Türk Ticaret Kanunu 688. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.
Madde Metni
MADDE 688- (1) Ciro, “bedeli tahsil içindir”, “vekâleten” veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da sadece vekil etmeyi ifade eden bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat o poliçeyi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir.
(2) Poliçeden sorumlu olanlar, bu hâlde, ancak cirantaya karşı ileri sürebilecekleri def’ileri hamile karşı dermeyan edebilirler.
(3) Tahsil cirosunun içerdiği yetki, bu yetkiyi verenin ölümü ile sona ermeyeceği gibi, onun medenî hakları kullanma ehliyetini kaybetmesiyle de ortadan kalkmaz.
2. Rehin cirosu
Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları
99 karar eşleşti
yüksek eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
Uyuşmazlık, TTK.nun 688.maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıyan bonodan kaynaklanmaktadır.
Hukuk Genel Kurulu 2010/19-62 E., 2010/48 K.
Hukuk Genel Kurulu 2010/19-62 E., 2010/48 K.
- BONO VEYA EMRE MUHARRER SENET
- MENFİ TESPİT DAVASI- 4077 S. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN [ Madde 23 ]
- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 688 ]
- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 689 ]
- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 3 ]
- 6762 S. TÜRK TİCARET KANUNU [ Madde 4 ]
"İçtihat Metni"
Taraflar arasındaki “
“Menfi Tespit”
” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 2.Sulh Hukuk Mahkemesince “
“mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine”
” dair verilen 05.02.2008 gün ve 2007/2135 E- 2008/190 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 13.04.2009 gün ve 2008/11409-2009/3023 sayılı ilamı ile; (…
…Dava, dershane hizmet bedeli ödendikten sonra sahte ve mükerrer düzenlenen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davalı F.....bank A.Ş.vekili, müvekkili bankanın iyiniyetli hamil olduğunu, senedin protesto edildiğini, protestoyu kendi lehtar sıfatıyla değil, Ö..... Ç.... Ltd. Şti. adına yaptığını, zarardan sorumlu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, 4077 Sayılı Yasa'nın 23.maddesi gereği, mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine, görevli mahkemenin Ankara Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine, süresinde talep edilmesi halinde dosyanın Ankara Tüketici Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, TTK.nun 688.maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıyan bonodan kaynaklanmaktadır. TTK.nun 4/1.maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu kanunda yani TTK.nda tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Mahkemece anılan yasa hükmü gözetilmeksizin, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, dershane hizmet bedeli ödendikten sonra sahte ve mükerrer düzenlenen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Hukuk Genel Kurulu’ndaki görüşmeler sırasında, Mahkemece verilen direnme kararının gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı hususu bir ön sorun olarak değerlendirilmiş ve şu sonuca ulaşılmıştır:
Yerel Mahkemece verilen ilk kararda, “
“taraflar arasındaki temel ilişkinin 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/d maddesinde tanımlanan "Hizmet" ilişkisi niteliğinde olduğu, bu itibarla aynı Kanunun 23.maddesi uyarınca davanın Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği”
” gerekçesiyle, “
“Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine”
” hükmedilmiştir.
Özel Daire’ce bu karar, “
“uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu’nun 688.maddesinde öngörülen zorunlu unsurları taşıyan bonodan kaynaklandığı ve aynı Kanunun 4/1.maddesi uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu’nda tanzim olunan hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, dolayısıyla davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gereğine”
” işaretle bozulmuştur.
Yerel Mahkemece direnme kararında, bu kez önceki gerekçeden farklı olarak, “
“dava konusu senedin Türk Ticaret Kanunu’nun 688/6 ve 689/4.maddelerinde yazılı tanzim yerine ilişkin zorunlu unsuru bulunmayan adi bir senet niteliğinde olduğu ve bono vasfının bulunmadığı”
” gerekçesine dayanılarak “
“Mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine”
” karar verilmiştir.
Bu durumda; Yerel Mahkemenin verdiği direnme kararı, gerçekte Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429/3.maddesi anlamında bir direnme kararı niteliğinde olmayıp, öncekinden tamamen farklı bir gerekçeye dayalı, yeni bir hükümdür.
O nedenle, kararın temyizen incelenmesi görevi Yargıtay 19.Hukuk Dairesine ait olup; davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya Özel Dairesine gönderilmelidir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın 19.HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 03.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.
Diğer kararlar (4)
Hukuk Genel Kurulu, 2014/1091 E., 2016/847 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi tanzim edenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur.
Hukuk Genel Kurulu 2014/1091 E. , 2016/847 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 11. İcra Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.04.2013 gün 2013/291 E., 2013/350 K. sayılı ilamı davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 28.06.2013 gün ve 2013/15633 E, 2013/24338 K. Sayılı kararı ile onanmış, davacı/borçlu vekilinin karar düzeltme talebi üzerine, 12.12.2013 gün 2013/32978 E., 2013/39836 K. sayılı ilamı ile;
(...Alacaklı tarafından 1 adet bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla başlatılan takipte borçlunun, takip dayanağı bonoyu firmayı temsilen imzaladığını, şahsi sorumluluğu bulunmadığını ileri sürerek takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
TTK'nun 688/7. maddesi gereğince, takip konusu belgenin kambiyo vasfını taşıması için "senedi tanzim edenin imzasını" ihtiva etmesi zorunludur. Anılan maddede sorumluluk için sadece imzadan söz edilmiş, birden fazla imzanın bulunması koşul olarak kabul edilmemiştir. TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 589. maddesi gereğince, şirketi münferiden temsile yetkili temsilcinin şirket kaşesi dışında senet üzerine atmış olduğu imza bizatihi kendisini sorumlu kılar. Yine TTK'nun 690. maddesi göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı Kanun'un 613 ve 614/l. maddeleri gereğince, keşideci imzası dışında bononun ön yüzüne konulan her imza aval şerhi sayılır. Aval için sadece imza yeterli olup, ayrıca ad ve soyadın yazılması gerekli değildir.
Bu açıklamalar ışığında sorumluluk doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunluluğu olmadığından şirket kaşesi dışına atılan imza aval olarak değerlendirilir (...nun 05/10/2011 tarih ve 2011/12-480 sayılı kararı).
Somut olayda, takip dayanağı bonoda yer alan iki imzanın da keşideci firmanın kaşesi üzerine atıldığı görülmektedir. İtiraz eden ve adı geçen firma yetkilisi olan ...'in, kaşe dışında, açıkta herhangi bir imzası da bulunmadığına göre; kaşe üzerine atılan imzaların şahsı adına değil, kaşesi bulunan firma sahibini temsilen atıldığı ve onu borç altına soktuğu kabul edilmelidir.
Mahkemece; muteriz borçlunun takip dayanağı senetlerden dolayı şahsen sorumlu olmadığı sonucuna varılarak borca itirazının kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi isabetsiz olup, Dairemizce kararın bu nedenle bozulması gerekirken onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.,...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN : Davacı/borçlu vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktanve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı/borçlu vekili, müvekkili aleyhinde yapılan takibe konu senedi (bonoyu) vekaleten imzaladığını, şahsen sorumluluğu olmadığını, borçlu firmada SSK’lı olarak çalıştığını ileri sürerek takibin iptalini istemiştir.
Davalı/alacaklı vekili, davacının vekaleten imzaladığına ilişkin bono üzerinde hiçbir
kayıt söz konusu olmadığını; icra takibine konu edilen bonoda keşideci bölümünde davalının çift imzası bulunduğunu, davalı borçlunun da bono üzerindeki imzasını inkar etmediğini, imzayı kabul ettiğini, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 688/7. maddesi gereğince bonodaki borçtan sorumlu olması için keşidecinin tek imzasının yeterli olup, bonoda birden fazla imza olması halinde şirket temsilcisi olarak şirket adına senedin imzalanması dışında, ikinci imzanın da kendi adına atıldığının kabulü gerektiğini belirterek, davanın reddine savunmuştur.
Yerel mahkemece, davacı tarafın imzayı ikrar ettiği, iki kaşe altında iki imzanın bulunduğu, Yargıtay kararları gereği bononun geçerli olması için şirket kaşesi altında tek imzanın gerekli ve yeterli olup, ikinci imzanın şirket yetkilisinin şahsen sorumluğunu gerektireceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı/borçlu vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece onanmış, karar düzeltme istemi üzerine yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü temyize davacı/borçlu vekili getirmektedir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takibe konu senette (bonoda), keşideci firma kaşesi altına davacı tarafından atılan ikinci imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, varılacak sonuca göre davacının borçtan şahsen sorumlu olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, somut olayda davacının, dava dışı Ufuk Rahimaka adına vekaleten kambiyo taahhüdünde bulunma yetkisinin bulunup bulunmadığı konusunun tespit edilmesi gerekmektedir. Bu nedenle uyuşmazlığın çözümü için vekaletin kapsamına ilişkin yasal düzenlemeler irdelenmelidir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Vekaletin kapsamı” başlıklı 504.maddesi;
“Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir.
Vekâlet, özellikle vekilin üstlendiği işin görülmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılması yetkisini de kapsar.
Vekil, özel olarak yetkili kılınmadıkça dava açamaz, sulh olamaz, hakeme başvuramaz, iflas, iflasın ertelenmesi ve konkordato talep edemez, kambiyo taahhüdünde bulunamaz, bağışlama yapamaz, kefil olamaz, taşınmazı devredemez ve bir hak ile sınırlandıramaz.”
Hükmünü amirdir.
Görüldüğü üzere, vekil özel bir yetkiye sahip olmadıkça dava açamayacağı gibi, kambiyo taahhüdünde de bulunamaz. Vekilin kambiyo taahhüdünde bulunabilmesi için vekaletnamede açıkça “Kambiyo taahhüdünde bulunmak üzere” yetkilendirilmiş olması gerekir. Ancak, açıkça verilen yetkiye dayanarak kambiyo senedi düzenlenmesi halinde asilin vekilin bu işleminden sorumlu olduğu kabul edilebilir. Şayet bu açık yetki verilmemişse 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerinden sorumluluğa ilişkin hükümleri uygulama alanı bulacaktır.
Hemen burada 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun bonolar hakkındaki sorumluluk hükümleri ortaya konulmalıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “Yetkisiz imza” başlıklı 678. maddesinde;
“Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir.”
Denilmekte;
“Düzenleyenin sorumluluğu” başlıklı 679. maddede de;
“Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde sorumlu olmayacağını şart edebilirse de ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıtlar yazılmamış sayılır.”
Hükmü yer almaktadır.
6102 sayılı TTK’nın 778/2-(e) maddesi uyarınca bono hakkında da TTK’nın 678-679. Maddeleri uygulama alanı bulacaktır.
Şu durumda, vekil özel yetki gerektirdiği ve bu konuda özel olarak açıkça yetki verilmediği halde kambiyo taahhüdünde bulunmuşsa bu taahhüdünden bizzat ve şahsen sorumlu olur ve burada artık asilin sorumluluğundan söz edilemez.
Nitekim, aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.11.2006 gün ve 2006/12-682 Esas, 2006/682 Karar sayılı kararlarında da vurgulanmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dosyada mevcut Ankara 43. Noterliğinin 01.03.2012 tarih ve 5117 yövmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname ile dava dışı Ufuk Rahimaka, davacı ...’i vekil tayin ettiği sözkonusu vekaletname ile “bilumum çek, poliçe, emre muharrer senetleri ilgili bankaya tahsil ve teminata vermeye protestolarını talep etmeye, bu hususlarda yapılması gereken iş ve işlemleri yapmaya, bilumum senetleri adıma imzalamaya” yetkileri verildiği halde, verilen yetkiler arasında “kambiyo senedi düzenlemek” üzere verilmiş özel bir yetki bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler esnasında bir kısım üyelerce, Ankara 43. Noterliğinin 01.03.2012 tarih ve 5117 yövmiye numaralı düzenleme şeklindeki vekaletname de yer alan “”bilumum senetleri adıma imzalamaya” ilişkin verilen yetkininin bono düzenleme yetkisini de kapsadığı görüşünü ileri sürmüşler iseler de bu görüşler kurul çoğunluğu tarafından belirtilen nedenlerle kabul edilmemiştir.
Bu nedenle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 678. maddesi gereğince senetteki bu imzasından dolayı imzasını ikrar eden davacı/borçlunun şahsen sorumlu olduğundan itirazın iptali isteminin reddine ilişken direnme kararı sonucu itibari ile yerinde olup direnme kararı bu değişik gerekçe ile onanmalıdır.
S O N U Ç : Davacı/borçlu vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik nedenlerden dolayı ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 22.06.2016 gününde, oyçokluğuyla karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2012/826 E., 2012/21235 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTekirdağ 1. İcra Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
TTK'nun 688/6. maddesi gereğince senette tanzim yerinin yazılı olmasının gerektiği, aynı kanunun 689/son maddesine göre tanzim edildiği yeri göstermeyen bir bononun tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı, tanzim yeri olara
12. Hukuk Dairesi 2012/826 E. , 2012/21235 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Tekirdağ 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 15/11/2011
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
Alacaklı tarafından bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi yapıldığı örnek 10 numaralı ödeme emri tebliği üzerine borçlunun senedin teminat senedi olduğunu, borcunun olmadığını beyanla takibin iptali istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece İİK'nun 170/a madddesi gereğince takip dayanağı bononun kambiyo vasfı taşımadığı gerekçesi ile talebin kabul edilerek takibin iptal edildiği anlaşılmıştır.
TTK'nun 688/6. maddesi gereğince senette tanzim yerinin yazılı olmasının gerektiği, aynı kanunun 689/son maddesine göre tanzim edildiği yeri göstermeyen bir bononun tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı, tanzim yeri olarak idari birim adı (kent, ilçe, bucak, köy gibi) yazılması yeterli olup, ayırca adres gösterilmesi zorunluluğu yoktur.14.12.1992 tarih ve 1991/1 E, 1992/5 K sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da açıklandığı üzere kısaltılmış olarak yazılan keşide yerinin kabul edilebilmesi için bunun belirgin ve duraksamaya mahal bırakmayacak bir yeri göstermesi gereklidir.
Somut olaya bakıldığında, takip dayanağı olan 01.12.2009 vade tarihli ve 30.000 TL bedelli bonoda tanzim yerinin olmadığı, keşideci adı soyadı yanında Kumbağ beldesi T.D.. kısaltmasının yer aldığı bono aslının incelenmesinden anlaşılmıştır. 442 Sayılı Köy Kanunun 7. maddesi ve Anayasanın 127. maddesi hükümlerine göre idari birim mahalli idareler ile belediye ve köy kamu tüzel kişisi olarak belirlenmiştir. Kumbağ beldesi Tekirdağ'a bağlı belde olup idari birim olduğundan TTK'nun 688/6. maddesinde öngörülen koşulun oluştuğu sonucuna varılmalıdır.
Bu durumda mahkemece borçlunun sair itiraz nedenleri incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
12. Hukuk Dairesi, 2008/2390 E., 2008/5470 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAntalya 1. İcra Mahkemesi
tam metni aç
TTK.nun 688/6. maddesi gereğince senedin tanzim edildiği yerin bono metninde yer alması bonunun zorunlu unsurlarından sayılmıştır.
12. Hukuk Dairesi 2008/2390 E. , 2008/5470 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya 1. İcra Mahkemesi
TARİHİ : 07/11/2007
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu vekili tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olmakla okundu ve gereği görüşülüp düşünüldü :
TTK.nun 688/6. maddesi gereğince senedin tanzim edildiği yerin bono metninde yer alması bonunun zorunlu unsurlarından sayılmıştır. 689/3. maddesi gereğince sarahat bulunmadığı taktirde senedin tanzim edildiği yer ödeme yeri ve aynı zamanda tanzim edenin ikametgahı sayılır ayrıcı anılan madde 4. fıkrası gereğince tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono tanzim edinin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır.
Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden anlaşılması gereken senedin tanzim edildiği yerin mutlak surette TTK. 688/6. ve 689. maddelerine göre açıkça belirlenmesi zorunludur. Bu kurallar ışığında somut olayın incelemesinde; idari birim niteliğinde tanzim yeri bulunmamaktadır. Fethiye Vergi Dairesinin vergi numarasının belirtilmesi yorum yoluyla Fethiye’yi tanzim yeri olarak göstermez bu durumda mahkemece telefon numaralarından ve vergi dairesi belirlemesinden hareketle Fethiye’nin tanzim yeri olarak kabulü ile takibin iptali yerine (İİK 170/a maddesi) itirazın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 20.03.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
(...TTK.nun 688/7.maddesi gereğince bonoda tanzim edenin imzasının, metni örter şekilde yani metnin altına atılması zorunludur.
Hukuk Genel Kurulu 2011/12-480 E. , 2011/598 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 31/03/2011
Taraflar arasındaki “takibin iptali” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 9. İcra Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 06.08.2009 gün ve 2009/521 Esas, 2009/793 Karar sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 15.03.2010 gün ve 2009/24166 Esas, 2010/5912 Karar sayılı ilamı ile;
(...TTK.nun 688/7.maddesi gereğince bonoda tanzim edenin imzasının, metni örter şekilde yani metnin altına atılması zorunludur. Senede aynı şahıs tarafından birden fazla imza atılmış ise, bu durum senedin geçerliliğine etki etmez. Bonoda sorumluluğun tek imza ile doğduğu dikkate alındığında, birden fazla atılan imzaların sahiplerinin durumuna göre, asıl borçlu veya aval veren olarak nitelemek mümkündür. Sadece imzadan ibaret aval de mümkündür. Muhatap veya keşideci imzaları dışında bononun ön yüzüne konan her imza aval beyanı sayılır. Bu açıklamalar karşısında sorumluluğun doğması için keşidecinin atacağı tek imza yeterli olup, bononun ön yüzündeki ikinci imzanın atılması zorunlu olmadığından aval olarak değerlendirilir.
Takip konusu bonoda keşideci; .....Görsel İletişim Sis. San. Tic. Ltd. Şti. olup, şirket yetkilisinin şirketi temsilen atacağı tek imza ile şirket, senetteki borçtan sorumlu olur. Ancak zorunlu olmadığı halde şirket temsilcisinin bono üzerine attığı ikinci imza, kendisini avalist konumuna sokacağından ve de sadece imza etmek yeterli olacağından (borçlu isminin yazılması zorunlu unsur olmadığından) bonodaki borçtan aynen keşideci gibi sorumludur. Takip konusu bononun ön yüzünde yer alan (2) adet imza ile bono, keşideci şirket ve avalist Y. G.. açısından geçerli olup, bu durumda iş bu senetteki imzalardan birinin şirket, diğerinin ise şirket yetkilisi Y. G.. adına atıldığının kabulü gerekir. Kaldı ki bu imzalara da adı geçen karşı çıkmamıştır.
O halde borçlunun isteminin reddi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsizdir...)
gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
TEMYİZ EDEN: Davalı vekili
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Dava, icra takibinin iptali istemine ilişkindir.
Davacı/borçlu .G. vekili, müvekkilinin, dava konusu icra takibinin borçlusu ....Görsel İletişim Sis. San. ve Tic. A.Ş.’nin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olup, 18.222.75 TL bedelli ve 31.10.2008 vadeli bir adet senedi adı geçen şirketi temsilen ve şirket kaşesi altında imzalayarak davalı şirkete verdiğini, ancak davalı şirket tarafından bu senedin tahsili için başlatılan İzmir 21. İcra Müdürlüğü'nün 2009/6348 Esas sayılı icra takibinde, müvekkilinin, borçlu (aval veren) olarak gösterildiğini, takip konusu senet üzerindeki her iki imza müvekkiline ait olmakla birlikte bu imzaların, şirketi temsilen ve şirket kaşesi altına atılmış imzalar olduğunu, bu nedenle müvekkilinin aval veren sıfatıyla senet borcundan şahsen sorumlu olmadığını belirterek, icra takibinin İİK.nın 170/A-ll maddesine göre müvekkili yönünden iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı/alacaklı .....Saç San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, bononun ön yüzüne davacı/borçlu tarafından konulan ikinci imzanın aval olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı/alacaklı vekilinin temyizi üzerine Özel Dairece yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmuştur.
Yerel mahkemece önceki kararda ısrar edilmiş, hükmü, davalı vekili temyize getirmiştir.
Uyuşmazlık, takibe konu senette, keşideci ...... Görsel İletişim Sis. San. ve Tic. A.Ş. kaşesi altına adı geçen şirketin yönetim kurulu başkanı ve murahhas temsilcisi olan davacı tarafından, atılan ikinci imzanın, davacıyı avalist konumuna getirip getirmediği, borçtan şahsen sorumlu olup olmayacağı, noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, aval kavramı üzerinde durulması gerekmektedir.
Aval, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 612. maddesine göre, poliçede yazılı bulunan borcun ticari senetler hukukuna göre tekeffül edilmesini sağlayan hususi bir kefalettir. Bu kefaleti veren şahsa, aval veren denir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1911).
Aval, üçüncü bir şahıs tarafından veya poliçeye imza koyan diğer bir şahıs tarafından verilebilir. TTK’nun 613/3 maddesine göre aval beyanından, hangi şahsın borcunun tekeffül edildiğinin açıkça anlaşılamadığı hallerde, avalin, keşideci hesabına verildiğinin kabulü gerekir.
TTK’nun 612/2. maddesindeki üçüncü şahıstan maksat, henüz senette imzası bulunmayan kimselerdir. Poliçe borçlusu olan muhatap ile keşidecinin aval vermelerinde, itimat bakımından, hiçbir fayda yoktur. Çünkü birisi poliçenin “kabul” ile asıl borçlusu olan kimse, diğeri de “keşideci” muhatabın ödemeden imtinaı halinde senette yazılı meblağı en sonunda ödemek zorunda kalacak şahıstır (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1913).
Avalin ne şekilde verileceği TTK.nun 613/3 maddesinde açıklanmıştır. Buna göre aval şerhi, ancak poliçe veya alonj (ek) üzerine kimin hesabına verildiğinin yazılmasıyla mümkün olur. Fakat bununla beraber, isim yazılmadan da aval verilen (kefalet edilen) şahsın poliçedeki vasfı tasrih edilmek –mesela ilk ciranta, keşideci, muhatap gibi- suretiyle verilen aval muteberdir. Ayrıca, her türlü aval şerhinin altının da aval veren (avalist) tarafından imzalanmış olması gerekir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.1914).
Poliçenin yüzüne, keşideci veya muhatap müstesna olmak üzere poliçe borçlularının veya üçüncü şahısların sadece imza etmeleri halinde, imza eden şahıs aval vermiş sayılır. (TTK m. 613/2). Bu, yasal bir karinedir.
Bono veya emre muharrer senet, senedi tanzim edenin imzasını ihtiva eder (TTK m. 688/7). Borçlu sıfatıyla senedi imzalayan kişinin gerçekte adının farklı olması, o senedi geçersiz hale getirmez. Önemli olan husus, senet altındaki imzanın, o senedi keşide eden (düzenleyen) borçluya ait olmasıdır. Kambiyo senetlerinde sorumluluğu tesbit eden husus, borçlunun (keşidecinin) imzasıdır. İmzanın, “borçlu” veya “kefil-aval veren” sıfatlarından hangisi ile atılmış bulunduğunun da senette belli edilmesi gereklidir (Doğanay, İsmail, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 2. Cilt, 4.Bası, s.2086).
TTK’nun 688/7. maddesi ile 613/7. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, bononun geçerli olması için, tek imza yeterlidir ve senet ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır. Ne var ki, bononun ön yüzüne keşideci tarafından iki imza atılmış olsa dahi, bu imzalar TTK.nun 613. maddesine göre aval olarak kabul edilemez. Ancak, keşideciden başka bir kişi tarafından aval veya benzeri sözler kullanılarak imzalanmışsa aval olarak sayılır.
Keşidecinin el yazısıyla atılmış imzasının senedin ön yüzünde ve senet metninin altında bulunması gereklidir. Kanunen keşidecinin imzası yeterli olmakla birlikte keşidecinin kim olduğunun tespiti ve özellikle keşidecinin tüzel kişi olması durumunda keşideci ünvanının poliçede yer alması, poliçenin kimin tarafından verildiğinin tespiti bakımından önemlidir. Zira, poliçede imzası bulunanın borçlu olarak mı yoksa bir başka kişi adına temsilen veya vekaleten mi imzalamış olup olmadığının tespiti ancak ad ve soyadı veya ünvan ile sıfatın belirtilmiş olması ile mümkündür.
Temsile yetkili olmadığı halde bir şahsın temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzalayan kişi ile temsil yetkisini aşar biçimde poliçe imzalayan kişiler, poliçeden dolayı kişisel olarak sorumlu olurlar (TTK.m.590). Bono borçlusunun tüzel kişi olması halinde, yetki belgesinde firmayı temsile yetkili şahısların bonoyu imzalamış olmasına ve usulünce kaşe basılmış olmasına dikkat edilmelidir. Bu durumda, poliçeden doğan sorumluluk doğrudan doğruya temsil edilen tüzel kişiye aittir.
Hemen vurgulanmalıdır ki, şirket yetkilisi tarafından da olsa senede atılan ikinci imza, şirket kaşesi olmadan atılmış ise, burada keşideci sıfatı söz konusu olmayacağından, bu imza aval olarak kabul edilir ve bu imza sahibi borçtan şahsen sorumlu olur. Senette atılan her iki imza da şirket kaşesi üzerine atılmışsa , burada artık aval olgusundan söz edilemez.
Açıklanan bu maddi hukuk kuralları, somut olay ortaya konularak değerlendirildiğinde;
Davacı/borçlu vekili tarafından dosyaya sunulan 11.04.2007 Tarihli Ticaret Sicili Gazetesi örneğine göre, davacı/borçlu Y.. G.’in, münferit imzası ile, keşideci .... Görsel İletişim Sis. San. ve Tic. A.Ş. ni üç yıl süreyle temsil ve ilzama yetkili olduğu ve takip konusu bononun ön yüzünde bulunan her iki imzanın da keşideci şirket kaşesi üzerine davacı/borçlu Y.. G. tarafından atıldığı, bu hususun davacı vekilince de kabul edildiği dikkate alındığında atılan ikinci imzanın aval şerhi olmadığı belirgindir.
O halde, Yerel Mahkemenin aynı gerekçeye dayalı direnme kararı usul ve yasaya uygun olup, onanmalıdır.
S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, Yerel Mahkeme kararının, yukarıda direnme kararında gösterilen nedenlerden dolayı ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alındığından, başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 05.10.2011 gününde oybirliğiyle ile karar verildi.
Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.
Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu
Ticaret Hukuku
(I) Temlik Cirosu
(II) Tahsil Cirosu
(III) Rehin Cirosu
Yukarıdaki ciro türlerinden hangilerinde ciro edilen kişi (hamil), senedi bir başkasına "temlik cirosu" ile devredemez?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) II ve III
E) I, II ve III
Bu maddeyle ilgili 6 soru daha var!
Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.