Aile hukuku › Vesayet › Vesayet düzeni
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
Kısaca
TMK m.432, toplum için tehlike oluşturan ergin kişinin koruma amacıyla bir kuruma yerleştirilmesini veya alıkonulmasını, bu koşulun ön şartını (kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması), çevrenin külfetinin dikkate alınmasını, kişinin durumu elverdiği anda kurumdan çıkarılmasını ve kamu görevlilerinin bildirim yükümlülüğünü düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.432–437 hükümlerini kapsar.
TMK m.432 — Koşulları
TMK m.432, toplum için tehlike oluşturan ergin kişinin koruma amacıyla bir kuruma yerleştirilmesini veya alıkonulmasını, bu koşulun ön şartını (kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması), çevrenin külfetinin dikkate alınmasını, kişinin durumu elverdiği anda kurumdan çıkarılmasını ve kamu görevlilerinin bildirim yükümlülüğünü düzenler. Hükme dayanak sebepler akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık ve serserilik olarak sayılmıştır. Madde ergin kişilere uygulanır; ergin olmayanlar için koruma tedbiri 5395 sayılı Kanun kapsamında çocuk mahkemesince alınır. Yerleştirme ve alıkoymaya karar verme yetkisini, kurumdan çıkarma yetkisini, itiraz usulünü ve kısıtlama kararlarının koşullarını düzenlemez; bunlar TMK m.433 (yetki), m.435 (itiraz ve usul), m.436 (koruma amacıyla kısıtlamanın usulü) ve m.396 vd. (kısıtlama sebepleri) hükümlerinde yer alır.
Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması (KAÖK)
- Kişinin kendi korunması için tedavi, eğitim veya ıslah amacıyla elverişli bir kuruma yerleştirilmesi ya da orada alıkonulmasıdır. Kısıtlama kararından bağımsız olarak da uygulanabilir, kişinin kendisine yönelik korunma ihtiyacına dayanır.
- Yerleştirme
- Kişinin ilk kez bir kuruma konulmasıdır. Kişi kurumda bulunmuyorsa bu yolla kuruma alınır.
- Alıkoyma
- Kişinin zaten bulunduğu bir kurumdan, kendi istemine rağmen çıkarılmamasıdır.
- Kurum
- Kişinin iradesine aykırı olarak ya da iradesinden yoksun biçimde hareket serbestisinin hissedilir derecede sınırlandığı her yerdir. Bakımevi, yurt veya klinik de bu kapsama girebilir.
- Kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamaması
- Kişinin korunma ihtiyacının daha hafif bir tedbirle karşılanamayacak olmasıdır. Bu, orantılılık ölçütünü ifade eder ve özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirin son çare olmasını sağlar.
- Serserilik
- Madde metninde toplum için tehlike sebepleri arasında sayılan hâllerden biridir. Kanunda tanımı yer almaz, sebep olarak yalnızca sayılmıştır.
Koşulları: hangi şartlar aranır?
- Kişinin ergin olması gerekir.
- Kişinin akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık ya da serserilik sebeplerinden birini taşıması gerekir.
- Kişinin bu sebeplerden biriyle toplum için tehlike oluşturması gerekir.
- Kişisel korunmasının başka şekilde sağlanamaması gerekir; daha hafif bir tedbirle koruma mümkün olmamalıdır.
- Kişinin çevresine getirdiği külfet göz önünde tutulmalı; bu külfet aşırı değilse yerleştirme kararı verilmemelidir.
- Yerleştirilecek kurum, tedavi, eğitim veya ıslah için elverişli olmalıdır.
- Kişi durumu elverdiği anda kurumdan çıkarılmalıdır; bu zorunluluk kurumda kalmayı sürdürmeye engeldir.
Koşulları: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleşirse kişi tedavisi, eğitimi veya ıslahı için elverişli bir kuruma yerleştirilebilir veya orada alıkonulabilir.
- Kişisel korunmanın daha hafif bir tedbirle sağlanabildiği hâllerde özgürlüğü kısıtlayıcı yerleştirme yapılmaz.
- Çevrenin külfeti aşırı ise yerleştirme kararı verilmesi güçleşir; külfet ancak aşırı olduğunda kararı etkiler.
- Kamu görevlisi bu sebeplerden birinin varlığını öğrenirse durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek zorundadır; aksi hâlde görev ihmali doğar.
- Kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır; kurumda tutulmaya devam edilmesi hukuka aykırı hale gelir.
- Kısıtlı bir kişinin yerleştirilmesi veya alıkonulması ya da ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görülmesi hâlinde, kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililer durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
- Maddede hükmün emredici olup olmadığına ilişkin özel bir ifade yoktur; kamu görevlilerinin bildirim yükümlülüğü zorunlu niteliktedir.
Yerleştirme ile alıkoyma arasındaki fark nedir?
Yerleştirme, kişinin ilk kez bir kuruma konulmasıdır.
Alıkoyma, kişinin zaten kurumda bulunduğu hâlde kendi isteğiyle çıkmasına izin verilmemesidir.
Madde her iki hâli de kapsar; kişinin zaten kurumda olup olmadığına göre karar biçimi değişebilir.
Alkol veya uyuşturucu bağımlılığı ile bağımlılık tehlikesi arasındaki fark nedir?
Kanunun aradığı sebep bağımlılığın kendisidir.
Sadece bağımlılık riski taşıyan hâller bu sebep kapsamında değerlendirilmez.
Bağımlılığın varlığı ve diğer koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Ergin kişi ile ergin olmayan kişi arasındaki fark nedir?
Madde yalnızca ergin kişiler için uygulanır.
Ergin olmayan kişinin tedavisi istenirse 5395 sayılı Kanun kapsamında çocuk mahkemesince tedbir alınır.
Ergin olmayan kişi hakkında TMK m.432 uygulanmaz.
Yerleştirme kararı ile kurumdan çıkarma arasındaki fark nedir?
Yerleştirme ve alıkoymaya karar verme ile çıkarma kararı verme yetkisi vesayet makamındadır.
Madde 'durumu elverir elvermez' ifadesiyle çıkarmayı zorunlu kılar.
Koşullar ortadan kalkınca kurumda tutma sürdürülemez; çıkarma talebinin reddi itiraz konusu olabilir.
Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ergin olmayan bir kişi hakkında TMK m.432'ye dayanarak karar vermek; bu durumda 5395 sayılı Kanun'daki tedbirler gerekir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/10004 E., 2025/16404 K., 08.12.2025)
- Sebeplerin sayılı olduğunu gözden kaçırıp bağımlılık tehlikesi taşıyan kişiyi de kapsama almak; kanun bağımlılığın kendisini aramaktadır.
- Kişisel korunmanın başka şekilde sağlanabileceği hâlde yerleştirme kararı vermek; orantılılık ilkesi ihlal edilir.
- Kişinin durumu elverdiği hâlde kurumda tutmaya devam etmek; çıkarma zorunluluğu göz ardı edilir.
- Çevrenin külfetini aşırı olmayan ölçüde de yeterli saymak; madde yalnızca aşırı külfet hâlinde etkilidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, tedavisi istenen kişinin ergin olmaması hâlinde TMK m.432'nin uygulama yeri bulmadığını ve 5395 sayılı Kanun kapsamında tedbirin çocuk mahkemesince alınması gerektiğini kabul etmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/10004 E., 2025/16404 K., 08.12.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2024/11957 E., 2025/4058 K., 25.03.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2024/8483 E., 2025/2005 K., 17.02.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2023/4913 E., 2023/10270 K., 06.11.2023)
- Yargıtay, kişinin ruhsal hastalığı nedeniyle kendisi ve toplum açısından tehlike oluşturduğu ve kişisel korumanın başka türlü sağlanamayacağı anlaşıldığında, tıbbi durumu elverir elvermez çıkarılmak üzere m.432 uyarınca yerleştirme kararı verilebileceğini kabul etmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
- Yargıtay, kısıtlı adayının tedavisinin m.432 uyarınca araştırıldığı hâllerde sulh hukuk mahkemesinin ara kararlarını bu çerçevede değerlendirmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/3711 E., 2024/6478 K., 27.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Yerleştirmeyi talep eden taraf, kişinin sebeplerden birini taşıdığını ve toplum için tehlike oluşturduğunu ispat yükü altındadır; bu husus resmî sağlık kurulu raporu ile ortaya konulur.
- Kişisel korunmanın başka şekilde sağlanamadığının ispatı, daha hafif tedbirlerin denendiğini veya uygun olmadığını gösteren belgelerle yapılır; bu ispat yükü talep edene aittir.
- Çevrenin külfetinin aşırı olduğu iddiası, külfeti ileri süren tarafça ispatlanır; aksini ilgili kişi ya da yakınları ileri sürebilir.
- Kamu görevlisinin bildirim yükümlülüğünün yerine getirildiği, bildirimin tarihi ve içeriği yazılı belgeyle kanıtlanır.
- Resmî sağlık kurulu raporu, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık ve bulaşıcı hastalık hâllerinde karar için zorunludur; bu rapor olmadan karar verilmesi ispat eksikliği doğurur. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.433: Yerleştirme ve alıkoyma kararı verme yetkisini ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bulunduğu yer vesayet makamına verir; kurumdan çıkarma yetkisini de aynı makama tanır.
- 4721 sayılı Kanun m.435: Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınlarının karara karşı denetim makamına itiraz hakkını ve bu hakkın kurumdan çıkarılma isteminin reddinde de kullanılabileceğini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.436: KAÖK kararının usulünü düzenler; resmî sağlık kurulu raporu şartı ve ilgilinin bilgilendirilmesi bu maddede yer alır.
- 4721 sayılı Kanun m.396: Kısıtlama sebeplerini düzenler; m.432'deki koruma tedbiri ile kısıtlama arasındaki farkın anlaşılması için bağlantılıdır.
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu: Ergin olmayan kişiler hakkında koruma tedbirlerinin hangi mahkemece alınacağını belirler; m.432 ergin kişiler için uygulanır.
TMK m.433 — Yetki
Bu madde, vesayet makamının kurum niteliğindeki bir yerleştirme veya alıkoyma kararı verme yetkisinin hangi makama ait olduğunu ve bu makamın hastadan çıkarma yetkisini düzenler. Yetkili makam, ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgilinin bulunduğu yerdeki vesayet makamıdır. Madde, kişinin özgürlüğünü kısıtlayan yerleştirme ve alıkoymanın şartlarını, sürecini ve tıbbi değerlendirmesini düzenlemez (m.432). Yerleştirme veya alıkoymaya ilişkin itiraz ve yargısal denetim usulünü düzenlemez (m.432 ve ilgili usul hükümleri). Kurum dışındaki tedavi ve yardım yükümlülüklerini düzenlemez. Maddenin uygulanması, kişinin kurumdan çıkarılması veya alıkonulması kararlarının hangi yetkili vesayet makamı tarafından verileceği sorusuna yöneliktir.
Yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yerleştirme
- Kişinin, kendisine bakım ve tedavi sağlanacak bir kuruma yerleştirilmesi işlemidir. Maddenin uygulanabilmesi için yerleştirmenin vesayet makamının kararına dayanması gerekir.
- Alıkoyma
- Kişinin kurumdan çıkmasının engellenerek kurumda tutulmasıdır. Yerleştirmeden ayrı bir karar konusu olabilir ve aynı vesayet makamı tarafından verilir.
- Vesayet makamı
- Yerleştirme, alıkoyma ve kurumdan çıkarma kararlarını veren yetkili makamdır. Kararın verildiği yer, ilgilinin yerleşim yeri veya bulunduğu yer ölçütüne göre belirlenir.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hal
- Kişinin durumunun beklemeye elverişli olmadığı, yerleşim yeri vesayet makamının kararını beklemenin zarar doğuracağı durumdur. Bu halde yetki ilgilinin bulunduğu yerdeki vesayet makamına geçer.
Yetki: hangi şartlar aranır?
- Yerleştirme veya alıkoyma kararının verilmesi için vesayet makamına başvurulmuş ya da makam resen harekete geçmiş olmalıdır.
- Kararı veren makamın yetkili olması gerekir; yetki, ilgilinin yerleşim yerindeki vesayet makamına aittir.
- Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde yetki, ilgilinin bulunduğu yerdeki vesayet makamına geçer.
- Kurumdan çıkarma kararının verilebilmesi için bu kararı veren vesayet makamının, yerleştirme veya alıkoyma kararını da vermiş olması gerekir.
Yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Yerleştirme veya alıkoyma kararı, yetkili vesayet makamınca verildiğinde geçerli olur.
- Yetkisiz bir makam yerleştirme veya alıkoyma kararı verirse bu karar yetki yönünden sakat olur.
- Yerleştirme veya alıkoyma kararını veren vesayet makamı, kişinin kurumdan çıkarılmasına da karar verebilir.
- Kurumdan çıkarma kararı, yerleştirme veya alıkoymayı yapmayan başka bir vesayet makamınca verilemez.
Yerleşim yeri vesayet makamı ile bulunduğu yer vesayet makamı arasındaki fark nedir?
Kararın normal yetki kuralı uyarınca ilgilinin yerleşim yerindeki vesayet makamınca verilmesi hâlidir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ilgilinin bulunduğu yerdeki vesayet makamının yetkili olduğu hâldir.
Acil durumda yerleşim yeri dışındaki bir vesayet makamı da yetkili olur ve kararı hemen verebilir.
Yerleştirme/alıkoyma kararı ile kurumdan çıkarma kararı arasındaki fark nedir?
Kişinin kuruma yerleştirilmesine veya kurumda alıkonulmasına karar verme yetkisi.
Kişinin kurumdan çıkarılmasına karar verme yetkisi.
Kurumdan çıkarma yetkisi yalnızca yerleştirme veya alıkoyma kararını veren vesayet makamına tanınmıştır; başka bir makam bu yetkiyi kullanamaz.
Yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gecikmesinde sakınca bulunan halin varlığını kanıtlamadan bulunduğu yerdeki vesayet makamına yetki tanımak.
- Kurumdan çıkarma yetkisini, yerleştirme kararını vermemiş bir vesayet makamına tanımak.
- Yerleşim yeri ölçütünü gecikmesinde sakınca bulunan halden ayırmadan uygulamak.
- Yerleştirme ve alıkoymanın şartlarını (m.432) bu maddeye dayanarak değerlendirmek; bu madde yalnızca yetkiyi belirler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada 433. maddeye dayanılarak koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması istemleri incelenmekte, yetkili makamın kararı bu çerçevede değerlendirilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/2322 E., 2025/6923 K., 06.05.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2025/2999 E., 2025/6924 K., 06.05.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2025/3112 E., 2025/6925 K., 06.05.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2024/12301 E., 2025/4946 K., 14.04.2025)
- Yerleştirmenin hastanın iyileşmesi hâlinde taburculuğa ilişkin bir karar gerektirdiği ve bu kararın yeni bir mahkeme kararı beklenmeksizin verilebildiği uygulamada görülmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2024/3711 E., 2024/6478 K., 27.05.2024)
- Vesayet makamının yetkisinin ve kararının, kişinin bağlı olduğu koşullar ve tedbir talebi birlikte değerlendirilerek incelendiği görülmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/10004 E., 2025/16404 K., 08.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Yerleştirme veya alıkoyma kararının yetkili vesayet makamınca verildiğini, kararı talep eden taraf ileri sürer ve karar belgesiyle ispat eder.
- Yetki itirazında bulunan taraf, ilgilinin yerleşim yerinin farklı olduğunu veya gecikmesinde sakınca bulunmadığını ileri sürer ve bunu yerleşim yeri kaydı ya da durum belgeleriyle ispatlar.
- Gecikmesinde sakınca bulunduğu iddiası, durumu gösteren tıbbi ya da sosyal inceleme belgeleriyle ispatlanır.
- Kurumdan çıkarma kararında, bu kararı veren makamın aynı zamanda yerleştirme veya alıkoyma kararını vermiş olduğu karar belgesiyle gösterilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.432: Yerleştirme ve alıkoymanın şartlarını düzenler; bu madde ise o kararı verecek yetkili makamı belirler.
TMK m.434 — Bildirim yükümlülüğü
Madde, kısıtlı bir kişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması ile ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görülmesi hallerinde, kişinin bulunduğu yerdeki vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililerin, durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirme yükümlülüğünü düzenler. Maddenin uygulanması kısıtlının kurumsal yerleşimi, alıkonulması veya ergin bir kişi bakımından alınacak diğer vesayet önlemleri ile sınırlıdır. Maddede bildirimin hangi süre içinde yapılacağı, bildirimin şekli ve ihmalin yaptırımı düzenlenmemiştir. Kısıtlamanın koşulları ve kararı (m.432-437 arası koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümler) ile vesayet makamının yetkisi ve görevleri ayrı maddelerde yer alır.
Bildirim yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yerleşim yeri vesayet makamı
- Kişinin yerleşim yerinde bulunan ve vesayet işlerine bakmakla görevli makamdır. Bildirim, kişinin bulunduğu yerdeki makamdan değil, bu yerleşim yeri makamına yapılır.
- Bildirim yükümlüsü
- Kişinin bulunduğu yer vesayet makamı ya da özel kanunlarda öngörülen ilgililerdir. Madde bu kişilere bildirim görevi yükler.
- Kuruma yerleştirme veya alıkoyma
- Kısıtlı kişinin bir sağlık veya bakım kurumuna konulması ya da bir yerde tutulmasıdır. Madde bu durumu bildirim tetikleyicisi olarak alır.
- Vesayete ilişkin diğer önlemler
- Ergin bir kişi hakkında, kurum yerleştirmesi dışında, vesayet makamınca gerekli görülen koruma tedbirleridir. Maddenin kapsamı bu önlemlerle sınırlıdır.
Bildirim yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?
- Kısıtlı bir kişinin bir kuruma yerleştirilmiş veya alıkonulmuş olması ya da ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görülmüş olması gerekir.
- Bildirimi yapacak kişinin, kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda öngörülen ilgililerden biri olması gerekir.
- Bildirimin, durumu yerleşim yeri vesayet makamına iletmek suretiyle yapılması gerekir.
Bildirim yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Yükümlü, kişinin kuruma yerleştirildiği veya alıkonulduğu ya da ergin kişi hakkında diğer önlemlerin gerektiği durumu yerleşim yeri vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
- Bildirimin yapılmaması halinde maddede ayrı bir yaptırım öngörülmemiştir; bildirim yükümlülüğünün ihlali madde metninde tanımlanmamıştır.
Kısıtlı kişi ile ergin kişi arasındaki fark nedir?
Kısıtlı bir kişinin bir kuruma yerleştirilmesi veya alıkonulması halinde bildirim yükümlülüğü doğar.
Ergin bir kişi hakkında, kurum yerleştirme dışında vesayete ilişkin diğer önlemlerin alınmasına gerek görüldüğünde de bildirim yükümlülüğü doğar.
Her iki durumda da bildirim aynı yükümlülüğü doğurur; ergin kişi bakımından tetikleyici önlemin vesayete ilişkin olması gerekir.
Bulunduğu yer vesayet makamı ile özel kanunlardaki ilgililer arasındaki fark nedir?
Kişinin bulunduğu yerdeki vesayet makamı bildirim yapmakla yükümlüdür.
Özel kanunlarda öngörülen ilgililer de bildirim yükümlüsüdür.
Yükümlü sıfatı kanundan kaynaklanır; bildirim yerleşim yeri vesayet makamına yapılır.
Bildirim yapan makam ile bildirimi alan makam arasındaki fark nedir?
Bildirimi yapan, kişinin bulunduğu yerdeki makam veya ilgililerdir.
Bildirimi alan, kişinin yerleşim yerindeki vesayet makamıdır.
Bulunduğu yer ile yerleşim yeri farklı olabileceğinden bildirim yönü bu iki yer arasında işler.
Bildirim yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bildirim yükümlüsü olarak yalnızca kişinin yerleşim yeri vesayet makamını saymak; madde bulunduğu yer vesayet makamını ve özel kanunlardaki ilgilileri de yükümlü kılar.
- Bildirimin yerleşim yeri vesayet makamına değil, bulunduğu yerdeki makama yapılabileceğini düşünmek; madde açıkça yerleşim yeri vesayet makamını muhatap alır.
- Maddede süre belirtilmiş sanmak; madde bildirim için süre öngörmemiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının 4721 sayılı Kanun'un 432 ila 437. maddelerinde düzenlendiği kabul edilmektedir. (2025/119 E., 2025/155 K., 10.07.2025)
- Madde, bildirim yükümlülüğünü açıkça düzenleyen hüküm olarak değerlendirilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Bildirim yükümlülüğünü ileri süren tarafın, kişinin kuruma yerleştirildiği veya alıkonulduğu durumu ya da ergin kişi hakkında vesayete ilişkin önlemin gerekli olduğunu ispatlaması gerekir.
- Yerleştirme veya alıkoyma kararı ya da kurumun yazılı kaydı gibi belgelerle bu durum ispatlanabilir.
- Bildirimin yapıldığını ileri süren yükümlü, bildirimi yerleşim yeri vesayet makamına ilettiğini belgeyle göstermelidir; maddede bildirimin şekli belirtilmemiştir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.432: Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin ana hükümler arasında yer alır; bildirime konu olan kurum yerleştirme ve alıkoyma durumunun dayanağını oluşturur.
- 4721 m.437: Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümler kapsamında yer alır; bildirim yükümlülüğünün çerçevesini tamamlar.
TMK m.435 — İtiraz
Madde, kuruma yerleştirilen kişinin veya yakınlarının, kurumla ilgili verilen karara karşı denetim makamına itiraz hakkını ve bu hakkın kullanılma süresini düzenler. Kurumdan çıkarılma isteminin reddi hâlinde de aynı itiraz hakkının kullanılabileceğini kurar. Maddenin uygulandığı kişiler, kurumda bulunan kişi ile onun yakınlarıdır. Madde itirazın şeklini, itiraz üzerine denetim makamınca yapılacak yargılamanın usulünü ve denetim makamının kararına karşı kanun yolunu düzenlemez; itiraz ve kanun yolu ayrıntıları ilgili maddelerde ve yargılama hukukunda aranmalıdır. Kuruma yerleştirme ve alıkoyma kararının verilme şartları (m.432 ila m.434) ile çıkarılma talebinin vesayet makamınca incelenmesi bu maddenin kapsamında değildir.
İtiraz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kuruma yerleştirme
- Kişinin koruma amacıyla bir kuruma alınması ve orada alıkonulmasıdır. Madde bu kararı kuruma yerleştirilen kişi bakımından itiraz konusu yapar.
- Denetim makamı
- Vesayet makamının kararlarını inceleyen mercidir. Maddenin metninde itiraz bu mercie yapılır; uygulamada bu görev asliye hukuk mahkemesine ait kabul edilmektedir.
- Yakınlar
- Kuruma yerleştirilen kişi dışında, itiraz hakkını maddenin metnine göre kullanabilen kişilerdir. Yakınların itiraz süresi, karardan haberdar olma anından itibaren işlemeye başlar.
- Çıkarılma isteminin reddi
- Kurumda bulunan kişinin kurumdan çıkarılması için yapılan talebin kabul edilmemesidir. Bu red hâli de itiraz hakkını doğurur.
İtiraz: hangi şartlar aranır?
- Kuruma yerleştirilen kişinin veya yakınlarının bir karara karşı itiraz etmesi için verilen kararın varlığı gerekir.
- İtiraz, kararın kendilerine bildirilmesinden başlayarak on gün içinde denetim makamına yapılmalıdır.
- İtiraz hakkı, kurumdan çıkarılma isteminin reddi hâlinde de kullanılabilir.
- Süre geçtikten sonra itiraz yapılamaz; bu hâlde karar kesinleşmiş gibi değerlendirilir.
İtiraz: hangi sonuçları doğurur?
- Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınları on gün içinde itiraz ederse, denetim makamı kararı yeniden inceler.
- On gün geçtikten sonra itiraz hakkı düşer; ancak kurumdan çıkarma talebi her zaman vesayet makamına yapılabilir.
- Kararın kendisine yazılı olarak bildirilmesi, süre başlangıcı için gereklidir; bildirim maddede yazılı unsurları taşımalıdır.
- Kararın içeriğini önceden öğrenen kişi, yazılı bildirimden önce de itiraz edebilir.
- Çıkarılma isteminin reddi hâlinde de aynı itiraz hakkı bulunur.
Kuruma yerleştirilen kişi ile yakınları arasındaki fark nedir?
Kuruma yerleştirilen kişinin süresi, kendisine yapılan yazılı bildirimden itibaren işler.
Yakınların süresi, kararı öğrendikleri andan itibaren işler.
Yakınlar bakımından başlangıç anı ile kişi bakımından bildirim anı farklı olabilir; yakınların itiraz zamanı buna göre hesaplanmalıdır.
Yerleştirme kararına itiraz ile çıkarılma isteminin reddine itiraz arasındaki fark nedir?
Yerleştirme kararı, kişinin kuruma alınmasına ilişkin verilen karardır.
Çıkarılma isteminin reddi, kurumda kalmayı sürdüren ret kararıdır.
Her iki hâlde de aynı on günlük süre içinde itiraz yapılabilir; madde ret hâlini açıkça ayrıca düzenler.
İtiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- On günlük süreyi kararın verildiği tarihten saymak; süre bildirim tarihinden başlar.
- Yakınların süresini kişiye yapılan bildirim tarihinden saymak; yakınlar için karardan haberdar olma anı esas alınır.
- Çıkarılma isteminin reddi hâlinde itiraz hakkını yok saymak; madde bu hâli açıkça kapsar.
- Süre geçtikten sonra da itiraz edilebileceğini sanmak; süre hak düşürücüdür, ancak çıkarılma talebi her zaman yapılabilir ve bu ikisi karıştırılmamalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hak düşürücü on günlük sürenin, kişiye yapılan yazılı bildirimden itibaren işlemeye başlayacağı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
- Yakınların itiraz süresinin, kararı öğrendikleri andan itibaren başladığı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
- Süre geçmiş olsa bile kurumdan çıkarma talebinin vesayet makamına her zaman yapılabileceği kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
- Kuruma yerleştirme ile ilgili karar, sonradan çıkarma talebinde değerlendirilebilir kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025)
- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin kuralların 432 ila 437. maddelerde düzenlendiği kabul edilmektedir. (2025/119 E., 2025/155 K., 10.07.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Süreye dayanan itirazın zamanında yapıldığını gösterme yükü itiraz eden kişidedir; bildirim tarihi veya öğrenme tarihi yazılı belgeyle kanıtlanmalıdır.
- Yakınların itiraz süresinin başlangıcını (kararı öğrendikleri an) iddia eden kişi bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Kararın bildirildiğini ve bildirimin maddede yazılı unsurları taşıdığını ileri süren taraf (vesayet makamı) bu hususları ispatlamalıdır; bildirimin eksik olduğunu savunan taraf bunu gösterir.
- Kurum, kararın tebliğ tarihini belgeleyen evrakı (tebliğ belgesi, bildirim tutanağı) dosyaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.436: Kararın kuruma yerleştirilen kişiye yazılı olarak bildirilmesini düzenler; on günlük sürenin başlangıcı bu bildirime bağlıdır.
- 4721 m.432: Kuruma yerleştirme ve alıkoyma kararının verilmesinin şartlarını düzenler; itirazın konusu olan karar bu hükümlere göre verilir.
TMK m.436 — Genel olarak
TMK m.436, koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasına (kuruma yerleştirme, alıkoyma, kurumdan çıkarma istemlerinin reddi ve bunlarla bağlantılı tedbirler) ilişkin genel kuralları düzenler. Maddede; ilgiliye bilgi verilmesi ve itiraz yolunun bildirilmesi, kurumdaki kişiye itiraz süresinin bildirilmesi, kararı gerektiren istemin hâkime ulaştırılması, vesayet makamının veya hâkimin görüşmeyi erteleme yetkisi, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık ve ağır bulaşıcı hastalık hallerinde resmî sağlık kurulu raporu şartı, hekim ön raporu üzerine geçici yerleştirme, tıbbi örnek alma ve zor kullanma konularına değinilir. Madde, koruma amacıyla özgürlüğü kısıtlamanın usulünün Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabi olduğunu belirtir. Madde, itiraz üzerine denetim makamının yetkisini, itiraz usulünün ayrıntılarını, kararın esasını ve kısıtlamanın koşullarını düzenlemez; bunlar başka maddelerde yer alır: itiraz yolu ve denetim makamı (m.435), koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının genel çerçevesi ve yargılama usulü (m.432-437 arası hükümler; yargılama usulü m.437), vesayet altındaki kişinin kısıtlanmasının sonlandırılması (m.474) ve yerleştirilen kişinin ayrıca sağlık kurulu raporu ile tespiti. Kapsamda kişinin hangi hallerde kısıtlanabileceğinin esasa ilişkin şartları da yer almaz."
Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?
- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
- Kişinin kendisinin veya çevresinin korunması amacıyla, onu bir kuruma yerleştirme, orada alıkoyma ya da bu yönde taleplerin reddi gibi hallerle özgürlüğünün sınırlandırılmasıdır. Madde, bu kısıtlamanın usulünü düzenler, esas koşullarını değil.
- Denetim makamı
- Kuruma yerleştirme, alıkoyma veya çıkarılma isteminin reddi kararlarına karşı itiraz edilecek merci olup maddenin itiraz süresi ve itirazın ivedi karara bağlanması kurallarında anılır.
- Resmî sağlık kurulu raporu
- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı ve ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık hallerinde karar verilebilmesi için aranan, resmî sağlık kurulunca düzenlenen rapordur.
- Hekim ön raporu
- Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için bir hekimce verilen ön değerlendirmedir. Bu rapor üzerine en fazla yirmi gün süreyle geçici yerleştirme yapılabilir; resmî sağlık kurulu raporunun yerini tutmaz.
- Yetkili hâkim
- Mahkeme kararını gerektiren istemlerin gecikmeksizin ulaştırılacağı hâkimdir. Maddenin üçüncü fıkrası bu ulaştırma yükümünü getirir.
Genel olarak: hangi şartlar aranır?
- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasının Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa göre yapılması ve maddenin saklı tuttuğu kuralların uygulanması gerekir.
- Karar verilirken ilgilinin kararın sebepleri hakkında bilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz edebileceğinin yazılı olarak dikkatine sunulması zorunludur.
- Kuruma yerleştirilen kişiye alıkonulma kararına veya kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilmelidir.
- Kararı gerektiren her istem gecikmeksizin yetkili hâkime ulaştırılmalıdır.
- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı ya da ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalığı olan kişiler hakkında karar, ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra verilebilir.
- Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesi için kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örnekler ile kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir ve kişiye gerekli tıbbi müdahaleler yapılabilir.
- Gerektiğinde hekim ön raporu üzerine kişi en fazla yirmi gün süreyle sağlık kuruluşuna yerleştirilebilir; bu karar derhal ilgiliye ve yakınlarına bildirilmelidir.
- Kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkında zor kullanılabilir ve sağlık görevlilerinden gerekli tıbbi yardım alınabilir.
Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?
- Karar verilirken ilgilinin bilgilendirilmemesi ve itiraz yolunun yazılı olarak bildirilmemesi, maddenin açık şartına aykırılık oluşturur.
- Kuruma yerleştirilen kişiye itiraz hakkı derhal yazılı olarak bildirilmezse, bu yükümlülük yerine getirilmemiş olur.
- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık veya ağır bulaşıcı hastalık hallerinde resmî sağlık kurulu raporu alınmadan verilen karar, maddenin açık hükmüne aykırıdır.
- Hekim ön raporu üzerine verilen geçici yerleştirme en fazla yirmi gün sürebilir.
- Hekim ön raporu üzerine yapılan itiraz, kararın icrasını durdurmaz.
- Hekim ön raporu üzerine yapılan itiraz denetim makamınca ivedilikle karara bağlanır.
- Kararların icrası için gerektiğinde ilgili kişi hakkında zor kullanılabilir ve sağlık görevlilerinden tıbbi yardım alınabilir.
- Maddede belirtilen haller dışında kalan konularda, kısıtlama usulü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tabidir.
Genel itiraz süresi ile hekim ön raporuna karşı itiraz arasındaki fark nedir?
Kuruma yerleştirilen kişiye yönelik alıkonulma veya çıkarılma isteminin reddi kararları için itiraz süresi, bildirimden itibaren en geç on gündür.
Hekim ön raporu üzerine verilen geçici yerleştirme kararında ise ilgili veya yakınları bildirimden itibaren on gün içinde itiraz edebilir.
Hekim ön raporu üzerine yapılan itiraz kararın icrasını durdurmaz ve denetim makamınca ivedilikle karara bağlanır. Genel itirazda ise süre bildirimle başlar ve icrayı durdurma kuralı metinde yer almaz.
Resmî sağlık kurulu raporu gerektiren haller ile diğer koruma kararları arasındaki fark nedir?
Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı ve ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalık hallerinde karar, ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra verilebilir.
Bu sayılan haller dışındaki koruma amaçlı kısıtlamalarda maddede resmî sağlık kurulu raporu şartı yer almaz.
Sayılan hallerde rapor olmadan verilen karar, maddenin açık hükmüne aykırıdır.
Vesayet makamı veya hâkim tarafından erteleme ile zorunlu ulaştırma arasındaki fark nedir?
Yerleştirme kararı veren vesayet makamı veya hâkim, durumun özelliklerine göre istemin görüşülmesini erteleyebilir.
Kararı gerektiren her istem ise gecikmeksizin yetkili hâkime ulaştırılmak zorundadır.
Erteleme yetkisi, ulaştırma yükümünü ortadan kaldırmaz; ertelemenin takdiri durumun özelliklerine bağlıdır.
Hekim ön raporu ile geçici yerleştirme ile resmî sağlık kurulu raporu ile kesin karar arasındaki fark nedir?
Hekim ön raporu üzerine en fazla yirmi gün süreyle geçici yerleştirme yapılabilir.
Resmî sağlık kurulu raporu alındıktan sonra verilen karar için maddede bir süre sınırı yer almaz.
Geçici yerleştirme süresi yirmi günle sınırlıdır ve bu süre, rapor üzerine kesin karar verilmesinin yerini tutmaz.
Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hekim ön raporu üzerine verilen yirmi günlük geçici yerleştirmeyi, resmî sağlık kurulu raporu alınmadan verilen kesin bir koruma kararıyla karıştırmak; bu iki karar farklı şartlara ve sürelere tabidir.
- Hekim ön raporuna karşı itirazın kararın icrasını durdurduğunu varsaymak; maddeye göre itiraz icrayı durdurmaz.
- Genel itiraz süresini (on gün) hekim ön raporu itirazıyla aynı işlem olarak değerlendirmek; her iki halde süre aynı olsa da itirazın icra üzerindeki etkisi ve karar süreci farklıdır.
- Erteleme yetkisini ulaştırma yükümünün yerine geçiriyormuş gibi okumak; erteleme yetkisi, kararı gerektiren istemin gecikmeksizin hâkime ulaştırılmasını ortadan kaldırmaz.
- Kişinin rızasının bulunmasını, resmî sağlık kurulu raporu şartının yerine koymak; maddenin açık şartı rapordur.
- Kurumda kendi isteğiyle bulunan kişi hakkında bilgilendirme yükümlülüğünün tamamen ortadan kalktığını düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Maddenin resmî sağlık kurulu raporu şartı, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, bağımlılık ve ağır bulaşıcı hastalık hallerinde kararın dayanağı olarak aranmaktadır, rapor olmadan verilen kararın dayanaktan yoksun kaldığı kabul edilmektedir. (2025/119 E., 2025/155 K., 10.07.2025)
- Maddenin mülga ve değişik fıkraları, 2019 ve 2024 değişikliklerinden önceki dönemde verilen kararlarda farklı biçimde yorumlanmış olabileceğinden, kararların tarihine bakılmalıdır. (2020/30 E., 2023/12 K., 25.01.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Koruma amacıyla yerleştirme veya alıkoyma kararına dayanan tarafın, kararın dayanağı olan resmî sağlık kurulu raporunu sunması gerekir; raporun bulunmaması hâlinde karar hukuka aykırı olur.
- İlgilinin bilgilendirildiğini ve itiraz yolunun yazılı olarak bildirildiğini, kararı veren merci ya da kurum belgeleriyle ispatlamalıdır.
- Hekim ön raporu üzerine yapılan geçici yerleştirmede, yerleştirme kararının ilgiliye ve yakınlarına derhal bildirildiğinin belgelenmesi gerekir.
- Tıbbi örnek alınması ve tıbbi müdahalenin yapılması gibi hususların, yalnızca bu maddede öngörülen amaç için yapıldığı, sağlık kurulu raporu alınmasını temin amacıyla gerçekleştirildiği, işlemi yapan taraf tarafından gösterilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.435: Denetim makamına itiraz yolunu ve itirazın usulünü düzenler; m.436'daki itiraz bildirimleri bu yolun işlemesi için gereklidir.
- 4721 sayılı Kanun m.437: Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasında yargılama usulünü, basit yargılama usulü esasını düzenler; m.436'nın tabi olduğu usul kurallarını tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.474: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden kısıtlanmış kişi bakımından vesayetin kaldırılmasında resmî sağlık kurulu raporu şartını düzenler; m.436/5 ile paralel bir rapor şartı getirir.
TMK m.437 — Yargılama usulü
TMK m.437, vesayet altındaki veya kısıtlanması istenen kişiye ilişkin vesayet makamı kararlarında hâkimin uygulayacağı yargılama usulünü düzenler. Hâkimin basit yargılama usulüne göre karar vereceğini, gerektiğinde ilgili kişiye adli yardım sağlanacağını ve hâkimin ilgili kişiyi dinleyip tahkikatı tamamlayarak kısa sürede karar vereceğini belirtir. Hüküm, vesayet ve kısıtlılığa ilişkin dava ve işlerde görevli hâkim bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: vesayet makamının kuruluşu ve görevi (m.396 ve devamı kapsamındaki vesayet hükümleri), kısıtlama sebepleri ve kısıtlama kararının kendisi (m.405 ve devamı), kısıtlanmaya ilişkin usul kuralları ile kararın kesinleşmesi ve kaldırılması (ilgili TMK hükümleri ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu), genel basit yargılama usulünün ayrıntıları (HMK m.318 ve devamı).
Yargılama usulü: hangi kavramlar bilinmeli?
- Basit yargılama usulü
- Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen, duruşma ve yargılama işlemlerinin sadeleştirildiği yargılama türüdür. Madde bu usulün vesayet işlerinde uygulanacağını belirtir.
- Adli yardım
- Maddi imkânı yetersiz olan ilgili kişinin yargılama giderleri ve avukat yardımı gibi konularda devletçe desteklenmesidir. Madde yalnızca gerektiğinde sağlanacağını söyler, koşullarını kendisi belirlemez.
- İlgili kişi
- Hakkında vesayet veya kısıtlama işleminin yapılmasının istendiği kişidir. Hâkim kararından önce bu kişiyi dinlemek zorundadır.
- Tahkikat
- Hâkimin kararı verebilmek için olayı aydınlatmaya yönelik araştırma ve delil toplama işlemleridir. Madde, hâkimin tahkikatı tamamlayarak karar vermesini öngörür.
Yargılama usulü: hangi şartlar aranır?
- Hâkimin, vesayet veya kısıtlama konusunda karar vermesi gereken bir vesayet makamı işinin bulunması gerekir.
- Hâkim, kararından önce ilgili kişiyi dinlemelidir.
- Hâkim, karar verilmeden önce tahkikatı tamamlamalıdır.
- Hâkim, gecikmeksizin ve en geç iki gün içinde kararını vermelidir.
- İlgili kişinin ihtiyacı varsa adli yardım sağlanmalıdır.
Yargılama usulü: hangi sonuçları doğurur?
- Hâkim, ilgili kişiyi dinlemeden ve tahkikatı tamamlamadan karar veremez.
- Hâkim, kararını en geç iki gün içinde vermelidir.
- İlgili kişinin adli yardıma ihtiyacı olduğu durumda adli yardım sağlanır.
- Usul kuralına aykırı karar, yargılamanın usulüne ilişkin bir hata oluşturur ve kanun yollarında incelemeye konu olabilir.
Basit yargılama ile genel yargılama usulü arasındaki fark nedir?
Vesayet ve kısıtlılık işlerinde hâkim basit yargılama usulünü uygular.
Genel hükümlere tabi çekişmeli davalarda ön inceleme, tahkikat ve sözlü yargılama aşamalarından oluşan usul işler.
Vesayet işinde ön inceleme ve ayrıntılı duruşma aşamaları yerine sadeleştirilmiş, hızlı bir usul uygulanır.
Vesayet işi ile kısıtlama davası sonucu verilen karar arasındaki fark nedir?
Madde, kararın verilmesi sürecini (dinleme, tahkikat, kısa süre) düzenler.
Kısıtlamanın koşulları ve kararın sonuçları TMK'nın kısıtlamaya ilişkin hükümlerinde yer alır.
m.437 usul kuralıdır; kısıtlamanın koşulları ve sonuçları bu madde ile belirlenmez.
Yargılama usulü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İlgili kişiyi dinlemeden karar vermek; dinleme zorunluluğunu ihmal etmek.
- Tahkikatı tamamlamadan karar vermek; eksik araştırma ile karar vermek.
- Basit yargılama usulünü genel çekişmeli dava usulüyle karıştırmak; ön inceleme ve sözlü yargılama aşamalarını zorunlu saymak.
- İki günlük süreyi bir hafta gibi uzun bir süreyle karıştırmak.
- Adli yardımın kendiliğinden her vesayet işinde verildiğini sanmak; maddede yalnızca gerektiğinde sağlanacağı yazılıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Vesayet işlerinde ilgili kişinin dinlenmesinin atlanarak verilen kararların usule aykırı sayıldığı kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/12500 E., 2024/3252 K., 18.03.2024)
- Kısıtlı adayının bulunduğu yerin yetkili vesayet makamının belirlenmesi ile ilgili kişinin dinlenmesi birlikte değerlendirilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/12500 E., 2024/3252 K., 18.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- İlgili kişinin dinlendiğini ve tahkikatın tamamlandığını gösteren tutanak ve dosya kayıtları, kararın usulüne uygun verildiğini ispatlar; bu belgelerin eksikliği usul eksikliği doğurur.
- Adli yardıma ihtiyaç bulunduğunu ileri süren taraf, maddi durumunu gösteren belgelerle bu ihtiyacı ispatlamalıdır.
- Kararın iki gün içinde verildiğini gösteren tarih bilgisi dosya üzerinden kontrol edilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.396: Vesayet makamının kuruluşu ve vesayet hükümlerinin genel çerçevesini çizer; m.437 bu hükümlerin uygulandığı işlerin usulünü belirler.
- 4721 m.405: Kısıtlanmaya ilişkin esasları düzenler; m.437 bu tür işlerde hâkimin izleyeceği usulü belirler.
- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.318: Basit yargılama usulünün genel çerçevesini düzenler; m.437 vesayet işlerinde bu usulün uygulanacağını belirtir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| on gün | m.435 | Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınları, verilen karara karşı kendilerine bildirilmesinden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler. |
| on gün | m.436 | Bir kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak bildirilir. |
| yirmi gün | m.436 | (Ek:6/12/2019-7196/53md.) (Değişik:2/3/2024-7499/7 md.) Resmî sağlık kurulu raporunun alınabilmesini temin amacıyla; kişinin vücudundan kan veya benzeri biyolojik örneklerle kıl, tükürük, tırnak gibi örnekler alınabilir, kişiye gerekli… |
| iki gün | m.437 | (Değişik fıkra:6/12/2019-7196/54 md.) Hâkim, ilgili kişiyi dinler, tahkikatı tamamlar ve gecikmeksizin en geç iki gün içinde kararını verir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
14 karar- 2025/119 E., 2025/155 K., 10.07.2025İlgili madde: m.434, m.435, m.437
- 2025/2 E., 2025/4 K., 16.01.2025İlgili madde: m.437
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/10004 E., 2025/16404 K., 08.12.2025İlgili madde: m.432, m.433
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/2322 E., 2025/6923 K., 06.05.2025İlgili madde: m.433
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/2999 E., 2025/6924 K., 06.05.2025İlgili madde: m.433
- 5. Hukuk Dairesi, 2025/3112 E., 2025/6925 K., 06.05.2025İlgili madde: m.433
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/12301 E., 2025/4946 K., 14.04.2025İlgili madde: m.433
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/11957 E., 2025/4058 K., 25.03.2025İlgili madde: m.432
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/8483 E., 2025/2005 K., 17.02.2025İlgili madde: m.432
- 5. Hukuk Dairesi, 2024/3711 E., 2024/6478 K., 27.05.2024İlgili madde: m.432, m.433
Diğer 4 karar
- 5. Hukuk Dairesi, 2023/12500 E., 2024/3252 K., 18.03.2024İlgili madde: m.437
- 5. Hukuk Dairesi, 2023/4913 E., 2023/10270 K., 06.11.2023İlgili madde: m.432
- 7. Hukuk Dairesi, 2011/4277 E., 2011/4632 K., 05.07.2011İlgili madde: m.437
- İkinci Bölüm, 2022/91835 E., 25.06.2025İlgili madde: m.432, m.434, m.435, m.437
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2024 (m.436).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.4. Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış