VUK › Vergilendirme › Tarh ve tahakkuk usulü

Tahrire dayanan tarh ve götürü matrahların tespiti

VUK m.36–49Vergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 04.12.1985 (m.49)

Kısaca

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 36. maddesi, tahrir yoluyla vergi tarhının tanımını verir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 37. maddesi, tahrir usulü ile tespit edilen matrahların mükelleflere tebliğ şeklini düzenler; tebliğ, vergi dairesi tarafından "tahrir ihbarnamesi" ile yapılır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 38. maddesi, emlak vergisine ilişkin tahrir ihbarnamesinin asgari içeriğini sayar.

Kapsam

Bu konu, Vergi Usul Kanunu m.36–49 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.40, m.41.

VUK m.36 — Tahrire göre vergi tarhı

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 36. maddesi, tahrir yoluyla vergi tarhının tanımını verir. Madde yalnızca tanım niteliğindedir; tahririn hangi vergilerde ve hangi hallerde uygulanacağını, tahrir matrahının nasıl tespit edileceğini ve tarh usullerinin ayrıntılarını düzenlemez. Kanunun tamamında verginin tarhına ilişkin genel ilkeler bakımından uygulanır ve tahrir yoluyla tarh yapılan mükellefler ile vergi idaresi arasındaki ilişkiye ilişkindir. Tahrir usulünün uygulanacağı vergiler (m.30 ve sonrası ile ilgili özel düzenlemeler), beyana dayalı tarh (m.30 ve m.31 çerçevesi), tarh zamanaşımı ve tarhiyatın itirazı ile dava yolu ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Maddenin kendisi bu konularda hüküm içermez.

Tahrire göre vergi tarhı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahrir
Vergi matrahının mükellef beyanına dayanmaksızın, vergi idaresince kendi tespit ettiği veya tespit ettirdiği esaslar üzerinden belirlenmesi usulüdür. Maddede tanım bu nitelemeyle verilir.
Tarh
Verginin kanuni dayanağına göre hesaplanarak mükellef adına borç olarak kaydedilmesi işlemidir. Tahrir, tarhın yöntemlerinden biridir; tarhın tek yolu değildir.
Tahrir usulü ile tespit edilen matrah
Mükellefin beyanına ve defter kayıtlarına dayanmaksızın vergi idaresince belirlenen vergi matrahıdır. Verginin hesaplanacağı taban bu matrahtır.

Tahrire göre vergi tarhı: hangi şartlar aranır?

  • Verginin tahrir usulü ile tespit edilmiş bir matraha bağlanmış olması gerekir; matrah mükellef beyanı yerine vergi idaresinin tespitine dayanmalıdır.
  • Hesaplama, tespit edilen bu matrah üzerinden yapılmalıdır; matrah dışında bir tutar esas alınamaz.

Tahrire göre vergi tarhı: hangi sonuçları doğurur?

  • Tahrir usulü ile tespit edilen matrah üzerinden hesaplanan vergi, tarh edilmiş vergi olarak doğar.
  • Madde tanım niteliğinde olduğundan, tek başına bir ödeme yükümü veya yaptırım doğurmaz; sonuçlar tarh ve tahakkuk hükümlerinden doğar.

Tahrir ile tarh ile beyana dayalı tarh arasındaki fark nedir?

Tahrirde matrah vergi idaresinin tespitiyle belirlenir ve mükellefin beyanı esas alınmaz.

Beyana dayalı tarhta matrah mükellefin verdiği beyanname ve defter kayıtlarından doğar.

Hangi usulün uygulanacağı, verginin kanunundaki tarh yöntemine göre belirlenir; aynı vergi için iki usul birlikte kullanılmaz.

Tahrire göre vergi tarhı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tahriri, her vergi kaybında uygulanabilecek genel bir usul sanmak; madde yalnızca tanım verir, uygulanabilirlik koşullarını göstermez.
  • Tahrir ile re'sen tarhı birbirinin aynı saymak; tahrirde matrah tespiti esastır, ayrıca hangi hallerde uygulanacağı kanunun ilgili maddelerinde aranmalıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Tahrir usulünün uygulandığını iddia eden vergi idaresi, matrahın mükellef beyanı yerine kendi tespitine dayandığını ortaya koymalıdır.
  • Mükellef, uygulanan usulün tahrir olmadığını veya beyana dayalı olması gerektiğini ileri sürerse, bu iddiayı beyanname ve defter kayıtlarıyla ispatlar.
  • Tespitin hangi esaslara dayandığı, vergi idaresinin dosyasındaki inceleme ve tespit belgeleriyle gösterilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun: Maddenin bütünü, tarh ve tahakkuk usullerini düzenleyen kanunun içinde yer alır; tahrir tanımı bu usullerin bir yöntemini açıklar.

VUK m.37 — Tahrir ihbarnamesi

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 37. maddesi, tahrir usulü ile tespit edilen matrahların mükelleflere tebliğ şeklini düzenler; tebliğ, vergi dairesi tarafından "tahrir ihbarnamesi" ile yapılır. Madde, tahrir usulüyle matrah tespiti yapılan mükellefler bakımından uygulanır. Tahrir ihbarnamesinde bulunacak unsurları, matrahın hesaplanma yöntemini, tahrir usulüne başvurulmasının koşullarını ve tahrir ihbarnamesine karşı başvuru yollarını düzenlemez. Tahrir usulüne başvuru koşulları (m.30 ve devamı), tarh ve tebliğ genel kuralları (m.8 ve devamı, m.10 vd.) ile itiraz ve dava süreleri ilgili maddelerinde yer alır.

Tahrir ihbarnamesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahrir usulü
Vergi matrahının, mükellefin defter ve belgelerine dayanmadan, idarece takdir edilerek tespit edilmesi yöntemidir. Madde, yalnızca bu yolla tespit edilen matrahların tebliğini düzenler.
Tahrir ihbarnamesi
Tahrir usulüyle tespit edilen matrahın mükellefe bildirildiği yazılı belgedir. Maddenin öngördüğü tebliğ aracı budur ve normal tarh ihbarnamesinden ayrı bir ad taşır.

Tahrir ihbarnamesi: hangi şartlar aranır?

  • Matrahın tahrir usulüyle tespit edilmiş olması gerekir; normal defter esasına dayalı tespit bu maddenin kapsamında değildir.
  • Tespit edilen matrahın vergi dairesi tarafından tahrir ihbarnamesi ile mükellefe tebliğ edilmesi gerekir.
  • Tebliğ, tahrir ihbarnamesi düzenlenerek yapılmalıdır; başka bir belge ile yapılan bildirim bu maddeye uygun tebliğ sayılmaz.

Tahrir ihbarnamesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Tahrir usulüyle tespit edilen matrah, tahrir ihbarnamesi ile tebliğ edilmediği sürece mükellef bakımından bağlayıcı hale gelmez.
  • Tebliğ tahrir ihbarnamesi ile yapıldığında, bu belgenin tebliği tahrir usulüyle matrah tespitinin mükellefe bildirilmesi işlemini tamamlar.
  • Madde tebliğ şekli dışında matrahın hesaplanma yöntemine ilişkin bir sonuç doğurmaz.

Tahrir usulü ile normal tarh arasındaki fark nedir?

Matrahın tahrir usulüyle, yani defter ve belgelere dayanmadan takdiren tespit edildiği hal.

Matrahın defter ve belgelere dayanılarak, normal yöntemle tespit edildiği hal.

Yalnızca birinci halde bu madde uygulanır ve tebliğ tahrir ihbarnamesi ile yapılır; ikinci halde tebliğ şekli ilgili tarh hükümlerine göre belirlenir.

Tahrir ihbarnamesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Normal tarh ihbarnamesi ile yapılan tebliği tahrir ihbarnamesi gibi değerlendirmek.
  • Tahrir usulüyle tespit edilmemiş bir matrahta bu maddeyi uygulamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Tahrir usulüyle matrah tespit edildiğini ve tebliğin tahrir ihbarnamesi ile yapıldığını ileri süren taraf, idarenin bu yolla işlem yaptığını belgeyle göstermelidir; tahrir ihbarnamesinin tebliğ belgesi bu konuda temel delildir.
  • Tebliğin hangi belge ile yapıldığı, idari dosyadaki tahrir ihbarnamesi ve tebliğ belgesiyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.30: Tahrir usulüne başvuru koşullarını düzenler; bu maddedeki tebliğ yalnızca o koşullar gerçekleşmiş olduğunda söz konusu olur.

VUK m.38 — İhbarnamenin muhteviyatı

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 38. maddesi, emlak vergisine ilişkin tahrir ihbarnamesinin asgari içeriğini sayar. Maddede ihbarnamenin sıra numarası ve tanzim tarihi, verginin türü, mükellefin kimliği ve açık adresi, taşınmazın konumu, nevi, büyüklüğü ve tahrir numarası, tahmin edilen gayrisafi irat veya kıymet, safi irat, vergi nispeti ve miktarı ile itiraz süresi ve şekli yer alır. Madde, tahrir ihbarnamesini tebliğ edilmesi gereken bir belge olarak kuran yetkili vergi dairesi ve mükellef ilişkisi bakımından uygulanır. Madde, ihbarnamenin tebliğ usulünü, tebliğ tarihini, itiraz sürecinin işleyişini ve itirazın sonucunu düzenlemez; bunlar Tebligat Kanunu ile 213 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer alır. Ayrıca bina ve arazinin tespitine, vergi değerinin belirlenmesine ve vergi oranlarına ilişkin esaslar bu maddede yer almaz.

İhbarnamenin muhteviyatı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahrir ihbarnamesi
Emlak vergisine konu bina ve arazinin vergi tarhına esas bilgilerini ve hesaplanan vergiyi mükellefe bildiren yazılı belgedir. Maddede sayılan asgari içeriği taşımak zorundadır.
Gayrisafi irat veya kıymet
Taşınmazın tahmin edilen yıllık kira geliri ya da değeridir. Safi irat, bu gayrisafi irattan maddede öngörülen indirimler yapılarak bulunur; ihbarnamede her iki değer ayrı ayrı gösterilir.
Tahrir numarası
Bina veya arazinin vergi kayıtlarında ayrı ayrı tutulan tespit numarasıdır. Taşınmazın kayıtlardaki kimliğini belirler.
Verginin nispeti
Hesaplanan verginin matrahına uygulanan oranı ifade eder. İhbarnamede bu oran ayrıca yazılır ve verginin miktarı bu orana göre hesaplanır.

İhbarnamenin muhteviyatı: hangi şartlar aranır?

  • Tahrir ihbarnamesinin, maddede sayılan on dört kalemi birlikte içermesi gerekir.
  • Bina ve arazinin mevkii, nevi, büyüklüğü, genişliği ve tahrir numarasının belirtilmesi gerekir; taşınmaz ihbarnamede tek başına tanımlanabilir olmalıdır.
  • Tahmin olunan gayrisafi irat veya kıymetin ve bu irattan bulunan safi iratın gösterilmesi gerekir.
  • Verginin nispetinin ve bu nispete göre hesaplanan verginin miktarının yazılması gerekir.
  • İtiraz süresi ile itiraz şeklinin ihbarnamede bildirilmesi gerekir.

İhbarnamenin muhteviyatı: hangi sonuçları doğurur?

  • İhbarnamede maddede sayılan on dört kalemden biri eksikse belge, madde 38 bakımından asgari içeriği taşımamış olur.
  • İtiraz süresi ve şekli ihbarnamede gösterilmediğinde mükellefin itiraz hakkını bilerek kullanabilmesi güçleşir; bu durum tebliğ ve itiraz sürecinde uyuşmazlık doğurabilir.
  • Verginin nispeti ve miktarı ihbarnamede yazılarak mükellefin tarhedilen vergiyi denetlemesi sağlanır.
  • Tahrir numarası ve taşınmazın nevi ile büyüklüğü belirtilmediğinde taşınmaz ile ihbarname arasında kimlik bağı kurulamayabilir.

Gayrisafi irat ile safi irat arasındaki fark nedir?

Gayrisafi irat, taşınmazın tahmin edilen brüt yıllık getirisidir ve madde 38 bendi 9'da yer alır.

Safi irat, gayrisafi iratten yapılan indirimle bulunan tutardır ve bendi 10'da ayrıca gösterilmesi istenir.

İki tutar ayrı yazılmak zorundadır. Vergi, safi irat üzerinden hesaplandığı için ihbarnamede gayrisafi iratla safi iratın birbirine karıştırılması içeriği eksik kılar.

Gayrisafi irat ile gayrisafi kıymet arasındaki fark nedir?

Gayrisafi irat, kiraya dayalı tahmin değeridir.

Kıymet, taşınmazın değerine dayalı tahmindir; madde bendi 9 ile ikisini birlikte 'veya' ile sayar.

İhbarnamede hangi esasa göre tahmin yapıldığı açık yazılmalıdır; iki ölçüt aynı anda yazılmaz.

İhbarnamenin muhteviyatı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gayrisafi iratı safi irat yerine yazmak; bendi 9 ile bendi 10 aynı tutar gibi değerlendirilir.
  • Madde 38'in içeriğini tebliğ usulü ile karıştırmak; ihbarnamenin tebliği 213 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine bağlıdır.
  • Borcun vadesini madde 38 kapsamında aramak; K3, K4 ve K5 ile yerleşmiş uygulamada vade bu maddenin asgari içeriğinde yer almaz.
  • Kıymet ve irat ölçütlerini aynı anda zorunlu sanmak; madde bunları 'veya' ile sayar.
  • İtiraz süresini madde metninden bir gün sayısı olarak çıkarmaya çalışmak; metinde süre yoktur, ihbarnamede gösterilecek unsur olarak sayılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, tahrir ihbarnamesinde borcun ödenmesi gereken vadeye ilişkin bir bilginin madde 38'de sayılmadığını, bu nedenle vadenin ihbarnamede yer almamasının madde 38 yönünden eksiklik sayılmayacağını kabul etmektedir. (4. Daire, 2016/15559 E., 2021/1964 K., 31.03.2021; 4. Daire, 2016/15558 E., 2021/1962 K., 31.03.2021; 4. Daire, 2016/15470 E., 2021/1963 K., 31.03.2021)
  • Yargıtay, sorumluluk ilişkilerinde vadesi gelmiş bir borcun varlığını ihbarnamenin asgari içeriğinden ayrı bir koşul olarak değerlendirmektedir. (4. Daire, 2016/15559 E., 2021/1964 K., 31.03.2021; 4. Daire, 2016/15558 E., 2021/1962 K., 31.03.2021; 4. Daire, 2016/15470 E., 2021/1963 K., 31.03.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Tahrir ihbarnamesinin madde 38'de sayılan kalemleri içerip içermediği belgenin kendisinden anlaşılır; eksiklik iddiasını ileri süren taraf bunu ihbarnamenin metniyle ispatlar.
  • İhbarnamenin tebliğ edildiğini ve itiraz süresinin bu tebliğe göre işlediğini ispat yükü vergi idaresindedir; tebliğ belgesi bu konuda temel delildir.
  • Mükellef, ihbarnamede yer alan gayrisafi irat, safi irat veya nispetin hatalı olduğunu iddia ederse bu iddiayı taşınmazın durumunu gösteren belgelerle ispatlar.
  • Vergi idaresi, ihbarnamede gösterilmeyen bir kalemin bulunmadığını ya da eksikliğin giderildiğini ileri sürerse bu savunmayı ihbarname örneği ve kayıtlarıyla ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun: Tahrir ihbarnamesinin tebliği, itiraz süreci ve itirazın sonucu bu kanunun ilgili hükümlerinde düzenlenir; madde 38 yalnızca belgenin içeriğini belirler.

VUK m.39 — Tekalif cetveli

Tahrire dayanan tarhta yıllık vergilerin mahalle ve köy itibarıyla düzenlenen tekalif cetvellerinde gösterilmesini ve bu cetvellerde yer alacak bilgileri (mükellef kimliği ve adresi, binaların kesinleşen gayrisafi iradı, arazinin kesinleşen kıymeti, binaların safi iradı, tahakkuk eden vergi) düzenler. Madde, tahrire dayalı vergilendirme yapılan mükellefler ve bu vergilerin tarhı bakımından uygulanır. Tahririn nasıl yapılacağı, iradın ve kıymetin nasıl tespit edileceği, tekalif cetvelinin ilanı ve itiraz usulü bu maddede düzenlenmez (ilgili vergi kanunları ve Vergi Usul Kanununun tarh ve tebliğ hükümleri). Tahakkuk fişi ve tahsil işlemleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Tekalif cetveli: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahrire dayanan tarh
Vergi dairesinin mükellefin beyanına değil, mal varlığının resmî tahririne dayanarak yıllık vergiyi saptadığı tarh yöntemidir. Madde yalnızca bu yöntemle tarh edilen yıllık vergiler için cetvel düzenini belirler.
Tekalif cetveli
Vergi dairesince mahalle ya da köy itibarıyla hazırlanan, tahrire dayalı yıllık vergilerin mükellef bazında gösterildiği cetveldir. Tarhın toplu biçimde kayda geçirildiği belge niteliğindedir.
Gayrisafi irat
Binanın yıllık brüt kira geliri olarak tahrirle kesinleşen tutardır. Maddede binalar için vergi matrahı olarak kullanılan, giderlerin düşülmediği ölçüdür.
Safi irat
Gayrisafi iradan belirli giderlerin düşülmesiyle bulunan net yıllık gelirdir. Maddede gayrisafi iradan ayrı olarak cetvelde gösterilmesi istenir.
Kesinleşen kıymet
Arazinin tahrir sonucu saptanan ve itiraz süreleri geçtikten veya itirazlar sonuçlandıktan sonra kesinleşen değeridir. Madde kesinleşmiş kıymetin cetvelde gösterilmesini öngörür.

Tekalif cetveli: hangi şartlar aranır?

  • Vergi, tahrire dayalı yıllık vergi niteliğinde olmalıdır; beyana dayalı tarh bu maddenin kapsamına girmez.
  • Yıllık vergiler vergi dairesince mahalle veya köy itibarıyla doldurulan tekalif cetvellerinde gösterilmelidir.
  • Cetvelde mükellefin soyadı ve adı, tüzel kişiler için unvanı yer almalıdır.
  • Cetvelde mükellefin adresi yer almalıdır.
  • Binalar için kesinleşen gayrisafi irat, arazi için kesinleşen kıymet gösterilmelidir.
  • Aynı mükellefe ait binaların iradı ve arazinin kıymeti toplam olarak gösterilmelidir.
  • Binalar için safi irat cetvelde ayrıca gösterilmelidir.
  • Cetvelde tahakkuk eden vergi yer almalıdır.

Tekalif cetveli: hangi sonuçları doğurur?

  • Cetvelde yer alan bilgiler, tahrire dayanan yıllık vergi tarhının dayanağını oluşturur.
  • Mükellefin adresi ya da adı cetvelde yanlış gösterilirse, tebliğ ve dolayısıyla tarhın sağlıklı yürütülmesi etkilenir.
  • Binaların gayrisafi iradı ve arazinin kıymeti kesinleşmeden cetvele yazılamaz; kesinleşmiş değerler kullanılmalıdır.
  • Aynı mükellefe ait birden çok taşınmaz varsa cetvelde toplam irat ve toplam kıymet gösterilir.
  • Tekalif cetvelinde tahakkuk eden vergi yer almazsa maddenin öngördüğü cetvel düzeni tamamlanmamış olur.
  • Madde, tahrire dayanmayan vergiler için cetvel düzenlemez; beyana dayalı tarhlar bu maddenin kapsamı dışındadır.

Binanın gayrisafi iradı ile safi iradı arasındaki fark nedir?

Gayrisafi irat, binanın brüt kira gelirini ifade eder ve kesinleşmiş olarak cetvelde yer alır.

Safi irat, gayrisafi iradan giderlerin düşülmesiyle bulunan tutardır ve ayrıca gösterilir.

Cetvelde iki ayrı irat tutarı bulunur; birinin yerine diğeri yazılmaz.

Bina ile arazi arasındaki fark nedir?

Binalar için vergi dayanağı kesinleşen gayrisafi iradır.

Arazi için vergi dayanağı kesinleşen kıymettir.

Aynı cetvelde binalar irat, araziler kıymet üzerinden gösterilir; ölçüt birbirine karıştırılamaz.

Aynı mükellefin tek kalem ile birden çok taşınmazı arasındaki fark nedir?

Mükellefin tek bir bina veya araziye sahip olduğu halde gösterim doğrudan o taşınmaza ilişkindir.

Aynı mükellefe ait birden çok bina veya arazi bulunduğunda kalemler toplanır.

Mükellefe ait binaların iradı ve arazinin kıymeti toplam olarak yazılır, her taşınmaz ayrı satırda gösterilmez.

Tekalif cetveli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gayrisafi irat ile safi iradı aynı kalem sanmak; cetvelde her ikisinin ayrı gösterilmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Araziyi irat üzerinden, binayı kıymet üzerinden göstermek; ölçütleri yer değiştirmek.
  • Aynı mükellefe ait birden çok taşınmazı ayrı ayrı satırda yazmak; madde toplam gösterimi öngördüğü için bu yanlıştır.
  • Beyana dayalı tarhı da bu madde kapsamında saymak; madde yalnızca tahrire dayanan tarhı düzenler.

Nasıl ispat edilir?

  • Tekalif cetvelinde bulunan kesinleşmiş irat ve kıymet değerlerini ileri süren taraf, bunların tahrir kaydından ve kesinleşme belgesinden doğduğunu ispatlamalıdır.
  • Mükellefin adres ve kimlik bilgisindeki bir hatayı ileri süren taraf, nüfus kaydı ya da adres bildirimi gibi resmî kayıtlarla durumu ortaya koymalıdır.
  • Cetvelin tahakkuk eden vergi bilgisinin doğruluğunu iddia eden taraf, cetvelin ilan ve tebliğ edildiğini gösteren belgelere dayanmalıdır.
  • Binaların gayrisafi ve safi iradı arasındaki farkın giderlerle açıklandığını savunan taraf, bu giderleri belgeyle ispatlamalıdır.

VUK m.42 — Ortalama kar hadlerinin tespiti

Madde, ortalama kar haddi tespit komisyonunun kuruluşunu, üyelerin seçilme usulünü ve komisyonun çalışma süresini düzenler. Komisyon il merkezinde emtia ve iş nevilerine göre hazırlanan cetveller üzerinden ilçeler itibarıyla gayrisafi kazanca göre ortalama kar hadlerini tayin eder. Maddenin uygulaması, tüccar, esnaf ve sanatkâr mükelleflerin ortalama kar hadlerinin belirlenmesi bakımından söz konusudur. Madde, ortalama kar hadlerinin tayininde nazara alınacak esasları belirleme işini Maliye Bakanlığınca çıkarılacak yönetmeliğe bırakır. Madde, ortalama kar hadlerinin ilanını, bu hadlerin uygulanma süresini ve bu hadlere karşı başvuru yollarını düzenlemez (m.43 ve m.44). Ortalama kar hadlerinin re'sen takdir ve matrah tespiti ile ilişkisi de bu maddenin konusu değildir (ilgili takdir maddeleri). Komisyon üyelerinin ve başkanının görev sorumluluğu ile komisyon kararına karşı yargı yolu bu maddede yer almaz.

Ortalama kar hadlerinin tespiti: hangi kavramlar bilinmeli?

Ortalama kar hadi
Belirli bir emtia veya iş türünde, ilçe bazında gayrisafi kazanca oranla belirlenen ortalama kâr oranıdır. Madde, bu oranın hangi ölçüte göre hesaplanacağını gayrisafi kazanç olarak belirler.
Emtia ve iş nevi cetveli
Maliye Bakanlığınca hazırlanan, ortalama kar hadlerinin tespitinde esas alınan sınıflandırma listesidir. Komisyon, hadleri bu cetvellere göre ayrı ayrı belirler.
Tespit komisyonu
İl merkezinde, il defterdarının veya mazereti halinde teşkil edeceği maliye memurunun başkanlığında kurulan ve ortalama kar hadlerini tayin eden özel komisyondur. Komisyon, dört üyeden oluşur ve üyeler madde metninde gösterilen kuruluşlarca seçilir.
Gayrisafi kazanç
Ortalama kar hadlerinin ilçe bazında tayin edilirken esas alındığı kazanç ölçüsüdür. Madde, hadlerin net kâra değil gayrisafi kazanca göre tayin edildiğini açıkça belirtir.
Yönetmelik
Ortalama kar hadlerinin tayininde nazara alınacak esasları belirleyen, Maliye Bakanlığınca hazırlanan düzenleyici işlemdir.

Ortalama kar hadlerinin tespiti: hangi şartlar aranır?

  • Ortalama kar hadlerinin tayini için emtia ve iş nevilerine göre Maliye Bakanlığınca hazırlanmış cetvellerin bulunması gerekir.
  • Komisyonun il merkezinde, il defterdarının veya mazereti halinde onun teşkil edeceği maliye memurunun başkanlığında kurulması gerekir.
  • Komisyonda başkanın yanında gelir müdürü ve vergi dairesi müdürü olmak üzere üç memur üye bulunmalıdır.
  • Tüccarlar için il merkezindeki ticaret odası, esnaf ve sanatkârlar için esnaf dernekleri birliği, birlik yoksa esnaf ve sanatkâr teşekkülleri, bu kuruluşlar yoksa il merkezindeki belediye iki kişilik seçim yapmalıdır.
  • Seçilen her üyenin bir asıl ve bir yedeği bulunmalıdır; komisyon başkanının talebi üzerine bir ay içinde seçim yapılmazsa üyeler komisyon başkanının teklifi üzerine vali tarafından seçilir.
  • Merkez ilçesi dışındaki mükelleflere ilişkin tespitte il merkezinden seçilen üyelerden biri yerine ilgili ilçedeki aynı mahiyetteki teşekkül tarafından seçilen üye toplantıya katılmalıdır.
  • Komisyonun tayin işini, defterdarın yazılı isteği tarihinden başlayarak üç ay içinde tamamlaması gerekir; lüzum görülen yerlerde ve hallerde bu süre Maliye Bakanlığınca bir yıla kadar uzatılabilir.

Ortalama kar hadlerinin tespiti: hangi sonuçları doğurur?

  • Ortalama kar hadleri il merkezinde kurulan özel komisyon tarafından ilçeler itibarıyla gayrisafi kazanca göre tayin edilir.
  • Komisyon, tayin işini defterdarın yazılı isteği tarihinden başlayarak üç ay içinde tamamlamazsa, Maliye Bakanlığı süreyi bir yıla kadar uzatabilir.
  • Üyelerin bir ay içinde seçilmemesi halinde üyeler vali tarafından seçilir; bu durumda vali, komisyon başkanının teklifine bağlı olarak hareket eder.
  • Merkez ilçesi dışındaki mükelleflerin hadlerinin tespitinde ilgili ilçe teşekkülünün üyesi toplantıya katılır.
  • Ortalama kar hadlerinin tayininde nazara alınacak esaslar Maliye Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikte belirlenir; yönetmelik olmadan bu esaslar madde ile düzenlenmemiştir.
  • Madde, komisyonun kararının ilanını ve bu kararın uygulama süresini düzenlemez; bu konularda m.43 ve m.44 belirleyicidir.

Merkez ilçesi ile merkez ilçesi dışı mükellefler arasındaki fark nedir?

Merkez ilçesindeki mükellefler için ortalama kar hadleri il merkezinden seçilen üyelerle tespit edilir.

Merkez ilçesi dışındaki mükellefler için il merkezinden seçilen üyelerden biri yerine ilçedeki aynı mahiyetteki teşekkülün seçtiği üye toplantıya katılır.

İlçe dışı mükellefler bakımından tespit heyetinin üye bileşimi değişir; bu sayede ilgili ilçenin teşekkülü de tespite dahil olur.

Tüccar ile esnaf ve sanatkâr seçim organı arasındaki fark nedir?

Tüccarlar için üyeler il merkezindeki ticaret odası tarafından seçilir.

Esnaf ve sanatkârlar için üyeler esnaf dernekleri birliği tarafından seçilir; birlik yoksa esnaf ve sanatkâr teşekkülleri seçer.

Hangi mükellef grubu için hangi kuruluşun seçim yetkisi olduğu belirlenir.

Seçim yapılması ile seçim yapılmaması arasındaki fark nedir?

Kuruluşlar bir ay içinde üye seçerse üyeler bu kuruluşlarca belirlenir.

Bir ay içinde seçim yapılmazsa üyeler komisyon başkanının teklifi üzerine vali tarafından seçilir.

Seçim yetkisi kullanılmazsa tespit süreci vali eliyle tamamlanır.

Genel süre ile uzatılmış süre arasındaki fark nedir?

Komisyon, defterdarın yazılı isteği tarihinden başlayarak üç ay içinde takdir işini tamamlar.

Lüzum görülen yerlerde ve hallerde süre Maliye Bakanlığınca bir yıla kadar uzatılabilir.

Normal süre üç aydır; uzatma kararı Maliye Bakanlığına aittir ve azami bir yıla kadar yapılabilir.

Ortalama kar hadlerinin tespiti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki üç aylık süreyi uzatma kararı olmadan bir yıla kadar uzatılabilir saymak; uzatma yetkisinin Maliye Bakanlığına ait olduğu unutulmamalıdır.
  • Merkez ilçesi dışı mükellefler için de il merkezindeki üyelerin aynen toplantıya katıldığını varsaymak; bu hallerde ilçe teşekkülünün üyesi il merkezindeki üyenin yerine geçer.
  • Ortalama kar hadlerinin tayini ile bunların ilanını ve uygulama süresini aynı madde içinde saymak; ilan ve uygulama süresi m.43 ve m.44'te düzenlenmiştir.
  • Esnaf ve sanatkârlar için seçim yetkisini tüccarlarla aynı kuruluşa vermek; tüccarlar için ticaret odası, esnaf ve sanatkârlar için esnaf dernekleri birliği yetkilidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortalama kar hadleri, 213 sayılı Kanunun 43. maddesine göre ilan edilerek kesinleşen hadler olarak uygulanmakta ve bu hadlerin üç yıl süreyle uygulanacağı kabul edilmektedir. (3. Daire, 1993/217 E., 1994/954 K., 29.03.1994)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortalama kar hadlerinin tespitine karşı çıkan mükellef, komisyonun usule uygun kurulmadığını veya süre ya da seçim kurallarına uyulmadığını ileri sürerse, bu aykırılığı ispat yükü kendisindedir.
  • Komisyonun kuruluşu ve üye seçimi, il defterdarlığı, ticaret odası, esnaf birliği ya da belediye yazışmaları ile belgelenir.
  • Defterdarın yazılı isteği tarihi ile üç aylık sürenin başlangıcı, yazılı belge ile ispatlanır; süre uzatımı Maliye Bakanlığının kararıyla belgelenmelidir.
  • Vali tarafından üye seçilmesi iddiası, bir aylık süre geçtiğine ve komisyon başkanının teklifine dair belgelerle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.43: Komisyonca tayin edilen ortalama kar hadlerinin ilan edilmesini düzenler; bu madde ile tespit edilen hadlerin uygulanabilmesi için ilan işlemi gerekir.
  • 213 sayılı Kanun m.44: İlan edilerek kesinleşen ortalama kar hadlerinin uygulanma süresini belirler.
  • 213 sayılı Kanun: Maddenin tam adı Vergi Usul Kanunudur; ortalama kar hadleri bu Kanunun takdir sisteminde kullanılır.

VUK m.43 — Ortalama kar hadlerinin kesinleşmesi ve ilanı

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca düzenlenen ortalama kar haddi cetvellerinin vergi dairelerinden Maliye Bakanlığına gönderilmesini, Ortalama Kar Hadleri Merkez Komisyonunca incelenmesini, hatalı ya da noksan bulunan cetvellerin özel komisyonlara geri gönderilmesini, düzeltilen cetvellerin yeniden Merkez Komisyonuna iletilmesini, Merkez Komisyonunca kesin miktarların tayin edilmesini, kesinleşen cetvellerin tebliğ ve ilanını ve Merkez Komisyonunun kuruluşunu düzenler. Hüküm vergi dairelerini, özel komisyonları ve Maliye Bakanlığını ilgilendirir; mükellefler bakımından doğrudan bir yükümlülük kurmaz. Ortalama kar hadlerinin nasıl belirleneceğini (m.42), bu hadlerin uygulanmasına ilişkin esasları ve matrahın takdirini düzenlemez (m.30 ve m.42 bağlamında ayrıca ilgili hükümler). Komisyon üyelerinin nisap ve toplantı hükmü dışında kalan iş usulü ile ortalama kar haddi cetvellerine itiraz usulünü bu maddede aramak gerekmez.

Ortalama kar hadlerinin kesinleşmesi ve ilanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Ortalama kar hadleri cetveli
Madde 42 uyarınca, belirli iş kollarına ilişkin ortalama kar oranlarını gösteren ve özel komisyonlarca düzenlenen belgedir. Cetvellerin düzenlenmesi bu maddenin değil, m.42'nin konusudur.
Özel komisyon
Cetvelleri bölge itibarıyla hazırlayan komisyondur. Merkez Komisyonunun incelemesinden geçmeden kesinleşmiş sayılmaz; hatalı ya da bölgesel uygunluktan uzak bulunan cetveller bu komisyonlara geri gönderilir.
Ortalama Kar Hadleri Merkez Komisyonu
Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, Gelirler Genel Müdürü, ilgili Genel Müdür Baş Yardımcısı veya bunların tevkil edeceği kişiler ile Türkiye Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğinin iki temsilcisinden oluşur. Cetvelleri son kez inceler ve kesin kar hadlerini tayin eder.
Kesinleşmiş ortalama kar hadleri
Merkez Komisyonunun son incelemesi sonunda tayin ettiği, Maliye Bakanlığınca tebliğ edilen ve ilan edilen miktarlardır. Bu aşamadan önceki cetveller kesin nitelik taşımaz.

Ortalama kar hadlerinin kesinleşmesi ve ilanı: hangi şartlar aranır?

  • Ortalama kar hadleri cetvellerinin, düzenlendikleri ayı izleyen ay içinde Maliye Bakanlığına gönderilmiş olması gerekir.
  • Maliye Bakanlığına gelen cetvellerin Merkez Komisyonunca incelenmiş olması ve hatalı, noksan veya bölgeleri itibarıyla uygunluk göstermeyen cetvellerin gerekçeli olarak ilgili özel komisyonlara geri gönderilmiş olması gerekir.
  • Özel komisyonlara geri gelen cetvellerin yeniden incelenerek gerekli düzeltmelerin yapılmış olması; düzeltme sebebi görülmeyenler için gerekçelerin belirtilmiş olması gerekir.
  • Düzeltilmiş cetvellerin Merkez Komisyonuna yeniden gönderilmiş olması ve Merkez Komisyonunun son incelemesini yaparak kesin miktarları tayin etmiş olması gerekir.
  • Kesinleşmiş cetvellerin Maliye Bakanlığınca mahallerine tebliğ edilmiş olması gerekir.
  • Vergi dairelerinin bu cetvelleri bir ay süreyle dairenin uygun bir yerine asmak suretiyle ilan etmesi ve cetvellerin Resmi Gazete ile ilan edilmiş olması gerekir.
  • Merkez Komisyonunun, Maliye Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında, belirtilen üyelerle ve Ticaret Odaları, Sanayi Odaları ile Ticaret Borsaları Birliğinin iki temsilcisinden kurulmuş olması gerekir.
  • Merkez Komisyonunun toplantı ve karar nisabı 89. maddedeki nisap hükmüne tabidir; nisap sağlanmadan karar alınmamalıdır.

Ortalama kar hadlerinin kesinleşmesi ve ilanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Maliye Bakanlığına gönderilen cetveller Merkez Komisyonunca incelenir; hatalı veya noksan cetveller gerekçeli olarak özel komisyonlara geri gönderilir.
  • Özel komisyonlara geri gelen cetveller düzeltilir ve düzeltme sebebi görülmeyenler için gerekçe belirtilerek yeniden Merkez Komisyonuna gönderilir.
  • Merkez Komisyonunun son incelemesi sonucunda ortalama kar hadlerinin kesin miktarları tayin edilir.
  • Kesinleşmiş cetveller Maliye Bakanlığınca mahallerine tebliğ edilir; vergi dairelerince bir ay asılmak ve Resmi Gazete'de ilan edilmek suretiyle duyurulur.
  • Merkez Komisyonunun nisap koşulu sağlanmadan verdiği karar, 89. maddedeki nisap hükmü uyarınca geçerli kabul edilmez.

Özel komisyon ile merkez Komisyonu arasındaki fark nedir?

Özel komisyonlar cetvelleri bölge bazında hazırlar ve ilk düzeltmeleri yapar.

Merkez Komisyonu cetvelleri üst düzeyde inceler ve kesin miktarları tayin eder.

Cetvelin kesinleşmesi için her iki kademeden geçmesi gerekir; özel komisyonun onayı tek başına kesin sonuç doğurmaz.

Gönderme aşaması ile tebliğ ve ilan aşaması arasındaki fark nedir?

Cetveller önce Maliye Bakanlığına ve sonra Merkez Komisyonuna gider.

Kesinleşen cetveller mahallere tebliğ edilir ve ilan olunur.

Yalnız tebliğ ve ilan edilmiş cetveller uygulamaya konu olabilir; ara aşamadaki cetveller yürürlüğe girmiş sayılmaz.

Vergi dairesi ilanı ile resmi Gazete ilanı arasındaki fark nedir?

Vergi daireleri cetvelleri bir ay süreyle dairenin uygun yerine asar.

Cetveller ayrıca Resmi Gazete ile ilan olunur.

İlan iki yollu yapılır; daire ilanı bir ay süreli, Resmi Gazete ilanı ise süresiz bir duyuru niteliğindedir.

Ortalama kar hadlerinin kesinleşmesi ve ilanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Özel komisyon tarafından onaylanmış cetveli kesinleşmiş saymak; kesin miktarlar yalnızca Merkez Komisyonunun son incelemesinden sonra tayin edilir.
  • Vergi dairesi ilanının bir aylık süresini Resmi Gazete ilanı ile karıştırmak; iki ilan farklı araç ve farklı işlevdedir.
  • Merkez Komisyonunda 89. maddedeki nisap hükmünü uygulamamak; nisap sağlanmadan alınan karar sakat sayılır.
  • Cetvellerin hazırlanma yöntemini bu maddede aramak; bu konu m.42 kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortalama kar hadleri cetvelleri, aşağıda anılan ceza mahkemesi kararlarında sahte fatura suçunun unsuru değil, yalnızca yasal dayanak olarak anılmaktadır; kararlar cetvel sürecinin işleyişine ilişkin bir yorum içermemektedir. (11. Ceza Dairesi, 2012/26112 E., 2014/11242 K., 09.06.2014; 11. Ceza Dairesi, 2013/750 E., 2014/18292 K., 04.11.2014; 11. Ceza Dairesi, 2012/28911 E., 2014/17619 K., 28.10.2014; 11. Ceza Dairesi, 2012/27628 E., 2014/13335 K., 03.07.2014; 11. Ceza Dairesi, 2011/10745 E., 2013/8105 K., 16.05.2013; 11. Ceza Dairesi, 2012/1985 E., 2012/2856 K., 05.03.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Cetvellerin usulüne uygun gönderildiğini, incelendiğini ve kesinleştiğini ispat yükü idaredemir; bu işlemler Maliye Bakanlığı ve komisyon kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Cetvelin tebliğ edildiğini ve ilan edildiğini ispat yükü idaredemir; tebliğ belgesi, vergi dairesi ilan tutanağı ve Resmi Gazete nüshası delil olarak kullanılır.
  • Mükellef, cetvelin kesinleşmediğini ya da usulüne uygun ilan edilmediğini savunursa bu savunmayı ilgili kayıt ve belgelerle ispatlamak zorundadır.
  • Merkez Komisyonunun nisapla karar aldığını gösteren toplantı tutanakları, nisap koşulunun sağlandığının tek belgesidir; tutanağın bulunmaması kararın geçerliliğini zedeler.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 m.42: Ortalama kar hadlerinin ve bu hadleri içeren cetvellerin düzenlenmesini düzenler; bu maddenin işlemesinin başlangıç noktasıdır.
  • 213 m.89: Merkez Komisyonunun toplantı ve karar nisabını belirleyen hükmü bu maddenin son fıkrası uyarınca Merkez Komisyonuna da uygulanır.

VUK m.44 — Uygulama süresi

Bu madde, götürü ücret, götürü ticaret ve serbest meslek kazançları ile ortalama kar hadlerinin uygulama süresini düzenler. Sürenin varsayılan uzunluğunu ve bu sürenin önemli değişikliklerde Maliye Bakanlığınca kısaltılmasını kapsar. Madde, bu tarhiyat yöntemlerinin hangi hallerde uygulanacağını, ilgili tespitlerin nasıl yapılacağını ve yöntemlerin nasıl hesaplanacağını düzenlemez. Yönteme başvuru koşulları (m.30 ve devamı) ile tarh zamanaşımı ve dava süreleri (m.114 ve devamı) bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde, mükellefin gerçek usulde defter tutması gereken hallere de uygulanmaz.

Uygulama süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

Götürü ücret
Vergi matrahının gerçek gelir yerine, kanunda öngörülen esaslara göre önceden belirlenmiş bir ölçüye göre tespit edildiği tarh yöntemi sonucunda ortaya çıkan ücret tutarıdır. Sürenin hesabı bu tutarın uygulanmaya başlandığı tarihten itibaren işler.
Götürü ticaret kazancı
Ticari faaliyetten elde edilen kazancın, götürü usulde belirlenen esaslara göre tespit edilmesi sonucu ortaya çıkan kazanç türüdür. Serbest meslek kazancından ayrı bir kategori olarak aynı süreye bağlanmıştır.
Serbest meslek kazancı (götürü)
Serbest meslek faaliyetinden elde edilen kazancın götürü usulle belirlenmiş hâlidir. Bu tutar da madde kapsamında üç yıl uygulanır.
Ortalama kar hadleri
Belirli faaliyet kollarında, kazancın ortalama oranlara göre tespit edilmesini sağlayan kâr oranlarıdır. Bu oranlar üç yıl boyunca geçerli sayılır, önemli değişiklik hâlinde kısaltılabilir.
Önemli değişiklik
Götürü esasların dayandığı ekonomik ve ticari koşullarda ortaya çıkan, sürenin bir yıldan kısaltılmasını haklı kılan ağır değişiklik hâlidir. Madde metni bu kavramın kapsamını ayrıntılı tanımlamaz; değerlendirme somut olaya göre yapılır.

Uygulama süresi: hangi şartlar aranır?

  • Tespitin götürü ücret, götürü ticaret veya serbest meslek kazancı ya da ortalama kar hadleri ile yapılmış olması gerekir.
  • Bu tespitin uygulama süresi üç yıl olarak işler; süre, tespitin geçerli olduğu dönemi kapsar.
  • Önemli değişikliklerin ortaya çıkmış olması gerekir; bu hâlde Maliye Bakanlığı süreyi kısaltabilir.
  • Kısaltılan sürenin bir yıldan aşağı olmaması gerekir.
  • Kısaltma kararının, sürenin geçmesinden önce ve bakanlık tarafından verilmiş olması gerekir.

Uygulama süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Götürü ücret, götürü ticaret, serbest meslek kazançları ve ortalama kar hadleri üç yıl boyunca uygulanır.
  • Önemli değişiklik bulunduğunda Maliye Bakanlığı bu süreyi kısaltabilir.
  • Kısaltılan süre bir yıldan kısa olamaz.
  • Önemli değişiklik bulunmadığı hâlde bakanlık üç yıllık süreyi kısaltamaz.
  • Üç yıllık sürenin dolmasından sonra tespitin yeniden yapılması gerekir; süre içinde yapılan tespit bu süre boyunca bağlayıcıdır.

Üç yıllık genel süre ile kısaltılmış süre arasındaki fark nedir?

Kanunun varsayılan hâli olarak götürü tespitler üç yıl uygulanır.

Önemli değişiklik hâlinde Maliye Bakanlığı süreyi kısaltabilir ancak bir yılın altına inemez.

Kısaltma yetkisi kullanıldığında sürenin uzunluğu bir yıl ile üç yıl arasında değişir; kullanılmadığında üç yıl geçerlidir.

Götürü ücret-ticaret-serbest meslek ile ortalama kar hadleri arasındaki fark nedir?

Götürü ücret, götürü ticaret ve serbest meslek kazançları, kazancın götürü esaslarla belirlenmesini ifade eder.

Ortalama kar hadleri ise belirli faaliyet kollarında ortalama kâr oranına dayanır.

Her iki grup da aynı üç yıllık süreye ve aynı kısaltma usulüne tabidir; sürenin başlangıcı için ayrı bir kural yoktur.

Uygulama süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Önemli değişiklik olmadan süreyi kısaltmak; kısaltma yetkisinin koşulları gerçekleşmeden kullanılamayacağını gözden kaçırmak.
  • Kısaltılan süreyi bir yıldan kısa belirlemek; bir yıl alt sınırının aşılamayacağını unutmak.
  • Üç yıllık süreyi tespitin yapıldığı tarihten değil, farklı bir olaydan başlatmak; başlangıç için madde metninde ayrı bir kural bulunmadığını gözden kaçırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Maliye Bakanlığının kısaltma kararının varlığı ve gerekçesi, kısaltmanın dayandığı önemli değişikliği ortaya koyan idari belgelerle ispatlanır; kısaltmayı ileri süren idare bunu ispatla yükümlüdür.
  • Mükellef, süre dolmadan önce yapılan bir tespitin üç yıl boyunca geçerli olduğunu ileri sürdüğünde, tespitin tarihini ve uygulama dönemini gösteren belgelerle bu iddiasını ispatlar.
  • Önemli değişikliğin varlığı iddiası karşısında, değişikliğin gerçekleşmediğini savunan mükellef, ekonomik koşulların değişmediğini gösteren belgelerle karşı ispat yapabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

VUK m.45 — Ölçüler ve tarifleri

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 45. maddesi, zirai kazancın tespitinde kullanılan ölçülerin tanımlarını düzenler. Bu tanımlar yıllık istihsal değeri, götürü gider emsali, ortalama randıman miktarı, ortalama işçilik tutarı, ortalama maliyet bedeli ve ortalama satış fiyatıdır. Madde, zirai kazanç sahibi çiftçiler ve zirai istihsal işlerini yapanlar bakımından uygulanır. Maddenin kendisi zirai kazancın hangi usulle tespit edileceğini, defter tutma yükümlülüğünü veya takdir komisyonu işleyişini düzenlemez (ilgili hükümler başka maddelerdedir). Ortalama satış fiyatının belirlenmesinde esas alınan 46. maddenin (d) bendinin ayrıntıları da bu maddede yer almaz.

Ölçüler ve tarifleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Yıllık istihsal değeri
Her ziraat biriminden bir yılda elde edileceği hesaplanan mahsul değerinin, işletmedeki ziraat birimi sayılarıyla çarpılması suretiyle bulunan değerlerin toplamıdır. Hesap, ortalama randıman ve ortalama satış fiyatı ölçülerine dayanır.
Götürü gider emsali
Zirai hasılattan gerçek giderler yerine götürü olarak düşülecek oranı ifade eder. Büyük ve küçükbaş hayvanlar (kümes hayvanları dahil), bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı için yüzde 80, diğer zirai mahsuller, ziraat makine ve aletleri ile başka çiftçilerin zirai istihsal işlerinin yapılması karşılığında alınan ücretler için yüzde 70'tir.
Ortalama randıman miktarı
Ziraat biriminin her bir çeşidinden elde edileceği tahmin edilen ortalama mahsul miktarıdır. Gerçek üretim miktarı değil, ortalama tahmindir.
Ortalama işçilik tutarı
Ziraat birimlerinin her bir çeşidine isabet eden ortalama işçilik gideri tutarıdır.
Ortalama maliyet bedeli
Ziraat birimi başına elde edilecek mahsul için yapılması gereken ortalama giderlerin toplamıdır.
Ortalama satış fiyatı
Zirai mahsullerin ticari teamüle göre beher satış birimi için, 46. maddenin (d) bendi esasları dairesinde tespit edilen satış fiyatıdır.

Ölçüler ve tarifleri: hangi şartlar aranır?

  • Zirai kazancın ölçülerle tespit edilebilmesi için ziraat biriminin çeşidine göre ortalama randıman miktarının tahmin edilmiş olması gerekir.
  • Yıllık istihsal değerinin bulunabilmesi için her ziraat biriminden bir yılda elde edileceği hesaplanan mahsul değeri ile işletmedeki ziraat birimi sayısının belirlenmiş olması gerekir.
  • Ortalama satış fiyatının, zirai mahsulün ticari teamüle göre beher satış birimi için 46. maddenin (d) bendi esasları dairesinde tespit edilmiş olması gerekir.
  • Götürü gider emsalinin uygulanabilmesi için gelirin hangi kategoriye girdiğinin belirlenmesi gerekir; hayvancılık, mahsulleri ve avcılık için yüzde 80, diğer zirai gelirler ve ücretli zirai işler için yüzde 70 oranı esas alınır.
  • Ortalama işçilik tutarının ve ortalama maliyet bedelinin, ziraat birimi çeşidi bazında ortalama giderlerle belirlenmiş olması gerekir.

Ölçüler ve tarifleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Yıllık istihsal değeri, ortalama randıman ve ortalama satış fiyatı ölçülerine göre bulunan değerlerin toplamı olarak zirai kazancın tespitinde kullanılır.
  • Hayvancılık, hayvan mahsulleri ve kara ve su avcılığında hasılattan yüzde 80 götürü gider düşülür.
  • Diğer zirai mahsuller, ziraat makine ve aletleri ile başka çiftçilerin zirai istihsal işlerinin karşılığı ücretlerde hasılattan yüzde 70 götürü gider düşülür.
  • Ölçülerin tespit edilmesi için ortalama satış fiyatı 46. maddenin (d) bendi esasları dairesinde belirlenmiş olmalıdır.

Götürü gider emsali (%80) ile götürü gider emsali (%70) arasındaki fark nedir?

Büyük ve küçükbaş hayvanlar (kümes hayvanları dahil), bunların mahsulleri ile kara ve su avcılığı gelirleri için uygulanır.

Diğer zirai mahsuller, ziraat makine ve aletleri ile başka çiftçilerin zirai istihsal işlerinin karşılığında alınan ücretler için uygulanır.

Aynı zirai hasılat üzerinden düşülecek götürü gider oranı farklıdır; hayvancılık ve avcılıkta yüzde 80, diğer kalemlerde yüzde 70 uygulanır.

Ortalama randıman miktarı ile gerçek mahsul miktarı arasındaki fark nedir?

Ortalama randıman, ziraat biriminin her çeşidinden elde edilmesi tahmin edilen ortalama mahsul miktarıdır.

Gerçek mahsul miktarı, işletmede fiilen elde edilen üründür.

Yıllık istihsal değeri hesabında ortalama randıman esas alınır; fiili üretim bu hesabın girdisi değildir.

Ortalama işçilik tutarı ile ortalama maliyet bedeli arasındaki fark nedir?

Ortalama işçilik tutarı, yalnızca ziraat biriminin çeşidine isabet eden işçilik giderini kapsar.

Ortalama maliyet bedeli, ziraat birimi başına elde edilecek mahsul için yapılan tüm ortalama giderlerin toplamıdır.

İşçilik tutarı maliyet bedelinin bir bileşeni olarak değerlendirilir; her ikisi ayrı ölçü olarak tanımlanmıştır.

Ölçüler ve tarifleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortalama randıman miktarı ile gerçek mahsul miktarını karıştırmak; tahmini ortalamayı fiili üretim yerine koymak.
  • Götürü gider oranını gelir türüne bakmadan tek oran olarak uygulamak; hayvancılık ve avcılıkta yüzde 80, diğer kalemlerde yüzde 70 olduğunu gözden kaçırmak.
  • Ortalama işçilik tutarı ile ortalama maliyet bedelini eşdeğer saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Ortalama randıman, ortalama işçilik ve ortalama maliyet gibi ölçüleri ileri süren taraf, bu ölçülerin dayanağını ispatlamakla yükümlüdür; ispat yükü bu tarafındır.
  • Ortalama satış fiyatının dayanağı olarak 46. maddenin (d) bendi kapsamındaki tespit belgeleri ve ticari teamüle ilişkin veriler gösterilebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 m.46: Ortalama satış fiyatının tespitinde esas alınan (d) bendini içerir; ortalama satış fiyatı tanımı bu bendin esaslarına bağlıdır.

VUK m.46 — Zirai kazanç ölçülerinin tespiti

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 46. maddesi, zirai kazanç ölçülerinin nasıl takdir ve tespit edileceğini düzenler. Bu kapsamda ölçülerin hazırlanma usulü, il ve merkez komisyonlarının görev paylaşımı, takdirde gözetilecek esaslar, ilk yılda yapılacak bildirim ve iade süreci, ısrar kararı ile merkez komisyonunun nihai yetkisi yer alır. Madde, zirai faaliyette bulunan mükellefler bakımından uygulanır ve ölçüler bu kişilerin zirai kazancının vergilendirilmesinde kullanılır. Madde, 45. maddenin 1 numaralı bendinde yer alan ölçülerin ve kara ve su avcılığına ilişkin ölçülerin takdirini düzenlemez (m.45). Zirai kazancın bilanço esasına göre tespiti, ölçülerin mükellefe uygulanma yöntemi ve dava yolu gibi konular bu maddenin kapsamı dışındadır ve ilgili hükümlerinde aranmalıdır.

Zirai kazanç ölçülerinin tespiti: hangi kavramlar bilinmeli?

Zirai kazanç ölçüleri
Zirai faaliyetten elde edilen kazancın vergi matrahının takdir edilmesinde kullanılan, bölge ve ürün bazında belirlenen ölçülerdir. Maddenin birinci fıkrası uyarınca 45. maddenin 1 numaralı bendindeki ölçüler ile kara ve su avcılığına ilişkin ölçüler bu usulün dışındadır.
Zirai Kazançlar Merkez Komisyonu
Takdir usulünün esaslarını belirleyen yönetmeliği hazırlayan ve il komisyonlarının ölçülerini inceleyen, gerektiğinde kendisi yeni ölçü tayin eden üst komisyondur.
Zirai kazançlar il komisyonları
Ölçüleri il düzeyinde takdir ve tespit eden, merkez komisyonunca iade edilen ölçülerde düzeltme veya ısrar kararı veren komisyonlardır.
Ortalama satış fiyatı
Ölçülerin hesabında esas alınan birim satış bedelidir. Hükümetçe fiyat tayin edilen mahsullerde o fiyat, edilmeyenlerde takdir yapılan yıldan önceki son takvim yılındaki mahalli toptan piyasa fiyatı esas alınır; fiyat dalgalanıyorsa ortalaması dikkate alınır.
Israr kararı
İl komisyonunun, merkez komisyonunca iade edilen ölçüde takdire ilişkin bir konuda ilk kararını değiştirmeyip korumasıdır. Bu kararın gerekçesinin açıklanması zorunludur.
Re'sen ve nihai tespit
Merkez komisyonunun, uygun görmediği ısrar kararı yerine kendiliğinden yeni ölçü belirlemesidir. Bu tespit nihaidir ve il komisyonunun itirazına bağlı değildir.

Zirai kazanç ölçülerinin tespiti: hangi şartlar aranır?

  • Zirai kazanç ölçüsünün, Zirai Kazançlar Merkez Komisyonunca hazırlanan yönetmelik esaslarına göre il komisyonlarınca takdir ve tespit edilmesi gerekir.
  • Takdirde, zirai faaliyeti etkileyen tabii ve iktisadi şartlar bakımından önemli farklar gösteren bölgelerin ayrılması ve ziraat nevilerinin ve makine ve aletlerin vasıf ve şartlar bakımından uygunluk ve yakınlık gösterenlerin gruplandırılması gerekir.
  • Zirai işletmelerin bölgelere göre özellikleri ve ortalama verim kabiliyetleri gözetilmelidir.
  • Ortalama satış fiyatının tespitinde, Hükümetçe tayin edilen ve takdir sırasında yürürlükte olan fiyatlar, bunlar yoksa takdirin yapıldığı yıldan önceki son takvim yılındaki mahalli toptan piyasa fiyatı esas alınmalıdır.
  • Özellik gösteren ziraat nevilerinde Zirai Kazançlar Merkez Komisyonunca belirlenen esaslar dikkate alınmalıdır.
  • Uygulamaya girilecek ilk takvim yılında ölçülerin tespit edilip o yılın Nisan ayı sonuna kadar merkez komisyonuna gönderilmesi gerekir.
  • Merkez komisyonunca hatalı veya noksan bulunan ölçüler gerekçesiyle birlikte ilgili il komisyonuna iade edilmelidir; il komisyonu maddi hataları düzeltmek, takdire ilişkin hususlarda ise yeniden takdir etmek veya ısrar etmek zorundadır.
  • Il komisyonu ısrar kararı verdiğinde ısrar sebeplerini açıklamak zorundadır.
  • Merkez komisyonunun uygun görmediği ısrar kararları yerine merkez komisyonu re'sen ve nihai olarak yeni ölçü tayin ve tespit eder.

Zirai kazanç ölçülerinin tespiti: hangi sonuçları doğurur?

  • Zirai kazanç ölçüleri, merkez komisyonunun hazırladığı yönetmelik esaslarına göre il komisyonlarınca takdir ve tespit edilir.
  • Uygulanmaya başlanacak ilk takvim yılında ölçüler belirlenip o yılın Nisan ayı sonuna kadar merkez komisyonuna gönderilir.
  • Merkez komisyonu hatalı veya noksan bulduğu ölçüleri gerekçesiyle birlikte il komisyonuna iade eder.
  • İl komisyonu maddi hataları düzeltir; takdire ilişkin hususlarda yeniden takdir veya ısrar kararı verir.
  • Israr kararında ısrar sebepleri açıklanmak zorundadır; gerekçesiz ısrar kararı bu maddeye uygun değildir.
  • Merkez komisyonunun uygun görmediği ısrar kararları üzerine merkez komisyonu yeni ölçüleri re'sen ve nihai olarak tayin ve tespit eder.
  • Madde, 45. maddenin 1 numaralı bendindeki ölçüler ile kara ve su avcılığına ilişkin ölçüler hakkında uygulanmaz.

45. madde 1 numaralı bent ölçüleri ile 46. madde ölçüleri arasındaki fark nedir?

45. maddenin 1 numaralı bendindeki ölçüler ile kara ve su avcılığına ilişkin ölçüler, bu maddenin ilk fıkrasının kapsamı dışında tutulmuştur.

Bunun dışındaki zirai kazanç ölçüleri, il komisyonlarınca bu madde uyarınca takdir ve tespit edilir.

Hangi ölçünün bu madde ile takdir edileceği, ölçünün konusuna göre belirlenir; 45. maddedeki ölçüler için bu usul uygulanmaz.

Maddi hata ile takdire ilişkin iade arasındaki fark nedir?

Merkez komisyonunca iade edilen ölçülerde maddi hatalar, il komisyonu tarafından doğrudan düzeltilir.

Takdire ilişkin hususlarda il komisyonu ya ölçüyü yeniden takdir eder ya da ilk kararında ısrar eder.

Maddi hatada yeniden takdir gerekmez; takdire ilişkin iadede ya yeni takdir ya da gerekçeli ısrar yapılır.

İl komisyonu ısrarı ile merkez komisyonunun re'sen tespiti arasındaki fark nedir?

İl komisyonu ısrar kararı verdiğinde ısrar sebeplerini açıklamak zorundadır.

Merkez komisyonu uygun görmediği ısrar kararı yerine kendisi re'sen ve nihai olarak yeni ölçü tespit eder.

Merkez komisyonunun denetimi sonunda ölçü ya il komisyonunun ısrarıyla ya da merkez komisyonunun nihai tespitiyle kesinleşir.

Fiyatın Hükümetçe tayin edilmesi ile tayin edilmemesi arasındaki fark nedir?

Hükümetçe fiyat tayin edilen mahsullerde takdir sırasında yürürlükte olan tayin edilmiş fiyat esas alınır.

Fiyat tayin edilmeyen mahsullerde takdirin yapıldığı yıldan önceki son takvim yılındaki mahalli toptan piyasa fiyatı esas alınır.

Ortalama satış fiyatının kaynağı, mahsulün fiyatının Hükümetçe tayin edilip edilmemesine göre değişir.

Fiyatın dalgalandığı hal ile istikrarlı fiyat arasındaki fark nedir?

Fiyatın dalgalandığı hallerde ortalama fiyata itibar edilir.

Fiyatın dalgalanmadığı hallerde ayrı bir ortalama hesabı yapılmaz.

Dalgalanan fiyatlarda tek bir yıl fiyatı yerine ortalama alınarak ölçü belirlenir.

Zirai kazanç ölçülerinin tespiti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 45. maddenin 1 numaralı bendindeki ölçüleri veya kara ve su avcılığına ilişkin ölçüleri bu maddeye göre takdir etmek.
  • Maddi hatayı da takdire ilişkin bir iade gibi ele alıp yeniden takdir yapmak; maddi hatalar doğrudan düzeltilir.
  • Mahalli toptan piyasa fiyatını, takdirin yapıldığı yılın içindeki fiyat olarak almak; esas alınan yıl takdirin yapıldığı yıldan önceki son takvim yılıdır.
  • Dalgalanan fiyatlarda tek bir günün ya da yılın fiyatını esas almak; fiyat ortalaması dikkate alınmalıdır.
  • Merkez komisyonunun re'sen tespitini il komisyonunun onayına bağlı sanmak; bu tespit nihaidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Zirai kazanç ölçüsünün usulüne uygun takdir edildiğini ileri süren idare, ölçünün hazırlandığı tarihi ve komisyon kararlarını belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Merkez komisyonunun iade veya re'sen tespit işlemine dayanan taraf, bu işlemin gerekçesini ve ilgili kararı belgelemelidir.
  • Fiyat esası olarak Hükümetçe tayin edilmiş fiyat ileri sürülüyorsa bu fiyatın takdir sırasında yürürlükte bulunduğu ilgili resmi kayıtla gösterilmelidir; tayin edilmeyen mahsullerde mahalli toptan piyasa fiyatının ilgili yıla ait olduğu kanıtlanmalıdır.
  • Israr kararının gerekçesiz olduğunu ileri süren taraf bu eksikliği ortaya koymak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 m.45: Madde 45'in 1 numaralı bendindeki ölçüler ile kara ve su avcılığına ilişkin ölçüler 46. maddenin kapsamı dışında bırakılmıştır; ölçülerin hangi usulle takdir edileceğini ayırt etmek için gerekir.

VUK m.47 — Ziraat birimleri

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 47. maddesi, ziraat işletmelerinde vergi matrahının ölçüsüne esas olan birimleri düzenler: tarla, bağ, sebze ziraati ve ormancılıkta dönüm; ölçü olarak ağaç kabul edilen ziraatlerde ürün verecek hale gelmiş ağaç sayısı; hayvancılıkta hayvan sayısı. Ayrıca özellik gösteren ziraat türlerinde Maliye ve Tarım Bakanlıklarınca birlikte belirlenecek diğer birimlerin kullanılacağını ve dönümün ne olduğunu tanımlar. Madde, ziraat faaliyetiyle uğraşan mükellefler bakımından uygulanır. Maddenin hangi vergiye ve hangi matraha uygulanacağını, ziraat gelirinin nasıl tespit edileceğini, çiftçi kayıt sistemini ve ziraat kazancının götürü yöntemle hesaplanmasını düzenlemez; bu konular ilgili vergi kanunlarında ve ayrı mevzuatta yer alır.

Ziraat birimleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Ziraat birimi
Ziraat faaliyetinin ölçüldüğü, kayda geçirildiği ve buna göre vergisel değerlendirmeye konu edildiği ölçü birimidir. Maddede dönüm, ürün verecek hale gelmiş ağaç sayısı ve hayvan sayısı olarak sayılmıştır.
Dönüm
Bu Kanunun uygulanmasında bin metrekarelik toprak parçasıdır. Ziraat alanının ölçüsü olarak kullanılan bu tanım, yerel veya geleneksel dönüm ölçülerinden bağımsız olarak Kanunda sabitlenmiştir.
Ürün verecek hale gelmiş ağaç
Ağaçlı ziraat türlerinde yalnızca dikilmiş olan ağaçların değil, ürün verme dönemine girmiş ağaçların sayılmasını ifade eder. Ürün vermeyen genç ağaçlar bu ölçüye dahil edilmez.
Özellik gösteren ziraat nevi
Standart birimlerle ölçülmesi uygun olmayan, mahiyeti gereği farklı bir ölçüye ihtiyaç duyan ziraat türleridir. Bu türler için birim, Maliye ve Tarım Bakanlıklarınca birlikte belirlenir.

Ziraat birimleri: hangi şartlar aranır?

  • Ziraat faaliyetinin Kanunda sayılan ziraat türlerinden birine girmesi gerekir: tarla, bağ, sebze ziraati ve ormancılık için dönüm, ağaçlı ziraat için ürün verecek hale gelmiş ağaç sayısı, hayvancılık için hayvan sayısı birim olarak alınmalıdır.
  • Ölçü olarak ağaç kabul edilen ziraatlerde yalnızca ürün verecek hale gelmiş ağaçlar sayılmalıdır.
  • Özellik gösteren bir ziraat nevi söz konusuysa, Maliye ve Tarım Bakanlıklarınca bu nevin mahiyetine uygun olarak müştereken belirlenmiş bir birim kullanılmalıdır; bu birim Bakanlıklarca belirlenmeden ayrı bir birim uydurulamaz.
  • Alan ölçüsü olarak kullanılan dönüm, bin metrekare olarak hesaplanmalıdır.

Ziraat birimleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Ziraat faaliyetinin ölçüsü, Kanunda sayılan birimlerle ifade edilir ve vergi tespitinin dayanağı bu birimler olur.
  • Ağaçlı ziraatte ürün vermeyen ağaçlar sayıya dahil edilmez; yalnızca ürün verecek hale gelmiş ağaçlar birim olarak alınır.
  • Özellik gösteren bir ziraat nevinde Maliye ve Tarım Bakanlıklarınca belirlenen birim kullanılır; bu belirleme yapılmamışsa maddenin ikinci fıkrası uyarınca tek taraflı bir ölçü kabul edilemez.
  • Alan ölçüsü bin metrekare esasına göre hesaplanır; yerel ölçü birimleri Kanun uygulamasında geçerli sayılmaz.
  • Maddede yaptırım, ceza veya matrah hesabının kendisi düzenlenmemiştir; bu birimler diğer vergi hükümleriyle birlikte uygulanır.

Alan ölçüsü / ağaç sayısı / hayvan sayısı: fark nedir?

Tarla, bağ, sebze ziraati ve ormancılıkta birim dönümdür; ölçüt ekilen veya kaplanan alanın büyüklüğüdür.

Ağaç kabul edilen ziraatlerde birim ürün verecek hale gelmiş ağaç sayısıdır; hayvancılıkta ise hayvan sayısıdır.

Her ziraat dalında birim farklı olduğundan matrah tespiti de dala göre farklı yapılır; bir dalın birimi diğerine uygulanamaz.

Kanunda sayılan birimler ile özellik gösteren ziraat nevileri arasındaki fark nedir?

Kanunda açıkça sayılan üç birim, doğrudan uygulanır.

Kanunda sayılmayan ve mahiyeti gereği farklı ölçü gerektiren nevilerde, Maliye ve Tarım Bakanlıklarının müşterek belirlemesi gerekir.

Özel nevi için birim ancak bu iki bakanlığın ortak düzenlemesiyle belirlenebilir; ilgili bakanlıklardan biri tek başına birim koyamaz.

Kanundaki dönüm ile yerel dönüm ölçüleri arasındaki fark nedir?

Bu Kanunun uygulanmasında dönüm bin metrekaredir.

Bölgesel veya geleneksel ölçü birimleri (yerel dönüm gibi) Kanunun bu tanımını değiştirmez.

Vergi matrahında alan, yerel ölçü yerine bin metrekarelik dönüme çevrilerek hesaplanır.

Ziraat birimleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dönümü yerel veya geleneksel ölçüye göre hesaplamak; Kanun tanımı olan bin metrekareyi esas almak gerekir.
  • Ürün vermeyen genç ağaçları da sayıya katmak; yalnızca ürün verecek hale gelmiş ağaçlar birim kabul edilir.
  • Özellik gösteren bir ziraat nevinde Maliye Bakanlığı veya Tarım Bakanlığı'nın tek başına koyduğu birimi yeterli saymak; birim iki bakanlığın müşterek belirlemesiyle oluşur.
  • Bir dalın birimini (örneğin dönüm) hayvancılık veya ağaçlı ziraat gibi başka bir dala aynen uygulamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Ziraat faaliyetinin hangi birime tabi olduğunu ve birim miktarını beyan eden mükellef, bu bilgiyi kayıt ve belgelerle ortaya koymalıdır; birimin miktarını ileri süren taraf onu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alanın dönüm olarak ölçülmesinde kadastro kayıtları, tapu ve ölçü belgeleri kullanılabilir; ölçünün bin metrekareye çevrilmesi hesap meselesidir.
  • Ağaçlı ziraatte ürün verecek hale gelmiş ağaç sayısının iddia edilmesi halinde, bu sayının ispatı bilirkişi incelemesi ve arazi kayıtlarıyla yapılabilir.
  • Özellik gösteren bir nevi için birim iddiası ileri sürüldüğünde, Maliye ve Tarım Bakanlıklarının müşterek belirlemesinin varlığı ilgili düzenleme ile ispat edilmelidir; bu belirleme yoksa birim tartışmalı kalır.

VUK m.48 — Tasdik ve ilan

Bu madde, zirai kazancın tespitinde esas alınan zirai kazanç ölçülerinin hangi usulle yürürlüğe gireceğini ve nasıl yayımlanıp duyurulacağını düzenler. Ölçülerin Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe girmesi, Resmi Gazete'de yayımlanması ve bölge bazında valiliklere gönderilmesi ile valiliklerce köy ve mahalle ihtiyar kurullarına ile maliye teşkilatına tebliğ edilmesi bu kapsamdadır. Madde, zirai kazancın vergilendirilmesine ilişkin esasları ve ölçülerin içeriğini düzenlemez; kazancın götürü tespiti ve zirai gelir vergisinin hesabı ayrı maddelerde yer alır. Ölçülerin hangi bölgelerde ve hangi üretim türleri için belirlendiği, ölçüye itirazın ve düzeltmenin usulü, ayrıca zirai kazancın defter ve belgelerle tespiti bu maddenin dışındadır.

Tasdik ve ilan: hangi kavramlar bilinmeli?

Zirai kazanç ölçüleri
Tarımsal üretimden elde edilen kazancın, üretim türüne ve bölgeye göre önceden belirlenmiş birim değerler üzerinden hesaplanmasını sağlayan ölçülerdir. Bölgeye ait ölçüler ayrı ayrı belirlenir ve her bölge için ayrı gönderilir.
Cumhurbaşkanı kararı
Zirai kazanç ölçülerinin yürürlüğe girmesi için gereken yetkili işlemdir. Ölçüler bu karar ile onaylanmadan yürürlük kazanmaz.
Valilik
Onaylanan bölge ölçülerini alan ve bunları köy ile mahalle ihtiyar kurullarına ve maliye teşkilatına tebliğ etmekle görevli taşra idaresidir.
Köy ve mahalle ihtiyar kurulu
Bölgedeki zirai kazanç ölçülerinin tebliğ edildiği yerel kuruldur. Bu kurulların tebliğ almaları, ölçülerin yerel düzeyde bilinmesini sağlamaya yöneliktir.

Tasdik ve ilan: hangi şartlar aranır?

  • Zirai kazanç ölçülerinin Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanması gerekir.
  • Onaylanan ölçülerin Resmi Gazete'de yayımlanması gerekir; yayım yürürlük için aranan şekil olarak bu maddede düzenlenmiştir.
  • Her bölgeye ait ölçülerin ilgili valiliklere gönderilmesi gerekir.
  • Valiliklerin bu ölçüleri en kısa zamanda köy ve mahalle ihtiyar kurullarına ve maliye teşkilatına tebliğ etmesi gerekir.

Tasdik ve ilan: hangi sonuçları doğurur?

  • Zirai kazanç ölçüleri Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanmadan yürürlüğe girmez.
  • Onaylanan ölçüler Resmi Gazete'de yayımlanır.
  • Bölgeye ait ölçüler ilgili valiliklere gönderilir ve valiliklerce köy ve mahalle ihtiyar kurullarına ile maliye teşkilatına tebliğ edilir.
  • Madde, ölçülerin tebliğ edilmemesinin veya Resmi Gazete'de yayımlanmamasının sonucunu açıkça düzenlemez.

Yürürlük ile yayım arasındaki fark nedir?

Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanma, ölçülerin hukuken yürürlüğe girmesini sağlayan işlemdir.

Resmi Gazete'de yayım, onaylanan ölçülerin kamuya duyurulmasını sağlayan işlemdir.

Madde metni yürürlük için Cumhurbaşkanı kararını, duyuru için Resmi Gazete yayımını ayrı ayrı öngörür; biri diğerinin yerini tutmaz.

Resmi Gazete yayımı ile valilik tebliği arasındaki fark nedir?

Resmi Gazete yayımı genel ve herkese açık duyurudur.

Valilik tebliği, bölgeye özgü ölçülerin yerel kurullara ve maliye teşkilatına iletilmesidir.

Bölge ölçülerinin ilgili kurullara tebliği, Resmi Gazete yayımının yerine geçmez; iki işlem birlikte yürütülür.

Tasdik ve ilan: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Valiliğe gönderilip tebliğ edilmiş olmanın, Cumhurbaşkanı kararı ve Resmi Gazete yayımı yerine geçtiğini sanmak; üç unsur ayrı ayrı aranır.
  • Tebliğ süresini sabit bir gün sayısı gibi okumak; maddede somut bir süre yoktur, en kısa zaman ölçütü vardır.

Nasıl ispat edilir?

  • Ölçülerin yürürlüğe girdiğini iddia eden idare, Cumhurbaşkanı kararının varlığını ve Resmi Gazete'de yayımlandığını belgeyle ortaya koymalıdır.
  • Bölgeye ait ölçülerin valiliğe gönderildiği ve valilik tarafından tebliğ edildiği, ilgili yazışma ve tebliğ belgeleriyle gösterilir.

VUK m.49 — Uygulama süresi

Madde, zirai kazanç ölçülerinin ne kadar süreyle geçerli olacağını düzenler. Ölçülerin üç yıllık geçerlilik süresini, destekleme alımına konu ürünlerde en son açıklanan fiyatların esas alınmasını ve Zirai Kazançlar Merkez Komisyonunun, ölçülerin dayanağı unsurlarda önemli değişiklik olması hâlinde uygulama süresini kısaltma yetkisini belirler. Maddenin uygulanması, zirai kazancın takdir yoluyla tespitinde ölçülerin kullanıldığı mükellefler bakımından söz konusudur. Madde, ölçülerin içeriğini, yani verim, fiyat ve gider kalemlerinin nasıl belirleneceğini düzenlemez; bu konu maddenin dayanağı olan ilgili hükümlerde yer alır. Takdir komisyonlarının kararlarına karşı dava açma usulü ile dava süreleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (mükerrer 49. madde). Kanun koyucunun vergi tarhına ilişkin zamanaşımı ve tarh süreleri de bu maddede düzenlenmemiştir.

Uygulama süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

Zirai kazanç ölçüleri
Tarımsal faaliyetten elde edilen kazancın takdiren belirlenmesinde kullanılan, mahsul ve faaliyet türlerine göre hazırlanmış ölçü değerleridir. Ölçüler, ürünlerin satış fiyatı ve üretim unsurlarına dayanılarak tespit edilir.
Destekleme alımı
Resmi kuruluşlar veya birliklerce satış fiyatı tespit edilerek ilan edilen ürünler için kullanılan kavramdır. Bu ürünlerde ölçüler, her yıl açıklanan en son fiyatlara göre belirlenir; fiyat tespit ve ilanı yapılmayan ürünler bu kapsamda değildir.
Zirai Kazançlar Merkez Komisyonu
Zirai kazanç ölçülerini tespit eden ve uygulama süresini kısaltmaya yetkili merkezi komisyondur. Komisyonun kısaltma kararı, bütün ölçülerde değil, komisyonun lüzumlu gördüğü faaliyet ve mahsul türleri bakımından verilir.
Önemli değişiklik
Ölçülerin tespitine esas olan unsurlarda meydana gelen, ölçülerin geçerliliğini etkileyecek nitelikteki değişikliktir. Değişikliğin varlığı, uygulama süresinin kısaltılmasının ön koşuludur.

Uygulama süresi: hangi şartlar aranır?

  • Zirai kazanç ölçülerinin üç yıl için tespit edilmiş olması gerekir.
  • Satış fiyatı resmi kuruluşlar veya birliklerce tespit ve ilan edilmiş bir destekleme alımı ürünü söz konusuysa, ölçüde her yıl açıklanan en son fiyatların esas alınması gerekir.
  • Ölçülerin tespitine esas olan unsurlarda önemli değişiklik vukuu anlaşılmalıdır.
  • Zirai Kazançlar Merkez Komisyonu, uygulama süresini kısaltmak için lüzum görmelidir.
  • Kısaltılan süre, bir yıldan aşağı olmamalıdır.
  • Kısaltma, komisyonun lüzumlu gördüğü zirai faaliyet ve mahsul nevileri ile sınırlı olmalıdır.

Uygulama süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Destekleme alımı ürünlerinde ölçülerin satış fiyatı, her yıl açıklanan en son fiyatlara göre belirlenir.
  • Ölçülerin tespitine esas unsurlarda önemli değişiklik anlaşılır ve Merkez Komisyonu kısaltma kararı verirse, uygulama süresi kısalır.
  • Kısaltma süresi bir yıldan aşağı olamaz.
  • Kısaltma kararı, komisyonun lüzumlu gördüğü faaliyet ve mahsul türleri ile sınırlıdır; diğer türlerde üç yıllık süre devam eder.
  • Önemli değişiklik anlaşılmaz veya komisyon kısaltma yetkisini kullanmazsa ölçüler üç yıl boyunca uygulanır.
  • Madde, ölçülerin uygulanmasının sonucunda doğan vergi tarhı veya ihtilafa ilişkin hüküm içermez.

Üç yıllık genel süre ile destekleme alımı ürünü arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak ölçüler üç yıl boyunca aynı kalır ve bu süre içinde değişmez.

Destekleme alımı kapsamındaki ürünlerde satış fiyatı her yıl açıklanan en son fiyatlarla belirlenir.

Destekleme alımı ürününde üç yıllık sabitlik, fiyat bakımından yıllık güncellemeyle delinir.

Kendiliğinden geçerlilik ile komisyon kısaltması arasındaki fark nedir?

Ölçülerin üç yıl sonra kendiliğinden geçerliliğini yitirmesi, madde metninde süre sonu olarak öngörülmüştür.

Önemli değişiklik hâlinde Merkez Komisyonunun uygulama süresini kısaltması, kararın ilgili faaliyet ve mahsul türleri için verilmesi ile mümkündür.

Kısaltma yetkisi kullanılırsa geçerlilik süresi bir yıldan kısa olmamak üzere daralır; kısaltma tüm ölçüleri kapsamaz.

Uygulama süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kısaltma yetkisini tüm ölçüler için geçerli saymak; kararın yalnızca komisyonun lüzumlu gördüğü faaliyet ve mahsul türleri için verildiğini gözden kaçırmak.
  • Kısaltılan sürenin bir yıldan kısa olabileceğini düşünmek; metin bir yıldan aşağı olmamayı açıkça öngörür.
  • Destekleme alımı ürünlerinde üç yıllık süreyi uygulayıp yıllık en son fiyatları dikkate almamak.
  • Her fiyat değişikliğini önemli değişiklik saymak; metin ölçülerin tespitine esas unsurlarda önemli değişikliği arar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Takdir komisyonu kararlarına karşı dava açabilecek kişiler ve süreler mükerrer 49. maddede belirlenmiş olup, bu konu ayrıca ele alınmaktadır. (9. Daire, 2006/2651 E., 2006/3101 K., 13.07.2006; 9. Daire, 2007/385 E., 2007/656 K., 28.02.2007)
  • Mükerrer 49. maddenin (b) fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmeden önceki dava açma usulüne ilişkin kararlar, değişiklik öncesi metni yorumlamaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/14 E., 2023/2 K., 15.02.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ölçülerin üç yıl sonra geçerliliğini yitirdiğini veya kısaltıldığını iddia eden taraf, bu iddiayı ilgili komisyon kararı ile ispatlar.
  • Önemli değişiklik iddiası, ölçülerin tespitine esas unsurlardaki değişikliğin belgelerle ortaya konmasını gerektirir; bu yük, kısaltma sonucunu ileri süren tarafa aittir.
  • Destekleme alımı ürününde en son açıklanan fiyatın esas alındığı iddia edilirse, resmi fiyat ilanı belgesi ile ispat yapılır.
  • Karşı taraf, ölçülerin hâlâ geçerli olduğunu ve kısaltma kararı bulunmadığını savunursa, komisyon kararının yokluğunu ilgili kurumdan belgelerle göstermesi yeterlidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.49: Bu madde, mükerrer 49. maddenin takdir komisyonlarının kararlarında kullandığı ölçülerin geçerlilik süresini belirler; mükerrer 49. madde ise takdir komisyonu kararlarına karşı dava usulünü düzenler.
  • 213 sayılı Kanun mükerrer m.49: Ölçülerin uygulanmasıyla ilgili takdir komisyonu kararlarına karşı dava açma usulü ve süreleri bu maddede düzenlenmiştir; kapsamda ayrı bir konu olarak anılmıştır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir aym.42Üyelerin Komisyon Başkanının talebi üzerine bir ay içinde seçilmemesi halinde, üyeler komisyon başkanının teklifi üzerine vali tarafından seçilir.
üç aym.42Komisyon, defterdarın yazılı isteği tarihinden başlayarak üç ay içinde takdir işini tamamlar, lüzum görülen yerlerde ve hallerde bu süre Maliye Bakanlığınca bir yıla kadar uzatılabilir.
bir yılam.42Komisyon, defterdarın yazılı isteği tarihinden başlayarak üç ay içinde takdir işini tamamlar, lüzum görülen yerlerde ve hallerde bu süre Maliye Bakanlığınca bir yıla kadar uzatılabilir.
bir aym.43Vergi daireleri, Bakanlıktan gelen bu cetvelleri, bir ay süre ile, dairelerinin uygun bir yerine asmak suretiyle ilan ederler.
üç yılm.44Götürü ücretler, götürü ticaret ve serbest meslek kazançları ve ortalama kar hadleri üç yıl uygulanır.
bir yıldanm.44Şu kadar ki, bunlarda önemli değişiklikler vuku bulduğu takdirde Maliye Bakanlığı bu süreyi bir yıldan aşağı olmamak şartiyle kısaltabilir.
bir yıldam.45Yıllık istihsal değeri: Ortalama randıman ve ortalama satış fiyatı ölçülerine göre her ziraat biriminden bir yılda elde edileceği hesaplanan mahsul değerinin işletmede veya işletmelerde mevcut ziraat birimi sayıları ile çarpılması…
üç yılm.49(Değişik: 4/12/1985-3239/3 md.) Zirai kazanç ölçüleri üç yıl için tespit olunur.
bir yıldanm.49Diğer taraftan ölçülerin tespitine esas olan unsurlarda önemli değişiklikler vukubulduğunun anlaşılması halinde, Zirai Kazançlar Merkez Komisyonu, bu ölçülerin uygulama süresini lüzumlu gördüğü zirai faaliyet ve mahsul nevileri için bir…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

25 karar
  1. 2018/7 E., 2018/80 K., 05.07.2018
    İlgili madde: m.47
  2. 1985/20 E., 1986/30 K., 24.12.1986
    İlgili madde: m.48
  3. 12. Ceza Dairesi, 2025/7083 E., 2026/1193 K., 10.02.2026
    İlgili madde: m.44
  4. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/14 E., 2023/2 K., 15.02.2023
    İlgili madde: m.49
  5. 4. Daire, 2021/8103 E., 2022/8754 K., 21.12.2022
    İlgili madde: m.38
  6. 13. Daire, 2022/2988 E., 2022/3088 K., 14.09.2022
    İlgili madde: m.47
  7. 13. Daire, 2022/2869 E., 2022/3089 K., 14.09.2022
    İlgili madde: m.47
  8. 3. Daire, 2021/658 E., 2022/557 K., 10.02.2022
    İlgili madde: m.38
  9. 4. Daire, 2016/15559 E., 2021/1964 K., 31.03.2021
    İlgili madde: m.38
  10. 4. Daire, 2016/15558 E., 2021/1962 K., 31.03.2021
    İlgili madde: m.38
Diğer 15 karar
  1. 4. Daire, 2016/15470 E., 2021/1963 K., 31.03.2021
    İlgili madde: m.38
  2. 11. Ceza Dairesi, 2013/750 E., 2014/18292 K., 04.11.2014
    İlgili madde: m.43
  3. 11. Ceza Dairesi, 2012/28911 E., 2014/17619 K., 28.10.2014
    İlgili madde: m.43
  4. 11. Ceza Dairesi, 2012/27628 E., 2014/13335 K., 03.07.2014
    İlgili madde: m.43
  5. 11. Ceza Dairesi, 2012/26112 E., 2014/11242 K., 09.06.2014
    İlgili madde: m.43
  6. 11. Ceza Dairesi, 2011/10745 E., 2013/8105 K., 16.05.2013
    İlgili madde: m.43
  7. 11. Ceza Dairesi, 2012/1985 E., 2012/2856 K., 05.03.2012
    İlgili madde: m.43
  8. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2011/478 E., 2012/13 K., 25.01.2012
    İlgili madde: m.49
  9. 9. Daire, 2010/5637 E., 2011/116 K., 19.01.2010
    İlgili madde: m.49
  10. 9. Daire, 2007/385 E., 2007/656 K., 28.02.2007
    İlgili madde: m.49
  11. 9. Daire, 2006/2651 E., 2006/3101 K., 13.07.2006
    İlgili madde: m.49
  12. 3. Daire, 1993/217 E., 1994/954 K., 29.03.1994
    İlgili madde: m.42
  13. 5. Daire, 1989/485 E., 1989/459 K., 21.03.1989
    İlgili madde: m.45
  14. Genel Kurul, 2020/11509 E., 29.02.2024
    İlgili madde: m.49
  15. Genel Kurul, 2019/17103 E., 12.10.2023
    İlgili madde: m.36

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 04.12.1985 (m.49).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1.1. Vergilendirme bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış