TTK › Ticaret şirketleri › Kollektif şirket › Şirketin sona ermesi ve ortağın ayrılması
Hükümleri ve ortakların şirketten ayrılması
Kısaca
TTK m.250, şirketin sona ermesi hâlinde sona ermenin ticaret siciline tescili ve ilanı yükümlülüğünün kimin üzerinde olduğunu düzenler. Kollektif şirketin sona ermesi (fesih, tasfiye, infisah gibi nedenlerle) hâlinde ortakların yönetme ve temsil yetkisinin sona ermesini ve sona ermiş şirket adına işlem yapılmasının yaptırımını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.250–256 hükümlerini kapsar.
TTK m.250 — Tescil ve ilan
Madde, şirketin sona ermesi hâlinde sona ermenin ticaret siciline tescili ve ilanı yükümlülüğünün kimin üzerinde olduğunu düzenler. Genel kural olarak bu yükümlülük ortaklara aittir; iflas sebebiyle infisah hâlinde iflas memuruna geçer. Şirketin feshinin bir ortağın ölümünden kaynaklanması hâlinde tescil ve ilan dilekçesinin kimler tarafından verileceğini de belirler. Madde, tasfiyenin nasıl yürütüleceğini, tasfiye memurunun atanmasını ve tasfiye sonunda şirketin ticaret siciline terkin usulünü düzenlemez; bu konular tasfiyeye ilişkin ayrı hükümlerde yer alır. Ayrıca tescil ve ilanın hukuki etkisi (m.36), tescil edilmemiş hususun üçüncü kişilere karşı ileri sürülememesi ve ticaret sicili müdürlüğünün görev ve sorumluluğu da bu maddenin konusu değildir.
Tescil ve ilan: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şirketin sona ermesi
- Şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiği ve tasfiye sürecine girdiği hâli ifade eder. Madde, bu sona ermenin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesini öngörür.
- İflas sebebiyle infisah
- Şirketin iflas nedeniyle sona ermesi hâlidir. Bu hâlde tescil ve ilan yükümlülüğü ortaklardan alınarak iflas memuruna verilmiştir.
- Tescil ve ilan dilekçesi
- Şirketin sona erdiğini ticaret siciline bildiren başvuru belgesidir. Dilekçeyi verme yükümlüsü maddede belirtilen kişilere aittir.
- Mirasçıların katılması mümkün bulunmayan veya güç olan hâller
- Feshin bir ortağın ölümünden kaynaklanması hâlinde, mirasçıların dilekçeye katılmasının imkânsız ya da zor olduğu durumları ifade eder. Bu hâllerde dilekçeyi yalnızca sağ kalan ortaklar verir.
Tescil ve ilan: hangi şartlar aranır?
- Şirketin sona ermiş olması gerekir; bu, feshin ya da başka bir sebeple tüzel kişiliğin sona ermesi anlamına gelir.
- Tescil ve ilan yükümlülüğünün ortaklara ait olması için sona erme iflas sebebiyle gerçekleşmemiş olmalıdır; iflas sebebiyle infisah hâlinde yükümlülük iflas memuruna aittir.
- Feshin bir ortağın ölümünden ileri gelmesi hâlinde dilekçe, ölen ortağın mirasçılarıyla birlikte diğer tüm ortaklar tarafından verilmelidir.
- Mirasçıların katılması mümkün değil veya güç ise dilekçe yalnızca sağ kalan ortaklar tarafından verilebilir.
Tescil ve ilan: hangi sonuçları doğurur?
- Şirketin sona ermesi hâlinde ortaklar, sona ermeyi ticaret siciline tescil ettirmek ve ilan ettirmekle yükümlüdür.
- İflas sebebiyle infisah hâlinde tescil ve ilan yükümlülüğü iflas memuruna aittir.
- Feshin bir ortağın ölümünden ileri gelmesi hâlinde tescil ve ilan dilekçesi mirasçılarla birlikte diğer tüm ortaklar tarafından verilir.
- Mirasçıların katılması mümkün değil veya güç ise dilekçeyi sağ kalan ortaklar verir.
- Yükümlülüğün yerine getirilmemesinin hukuki sonuçları bu maddede düzenlenmemiştir; ilgili genel hükümlere ve sicil ilkelerine bakılması gerekir.
Ortakların yükümlülüğü ile iflas memurunun yükümlülüğü arasındaki fark nedir?
Sona erme ortaklar eliyle gerçekleşmişse, tescil ve ilanı ortaklar yapar.
Sona erme iflas sebebiyle gerçekleşmişse, yükümlülük iflas memuruna geçer.
Dilekçeyi verecek kişi değişir; iflas hâlinde ortakların bu yükümlülüğü bulunmaz.
Genel hâl ile ortağın ölümü hâli arasındaki fark nedir?
Genel hâlde tescil ve ilan yükümlülüğü, sona ermeyi sağlayan ortaklar tarafından yerine getirilir.
Feshin bir ortağın ölümünden ileri gelmesi hâlinde dilekçe ölen ortağın mirasçılarıyla birlikte diğer ortaklar tarafından verilir.
Ölüm hâlinde dilekçeyi veren kişilerin kapsamı mirasçıları da içerecek şekilde genişler.
Mirasçıların katılımı mümkün ile mirasçıların katılımı mümkün değil veya güç arasındaki fark nedir?
Mirasçıların katılması mümkün olduğunda dilekçe mirasçılarla birlikte diğer tüm ortaklar tarafından verilir.
Mirasçıların katılması mümkün değil veya güç ise dilekçeyi yalnızca sağ kalan ortaklar verir.
Mirasçıların katılmasının imkânsız ya da güç olduğu hâllerde mirasçıların imzası aranmaz; sağ kalan ortaklar dilekçeyi tek başına verebilir.
Tescil ve ilan: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dilekçenin ölüm hâlinde yalnızca sağ kalan ortaklar tarafından verileceğini düşünmek; kural, mirasçılar katılabiliyorsa onların da birlikte imzalamasını gerektirir.
- İflas sebebiyle infisah hâlinde de ortakların tescil yükümlülüğünün sürdüğünü varsaymak; bu hâlde yükümlülük iflas memuruna aittir.
- Mirasçıların katılmasının mümkün veya güç olduğunu hakkında somut değerlendirme yapmadan sağ kalan ortakların tek başına dilekçe vermesini kabul etmek.
Nasıl ispat edilir?
- Tescil ve ilan yükümlülüğünü yerine getirmediğini ileri süren taraf, yükümlü ortakların ya da iflas memurunun bu işlemi yapmadığını ilgili sicil kayıtlarıyla ispatlar.
- Sona ermenin iflas sebebiyle gerçekleştiğini ileri süren taraf, iflas kararını ve infisah durumunu resmî belgeyle ispatlar; bu hâlde yükümlü iflas memurudur.
- Ölüm nedeniyle feshi ileri süren taraf, ölüm belgesi ve mirasçıların durumunu ispatlar; mirasçıların katılmasının mümkün olmadığını ya da güç olduğunu ileri süren taraf bu durumu somut olgularla ortaya koyar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.36: Tescil ve ilanın üçüncü kişiler bakımından hukuki sonuç doğurmaya başlayacağı zamanı düzenler. Sona erme tescilinin etkisini belirler.
- 6102 m.35: Ticaret sicilinin aleniyeti ve tescil edilen hususların ilanı zorunluluğunu düzenler; bu maddedeki ilan yükümlülüğünün dayanağıdır.
TTK m.251 — Ortakların yönetim haklarının sona ermesi
Kollektif şirketin sona ermesi (fesih, tasfiye, infisah gibi nedenlerle) hâlinde ortakların yönetme ve temsil yetkisinin sona ermesini ve sona ermiş şirket adına işlem yapılmasının yaptırımını düzenler. Hüküm, ortakların sorumluluğunu da kapsar: sona ermiş şirket adına işlem yapanların bu işlemlerden müteselsilen ve sınırsız sorumlu olması ile fesih tescil ve ilan edilmediği sürece ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun devamını öngörür. Hüküm kollektif şirket ortaklarına uygulanır. Hükmün, yönetici ortağın sona ermiş şirket adına yaptığı işlemlerin şirketi bağlayıp bağlamayacağını ve 252. maddede düzenlenen istisnayı kapsamadığı yönündeki ayrıntıları ayrı maddelere bırakılmıştır. Tasfiye memurlarının yetkisi (m.272 ve devamı) ile tasfiye sürecindeki denetim hakkı (m.301-302) bu maddenin konusu dışındadır. Şirketin sona ermesine ilişkin ayrıntılı hükümler (m.244 vd.) ve ortaklığın çıkarılması ile ilgili düzenlemeler de bu maddede yer almaz.
Ortakların yönetim haklarının sona ermesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sona ermiş şirket
- Fesih, tasfiye veya infisah gibi bir nedenle sona ermiş, ancak henüz tasfiyesi tamamlanmamış kollektif şirketi ifade eder. Bu hâlde şirketin tüzel kişiliği tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder.
- Müteselsil ve sınırsız sorumluluk
- Sona ermiş şirket adına yapılan işlemden doğan borçlardan, işlemi yapan kişinin ve diğer sorumlu kişilerin her birinin alacaklıya karşı tüm borçtan sorumlu olması ve bu sorumluluğun sınırının bulunmamasıdır. Sorumluluk şirket malvarlığıyla sınırlı değildir.
- Tescil ve ilan
- Feshin üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için ticaret siciline kaydedilmesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesidir. Kanuna uygun yapılmayan tescil ve ilan, ortakların sorumluluğunun sona ermesini sağlamaz.
- Yönetim ve temsil yetkisinin sona ermesi
- Ortakların şirketi yönetme ve üçüncü kişilere karşı şirketi temsil etme yetkisinin fesih veya tasfiye ile birlikte son bulmasıdır. Tasfiye sürecinde bu yetki tasfiye memurlarına geçer.
Ortakların yönetim haklarının sona ermesi: hangi şartlar aranır?
- Kollektif şirketin sona ermiş olması gerekir; fesih, tasfiye veya infisah gibi bir nedenle şirketin sona erdiği saptanmalıdır.
- İşlemi yapan kişi şirketi yönetmeye yetkili olan ortak olmalıdır; yönetme yetkisi bulunmayan kişi bu hükmün öznesi değildir.
- İşlem sona ermiş şirket adına ve hesabına yapılmış olmalıdır; şirket adına hareket edilmesi ve işlemin sonucunun şirkete yüklenmesi amaçlanmış bulunmalıdır.
- Madde 252 hükümleri saklıdır; bu nedenle 252. maddede düzenlenen hâllerde sorumluluk bu maddeye göre belirlenmez.
- Fesih kanuna uygun şekilde tescil ve ilan edilmemiş olmalıdır; aksi hâlde ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu devam eder.
Ortakların yönetim haklarının sona ermesi: hangi sonuçları doğurur?
- Şirketi yönetmeye yetkili olanlar, sona ermiş şirket adına ve hesabına işlem yapamazlar.
- Bu yasağa aykırı olarak yapılan işlemlerden, işlemi yapan yönetici ortaklar müteselsilen ve sınırsız sorumlu olur.
- Madde 252 hükümleri saklı kaldığından, bu maddede düzenlenen hâllerde sorumluluk ayrıca 252. maddeye göre belirlenir.
- Fesih kanuna uygun şekilde tescil ve ilan edilmedikçe, bütün ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu devam eder.
- Kanuna uygun tescil ve ilan yapılmışsa, ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu bu nedenle devam etmez.
- Bu hüküm emredici niteliktedir; sözleşmeyle ortakların sorumluluğunu sınırlayan veya kaldıran kayıt geçersizdir. (Metinde açıkça belirtilmemiş; kanunun düzenleme biçiminden çıkarılmıştır.)
Yönetme yetkisi olan ortak ile yönetme yetkisi olmayan ortak arasındaki fark nedir?
Yönetme yetkisi bulunan ortak, sona ermiş şirket adına işlem yaparsa bu hükme göre müteselsilen ve sınırsız sorumlu olur.
Yönetme yetkisi bulunmayan ortağın sona ermiş şirket adına yaptığı işlemler bu maddenin öngördüğü sorumluluk kapsamına girmez; bu durum ayrıca değerlendirilir.
Sorumluluğun kapsamı yalnız yönetme yetkisi olanlar bakımından bu maddeye göre belirlenir; yetkisiz ortağın sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilir.
Tescil ve ilan edilmiş fesih ile tescil ve ilan edilmemiş fesih arasındaki fark nedir?
Fesih kanuna uygun şekilde tescil ve ilan edilmişse, ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu bu tarihten itibaren sona erer.
Fesih tescil ve ilan edilmemiş ya da kanuna uygun yapılmamışsa, bütün ortakların üçüncü kişilere karşı sorumluluğu devam eder.
Tescil ve ilan olmadan fesih, üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez; bütün ortaklar sorumluluğunu sürdürür.
Tasfiye memurları ile sona ermiş şirketin yönetici ortakları arasındaki fark nedir?
Tasfiye sürecinde şirketi temsil ve yönetme yetkisi tasfiye memurlarına aittir.
Ortaklar tasfiye memuru olarak atanmamışsa yönetme ve temsil yetkileri sona erer.
Yetkisiz kalan ortakların şirket adına yaptığı işlemler bu maddeye göre sınırsız ve müteselsil sorumluluk doğurur.
Ortakların yönetim haklarının sona ermesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sona ermiş şirkette yönetim ve temsil yetkisinin hâlâ devam ettiğini varsaymak; yetkinin, fesih bildirimi ve öğrenme anı gibi kuralları dikkate alınmadan sürdüğünü kabul etmek.
- Tescil ve ilanı yapılmamış feshi, üçüncü kişiye karşı geçerli saymak; ikinci fıkraya göre sorumluluk devam eder.
- Müteselsil sorumluluğu sınırlı sorumluluk ile karıştırmak; bu hükümde sorumluluk sınırsızdır.
- Madde 252 hükümlerini dikkate almadan doğrudan 251. maddeye göre sonuç çıkarmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ortakların yönetim ve temsil yetkisinin sona ermesi, şirketin sona erme bilgisinin öğrenilme anına bağlanmaktadır; öğrenmeyen veya öğrenmesi gereken ortakların yetkisi bu ana kadar devam eder. (TTK m.641 yorumu; malzemede ilgili atıf bulunmaktadır.)
Nasıl ispat edilir?
- Sona ermiş şirket adına yapılan işlemin ileri sürülmesinde, işlemin şirket adına ve hesabına yapıldığını ortaya koyma yükü, işlemi dayanak alan üçüncü kişidedir; bu işlemi ticaret sicili kaydı, sözleşme metni veya yazışma ile ispatlar.
- Fesihin tescil ve ilan edildiğini ileri süren ortak, bu tescil ve ilanı ticaret sicili kaydı ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ispatlar; tescil ve ilanın bulunmadığı hâlde ortağın sorumluluğu devam eder.
- Yönetme yetkisi bulunmayan ortağın sorumluluğunu reddetmek isteyen ortak, bu yetkinin sona erdiğini veya kendisinin yönetici olmadığını ispat etmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.252: 251. maddenin birinci fıkrasında saklı tutulan hükümdür; sona ermiş şirket adına işlem yapmanın sorumluluğuna ilişkin istisnaları veya ayrıntıları düzenler, bu nedenle 251. maddenin uygulanmasını sınırlayabilir.
- 6102 m.272: Tasfiyenin tasfiye memurlarına ait olduğunu düzenler; tasfiye sürecinde yönetim ve temsil yetkisinin kime geçtiğini belirleyerek 251. maddenin yasağının kimleri kapsamadığını gösterir.
- 6102 m.244: Kollektif şirketin sona erme hâllerini düzenler; 251. maddedeki sona ermiş şirket kavramının dayanağıdır.
- 6102 m.218: Ortakların şirketi yönetme hak ve görevini düzenler; 251. maddede yasak getirilen yönetici ortakların kimler olduğunu belirler.
TTK m.252 — Geçici yönetim
Bu madde, bir ortağın kısıtlanması veya iflasına karar verilmesi hâlinde kollektif ve komandit şirketlerde ortağın şirket üzerindeki etkisinin nasıl sonuçlanacağını bağlayan bir yollama hükmüdür. Hükmün kendisi, Türk Borçlar Kanununun 641 inci maddesine yapılan yollamadan ibarettir. Ortağın kısıtlanması ya da iflası, şirketin ortaklık ilişkisine ve ortağın şirketteki yönetim ve temsil durumuna etkisi bakımından uygulanır. Madde, bu yollamanın ayrıntısını, yani ortağın yerine geçecek kişinin ya da ortaklık payının akıbetini kendisi düzenlemez. Ortağın alacaklılarının şirket malvarlığına ilişkin haklarını (TTK m.245 ve devamı, şirket alacaklılarının korunması ile ilgili hükümler) düzenlemez. Şirketin iflasına ya da tasfiyesine ilişkin hükümleri (TTK m.218 vd. ve m.237 vd.) düzenlemez. Ortaklığın sona ermesine ilişkin sebepleri ve ortağın çıkarılmasını (TTK m.638 vd. ile TTK m.210 vd.) düzenlemez.
Geçici yönetim: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kısıtlanma
- Medeni Kanun uyarınca gerçek kişinin ehliyetinin sınırlandırılması ya da kaldırılması durumudur. Bu maddede ortağın kısıtlanması, kişinin ortaklık hakkını kullanma ehliyetinin sınırlandığı hali ifade eder.
- İflas
- Borçlunun borçlarını ödeyemez duruma gelmesi üzerine icra hukukunda verilen ve malvarlığının tasfiyesine yol açan karardır. Bu maddede ortak hakkında verilen iflas kararı, ortağın borç ödeme durumuna ilişkin bir hal olarak yollama konusu olur.
- TBK m.641
- Türk Borçlar Kanununda vekâletin sona ermesine ilişkin hükümdür. Vekil veya vekâlet veren taraf hakkında kısıtlama ya da iflas gibi durumlar ortaya çıktığında vekâletin ne zaman ve ne ölçüde sona ereceğini düzenler; bu madde ile ortağın şirketteki temsil yetkisinin akıbeti arasında bağ kurulur.
- Ortağın kısıtlanması veya iflası
- Şirketin kişisel ortağının ehliyet veya malvarlığı bakımından hukuki olarak sınırlandığı hallerdir. Bu hâllerin gerçekleşmesi, yollama yoluyla TBK m.641 hükmünün devreye girmesi için yeterlidir.
Geçici yönetim: hangi şartlar aranır?
- Şirketin kollektif veya komandit şirket olması ve ortağın bu şirkette ortak sıfatını taşıması gerekir.
- Ortağın kısıtlanmış olması veya hakkında iflas kararı verilmiş olması gerekir.
- Bu hallerden birinin gerçekleşmesi üzerine TBK m.641 hükmünün uygulanması gerekir; hükmün uygulanabilmesi için ayrıca bir mahkeme kararı ya da şirket organı kararı aranmaz.
Geçici yönetim: hangi sonuçları doğurur?
- Ortağın kısıtlanması veya iflası hâlinde TBK m.641 hükmü uygulanır ve bu hükmün sonuçları şirket ilişkisine taşınır.
- Ortağın kısıtlanması veya iflası hâli gerçekleşmediğinde bu madde uygulanmaz ve şirketteki ortaklık durumu değişmez.
- Maddenin yollama yaptığı TBK m.641 hükmünün tam içeriği bu metinde yer almaz; uygulayıcı yollanan hükmün kendi metnine başvurmak zorundadır.
Kısıtlanma ile iflas arasındaki fark nedir?
Ortağın kısıtlanması, kişisel ehliyetinin sınırlanması halidir.
Ortağın iflası, malvarlığının borçlarını karşılayamaz duruma gelmesi halidir.
Madde iki halde aynı yollamayı yapar; bu nedenle iki hal için ayrı bir hukuki rejim kurulmaz, aynı TBK m.641 hükmü uygulanır.
Geçici yönetim: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi tek başına okuyup TBK m.641 hükmünün içeriğini bilmeden sonuç çıkarmak; yollanan hükmün kendi metnine bakılmadan uygulama yapılması.
- Kısıtlanma ile iflası aynı hal sanmak; iki durum farklı nedenlere dayanır, ancak madde ikisi için aynı yollamayı yapar.
- Maddenin anonim şirket veya limited şirketi kapsadığını düşünmek; madde kollektif ve komandit şirketlerdeki ortak ilişkisine ilişkindir.
Nasıl ispat edilir?
- Ortağın kısıtlanmış olduğunu veya hakkında iflas kararı verildiğini ileri süren taraf, bu durumu resmi kayıt veya mahkeme kararı ile ispatlamalıdır.
- Kısıtlama kararı ya da iflas kararı, ticaret sicili kaydı veya mahkeme belgesi ile kanıtlanır; tanık beyanı bu durumu tek başına ispatlamaya yeterli değildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.252: Bu maddenin kendisidir; ortağın kısıtlanması veya iflasında TBK m.641 hükmünü uygular.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Kollektif ve komandit şirketlerde ortaklık ilişkisini düzenleyen genel çerçevedir; m.252 bu çerçevenin içinde yollama hükmüdür.
TTK m.253 — Ortağın ölümü
Kollektif şirkette bir ortağın ölümü halinde şirketin sona ermesi ile mirasçılarla devamı arasındaki kuralları düzenler. Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü bulunup bulunmamasına göre iki ayrı rejim getirir ve mirasçıların bildirim yükümlülüğünü kapsar. Maddenin uygulandığı kişiler, kollektif şirket ortağının ölen kişi olduğu ve mirasçılarının şirkette yer almak istediği durumlardır. Adi şirket ortağının ölümü, kısıtlanma, iflas ve cebri icra gibi diğer infisah sebepleri bu maddede düzenlenmez (TBK m.639 ve m.633 kapsamında ele alınır). Ortağın çıkma ve çıkarılma usulleri, çıkarılma kararına karşı iptal davası ve ölen ortağın tasfiye payının hesabı bu maddede düzenlenmez (TTK m.255 ve tasfiye hükümleri). Ölüm sonrası yapılacak anlaşmaların yeni şirket niteliği ve bunların ayrıntılı usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Ortağın ölümü: hangi şartlar aranır?
- Ortağın ölmüş olması ve kollektif şirketin söz konusu olması gerekir.
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü yoksa, mirasçılarla diğer ortakların oybirliğiyle devam kararı alınmalıdır.
- Razı olmayan mirasçılar varsa, diğer ortaklar onların payını ödeyerek çıkarmalıdır.
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü varsa, mirasçılar devam isterse diğer ortaklar bu isteği kabul etmelidir.
- Komanditer sıfat önerisi kabul edilecekse diğer ortakların oybirliğiyle kabul etmesi gerekir; kabul zorunlu değildir.
- Mirasçılar kollektif ya da komanditer sıfatlarını ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete bildirmelidir.
- Ölen ortağın payından mirasçıya düşen tutar, çıkarma veya komanditer kabul halinde ödenmelidir.
Ortağın ölümü: hangi sonuçları doğurur?
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü yoksa ve oybirliği sağlanamazsa şirket sona erer.
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü yoksa ve mirasçılar razı olmazsa, diğer ortaklar razı olmayan mirasçıları payını ödeyerek çıkarabilir ve aralarında devam edebilir.
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü varsa ve mirasçılar kollektif sıfatla devam isterse, diğer ortaklar bu isteği kabul etmek zorundadır.
- Kollektif sıfatla kalmak istemeyen mirasçı komanditer kabul önerebilir; diğer ortaklar bu öneriyi reddedebilir.
- Ortaklar komanditer önerisini oybirliğiyle kabul ederse şirket komandit şirkete dönüşür.
- Üç aylık süre içinde bildirimde bulunmayan mirasçı, süre sonunda kollektif ortak sıfatını alır.
- Bildirim yapılana kadar mirasçılar komanditer ortak olarak kalmış sayılır.
Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü yok ile var arasındaki fark nedir?
Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü bulunmadığında, şirketin devamı mirasçılarla diğer ortakların oybirliğiyle verecekleri karara bağlıdır.
Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü bulunduğunda, mirasçılar kollektif sıfatla devam edip etmemekte serbesttir ve diğer ortaklar, mirasçılar devam isterse bu isteği kabul etmek zorundadır.
Birinci halde devam bir karar ve oybirliğine bağlıdır; ikinci halde mirasçıların isteği diğer ortakları bağlar. Kanun her iki halde farklı kurallar öngörmüştür.
Razı olmayan mirasçı ile razı olan mirasçı arasındaki fark nedir?
Mirasçılar veya içlerinden biri şirkette kalmaya razı olmazsa, diğer ortaklar o mirasçıların payını ödeyerek onları çıkarabilir.
Mirasçılar şirkette kalmaya razı ise, çıkarma yoluna gidilmez ve mirasçılar şirket içinde yer alır.
Razı olmayan mirasçılar çıkarılır ve payları ödenir; bu durumda diğer ortaklar aralarında devam edebilir.
Kollektif sıfatla kalan mirasçı ile komanditer sıfatla kalmayı öneren mirasçı arasındaki fark nedir?
Kollektif sıfatla şirkette kalmak isteyen mirasçı, şirketin kollektif ortağı olarak devam eder.
Kollektif sıfatla kalmak istemeyen mirasçı, ölen ortağın payından kendisine düşen tutar karşılığında komanditer olarak kabul edilmesini önerebilir.
Komanditer kabul önerisi diğer ortakları bağlamaz; ortaklar bu öneriyi kabul etmek zorunda değildir. Kabul edilirse şirketin türü değişebilir.
Üç aylık bildirim süresi içinde bildirimde bulunan ile bulunmayan mirasçı arasındaki fark nedir?
Mirasçı, kollektif ortak mı komanditer ortak mı olacağını ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete bildirirse, bildirdiği sıfatla şirkette yer alır.
Süre içinde bildirimde bulunmayan mirasçı, sürenin sonundan itibaren kollektif ortak sıfatını alır.
Bildirimsiz mirasçı kendiliğinden kollektif ortak olur; sürenin geçmesi kollektif sorumluluk doğurur.
Sağ kalan ortakların onay vermesi ile vermemesi arasındaki fark nedir?
Sağ kalan ortaklar devam için oybirliği ile karar verirse şirket mirasçılarla devam edebilir.
Sağ kalan ortaklardan biri devam onayı vermezse oybirliği sağlanamaz.
Oybirliğinin sağlanamaması halinde şirket sona erer.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmü bulunmayan halde, mirasçılar ile diğer ortakların ayrı bir anlaşması yeni bir şirket kurulması niteliğinde görülmekte ve ölen ortağın şirketi bu durumda sona ermiş kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/7019 E., 2023/74 K., 09.01.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Mirasçılarla devam kararının alındığını iddia eden taraf, oybirliğini ortakların imzalı kararı veya yazılı anlaşma ile ispatlar.
- Mirasçının razı olmadığı veya bildirim yaptığı iddiasını ileri süren taraf, ölüm belgesi ve şirkete yapılan yazılı bildirimle ispat yükü altındadır.
- Üç aylık bildirim süresinin işlediğini ve bildirimin yapılmadığını ileri süren taraf, ölüm tarihi ve bildirim tarihi ile bu tarihleri gösteren belgeleri sunmalıdır.
- Sözleşmede mirasçılarla devam hükmünün bulunduğunu ileri süren taraf, şirket sözleşmesinin ilgili maddesi ile ispatlar.
- Komanditer kabul önerisinin diğer ortaklarca kabul edildiğini ileri süren taraf, oybirliğini gösteren yazılı kararla ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.253: Maddenin kendisi; ortağın ölümünde şirketin mirasçılarla devamını düzenler.
- 6102 sayılı Kanun m.255: Kollektif şirkette çıkarılan ortağın çıkarılma kararına karşı iptal davası açma hakkını düzenler; m.253 kapsamında çıkarılan mirasçıların başvurabileceği usul yolu olarak anılmıştır.
TTK m.254 — Ortağın iflası
Bu madde, kollektif veya komandit şirket ortaklarından birinin iflası hâlinde, müflis ortağın şirketten çıkarılmasını, şirketin diğer ortaklar arasında devamını ve müflis ortağın payının iflas masasına ödenmesini düzenler. Maddenin uygulanma alanı, ortağın iflasının şirketin sona ermesine yol açmadığı ticaret şirketleridir. Madde, sözleşmeyle bu çıkarma hakkının kaldırılabilmesine de imkân tanır. Kişisel alacaklının şirketin feshini istemesi ve çıkarma (m.255), şirket alacaklılarının ortakların iflasını istemesi (m.238, m.240), ortağın tasfiyedeki payının haczi ve paraya çevrilmesi (m.249, TBK m.638-639 kapsamındaki adi şirket hükümleri) ve ortağın iflasında alacaklıların masaya kaydı (m.239) bu maddede düzenlenmez. Adi şirkette ortağın iflasının sonucu da bu maddeden değil, Türk Borçlar Kanunu'nun adi şirket hükümlerinden doğar.
Ortağın iflası: hangi kavramlar bilinmeli?
- Müflis ortak
- Hakkında iflas kararı verilmiş olan şirket ortağıdır. İflas, ortaklık sıfatını kendiliğinden sona erdirmez; çıkarma kararı verilene kadar ortak sıfatı sürer.
- Çıkarma
- Diğer ortakların, müflis ortağın şirket ortaklığına son vermek için aldığı karar ve bunun uygulanmasıdır. Ortağın iflası çıkarmanın kendiliğinden sonucu değildir, ayrıca bir karar gerekir.
- Masaya ödeme
- Çıkarılan müflis ortağın şirketteki payının, iflas masasına ödenmesidir. Bu ödeme ile ortağın payı iflas masasının konusu olur.
- Sözleşmeyle kaldırma
- Ortakların şirket sözleşmesi ile bu çıkarma hakkını ortadan kaldırabilmesidir. Bu durumda diğer ortakların çıkarma yetkisi bulunmaz.
Ortağın iflası: hangi şartlar aranır?
- Ortaklardan birinin hakkında iflas kararı verilmiş olması gerekir; yalnızca iflas talebinde bulunulmuş olması yeterli değildir.
- Müflis ortağın kollektif veya komandit şirketin ortağı olması gerekir.
- Sözleşmede çıkarma hakkının kaldırılmamış olması gerekir.
- Diğer ortakların çıkarma yönünde karar alması gerekir; çıkarma kendiliğinden gerçekleşmez.
- Çıkarma sonrasında müflis ortağın payının iflas masasına ödenmesi gerekir.
- Şirketin diğer ortaklar arasında devam etmesi için çıkarmanın bu şekilde gerçekleşmiş olması gerekir.
Ortağın iflası: hangi sonuçları doğurur?
- Ortağın iflası hâlinde diğer ortaklar müflis ortağı şirketten çıkarabilir; bu bir hak olup zorunlu değildir.
- Çıkarma gerçekleşirse şirket diğer ortaklar arasında devam eder.
- Çıkarılan müflis ortağın payı iflas masasına ödenir.
- Diğer ortaklar çıkarma hakkını kullanmazsa ortak şirkette kalmaya devam eder; bu durumda şirket alacaklıları ortağın iflas masasından yararlanma imkânına sahiptir.
- Şirket sözleşmesi ile çıkarma hakkı kaldırılmışsa diğer ortaklar bu yolla ortağı şirketten çıkaramaz.
- Çıkarma ile birlikte ortağın şirketteki payı, şirket alacaklılarının masa üzerindeki haklarına ilişkin hükümlere tabi olur (m.239 ve m.202'nin dolaylı etkisi).
Kollektif şirkette ortak iflası ile şirket iflası arasındaki fark nedir?
Kollektif şirkette ortağın iflası, şirketi sona erdirmez; bu madde uygulanabilir ve ortak çıkarılarak şirket devam edebilir.
Şirketin kendisinin iflası halinde şirket sona erer ve tasfiye yoluna girilir.
Şirket iflas etmemişse madde uygulanır ve şirketin devamı mümkündür; şirket iflas etmişse bu madde kapsamında devam söz konusu olmaz.
Kollektif şirket ile adi şirket arasındaki fark nedir?
Kollektif şirkette bu madde ortağın iflasını şirketin sona ermesi sebebi saymaz; çıkarma ile devam mümkündür.
Adi şirkette (TBK m.639) ortağın iflası şirketin sona erme sebebidir; diğer ortaklar ancak sözleşmede devam hükmü varsa iflas eden ortağı çıkarabilir (TBK m.633).
Adi şirkette bu maddedeki çıkarma kuralı değil, TBK hükümleri uygulanır; sözleşmede devam hükmü yoksa şirket sona erer.
Ortağın iflası ile ortağın kişisel alacaklısının fesih talebi arasındaki fark nedir?
Bu maddede ortağın kendi iflası söz konusudur ve diğer ortaklar çıkarma yetkisine sahiptir.
Kişisel alacaklının fesih talebi (TTK m.255) ortağın borcuna dayanır ve oybirliği ile çıkarma gerektirir.
Her iki durumda da çıkarma kararı gerekir, ancak karar yeter sayısı ve dayanak farklıdır; m.254'te iflas kararı, m.255'te fesih talebi tetikleyicidir.
Ortağın iflası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ortağın iflasını şirketin kendiliğinden sona erme sebebi saymak; oysa madde çıkarma hakkı tanır, sona erme sebebi değildir.
- Kollektif şirket hükümlerini adi şirkete uygulamak; adi şirkette ortağın iflası şirketin sona erme sebebidir ve TBK hükümleri geçerlidir.
- Sözleşmede çıkarma hakkının kaldırılmış olmasını gözden kaçırmak ve yine de çıkarma yapmak.
- Çıkarma kararının alınmadan çıkarmanın kendiliğinden gerçekleştiğini varsaymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ortağın iflasının kendiliğinden ortaklık sıfatını sona erdirmediği, çıkarma için diğer ortakların ayrıca karar almasının gerektiği kabul edilmektedir.
- Çıkarma hakkının sözleşmeyle kaldırılabildiği ve bu durumda diğer ortakların çıkarma yetkisinin bulunmadığı kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Çıkarma kararının varlığını ve usulüne uygun alındığını ileri süren taraf, diğer ortakların karar tutanağı veya yazılı bildirimini delil olarak sunmak zorundadır.
- Ortağın iflas kararının kesinleşmiş olduğu, ticaret sicil kaydı veya mahkeme kararı ile ispatlanır.
- Şirket sözleşmesinde çıkarma hakkının kaldırıldığını ileri süren taraf, sözleşme metnini delil olarak sunmalıdır.
- Müflis ortağın payının iflas masasına ödendiğinin ispatı, ödeme belgesi ve masa kaydı ile yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.238: Şirket alacaklılarının ortağın iflasını isteyebilmesinin yollarından birini düzenler; m.254 ile birlikte ortak iflasının şirket çevresindeki sonuçlarını belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.240: Depo emri yoluyla ortakların şirketle birlikte iflasına imkân tanır; ortak iflasının şirket alacaklıları bakımından ayrı bir yolunu gösterir.
- 6102 sayılı Kanun m.239: Şirket alacaklılarının ortağın iflas masasına başvurma sırasını düzenler; müflis ortağın payının masaya ödenmesi sonrasında bu hüküm etkilidir.
- 6102 sayılı Kanun m.255: Ortağın kişisel alacaklısının şirketin feshini istemesi ve çıkarma kararı ile ilgilidir; bu madde ile ayrım konusudur.
- 6102 sayılı Kanun m.243: Ortağın iflasının şirketin sona ermesine yol açtığı hallerin bir kısmını düzenler; m.254'ün uygulanma alanının sınırını belirler.
- 6098 sayılı Kanun m.633: Adi şirkette ortağın çıkarılmasına ilişkin genel hükümdür; m.254'ün kollektif şirket dışındaki karşılığı olarak düşünülebilir.
- 6098 sayılı Kanun m.639: Adi şirkette ortağın iflasını şirketin sona erme sebebi olarak düzenler; m.254 ile karşılaştırmalı ayrım yapılır.
TTK m.255 — Haklı sebepler
Madde, bir ortağın kendisinden kaynaklanan sebeplerle şirketin feshinin istenebileceği hallerde, diğer ortakların o ortağı şirketten çıkarıp şirketin devamına karar verebilmesini; bu kararın şirket sözleşmesinde çoğunlukla alınmasının öngörülebilmesini; çıkarılan ortağın iptal davası açma hakkını ve çıkarma kararının alınamaması hâlinde her ortağa tanınan asliye ticaret mahkemesinde çıkarma ve ayrılma payının belirlenmesi davası hakkını düzenler. Kollektif şirketlerde ortaklar, bu hüküm uyarınca diğer ortakların kararıyla çıkarılabilir. Madde, şirket ortaklarının kendi ilişkilerine ve şirketin devamına ilişkindir; fesih davasının kendisini ve haklı sebebin tanımını düzenlemez (m.245 ve m.636 bağlamı). Haklı sebebin varlığı hâlinde mahkemeden fesih istenmesi, şirket sözleşmesinde yer alan süreli fesih ve ortağın ölümü gibi sona erme sebepleri ile bunların sonuçları da bu maddenin kapsamı dışındadır (m.256 ve m.247). Anonim şirket ve limited şirkette çıkarmaya ilişkin hükümler bu maddede yer almaz (m.638, m.124 bağlamı)."
Haklı sebepler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Haklı sebep
- Ortaklığın sürdürülmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde çekilmez kılan veya imkânsız hâle getiren olgulardır. Madde metni tanım vermez; bağlam olarak bu maddenin işaret ettiği m.245 kapsamında değerlendirilir.
- Ortağın kendisinden kaynaklanan sebep
- Haklı sebebin kaynağının çıkarılacak ortağın kişisi, davranışı veya durumu olmasıdır. Sebep şirketin dışındaki bir olgudan doğmuşsa bu madde değil, genel fesih rejimi uygulanır.
- Çıkarma kararı
- Diğer ortakların, haklı sebebi bulunan bir ortağı şirketten ayırıp şirketin devamına karar vermesidir. Kararın alınma nisabı, şirket sözleşmesinde aksi öngörülmediği sürece oybirliğidir; sözleşmeyle çoğunluk öngörülebilir.
- Ayrılma payı
- Çıkarılan ortağın şirketteki payının karşılığı olarak belirlenecek tutardır. Madde metninde ölçüt verilmemiştir; belirlenmesi üçüncü fıkrada asliye ticaret mahkemesinin görevine bağlanmıştır.
- Hak düşürücü süre
- Süre geçtikten sonra hakkın kendisinin sona erdiği, hâkimin de bunu kendiliğinden gözettiği süredir. İkinci fıkradaki üç aylık süre bu niteliktedir.
Haklı sebepler: hangi şartlar aranır?
- Bir ortağın kendisinden kaynaklanan ve şirketin feshini haklı kılacak bir sebebin bulunması gerekir.
- Çıkarma kararının diğer ortakların tümü tarafından alınması gerekir; şirket sözleşmesi çoğunluk öngörmüşse bu nisap yeterlidir.
- Kararın, çıkarılacak ortak dışındaki ortakların oluşturduğu kurulda alınması gerekir.
- Çıkarılan ortağa kararın noter aracılığıyla tebliğ edilmesi gerekir; tebliğ tarihi iptal davası süresinin başlangıcıdır.
- Birinci fıkradaki karar alınamamışsa, her ortağın şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde çıkarma davası açabilmesi için birinci fıkranın koşullarının bulunması gerekir.
- Çıkarma kararının sonucunda ortağın ayrılma payının belirlenmesi gerekir; mahkeme kararında bu tutarın da tespit edilmesi gerekir.
Haklı sebepler: hangi sonuçları doğurur?
- Diğer ortakların tümü, sözleşmede çoğunluk öngörülmemişse oybirliğiyle, öngörülmüşse o nisapla çıkarma kararı verirse ortak şirketten çıkarılır ve şirket diğer ortaklar arasında devam eder.
- Çıkarma kararı alınamazsa her ortak, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden çıkarma ve ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir.
- Çıkarılan ortak üç ay içinde iptal davası açarsa karar yargı denetimine girer; süre geçerse karar kesinleşir.
- Birinci fıkradaki haklı sebep bulunmuyorsa çıkarma kararı geçersiz kalır ve ortak şirkette kalmaya devam eder.
- Çıkarma kararının alınmasından sonra ortağın payının karşılığı ayrılma payı olarak belirlenir.
Sözleşmeyle çoğunluk ile oybirliği arasındaki fark nedir?
Şirket sözleşmesinde çoğunlukla karar alınabileceğine dair hüküm bulunan şirketlerde, çıkarma kararı bu nisapla alınır.
Sözleşmede böyle bir hüküm yoksa, kararın tüm diğer ortakların oybirliğiyle alınması gerekir.
Oybirliği sağlanamadığında sözleşmede çoğunluk hükmü bulunup bulunmadığına göre kararın alınıp alınamayacağı değişir. Çoğunluk hükmü yoksa üçüncü fıkradaki dava yolu açılır.
Birinci fıkradaki karar ile üçüncü fıkradaki dava arasındaki fark nedir?
Diğer ortaklar kararla çıkarma yapabilir ve bu durumda şirket içi bir işlem söz konusu olur.
Karar alınamadığında her ortak mahkemeye başvurarak çıkarma ve ayrılma payının belirlenmesini isteyebilir.
Üçüncü fıkra, birinci fıkradaki kararın alınamaması şartına bağlıdır; ortak doğrudan mahkemeye gidemez. Dava hakkı her ortağa tanınmıştır, dolayısıyla tek bir ortağın talebi yeterlidir.
Çıkarılan ortağın iptal davası ile çıkarma davası arasındaki fark nedir?
Kararla çıkarılan ortak, kararın tebliğinden itibaren üç ay içinde şirkete karşı iptal davası açabilir.
Çıkarma davasında ise davayı açan ortak diğer ortaklar değil, mahkemeden talepte bulunan ortaktır.
İptal davası üç aylık süreye tabidir ve süre geçince hak sona erer; çıkarma davası için bu fıkrada ayrı bir süre yer almaz.
Bu madde ile limited ve anonim şirket hükümleri arasındaki fark nedir?
Bu madde kollektif şirketteki ortakların şirket içi çıkarmasını düzenler.
Limited ve anonim şirketlerde haklı sebeple çıkma ayrı rejime tabidir ve mahkeme kararına bağlıdır.
Limited şirket için haklı sebeple çıkma talebi mahkemeden istenir; bu maddeye dayanılarak limited şirkette çıkarma kararı alınamaz.
Haklı sebepler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üçüncü fıkradaki mahkeme yolunu, birinci fıkradaki kararın alınamadığı hâl dışında da kullanılabilir saymak.
- Oybirliği ile çoğunluk arasındaki nisap farkını gözden kaçırıp sözleşmedeki çoğunluk hükmünü geçerli saymadan kararı almak.
- Üç aylık süreyi çıkarma kararının alınma tarihinden değil, noter tebliğinden başlatmamak.
- Limited şirkette bu maddeye dayanarak doğrudan şirket içi çıkarma kararı alınabileceğini varsaymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Haklı sebebin mevcudiyeti, şiddetli geçimsizlik, ihanet, görev ihmali gibi olgular üzerinden değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1561 E., 2019/1289 K., 10.10.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Çıkarılacak ortağın kendi davranışından ya da durumundan kaynaklanan haklı sebebi, çıkarma kararını alan veya dava açan taraf ispatlamakla yükümlüdür.
- Kararın alınma usulü ve nisabı, şirketin genel kurul tutanağı veya ortaklar kararı ile ispatlanır; sözleşmede çoğunluk hükmü varsa sözleşme metni de ibraz edilir.
- Karar tebliğinin noter aracılığıyla yapıldığı, süre bakımından tebliğ tarihi ile ispatlanır; tebliğ belgesi önemlidir.
- Çıkarılan ortağın haklı sebebin bulunmadığı yönündeki savunmasını ispat yükü ortağa geçmez; ancak ortak, haklı sebebin ortadan kalktığını ya da ortakların affettiğini ileri sürerse bunu kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Kanun m.245: Kollektif şirkette haklı sebepleri sayan hükümdür. Birinci fıkradaki "kendisinden kaynaklanan sebep" bu maddede tarif edilen haklı sebeplerle doldurulur.
- 6102 sayılı Kanun m.256: Süresiz şirkette fesih ihbarında bulunan ortağın çıkarılıp şirketin diğer ortaklar arasında devam etmesini düzenler; bu madde ile ilişkilidir ancak kapsamı ayrıdır.
- 6102 sayılı Kanun m.248: Ortağın kişisel alacaklısının şirketin süresinin uzatılmasına itirazı hâlinde borçlu ortağın çıkarılmasına yol açar; bu hâl m.255 ile birlikte uygulanabilir.
- 6102 sayılı Kanun m.638: Limited şirkette haklı sebeple çıkma talebini düzenler; bu maddedeki çıkarma kararı rejiminden ayrıdır.
TTK m.256 — Fesih ihbarı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 256. maddesi, süresiz (belirsiz süreli) adi ve kollektif şirketlerde bir ortağın feshi ihbarı üzerine diğer ortakların feshi kabul etmeyip ayrılan ortağı çıkararak şirketin kendi aralarında devam etmesine karar verebilmesini düzenler. Ayrıca bir ortağın kişisel alacaklısının 248 veya 249. maddeler uyarınca itiraz veya fesih hakkını kullanması halinde aynı yolun izlenebilmesini ve bu kararın alacaklıya tebliğini ve borçlu ortağın çıkarılmasını düzenler. Madde, şirketin süresiz olduğu ve ortakların fesih ihbarında bulunabildiği hallerde uygulanır. Fesih ihbarının kendisinin koşullarını ve sürelerini düzenlemez (m.243 ve TBK m.639-640 kapsamındadır). Kişisel alacaklının 248 ve 249. maddelerdeki hak kullanımının koşullarını ve tasfiye sonuçlarını düzenlemez (m.248, m.249 ve m.247 kapsamındadır). Ortaklıktan çıkarılan ortağın hesaplaşmasını ve pay bedelinin ödenmesini de düzenlemez (m.643 ve sonrası kapsamında ayrı değerlendirilir)."
Fesih ihbarı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Süresiz şirket
- Sözleşmede belirli bir süre öngörülmemiş ya da şirketin sona ereceği bir süre belirlenmemiş adi veya kollektif şirketi ifade eder. Bu niteliğe sahip şirketlerde ortaklara fesih ihbarı hakkı tanınır.
- Feshi ihbar
- Bir ortağın şirketi sona erdirmek amacıyla diğer ortaklara yönelttiği tek taraflı irade beyanıdır. Ortağın bu beyanı, diğer ortaklar feshi kabul etmediği takdirde çıkarılma sonucunu doğurur.
- Çıkarma kararı
- Feshi kabul etmeyen diğer ortakların, feshi ihbar eden veya borçlu ortağı şirketten çıkararak şirketin kendi aralarında devamına karar vermesidir. Madde, bu kararın alınabilmesi için bir ortağın sözleşme dışı çıkma iradesini değil, diğer ortakların tercihini esas alır.
- Kişisel alacaklı
- Bir ortağın borçlu olduğu ve şirket dışındaki alacağına dayanarak şirket ortaklığındaki payı üzerinden 248 veya 249. maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkı kullanan alacaklıdır. Bu hak, borçlu ortağın şirketteki konumuna etki eder.
- Faaliyet dönemi
- Şirketin ticari faaliyetinin hesap ve dönem bakımından sona erdiği dönemdir. Üçüncü fıkraya göre borçlu ortak, bu dönemin sonunda şirketten çıkarılır; çıkarma anı bu dönem sonuna bağlanır.
Fesih ihbarı: hangi şartlar aranır?
- Şirketin süresiz (belirsiz süreli) olması gerekir; belirli süreli şirkette bu madde uygulanmaz.
- Ortaklardan birinin şirketin feshi ihbarında bulunmuş olması gerekir ya da bir ortağın kişisel alacaklısının 248 veya 249. maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkını kullanmış olması gerekir.
- Diğer ortakların feshi kabul etmeyerek ihbarda bulunan ya da borçlu olan ortağı şirketten çıkarma yönünde karar vermiş olması gerekir.
- Kişisel alacaklı hâlinde, şirketin devam edeceğine ilişkin kararın alacaklıya tebliğ edilmiş olması gerekir.
- Borçlu ortağın şirketten çıkarılması, faaliyet dönemi sonunda gerçekleşir.
Fesih ihbarı: hangi sonuçları doğurur?
- Diğer ortaklar feshi kabul etmeyerek ihbar eden ortağı çıkarırsa şirket kendi aralarında devam eder.
- Kişisel alacaklı hâlinde şirketin devam edeceğine dair karar alacaklıya tebliğ edilir.
- Kişisel alacaklı hâlinde borçlu ortak faaliyet dönemi sonunda şirketten çıkarılır.
- Diğer ortaklar çıkarma kararı vermezse ve feshi kabul ederse şirket feshedilmiş olur.
- Madde emredici nitelikte görünmekle birlikte, madde metni ortaklar arasında aksine sözleşme yapılmasını açıkça yasaklamamaktadır; bu nedenle sözleşmede ayrıntılı düzenleme yapılabilir ancak ortakların çıkarma hakkı ortadan kaldırılamaz.
Feshi ihbar eden ortak ile kişisel alacaklının hakkını kullanması arasındaki fark nedir?
Ortaklardan birinin kendi iradesiyle feshi ihbarda bulunduğu hâl; ihbar eden ortak şirketten ayrılmak istemektedir.
Bir ortağın kişisel alacaklısının 248 veya 249. maddeler gereğince itiraz veya fesih hakkını kullandığı hâl; ortağın kendi iradesi değil alacaklının talebi söz konusudur.
İlk halde çıkarma kararı doğrudan ihbarı yapan ortak hakkında alınır. İkinci halde karar alacaklıya tebliğ edilir ve borçlu ortak faaliyet dönemi sonunda çıkarılır.
Diğer ortakların çıkarma kararı ile fesih ihbarının kabulü arasındaki fark nedir?
Diğer ortakların feshi kabul etmeyerek şirketin devamına karar vermesi hâli; şirket kendi aralarında sürer.
Diğer ortakların feshi kabul etmesi hâli; bu durumda şirket sona erer ve ortaklık ilişkisi sona erdirilir.
Kabul edilmemesi hâlinde ihbar eden ortak şirketten çıkarılır ve şirket devam eder. Kabul edilmesi hâlinde şirket feshedilmiş olur.
Fesih ihbarı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi belirli süreli şirketlere uygulamak; madde yalnızca süresiz şirketler için geçerlidir.
- Kişisel alacaklı durumunda karar tebliğine gerek yokmuş gibi davranmak; 256/3 uyarınca tebliğ zorunludur.
- Borçlu ortağın hemen çıkarılacağını varsaymak; çıkarma faaliyet dönemi sonunda gerçekleşir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çıkarma kararının diğer ortaklarca alınması gerektiği ve bu kararın ihbar eden ortağa karşı kullanılması, feshin devamlılık ilkesini koruyan bir yoldur.
Nasıl ispat edilir?
- Feshi ihbarın yapıldığını ve şirketin süresiz olduğunu ileri süren taraf bunu ispatlar; ihbarın yazılı yapılması zorunlu değildir ancak ispat açısından yazılı belge tercih edilmelidir.
- Diğer ortakların feshi kabul etmediklerini ve çıkarma kararı aldıklarını ileri süren taraf bu kararı yazılı belge veya toplantı tutanağı ile ispatlar.
- Kişisel alacaklı hâlinde 248 veya 249. maddeler uyarınca hakkın kullanıldığını ve kararın alacaklıya tebliğ edildiğini ileri süren taraf tebliğ belgesiyle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 m.248: Kişisel alacaklının borçlu ortağın payı üzerinden itiraz hakkını kullanması hâlini düzenler; 256/2 bu hakka atıf yapar.
- 6102 m.249: Kişisel alacaklının fesih hakkını düzenler; 256/2 bu hakka atıf yapar.
- 6102 m.243: Kollektif şirketin ortakların kararıyla feshine ilişkin atıf içerir; bu maddeden ortakların fesih ve çıkarma hakkı bakımından bağlantı kurulur.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| üç ay | m.253 | Mirasçılar şirkete kollektif ortak veya komanditer olarak girip girmeyeceklerini ortağın ölüm tarihinden itibaren üç ay içinde şirkete ihbar etmelidir. |
| üç aylık | m.255 | (2) Çıkarılan ortak, bu kararın noter aracılığıyla tebliğinden itibaren üç aylık hak düşürücü süre içinde şirkete karşı çıkarılmanın iptali davasını açabilir. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
2 karar- 4. Hukuk Dairesi, 2022/7019 E., 2023/74 K., 09.01.2023İlgili madde: m.253
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1561 E., 2019/1289 K., 10.10.2019İlgili madde: m.255
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 6. Adi, Kollektif, Komandit Şirket bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış