VUK › Vergilendirme › Genel esaslar
Süreler ve vergi alacağının tayini
Kısaca
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesi, vergi muamelelerinde kullanılacak sürelerin kaynağını ve kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde bu süreyi belirleme yetkisini düzenler. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 15. maddesi, 13. maddede sayılan mücbir sebeplerin varlığı halinde sürelerin işlemeyeceğini ve tarh zamanaşımının bu süre kadar uzayacağını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Vergi Usul Kanunu m.14–24 hükümlerini kapsar.
VUK m.14 — Kanuni ve idari süreler
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 14. maddesi, vergi muamelelerinde kullanılacak sürelerin kaynağını ve kanunda açıkça gösterilmeyen hallerde bu süreyi belirleme yetkisini düzenler. Madde, süreyi vergi kanunlarının belirleyeceği kuralını koyar; kanunda süre yoksa tebliğ yapacak idarenin süre tayin edebileceğini ve bu sürenin en az 15 gün olması gerektiğini öngörür. Kural, vergi muamelelerinde yer alan idare ve mükellef ilişkisi bakımından uygulanır. Maddede; dava açma süreleri (İYUK), vergi mahkemelerinde yargılama süreleri, tebligatın usul hükümleri (VUK'un tebliğe ilişkin maddeleri), zamanaşımı süreleri ve vergi ziyaı cezalarına ilişkin süreler düzenlenmez; bunlar ayrı maddelerde ve ayrı kanunlarda yer alır.
Kanuni ve idari süreler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi kanunlarınca belirlenen süre
- Vergi muamelelerinde süreyi bizzat kanunun koyduğu hâldir. Bu durumda süre, idarenin takdirine bırakılmaz ve kanunda yazılı olan süre uygulanır.
- Tebliğ yapacak idarenin belirlediği süre
- Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde, tebliği yapacak idarenin ilgiliye bildirerek tayin ettiği süredir. Bu yetki, süreyi tayin eden idarenin kendi tebligatına bağlıdır ve süre tebliğ edilmek zorundadır.
- Asgari on beş günlük sınır
- İdarenin kendi belirleyeceği sürenin altına inemeyeceği alt sınırdır. Kanunda süre yokken idare bu sınırın altında süre koyamaz.
Kanuni ve idari süreler: hangi şartlar aranır?
- Vergi muamelesinde sürenin kanunda açıkça belirlenmemiş olması gerekir.
- Sürenin tayini, tebliği yapacak idare tarafından yapılmalıdır.
- Idarenin belirlediği süre on beş günden aşağı olmamalıdır.
- Belirlenen süre ilgiliye tebliğ edilmelidir.
Kanuni ve idari süreler: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunda süre açıkça yazılıysa idare bu süreyi değiştiremez.
- Kanunda süre yoksa tebliği yapacak idare on beş günden kısa olmamak üzere süre belirleyebilir.
- İdarenin belirlediği süre ilgiliye tebliğ edilmelidir; tebliğ edilmeyen süre ilgili açısından bağlayıcı nitelik taşımaz.
- Madde, süre kurallarının vergi kanunlarıyla belirlenmesini öngördüğünden, idarenin süre koyma yetkisi kanunla sınırlıdır.
Kanunda açık süre ile idarenin belirlediği süre arasındaki fark nedir?
Vergi kanunlarında süre açıkça yazılıysa, bu süre aynen uygulanır.
Kanunda süre yazılı değilse, tebliği yapacak idare süre tayin eder ve bunu ilgiliye tebliğ eder.
Kanun süreyi koymuşsa idarenin takdir yetkisi doğmaz; kanun sessizse idarenin belirleyeceği süre en az on beş gün olmalıdır.
Kanuni ve idari süreler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kanunda açıkça belirlenmiş bir süreyi idarenin tayin ettiği süre gibi değerlendirmek; açık süre varken idarenin takdir yetkisini uygulamak.
- Tayin edilen sürenin on beş günden kısa olmasını geçerli saymak; alt sınırı gözden kaçırmak.
- İdarenin süreyi tayin ettiği yazının ilgiliye tebliğ edilmemesi hâlinde süreyi bağlayıcı saymak.
- Bu maddeyi dava açma süresi ya da zamanaşımı süresi için uygulamak; bu süreler başka kurallara tabidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Vergi muamelesinde kanunda süre yoksa idarenin tayin ettiği süre on beş günden kısa olamaz; daha kısa süre tayin edilmesi hukuka aykırı kabul edilmektedir. (7. Daire, 2023/1328 E., 2025/1257 K., 20.03.2025)
- İki tebligat arasında münasip süre beklenmeksizin yapılan tebligatın usulsüz sayılabileceği ve bu durumun 14. madde ile birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (7. Daire, 2023/1328 E., 2025/1257 K., 20.03.2025)
- Tebligat ve süre hesaplarında 14. maddenin 102. maddeyle birlikte uygulandığı, inceleme başlama tarihi gibi usul işlemlerinin süre hesabına etkili olduğu kabul edilmektedir. (7. Daire, 2023/1654 E., 2025/2047 K., 28.05.2025)
- Ceza davalarında 213 sayılı Kanun m.14 uyarınca belirlenen on beş günlük sürenin, ceza sorumluluğu yönünden süre hesabına esas alındığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/249 E., 2008/228 K., 02.12.2008)
Nasıl ispat edilir?
- Sürenin kanunda açıkça yazılı olup olmadığını ve idarenin süre tayin edip etmediğini ileri süren taraf, bu hususu belgelemelidir; süre tayini yazılı bir işlem olarak ortaya konulmalıdır.
- Tayin edilen sürenin on beş günden kısa olduğunu ileri süren mükellef, sürenin belirlendiği yazı ve tebliğ belgesiyle bu aykırılığı ispatlamalıdır.
- Tebliğin yapılıp yapılmadığı tebligat belgesiyle ispat edilir; tebliğ edilmemiş bir sürenin ilgili açısından bağlayıcı olmadığını ileri süren taraf bunu tebligat evraklarıyla gösterir.
- İdare, süresinin kanunda açıkça belirlendiğini savunuyorsa ilgili vergi kanunu hükmünü göstermek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.14: Maddenin kendisidir; vergi muamelelerinde süre belirleme kuralını koyar.
- 2577 sayılı Kanun: Dava açma süreleri bakımından ayrı bir süre rejimi getirir; bu madde vergi muamelesindeki süreleri düzenler, dava süresini düzenlemez.
VUK m.15 — Mücbir sebeplerle gecikme
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 15. maddesi, 13. maddede sayılan mücbir sebeplerin varlığı halinde sürelerin işlemeyeceğini ve tarh zamanaşımının bu süre kadar uzayacağını düzenler. Maddenin ispat kuralını ve Hazine ve Maliye Bakanlığının bölge, il, ilçe, mahal ve sektör bazında mücbir sebep hali ilan etme yetkisini, bu yetkinin kullanım şekillerini ve ilan edilen hallerde sürenin bitiş kuralını da kapsar. Madde, mücbir sebebin tanımını yapmaz; bu tanım 13. maddededir. Maddenin uygulanması, kanuni ve idari sürelerin genel rejimi, tarh zamanaşımının kendi süresi ve vergi ziyaı, tahakkuk ve tahsil sürelerinin ayrıntıları ile ilgili değildir; bu konular kanunun ilgili maddelerinde düzenlenmiştir. Kanunun 15. maddesi, mücbir sebep dışındaki gecikme ve vergi cezası sonuçlarını da düzenlemez.
Mücbir sebeplerle gecikme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mücbir sebep
- Maddenin atıf yaptığı 13. maddede sayılan hallerden biridir; maddenin kendisi tanım vermez. Mücbir sebebin varlığı, sürelerin işlememesinin ön koşuludur.
- Sürenin işlememesi
- Mücbir sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin akmasının durması anlamına gelir. Süre tamamen iptal olmaz, sadece durur.
- Mücbir sebep hali ilanı
- Hazine ve Maliye Bakanlığının, belirli bölge, yer veya kişi gruplarına ilişkin olarak mücbir sebep halinin varlığını resmen tespit eden işlemidir. Bakanlık, ilan için mükellefiyet, vergi türü, faaliyet konusu, iş yeri, sektör, aktif toplamı, öz sermaye, satış hasılatı ve çalışan sayısı gibi ölçütleri birlikte ya da ayrı ayrı kullanabilir.
- Tarh zamanaşımı
- Vergi tarhının yapılabileceği süredir. Mücbir sebep varsa bu süre, işlemeyen süre kadar uzar.
Mücbir sebeplerle gecikme: hangi şartlar aranır?
- 13. maddede sayılan mücbir sebebin varlığı tespit edilmelidir.
- Mücbir sebep, sürelerin işlemesini durduran etkiyi doğuracak şekilde süreyi etkilemiş olmalıdır; sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlememelidir.
- Mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat ya da tevsik edilmesi gerekir.
- Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından bölge, il, ilçe, mahal ya da belirli kriterler itibarıyla mücbir sebep hali ilan edilmiş olabilir; bu ilan kendiliğinden tüm mükellefleri kapsamaz, ilanın kapsamına girilmelidir.
- İlan edilen yerlerde mücbir sebep, olayın vukua geldiği tarihin rastladığı ayı izleyen üçüncü ayın son gününde bitmiş sayılmalıdır; Bakanlık bu süreyi aşağıda belirtilen sınır içinde uzatabilir.
Mücbir sebeplerle gecikme: hangi sonuçları doğurur?
- Mücbir sebep bulunduğu sürece kanuni ve idari süreler işlemez; sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler durur.
- Sürelerin işlemediği süre kadar tarh zamanaşımı uzar.
- Mücbir sebep, ilgililer tarafından ispat ya da tevsik edilmediği sürece süreleri durduran etki doğmaz.
- Bakanlık ilanı, ilan edilen yerlerde ve ilgili kriterler bakımından vergi ödevlerinden bazılarının bu süre içinde yerine getirilmesini ertelemeye ya da kaldırmaya yetkilidir.
- Bakanlık yetkisini beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme sürelerinin belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde de kullanabilir.
- Mücbir sebep ilanı, ilan kapsamı dışında kalan mükellefler için sonuç doğurmaz.
Genel mücbir sebep ile bakanlık ilanı arasındaki fark nedir?
Genel hükme göre, 13. maddedeki bir mücbir sebep bulunduğunda sürelerin işlemesi, sebep ortadan kalkıncaya kadar durur.
Bakanlık ilanına göre, ilan edilen yerlerde mücbir sebep belli bir ayın sonunda sona erdirilmiş sayılır.
İlan varsa sürenin bitişi ilan esasına göre belirlenir, ilanın kapsamında olmayan mükellefte genel hüküm uygulanır.
Bakanlık ilanının süresi ile bakanlık uzatma yetkisi arasındaki fark nedir?
Varsayılan bitiş, olayın vukua geldiği tarihin rastladığı ayı izleyen üçüncü ayın son günüdür.
Uzatma yetkisine göre Bakanlık bu süreyi, olayın vukua geldiği tarihin rastladığı ayı izleyen on sekizinci ayın sonunu geçmemek kaydıyla uzatabilir.
Uzatma en fazla on sekizinci ayın sonuna kadar yapılabilir, bu sınır aşılamaz.
Mücbir sebeplerle gecikme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mücbir sebebi kendiliğinden kabul etmek; maddenin ilgililerce ispat veya tevsik şartını göz ardı etmek.
- Bakanlık ilanının tüm mükellefleri kapsadığını varsaymak; ilanın yer, sektör ve vergi türü kriterlerine bakılmadan uygulanması.
- İlanla belirlenen bitiş tarihini genel hükmün sürenin durması ile karıştırmak.
- Bakanlığın uzatma yetkisini sınırsız görmek; on sekizinci ayın sonu üst sınırını göz ardı etmek.
- Mücbir sebep sürelerinin tarh zamanaşımını etkilediğini, ancak vergi cezası ve tahakkuk sürelerini otomatik olarak etkilemediğini unutmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mücbir sebep hükmünün uygulanması için sebebin ilgililerce ispat veya tevsik edilmesi aranmaktadır. (4. Daire, 2022/1546 E., 2023/3237 K., 05.06.2023)
- Bakanlığın ilan yetkisinin, sektör ve vergi türü ayrımı yapılarak kullanılabildiği, ilanın kapsamına girmeyen mükelleflerin bu hükümden yararlanamadığı kabul edilmektedir. (4. Daire, 2020/4431 E., 2021/11522 K., 30.12.2021)
- Bakanlık tarafından ilan edilen mücbir sebep hallerinin, genelge ve tebliğlerle belirlenen kriterlere göre uygulandığı görülmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2024/1 E., 2025/301 K., 30.04.2025; 2023/131 E., 2023/160 K., 28.09.2023)
- Mücbir sebep iddiasının dayandığı ilan kapsamında kalıp kalmadığının somut olarak incelendiği kabul edilmektedir. (2023/131 E., 2023/160 K., 28.09.2023; 4. Daire, 2020/4431 E., 2021/11522 K., 30.12.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Mücbir sebep iddiasını ileri süren mükellef, sebebin varlığını ve süreyi durduran etkisini ispatlamakla yükümlüdür.
- Genel mücbir sebep halinde, olayın gerçekleştiğini gösteren resmi belgeler ve tutanaklar delil olarak kullanılabilir.
- İlan edilen yerlerde ise Bakanlık ilanının kapsamına girildiğini gösteren belge, ilan metni ve mükellefin bulunduğu yer ya da faaliyet bilgisi ispatlanmalıdır.
- Vergi idaresi, ilanın kapsamı dışında kaldığını ileri sürüyorsa bu savunmanın dayanağını ortaya koymakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.13: Mücbir sebeplerin sayıldığı maddedir. 15. madde, bu maddede sayılan hallerden biri bulunduğunda süreleri durduran sonucu bağlar.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Maddede geçen tarh zamanaşımı ve vergi ödevleri kavramlarının genel rejimi kanunun bütünündedir; madde bu rejimi tamamlayan bir istisna niteliğindedir.
VUK m.16 — Ölüm halinde sürenin uzaması
Bu madde, vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde, ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme ve beyanname verme sürelerinin nasıl uzatılacağını düzenler. Düzenlediği konu, mirasçıların bu ödevleri için tanınan sürenin üç ay uzatılmasıdır. Kime uygulandığı bakımından madde, ölen mükellefin mirasçılarına geçen vergisel bildirim ve beyanname yükümlülükleri için geçerlidir. Madde, mirası kabul veya reddetme süresinin kendisini düzenlemez (MK m.606). Madde, vergi ödevinin ödeme süresini, vergi alacağının zamanaşımını ve vergi kanunlarında açıkça düzenlenmiş özel süreleri düzenlemez.
Ölüm halinde sürenin uzaması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevler
- Mükellefin ölümü üzerine mirasçılara intikal eden vergisel bildirim ve beyanname verme yükümlülükleridir. Ödevin kaynağı mükellefin kendisine ait olan yükümlülük olmalı, mirasçının kendi doğrudan yükümlülüğü bu kapsamda değerlendirilmez.
- Bildirme ve beyanname verme süreleri
- Vergi kanunlarının mükellefe yüklediği bildirimin ve beyannamenin verilmesi için öngörülen sürelerdir. Madde, bu sürelerin uzatılmasını konu alır; ödeme süreleri bu kavramın içinde değildir.
- Vergi kanunlarında hüküm bulunmaması
- Vergi Usul Kanunu veya ilgili vergi kanununun mirasçılara geçen ödev için özel bir süre belirlememiş olmasıdır. Vergi kanununda özel süre varsa bu madde uygulanmaz ve o süre esas alınır.
Ölüm halinde sürenin uzaması: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin ölmüş olması bulunmalıdır.
- Ölen mükellefin ödevi mirasçılara geçmiş olmalıdır; yani ödev ölenin şahsına sıkı sıkıya bağlı değilse mirasçıya intikal etmelidir.
- Vergi kanunlarında mirasçılara geçen ödev için özel bir süre düzenlenmemiş olmalıdır.
- Uzatma, bildirme veya beyanname verme süresine eklenmelidir; ödeme süresine uygulanmaz.
Ölüm halinde sürenin uzaması: hangi sonuçları doğurur?
- Vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde, mirasçıların bildirme ve beyanname verme süreleri üç ay uzar.
- Vergi kanununda özel bir süre düzenlenmişse, bu madde uygulanmaz ve o özel süre geçerli olur.
- Mirasçılara geçen ödev ödeme yükümlülüğü ise, bu maddedeki üç aylık ek süre ödeme için doğrudan uygulanmaz.
- Uzatılmış süre içinde yerine getirilmeyen bildirim veya beyanname, süre geçiminden sonra ilgili vergi kanununun öngördüğü usul ve yaptırımlara tabi olur.
Bildirme ve beyanname süresi ile ödeme süresi arasındaki fark nedir?
Bildirme ve beyanname verme süreleri, madde kapsamındadır ve üç ay eklenir.
Vergi ödeme süreleri madde kapsamında değildir; bu madde ile uzatılmaz.
Mirasçı beyanname süresinin üç ay uzamasından yararlanır; ödeme yükümlülüğü için aynı uzatma geçerli değildir.
Vergi kanunu hükmü var ile yok arasındaki fark nedir?
Vergi kanunlarında mirasçılara geçen ödev için açık bir süre düzenlenmişse madde uygulanmaz.
Vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde madde uygulanır.
Özel süre varsa o süre esas alınır; yoksa bildirme ve beyanname süresine üç ay eklenir.
Ölüm halinde sürenin uzaması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bu maddeyi ödeme süreleri için de uygulamak; madde yalnız bildirme ve beyanname verme sürelerini uzatır.
- Mirası kabul veya reddetme süresi olan MK m.606 süresi ile bu maddedeki üç aylık eki karıştırmak.
- Vergi kanununda özel süre bulunduğu halde yine üç ay eklemek; madde yalnız hüküm bulunmayan hallerde uygulanır.
- Mirasçıların ödevini ölüm tarihinden değil, sürenin kendisinden bağımsız bir tarihten saymak; ekin mevcut sürenin üstüne eklendiğini gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Malzemede bu maddeye ilişkin uygulanmış bir karar bulunmadığından, uygulama eğilimi ayrıca belirtilmemiştir.
Nasıl ispat edilir?
- Mirasçılara geçen bildirme veya beyanname ödevinin varlığını ileri süren taraf, mükellefin ölüm tarihini nüfus kaydı veya ölüm belgesi ile ispatlar.
- Mirasçı, kendisine ödevin geçtiğini ve uzatılmış süreden yararlandığını, mirasçılık belgesi veya veraset ilamı ile ispatlar.
- Vergi kanununda özel süre bulunduğunu ileri süren idare, ilgili vergi kanunu hükmünü göstererek ispat yükü altındadır.
- Süre aşımı iddiasında bulunan idare, bildirimin veya beyannamenin süresinde verilmediğini belgeyle ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.16: Bu maddenin kendisidir; ölüm halinde mirasçılara geçen bildirme ve beyanname sürelerine üç ay ekler.
- 4721 sayılı Kanun m.606: Mirası kabul veya reddetme süresini düzenler; bu süre 213 sayılı Kanun m.16'daki üç aylık ekin nedeni değildir, ayrı bir süredir.
VUK m.17 — Mühlet verme
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 17. maddesi, zor durumda bulunduğu için vergi muamelelerine ilişkin ödevlerini süresinde yerine getiremeyen kişilere, Maliye Bakanlığınca mühlet verilmesini düzenler; mühletin süresini, verilmesinin koşullarını ve yetkinin devrini kapsar. Hüküm, vergi muamelelerine ilişkin ödevleri süresinde yerine getirememe durumundaki mükellefler ve diğer ödevliler hakkında uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: mükellefin vergi borcunun ertelenmesi ve taksitlendirilmesi (6183 sayılı Kanun m.48 ve sonrası hükümleri), vergi ziyaı ve usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümler (213 sayılı Kanun m.355 ve sonrası), vergi davasının açılma süresi ile dava usulü (2577 sayılı Kanun) ve vergi kanunlarındaki hak düşürücü ve zamanaşımı süreleri (213 sayılı Kanun m.102 ve sonrası).
Mühlet verme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mühlet
- Kanunî sürenin dolmasından sonra ödevin yerine getirilmesine izin veren, Maliye Bakanlığınca tanınan ek süredir. Mühlet, kanunî süreye ek olarak verilir ve ödevin ertelenmesi niteliğindedir.
- Kanunî süre
- Vergi muamelesine ilişkin ödevin yerine getirilmesi için kanunda öngörülen süredir. Mühletin uzunluğu bu sürenin bir katı ile sınırlıdır.
- Zor durum (mazeret)
- Mükellefin ödevini süresinde yerine getirememesine yol açan, mühlet verecek makamın kabule layık gördüğü mazerettir. Mazeretin ispatı ve değerlendirilmesi idarenin takdirine bağlıdır.
- Yetki devri
- Maliye Bakanlığının mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devretmesidir. Devir bölge, il, ilçe, sektör, iş kolu veya mükellef grupları itibarıyla yapılabilir.
Mühlet verme: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin veya ödevlinin vergi muamelelerine ilişkin bir ödevi, zor durum nedeniyle kanunî süresi içinde yerine getirememiş olması gerekir.
- Mühlet istenmesi, mühlet istenen kanunî sürenin bitmesinden önce yazılı olarak yapılmalıdır.
- İstemde gösterilen mazeret, mühlet verecek makam tarafından kabule layık görülmelidir.
- Mühletin verilmesi hâlinde verginin alınması tehlikeye girmemelidir; bu koşul sağlanmıyorsa mühlet verilemez.
- Verilecek mühlet kanunî sürenin bir katını geçemez; kanunî süre bir aydan kısaysa mühlet bir ayı geçemez.
- Mühletin verilmesi Maliye Bakanlığınca yapılır; yetki devredilmişse devralan mahalli makam tarafından kullanılır. Devredilmiş ve yazılı başvuru şartı aranmayan hâllerde istem yazılı olmak zorunda değildir.
Mühlet verme: hangi sonuçları doğurur?
- Koşullar birlikte gerçekleştiğinde Maliye Bakanlığı, zor durumdaki ödevliye kanunî sürenin bir katını geçmemek üzere mühlet verebilir.
- Kanunî süre bir aydan kısa ise mühlet bir ayı geçemez.
- Yazılı istem kanunî süre dolmadan yapılmamışsa, mazeret ne olursa olsun mühlet verilmesi bu madde kapsamında mümkün değildir.
- Mazeret kabule layık görülmezse mühlet verilmez ve ödevin kanunî süresinde yerine getirilmemesinin hukuki sonuçları doğar.
- Mühletin verilmesi halinde verginin alınmasının tehlikeye girmesi hâlinde mühlet verilmez.
- Yetki devredilmişse mühlet mahalli makamca verilir; devirde yazılı başvuru şartı aranmamışsa idare kendiliğinden mühlet verebilir.
- Mühlet verilmesi, verginin ödenmesi gereken tarihi kanunen değiştirmez; mühlet süresi içinde ödev yerine getirildiğinde gecikme sonucu doğmaz. (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır)
Yazılı başvuru ile başvuru şartı aranmayan hâl arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak mühlet istemi, kanunî süre bitmeden yazılı olarak yapılır.
Maliye Bakanlığı yetkisini bölge, il, ilçe, sektör, iş kolu veya mükellef grupları itibarıyla devrettiğinde yazılı başvuru şartı aranmadan mühlet verebilir.
Devredilmiş ve başvuru şartı kaldırılmış hâllerde mühlet, mükellefin talebi beklenmeksizin idarece de verilebilir.
Kanunî süre bir aydan uzun ile bir aydan kısa arasındaki fark nedir?
Kanunî süre bir aydan uzunsa mühlet, kanunî sürenin bir katını geçemez.
Kanunî süre bir aydan kısaysa mühlet, bir ayı geçemez.
Kısa süreli ödevlerde verilebilecek azami mühlet bir ay ile sınırlıdır; uzun süreli ödevlerde ise kanunî sürenin katı esas alınır.
Mühlet verme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mühlet isteminin kanunî süre bittikten sonra sözlü ya da geç yapılması halinde bu maddenin uygulanabileceğini varsaymak; istemin süre içinde ve yazılı olması zorunludur.
- Mühleti kanunî sürenin katına değil, mazeretin süresine göre belirlemek; üst sınır kanunî sürenin bir katı (kısa sürelerde bir ay) ile sınırlıdır.
- Kanunî süre bir aydan kısa olduğu halde bir aydan fazla mühlet verilebileceğini düşünmek.
- Yetki devrinin bulunduğu hâllerde yazılı başvuru şartı aranmayacağını gözden kaçırarak mükellefin yazılı istemi yokluğunda işlem yapmamak.
- Mühletin verilmesi halinde verginin alınmasının tehlikeye girmemesi koşulunu atlamak; bu koşul ayrı ve zorunlu bir şarttır.
- Mazeretin kabule layık olup olmadığını değerlendirmeden mühleti kendiliğinden doğmuş saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mühlet isteminde bulunulmuş ve mazeret kabule layık görülmüşse, ödevin süresinde yerine getirilmemesi nedeniyle vergi dairesinin işlem yapması, mükellefin takdir edilen mühlet içindeki ödevinin cezalandırılmasını hukuka uygun kılmamaktadır. (4. Daire, 2018/5020 E., 2021/1336 K., 02.03.2021)
- Bu maddenin uygulanabilmesi için, yapılmayan ödevin mazeretinin mühlet verecek makamca değerlendirilmesi gerekir; değerlendirme yapılmadan mühlet koşulunun var sayılması kabul edilmemektedir. (4. Daire, 2018/5020 E., 2021/1336 K., 02.03.2021)
- Maddede tanınan mühlet tarafından ödevin ertelenmesi, ödevin ortadan kalkması anlamına gelmez; mühlet süresinin sonunda ödev yine yerine getirilmelidir. (4. Daire, 2018/5020 E., 2021/1336 K., 02.03.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Mühlet talep eden mükellef, mühlet isteminin kanunî süre bitmeden yazılı olarak yapıldığını yazılı belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Mazeretin varlığını ileri süren taraf, zor durumu belgelerle (sağlık raporu, doğal afet tutanağı, resmî yazı gibi) ispatlamalıdır; mazeretin kabule layık olup olmadığı mühlet veren makamın takdirindedir.
- Verginin alınmasının tehlikeye girmeyeceği koşulu idare tarafından değerlendirilir; mükellef teminat veya ödeme güvencesi sunarak bu koşulu destekleyebilir.
- Mühletin devredilmiş bir yetkiye dayandığını iddia eden idare, devir işleminin varlığını ve kapsamını ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.17: Maddenin kendisidir; üçüncü fıkrası yetki devrini düzenler.
VUK m.18 — Sürelerin hesaplanması
Bu madde, vergi kanunlarında yazılı sürelerin nasıl hesaplanacağını düzenler. Gün, hafta, ay ve yıl olarak belirlenen süreler ile sonu belli bir günle tayin edilen sürelerde başlangıç anının dışarıda bırakılmasını, bitiş anını ve resmi tatil günlerinin süreye dahil edilmesini kapsar. Vergi kanunlarındaki her türlü süre bakımından, vergi dairesi ile mükellef ve sorumlu arasındaki işlemlerde uygulanır. Sürelerin hangi olaya bağlanacağını, yani tebliğ ya da tefhim anını belirlemez (213 sayılı Kanun'un tebliğe ilişkin hükümleri). Süre sürelerinin uzatılması, ek süre verilmesi ve bunun usulü ile vergi ödeme ve beyanname sürelerinin kendisi bu maddede düzenlenmez. Yargılamadaki hukuk muhakemesi süreleri ve adli tatil kuralları da bu maddenin konusu değildir; bunlar başka mevzuatta yer alır.
Sürelerin hesaplanması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Gün olarak belirlenen süre
- Süre sayısı gün cinsinden verilen süredir. Başlangıç günü hesaba katılmaz, sürenin son gününün tatil saatinde bitmesiyle sona erer.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süre
- Süre, başladığı güne karşılık gelen son hafta, ay veya yıl içindeki günde biter. Karşılık gelen gün yoksa ayın son gününe bağlanır.
- Sonu belli bir gün ile tayin edilen süre
- Sürenin bitiş tarihi doğrudan takvim günü olarak belirlenmiş süredir. Süre o günün tatil saatinde biter.
- Tatil saati
- Sürenin bittiği günün, ilgili kurumun çalışma saatlerinin bitimine denk gelen andır. Bu an, günün sonu ile aynı değildir ve kurum mesaisine göre belirlenir.
- Resmi tatil günü
- Resmi tatil niteliğindeki günlerdir. Süre hesabına dahildir; yalnızca sürenin son gününe rastlaması halinde sürenin bitişi, tatili izleyen ilk iş gününe kayar.
Sürelerin hesaplanması: hangi şartlar aranır?
- Sürenin vergi kanunlarından birinde yer alması ve süre türünün gün, hafta, ay veya yıl ya da sonu belli bir gün olarak belirlenmiş olması gerekir.
- Gün olarak belirlenen sürede başlangıç günü hesaba katılmaması, süre hesabının ertesi günden başlamasıdır.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen sürede başlangıç gününe karşılık gelen son hafta, ay veya yıl gününün bulunması gerekir; bu gün yoksa ayın son günü esas alınır.
- Resmi tatil günlerinin süre hesabına dahil edilmesi gerekir; süre uzatılmaz.
- Sürenin son günü resmi tatile rastlıyorsa, bitiş tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatine kaydırılması gerekir.
Sürelerin hesaplanması: hangi sonuçları doğurur?
- Gün olarak belirlenen süre, tebliğ veya tefhim gününden sonraki gün başlar ve son günün tatil saatinde biter.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süre, başladığı güne karşılık gelen son dönem gününün tatil saatinde biter.
- Bitiş ayında karşılık gelen gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter.
- Süre içinde kalan resmi tatil günleri süreye dahildir ve süreyi uzatmaz.
- Sürenin son günü resmi tatile rastlarsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün çalışma saati sonunda biter.
- Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda (00.00 itibarıyla) biter; bu hal madde metninde yer almaz, başka mevzuatta düzenlenmiştir ve bu madde kapsamında değerlendirilmez.
- Süre hesabında başlangıç günü hesaba katılmadığı için, tebliğ günü süreye sayılmaz.
- Sürenin hesabı yanlış yapılmış ise sürenin bitimi belirlenemeyeceğinden ilgili işlem süresinde yapılmamış sayılır; bunun sonucu olarak hak düşer veya yaptırım doğar.
Gün ile hafta, ay ve yıl olarak belirlenen süreler arasındaki fark nedir?
Gün olarak belirlenen süre, başlangıç gününü hesaba katmaz ve son günün tatil saatinde biter.
Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süre, başladığı güne karşılık gelen son dönem gününde biter.
Gün olarak süre sayısı doğrudan takvim gününe eklenir; hafta, ay ve yıl olarak süre ise takvim takvimindeki karşılık gelen gün üzerinden hesaplanır.
Karşılık gelen gün var ile yok arasındaki fark nedir?
Bitiş ayında başlangıç gününün sayısına karşılık gelen gün mevcut ise süre o güne bağlanır.
Bitiş ayında böyle bir gün yoksa (örneğin 31 Ocak'tan başlayan bir aylık süre) süre o ayın son gününde biter.
Şubat gibi kısa aylarda süre, ayın son gününe kayar; sürenin bitiş tarihi ayın uzunluğuna göre değişir.
Sürenin son günü tatil değil ile tatil arasındaki fark nedir?
Son gün iş günü ise süre o günün tatil (mesai) saatinde biter.
Son gün resmi tatile rastlıyorsa süre, tatili izleyen ilk iş gününün tatil saatinde biter.
Resmi tatil sürenin son gününe rastlarsa bitiş ertelenir; süre içinde kalan tatil günleri ise süreyi uzatmaz.
Süre içinde kalan tatil ile son gün tatil arasındaki fark nedir?
Süre içinde kalan resmi tatil günleri (örneğin Cumartesi, Pazar, bayram günleri) süreye dahil edilir.
Yalnızca son gün resmi tatile rastlıyorsa bitiş kayar.
Süre içindeki tatil günleri süreyi uzatmaz; yalnız son gün tatil olduğunda sonuç değişir.
Sürelerin hesaplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Gün olarak belirlenen süreye tebliğ gününü dahil etmek; başlangıç günü hesaba katılmaz, süre ertesi günden başlar.
- Hafta, ay veya yıl olarak belirlenen süreyi gün sayısına çevirip hesaplamak; bu sürelerde başladığı güne karşılık gelen son dönem gününe bakılır.
- Bitiş ayında karşılık gelen gün yokken süreyi bir sonraki aya taşımak; süre o ayın son gününe bağlanır.
- Süre içinde kalan resmi tatil günlerini süreden çıkarmak ya da süreyi bu nedenle uzatmak; tatil günleri süreye dahildir, süre uzamaz.
- Sürenin son gününün tatile rastlamasını yanlış değerlendirerek süreyi tatilin bittiği güne değil, tatilin başladığı güne bağlamak; bitiş tatili izleyen ilk iş gününe kayar.
- Mesai saati ile günün sonunu karıştırmak; vergi kanunlarında süre, son günün tatil (mesai) saatinde biter.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Gün olarak belirlenen sürenin son gününün resmi tatile rastlaması halinde sürenin tatili izleyen ilk iş gününe kaydığı kabul edilmektedir. (13. Daire, 2021/3866 E., 2021/3809 K., 11.11.2021; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1997/487 E., 1999/30 K., 08.01.1999)
- Resmi tatil günlerinin süreye dahil olduğu ve süre içinde kalan tatillerin süreyi uzatmadığı kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/364 E., 2000/111 K., 24.03.2000)
- Sürenin son günü tatile rastlamadığı sürece, tatil günlerinin süre sonunu ertelemediği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/364 E., 2000/111 K., 24.03.2000)
- Vergi uyuşmazlıklarında ek süre verilmesi halinde, bu sürenin başlangıç ve bitiş tarihlerinin ilgiliye açıkça bildirilmesi gerektiği; bildirilmemesinin süre hesabını belirsiz kıldığı kabul edilmektedir. (4. Daire, 2020/1236 E., 2022/8635 K., 20.12.2022; 4. Daire, 2020/2279 E., 2022/8637 K., 20.12.2022; 4. Daire, 2020/2276 E., 2022/8617 K., 20.12.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Süreyi ileri süren ve sürenin geçmediğini savunan taraf, süre hesabının doğru yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür; ilgili tebliğ tarihinin belgeyle (tebliğ belgesi ya da alındı belgesi) gösterilmesi gerekir.
- Tebliğ tarihi bakımından tebliğ belgesi asıl delildir; tebliğ belgesinin bulunmaması halinde süre başlangıcı ispat edilemez ve hesap yapılamaz.
- Sürenin son gününün resmi tatile rastladığı iddiası, resmi tatil takvimi ile belgelenir; bu iddiayı ileri süren taraf tatil gününü ispatlar.
- Ek süre verildiğinin ispatı için ek süre talebi ve verilen süreye ilişkin bildirim belgesi gereklidir; bildirim yoksa sürenin başlangıcı ve bitişi ispat edilemez.
- Sürenin tatile rastladığı ve süreyi uzattığı iddiasında, karşı taraf tatil gününün iş günü olduğunu veya sürenin son gününün tatil olmadığını ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun: Süre hesabının başladığı tebliğ ve tefhim anı, Vergi Usul Kanunu'nun tebliğe ilişkin hükümlerinde belirlenir; bu madde o anı belirlemez.
VUK m.19 — Vergiyi doğuran olay
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesi, vergi alacağının ne zaman doğacağını ve bu alacağın mükellef bakımından vergi borcu olarak nitelendiğini düzenler. Vergi alacağının doğum anı, vergi kanunlarının vergiyi bağladığı olayın gerçekleşmesi veya hukuki durumun tekemmülü olarak belirlenmiştir. Madde, vergi kanunlarını uygulayan tüm vergi alacaklıları ve mükellefler bakımından geçerlidir. Madde, vergiyi doğuran olayın hangi olaylar olduğunu ve her verginin matrahını, oranını ya da beyan yükümlülüğünü tek tek belirlemez; bunlar ilgili vergi kanunlarında yer alır. Vergi alacağının zamanaşımına uğraması, tahsil usulü ve vergi borcunun ödenmesine ilişkin süreler bu maddenin kapsamında değildir ve ilgili hükümlerde düzenlenmiştir.
Vergiyi doğuran olay: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi alacağı
- Devletin vergi kanunlarına dayanarak vergi alacaklısı sıfatıyla mükellefe karşı sahip olduğu para alacağıdır. Doğumu vergi kanununda öngörülen olaya bağlıdır.
- Vergi borcu
- Vergi alacağının mükellef bakımından görünümüdür. Aynı alacağın borçlu tarafından ifade edilen yüzüdür, ayrı bir alacak değildir.
- Vergiyi bağlayan olay
- Vergi kanununun vergi yükümlülüğünü doğurmak için şart koştuğu olgudur. Maddede vergi alacağının doğum anı bu olayın vukuuna bağlanmıştır.
- Hukuki durumun tekemmülü
- Tek bir olaydan değil, birden fazla unsurun bir araya gelerek vergi yükümlülüğünü oluşturan hukuki durumun tamamlanmasıdır. Vergi alacağı bu tamamlanma anında doğar.
Vergiyi doğuran olay: hangi şartlar aranır?
- Vergi kanununun bir verginin vergiye bağladığı bir olayın gerçekleşmiş olması gerekir.
- Olay tek bir fiil değil de birden fazla unsurdan oluşan bir hukuki durum ise, bu durumun tüm unsurlarıyla tamamlanmış olması gerekir.
- Vergi alacağının doğabilmesi için ilgili vergi kanununda bu olayın açıkça ya da yorumla belirlenmiş olması gerekir.
Vergiyi doğuran olay: hangi sonuçları doğurur?
- Vergi kanununun öngördüğü olay gerçekleştiğinde vergi alacağı kendiliğinden doğar, ayrıca bir idari işleme ihtiyaç duymaz.
- Vergi alacağı doğduğunda mükellef bakımından vergi borcu oluşur.
- Olay henüz gerçekleşmemişse vergi alacağı doğmaz ve bu olaya bağlı bir vergi borcu da oluşmaz.
Vergi alacağı ile vergi borcu arasındaki fark nedir?
Vergi alacağı, devletin (vergi alacaklısının) gözünden bakılan alacak hakkıdır.
Vergi borcu, aynı alacağın mükellef bakımından görünümüdür.
Maddenin ikinci fıkrası iki kavramın aynı şeyi ifade ettiğini belirtir; bu nedenle her ikisi aynı doğum anına bağlıdır.
Vergiyi doğuran olay: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vergi alacağının doğum anını beyan veya tahakkuk tarihiyle karıştırmak; oysa doğum anı kanunda öngörülen olayın vukuudur.
- Olayın zamanını fatura tarihine bağlamak, oysa hizmetin verildiği ya da malın teslim edildiği an esas alınmalıdır.
- Birden fazla unsurdan oluşan hukuki durumda, unsurlardan birinin gerçekleşmesini yeterli görüp vergi alacağını erken doğmuş saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- KDV gibi dolaylı vergilerde vergi alacağının doğum anının malın teslim tarihi veya hizmetin verildiği an olarak alınması, vergi alacağının ve bu alacağa bağlı tutarın hesabında belirleyici kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2019/834 E., 2021/2309 K., 30.12.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1893 E., 2021/1055 K., 08.07.2021)
- Limited şirket ortaklarının amme alacağından sorumluluğu belirlenirken önce amme alacağı kavramının irdelenmesi ve alacağın doğum anının bu madde ile saptanması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2023/3565 E., 2025/3616 K., 18.09.2025; 9. Daire, 2023/5621 E., 2024/1383 K., 25.03.2024; 9. Daire, 2023/5175 E., 2024/1346 K., 19.03.2024)
- Hukuk Genel Kurulu, maddenin vergi alacağının doğumuna ilişkin hükmüne dayanarak vergi alacağı ile vergi borcu arasındaki ilişkiyi değerlendirmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2006/759 E., 2006/760 K., 29.11.2006)
Nasıl ispat edilir?
- Vergi alacağının doğduğunu ileri süren taraf (genellikle idare), vergiyi bağlayan olayın gerçekleştiğini ve olayın zamanını belgeleriyle ispatlamakla yükümlüdür.
- Malın teslimi, hizmetin verilmesi gibi olayların tarihi fatura, irsaliye, sevk belgesi veya sözleşme gibi yazılı delillerle ispatlanır.
- Mükellef, olayın gerçekleşmediğini ya da hukuki durumun tamamlanmadığını ileri sürerek vergi alacağının doğumunu reddediyorsa bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.19: Maddenin kendisidir; vergi alacağının doğum anını belirler.
VUK m.20 — Tarh
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 20. maddesi, verginin tarhının tanımını yapmaktadır. Tanım; tarhın vergi alacağının kanunda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesince hesaplanması ve bu alacağın miktar itibarıyla tespit edilmesi olarak kurulmuştur. Madde, vergi tarhını idari muamele niteliğiyle tanımlar ve tarhın dayanacağı ölçütü belirler. Madde, vergi dairesinin tarh işlemini yaptığı tüm vergi türleri bakımından uygulanır. Tarhın usulü, tebliği, itiraz ve dava yolları ile tarhın zamanaşımı ve tarhta yapılacak işlemler maddede düzenlenmemiştir (ilgili hükümleri için bkz. 213 sayılı Kanun m.21 ve izleyen maddeler). Tarh yetkisinin kimde olduğu ve vergi ziyaı cezası gibi yaptırımlar da bu maddenin kapsamında değildir.
Tarh: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tarh
- Verginin, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesince hesaplanarak miktar itibarıyla tespit edilmesi işlemidir. Madde bu işlemi idari muamele olarak nitelendirir.
- Matrah
- Vergiye konu edilen ekonomik değerin, kanunun belirlediği ölçüye göre ifadesidir. Tarh, matrahın kanunda gösterilen ölçüye göre bulunmasıyla başlar; matrahın nasıl belirleneceği bu maddede değil ilgili vergi kanunlarındadır.
- Nispet
- Matraha uygulanan ve vergi miktarını bulmayı sağlayan oran ya da tutardır. Maddede nispetin de kanunda gösterilmiş olması aranır.
- İdari muamele
- Vergi dairesinin kamu gücüne dayanarak tek yanlı olarak tesis ettiği ve ilgilinin hukukunu doğrudan etkileyen işlemdir. Tarh bu niteliğiyle idari yargı denetimine tabidir.
- Miktar itibarıyla tespit
- Vergi alacağının ne kadar olduğunun rakamla belirlenmesidir. Alacağın doğup doğmadığının ya da kime ait olduğunun belirlenmesinden ayrı bir aşamadır.
Tarh: hangi şartlar aranır?
- Verginin tarh edilebilmesi için vergi alacağının kanunda gösterilen bir matrahın bulunması gerekir.
- Hesaplamada kullanılacak nispetin ya da oranın da kanunda gösterilmiş olması gerekir; vergi dairesi kanunda bulunmayan bir oran uygulayamaz.
- Tarhın vergi dairesi tarafından yapılması gerekir.
- Hesaplama sonucunda vergi alacağının miktar itibarıyla tespit edilmiş olması gerekir.
- Tespit işlemi idari muamele niteliğinde yazılı bir işlem olarak ortaya çıkmalıdır.
Tarh: hangi sonuçları doğurur?
- Vergi dairesi kanunda gösterilen matrah ve nispetlere uygun hesaplama yaparsa, tespit edilen tutar vergi alacağının miktarını belirler.
- Hesaplama kanunda gösterilmeyen bir matrah ya da nispet üzerinden yapılırsa, tesis edilen işlem bu maddedeki tanıma uymaz ve hukuka aykırı olur.
- Tarh, idari muamele niteliğinde olduğu için hukuka aykırılığı ilgili idari yargı yolunda ileri sürülebilir.
Tarh ile vergi alacağının doğması arasındaki fark nedir?
Tarh, vergi alacağını kanunda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden hesaplayıp miktar itibarıyla tespit eden idari işlemdir.
Vergi alacağı, kanunda vergiye tabi olay gerçekleştiğinde kendiliğinden doğar; tarh bu alacağı rakamla belirler.
Tarh alacağı doğurmaz, doğmuş alacağı miktar itibarıyla belirler. Tarhsız alacağın tahsili için önce tarh gerekir.
Tarh ile vergi ziyaı cezası arasındaki fark nedir?
Tarh, vergi alacağının miktarını belirleyen idari işlemdir.
Vergi ziyaı cezası, vergi kaybına neden olan fiile bağlanan ayrı bir yaptırımdır.
Tarhın kendisi ceza değildir; ceza kesilmesi ayrı bir karar gerektirir.
Tarh: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tarhı yalnızca vergi alacağının doğması olarak anlamak; tarhın alacağı miktar itibarıyla tespit eden bir işlem olduğunu gözden kaçırmak.
- Tarhta kanunda öngörülmeyen bir oran ya da matrahı kullanmak; nispetin kanunda gösterilmiş olması şartını yerine getirmemek.
- Tarh işlemini ceza kararıyla karıştırmak; tarhın kendi başına bir yaptırım olmadığını unutmak.
- Tarh işleminin idari muamele niteliğini göz ardı edip, işlemi özel hukuk ilişkisi gibi değerlendirmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tarh işleminin tanımında matrah ve nispetin kanunda gösterilmesi şartının aranması, uygulamada tarhın dayanağının kanuni ölçüye bağlanması olarak kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1158 E., 2022/29 K., 09.02.2022)
- Maddenin tanımı, uygulamada tarh işlemine ilişkin kararlarda aynen atıf yapılan bir tanım olarak kullanılmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/9 E., 2020/2 K., 19.02.2020)
- Tarhın idari muamele olarak nitelendirilmesi, uygulamada tarh işleminin idari yargıda iptal davasına konu olabileceği anlayışının dayanağı olarak kabul edilmektedir. (7. Daire, 2023/297 E., 2025/1843 K., 22.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tarhın hukuka uygunluğunu iddia eden vergi dairesi, tarhın kanunda gösterilen matrah ve nispete dayandığını ispatlar; hesap belgesi ve tarh ihbarnamesi bu ispatın araçlarıdır.
- Tarhın hukuka aykırılığını ileri süren mükellef, kullanılan matrahın ya da nispetin kanunda bulunmadığını ya da yanlış uygulandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Matrahın dayandığı vergiye konu olayın gerçekleştiğine ilişkin belgeler, matrahın kanuni ölçüye göre belirlenmesinde esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.21: Tarhın yapılma usulünü ve tarhın dayanacağı tespitleri düzenleyen maddedir; bu madde tanımı verirken usulü ayrıca belirler.
VUK m.21 — Tebliğ
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 21. maddesi, vergilendirmeyle ilgili hüküm ifade eden hususların yetkili makamlarca mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi anlamında tebliğ kavramını tanımlamaktadır. Madde, vergi alanındaki tebliğ işleminin konusunu ve muhatabını belirler. Tebligatın usulünü (adrese tebligat, tebliğ memuru işlemleri, tebliğ tarihi, adres kayıt sistemi) bu maddede düzenlemez. Tebligatın yapılış biçimleri, tebliğ memurunun işlemleri ve tebliğ tarihi için 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun ilgili hükümleri ile Tebligat Kanunu'na göre yapılacak tebligat sistemi esas alınır. Ayrıca vergi tahsilatına ilişkin tebligatların usulü ile tebliğ edilmemiş işlemlerin sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Tebliğ: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tebliğ (VUK m.21)
- Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlarca mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir. Tanım, bildirimin konusu ile muhatabını birlikte belirler.
- Hüküm ifade eden husus
- Muhatabın hukuki durumunu doğrudan etkileyen, ona yükümlülük veya hak yaratan ya da bu durumu değiştiren işlemdir. Yalnızca bilgi niteliğindeki yazışmalar bu kavrama girmez.
- Yetkili makam
- Vergilendirme işlemini yapmaya yetkili vergi idaresi organıdır. Bildirimi yapan tarafın yetkisi, tebliğin geçerliliği için aranır.
- Mükellef ve ceza sorumlusu
- Tebliğin muhatapları olarak maddede sayılan kişilerdir. Mükellef vergi yükümlüsüdür; ceza sorumlusu, vergi cezası ile ilgili olarak muhatap olan kişidir.
- Yazı ile bildirim
- Tebliğin şeklidir; sözlü bildirim tebliğ sayılmaz. Bildirimin yazılı olması, belgelendirilebilirlik açısından zorunludur.
Tebliğ: hangi şartlar aranır?
- Bildirilen husus vergilendirmeyle ilgili olmalıdır.
- Bildirilen husus muhatabın hukuki durumunu etkileyen, hüküm ifade eden nitelikte olmalıdır.
- Bildirimi yetkili makam yapmalıdır.
- Bildirim muhataba, yani mükellefe veya ceza sorumlusuna yapılmalıdır.
- Bildirim yazı ile yapılmalıdır.
Tebliğ: hangi sonuçları doğurur?
- Vergilendirmeyle ilgili hüküm ifade eden bir husus yazı ile muhataba bildirildiğinde tebliğ gerçekleşmiş olur.
- Tebliğ, bildirimin yetkili makamca ve yazılı olarak yapılmasını gerektirir; bu koşullar bulunmazsa madde anlamında tebliğden söz edilemez.
- Hüküm ifade etmeyen bilgi yazıları bu maddedeki tebliğ tanımına girmez ve tebliğe bağlanan sonuçlar doğmaz.
- Tebliğin usulüne ilişkin hükümler (adrese tebligat, tebliğ tarihi vb.) bu maddede düzenlenmediğinden, bunlar ayrıca uygulanır.
Tebliğ ile bilgilendirme yazısı arasındaki fark nedir?
Hüküm ifade eden, muhatabın hukuki durumunu değiştiren yazılı bildirim tebliğ niteliğindedir.
Yalnızca bilgi veren ya da hukuki sonuç doğurmayan yazışmalar bu maddedeki tebliğ kavramına girmez.
Yalnızca tebliğ niteliğindeki işlemler 21. madde kapsamında tebliğ hükümlerine tabi olur ve tebliğ tarihi, süre başlangıcı gibi sonuçlar doğurur.
Mükellef ile ceza sorumlusu muhatabı arasındaki fark nedir?
Vergilendirme işlemlerinde muhatap mükelleftir.
Vergi cezasına ilişkin işlemlerde muhatap ceza sorumlusudur.
Tebliğin muhatabı kişiye göre değişir; yanlış muhataba yapılan bildirim tebliğ niteliği taşımayabilir.
Tebliğ: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Bilgi niteliğindeki bir yazıyı hüküm ifade eden tebliğ saymak.
- Tebliğ tanımını, tebliğ usulü ve tebliğ tarihi hükümleriyle karıştırmak.
- Ceza sorumlusuna yapılan bildirimi mükellefe yapılan bildirimle aynı kurala bağlamak.
- Sözlü bildirimi tebliğ niteliğinde kabul etmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Danıştay uygulamasında 21. maddedeki tanım, vergi tebliğlerinin hukuki niteliğini belirlemek için dayanak olarak kullanılmaktadır. (3. Daire, 2023/361 E., 2025/2216 K., 13.05.2025; 2025/94 E., 2026/11 K., 15.01.2026; 3. Daire, 2023/10981 E., 2025/2446 K., 26.05.2025; 3. Daire, 2023/8337 E., 2025/2207 K., 13.05.2025; 3. Daire, 2023/10025 E., 2025/2162 K., 28.04.2025; 3. Daire, 2023/3225 E., 2025/2156 K., 28.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Tebliğin varlığını ileri süren idare, bildirimin yazılı olduğunu ve yetkili makamca yapıldığını belgelerle ispatlamalıdır.
- Bildirimin hüküm ifade eden nitelikte olduğunu iddia eden taraf, işlemin muhatabın hukuki durumunu etkilediğini göstermelidir.
- Mükellef, bildirilen işlemin hüküm ifade etmediğini ya da muhatabına yapılmadığını ileri sürerse bu savunmayı kanıtlamakla yükümlüdür.
- Tebliğ belgesi ve tebliğ tutanağı yazılı delil olarak esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.93-109: Vergi cezalarına ilişkin hükümler olup ceza sorumlusuna yapılan tebliğlerin konusunu oluşturur.
- 7201 sayılı Tebligat Kanunu m.21: Adrese tebligat ve tebliğ imkânsızlığı hallerinde tebliğ usulünü düzenler; vergi tebliğlerinin usulü bakımından ilgili hükümlerdir.
VUK m.22 — Tahakkuk
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 22. maddesi, verginin tahakkukunun ne olduğunu tanımlar. Maddede tahakkukun vergi alacağının ödenmesi gereken aşamaya gelmesi olarak kurulduğu belirtilir. Madde, tahakkukun hangi işlemle ve hangi süreçte gerçekleşeceğini ayrıntılı düzenlemez. Tarh işlemi, tebliğ, ödeme süresi ve ödeme yerine ilişkin hükümler maddede yer almaz ve bu konular başka maddelerde düzenlenmiştir. Madde yalnızca tahakkuk kavramının tanımını içerir ve tahakkuk ettirilen verginin sonradan tebliğ edilip edilmediği, ödenmesinin hangi süreye bağlı olduğu gibi konularda hüküm kurmaz.
Tahakkuk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahakkuk
- Verginin, tarh ve tebliğ edilmiş bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir. Madde bu kavramı vergi alacağının ödeme aşamasına geçişi olarak tanımlar.
- Tarh
- Vergi alacağının miktarının ve borçlusunun idare tarafından belirlenmesi işlemidir. Tahakkukun ön koşulu olarak anılır; madde tarh kavramını kendisi tanımlamaz.
Tahakkuk: hangi şartlar aranır?
- Verginin tarh edilmiş olması gerekir.
- Tarh edilen verginin ilgiliye tebliğ edilmiş olması gerekir.
- Tebliğle birlikte verginin ödenmesi gereken safhaya gelmiş olması gerekir; tahakkuk bu aşamada gerçekleşir.
Tahakkuk: hangi sonuçları doğurur?
- Tarh edilip tebliğ edilmiş bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmesiyle verginin tahakkuk ettiği kabul edilir.
- Tarh edilmiş ancak tebliğ edilmemiş bir verginin ödenmesi gereken safhaya gelmediği, dolayısıyla tahakkuk etmediği sonucuna varılır.
Tahakkuk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tahakkuku yalnızca tarh işlemiyle özdeşleştirmek; tahakkuk için tarhın tebliğ edilmiş olması da gerektiğini gözden kaçırmak.
- Tebliğ edilmemiş bir verginin ödeme süresinin işlemeye başladığını varsaymak.
- Madde tanımını, ödeme süresi ya da ödeme yeri hükümleriyle karıştırmak; bu konular madde kapsamında değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, tahakkuk kavramını madde metnindeki tanıma dayanarak tarh ve tebliğ koşuluyla birlikte değerlendirmektedir. (9. Daire, 2023/596 E., 2025/1099 K., 27.03.2025; 3. Daire, 2023/6691 E., 2024/5521 K., 22.10.2024; 3. Daire, 2023/1546 E., 2024/5425 K., 17.10.2024; 7. Daire, 2016/1902 E., 2021/2211 K., 26.04.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Tahakkukun varlığını iddia eden idare, verginin tarh edildiğini ve tarh edilen verginin ilgiliye tebliğ edildiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Tebliğin varlığı, tebliğ belgesi veya tebliğ kayıtları ile ispatlanır.
- Mükellef, tebliğin yapılmadığını veya tarhın geçersiz olduğunu ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
VUK m.23 — Tahsil
Bu madde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda "tahsil" kavramının tanımını verir. Tahsili, verginin kanuna uygun surette ödenmesi olarak niteler. Maddenin düzenlediği konu, vergi borcunun ödenmesi fiilinin hukuki çerçevesidir. Madde, borçlu, vergi dairesi ve üçüncü kişiler bakımından, vergi borcunun ödenmesine ilişkin tüm vergi ilişkilerinde uygulanır. Madde tahsil usulünü, haciz ve takip işlemlerinin ayrıntılarını, tahsil zamanaşımını ve tahsil sürecinde yürütmenin durdurulmasını düzenlemez; bunlar için 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve ilgili vergi mevzuatına bakılması gerekir.
Tahsil: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahsil
- Verginin kanuna uygun surette ödenmesi olarak tanımlanan, vergi alacağının ödeme yoluyla sona ermesi anlamına gelen kavram. Tanım ödemenin yöntemine veya zamanına ilişkin ayrıntı içermez.
- Kanuna uygun surette ödeme
- Verginin kanunda öngörülen miktar, zaman ve yöntemle ödenmesi. Ödemenin kanuna aykırı yapılması halinde tahsil kavramının kapsamına girmediği anlaşılır.
Tahsil: hangi şartlar aranır?
- Ödenmesi gereken bir vergi borcunun bulunması gerekir.
- Ödemenin verginin kanunda öngörülen miktarında yapılması gerekir.
- Ödemenin kanunda öngörülen zamanda yapılması gerekir.
- Ödemenin kanunda öngörülen yöntem ve yer kurallarına uygun yapılması gerekir.
Tahsil: hangi sonuçları doğurur?
- Vergi, kanuna uygun surette ödendiğinde tahsil gerçekleşmiş olur ve vergi borcu sona erer.
- Vergi kanuna uygun surette ödenmediğinde tahsil gerçekleşmemiş sayılır ve tahsil usulü hükümleri devreye girer.
- Madde tek başına bir yaptırım veya ceza öngörmez; kanuna aykırı ödemenin sonuçları diğer vergi ve tahsil hükümlerinde aranır.
Tahsil ile tahakkuk arasındaki fark nedir?
Tahsil, borcun ödenerek sona ermesi işlemidir.
Tahakkuk, vergi borcunun idarece belirlenmesi ve doğmasıdır.
Tahakkuk yapılmadan tahsil söz konusu olmaz; tahsil ancak doğmuş bir borcun ödenmesiyle gerçekleşir.
Tahsil: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tahsili yalnızca vergi dairesine ödeme olarak anlamak; ödemenin kanuna uygun olup olmadığının ayrıca incelenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
- Tahakkuk ile tahsili birbirine karıştırmak; tahakkuk edilmemiş bir borcun tahsil edilebileceğini varsaymak.
- Madde metnindeki tanımı tahsil usulü, zamanaşımı veya yürütmenin durdurulması hükümleriyle karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler tahsil kavramını madde metnindeki biçimiyle, yani verginin kanuna uygun surette ödenmesi olarak kabul etmektedir. (4. Daire, 2021/7656 E., 2022/7734 K., 08.12.2022; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1089 E., 2021/299 K., 10.03.2021; 9. Daire, 2019/1962 E., 2021/1234 K., 23.02.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Tahsil iddiasını ileri süren tarafın, yani ödemeyi yapan veya ödemenin yapıldığını savunan tarafın, ödemenin gerçekleştiğini tahsil makbuzu, banka dekontu gibi yazılı belgeyle ispatlaması gerekir.
- Vergi idaresinin, ödemenin kanuna uygun surette yapılmadığını ileri sürmesi halinde bu iddiayı kanuna aykırılığı gösteren belgelerle ispatlaması gerekir.
- Borçlunun ödemenin kanuna uygun olduğunu savunması halinde, ödemenin miktar, zaman ve yer bakımından kanuna uygun yapıldığını belgelemesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.23: Maddenin kendisidir; ancak tahsilin aşamaları ve takip usulü bakımından tahsil usulü mevzuatının bütünü ile birlikte okunmalıdır.
- 6183 sayılı Kanun: Vergi alacağının ödenmemesi halinde takip ve haciz usulünü düzenler; tahsil kavramının uygulamadaki tamamlayıcısıdır.
VUK m.24 — Tahakkuku tahsile bağlı vergiler
Madde, mahiyetleri itibarıyla tahakkuka bağlı vergilerde verginin tahsilinin tahakkuku da kapsayacağını belirleyen bir yorum ve tanım kuralıdır. Maddenin tek bir hükmü vardır ve tahsil kavramının kapsamını tahakkuk işlemiyle genişletir. Madde, 213 sayılı Kanun kapsamındaki vergilerden tahakkuk esasına göre alınanlara uygulanır. Madde, tahakkukun usulünü, tarh, tebliğ ve ödeme süreleri ile tahsil işlemlerinin ayrıntılarını düzenlemez; bunlar ilgili kanun ve madde metinleri kapsamındadır.
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mahiyeti itibarıyla tahakkuka bağlı vergi
- Verginin doğması için idarenin tahakkuk işlemi yapmasının gerekli olduğu vergi türüdür. Bu vergilerde mükellefin ödeme yükümlülüğü, tahakkuk işlemiyle belirlenir.
- Tahsil
- Kamu alacağının ödenmesini sağlamaya yönelik işlemlerin tümüdür. Madde bu kavramın kapsamına tahakkuku da dahil eder, yani tahakkuk tahsilin bir parçası sayılır.
- Tahakkuk
- Vergi borcunun miktarının ve muhatabının idare tarafından saptanarak belirlenmesi işlemidir. Madde bakımından tahakkuk, tahsil kavramının içinde yer alan bir aşamadır.
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler: hangi şartlar aranır?
- Vergininin mahiyeti itibarıyla tahakkuka bağlı olduğu belirlenmelidir.
- Söz konusu alacağın tahsili yönünden işlemin tahakkuk aşamasını da kapsadığı kabul edilmelidir.
- Tahakkuk işleminin tahsil kavramı içinde değerlendirilmesi için vergi türünün tahakkuka bağlı bir vergi olması gerekir.
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler: hangi sonuçları doğurur?
- Mahiyeti itibarıyla tahakkuka bağlı bir vergide tahsil işlemi yapılırken tahakkuk da tahsil kapsamında değerlendirilir.
- Vergi tahakkuk ettirilmemişse, tahsil kavramının bu maddeye göre tahakkuku kapsadığı kabul edildiğinden, tahakkuk eksikliği tahsil işlemi bakımından ayrıca ele alınmalıdır.
- Madde, tahakkuk işleminin hukuki geçerlilik koşullarını ve sonuçlarını ayrıca düzenlemez.
Tahakkuka bağlı vergi ile beyana bağlı vergi arasındaki fark nedir?
Mahiyeti itibarıyla tahakkuka bağlı vergilerde verginin doğumu, idarenin tahakkuk işlemiyle belirlenir.
Beyana bağlı vergilerde mükellefin beyanı esas alınır ve tahakkuk kendiliğinden doğar.
Madde yalnız birinci gruba uygulanır; tahsil kavramına tahakkuk dahil edilir. İkinci grupta bu genişletme gerekmez.
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi beyana bağlı vergilere de uygulamak; madde yalnız mahiyeti itibarıyla tahakkuka bağlı vergileri kapsar.
- Tahsil kavramını yalnız ödeme işlemi ile sınırlamak; madde tahakkuku da tahsil kapsamında sayar.
- Maddeden tahakkuk usulünün ayrıntılarını çıkarmaya çalışmak; madde yalnız kavramsal bir tanım içerir.
Nasıl ispat edilir?
- Tahsil işleminin tahakkuku kapsayıp kapsamadığı, vergi türünün mahiyeti üzerinden değerlendirilir; vergi türünün tahakkuka bağlı olduğunu ileri süren taraf bunu kanuni düzenlemeyle ispatlar.
- Verginin tahakkuk ettirildiğini ileri süren idare, tahakkuk belgesi ile ispat yükü altındadır.
- Tahakkukun bulunmadığını ileri süren mükellef, bu iddiasını tahakkuk kaydının yokluğu ile ispatlayabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Madde, bu Kanunun vergi tahsil kavramını tanımlayan bir hükmüdür. Tarh, tebliğ ve tahakkukun ayrıntılı usulü bu Kanunun diğer maddelerinde düzenlenir.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| 15 günden | m.14 | Kanunda açıkça yazılı olmayan hallerde 15 günden aşağı olmamak şartıyla bu süreyi, tebliği yapacak olan idare belirler ve ilgiliye tebliğ eder. |
| üç ay | m.16 | (Değişik: 23/6/1982-2686/4 md.) Vergi kanunlarında hüküm bulunmayan hallerde ölüm dolayısıyla mirasçılara geçen ödevlerin yerine getirilmesinde bildirme ve beyanname verme sürelerine üç ay eklenir. |
| bir aydan | m.17 | (Değişik birinci fıkra: 16/7/2004-5228/2 md.) Zor durumda bulunmaları hasebiyle vergi muamelelerine müteallik ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanunî sürenin bir katını, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir… |
| bir ayı | m.17 | (Değişik birinci fıkra: 16/7/2004-5228/2 md.) Zor durumda bulunmaları hasebiyle vergi muamelelerine müteallik ödevleri süresi içinde yerine getiremeyecek olanlara, kanunî sürenin bir katını, kanunî sürenin bir aydan az olması halinde bir… |
| bir gün | m.18 | Sürenin bittiği ayda, başladığı güne tekabül eden bir gün yoksa süre o ayın son gününün tatil saatinde biter; |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
63 karar- 2025/94 E., 2026/11 K., 15.01.2026İlgili madde: m.21
- 2023/131 E., 2023/160 K., 28.09.2023İlgili madde: m.15
- 2019/47 E., 2021/16 K., 04.03.2021İlgili madde: m.14
- 1985/20 E., 1986/30 K., 24.12.1986İlgili madde: m.16
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1177 E., 2020/182 K., 18.02.2020İlgili madde: m.16
- Ceza Genel Kurulu, 2008/249 E., 2008/228 K., 02.12.2008İlgili madde: m.14
- Hukuk Genel Kurulu, 2006/759 E., 2006/760 K., 29.11.2006İlgili madde: m.19
- 8. Daire, 2024/836 E., 2025/10050 K., 17.12.2025İlgili madde: m.24
- 9. Daire, 2023/3565 E., 2025/3616 K., 18.09.2025İlgili madde: m.19
- 8. Daire, 2024/2865 E., 2025/6898 K., 16.09.2025İlgili madde: m.24
Diğer 53 karar
- 8. Daire, 2022/1199 E., 2025/6548 K., 08.09.2025İlgili madde: m.20
- 8. Daire, 2021/7612 E., 2025/6045 K., 24.06.2025İlgili madde: m.20
- 7. Daire, 2023/1654 E., 2025/2047 K., 28.05.2025İlgili madde: m.14
- 3. Daire, 2023/10981 E., 2025/2446 K., 26.05.2025İlgili madde: m.21
- 7. Daire, 2023/297 E., 2025/1843 K., 22.05.2025İlgili madde: m.20
- 3. Daire, 2023/361 E., 2025/2216 K., 13.05.2025İlgili madde: m.21
- 3. Daire, 2023/8337 E., 2025/2207 K., 13.05.2025İlgili madde: m.21
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2024/1 E., 2025/301 K., 30.04.2025İlgili madde: m.15
- 3. Daire, 2023/10025 E., 2025/2162 K., 28.04.2025İlgili madde: m.21
- 3. Daire, 2023/3225 E., 2025/2156 K., 28.04.2025İlgili madde: m.21
- 8. Daire, 2021/3451 E., 2025/3564 K., 10.04.2025İlgili madde: m.24
- 9. Daire, 2023/596 E., 2025/1099 K., 27.03.2025İlgili madde: m.22
- 7. Daire, 2023/1328 E., 2025/1257 K., 20.03.2025İlgili madde: m.14
- 8. Daire, 2021/3699 E., 2024/6258 K., 05.12.2024İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2021/3728 E., 2024/6260 K., 05.12.2024İlgili madde: m.24
- 8. Daire, 2021/1724 E., 2024/5772 K., 08.11.2024İlgili madde: m.24
- 10. Daire, 2020/5036 E., 2024/4391 K., 30.10.2024İlgili madde: m.17
- 3. Daire, 2023/6691 E., 2024/5521 K., 22.10.2024İlgili madde: m.22
- 3. Daire, 2023/1546 E., 2024/5425 K., 17.10.2024İlgili madde: m.22
- 9. Daire, 2023/5621 E., 2024/1383 K., 25.03.2024İlgili madde: m.19
- 9. Daire, 2023/5175 E., 2024/1346 K., 19.03.2024İlgili madde: m.19
- 9. Daire, 2022/680 E., 2023/3799 K., 19.10.2023İlgili madde: m.15
- 4. Daire, 2022/1546 E., 2023/3237 K., 05.06.2023İlgili madde: m.15
- 12. Daire, 2021/4686 E., 2023/1933 K., 10.04.2023İlgili madde: m.23
- 4. Daire, 2020/1236 E., 2022/8635 K., 20.12.2022İlgili madde: m.18
- 4. Daire, 2020/2279 E., 2022/8637 K., 20.12.2022İlgili madde: m.18
- 4. Daire, 2020/2276 E., 2022/8617 K., 20.12.2022İlgili madde: m.18
- 4. Daire, 2021/7656 E., 2022/7734 K., 08.12.2022İlgili madde: m.23
- 13. Daire, 2021/248 E., 2022/3838 K., 25.10.2022İlgili madde: m.17
- 13. Daire, 2021/249 E., 2022/3839 K., 25.10.2022İlgili madde: m.17
- 13. Daire, 2021/250 E., 2022/3840 K., 25.10.2022İlgili madde: m.17
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1158 E., 2022/29 K., 09.02.2022İlgili madde: m.20
- 8. Daire, 2019/4388 E., 2022/94 K., 19.01.2022İlgili madde: m.14
- 4. Daire, 2020/4431 E., 2021/11522 K., 30.12.2021İlgili madde: m.15
- 4. Daire, 2019/7188 E., 2021/6582 K., 11.11.2021İlgili madde: m.16, m.22
- 13. Daire, 2021/3866 E., 2021/3809 K., 11.11.2021İlgili madde: m.18
- 7. Daire, 2016/1902 E., 2021/2211 K., 26.04.2021İlgili madde: m.22
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1089 E., 2021/299 K., 10.03.2021İlgili madde: m.23
- 4. Daire, 2018/5020 E., 2021/1336 K., 02.03.2021İlgili madde: m.17
- 9. Daire, 2019/1962 E., 2021/1234 K., 23.02.2021İlgili madde: m.23
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/9 E., 2020/2 K., 19.02.2020İlgili madde: m.20
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/8367 E., 2018/1190 K., 06.02.2018İlgili madde: m.17
- 15. Ceza Dairesi, 2013/17033 E., 2014/15919 K., 01.10.2014İlgili madde: m.16
- 13. Hukuk Dairesi, 2010/15453 E., 2010/17051 K., 17.12.2010İlgili madde: m.23
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/364 E., 2000/111 K., 24.03.2000İlgili madde: m.18
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1997/487 E., 1999/30 K., 08.01.1999İlgili madde: m.18
- 9. Daire, 1997/2308 E., 1998/677 K., 19.02.1998İlgili madde: m.14
- Genel Kurul, 2015/941 E., 25.10.2018İlgili madde: m.20
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/2056 E., 2025/869 K., 19.06.2025İlgili madde: m.23
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1261 E., 2024/1488 K., 27.09.2024İlgili madde: m.15
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/853 E., 2024/12 K., 09.01.2024İlgili madde: m.22
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2019/834 E., 2021/2309 K., 30.12.2021İlgili madde: m.19
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1893 E., 2021/1055 K., 08.07.2021İlgili madde: m.19
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.07.2004 (m.17).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1.1. Vergilendirme bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış