6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 782

Türk Ticaret Kanunu 782. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 782- (1) Türkiye’de ödenecek çeklerde muhatap ancak bir banka olabilir. (2) Diğer bir kişi üzerine düzenlenen çek yalnız havale hükmündedir. 2. Karşılık

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

4 karar eşleşti
11. Hukuk Dairesi, 2013/7845 E., 2013/12404 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
suretle davalı şirketin aracında yolculuk yapan davacıyı gideceği yere sağ ve salim olarak götürme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek gerek taşıma sözleşmesinden gerekse yasadan kaynaklanan edim yükümüne aykırı davrandığı, bu nedenle mülga TTK'nın 806 ve 782. maddeleri uyarınca davalı şirket de davaya konu zarardan diğer davalılarla birlikte davacıya karşı sorumlu bulunmaktadır.
11. Hukuk Dairesi         2013/7845 E.  ,  2013/12404 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 03.05.2011 gün ve 2010/506-2011/195 sayılı kararı bozan Daire’nin 14.01.2013 gün ve 2012/18587-2013/605 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş olmakla tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davalılardan ...'nun ve bu şahsın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçta muavin olarak görev yapan ...'ün, müvekkilini 06/11/2008 tarihinde kasten darp ettiklerini ve müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını, sözkonusu olay nedeniyle ... 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2009/127 esas sayılı dosyası üzerinden görülen davada, davalı şahısların mahkum olduğunu, davalı şirketin ... plakalı aracın maliki-işleteni olduğunu ve olayda manevi tazminat şartlarının gerçekleştiği ileri sürülerek, 15.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı... Nak. İnş. Gıda Maden. Turz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkili şirketin davalı şahısların şoför ve muavinliğini yaptığı aracın maliki olduğunu ve olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalılar ... ve ..., davaya yanıt vermemişlerdir. Mahkemece, davalı-gerçek şahıslar yönünden bu şahısların, davacıya karşı kasten yaralama suçunu işlediklerinin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı ile sabit olduğu, olayda manevi tazminat şartlarının gerçekleştiği, talep edilen manevi tazminat miktarının hakkaniyete uygun ve ödeme gücü ile de orantılı olduğu gerekçesiyle davalı-gerçek şahıslar yönünden davanın kabulüne, davalı şirket yönünden ise davalı şirketin davalı-gerçek şahısların çalıştığı otobüsün malik-işleteni olması dışında sorumluluğunu gerektirir bir ilgisinin bulunmadığı, davalı-gerçek şahısların kasti bir suça bağlı olarak sorumluluklarının sözkonusu olması karşısında BK madde 55 düzenlemesinin olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle, davalı şirket yönünden husumet itirazının kabulü ile şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili ile davalılar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.01.2013 günlü ilamıyla davacı vekilinin tüm temyiz itirazları reddedilerek, davalılar aleyhine daha ılımlı, adalete uygun ve makul bir manevi tazminata karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalılar yararına bozulmuştur. Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir. 2- Dava, kasten yaralama suçu nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacının, davalıların işleteni, sürücüsü ve muavini oldukları otobüste yolculuk yaptığı sırada sürücü ve muavin olan davalı gerçek kişiler ile tartıştığı, otobüsten indirilerek başka bir araca bindirildiği, bindiği aracın da başka bir yöne gidecek olması nedeniyle o araçtan da indiği, bu sırada davalı gerçek kişilerin gelerek davacıyı dövdükleri, bu nedenle kasten yaralama suçundan mahkum oldukları anlaşılmıştır. Mahkemece, davalı şirketin davalı gerçek şahısların çalıştığı otobüsün malik-işleteni olması dışında sorumluluğunu gerektirir bir ilgisinin bulunmadığı, davalı gerçek şahısların kasti bir suça bağlı olarak sorumluluklarının söz konusu olması nedeniyle BK madde 55 düzenlemesinin olaya uygulanamayacağı gerekçesiyle davalı şirket hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı şirket, davalı gerçek kişilerin sürücüsü ve muavini oldukları otobüsün işleteni olup, yolcu taşımacılığı yapmaktadır. Mülga TTK'nın 806. maddesinde taşıyıcının, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükellef olduğu belirtilmiştir. Yine aynı Kanun'un 782. maddesinde, taşıyıcının kullandığı kimselerin veya maiyetinde çalışanların kusurlarının kendi kusurları hükmünde olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davalı şirketin aracında yolculuk yapan davacıyı gideceği yere kadar sağ ve salim bir şekilde götürmekle yükümlü olduğu, ancak bu yükümlülüğün yerine getirilmeyerek yolcu olan davacının yolda indirildiği, sonrasında da davalı şirkette çalışan diğer davalılar tarafından dövülerek yaralandığı, bu suretle davalı şirketin aracında yolculuk yapan davacıyı gideceği yere sağ ve salim olarak götürme yükümlülüğünü yerine getirmeyerek gerek taşıma sözleşmesinden gerekse yasadan kaynaklanan edim yükümüne aykırı davrandığı, bu nedenle mülga TTK'nın 806 ve 782. maddeleri uyarınca davalı şirket de davaya konu zarardan diğer davalılarla birlikte davacıya karşı sorumlu bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece, davalı şirketin de sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hakkındaki davanın husumetten reddine karar verilmesi yerinde görülmeyip, kararın bu yönden davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın açıklanan yönden davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin Dairemizin 14.01.2013 günlü, 2012/18587 Esas-2013/605 Karar sayılı ilamına yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile kararın bu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 13.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer kararlar (3)

11. Hukuk Dairesi, 2012/3026 E., 2012/21405 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTİCARET MAHKEMESİ
tam metni aç
ı yaptığı zamanaşımı savunmasının yerinde görülmediği, toplam 53 adet gönderinin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı...Sarı'ya teslim edildiği ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığı, meydana gelen zarardan TTK'nun 781. ve 782. maddelerine göre taşıyıcı davalının sorumlu bulunduğu, davalının 781/2.
11. Hukuk Dairesi         2012/3026 E.  ,  2012/21405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.11.2011 tarih ve 2007/323-2011/565 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 18.12.2012 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Şanlıurfa'daki ecza deposundan çeşitli ilaç ve malzemelerin, Ankara İli ve çevresindeki müşterilerine taşınmak üzere davalı şirketin Şanlıurfa Şubesi'ne teslim edildiğini, üzerinde teslim alacak kişinin veya şirketin adı ve adresleri yazılı olmasına rağmen gönderilerin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı olan...Sarı'ya teslim edildiğini ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik müşterilere teslim edilmeyen malzemeden dolayı uğranılan zarar olarak 50.000 TL, munzam zarar nedeni ile 1,00 TL, yoksun kâr nedeni ile de 1,00 TL olmak üzere toplam 50.002,00 TL'nın, her bir fatura tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, munzam zarar ve yoksun kalınan kâr taleplerinden 01.07.2008 tarihli oturumda feragat etmiş, diğer tazminat talebini ise 10.06.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile 391.917,63 TL artırarak 441.917,63 TL'na yükseltmiştir. Davalı vekili, müvekkil şirketin davacının göndermiş olduğu kargoların bir kısmının, davacı şirketin talebi üzerine taşıma faturasında talep edildiği gibi davacı şirket çalışanı...Sarı'ya teslim edildiğini, fatura incelendiğinde de alıcı yanında not olarak “... Sarı'ya teslim edilecektir” ibaresi olduğunu, taşıma işinin talebe uygun şekilde yerine getirildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, TTK'nun 767/5. maddesi uyarınca davanın bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının yerinde görülmediği, toplam 53 adet gönderinin ilgili kişilere teslim edilmeyip davacı şirketin eski çalışanı...Sarı'ya teslim edildiği ve bu şekilde davacı şirketin zarara uğradığı, meydana gelen zarardan TTK'nun 781. ve 782. maddelerine göre taşıyıcı davalının sorumlu bulunduğu, davalının 781/2. fıkrasına göre ziya ve hasardan sorumlu olmadığını da ispat edemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 441.917,63 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava, yurtiçi taşıma sözleşmesinden kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir. TTK’nun 773. maddesine göre taşıyıcı, eşyanın gönderilmesinde, aldığı emre göre harekete mecburdur. Her ne kadar davaya dayanak yapılan davalıya ait sevk irsaliyeleri ekinde bulunan ve davacı tarafından düzenlenen faturalarda teslim adresleri, müşterilerin adresi olarak gösterilmiş ise de, dosya kapsamından anlaşıldığı üzere, somut olayda davacı adına ve onun temsilcisi sıfatıyla hareket eden ve daha önce de malları bu şekilde teslim aldığı anlaşılan dava dışı...Sarı, malların kendisine teslim edilmesini istemiştir. Nitekim, işbu davanın konusunu oluşturan 53 adet gönderinin dışındaki 39 adet gönderi de bu şekilde ...’e teslim edilmiş ve dava konusu yapılmamıştır. ...’in davacı şirketin çalışanı ve Ankara’daki yetkili temsilcisi olduğu ve işbu davanın konusunu oluşturan 53 adet gönderinin de ...’e teslim edildiği konularında taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı taşıyıcı, ...’in davacının yetkilisi olduğunu bildiğine ve...de taşıma sürecinin malların kendisine teslimle son bulmasını istediğine göre, davalı taşıyıcı, artık...tarafından kendisine verilen emre uymak zorundadır. Davalının bu durumda, davacı gönderenin talimatlarına aykırı davranıp malları müşteriler yerine ...’e teslim ettiği gerekçesiyle, meydana gelen zarardan sorumlu olduğu ileri sürülemez. Bu durum karşısında mahkemece, davanın yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 2- Kabul şekli bakımından da, Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre, gönderenin talimatlarına uyulmamasından kaynaklanan davalar, TTK’nun 767/4. maddesinde düzenlenen bir yıllık zaman aşımı süresine tabidir. Somut uyuşmazlıkta da 11.06.2007 tarihinde açılan kısmi davada şimdilik (50.000) TL’nın tahsili istenmiş, kısmi davada zamanaşımı savunmasında bulunulmamış, ancak 10.06.2009 tarihinde harcı yatırılan ıslah talebine karşı, davalı tarafından 19.06.2009 tarihli dilekçe ile süresinde zamanaşımı def’inde bulunulmuştur. Bu durumda mahkemece, ıslah talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken, davanın TTK’nun 767/5. maddesi uyarınca bir yıllık değil on yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu gerekçesiyle, davalının ıslah talebine karşı yaptığı zamanaşımı savunmasının reddedilmesi de doğru olmamıştır. 3- Yine kabul şekli bakımından mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere davacının kötü adam çalıştırdığı, dava konusu malların davalı tarafından davacı çalışanı ...’e teslim edildiği halde...tarafından başka kişilere satıldığı tarafların kabulündedir. Hatta ceza dosyasında davacı yetkilisinin, davacı şirketçe düzenlenen faturalarda yazılı müşterilerden bir kısmının gerçekte var olmadığı, ...’in bildirmesi sonucu bu kişi ve şirketler adına faturalar düzenlendiği yönünde ifadeleri de vardır. Bu durum karşısında mahkemece, kötü adam çalıştıran davacı şirketin de meydana gelen zararda en azından müterafik kusurlu sayılması gerektiğinin düşünülüp değerlendirilmemesi dahi doğru olmamış, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. 4- Yukarıda açıklanan bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1), (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2009/7301 E., 2011/6738 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
llanılamaz hale geldiği, kargonun varış merkezine hasarlı olarak ulaştığı, davalı taşıyıcı firmanın taşıma sözleşmesinin ifası sırasında sözleşme ile yükümlendiği kargoyu gönderilene teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle TTK’nun 772, 781, 782, 784 ve 786. maddeleri uyarınca gönderici firmaya karşı sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile mal bedeli olan 14.760,00 TL taz
11. Hukuk Dairesi         2009/7301 E.  ,  2011/6738 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/02/2009 tarih ve 2007/311-2009/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.05.2011 gününde davalı vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi .... ....tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin 13.06.2006 tarihinde kan sayım solüsyonu olarak adlandırılan 14.760 YTL tutarındaki 3 kutu tıbbi malı (12.000 birim) İstanbul’da bulunan Endüstri Medikal Malz...Ltd Şti.’ne gönderilmek üzere davalı kargo şirketinin Şanlıurfa şubesine sevk irsaliyesi ve teslim fişiyle teslim ettiğini, ancak davalı kargo şirketi tarafından taşıma esnasında gereken özen ve dikkatin gösterilmemesi nedeniyle müvekkili şirkete ait malın hasarlanarak kullanılmaz hale geldiğini ve alıcı firma tarafından teslim alınmadığını, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını, davalıdan zararın tazmini için talepte bulunulmasına rağmen davalının zararı ödemediğini ileri sürerek, meydana gelen zarardan dolayı 14.760 YTL’nin faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının taşınan kargonun içeriği hakkında müvekkiline bir beyanda bulunmadığını, taşıma öncesi malların niteliğinin bildirilmesi halinde sözkonusu malların müvekkili tarafından taşınmayacağını, ayrıca davacının kırılacak nitelikte olan malların içeriğini beyan etmediği gibi bu malların taşınırken zarar görmemesi için gerekli ambalaj yapımında üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, bu nedenle davaya konu zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından taşınmak üzere davalıya teslim edilen malın taşıma esnasında hasar gördüğü ve kullanılamaz hale geldiği, kargonun varış merkezine hasarlı olarak ulaştığı, davalı taşıyıcı firmanın taşıma sözleşmesinin ifası sırasında sözleşme ile yükümlendiği kargoyu gönderilene teslim etme yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu nedenle TTK’nun 772, 781, 782, 784 ve 786. maddeleri uyarınca gönderici firmaya karşı sorumlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile mal bedeli olan 14.760,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentler kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, davalı tarafından taşınması üstlenilen yükün taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.Davalı yaptığı savunmada davacı tarafından teslim edilen yükün niteliğine uygun biçimde ambalajlanmadığını, ambalajın yetersiz olması nedeniyle zararın meydana geldiğini savunmuştur.Dosya içindeki taşımaya ilişkin bilgi ve belgeler ile davacının ticari faaliyeti göz önüne alındığında taşınan yükün tıbbi malzemeye ilişkin olduğu ve davalının kendisine teslim edilen malı ihtirazi kayıt koymadan teslim aldığı anlaşılmıştır.Ancak taşınması üstlenilen yükün kan sayım solüsyonu olup, kutuların patlamış olması nedeniyle hasarlandığı ve alıcı tarafından teslim alınmadığı anlaşılmıştır.Yargılama sırasında taşınan yükün niteliğine göre nasıl bir ambalaj içinde ve ne şekilde taşınması konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınmamıştır.Davalı kendisine teslim edilen malın ambalaj yetersizliği sonucu hasara uğradığını savunmuş olmasına göre bu savunmasının yerinde olup olmadığının tespiti gerekir.Bu durumda, taşınan malın niteliği gözönüne alınarak taşıma konularında uzman bir bilirkişi ile malın niteliği gereği sağlık malzemeleri konusunda uzman bir bilirkişiden davaya konu yükün ne şekilde, nasıl bir ambalaj ile taşınması gerektiği ve davaya konu taşımada gereken şekilde ambalajlanıp ambalajlanmadığının tespit edilmesi ve sonuçta hasarın yetersiz ambalaj sonucu meydana geldiğinin anlaşılması halinde bu kez yetersiz ambalaja rağmen ihtirazi kayıt koymadan taşımayı kabul eden davalının meydana gelen zararda müterafik kusurunun bulunduğu değerlendirilerek davalının kusur durumunun incelenmesi gerekirken, anılan hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeye dayalı olarak davalının oluşan zarardan tamamen sorumlu tutulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir. 3-Öte yandan, davacı davalıya yaptığı başvuruda taşınan malzemenin hasarlanması nedeniyle meydana gelen zarar tutarı olarak 4.241,77 TL ödenmesini istemiş olmasına rağmen davada istenilen 14.760,00 TL’nin neye göre istendiği, hasarlanan mal değerinin ne kadar olduğu hususları üzerinde durularak sonucuna göre davalının sorumlu olduğu miktarın tayin ve tespiti gerekirken bu hususlar üzerinde durulmadan ve yapılan başvuruda 4.241,77 TL istenmiş olmasına rağmen hangi nedenle mal bedeli karşılığı olarak 14.760,00 TL’nin hükmedilmiş olduğu da açıklığa kavuşturulmadan yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL avukatlık vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 02.06.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
11. Hukuk Dairesi, 2008/12325 E., 2010/3449 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
hakkındaki davanın takip edilmediği, TTK 782.ve 787/1. maddeleri gereğince üst ve alt taşıyıcılar arasında dayanışmalı sorumluluk olmadığından mecburi dava arkadaşlığı bulunmayan diğer davalı hakkındaki davanın takip edilmemesinin davalı ...'ın hukuki durumunu etkilemeyeceği gerekçesiyle emtia bedeli ol
11. Hukuk Dairesi         2008/12325 E.  ,  2010/3449 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kayseri Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 30.04.2008 tarih ve 2007/173-2008/167 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2.000 kg unun nakliyesi hususunda taşıma işleri komisyoncusu davalı ... ile anlaştığını, ...’in emtiayı diğer davalı şoför ...'na sevk irsaliyesi ile teslim ettiğini, ancak malların müşteriye teslim edilmediğini, komisyoncu ...'ın taşıyan ile birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek, emtia bedeli olan 11.600 TL’nin taşıma için teslim edildiği tarih olan 28.03.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, basiretli bir tacir gibi hareket edip gerekli özen ve dikkati gösteren taşıma işleri komisyoncusu davalı müvekkilinin sorumluğunun tarafların buluşması ile sona erdiğini, çalınan mallardan dolayı sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, dosyadaki mevcut faturalar, sevk irsaliyesi, bilirkişi raporuna dayanılarak, taşıma işleri komisyoncusu davalı ...'ın seçtiği nakliyat şoförü ...'nun emtiayı müşteriye teslim etmediği, davalı ...’in şoförü tanımadığı, taşıma işi yapılacak kamyon ile ilgili herhangi bir araştırma yaptığına dair bir delil ve belge bulunmadığı, sürücünün ehliyet ve ruhsat fotokopilerini almadığı, dolayısıyla TTK. 809/1. maddesi gereğince tedbirli bir tacir gibi hareket etmediği, TTK 784. maddesi gereğince eşyayı taşıttığı kişilerin fiil ve kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğu, diğer davalı ... hakkındaki davanın takip edilmediği, TTK 782.ve 787/1. maddeleri gereğince üst ve alt taşıyıcılar arasında dayanışmalı sorumluluk olmadığından mecburi dava arkadaşlığı bulunmayan diğer davalı hakkındaki davanın takip edilmemesinin davalı ...'ın hukuki durumunu etkilemeyeceği gerekçesiyle emtia bedeli olan 11.600 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsiline, davalı ... yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 532,40 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 29.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.

Bu Maddeyle İlgili Sınav Sorusu

Ticaret Hukuku

Kambiyo senetlerinin türleri ve tarafları düşünüldüğünde; "Düzenleyen" (Keşideci), "Lehtar" (Alacaklı) ve "Muhatap" (Ödeyecek Kişi) olmak üzere üçlü bir ilişkinin bulunduğu senet türleri aşağıdakilerden hangisidir?

A) Sadece Poliçe
B) Sadece Çek
C) Bono ve Poliçe
D) Çek ve Poliçe
E) Bono, Poliçe ve Çek

Bu maddeyle ilgili 2 soru daha var!

Soruların tamamını çözmek, açıklamalı cevapları görmek ve Hukuksal Eğitim yapay zeka asistanı ile çalışmak için platforma katılın.

Hukuksal Eğitim Platformu'na Üye Ol