ile davacının hukuki bir ilişkisinin mevcut olmadığı gerekçesiyle, bu davalı hakkındaki davanın husumetten reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişlisinin bulunmadığının tesbiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 8.190,00 TL’nın temerrüt faizi ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup davalılar, davacının davalı Yimpaş Gıda A.Ş.’nin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların zamanaşımı def''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalılar davacının ortak olmak amacıyla Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi imzalamak suretiyle para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususun tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait pay defterleri, mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar pay defterinde kaydı bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların haksız fiil sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin taktirinde olduğunu belirtmişlerdir. Oysa, mahkemenin kararının gerekçesinde de özetlenen SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, bilirkişi incelemesine sunulan pay defterindeki kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir. Davacının dayandığı iki ayrı Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmelerine göre davacı bu hisseleri ... isimli kişiden devralmış olup bilirkişi kurulu bu yönden bir inceleme yapmamış, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde temsil edilip edilmediği, hisse devreden bu kişinin devir tarihi itibariyle hisselerini devrettiği şirketin ortağı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Bu durumda, Dairemizden geçen emsal dosyalarda da belirtildiği üzere tarafların iddia ve savunmaları gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalıların tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketlerin yapmış oldukları genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı ...’ın devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, haksız fiil sorumlulukları bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zamanaşımı def''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi dolandırıcılık olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 3- Davalı Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş'nin temyizine gelince, bu davalı hakkındaki dava husumetten ret edilmiş olup davalının kararı temyiz etmekte hukuki yararı yoktur. HUMK'nun 427/1. maddesi gereğince davada haklı çıkmış taraf ancak hukuki yararı bulunmak şartıyla hükmü temyiz edebilir. Mümeyyiz davalının temyiz etmekte hukuki yararı bulunmadığı anlaşılmakla temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalılar vekilinin 2 nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenle Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş. dışındaki mümeyyiz davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle kararın adı geçen davalılar yararına BOZULMASINA, 3 nolu bentte gösterilen nedenle Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş'nin temyiz isteminin reddine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılardan Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş. dışındaki davalılara verilmesine, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin ise davalı Yimpaş Yozgat İht. Mad. Paz. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıdan ... ve Yimpaş Holding A.Ş.'ne iadesine, alınmadığı anlaşılan 21.15 TL temyiz ilam harcının davalılardan Yimpaş Yozgat İht. Mad. Paz. Tic. A.Ş.'den alınmasına, 07/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2012/12025 E., 2012/20791 K.
düşük eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
tam metni aç
tan kişinin yetkili olup olmadığının belli olmadığını, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405 nci maddelerine dayanılamayacağını, müvekkillerinin dolandırıldığını, şirket yöneticilerinin Dursun’un TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, Yimpaş Holding A.Ş.’nin ana sözleşmesinin 4/a b
11. Hukuk Dairesi         2012/12025 E.  ,  2012/20791 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03/05/2012 tarih ve 2011/304-2012/361 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/12/2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, yüksek faiz verileceği ve istenildiğinde paranın geri çekilebileceği garantisi vererek ve ikna ederek müvekkilinden 22.2.2001 tarihinde davalı şirketler adına 20.000 DM tahsil edilip, “... Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi” ibareli makbuz verildiğini, davalılara gönderilen ihtara rağmen paranın iade edilmediğini ve cevap dahi verilmediğini, davalıların para toplama faaliyetinin Bankalar Kanunu’na, SPK’na aykırı olduğunu, geçerli bir hisse devri yapılmadığını, davalıların nedensiz zenginleştiğini,belgede devir eden olarak yer alan davalıYimpaş İhtiyaç Maddeleri AŞ. adına imza atan kişinin yetkili olup olmadığının belli olmadığını, ortak olmayan ve hisse senedi verilmeyen müvekkiline karşı TTK’nun 329 ncu ve 405 nci maddelerine dayanılamayacağını, müvekkillerinin dolandırıldığını, şirket yöneticilerinin Dursun’un TTK’nun 67 nci maddesine ve SPK’na muhalefet suçlarından ceza aldığını, ortaklık ilişkisinin geçerli olmadığını, Yimpaş Holding A.Ş.’nin ana sözleşmesinin 4/a bendinde faiz ve temettü garantisi verildiğini, davalı ...’un şirketi paravan olarak kullandığını ve TTK.nun 336 ncı maddesi uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, bu sözleşme ile hisse satımı yapılamayacağının tespitini,mevzuata aykırı olan sözleşmenin hükümsüzlüğünü, tahsil edilenin toplam TL karşılığı olan 18.406.00 TL'nın faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “mahkemece, konusunda uzman bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davalı şirketlerin yasal defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, davalı şirketlerin ortaklık durumunun gerçekten de ikincil kayıtlar tutulmak suretiyle takip edilip edilmediği, şirket ortaklığının gerçekten kazanılıp kazanılmadığı, davacının davalı şirketlere pay senedi satın almak suretiyle mi yoksa devir suretiyle mi ortak olduğu, yeni pay almak suretiyle ortaklık söz konusu ise davacıya verilen pay senetlerinin o tarih itibariyle nominal değerinin ne olduğu, şayet davacıdan nominal değer üzerinden bir bedel alınmış ise primli hisse senedi çıkarılması yolunda bir kararın bulunup bulunmadığı hususlarının tek tek tespit edilmesi, aksi sonuca varıldığında "çoğun içinde az da vardır kuralı" gereği varsa davacıdan fazla alınan bedelin iadesine (tahsiline) karar verilmesi ve açıklanan tüm bu hususların tereddütsüz şekilde ortaya konulmasından sonra davalıların hukuki durumlarının buna göre belirlenmesi gerektiği” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak bilirkişi raporu alınmak suretiyle davalı şirket yöneticisinin yüksek kar payı verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, bu para karşılığı verilen hisse senedi devir ve kabul sözleşmesinin hükümsüz olduğu, davalıların eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir ortaklık ilişkisinin kurulmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunmadığının tesbiti ile yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne, 18.46,00 TL’nın temerrüt faizi ile birlikte diğer davalılardan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir. 1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tesbiti, hukuka aykırı şekilde kurulan yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğü ve davalılar tarafından tahsil edilen paranın istirdadına ilişkin olup davalılar, davacının davalı ... Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. AŞ.’nin ortağı olduğunu ve TTK'nun 329-405. maddeleri gereğince ödediği parayı geri isteyemeyeceğini savunmuşlar ve mahkemece de yukarıda yazılan gerekçeyle bilirkişi raporu alındıktan sonra davalıların eylemi nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmek suretiyle davalıların zamanaşımı def''inin reddiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, davalılar davacının ortak olmak amacıyla Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesi imzalamak suretiyle para verdiğini, kendisine hisse senedi verildiğini ve geçerli bir şekilde ortaklık ilişkisinin kurulduğunu savunduklarına göre evvelemirde davacının davalı şirkete gerçekten ortak olup olmadığının tesbiti ve davalıların zamanaşımı def'inin de buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Mahkemece, bu hususun tesbiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilerek bilirkişilere davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarını inceleme yetkisi verilmiş ise de bilirkişi kurulu raporlarında, davalı şirkete ait pay defterleri, mali tabloları ve genel kurul tutanaklarının incelemeye sunulduğunu beyanla bu belgeleri incelemek suretiyle davacının ortaklar pay defterinde kaydı bulunduğundan bahisle pay senedi almak suretiyle ortak olduğunu bildirmişler, davalıların haksız fiil sorumluluğunun bulunup bulunmadığı hususunun ise yabancı mahkeme kararlarındaki iddiaların varit görülüp görülmemesine göre değişeceğini ve mahkemenin takdirinde olduğunu belirtmişlerdir. Oysa, mahkemenin kararının gerekçesinde de özetlenen SPK raporunda davalı şirketin resmi kayıtlardan ayrı olarak ikincil kayıtlar tuttuğu belirtilmekte olup, bilirkişi incelemesine sunulan pay defterindeki kayıtların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı belli değildir. Davacının dayandığı Hisse Senedi Devir ve Kabul Sözleşmesine göre davacı bu hisseleri Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş.'den devralmış olup bilirkişi kurulu bu yönden bir inceleme yapmamış, davacının devir aldığı bu payların davalı şirketin sermayesi içinde temsil edilip edilmediğini, hisse devreden bu şirketin devir tarihi itibariyle hisselerini devrettiği şirketin ortağı olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Bu durumda, Dairemizden geçen emsal dosyalarda da belirtildiği üzere tarafların iddia ve savunmaları gözetildiğinde evvelemirde davacının sahih bir şekilde davalı şirkete ortak olup olmadığının belirlenmesi gerektiğinden mahkemece bilirkişi kuruluna davalının tüm ticari defter ve kayıtları ve ayrıca hisse devir tarihinden dava tarihine kadar davalı şirketin yapmış olduğu genel kurullara ait tutanaklar ve hazirun cetvelleri incelettirilmek suretiyle davacıya verilen hisse senedinin bir değerinin bulunup bulunmadığı, bu hisselerin davalı şirketin sermayesinde temsil edilip edilmediği, davacının hisse devir aldığı Yimpaş Yozgat İhtiyaç Mad. Paz. A.Ş.'nin devir tarihi itibariyle davalı şirkette ortak olup olmadığı, genel kurullarda sermayenin ne şekilde temsil edildiği, hususları açıklığa kavuşturulmalı ve bu inceleme sonucunda davacının ortaklığının sahih olmadığı, pay defterindeki kaydın diğer kayıtlarla örtüşmediği anlaşıldığı taktirde bu aşamadan sonra davacının zararından davalıların sorumlu olup olmadığı, haksız fiil sorumlulukları bulunup bulunmadığı, üzerinde durularak her bir davalının hukuki durumunun buna göre tayin ve takdir edilmesi ve davalıların zamanaşımı def''i de buna göre değerlendirilmek suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken davacının ortak olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan davalıların eylemi dolandırıcılık olarak nitelendirilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenle davalılar vekilinin 2 nolu bent dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.