TTK › Ticaret şirketleri › Kollektif şirket › Şirketin sona ermesi ve ortağın ayrılması

Sona erme, özel durumlar ve kişisel alacaklıların durumu

TTK m.243–249Ticaret Hukuku

Kısaca

TTK m.243, kollektif şirketin kendiliğinden sona erme (infisah) hallerini sayar. TTK m.244, şirket sözleşmesinde yer alan genel nitelikli "infisah sebeplerinden biri varsa şirket sona ermez" türündeki hükmün geçersizliğini düzenlemekte, buna karşılık sözleşmede belirli fesih sebeplerinin şirketin sona ermesine yol açmayacağının kabul edilebilmesine imkân tanımaktadır.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.243–249 hükümlerini kapsar.

TTK m.243 — Genel olarak

TTK m.243, kollektif şirketin kendiliğinden sona erme (infisah) hallerini sayar. Madde, TBK m.639 ve m.640'ta öngörülen sebeplere atıf yaparak bunları da kapsar ve bu sebeplerden birinin gerçekleşmesiyle şirketin sona ereceğini düzenler. Kapsanan haller; şirketin iflası, sermayenin tamamının veya üçte ikisinin kaybı, diğer bir şirketle birleşme, mahkeme kararıyla fesih ve ortaklardan birinin iflasıdır. Madde, kollektif şirketin sona ermesinin hukuki sonuçlarını, yani tasfiyeyi ve unvan değişikliğini düzenlemez (m.269 ve devamı). Ortakların iradi fesih kararını (m.245 ve devamı), ortaklıktan çıkarmayı (m.254) ve ortağın sona eren şirket dolayısıyla doğan sorumluluğunu ve zamanaşımını da düzenlemez.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

İnfisah
Kanunda ya da sözleşmede öngörülen bir sebebin gerçekleşmesiyle, ayrıca bir işlem yapılmasına gerek kalmadan şirketin kendiliğinden sona ermesidir. Madde metni bu kavramı kullanmasa da kollektif şirketin sona ermesi bu anlamda infisahtır.
Konkordato
Borçlunun alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden düzenlediği iflas yerine geçen yoldur. Konkordatoyla sonuçlanmış olsa bile şirketin iflası, madde bakımından infisah sebebidir.
Sermayenin üçte ikisinin kaybı
Şirket sermayesi ile kanuni yedek akçelerin toplamının zarar sebebiyle karşılıksız kalmasıdır. Kaybın tespiti bilanço üzerinden yapılır; kayıp tek başına sona erme doğurmaz, ortakların tamamlama ya da yetinme kararı vermemesi gerekir.
Sermayenin tamamlanması veya geri kalan sermaye ile yetinme
Sermaye kaybı halinde ortakların sermayeyi tamamlamaya ya da mevcut sermaye ile devam etmeye karar vermesidir. Bu karar, sözleşme değişikliği niteliğinde olduğundan oybirliği ile alınmalıdır.
Ortağın iflası
Ortaklardan birinin şirket dışı nedenle iflas etmesidir. Bu hâl kendiliğinden infisah doğurur, ancak diğer ortaklar m.254 uyarınca iflas eden ortağı çıkararak şirketi koruyabilir.
Haklı sebeple mahkeme kararıyla fesih
Madde (d) bendinde, tescil ve ilan yükümlülüğüne uyulmadığında ortağın istemi üzerine mahkemece verilen fesih kararıdır. Ortağın noter aracılığıyla diğer ortaklara uygun süreli ihtar göndermiş olması şarttır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin, TBK m.639 ve m.640'ta öngörülen sebeplerden ya da madde metnindeki (a)-(e) bentlerinden birinin gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Birinci bent (iflas) için şirketin iflasına karar verilmiş olması gerekir; konkordatoyla sonuçlanmış olması bu sonucu değiştirmez.
  • İkinci bent (sermaye kaybı) için sermaye ile kanuni yedek akçelerin toplamının üçte ikisinin ya da tamamının zarar sebebiyle karşılıksız kalmış olması gerekir.
  • Sermaye kaybı halinde ortakların sermayeyi tamamlamaya veya geri kalan sermaye ile yetinmeye karar vermemiş olması gerekir.
  • Üçüncü bent (birleşme) için şirketin başka bir şirketle birleşmiş olması gerekir; birleşmenin tescille geçerlilik kazanması esastır.
  • Dördüncü bent (mahkeme kararıyla fesih) için tescil ve ilanın 215. madde süresi içinde ya da sonra yapılmamış olması gerekir.
  • Dördüncü bentte ortağın istemi, bu ortağın noter aracılığıyla diğer ortaklara uygun bir süreyi içeren ihtarı ve mahkemenin feshe karar vermesi gerekir.
  • Beşinci bent (ortağın iflası) için ortaklardan birinin şirket dışı nedenle iflas etmiş olması gerekir; 254. madde hükmü saklıdır.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde metnindeki sebeplerden biri gerçekleştiğinde şirket kendiliğinden sona erer ve ayrıca bir fesih işlemine gerek yoktur.
  • İflas bendinde şirket konkordatoyla sonuçlanmış olsa bile iflas kararıyla sona erer.
  • Sermaye kaybında ortaklar karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer; karar verilirse şirket devam eder.
  • Birleşme bendinde şirket devralan olarak birleşmeye katılırsa sona ermez; devrolunan olarak katılırsa sona erer.
  • Mahkeme kararıyla fesih bendinde ihtarda belirlenen süre içinde tescil ve ilan yapılırsa fesih davası sonuçsuz kalır.
  • Ortağın iflası bendinde diğer ortaklar m.254 uyarınca iflas eden ortağı çıkarabilirler; bu hakkı sözleşmeyle kaldırmak mümkündür.
  • Madde, sebeplerin gerçekleşmesiyle doğan sona ermeyi yalnız mahkeme kararına bağlayan hallerle sınırlı değildir; şirket sözleşmesi de infisah sebepleri koyabilir, ancak kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.
  • Madde 'saklı kalmak kaydıyla' ifadesiyle 253. ve 254. maddeleri saklı tutar; bu nedenle ortak ölümü ve ortağın çıkarılması ayrıca değerlendirilir.

Şirketin iflası ile ortağın iflası arasındaki fark nedir?

Şirketin iflası, kollektif şirketin kendi tüzel kişiliği bakımından iflasıdır ve (a) bendi uyarınca doğrudan infisah sebebidir.

Ortağın iflası, ortaklardan birinin kişisel iflasıdır ve (e) bendi uyarınca infisah sebebidir.

Ortağın iflasında diğer ortaklar, m.254 uyarınca iflas eden ortağı çıkararak şirketin sona ermesini önleyebilir; şirket iflasında bu seçenek yoktur.

Sermaye kaybı ile sermayenin tamamlanması arasındaki fark nedir?

Sermaye kaybı, sermaye ile kanuni yedek akçelerin toplamının üçte ikisinin ya da tamamının karşılıksız kalmasıdır.

Sermayenin tamamlanması veya geri kalan sermaye ile yetinme, ortakların kayba karşı aldığı karardır.

Ortaklar karar vermezse şirket kendiliğinden sona erer; karar alınırsa şirket devam eder ve bu karar oybirliğiyle alınmalıdır.

(b) bendi ile (d) bendi arasındaki fark nedir?

(b) bendinde sona erme, ortakların bir kararının eksikliğine bağlı olarak kendiliğinden gerçekleşir.

(d) bendinde sona erme, ortağın istemi, ihtar ve mahkeme kararına bağlıdır.

(d) bendinde mahkeme kararı gerekir ve kendiliğinden infisah söz konusu değildir; (b) bendinde ise mahkeme kararı aranmaz.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Konkordatoyla sonuçlanan iflası, konkordato nedeniyle sona ermemiş saymak; madde metni konkordatoya rağmen iflası infisah sebebi olarak düzenler.
  • Sermaye kaybını kendiliğinden infisah saymak; sermaye kaybı ancak ortakların tamamlama ya da yetinme kararı vermemesiyle sona erme doğurur.
  • Ortağın iflasını şirketin iflası gibi değerlendirmek; ortağın iflası halinde m.254 uyarınca çıkarma yoluyla şirket korunabilir.
  • (d) bendinde mahkeme kararı aranmadan sona ermiş saymak; bu bentte fesih için mahkeme kararı gerekir.
  • (d) bendinde ihtarın uygun süre içermesi ve noter aracılığıyla gönderilmesi koşullarını atlamak.
  • Birleşmede şirketin her hâlde sona erdiğini varsaymak; kollektif şirket devralan olarak katılırsa sona ermez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Sürenin dolması ve fesih ihtarı birlikte değerlendirildiğinde, süre dolmuş ve ortaklar en geç 15 günlük bir süre içinde fesih iradesini ortaya koymuşsa, şirketin süre dolumu nedeniyle feshedildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/6962 E., 2024/5449 K., 02.07.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Şirketin infisah sebebinin gerçekleştiğini iddia eden taraf, bu sebebi ispatlamakla yükümlüdür.
  • İflas hâlinde iflas kararı ya da ilgili ticaret sicili kaydı, şirketin iflasını gösteren belge olarak kullanılır.
  • Sermaye kaybında kayba ilişkin bilanço ve genel kurul kararı, ortakların tamamlama ya da yetinme kararı vermediğini gösterir; kararın bulunmaması ortakların aleyhinedir.
  • (d) bendinde ortağın tescil ve ilan yapılmadığını, uygun süreli ihtarı noter aracılığıyla gönderdiğini ispatlaması gerekir.
  • Birleşmede birleşmenin ticaret siciline tescil edildiğine dair sicil kaydı esas delildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.253: Ortaklardan birinin ölümü veya kısıtlanması hâlinde şirketin devamı ya da sona ermesini düzenler; madde bu hükmü saklı tutar.
  • 6102 sayılı Kanun m.254: İflas eden ortağın çıkarılmasını düzenler; (e) bendindeki infisahı önleyen yoldur ve madde bunu saklı tutar.
  • 6102 sayılı Kanun m.215: Tescil ve ilan süresini belirler; (d) bendindeki mahkeme kararıyla fesih sebebinin zaman koşuludur.
  • 6098 sayılı Kanun m.639: Adi ortaklıkta sona erme sebeplerini düzenler; 243. madde bu hükme atıf yaparak kollektif şirket için uygulanmasını sağlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.640: Adi ortaklıkta sona erme sebeplerine ilişkin ek hükümleri içerir; 243. madde bu hükme de atıf yapar.
  • 6102 sayılı Kanun m.137: Birleşmede kollektif şirketin devralan ya da devrolunan olabileceğini düzenler; (c) bendinin sona erme sonucunun belirlenmesinde bu ayrım gerekir.
  • 6102 sayılı Kanun m.245: Ortakların ve mahkemenin fesih kararını düzenler; 243. madde ile birlikte infisah ile iradi fesih ayrımını belirler.

TTK m.244 — İstisnalar

Madde, şirket sözleşmesinde yer alan genel nitelikli "infisah sebeplerinden biri varsa şirket sona ermez" türündeki hükmün geçersizliğini düzenlemekte, buna karşılık sözleşmede belirli fesih sebeplerinin şirketin sona ermesine yol açmayacağının kabul edilebilmesine imkân tanımaktadır. Anonim ve limited şirketler dahil, sözleşme ile kurulan ve TTK'ya tabi sermaye şirketlerinin sözleşme düzenlemesi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: fesih ve infisah sebeplerinin tek tek sayımı (ilgili şirket türü hükümlerinde düzenlenmiştir), şirketin fesih davası ve tasfiyesi, ve şirket sözleşmesinin genel geçerlilik koşulları (TTK m.1-2 ve TBK hükümleri kapsamında değerlendirilir).

İstisnalar: hangi kavramlar bilinmeli?

Infisah sebebi
Şirketin sona ermesine yol açan olay veya durumdur. Kanunda ve şirket sözleşmesinde öngörülen fesih sebeplerinin tamamını ifade eder.
Genel nitelikli infisah hükmü
Hangi infisah sebebinin gerçekleştiğine bakılmaksızın şirketin sona ermeyeceğini öngören, belirli bir sebebe bağlanmamış sözleşme hükmüdür. Madde bu tür hükmü geçersiz sayar.
Belirli fesih sebebi
Sözleşmede tek tek adı konularak gösterilen ve bu sebep gerçekleştiğinde şirketin sona ermeyeceği kabul edilen fesih sebebidir. Kanunun emredici hükümlerine aykırı olmaması şarttır.
Emredici hükümler
Taraflarca sözleşmeyle değiştirilemeyen kanun hükümleridir. Belirli fesih sebebinin sona ermeme sonucu doğurması, bu hükümlere aykırı olamaz.

İstisnalar: hangi şartlar aranır?

  • Sözleşmede yer alan hükmün belirli bir veya birkaç fesih sebebine özgülenmiş olması gerekir; genel nitelikli ve hangi sebep olursa olsun şirketin sona ermeyeceğini öngören hüküm geçerli olmaz.
  • Kabul edilen istisnai fesih sebebinin kanunun emredici hükümlerine aykırı olmaması gerekir.
  • Belirli fesih sebebi için sözleşmede açık bir kayıt bulunması gerekir; bu kayıt olmadan sebebin sona ermeme sonucu doğurduğu kabul edilemez.

İstisnalar: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket sözleşmesindeki genel nitelikli infisah hükmü geçersiz olur ve bu hüküm nedeniyle şirket, hangi infisah sebebinin gerçekleştiğine bakılmaksızın sona ermemiş sayılamaz.
  • Belirli bir veya birkaç fesih sebebi sözleşmede gösterilmişse ve emredici hükümlere aykırı değilse, bu sebebin gerçekleşmesi şirketin sona ermesi sonucunu doğurmaz.
  • Emredici hükümlere aykırı bir istisna sözleşmeye konulmuşsa bu kayıt geçersiz olur ve ilgili fesih sebebi kanunda öngörüldüğü gibi sonuç doğurur.

Genel nitelikli hüküm ile belirli sebebe bağlı hüküm arasındaki fark nedir?

Hangi infisah sebebi olursa olsun şirketin sona ermeyeceğini öngören genel hüküm; belirli bir sebep gösterilmemiştir.

Bir veya birkaç belirli fesih sebebinin şirketin sona ermesi sonucu doğurmayacağını öngören hüküm; sebepler sözleşmede tek tek gösterilmiştir.

Genel nitelikli hüküm geçersizdir ve sözleşmeden çıkarılmış sayılır; belirli sebebe bağlı hüküm, emredici hükümlere aykırı değilse geçerlidir.

Emredici hüküm ile sözleşmeyle düzenlenebilen fesih sebebi arasındaki fark nedir?

Kanunun emredici hükümlerine dayanan fesih sebepleri; bunların sona ermeme sonucuna bağlanması mümkün değildir.

Taraflarca sözleşmeyle düzenlenmesi serbest olan fesih sebepleri; bunlar için sona ermeme kaydı konulabilir.

Emredici hükme dayanan sebep için sözleşme kaydı etkisizdir; serbest düzenlenebilen sebep için kayıt geçerli olur.

İstisnalar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Genel nitelikli sona ermeme kaydını belirli sebebe bağlı kayıt gibi geçerli saymak; madde bu tür genel kaydı açıkça geçersiz kılar.
  • Emredici bir kanun hükmüne dayanan fesih sebebinin sözleşme kaydıyla sona ermeme sonucuna bağlanabileceğini varsaymak.
  • Sözleşmede belirli sebep gösterilmeden yapılan istisnanın geçerli olduğunu kabul etmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Sözleşmenin sona ermeme kaydının belirli bir fesih sebebine bağlı olduğunu ileri süren taraf, bunu şirket sözleşmesinin metninden ispatlar; genel nitelikli kayıt iddiası da sözleşme metni ile gösterilir.
  • Belirli bir sebebin sona ermeme sonucu doğurduğunu ileri süren taraf, bu kaydın sözleşmede yer aldığını yazılı sözleşme ile kanıtlamak zorundadır.
  • Kaydın emredici bir kanun hükmüne aykırı olduğunu ileri süren taraf bu aykırılığı ilgili kanun hükmü üzerinden ortaya koyar.

TTK m.245 — Haklı sebepler

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 245. maddesi, kollektif şirkette haklı sebebin genel tanımını ve örnek olarak sayılan haller ile bu hallerden kendisinde fesih sebebi doğan ortağın dava hakkının bulunmadığını düzenler. Madde, kollektif şirket ortaklarının şirketten çıkarılmasını veya şirketin feshini isteyebilmesi için gereken haklı sebep ölçütünü belirler. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: haklı sebeple fesih davasının usulü ve yetkili mahkeme (m.256 ve ilgili hükümler), ortaklık ilişkisinden çıkmanın tasfiye payı ve hesaplaşma sonuçları (m.256 ve m.260 ve devamı), limited şirkette haklı sebeple çıkma (m.638) ve anonim şirkette haklı sebeple fesih (m.531 ve devamı). Haklı sebep düzenlemesinin dava açma süresine ilişkin bir hüküm içermediği de madde metninden anlaşılmaktadır.

Haklı sebepler: hangi kavramlar bilinmeli?

Haklı sebep
Şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel nedenlerin, şirketin faaliyet konusunun gerçekleştirilmesini olanaksızlaştıracak ya da zorlaştıracak şekilde ortadan kalkmasıdır. Kanun bu tanımı yaparken örnek sayım kullanır, tanım kapalı bir liste değildir.
Kuruluşa yol açan sebep
Ortaklığın kurulmasını sağlayan ve ortaklığın varlık nedeni olan fiili veya kişisel durumdur. Haklı sebep, bu sebebin sonradan ortadan kalkmasını ifade eder; yani ortaklığın amacını gerçekleştirmesini engelleyen bir değişiklik aranır.
Asli görev ve borçlar
Ortağın şirket sözleşmesi ve kanun uyarınca şirkete karşı taşıdığı temel yükümlülüklerdir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi (m.245/a-b bendi) haklı sebep oluşturur.
Şirkete ihanet
Ortağın şirketin yönetim işlerinde veya hesaplarının çıkarılmasında sadakat yükümünü ihlal etmesidir. Ortaklar arasındaki güven temelini sarsan davranışları ifade eder.
Ticaret unvanı veya malların kötüye kullanılması
Ortağın kişisel menfaati için şirketin unvanını ya da mallarını amacı dışında kullanmasıdır. Bu durum m.245/c bendi kapsamında sayılır.
Yeteneği ve ehliyetini kaybetme
Ortağın sürekli hastalık veya başka bir sebeple üstlendiği şirket işlerini yapmaya gerekli yeterliliğini yitirmesidir. Kollektif şirkette tüm ortakların yönetime katılması zorunlu olduğu için bu bent kollektif şirkete özgü önemi taşır.

Haklı sebepler: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin kuruluşuna yol açan fiili veya kişisel sebeplerin ortadan kalkmış olması gerekir.
  • Ortadan kalkan bu sebeplerin şirketin işletme konusunun elde edilmesini imkânsız kılacak veya güçleştirecek nitelikte olması gerekir.
  • Ortağın bir fiili veya kişisel durumu, madde 1. fıkranın a, b, c veya d bentlerinde sayılan hallerden birine uymalıdır; bu haller örnek niteliğindedir ve sayılanlar dışında da haklı sebep bulunabilir.
  • Sayılan haller bakımından haklı sebebin oluştuğu ortağın çıkarılması istenebilmesi için bu ortağın kusurlu olmaması aranmaz; ancak (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında fesih sebebi doğurmuş olan ortağın dava hakkı bulunmadığından, bu bentlere dayanılarak dava açılamaz.
  • Haklı sebebin varlığını mahkeme, somut olayın koşullarına göre değerlendirerek tespit eder.

Haklı sebepler: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı sebep varsa ortak, mahkemeden fesih veya çıkma talep edebilir.
  • Haklı sebep bulunmadığında ortağın fesih talebi reddedilir.
  • Madde 2. fıkra gereğince (a), (b) ve (c) bentleri kapsamında fesih sebebi doğmuş ortağın dava hakkı yoktur; bu ortak dava açarsa dava hakkı bulunmadığı için dava kabul edilmez.
  • (d) bendi kapsamındaki yeteneği kaybetme hâlinde ortağın dava hakkı bu sınırlamaya tabi değildir.

(a), (b) ve (c) bentleri ile (d) bendi arasındaki fark nedir?

(a), (b) ve (c) bentleri ortağın kusurlu davranışlarına dayanır.

(d) bendi ortağın hastalık veya başka bir sebeple yeteneğini kaybetmesi gibi kusursuz bir hâle dayanır.

Madde 2. fıkra gereğince yalnızca (a), (b) ve (c) bentleri gereğince fesih sebebi doğmuş ortağın dava hakkı yoktur; (d) bendi bakımından bu sınırlama yoktur.

Madde metninde sayılan haller ile sayılmayan haller arasındaki fark nedir?

Madde 1. fıkrada sayılan haller (a)-(d) bentlerinde yer alır ve bunlar haklı sebep olarak kabul edilir.

Sayılmayan haller, genel tanıma uyan ve dürüstlük kuralı ölçüsünde ağır olan durumlardır.

Sayılmayan haller de haklı sebep kabul edilebilir; ancak bu takdir mahkemeye aittir ve somut olayda değerlendirilir.

Haklı sebepler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Limited şirkete m.245/d bendini doğrudan uygulamak; bu bent kollektif şirkete özgüdür ve limited şirkette yönetim zorunluluğu kalktığı için uygulanamaz.
  • Madde 1. fıkradaki sayımı kapalı liste saymak; haller örnek niteliğindedir ve mahkeme genel tanıma göre başka haller de değerlendirebilir.
  • 2. fıkranın kapsamını genişletmek ve (d) bendine dayanan dava hakkını da kaldırılmış saymak; yasak yalnızca (a), (b) ve (c) bentleri içindir.
  • Ortağın kendi kusuruyla oluşturduğu bir sebebe dayanarak fesih istemek; bu durum dürüstlük kuralına aykırıdır ve haklı sebep sayılmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Haklı sebebin varlığı somut olayın koşullarına göre mahkemece değerlendirilir ve sayılan haller örnek niteliğinde kabul edilmektedir. (Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/837 E., 2021/115 K., 10.02.2021; İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/325 E., 2024/563 K., 09.09.2024)
  • Şirket yönetiminde veya hesaplarında şirkete ihanet, ortaklar arası güven temelini sarsan bir hâl olarak haklı sebep sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1561 E., 2019/1289 K., 10.10.2019)
  • Ortakların ortaklık yükümlerini yerine getirmemesi, şirketin sermaye artırımını engelleyecek ölçüde ise m.245/b kapsamında haklı sebep kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3001 E., 2024/5817 K., 11.07.2024)
  • Haklı sebebin oluşmasında kendi kusuru bulunan ortağın bu sebebe dayanarak çıkarılmasını isteyemeyeceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1561 E., 2019/1289 K., 10.10.2019)
  • Haklı sebep dava yoluyla ileri sürüldüğünde mahkemenin fesih veya çıkarma kararını bu değerlendirmeye göre verdiği görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/1576 E., 2025/196 K., 16.01.2025)
  • Kanun dava açma süresi öngörmediğinden, haklı sebep devam ettiği sürece dava açılabileceği; ancak ortakların dava hakkından feragat ettiği veya ortağın affedildiği hâllerde dava açılamayacağı kabul edilmektedir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/149 E., 2026/131 K., 23.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Haklı sebebe dayanarak fesih veya çıkma talep eden tarafın, ileri sürdüğü sebebin varlığını ispatlama yükü vardır.
  • Ortağın şirket yönetiminde veya hesaplarında ihanet ettiğini ispatlamak için yönetim kayıtları, defterler ve bilirkişi raporu gibi belgeler kullanılabilir.
  • Asli görev ve borçların yerine getirilmediğinin ispatında genel kurul kararları, toplantı davetiyeleri ve katılım kayıtları gibi yazılı deliller önem taşır.
  • Karşı taraf, sebebin kendi kusurundan kaynaklanmadığını veya sebebin ortadan kalktığını ya da affedildiğini ileri sürerse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
  • Haklı sebebin varlığı mahkemece değerlendirilir; bu nedenle tanık ve bilirkişi incelemesi takdir hakkının dayanağını oluşturur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.219: Kollektif ortaklıkta idareci ortağın azli için haklı sebeplerin varlığı gerektiğini ve görevin yerine getirilmesinde basiretsizlik, ağır ihmal veya yönetimde iktidarsızlık gibi hallerin haklı sebep sayılacağını düzenler.
  • 6102 m.255: Şirketin sona ermesi sonucunu doğuran haklı sebeplerin bir ortağın durumundan kaynaklanabilmesi hâlinde, diğer ortakların o ortağı çıkarıp şirketin devamına karar verebileceğini düzenler.
  • 6102 m.256: Süresiz şirkette fesih ihbarında bulunan ortağın çıkarılması ve şirketin kalan ortaklarla devamı ile ortağın şahsi alacaklısının itirazı hâlinde borçlu ortağın çıkarılmasını düzenler.
  • 6102 m.638: Limited şirkette haklı sebeplerle çıkma hakkını mahkeme yoluyla kullanılabilir kılar; m.245'in limited şirkete uygulanmasının sınırını belirler.
  • 6102 m.640: Limited şirkette ortağın haklı sebeple şirketten çıkarılmasını şirketin talep edebilmesini düzenler.

TTK m.246 — Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi

Madde, sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi hâlinde ortağa karşı fesih davasının açılabilmesi için gereken ön işlemi düzenler: noter aracılığıyla gönderilecek, uygun bir süre veren ve borcun ifası ihtarını içeren ihbar. Hüküm, sermaye koyma borcunu ifa etmeyen ortağın bulunduğu şirketlerde ve bu ortağa karşı fesih davası açılması hâlinde uygulanır. Maddenin kapsamı dışında kalanlar: fesih davasının kendisi, davanın hangi şirket türlerinde ve kimler tarafından açılabileceği, ıskat (pay sahibinin ortaklıktan çıkarılması) ve temerrüt faizi gibi sermaye borcuna özgü diğer yaptırımlar ile zamanaşımı. Bu konular ilgili diğer maddelerde ve ilgili kanun hükümlerinde düzenlenmiştir.

Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Sermaye koyma borcu
Ortağın şirkete ortaklık ilişkisi gereği taahhüt ettiği ve ödemesi gereken sermaye katkısıdır. Borcun ifa edilmemesi hâlinde bu madde uygulama alanı bulur.
Fesih davası
Sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen ortağın ortaklıktan çıkarılmasını ya da ortaklık ilişkisinin sona erdirilmesini isteyen dava türüdür. Madde bu davanın açılmadan önceki ön koşulunu düzenler.
Noter aracılığıyla ihbar
Fesih davasının ön koşulu olarak ortağa gönderilen, noter eliyle tebliğ edilen yazılı bildirimdir. İhbarın içeriği kanunda sınırlı olarak belirtilmiştir.
Uygun süre
Ortağın sermaye borcunu yerine getirebilmesi için tanınan, somut olayın koşullarına göre belirlenen makul ve yeterli mühlettir. Kanun sabit bir gün sayısı vermemiştir.
İfa ihtarı
İhbarın içinde yer alan ve verilen süre içinde borcun yerine getirilmesi gerektiğini ortağa bildiren unsurdur. Bu ihtar olmadan ihbar, maddenin aradığı nitelikte sayılmaz.

Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin, sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen bir ortağa karşı fesih davası açmayı düşünmesi gerekir; ön işlem bu davanın açılabilmesi için zorunludur.
  • Fesih davasından önce ortağa noter aracılığıyla bir ihbar gönderilmelidir.
  • İhbarda ortağa uygun bir süre verilmelidir.
  • İhbar, verilen süre içinde borcun yerine getirilmesi ihtarını da içermelidir.
  • İhbarın, ortağın borcunu yerine getirmesi için verilen süre dolmadan dava açılmamalıdır; süre dolmadan fesih davası açılması ön koşulu yerine getirmemiş olur.

Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi: hangi sonuçları doğurur?

  • İhbar noter aracılığıyla, uygun süre ve ifa ihtarı içerecek biçimde gönderilirse fesih davası açılması için ön koşul yerine getirilmiş olur.
  • İhbar veya ihtar bulunmazsa fesih davası açılamaz; mahkeme bu eksikliği dava şartı yönünden değerlendirir.
  • Ortak verilen süre içinde borcunu yerine getirirse fesih davası açılması için ön koşul ortadan kalkar.
  • Ortak verilen süre içinde borcunu yerine getirmezse şirket fesih davası açabilir.

Sermaye koyma borcunun ifası ihtarı ile fesih davası için ön koşul arasındaki fark nedir?

Madde, ihtarın ihbarın içinde yer almasını şart koşar; ihtar, ortağa borcunu verilen süre içinde yerine getirmesi gerektiğini bildirir.

Ortağa uygun süre tanıyan ihbar ile yalnızca ihtar içermeyen bildirim aynı nitelikte değildir; madde metni ikisinin birlikte bulunmasını ister.

İhtarı içermeyen bir bildirim, fesih davasının ön koşulunu yerine getirmez ve dava bu nedenle açılamaz.

Noter aracılığıyla ihbar ile diğer tebligat yolları arasındaki fark nedir?

Madde, ihbarın noter aracılığıyla gönderilmesini zorunlu kılar.

Noter dışı bir yolla yapılan bildirim, ortağa ulaşmış olsa bile maddenin şekil koşulunu karşılamaz.

Noter aracılığı olmadan gönderilen ihbar, fesih davası için geçerli ön işlem sayılmaz.

Sermaye koyma borcunun yerine getirilmemesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İhbarı noter dışı bir yolla (adi posta, e-posta veya elden teslim) göndermek; maddenin noter şartı yerine getirilmemiş olur.
  • İhbarda ifa ihtarını koymayı unutmak; ihtarsız ihbar fesih davası için yeterli değildir.
  • Uygun süreyi sabit bir gün sayısı gibi yorumlamak; kanun belirli bir süre öngörmemiş, uygunluk somut olaya göre değerlendirilir.
  • Ön koşulu yerine getirmeden, ihbarda verilen süre dolmadan fesih davası açmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada, fesih davasının açılabilmesi için ihbarın içeriğinin ve ihtarın varlığının dava öncesinde ayrıca denetlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Verilen sürenin uygunluğu somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir; kanun sabit bir süre öngörmediğinden süre yetersiz bulunursa ihbar geçersiz sayılabilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Fesih davasını açan şirket, ön koşul olarak noter aracılığıyla ihbar gönderildiğini ispatla yükümlüdür; noter tebligatı ve ihbar metni bu ispatın başlıca delilidir.
  • Şirket, ihbarda uygun süre ve ifa ihtarının bulunduğunu da ispatlamak zorundadır; ihbar metninin kendisi bu konuda yazılı delil oluşturur.
  • Ortak, ihbarın süresinin yetersiz olduğunu ya da ihtarın bulunmadığını savunursa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Ortak, verilen süre içinde borcunu yerine getirdiğini ileri sürerse ödeme belgeleriyle bu savunmasını ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.128: Şirketin her ortağın sermaye koyma borcunu yerine getirmesini isteyebileceğini ve dava edebileceğini; gecikmeden doğan zararın tazminini de isteyebileceğini düzenler. Tazminat istemi için ihtar şart koşulur.
  • 6102 m.482: Anonim şirkette sermaye borcunu yerine getirmeyen ortağın temerrüde düşmesi, temerrüt faizi ve ıskat yetkisini düzenler. Fesih davası ile ıskat arasındaki ilişkiyi kurmak için gereklidir.
  • 6102 m.483: Anonim şirkette mütemerrit ortağa yapılacak ihtar ve çağrıyı, süre ve sonuçlarını düzenler. Madde metnindeki ihtar kavramının anonim şirketteki karşılığıdır.
  • 6102 m.130: Alacakla sermaye koyma hâlinde alacağın tahsil süresini düzenler; sermaye borcunun konusu olan alacağın vadesi ile ilgilidir.

TTK m.247 — Karine

Madde, şirket sözleşmesinde öngörülen süre sona erdikten sonra şirketin zımni biçimde uzatılmış sayılması ve süresinin bir ortağın hayatına bağlanmış olması hallerinde şirketin belirsiz süreli şirket sayılacağını düzenler. Kollektif ve komandit şirketler ile bu şirketlere ilişkin kurallara tabi olan diğer şirketler bakımından uygulanır. Maddede süre tespiti, süresiz şirketin feshi ve fesih sonrası tasfiyeye ilişkin ayrıntılar yer almaz; bu konular ilgili şirket türlerine ilişkin genel fesih ve tasfiye hükümlerinde düzenlenmiştir. Şirketin fesih sebeplerini, ortağın çıkarılmasını ve sona erme sonrası tasfiye usulünü bu maddede aramak gerekmez.

Karine: hangi kavramlar bilinmeli?

Zımni uzatma
Şirket sözleşmesindeki süre dolduktan sonra ortakların şirketin işlerine açıkça karar almaksızın, fiilen devam etmesi yoluyla süreyi uzatmış sayılmasıdır. Açık bir karar aranmaz; işlerin devamı yeterlidir.
Belirsiz süreli şirket
Sözleşmede süresi belirlenmiş olmakla birlikte bu süre sona erdikten sonra fiilen devam eden ya da süresi bir ortağın hayatına bağlanmış şirkettir. Bu sıfatın kazanılmasıyla şirket, süresiz şirketlere ilişkin hükümlere tabi olur.
Ortağın hayatına bağlı süre
Şirket süresinin ortaklardan birinin yaşamının sona ermesi ile sınırlandırılmasıdır. Bu durumda süre, ilgili ortağın ölümü ile dolmuş sayılır ve şirket belirsiz süreli hale gelir.

Karine: hangi şartlar aranır?

  • Şirket sözleşmesinde belirli bir şirket süresinin öngörülmüş olması gerekir.
  • Öngörülen süre sona erdikten sonra şirketin işlerine devam edilmesi gerekir; bu devam ortakların açık bir uzatma kararı almasını gerektirmez.
  • Alternatif olarak, şirket süresinin bir ortağın hayatına bağlanmış olması yeterlidir; bu durumda süre ilgili ortağın hayatının sona ermesiyle dolmuş sayılır.
  • Süresi zımni olarak uzatılan ya da hayata bağlanan şirketin, bu nitelikte olduğu sırada süresi bulunmaması gerekir; yani yeni süre belirlenmiş olması hâlinde madde uygulanmaz.

Karine: hangi sonuçları doğurur?

  • Zımni uzatma koşulu gerçekleşirse şirket belirsiz süreli şirket sayılır ve sözleşmede öngörülen süre bakımından yeni bir süre doğmaz.
  • Süresi bir ortağın hayatına bağlanmış şirket, bu ortağın hayatının sona ermesiyle belirsiz süreli şirket sayılır.
  • Belirsiz süreli şirket sayılması, şirketin süresiz şirket hükümlerine tabi olması sonucunu doğurur; bu nitelikteki şirketin fesih ve çıkma usulleri ilgili hükümlere göre belirlenir.
  • Şirket sözleşmesinde öngörülen süre sona ermeden devam eden işler, zımni uzatma niteliği taşımaz ve madde kapsamında belirsiz süreli şirket sonucu doğmaz.

Zımni uzatma ile açık uzatma arasındaki fark nedir?

Zımni uzatmada ortaklar yeni süre için açık bir karar almaz; süre dolduktan sonra şirket işlerine fiilen devam edilir.

Açık uzatmada ortaklar sözleşme değişikliği ile yeni bir süre belirler ve şirket belirli süreli kalmaya devam eder.

Zımni uzatma gerçekleşmişse şirket belirsiz süreli sayılır ve süresiz şirket hükümlerine tabi olur; açık uzatmada ise şirket belirli süreli kalır.

Süre sonu ile ortak hayatına bağlı süre: fark nedir?

Süre sonu hâlinde şirketin süresi takvim ya da sözleşmede belirtilen bir tarihle sınırlıdır.

Ortak hayatına bağlı süre hâlinde şirket süresi, ortaklardan birinin yaşamına bağlanmıştır.

Süre sonu hâlinde zımni uzatma koşulu aranır; ortak hayatına bağlı hâlde ise ortağın ölümü ile şirket doğrudan belirsiz süreli şirket niteliğini kazanır.

Karine: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Zımni uzatma için açık bir ortak kararı aramak; oysa maddeye göre işlerin fiilen devamı yeterlidir.
  • Süre sonunda şirketin kendiliğinden sona erdiğini kabul etmek; madde, süre sonrası devamın şirketi belirsiz süreli kıldığını öngörür.
  • Ortağın hayatına bağlı süreyi, şirketin belirli süreli olmasının bir parçası saymak; bu hâlde ortağın ölümüyle süre dolmuş sayılır.

Nasıl ispat edilir?

  • Zımni uzatmayı ileri süren taraf, şirket süresinin dolduğunu ve sonrasında şirket işlerine devam edildiğini ispatlamakla yükümlüdür; sözleşme ve ticaret sicili kayıtları bu konuda temel delil niteliğindedir.
  • Açık uzatma kararının bulunmadığı iddiası, sözleşme değişikliği ve genel kurul kararlarının yokluğu ile ispatlanır; bu savunmayı yapan taraf kararın alınmadığını göstermelidir.
  • Süresinin bir ortağın hayatına bağlandığını ileri süren taraf, sözleşme hükmünü ve ilgili ortağın ölüm kaydını ibraz etmekle yükümlüdür.

TTK m.248 — Şirket süresinin uzatılması hâlinde itiraz hakkı

Madde, ortaklarca alınan şirketin süresinin uzatılmasına ilişkin kararın ortaklardan birinin kişisel alacaklısı tarafından hangi koşullarla ve hangi süre içinde itiraz edilebileceğini düzenler. Kişisel alacaklının itiraz yetkisinin kapsamı, itirazın noter aracılığıyla tebliği ve tescil-ilan edilmemiş uzatma kararında itirazın süresiz yapılabilmesi bu maddenin konusudur. Kanun, uzatma kararına itiraz edilmesi hâlinde şirketin devamını sağlayacak yolları (borçlu ortağın çıkarılması, alacağın ödenmesi, tasfiye) ayrıca düzenlemez; bunlar m.249, m.256 ve m.253 gibi ilgili maddelerde yer alır. Kişisel alacaklının şirket alacaklarına ilişkin takip ve iflas yetkileri (m.238, m.240) ile ortağın kişisel alacaklısının sermaye ve kâr payına haciz koyması (m.133, m.249) bu maddenin kapsamı dışındadır. Şirketin sona ermesinin tescil ve ilan usulü de bu maddede düzenlenmemiştir.

Şirket süresinin uzatılması hâlinde itiraz hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Kişisel alacaklı
Şirket alacaklısı değil, şirketin değil bir ortağın borçlusu olan ve alacağını o ortaktan almak isteyen kişidir. Bu sıfıra sahip olmayan alacaklı, uzatma kararına bu madde uyarınca itiraz edemez.
Uzatma kararına itiraz
Ortaklarca alınan şirket süresinin uzatılması kararının, kişisel alacaklının talebiyle, şirketin tasfiyeye girmesi sonucunu doğurabilecek biçimde engellenmesini isteyen hukuki başvurudur. İtiraz, kararın ilanı tarihinden itibaren belirli süre içinde noter aracılığıyla tebliğ edilerek yapılır.
Tescil ve ilan
Sürenin uzatılmasına ilişkin kararın ticaret siciline tescil edilmesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesidir. Bu işlemlerin tamamlanmış olup olmaması itiraz süresinin başlangıcını ve itirazın süresiz yapılıp yapılamayacağını belirler.
Noter aracılığıyla tebliğ
İtirazın ortaklara ve şirkete noter eliyle bildirilmesidir. Fıkra 2 uyarınca itiraz edebilmek için alacaklının bu tebliğ için notere başvurması şarttır.

Şirket süresinin uzatılması hâlinde itiraz hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Kişisel alacaklının, ortaklardan birinin alacaklısı olması gerekir.
  • Alacaklının alacağına ilişkin bir mahkeme kararı, o nitelikte bir belge veya kesinleşmiş bir icra takibi bulunmalıdır.
  • Uzatma kararının ilanı tarihinden itibaren on beş gün içinde itirazın noter aracılığıyla tebliği için notere başvuru yapılmalıdır.
  • Tescil ve ilan edilmemiş uzatma kararında yukarıdaki süre ve belge koşulu aranmaz; alacaklı her zaman itiraz edebilir.

Şirket süresinin uzatılması hâlinde itiraz hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı, mahkeme kararı, o nitelikte belge veya kesinleşmiş icra takibine dayanarak on beş gün içinde noter aracılığıyla itirazı tebliğ ettirirse itiraz geçerli olur.
  • On beş günlük süre geçirilmişse itiraz hakkı düşer.
  • Uzatma kararı tescil ve ilan edilmemişse alacaklı her zaman itiraz edebilir.
  • Uzatma kararına yapılan geçerli itiraz üzerine şirketin sona ermesi, diğer ortakların seçeceği yollara bağlıdır (ilgili maddelerde düzenlenmiştir).

Tescil-ilan edilmiş karar ile tescil-ilan edilmemiş karar arasındaki fark nedir?

Uzatma kararı tescil ve ilan edilmişse, itiraz için ilan tarihinden itibaren on beş günlük süre işler ve alacaklının bir belgeye dayanması gerekir.

Uzatma kararı tescil ve ilan edilmemişse, alacaklı belge ve süre aramaksızın her zaman itiraz edebilir.

Tescil ve ilan edilmemiş kararda itiraz süresiz yapılabilir; tescil ve ilan edilmiş kararda on beş günlük hak düşürücü süre geçince itiraz hakkı kalmaz.

Mahkeme kararı veya belge ya da kesinleşmiş icra takibi ile diğer alacaklı arasındaki fark nedir?

Fıkra 2 uyarınca alacaklının, mahkeme kararı, o nitelikte belge ya da kesinleşmiş icra takibine dayanması şarttır.

Sadece ortağa karşı alacağı olan, ancak bu nitelikte belgesi bulunmayan kişi itiraz yetkisine sahip değildir.

Belgesiz alacaklı, tescil ve ilan edilmiş kararda itiraz edemez; ancak tescil ve ilan edilmemiş kararda fıkra 3 gereği itiraz edebilir.

Şirket süresinin uzatılması hâlinde itiraz hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tescil ve ilan edilmemiş kararda da on beş günlük süreyi uygulamak; bu durumda alacaklının itiraz hakkı süreye bağlı değildir.
  • Fıkra 2'deki belge şartını, kişisel alacaklı olmanın yeterli olduğunu sanarak atlamak; belgesiz alacaklının tescil ve ilan edilmiş kararda itirazı geçerli değildir.
  • Süreyi uzatma kararının alındığı tarihten saymak; süre ilan tarihinden başlar.
  • On beş günlük süreyi tebliğ tarihinden itibaren hesaplamak; metin tebliği için noter başvurusunu süre içinde yapmayı öngörür.

Nasıl ispat edilir?

  • Uzatma kararının tescil ve ilan edilip edilmediğini ve ilan tarihini itiraz eden alacaklı ispat etmelidir; ilan tarihi ticaret sicili kaydı ve Ticaret Sicili Gazetesi nüshası ile gösterilir.
  • Alacaklının ortağa karşı alacağını, mahkeme kararı, o nitelikte belge veya kesinleşmiş icra takibi ile ispat etmesi gerekir; bu belgeler ibraz edilmeden itiraz geçerli sayılmaz.
  • Noter aracılığıyla tebliğ için başvurunun on beş gün içinde yapıldığı noter kaydı ile ispatlanır; süre aşımı iddiasını ileri süren ortaklar ya da şirket, ilan tarihini ve başvuru tarihini ortaya koymakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.256: Maddede anılan itiraz üzerine diğer ortaklar, borçlu ortağı şirketten çıkararak şirketin kendi aralarında devamına karar verebilir; bu yol itirazın sonucunu belirler.
  • 6102 m.249: Ortağın kişisel alacaklısının önce ortağın kişisel mallarına ve kâr payına başvurup alacağını alamaması gerektiğini düzenler; itiraz ve haciz yollarının sıralamasını etkiler.
  • 6102 m.133: Ortağın kişisel alacaklısının şirketteki kâr ve tasfiye payı üzerine haciz koyma yetkisini düzenler; itirazın dayanağı olan alacaklı yetkisinin ayrı bir yolunu gösterir.

TTK m.249 — Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı

Bu madde, kollektif şirket ortağının kişisel alacaklısının, borçlu ortağın şirketteki sermaye ve tasfiye payına haciz koydurabilmesi ve bunun için şirketin feshini isteyebilmesinin koşullarını düzenler. Kişisel alacaklının önce borçlunun kişisel mallarından ve şirketteki kâr payından (TTK m.133 kapsamındaki alacaklar dahil) alacağını tahsil edemediğini ortaya koyması gerektiği, haciz ve tasfiye ihbarının zamanlaması ve feshin hangi hallerde düşeceği bu maddenin konusudur. Kural, bir ortağın kişisel alacaklısı bakımından uygulanır; şirket alacaklılarının şirkete karşı takip yollarını düzenlemez. Maddenin düzenlemediği konular arasında kâr payının haczi ve pay defterine işlenmesi (m.133), ortağın şirketten çıkarılması (m.255) ve tasfiye usulü (m.236 ve devamı) yer alır.

Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Kişisel alacaklı
Borçlu ortağa karşı şirket dışında, ortaklık ilişkisinden doğmayan bir alacağı bulunan kişidir. Şirket alacaklısı ile aynı kişi olabilir ancak bu madde kişisel alacak bakımından uygulanır.
Tasfiye payı
Şirketin tasfiyesinde, borçlar ödendikten ve ortakların sermaye iadesi yapıldıktan sonra kalan bakiyeden borçlu ortağa düşen paydır. Maddede haciz konusu olarak anılan bu pay, sermaye iadesinden ayrı ve ondan sonra hesaplanan bir paydır.
Kâr payı
Şirketin hesap dönemi sonunda ortaklara dağıtılmak üzere belirlenen kârdan ortağa düşen paydır. Madde, bu payın TTK m.133 uyarınca önce haczedilmesini ve alacağın bu yolla tahsil edilmemiş olmasını ön koşul olarak arar.
Hesap yılı sonu
Şirketin bilançosunun çıkarıldığı ve kârın belirlendiği dönem sonudur. Fesih talebinin hüküm ifade edeceği tarih bu andır; haciz ve ihbar bu tarihe göre zamanlanır.
Tasfiye ihbarı
Alacaklının, şirkete ve ortaklara haciz ile birlikte şirketin feshini isteyeceğini bildirdiği ihbardır. Fesih talebinin hüküm ifade etmesi için altı ay önce yapılması gerekir.

Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının, borçlu ortağın kişisel mallarından ve TTK m.133 uyarınca şirketteki kâr payından alacağını tahsil edemediğini ortaya koyması gerekir.
  • Alacaklı, borçlu ortağa düşecek tasfiye payına haciz koydurmuş olmalıdır.
  • Alacaklı, hesap yılı sonu için hüküm ifade etmek üzere altı ay önce ihbarda bulunmuş olmalıdır.
  • Borç hesap yılı sonuna kadar ödenmemiş olmalıdır; mahkeme feshe karar vermeden önce borcun şirket, diğer ortaklar veya borçlu ortak tarafından ödenmesi bu koşulu ortadan kaldırır.
  • Fesih, alacaklının ticaret mahkemesinde açtığı dava ile istenmelidir; fesih kararı mahkeme tarafından verilmelidir.

Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklının koşulları gerçekleştirmesi halinde, mahkeme şirketin feshine karar verir ve borçlu ortağa düşecek payın alacağa yetecek kısmı alacaklıya ödenir.
  • Mahkeme feshe karar vermeden önce şirket, diğer ortaklar veya borçlu ortak borcu öderse, fesih davası düşer.
  • Borcun ödenmemesi halinde ve koşulların tamamlanması halinde fesih davası açılabilir; koşullardan biri eksikse talep hüküm ifade etmez.
  • Haciz ve tasfiye ihbarı altı aylık süreye uymazsa, fesih talebi hesap yılı sonunda değil, takip eden hesap yılı sonunda hüküm ifade eder.

Kişisel mal ve kâr payı ile sermaye ve tasfiye payı arasındaki fark nedir?

Ortağın kişisel malları ve şirketteki kâr payı, önce başvurulması gereken kaynaklardır.

Sermaye ve tasfiye payı, bu kaynaklardan tahsil edilemeyen alacak için haczedilebilecek son aşamadır.

Alacaklı doğrudan tasfiye payına haciz koyduramaz; önce kişisel mallara ve kâr payına başvurup sonuç alamadığını göstermelidir.

Kâr payı dışındaki ücret, faiz ve masraf alacağı ile kâr payı arasındaki fark nedir?

Ortağın şirketten alacağı ücret, faiz ve masraf alacağı kâr payı değildir.

Kâr payı, TTK m.133 uyarınca doğrudan haczedilebilen paydır.

Madde metni yalnız kâr payını sayar; ancak ücret, faiz ve masraf alacağının da haczedilebileceği ve bunlara başvurulması gerektiği uygulamada kabul edilir.

Hacizden önceki ilk hesap dönemi ile sonraki hesap dönemi arasındaki fark nedir?

Haciz ve ihbar yılın erken bir döneminde yapılırsa, altı aylık süre aynı hesap dönemi içinde dolabilir.

Haciz ve ihbar yılın ilerleyen bir ayında yapılırsa, altı aylık süre bir sonraki hesap dönemi sonuna sarkar.

Fesih talebi, altı ay sonra gelen ilk hesap yılı sonunda hüküm ifade eder; hesap dönemi sonuna rastlamayan ihbar bir sonraki yılı bekletir.

Borcun fesih kararından önce ile sonra ödenmesi arasındaki fark nedir?

Borç, mahkeme feshe karar vermeden önce ödenirse fesih davası düşer.

Borç, fesih kararından sonra ödenirse dava düşmez.

Fesih kararından sonra ödeme, ortaklar arasında malvarlığı dağıtımına başlanmamışsa tasfiye kararının kaldırılmasını gerektirebilir.

Haciz ve şirketin feshini isteme hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 249'un yalnız kâr payını saydığını düşünüp ücret ve faiz alacağına başvurmadan doğrudan tasfiye payına haciz koydurmak; bu hal uygulamada önce kişisel mallara ve diğer alacaklara başvurulmasını gerektirir.
  • Altı aylık ihbar süresini takvim yılı sonuna göre değil, doğrudan ihbar tarihine göre hesaplamak; ihbar hesap dönemi sonuna rastlamıyorsa fesih bir sonraki dönem sonunda hüküm ifade eder.
  • Borcun fesih kararından önce ödenmesinin davayı düşürdüğünü, fesih kararından sonraki ödemeyi de aynı şekilde değerlendirmek; fesih kararından sonraki ödeme dava düşürmez.
  • Haciz ve tasfiye ihbarını yalnız icra memurunun yazısı ile yapmış saymak; ihbarın ayrıca tasfiye ve fesih talebi bakımından açık biçimde yapılması gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kişisel alacaklının, borçlu ortağın kâr payı dışındaki ücret ve faiz alacaklarına da önce başvurması ve bunlardan sonuç alınamadığını göstermesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Haciz ve tasfiye ihbarının yapılmasında, altı ay sonunda gelen hesap dönemi sonunun belirlenmesi için yıl dönümü ve hesap dönemi takvimi dikkate alınmaktadır.
  • Mahkemenin feshe karar verip vermediği, borcun fesih kararından önce ödenmesi ve ortakların aralarında tasfiye sürecine girip girmediği dikkate alınarak değerlendirilmektedir.
  • Fesih kararından sonra borcun ödenmesi halinde, ortaklar arasında malvarlığı dağıtımına başlanmamışsa ortakların tasfiye kararının kaldırılmasını isteyebileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Fesih talebini ileri süren alacaklı, borçlu ortağın kişisel mallarına ve kâr payına başvurduğunu, alacağını tahsil edemediğini icra dosyası ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacaklının tasfiye ihbarında bulunduğunu ve ihbarın tarihini ihbarnameyle ispatlaması gerekir; ihbarın hesap yılı sonu için hüküm ifade ettiği tarih bu belgeden tespit edilir.
  • Şirket, diğer ortaklar veya borçlu ortağın borcu ödediğini savunması halinde, ödeme belgesi ile bu savunmayı ispatlaması gerekir; ödeme fesih kararından önce yapılmışsa dava düşer.
  • Borcun hesap yılı sonuna kadar ödenmediğinin ispatı, icra dosyası ve hesap dönemi bilgileri ile yapılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.133: Ortağın şirketteki kâr payının kişisel alacaklı tarafından haczedilebilmesini düzenler; madde 249, bu kâr payından alacak tahsil edilemediği ön koşulunu bu maddeden alır.
  • 6102 m.255: Fesih talebi üzerine borçlu ortağın çıkarılmasına ilişkindir; madde 249'un uygulanmasından sonra ortağın çıkarılması ve çıkarılmanın iptali davası bu madde ile bağlantılıdır.
  • 6102 m.254: Ortağın iflası halinde çıkarılmayı düzenler; madde 249 ise kişisel alacaklının başvurduğu başka bir yoldur.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aym.249(1) Bir ortağın kişisel alacaklısı, borçlunun kişisel mallarından ve 133 üncü madde gereğince şirketteki kâr payından alacağını alamazsa, tasfiye sonunda borçlu ortağa düşecek paya haciz koydurmaya ve altı ay önce ihbarda bulunmak ve…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

7 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2024/1576 E., 2025/196 K., 16.01.2025
    İlgili madde: m.245
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3001 E., 2024/5817 K., 11.07.2024
    İlgili madde: m.245
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2022/6962 E., 2024/5449 K., 02.07.2024
    İlgili madde: m.243
  4. Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/149 E., 2026/131 K., 23.02.2026
    İlgili madde: m.245
  5. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/325 E., 2024/563 K., 09.09.2024
    İlgili madde: m.245
  6. Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2018/837 E., 2021/115 K., 10.02.2021
    İlgili madde: m.245
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1561 E., 2019/1289 K., 10.10.2019
    İlgili madde: m.245

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6. Adi, Kollektif, Komandit Şirket bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış