Türk Ticaret Kanunu 670. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 670- (1) Sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir.
BİRİNCİ BÖLÜM
Poliçe
BİRİNCİ AYIRIM
Poliçenin Düzenlenmesi ve Şekli
A) Şekil
I - Unsurları
1. Genel olarak
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
8 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2024/1708 E., 2024/7038 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
sayılı dosyasında alınan rapor ve yine Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarda murisin fiil ehliyetinin sınırlandırılması gerektiğinin belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 670 inci maddesine göre murisin kambiyo senedi düzenlemeye ehil olmadığını, bakıcı ...
11. Hukuk Dairesi 2024/1708 E. , 2024/7038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/425 Esas, 2023/1041 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen bononun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların müteveffa ...'in mirasçıları olduğunu, murise yönelik keşidecisi olduğu 550.000,00 TL bedelli bonaya dayalı icra takibi başlatıldığını, takibin kesinleşerek haciz safhasına geçildiğini, murisin 25.02.2014 tarihinde vefat ettiğini, bonoda kefil olarak görünen kişinin bakıcısı olduğunu, bakıcısı ve bakıcısının eşinin birlikte hareket ederek murisin durumundan faydalandığını, Küçükçekmece 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/1294 E. sayılı dosyasında alınan rapor ve yine Adli Tıp Kurumundan alınan raporlarda murisin fiil ehliyetinin sınırlandırılması gerektiğinin belirtildiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 670 inci maddesine göre murisin kambiyo senedi düzenlemeye ehil olmadığını, bakıcı ... ve eşi ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu iddia ederek murisin düzenlediği üç adet bononun mutlak butlan ile hükümsüz olduğunun tespiti ve bonoların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, iddia edilen olayları bilmesinin beklenemeyeceğini, keşideci ...'e her hangi bir vasi atanmadığını, davacının dayandığı raporların bonoların keşide tarihinden sonraki bir tarihte alındığını, davacıların mirası reddetmediğini ve murisin borçlarından sorumlu olduklarını savunarak davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde, davacı tarafça, akli dengesi yerinde olmadığı ileri sürülen müteveffa ...'in düzenlediği bonoların, kesin hükümsüzlük nedeniyle mutlak batıl olduğunun tespiti ile iptaline karar verilmesi talep edildiği, davacı vekili 19.01.2015 tarihli dilekçesinde de davanın menfi tespit davası olmadığını belirttiği, İstanbul Adli Tıp Kurumu Dördüncü İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 30.03.2016 tarihli, 2016/1617 K. sayılı ve 19.04.2017 tarihli, 2017/1599 K. numaralı raporları ile ...'in bonoların tanzim tarihi olan 30.03.2011, 15.06.2011 ve 15.09.2011 tarihlerinde fiili ehliyetini haiz olduğu tespit edilmiş olduğu, bu durumda takibe konu bonoların geçerli olduğu, davacılar vekilinin tahkikat aşaması sona erdikten sonra ıslah talebinde bulunduğu ancak bunun mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fiil ehliyetini haiz olmadığı iddiasına dayalı bononun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacılar vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
V. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz isteminin reddi ile İlk Derece Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 02.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Diğer kararlar (4)
12. Hukuk Dairesi, 2023/1519 E., 2023/3038 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
tam metni aç
maddesine göre (6102 sayılı TTK'nın 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir.
12. Hukuk Dairesi 2023/1519 E. , 2023/3038 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/610 E., 2022/2963 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... İcra Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/321 E., 2022/23 K.
Taraflar arasındaki borca ve imzaya itiraza ilişkin uyuşmazlıktan dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddi ile yargılama sırasında takip durdurulmadığından davalı tarafın inkar tazminatı talebi şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
Kararın muteriz borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine hükmedilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı müteriz borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. İTİRAZ
Borçlu icra mahkemesine başvuru dilekçesinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... aleyhine 19.09.2005 tanzim tarihli, 28.11.2019 vade tarihli 600.000,00 TL bedelli 1 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, 17.08.2021 tarihinde müvekkili borçluya ödeme emri tebliğ edildiğini, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını, gerek ruhsal gerek fiziksel olarak imza atacak durumda olmadığını, sunulan raporlara göre rahatsız olduğunu ihtiyaçlarını gideremediğini, resmi işlerini takip edemediğini, kısıtlanması için ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/1425 Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, takibe konu borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürerek takibin iptaline, kötü niyetli alacaklının takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve alacağın %10 oranında para cezasına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Alacaklı cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; yapılan teknik incele sonunda düzenlenen 16.12.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunda; "imzaların genel şekli, imzaların başlangıç hareketlerinin yapılışı, imzalardaki dönüş hareketlerinin yapılışı, imzalar içerisindeki buklesel hareketlerin yapılışı, imzalardaki yatay çekiliş hareketlerinin yapılışı, imzaların bitim hareketlerinin yapılışı, kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görülmüş olup, söz konusu imzaların ... eli ürünü olduğu" tespit ve rapor edildiği, borçlunun bilirkişi raporunu kabul etmediği, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda yeterli ve özenli inceleme yapılmadan bahisle rapora itirazla Adli Tıp Kurumundan yeniden inceleme talep edilmeke ise de, alınan bilirkişi raporunda davacıya ait çok sayıda ıslak imza örneklerinin de incelenmek ve değerlendirilmek sureti ile ve yeterli teknik incelemeyi içerir şekilde kesin kanaate haiz rapor düzenlendiği ve bu raporun karara esas alınmaya elverişli ve yeterli bulunduğu, borçlunun Adli Tıp Kurumundan yeniden inceleme yönündeki talebinin yerinde görülmediği, yeterli teknik inceleme sonucunda ve kesin kanaati içeren rapora itibar edildiği, takip dayanağı bononun 2811.2019 vade tarihli olduğu görülmekle, takip tarihi olan 12.08.2021 tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, yargılama sırasında takip durdurulmadığından inkar tazminatı talebinin yerinde görülmediği gerekçesi ile davanın reddi ile yargılama sırasında takip durdurulmadığından davalı tarafın inkar tazminatı talebi şartları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müteriz borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Müteriz borçlu istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan raporun denetimden uzak olduğunu, İstanbul ATK'dan rapor alınması taleplerinin mahkemece reddedildiğini, borçlu ile alacaklı arasında hiçbir ticari ilişki bulunmadığını, düzenleme tarihi 19.09.2005 olan senet için genel zaman aşımının dolduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve yeterli olduğu takibe dayanak bonadaki imzanın davacı borçlunun eli ürünü olduğu yönünde kesin kanaat içerdiği, dar yetkili icra hukuk mahkemesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin incelenmesinin usulen mümkün olmadığı, takip tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 749. maddesi gereğince, keşideciye karşı başlatılacak takiplerde zamanaşımı süresinin vadeden itibaren 3 yıl olduğu, takip dayanağı bono 28.11.2019 vade tarihli olup, takip tarihi olan 12.08.2021 tarihi itibariyle 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile müteriz borçlunun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde müteriz borçlu temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Müteriz borçlu temyiz dilekçesinde; itiraz ve istinaf dilekçesini tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, bonoya dayalı olarak başlatılan kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, takibin iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
İİK'nın 170'inci maddesi, İİK'nın 169/a maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 778. maddesinin göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 749. maddesi, 6762 Sayılı TTK'nın 582. maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9, 10, 13, 14, 15, 16. maddeleri
3. Değerlendirme
Sair temyiz itirazları yerinde değilse de;
Takibe dayanak bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nın, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 582. maddesine göre (6102 sayılı TTK'nın 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanun'un 1. maddesi gereğince, bu kanunun ayrılmaz bir cüzü olduğu açıklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; aynı Kanun'un 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddesine göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddesine göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
11.06.1941 gün ve 1941/4-21 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "......, olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin, esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda, o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir ...Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Somut olayda, ... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 28.10.2021 tarih 2021/1425 E. - 2021/1807 K. sayılı kararı ile ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporu ve TMK'nın 409/2. maddesi dikkate alındığında, vasi tayininin gerektiği gerekçesiyle keşideci borçlu ...’ın akıl hastalığı sebebiyle TMK’nın 405. maddesi gereğince vesayet altına alınarak, Nurcan Kamit'in vasi olarak atandığı görülmektedir.
Ancak rapor içeriğinden; borçlunun, takibe konu senedin düzenlenme tarihi (19.09.2005 tarihi) ve takip tarihi (12.08.2021 tarihi) itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır.
Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur.
O halde mahkemece, borçlu borçlu ...’ın takibe konu bononunn düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yapılması amacıyla, vasiye, borçlu ...’a ilişkin doktor raporu, hastane v.s sağlık kuruluşları ile ilgili diğer belgeleri sunması için süre verilmesi, yine vesayet kararına dayanak olan ... Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından düzenlenen 19.08.2021 tarihli sağlık kurulu raporunun getirtilerek dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, borçlu ...’ın takibe konu bononun düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Borçlunun temyiz isteminin kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, ... Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin borçlunun istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
... İcra Hukuk Mahkemesinin 26.01.2022 tarih, 2021/321 E.-2022/23 K. sayılı kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2017/5892 E., 2018/7476 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
maddesine göre (6102 Sayılı TTK'nun 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir.
12. Hukuk Dairesi 2017/5892 E. , 2018/7476 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından (1 adet) bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla, asıl borçlu-keşideci muris ...’ın varisleri olan borçlu mirasçılar aleyhine başlatılan takipte, borçluların icra mahkemesine yaptıkları başvuruda; senetteki imzanın murislerine ait olmadığı iddiasıyla imzaya ve borca itiraz ederek takibin durdurulmasını istedikleri, birleşen dava borçlusunun da; murisleri ...’ın 30/05/2012 tarihinde vefat ettiğinde nüfusta 90 yaşında olduğunu, ancak beden yaşı olarak 97 yaşında bulunduğunu, anılan senedin tanzim ve vade tarihlerinde ... Alman Hastanesinde yoğun bakımda tedavi altında bulunduğunu, senedi imzalamasına da imkan olmadığını ileri sürerek takibinin iptalini ve lehine tazminata hükmolunmasını talep ettiği, mahkemece, öncelikle anılan borçlulara ait dava dosyalarının birleştirilmesine karar verildiği, sonrasında yapılan yargılama neticesinde, imzaların, ...'ın eli ürünü olduğunun anlaşılması ve borçluların diğer iddialarını da ispat edemedikleri gerekçesiyle davanın ve birleşen davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
6762 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 582. maddesine göre (6102 Sayılı TTK'nun 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanunun 1. maddesi gereğince, bu Kanunun ayrılmaz bir cüzü olduğu açıklanan TMK'nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; 10. maddeye göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddeye göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddeye göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Hukuki işlem ehliyeti, yapılan işlemin geçerlilik koşulu olup, davada da taraflara ilişkin dava koşullarındandır. Yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir.
Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı gibi sebeplerden biri ile makul surette hareket etmek iktidarından mahrum bulunanlar, başka bir deyimle tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki işlemler kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersizdir. 11/06/1941 gün ve 1941/4-21 sayılı İçtihatları Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "... Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir... Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Somut olayda, borçluların sunduğu ve ... İnönü Üniversitesi ... Tıp Merkezi’nden temin edilen çok sayıdaki rapor ve tedavi evrakından, muris keşideci ...’ın “Koah hastalığına bağlı rahatsızlıkları” olduğu görülmektedir. Ancak raporların içeriğine göre borçlunun, takibe konu senedin tanzim tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır.
O halde, mahkemece, borçlunun, takip dosyasına konu bononun keşide tarihi olan 04.05.2012 tarihinde, hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yapılması amacıyla, borçlulara, murislerine ait varsa başkaca rapor, tedavi evrakı ve diğer belgeleri sunmaları için süre verilmesi, yine dosya arasında bulunan sağlık kurulu raporları ile varsa bu raporlara dayanak teşkil edecek belgeler getirtilerek, dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, muris ...'ın 04/05/2012 tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05/07/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2016/28011 E., 2018/1572 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
tam metni aç
maddesine göre (6102 sayılı TTK'nun 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir.
12. Hukuk Dairesi 2016/28011 E. , 2018/1572 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İcra Hukuk) Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan kambiyo senetlerine özgü icra takibine karşı, borçlu vekili icra mahkemesine başvurusunda sair itiraz ve şikayetleri yanında, müvekkilinin alzheimer hastası olduğunu,bu nedenle Fatsa Sulh Hukuk Hakimliği’nin 2015/882 Esas sayılı dosyasıyla vesayet altına alınması için dava açıldığını, senet altındaki imzanın hukuken müvekkiline ait olmadığını, aksi düşünülse bile müvekkilinin okuma yazma bilmediğinden attığı imzanın kendisini bağlamayacağını belirterek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiş, Mahkeme, “....davacı vekili tarafından imzaya itiraz edilmişse de, itiraz gerekçesinde imzanın davacı borçluya ait olduğunu ancak okuma-yazma bilmediğinden geçerli bir imza olmadığını beyan ettiği, buna karşın davacı vekilinin vekaletnamesinin davacının imzası ile düzenlendiği, imzanın geçersiz olduğunun kabulü halinde, davacı vekilinin vekil sıfatının kalkacağı ve usulünce açılmış bir dava bulunmayacağı gözetilerek,...” gerekçesiyle imzaya itirazı reddetmiştir.
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Takibe dayanak bononun tanzim tarihi itibariyle yürürlükte olan 6762 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 582. maddesine göre (6102 sayılı TTK'nun 670. maddesi), akit ile borçlanmaya ehil olan kimse, poliçe, çek ve bono ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanun'un 1. maddesi gereğince, bu kanunun ayrılmaz bir cüzü olduğu açıklanan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; aynı Kanun'un 10. maddesine göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddesine göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddesine göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler.
11/06/1941 gün ve 1941/4-21 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "...Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin, esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda, o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir ...Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Somut olayda, borçlu vekili tarafından temyiz dilekçesi ekinde dosyaya sunulan Ordu Devlet Hastanesince düzenlenen 17/12/2015 tarihli sağlık kurulu raporunda “...Vasi tayini uygundur. Akli melekeleri akıllıca yaşam sürdürmek için yeterli değildir. Medeni Hakları kullanmaya haiz değildir. Mahkemece dinlenilmesinde kısmen yarar vardır...” şeklinde kanaatlere yer verilmiştir. Ancak rapor içeriğinden; borçlunun, takibe konu senedin düzenlenme tarihi (17/07/2009 tarihi) ve takip tarihi (10/11/2015 tarihi) itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır.
Hukuki işlemlerde tarafların fiil ehliyeti kamu düzenine ilişkin olduğundan, bu hususun mahkemece re'sen dikkate alınması zorunludur.
O halde mahkemece, derdest olan vesayet davasında alınan ve dosyaya temyiz dilekçesi ekinde sunulan sağlık kurulu raporu ile varsa tedavi evraklarının borçlu ile birlikte Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'na veya tam teşekküllü bir devlet hastanesine gönderilerek, bonoyu düzenleyen konumunda olan ...’nın bononun düzenlenme tarihi ve takip tarihi itibariyle temyiz kudretine haiz bulunup bulunmadığı yönünde rapor aldırılması ile tespit edilecek sonucuna göre karar verilmesi (her iki tarih itibariyle borçlunun temyiz kudretine haiz olduğu sonucuna varılması halinde, imzaya itirazın bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle incelenmesi) gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2017/273 E., 2017/1603 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
Takibe konu bononun düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre;
12. Hukuk Dairesi 2017/273 E. , 2017/1603 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 02.03.2016 tarih, 2015/29163 E. - 2016/6024 K. sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu vasisi ... tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan takibe karşı, borçlu ...’nin icra mahkemesine başvurusunda; senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, imzanın kendisine ait olduğu bir an kabul edilse dahi senedin zorla imzalatıldığını, dolandırıcılık suçundan dolayı soruşturmanın devam ettiğini ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği, mahkemece, borçlunun, savcılık dosyasında, senetteki imzanın kendisine ait olduğunu beyan ettiği gerekçesi ile itirazın reddine karar verildiği, borçlu vekilinin temyizi üzerine kararın Dairemizce onandığı, karar düzeltme aşamasında borçlu ile ilgili olarak Finike Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2015/263 E. - 2016/52 K. sayılı ve 15.02.2015 tarihli vesayet kararının sunulduğu ve vasi ...’nin, karar düzeltme talebinde, borçlunun akıl hastalığının bulunduğunu bildirdiği anlaşılmaktadır.
Takibe konu bononun düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6102 Sayılı TTK'nun, "Borçlanma Ehliyeti" kenar başlığını taşıyan 670. maddesine göre; sözleşme ile borçlanmaya ehil olan kişi, kambiyo senetleri ile borçlanmaya da ehildir. Aynı Kanunun 1. maddesi gereğince, bu Kanunun ayrılmaz bir parçası olduğu açıklanan TMK'nun 9. maddesine göre, fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir; 10. maddeye göre, ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her ergin kişinin fiil ehliyeti vardır; 13. maddeye göre, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes, bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir; 14. madde hükmüne göre, ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur; 15. madde hükmüne göre, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere, ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz; 16. maddeye göre ise, ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç altına giremezler. Hukuki işlem ehliyeti, yapılan işlemin geçerlilik koşulu olup, davada da taraflara ilişkin dava koşullarındandır. Bu nedenle yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen dikkate alınması gerekir.
Akıl hastalığı yahut akıl zayıflığı gibi sebeplerden biri ile makul surette hareket etmek iktidarından mahrum bulunanlar, başka bir deyimle tam ehliyetsiz olanların yaptıkları hukuki
işlemler, kanuni mümessilleri tarafından onaylanmadıkça geçersizdir. 11/06/1941 gün ve 1941/4-21 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının sonuç bölümünde; "... Mümeyyiz olmayan bir kimse ile hukuki muamelede bulunan diğer âkidin bunu bilmeyerek hüsnüniyetle hareket etmiş olması, zikri geçen 15. maddenin mutlak ve kat'i sarahati karşısında, öyle bir kimsenin tasarrufu üzerine hukuki hükmün terettüp etmesi için kafi değildir. Kanun o gibi temyiz kudretinden mahrum kimselerin esasen hüküm ifade etmeyen tasarrufları hususunda o tasarruftan dolayı hak iddia edenlerin hüsnüniyetlerini himaye etmemektedir... Medeni Kanunumuzun metin ve ruhundan başka türlü bir netice çıkarılmasına imkan yoktur..." hükmü yer almakta olup, anılan hükümle, ayırt etme gücünden yoksun olan kişilerin tasarruflarının geçersiz olduğu açıkça vurgulanmıştır.
O halde mahkemece, borçlu ...’nin, takibe konu bononun düzenleme tarihinde, hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin yapılması amacıyla, vasiye, borçlu ...’ye ilişkin doktor, hastane v.s sağlık kuruluşları ile ilgili diğer belgeleri sunması için süre verilmesi, yine vesayet kararına dayanak olan... Devlet Hastanesi’nin 20.10.2015 tarih 473 sayılı raporunun getirtilerek dosyanın kül halinde tam teşekküllü bir hastaneye veya Adli Tıp Kurumu’na gönderilerek, borçlu ...’nin takibe konu bononun düzenlenme tarihi itibariyle hukuki işlem ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünde rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup Dairemizce mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken, onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
SONUÇ : Borçlu vasisi ...’nin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 02/03/2016 tarih ve 2015/29163 E. - 2016/6024 K. sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 09/02/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.