Eşya hukuku › Zilyetlik ve tapu sicili › Tapu sicili

Terkin ve değiştirme

TMK m.1025–1030Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.1025, tapu sicilinde yolsuz yapılan tescil, yolsuz terkin ve yolsuz değişiklik hallerinde tapu sicilinin düzeltilmesi davasını düzenler. TMK m.1026, sicil kaydındaki aynî hakkın sona ermesiyle tescilin hukuki değerini yitirmesi hâlinde yüklü taşınmaz maliki tarafından terkin istemini, tapu memurunun bu istemi yerine getirmesine karşı ilgililerin dava açma süresini ve tapu memurunun hâkim kararına dayanarak re'sen terkin yapma yetkisini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.1025–1030 hükümlerini kapsar.

TMK m.1025 — Yolsuz tescilde

TMK m.1025, tapu sicilinde yolsuz yapılan tescil, yolsuz terkin ve yolsuz değişiklik hallerinde tapu sicilinin düzeltilmesi davasını düzenler. Dava hakkının kimde doğduğunu (aynî hakkı zedelenen kişi) ve iyiniyetli üçüncü kişilerin kazanımlarının korunduğunu belirler. Dava, tescile dayanan kişiye ve onun hukuki halefine karşı açılabilir. Düzenlemediği konular: tapu siciline geçici tescil şerhi ve çekişmeli hak şerhi (m.1009-1011), terkin için hakkın sona erdiğinin belirlenmesi ve tapu memurunun terkin yetkisi (m.1026), tazminat davasının zamanaşımı ve hak düşürücü süresi (m.1027), iyiniyetin korunması ve tescile güven ilkesi (m.1023, m.1024). Kanunun bu maddede yer almayan düzenlemeleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Yolsuz tescilde: hangi kavramlar bilinmeli?

Yolsuz tescil
Tescilin dayandığı hukuki sebep bulunmadığında ya da geçerli bir hukuki sebebe dayanmadığında ortaya çıkan tescil türüdür. Şekil noksanı, ehliyetsizlik, muvazaa ve sahte vekâletname bu kapsamdadır.
Tescilin düzeltilmesi davası
Yolsuz olarak yapılan tescil, terkin veya değişikliğin sicilden çıkarılması ve gerçek hak durumuna uygun hale getirilmesi için açılan davadır. Hâkim yeni bir hak doğuran karar değil, sicili gerçek duruma uyduran bir karar verir.
Yolsuz terkin
Geçerli bir hak sona ermediği hâlde tapu kaydının silinmesidir. Bu durumda hak sahibi, terkin edilen kaydın yeniden tescilini dava edebilir.
Yolsuz değişiklik
Tescilli bir hakkın içeriğinin sebepsiz biçimde değiştirilmesidir. Değişiklik, hakkı kısıtlıyorsa terkin, genişletiyorsa tescil niteliğindedir.
İyiniyetli üçüncü kişi
Yolsuz tescile güvenerek ve bu tescilin gerçek durumu yansıttığına inanarak aynî hak kazanan kişidir. Bu kazanım düzeltme davasında korunur.

Yolsuz tescilde: hangi şartlar aranır?

  • Tapu siciline bir aynî hakkın tescil, terkin veya değişiklik olarak yolsuz biçimde işlenmiş olması gerekir.
  • Yolsuz işlemin geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması ya da hukuki sebebin geçersiz olması gerekir.
  • Dava açanın bu yolsuz işlem yüzünden aynî hakkının zedelenmiş olması gerekir.
  • Davanın, yolsuz tescile dayanan kişiye veya onun kötüniyetli ya da iyiniyetli halefine karşı açılması gerekir.
  • İyiniyetli bir üçüncü kişi yolsuz tescile güvenerek düzeltmeden önce aynî hak kazanmışsa, bu kazanım korunur; düzeltme davası yalnız kazanıma dokunmayan ölçüde açılabilir.
  • Tazminat istemi ayrıca saklıdır; bu istem, düzeltme davasıyla birlikte ileri sürülebilir.

Yolsuz tescilde: hangi sonuçları doğurur?

  • Yolsuz tescil varsa aynî hakkı zedelenen kişi, tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir.
  • Düzeltme davası kabul edilirse sicil gerçek hak durumuna uygun hale getirilir.
  • İyiniyetli üçüncü kişinin yolsuz tescile dayanarak düzeltmeden önce kazandığı aynî haklar korunur.
  • İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımı korunmuşsa düzeltme davası yalnız bu kazanıma dokunmayan ölçüde mevcuttur.
  • Tazminat istemi, düzeltme davasından bağımsız olarak saklıdır.
  • Tescil geçerli bir hukuki sebebe dayanıyorsa bu madde uyarınca düzeltme davası açılamaz.

Yolsuz tescil ile adi (basit) tapu yanlışlığı arasındaki fark nedir?

Yolsuz tescilde tescilin dayandığı hukuki sebep yoktur ya da geçersizdir; esaslı bir hak durumu yanlış yansıtılmıştır.

Adi yanlışlıkta hak durumu doğru olup yalnızca yazım, rakam ya da benzeri bir hata vardır.

Adi yanlışlık tapu memuru tarafından resen düzeltilir; yolsuz tescil ise tarafların anlaşması veya mahkeme kararıyla düzeltilir.

Yolsuz tescil ile yolsuz terkin arasındaki fark nedir?

Yolsuz tescilde hak sicile yolsuz biçimde girmiştir.

Yolsuz terkinde hak sicilde vardır ama geçerli bir sebep olmadan silinmiştir.

Her ikisinde de düzeltme davası açılır; yolsuz terkinde davacı, kaydın yeniden tescilini ister.

Hakkın kütük dışı sona ermesi ile hakkın tescil dışı kazanılması arasındaki fark nedir?

Hak sicil dışında başka bir sebeple sona ermişse, sicildeki kayıt sadece formaldir ve terkin için hak sahibinin rızası ya da düzeltme davası gerekir.

Hak, sicil dışında başkasına geçmişse (miras gibi) ilgili tescil bu kazanımı açıklar ve sicili gerçeğe uygun hale getirir.

Birinci halde kayıt terkin edilmeden değer taşımaya devam ettiğinden terkin istenir; ikinci halde kayıt doğrudur ve düzeltme davası gerekmez.

İyiniyetli üçüncü kişi ile kötüniyetli üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

İyiniyetli üçüncü kişi, yolsuz tescile güvenerek düzeltmeden önce aynî hak kazanmıştır.

Kötüniyetli üçüncü kişi, yolsuzluğu bilerek ya da bilmesi gerekirken hak kazanmıştır.

İyiniyetlinin kazanımı saklıdır ve düzeltme davası ona dokunamaz; kötüniyetli üçüncü kişiye karşı dava açılabilir.

İrtifak hakkı kazanan üçüncü kişi ile mülkiyet kazanan üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

İyiniyetli üçüncü kişi yalnızca bir irtifak hakkı kazanmışsa, bu hakkın sicildeki yeri korunur.

İyiniyetli üçüncü kişi taşınmazın mülkiyetini kazanmışsa, mülkiyet tamamen onun olur.

Irtifak halinde malik düzeltme davasını açabilir ama irtifak hakkına dokunamaz; mülkiyet kazanımında düzeltme davası hakkını tamamen kaybeder.

Düzeltme davası ile tazminat istemi arasındaki fark nedir?

Düzeltme davası, sicilin gerçek hak durumuna uydurulmasını amaçlar.

Tazminat istemi, yolsuz tescil yüzünden uğranılan zararın giderilmesini amaçlar.

Her iki istem birbirini dışlamaz; tazminat istemi saklıdır.

Yolsuz tescilde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yolsuz tescili adi tapu yanlışlığı gibi görüp tapu memurunun resen düzeltmesini beklemek; esaslı yanlışlıkta tarafların anlaşması veya mahkeme kararı gerekir.
  • Düzeltme davasını aynen ifa davası ile karıştırmak; düzeltme davasında hâkim mülkiyet nakleden değil sicili düzelten karar verir.
  • İyiniyetli üçüncü kişinin kazanımının tamamen ortadan kalktığını varsaymak; irtifak gibi kazanımlar korunur ve dava yalnız kalan ölçüde açılabilir.
  • Mülkiyet kazanan iyiniyetli üçüncü kişi karşısında düzeltme davasının kısmen kaldığını düşünmek; mülkiyet kazanımında davanın tamamen düşebileceği gözden kaçırılır.
  • Tazminat isteminin düzeltme davasıyla birlikte ya da ayrı olarak saklı olduğunu unutmak ve tazminat hakkını düzeltme davasının kabulüne bağlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada tescil geçerli bir hukuki sebebe dayanmıyorsa (şekil noksanı, ehliyetsizlik, muvazaa, sahte vekâletname gibi) düzeltme davasının açılabileceği kabul edilmektedir.
  • Yolsuz terkin ve yolsuz değişiklik hallerinde de aynı düzeltme davasının uygulanacağı kabul edilmektedir.
  • Yanlış işlenmiş şerh ve beyanlar bakımından da sicil kaydının düzeltilmesi davasının açılabileceği benimsenmektedir.
  • Düzeltme davası ile aynen ifa davasının hukuki niteliği birbirinden ayrı tutulmakta; düzeltme davasında hâkim yeni bir mülkiyet doğuran değil sicili gerçek duruma uyduran karar vermektedir.
  • Mahkemelerin tedbir kararı gereğince yapılan geçici tescil ve tasarruf yetkisinin kısıtlanması şerhleri, tedbir kararı kapsamında kalan hallerde düzeltme davasıyla değil, tedbir kararının kendi yoluyla giderilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Düzeltme davasını açan kişi, aynî hakkının bulunduğunu ve tescilin yolsuz olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yolsuzluk iddiası, tescile dayanak olan hukuki işlemin geçersizliği, muvazaa ya da şekil eksikliği gibi belgelerle ispatlanır; tapu kaydı, sözleşme ve vekâletname bu bakımdan temel delildir.
  • İyiniyetli üçüncü kişi, yolsuz tescile güvenerek kazandığını ve kazanımda iyiniyetli olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; kötüniyet iddiasında bulunan taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Tazminat isteminde zarar ve illiyet bağının ispatı davacıya aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.1024: Tescilin hukuki sebebe dayanması ve tescile dayanan kişinin kötüniyetli halefine karşı düzeltme davasının açılabilmesi bakımından bu maddeyle birlikte okunur.
  • 4721 m.1023: Tapu siciline güven ilkesini düzenler; m.1025/f.2'deki iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasının dayanağıdır.
  • 4721 m.1026: Aynı hakkın sona ermesi üzerine sicilden terkinin nasıl istenebileceğini düzenler; yolsuz terkin ile hakkın gerçekten sona ermiş olduğu hal arasındaki ayrımda bu maddeyle birlikte uygulanır.
  • 4721 m.1009: Çekişmeli hak şerhini düzenler; düzeltme davası sürerken hak sahibinin hakkını koruma aracı olarak m.1025 ile ilişkilidir.
  • 4721 m.1011: Geçici tescil şerhini düzenler; iddia edilen aynî hakkın davada güvence altına alınması gerektiğinde başvurulur.
  • 4721 m.716: Aynen ifa davası ile düzeltme davasının ayrımında karşılaştırma noktası olarak anılır.

TMK m.1026 — Aynî hakların sona ermesi

Madde, sicil kaydındaki aynî hakkın sona ermesiyle tescilin hukuki değerini yitirmesi hâlinde yüklü taşınmaz maliki tarafından terkin istemini, tapu memurunun bu istemi yerine getirmesine karşı ilgililerin dava açma süresini ve tapu memurunun hâkim kararına dayanarak re'sen terkin yapma yetkisini düzenler. Yalnızca yüklü taşınmaz malikinin terkin talebi ve tapu memurunun yetkisi bakımından uygulanır. Aynî hakkın hangi hallerde sona ereceğini düzenlemez (m.779 ve sonrası irtifaklar, m.796-797 intifa hakkı süre ve sona erme nedenleri). Terkin davasının niteliği ile mahkemenin terkin kararı verme usulü, Tapu Sicili Tüzüğü'nün ilgili hükümlerinde yer alır. Tescilin kurucu veya açıklayıcı niteliğine ilişkin genel kurallar (m.1023 ve m.1024 kapsamındaki iyiniyetli üçüncü kişi korumaları) bu maddenin konusu değildir.

Aynî hakların sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Terkin
Tapu siciline yapılan, sona ermiş bir aynî hakkın kaydının sicilden çıkarılmasıdır. Terkin, hakkın sona ermesinin sonucu olarak yapılan açıklayıcı bir işlem olabileceği gibi, taraf iradesine dayanan ve hakkı sona erdiren kurucu nitelikli bir işlem de olabilir.
Yüklü taşınmaz
Üzerinde sınırlı aynî hak bulunan, bu hakkın lehine ya da aleyhine sicil kaydı olan taşınmazdır. Terkin talebini yüklü taşınmazın maliki yapar.
Hukukî değerini kaybetme
Aynî hak sona erdiği hâlde sicil kaydının artık hiçbir hukuki sonuç doğurmamasıdır. Bu durumda tescil sadece görünüşte bir hak gösterir.
Re'sen başvuru
Tapu memurunun ilgililerin talebi olmadan, kendiliğinden hâkime başvurmasıdır. Tapu memuru bu yolla aynî hakkın sona erdiğinin tespitini mahkemeden ister.

Aynî hakların sona ermesi: hangi şartlar aranır?

  • Tescilli bir aynî hakkın sona ermiş olması ve tescilin bu nedenle her türlü hukuki değerini kaybetmiş bulunması gerekir.
  • Terkin istemini yüklü taşınmaz maliki yapmalıdır; istem tapu memuruna yöneltilir.
  • Tapu memurunun istemi yerine getirmesi hâlinde, ilgililerin dava açma hakkı doğar; bu dava terkin işlemi ilgiliye tebliğ edildikten sonra açılmalıdır.
  • Tapu memurunun re'sen hareket etmesi için, hâkime başvurarak aynî hakkın sona erdiğinin belirlenmesini istemesi ve hâkim kararına dayanması gerekir.

Aynî hakların sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Aynî hakkın sona ermesiyle tescil hukuki değerini kaybettiğinde, yüklü taşınmaz maliki terkin isteyebilir.
  • Tapu memuru istemi yerine getirirse, ilgililer tebliğden itibaren 30 gün içinde terkine karşı dava açabilir.
  • Tapu memuru, aynî hakkın sona erdiğinin belirlenmesi için hâkime başvurabilir ve hâkimin kararına dayanarak terkin yapabilir.
  • Tapu memuru kendiliğinden terkin yapma yetkisine sahip değildir; re'sen işlem ancak hâkim kararına dayanır.

Malikin terkin istemi ile tapu memurunun re'sen terkini arasındaki fark nedir?

Yüklü taşınmaz maliki, aynî hakkın sona erdiğini ileri sürerek doğrudan tapu memurundan terkin ister.

Tapu memuru, aynî hakkın sona erdiğini kendiliğinden tespit edemez; önce hâkime başvurarak sona erdiğinin belirlenmesini ister.

Malikin isteminde tapu memuru doğrudan işlem yapabilir; re'sen terkinde ise hâkim kararı şarttır.

Terkine karşı dava ile terkin davası arasındaki fark nedir?

Tapu memurunun istemi yerine getirmesi üzerine ilgililer terkine karşı dava açabilir.

Terkin için hâkim kararı alınmışsa bu karar esas alınır ve ayrı bir itiraz süresi öngörülmez.

Yalnızca tapu memurunun istem üzerine yaptığı terkine karşı 30 günlük dava süresi işler.

Aynî hakların sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sürenin dolması veya ölüm hâlinde terkini kurucu nitelikte saymak; bu hâllerde terkin açıklayıcıdır.
  • Vazgeçme sözleşmesine dayanarak malikin doğrudan tapu memurundan terkin isteyebileceğini varsaymak; muvafakat veya mahkeme kararı gerekir.
  • Tapu memurunun kendiliğinden, hâkim kararı olmadan re'sen terkin yapabileceğini sanmak.
  • Dava süresinin tebliğ tarihi yerine işlemin yapıldığı tarihten saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Malikin terkin talebinin dayanağı olarak sürenin dolması, hak sahibinin vazgeçmesi ve ölüm hâllerinde terkinin açıklayıcı nitelikte olduğu kabul edilmektedir.
  • Vazgeçme (feragat) sözleşmesine dayanılarak malikin doğrudan tapu memurundan terkin isteyemeyeceği, terkin için hak sahibinin muvafakatinin ya da mahkeme kararının gerektiği kabul edilmektedir.
  • Taraflar arasında sona erdirme anlaşması yapılmışsa, terkinin geçerliliğinin temel anlaşmanın geçerliliğine bağlı olduğu kabul edilmektedir.
  • Sürenin dolmasıyla irtifak hakkının kendiliğinden sona erdiği ve tapu memurunun terkin işlemi yapabileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Terkin isteyen yüklü taşınmaz maliki, aynî hakkın sona erdiğini ve tescilin hukuki değerini yitirdiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat genellikle tapu kaydı, süre belgesi veya ölüm belgesi gibi resmi belgelerle yapılır.
  • Aynî hakkın sona erdiğine ilişkin olgular, sürenin dolması veya ölüm gibi, tapu sicili kayıtları ile belgelenir; sözleşmeyle sona erme hâlinde yazılı anlaşma ve muvafakat belgesi aranır.
  • Terkine karşı dava açan ilgili, işlemin tebliğ tarihini ve kendi hakkını ileri sürmek zorundadır; süre tebliğ tarihinden itibaren işler.
  • Tapu memuru re'sen hareket ederken, aynî hakkın sona erdiğini hâkimin kararıyla belirlemek zorundadır; bu hâkim kararı terkin işleminin dayanağıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.1023: İyiniyetli üçüncü kişilerin tescile güvenle kazanımını düzenler; terkin davası sonucunda bu kişilerin hakkı korunabilir.
  • 4721 m.1024: Tescil ile sicil arasındaki uyuşmazlıklarda sicil kaydının düzeltilmesine ilişkin genel kuralları içerir.
  • 4721 m.796: İntifa hakkının sona ermesi hallerini sayar; madde 1026'daki terkin isteminin dayanağı bu hallerdir.
  • 4721 m.797: İntifa hakkının en fazla yüz yıl sürmesini ve tüzel kişi lehine kurulan hakların süre sınırını düzenler.

TMK m.1027 — Düzeltme

Madde, tapu sicilindeki yanlışlıkların düzeltilmesinde tapu memurunun yetkisinin sınırlarını düzenler. Mahkeme kararı dışında, ilgililerin yazılı rızasıyla yapılan düzeltmeyi ve tapu memurunun basit yazı yanlışlıklarını re'sen düzeltme yetkisini kapsar. Düzeltmenin yeni tescil veya eski tescilin terkini biçiminde yapılabileceğini de belirtir. Maddenin düzenlemediği konular arasında tapu sicilindeki yolsuz tescile karşı açılan düzeltme davasının koşulları ve hasım kişi (m.1025), iyiniyetli üçüncü kişinin korunması (m.1025/f.2, m.1023) ile tapu sicilinin tutulmasına ilişkin genel kurallar ve tescil sisteminin temel ilkeleri (m.1015 vd.) yer alır. Ayrıca yönetmelik hükümlerinin ayrıntıları ve tapu memurunun sorumluluğu ile ilgili ayrı düzenlemeler bu maddenin kapsamı dışındadır.

Düzeltme: hangi kavramlar bilinmeli?

Tapu sicilindeki yanlışlık
Sicilin, gerçek hukuki duruma uymayan bir kayıt içermesidir. Madde bu yanlışlığın düzeltilme yolunu düzenler; yanlışlığın kaynağı tescilin yolsuz olması veya tapu memurunun hatası olabilir.
Mahkeme kararıyla düzeltme
Tapu memurunun, ilgililerin yazılı rızası bulunmadıkça sicildeki yanlışlığı kendi kararıyla değiştirememesi, bunun ancak mahkeme kararına dayanarak yapılabilmesidir.
Basit yazı yanlışlığı
Sicil kaydındaki açıkça görülen, hak sahipliğini veya hakkın içeriğini değiştirmeyen yazım ve benzeri hatalardır. Bu tür hatalar tapu memurunca re'sen düzeltilebilir; düzeltmenin usulü Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle belirlenir.
Terkin
Sicildeki bir tescilin kaldırılmasıdır. Madde, düzeltmenin eski tescilin terkini ile yeni bir tescil yapılması biçiminde de olabileceğini öngörür.

Düzeltme: hangi şartlar aranır?

  • Sicilde bir yanlışlığın bulunması gerekir.
  • Yanlışlığın düzeltilmesi için ilgililerin yazılı rızası bulunmuyorsa düzeltmenin mahkeme kararına dayanması gerekir.
  • Düzeltme, eski tescilin terkini ve yeni bir tescilin yapılması biçiminde gerçekleşiyorsa bu da aynı yetki kapsamında değerlendirilir.
  • Yanlışlığın basit yazı yanlışlığı olması hâlinde tapu memurunun re'sen düzeltme yapabilmesi için Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelik hükümlerine uygun hareket etmesi gerekir.

Düzeltme: hangi sonuçları doğurur?

  • İlgililerin yazılı rızası varsa tapu memuru sicildeki yanlışlığı düzeltebilir.
  • İlgililerin yazılı rızası yoksa tapu memuru sicildeki yanlışlığı yalnızca mahkeme kararıyla düzeltebilir.
  • Mahkeme kararı olmaksızın ve rıza bulunmadan yapılan esaslı düzeltme, madde hükmüne aykırı olur.
  • Basit yazı yanlışlıkları, yönetmelik uyarınca tapu memurunun re'sen düzeltme yetkisi kapsamındadır.
  • Düzeltme eski tescilin terkini ve yeni tescil yoluyla yapılabilir.

Yazılı rıza ile mahkeme kararı arasındaki fark nedir?

İlgililer yazılı olarak rızasını vermişse tapu memuru yanlışlığı düzeltebilir.

Rıza yoksa tapu memuru yanlışlığı kendiliğinden düzeltemez, düzeltme yalnızca mahkeme kararıyla yapılabilir.

Rıza bulunmayan durumda tapu memurunun düzeltme işlemi yetkisiz olur; düzeltme için dava yoluna gidilmesi gerekir.

Basit yazı yanlışlığı ile esaslı yanlışlık arasındaki fark nedir?

Basit yazı yanlışlıkları, yalnızca yazım ve benzeri görünüşte kalan hatalardır.

Tescilin hukuki içeriğini, malikliği veya hakkın kapsamını etkileyen yanlışlıklar bu kapsama girmez.

Basit yazı yanlışlığı tapu memurunca re'sen düzeltilebilirken, esaslı yanlışlık ancak rıza veya mahkeme kararıyla düzeltilebilir.

Yeni tescil ile terkin biçiminde düzeltme arasındaki fark nedir?

Düzeltme, eski tescilin terkini ile yeni bir tescilin yapılmasıyla gerçekleşebilir.

Düzeltme yalnızca mevcut kaydın değiştirilmesi biçiminde de olabilir.

Hangi biçimin uygulanacağı düzeltmenin içeriğine göre belirlenir; her iki biçim de madde kapsamındadır.

Düzeltme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yazılı rıza olmadan tapu memurunun esaslı bir yanlışlığı kendiliğinden düzeltebileceğini sanmak.
  • Basit yazı yanlışlığı ile esaslı yanlışlığı birbirinden ayırmamak ve her düzeltmeyi re'sen yapılabilir saymak.
  • Düzeltmenin yalnızca yeni tescil biçiminde yapılabileceğini düşünmek; terkin yoluyla düzeltmenin de madde kapsamında olduğunu gözden kaçırmak.
  • Mahkeme kararı yerine tapu memurunun kendi takdirine dayanarak düzeltme yapmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Düzeltme davasının, tapu memurunun yanlış tescili nedeniyle yolsuz hâle gelen tescillerde bu madde hükmüne tabi olduğu kabul edilmektedir.
  • Yolsuz tescilin düzeltilmesinde ilgililerin yazılı anlaşmasının gerekip gerekmediği tartışmalıdır; yeni bir tescile bağlı düzeltmelerde resmi şekilde yapılmış bir anlaşmanın gerekli olduğu görüşü ağırlık taşımaktadır.
  • Yalnızca terkin ile sonuçlanan düzeltmelerde ilgililerden birinin tek taraflı talebinin yeterli olduğu kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Düzeltmeyi talep eden taraf, sicildeki yanlışlığın varlığını ve düzeltmenin hangi tescili etkilediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yanlışlığın tapu memurunun hatasından kaynaklandığı, tapu kaydı ve ilgili belgelerle ortaya konulur.
  • İlgililerin yazılı rızası bulunduğunu iddia eden taraf, bu rızayı yazılı belge ile ispat eder; yazılı rıza yoksa mahkeme kararı aranır.
  • Basit yazı yanlışlığı iddiasında, hatanın yalnızca yazım niteliğinde olduğunu gösteren belge ve kayıt karşılaştırması yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.1025: Yolsuz tescilin düzeltilmesi davasının hasımlarını ve iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasını düzenler; bu madde, mahkeme kararıyla düzeltmenin dava yoluyla nasıl işleyeceğini tamamlar.
  • 4721 m.1023: Yolsuz tescile dayanarak iyiniyetli üçüncü kişinin hak kazanmasını düzenler; düzeltmenin üçüncü kişilere etkisini belirler.

TMK m.1028 — Yürürlükten kaldırılan kanun

Madde, 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi'ni açıkça yürürlükten kaldıran bir yürürlük hükmüdür. Kanunun yürürlükten kaldırma yöntemini (açık, zımni, değişiklik yoluyla, Anayasa Mahkemesi iptali ile veya kanunun kendi süresinin dolmasıyla) genel olarak düzenlemez. Maddenin kendisi 743 sayılı Kanun'un hangi hükümlerinin ne zaman ve hangi esaslarla uygulanacağını düzenlemez; eski kanunun geçici uygulamasına ilişkin geçiş hükümleri (m.1029 ve m.1030 gibi yürürlük ve geçici hükümler) ile eski kanun dönemine ait ilişkilerin hangi hukuka tabi olduğu (Medeni Kanunun yürürlük ve uygulama hükümleri, Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük maddeleri) ayrıca düzenlenmiştir.

Yürürlükten kaldırılan kanun: hangi kavramlar bilinmeli?

Açık yürürlükten kaldırma
Yeni bir kanunun, eski kanunu veya hükmünü adıyla ve numarasıyla belirterek yürürlükten kaldırmasıdır. Bu madde bu yönteme örnektir.
Zımni yürürlükten kaldırma
Eski hükmün yürürlükten kaldırıldığını açıkça belirtmeyen yeni bir düzenlemenin, eski hükümle aynı konuyu düzenlemesi ve birlikte uygulanmalarının imkânsız olması hâlinde eski hükmün kendiliğinden yürürlükten kalkmasıdır.

Yürürlükten kaldırılan kanun: hangi şartlar aranır?

  • Yeni bir kanunun, 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi'ni açıkça yürürlükten kaldıran hükmü bulunmalıdır.
  • Yürürlükten kaldırma hükmü Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte hukuk düzeninde etkili olmalıdır.

Yürürlükten kaldırılan kanun: hangi sonuçları doğurur?

  • 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi, bu maddenin yürürlüğe girmesiyle yürürlükten kalkar.
  • Yürürlükten kaldırma, 743 sayılı Kanun'un Türk Medeni Kanunu'ndan önce doğmuş ilişkilere ilişkin geçmişe yönelik uygulamasını kendiliğinden ortadan kaldırmaz; bu ilişkiler için geçiş hükümleri ve kazanılmış hak ilkesi belirleyicidir.
  • Eski kanunun kendi yürürlük döneminde kazanılmış haklar, yeni kanunla yürürlükten kaldırılmış olsa dahi korunmaya devam eder.

Açık yürürlükten kaldırma ile zımni yürürlükten kaldırma arasındaki fark nedir?

Açık yürürlükten kaldırmada yeni kanun eski kanunu veya hükmünü adıyla belirtir; m.1028 bu yöntemin örneğidir.

Zımni yürürlükten kaldırmada yeni kanun eski hükmü anmaz; yalnızca aynı konuyu düzenler ve birlikte uygulanamazlık bulunur.

Açık yürürlükten kaldırmada eski metnin tamamı ya da belirtilen kısmı doğrudan sona erer; zımni yürürlükten kaldırmada hangi hükmün kalktığı yorumla belirlenir.

Tüm kanunun yürürlükten kaldırılması ile kanunun bazı hükümlerinin değiştirilmesi arasındaki fark nedir?

m.1028 743 sayılı Kanun'un tümünü yürürlükten kaldırmaktadır.

Değişiklik yoluyla yürürlükten kaldırmada yalnızca değişikliğe uğrayan hükümlerin eski şekli sona erer, kanunun geri kalanı yürürlüktedir.

Tümünü kaldıran hükümde eski kanunun tamamı; değişiklikte ise yalnızca değiştirilen hükümler yürürlükten kalkar.

Yürürlükten kaldırılan kanun: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metninde açıkça yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Kanun'un geçmişe dönük etkisinin ortadan kalktığını varsaymak; kazanılmış haklar eski kanuna göre korunmaya devam eder.
  • Yürürlükten kaldırmayı zımni yürürlükten kaldırma ile karıştırmak; m.1028 açık bir yürürlükten kaldırma hükmüdür ve eski kanunu adıyla belirtir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yürürlükten kaldırılan bir kanunun, kendi yürürlük döneminde doğmuş ilişkilere uygulanmasının sürmesi, yeni kanunun geçmişe etkisi sorunundan ayrı bir meseledir ve kazanılmış hakların korunması ilkesi çerçevesinde değerlendirilir.
  • Yeni kanun yürürlüğe girdiğinde eski kanun döneminde açılmış ve sonuçlanmamış davaların hangi kanuna göre çözüleceği, yürürlük hükmündeki geçiş düzenlemelerine göre belirlenir.

Nasıl ispat edilir?

  • Eski kanun döneminde doğmuş bir hakkın korunması talep edildiğinde, hakkın kazanıldığını ileri süren taraf, hakkın 743 sayılı Kanun döneminde doğduğunu belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yürürlükten kaldırmanın kapsamı tartışılıyorsa, dayanılan yeni kanun hükmünün açık ya da zımni yürürlükten kaldırma niteliği taşıdığını ileri süren taraf bunu ispatlar; bu ispat için metinlerin karşılaştırılması esas alınır.
  • Uyuşmazlığın eski kanuna mı yoksa yeni kanuna mı tabi olduğu, ilişkinin doğum tarihine ilişkin yazılı belgeler ve olay tarihi ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.1029: Yürürlükten kaldırılan 743 sayılı Kanun'un mal rejimine ilişkin geçici hükümlerini düzenleyen yürürlük ve geçiş hükümleridir; eski kanun döneminde doğan mal rejimi ilişkilerinin çözümü bakımından bağlayıcıdır.
  • 4721 m.1030: Türk Medeni Kanunu'nun yürürlüğe girmesinden önceki ilişkilerin eski kanun hükümlerine tabi kalacağını belirleyen geçiş hükmüdür; m.1028'in yürürlükten kaldırdığı kanunun geçmişe dönük etkisinin sınırını çizer.

TMK m.1029 — Yürürlük

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük maddesidir. Kanunun 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe gireceğini belirler. Kanunun hangi tarihten sonra meydana gelen ilişkilere uygulanacağını ve eski hükümlerin ne zaman devam edeceğini bu madde düzenlemez; bu konular 4721 sayılı Kanun'un yürürlüğü ve uygulama şeklini düzenleyen 4722 sayılı Kanun'da yer alır. Maddenin hükümleri, kanunun yürürlüğe girme anını belirlemekle sınırlıdır. Kanunun geçici hükümleri, kazanılmış hakların korunması ve mal rejimi geçişi gibi konular bu maddenin kapsamında değildir.

Yürürlük: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürürlük
Kanunun bağlayıcı hukuki etki doğurmaya başladığı andır. Bu madde yürürlük tarihini tek bir takvim tarihi olarak sabitler.
Yürürlük hükmü
Kanunun kendi metninde, ne zaman yürürlüğe gireceğini belirten hükümdür. Yürürlük hükmü bulunmayan kanunlar Resmi Gazete'de yayımlandıkları tarihte yürürlüğe girer.

Yürürlük: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanun 1 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
  • Yürürlük tarihinden önce meydana gelen ilişkiler bakımından kanunun uygulanıp uygulanmayacağı bu maddeden çıkmaz; bu sorun 4722 sayılı Kanun'a göre çözülür.

Yürürlük: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yürürlük maddesini geçişe ilişkin kuralla karıştırmak; 1 Ocak 2002 tarihinin her olaya yeni kanunun uygulanacağı anlamına geldiğini sanmak.
  • Kanunun yayım tarihini yürürlük tarihiyle aynı saymak; kanunun Resmi Gazete'de 8 Aralık 2001 tarihinde yayımlandığını, yürürlüğün ise 1 Ocak 2002 olduğunu gözden kaçırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Kanunun yürürlük tarihi resmi metinden ve Resmi Gazete yayımından belirlenir; yürürlük tarihine dayanan iddiayı ileri süren taraf, olayın bu tarihten önce ya da sonra gerçekleştiğini belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Yürürlük tarihinden önceki bir olaya eski hükmün mü yoksa yeni kanunun mu uygulanacağı tartışması, bu maddeye değil 4722 sayılı Kanun'a dayanılarak yürütülür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4722 sayılı Kanun: Türk Medeni Kanunu'nun hangi ilişkilere ne ölçüde uygulanacağını gösteren yürürlük ve uygulama kanunudur. Bu madde yalnızca yürürlük tarihini belirlerken, geçişe ilişkin kurallar 4722 sayılı Kanun'dadır.

TMK m.1030 — Yürütme

Bu madde, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun yürütmeye ilişkin son hükmüdür; kanunun hükümlerinin Bakanlar Kurulu tarafından yürütüleceğini belirtir. Madde, kanunun uygulanmasına dair idari düzenleme yetkisinin kime ait olduğunu söyler. Maddenin uygulanma alanı kanunun bütünüdür ve kişilere doğrudan hak veya yükümlülük kurmaz. Maddede bir hak, süre, tutar veya yaptırım bulunmamaktadır. Kanunun hangi somut konuları (miras, aile, vasiyet, ayni haklar vb.) düzenlediği bu maddede değil, kanunun ilgili maddelerinde yer alır; maddenin bu konularda bir hüküm içermediğini de belirtmek gerekir. Yönetmelik çıkarma usulü ve ayrıntıları da bu maddede düzenlenmemiştir.

Yürütme: hangi sonuçları doğurur?

  • Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını sağlamakla yetkili ve sorumlu organdır.
  • Bu madde kişiler bakımından doğrudan bir hak, yükümlülük veya yaptırım doğurmaz; kanunun ilgili maddelerindeki hükümler ayrıca uygulanır.

Yürütme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yürütme yetkisi hükmünü, kanunun içeriğini belirleyen somut bir hüküm gibi okumak.
  • Bakanlar Kurulu'na verilen yetkiyi kanunun esas hükümlerini değiştirme yetkisi olarak yorumlamak.
  • Bu maddeye dayanarak herhangi bir süre, tutar veya yaptırım aramak; maddede bunlardan hiçbiri yoktur.

Nasıl ispat edilir?

  • Bu maddeye dayanarak bir hak talep edilemez; ispat yükü kanunun ilgili somut maddesine dayanan tarafa aittir.
  • Bakanlar Kurulu'nun kanunu yürütmek üzere çıkardığı bir düzenlemenin varlığı, o düzenlemeyi ileri süren tarafça yazılı belgeyle ortaya konulur.
  • Bu maddenin tek başına bir uyuşmazlıkta dayanak yapılması durumunda karşı taraf, maddenin somut bir hak doğurmadığını savunabilir; bu savunmayı kanun metnine dayanarak ispatlar.

Süreler

SüreMaddeHüküm
otuz günm.1026Tapu memuru bu istemi yerine getirirse, her ilgili, bu işlemin kendisine tebliği tarihinden başlayarak otuz gün içinde terkine karşı dava açabilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 4.1. Eşya Hukuku - Zilyetlik ve Tapu Sicili bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış