Çeşitli hükümler
Kısaca
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 182. maddesi, Kanunda yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuların düzenlenmesine ilişkin yönetmeliklerin hazırlanma, onaylanma ve yürürlüğe girme usulünü düzenler; ayrıca staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejimin yönetmelik ya da diğer düzenleyici işlemlerle getirilemeyeceğini hükme bağlar.
Kapsam
Bu konu, Avukatlık Kanunu m.182–201 hükümlerini kapsar.
- Avukatlık Kanunu m.182Yönetmelik
- Avukatlık Kanunu m.183Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat
- Avukatlık Kanunu m.184Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler
- Avukatlık Kanunu m.185Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm
- Avukatlık Kanunu m.190Prim borcunu ödememenin sonuçları
- Avukatlık Kanunu m.192Yürürlükten kaldırılan hükümler
- Avukatlık Kanunu m.193Değiştirilen kanun hükümleri hakkında
- Avukatlık Kanunu m.1941086 Sayılı kanunun değiştirilen hükmü
- Avukatlık Kanunu m.195Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması
- Avukatlık Kanunu m.199
- Avukatlık Kanunu m.200Kanunun yürürlük tarihi
- Avukatlık Kanunu m.201Kanunu yürüten makam
Yürürlükten kaldırılmış: m.186, m.187, m.188, m.189, m.191, m.196, m.197, m.198.
Avukatlık Kanunu m.182 — Yönetmelik
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 182. maddesi, Kanunda yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuların düzenlenmesine ilişkin yönetmeliklerin hazırlanma, onaylanma ve yürürlüğe girme usulünü düzenler; ayrıca staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejimin yönetmelik ya da diğer düzenleyici işlemlerle getirilemeyeceğini hükme bağlar. Madde, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu ile Adalet Bakanlığı arasındaki yetki ve usul ilişkisini kapsar ve avukatlık mesleğinde yönetmelik yapma yetkisini düzenleyen tüm hükümlere uygulanır. Madde, yönetmeliklerin içeriğini, avukatlık ücret tarifelerinin esaslarını, baro ve Birlik görevlerinin ayrıntısını ya da tek tek yönetmelik maddelerinin hukuki geçerliliğini düzenlemez; bu konular Kanunun ilgili maddelerinde ve yönetmeliklerin kendisinde yer alır. Yönetmeliğe karşı iptal davası ya da yargı yolu, madde metninde düzenlenmemiştir.
Yönetmelik: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yönetmelik (AvK m.182 bağlamında)
- Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanan düzenleyici işlemdir. Bu yönetmelikler Birlik tarafından hazırlanır ve Adalet Bakanlığına gönderilir.
- Onay süreci
- Yönetmeliğin Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmemesi ya da onaylanması hâlinde yönetmeliğin Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmesi sürecidir. Bakanlık süresi içinde karar vermezse onay varsayılır.
- Geri gönderme
- Adalet Bakanlığının uygun bulmadığı yönetmeliği gerekçesiyle birlikte Birliğe iade etmesidir. Geri gönderme, yönetmeliğin bir daha görüşülmek üzere Birliğe döndürülmesi anlamına gelir.
- Üçte iki çoğunlukla aynen kabul
- Geri gönderilen yönetmeliğin, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üye tamsayısının üçte iki çoğunluğuyla değiştirilmeden kabul edilmesi işlemidir. Metinde 'üçte iki çoğunluk' ifadesi geçer; hangi tamsayının esas alınacağı madde metninden açık değildir.
- Sınav veya benzeri rejim
- Staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabulde yönetmelik ya da diğer düzenleyici işlemle öngörülemeyen, yazılı ya da sözlü değerlendirme niteliğindeki her türlü uygulamadır. Yasak, yalnızca bu üç aşama için geçerlidir.
Yönetmelik: hangi şartlar aranır?
- Yönetmeliğin, Kanunda yönetmeliğe bırakılan bir husus veya Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken bir konu hakkında olması gerekir.
- Yönetmeliğin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca hazırlanmış ve Adalet Bakanlığına gönderilmiş olması gerekir.
- Yönetmelik Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmemeli ya da onaylanmalıdır; bu hâlde yönetmelik Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer.
- Bakanlık uygun bulmazsa yönetmeliği gerekçesiyle birlikte Birliğe geri göndermelidir.
- Geri gönderilen yönetmelik, Birlik Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edilirse Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer; aynen kabul edilmezse onaylanmamış sayılır ve sonuç Birlik tarafından Bakanlığa bildirilir.
- Geri gönderme ve yeniden görüşmede 8. maddenin altıncı ve yedinci fıkraları kıyasen uygulanmalıdır.
- Yönetmelik, staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabulde sınav veya benzeri bir rejim öngörmemelidir.
Yönetmelik: hangi sonuçları doğurur?
- Adalet Bakanlığı iki ay içinde karar vermez ya da onaylarsa yönetmelik Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer.
- Bakanlık yönetmeliği uygun bulmazsa gerekçesiyle birlikte Birliğe geri gönderir.
- Geri gönderilen yönetmelik Birlik Yönetim Kurulunca üçte iki çoğunlukla aynen kabul edilirse Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer.
- Geri gönderilen yönetmelik aynen kabul edilmezse onaylanmamış sayılır ve sonuç Birlik tarafından Adalet Bakanlığına bildirilir.
- Staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabulde yönetmelik veya diğer düzenleyici işlemle sınav ya da benzeri bir rejim öngörülürse bu düzenleme hukuken geçersiz olur; ek fıkra bu yasağı emreder.
- Ek fıkranın kapsamı dışındaki konularda yönetmelikle düzenleme yapılmasına engel yoktur.
Onay ile süresinde karar verilmemesi arasındaki fark nedir?
Bakanlığın iki ay içinde açık bir karar vermesi; onay yönünde karar verilmesi hâlinde yönetmelik yürürlüğe girer.
Bakanlığın iki ay içinde karar vermemesi; bu durumda onay varsayılır ve yönetmelik yayımlanarak yürürlüğe girer.
Bakanlık sessiz kaldığında yönetmelik kendiliğinden yürürlüğe girer; süre, Bakanlığa ulaşma tarihinden itibaren işler.
Uygun bulma ile uygun bulmama (geri gönderme) arasındaki fark nedir?
Bakanlığın yönetmeliği uygun bulması; yönetmelik onay için yeterlidir.
Bakanlığın uygun bulmaması; yönetmelik gerekçesiyle birlikte Birliğe geri gönderilir.
Geri gönderilen yönetmelik ancak Birlikçe üçte iki çoğunlukla aynen kabul edilirse yürürlüğe girer; kabul edilmezse onaylanmamış sayılır.
Yönetmelik kapsamı ile sınav yasağı kapsamı dışındaki düzenlemeler arasındaki fark nedir?
Staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabul dışında kalan konular; yönetmelikle düzenlenebilir.
Staja kabul, staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabule ilişkin sınav veya benzeri rejim; ek fıkra gereği yönetmelik ya da diğer düzenleyici işlemle öngörülemez.
Aynı yönetmelik, sınav içeren bir rejim öngörürse bu hüküm yönetmelik hukukuna aykırı olur; diğer konularda yetki sürer.
Yönetmelik: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İki aylık süreyi Bakanlığın karar verme süresi yerine yönetmeliğin Birliğe kabul tarihinden hesaplamak; süre Bakanlığa ulaşma tarihinden işler.
- Geri gönderilen yönetmeliğin Birlik tarafından basit çoğunlukla kabul edilebileceğini sanmak; metin üçte iki çoğunluk arar.
- Ek fıkranın staj dönemi ve avukatlık mesleğine kabulde sınavı yasaklamasını, yönetmeliğin tüm konularda sınav kurabileceği biçiminde yorumlamak; yasak yalnızca üç alanla sınırlıdır.
- Madde metnindeki 'üçte iki çoğunluk' için tamsayı mı mevcut üye mi esas alınacağını metinden kesin çıkarmak; bu hususta metin açık değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yönetmeliklerin hukuki denetiminde, sınav veya benzeri rejim içeren hükümlerin ek fıkra ile çatıştığı kabul edilmektedir. (2014/177 E., 2015/49 K., 14.05.2015)
- Yönetmelik değişikliklerinin 2014 öncesi dönemde hazırlanmış olması hâlinde, ilgili kararların değişiklik öncesi metni yorumladığı göz önünde tutulmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2010/73 E., 2010/109 K., 03.03.2010)
Nasıl ispat edilir?
- Yönetmeliğin Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihi gösteren belge ile iki aylık sürenin hesabı ilgili kurum kayıtlarıyla ispatlanır; süre kayıtlarının tespiti idarenin yükümlülüğüdür.
- Yönetmeliğin Bakanlıkça onaylandığı ya da geri gönderildiği hususu Resmî Gazete ve resmî yazışmalarla ispatlanır.
- Staja kabul veya staj dönemine ilişkin bir sınav öngörüldüğü iddiasını ileri süren taraf, yönetmelik ya da düzenleyici işlemin metnini ve yürürlük tarihini ortaya koymak zorundadır.
- Üçte iki çoğunlukla aynen kabul kararının varlığı Birlik Yönetim Kurulu karar tutanağıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.8: Geri gönderme ve yeniden görüşme sürecinde altıncı ve yedinci fıkraları kıyasen uygulanır. Bu fıkraların içeriği madde metninde yer almadığından ayrıntısı bu maddeden okunamaz.
Avukatlık Kanunu m.183 — Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat
Madde, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu kapsamında Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligatta, tebliğ edilecek dosyanın da birlikte gönderilmesi zorunluluğunu düzenler. Hükmün muhatabı, bu Kanun gereğince Cumhuriyet savcılığına tebliğ yapılması gereken her durumdur. Maddede tebligatın hangi yöntemle yapılacağı, Cumhuriyet savcılığına verilen evrakın aslının niteliği ve tebliğ ile başlayan sürelerin başlangıcının belgelenmesi konusunda ayrıntı yoktur; bu konular Tebligat Kanunu ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun ilgili hükümlerinde (5271 sayılı CMK m.38) aranmalıdır. Maddede avukatlık ücreti, disiplin veya yetki konuları da düzenlenmemiştir.
Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat: hangi kavramlar bilinmeli?
- Cumhuriyet savcılığına tebligat
- Tebligatın, ilgili kişiye değil Cumhuriyet savcılığına yapılmasıdır. Madde, bu tür tebligatta dosyanın da birlikte gönderilmesini öngörür.
- Dosyanın birlikte gönderilmesi
- Tebliğ konusu işlemin dayanağı olan dosyanın, tebligat yazısıyla birlikte Cumhuriyet savcılığına iletilmesidir. Maddede bu, tebligatın şartı olarak yazılmıştır.
Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat: hangi şartlar aranır?
- Tebligatın Cumhuriyet savcılığına yapılacak bir tebligat olması gerekir.
- Tebligatla birlikte ilgili dosyanın da savcılığa gönderilmesi gerekir.
- Dosya gönderilmediği takdirde maddenin öngördüğü şartın gerçekleşmediği kabul edilmelidir.
Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat: hangi sonuçları doğurur?
- Cumhuriyet savcılığına yapılan tebligatta dosyanın birlikte gönderilmesi, tebligatın geçerliliği için şarttır.
- Dosya gönderilmeden yapılan tebligatın şarta uymadığı kabul edilir ve bu durumda usulüne uygun tebliğden söz edilemez.
Dosya ile birlikte tebligat ile dosyasız tebligat arasındaki fark nedir?
Dosyanın birlikte gönderildiği tebligat, maddenin öngördüğü biçime uygun tebligattır.
Dosyanın gönderilmediği tebligat, maddede öngörülen şarta uymayan tebligattır.
Şarta uyulmayan tebligatın usulüne uygunluğu tartışmalı hale gelir.
Cumhuriyet savcılarına yapılacak tebligat: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Savcılığa yapılan tebligatta dosyanın gönderilmesini isteğe bağlı saymak; madde bunu şart koşmaktadır.
- Cumhuriyet savcılığına yapılan tebligatı, ilgili kişiye yapılan tebligat gibi değerlendirmek.
- Madde metninde bulunmayan süre veya yöntem hükümlerini bu madde ile ilişkilendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Cumhuriyet savcılığına yapılan tebligatta evrakın aslının verilmesi ve süre başlangıcı varsa savcılık tarafından evrakın aslına tarih yazılması gerektiği kabul edilmektedir.
- Savcılığa tebliğ edilen evrakın suret veya örnek olması halinde tebligatın yapılmamış sayılacağı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Tebligatın Cumhuriyet savcılığına yapıldığını ve dosyanın birlikte gönderildiğini ileri süren taraf, bunu tebligat evrakı ve savcılığın aldığına dair kayıtla ispatlamalıdır.
- Dosyanın gönderilmediğini ileri süren taraf, bu iddiasını tebligat evrakının eksikliği ile ortaya koyabilir.
- Tebligatın usulüne uygun yapıldığını savunan taraf, savcılık kaydındaki tarihi ve evrakın aslının verildiğini belgelemelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun: Madde, bu Kanun gereğince Cumhuriyet savcılığına yapılacak tebligatlara ilişkindir; Kanunun diğer hükümleri tebligatın konusunu belirler.
- 5271 sayılı CMK m.38: Cumhuriyet Başsavcılığına tebligatın evrakın aslının verilmesiyle yapılacağını ve süre başlangıcında evrakın aslına tarih yazılacağını düzenler; madde bu usul bakımından tamamlayıcı nitelik taşır.
Avukatlık Kanunu m.184 — Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler
Madde, dördüncü maddenin birinci fıkrasında sayılan hizmetlerden (hakimlik ve savcılık gibi) avukatlığa geçenlerin, bu hizmetlerde geçirdikleri sürelerin avukatlık kıdemine sayılmasını düzenler. Maddede süre, tutar veya oran yer almaz; hükmün tek konusu kıdem hesabına bu sürelerin dahil edilmesidir. Hükmün kimlere uygulanacağı, dördüncü maddedeki hizmet türleriyle sınırlıdır. Avukatlığa kabul şartlarını düzenlemez (m.3, m.4). Hakimlik ve savcılıktan avukatlığa doğrudan geçişin koşullarını ve staj muafiyetini düzenlemez (m.4). Kıdemin hangi işlerde ve hangi hallerde aranacağını düzenlemez (ilgili özel hükümler). Staj süresini ve staj yerini düzenlemez (m.15).
Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Avukatlık kıdemi
- Avukatlığa kabul edilmiş kişinin meslekteki çalışma süresinin hesabında esas alınan süredir. Madde, avukatlık dışındaki belirli hizmetlerde geçen sürelerin bu hesaba katılmasını öngörür.
- Dördüncü madde kapsamındaki hizmet
- Dördüncü maddenin birinci fıkrasında sayılan, avukatlığa geçişte muafiyet tanınan kamu hizmetleridir. Bu hizmetlerin kapsamı madde metninde değil, anılan dördüncü maddede belirlenir.
Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler: hangi şartlar aranır?
- Kişinin dördüncü maddenin birinci fıkrasında sayılan hizmetlerden birinde çalışmış olması gerekir.
- Kişinin bu hizmetten avukatlığa geçmiş olması gerekir.
- Hizmette geçen sürelerin avukatlık kıdemine sayılabilmesi için bu sürelerin dördüncü maddede sayılan hizmetlere ilişkin olması gerekir.
Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler: hangi sonuçları doğurur?
- Dördüncü maddenin birinci fıkrasındaki hizmetlerden avukatlığa geçenlerin bu hizmetlerdeki süreleri avukatlık kıdemine sayılır.
- Avukatlığa geçmeyen kişilerin hizmet süreleri bu madde uyarınca avukatlık kıdemine sayılmaz.
Avukatlık kıdemine sayılacak hizmetler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dördüncü maddede sayılmayan bir hizmetteki süreyi kıdeme saymak; hükmün kapsamı yalnız anılan hizmetlerle sınırlıdır.
- Avukatlığa geçmeden önce geçen hizmet süresini, geçiş yapılmadığı halde kıdeme eklemek.
- Kıdem sayımını staj süresi ile karıştırmak; bu madde staj süresini değil önceki hizmet süresini düzenler.
Nasıl ispat edilir?
- Hizmette geçen sürenin varlığını ileri süren kişi, bu süreyi kamu kurumundan alınacak hizmet belgesiyle ispatlar.
- Avukatlığa geçişin ve kabulün tarihi, baro levhası kaydı ve ruhsatname ile ispatlanır.
- Hizmet süresinin dördüncü maddedeki hizmetlerden biri olduğu iddiası, ilgili hizmet belgesinin içeriğiyle karşılaştırılarak değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.4: Maddede sayılan hizmetlerin tanımını yapar; bu madde hangi hizmet sürelerinin kıdeme sayılacağını o hizmetlere bağlar.
- 1136 sayılı Kanun m.3: Avukatlığa kabul şartlarını düzenler; kıdem sayımının ön koşulu olan avukatlığa kabulün koşullarını gösterir.
Avukatlık Kanunu m.185 — Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun ikinci, dördüncü, beşinci, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu kısımları ile 65. maddesi dışındaki hükümlerinin davavekilleri bakımından kıyas yoluyla uygulanacağını düzenler. Madde, avukat dışındaki dava vekillerine (dava takipçilerine) hangi avukatlık hükümlerinin uygulanacağını belirler. Madde yalnızca kıyas yoluyla uygulanma kuralını koyar; dava takipçilerinin yetkileri, tebligat, vekâletname örneği, ücret ve dava sonucuna katılma yasağı gibi konuların ayrıntısını düzenlemez. Bu konular ilgili kanun maddelerinde ve HMK'da aranmalıdır. Madde metninde süre bulunmamaktadır.
Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Davavekili
- Taraf adına dava açan veya takip eden, avukatlık kanununa tabi olmayan ancak kanunun öngördüğü ölçüde yetkilendirilmiş kişi olarak madde kapsamında anılan vekildir. Madde metni bu kişilerin hangi hükümlere kıyasen tabi olacağını belirler.
- Kıyas yoluyla uygulama
- Bir hükmün doğrudan değil, benzer durumlara ilişkin olması nedeniyle başka bir kişi grubuna uygulanmasıdır. Maddede yer alan hükümler davavekilleri bakımından bu yolla uygulanır; kıyas, maddenin açıkça dışarıda tuttuğu kısımlara uzanamaz.
- Dışarıda tutulan kısımlar
- Kanunun ikinci, dördüncü, beşinci, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu kısımları ile 65. maddesidir. Bu hükümler davavekilleri bakımından kıyasen uygulanmaz.
Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm: hangi şartlar aranır?
- Davayı vekil sıfatıyla takip eden kişinin davavekili niteliği taşıması gerekir.
- Uygulanacak hüküm, 1136 sayılı Kanun'un ikinci, dördüncü, beşinci, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu kısımları ile 65. maddesi dışında kalan bir hüküm olmalıdır.
- Hükmün davavekilinin durumuna kıyas edilebilir nitelikte olması gerekir.
Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm: hangi sonuçları doğurur?
- Davavekilleri hakkında, dışarıda tutulan kısımlar ve 65. madde dışında kalan avukatlık hükümleri kıyasen uygulanır.
- Dışarıda tutulan kısımlardaki hükümler davavekilleri bakımından uygulanmaz.
- Madde metninin mülga ikinci fıkrası bulunmadığından bugünkü metin yalnızca tek fıkradan oluşur.
Avukat ile davavekili arasındaki fark nedir?
Avukat, 1136 sayılı Kanun'un tüm hükümlerine doğrudan tabidir.
Davavekili, bu Kanun'un yalnızca madde kapsamındaki kısım ve maddelerine kıyasen tabidir.
Dışarıda tutulan kısımlardaki hükümler davavekilleri bakımından uygulanmaz.
Davavekilleri hakkında uygulanacak hüküm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin dışarıda tuttuğu kısımların davavekilleri bakımından da uygulanabileceğini varsaymak.
- 65. maddenin de kıyas kapsamında olduğunu düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Davavekilleri bakımından kıyasla uygulanacak avukatlık hükümlerinin hangileri olduğu, madde metninde sayılan dışarıda tutulan kısımlar ve 65. madde çıkarılarak belirlenmektedir. (8. Daire, 2022/4637 E., 2025/3808 K., 17.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Davavekilinin, kıyasen uygulanmasını istediği avukatlık hükmünün madde kapsamında kaldığını ileri süren taraf bunu ispatlar.
- Davavekili sıfatının ve yetki belgesinin varlığı, vekâletname ile ispatlanır.
- Dava takipçisi olduğu ileri sürülen kişinin baro tarafından tutulan özel listeye yazılı olduğu, ilgili baro kaydı ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.65: Maddenin kıyas kapsamı dışında tuttuğu hükümdür; davavekilleri bakımından bu maddenin uygulanması söz konusu değildir.
- 1136 sayılı Kanun m.47: Avukatın el koyduğu işe ait çekişmeli hakları edinme yasağını düzenler; davavekilleri bakımından kıyas kapsamında olup olmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
- 1136 sayılı Kanun m.163: Avukatlık ücretine ilişkin tavan ve sözleşme hükümlerini düzenler; dava vekillerine kıyas kapsamında uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Avukatlık Kanunu m.190 — Prim borcunu ödememenin sonuçları
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 190. maddesi, topluluk sigortası primini topluluk sözleşmesinde belirtilen süre içinde ödemeyen avukatın baro levhasından silinmesini ve bu sonucun doğum koşullarını düzenler. Ayrıca prim ödememenin sonuçlarının yalnızca borçlu avukata özgü olduğunu ve bu sonuçların sözleşmenin diğer katılımcılarına veya baroya geçirilemeyeceğini belirtir. Madde, topluluk sigortasına tabi tüm baro mensubu avukatlar bakımından uygulanır. Madde, topluluk sigortası primlerinin miktarını, hesaplama yöntemini ve sigorta sözleşmesinin içeriğini düzenlemez (topluluk sözleşmesinin kendi hükümleri). Ayrıca avukatın genel sosyal güvenlik (506 sayılı Kanun) prim yükümlülüğünün kendisine ait esasları da bu maddenin kapsamında değildir.
Prim borcunu ödememenin sonuçları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Topluluk Sigortası
- Barolara bağlı avukatların topluluk sözleşmesi uyarınca katıldığı, prim karşılığında güvence sağlayan sigorta sistemidir. Primin ödenme zamanı ve tutarı topluluk sözleşmesinde gösterilir.
- Topluluk sözleşmesi
- Topluluk Sigortası'nın kurulmasını, katılımcıların hak ve yükümlülüklerini, prim ödeme zamanını ve borcun sonuçlarını belirleyen sözleşmedir. Madde, prim ödeme zamanının bu sözleşmede gösterilmesini öngörür.
- Baro levhasından silinme
- Avukatın baro levhasındaki kaydının kaldırılmasıdır. Bu madde bakımından silinme, baro yönetim kurulu kararıyla ve birikmiş prim borcu ödenene kadar geçerli olan bir sonuçtur.
- Şahsa münhasır sonuç
- Prim ödememenin doğurduğu yaptırımların yalnızca borçlu avukat hakkında uygulanabilmesi ilkesidir. Sözleşmeyle bu sonuçların diğer sigortalılara veya baroya yayılması kararlaştırılamaz.
- 506 sayılı Kanun m.140
- Sosyal Sigortalar Kanunu'nun prim ödememe yaptırımlarına ilişkin hükmüdür. 190. maddenin son cümlesine göre bu hüküm barolar hakkında uygulanmaz.
Prim borcunu ödememenin sonuçları: hangi şartlar aranır?
- Avukatın topluluk sigortasına katılmış olması ve prim borcunun doğmuş bulunması gerekir.
- Primin topluluk sözleşmesinde gösterilen ödeme zamanında ödenmemiş olması gerekir.
- Baro yönetim kurulunun, avukatın adını baro levhasından silme kararı vermesi gerekir.
- Silme sonucu, durumun ilgili yerlere bildirilmesiyle birlikte kesinleşir.
- Silinmenin sona ermesi için birikmiş prim borcunun, topluluk sözleşmesindeki şartlar dairesinde ödenmesi gerekir.
- Prim ödememenin sonuçlarının aynı sözleşmeye katılan diğer sigortalılara veya baroya yayılmasını öngören bir sözleşme hükmü konulamaz.
Prim borcunu ödememenin sonuçları: hangi sonuçları doğurur?
- Topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanda primini ödemeyen avukatın adı, baro yönetim kurulu kararıyla baro levhasından silinir.
- Silinme kararından sonra durum ilgili yerlere bildirilir.
- Birikmiş prim borcu, sözleşmedeki şartlara uygun biçimde ödenene kadar avukat levhadan silinmiş kalır.
- Prim ödememenin sonuçları yalnızca borçlu avukata özgüdür; bu sonuçların diğer sigortalılara veya baroya sirayet ettiğini öngören sözleşme hükmü konulamaz.
- 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu m.140 hükmü barolar hakkında uygulanmaz.
Topluluk Sigortası ile 506 sayılı Kanun m.140 arasındaki fark nedir?
Avukatlar için prim ödememe yaptırımı, 190. maddeye göre baro levhasından silinme olarak uygulanır.
Genel sosyal sigorta mevzuatında prim ödememe yaptırımları 506 sayılı Kanun m.140 kapsamında düzenlenir.
190. maddenin son cümlesi gereği 506 sayılı Kanun m.140 barolar hakkında uygulanmaz; baro mensubu için yaptırım bu maddede belirlenen silinmedir.
Borçlu avukat ile diğer sigortalılar ve baro arasındaki fark nedir?
Prim ödememenin sonucu, prim borcunu ödemeyen avukatın şahsına bağlıdır.
Aynı sözleşmeye katılan diğer avukatlar ve baro, ödememenin doğrudan muhatabı değildir.
Sözleşmeyle bu sonuçların diğer sigortalılara veya baroya yayılması kararlaştırılamaz; böyle bir kayıt geçersizdir.
Silinme ile ödeme ile silinmenin sona ermesi arasındaki fark nedir?
Birikmiş prim borcu ödenmediği sürece avukatın silinmesi devam eder.
Borç sözleşmedeki şartlar dairesinde ödendiğinde silinmenin dayanağı ortadan kalkar.
Avukat, borcu ödeyinceye kadar baro levhasından silinmiş durumda kalır; ödeme ile silinme sona erer.
Prim borcunu ödememenin sonuçları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- 506 sayılı Kanun m.140 hükmünü baro mensuplarına da uygulamak; 190. maddenin son cümlesi bu uygulamayı açıkça dışlar.
- Prim ödememenin sonuçlarını sözleşmeyle diğer sigortalılara veya baroya yayılabileceğini varsaymak; bu tür kayıt geçersizdir.
- Silinmeyi baro yönetim kurulu kararı olmaksızın kendiliğinden doğan bir sonuç saymak; silme yetkisi kurula aittir.
Nasıl ispat edilir?
- Silme işleminin dayanağı, primin topluluk sözleşmesinde gösterilen zamanda ödenmediğinin baro tarafından belgelenmesidir; ispat yükü prim ödemesini ileri süren avukattadır.
- Borcun ödendiğini ispat yükü avukata aittir; ödeme makbuzu veya baro kaydı bu amaçla kullanılabilir.
- Silinmenin hukuka uygun olduğunu gösteren baro yönetim kurulu kararı ve bildirim belgeleri yazılı olarak bulunmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 506 sayılı Kanun m.140: Genel sosyal sigorta mevzuatındaki prim ödememe yaptırımını düzenler. 190. maddenin son cümlesi bu hükmün barolar hakkında uygulanmayacağını belirtir.
Avukatlık Kanunu m.192 — Yürürlükten kaldırılan hükümler
1136 sayılı Avukatlık Kanununun 192. maddesi, 3499 sayılı Avukatlık Kanunu ile ek ve tadilleri ile geçici 7. madde hükümleri saklı kalmak şartıyla 1136 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran yürürlük hükmüdür. Düzenlediği konu, eski Avukatlık Kanununun yürürlükten kaldırılmasıdır. Madde, hukuk uygulayıcılarının avukatlık mesleğine ilişkin yürürlükte kalacak hükümleri belirlemek için başvuracağı bir yürürlükten kaldırma hükmüdür. Maddenin kişisel bir kapsamı yoktur; etkisi, eski kanunun hükümlerinin hangi ölçüde yürürlükte kaldığının belirlenmesi bakımından ortaya çıkar. Madde, avukatlık stajının, baro ve Türkiye Barolar Birliğinin, avukatların hak ve ödevlerinin ayrıntılı içeriğini düzenlemez; bu konular yeni kanunda yer alır. Geçici 7. maddenin kapsamı ve içeriği de bu maddede düzenlenmez; saklı tutulan geçici hükmün uygulanması ayrıca incelenmelidir.
Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yürürlükten kaldırma hükmü
- Bir kanunun başka bir kanunun hükümlerini yürürlükten çıkarmasıdır. Bu madde 1136 sayılı Kanunun tamamını yürürlükten kaldırmaktadır. Hükmün kapsamı, ilgili kanunun tamamını mı yoksa yalnızca bazı maddelerini mi kapsadığına göre belirlenir.
- Saklı tutulan hükümler
- Yürürlükten kaldırma hükmünün, belirtilen kanun ve geçici hükümlerin etkisini koruduğunu bildiren kısımdır. Bu hükümler yürürlükten kaldırmadan etkilenmez ve uygulanmaya devam eder.
- Geçici 7. madde
- Yeni Avukatlık Kanununun geçiş dönemine ilişkin düzenlemelerinden biridir. Yürürlükten kaldırma hükmü, geçici 7. maddeyi açıkça saklı tutmuştur. Bu maddenin içeriği yeni kanunda aranmalıdır.
Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi şartlar aranır?
- Yürürlükten kaldırma sonucunun doğması için 3499 sayılı Avukatlık Kanununun yürürlüğe girmiş olması gerekir.
- Eski kanun hükümlerinin yürürlükten kalkmasının kapsamı, saklı tutulan 3499 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri ile geçici 7. madde hükümleri dışında belirlenmelidir.
- Saklı tutulan hükümlerin uygulanması için ilgili hükmün geçiş dönemi koşullarının bulunup bulunmadığı ayrıca incelenmelidir.
Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- 1136 sayılı Kanun, saklı tutulan hükümler dışında yürürlükten kalkmıştır.
- 3499 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri ile geçici 7. madde hükümleri yürürlükte kalmaya devam eder.
- Yürürlükten kaldırılan hükümlerin yerine, saklı tutulmayan konularda 3499 sayılı Kanunun hükümleri uygulanır.
Yürürlükten kaldırılan hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yürürlükten kaldırma hükmünü, saklı tutulan 3499 sayılı Kanun veya geçici 7. madde ile birlikte değerlendirmemek.
- Eski Avukatlık Kanununun tüm hükümlerinin aynı anda yürürlükten kalktığını, saklı tutulan hükümleri göz ardı ederek kabul etmek.
- Bu maddeden, avukatlık stajı, baro veya Türkiye Barolar Birliğinin ayrıntılı düzenlemelerini doğrudan çıkarmaya çalışmak.
Nasıl ispat edilir?
- Yürürlükten kaldırılan hükmün hangi tarihte ve hangi kapsamda yürürlükten kalktığının belirlenmesi için Resmî Gazete'de yayımlanan kanun metni esas alınır.
- Bir hükmün saklı tutulup tutulmadığı, ilgili kanunun geçiş hükümleri ve madde metni karşılaştırılarak belirlenir.
- Yürürlükten kaldırılmış bir hükmün olaya uygulanıp uygulanmadığı tartışılıyorsa, olay tarihinde o hükmün yürürlükte olup olmadığı belgelerle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 3499 sayılı Kanun: Yürürlükten kaldırılan 1136 sayılı Kanunun yerine geçen ve maddede saklı tutulan yeni Avukatlık Kanunudur.
- 3499 sayılı Kanun geçici 7. madde: Madde metninde saklı tutulan geçici hüküm olup, yürürlükten kaldırmanın etkisinden ayrık tutulmuştur.
Avukatlık Kanunu m.193 — Değiştirilen kanun hükümleri hakkında
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 193. maddesi, kanunun kendi içinde bir hüküm kurmayan, yalnızca değişiklik ve yürürlük düzenlemesi niteliğini taşıyan bir maddedir. Madde metninde, 21/12/1953 tarihli ve 6207 sayılı Kanunun 1, 4 ve 5. maddelerinin değiştirilmesine ilişkin olduğu belirtilmiş ve bu değişikliklerin ilgili kanunda yerlerine işlendiği bildirilmiştir. Maddenin uygulanacağı kişiler bakımından ayrı bir kapsam belirtmez; metin, değişiklik işleminin kendisini ifade eder. Maddede avukatlık görevlilerinin hak ve ödevleri, baro veya Türkiye Barolar Birliği yapısı, avukatlık stajı ve sınav koşulları, avukatlık sözleşmesi ya da cezai sorumluluk düzenlenmez; bunlar sırasıyla AvK m. 34-65, m. 76-108, m. 109-162, m. 163-175 ve m. 57-58 hükümlerinde yer alır.
Değiştirilen kanun hükümleri hakkında: hangi sonuçları doğurur?
- Madde, kendi içinde bağımsız bir yükümlülük, hak veya yaptırım kurmamaktadır; hukuki sonuçları, değiştirilen 6207 sayılı Kanunun 1, 4 ve 5. maddelerinin metnine işlenmiş hükümler üzerinden doğar.
- Maddenin metninde yer alan değişiklik ifadesi, bugün yürürlükteki kanun metninde değil, değişikliğin yapıldığı tarihteki işlem olarak okunmalıdır; güncel hukuki durum için değişikliğin işlendiği ilgili maddelerin bugünkü metnine bakılmalıdır.
Değiştirilen kanun hükümleri hakkında: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Değişiklik maddesini, kendi başına uygulanabilir bir hüküm gibi okumak; asıl hükmün değiştirilen 6207 sayılı Kanun maddesinde ya da bu maddenin 1136 sayılı Kanundaki karşılığında aranması gerekir.
- Madde metnindeki parantezli değişiklik notunu güncel hukuki durum sanmak; yürürlükteki metin için ilgili maddenin son hâline bakılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kanun maddesinin metninde değişiklik kaydı bulunması, o maddenin kendi hükmü olarak uygulanabileceği anlamına gelmemekte; uygulamada asıl dayanak, değişiklikle düzenlenen ilgili maddelerin güncel metni olarak ele alınmaktadır. (1969/37 E., 1971/8 K., 21.01.1971)
Nasıl ispat edilir?
- Madde bir hak veya yükümlülük kurmadığından, ispat yükü tartışması bu madde üzerinden yürütülmez; uyuşmazlıkta ispat, dayanılan ilgili maddenin güncel metni ve o maddeye bağlı olgular açısından gerekir.
- Değişiklik kaydının hangi tarihli Kanunla yapıldığını belgelemek için Resmî Gazete'de yayımlanmış kanun metni ve değişiklik kanunu dayanak belge olarak kullanılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu: Madde, bu kanunun kendi içinde yer alan bir değişiklik ve yürürlük hükmüdür; değişikliğin hangi kanun maddelerine işlendiğini gösterir.
- 6207 sayılı Kanun m.1: Değiştirilmesi öngörülen birinci maddedir; 193. madde bu hükmün değişikliğine ilişkindir.
- 6207 sayılı Kanun m.4: Değiştirilmesi öngörülen dördüncü maddedir.
- 6207 sayılı Kanun m.5: Değiştirilmesi öngörülen beşinci maddedir.
Avukatlık Kanunu m.194 — 1086 Sayılı kanunun değiştirilen hükmü
Madde, Avukatlık Kanunu numaralı 1136 sayılı Kanun'un 194. maddesi olarak yer alan ve aslında 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 61. maddesinin yerine işlenen hükmü düzenlemektedir. Hüküm, mahkemeye gelen sanığın duruşma süresince hazır bulundurulmasını ve sanığın savuşmasının önlenmesi için alınacak tedbirleri; sanığın savuşması veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmemesi hâlinde dava yokluğunda bitirilebilmesinin koşullarını ve bu hâlde sanığa bir avukat atanmasını kapsar. Uygulama, ceza yargılamasında sanık hakkında yürütülen davalar bakımından gündeme gelir. Madde, sanığın hazır bulunmasının zorunlu olduğu hâlleri, tutuklama veya zorlama yetkisini, sanığın yargılanma ehliyetinin bulunmadığı durumlarda uygulanacak usulü ve atanan avukatın ücret ve görev ayrıntılarını düzenlemez; bu konular ilgili Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine ve baro düzenlemelerine bırakılmıştır.
1086 Sayılı kanunun değiştirilen hükmü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Savuşma
- Sanığın mahkemeden uzaklaşarak duruşmanın devamında hazır bulunmamasıdır. Sanığın gelmemesi tek başına savuşma sayılmaz; mahkemeden izinsiz ayrılması veya ara verme sonrası oturuma gelmemesi gerekir.
- Dava yokluğunda bitirilmesi
- Sanığın hazır bulunmaksızın davanın sonuçlandırılmasıdır. Yalnızca madde metnindeki koşullar birlikte gerçekleştiğinde mümkündür.
- Zorunlu müdafi (atanan avukat)
- Dava yokluğunda bitirilecek davada sanık yerine mahkemece atanan avukattır. Avukatı baro seçer ve bu atama sanığa ek güvence sağlamak amacıyla yapılır.
1086 Sayılı kanunun değiştirilen hükmü: hangi şartlar aranır?
- Sanığın mahkemeye gelmiş olması ve duruşmanın devamı süresince hazır bulundurulması gerekir; bu amaçla mahkemenin gerekli tedbirleri alması zorunludur (birinci fıkra).
- Sanığın savuşması veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmemesi gerekir (ikinci fıkra).
- Sanığın önceden sorguya çekilmiş olması gerekir.
- Mahkemenin artık sanığın hazır bulunmasını gerekli görmemesi gerekir.
- Dava yokluğunda bitirilmesi hâlinde sanığa mahkemece avukat atanması gerekir; avukatı baro seçer.
1086 Sayılı kanunun değiştirilen hükmü: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkemeye gelen sanığın duruşma süresince hazır bulunması sağlanır ve mahkeme savuşmayı önlemek için gerekli tedbirleri alır.
- Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse ve önceden sorguya çekilmiş bulunup mahkemece artık hazır bulunması gerekli görülmüyorsa dava yokluğunda bitirilebilir.
- Dava yokluğunda bitirildiğinde sanığa mahkemece bir avukat atanır; avukatı baro seçer.
- Sanığın hazır bulunmasının gerekli görüldüğü hâllerde, sanık gelmediği sürece dava yokluğunda bitirilemez.
- Madde metninde hazır bulunmanın zorlanmasına ilişkin yaptırım ayrıca gösterilmemiştir; tedbirler mahkeme takdirine bırakılmıştır.
Hazır bulundurma yükümlülüğü ile savuşma hâli arasındaki fark nedir?
Sanık mahkemeye gelmiştir ve duruşma süresince hazır bulundurulması gerekir. Mahkeme bunun için tedbir alır.
Sanık mahkemeden uzaklaşmış veya ara sonrası oturuma gelmemiştir. Bu durumda birinci fıkra değil ikinci fıkra uygulanır.
Birinci fıkra gereğince tedbir alınır; savuşma hâlinde ise dava yokluğunda bitirilebilmesi için ikinci fıkranın koşulları aranır.
Sanığın dava yokluğunda yargılanması ile hazır bulunmasının gerekli görülmemesi arasındaki fark nedir?
Sanık savuşmuş veya oturuma gelmemiş olsa da mahkeme sanığın hazır bulunmasını gerekli görüyorsa dava yokluğunda bitirilemez.
Sanık önceden sorguya çekilmiş ve mahkeme artık hazır bulunmasını gerekli görmüyorsa dava yokluğunda bitirilebilir.
Dava yokluğunda bitirilebilmesi için sorgu ve mahkemenin takdiri birlikte aranır; ikisinden biri eksikse yokluk hükmü kurulamaz.
Genel yokluk hâli ile avukat atanarak yokluk hâli arasındaki fark nedir?
Dava yokluğunda bitirilen davalarda sanık, mahkemece atanan bir avukatla temsil edilir.
Sanığın hazır bulunmamasıyla birlikte herhangi bir savunma yapılmadan karar verilmesi, madde açısından öngörülmemiştir.
Yokluğa dayanan karar, zorunlu avukatın bulunduğu bir yargılamada verilir; avukatsız yokluk kararı maddenin kapsamında değildir.
1086 Sayılı kanunun değiştirilen hükmü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sanığın yalnızca gelmemesini savuşma saymak; savuşma için mahkemeden uzaklaşma veya ara sonrası oturuma gelmeme unsurlarının birlikte aranması gerekir.
- Önceden sorguya çekilme koşulunu atlayıp yalnızca mahkemenin takdirine dayanarak dava yokluğunda bitirmek.
- Sanığın hazır bulunmasının gerekli görüldüğü hâlde yokluk hükmü kurmak.
- İkinci fıkrada öngörülen avukat atamasını yapmadan dava yokluğunda bitirmek.
- Maddenin eski 1086 sayılı Kanun metnine dayanarak yorum yapmak; güncel metin ve atıf 1136 sayılı Kanun'un 194. maddesi üzerinden değerlendirilmelidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kararlarda maddenin 1086 sayılı Kanun'un eski metnine göre yorumlandığı ve yeni düzenlemenin ilgili kararlardan önceki tarihli olduğu görülmektedir; bu nedenle güncel metinle birlikte değerlendirilmelidir. (1977/121 E., 1977/142 K., 20.12.1977)
- Maddenin Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte dava yokluğunda bitirilmesine ilişkin hükmün uygulanmasında, sanığın yargılanma ehliyetinden yoksun duruma getirildiği iddialarının bilirkişi incelemesiyle sabit olup olmadığının aranması gerektiği kabul edilmektedir. (1969/37 E., 1971/8 K., 21.01.1971)
Nasıl ispat edilir?
- Dava yokluğunda bitirilebilmesi için sanığın savuşması ya da ara sonrası oturuma gelmemesi hâlinin mahkeme tutanağı ve duruşma zaptıyla ispatlanması gerekir; ispat yükü bu hâlin varlığını ileri süren mahkemededir.
- Sanığın önceden sorguya çekildiğinin ve artık hazır bulunmasının gerekli görülmediğinin ara karar veya duruşma tutanağıyla gösterilmesi gerekir.
- Sanığın yargılanma ehliyetinden yoksun olduğu ileri sürülürse bu durumun bilirkişi incelemesiyle sabit olduğunun ispatı gerekir; karşı taraf aksini bilirkişi raporu veya sağlık kayıtlarıyla ileri sürebilir.
- Atanan avukatın atandığına ilişkin mahkeme kararının dosyada bulunması, yokluk hükmünün geçerliliği için gereklidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1086 sayılı Kanun m.61: Madde, 1086 sayılı Kanun'un 61. maddesinin yerine işlenmiştir; eski düzenlemenin yerine geçmiştir.
Avukatlık Kanunu m.195 — Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması
Madde, topluluk sigortasına girmiş ve sigortalılığı devam eden bir avukatın emekliliğe tabi bir göreve veya hizmete atanması ya da seçilmesi hâlinde, önceki avukatlık süresinin kıdeme nasıl ekleneceğini ve görev veya hizmet aylığı ile emeklilik keseneğine esas aylığın nasıl yükseltileceğini düzenler. Hükmün kapsamı, avukatlık sırasında topluluk sigortasına tabi olan ve bu sigortalılığı sürdürürken kamu görevine ya da emekliliğe tabi bir hizmete geçen avukatlardır. Maddenin avukatlık sürelerinin sigorta prim ödemesini, avukatlık sırasında yapılacak sigorta kaydını, emeklilik şartlarını ve emeklilik aylığının hesabını düzenlemediği; bu konuların ilgili sosyal güvenlik mevzuatına ve diğer özel düzenlemelere ait olduğu söylenebilir.
Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Topluluk sigortası
- Avukatların 1136 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olduğu, avukatlık mesleğine bağlı sosyal güvenlik rejimidir. Maddenin uygulanabilmesi için sigortalılığın hem kurulmuş olması hem de devam etmesi gerekir.
- Avukatlık süresi
- Avukatın topluluk sigortasına tabi olarak sigortalı bulunduğu dönemdir. Madde, bu sürenin tamamını değil, kıdeme eklenecek kısmını belirler.
- Kıdeme ekleme (intibak)
- Avukatlık süresinin belirli bir oranının, göreve atanan veya seçilen kişinin memuriyet ya da hizmet kıdemine sayılmasıdır. Eklenen süre, aylığın ve derecenin tespitinde değerlendirilir.
- Emekliliğe tabi görev veya hizmet
- Atanan ya da seçilen kişinin emeklilik rejimine bağlı olduğu kamu görevi veya hizmettir. Bu niteliği taşımayan bir göreve geçiş madde kapsamına girmez.
Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması: hangi şartlar aranır?
- Avukatın, bu Kanun gereğince topluluk sigortasına girmiş olması gerekir.
- Avukatın sigortalılığının, emekliliğe tabi göreve veya hizmete atanma ya da seçilme anında devam etmesi gerekir.
- Avukatın emekliliğe tabi bir göreve veya hizmete atanmış ya da seçilmiş olması gerekir.
- Sigortalılığa esas alınan avukatlık süresinin dörtte üçünün kıdeme eklenmesi gerekir; bu oran dışında bir ekleme yapılamaz.
- Eklenen kıdem sonucunda görev veya hizmet aylığı ile emeklilik keseneğine esas aylığın yükseltilmesi gerekir.
Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleştiğinde, sigortalılığa esas alınan avukatlık süresinin dörtte üçü kıdeme eklenerek intibak yapılır.
- Kıdeme eklenen süre sonucunda görev veya hizmet aylığı yükseltilir.
- Kıdeme eklenen süre sonucunda emeklilik keseneğine esas aylık da yükseltilir.
- Avukat sigortalılığını atanma veya seçilme anında sürdürmüyorsa, madde uygulanmaz ve kıdeme ekleme yapılmaz.
- Göreve veya hizmete atanan ya da seçilen kişi emekliliğe tabi bir göreve geçmemişse, madde uygulanmaz.
Sigortalılığı devam eden avukat ile sigortalılığı sona ermiş avukat arasındaki fark nedir?
Sigortalılığı devam eden avukat, atanma veya seçilme anında hâlâ topluluk sigortasına tabi olan kişidir.
Avukatlık yapmış ancak atanma veya seçilme öncesinde sigortalılığı sona ermiş kişi, madde metninde yer alan koşulu taşımaz.
Madde yalnız sigortalılığı devam eden avukat bakımından uygulanır; sigortalılığı sona ermiş olanın avukatlık süresi bu madde ile kıdeme eklenmez.
Emekliliğe tabi görev veya hizmet ile emekliliğe tabi olmayan görev veya hizmet arasındaki fark nedir?
Emekliliğe tabi bir göreve veya hizmete atanan ya da seçilen kişi maddenin kapsamındadır.
Emekliliğe tabi olmayan bir göreve geçen avukat maddenin kapsamına girmez.
Yalnız emekliliğe tabi görev veya hizmete geçişte kıdeme ekleme ve aylık yükseltme yapılır.
Emekliliğe tabi görevden önceki avukatlığın kıdeme sayılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Avukatlık süresinin tamamını kıdeme eklemek; madde yalnız dörtte üçünü ekler.
- Dörtte üçlük oranı üçte ikiye veya başka bir orana çevirmek; bu oran madde metninde açıkça belirtilmiştir.
- Sigortalılığı sona ermiş avukatın süresini de bu madde kapsamında hesaplamak.
- Emekliliğe tabi olmayan bir göreve geçişi bu maddeye dayandırmak.
- Maddenin yalnız kıdem eklemesini düzenlediğini, emeklilik aylığının tamamen yeniden hesaplanmasını da kapsadığını sanmak; madde yalnız aylığın yükseltilmesini öngörür.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kıdeme eklenecek süreye ilişkin dörtte üçlük oran, uygulamada farklı oranların uygulandığı kararlara karşı yeniden değerlendirilmiştir; madde metnindeki oran esas alınır. (5. Daire, 1994/4966 E., 1996/3708 K., 28.11.1996; 5. Daire, 1994/7386 E., 1996/3023 K., 08.10.1996)
- Bir kararda, serbest avukatlıkta geçen sürenin değerlendirilmesinde madde metnindeki oranın dikkate alınması gerektiği kabul edilmiştir. (11. Daire, 2007/4058 E., 2008/4370 K., 28.04.2008)
- Maddenin uygulanabilmesi için sigortalılığın devam etmesi aranır; bu koşulun sağlanmadığı durumlarda ekleme yapılmaz. (5. Daire, 1999/1566 E., 2002/3323 K., 23.09.2002)
- Maddedeki avukatlık süresinin kıdeme ekleme hesabında, ilgili memuriyet öncesi avukatlık sürelerinin değerlendirilmesi, kazanılmış hak aylık derecelerinin tespiti ile birlikte ele alınmaktadır. (12. Daire, 2018/5215 E., 2022/382 K., 09.02.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kıdeme ekleme talebinde bulunan kişi, avukatlık sırasında topluluk sigortasına girmiş ve sigortalılığının atanma veya seçilme anında devam ettiğini ispatla yükümlüdür.
- Sigortalılığın varlığı ve süresi, sigorta kayıtları ve avukatlık sicil belgeleri ile ispat edilir.
- Atanma veya seçilmenin emekliliğe tabi bir göreve ilişkin olduğu, atama kararı veya seçim belgesiyle ispat edilir.
- İdare, sigortalılığın sona erdiğini ya da göreve emekliliğe tabi olmadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Avukatlık Kanunu: Topluluk sigortasının kaynağı olan kanundur. Maddedeki sigortalılık ve avukatlık süresi kavramları bu kanunun ilgili hükümlerine dayanır.
Avukatlık Kanunu m.199
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 199. maddesi, metin olarak yalnızca 3/4/1930 tarihli 1580 sayılı Belediye Kanunu ile 13/3/1929 tarihli İdari Umumi Vilayet Kanunu'na ek madde eklenmesine ilişkin bir atıf taşımaktadır. Madde, kendi içinde bir hak, yükümlülük veya yaptırım kurmamakta; düzenleme, eklendiği bu iki kanundaki yerlerine işlenmiş sayılmaktadır. Maddenin uygulanabilir bir normatif içeriği bulunmadığından kime uygulandığı bakımından bağımsız bir kapsam belirlenemez. Avukatlık yetkileri, baro ve barolar birliği yapısı, avukatlık ücreti ve yasak hâller bu maddede değil, AK m.34-65, m.76-108, m.109-162 ve m.163-175 hükümlerinde düzenlenmiştir.
m.199: hangi sonuçları doğurur?
- Madde metni kendi başına bir hukuki sonuç doğurmaz; metnin kendisi yalnızca 1580 sayılı Belediye Kanunu ve 13/3/1929 tarihli İdari Umumi Vilayet Kanunu'na ek madde eklenmesine ilişkin bir kayıttır.
- Maddede yer alan kayıt uyarınca getirilen hükümler ilgili kanunların kendi madde numaraları altında aranmalıdır; AK m.199 üzerinden doğrudan bir hüküm uygulanamaz.
m.199: sık yapılan hatalar nelerdir?
- AK m.199'u bağımsız bir avukatlık hükmü gibi okuyup doğrudan uygulamaya çalışmak; madde yalnızca 1580 sayılı Belediye Kanunu ve İdari Umumi Vilayet Kanunu'na eklenen hükümlere gönderme yapar, bu nedenle ilgili hüküm bu kanunların kendi madde numaraları altında aranmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.199: Şerhi yazılan maddenin kendisidir; metni, eklendiği 1580 sayılı Belediye Kanunu ve 13/3/1929 tarihli İdari Umumi Vilayet Kanunu'ndaki yerlerine işlendiğini bildirmektedir.
- 1136 sayılı Kanun m.34-65: Avukatların hak ve ödevlerini düzenler; m.199 bu konuda bir hüküm içermediğinden ilgili yükümlülükler için başvurulacak madde budur.
Avukatlık Kanunu m.200 — Kanunun yürürlük tarihi
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun yürürlük maddesidir. Kanunun yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe gireceğini düzenler. Kanunun diğer maddelerinin içeriğini, avukatlığa kabul şartlarını, staj koşullarını, avukatlık ücretini ya da meslek kurallarını bu madde düzenlemez. Bunlar Kanunun ilgili maddelerinde yer alır. Yürürlük maddesi bakımından değişikliklerin geçici hükümlerle nasıl düzenlendiği de bu maddenin konusu değildir.
Kanunun yürürlük tarihi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yürürlük
- Kanunun bağlayıcı hukuk kuralı olarak uygulanmaya başlaması anıdır. Bu madde yürürlük tarihini doğrudan belirler ve kanunun içeriğini değiştirmez.
- Yayım tarihi
- Kanunun Resmî Gazete'de yayımlandığı tarihtir. Yürürlük süresinin başlangıç noktası bu tarihtir ve maddede ayrıca bir tarih yazılmamıştır.
Kanunun yürürlük tarihi: hangi şartlar aranır?
- Kanunun Resmî Gazete'de yayımlanmış olması gerekir.
- Yayım tarihinden itibaren üç ay geçmiş olması gerekir ki kanun yürürlüğe girsin.
Kanunun yürürlük tarihi: hangi sonuçları doğurur?
- Kanun yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer.
- Üç aylık süre dolmadan kanun hükümleri bağlayıcı olmaz.
Kanunun yürürlük tarihi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yürürlük süresini yayım tarihi yerine kabul tarihinden hesaplamak.
- Üç aylık süreyi takvim ayı yerine gün olarak yanlış hesaplamak.
- Bu maddeyi Kanunun diğer maddelerinin içeriğini belirleyen bir hüküm sanmak.
Nasıl ispat edilir?
- Kanunun yürürlük tarihini tespit için Resmî Gazete'de yayım tarihinin belgelenmesi gerekir; ispat yükü, yürürlüğü dayanak yapan tarafa aittir.
- Yayım tarihi resmî nüsha ile kanıtlanır; yürürlüğe giriş tarihi bu yayım tarihinden hesaplanır.
Avukatlık Kanunu m.201 — Kanunu yürüten makam
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 201. maddesi, kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulu'nun yürüteceğini belirleyen yürütme yetkisi hükmüdür. Madde, kanunun uygulanmasına ilişkin yetkiyi Bakanlar Kurulu'na verir; avukatlık mesleğine giriş, hak ve ödevler, baro ve Türkiye Barolar Birliği teşkilatı, ücret ve adli yardım gibi konularda ayrı bir düzenleme içermez. Maddenin muhatabı Bakanlar Kurulu'dur; avukatlar ve mahkemeler bakımından doğrudan bir hak ya da yükümlülük kurmaz. Maddede bir süre, tutar veya yasak bulunmaz. Avukatlık mesleğine giriş koşulları (m.3-10), avukatların hak ve ödevleri (m.34-65), baroların yapısı (m.76-108) ve avukatlık sözleşmesi (m.163-175) ayrı maddelerde düzenlenmiştir; yönetmeliklerin çıkarılmasına ilişkin ayrıntılar da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Kanunu yürüten makam: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yürütme yetkisi
- Kanunun uygulanmasını sağlamak üzere idari düzenleme yapma ve gerekli işlemleri tesis etme yetkisidir. Bu madde ile yürütme yetkisi Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.
- Bakanlar Kurulu
- Yürütme organının kolektif karar organıdır. Bu maddeye göre Avukatlık Kanunu'nun hükümlerini yürütmekle görevlidir; yürütme yetkisinin kullanımı kanun hükümlerine bağlıdır.
Kanunu yürüten makam: hangi şartlar aranır?
- Kanunun uygulanmasını gerektiren bir düzenleme alanının bulunması gerekir; bu madde yalnızca yürütme yetkisinin kimde olduğunu belirler.
- Yürütme işlemlerinin Avukatlık Kanunu'nun amacı ve hükümleri ile uyumlu olması gerekir; Bakanlar Kurulu bu kanunla çelişen bir düzenleme yapamaz.
- Yürütmeye ilişkin düzenlemelerin kanunda açıkça öngörülen ya da kanunun uygulanması için zorunlu olan sınırlar içinde kalması gerekir.
Kanunu yürüten makam: hangi sonuçları doğurur?
- Bakanlar Kurulu, Avukatlık Kanunu'nun hükümlerini yürütmekle yetkili ve görevli olur.
- Bu madde tek başına avukatlar, baro veya müvekkiller için doğrudan bir hak ya da yükümlülük doğurmaz.
- Yürütme düzenlemesi kanuna aykırı olursa, kanuna aykırılık nedeniyle o düzenlemenin uygulanmaması söz konusu olabilir.
Yürütme yetkisi ile yasama düzenlemesi arasındaki fark nedir?
Bu madde ile Bakanlar Kurulu'na verilen yürütme yetkisi, kanunun uygulanmasına yönelik idari düzenlemeleri kapsar.
Avukatlık hak ve yükümlülüklerini doğrudan belirleyen kurallar ise kanunun kendi maddelerinde yer alır.
Bakanlar Kurulu, kanunda yer almayan yeni bir hak veya yükümlülük yaratamaz; bu tür düzenlemeler yalnızca kanunla yapılabilir.
Kanunu yürüten makam: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bu maddeyi avukatların hak ve yükümlülüklerini doğrudan düzenleyen bir hüküm gibi okumak; madde yalnızca yürütme yetkisini belirler.
- Bakanlar Kurulu'nun yürütme yetkisini, kanunda öngörülmeyen yeni yükümlülükler koymak için kullanılabilecek genel bir yetki sanmak.
- Yürütme düzenlemesinin kanuna aykırılığını değerlendirmeden, düzenlemeyi doğrudan uygulanabilir kabul etmek.
Nasıl ispat edilir?
- Bakanlar Kurulu'nun yürütme düzenlemesine dayanan bir işlemin kanuna uygun olduğunu ileri süren taraf, işlemin dayanağını ve kanuni çerçevesini göstermekle yükümlüdür.
- Yürütme düzenlemesinin kanuna aykırılığını ileri süren taraf, düzenlemenin kanunun hangi hükmüne aykırı olduğunu ortaya koymalıdır; bu ispat genellikle kanun metni ve düzenlemenin karşılaştırılmasıyla yapılır.
- Bu madde tek başına bir hak veya yükümlülük kurmadığından, bu maddeye dayanarak doğrudan bir talep ileri sürülmesi için ayrıca bir hukuki dayanak gösterilmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 1136 sayılı Kanun m.3-10: Avukatlığa kabul şartlarını düzenler; Bakanlar Kurulu'nun yürütme düzenlemesi bu şartların uygulanmasına ilişkindir.
- 1136 sayılı Kanun m.34-65: Avukatların hak ve ödevlerini düzenler; yürütme düzenlemeleri bu hükümlerin uygulanmasını ayrıntılandırabilir.
- 1136 sayılı Kanun m.163-175: Avukatlık sözleşmesini düzenler; yürütme yetkisi bu alanda kanunun sınırları içinde kalır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| iki ay | m.182 | Yönetmelikler Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde karar verilmediği veya onaylandığı takdirde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girer. |
| üç ay | m.200 | Bu Kanun yayımı tarihinden üç ay sonra yürürlüğe girer. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
21 karar- 2014/177 E., 2015/49 K., 14.05.2015İlgili madde: m.182
- 1995/2 E., 1995/12 K., 13.06.1995İlgili madde: m.199
- 1977/121 E., 1977/142 K., 20.12.1977İlgili madde: m.194
- 1969/37 E., 1971/8 K., 21.01.1971İlgili madde: m.190, m.193, m.194, m.195, m.199
- Hukuk Genel Kurulu, 2010/73 E., 2010/109 K., 03.03.2010İlgili madde: m.182
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/3683 E., 2025/3243 K., 11.06.2025İlgili madde: m.200
- 8. Daire, 2022/4637 E., 2025/3808 K., 17.04.2025İlgili madde: m.182, m.185
- 8. Daire, 2022/5120 E., 2025/3829 K., 17.04.2025İlgili madde: m.182, m.185
- 8. Daire, 2022/5689 E., 2025/3831 K., 17.04.2025İlgili madde: m.182, m.185
- 8. Daire, 2022/5765 E., 2025/3807 K., 17.04.2025İlgili madde: m.182, m.185
Diğer 11 karar
- 8. Daire, 2022/6280 E., 2025/3806 K., 17.04.2025İlgili madde: m.185
- 2. Ceza Dairesi, 2023/25764 E., 2024/7031 K., 06.05.2024İlgili madde: m.201
- 12. Daire, 2018/5215 E., 2022/382 K., 09.02.2022İlgili madde: m.195
- 13. Hukuk Dairesi, 2011/19938 E., 2012/4103 K., 27.02.2012İlgili madde: m.201
- 13. Hukuk Dairesi, 2010/3355 E., 2011/319 K., 17.01.2011İlgili madde: m.201
- 11. Daire, 2007/4058 E., 2008/4370 K., 28.04.2008İlgili madde: m.195
- 13. Hukuk Dairesi, 2006/4461 E., 2008/3352 K., 10.03.2008İlgili madde: m.200
- 5. Daire, 1999/1566 E., 2002/3323 K., 23.09.2002İlgili madde: m.195
- 5. Daire, 1994/4966 E., 1996/3708 K., 28.11.1996İlgili madde: m.195
- 5. Daire, 1994/7386 E., 1996/3023 K., 08.10.1996İlgili madde: m.195
- Birinci Bölüm, 2021/18059 E., 02.10.2025İlgili madde: m.201
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 10.09.2014 (m.182).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3. Avukatlık Kanunu - 3 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış