6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu Madde 84

Türk Ticaret Kanunu 84. maddesi, Hukuksal Eğitim mevzuat kütüphanesinde tam metin olarak yayımlanmıştır. Aşağıda maddenin tam metni, maddeyle eşleşen yüksek mahkeme kararları ve bu maddeden çıkmış sınav soruları yer alır. Ham metin için adresin sonuna /raw ekleyin.

Madde Metni

MADDE 84- (1) Bir hukuki uyuşmazlıkta ticari defterler ibraz edilmişse, defterlerin uyuşmazlıkla ilgili kısımları tarafların katılımı ile incelenir. Gerekli görülürse, defterlerin ilgili yapraklarından suret alınır. (Mülga son cümle: 26/6/2012-6335/43 md.) (…) IV - Defterlerin tümüyle incelenmesi

Bu Maddeyle İlgili Yüksek Mahkeme Kararları

7 karar eşleşti
Hukuk Genel Kurulu, 2014/105 E., 2015/2019 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
ette yapılan aramada satışa hazır halde üzerinde "Hasnun Galip ve Robensonlar, Galatasaray Destanı" yazılı, ayrıca davacı şirketin logosu bulunan ve Galatasaray'ın tanınmış renklerinin kullanıldığı 68 adet dergi bulunduğu, davalı eyleminin TTK ve 5846 sayılı KHK'nin 84.maddeleri gereğince haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz oluşturduğu, % 15 lisans esasına göre, davacının kazanç kaybının 15.
Hukuk Genel Kurulu         2014/105 E.  ,  2015/2019 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 06/03/2012 NUMARASI : 2012/8-2012/54 Taraflar arasındaki "haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen 21.10.2008 gün ve 2007/180 E., 2008/260 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 19.07.2011 gün ve 2009/10198 E.,2011/9226 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı vekili, müvekkilinin Galatasaray Futbol Takımına ilişkin her türlü tanıtım vasıtalarının kullanılması hususunda Galatasaray Spor Kulübü Derneği ile 19 Eylül 2000 tarihinde imzaladığı sözleşme uyarınca 30 yıllığına sahibi bulunduğu münhasır lisans hakkına dayalı olarak üçüncü şahıslar ile alt lisans sözleşmeleri aktettiğini, davalının Galatasaray Spor Kulübü'nün renklerini, tescilli logo/amblem ve markasını taşıyan çizgi roman ürettiğini/ürettirdiğini, ithal ettiğini, pazarladığını, dağıtımını yaptığını ileri sürerek, davalı şirketin haksız rekabet yaratan eylemlerinin tespitini, önlenmesini ve müvekkilinin mahrum kaldığı kâr ve kazanç kaybı ile uğradığı zararın tazmini amacıyla 30.000.000.000 TL maddi, 5.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini ve hükmün ilamını talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davranışının haksız rekabet şartlarını oluşturmadığını, renklerin başlı başına tescile konu olamayacağını, renklerin kimsenin tekelinde bırakılamayacağını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının, davacının Galatasaray Spor Kulubü Derneği ile olan 19 Eylül 2000 tarihli sözleşme ile sahip olduğu GS tescilli logosunu, adını, amblemini ve sarı kırmızı renklerini kullanarak Hasnun Galip - Robensonlar, Galatasaray Destanı adı ile dergi pazarladığı, davalı şirkette yapılan aramada satışa hazır halde üzerinde "Hasnun Galip ve Robensonlar, Galatasaray Destanı" yazılı, ayrıca davacı şirketin logosu bulunan ve Galatasaray'ın tanınmış renklerinin kullanıldığı 68 adet dergi bulunduğu, davalı eyleminin TTK ve 5846 sayılı KHK'nin 84.maddeleri gereğince haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz oluşturduğu, % 15 lisans esasına göre, davacının kazanç kaybının 15.443,63 YTL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, davalı şirketin haksız rekabet yaratan eylemlerinin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, dava konusu, "GALATASARAYLI HASNUN GALİP VE ROBENSONLAR'IN ÇANAKKALE DESTANI" adlı kitabın 5846 sayılı FSEK'nun 1/B-(a) ve 2 nci maddeleri uyarınca ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Aynı zamanda, sözkonusu kitap içeriğinde de Galatasaray Lisesi Öğrencilerinin ve Spor Kulubü'nün Gelibolu'da ve Kurtuluş Savaşındaki kahramanlıkları ve faaliyetlerinin çizgi roman şeklinde ifade edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle, dava konusu kitap kapağında yer alan Galatasaray Spor Kulubü'nün adı, renkleri, amblemi ve logosundan oluşan tescilli marka ve diğer işaretler, sözkonusu kitapta eser adı ve alameti olarak kullanıldığı, davalının yayıncılık hizmeti ve kitap emtiası için tanıtıcı işaretini oluşturan "MAVİ MEDYA+ŞEKİL" ibaresinin de bu emtia ve yayınlar bakımından mutad olarak kitap kapağının iç ve dış kısımlarında yer aldığı anlaşıldığından, Dairemizin 06.07.2011 gün ve 2009/9174 E, 2011/8313 K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, somut uyuşmazlıkta eser ad ve alameti olarak kullanılan bu işaretin 556 sayılı KHK hükümleri kapsamında markasal bir kullanım olduğundan sözedilmez. Bu bakımdan, davalı kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulü yerinde değildir. Öte yandan, mahkemece davalı eyleminin 5846 sayılı FSEK'nun 84 ve TTK hükümlerine göre de haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmişse de, davacı lisans alan şirketin 5846 sayılı FSEK'nun 84 üncü maddesi kapsamında korunması gereken bir hakkı olduğu kanıtlanamadığından sözkonusu maddenin somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. TTK'nun 56 vd. maddelerine dayalı haksız rekabet iddiasına gelince, TTK'nun 57/5 nci fıkrası uyarınca, başkasının emtiası, iş mahsulleri veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak, hususiyle de başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarını iltibasa meydan verecek surette kullanmak haksız rekabet oluşturur. Davaya konu uyuşmazlıkta, Türkiye'nin kültürel, tarihi ve sosyal hayatında önemli yer tutan Galatasaray Spor Kulubü'nün geçmişi ve kahramanlıklarından yola çıkılarak hazırlanan ve piyasaya sunulan kitapta, davacı şirketin lisans sahibi olduğu marka, amblem ve logo gibi işaretlerin kitap kapağında eser adı ve alameti olarak yer almasının ne suretle TTK'nun 56 vd. maddelerine aykırılık ve haksız rekabet oluşturduğu, Galatasaray Spor Kulubü ile ilgili bir çizgi romanda anılan kulübe ait işaretlerin kitap kapağında kullanılmasının ticari hayatta dürüstlüğe aykırı bir davranış olarak nitelendirilebilecek hareketlerden sayılıp sayılmayacağı ve anılan eylemin lisans hakkı sahibi davacı şirket yönünden hangi bakımlardan haksız rekabet oluşturacağı tartışılmaksızın mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Ayrıca, davalı eylemi marka hakkına tecavüz oluşturmadığı halde, 556 sayılı KHK'nin 66/b maddesi uyarınca lisans bedeline hükmedilmesi de isabetli olmayıp, kararın bu yönden dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir....) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davalı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava; davalı şirketin haksız rekabet yaratan eylemlerinin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı istemine ilişkindir. Yerel mahkemece; davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Özel Dairece yukarıda yazılı gerekçeyle bozulmuş; mahkemece, önceki kararda direnilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlık; davalı şirket tarafından yayınlanan dava konusu eserde Galatasaray Spor Kulübünün adı, renkleri, amblemi ve logosundan oluşan tescilli markası ile diğer işaretlerinin kullanılmasının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı noktasında toplanmaktadır. Öncelikle bozma ilamı ve direnme hükmünde belirtilen maddi olgu karşısında uyuşmazlığın çözümü için 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümlerine değinmekte fayda bulunmaktadır. Fikir ve sanat eserleri hukukunun temel kavramı “eser”dir. Nitekim 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun (FSEK) “Tanımlar” başlığını taşıyan 1/B/a maddesinde eser; “sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eseri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulleri” olarak tarif edilmiştir. Tariften de anlaşılacağı gibi bir eserin, yasa karşısında eser niteliğini kazanabilmesi için iki unsur gereklidir. Birincisi objektif unsur ki yasa bunu mahsul (ürün) olarak belirtmiştir. Buna göre eser, evvela temellüke, tasarrufa elverişli maddi bir varlık olarak var olmalıdır. İkincisi de, subjektif unsur olup eserin sahibinin özelliğini taşıyan bir fikir ve sanat eseri olmasıdır. 0 halde, bir eserden bahsedebilmek için, ortada “sahibinin” hususiyetlerini taşıyan bir fikir ve sanat “mahsulünün” bulunması gereklidir (Prof. Dr. Fırat Öztan; Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku, sayfa 81 vd.). Bir eserin sahibi olanlar manevi ve mali haklara sahiptirler. Manevi haklar; umuma arz yetkisi, eserde adının belirtilmesini istemek ve eserde değişiklik yapılmasını engellemek şeklinde özetlenebilir. Maddi haklar ise; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma (kiralamak, ödünç vermek, satmak, dağıtım yapmak) hakkı, temsil hakkı, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma hakkı ve pay ve takip hakkı şeklinde ifade edilir. Bu haklara sahip kişiler genel olarak bizzat eseri meydana getirenlerdir. Bu kişilerden bu hakları miras yoluyla kazananlar veya sözleşme yaparak devralanlar da mali ve manevi hakları koruyabilirler. Anılan Kanunun 84. maddesi aynen; “Bir işareti, resim veya sesi, bunları nakle yarıyan bir alet üzerine tesbit eden veya ticari maksatlarla haklı olarak çoğaltan yahut yayan kimse, aynı işaretin, resmin veya sesin 3 üncü bir kişi tarafından aynı vasıtadan faydalanılmak suretiyle çoğaltılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Tecavüz eden tacir olmasa bile birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında haksız rekabete müteallik hükümler uygulanır. Eser mahiyetinde olmayan her nevi fotoğraflar, benzer usullerle tesbit edilen resimler ve sinema mahsulleri hakkında da bu madde hükmü uygulanır.” düzenlemesini içermektedir. Öte yandan, dava konusu Galatasaray Spor Kulübüne ait logonun davalı tarafından yayınlanan kitapta kullanımının markasal kullanım olup olmadığı hususunun da irdelenmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin yasal düzenlemeyi içeren; 24/06/1995 tarih 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin amacını düzenleyen 1.maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine uygun olarak tescil edilen markaların korunmasını sağlamaktır. Bu Kanun Hükmünde Kararname (KHK), markaların korunmasına ilişkin esasları, kuralları ve şartları kapsar.” denilmekle tescil edilen markaların korunmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir. Anılan KHK'nın dava tarihinde yürürlükte bulunan 61.maddesi de hangi fiillerin marka hakkına tecavüz sayılacağını saymıştır. Buna göre; a) 9'uncu maddenin ihlali, b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilmeyecek derecede benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak,dağıtmak veya bir başka şekilde ticaret alanına çıkarmak veya bu amaçlar için ithal etmek veya ticari amaçla elde bulundurmak, d)Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. e) (a) ila (c) bendlerinde yazılı fiillere iştirak veya yardım veya bunları teşvik etmek veya hangi şekil ve şartlarda olursa olsun bu fiillerin yapılmasını kolaylaştırmak,” marka hakkına tecavüz sayılmaktadır. Öte yandan Türk Ticaret Kanununun (TTK) Dördüncü Faslında düzenlenen "Haksız rekabet", 56.maddesinde "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir." şeklinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, iktisadi rekabetin varlığı ya da yokluğunda alınacak ölçü, özellikle objektif iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığıdır. Eğer bir olayda, objektif iyiniyet kurallarına aykırılık varsa, burada hakkın kötüye kullanımı söz konusudur. Objektif iyiniyet kurallarını, her olayda geçerli kabul edilebilecek bir ölçü bulmak mümkün değildir. Dolayısıyla her somut olayda, iyiniyet kurallarına aykırılığın olup olmadığının kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerekir. Kanun koyucunun buradaki amacı, ekonomik alanda dürüstlük ilkesini hakim kılarak, bunun ihlal edilmemesini sağlamaktır. Ekonomik ve ticari hayatta herkes, ahlak ve objektif iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde hareket ederek, ancak kendi emek ve gayreti ölçüsünde bir kazançla yetinmelidir. Bir tacirin, kendi emek ve gayretine dayanan kazancı, gerek ahlaki gerekse kanuni yönden meşrudur. Fakat, bir kimsenin en ufak bir yorgunluğa ve zahmete girmeden bir başkasının yıllar yılı didinip alın teri ve göz nuru dökmek suretiyle ancak meydana getirdiği ve tamamen kişisel emek ve gayretinin ürünü olan çalışmasına ortak olması hali, hem ahlak kurallarına bir aykırılık oluşturur ve hem de haksız rekabeti meydana getirir. Bu şekildeki bir haksız rekabet, "parazit-tufeyli" rekabet olarak nitelendirilir. Bir başkasının yıllarca çalışmak suretiyle ancak elde edebildiği emek ve şöhretine elatmak suretiyle -deyim yerindeyse- onun sırtından para kazanmak isteyen kimsenin hareketi, kendi emeğine dayanmadığı için, ahlak kurallarına ve kanun hükümlerine göre, haksız rekabettir (Doğanay, İsmail: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, 3.Baskı, Cilt I, Ankara 1990, Sahife 314-318). Diğer taraftan, TTK.'nun 57.maddesinde ise, yukarıda belirtilen objektif iyiniyet kurallarına aykırı davranışların neler olduğu on bent halinde sayılmış; anılan hükmün "Hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler hususiyle şunlardır:" ibaresinden sonra gelen 5.bendinde ise; "Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak" şeklinde beliren eylemlerin objektif iyiniyet kurallarına aykırı hareketlerden olduğu belirtilmiştir. Belirtilen bu eylemler sınırlı olmayıp, kanunda sadece başlıca haksız rekabet hallerine yer verilmiş olmakla birlikte, kanunun ifade şeklinden başkaca haksız rekabet hallerinin de bulunabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Uygulamada, haksız rekabetin en çok rastlanan şekli iltibasa meydan vermek suretiyle başkalarının emek ve masrafıyla elde ettiği haklı şöhrete ortak olmaktır. İltibasın varlığı için, genel olarak normal ve orta seviyedeki bir alıcının piyasaya sürülmüş malı alırken aldanıp aldanmayacağının tespiti gerekir. Diğer taraftan, haksız rekabet için iltibas tehlikesinin bulunması bile yeterli kabul edilmektedir. Bu arada yeri gelmişken, gelişen sosyo-ekonomik hayatın bir sonucu olarak ortaya çıkan haksız rekabetin bir türüne de, değinmekte yarar vardır. Türkiye'deki Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş ve Trabzonspor gibi futbol kulüplerinin uzunca bir süreye ulaşan geçmişleri nedeniyle, bu süre içerisinde kazandıkları başarılarla günümüze kadar gelen bir şöhretleri vardır. Bu spor kulüplerinin bu tanınmışlıkları yurt dışına da taşmıştır. Belirtilen kulüpler, toplum nezdindeki bu tanınmışlık sayesinde gelirlerini arttırmak için, ticaret şirketleriyle lisans anlaşmaları yapmaktadırlar. Bu anlaşmayla şirketler, ürettikleri mal ve hizmetlerinde spor kulübünün logosunu, işaretini, futbol takımıyla özdeşleşmiş renklerini, coşturma sloganını, sembolünü, markasını kullanmak suretiyle, anılan kulüplerin imajından oluşan tanınmışlığından yararlanmaktadırlar. Takımlarını destekleyen taraftar kitlesi de bu tür ürünleri tercih ederek satın almaktadır. Böylece spor kulübü taraftarının yaptığı bu tercih, anlaşma yapan şirket ürünlerinin satışını arttırmakta, özellikle yeni bir müşteri çevresine ulaşmasına yardımcı olmaktadır. Spor kulübüne mal olmuş yukarıda belirtilen özellikler, ürünlerin satışını arttırmada kullanılmakla adeta bu imaj ya da oluşan karakter ticarileştirilmektedir. Belirtilen bu imaj ya da marka, bir mal veya hizmet ile özdeşleşmeden kullanılabileceği gibi, onun markası olmadan da, kullanılabilir. Buradaki markanın ayrıca tescil edilmiş bulunması gerekmeyip, tanınmışlığının ispatı yeterlidir. Belirtmek gerekir ki, iktisadi alanda, renklerin tek başına sınai mülkiyete konu olamayacağı her türlü duraksamadan uzaktır. Renklerin tek başına kullanımını yasaklayan bir kanun hükmü de yoktur. Bu renklerin, tanınmışlık düzeyi yüksek bir spor kulübüne ait olması da sonucu değiştirmez. Ne varki, piyasaya sürülen bir mal veya hizmettin sunumunda, belli bir spor kulübüne mal olmuş renkler kullanılmakla birlikte bu spor kulübünü anımsatacak, çağrıştıracak veya intiba bırakacak şekilde, "taraftar, futbol, spor kulübü, şampiyon" vb. ibarelerin de kullanılarak, oluşan kompozisyonun, o spor kulübünün taraftar kitlesi nezdinde iltibasa veya iltibas tehlikesine neden olacağı anlaşılıyorsa, artık bu durumda haksız rekabetin oluştuğunu kabul etmek gerekir.Anılan hususlar YHGK'nun 04.07.2010 gün ve 2010/396 E., 2010/371 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. Somut uyuşmazlıkta; davaya konu “Hasnun Galip ve Robensonlar, Galatasaray Destanı”+ başlıklı Türkiye'nin kültürel, tarihi ve sosyal hayatında önemli yer tutan Galatasaray Spor Kulübü’nün ve Galatasaray Lisesi öğrencilerinin Çanakkale Savaşında yaptıkları kahramanlıklarından yola çıkılarak hazırlanan ve piyasaya sunulan kitapta İngiliz kökenli Robenson ailesinin İstanbul'a gelişi, üç oğullarının da Galatasaray Lisesine yazılışları, Türk ordusuna ve savaşa katılışları, iki kardeşin şehit olması, üçüncü çocukları Ahmet Robenson’un Galatasaray Spor Kulübüne başkan oluşu, Galatasaray’lı futbolcu H.Galip’in ve paşa çocuğu olmalarına rağmen rağmen savaşa gönüllü yazılan Galatasaray Lisesi öğrencilerinin şehit olması anlatılmış olup kitabın konusu nedeniyle genelinde sarı kırmızı renkler hakim olarak kullanılmış, kitabın kapağında Galatasaray Lisesinin her iki yanında birer logo, H.. Galip’in şehit olduğunu gösteren sayfada ve A.. R... 1925 yılında Galatasaray Spor Kulübüne başkan seçildiğinin anlatıldığı sayfada birer logoya yer verilmiştir. Dava konusu çizgi roman FSEK’nın 1/B/a anlamında eserdir. Taraflar arasında bu konuda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Dava konusu kitap kapağında davalı şirketin yayıncılık hizmeti ve kitap emtiası için tanıtıcı işaretini oluşturan "Mavi Medya+Şekil" ibaresi de bu emtia ve yayınlar bakımından mutad olarak kitap kapağının iç ve dış kısımlarında yer almaktadır. Davacının lisans aldığı Galatasaray Spor Kulübü’nün adı, renkleri, amblemi ve logosundan oluşan tescilli marka ve diğer işaretler ise davalının ibaresinden daha büyük ve ön plana çıkarılacak şekilde değil eser adı ve alameti olarak kitabın çeşitli sayfalarında toplam dört kez ve kitabın konusu ve anlatım bütünlüğü içinde ilk bakışta göze çarpmayacak şekilde kullanılmıştır. Davacı şirket tarafından gönderilen ihtardan sonra kitabın "HASNUN GALİP VE ROBENSONLAR-GALATASARAY DESTANI" olan başlığı davalı şirket tarafından "GALATASARAYLI HASNUN GALİP ve ROBENSONLARIN ÇANAKKALE DESTANI" olarak değiştirilmiş olup halen dosyada bu kitap bulunmaktadır. Hal böyle olunca; davacı şirkete ait logonun eser adı ve alameti olarak dava konusu eserde yer aldığı açık olup markasal bir kullanımdan söz edilemeyeceği gibi FSEK’nın 84. madde kapsamında davacı şirketin ihlal edilen bir hakkının bulunduğu da kanıtlanamamış, davalı şirketin eyleminin ne şekilde iyiniyet kurallarına aykırılık oluşturduğu da karar yerinde tartışılmamıştır. Bu nedenle, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır. S O N U Ç : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 30.09.2015 gününde oybirliği ile karar verildi.

Diğer kararlar (4)

11. Hukuk Dairesi, 2009/10198 E., 2011/9226 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varİstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ette yapılan aramada satışa hazır halde üzerinde "Hasnun Galip ve Robensonlar, Galatasaray Destanı" yazılı, ayrıca davacı şirketin logosu bulunan ve Galatasaray'ın tanınmış renklerinin kullanıldığı 68 adet dergi bulunduğu, davalı eyleminin TTK ve 5846 sayılı KHK'nin 84.maddeleri gereğince haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz oluşturduğu, % 15 lisans esasına göre, davacının kazanç kaybının 15.
11. Hukuk Dairesi         2009/10198 E.  ,  2011/9226 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 21/10/2008 tarih ve 2007/180-2008/260 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 19.07.2011 gününde davalı şirket yetkilisi .... ile vekili .... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin Galatasaray Futbol Takımına ilişkin her türlü tanıtım vasıtalarının kullanılması hususunda Galatasaray Spor Kulübü Derneği ile 19 Eylül 2000 tarihinde imzaladığı sözleşme uyarınca 30 yıllığına sahibi bulunduğu münhasır lisans hakkına dayalı olarak üçüncü şahıslar ile alt lisans sözleşmeleri aktettiğini, davalının Galatasaray Spor Kulübü'nün renklerini, tescilli logo/amblem ve markasını taşıyan çizgi roman ürettiğini/ürettirdiğini, ithal ettiğini, pazarladığını, dağıtımını yaptığını ileri sürerek, davalı şirketin haksız rekabet yaratan eylemlerinin tespitini, önlenmesini ve müvekkilinin mahrum kaldığı kâr ve kazanç kaybı ile uğradığı zararın tazmini amacıyla 30.000.000.000 TL maddi, 5.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsilini ve hükmün ilamını talep etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin davranışının haksız rekabet şartlarını oluşturmadığını, renklerin başlı başına tescile konu olamayacağını, renklerin kimsenin tekelinde bırakılamayacağını, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davalının, davacının Galatasaray Spor Kulubü Derneği ile olan 19 Eylül 2000 tarihli sözleşme ile sahip olduğu GS tescilli logosunu, adını, amblemini ve sarı kırmızı renklerini kullanarak Hasnun Galip - Robensonlar, Galatasaray Destanı adı ile dergi pazarladığı, davalı şirkette yapılan aramada satışa hazır halde üzerinde "Hasnun Galip ve Robensonlar, Galatasaray Destanı" yazılı, ayrıca davacı şirketin logosu bulunan ve Galatasaray'ın tanınmış renklerinin kullanıldığı 68 adet dergi bulunduğu, davalı eyleminin TTK ve 5846 sayılı KHK'nin 84.maddeleri gereğince haksız rekabet ve marka haklarına tecavüz oluşturduğu, % 15 lisans esasına göre, davacının kazanç kaybının 15.443,63 YTL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava, davalı şirketin haksız rekabet yaratan eylemlerinin tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, dava konusu, "GALATASARAYLI HASNUN GALİP VE ROBENSONLAR'IN ÇANAKKALE DESTANI" adlı kitabın 5846 sayılı FSEK'nun 1/B-(a) ve 2 nci maddeleri uyarınca ilim ve edebiyat eseri niteliğinde olduğu hususunda taraflar arasında bir çekişme bulunmamaktadır. Aynı zamanda, sözkonusu kitap içeriğinde de Galatasaray Lisesi Öğrencilerinin ve Spor Kulubü'nün Gelibolu'da ve Kurtuluş Savaşındaki kahramanlıkları ve faaliyetlerinin çizgi roman şeklinde ifade edildiği anlaşılmaktadır. Öncelikle, dava konusu kitap kapağında yer alan Galatasaray Spor Kulubü'nün adı, renkleri, amblemi ve logosundan oluşan tescilli marka ve diğer işaretler, sözkonusu kitapta eser adı ve alameti olarak kullanıldığı, davalının yayıncılık hizmeti ve kitap emtiası için tanıtıcı işaretini oluşturan "MAVİ MEDYA+ŞEKİL" ibaresinin de bu emtia ve yayınlar bakımından mutad olarak kitap kapağının iç ve dış kısımlarında yer aldığı anlaşıldığından, Dairemizin 06.07.2011 gün ve 2009/9174 E, 2011/8313 K sayılı ilamında da açıklandığı üzere, somut uyuşmazlıkta eser ad ve alameti olarak kullanılan bu işaretin 556 sayılı KHK hükümleri kapsamında markasal bir kullanım olduğundan sözedilmez. Bu bakımdan, davalı kullanımının marka hakkına tecavüz oluşturduğuna ilişkin mahkemenin kabulü yerinde değildir. Öte yandan, mahkemece davalı eyleminin 5846 sayılı FSEK'nun 84 ve TTK hükümlerine göre de haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmişse de, davacı lisans alan şirketin 5846 sayılı FSEK'nun 84 ncü maddesi kapsamında korunması gereken bir hakkı olduğu kanıtlanamadığından sözkonusu maddenin somut uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. TTK'nun 56 vd. maddelerine dayalı haksız rekabet iddiasına gelince, TTK'nun 57/5 nci fıkrası uyarınca, başkasının emtiası, iş mahsulleri veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak, hususiyle de başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarını iltibasa meydan verecek surette kullanmak haksız rekabet oluşturur. Davaya konu uyuşmazlıkta, Türkiye'nin kültürel, tarihi ve sosyal hayatında önemli yer tutan Galatasaray Spor Kulubü'nün geçmişi ve kahramanlıklarından yola çıkılarak hazırlanan ve piyasaya sunulan kitapta, davacı şirketin lisans sahibi olduğu marka, amblem ve logo gibi işaretlerin kitap kapağında eser adı ve alameti olarak yer almasının ne suretle TTK'nun 56 vd.maddelerine aykırılık ve haksız rekabet oluşturduğu, Galatasaray Spor Kulubü ile ilgili bir çizgi romanda anılan kulübe ait işaretlerin kitap kapağında kullanılmasının ticari hayatta dürüstlüğe aykırı bir davranış olarak nitelendirilebilecek hareketlerden sayılıp sayılmayacağı ve anılan eylemin lisans hakkı sahibi davacı şirket yönünden hangi bakımlardan haksız rekabet oluşturacağı tartışılmaksızın mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi de doğru görülmemiştir. 2-Ayrıca, davalı eylemi marka hakkına tecavüz oluşturmadığı halde, 556 sayılı KHK'nin 66/b maddesi uyarınca lisans bedeline hükmedilmesi de isabetli olmayıp, kararın bu yönden dahi davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir edilen 825,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2008/8640 E., 2008/11819 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf var
tam metni aç
ana noktanın ise TTK’nun 84.madde hükmü karşısında oluşan ve somut olaya göre değerlendirilen olgudur.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2008/8640 E.  ,  2008/11819 K. "İçtihat Metni" Davacı ... vek.Av.... ile davalı ... San.A.Ş arasında görülen dava hakkında Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 06.07.2007 ... ve 109-391sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 16.05.2008 ... ve 11432-5417 sayılı ilamına karşı davalı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan karar düzeltme isteminin REDDİNE, takdiren 170.00.-YTL.para cezasının karar düzeltme isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 02.12 .2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) KARŞI OY YAZISI Hükmün onanmasına dair ... çoğunluğun kararının 3 ana nokta itibariyle karşı oyumdur. 1)Davacı açık faturaya dayanılarak ilamsız takip konusunun oluşturulduğunu iddia etmekte, ancak ticari defter ve kayıtlarında “peşin ödeme” olduğunun gösterilmesi ile de alacaklı olmadığını açıkça belirtmektedir. TTK’ nun 23.maddesinde sözü edilen ve ticari hayatımızda en çok kullanılan belgenin fatura olduğu ve bedelinin ödenip ödenmediğinin ise fatura üzerinde gösterilmesi hususu yerleşik Yargıtay ve özellikle Yüksek Dairemizin kararları ile açıklığa kavuşmuş bulunmaktadır. Faturanın düzenlenmesi ile Vergi Usul Kanunu’nun 229. ve 231. madde hükümlerinin TTK’nun 23.maddesi ile birlikte incelendiğinde, faturanın müşteri veya alıcının borçlandığı meblağı gösterdiği ve faturanın üst kısmının satıcı veya adına yetkili kimse yada kimselerce imzalanmak ve müessesenin kaşesinin vurulması şeklinde düzenlenmesi halinde bu faturanın "açık fatura" olduğu; diğer bir anlatımla bedeli ödenmemiş fatura olduğu açıktır. Açık faturaya muhasebe düzeni açısından baktığımızda, faturayı keşide eden satıcı sözü edilen faturaya 120.Alıcılar hesabının borç tarafına kayıt ederek, muhasebe dili ile müşterisini (alıcıyı) borçlandırmaktadır. Aynı faturayı ... ve bilanço usulüne uygun defter tutan müşteri ise muhasebe defterinde 320 satıcılar hesabının alacak tarafına kayıt ederek, muhasebe dili ile satıcı firmayı alacaklandıracaktır. Somut olayda davacının açık faturasını keşide ettiği,tuğlanın teslimi ile de ticari defter ve kayıtların peşin kaydının düşüldüğüne göre MK’ nun 6.maddesi gereğince isbat külfetinin bu kayıtlar ışığının aksinin davacı tarafından yerine getirileceği yoksa olumluyu isbat etmek külfetinin davalıda olmadığı sonucunun doğduğu görülecektir. (Prof. Dr.... ... HUMK C. II sh. 1979,1981) Açık faturanın ödendiği hususundaki ticari defter ve kayıtlardaki ifade ve kayıt ayrıca tevsik edilmeye muhtaç değildir. (Maliye Bakanlığı 320, 332 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde usul ve esasları belirtilen ödemelerin tevsiki ile ilgili çıkarılan tebliğler) Fatura bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak dikkati çekmek istediğimiz esas nokta ise; müşterinin almış olduğu fatura karşılığında ödemesini çek, bono veya poliçe ile yapmış olabileceği hallerde faturanın kapalı olması halinde dahi ödemeyi tevsik ödediğini ileri sürene ait olup, faturanın kapalı olması ödemenin ... olmaması ile kapalı faturanın aksi ispat edilmiş olacak sonucunun doğacağıdır. (BK 114/11.) Somut olayda ise fatura açık olarak keşide edilmiş, ancak davacı satıcı ticari defterine peşin ödeme yazmak suretiyle davalının tuğla vermek suretiyle ödemeyi yaptığını ikrar etmektedir. Peşin ödemenin yazılması ile ayrıca davalının tuğlalarının teslimini kanıtlaması gerekmemektedir. Bilirkişi Kurulunun 08.06.2007 günlü raporun 2.sayfa (C) bölümünde açıkça bu hususu belirtmiş olup; MK’ nun 6. HUMK’ nun 290.maddelerine göre isbat külfetinin davalıda olduğundan bahisle ve teslimin kanıtlanmamış olmasından bahsetmenin anılan değerlendirmeye aykırı bulunduğu görülecektir. (R.Kumkale Açık-Kapalı faturaya Mali ve Hukuki Yaklaşım Terazi Dergisi, 007 Mayıs s.9 sh. 50,51,53) Prof.Dr. ... ....HUMK. a.g.e, c.2, sh.1979, 1983. 2-II. ana noktanın ise TTK’nun 84.madde hükmü karşısında oluşan ve somut olaya göre değerlendirilen olgudur. a-)Davacının ticari defter ve kayıtlarında açıkça peşin ödeme kaydı yer alıp, davalının hiçbir borcunun olmadığının belirtilmesi ile TTK’ nun 84.maddesinin yorumu dahi gerektirmeyen sonucudur. b-)Davacı, davalının teslim ettiği tuğlaları almak suretiyle kayıtta peşin ödeme gösterdiğinden sahibi aleyhindeki kayıtların içeriği ile alacaklı olamayacağının açık kanıtı ve anılan madde hükmü karşısındaki durumu sonucunda alacaklı olamayacaktır. (Y. 19.H.D. 28.09.2007 ... 3315 Esas 8215 Karar-Y.19.H.D 01.03.2005 ... 7898 Esas, 2012 Karar). 3-III ana noktanın ise vekaletten çekilme sebebiyle vekilsiz kalan davalının vekil tutmak için istediği sürenin reddi ile hüküm ittihazı hususudur. a-)Vekilin vekaleten istifası ile, davadaki vekalet görevi son bulur, ....41.madde, HUMK’ nun 68.maddesi ve BK’ nun 396. maddelerinin birlikte mütalasıyla çıkan sonuç üzerindebir uyuşmazlık yoktur. Ancak A.K’nun 41/1.madde hükmü vekil ile müvekkili arasındaki iç ilişkiyi, HUMK’ nun 68. madde hükmü ise taraf ve vekili ile mahkeme arasındaki dış ilişkiyi düzenlediğinden onbeş ... süre ile vekalet görevinin devamının duruşma dışındaki işlerde uygulanacağından vekili istifa eden tarafın mahkemede temsili ortadan kalkmaktadır (Prof. Dr.... ... HUMK.c II 001 İst. Sh.1311,1314). b-) Vekilin istifa etmesi sebebiyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. (HUMK 67/III. c.1) Avukatlık Kanunu’nun 41.maddesine göre vekalet görevi son bulan vekilin hiçbir usul işlemini yapamayacağı ve huzurunda duruşma da yapılamayacağına göre vekilin çekilme tarihinin incelenmesi gereklidir. Vekilinin çekilme tarihi 04.07.2007 günü davalı asile tebliğ olunmuştur. Tebliğ günü dışında 1 günlük sürenin kaldığı ve davalının makul süre isteminin 06.07.2007 günlü dilekçesi ile talep ettiği görülmektedir. Bir günlük sürenin yeterli olmadığı açıktır. Prof. Dr.... ... HUMK a.g. e, sh.1316 Bu bağlamda A.İ.H.S 6/3.maddesine göre makul süre içindeki davayı sonuçlandırma ve Lex Lori( Tabi Hakim) önündeki yargılamayı ne şekilde uzattığı anlaşılamayan davalıya sürenin tayin olunmaması hususunun göz önüne alınarak kararın 3 ayrı sebepten ötürü bozulması gerektiği vicdani kanaatı ile karşı oyumdur.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2007/11432 E., 2008/5417 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varAsliye Hukuk Mahkemesi
tam metni aç
ana noktanın ise TTK’nun 84.madde hükmü karşısında oluşan ve somut olaya göre değerlendirilen olgudur.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2007/11432 E.  ,  2008/5417 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek.Av. ... ile davalı vek.Av. ...'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Dava itirazın iptali ve tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkilinin davalıya kömür sattığını ve 61.739.39 YTL alacağı bulunduğunu, bu alacağın tahsili için yapılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ve kömür karşılığı tuğla verilerek borcun ödendiğini ileri sürdüğünü taraflar arasında böyle bir anlaşma olmadığını belirterek itirazın iptalini ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinden tuğla alan davacının karşılığında müvekkiline kömür verdiğini 79.667.00 YTL’lik tuğla karşılığı 79.066.27 YTL'lik kömür alındığını, tarafların böylece mahsuplaştığını , davacının gönderilen cari hesap ekstresini kabul etmeyerek mükerrer tahsilat peşinde olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporu sonucu davacının davalı adına düzenlediği, kömür faturalarının veresiye satışını gösteren faturalar olup, kömür faturalarının davalı defterlerinde de kayıtlı olduğunu, ancak davacı kayıtlarında satışların tamamının peşin olarak kaydedildiğini davalının düzenlediği tuğla faturalarının davacı kayıtlarında bulunmadığını taraf defterleri tasdikli olmadığından lehe delil olmayacağını, ancak aleyhe delil teşkil edeceğini davalının kömür satın aldığını kabul etmesine rağmen tuğla vererek borcunu ödediğini kanıtlayamadığını, yemin de teklif etmediğini bu nedenle davanın kısmen kabulü ile 61.739.39 YTL asıl alacak üzerinden itirazın iptaline , alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davalının sattığı kömür faturalarını defterlerine kaydeden ve kömür bedellerini tuğla vererek ödediğini savunan davalının davacıya kömür karşılığı tuğla verdiğini kanıtlayamamasına, davacı vekilinin vekillikten çekildiğinin duruşma öncesi davalıya bildirilmiş olmasına, davalının vekil tutmak üzere duruşmada süre isteminin reddinin HUMK’ nun 67/3.maddesi hükmüne uygun bulunmasına göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 550.00.YTL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 16.05.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Hükmün onanmasına dair sayın çoğunluğun kararının 3 ana nokta itibariyle karşı oyumdur. 1)Davacı açık faturaya dayanılarak ilamsız takip konusunun oluşturulduğunu iddia etmekte, ancak ticari defter ve kayıtlarında “peşin ödeme” olduğunun gösterilmesi ile de alacaklı olmadığını açıkça belirtmektedir. TTK’ nun 23.maddesinde sözü edilen ve ticari hayatımızda en çok kullanılan belgenin fatura olduğu ve bedelinin ödenip ödenmediğinin ise fatura üzerinde gösterilmesi hususu yerleşik Yargıtay ve özellikle Yüksek Dairemizin kararları ile açıklığa kavuşmuş bulunmaktadır. Faturanın düzenlenmesi ile Vergi Usul Kanunu’nun 229. ve 231. madde hükümlerinin TTK’nun 23.maddesi ile birlikte incelendiğinde, faturanın müşteri veya alıcının borçlandığı meblağı gösterdiği ve faturanın üst kısmının satıcı veya adına yetkili kimse yada kimselerce imzalanmak ve müessesenin kaşesinin vurulması şeklinde düzenlenmesi halinde bu faturanın "açık fatura" olduğu; diğer bir anlatımla bedeli ödenmemiş fatura olduğu açıktır. Açık faturaya muhasebe düzeni açısından baktığımızda, faturayı keşide eden satıcı sözü edilen faturaya 120.Alıcılar hesabının borç tarafına kayıt ederek, muhasebe dili ile müşterisini (alıcıyı) borçlandırmaktadır. Aynı faturayı alan ve bilanço usulüne uygun defter tutan müşteri ise muhasebe defterinde 320 satıcılar hesabının alacak tarafına kayıt ederek, muhasebe dili ile satıcı firmayı alacaklandıracaktır. Somut olayda davacının açık faturasını keşide ettiği,tuğlanın teslimi ile de ticari defter ve kayıtların peşin kaydının düşüldüğüne göre MK’ nun 6.maddesi gereğince isbat külfetinin bu kayıtlar ışığının aksinin davacı tarafından yerine getirileceği yoksa olumluyu isbat etmek külfetinin davalıda olmadığı sonucunun doğduğu görülecektir. (Prof. Dr.... HUMK C. II sh. 1979,1981) Açık faturanın ödendiği hususundaki ticari defter ve kayıtlardaki ifade ve kayıt ayrıca tevsik edilmeye muhtaç değildir. (Maliye Bakanlığı 320, 332 sayılı Vergi Usul Kanunu genel tebliğlerinde usul ve esasları belirtilen ödemelerin tevsiki ile ilgili çıkarılan tebliğler) Fatura bedelinin ödenmesi ile ilgili olarak dikkati çekmek istediğimiz esas nokta ise; müşterinin almış olduğu fatura karşılığında ödemesini çek, bono veya poliçe ile yapmış olabileceği hallerde faturanın kapalı olması halinde dahi ödemeyi tevsik ödediğini ileri sürene ait olup, faturanın kapalı olması ödemenin sabit olmaması ile kapalı faturanın aksi ispat edilmiş olacak sonucunun doğacağıdır. (BK 114/11.) Somut olayda ise fatura açık olarak keşide edilmiş, ancak davacı satıcı ticari defterine peşin ödeme yazmak suretiyle davalının tuğla vermek suretiyle ödemeyi yaptığını ikrar etmektedir. Peşin ödemenin yazılması ile ayrıca davalının tuğlalarının teslimini kanıtlaması gerekmemektedir. Bilirkişi Kurulunun 08.06.2007 günlü raporun 2.sayfa (C) bölümünde açıkça bu hususu belirtmiş olup; MK’ nun 6. HUMK’ nun 290.maddelerine göre isbat külfetinin davalıda olduğundan bahisle ve teslimin kanıtlanmamış olmasından bahsetmenin anılan değerlendirmeye aykırı bulunduğu görülecektir. (R.Kumkale Açık-Kapalı faturaya Mali ve Hukuki Yaklaşım ... Dergisi, 007 Mayıs s.9 sh. 50,51,53) Prof.Dr. ....HUMK. a.g.e, c.2, sh.1979, 1983. 2-II. ana noktanın ise TTK’nun 84.madde hükmü karşısında oluşan ve somut olaya göre değerlendirilen olgudur. a-)Davacının ticari defter ve kayıtlarında açıkça peşin ödeme kaydı yer alıp, davalının hiçbir borcunun olmadığının belirtilmesi ile TTK’ nun 84.maddesinin yorumu dahi gerektirmeyen sonucudur. b-)Davacı, davalının teslim ettiği tuğlaları almak suretiyle kayıtta peşin ödeme gösterdiğinden sahibi aleyhindeki kayıtların içeriği ile alacaklı olamayacağının açık kanıtı ve anılan madde hükmü karşısındaki durumu sonucunda alacaklı olamayacaktır. (Y. 19.H.D. 28.09.2007 gün 3315 Esas 8215 Karar-Y.19.H.D 01.03.2005 gün 7898 Esas, 2012 Karar). 3-III ana noktanın ise vekaletten çekilme sebebiyle vekilsiz kalan davalının vekil tutmak için istediği sürenin reddi ile hüküm ittihazı hususudur. a-)Vekilin vekaleten istifası ile, davadaki vekalet görevi son bulur, AK.41.madde, HUMK’ nun 68.maddesi ve BK’ nun 396. maddelerinin birlikte mütalasıyla çıkan sonuç üzerindebir uyuşmazlık yoktur. Ancak A.K’nun 41/1.madde hükmü vekil ile müvekkili arasındaki iç ilişkiyi, HUMK’ nun 68. madde hükmü ise taraf ve vekili ile mahkeme arasındaki dış ilişkiyi düzenlediğinden onbeş gün süre ile vekalet görevinin devamının duruşma dışındaki işlerde uygulanacağından vekili istifa eden tarafın mahkemede temsili ortadan kalkmaktadır (Prof. Dr.... HUMK.c II 001 İst. Sh.1311,1314). b-) Vekilin istifa etmesi sebebiyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. (HUMK 67/III. c.1) Avukatlık Kanunu’nun 41.maddesine göre vekalet görevi son bulan vekilin hiçbir usul işlemini yapamayacağı ve huzurunda duruşma da yapılamayacağına göre vekilin çekilme tarihinin incelenmesi gereklidir. Vekilinin çekilme tarihi 04.07.2007 günü davalı asile tebliğ olunmuştur. Tebliğ günü dışında 1 günlük sürenin kaldığı ve davalının makul süre isteminin 06.07.2007 günlü dilekçesi ile talep ettiği görülmektedir. Bir günlük sürenin yeterli olmadığı açıktır. Prof. Dr.... HUMK a.g. e, sh.1316 Bu bağlamda A.İ.H.S 6/3.maddesine göre makul süre içindeki davayı sonuçlandırma ve Lex Lori( Tabi Hakim) önündeki yargılamayı ne şekilde uzattığı anlaşılamayan davalıya sürenin tayin olunmaması hususunun göz önüne alınarak kararın 3 ayrı sebepten ötürü bozulması gerektiği vicdani kanaatı ile karşı oyumdur.
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi, 2013/674 E., 2013/5307 K.
orta eşleşmeKarar metninde maddeye atıf varTicaret Mahkemesi
tam metni aç
n nasıl ambalajlanacağının düzenlendiği, davacı teslim edilen 400 kg mantı bedelinin ödenmediği, 2.592,00.-TL nin tahsilini talep etmiş ise de, davalı kayıtlarına göre 2.592,00.-TL nin davalıdan peşin olarak tahsil edildiği anlaşıldığından TTK'nun 84.maddesi uyarınca aleyhe kayıt nedeni ile davacının bu istemi yerinde görülmediği, mantıların muhafazası için emanet olarak teslim edilmiş olan derin
(Kapatılan)19. Hukuk Dairesi         2013/674 E.  ,  2013/5307 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. - K A R A R - Davacı vekili, müvekkili şirketin İstanbul'da imalatını yaptığı mantının Ankara İlinde satışının yapılması konusunda davalı ile 15.11.2007 tarihinde şifahi anlaşma düzenlediklerini, davalı tarafından gönderilen 10 Aralık 2007 tarihli ihtarname ile mal tesliminde sorun olduğu ifade edilerek iki gün içerisinde mal tesliminin talep edildiğini, müvekkilinin bu ihtarnameyi 02.01.2008 tarihinde tebliğ ettiğini ve bunu sipariş kabul ederek 600 kg mantıyı davalıya gönderdiğini, ancak ürünün teslim alınmadığını, bu konuda tutanak düzenlendiğini, 04 Ocak 2008 tarihli ihtarname ile yazılı sipariş verilmesi halinde sözleşme doğrultusunda mal teslimi yapılacağının davalıya ihtar edildiğini, davalının bu süre içerisinde sipariş vermediğini, 29 Ocak 2008 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi fesih ettiğini bildirdiğini, davalının tüm taleplerinin zamanında ve tam olarak karşılanmasına rağmen sözleşmenin haksız nedenle fesih edildiğini ileri sürerek 27.11.2007 tarihinde teslim edilmiş olan 400 kg mantı bedeli 2.592,00.-TL nin ödenmediğini, davalının sözleşmeyi haksız fesih etmesi nedeni ile müvekkilinin satacağı mal 27.11.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile, 14.125,00.-TL derin dondurucu bedelinin avans faizi ile, 5.800,00.-TL ecri misil bedelinin avans faizi ile ve dava tarihi itibaren dondurucuların teslimine kadar 1.450,00.-TL ecri misil bedelinin 01.12.2007 tarihinden itibaren avans faizi ile, 6.000,00.-TL kar mahrumiyetinin 5.000,00.-TL manevi tazminatın, 600,00.-TL nakliye ve konaklama masrafının, ihtarın davalıya ulaştığı tarihten itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve iddia etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında sözleşme kurulduğunu, ancak sözleşmenin henüz başında davacının taahhütlerini yerine getirmediğini, özel ambalajında teslim edilmesi gereken ürünün hijyen kurallarına aykırı biçimde teslim edilmek istendiğini, müvekkilinin bu teslimi kabul etmediğini, siparişlerinin süresinde ve tam olarak teslim edilmediğini, müvekkilinin alt bayiler ile kurduğu sözleşmeleri bu nedenle iptal edip tazminat ödemek zorunda kaldığını, derin dondurucuların bayilik sözleşmesi uyarınca emanet olarak verildiğini, ecri misil bedeli ve kira talep edilemeyeceğini, sözleşmenin feshinin haklı olduğunu, kar mahrumiyeti ve tazminat istemlerinin yerinde olmadığına, davanın reddine karar verilmesini talep ve iddia etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı beyan edilmiş ise de, 14.12.2007 tarihli ihtarname ekindeki sözleşmenin yanlarca benimsenen yazılı sözleşme olduğu, bu sözleşme uyarınca, ürün sevkıyatı 1000 kg kadar ve haftada bir sefer ve en az 600 kg olarak alınacağı, 5. maddede ürünün nasıl ambalajlanacağının düzenlendiği, davacı teslim edilen 400 kg mantı bedelinin ödenmediği, 2.592,00.-TL nin tahsilini talep etmiş ise de, davalı kayıtlarına göre 2.592,00.-TL nin davalıdan peşin olarak tahsil edildiği anlaşıldığından TTK'nun 84.maddesi uyarınca aleyhe kayıt nedeni ile davacının bu istemi yerinde görülmediği, mantıların muhafazası için emanet olarak teslim edilmiş olan derin dondurucuların aynen ya da bunun mümkün olmaması halinde bedelinin talep edilebileceği sözleşmede derin donduruculara ilişkin kira ödemesi yönünde herhangi bir hüküm olmadığı anlaşıldığından davacının ecri misil talebinin yerinde olmadığı, davalının sözleşmede kararlaştırılan miktarda, kararlaştırılan ambalaj ile ve belirlenen hijyen koşullarında mal teslimatının yapılmaması nedeni ile sözleşmeyi fesihte haklı olduğu sonucuna varıldığından davacının haksız feshe dayanan ve kanıtlanamayan müspet zarar istemleri ile manevi tazminat isteminin yerinde olmadığı, kabul edilmeyen 600 kg ürün nedeni ile yapılan nakliye giderlerinin istenemeyeceği, zira ürünün kabul edilmemesinde davalının haklı olduğu gerekçesiyle bu yöne ilişkin tazminat istemlerin reddine, davalıya sözleşme uyarınca teslim edilen 27 adet derin dondurucuların kullanılmış olması da dikkate alınarak toplam değerleri 8.450,00.-TL olarak belirlendiği, davalının bunları alt bayilere dağıttığını beyanla iadenin mümkün olmadığını ifade etmiş olması sebebiyle taraflar arasındaki sözleşme sona erdiğinden bayi konumundaki davalının davacıya ait derin dondurucuları iade etmesi gerektiği, bunun mümkün olmaması nedeni ile bilirkişi raporu ile belirlenen bedel olan 8450.00 TL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Davacı taraf, 27.11.2007 tarihinde davalıya teslim edilen 400 kg. Mantı bedeli olan 2592,00 TL.'nin ödenmediğini iddia etmiş, Mahkemece alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı defterlerinde bu bedelin peşin tahsil edildiğine dair kayıt bulunması nedeniyle karinenin aksinin ispatlanamadığı gerekçesiyle bu miktar yönünden de davanın reddine karar verilmiştir. Oysa davalı vekili katılmış olduğu 17.04.2009 tarihli celsedeki imzalı beyanı ile bahsi geçen tutarın ödenmediğini kabul etmiştir. Bu durumda davalı vekilinin ikrar niteliğindeki bu beyanı da nazara alınarak bu miktar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile reddedilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) no'lu bentte açıklanan nedenlerle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no'lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA peşin harcın istek halinde iadesine, 27.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Eşleştirme iki kanıta dayanır: kararın kendi metnindeki madde atfı ve şerh kitaplarının o kararı hangi maddenin altında bastığı. Otomatik üretilmiştir, hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ve sonraki içtihat değişikliklerini ayrıca denetleyin.