Eşya hukuku › Sınırlı aynî haklar › İrtifak hakları ve taşınmaz yükü › İntifa hakkı ve diğer irtifak hakları
Sona ermesi
Kısaca
TMK m.796, intifa hakkının hangi hallerde sona erdiğini ve bu sona ermenin taşınmaz siciline yansıyan sonucunu düzenler. TMK m.797 intifa hakkının sona ermesini düzenler. TMK m.798, intifa konusu malın yararlanılamayacak derecede harap olması hâlinde malikin onarım yükümlülüğünü ve malın yerine geçen karşılığın (sigorta tazminatı, kamulaştırma bedeli gibi) üzerinde intifa hakkının devamını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.796–810 hükümlerini kapsar.
TMK m.796 — Sona erme sebepleri
Madde, intifa hakkının hangi hallerde sona erdiğini ve bu sona ermenin taşınmaz siciline yansıyan sonucunu düzenler. Birinci fıkra, konusunun tamamen yok olması ve yasal intifa hakkında sebebinin ortadan kalkması hâllerinde hakkın kendiliğinden sona ereceğini kurar. İkinci fıkra, süre dolumu, hak sahibinin vazgeçmesi ve ölüm gibi diğer sona erme sebeplerinde taşınmaz malikine terkin isteme yetkisi tanır. Madde kişiye bağlı olarak kurulan intifa hakkının genel sona erme sebeplerini, tüzel kişi hâlinde tüzel kişiliğin sona ermesini ve terkinin hukuki niteliğine ilişkin tartışmayı ayrıntılı olarak düzenlemez. Maddenin ilk fıkrasında yer almayan, hakkın kullanılmaması veya yanlış kullanılması yüzünden gelen sona erme (m.797 ve m.798 gibi) ile intifa hakkının devri ve sınırlarına ilişkin hükümler (m.795 ve m.794) bu maddenin kapsamı dışındadır. Terkin davasının usulü ve tapu memurunun işlemi ise tapu sicili hükümlerinde (m.1026) aranmalıdır.
Sona erme sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Başkasına ait bir şeyin kullanılması ve ondan yararlanılmasına ilişkin sınırlı ayni haktır. Konusu bir taşınmaz ise hak tapu siciline tescil edilerek kurulur.
- Konunun tamamen yok olması
- İntifa hakkının konusu olan şeyin fiziken veya hukuken ortadan kalkmasıdır. Bu durumda hak kendiliğinden sona erer ve tescil terkin edilir.
- Yasal intifa hakkı
- Kanun gereği doğan intifa hakkıdır. Bu hakkın sona ermesi, kuruluşuna yol açan sebebin ortadan kalkmasına bağlıdır.
- Terkin
- Taşınmaz siciline yapılan ve intifa hakkının tescilinin kaldırılmasını sağlayan kayıt işlemidir. Hakkın sona ermesinin kendisi değil, sicildeki görünümün düzeltilmesidir.
- Vazgeçme (feragat)
- İntifa hakkı sahibinin hakkından kendi iradesiyle el çekmesidir. Taşınmazda terkinin gerçekleşmesi için hak sahibinin yazılı muvafakati gerekir.
- Malikin terkin isteme yetkisi
- Hakkın ikinci fıkradaki sebeplerle sona ermesi hâlinde taşınmaz maliki için doğan, tescilin kaldırılmasını isteme imkânıdır.
Sona erme sebepleri: hangi şartlar aranır?
- Birinci fıkra kapsamında intifa hakkının konusunun tamamen yok olmuş olması gerekir.
- Yasal intifa hakkı söz konusu ise kuruluşuna yol açan sebebin ortadan kalkmış olması gerekir.
- Birinci fıkradaki hallerde hakkın sona ermesi için ayrıca bir irade açıklaması aranmaz; hak kendiliğinden sona erer.
- İkinci fıkradaki hallerde (süre dolumu, vazgeçme, ölüm ve diğer sona erme sebepleri) taşınmaz maliki terkin isteme yetkisi kazanır.
- Vazgeçme hâlinde terkin için intifa hakkı sahibinin yazılı muvafakati bulunmalıdır; muvafakat verilmezse malik mahkemeden karar almak zorundadır.
Sona erme sebepleri: hangi sonuçları doğurur?
- Konunun tamamen yok olması hâlinde intifa hakkı kendiliğinden sona erer ve taşınmazda tescilin terkini gerekir.
- Yasal intifa hakkında sebebin ortadan kalkması hâlinde hak kendiliğinden sona erer.
- İkinci fıkradaki sebeplerden biri gerçekleştiğinde taşınmaz maliki terkini isteme yetkisi kazanır.
- Vazgeçme hâlinde feragat sözleşmesi tek başına hakkı terkin dışı sona erdiremez; terkin için yazılı muvafakat aranır.
- Hak sahibi muvafakat vermezse malik mahkemeden terkin kararı almak zorundadır.
- Ölüm hâlinde terkin tamamen açıklayıcı nitelikte olup malik tapu memurundan terkini talep edebilir.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkrada konunun yok olması ve yasal hakkın sebebinin kalkması hâlleri sayılır. Bu hâllerde hak kendiliğinden sona erer.
İkinci fıkrada süre dolumu, vazgeçme, ölüm ve diğer sona erme sebepleri sayılır. Bu hâllerde hak sona erse de malike terkin isteme yetkisi verilir.
Birinci fıkra hâlinde malik terkin isteyebilir ve tescil sicil dışı kalmıştır; ikinci fıkra hâlinde ise terkin ayrı bir işlem olarak gerekir.
Ölüm ile vazgeçme (feragat) arasındaki fark nedir?
Ölüm hâlinde hak niteliği gereği sicil dışı sona erer ve terkin tamamen açıklayıcı niteliktedir.
Vazgeçmede hak, sicil dışı değil terkin işlemiyle sona erer ve terkin hakkı sona erdiren bir işlemdir.
Ölüm hâlinde malik tapu memurundan terkin isteyebilir; vazgeçme hâlinde ise hak sahibinin yazılı muvafakati ya da mahkeme kararı gerekir.
Sona erme sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vazgeçme sözleşmesini tapu memuruna sunarak doğrudan terkin istemek; oysa yazılı muvafakat ya da mahkeme kararı aranır.
- Süre dolumunu birinci fıkra hâli gibi ele alıp hakkın kendiliğinden sicilden silineceğini sanmak.
- Ölüm hâlindeki terkini tescili kuran bir işlem gibi görmek; ölümde terkin açıklayıcıdır.
- Süresiz kurulan intifa hakkında süre dolumu gerekçesiyle terkin istemek.
- Birinci ve ikinci fıkra hâllerini aynı usulle çözmek; ikinci fıkrada hak sahibinin irade beyanı ve muvafakati önemlidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Süreli kurulan intifa hakkında sürenin dolmasının, ikinci fıkra kapsamında terkin isteme yetkisi doğurduğu kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1588 E., 2025/5176 K., 04.12.2025)
- Vazgeçme sözleşmesine dayanılarak doğrudan tapu memurundan terkin istenemeyeceği, bunun için hak sahibinin yazılı muvafakati ya da mahkeme kararı gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1203 E., 2023/727 K., 05.07.2023)
- Hak sahibinin ölümü hâlinde intifa hakkının sicil dışı sona ereceği ve malikin terkin isteyebileceği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/4450 E., 2025/1027 K., 24.02.2025)
- Sözleşme ile kurulan süresiz intifa hakkında birinci fıkradaki koşulların gerçekleşmediği, dolayısıyla terkin için maddedeki koşulların aranması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3977 E., 2025/1965 K., 14.04.2025)
- Tüzel kişi lehine kurulan intifa hakkında tüzel kişiliğin sona ermesinin ikinci fıkra kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2025/1588 E., 2025/5176 K., 04.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Terkin isteyen malik, intifa hakkının birinci veya ikinci fıkradaki sebeplerden birinin gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır; süre dolumu için tapu kaydı ve sözleşme belgesi, ölüm için nüfus kaydı kullanılır. (7. Hukuk Dairesi, 2024/4450 E., 2025/1027 K., 24.02.2025)
- Konunun tamamen yok olduğunu iddia eden malik, bunu keşif veya bilirkişi incelemesiyle ispatlar.
- Vazgeçmeyi ileri süren taraf, hak sahibinin yazılı muvafakatini belgelemekle yükümlüdür; yazılı muvafakat yoksa mahkeme kararı gerekir.
- Karşı taraf sürenin dolmadığını veya hakkın yenilendiğini ileri sürerek savunma yapabilir ve bunu sözleşme metni ile ispatlar.
- Resmi senet ve tapu kaydı, intifa hakkının kurulduğunu ve kapsamını göstermesi bakımından öncelikli delil niteliğindedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3977 E., 2025/1965 K., 14.04.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.1026: Tapu memurunun terkin işlemini nasıl yapacağını düzenler; ölüm hâlinde malikin doğrudan tapu memurundan terkin isteyebilmesi bu hükme dayanır.
- 4721 m.795: İntifa hakkının devrine ve kullanılmasına ilişkin kurallar sona erme sebeplerinin çevresini oluşturur; bu maddede düzenlenmeyen devir hallerinin ayrıca değerlendirilmesini gerektirir.
- 4721 m.794: İntifa hakkının kurulmasını ve konusunu düzenler; sona erme sebeplerinin hangi hakkın üzerinde işleyeceğini belirler.
TMK m.797 — Süresi
Bu madde intifa hakkının sona ermesini düzenler. Gerçek kişilerde hakkın hak sahibinin ölümüyle, tüzel kişilerde kararlaştırılan sürenin dolmasıyla veya süre kararlaştırılmamışsa tüzel kişiliğin ortadan kalkmasıyla sona ereceğini belirtir. Ayrıca tüzel kişiler lehine kurulacak intifa hakkının süresine üst sınır getirir. Maddenin uygulanması, intifa hakkının tesis edildiği taraf ve hak sahibinin niteliğine göre değişen sona erme sebeplerine bağlıdır. Madde intifa hakkının kurulmasını, kapsamını ve hak sahibinin yükümlülüklerini düzenlemez (m.794-796). Hakkın ilgili bir taşınmazın tapu siciline tesciline ve terkin işlemlerine ilişkin şekil kuralları ile intifa hakkının tapu kaydından silinmesi usulü de bu maddede yer almaz. Sona ermenin ardından iade ve tazminat sorumluluğu, ayrıca hakkın devri ve kullanım sınırları da bu maddenin dışındadır.
Süresi: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Bir şeyin kullanılması ve bu şeyin yararlarından yararlanılmasına imkân veren, başkasına ait bir şey üzerinde kurulan ayni haktır. Hakkın süresi, kişiye bağlı olarak sınırlandırılmış ya da tüzel kişi lehine belirli bir süreyle kurulmuş olabilir.
- Hak sahibinin ölümü
- Gerçek kişi lehine kurulan intifa hakkının kendiliğinden sona ermesine yol açan olaydır. Bu sebep yalnızca gerçek kişiler bakımından geçerlidir.
- Tüzel kişinin kişiliğinin sona ermesi
- Tüzel kişinin tasfiye sonunda tüzel kişiliğini kaybetmesi olayıdır. Madde, süre kararlaştırılmamışsa intifa hakkının bu olayla sona ereceğini öngörür.
- Kararlaştırılan süre
- Tüzel kişi lehine kurulan intifa hakkının taraflarca belirlenen son tarihi veya süresidir. Bu süre, madde uyarınca en çok yüz yıl olabilir.
Süresi: hangi şartlar aranır?
- İntifa hakkının gerçek kişi lehine kurulmuş olması ve hak sahibinin ölümünün gerçekleşmiş olması halinde hak kendiliğinden sona erer.
- İntifa hakkının tüzel kişi lehine kurulmuş olması halinde, taraflarca kararlaştırılan sürenin dolması hakkın sona ermesi için gereklidir.
- Tüzel kişi lehine süre kararlaştırılmamışsa, tüzel kişiliğin ortadan kalkması hakkın sona ermesi için yeterlidir.
- Tüzel kişi lehine kararlaştırılan sürenin yüz yılı aşmaması gerekir; yüz yılı aşan süre, en çok yüz yıla indirilerek geçerli olur.
Süresi: hangi sonuçları doğurur?
- Gerçek kişi lehine kurulan intifa hakkı, hak sahibinin ölümüyle kendiliğinden sona erer.
- Tüzel kişi lehine kararlaştırılan süre dolduğunda intifa hakkı sona erer.
- Tüzel kişi lehine süre kararlaştırılmamışsa, tüzel kişiliğin ortadan kalkmasıyla hak sona erer.
- Tüzel kişi lehine yüz yılı aşan süre kararlaştırılmışsa, hakkın süresi yüz yıla indirilir; bu sınır kamu düzenine ilişkin görünmektedir.
- Hakkın sona ermesiyle hak sahibi, taşınmazı mülkiyet sahibine iade etmekle yükümlüdür (bu yükümlülük bu maddede düzenlenmemiştir; ayrıca değerlendirilmelidir).
Gerçek kişi ile tüzel kişi lehine kurulan intifa hakkı arasındaki fark nedir?
Gerçek kişi lehine kurulan intifa hakkı, hak sahibinin ölümüyle sona erer. Bu sebep kişiye bağlı hakkın niteliğinden doğar.
Tüzel kişi lehine kurulan intifa hakkı, kararlaştırılan sürenin dolmasıyla ya da süre yoksa tüzel kişiliğin sona ermesiyle biter. Tüzel kişinin ölümü olmadığı için bu sebep işlemez.
Gerçek kişi lehine hak ölümle kendiliğinden sona erer; tüzel kişi lehine ise süre veya kişiliğin sona ermesi belirleyicidir.
Tüzel kişi lehine süreli ile süresiz kurulan intifa hakkı arasındaki fark nedir?
Taraflar süre kararlaştırmışsa hak, bu sürenin dolmasıyla sona erer.
Süre kararlaştırılmamışsa hak, tüzel kişiliğin ortadan kalkmasına kadar devam eder.
Süreli kurulumda sona erme tarihi önceden bellidir; süresiz kurulumda ise tüzel kişiliğin sona erme anı belirleyicidir.
Süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tüzel kişi lehine kurulan intifa hakkını gerçek kişi lehine olan ölüm sebebine bağlamak; tüzel kişinin ölümü olmadığından bu sebep uygulanmaz.
- Süre kararlaştırılmamış tüzel kişi lehine hakkın tüzel kişiliğin sona ermesiyle değil süre dolumuyla sona erdiğini sanmak.
- Yüz yıldan uzun süreli tüzel kişi lehine intifa hakkının tümüyle geçersiz olduğunu düşünmek; doğru olan, sınırın yüz yıla indirilmesidir.
- Gerçek kişi lehine kurulan intifa hakkında süre kararlaştırılmış olsa bile ölümün hakkı sona erdirmesini gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tüzel kişi lehine kurulan intifa hakkında yüz yıllık sınırın aşılması halinde, uygulamada aşan kısmın geçersiz sayılacağı ve sürenin yüz yıla indirilmesi kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2022/325 E., 2023/1858 K., 30.03.2023)
- Belirli süreli bir intifa hakkının süresinin dolmasıyla hakkın kendiliğinden sona ereceği, bu nedenle ayrıca fesih gerekmediği yönünde uygulama vardır. (7. Hukuk Dairesi, 2023/1343 E., 2023/6176 K., 12.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Hakkın sona erdiğini ileri süren taraf, hakkın gerçek kişi lehine kurulduğunu ve hak sahibinin öldüğünü ölüm belgesiyle ispatlar.
- Tüzel kişi lehine kurulan hakta sona erme iddiasını ileri süren taraf, kararlaştırılan süreyi sözleşme veya tapu kaydıyla ispatlar.
- Süre kararlaştırılmadığı iddiası için tüzel kişiliğin sona erdiğini ticaret sicili veya ilgili kayıt belgesiyle ispatlamak gerekir.
- Yüz yıl sınırının aşıldığını ileri süren taraf, tesis belgesindeki süreyi ve tarihi ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Maddeyi de içeren Türk Medeni Kanunu'dur; intifa hakkının kurulması ve kişilik hükümleri bu kanunda yer alır.
- 4721 sayılı Kanun m.794: Maddede sözü edilen intifa hakkının kurulmasını düzenler; kapsamı ve süresi bu kurulum kurallarıyla belirlenir.
TMK m.798 — Harap olma veya kamulaştırma
Bu madde, intifa konusu malın yararlanılamayacak derecede harap olması hâlinde malikin onarım yükümlülüğünü ve malın yerine geçen karşılığın (sigorta tazminatı, kamulaştırma bedeli gibi) üzerinde intifa hakkının devamını düzenler. İntifa hakkı sahibi ile malik arasındaki ilişkilere uygulanır. Maliki malı yeniden yararlanılabilir hâle getirmekle yükümlü kılmaz; malik isteğiyle onarırsa hakkın yeniden kurulacağını hükme bağlar. Düzenlemediği konular: intifa hakkının kuruluşu ve sona ermesi (m.795 vd. ve m.794 gibi ilgili hükümler), intifa hakkının sicilden terkini ve mahkeme kararıyla sona ermesi ile kat mülkiyetinde ana taşınmazın harap olması hâlleri (Kat Mülkiyeti Kanunu) ve taşınmazın tamamen yok olmasının mülkiyet ve sınırlı ayni haklara etkisi (m.717 ve ilgili hükümler) bu maddede yer almaz.
Harap olma veya kamulaştırma: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa konusu mal
- İntifa hakkının üzerinde kurulduğu, kullanılıp yararlanılabilen mal veya taşınmazdır. Yararlanılamayacak derecede harap olması, malın fiilen kullanım imkânının tümüyle ortadan kalkması anlamına gelir.
- Yararlanılamayacak derecede harap olma
- Malın yararlanma imkânının tamamen yitirilmesidir. Yalnızca kısmi hasar veya değer kaybı bu kavrama girmez; mal yararlanılabilir durumda kalıyorsa madde uygulanmaz.
- Yeniden kurulma
- Malik malı onarır veya yeniler ve yararlanılabilir hâle getirirse intifa hakkının, yenilenmiş malın üzerinde yeniden doğmasıdır. Malikin bu yöndeki isteğine bağlıdır; zorunlu bir borç değildir.
- Karşılık (ikame)
- Sigorta tazminatı veya kamulaştırma bedeli gibi malın yerine geçen değerdir. İntifa hakkı bu değer üzerinde devam eder ve sahibi bu değerden yararlanma hakkını korur.
Harap olma veya kamulaştırma: hangi şartlar aranır?
- İntifa konusu malın yararlanılamayacak derecede harap olmuş bulunması gerekir; kısmi hasar bu koşulu karşılamaz.
- Malikin malı yeniden yararlanılabilir hâle getirme yükümlülüğü altında bulunmadığı kabul edilir; bu nedenle malik onarım yapmaya zorlanamaz.
- Malikin isteğiyle malı yenileyip yararlanılabilir hâle getirmesi gerekir; bu hâlde intifa hakkı yenilenen mal üzerinde yeniden kurulmuş olur.
- Malın yerine bir karşılık (sigorta, kamulaştırma bedeli gibi) geçmişse, intifa hakkının bu karşılık üzerinde devam etmesi için karşılığın malın yerine geçen değer niteliği taşıması gerekir.
Harap olma veya kamulaştırma: hangi sonuçları doğurur?
- Malın yararlanılamayacak derecede harap olması hâlinde malik onarım yapmakla yükümlü değildir.
- Malik kendi isteğiyle malı yararlanılabilir hâle getirirse intifa hakkı yenilenmiş malın üzerinde yeniden kurulmuş olur.
- Malik onarım yapmazsa intifa hakkı bu madde uyarınca kendiliğinden yeniden doğmaz.
- Mal sigorta veya kamulaştırma gibi bir nedenle yerine bir karşılık geçmişse, intifa hakkı bu karşılık üzerinde devam eder.
- Malik karşılığı (örneğin kamulaştırma bedelini) almışsa intifa hakkı bu bedel üzerinde sürer ve bedelden yararlanma hakkı intifa sahibine geçer.
- Kamulaştırmadan dönülmesi sonucu mal eski malike dönerse intifa hakkı bu mal üzerinde yeniden kurulmuş olur.
Yeniden kurulma ile karşılık üzerinde devam arasındaki fark nedir?
Malın fiziken onarılıp yeniden yararlanılabilir hâle getirilmesi; intifa hakkı yenilenen malın üzerinde yeniden kurulur.
Malın fiziken yok olması veya kamulaştırma gibi bir sebeple elden çıkması; intifa hakkı malın yerine geçen karşılık üzerinde devam eder.
Birinci hâlde hak yeniden doğar, ikinci hâlde mevcut hak karşılık üzerine kayar; hakkın konusu değişir ama hakkın varlığı sürer.
Malikin yükümlülüğü ile malikin isteğe bağlı onarımı arasındaki fark nedir?
Malik intifa ilişkisinden doğan bir borç nedeniyle malı onarmakla yükümlü değildir.
Malik kendi isteğiyle malı yenileyip yararlanılabilir hâle getirdiğinde hak yeniden kurulur.
Onarım yapılmadığında intifa hakkı sona ermez ama kullanılamayan malda fiilen yararlanma olanaksız kalır; onarım yapılırsa hak yeniden doğar.
Harap olma veya kamulaştırma: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kısmi hasarı yararlanılamayacak derecede harap olma saymak; madde yalnızca mal tamamen kullanılamaz hâle geldiğinde uygulanır.
- Malikin intifa hakkı nedeniyle malı onarmakla yükümlü olduğunu varsaymak; madde malike böyle bir borç yüklemez.
- Malik onarım yapmadığında hakkın kendiliğinden yeniden doğduğunu düşünmek; yeniden kurulma yalnızca malikin isteğiyle onarım yapması hâlinde gerçekleşir.
- Karşılığın, malın yerine geçtiği ilişki kurulmadan intifa hakkının bu karşılık üzerinde devam ettiğini kabul etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malın kısmen hasar görmesi veya yararlanma imkânının azalması, malın yararlanılamayacak derecede harap olması sayılmamaktadır; bu nedenle madde ancak fiilen kullanılamaz hâle gelen mallarda uygulanmaktadır.
- Taşınmazın yalnızca çökmesi ya da bir kısmının yok olması durumunda, yenilenen veya ıslah edilen kısım üzerinde intifa hakkının devam ettiği kabul edilmektedir.
- Kamulaştırma bedeli alındığında intifa hakkının bedel üzerinde sürdüğü, kamulaştırmadan dönülmesi hâlinde ise hakkın taşınmaz üzerinde yeniden kurulduğu kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- İntifa hakkının yeniden kurulduğunu ileri süren kişi, malikin malı onardığını ya da yeniden yararlanılabilir hâle getirdiğini ispatlamalıdır; bu ispat keşif, bilirkişi raporu ve fotoğraf gibi delillerle yapılabilir.
- Malın yararlanılamayacak derecede harap olduğunu ileri süren taraf bu durumu ispatlamalıdır; mal üzerinde kısmi hasar bulunduğunu savunan karşı taraf ise malın hâlâ yararlanılabilir olduğunu göstermelidir.
- Malın yerine geçen karşılığın (sigorta tazminatı, kamulaştırma bedeli) alındığını ileri süren taraf bu ödemeyi belgeyle ispatlamalıdır; intifa hakkının bu karşılık üzerinde devam ettiğini öne süren kişi, karşılık ile malın arasındaki ikame ilişkisini kanıtlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.795: İntifa hakkının konusunun ve kapsamının belirlenmesinde bu hüküm esas alınır; m.798 bu hakkın konusu malın harap olması hâlini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.717: Taşınmazın tamamen yok olması hâlinde mülkiyetin sona erip ermediğini belirler; m.798 ile birlikte değerlendirilmelidir.
TMK m.799
TMK m.799, intifa hakkı sona erdiğinde hak sahibinin (intifa hakkı sahibinin) hakkın konusu olan malı malike geri vermesi yükümlülüğünü düzenler. Madde, intifa hakkının sona ermesinden sonra malın iadesine ilişkin tek bir borç doğurur. Madde, geri verme yükümlülüğünün kapsamını, malın durumundan doğan sorumluluğu, ürün ve yararlanma hesabını, masraf ve onarım alacaklarını, iyiniyetin etkisini veya zamanaşımını ayrıca düzenlemez; bunlar için intifa hakkına ilişkin genel hükümlere ve mülkiyet hakkının korunmasına ilişkin hükümlere bakmak gerekir. Maddeyi intifa hakkının kuruluşu, kapsamı ve hakkın yardımcı hükümleri (ör. m.795-798 arası) ile birlikte okumak gerekir.
m.799: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Bir malın kullanılmasını ve ondan yararlanılmasını, malın özüne zarar vermeden, başkasına ait bir mal üzerinde sağlayan sınırlı aynî haktır. Hakkın süresi ve sona erme sebepleri hakkın kurulduğu işleme ve kanuna bağlıdır.
- Hak sahibi (intifa hakkı sahibi)
- İntifa hakkının kendisine tanındığı kişidir. Madde bakımından, hakkın sona ermesinden sonra malı malike geri vermekle yükümlü olan taraftır.
- Malik
- Hakkın konusu olan malın mülkiyetine sahip kişidir. İntifa hakkı sona erince iade alacaklısı olarak malı geri alır.
m.799: hangi şartlar aranır?
- Geçerli bir intifa hakkının bulunması ve bu hakkın sona ermiş olması gerekir.
- Hakkın konusu olan malın, hak sahibinin zilyetliğinde veya kullanımında bulunması gerekir.
- Hak sahibinin, sona eren hakka dayanan zilyetliğini malike geri vermesi gerekir.
m.799: hangi sonuçları doğurur?
- İntifa hakkı sona erdiğinde hak sahibi, hakkın konusu olan malı malike geri vermekle yükümlü olur.
- Geri verme yükümlülüğü, hakkın sona ermesiyle kendiliğinden doğar ve malikin ayrıca hak dolayısıyla talepte bulunmasını gerektirmez; ancak malın iadesi, fiilen zilyetliğin devrini gerektirir.
- Hak sahibi malı geri vermezse, malikin mülkiyet hakkına dayanarak iade talebinde bulunma imkânı doğar.
m.799: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Geri verme yükümlülüğünü yalnızca sözleşmesel bir borç olarak görüp, aynî hakkın sona ermesinden doğan iade yükümlülüğünü göz ardı etmek.
- Maddede düzenlenmeyen ürün, masraf veya zamanaşımı konularını m.799 kapsamında yorumlamak; bu konular için ayrı hükümlere bakmak gerekir.
- Hakkın sona erme olayını ispat etmeden geri verme talebinde bulunmak.
Nasıl ispat edilir?
- Geri verme yükümlülüğünü ileri süren malik, intifa hakkının varlığını ve sona erdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- İntifa hakkının kuruluşunu gösteren tapu kaydı veya sözleşme gibi yazılı belgeler ile hakkın sona erme olayı (ölüm, süre dolumu, feragat vb.) bu ispatın başlıca delilleridir.
- Hak sahibinin malı geri vermediğini ileri süren malik, zilyetliğin devam ettiğini göstermelidir; hak sahibinin ise hakkın hâlâ devam ettiğini veya malı geri verdiğini ispat etmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.795: İntifa hakkının kuruluşu ve kapsamı hakkında genel hükümler içerir; geri verme yükümlülüğünün dayandığı hakkın tanımını bu hükümlerden okumak gerekir.
- 4721 sayılı Kanun m.797: İntifa hakkı sahibinin malı kullanma ve yararlanma yetkisinin sınırlarını belirler; geri verilecek malın durumu bu sınırlara uygun olup olmadığına göre değerlendirilir.
TMK m.800
Madde, intifa hakkı sahibinin malın yok olmasından veya değerinin azalmasından sorumluluğunu, tüketilen şeylerin tazminini ve malın olağan kullanımından doğan değer azalmalarının sorumluluk dışında kalmasını düzenler. Kurala, intifa hakkı sahibi olan kişi ve bu hakkın konusu olan mal bakımından uygulanır. Maddede intifa hakkının kuruluşu, sona ermesi, giderlerin karşılanması ve teminat yükümlülüğü yer almaz; madde metninin son bölümünde "giderler" başlığı bulunmakla birlikte bu başlığın altında hüküm yoktur. Hakkın kurulması ve kapsamı (m.794 vd.), intifa hakkı sahibinin mal üzerindeki yetkileri ve giderleri (m.801 vd.) ile sona erme halleri (m.802 vd.) bu maddede düzenlenmemiştir.
m.800: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Başkasına ait bir malın kullanılması ve bu maldan doğan yararların elde edilmesi yetkisini sağlayan sınırlı aynî haktır. Madde, bu hakkın sahibinin malı koruma ve kullanma biçimine ilişkin sorumluluk rejimini kurar.
- Kusur bağlı sorumluluk karinesi
- İntifa hakkı sahibinin malın yok olmasından veya değer kaybından sorumlu tutulması, zararın kendi kusurundan doğmadığını ispat etmemesine bağlıdır. Burada sorumluluk kusura dayalı bir kabul edilmiş, ispat yükü hak sahibine yüklenmiştir.
- Tüketilen şeyler
- Kullanılması ile niteliğini ya da varlığını yitiren ve intifa hakkının kullanılmasında gerekli olmayan hâlde tüketilen mal parçalarıdır. Bunların bedelinin tazmini gerekir; yararlanma için gerekli olan tüketim ise sorumluluk doğurmaz.
- Olağan kullanım
- Malın niteliğine ve amacına uygun biçimde kullanılmasıdır. Bu kullanım sonucu oluşan değer azalmaları intifa hakkı sahibinin sorumluluğu dışında kalır.
m.800: hangi şartlar aranır?
- Bir intifa hakkının var olması ve hak sahibinin malı kullanma yetkisine sahip bulunması gerekir.
- Malın yok olması veya değerinin azalması gerçekleşmiş olmalıdır.
- Zarar, intifa hakkı sahibinin kusurundan doğmuş olmalıdır; aksi hâlde hak sahibinin zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmesi gerekir.
- Tüketilen şeyin yararlanma için gerekli olmaması gerekir; gerekli olmadığı hâlde tüketilen şeyler için tazmin yükümlülüğü doğar.
- Değer azalmasının malın olağan kullanılması sonucunda meydana gelmiş olmaması gerekir; olağan kullanımdan kaynaklanan azalmalar bakımından sorumluluk aranmaz.
m.800: hangi sonuçları doğurur?
- İntifa hakkı sahibi, zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat edemezse malın yok olmasından ya da değerinin azalmasından sorumlu olur.
- Zararın kendi kusurundan doğmadığını ispat eden hak sahibi bakımından bu sorumluluk doğmaz.
- Yararlanması için gerekli olmadığı hâlde tükettiği şeyler bakımından tazmin yükümlülüğü doğar.
- Malın olağan kullanımı sonucu oluşan değer azalmaları bakımından hak sahibi sorumlu tutulmaz.
- Madde metninde sorumluluğun hangi ölçüde (tam zarar mı, kısmi mi) belirleneceğine dair açık bir hüküm yoktur.
Yok olma veya değer azalması ile olağan kullanım sonucu değer azalması arasındaki fark nedir?
Malın yok olması veya kusurlu davranışla değerinin azalması, hak sahibinin sorumluluğunu doğurur.
Malın olağan kullanımı sonucu meydana gelen değer azalması, hak sahibinin sorumluluğu dışındadır.
Olağan kullanım kaynaklı azalmalar tazmin konusu olmaz; kusura bağlı zararlar ise tazmin edilir.
Yararlanma için gerekli tüketim ile gerekli olmayan tüketim arasındaki fark nedir?
İntifa hakkının kullanılması için zorunlu olan tüketim, sorumluluk doğurmaz.
Yararlanma için gerekli olmadığı hâlde tüketilen şeyler, hak sahibinin tazmin yükümlülüğüne konu olur.
Gerekli olmayan tüketimin bedeli tazmin edilir.
m.800: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sorumluluğu kusurlu davranış şartına bağlayıp ispat yükünü talep sahibine yüklemek; oysa kusursuzluğu ispat yükü hak sahibindedir.
- Olağan kullanım kaynaklı değer azalmasını da sorumluluk kapsamına dâhil etmek.
- Yararlanma için gerekli tüketimi tazmin yükü altına sokmak; yalnız gerekli olmayan tüketim tazmin edilir.
- Madde metninde yer almayan bir süre veya tutar uygulamak; maddede süre ya da miktar bulunmamaktadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada somut olayda malın hangi kullanımının olağan sayılacağı, malın niteliği ve amacı gözetilerek belirlenmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1116 E., 2025/5274 K., 05.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren taraf, malın yok olduğunu veya değer kaybına uğradığını ve bu zararın varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Zararın intifa hakkı sahibinin kusurundan doğmadığını ileri süren hak sahibi, bu savunmasını ispatla yükümlüdür; yani kusurdan bağımsızlığı kendisi kanıtlamalıdır.
- Zararın malın olağan kullanımından kaynaklandığını ileri süren hak sahibi bu olguyu ispatlamalıdır.
- Tüketilen şeylerin yararlanma için gerekli olup olmadığı, tüketimin niteliği ve intifa hakkının kapsamına ilişkin belgeler ve bilirkişi incelemesiyle ortaya konur.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Madde, Türk Medeni Kanunu'nun intifa hakkına ilişkin sınırlı aynî haklar bölümünde yer almaktadır; intifa hakkının kuruluşu ve kapsamı ile bu maddenin uygulandığı hak ilişkisi bu bölümün diğer maddelerinde düzenlenmiştir.
TMK m.801
TMK m.801, intifa hakkı sahibinin, yükümlü olmadığı hâlde yaptığı giderler, yenilemeler ve eklemeler nedeniyle hak sona erdiğinde malikten tazminat isteyebilmesini ve malikin tazminattan kaçınması hâlinde yaptığı eklemeleri söküp alabilmesini düzenler. Hüküm intifa hakkı sahibi ile malik arasındaki ilişkide uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: intifa hakkı sahibinin kendi yükümlülüğünde olan adi onarım ve bakım giderleri (m.812, m.813), intifa hakkının kuruluşu ve sona ermesi (m.794 ve devamı), vekâletsiz iş görme hükümlerinin ayrıntısı (TBK m.526 vd.).
m.801: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı sahibi
- Bir malın kullanılmasından ve ondan yararlanılmasından yararlanan, malın mülkiyetine sahip olmayan kişidir. Hakkın sona ermesiyle birlikte tazminat ve söküp alma hakkı bu kişiye doğar.
- Yükümlü olmayan gider
- İntifa hakkı sahibinin kanun gereği kendisinin karşılaması gerekmeyen masraflardır. Adi onarım, normal bakım ve işletme giderleri bu kapsama girmez; bunlar intifa hakkı sahibinin kendi yükümüdür.
- Yenileme ve ekleme
- Malın üzerinde yapılan ve malın değerini artıran yeni yapılar veya tesislerdir. Madde metninde faydalı tesis niteliğindeki eklemeler için söküp alma imkânı tanınmıştır.
- Vekâletsiz iş görme
- Maddede tazminatın hesaplanma ve isteme esasına yapılan atıftır. Tazminat, başkasının işini onun rızası olmadan yürütmeye ilişkin hükümler uyarınca istenir.
- Söküp alma hakkı
- İntifa hakkı sahibinin yaptığı eklemeleri malikin tazminat vermekten kaçınması hâlinde malından ayırıp almasıdır. Malın eski hâline getirilmesi şartına bağlıdır.
m.801: hangi şartlar aranır?
- İntifa hakkının sona ermiş olması gerekir.
- İntifa hakkı sahibinin yaptığı gider, yenileme veya ekleme, kanunen kendisinin yükümlü olmadığı bir masraf olmalıdır.
- Yapılan masraf, adi onarım, normal bakım ve işletme giderleri gibi intifa hakkı sahibinin üstlendiği yükümlülük kapsamına girmemelidir.
- Tazminat isteminde bulunan intifa hakkı sahibi, vekâletsiz iş görme hükümlerine göre talepte bulunmalıdır.
- Malikin tazminat vermekten kaçınması hâlinde söküp alma hakkının kullanılabilmesi için yapılan eklemelerin söküldükten sonra malın eski hâline getirilmesi kabul edilmelidir.
m.801: hangi sonuçları doğurur?
- İntifa hakkı sahibi yükümlü olmadığı giderler için hak sona erdiğinde malikten tazminat isteyebilir.
- Tazminat talebi vekâletsiz iş görme hükümlerine göre belirlenir.
- Malik tazminat vermekten kaçınırsa intifa hakkı sahibi yaptığı eklemeleri söküp alabilir.
- Söküp alma hakkı, malın eski hâline getirilmesi kaydına bağlıdır.
- Yapmakla yükümlü olunan adi onarım ve bakım giderleri için tazminat istenemez.
Tazminat ile söküp alma arasındaki fark nedir?
Malikin tazminat ödemesi, eklemenin malda kalması durumunda söz konusu olur.
İntifa hakkı sahibinin eklemeyi söküp alması, malik tazminattan kaçındığında mümkündür.
Malik tazminat verirse eklemeler malda kalır; malik kaçınırsa intifa hakkı sahibi söküp alabilir, ancak malı eski hâline getirmek zorundadır.
Yükümlü olunan gider ile yükümlü olunmayan gider arasındaki fark nedir?
Adi onarım, normal bakım ve işletme giderleri intifa hakkı sahibinin kendi yükümlülüğündedir.
Kanunen intifa hakkı sahibine yüklenmemiş giderler ve yenilikler tazminat kapsamındadır.
Yükümlü olunan giderler için tazminat istenemez; yükümlü olunmayanlar için vekâletsiz iş görme hükümleriyle tazminat istenebilir.
Faydalı tesis ile sıradan gider arasındaki fark nedir?
Malın objektif ekonomik değerini artıran tesisler faydalı tesis sayılır.
Malın değerini artırmayan, yalnızca olağan kullanım için yapılan masraflar bu niteliği taşımaz.
Eklemenin faydalı tesis niteliği taşıması, tazminat ve söküp alma haklarının kapsamını belirler.
m.801: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Adi onarım ve normal bakım giderlerini yükümlü olunmayan gider gibi değerlendirerek tazminat talep etmek.
- Söküp alma hakkını malın eski hâline getirilmesi şartı olmadan kullanmak sanmak.
- Tazminatı intifa hakkı sona ermeden istenebilir sanmak; talep ancak hakkın sona ermesiyle doğar.
- Faydalı tesis ile sıradan giderleri aynı kapta değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tazmin edilecek giderler, intifa hakkı sahibinin yapmakla yükümlü olmadığı masraflar ve eşyada yaratılan yeniliklerle sınırlandırılmaktadır.
- Faydalı tesis, malın objektif ekonomik değerini artıran tesis olarak kabul edilmektedir.
- Tazmin borcu, intifa süresinde yapılan giderler için intifa hakkının sona ermesiyle muaccel olur ve borçlu, sona erme anında malik olan kişidir.
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat talep eden intifa hakkı sahibi, yaptığı giderin yükümlü olmadığı bir masraf olduğunu ve yaptığını ispatlamak zorundadır.
- Giderin yapıldığı, bedelinin ödendiği ve malın değerine etkisinin fatura, sözleşme, bilirkişi raporu gibi belgelerle ortaya konulması gerekir.
- Malik, giderin intifa hakkı sahibinin yükümlülüğünde olduğunu veya tazminat miktarının abartılı olduğunu savunursa, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.
- Söküp alma hakkını kullanmak isteyen intifa hakkı sahibi, eklemenin malda yarattığı durumu ve eski hâline getirme yükümlülüğünü yerine getirdiğini ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.812: İntifa hakkı sahibinin yapmakla yükümlü olduğu giderleri belirler; bu giderler için tazminat talep edilemez.
- 4721 m.813: İntifa hakkı sahibinin yükümlü olduğu bakım ve onarım giderlerinin sınırını belirler.
TMK m.802 — Zamanaşımı
Bu madde, intifa hakkı sona erdikten sonra geri verme anında malik ile intifa hakkı sahibinin ileri sürebileceği bütün istem haklarının zamanaşımını düzenler. Geri verme anından başlayarak bir yıllık süreyi öngörür. Maddenin kapsamı intifa hakkına ilişkindir; intifa hakkının kurulması, sona ermesi ve ayni hakkın tescili gibi konuları düzenlemez. Genel zamanaşımı süresi, alacakların zamanaşımı ve sürelerin hesabı TBK m.146-m.161 kapsamında kalır. Zamanaşımının durması ve kesilmesi hakkındaki kurallar da bu maddede yer almaz.
Zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Geri verme anı
- İntifa hakkının sona ermesiyle taşınmazın ya da malın malike teslim edildiği an. Sürenin başlangıcı bu andır; hakkın doğduğu veya öğrenildiği tarih esas alınmaz.
- İntifa hakkı sahibi
- Malın kullanım ve yararlanma hakkını taşıyan kişi. Geri verme yükümlülüğü altında bulunduğu için, malike karşı ileri sürdüğü ve malikin de intifa hakkı sahibine karşı ileri sürdüğü istemler bu maddenin kapsamına girer.
- İstem hakları
- Geri verme sırasında malik ve intifa hakkı sahibi tarafından birbirlerine karşı ileri sürülebilecek talepler. Maddede sayılmamış olsa da bu istemler, geri verme ile ilgili tüm alacak ve tazminat taleplerini kapsar.
- Zamanaşımı
- Hakkın varlığını koruyup dava yoluyla ileri sürülmesini engelleyen süre sonu. Süre dolunca istem zamanaşımı def'i ile savunulabilir hale gelir.
Zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- İntifa hakkının sona ermiş olması ve malın geri verme işleminin fiilen yapılmış olması gerekir.
- Geri verme anında malik veya intifa hakkı sahibinin ileri sürebileceği bir istem hakkının bulunması gerekir.
- İstemin bu andan itibaren bir yıl içinde ileri sürülmemiş olması gerekir; süre geri verme anında başlar.
- Zamanaşımı def'inin borçlu tarafından ileri sürülmesi gerekir.
Zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Bir yıllık süre geçtikten sonra istemler zamanaşımına uğrar ve dava yoluyla ileri sürülemez hale gelir.
- Zamanaşımı def'i olarak ileri sürülmelidir; mahkeme bunu kendiliğinden dikkate almaz.
- Süre geri verme anından önce işlemeye başlamaz; geri verme gerçekleşmeden süre dolmaz.
- Bir yıllık süre içinde istem ileri sürülürse zamanaşımı gerçekleşmez.
Geri verme anı ile hakkın doğduğu an arasındaki fark nedir?
Madde, bir yıllık sürenin başlangıcını geri verme anı olarak belirler.
Genel kurallarda süre, alacağın muaccel olduğu tarihten başlar.
Intifa hakkına ilişkin istemlerde süre, muaccel olma tarihinden değil geri verme anından işler; bu nedenle süre daha kısa ve daha belirli bir başlangıca bağlıdır.
Bir yıllık süre ile genel on yıllık süre arasındaki fark nedir?
Bu madde, geri verme anından sonra ileri sürülecek istemler için bir yıllık süre öngörür.
TBK m.146 uyarınca kanunda aksine hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Geri verme ile ilgili istemler, on yıllık genel süreye değil bu maddedeki bir yıllık süreye tabidir.
Zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sürenin başlangıcını intifa hakkının sona erdiği tarih olarak almak; başlangıç geri verme anıdır.
- Bu maddedeki bir yıllık süreyi TBK m.146 uyarınca on yıllık genel süre ile karıştırmak.
- Zamanaşımını mahkemenin resen dikkate alacağını varsaymak; zamanaşımı def'i olarak ileri sürülmelidir.
- Geri verme gerçekleşmeden sürenin işlemeye başladığını düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zamanaşımı def'i yerine geçen bir yıllık süre, intifa hakkının sona erdiği tarihe değil geri verme anına bağlanmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2025/394 E., 2025/5677 K., 25.09.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Zamanaşımı def'ini ileri süren borçlu, geri verme anının hangi tarihte gerçekleştiğini ve sürenin dolduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Geri verme anını gösteren belgeler (tapu kaydı terkini, teslim tutanağı, fiili teslim delili) öncelikli delil olarak kullanılır.
- İstemi ileri süren malik veya intifa hakkı sahibi, istemin bir yıllık süre içinde ileri sürüldüğünü, yani süreyi kesen bir işlemin bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Karşı tarafın süre dolmadan dava açtığı iddiası varsa, dava tarihini gösteren kayıtlar belirleyicidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.146: Genel on yıllık zamanaşımı süresini düzenler; bu maddedeki bir yıllık süre, geri verme ile ilgili istemlerde bu genel süreyi özel olarak daraltır.
- 4721 m.151: Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında başlangıç gününün sayılmamasını düzenler; bir yıllık sürenin hesabında da bu kural uygulanır.
TMK m.803
TMK m.803, intifa hakkı sahibinin hakkın konusu malı zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma yetkilerini ve bu yetkileri kullanırken iyi bir yönetici gibi özen gösterme yükümlülüğünü düzenler. Madde, intifa hakkı sahibinin yetki kapsamını ve özen ölçüsünü belirler. Kanun metninde yer alan "b. Doğal ürünler" başlığı, maddenin devamında yer alan doğal ürünlere ilişkin düzenlemenin başlığı niteliğindedir; bu alt başlığın içeriği madde metninde yer almamaktadır. Madde, intifa hakkının kurulma koşullarını, sona ermesini, malikin ve intifa hakkı sahibinin karşılıklı tazmin ve masraf yükümlülüklerini düzenlemez; bunlar ilgili diğer maddelerde yer alır. Maddenin uygulandığı kişi, intifa hakkı sahibi ile bu hakkın konusu malın malikidir.
m.803: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Başkasına ait bir malın kullanılması ve ondan yararlanılması yetkisini veren sınırlı aynî haktır. Hak sahibi, malın özünü tüketmeden ve mülkiyet hakkını ortadan kaldırmadan bu yetkilerden yararlanır.
- Zilyetlik, yönetme, kullanma ve yararlanma yetkileri
- İntifa hakkı sahibinin malın üzerindeki fiilî hakimiyetini ve ekonomik değerinden faydalanmasını kapsayan yetkilerin bütünüdür. Bu yetkiler malın türüne ve hakkın kapsamına göre şekillenir.
- İyi bir yönetici gibi özen
- İntifa hakkı sahibinin malı kullanırken gösterdiği dikkat ve özen ölçüsüdür. Ölçü, objektif olarak makul bir yöneticinin göstereceği özen düzeyidir; hak sahibinin kendi işlerindeki özen düzeyi ölçü değildir.
- Doğal ürünler
- Malın özünden ve düzenli olarak elde edilen, malın ekonomik değerini azaltmayan ürünlerdir. Madde metninde bu kavramın tanımı yer almamakta, yalnızca başlık olarak anılmaktadır.
m.803: hangi şartlar aranır?
- Bir intifa hakkının geçerli biçimde kurulmuş ve hak sahibine ait bulunması gerekir.
- İntifa hakkı sahibinin yetkilerini, hakkın konusu olan malın zilyetliği, yönetimi, kullanımı ve yararlanması üzerinden kullanması gerekir.
- Yetkilerin kullanımı sırasında iyi bir yönetici gibi özen gösterilmesi gerekir; bu yükümlülük hak sahibi için emredicidir.
- Malın özünü tüketen ya da mülkiyet hakkını ortadan kaldıran bir kullanımdan kaçınılması gerekir; madde bu sınırı doğrudan yazmamaktadır, sınır intifa hakkının niteliğinden ve doğal ürünler ayrımından çıkar.
m.803: hangi sonuçları doğurur?
- İntifa hakkı sahibi, malın zilyetliğini, yönetimini, kullanımını ve ondan yararlanmayı yetki kapsamı içinde gerçekleştirebilir.
- Yetkilerini kullanırken iyi bir yönetici gibi özen göstermezse, bu aykırılık malikin zarar ve tazmin taleplerine dayanak oluşturabilir.
- Özen yükümlülüğü emredicidir; sözleşmeyle ortadan kaldırılamaz.
- Madde, doğal ürünlerin hangi koşullarda hak sahibine ait olacağını doğrudan düzenlemez; başlıkta anılan doğal ürünler bölümü ilgili hükümlerde yer alır.
Yetki ile yükümlülük arasındaki fark nedir?
Maddenin birinci fıkrası intifa hakkı sahibine geniş bir yetki kapsamı tanır: zilyetlik, yönetim, kullanım ve yararlanma.
Maddenin ikinci fıkrası aynı yetkilerin kullanımına özen yükümlülüğü bağlar.
Yetkiler sınırsız kullanılamaz; kullanım iyi bir yönetici gibi özen ölçüsüne bağlıdır. Özen yükümlülüğüne aykırılık, malikin zarar ve tazmin taleplerine yol açabilir.
Kullanım ile özü tüketme arasındaki fark nedir?
Hak sahibinin malı kullanması ve ondan yararlanması meşrudur.
Malın özünü tüketen kullanım, intifa hakkının niteliğiyle bağdaşmaz.
Özü tüketen kullanım, hakkın sınırını aşar. Bu durumda malik, hakkın sona erdirilmesi ve tazmin talep edebilir (ilgili hükümler için bkz. ilgiliMaddeler).
m.803: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İntifa hakkı sahibinin yetkilerini mülk sahibi gibi sınırsız kullanabileceğini varsaymak; yetki geniş olsa da özen yükümlülüğüne tabidir.
- Özen ölçüsünü hak sahibinin kendi işlerindeki özen düzeyi olarak almak; ölçü objektif olarak iyi bir yöneticinin özenidir.
- Madde metninde süre ya da tutar bulunmadığı halde bu tür bir sınır aramak.
Nasıl ispat edilir?
- İntifa hakkı sahibinin yetkilerini kullanırken özen yükümlülüğüne uyduğunu ispat yükü, tarafların iddialarına göre bu özeni ileri süren tarafa aittir.
- Malikin, intifa hakkı sahibinin özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını iddia etmesi halinde bu iddiayı ispat yükü malike aittir.
- İntifa hakkı kurulmuşsa bu hakkın varlığı ve kapsamı tapu siciline tescil veya sözleşme gibi belgelerle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.801: İntifa hakkı sahibinin yaptığı giderler ve tazmin edilecek masraflar bakımından maddenin özen yükümlülüğünü tamamlar; söküp alma hakkı da bu hükümde düzenlenmiştir.
- 4721 m.812: İntifa hakkı sahibinin yapmakla yükümlü olduğu giderleri belirler; özen yükümlülüğünün kapsamını somutlaştırır.
- 4721 m.813: İntifa hakkı sahibinin adi onarım ve normal bakım giderlerini üstlenmesi gerektiğini düzenleyerek yönetme yetkisinin sınırını gösterir.
TMK m.804
TMK m.804, intifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal ürünlerin kime ait olacağını, ekim ya da dikim yapan malik veya intifa hakkı sahibinin yaptığı giderlerin karşılığını ve malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçaların akıbetini düzenler. Hüküm, intifa hakkı sahibi ile malik arasındaki ilişkide, intifa konusu malın ürünleri ve bütünleyici parçaları bakımından uygulanır. Maddede süre, tutar veya oran bulunmaz. Madde intifa hakkının kuruluşunu, sona ermesini ve intifa hakkı sahibinin genel yükümlülüklerini düzenlemez (m.795 vd.). Hakkın kapsamına giren ve tüketilen ürünlerin sınırı ile tasarruf yetkisi de bu maddenin dışında kalır (m.797 vd.). Kira veya ürün ortaklığı gibi başka hukuki ilişkilerin ürün paylaşımı da bu maddede aranmamalıdır.
m.804: hangi kavramlar bilinmeli?
- Doğal ürün
- Malın doğal verimi olarak ortaya çıkan ve olgunlaştığında ayrılabilen ürünlerdir. Olgunlaşmamış ürün intifa hakkı süresi içinde toplanmamışsa bu kapsamda değerlendirilmez.
- Olgunlaşma
- Ürünün toplanabilir hale gelmesi anlamına gelir. Maddenin hak sahibini belirlerken aradığı ölçüt, ürünün intifa süresi içinde olgunlaşmış olmasıdır.
- Ekim veya dikim giderleri
- Ürünü elde etmek için ekim ya da dikim sırasında yapılan masraflardır. Bu giderler, ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteme hakkının konusunu oluşturur.
- Bütünleyici parça
- Malın niteliği gereği onunla birlikte bulunan ve doğal verimi ya da ürünü sayılmayan parçalardır. Bu parçalar malike aittir.
m.804: hangi şartlar aranır?
- Ürünün intifa hakkı süresi içinde olgunlaşmış olması gerekir.
- Ürünün malın doğal verimi olması, yani doğal ürün niteliği taşıması gerekir; nitelikleri itibarıyla doğal verim veya ürün sayılmayan parçalar bu kapsama girmez.
- Ürünün ekimi veya dikimi yapılmışsa, ekimi veya dikimi yapan tarafın (malik ya da intifa hakkı sahibinin) yaptığı giderleri karşılamak üzere bedel isteme hakkı doğar.
- İstenen bedelin, ürünün değerini aşmaması ve uygun olması gerekir.
m.804: hangi sonuçları doğurur?
- Olgunlaşan doğal ürünler, intifa hakkı süresi içinde olgunlaştıkları için intifa hakkı sahibine ait olur.
- Ekim veya dikim giderini yapan taraf, ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel isteyebilir.
- Bedel isteme hakkı, ürünün değerini aşan bir tutarla kullanılamaz; bu sınır aşıldığında aşan kısım talep edilemez.
- Malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçalar malike aittir ve intifa hakkı sahibi bunlardan yararlanamaz.
- Madde metninde bu hükümlerin emredici olup olmadığına dair açık bir ifade bulunmamaktadır; taraflar sözleşmeyle farklı düzenleme yapabilir mi sorusu madde metninden kesin olarak çıkmaz.
Doğal ürün ile bütünleyici parça arasındaki fark nedir?
Malın doğal verimi veya ürünü olarak ortaya çıkan ve olgunlaşan ürünler, intifa hakkı sahibine aittir.
Nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü sayılmayan bütünleyici parçalar, malik üzerinde kalır.
Aynı malın parçaları olsa da intifa hakkı sahibi yalnız doğal ürünlerden yararlanır; bütünleyici parçalar malikin mülkiyetinde kalır.
Ekim veya dikim yapan intifa hakkı sahibi ile ekim veya dikim yapmayan taraf arasındaki fark nedir?
Ekimi veya dikimi yapan malik ya da intifa hakkı sahibi, yaptığı giderler için bedel isteyebilir.
Ürünü toplayan diğer taraf, ekim veya dikim giderini yapmamışsa bu bedeli ödemekle yükümlü tutulur.
Giderini yapan taraf, ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel talep edebilir; bu hak ürünü toplayan karşı tarafa yöneltilir.
m.804: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Olgunlaşmamış ürünü ya da süre dışında olgunlaşan ürünü intifa hakkı sahibine ait saymak; ürünün olgunlaşma zamanının intifa süresi içinde olup olmadığına bakılmalıdır.
- Bütünleyici parçayı doğal ürünle karıştırıp intifa hakkı sahibine vermek; bu parçalar malike aittir.
- Ekim veya dikim giderini, ürünün değerini aşacak bir tutar üzerinden hesaplamak; bedel ürünün değerini aşamaz.
- Ekim veya dikim giderini yapmayan tarafa bu bedeli talep hakkı tanımak; hak yalnızca giderini yapan tarafa aittir.
Nasıl ispat edilir?
- Olgunlaşan ürünün intifa hakkı süresi içinde ortaya çıktığını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır; zaman ve üretim durumunu gösteren belgeler ve tanık beyanları kullanılabilir.
- Ekim veya dikim giderini talep eden taraf, bu giderleri yaptığını ve miktarını ispatlamakla yükümlüdür; fatura, makbuz ve benzeri belgeler bu amaçla kullanılır.
- Bedelin ürünün değerini aşıp aşmadığını ileri süren taraf, ürünün değerini gösteren belgelerle bunu ortaya koymalıdır.
- Bir parçanın doğal verim veya ürün sayılmadığını ileri süren taraf, parçanın malın niteliğine ait olduğunu ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.795: İntifa hakkının tanımını ve kapsamını düzenler; m.804'teki ürün ve bütünleyici parça ayrımının dayanağını oluşturur.
- 4721 sayılı Kanun m.797: İntifa hakkı sahibinin malı kullanma ve yararlanma sınırını belirler; ürünlerin hangi ölçüde kendisine ait olacağını tamamlar.
TMK m.805
Madde, intifa hakkına konu sermayenin faizleri ve diğer dönemsel gelirlerinin, bunların vadesi daha sonra gelse bile, intifa hakkının başladığı andan sona erdiği ana kadar intifa hakkı sahibine ait olacağını düzenler. Düzenleme, intifa hakkının dönemsel gelirler bakımından hangi zaman dilimine ait olduğunu belirleyen bir ayrım kuralıdır. Madde, intifa hakkı sahibinin gelirleri hangi dönem için alacağını belirler; sermayenin kendisinin mülkiyeti, intifa hakkının kurulması ve sona ermesi ile hakkın devrine ilişkin ayrıntılar bu maddede yer almaz. Maddenin başlığında yer alan "hakkın kullanılmasının devri" konusu bu maddede düzenlenmemiştir; intifa hakkının devri ve kullanılmasına ilişkin hükümler ile intifa hakkının kurulması ve sona ermesi başka maddelerde düzenlenmiştir.
m.805: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Başkasına ait bir şeyin kullanılması ve ondan doğan yararların elde edilmesi için kurulan sınırlı ayni haktır. Madde, bu hakkın konusunun bir sermaye olduğu hâlde, o sermayeden doğan gelirlerin zaman bakımından kime ait olacağını düzenler.
- Dönemsel gelir
- Belirli dönemler halinde elde edilen ve sermayeden doğan gelirlerdir. Maddede faizler ve diğer dönemsel gelirler birlikte sayılmıştır.
- Muaccel olma
- Bir alacağın vadesinin gelmiş ve ödenebilir hale gelmesidir. Madde, gelirin muaccel olma tarihinin değil, gelirin ait olduğu dönemin esas alınacağını belirtir.
m.805: hangi şartlar aranır?
- Intifa hakkının konusunu oluşturan bir sermayenin bulunması gerekir.
- Gelirin faiz veya diğer dönemsel gelir niteliğinde olması gerekir.
- Gelirin, intifa hakkının başladığı tarih ile sona erdiği tarih arasındaki döneme ait olması gerekir.
- Gelirin vadesinin bu dönemden sonra gelmiş olması bu sonucu değiştirmez; gelir muaccel olmasa bile dönemine göre intifa hakkı sahibine ait olur.
m.805: hangi sonuçları doğurur?
- İntifa hakkının başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar doğan faiz ve diğer dönemsel gelirler intifa hakkı sahibine aittir.
- Gelirin vadesi intifa hakkının sona ermesinden sonraya düşse bile, bu dönemine ait gelir intifa hakkı sahibine ait kalır.
- İntifa süresi içinde doğmamış, yani hakkın başlangıcından önceki veya sona ermesinden sonraki döneme ait gelirler bu hükmün kapsamında değildir ve bu hükme göre intifa hakkı sahibine ait olmaz.
- Madde emredici bir kural koymaktan çok, dönemsel gelirlerin zaman bakımından paylaştırılmasını belirleyen bir kuraldır; tarafların aksini kararlaştırıp kararlaştıramayacağı madde metninden açıkça çıkmamaktadır.
Vade tarihi ile dönemsel aidiyet arasındaki fark nedir?
Gelirin vadesinin geldiği tarihe göre hak sahibini belirleme yaklaşımı, gelirin ödeme anını esas alır.
Maddenin benimsediği yaklaşım, gelirin ait olduğu dönemi esas alır ve vadenin ne zaman geldiğini aramaz.
Vade intifa süresi bitmeden sonraya kalsa bile dönemine düşen gelir intifa hakkı sahibine ait olur; sona eren hakkın sahibi, sonradan muaccel olan gelirin tamamından yararlanamaz.
m.805: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dönemsel geliri vadesinin geldiği tarihe bakarak intifa hakkı sahibine ya da ona ait olmadığına karar vermek; oysa belirleyici olan gelirin ait olduğu dönemdir.
- Maddeyi intifa hakkının devrine ya da kullanılmasının devrine ilişkin bir hüküm sanmak; madde yalnızca dönemsel gelirlerin paylaşımını düzenler.
- İntifa hakkının başlangıç veya bitiş tarihini tespit etmeden dönemsel geliri hesaplamaya kalkmak.
Nasıl ispat edilir?
- Dönemsel gelirin intifa hakkı sahibine ait olduğunu iddia eden taraf, gelirin intifa hakkının süresi içindeki döneme ait olduğunu ispatlamalıdır.
- Gelirin hangi döneme ait olduğu, sermayeden doğduğu tarih ve intifa hakkının başlangıç ile bitiş tarihlerine ilişkin belgelerle ispatlanır.
- Gelirin vadesinin sonradan geldiği yönündeki savunmayı ileri süren taraf, bu savunmanın gelirin dönemini değiştirmeyeceğini göz önünde tutmak zorundadır; dönem esas alındığından vade tek başına karşı tarafın lehine bir sonuç doğurmaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.794: İntifa hakkının kuruluşu ve kapsamını düzenleyen maddedir; 805. maddedeki sermaye ve gelir ayrımının hangi hakka ilişkin olduğunu belirler. Madde metninde açıkça anılmamakla birlikte bağlantılı bir hükümdür.
TMK m.806
Madde, intifa hakkının kullanımının başkasına devredilip devredilemeyeceğini ve devir hâlinde malikin haklarını devralana karşı doğrudan ileri sürme imkânını düzenler. Devrin sözleşmeye, hakkın kullanılış biçimine ve hak sahibinin şahsen kullanma zorunluluğuna bağlandığı hükmü de bu kapsamdadır. Madde intifa hakkının kurulmasını, sona ermesini ve intifa hakkı sahibinin gözetim, teminat ve kullanma yükümlülükleri gibi diğer borçlarını düzenlemez; bunlar maddenin bulunduğu bölümdeki ayrı hükümlere bağlıdır. Ayrıca intifa hakkının tesisi (TMK m.794 vd.), intifa hakkının sona ermesi ve bunun tescili ile malikin gözetim hakkı, maddenin değil bu bölümün diğer hükümlerinin konusudur.
m.806: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Bir şeyin kullanılması ve ondan elde edilen yararların alınması yetkisini, malikin mülkiyetinden ayrı olarak kişiye tanıyan sınırlı ayni haktır. Hakkın sahibi, şeyin özünü tüketmeden yararlanır.
- Devir (kullanım hakkının devri)
- İntifa hakkı sahibinin, hakkın kullanımını bir başkasına geçirmesidir. Madde bu devri hakkın kendisinin devri olarak değil, kullanımının devri olarak düzenler; hakkın kendisi intifa hakkı sahibinde kalır.
- Şahsen kullanma zorunluluğu
- Sözleşmeden veya durum ve koşullardan anlaşılan, hakkın yalnızca sahibi tarafından kullanılmasının gerektiği hâldir. Bu hâl varsa kullanımın devri yapılamaz.
- Malik
- İntifa hakkına konu şeyin mülkiyet sahibidir. Devir hâlinde malik, hakkını devralana karşı doğrudan ileri sürebilir.
- Doğrudan ileri sürme
- Malikin, intifa hakkı sahibi ile devralan arasındaki ilişkiye bağlı kalmadan, devralana karşı kendi hakkından doğan talepleri öne sürebilmesidir.
m.806: hangi şartlar aranır?
- Sözleşmede kullanımın devrini yasaklayan aksine bir hüküm bulunmamalıdır.
- Durum ve koşullardan hak sahibinin hakkı şahsen kullanmasının gerektiği anlaşılmamalıdır.
- Kullanımın devri, intifa hakkı sahibinin devralana kullanma yetkisini geçirmesi yoluyla yapılmalıdır.
- Devir hâlinde malikin haklarını devralana karşı doğrudan ileri sürebilmesi için devrin geçerli biçimde yapılmış olması gerekir.
m.806: hangi sonuçları doğurur?
- Devir uygun olduğunda intifa hakkının kullanımı devralana geçer ve devralan, hakkın kapsamı içinde şeyi kullanır ve yararlanır.
- Sözleşmede aksi hüküm veya şahsen kullanma zorunluluğu varsa kullanım devredilemez ve devralana bu yetki geçmez.
- Devir yapıldığında malik, haklarını devralana karşı doğrudan ileri sürebilir; bu hak devralanın intifa sahibine karşı ilişkisiyle sınırlı değildir.
- Maddenin hükmü emredici değildir; sözleşmeyle devri kapsamlı biçimde düzenlemek mümkündür.
Devredilebilir intifa ile şahsen kullanılması gereken intifa arasındaki fark nedir?
Sözleşmede aksi yazılmamış ve durum ve koşullar hakkın şahsen kullanılmasını gerektirmiyorsa kullanımın devri mümkündür.
Sözleşmede aksi öngörülmüşse veya hakkın hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği anlaşılıyorsa devir yapılamaz.
Devre uygun olmayan hâlde devir, hakkın kullanımına dair yetki vermez; devralanın kullanım hakkı doğmaz.
Devir hâlinde malik ile devralan ilişkisi arasındaki fark nedir?
Malik, devralana karşı kendi adına doğrudan hak ileri sürebilir.
Malik ile intifa hakkı sahibi arasındaki sözleşmesel ilişki ve devralanın intifa sahibine karşı borçları ayrı bir ilişkidir.
Malik, devirden doğan ilişkiyi intifa sahibi üzerinden değil, doğrudan devralana karşı takip edebilir.
m.806: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sözleşmede aksi hüküm yoksa her hâlde devrin serbest olduğunu saymak; şahsen kullanma zorunluluğunun durum ve koşullardan da anlaşılabileceğini gözden kaçırmak.
- Kullanım devrini hakkın tamamen devri ile karıştırmak; devir hâlinde intifa hakkı sahibinin hakkının devralana geçmediğini unutmak.
- Malikin doğrudan ileri sürme hakkını intifa hakkı sahibinin hakkına bağlı bir talep gibi görmek.
Nasıl ispat edilir?
- Kullanımın devrine dayanan kişi, devrin sözleşmede yasaklanmadığını ve hakkın şahsen kullanılmasının gerekmediğini ortaya koymalıdır; sözleşme metni ve durum ile koşullara ilişkin belgeler bu konuda temel delildir.
- Malikin devralana karşı doğrudan hak ileri sürmesinde, malikin mülkiyet hakkını ve devrin varlığını ispatlaması beklenir; devrin varlığı yazılı belge veya tanıkla gösterilebilir.
- Şahsen kullanma zorunluluğunun varlığını iddia eden taraf, bu zorunluluğu durum ve koşullardan çıkardığını ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.794: İntifa hakkının kurulması ve kapsamının belirlenmesi bakımından bu maddenin hangi hakkı konu aldığını tanımlar; devrin kapsamı bu hakkın içeriğine göre belirlenir.
- 4721 sayılı Kanun: İntifa hakkının diğer borçlarını (gözetim, teminat, kullanma yükümlülüğü) ve sona ermesini ayrıca düzenler; bunlar madde kapsamı dışındadır.
TMK m.807
TMK m.807, malikin hakkın konusu olan malın hukuka aykırı veya niteliğine uygun düşmeyen kullanılış biçimine itiraz edebilmesini düzenler. Hüküm, mülkiyet ve bunun sınırlı ayni haklarla birlikte kullanılmasında malik ile malı kullanan kişi arasındaki ilişkide uygulanır. Maddede itirazın hangi usulle ileri sürüleceği, itirazın karşısındaki kişiye hangi yükümlülüğü doğurduğu ve itirazın yerine getirilmemesi halinde hangi korumaların açık olduğu ayrıca yazılmamıştır; bunlar için mülkiyetin korunmasına ilişkin genel hükümlere ve TMK m.807 başlığı altında yer alan güvence isteme düzenlemesine bakılmalıdır. Maddenin kendisi süre, tutar veya şekil koşulu içermez.
m.807: hangi kavramlar bilinmeli?
- Malik
- Malın üzerinde mülkiyet hakkına sahip kişidir. Hüküm, malikin itiraz hakkını tanır; malik olmayan ancak hakkın konusu olan malı kullanan kişiler için itiraz hakkının kapsamı ayrıca değerlendirilmelidir.
- Hakkın konusu olan mal
- Malikin mülkiyet hakkının ya da sınırlı ayni hakkının kapsamına giren taşınır veya taşınmaz maldır. Maddenin itiraz hakkı bu malın kullanılış biçimine bağlanmıştır.
- Hukuka aykırı kullanılış
- Malın kanuna, kamu düzenine veya üçüncü kişilerin haklarına aykırı biçimde kullanılmasıdır. Kullanımın hukuka aykırılığı, malın niteliğinden bağımsız olarak da itiraz sebebi oluşturur.
- Niteliğine uygun düşmeyen kullanılış
- Malın yapısına, amacına veya ekonomik niteliğine uygun olmayan kullanımdır. Bu ölçüt, kullanımın hukuka aykırı olmasını gerektirmez; malın doğasına aykırılık yeterlidir.
m.807: hangi şartlar aranır?
- Malın bir hakkın konusu olması gerekir: itiraz, malikin mülkiyeti ya da sınırlı ayni hakkı bulunan bir mal üzerinde ileri sürülmelidir.
- Malın kullanılış biçiminin ya hukuka aykırı olması ya da malın niteliğine uygun düşmemesi gerekir; iki ölçüt alternatiftir.
- İtiraz eden kişinin malik olması gerekir; maddenin lafzı malike tanıdığı için itirazın kimin tarafından ileri sürüldüğü önemlidir.
- Kullanılış biçimi, malikin hakkını zedelemesi ya da mülkiyet hakkının içeriğini aşması durumunda itiraza konu olabilir; itirazın varlığı için ayrıca zarar doğmuş olması maddenin lafzında aranmamıştır.
m.807: hangi sonuçları doğurur?
- Malın hukuka aykırı veya niteliğine uygun düşmeyen biçimde kullanıldığı hallerde malik itiraz hakkını kullanabilir.
- Malik itiraz hakkını kullanmazsa kullanılış biçimine karşı bu madde uyarınca bir talep ileri sürmüş olmaz.
- Kullanılış biçimi hukuka uygun ve malın niteliğine uygun ise maddedeki itiraz sebebi oluşmaz.
- Madde itirazın sonucunu ayrıca düzenlemediğinden, itirazın karşısındaki kişiye hangi yükümlülüğü yükleyeceği genel mülkiyet hükümlerinden ve güvence isteme düzenlemesinden belirlenir.
Hukuka aykırı kullanılış ile niteliğine uygun düşmeyen kullanılış arasındaki fark nedir?
Kullanılış biçimi kanuna, kamu düzenine veya üçüncü kişilerin haklarına aykırıdır.
Kullanılış biçimi hukuka aykırı değildir ancak malın yapısına, amacına veya ekonomik niteliğine uymamaktadır.
Her iki hal de maddede bağımsız itiraz sebebi olarak sayılmıştır; biri bulunması yeterlidir, ikisinin birlikte aranması gerekmez.
Malik ile malı kullanan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Maddenin itiraz hakkı açıkça malike tanınmıştır.
Malın kullanımını sözleşmeye veya başka bir hukuki ilişkiye dayanarak yapan kişi malik değildir.
Malik olmayan kullanıcının bu madde uyarınca itiraz hakkı yoktur; onun kullanımına karşı malik itirazını bu madde ile ileri sürebilir.
m.807: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi malik olmayan ve sözleşmeye dayanarak malı kullanan kişiye karşı da doğrudan uygulamak; itiraz hakkının malike tanındığı göz önünde tutulmalıdır.
- Hukuka aykırılık ve niteliğe uygun düşmeme ölçütlerini birlikte aramak; bu ölçütler alternatiftir ve birinin varlığı yeterlidir.
- Maddede süre öngörülmediği halde itiraz için bir süre aramak; maddenin süre veya şekil koşulu bulunmamaktadır.
- Maddenin itiraz sonucunu düzenlediğini varsaymak; sonuç genel hükümlerden ve güvence isteme düzenlemesinden çıkarılır.
Nasıl ispat edilir?
- Malik itirazını ileri süren taraf olarak, malın hukuka aykırı veya niteliğine uygun olmayan biçimde kullanıldığını ispatla yükümlüdür.
- Kullanılışın hukuka aykırılığı, ilgili kamu düzeni hükümleri veya üçüncü kişilerin hakları ile ispatlanır; niteliğe aykırılık ise malın yapısı ve amacı hakkında yapılacak tespitle ortaya konur.
- Karşı taraf, kullanımın hukuka uygun olduğunu veya malın niteliğine uygun bulunduğunu ileri sürerek savunma yapabilir ve bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
- Malikin mülkiyet hakkına ilişkin belgeler, tapu kaydı veya sözleşme gibi belgeler, itiraz hakkının varlığını ispatlamak için kullanılabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.807: Maddenin kendi metni; hakkın konusu olan malın kullanılış biçimine itirazı düzenler. Güvence isteme başlığı altında yer alması, itirazın ardından güvence talebiyle birlikte değerlendirildiğini gösterir.
TMK m.808
TMK m.808, intifa hakkı sahibinin malikin haklarını koruması için güvence (teminat) verme yükümlülüğünü düzenler. Tehlike ispatına bağlı genel güvence talebini, tüketilebilen şeyler ve kıymetli evraklarda teslimden önce tehlike ispatı aranmadan güvence talebini ve kıymetli evrakın güvenilir bir yere tevdiinin güvence yerine geçmesini kapsar. Madde, malikin hangi hallerde güvence isteyebileceğini intifa hakkı sahibinin ilişkisi bakımından belirler. Madde, güvencenin şeklini, miktarını ve ihlalinde intifa hakkının sona ermesi gibi sonuçlarını düzenlemez (TMK m.809 ve m.810 gibi ilgili hükümler). Madde metnindeki alt başlık olan bağışlamada güvence ise bu maddenin konusu değildir ve TMK'nın bağışlamaya ilişkin hükümlerinde yer alır.
m.808: hangi kavramlar bilinmeli?
- Güvence
- İntifa hakkı sahibinin, malikin haklarının tehlikeye düşmemesi için vermekle yükümlü olduğu teminattır. Madde metni güvencenin türünü ayrıca sınırlamamaktadır.
- Tehlikenin ispatı
- Malikin haklarının tehlikeye düştüğünü ortaya koyması anlamına gelir. Genel halde güvence talebinin ön koşuludur; tüketilebilen şey veya kıymetli evrak hallerinde aranmaz.
- Tüketilebilen şey
- Kullanıldıkça niteliğini ya da varlığını yitiren, intifa hakkının konusunu oluşturan mallardır. Bu niteliği taşıdığında malik teslimden önce güvence isteyebilir.
- Kıymetli evrak
- Üzerinde yazılı hakkın senedin varlığına bağlandığı ve değer taşıyan belgedir. Maddede, güvenilir bir yere tevdi edilmesi halinde güvence yerine geçer.
m.808: hangi şartlar aranır?
- Güvence isteyen malikin bir intifa hakkının varlığına dayanması gerekir.
- Genel halde malikin, haklarının tehlikeye düştüğünü ispat etmiş olması gerekir.
- İntifa hakkının konusu tüketilebilen şey veya kıymetli evrak ise, tehlikenin ispatına gerek olmaksızın ve teslimden önce güvence istenebilir.
- Kıymetli evrakın güvenilir bir yere tevdi edilmesi halinde güvence yerine geçen bu işlem, ayrıca güvence verilmesini gerektirmez.
m.808: hangi sonuçları doğurur?
- Malik tehlikeyi ispatladığında intifa hakkı sahibinden güvence isteyebilir.
- Tüketilebilen şey veya kıymetli evrak söz konusuysa, malik teslimden önce tehlikeyi ispatlamaksızın güvence isteyebilir.
- Kıymetli evrak güvenilir bir yere tevdi edilmişse bu işlem güvence yerine geçer.
- Malik tehlikeyi ispatlayamazsa, genel halde güvence isteme hakkı doğmaz.
Genel hal ile tüketilebilen şey veya kıymetli evrak arasındaki fark nedir?
Genel halde malik, haklarının tehlikeye düştüğünü ispat etmek zorundadır.
İntifa hakkının konusu tüketilebilen şey veya kıymetli evrak olduğunda tehlikenin ispatı aranmaz.
Bu hallerde malik teslimden önce, tehlikeyi ispatlamadan güvence isteyebilir.
Güvence ile tevdi arasındaki fark nedir?
Malik güvence talep eder ve intifa hakkı sahibi bunu sağlamak zorundadır.
Kıymetli evrak güvenilir bir yere tevdi edilmişse ayrı bir güvence verilmesi gerekmez.
Tevdi, güvence yerine geçtiğinden malik ayrıca güvence talep edemez.
m.808: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tüketilebilen şey ve kıymetli evrak hallerinde de tehlikenin ispatının aranacağını sanmak.
- Kıymetli evrakın tevdi edilmesi ile güvence verilmesini birbirinden ayırmamak; tevdi güvence yerine geçer.
- Maddedeki "bağışlamada güvence" başlığını bu maddenin hükmü saymak; başlık maddenin içeriğini oluşturmaz.
- Güvencenin şeklini ve miktarını bu maddeden çıkarmaya çalışmak; bu konular madde metninde düzenlenmemiştir.
Nasıl ispat edilir?
- Güvence isteyen malik, intifa hakkının varlığını ve kendi malik sıfatını ispat etmelidir.
- Genel halde malik, haklarının tehlikeye düştüğünü ispatla yükümlüdür.
- Tüketilebilen şey veya kıymetli evrak hallerinde tehlikenin ispatı aranmaz; bu nitelik taşınan şeyin türünden kendiliğinden çıkar.
- Kıymetli evrakın güvenilir yere tevdi edildiğini ileri süren intifa hakkı sahibi, bu iddiayı ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun: Madde, TMK'nın intifa hakkına ilişkin hükümleri içinde yer alır ve intifa hakkı sahibinin yükümlülüklerini düzenler.
TMK m.809
TMK m.809, intifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan bağışlamalarda bağışlayanın (intifa hakkını bırakan tarafın) bağışlanan mal bakımından güvence (teminat) verme yükümlülüğünü düzenler. Hüküm, bağışlayanın, bağışlanan malın mülkiyetini devrederken kendi elinde kalan intifa hakkının ileride korunması için güvence istenemeyeceğini belirtir. Kural, intifa hakkı sahibi sıfatıyla bağışlayanın ve bağışlananın ilişkisine uygulanır. Madde, güvence verilmemesinin sonuçlarını ayrıca düzenlemez; sonuçlar yalnız maddenin başlığında anılan alt başlık çerçevesinde değerlendirilebilir. Güvence yükümlülüğünün ayrıca doğduğu hallerde verilecek güvencenin türü ve miktarı, intifa hakkının genel kuralları (m.797 vd.) ve intifa hakkının sona ermesi (m.797 vd.) bu maddede düzenlenmez. Bağışlamanın şekli ve geçerlilik koşulları (TBK m.292 vd.) ile bağışlamadan dönme ve tenkis (m.509 vd. ve TMK ilgili hükümleri) bu maddenin konusu değildir.
m.809: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Bir malın kullanılması ve bu maldan doğan yararlanmanın, malın mülkiyetine sahip olmayan kişiye tanınan sınırlı aynî haktır. Madde bağlamında, bağışlayanın bağışlanan mal üzerinde kendi lehine kurulmuş bir intifa hakkını saklı tutmasını ifade eder.
- Bağışlama (intifa hakkı saklı tutularak)
- Malın mülkiyetinin bağışlanan kişiye geçirilmesi, ancak bağışlayanın intifa hakkının kendisinde kalması ile yapılan bağışlamadır. Bağışlayan hem mülkiyeti devreder hem de malın yararlanmasını kendi üzerinde tutar.
- Güvence
- İntifa hakkı sahibinin hakkının ileride zarar görmemesi için bağışlananın verdiği teminat niteliğindeki koruma araçlarıdır. Madde, bağışlayanın bu güvenceyi bağışlayandan talep edemeyeceğini düzenler.
m.809: hangi şartlar aranır?
- Bağışlamanın, bağışlayanın lehine intifa hakkı kalmak üzere yapılmış olması gerekir.
- Bağışlayanın, bağışlanan mal üzerindeki intifa hakkının korunması için bağışlayandan güvence istemesi bu maddeye göre mümkün değildir.
- Bağışlayanın talebi, intifa hakkını kendisinde tutarak yapılan bağışlamaya ilişkin olmalıdır; başka türde bir bağışlamada bu madde uygulanmaz.
m.809: hangi sonuçları doğurur?
- Bağışlayan, intifa hakkını kendisinde tutarak yaptığı bağışlamada bağışlananDan güvence isteyemez.
- Güvence verilmemesi, bağışlayanın bu nedenle bağışlamayı geçersiz kılma veya hakkını başka yoldan ileri sürme olanağı doğurmaz; bu sonuç maddede açıkça düzenlenmemiştir.
- Bağışlayanın güvence talebi bu maddeye dayanarak reddedilir.
İntifa hakkı saklı bağışlama ile diğer bağışlamalar arasındaki fark nedir?
Bağışlayanın intifa hakkını kendisinde tuttuğu bağışlamada, bağışlayan güvence isteyemez.
İntifa hakkının bağışlayanda kalmadığı, malın tamamının bağışlandığı durumlar bu maddenin kapsamı dışındadır.
Yalnız intifa hakkı saklı tutulan bağışlamada güvence isteme yasağı uygulanır; diğer hallerde madde kendiliğinden devreye girmez.
m.809: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi, intifa hakkı saklı tutulmayan bağışlamalara da uygulamak.
- Güvence yasağını, intifa hakkının genel kurallarındaki güvence yükümlülüğüyle karıştırmak.
Nasıl ispat edilir?
- Bağışlayanın intifa hakkını kendisinde bıraktığını ileri süren taraf, bağışlama sözleşmesi ve tapu kaydı gibi yazılı belgelerle bunu ispatlar.
- Güvence talebinin bu maddeye dayandığını iddia eden taraf, bağışlamanın intifa hakkı saklı tutularak yapıldığını gösterir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.797: İntifa hakkının kapsamı ve sona ermesine ilişkin genel hükümler bu maddeyle birlikte değerlendirilir; güvence yükümlülüğünün kapsamı oradan çıkarılır.
TMK m.810
TMK m.810, intifa hakkı sahibinin hakkın konusu olan malı kullanırken iki durumda ortaya çıkan uyuşmazlığa ilişkindir: intifa hakkı sahibinin kendisine tanınan uygun süre içinde güvence göstermemesi ve malikin itirazına rağmen malı hukuka aykırı biçimde kullanmaya devam etmesi. Bu hallerde sulh hâkiminin intifa hakkı sahibinin zilyetliğini kaldırıp malı bir kayyıma tevdi etmesini düzenler. Hüküm, intifa hakkı sahibi ile malik arasındaki ilişkiye uygulanır. Güvence gösterme yükümlülüğünün kaynağını, güvencenin türünü ve miktarını, intifa hakkının kuruluşunu ve sona ermesini düzenlemez (bunlar TMK m.795 vd. ve m.803 vd. kapsamındadır). Kayyımın görev ve yetkilerini ile kayyım atanmasına ilişkin usul kurallarını da kapsamaz (TMK m.683 vd. ile ilgili usul hükümleri).
m.810: hangi kavramlar bilinmeli?
- İntifa hakkı
- Başkasına ait bir malın kullanılması ve bu maldan elde edilen yararlardan yararlanılması yetkisini veren sınırlı ayni haktır. Hakkın sahibi malın özünü değiştirmeden ve maddi varlığını koruyarak kullanmakla yükümlüdür.
- Güvence gösterme
- İntifa hakkı sahibinin, malın kullanımı sırasında malike karşı yükümlülüklerini yerine getireceğine ilişkin teminat vermesidir. Maddede bu yükümlülüğün yerine getirilmesi için tanınmış uygun bir süre bulunur.
- Zilyetliğin kaldırılması ve kayyıma tevdi
- İntifa hakkı sahibinin malı fiilen elinde tutmasına son verilerek malın hâkim tarafından atanan bir kayyımın zilyetliğine bırakılmasıdır. Tedbir, yeni bir karara kadar geçerlidir ve nihai bir sona erdirme değildir.
- Malikin itirazı
- Malikin, intifa hakkı sahibinin malı kullanmasına karşı açıkça ortaya koyduğu karşı çıkıştır. Maddenin ikinci koşulu bu itirazın varlığını ve kullanımın hukuka aykırı olmasını birlikte arar.
m.810: hangi şartlar aranır?
- İntifa hakkı sahibine güvence göstermesi için uygun bir süre tanınmış olmalıdır ve bu süre içinde güvence gösterilmemiş olmalıdır.
- Alternatif olarak, hakkın konusu olan malın malik tarafından itiraz edilmiş olmasına rağmen intifa hakkı sahibi tarafından hukuka aykırı biçimde kullanılmaya devam edilmelidir.
- Yukarıdaki iki halden birinin gerçekleşmiş olması yeterlidir; her iki koşulun birlikte bulunması gerekmez.
- Talep, malikin başvurusu üzerine sulh hâkiminden yapılmalıdır; hâkim re'sen karar veremez.
m.810: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar gerçekleşirse sulh hâkimi, intifa hakkı sahibinin zilyetliğini kaldırır ve hakkın konusunu bir kayyıma tevdi eder.
- Kayyım, yeni bir karara kadar malı yönetir; bu tedbir kesin bir sona erdirme niteliği taşımaz.
- Güvence gösterilmesi halinde ya da malik itirazını geri aldığında, tedbirin kaldırılması için yeni bir karar verilmesi gerekir.
- Koşullar gerçekleşmemişse, hâkim zilyetliği kaldıramaz; malik başka hukuki yollara başvurmak zorundadır.
- Madde metni hakkın kendiliğinden sona ermesini bağlamaz; intifa hakkının sona ermesi ayrı bir hukuki işlem ya da olaya bağlıdır.
Güvence gösterilmemesi ile hukuka aykırı kullanım arasındaki fark nedir?
Güvence gösterilmemesi halinde, malikin itirazı aranmaz; uygun süre içinde güvencenin verilmemesi yeterlidir.
Hukuka aykırı kullanım halinde ise malikin açık itirazı ve kullanımın sürmesi aranır.
İki hal alternatiftir; her biri tek başına kayyım tedbirine yol açar.
Madde 810 ile madde 810'un genel tedbir hükümleri arasındaki fark nedir?
Madde 810 özel olarak intifa hakkı sahibinin zilyetliğine yönelik kayyım tedbirini düzenler.
Genel hükümler, malikin korunmasına ilişkin diğer önlemleri kapsar ve bu maddenin özel koşulları taşımaz.
Koşullar gerçekleşmişse özel hüküm uygulanır; hâkim bu maddeye dayanarak zilyetliği kaldırır.
m.810: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Güvence gösterilmemesi halinde malikin itirazını da aramak; iki halin alternatif olduğu gözden kaçırılır.
- Hâkimin talep olmaksızın re'sen kayyım atayabileceğini varsaymak; madde malikin istemine bağlıdır.
- Kayyım tedbirini kalıcı bir sona erdirme olarak görmek; madde tedbirin yeni bir karara kadar geçerli olduğunu belirtir.
- Uygun süreyi sabit bir gün sayısı olarak aramak; madde süreyi belirli bir sayıya bağlamaz, durumun gereklerine göre belirlenir.
Nasıl ispat edilir?
- Talepte bulunan malik, intifa hakkının varlığını ve hakkın konusunu tapu kaydı veya sözleşme gibi belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.
- Malik, intifa hakkı sahibine uygun bir süre tanındığını ve bu süre içinde güvence gösterilmediğini ispat etmelidir.
- Malik, itiraz etmesine rağmen hakkın konusunun hukuka aykırı biçimde kullanılmaya devam edildiğini ispat etmelidir.
- İntifa hakkı sahibi, güvence göstermiş olduğunu ya da kullanımın hukuka uygun olduğunu ileri sürerse bu savunmayı kanıtlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.683: Kayyımın atanmasına ve görevine ilişkin genel hükümleri içerir; m.810 uyarınca atanan kayyım bu genel hükümlere tabidir.
- 4721 m.795: İntifa hakkının kuruluşunu ve kapsamını düzenler; m.810'daki kullanım yükümlülüğünün kaynağını oluşturur.
- 4721 m.803: İntifa hakkı sahibinin güvence gösterme yükümlülüğünü düzenler; m.810 bu yükümlülüğe aykırılığın yaptırımını belirler.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| yüz yıl | m.797 | Tüzel kişilerin intifa hakkı, en çok yüz yıl devam edebilir. |
| bir yıl | m.802 | Geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi tarafından ileri sürülebilecek bütün istem hakları, bu andan başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
10 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2022/820 E., 2023/1074 K., 08.11.2023İlgili madde: m.796
- Hukuk Genel Kurulu, 2022/1203 E., 2023/727 K., 05.07.2023İlgili madde: m.796
- 7. Hukuk Dairesi, 2025/1588 E., 2025/5176 K., 04.12.2025İlgili madde: m.796
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/1116 E., 2025/5274 K., 05.11.2025İlgili madde: m.800
- 11. Hukuk Dairesi, 2025/394 E., 2025/5677 K., 25.09.2025İlgili madde: m.802
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/3977 E., 2025/1965 K., 14.04.2025İlgili madde: m.796
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/4450 E., 2025/1027 K., 24.02.2025İlgili madde: m.796
- 7. Hukuk Dairesi, 2023/5826 E., 2024/1461 K., 11.03.2024İlgili madde: m.796
- 7. Hukuk Dairesi, 2023/1343 E., 2023/6176 K., 12.12.2023İlgili madde: m.797
- 7. Hukuk Dairesi, 2022/325 E., 2023/1858 K., 30.03.2023İlgili madde: m.797
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 4.2. Eşya Hukuku - Ayni Haklar bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış