TTK › Ticaret şirketleri › Kollektif şirket › Şirketin sona ermesi ve ortağın ayrılması

İki kişilik şirkette, hükümler ve ayrılan ortağın payı

TTK m.257–266Ticaret Hukuku

Kısaca

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 257. maddesi, yalnız iki kişiden oluşan bir kollektif şirkette ortaklardan birinin şirketten çıkarılmasını ve çıkarılan ortağın yerine şirketin diğer ortakla devam etmesini düzenler; bu çıkarılmanın dayanağı olan haklı sebepler ve mahkemeden istem usulü maddede yer alır.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.257–266 hükümlerini kapsar.

TTK m.257 — Haklı sebeplerin varlığında

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 257. maddesi, yalnız iki kişiden oluşan bir kollektif şirkette ortaklardan birinin şirketten çıkarılmasını ve çıkarılan ortağın yerine şirketin diğer ortakla devam etmesini düzenler; bu çıkarılmanın dayanağı olan haklı sebepler ve mahkemeden istem usulü maddede yer alır. Madde yalnız iki ortaklı kollektif şirketlere uygulanır; üç ve daha fazla ortaklı şirketlerde çıkarılma için aynı yol kullanılmaz. Madde, fesih ve tasfiye sonucunu doğuran haklı sebeple feshi (TTK m.245 ve devamı), çıkarılan ortağa yapılacak ödemeyi ve çıkma ile çıkarılmanın tescil ve ilanını düzenlemez; bunlar için ilgili maddelere bakılmalıdır. Ayrıca süresiz şirkette fesih ihbarına karşı çıkarma (m.256), şirket süresinin uzatılmasına itiraz üzerine çıkarma (m.258) ve çıkarılan ortağın hükümleri (m.262) bu maddenin dışındadır.

Haklı sebeplerin varlığında: hangi kavramlar bilinmeli?

Haklı sebep
Ortaklık ilişkisinin dürüstlük kuralı uyarınca devamını olanaksız kılan veya önemli ölçüde güçleştiren olaylardır. Madde metni bu kavramı tanımlamaz; yargı, somut olayın koşullarına göre değerlendirir.
Çıkarılma
Ortaklardan birinin, şirket ortaklığından mahkeme kararıyla çıkarılmasıdır. Çıkarma, ortağın kendi iradesiyle çıkmasından farklı olarak diğer ortağın istemine dayanır.
İki kişilik kollektif şirket
Yalnız iki ortaktan oluşan kollektif şirkettir. Maddenin uygulama alanı bu şirket türüyle sınırlıdır; ortak sayısı ikiden fazla olduğunda madde uygulanmaz.
Davacı ortak ve diğer ortak
Davacı ortak, çıkarılma istemini ileri süren ortaktır. Diğer ortak, istem konusu ortaktır ve çıkarılmak üzere mahkemeye sunulan kişidir.

Haklı sebeplerin varlığında: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin yalnız iki kişiden oluşan bir kollektif şirket olması gerekir.
  • Ortaklardan birinin şirketten çıkarılmasını gerektiren haklı sebeplerin bulunması gerekir.
  • Çıkarılma kararı için diğer ortağın istemi bulunmalıdır; mahkeme kendiliğinden bu karara hükmedemez.
  • Mahkeme, fesih ve tasfiyeye karar vermeksizin çıkarılma kararı verebilir; bu karar takdiri bir nitelik taşır, mahkeme bunu verme veya fesih yolunu seçme konusunda değerlendirme yapar.
  • Karar sonucunda şirketin bütün iş ve işlemleri, varlıkları, alacak ve borçları davacı ortağa bırakılmalıdır.

Haklı sebeplerin varlığında: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı sebeplerin varlığı ve diğer ortağın istemi birlikte gerçekleşirse mahkeme çıkarılma kararı verebilir.
  • Mahkeme çıkarılmaya karar verdiğinde şirketin bütün iş ve işlemleri, varlıkları, alacak ve borçları davacı ortağa geçer.
  • Mahkeme haklı sebebi kabul etmezse ya da istem yoksa çıkarılma kararı verilemez.
  • Çıkarılan ortak hakkında madde 262 hükümleri uygulanır; bu hükümler çıkarılan ortağın hak ve borçlarına ilişkindir.
  • Madde metninde açıkça belirtilmese de çıkarılma kararı şirketin tek ortakla devamına yol açtığından, bu durumun tescil ve ilan işlemleri gerekir.

Haklı sebep ile çıkarılma ile fesih ve tasfiye arasındaki fark nedir?

Madde 257 uyarınca mahkeme, fesih ve tasfiye yapmadan ortağın çıkarılmasına karar verebilir; şirket tek ortakla devam eder.

Genel haklı sebeple fesih davasında (TTK m.245 ve devamı) şirket dağılır ve tasfiyeye girer.

Madde 257 kapsamında şirket varlığını sürdürür ve iş ve işlemleri davacı ortağa geçer; fesih halinde tasfiye yapılır.

İki ortaklı şirket ile üç veya daha fazla ortaklı şirket arasındaki fark nedir?

Madde 257, yalnız iki kişiden oluşan kollektif şirkette uygulanır.

Üç ve daha fazla ortaklı şirkette ortağın çıkarılması diğer ortakların kararına ve sözleşmeye bağlıdır.

Ortak sayısı ikiden fazla ise madde 257 uygulanmaz; çıkarılma için madde metninde öngörülen mahkeme kararlı yol kullanılamaz.

Madde 257 ile madde 256 ve 258 arasındaki fark nedir?

Madde 257, haklı sebeple çıkarılmayı düzenler.

Madde 256 süresiz şirkette fesih ihbarına karşı çıkarmayı, madde 258 ise kişisel alacaklının fesih istemi ve süre uzatımına itirazını düzenler.

Çıkarılma sebebi haklı sebep değilse madde 257 değil, ilgili madde uygulanır.

Haklı sebeplerin varlığında: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi üç veya daha fazla ortaklı kollektif şirkete uygulamak; madde yalnız iki kişilik şirketi kapsar.
  • Madde 257 ile genel haklı sebeple fesih davasını (m.245) karıştırmak; birinde şirket devam eder, diğerinde dağılır.
  • Mahkemenin istem olmaksızın kendiliğinden çıkarma kararı verebileceğini düşünmek.
  • Çıkarılan ortağa ilişkin hükümleri (m.262) uygulamamak veya ayrı bir hesaplama yapmamak.
  • Haklı sebep kavramını kanun maddesinde sayılanlarla sınırlı saymak; sayılanlar örnek niteliğindedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • İki ortaklı kollektif şirkette, haklı sebebin varlığı ve diğer ortağın istemi birlikte aranarak çıkarılma kararı verilebileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/6962 E., 2024/5449 K., 02.07.2024)
  • Çıkarılma istemi, ortağın şirket paralarını kişisel ihtiyaçları için kullanması gibi ağır sadakat ihlallerine dayandırıldığında haklı sebep kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/6962 E., 2024/5449 K., 02.07.2024)
  • Haklı sebebin kaynağı kendi kusuru olan ortağın bu sebebe dayanarak çıkarılmasını isteyemeyeceği yönünde uygulama bulunmaktadır. (3. Hukuk Dairesi, 2025/2377 E., 2025/5905 K., 04.12.2025)
  • Şirketin tek ortakla devam edemeyeceği gerekçesiyle, davalının şirket fesih davası açmış olması durumunda çıkarılma talebinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/2377 E., 2025/5905 K., 04.12.2025)
  • Üç ortaklı şirkette bu maddenin kıyas yoluyla uygulanmasının mümkün olmadığı; ancak bazı kararlarda kıyasen uygulama istemlerine de rastlandığı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/2091 E., 2023/5684 K., 09.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Çıkarılma istemini ileri süren diğer ortak, haklı sebebin varlığını ispatla yükümlüdür.
  • Haklı sebep, sadakat ihlali gibi olgular için yazılı belgeler, banka kayıtları ve şirket defterleri ile ispat edilebilir.
  • Haklı sebebin kendi kusurundan kaynaklandığını savunan davacı ortak, bu savunmayı ispatlamalıdır.
  • Tanık beyanları, yazılı delillerin yanında ikincil delil olarak kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.245: Haklı sebeplerin kapsamını ve örneklerini gösterir; madde 257'deki haklı sebep kavramının dayanağıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.262: Madde 257 uyarınca çıkarılan ortak hakkında uygulanacak hükümleri belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.256: Süresiz şirkette fesih ihbarına karşı çıkarmayı düzenler; madde 257 ile karıştırılmamalıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.258: Kişisel alacaklının fesih istemi ya da süre uzatımına itirazı üzerine çıkarmayı düzenler; iki ortaklı şirkette de uygulanır.

TTK m.258 — Diğer sebeplerin varlığında

TTK m.258, iki kişiden oluşan şirketlerde ortaklardan birinin kişisel alacaklısının ya da ortaklardan birinin iflasının, diğer ortağa 257. maddedeki hakkı kullanma imkânı tanıdığı hâli düzenler. Düzenlediği konular; kişisel alacaklının itiraz veya fesih hakkını kullanması ile ortaklardan birinin iflasıdır. Kapsamı iki kişilik şirketler ve bu şirketlerin ortaklarıdır. Maddenin kendisi süre öngörmez, 257. maddedeki hakkın kullanılma koşullarını ve sonucunu düzenlemez (m.257). Ortağın çıkarılması kararı ile çıkarılmanın iptali davasını düzenlemez (m.255). Şirketin fesih davasının koşullarını, haklı sebep ve dava usulünü düzenlemez (m.531 ve m.256). Kişisel alacaklının şirket feshini istemesine ilişkin 248 ve 249. maddeler de bu maddenin kendisinde ayrıca çözümlenmez.

Diğer sebeplerin varlığında: hangi kavramlar bilinmeli?

İki kişilik şirket
Yalnız iki ortağı bulunan şirkettir. Maddenin uygulanabilmesi için şirketin ortak sayısının bu sayıda olması gerekir; ortak sayısı sonradan değişirse maddenin uygulanıp uygulanmayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.
Kişisel alacaklı
Ortağın kendi borcu nedeniyle alacağı bulunan kişidir; şirketin alacaklısı değildir. Alacağını şirketteki paydan veya ortağın kişisel mallarından tahsil etmeye çalışır.
İtiraz veya fesih hakkı
Maddenin atıf yaptığı 248, 249 ve 256. maddelerde düzenlenen, kişisel alacaklının kullanabileceği haklardır. Maddenin kendisi bu hakların içeriğini tanımlamaz; hangi hakkın kastedildiği bu maddelere göre belirlenir.
257. madde hakkı
Diğer ortağın, kişisel alacaklının veya iflasın yol açtığı durumda şirketi sürdürmek için yararlanabileceği haktır. Maddenin metni bu hakkın içeriğini 257. maddeye bırakır; kullanım koşulları o maddede aranır.

Diğer sebeplerin varlığında: hangi şartlar aranır?

  • İki kişiden oluşan bir şirket bulunmalıdır.
  • Ortaklardan birinin kişisel alacaklısı, 248, 249 veya 256. maddelere göre itiraz veya fesih hakkını kullanmış olmalıdır; ya da ortaklardan biri iflas etmiş olmalıdır.
  • Bu olaylardan biri gerçekleşince diğer ortak 257. maddeden yararlanabilir; bu yararlanma maddenin seçimlik bir imkânıdır, zorunlu bir sonuç değildir.
  • Diğer ortağın 257. maddeye göre yararlanma iradesini ortaya koyması gerekir; madde bu iradenin nasıl açıklanacağını kendisi düzenlemez.

Diğer sebeplerin varlığında: hangi sonuçları doğurur?

  • Kişisel alacaklı 248, 249 veya 256. maddelere göre itiraz veya fesih hakkını kullandığında ya da ortaklardan biri iflas ettiğinde, diğer ortak 257. maddeden yararlanabilir.
  • Diğer ortak bu imkânı kullanmazsa maddenin sağladığı yararlanma gerçekleşmez; madde bu durumda kendiliğinden bir sonuç doğurmaz.
  • Madde yalnız iki kişilik şirketlere uygulanır; ikiden fazla ortağı olan şirkette bu yararlanma imkânı doğmaz.
  • Maddenin sağladığı imkân 257. maddenin koşullarına bağlıdır; 258. madde tek başına kişisel alacaklıya ya da iflas eden ortağa bir hak tanımaz.

Kişisel alacaklının hakkı ile ortağın iflası arasındaki fark nedir?

Ortaklardan birinin kişisel alacaklısının itiraz veya fesih hakkını kullanması, ortağın borcuna ve alacaklının takip sürecine dayanır.

Ortaklardan birinin iflası, ortağın genel olarak borca batık hâle gelmesine ve iflas idaresinin devreye girmesine dayanır.

İki hâlde de diğer ortak 257. maddeden yararlanabilir; ancak tetikleyici olay farklıdır.

Madde 258 ile madde 255 (çıkarma) arasındaki fark nedir?

Madde 258, iki kişilik şirkette diğer ortağa 257. maddeden yararlanma imkânı tanır.

Madde 255, ortağın çıkarılmasına ilişkin diğer ortakların kararını ve çıkarılmanın iptali davasını düzenler.

Her iki madde de ortağın şirketteki durumunu etkiler; 258. madde yalnız iki kişilik şirketlere uygulanır, 255. madde ise ortak sayısından bağımsız olarak çıkarma ile ilgilidir.

Diğer sebeplerin varlığında: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 258. maddeyi her şirkette uygulamak; madde yalnız iki kişilik şirketlere uygulanır, ikiden fazla ortağı olan şirkette bu imkân doğmaz.
  • Ortağın iflasını, ortaklık sıfatının kendiliğinden sona ermesi saymak; iflas tek başına ortaklığı sona erdirmez, ayrıca diğer ortağın kararı gerekir.
  • Maddenin atıf yaptığı 248, 249 ve 256. maddelerdeki hakların koşullarını 258. maddenin kendi metninden çıkarmaya çalışmak; bu koşullar ilgili maddelerde aranmalıdır.
  • 257. maddenin sonucunu 258. maddeye bağlayarak diğer ortağa kendiliğinden bir hak doğduğunu varsaymak; yararlanma iradesi ve 257. maddenin koşulları aranmalıdır.

Nasıl ispat edilir?

  • Kişisel alacaklının itiraz veya fesih hakkını kullandığını ileri süren taraf, bu hakkın kullanıldığını ve 248, 249 ya da 256. maddedeki koşulların gerçekleştiğini ispatlar; haciz, ihbar ve fesih talebine ilişkin belgeler bu ispatın temelidir.
  • Ortağın iflasını ileri süren taraf, iflas kararını ve bu kararın kesinleştiğini gösteren resmi belgeyle ispatlar; iflas sicil kaydı ve mahkeme kararı bu konuda belirleyicidir.
  • Diğer ortağın 257. maddeden yararlanma iradesini ortaya koyduğunu ileri süren taraf, bu iradenin açıklandığını ispatlar; yazılı beyan ve ilgili şirket kayıtları bu konuda kullanılabilir.
  • İki kişilik şirket olma durumunu ileri süren taraf, şirketin ortaklık yapısını ticaret sicili ve şirket sözleşmesi ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.259 — Tescil

TTK m.259, şirketten çıkma ve çıkarılma hâllerinde tescil ve ilan yükümlülüğünü, ölüm hâlinde uygulanacak hükme yollamayı ve çıkan ya da çıkarılan ortağın üçüncü kişilere karşı etkisini düzenler. Hüküm, ortağın şirketten ayrılması ile ilgili tescil ve ilanın şirket dışındaki kişilere karşı ne zaman hüküm ifade edeceğini ve bu tarihe kadar yapılan işlemlerden kimin sorumlu olacağını belirler. Kişisel şirketlerde ortak ilişkisini ve şirketin ortakla ilgili iç hesaplaşmasını düzenlemez (ilgili ayrıntılar TTK m.237 ve m.250 gibi maddelerde yer alır). Ortağın ölümünün ayrıntılı hukuki rejimini düzenlemez; yalnızca TTK m.250 ikinci fıkrasına atıf yapar. Ticaret sicilinin genel tescil ve ilan etkisini (TTK m.36) ve tescilin yaptırım ve sicil müdürü sürecini (TTK m.32, m.33) bu madde yerine ilgili genel hükümlerde arayın.

Tescil: hangi kavramlar bilinmeli?

Çıkma
Ortağın kendi iradesiyle şirketten ayrılmasıdır. Ortağın şirketten çıkması, şirketin diğer ortakları tarafından kabul edilmesi gerekmeden, ortağın kendi iradesine dayanarak gerçekleşir.
Çıkarılma
Ortağın diğer ortakların kararı veya kanunda öngörülen bir sebep üzerine şirketten uzaklaştırılmasıdır. Ortağın iradesi dışında gerçekleşir.
Tescil ve ilan yükümlüğü
Şirketten çıkma veya çıkarılma olayının ticaret siciline tescil edilmesi ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi görevidir. Bu yükümlülük diğer ortaklara yüklenmiştir.
Üçüncü kişiye karşı hüküm ifade etme
Tescil ve ilan tarihinden itibaren, çıkma veya çıkarılma sonucunun şirket dışındaki kişiler bakımından geçerli olmasıdır. Tescil ve ilandan önce, üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Tescil: hangi şartlar aranır?

  • Bir ortağın şirketten çıkmış veya çıkarılmış olması gerekir.
  • Çıkma veya çıkarılmanın ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmesi gerekir; bu yükümlülük diğer ortaklara aittir.
  • Ortağın ölümü hâlinde TTK m.250 ikinci fıkrası uygulanır; bu durumda ölüm sonucu oluşan ilişki o hükme göre değerlendirilir.
  • Üçüncü kişiye karşı sonuç doğurabilmesi için tescil ve ilanın yapılmış olması gerekir.

Tescil: hangi sonuçları doğurur?

  • Tescil ve ilan yapılmadıkça çıkma veya çıkarılma üçüncü kişilere karşı geçerli olmaz.
  • Tescil ve ilan tarihinden itibaren çıkma veya çıkarılma üçüncü kişilere karşı geçerli olur.
  • Çıkan veya çıkarılan ortak, tescil ve ilan tarihine kadar yapılan şirket işlemlerinden üçüncü kişilere karşı sorumlu olur.
  • Tescil ve ilan yükümlülüğü diğer ortaklara aittir; bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi hâlinde sorumluluk şirket ortaklarına yüklenir.
  • Ölüm hâlinde m.250 ikinci fıkrası uygulanır; ölüm bu maddenin dördüncü fıkrasındaki sorumluluğu kendiliğinden doğurmaz.

Çıkma ile çıkarılma arasındaki fark nedir?

Ortağın kendi iradesiyle ayrılması.

Diğer ortakların kararı veya kanuni sebep üzerine ortağın uzaklaştırılması.

Her iki hâlde de tescil ve ilan yükümlülüğü ve üçüncü kişilere karşı geçerlilik kuralı aynıdır.

Çıkma-çıkarılma ile ölüm arasındaki fark nedir?

Ortağın hayatta iken şirketten ayrılması.

Ortağın ölümü ile şirketin ilişkisinin sona ermesi.

Ölüm hâlinde ayrı bir hüküm uygulanır; m.259/2 TTK m.250 ikinci fıkrasına yollama yapar.

Üçüncü kişi ile şirket iç ilişkisi arasındaki fark nedir?

Çıkan veya çıkarılan ortağın şirket dışındaki kişilere karşı sorumluluğu.

Şirket ile ortak arasındaki iç hesaplaşma.

Dördüncü fıkra yalnızca üçüncü kişilere karşı sorumluluğu düzenler; iç ilişki bu maddede düzenlenmez.

Tescil: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tescil ve ilan yükümlülüğünün çıkan ortağa ait olduğunu sanmak; yükümlü diğer ortaklardır.
  • Dördüncü fıkrayı iç ilişkiye uygulamak; bu fıkra yalnızca üçüncü kişilere karşı sorumluluğu düzenler.
  • Tescil ve ilan tarihinden önceki işlemlerle sonraki işlemleri karıştırmak; sınır tescil ve ilan tarihidir.
  • Ölüm hâlini çıkma hükmüyle aynı görmek; ölüm hâlinde m.250 ikinci fıkrası uygulanır.

Nasıl ispat edilir?

  • Tescil ve ilanın yapılıp yapılmadığı, ticaret sicili kayıtları ve Ticaret Sicili Gazetesi ile ispatlanır; tescil ve ilanın yapılmadığını iddia eden taraf bunu ileri sürer.
  • Üçüncü kişiye karşı ileri sürülen çıkma veya çıkarılma, tescil ve ilan tarihinden önceki işlemler bakımından çıkan veya çıkarılan ortağın sorumluluğu için ayrıca ispatlanmaz; tescil ve ilan tarihi belgeyle saptanır.
  • Ortağın çıkmasının veya çıkarılmasının tescil ve ilan öncesinde üçüncü kişi tarafından bilindiğini iddia eden taraf, bu bilgiyi ispatlar; ancak dördüncü fıkraya dayanan sorumluluk bakımından bu ayrıca aranmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.250: Ortağın ölümü hâlinde uygulanacak hükümdür; m.259/2 bu fıkraya yollama yapar.
  • 6102 m.36: Tescil ve ilanın üçüncü kişiler hakkındaki genel etkisini düzenler; m.259/3 bu genel ilkenin ortaklık çıkışına uygulanmasıdır.
  • 6102 m.37: Tescil edilen ile ilan edilen durum arasında aykırılık hâlinde iyi niyetli üçüncü kişilerin korunmasını düzenler.

TTK m.260 — Hesaplama şekli

Bu madde, adi şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın ayrılma (tasfiye) payının hangi tarihteki şirket varlığına göre hesaplanacağını düzenler. Şirket sözleşmesinde aksine hüküm bulunmadığı hâlde, çıkma istemi veya çıkarma tarihi ile uyuşmazlık hâlinde karar tarihine en yakın şirket varlığının esas alınmasını kurar. Kapsamı, şirketten çıkan ve çıkarılan ortaklardır. Ayrılma payının ödenme zamanını, nakden ödenmesini ve ödeme biçimini düzenlemez (TTK m.261, m.262). Ortağın şirket işlerine ilişkin masraf, avans ve zarara katılma yükümlülüklerini düzenlemez (TBK m.627 ve m.635 kapsamında kalır). Tasfiye payının tespiti için bilirkişi atanmasının usulünü ve tasfiyeye ilişkin genel hükümleri düzenlemez (TBK m.634).

Hesaplama şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Ayrılma payı (tasfiye payı)
Çıkan veya çıkarılan ortağa, ortaklık sıfatı sona erdiğinde şirket tasfiye edilmiş olsaydı ödenecek tutarın karşılığıdır. Şirket fiilen tasfiyeye girmese de sanal bir tasfiye hesabıyla belirlenir.
Çıkma
Ortağın kendi iradesiyle, şirket sözleşmesinde tanınmış bir hak veya fesih ihbarı yoluyla şirketten ayrılmasıdır. Esas alınacak tarih, çıkmanın istendiği andır.
Çıkarılma
Sözleşmede şirketin diğer ortaklarla devam edeceğine dair hüküm bulunan hâllerde, diğer ortakların yazılı bildirimle ortağı şirketten uzaklaştırmasıdır. Esas alınacak tarih, ortağın çıkarıldığı andır.
Hükme en yakın tarih
Uyuşmazlık hâlinde şirket varlığının değerlendirileceği tarihtir. Ayrılma payı, karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığına göre belirlenir.
Şirket varlığı
Şirketin aktif ve pasif kalemlerinin toplamıdır. Ayrılma payı bu varlığın değerinden hesaplanır; varlığın yetersiz kalması hâlinde ortağın borç payına katılması ayrı bir sorudur.

Hesaplama şekli: hangi şartlar aranır?

  • Ortağın şirketten çıkmış veya çıkarılmış olması gerekir; çıkma için fesih ihbarı ya da sözleşmede tanınmış çıkma hakkı, çıkarma için sözleşmede devam hükmü ve diğer ortakların yazılı bildirimi bulunmalıdır.
  • Şirket sözleşmesinde ayrılma payının hesaplanma tarihine ilişkin aksine bir hüküm bulunmamalıdır; aksi hâlde sözleşme hükmü uygulanır.
  • Çıkma söz konusuysa esas tarih çıkmanın istendiği tarih, çıkarma söz konusuysa esas tarih ortağın çıkarıldığı tarih olmalıdır.
  • Uyuşmazlık varsa esas alınacak tarih, karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığıdır; bu tarih ilk ayrılma tarihinden farklı olabilir.

Hesaplama şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket sözleşmesinde aksine hüküm yoksa ayrılma payı, çıkmanın istendiği veya ortağın çıkarıldığı tarihteki şirket varlığına göre hesaplanır.
  • Uyuşmazlık hâlinde ayrılma payı, karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığına göre belirlenir.
  • Şirket varlığı ayrılma tarihinden sonra değişmişse, hesaplanan pay da hükme en yakın tarih esas alındığı için buna göre değişir.
  • Şirket varlığı borçları karşılamıyorsa ayrılma payı sıfır çıkabilir; bu hâlde ortağın borç payına katılma yükümlülüğü ayrıca doğar (TBK m.635).
  • Sözleşmede farklı bir tarih veya hesap yöntemi kararlaştırılmışsa, bu hüküm kanun hükmünün yerine uygulanır.

Çıkma ile çıkarılma arasındaki fark nedir?

Çıkmada ortak kendi iradesiyle ayrılır; esas tarih çıkmanın istendiği andır.

Çıkarılmada ortak iradesine rağmen ayrılır; esas tarih ortağın çıkarıldığı andır.

İki hâlde farklı başlangıç tarihi esas alınır. Gerekçeye göre çıkarmada itiraz ve mahkeme süreci uzayabileceğinden çıkarma tarihi tercih edilmiştir.

Uyuşmazlık yok ile uyuşmazlık var arasındaki fark nedir?

Taraflar arasında uyuşmazlık yoksa hesap, çıkma istemi veya çıkarma tarihindeki şirket varlığına göre yapılır.

Uyuşmazlık varsa hesap, karar tarihine en yakın tarihteki şirket varlığına göre yapılır.

Uyuşmazlık sürecinde değer değişmişse hesaplanan ayrılma payı da değişir.

Kanun hükmü ile şirket sözleşmesi hükmü arasındaki fark nedir?

Sözleşmede aksine hüküm yoksa madde metninde yazılı tarih esas alınır.

Sözleşmede aksine hüküm varsa o hüküm uygulanır.

Maddenin emredici olmayan, tamamlayıcı nitelikte olduğu anlaşılır; sözleşme ile farklı tarih öngörülebilir.

Hesaplama şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ayrılma payını çıkma veya çıkarma tarihi yerine ortağın iradesinin ilk açıklandığı veya fiilen ayrıldığı tarihe göre hesaplamak; esas tarih, madde metninde belirlenen iki andan biridir.
  • Uyuşmazlık hâlinde ilk bilanço değerine bağlı kalmak; esas alınan tarih karar tarihine en yakın tarihtir.
  • Çıkma ve çıkarma için aynı tarihi esas almak; madde iki hâli ayrı tutar.
  • Sözleşmede aksine hüküm varken madde metnindeki tarihi uygulamak.
  • Kanunda açık hüküm yokmuş gibi davranıp anonim ortaklık kuralını doğrudan uygulamak; kaynakta bu kural yalnız kıyas yoluyla anılmaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ayrılma payının hesabında, kanunda açık hüküm bulunmadığı için karar tarihine en yakın tarihteki şirket malvarlığının rayiç değerlerinin esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Yargıtay, ayrılma payının eski bilanço değerleri üzerinden hesaplanmasını usule ve esasa uygun bulmamaktadır.
  • Bozma sonrası yeniden verilen kararda, ilk karardaki pay değerinin bağlayıcı olmadığı; hükme en yakın tarihteki şirket varlığının esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Şirketin borca batık hâle gelmesi durumunda, hükme en yakın tarihteki değer sıfır veya negatif çıkabilir; bu hâlde ortak, yöneticilerin kusuruna dayanarak zararını ayrıca isteyebilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ayrılma payını talep eden ortak, ayrılma tarihini (çıkma isteminin yapıldığı ya da çıkarmanın bildirildiği tarihi) ve ayrılma payının hesaplanmasını isteyen talebini ispatlar.
  • Şirket varlığının değeri, hükme en yakın tarihte bilirkişi raporu ile tespit edilir; bilanço ve rayiç değer belgeleri bu raporun dayanağıdır.
  • Sözleşmede aksine hüküm bulunduğunu ileri süren taraf, bu hükmü yazılı sözleşme ile ispatlar.
  • Çıkarma hâlinde çıkarma bildiriminin yazılı yapıldığı ve tarihinin belirlenebildiği belge ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.261: Ayrılma payının nakden ödeneceğini düzenler; bu madde ise payın hangi tarihteki varlığa göre hesaplanacağını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.262: Ayrılma payının ödeme zamanını düzenler; hesap tarihi ile ödeme tarihi ayrı kurallara bağlıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.493: Anonim ortaklıkta ortağın çıkarılması hâlinde mahkemenin karar tarihine en yakın değeri esas almasını öngören kuralın kıyasen uygulanmasına dayanak olarak gösterilir.
  • 6098 sayılı Kanun m.634: Çıkan veya çıkarılan ortağın payının diğer ortaklara geçmesini ve tasfiye payının hesaplanmasını düzenler; bu madde hesap tarihini belirler, TBK hükümleri ise tasfiye payının esasını verir.
  • 6098 sayılı Kanun m.635: Malvarlığının borçları karşılamaması hâlinde çıkan ortağın borç payına katılmasını düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.633: Çıkma ve çıkarılma sebeplerini ve sözleşmede devam hükmünün şartını düzenler.

TTK m.261 — Ödeme şekli

Madde, kâr ve zarar payının hesaplanmasından sonra çıkarılan veya çıkan ortağa ödenecek payın ayni değil nakdi olarak verilmesi gerektiğini düzenler. Hesaplama yöntemini (TTK m.260) ve ödeme koşullarını bu madde kendisi belirlemez. Maddenin uygulanması, ortağın şirketten ayrılması (çıkma veya çıkarılma) hâlleriyle sınırlıdır. Madde, çıkan ortağın şirketteki pay karşılığını ne zaman ve hangi usulle ödeneceğini (m.260 ve ilgili hükümler), ayrılma ve çıkarılma sebeplerini ve ortaklık payının devrini düzenlemez. Ayrıca ortağın ödenecek tutar üzerindeki ayrılma sonrası faiz, zamanaşımı ve tahsil usulü de bu maddenin kapsamında değildir.

Ödeme şekli: hangi kavramlar bilinmeli?

Çıkma
Ortağın şirketten kendi iradesiyle ayrılmasıdır. Ayrılma hakkının kullanılması ile şirketten çıkış gerçekleşir.
Çıkarılma
Ortağın, kanunda veya ana sözleşmede öngörülen hâllerde şirket tarafından ortaklıktan çıkarılmasıdır. Ortağın iradesi dışında gerçekleşir.
Nakden ödeme
Hesaplanan payın para olarak ödenmesidir. Şirket varlıklarından ayni bir malın, hisse senedinin ya da başka bir değerin devri bu yolla yapılamaz.
Hesaplanan pay
TTK m.260 uyarınca ayrılan ortağın şirket varlığı içindeki payının değeridir. Bu madde hesaplama yöntemini belirlemez, yalnızca ödeme biçimini sınırlar.

Ödeme şekli: hangi şartlar aranır?

  • Ortağın şirketten çıkmış ya da çıkarılmış olması gerekir.
  • Ortağa ödenecek payın TTK m.260 uyarınca hesaplanmış olması gerekir.
  • Ödemenin nakden yapılması gerekir; ortağa ayni bir değer verilmesi bu maddeye göre yapılamaz.

Ödeme şekli: hangi sonuçları doğurur?

  • Çıkan veya çıkarılan ortak, hesaplanan payını şirketten yalnızca nakden alabilir.
  • Ayni ödeme talebi bu madde kapsamında karşılanmaz; şirket, ortağa şirket malı ya da başka bir ayni değer vererek payını ödeyemez.
  • Madde ödemenin zamanını ve taksitlendirilmesini düzenlemez; bu konular m.260 ve ilgili hükümlere bağlıdır.

Nakdi ödeme ile ayni ödeme arasındaki fark nedir?

Ortağa paranın ödenmesi, yani nakden ödeme; madde bu yolu öngörür.

Şirket varlığındaki bir malın, ayni bir değerin ya da başka bir payın ortağa verilmesi.

Madde yalnız nakdi ödemeye izin verir; ayni ödeme için ortağın rızası bile madde bakımından yeterli bir dayanak sayılmaz ve bu tür bir ödeme maddenin öngördüğü biçime uymaz.

Çıkan ortak ile çıkarılan ortak arasındaki fark nedir?

Kendi iradesiyle ayrılan ortak.

Şirketin kararıyla ya da kanuni sebeple ortaklıktan çıkarılan ortak.

Maddenin nakden ödeme kuralı her iki hâlde de aynı biçimde uygulanır; madde iki hâl arasında ayrım yapmaz.

Ödeme şekli: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Çıkan ortağa ayni bir malın verilmesini, ortağın rızası olsa bile m.261'e uygun saymak.
  • Maddeyi ödeme zamanına ya da taksitlendirmeye ilişkin bir hüküm gibi okumak; bu konular m.260'a aittir.
  • Hesaplanan payı m.261 kapsamında yeniden hesaplamaya çalışmak; hesaplama yöntemi m.260'ta düzenlenmiştir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ortağın şirketten çıktığını ya da çıkarıldığını, ayrılma tarihini ve hangi işlemle ayrıldığını ortak ileri sürer ve yazılı belge ile (ortaklık sözleşmesi, genel kurul kararı, ayrılma bildirimi) ispatlar.
  • Ödemenin nakden yapıldığını ispat yükü şirkettedir; banka kaydı veya makbuz gibi belgelerle ispat edilir.
  • Şirket, ayni bir değer verildiğini ileri sürüyorsa, bu ödemenin ortağın rızasıyla yapıldığını ve maddenin öngördüğü biçime uygun olduğunu belgelemekle yükümlüdür; ancak madde bakımından bu savunma yeterli sayılmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.260: Çıkan veya çıkarılan ortağın payının hesaplanma yöntemini düzenler; m.261, bu hesaplanmış payın ödeme biçimini sınırlar.

TTK m.262 — Ödeme zamanı

Madde, şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın çıkma payının ne zaman ödeneceğini ve çıkan ortağın, ayrılma tarihinden önce başlanmış işler tasfiye edilmeden şirketteki sermaye payını alıp alamayacağını düzenler. Madde, ödeme zamanını şirket sözleşmesine ve hüküm yoksa ilk bilanço tarihine bağlar. Kişisel şirketlerde ve sermaye şirketlerinde çıkma payı ödemesine ilişkin genel çerçeveyi kapsar. Çıkma payının hesaplanma yöntemi (m.260), ortaklıktan çıkarılma hallerinin şartları ve çıkma payının tespitine ilişkin ayrıntılar bu maddede yer almaz (m.260). Ortağın çıkma veya çıkarılma hakkının kullanılmasına ilişkin koşullar bu maddenin kapsamında değildir (m.258-259). Bu maddeye ilişkin zamanaşımı ve dava usulü ayrıca bu maddede düzenlenmemiştir.

Ödeme zamanı: hangi kavramlar bilinmeli?

Çıkma payı
Şirketten çıkan veya çıkarılan ortağa, şirket malvarlığındaki payının karşılığı olarak ödenen ve m.260 uyarınca hesaplanan tutardır. Ödeme zamanı bu maddeye göre belirlenir.
Şirket sözleşmesinde gösterilen tarih
Şirket sözleşmesinin çıkma payının ödeneceği gün olarak belirlediği tarihtir. Sözleşmede bu tarih varsa ödeme zamanı bu tarihe bağlanır.
İlk bilanço tarihi
Ayrılmadan sonra yapılacak ilk bilançonun dönem sonu tarihidir. Şirket sözleşmesinde ödeme tarihi yoksa çıkma payının bu tarihte ödenmesi gerekir.
Tasfiye
Ayrılma tarihinden önce girişilmiş işlerin sonuçlandırılması sürecidir. Çıkan ortağa sermaye payının ödenmesi bu işlerin tasfiyesine bağlanmıştır.

Ödeme zamanı: hangi şartlar aranır?

  • Ortağın şirketten çıkmış veya çıkarılmış olması gerekir; bu, m.258 ve m.259 kapsamındaki bir ayrılma ya da çıkarılma işlemiyle gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Çıkma payının m.260 uyarınca hesaplanmış olması gerekir; ödeme zamanı bu hesaplanmış tutar için işler.
  • Ödeme zamanının şirket sözleşmesinde gösterilen tarih olarak belirlenmiş olması hâlinde ödeme o tarihte yapılmalıdır.
  • Sözleşmede ödeme tarihi yoksa ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço tarihinde ödeme yapılmalıdır.
  • Ayrılma tarihinden önce girişilmiş işler tasfiye edilmedikçe çıkan veya çıkarılan ortağın şirketteki sermaye payını alması mümkün değildir.

Ödeme zamanı: hangi sonuçları doğurur?

  • Çıkma payı, şirket sözleşmesinde gösterilen tarihte ödenir.
  • Şirket sözleşmesinde ödeme tarihi yoksa çıkma payı ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço tarihinde ödenir.
  • Ayrılma tarihinden önce girişilmiş işler tasfiye edilmedikçe çıkan veya çıkarılan ortak şirketteki sermaye payını alamaz.
  • Tasfiyenin tamamlanmasına kadar sermaye payının ödenmemesi, ortağın çıkma payı alacağını ortadan kaldırmaz; yalnızca sermaye payının alınmasını erteler.

Sözleşmede ödeme tarihi ile sözleşmede ödeme tarihi yok arasındaki fark nedir?

Şirket sözleşmesinde belirli bir tarih gösterilmişse ödeme o tarihte yapılır.

Sözleşmede tarih yoksa ödeme, ayrılmadan sonra çıkarılacak ilk bilanço tarihinde yapılır.

Ödeme zamanı sözleşmeye göre belirlenir; sözleşme sessizse kanun ilk bilanço tarihini esas alır.

Çıkma payı ödemesi ile sermaye payının alınması arasındaki fark nedir?

Çıkma payının ödenmesi, m.260 ile hesaplanan tutarın ödeme zamanına ilişkindir.

İkinci fıkra, çıkan veya çıkarılan ortağın şirketteki sermaye payını almasını ayrılma öncesi işlerin tasfiyesine bağlar.

Tasfiye yapılmadan sermaye payının alınması mümkün değildir; bu nedenle ödeme zamanı ile sermaye payının alınması ayrı koşullara bağlıdır.

Ödeme zamanı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmede ödeme tarihi varken ilk bilanço tarihini esas almak; önce sözleşme hükmüne bakılmalıdır.
  • İkinci fıkrayı ödeme zamanı kuralıyla karıştırmak; tasfiye şartı sermaye payının alınmasına ilişkindir, çıkma payının ödeme tarihini değiştirmez.
  • Ayrılma öncesi işlerin tasfiyesini atlayarak sermaye payını hemen ödemek.
  • Tasfiye şartını bütün çıkma payı alacağına uygulamak; şart yalnızca sermaye payı için geçerlidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, ortaklıktan ayrılan ortağın çıkma payı alacağını hesaplarken m.262 uyarınca ödeme tarihini ve sermaye payının tasfiye şartını birlikte değerlendirmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/1576 E., 2025/196 K., 16.01.2025)
  • Mahkemeler, çıkma payına faiz hesaplanırken ödeme tarihinin m.262 ile belirlendiğini esas almakta ve buna göre faiz başlangıcını tespit etmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2015/12953 E., 2017/1388 K., 08.03.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Çıkma payı alacağını isteyen ortak, ayrıldığını veya çıkarıldığını ve payının m.260 uyarınca hesaplandığını ispatla yükümlüdür.
  • Ödeme tarihinin şirket sözleşmesinde gösterildiği iddia ediliyorsa, bu iddiayı ileri süren taraf sözleşme metniyle ispat eder.
  • Sözleşmede tarih yoksa ilk bilanço tarihi şirketin ticaret sicili ve bilanço belgeleriyle belirlenir.
  • Sermaye payının alınmasına ilişkin tasfiyenin yapıldığı savunması şirket tarafından ileri sürülür ve tasfiye kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Bilirkişi incelemesi, çıkma payının hesaplanması ve tasfiye edilmemiş işlerin değerinin tespiti için kullanılabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.260: Çıkma payının hesaplanma kurallarını düzenler; m.262 bu hesaplanmış payın ödeme zamanını belirler.
  • 6102 m.258: Ortağın şirketten çıkma veya çıkarılma hallerini düzenler; m.262 bu hallerde ödeme zamanını belirler.
  • 6102 m.259: Ortağın çıkarılmasına ilişkin koşulları düzenler; m.262 çıkarılan ortağın ödeme zamanını bu hükümle birlikte belirler.

TTK m.263 — Tamamlanmamış işler

Madde, adi şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın, ayrılmadan önce başlamış işlerin doğrudan sonuçları olan hak ve borçlara katılmasını düzenler. Ayrıca çıkan veya çıkarılan ortağın, yarım kalan işlerin kalan ortaklarca tamamlanmasına engel olamayacağını ve bu işlerin hemen tasfiye edilemediği hallerde hesap bilgisi isteyebileceğini hükme bağlar. Kural, çıkan veya çıkarılan ortak bakımından ve ticari işletme amacıyla kurulmuş olsun ya da olmasın adi şirket ortaklığı ilişkisi bakımından uygulanır. Ortağın çıkma veya çıkarılma sebepleri ve usulü (m.258 ve devamı), ayrılma akçesinin hesaplanması, ortağın şirket borçlarına sorumluluğu ve bu sorumluluğun zamanaşımı (m.263 dışındaki düzenlemeler) bu maddede düzenlenmez. Ortağın şirket alacaklılarına karşı sorumluluğu, ayrılma akçesi ve tasfiyeye ilişkin hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Tamamlanmamış işler: hangi kavramlar bilinmeli?

Çıkan ortak
Ortaklıktan kendi iradesiyle ayrılan ortaktır. Ayrılma, ayrılmadan önce başlamış işlerin sonuçlarına bağlı kalır.
Çıkarılan ortak
Diğer ortakların kararı veya haklı sebep üzerine ortaklıktan çıkarılan ortaktır. Hukuki sonuçları çıkan ortakla aynıdır.
Ayrılmadan önce başlamış işler
Ortağın ayrıldığı tarihten önce yürütülmeye başlanmış ve henüz tamamlanmamış işlemlerdir. Madde, bu işlerin doğrudan doğruya sonuçlarını kapsar.
Doğrudan doğruya sonuçları olan hak ve borçlar
Ayrılmadan önce başlamış işlemin doğal ve doğrudan sonucu olarak doğan hak ve borçlardır. Ayrılmadan sonra ortaya çıkan dolaylı kazanç ya da zararlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Hemen tasfiye edilememe
Başlamış işlerin ortaklığın sona ermesiyle birlikte kapatılamaması durumudur. Bu hâlde ortak, hesap bilgisi isteme hakkını kullanabilir.

Tamamlanmamış işler: hangi şartlar aranır?

  • Ortaklığın bir adi şirket olması ve ortağın şirketten çıkmış ya da çıkarılmış bulunması gerekir.
  • Ayrılmadan önce başlamış bir işin bulunması ve bu işin ayrılma tarihinde tamamlanmamış olması gerekir.
  • Hak ve borçların bu işin doğrudan doğruya sonucu olması gerekir; bu hâlde çıkan veya çıkarılan ortak bu hak ve borçlara katılır.
  • Çıkan veya çıkarılan ortağın kalan ortakların başlamış işleri faydalı biçimde tamamlamasına veya sonuçlandırmasına engel olmaması gerekir.
  • Başlamış işlerin hemen tasfiye edilmesinin mümkün olmaması gerekir; bu koşul gerçekleşmezse ortak hesap isteme hakkını kullanamaz.
  • Hesap bilgisi isteme hakkı, her faaliyet dönemi sonunda, o yıl içinde bitirilen işlerin hesapları ve devam eden işlemlerin o tarihteki durumu için kullanılabilir.

Tamamlanmamış işler: hangi sonuçları doğurur?

  • Çıkan veya çıkarılan ortak, ayrılmadan önce başlamış işlerin doğrudan doğruya sonuçları olan hak ve borçlara katılır.
  • Kalan ortaklar, ayrılan ortağın itirazına rağmen başlamış işleri faydalı biçimde tamamlayabilir ve sonuçlandırabilir.
  • Hemen tasfiye mümkün değilse, çıkan veya çıkarılan ortak her faaliyet dönemi sonunda o yıl bitirilen işlerin hesaplarını ve devam eden işlemlerin o tarihteki durumunu isteyebilir.
  • Dolaylı sonuçlara ve ayrılmadan sonra doğan işlemlere ilişkin hak ve borçlar çıkan ortağa yüklenmez.
  • Hemen tasfiye edilebilen işlerde ortağın bu hesap isteme hakkı doğmaz; hesap tasfiye sırasında belirlenir.
  • Maddede yer alan hükümlerin sözleşmeyle daraltılıp daraltılamayacağı açıkça düzenlenmemiştir; maddenin emredici niteliği ayrıca değerlendirilmelidir (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır).

Doğrudan sonuç ile dolaylı sonuç arasındaki fark nedir?

Ayrılmadan önce başlamış işin doğrudan doğruya sonucu olan hak ve borçlar, ortağın ayrıldığı tarihte bağlanmış sayılır.

Ayrılmadan sonra kalan ortaklar tarafından yapılan ve ayrılmadan önceki işle nedensel bağı zayıflayan işlemlerden doğan sonuçlar bu kapsama girmez.

Yalnız doğrudan sonuçlara katılım söz konusu olur, dolaylı sonuçlar çıkan ortağa yüklenmez.

Hemen tasfiye edilebilen iş ile tasfiyesi mümkün olmayan iş arasındaki fark nedir?

Hemen tasfiye edilebilen işlerde ortak, işin tasfiyesini beklemek zorunda kalmadan hesaba dahil olur.

Tasfiyesi hemen mümkün olmayan işlerde ortak, kalan ortakların işi sürdürmesine engel olamaz ve hesap bilgisi ister.

Tasfiyesi mümkün olmayan işlerde ortağa her faaliyet dönemi sonunda hesap bilgisi verilmesini isteme hakkı tanınır.

Çıkan ortak ile çıkarılan ortak arasındaki fark nedir?

Çıkan ortak kendi iradesiyle ayrılmıştır.

Çıkarılan ortak diğer ortakların kararı veya haklı sebep üzerine ayrılmıştır.

Maddenin hükümleri her iki halde aynı biçimde uygulanır; sebep farkı sonucu değiştirmez.

Tamamlanmamış işler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ayrılma sonrası doğan dolaylı sonuçları da ayrılan ortağa yüklemek; madde yalnız doğrudan doğruya sonuçlara katılım öngörür.
  • Hemen tasfiye edilemeyen işlerde hesap isteme hakkını ortağın tasfiye sonuna kadar beklemek zorunda olduğunu sanmak; madde her faaliyet dönemi sonunda hesap isteme imkânı tanır.
  • Çıkarılan ortağı çıkan ortaktan farklı rejime tabi tutmak; madde her ikisini aynı şekilde düzenler.
  • Kalan ortakların başlamış işleri tamamlamasına ortağın itiraz edebileceğini varsaymak; madde bu tür bir engel olmasını yasaklar.

Nasıl ispat edilir?

  • Çıkan veya çıkarılan ortağa yüklenecek hak ve borcun ayrılmadan önce başlamış bir işin doğrudan doğruya sonucu olduğunu ileri süren taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür; ilgili iş kayıtları ve sözleşmeler bu amaçla kullanılabilir.
  • Hemen tasfiye edilememe iddiasını ileri süren ortak, işin tasfiyesinin mümkün olmadığını gösteren belgelerle durumu ortaya koymalıdır.
  • Kalan ortakların işi faydalı biçimde tamamladığını ileri sürmesi hâlinde bu sonucu ispat yükü kalan ortaklardadır.
  • Hesap bilgisi istemi, yazılı hesap dökümleri ve faaliyet dönemi kayıtları ile ispatlanabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.263: Bu maddenin kendisidir; çıkan veya çıkarılan ortağın başlamış işlere katılımını ve hesap isteme hakkını düzenler.

TTK m.264 — Zamanaşımı

TTK m.264, kollektif şirket ortaklarının şirket borçlarından dolayı alacaklılara karşı sorumluluğunda, şirket alacaklılarının ortaklara ileri sürebileceği istem haklarının zamanaşımına ilişkin özel bir süre ve başlangıç kuralı düzenler: ortağın şirketten ayrılması, şirketin sona ermesi veya iflasın ilanının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanması olaylarını ve muaccelleşme halini kapsar. Hüküm, şirket alacaklılarıyla ortaklar arasındaki ilişkiye uygulanır; ortakların birbirlerine karşı alacaklarını kapsamaz. Düzenlemediği konular arasında şirketin kendi borçlarının genel zamanaşımı süreleri (TBK m.146 ve devamı), ortaklar arasındaki alacakların beş yıllık zamanaşımı (TBK m.147), zamanaşımının kesilmesi ve durması (TBK m.132 ve devamı) ile sorumluluğun kapsamı ve ortakların müteselsil sorumluluğu (TTK m.216 ve devamı) bulunur.

Zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?

İstem hakları
Şirket alacaklılarının, şirketin borçları için ortaklara karşı doğrudan ileri sürebildikleri talep haklarıdır. Ortağın şirket borcundan sorumluluğunun dava yoluyla istenebilmesini ifade eder.
Muaccel olma
Alacağın ödeme zamanının gelmesi, yani hemen istenebilir hale gelmesidir. Alacak ilandan sonra muaccel olursa zamanaşımı bu ana göre işlemeye başlar.
Ortağın şirketten ayrılması
Ortağın şirket ilişkisinden çıkmasıdır. Bu olay, ortağın sorumluluğunun sona ermesine ilişkin üç yıllık sürenin başlangıç anlarından biridir ve ayrılmanın Ticaret Sicili Gazetesinde ilanı esas alınır.
Şirketin sona ermesi ve iflasın ilanı
Şirketin sona erdiğinin veya iflasının ilan edildiğinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasıdır. Yayım tarihi, süreyi başlatan ilan anıdır.
Daha kısa zamanaşımı
Alacağın niteliği gereği kanunda üç yıldan kısa bir zamanaşımı süresine bağlanmış olmasıdır. Bu durumda üç yıllık süre değil, o kısa süre uygulanır.

Zamanaşımı: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın bir şirket borcundan doğmuş olması ve şirket alacaklısının ortağa karşı bu borç nedeniyle istem hakkı bulunması gerekir.
  • Ortağın şirketten ayrılması, şirketin sona ermesi veya iflasın ilanı olaylarından birinin gerçekleşmiş olması ve bunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmış bulunması gerekir.
  • Alacağın niteliği gereği daha kısa bir zamanaşımına bağlanmış olmaması gerekir; bağlanmışsa o kısa süre uygulanır.
  • Alacağın ilandan sonra muaccel olması halinde zamanaşımı süresinin başlangıcı muacceliyet anı olarak alınmalıdır.
  • Alacağın ortakların birbirlerine karşı olan alacağı olmaması gerekir; bu hüküm ortaklar arası alacaklara uygulanmaz.

Zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Üç yıl geçtiğinde şirket alacaklısının ortağa karşı istem hakkı zamanaşımına uğrar ve ortak zamanaşımı def'ini ileri sürebilir.
  • Alacağın niteliği gereği daha kısa bir zamanaşımına bağlandığı hallerde üç yıl yerine o kısa süre uygulanır.
  • Alacak ilandan sonra muaccel olursa zamanaşımı muacceliyet anından itibaren işlemeye başlar.
  • Bu hüküm ortakların birbirlerine karşı olan alacaklarına uygulanmaz; bu alacaklar genel hükümlere tabidir.
  • Zamanaşımı süresi geçmeden açılan istem, ortağın sorumluluğunu sürdürür ve süre içinde ileri sürülmesi gerekir.

Ayrılan ortak ile ayrılmayan ortak arasındaki fark nedir?

Şirketten ayrılmış ortak, ayrılma tescil ve ilan edildikten sonra sorumluluğunun sınırı bakımından bu hükmün süresine tabi tutulur.

Şirkette kalmaya devam eden ortak için ise ayrılma olayı söz konusu olmadığından bu başlangıç anı işlemez; şirketin sona ermesi veya iflas ilanı gibi diğer olaylar esas alınır.

Her ortak için başlangıç olayı farklı olabilir; ayrılan ortak yönünden süre ayrılmanın ilanıyla, şirketin sona ermesi halinde ise sona erme ilanıyla başlar.

Üç yıllık genel süre ile daha kısa özel zamanaşımı arasındaki fark nedir?

Şirket borcunun niteliği gereği kanunda daha kısa bir zamanaşımına bağlandığı alacaklarda o kısa süre uygulanır.

Böyle bir özel düzenleme bulunmayan şirket borçlarında ise üç yıllık süre geçerlidir.

Kısa süreli alacaklarda hak daha erken zamanaşımına uğrar; diğer alacaklarda üç yıl beklenir.

Şirket alacaklısının ortağa karşı istemi ile ortakların birbirine karşı alacağı arasındaki fark nedir?

Şirket alacaklısının ortağa karşı istem hakkı üç yıllık özel zamanaşımına tabidir.

Ortakların birbirlerine karşı alacakları bu hükmün kapsamı dışında kalır.

Ortaklar arası alacaklar için bu madde değil, genel hükümler ve TBK m.147 uygulanır.

Muaccel olmuş alacak ile ilandan önce muaccel alacak arasındaki fark nedir?

Alacak ilandan önce muaccel olmuşsa başlangıç yukarıdaki ilan anıdır.

Alacak ilandan sonra muaccel oluyorsa başlangıç ilan anı değil muacceliyet anıdır.

Muacceliyet anı, ilan tarihinden sonraya düşen süreyi belirler.

Zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üç yıllık süreyi her şirket borcu için genel süre saymak; oysa alacağın niteliği gereği daha kısa süreye bağlı olduğu hallerde o kısa süre uygulanır.
  • Başlangıç anını ayrılma, sona erme veya iflas olayının gerçekleştiği tarih ile karıştırmak; süre bu olayların Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı tarihten işler.
  • Alacak ilandan sonra muaccel olmuşken süreyi ilan tarihinden saymak; bu durumda başlangıç muacceliyet anıdır.
  • Ortaklar arasındaki alacaklara üç yıllık süreyi uygulamak; üçüncü fıkra bu alacakları kapsam dışında bırakmıştır.
  • Süreyi m.264'e değil genel on yıllık zamanaşımına bağlamak; şirket alacaklısının ortağa karşı istemi için özel süre bu maddede düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortaklar arasındaki ilişkilerde, ortaklık sözleşmesinden doğan alacakların beş yıllık zamanaşımına tabi olduğu kabul edilmektedir.
  • Tespit davasının zamanaşımına bağlı olmaksızın her zaman açılabileceği genel görüşüne karşın, tespit davasının eda davasının temelini oluşturması halinde ve zamanaşımı defi ileri sürüldüğünde davanın reddedileceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Şirket alacaklısı, istem hakkının doğduğunu, şirketin borcunu ve ortağın bu borçtan sorumlu olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ortağın şirketten ayrıldığı, şirketin sona erdiği veya iflasın ilan edildiği olgusu Türkiye Ticaret Sicili Gazetesindeki ilan ile ispatlanır; başlangıç tarihi bu ilanın yayım tarihidir.
  • Zamanaşımı def'ini ileri süren ortak, üç yıllık sürenin geçtiğini ve başlangıç olayının gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacağın ilandan sonra muaccel olduğunu iddia eden alacaklı, muacceliyet anını gösteren belge ile ispat yükü altındadır.
  • Alacağın daha kısa zamanaşımına bağlı olduğunu iddia eden taraf, bu kısa süreyi doğuran özel düzenlemeyi ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.264: Kendisi ele alınan hükümdür; üç yıllık özel zamanaşımı ve başlangıç anlarını belirler.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146: Kanunda aksine hüküm yoksa genel on yıllık zamanaşımını düzenler; m.264 ise şirket borçları için bu genel süreden ayrılan özel düzenlemedir.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.147: Ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri arasındaki alacakları beş yıllık süreye bağlar; m.264 üçüncü fıkrası bu alacakları kapsam dışında bırakır.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.216: Kollektif şirket ortaklarının şirket borçlarından sınırsız ve müteselsil sorumluluğunu düzenler; m.264 bu sorumluluğun zamanaşımına ilişkin sınırını çizer.

TTK m.265 — Özel durumlar

TTK m.265, şirket alacaklılarının, ortakların şirket borçlarından sorumluluğunda öngörülen üç yıllık zamanaşımının (m.264) hangi hallerde ileri sürülemeyeceğini düzenler. Birinci fıkra, yalnızca paylaşılmamış şirket malvarlığına başvuran alacaklı bakımından zamanaşımı savunmasının kapatılmasını; ikinci fıkra, ticari işletmenin bir ortak tarafından devralınması ve üçüncü kişiye devri hallerinde zamanaşımı sürelerini düzenler. Madde, şirketin tasfiyesi ya da paylaşım sonrası ortakların sorumluluğunun genel esaslarını düzenlemez (m.264 ve m.263 kapsamında kalır). Ortakların sorumluluğunun doğumu, sınırı ve ortaklık dışı üçüncü kişilerin sorumluluğu bu maddede yer almaz. Zamanaşımının kesilmesi ve durması hükümleri de bu maddenin konusu değildir.

Özel durumlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Paylaşılmamış şirket malvarlığı
Şirketin tasfiye sonunda ortaklar arasında dağıtılmamış, hâlen şirketin elinde bulunan malvarlığıdır. Alacaklı yalnızca bu malvarlığına başvurmak istediğinde zamanaşımı savunmasına karşı korunur.
Ticari işletmenin devralınması
Bir ortağın ya da üçüncü kişinin şirketin ticari işletmesini bütün olarak edinmesidir. Devralma, ticari işletmenin alacak ve borçlarıyla birlikte geçişi anlamına geldiğinde ikinci fıkranın son cümlesi uygulanır.
Borcun nakli
Borcun bir borçludan diğerine geçmesidir. Ticari işletmeyi devralan ortaklar ile devralma nedeniyle ayrılan ortaklar arasındaki ilişkide, madde bu hükümlere göndermede bulunarak iki yıllık zamanaşımını öngörür.

Özel durumlar: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının hakkını elde etmek için yalnızca paylaşılmamış şirket malvarlığına başvurması gerekir; bu halde m.264 uyarınca üç yıllık zamanaşımı alacaklıya karşı ileri sürülemez.
  • Bir ortağın şirketin ticari işletmesini devralması gerekir; bu halde o ortak alacaklılara karşı üç yıllık zamanaşımını ileri süremez.
  • Devralma sebebiyle ayrılan ortakların borcun nakli hükümlerine göre sorumluluğu söz konusu olmalıdır; bu ortaklar hakkında iki yıllık zamanaşımı uygulanır.
  • Ticari işletmenin üçüncü bir kişi tarafından alacak ve borçlarıyla birlikte devralınması gerekir; bu halde iki yıllık zamanaşımı geçerlidir.

Özel durumlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacaklı hakkını elde etmek için yalnızca paylaşılmamış şirket malvarlığına başvuruyorsa, m.264'teki üç yıllık zamanaşımı ona karşı ileri sürülemez.
  • Bir ortak şirketin ticari işletmesini devralırsa, alacaklılara karşı üç yıllık zamanaşımını savunma olarak kullanamaz.
  • Devralma sebebiyle ayrılan ortaklar hakkında borcun nakli hükümlerine göre iki yıllık zamanaşımı uygulanır.
  • Üçüncü kişi ticari işletmeyi alacak ve borçlarıyla devralırsa iki yıllık zamanaşımı geçerli olur.
  • Paylaşılmış malvarlığına başvurulması ya da devralma koşullarının bulunmaması halinde m.264'teki genel üç yıllık süre uygulanır.

Paylaşılmamış malvarlığına başvuran alacaklı ile paylaşılmış malvarlığına başvuran alacaklı arasındaki fark nedir?

Alacaklı şirketin henüz dağıtılmamış malvarlığından tahsilat yapmak istiyorsa, zamanaşımı savunmasına karşı korunur.

Alacaklı malvarlığının ortaklar arasında paylaşıldığı bir sonrasına başvuruyorsa, bu koruma geçerli değildir ve genel zamanaşımı kuralları uygulanır.

Paylaşılmamış malvarlığına başvuran alacaklıya karşı üç yıllık zamanaşımı ileri sürülemez; paylaşılmış malvarlığında ise m.264'teki üç yıllık süre savunma olarak kullanılabilir.

Ticari işletmeyi devralan ortak ile devralma nedeniyle ayrılan ortak arasındaki fark nedir?

Şirketin ticari işletmesini devralan ortak, alacaklılara karşı üç yıllık zamanaşımını ileri süremez.

Devralma sebebiyle şirketten ayrılan ortak, borcun nakli hükümlerine göre sorumlu tutulur.

Devralan ortak bakımından üç yıllık süre savunma olarak kullanılamaz; ayrılan ortak bakımından ise iki yıllık zamanaşımı uygulanır.

Ortak devralması ile üçüncü kişi devralması arasındaki fark nedir?

Ticari işletmeyi bir ortak devraldığında, ikinci fıkranın ilk cümlesi uygulanır.

Ticari işletmeyi üçüncü kişi alacak ve borçlarıyla birlikte devraldığında, ikinci fıkranın son cümlesi uygulanır.

Ortak devralmasında devralan ortak üç yıllık zamanaşımını ileri süremezken, üçüncü kişi devralmasında iki yıllık zamanaşımı geçerli olur.

Özel durumlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Paylaşılmamış malvarlığına başvuru halini genel üç yıllık zamanaşımı ile karıştırarak, alacaklıya karşı süreyi her durumda savunma olarak kullanmak.
  • Ortak devralmasında devralan ortağı, devralma sebebiyle ayrılan ortakla aynı rejime tabi tutmak; ikincisinde iki yıllık süre, birincisinde üç yıllık savunma kapalıdır.
  • Üçüncü kişi devralmasını ortak devralması gibi değerlendirip üç yıllık zamanaşımını uygulamak; son cümle açıkça iki yıl öngörür.
  • İki yıllık sürenin tüm ortaklar için geçerli olduğunu varsaymak; madde yalnızca devralma sebebiyle ayrılan ortaklar ve üçüncü kişi devralması hallerini kapsar.

Nasıl ispat edilir?

  • Alacaklı, hakkını elde etmek için yalnızca paylaşılmamış şirket malvarlığına başvurduğunu ileri sürdüğünde, bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür; m.264 zamanaşımı savunmasını ileri süren ortak ise bu iddiayı çürütmelidir.
  • Ortağın şirketin ticari işletmesini devraldığını ileri süren alacaklı, devir işlemini ticari sicil kayıtları, devir sözleşmesi veya bunlara eşdeğer yazılı belgelerle ispatlamalıdır.
  • Devralma sebebiyle ayrılan ortak, zamanaşımının iki yıl olduğunu savunuyorsa, ayrılma ve devralma işleminin tarihini belgelerle göstermelidir.
  • Üçüncü kişinin ticari işletmeyi alacak ve borçlarıyla devraldığını savunan taraf, devrin kapsamını yazılı belgeyle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.264: Ortakların şirket borçlarından sorumluluğunda öngörülen üç yıllık zamanaşımını düzenler; m.265 bu sürenin ileri sürülemeyeceği halleri belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.264: Birinci fıkrada doğrudan atıf yapılan hükümdür; ikinci fıkrada da üç yıllık zamanaşımı bu madde üzerinden anılır.

TTK m.266 — Zamanaşımının kesilmesi

Madde, varlığını sürdüren şirketle onun diğer ortakları ile şirketten ayrılan ortak arasında zamanaşımının kesilmesinin etkisini düzenler. Şirketten ayrılan ortağa karşı yapılan zamanaşımını kesen bir işlemin, şirketin varlığını sürdürmesi ya da diğer ortaklar bakımından doğan kesilme sonucunu, ayrılan ortak bakımından da doğurmayacağını belirtir. Zamanaşımının durması, sürenin hesaplanması, kesilmenin genel sebepleri ve kesilmenin sonuçları bu maddede düzenlenmez; bu konular TBK m.153-158 hükümlerinde yer alır. Ortaklığın sona ermesi ve tasfiyeye ilişkin genel hükümler de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Zamanaşımının kesilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Zamanaşımının kesilmesi
Sürmekte olan zamanaşımının, belirli bir işlem nedeniyle durup yeniden baştan işlemeye başlamasıdır. Kesilme ile durma farklıdır; durmada geçen süre korunur.
Şirketten ayrılan ortak
Şirket ortaklığından çıkmış, ancak şirket varlığını sürdürmekte olan kişidir. Madde bakımından ayrılma, şirketin ortakla ilişkisinin sona erdiği andan itibaren söz konusudur.
Varlığını sürdüren şirket
Ortaklığın sona ermesine rağmen tüzel kişiliği devam eden ve ayrılan ortağın borçlusu ya da alacaklısı olarak karşısında bulunan şirkettir. Tasfiye sürecindeki şirketin durumu bu kavramın dışında kalır.

Zamanaşımının kesilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Zamanaşımının kesilmesi, şirketten ayrılmış bir ortağın şirketle ya da diğer ortaklarla arasındaki bir alacak ilişkisinde ileri sürülecek olmalıdır.
  • Kesilme sebebi, varlığını sürdüren şirkete ya da diğer bir ortağa karşı gerçekleşmiş bulunmalıdır.
  • Kesilme sonucunun ayrılan ortak bakımından doğması için, aynı zamanaşımının ayrılan ortağa karşı ayrıca kesilmiş olması gerekir; diğer ortağa yapılan kesilme bu sonucu doğurmaz.

Zamanaşımının kesilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Varlığını sürdüren şirkete karşı zamanaşımı kesildiğinde, bu kesilme şirketten ayrılan ortağa karşı zamanaşımını kesmez.
  • Diğer bir ortağa karşı yapılan kesilme de ayrılan ortak bakımından aynı sonucu doğurmaz; ayrılan ortağın zamanaşımı kendi seyrini sürdürür.
  • Ayrılan ortak bakımından zamanaşımı kesilmesi gerekiyorsa, bu ortağa karşı ayrıca kesilme sebebi gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Madde emredici nitelikte bir sınır koymaz; bu nedenle ortaklık sözleşmesiyle ayrılan ortak aleyhine farklı bir kesilme sonucu kararlaştırılıp kararlaştırılamayacağı maddeden çıkmaz.

Şirket veya diğer ortak ile ayrılan ortak arasındaki fark nedir?

Varlığını sürdüren şirket ya da diğer bir ortak, zamanaşımını kesen bir işlemin muhatabıdır.

Şirketten ayrılan ortak, şirketle ilişkisi sona erdikten sonra karşı taraftaki alacak ya da borçla ilgilidir.

Şirkete ya da diğer ortağa karşı yapılan kesilme, ayrılan ortağa karşı zamanaşımını kesmez; her muhatap bakımından ayrı değerlendirme yapılır.

Kesilme ile durma arasındaki fark nedir?

Zamanaşımının kesilmesinde süre baştan işlemeye başlar.

Zamanaşımının durmasında, sebep ortadan kalkana kadar süre durur ve kaldığı yerden devam eder.

Madde yalnız kesilme sonucunu düzenler; durma sonucu bu maddeye değil TBK m.153 hükmüne tabidir.

Zamanaşımının kesilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirkete karşı yapılan dava veya icra takibinin ayrılan ortak bakımından da zamanaşımını kestiğini kabul etmek.
  • Kesilme ile durmayı karıştırarak, şirkete karşı işlemin süreyi durdurduğunu ve kaldığı yerden devam ettirdiğini varsaymak.
  • Ayrılan ortağa karşı ayrıca bir kesilme işlemi yapılmadan zamanaşımının kesildiğini kabul etmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Zamanaşımının ayrılan ortağa karşı kesildiğini ileri süren taraf, kesilme sebebinin ayrılan ortağa karşı gerçekleştiğini ispat etmelidir.
  • Şirkete ya da diğer ortağa yapılan bir dava, icra takibi ya da başka bir kesilme işlemi, yalnız bu muhataplar bakımından yazılı belgeyle kanıtlanır.
  • Ayrılan ortak, kendisine karşı kesilme olmadığını ileri sürerek zamanaşımı def'ini ileri sürebilir; bu savunmanın dayanağı kesilme işleminin muhatabının kendisi olmadığını gösteren belgelerdir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.264: Maddenin gerekçesinin kendisine atıf yaptığı hükümdür. Ortaklığın sona ermesi ve tasfiye hükümlerini içerdiği için bu maddenin bağlamını oluşturur.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.153: Zamanaşımının durmasını düzenler; madde yalnız kesilme sonucuna ilişkin olduğundan durma ile kesilme ayrımında başvurulur.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.154: Zamanaşımını kesen sebepleri sayar; ayrılan ortağa karşı kesilme için hangi işlemin gerektiğini belirler.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.155: Müteselsil borçlular arasında kesilmenin diğerlerine geçmesini düzenler; maddedeki ortaklar arası sınırlamayla karşılaştırılır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç yılm.264(1) Şirketin borçları için, şirket alacaklılarının ortaklara ileri sürebilecekleri istem hakları, ortağın şirketten ayrılmasının, şirketin sona erdiğinin veya iflasının ilan edildiğinin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmasından…
üç yıllıkm.265(1) Hakkını elde etmek için sadece paylaşılmamış şirket malvarlığına başvuran alacaklıya karşı, 264 üncü maddede yer alan üç yıllık zamanaşımı ileri sürülemez.
iki yıllıkm.265Buna karşılık, devralma sebebiyle ayrılan ortaklar hakkında borcun nakli hükümlerine göre iki yıllık zamanaşımı uygulanır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

8 karar
  1. 3. Hukuk Dairesi, 2025/2377 E., 2025/5905 K., 04.12.2025
    İlgili madde: m.257
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2024/1576 E., 2025/196 K., 16.01.2025
    İlgili madde: m.262
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2022/6962 E., 2024/5449 K., 02.07.2024
    İlgili madde: m.257
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2022/2091 E., 2023/5684 K., 09.10.2023
    İlgili madde: m.257
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2015/12953 E., 2017/1388 K., 08.03.2017
    İlgili madde: m.262
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2021/2632 E., 2022/2618 K., 10.10.2022
    İlgili madde: m.257
  7. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/534 E., 2018/66 K., 23.01.2018
    İlgili madde: m.258
  8. İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/1002 E., 2018/67 K., 23.01.2018
    İlgili madde: m.258

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6. Adi, Kollektif, Komandit Şirket bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış