TTK › Ticaret şirketleri › Kollektif şirket › Tasfiye

Genel hükümler, tasfiye memurları ve görevden alma

TTK m.267–277Ticaret Hukuku

Kısaca

TTK m.267, şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme bulunmadığı hâllerde kollektif şirketin tasfiyesinin TTK'nın tasfiyeye ilişkin 267 ve devamı hükümlerine göre yapılacağını belirler; bu yönüyle tasfiyenin kaynağını ve sıralamasını belirleyen bir yollama (subsidiarite) hükmüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 268. maddesi, tasfiye sürecinde tasfiye memurları ile ortaklar ve ortaklık yapısındaki kişiler arasındaki ilişkiyi düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.267–277 hükümlerini kapsar.

TTK m.267 — Kural

Madde, şirket sözleşmesinde farklı bir düzenleme bulunmadığı hâllerde kollektif şirketin tasfiyesinin TTK'nın tasfiyeye ilişkin 267 ve devamı hükümlerine göre yapılacağını belirler; bu yönüyle tasfiyenin kaynağını ve sıralamasını belirleyen bir yollama (subsidiarite) hükmüdür. Kollektif şirketin sona ermesi ve tasfiye usulü bakımından uygulanır. Tasfiye memurlarının seçimi, sıra cetveli, paraya çevirme, dağıtım gibi ayrıntılı konuları düzenlemez; bunlar 267 ve devamı maddelerinde yer alır. Sözleşmedeki özel tasfiye hükümlerinin öncelikli olduğu ilkesi maddenin ikinci kısmı olarak okunmaz, yalnızca sözleşme hükmü bulunmaması hâline bağlanmıştır. Şirketin sona erme nedenleri (m.256 vd.) ile tasfiye memurlarının görevden alınması, tasfiye sırasında tüzel kişiliğin ehliyeti ve iflas hâlinde tasfiyenin ayrı rejimi bu maddede düzenlenmez.

Kural: hangi şartlar aranır?

  • Kollektif şirketin sona ermiş ve tasfiye aşamasına girmiş olması gerekir.
  • Şirket sözleşmesinde tasfiyenin usulüne ya da tasfiye memurlarına ilişkin farklı bir düzenleme bulunmaması gerekir.
  • Sözleşmede farklı bir düzenleme varsa, tasfiye bu düzenlemeye göre yapılır ve madde uygulanmaz.

Kural: hangi sonuçları doğurur?

  • Sözleşmede farklı bir düzenleme varsa tasfiye sözleşmeye göre yapılır.
  • Sözleşmede farklı bir düzenleme yoksa tasfiye TTK'nın 267 ve devamı maddelerindeki hükümlere göre yürütülür.
  • Madde tasfiyenin yapılış biçimini ve tasfiye memurlarının ayrıntılı yetkilerini kendisi düzenlemediğinden, bu konularda ilgili maddelere bakılması gerekir.

Sözleşme hükmü ile kanuni tasfiye arasındaki fark nedir?

Şirket sözleşmesinde tasfiyeye ilişkin özel bir düzenleme bulunduğu hâl.

Sözleşmede böyle bir düzenleme bulunmadığı hâl.

Birinci hâlde sözleşme hükmü uygulanır; ikinci hâlde TTK m.267 ve devamı hükümleri uygulanır.

Kural: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözleşmede tasfiyeye ilişkin bir hüküm varken, kanuni hükümlerin doğrudan uygulanması.
  • Sözleşmedeki düzenlemenin varlığını araştırmadan doğrudan TTK m.267 ve devamına göre işlem yapılması.
  • Maddenin tasfiye memurlarının ayrıntılı yetkilerini düzenlediğini sanarak bu konularda madde metnine dayanılması.

Nasıl ispat edilir?

  • Sözleşmede tasfiyeye ilişkin farklı bir düzenleme bulunduğunu ileri süren taraf, bu düzenlemeyi şirket sözleşmesi ile ispatlar.
  • Sözleşmede böyle bir düzenleme bulunmadığını ileri süren taraf, sözleşmenin tamamını ibraz ederek bu durumu ortaya koyar.
  • Tasfiyenin ortakların oybirliğiyle alınan bir kararla yapıldığı iddia ediliyorsa, bu karar yazılı belge ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.256: Kollektif şirketin sona erme nedenlerini düzenler; tasfiyenin başlamasının önkoşuludur.
  • 6102 sayılı Kanun m.268: Tasfiye hâlindeki şirketin tüzel kişiliğinin tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam ettiğini ve tasfiye memurlarının ortakların kararlarına uyacağını düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.269: Tasfiye hâline giren şirketin ehliyetinin tasfiye sonuna kadar sınırlı olarak devam ettiğini düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.273: Tasfiye memurlarının seçimini ve atanmasını düzenler; bu maddenin uygulanmasında başvurulan ilgili hükümdür.

TTK m.268 — Ortakların kararlarına uyma zorunluluğu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 268. maddesi, tasfiye sürecinde tasfiye memurları ile ortaklar ve ortaklık yapısındaki kişiler arasındaki ilişkiyi düzenler. Madde; tasfiye memurlarının ortaklar tarafından oybirliğiyle verilen kararlara göre hareket etmesini, tasfiye memurlarının atanması, görevden alınması ve kendilerine verilecek talimat konusunda karar hakkının kime ait olduğunu ve mirasçıların temsilini, ayrıca ortaklarla tasfiye memurları arasındaki uyuşmazlıkların basit yargılama usulüyle ve kesin olarak çözümünü düzenler. Kişi bakımından tasfiye memurları ile ortaklar ve bir ortağın iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde iflas idaresi, mirasçılar ve kanuni temsilci arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: tasfiye memurlarının atanması, görevlendirilmesi ve görevden alınması için şirket türüne göre genel usul ile tasfiye memurlarının yetki ve sorumluluğu (m.267 ve ilgili hükümler), tasfiye memurlarının hesap verme ve bilanço yükümlülükleri (m.269 ve sonrası) ile tasfiye sonunda yapılacak paylaşım ve sicilden terkin işlemleri (ilgili tasfiye hükümleri) bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ortakların kararlarına uyma zorunluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasfiye memuru
Şirketin tasfiye sürecinde şirket işlerini yürüten ve şirketi sona erdirme işlemlerini gerçekleştiren kişidir. Tasfiye memurunun görevi, ortakların tasfiyeye ilişkin verdiği kararlarla sınırlıdır.
Oybirliğiyle verilen karar
Şirketteki tüm ortakların aynı yönde verdiği irade açıklamasıdır. Tasfiye memurlarının hareket tarzını belirleyen kararlar bu nitelikte olmalıdır; çoğunlukla alınan karar bu hükmün kapsamında değildir.
Mirasçıların temsilcisi
Bir ortağın ölmesi hâlinde ortaklığın kararlarına katılma hakkı mirasçılara geçer. Mirasçılar bu hakkı, oybirliğiyle atadıkları bir temsilci aracılığıyla kullanır; oybirliği sağlanamazsa temsilci mahkemece atanır.
Basit yargılama usulü
Ortaklar ile tasfiye memurları arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde uygulanan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenen hızlandırılmış yargılama yöntemidir. Maddenin son fıkrası bu usulün uygulanacağını belirtir.
Kesin karar
Basit yargılama usulünde verilen ve kanun yoluna başvurulamayan karardır. Kararın kesinliği, tasfiye memuru ile ortaklar arasındaki uyuşmazlıklara ilişkin olup, bu kararlara karşı istinaf veya temyiz yoluna gidilemez.

Ortakların kararlarına uyma zorunluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Tasfiye memurlarının ortaklara ilişkin işlemlerde hareket edebilmesi için tasfiye süresinin devam etmesi ve ortakların tasfiyeye ilişkin kararlarının bulunması gerekir.
  • Tasfiye memurunun hareket tarzını belirlemek için verilen kararın tüm ortakların oybirliğiyle alınmış olması gerekir.
  • Tasfiye memurlarının atanması, görevden alınması veya talimat verilmesine ilişkin kararlara katılma hakkı; bir ortağın iflasında iflas idaresine, ölümünde mirasçılara, kısıtlanması hâlinde kanuni temsilcisine ait olmalıdır.
  • Mirasçıların bu hakkı kullanabilmesi için kendilerini oybirliğiyle atadıkları bir temsilci ile temsil ettirmeleri gerekir; oybirliği sağlanamazsa temsilcinin atanması mahkemeye aittir.
  • Ortaklar ile tasfiye memurları arasında çıkan uyuşmazlığın basit yargılama usulüne göre çözülmesi gerekir ve bu yargılamada tasfiye memurları ile ortakların dinlenmesi zorunludur.
  • Uyuşmazlığa ilişkin kararın en kısa zamanda verilmesi gerekir.

Ortakların kararlarına uyma zorunluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasfiye memurları, ortakların tasfiyeye ilişkin oybirliğiyle verdiği kararlara uymak zorundadır; bu kararlara aykırı işlem yapmaları hâlinde sorumlulukları gündeme gelebilir.
  • Bir ortağın iflası hâlinde, tasfiye memurlarının atanması ve görevden alınmasına ilişkin karar hakkı iflas idaresine geçer.
  • Bir ortağın ölümü hâlinde bu karar hakkı mirasçılara geçer; mirasçılar temsilci aracılığıyla katılır.
  • Bir ortağın kısıtlanması hâlinde karar hakkı kanuni temsilciye aittir.
  • Mirasçılar arasında temsilci konusunda oybirliği sağlanamazsa mahkeme temsilciyi atar.
  • Ortaklar ile tasfiye memurları arasındaki uyuşmazlıklar basit yargılama usulüyle çözülür ve bu yargılamada her iki taraf dinlenir.
  • Basit yargılama usulünde verilen kararlar kesindir; bu kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.

Tasfiye memurlarının hareket kararı ile atama ve görevden alma kararı arasındaki fark nedir?

Tasfiye memurlarının işlemlerini yönlendiren kararlar ortaklar tarafından oybirliğiyle verilir ve memurlar bu kararlara göre hareket eder.

Tasfiye memurlarının atanması, görevden alınması ve talimatına ilişkin kararlara katılma hakkı ise ortağın iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde ilgili kişilere geçer.

Birinci kararda oybirliği aranır; ikinci karar grubunda katılma hakkı ortağın kendisinden çıkıp iflas idaresi, mirasçılar veya kanuni temsilciye geçer.

Mirasçıların ortak hakkı ile mahkemenin temsilci atama yetkisi arasındaki fark nedir?

Mirasçılar kendilerini oybirliğiyle atadıkları bir temsilci ile temsil ettirirler.

Mirasçılar arasında oybirliği sağlanamazsa temsilcinin atanması mahkemeye aittir.

Mirasçıların anlaşamaması hâlinde temsilci mahkeme tarafından belirlenir ve mirasçılar hakkı kullanamaz hâle gelmez.

Ortaklar ile tasfiye memuru arasındaki uyuşmazlık ile genel dava yolu arasındaki fark nedir?

Ortaklar ile tasfiye memurları arasında çıkan uyuşmazlıklar basit yargılama usulüne göre karara bağlanır.

Bu madde dışında kalan uyuşmazlıklar genel dava usulüne tabi olabilir.

Maddenin kapsamına giren uyuşmazlıklarda kısa yargılama yapılır ve verilen karar kesin olur; kanun yoluna gidilemez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tasfiye memurunun görevden alınmasına ilişkin uyuşmazlıkların basit yargılama usulünde görülüp kesin olarak karara bağlandığı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2013/16048 E., 2014/6444 K., 02.04.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiye memurlarının ortakların oybirliğiyle verilen kararına uymadığını ileri süren taraf, bu kararın varlığını ve oybirliğiyle alındığını ispatlamakla yükümlüdür; bunun için karar belgesi, toplantı tutanağı ve ortakların imzaları esas delildir.
  • Bir ortağın iflası, ölümü veya kısıtlanması hâlinde karar hakkının kime geçtiğini iddia eden taraf, iflas kararı, ölüm belgesi veya kısıtlama kararı gibi resmi belgelerle durumu ispatlamalıdır.
  • Mirasçıların temsilci konusunda oybirliğine ulaşılamadığını ileri süren taraf, bu durumu mirasçıların açık beyanları veya yazılı itirazları ile ortaya koymalıdır; bu hâl mahkemeye temsilci atama başvurusunun dayanağını oluşturur.
  • Ortaklar ile tasfiye memuru arasındaki uyuşmazlıkta her iki tarafın dinlenmesi zorunludur; bu nedenle tasfiye memuru da ortaklar da kendi savunmalarını ve delillerini sunma hakkına sahiptir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.267: Tasfiye memurlarının atanması ve görevlerine ilişkin genel hükümleri içerir; m.268 bu konularda ortakların ve ilgililerin karar hakkını düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.269: Tasfiye memurlarının hesap ve bilanço yükümlülüklerini düzenler; m.268 ise bu işlemlerin yürütülmesinde ortakların kararlarını belirler.
  • 6100 sayılı Kanun: Basit yargılama usulünün uygulanmasını ve uyuşmazlıklarda kullanılacak yargılama kurallarını düzenler; m.268 son fıkrası bu usulü açıkça işaret eder.

TTK m.269 — Tüzel kişiliğin devamı

Tasfiye hâline giren şirketin tüzel kişiliğinin ve ehliyetinin tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam etmesini, şirketin ortaklarla ilişkilerinde bu devamın kapsamını ve ticaret unvanına "tasfiye hâlinde" ibaresinin eklenmesini düzenler. Hüküm, tasfiye sürecindeki ticaret şirketlerine (6102 sayılı Kanun kapsamındaki şirketlere) uygulanır. Tüzel kişiliğin sona erme sebeplerini (fesih, iflas, birleşme, organ eksikliği gibi) ve bu sebeplerin sonuçlarını saymaz; bunlar TTK m.529 vd. hükümlerinde yer alır. Tasfiyenin yürütülmesini, tasfiye memurlarının görev ve yetkilerini düzenlemez; bu konu TTK m.536 vd. ve anonim şirket bakımından TTK m.547 vd. hükümlerindedir. Tasfiye sonunda sicil kaydının terkinini ve tüzel kişiliğin sona ermesini de düzenlemez (TTK m.533/2). Ortaklar arasındaki tasfiye payının dağıtımına ilişkin özel kuralları (TTK m.293 kapsamındaki haklar) bu madde kapsamında ele alınmaz.

Tüzel kişiliğin devamı: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasfiye hâli
Şirketin sona erme sebebinin gerçekleşmesinden sonra, borç-alacak ilişkilerinin sona erdirilmesi ve kalan malvarlığının paylaştırılması için girdiği dönemdir. Tasfiye hâline geçiş için ayrı bir karar gerekmez, sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle kendiliğinden başlar.
Ehliyetin tasfiye amacıyla sınırlılığı
Tasfiye hâlindeki şirketin tüzel kişiliği ve ehliyeti yalnızca tasfiyenin gerektirdiği işlemlerle sınırlı kalır. Şirket bu amaç dışında yeni faaliyet yürütemez ve yeni ticari işlem yapamaz.
Tüzel kişiliğin devamı
Sona erme sebebinin gerçekleşmesi tüzel kişiliği anında ortadan kaldırmaz; tüzel kişilik tasfiyenin sonuna, yani sicil kaydının terkinine kadar sürer.
Ticaret unvanına 'tasfiye hâlinde' ibaresi
Tasfiye hâlindeki şirketin unvanına eklenmesi zorunlu olan, şirketin tasfiye durumunu üçüncü kişilere gösteren ibaredir. Ticaret unvanının diğer kısmı değişmez.
Ortaklarla ilişkilerde 293 saklı tutması
Tasfiye hâlindeki şirketin ortaklarla ilişkilerinde tüzel kişiliğinin devamı, TTK m.293 hükmü saklı kalmak kaydıyla geçerlidir. Bu saklılık, ortakların tasfiye payı ve haklarıyla ilgili düzenlemeye gönderme yapar.

Tüzel kişiliğin devamı: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin sona erme sebebinden birinin (fesih kararı, iflas, esas sözleşmede öngörülen sürenin dolması, amacın gerçekleşmesi, birleşme veya devir kararı gibi) gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle şirket, ayrı bir karar alınmasına gerek olmaksızın tasfiye hâline girmiş olmalıdır.
  • Tüzel kişiliğin devamı, tasfiye amacıyla sınırlı olarak ve tasfiye sonuna kadar gerçekleşir; tüzel kişilik tasfiyenin tamamlanıp sicil kaydının terkin edilmesine kadar sürer.
  • Şirketin ortaklarla ilişkilerinde tüzel kişiliğin devamı, TTK m.293 hükmü saklı kalmak kaydıyla geçerlidir.
  • Şirket, tasfiyenin gerektirdiği işlemler dışında yeni bir işlem yapamaz; bu sınırı aşan işlemler bakımından ehliyeti yoktur.
  • Şirketin ticaret unvanına 'tasfiye hâlinde' ibaresinin eklenmesi zorunludur; bu ibare eklenmeden unvan kullanılmaya devam edilemez.

Tüzel kişiliğin devamı: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasfiye hâline giren şirketin tüzel kişiliği, tasfiye sonuna kadar tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder.
  • Tasfiye hâlindeki şirket, tasfiyenin gerektirdiği işlemler dışında yeni ticari işlem yapamaz; bu amaç dışındaki işlemler ehliyet sınırını aşar.
  • Ortaklarla ilişkilerde tüzel kişiliğin devamı, TTK m.293 hükmü saklı kalmak kaydıyla geçerlidir.
  • Şirket, ticaret unvanını 'tasfiye hâlinde' ibaresini ekleyerek kullanmaya devam eder.
  • Tasfiyenin tamamlanıp şirketin sicil kaydının terkin edilmesiyle tüzel kişilik sona erer.
  • Tasfiye hâlindeki şirketin davada taraf ehliyeti, tüzel kişiliğinin devamı nedeniyle sürer; davanın tasfiye sırasında devam etmesi bu nedenle engellenmez.

Tasfiye hâli ile sicilden terkin sonrası arasındaki fark nedir?

Tasfiye hâlindeki şirket, sona erme sebebi gerçekleşmiş ama sicil kaydı henüz terkin edilmemiştir; tüzel kişiliği ve tasfiye amacıyla sınırlı ehliyeti sürer.

Tasfiyenin tamamlanıp sicil kaydının terkin edilmesinden sonra tüzel kişilik ortadan kalkmıştır.

Terkinden önce şirket hâlâ taraf ehliyetine sahiptir ve davada taraf olarak yer alabilir; terkinden sonra ise davaya devam edilemez, ihya gerekir.

Tasfiye amacıyla sınırlı ehliyet ile genel ehliyet arasındaki fark nedir?

Tasfiye hâlindeki şirket, yalnızca tasfiyenin gerektirdiği işlemleri yapabilir.

Tasfiye hâline girmemiş faal şirket, esas sözleşmedeki konu çerçevesinde genel ehliyete sahiptir.

Tasfiye hâlindeki şirketin yeni ticari işlemleri, ehliyet aşımı nedeniyle geçersiz sayılabilir.

Ortaklarla ilişki ile üçüncü kişilerle ilişki arasındaki fark nedir?

Ortaklarla ilişkilerde tüzel kişiliğin devamı TTK m.293 saklı tutularak belirlenir.

Üçüncü kişilerle ilişkide şirketin tüzel kişiliği, tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam eder.

Ortaklar açısından tasfiye payı ve ortak haklarına ilişkin özel kurallar öncelik taşır; üçüncü kişiler açısından ise tasfiye süreci boyunca şirket aynı tüzel kişi olarak muhatap alınır.

Unvanda 'tasfiye hâlinde' ibaresi ile ibaresiz unvan arasındaki fark nedir?

Tasfiye hâlindeki şirket unvanına bu ibareyi ekleyerek işlem yapar.

İbaresiz unvanla yapılan işlem tasfiye hâli dışındaki şirketin unvanıdır.

İbare eklenmeden yapılan tasfiye işlemleri, şirketin tasfiye durumunun üçüncü kişilere açık olmaması nedeniyle eksik sayılabilir.

Tüzel kişiliğin devamı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sona erme sebebinin gerçekleşmesi ile sicil kaydının terkinini aynı anda kabul etmek; tüzel kişilik terkine kadar devam eder.
  • Tasfiye hâlindeki şirketin tüm ticari faaliyetlerini sürdürebileceğini varsaymak; yetki yalnızca tasfiyenin gerektirdiği işlemlerle sınırlıdır.
  • Ortaklarla ilişkilerde TTK m.293 saklılığını gözden kaçırmak; ortak haklarına ilişkin özel kurallar bu maddeye öncelik taşır.
  • Davada tasfiye hâlindeki şirketin taraf ehliyetinin sona erdiğini kabul etmek; ehliyet terkine kadar sürer, yalnızca temsil yetkisi tasfiye memurlarına geçer.
  • Unvana 'tasfiye hâlinde' ibaresini eklememek veya bu ibareyi tasfiye dışı şirketlere eklemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, tasfiye hâlindeki ticaret şirketinin taraf ehliyetinin, sicilden terkin edilene kadar tasfiye amacıyla sınırlı olarak devam ettiğini kabul etmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2025/12140 E., 2026/836 K., 04.02.2026; 10. Hukuk Dairesi, 2024/10568 E., 2025/1207 K., 03.02.2025; 10. Hukuk Dairesi, 2023/6613 E., 2024/8438 K., 11.09.2024)
  • Davanın devamı sırasında şirketin tasfiyeye girmesi halinde taraf ehliyetinin sona ermediği, yalnızca temsil yetkisinin tasfiye memurlarına geçtiği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2023/5444 E., 2024/8723 K., 18.09.2024; 10. Hukuk Dairesi, 2023/1275 E., 2024/6264 K., 04.06.2024)
  • Tasfiye sırasında davada taraf olan şirketin unvanına 'tasfiye hâlinde' ibaresinin eklenmesi uygulamada gerekli görülmektedir. (İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/193 E., 2026/267 K., 24.03.2026)
  • Şirketin sicilden terkin edilmesi halinde davaya devam edilemeyeceği, bu durumda ihya davası açılması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2023/6613 E., 2024/8438 K., 11.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiye hâlinin başladığını iddia eden taraf, sona erme sebebinin gerçekleştiğini ve tescil edildiğini ticaret sicil kaydı ile ispatlar.
  • Şirketin sicil kaydının terkin edilmediğini iddia eden taraf, ticaret sicil kayıtlarını celp ettirerek ispat eder; mahkeme tereddüt halinde sicil kaydını celp eder. (İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/193 E., 2026/267 K., 24.03.2026)
  • Tasfiyenin tamamlanarak terkinin gerçekleştiğini ileri süren karşı taraf, terkin kaydını sicilden ibraz ederek ispat yükünü yerine getirir.
  • Ticaret unvanında 'tasfiye hâlinde' ibaresinin kullanılıp kullanılmadığı, şirket tarafından yapılan işlemlerin belgelerinden ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.293: Tasfiye hâlindeki şirketin ortaklarla ilişkilerinde tüzel kişiliğin devamını sınırlayan saklı tutma hükmüdür; ortak haklarına ilişkin özel kuralların bu madde karşısında öncelik taşımasını sağlar.
  • 6102 m.529: Anonim şirket bakımından tasfiyeye yol açan sona erme sebeplerini düzenler; bu sebeplerin gerçekleşmesi bu maddedeki tasfiye hâlinin başlangıcıdır.
  • 6102 m.533: Sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle şirketin kendiliğinden tasfiye aşamasına geçmesini ve tüzel kişiliğin tasfiye sonunda sona ermesini düzenler.
  • 6102 m.536: Tasfiyenin nasıl yürütüleceğini ve tasfiye memurlarının görevlerini düzenler; bu madde tasfiyenin yürütülmesi bakımından tamamlayıcıdır.
  • 6102 m.547: Anonim şirket tasfiyesinde işlemlerin ayrıntılarını ve tasfiye sonunda yapılacak işlemleri düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.287: Medeni Kanunun genel hükmü olup tüzel kişilerin sona ermesinde tasfiye amacıyla sınırlı kişiliğin devamı bakımından kıyas kaynağıdır (Medeni Kanunun tamamı değil, ilgili madde genel nitelikli bağlantı).

TTK m.270 — İflas

Bu madde, kollektif şirketin tasfiye hâlinde bulunmasının iflasına engel olup olmadığını düzenler. Kural, tasfiye hâlindeki kollektif şirketin iflas edebileceği yönündedir. Madde, kollektif şirketin ortakları ile tasfiye hâlindeki diğer ticaret şirketlerine ilişkin ayrı bir iflas rejimi kurmaz. Maddenin düzenlemediği konular: şirketin iflasına karar verilebilmesinin genel koşulları ve iflas sebepleri (TTK m.237 ve İİK m.177 vd.), kollektif şirket ortaklarının şahsi iflası ve şirketle birlikte iflası (TTK m.238 ve m.240), tasfiyenin nasıl yürütüleceği ve tasfiye memurlarının görevleri (TTK m.536 vd.), iflas hâlinde şirketin sona ermesi ve tasfiyenin iflas hükümlerine göre yürütülmesi (TTK m.547 ve İİK m.

İflas: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasfiye hâli
Şirketin sona ermesinden sonra, güncel işlemlerinin bitirilmesi, alacakların tahsili, borçların ödenmesi ve kalan malvarlığının ortaklar arasında paylaştırılması için yürütülen süreçtir. Tasfiye hâlindeki şirket, tasfiyenin amacına uygun ölçüde tüzel kişiliğini sürdürür.
İflas
Borçlunun borçlarını ödeyemeyecek durumda olması hâlinde, alacaklıların ortak takibini sağlayan ve borçlunun malvarlığını masada toplayarak tasfiye eden genel icra yoludur. Tasfiye hâlinde bulunmak tek başına iflasa engel değildir.

İflas: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin kollektif şirket olması gerekir; sermaye şirketleri ve diğer ticaret şirketleri bu hükmün kapsamında değildir.
  • Şirketin tasfiye hâlinde bulunması yeterlidir; tasfiye hâlinin sona ermesi veya tasfiyenin tamamlanmış olması aranmaz.
  • Şirketin iflasına karar verilebilmesi için İİK'daki genel iflas koşullarının, özellikle borca batıklık veya aciz halinin, bulunması gerekir.

İflas: hangi sonuçları doğurur?

  • Kollektif şirket tasfiye hâlinde bulunduğu için iflas talebi reddedilemez; iflas koşulları varsa şirket hakkında iflas kararı verilebilir.
  • Tasfiye hâli, şirketin iflasına karar verilmesi bakımından bağımsız bir engel oluşturmaz.
  • Tasfiye hâlindeki şirketin iflasına karar verildiğinde, iflas hükümleri uygulanır ve tasfiye bu hükümlere göre sürer.

Tasfiye hâlindeki kollektif şirket ile tasfiye dışındaki kollektif şirket arasındaki fark nedir?

Tasfiye hâlindeki kollektif şirketin iflası, şirketin tasfiye sürecinde olması nedeniyle engellenmez.

Faal durumdaki kollektif şirket, iflas koşullarını taşıdığında doğrudan iflasa tabidir; bu durumda tasfiye hâli ayrıca aranmaz.

Her iki halde de iflas mümkündür; madde tasfiye hâlini iflas engeli saymadığı için tasfiye sürecindeki şirket bakımından ek bir engel yoktur.

İflas: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tasfiye hâlini iflasa karşı bir engel saymak; madde metni bunun aksini açıkça belirtir.
  • Tasfiye hâlindeki şirketin iflasını, ortakların şahsi iflası ile karıştırmak; ortakların iflası ayrı koşullara tabidir.
  • Kollektif şirket hükmünü sermaye şirketlerine kıyasen uygulamak; madde yalnızca kollektif şirketi kapsar.

Nasıl ispat edilir?

  • Şirketin tasfiye hâlinde bulunduğu, ticaret sicil kaydı ile ispatlanır; iflas talebini ileri süren taraf bu kaydı sunmalıdır.
  • Şirketin iflas koşullarının (aciz hali veya borca batıklık) varlığını ileri süren taraf, bu durumu muhasebe kayıtları, icra takip dosyaları, protesto ve karşılıksız çek belgeleri ile ispatlar.
  • Tasfiye hâlinin iflasa engel olmadığı savunmasında bulunan şirket, bu savunmayı ileri sürmek için tasfiye kararını ve ilanını delil olarak sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.270: Tasfiye hâlinin iflasa engel olmadığını belirten maddenin kendisidir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Kollektif şirketin ortaklarının ve şirketin iflasına ilişkin özel hükümleri içerir; bu madde ile bağlantılı olarak okunur.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Şirketin iflasının genel usulünü ve iflas sebeplerini düzenler; bu madde tasfiye hâlini iflas engeli saymadığında bu genel hükümler uygulanır.

TTK m.271 — Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı

Madde, kollektif şirket alacaklılarının şirket malları üzerinde, ortakların kişisel alacaklılarına karşı sahip oldukları rüçhan (öncelik) hakkının, şirketin sona ermesinden sonra da devam edeceğini düzenler. Kişisel alacaklılar bakımından kollektif şirket ortaklarının kişisel alacaklılarıyla şirket alacaklıları arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: şirket alacaklılarının ortağın iflasında iflas masasına yazdırma hakkı ve öncelik sıralaması (ilgili İİK ve TTK hükümleri), ortakların kişisel alacaklılarının şirket mallarına başvurma sınırları ve tasfiye sonrası paylaştırma usulü (ilgili TTK hükümleri), kollektif şirketin sona erme sebepleri (m.243).

Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

Rüçhan hakkı (bu maddede)
Şirket alacaklılarının, şirket malvarlığı üzerinde ortakların kişisel alacaklılarına karşı tanınan öncelikli alacak hakkıdır. Madde bu öncelik hakkını ifade eder; pay sahiplerinin yeni pay alma hakkı olan rüçhan hakkıyla karıştırılmamalıdır.
Şirket alacaklıları
Kollektif şirketin borçlarından doğan alacaklarını şirkete karşı ileri süren kişilerdir. Ortağın kendi borcundan doğan alacağı olan kişisel alacaklılar bu kapsamda değildir.
Ortağın kişisel alacaklıları
Ortağın kendi borcundan doğan alacağı olan kişilerdir. Şirket malları üzerinde öncelik hakkı, bu alacaklılara karşı şirket alacaklılarına tanınmıştır.
Şirketin sona ermesi
Kollektif şirketin tüzel kişiliğinin ve faaliyetinin sona ermesi, tasfiyeye geçilmesidir. Madde, bu sonla birlikte rüçhan hakkının ortadan kalkmayacağını belirtir.

Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın kollektif şirketin borcundan doğmuş olması, yani bir şirket alacağı bulunması gerekir.
  • Alacaklının bu alacağını, şirket malvarlığı üzerindeki öncelik hakkına dayandırabilmesi için alacağın şirket malları üzerinde ortakların kişisel alacaklılarına karşı rüçhan hakkı doğurur nitelikte olması gerekir.
  • Şirketin sona ermiş olması bu hakkın varlığını ortadan kaldırmaz; sona erme anından sonra da rüçhan hakkı devam eder.
  • Kişisel alacaklıların şirket mallarına müracaatı, şirket alacaklıları alacaklarını tamamen alıncaya kadar engellenmiştir; bu sınır maddenin dayandığı ilişkinin çerçevesini oluşturur.

Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket alacaklıları, şirket malları üzerinde ortakların kişisel alacaklılarına karşı öncelik hakkına sahip olur.
  • Şirketin sona ermesi bu öncelik hakkını ortadan kaldırmaz; öncelik hakkı sona erme anından sonra da devam eder.
  • Ortağın kişisel alacaklıları, şirket alacaklılarının alacağı tamamen ödenmedikçe şirket mallarına başvuramaz.
  • Öncelik hakkı, şirket alacaklılarının şirket malvarlığı üzerindeki alacaklarına ilişkindir; ortağın kişisel alacaklılarına ait haklar bu öncelikten etkilenmez, yalnızca sıra bakımından geri plana geçer.
  • Kanunda madde için açıkça sözleşmeyle değiştirilebilirlik veya emredicilik düzenlenmemiştir; bu hususta kesin bir sonuç çıkarılmamalıdır.

Şirket alacaklısı ile ortağın kişisel alacaklısı arasındaki fark nedir?

Şirket alacaklısı, alacağını kollektif şirketin borcundan almıştır ve şirket malları üzerinde öncelik hakkına sahiptir.

Ortağın kişisel alacaklısı, alacağını ortağın kendi borcundan almıştır ve şirket mallarına yalnızca şirket alacaklılarının alacağı tamamen karşılandıktan sonra başvurabilir.

Şirket mallarından pay alma sırası şirket alacaklılarına öncelik tanınarak belirlenir. Bu öncelik şirketin sona ermesinden sonra da geçerlidir.

Şirketin devam ettiği dönem ile şirketin sona erdiği dönem arasındaki fark nedir?

Şirket faaliyette iken öncelik kuralı, şirket mallarına ortağın kişisel alacaklılarının başvurmasını sınırlar.

Şirket sona erdikten ve tasfiyeye geçildikten sonra da aynı öncelik hakkı devam eder.

Şirket sona ermiş olsa bile şirket alacaklılarının öncelik hakkı kaybolmaz; tasfiye malları üzerinde bu öncelik korunur.

Şirket alacaklılarının rüçhan hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Rüçhan hakkını, pay sahibinin yeni pay alma hakkıyla (TTK m.461) karıştırmak; m.271'deki rüçhan, şirket alacaklılarının öncelik hakkıdır.
  • Şirketin sona ermesinin öncelik hakkını da sona erdirdiğini sanmak; madde açıkça devam edeceğini düzenler.
  • Ortağın kişisel alacaklısının, şirket alacaklılarının alacağı tamamen karşılanmadan şirket mallarına başvurabileceğini düşünmek.
  • Ortağın iflas masasında şirket alacaklılarına kişisel alacaklılara karşı öncelik tanındığını varsaymak; TTK m.240 bu öncelik ve imtiyazı açıkça reddeder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortağın kişisel alacaklılarının şirket mallarına başvurabilmesi için şirket alacaklılarının alacağını tamamen alması gerektiği kabul edilmektedir. Bu sınır, şirketin sona ermesinden sonra da korunmaktadır.
  • Ortağın iflasında şirket alacaklılarının alacaklarını tamamen müflis ortağın iflas masasına yazdırabildiği, ancak kişisel alacaklılarla şirket alacaklıları arasında bu masada öncelik bulunmadığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Şirket alacaklısı olduğunu iddia eden taraf, alacağının kollektif şirketin borcundan doğduğunu ileri sürer ve bunu şirket kayıtları, borç ikrarı, sözleşme gibi belgelerle ispatlar.
  • Kişisel alacaklı olarak şirket mallarına başvuran tarafın, şirket alacaklılarının alacağının tamamen ödendiğini veya alacağının bulunmadığını iddia etmesi hâlinde, bu iddiasını ispatlaması gerekir.
  • Şirketin sona erdiği ve tasfiye sürecinin başladığı, tescil kayıtları ve tasfiye belgeleriyle ispatlanır.
  • Kişisel alacaklının şirket mallarına başvurma sırasının şirket alacaklılarının alacağının tamamen karşılanmasına bağlı olduğu iddiasını ileri süren taraf, bu koşulun gerçekleşmediğini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.239: Şirket alacaklıları alacaklarını tamamen almadıkça ortakların kişisel alacaklılarının şirket mallarına başvuramayacağını düzenler; m.271'deki öncelik hakkının içeriğini oluşturur.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.240: Ortağın iflasında ortağın iflas masasında kişisel alacaklılarla şirket alacaklıları arasında öncelik ve imtiyaz bulunmadığını belirtir; m.271 ile birlikte okunduğunda öncelik hakkının ortağın iflas masasında geçerli olmadığını gösterir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.243: Kollektif şirketin sona erme sebeplerini düzenler; m.271'deki 'şirketin sona ermesi' ifadesinin hukuki çerçevesini oluşturur.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.249: Tasfiye sonunda ortağa düşecek paya ortağın kişisel alacaklılarının haciz koyabileceğini düzenler; m.271 ile bağlantılı olarak tasfiye sonrası ortağın payına ilişkin alacaklılar arasındaki ilişkiyi belirler.

TTK m.272 — Genel olarak

Kollektif şirketin iflas dışındaki sona erme hallerinde tasfiyesinin tasfiye memurlarına ait olduğunu düzenler. Tasfiye memurlarının seçimi ve atanması, görevden alınması, temsil yetkisi ve tasfiyenin yürütülmesi, tasfiye memurlarının görev kapsamı ve sorumluluğu bu maddenin genel çerçevesi içinde ayrıca düzenlenmiştir. Madde, tasfiyenin iflas hâlinde iflas idaresi tarafından yürütüleceği hali düzenlemez (İİK m.223-229 kapsamında iflas idaresi). Tasfiye memurlarının seçimi ve atanması (TTK m.273), görevden alınması (TTK m.274-277), işlem biçimi ve devir yasağı (TTK m.278-279) ve temsil yetkisi (TTK m.280) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Tasfiye memurlarının yükümlülükleri ve sorumluluğu (TTK m.285-290) ile tasfiyenin sonunda ticaret siciline tescil ve sicilin kapatılması işlemleri de bu maddede yer almaz.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasfiye memuru
Kollektif şirketin tasfiye amacıyla temsil ve yönetimini üstlenen kişidir. Görevi şirketin sona ermesiyle başlar ve tasfiye işlemleri bitene kadar sürer.
İflas dışındaki sona erme
Kollektif şirketin iflas dışındaki bir sebeple, örneğin sözleşmede öngörülen süre dolumu veya ortaklar kararıyla sona ermesidir. Bu hâlde tasfiye, bu maddeye göre tasfiye memurlarınca yürütülür. Şirket iflasla sona ermişse tasfiye bu maddenin kapsamında değildir.
Tasfiye hâli
Şirketin sona ermesinden sonra tasfiyesinin sürdüğü dönemdir. Bu dönemde şirketin ticaret unvanına tasfiye halinde olduğunu gösteren ibare eklenir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Kollektif şirketin sona ermiş olması ve bu sona ermenin iflas dışında bir sebebe dayanması gerekir.
  • Tasfiye memurlarının şirket sözleşmesiyle, sonradan ortakların oybirliğiyle veya mahkeme tarafından atanmış olması gerekir; bu atamalar yapılmamışsa tasfiyenin yürütülmesi bu maddenin doğrudan konusu olmaz.
  • Tasfiye memurlarının görevini yapabilmesi için, atanmalarının ve görevden alınmalarının ticaret siciline tescil edilmiş olması gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Kollektif şirket iflas dışı bir sebeple sona erdiğinde, tasfiye işlemleri tasfiye memurlarınca yürütülür.
  • Şirketin iflasla sona ermesi hâlinde bu madde uygulanmaz; tasfiye iflas idaresi tarafından yürütülür.

İflas dışı sona erme ile iflas hâli arasındaki fark nedir?

Şirketin iflas dışı bir sebeple sona ermesi hâlinde tasfiye tasfiye memurlarına aittir.

Şirketin iflasla sona ermesi hâlinde tasfiye, iflas idaresi tarafından yürütülür.

Tasfiyeyi yürütecek organ değişir. Bu madde yalnızca iflas dışı sona erme hâlinde uygulanır.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirketin iflasla sona ermesi hâlinde de tasfiyenin tasfiye memurlarınca yürütüleceğini sanmak; bu hâlde tasfiye iflas idaresine aittir.
  • Tasfiye sürecinde sona erme sebebini ve atamayı ticaret siciline tescil edilmiş olarak aramamak; tescil ve ilan olmadan üçüncü kişilere karşı yetki ileri sürülemez.
  • Tasfiye memurlarının kollektif şirketin tasfiyesi bakımından otomatik olarak ortak olduğunu varsaymak; ortak olmayan kişiler de atanabilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Tasfiye memurlarının ticaret siciline tescil edilmemiş olması, tescil ve ilânın üçüncü kişilere karşı yeterli olmadığı yönünde değerlendirilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiye memurunun atandığını ileri süren taraf, bu atamayı ortaklar kararı, şirket sözleşmesi veya mahkeme kararı ile ispatlar.
  • Şirketin iflas dışı bir sebeple sona erdiğini ileri süren taraf, sona erme sebebini ticaret siciline tescil kaydı ya da ilgili sözleşme hükmüyle ispatlar.
  • Tasfiye memurunun yetkisine itiraz eden taraf, tescil ve ilanın bulunmadığını ya da yetkinin sınırlandığını ticaret sicili kaydıyla ortaya koyar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

TTK m.273 — Seçim ve atama

Madde, anonim şirket dışında kalan tasfiye hâlindeki şirketlerde tasfiye memurlarının nasıl seçileceğini ve seçilmemesi hâlinde kimin tasfiye memuru sayılacağını ya da mahkemece nasıl atanacağını düzenler. Düzenlenen konular; ortakların oybirliğiyle seçim, seçim yapılmamışsa ortakların ya da kanuni temsilcilerinin kendiliğinden tasfiye memuru sayılması, ortak istemi üzerine mahkemece atama ve mahkemenin diğer ortakları dinleme yetkisi, tasfiye memurlarının ortak ya da üçüncü kişilerden olabilmesidir. Tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenlemez (m.274). Tasfiye memurlarının görev ve yetkileri, tasfiyenin yürütülmesi ve tescil yükümlülüğü ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Madde, şirketin tasfiyeye girmesi ve tasfiye sebeplerini de düzenlemez. Maddenin kişisel kapsamı tasfiye hâlindeki her şirkettir; anonim şirkete ilişkin özel hükümler de saklıdır.

Seçim ve atama: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasfiye memuru
Şirketin sona ermesi hâlinde borçlarını ödeyip alacaklarını tahsil eden ve kalan malvarlığını paylaştıran, şirketi temsil eden kişidir. Görevini kanunda ve sözleşmede gösterilen usullere göre seçilerek ya da mahkemece atanarak yerine getirir.
Oybirliğiyle seçim
Tasfiye memurunun, şirket sözleşmesiyle, şirketin devamı sırasında ya da sona ermesinden sonra tüm ortakların katılımıyla alınan karar ile belirlenmesidir. Çoğunlukla yeterli değildir; seçim için tüm ortakların onayı gerekir.
Kanuni temsilci
Ortak tüzel kişi ya da kısıtlı gibi işlem ehliyeti sınırlı ortakların yerine işlem yapan, kanundan doğan yetkiye sahip kişidir. Seçim yapılmamışsa bu kişiler tasfiye memuru sayılır.
Mahkemece atama
Tasfiye memurlarının seçilmemesi hâlinde, ortaklardan birinin istemi üzerine şirket merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesinin tasfiye memuru belirlemesidir. Mahkeme atamayı kendi takdiriyle yapar ve gerek görürse diğer ortakları dinleyebilir.

Seçim ve atama: hangi şartlar aranır?

  • Tasfiye memurunun ortakların oybirliğiyle, şirket sözleşmesiyle, şirketin devamı sırasında ya da sona ermesinden sonra seçilmiş olması gerekir.
  • Oybirliğiyle bir tasfiye memuru seçilmemişse tüm ortakların ya da kanuni temsilcilerinin tasfiyeye memur sayılması için bu hâlin gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Mahkemece atama için ortaklardan birinin istemde bulunması ve bu istemin şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesine yapılması gerekir.
  • Mahkemenin atama yapmadan önce gerek görürse dilekçeyi tebliğ ederek diğer ortakları dinleyebileceği dikkate alınmalıdır.
  • Seçilecek ya da atanacak tasfiye memurunun ortaklardan ya da üçüncü kişilerden olması mümkündür; bu konuda başka bir sınır yoktur.

Seçim ve atama: hangi sonuçları doğurur?

  • Tasfiye memuru ortaklarca oybirliğiyle seçilmişse, seçilen kişi tasfiye memuru sıfatını kazanır.
  • Oybirliğiyle seçim yapılmamışsa tüm ortaklar ya da bunların kanuni temsilcileri tasfiyeye memur sayılır.
  • Ortaklardan birinin istemi üzerine mahkeme, tasfiye memuru atayabilir; bu atama mahkemenin takdirine bağlıdır.
  • Mahkemenin dilekçeyi tebliğ ederek diğer ortakları dinleme yetkisi isteğe bağlıdır; mahkeme gerek görmezse dinleme yapmaz.
  • Atanan ya da seçilen tasfiye memurları ortak olabilir, ortak olmayan üçüncü kişi de olabilir.
  • Madde, seçimin ya da atamanın tescil ve ilanını düzenlemediğinden tescil yükümlülüğü için ayrıca ilgili maddelere bakılmalıdır.

Seçilmiş tasfiye memuru ile seçilmemiş tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Ortakların oybirliğiyle seçtiği tasfiye memurudur; seçim sözleşmede, devam sırasında ya da sona ermeden sonra yapılabilir.

Oybirliğiyle seçim yapılamadığında kanun tüm ortakları ya da kanuni temsilcilerini tasfiye memuru sayar.

Seçim yapılmışsa seçilen kişi tasfiye memurudur; yapılmamışsa tüm ortaklar tasfiye memuru sayılır ve mahkemeye başvuru hakkı doğar.

Ortaklardan atanan ile üçüncü kişi tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Tasfiye memuru ortaklar arasından seçilen ya da mahkemece atanan kişidir.

Ortak olmayan, şirketle ilgisi bulunmayan kişi de seçilebilir ya da atanabilir.

Her iki hâlde de atama geçerlidir; kişinin ortak olup olmaması seçim ya da atamanın geçerliliğini etkilemez.

Oybirliği ile seçim ile mahkeme atamasının sırası arasındaki fark nedir?

Öncelikle ortakların oybirliğiyle yapacakları seçim esas alınır.

Seçim yapılmamışsa, ortaklardan birinin istemiyle mahkeme atama yapabilir.

Mahkeme ataması ikinci sıradadır; ortaklar arasında seçim yapılmış olduğu iddiası varsa mahkeme atamasının koşulu oluşmaz.

Seçim ve atama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Oybirliği yerine çoğunlukla seçim yapılabileceğini varsaymak; madde açıkça oybirliğini aradığından bu hâlde seçim geçerli sayılmaz.
  • Seçilmemiş hâlde tüm ortakların değil yalnızca ortaklardan birinin tasfiye memuru olacağını sanmak; kanun tüm ortakları ya da kanuni temsilcilerini tasfiye memuru sayar.
  • Mahkeme atamasında diğer ortakların dinlenmesini zorunlu saymak; madde mahkemenin gerek görmesine bağlı bir yetki tanır.
  • Üçüncü kişinin tasfiye memuru atanamayacağını düşünmek; kanun üçüncü kişilerin de seçilebileceğini ve atanabileceğini açıkça öngörür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemece atama yapılabilmesi için ortaklar arasında oybirliğiyle seçim yapılamamış olmasının ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Mahkemenin atama sırasında diğer ortakları dinleme yetkisinin takdiri nitelikte olduğu ve her atamada zorunlu bulunmadığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Mahkemece atama talebinde bulunan ortak, oybirliğiyle seçim yapılmadığını ve kendisinin ortak olduğunu ispat yükü altındadır; bu husus ticaret sicil kayıtları, şirket sözleşmesi ve ortaklar kararı ile gösterilir.
  • Oybirliğiyle seçim yapıldığını ileri süren taraf, şirket sözleşmesi, genel kurul ya da ortaklar kararı gibi yazılı belgelerle bu seçimi ispatlamak zorundadır.
  • Seçilen tasfiye memurunun ortaklardan biri olduğu iddiası, ortaklık kaydı ve pay defteri ile ispatlanır.
  • Mahkemenin diğer ortakları dinlemesi hâlinde, bu ortakların beyanları ve tebligat belgeleri dosyada yer almalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.274: Ortaklar arasından seçilen tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler; bu madde ile seçim ve atama konusunda birlikte okunur.
  • 6102 sayılı Kanun m.273: Maddenin kendisidir; üçüncü fıkrası ortak ya da üçüncü kişi olma ayrımını tanımlar.

TTK m.274 — Sona ermeden önce atanma

Kollektif şirkette tasfiye memurlarının ortak olması hâlinde görevden alınma usulünü düzenler: ortaklar kararıyla ve mahkeme yoluyla görevden alma ile görevden alma davasının şirketin sona ermesinden önce açılabilmesini kapsar. Ortak olmayan tasfiye memurlarının görevden alınması (TTK m.276), mahkeme tarafından atanan tasfiye memurlarının görevden alınması (TTK m.277), tasfiye memurlarının seçimi ve atanması (TTK m.273), tasfiye memurlarının istifası ve diğer sona erme sebepleri ile tescil ve ilan yükümlülüğü bu maddede düzenlenmez (ilgili hükümler ayrı maddelerde yer alır). Sona ermeden sonra ortaklar arasından seçilen tasfiye memurlarının görevden alınması (TTK m.275) da bu maddenin kapsamına girmez.

Sona ermeden önce atanma: hangi şartlar aranır?

  • Tasfiye memurunun ortaklar arasından seçilmiş olması gerekir; ortak olmayan tasfiye memuru bu maddenin değil TTK m.276'nın kapsamındadır.
  • Görevden alınmanın ortaklar yoluyla yapılacaksa, şirket sözleşmesinde ya da şirketin sona ermesinden önce alınan bir ortaklar kararında öngörülmüş olması gerekir.
  • Ortaklar yoluyla görevden alma için diğer ortakların oybirliğinin bulunması gerekir.
  • Oybirliği sağlanamamışsa, ortaklardan herhangi birinin istemi ve haklı sebeplerin varlığı gerekir.
  • Mahkeme yoluyla görevden alma davası şirketin sona ermesinden önce de açılabilir.

Sona ermeden önce atanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Ortaklar arasından seçilen tasfiye memuru, diğer ortakların oybirliğiyle verilen bir kararla görevden alınabilir.
  • Oybirliği sağlanamazsa, ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine haklı sebeplerin varlığı hâlinde mahkeme tasfiye memurunu görevden alabilir.
  • Mahkeme, haklı sebep bulunmadığında görevden almaya karar veremez; bu durumda tasfiye memuru görevinde kalır.
  • Görevden alma davası şirketin sona ermesinden önce de açılabilir; bu hâlde dava, şirket henüz tasfiyeye girmeden sona erme sürecinde ileri sürülebilir.
  • Görevden alma kararının tescil ve ilanı gerekir (TTK m.283 atfı).

Sona ermeden önce ile sona erdikten sonra seçilen ortak tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Sözleşme veya şirketin sona ermesinden önce ortaklar kararıyla seçilen tasfiye memuru; görevden alma yolu bu maddede (m.274/1) düzenlenir.

Şirketin sona ermesinden sonra seçilen ortak tasfiye memuru; bu hâlde görevden alma m.275/1'e tabidir ve yine oybirliği aranır.

İki hâlde de oybirliği ve haklı sebeple mahkeme yolu aynıdır; ancak hangi maddenin uygulanacağı seçim anına göre belirlenir.

Ortak ile ortak olmayan tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Ortak tasfiye memuru, bu maddedeki usulle görevden alınır.

Ortak olmayan tasfiye memuru TTK m.276'ya göre görevden alınır.

Ortak olmayanda da oybirliği ve haklı sebep ölçütü benzerdir; ancak görevden alma hükmü farklı maddededir.

Ortaklar kararı ile mahkeme kararı arasındaki fark nedir?

Diğer ortakların oybirliğiyle verilen karar, mahkeme başvurusu olmadan görevden almayı sağlar.

Oybirliği sağlanamadığında ortaklardan birinin istemiyle mahkeme haklı sebep varsa görevden alır.

Mahkeme yolu ancak oybirliğinin sağlanamadığı durumda ve haklı sebep bulunduğunda işler.

Sona ermeden önce atanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortak olmayan tasfiye memurunu bu maddeye göre görevden almaya çalışmak; bu hâlde TTK m.276 uygulanır.
  • Oybirliğinin sağlanamadığı hâlde doğrudan mahkemeye başvurup haklı sebep aramamak; mahkeme yolu haklı sebep şartına bağlıdır.
  • Sona ermeden önce açılabilecek görevden alma davasını, şirket sona erdikten sonra açılabilecek davayla karıştırmak; birinci fıkra iki zamanı da kapsar ancak hangi maddenin uygulanacağı seçim anına göre değişir.
  • Görevden alma kararının tescil ve ilanını ihmal etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin görevden alma davasında haklı sebebin varlığını somut olaydaki ihtilaf ve tasfiye memurunun davranışları üzerinden değerlendirdiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Görevden almayı talep eden ortak, tasfiye memurunun ortak olduğunu ve seçilme usulünü (sözleşme veya ortaklar kararı) belgeyle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Oybirliğinin sağlanamadığı, yani diğer ortakların karara katılmadığı veya karşı oy verdiği, tutanak ve ortak yazışmalarıyla ispat edilmelidir.
  • Haklı sebebin varlığını talep eden ortak ispatlar; tasfiye memurunun görevi kötüye kullanması, ihmali veya tasfiyeyi engellemesi gibi olgular tanık, belge ve bilirkişi ile ortaya konulabilir.
  • Tasfiye memurunun haklı sebep bulunmadığını ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı kendisi ispatlamak zorunda değildir; ancak olguları somut olarak karşılamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.273: Tasfiye memurlarının seçimini ve mahkemece atanmasını düzenler; görevden almanın hangi memur türü için hangi maddenin uygulanacağını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.275: Şirketin sona ermesinden sonra ortaklar arasından seçilen tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.276: Ortak olmayan tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler; bu maddedeki usulü tekrarlar.
  • 6102 sayılı Kanun m.277: Mahkemece atanan tasfiye memurlarının görevden alınmasında m.276'nın uygulanacağını öngörür.
  • 6102 sayılı Kanun m.283: Tasfiye memurlarının tayini, değiştirilmesi ve azillerinin tescil ve ilanını düzenler.

TTK m.275 — Sona ermeden sonra atama

TTK m.275, sona ermiş şirketin tasfiyesinde ortaklar arasından seçilmiş tasfiye memurlarının görevden alınma usulünü düzenler. Görevden almanın ortakların oybirliğiyle verilecek kararla, oybirliği sağlanamazsa haklı sebeple mahkeme kararıyla yapılabileceğini belirler. Şirketin sona ermesinden önce seçilen tasfiye memurlarının görevden alınması (m.274), ortak olmayan tasfiye memurları (m.276) ve mahkemece atanan tasfiye memurları (m.277) bu maddenin kapsamında değildir. Tasfiye memurlarının seçimi ve atanması (m.273), tasfiye memurlarının yetkileri ve temsili, tasfiye memurunun tescil ve ilanı ile görevden almanın tescil ve ilanı ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Maddenin kapsamı anonim şirkettir; limited ve kollektif şirket hükümleri ayrıca düzenlenmiştir.

Sona ermeden sonra atama: hangi kavramlar bilinmeli?

Tasfiye memuru
Şirketin sona ermesinden sonra tasfiye işlemlerini yürüten ve şirketi dış ilişkide temsil eden kişidir. Ortaklar arasından seçilmiş olabilir; bu durumda madde metnindeki görevden alma usulü uygulanır.
Görevden alma
Tasfiye memurunun görevine son verilmesidir. Ortaklar kararıyla ya da mahkeme kararıyla yapılabilir. Madde, şirketin sona ermesinden sonra seçilmiş ortak tasfiye memurları bakımından bu yolu öngörür.
Haklı sebep
Tasfiye memurunun görevini sürdürmesinin ortaklık bakımından çekilmez hale geldiğini gösteren ağır neden olarak tanımlanır. Maddede sayılmamıştır; her somut olayda mahkeme tarafından değerlendirilir.
Oybirliği
Tasfiye memurunu ortakların tüm diğer ortakların katılımıyla alacağı karar yeterliliğidir. Görevden almanın ilk yolu bu karardır; görevden alınacak memur dışındaki diğer ortakların oybirliği aranır.

Sona ermeden sonra atama: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin sona ermiş olması gerekir; madde şirketin sona ermesinden sonra seçilen tasfiye memurlarını kapsar.
  • Tasfiye memurunun ortaklar arasından seçilmiş olması gerekir; ortak olmayan memurlar bakımından m.276 uygulanır.
  • Görevden alma için diğer ortakların oybirliğiyle verecekleri bir karar bulunmalıdır.
  • Oybirliği sağlanamamışsa, ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine mahkemede görevden alma talebi bulunmalıdır.
  • Mahkemeye başvuruda haklı sebeplerin varlığı gösterilmelidir.

Sona ermeden sonra atama: hangi sonuçları doğurur?

  • Diğer ortakların oybirliğiyle verdiği kararla tasfiye memuru görevinden alınır.
  • Oybirliği sağlanamazsa ve haklı sebep varsa mahkeme tasfiye memurunu görevden alır.
  • Haklı sebep yoksa mahkeme görevden almaya karar veremez ve memur görevine devam eder.
  • Görevden alınan memurun yerine yeni memur seçilmesi ya da atanması gerekir; bunun usulü m.273 ve tasfiye hükümlerinde yer alır.
  • Görevden alma kararının tescil ve ilanı gerekir; tescil ve ilan edilmeyen görevden alma ortaklık bakımından sonuç doğurmaz.

Şirket sona ermeden önce ile sona erdikten sonra seçilen ortak tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Sona ermeden önce ortaklar kararıyla ya da sözleşmeyle seçilen memur, m.274 uyarınca görevden alınır; görevden alma davası şirket sona ermeden de açılabilir.

Şirket sona erdikten sonra seçilen memur bu maddeye göre görevden alınır; ortakların kararı ya da mahkeme yoluyla yapılır.

Sona ermeden önceki atamada ve sona erdikten sonraki atamada görevden alma yolu ve zamanı farklıdır; doğru madde seçilmelidir.

Ortak tasfiye memuru ile ortak olmayan tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Ortak olan memur ortaklar arasından seçildiği için m.275 kapsamındadır.

Ortak olmayan memur, atanma zamanı ne olursa olsun m.276 kapsamındadır.

Ortak olmayan memurun görevden alınmasında da oybirliği ve haklı sebep aranır; ancak ilgili madde m.276'dır.

Ortakların oybirliğiyle görevden alma ile mahkeme yoluyla görevden alma arasındaki fark nedir?

Diğer ortakların oybirliğiyle verilecek karar, mahkemeye başvurmadan görevden almaya yeter.

Oybirliğine ulaşılamadığında ortaklardan birinin istemi üzerine mahkeme, haklı sebep varsa görevden alır.

Mahkeme yolu yalnızca oybirliğinin sağlanamadığı hallerde ve haklı sebep bulunduğunda açılır.

Sona ermeden sonra atama: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sona ermeden önce seçilen tasfiye memuru için bu maddeyi uygulamak; bu durumda m.274 esas alınmalıdır.
  • Ortak olmayan tasfiye memurunu bu madde kapsamında saymak; bu memurlar m.276'ya tabidir.
  • Oybirliği sağlanamadığında mahkemeye başvurmadan görevden almanın mümkün olduğunu düşünmek; mahkeme kararı için oybirliğinin yokluğu ve haklı sebep birlikte aranmalıdır.
  • Mahkemenin haklı sebep olmaksızın görevden almaya karar verebileceğini düşünmek.
  • Görevden alma kararının tescil ve ilanını ihmal etmek; tescil ve ilan edilmeyen karar ortaklığa karşı sonuç doğurmaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemenin görevden almayı tasfiye memurunun haklı sebebe dayanan davranışlarıyla sınırlı tuttuğu, yalnızca ortaklık aleyhine bir eylem bulunduğunda karar verdiği kabul edilmektedir.
  • Mahkeme tasfiye memurunu azlettiğinde yerine yenisini atamak zorunda olmadığı, ancak genel kurulun ortakların çıkarına uygun seçim yapamayacağı açıkça anlaşılırsa atama yetkisini kullanması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Haklı sebebin varlığının somut olaya göre değerlendirildiği ve bu değerlendirmede ortakların çoğunluğunun çıkarının dikkate alındığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Görevden alma talebinde bulunan ortak, oybirliğinin sağlanamadığını ve haklı sebebin varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Oybirliğine ulaşılamadığı, diğer ortaklara yapılan çağrı ya da toplantı tutanaklarıyla gösterilebilir; ortakların yazılı beyanları da kullanılabilir.
  • Haklı sebep, tasfiye memurunun görev ihlalini gösteren belgeler, hesap kayıtları, tanık beyanları ve bilirkişi raporuyla ispatlanır.
  • Karşı taraf tasfiye memurunun görevini yerine getirdiğini savunuyorsa bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Görevden alma kararının tescil ve ilanı, ilgili sicil kaydıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.274: Şirket sona ermeden önce seçilen ortak tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler; bu maddenin karşıtıdır ve sona erme anına göre hangi maddenin uygulanacağını belirler.
  • 6102 m.276: Ortak olmayan tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler; ortak olmayan memurlar bakımından bu madde uygulanmaz.
  • 6102 m.277: Mahkemece atanan tasfiye memurlarının görevden alınmasında m.276'nın uygulanacağını belirtir.
  • 6102 m.273: Tasfiye memurlarının seçimi ve mahkemece atanmasını düzenler; görevden alınan memurun yerine yenisinin nasıl belirleneceğini gösterir.
  • 6102 m.283: Tasfiye memurlarının tayini, değiştirilmesi ve azlinin tescil ve ilanını öngörür.

TTK m.276 — Ortak olmayan tasfiye memurları

Madde, kollektif şirketin tasfiyesinde ortak olmayan tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler. Ortak olmayan tasfiye memurunun şirket sözleşmesiyle, sonradan verilen bir kararla veya şirketin sona ermesinden sonra seçilmiş olması halinde görevden alınma usulünü ve mahkemece görevden alınmanın koşulunu belirler. Hüküm, ortak olmayan ve tasfiye memuru sıfatını ortaklar kararıyla ya da sözleşmeyle kazanmış kişilere uygulanır. Madde, ortak olan tasfiye memurunun görevden alınmasını (m.274), mahkemece atanan tasfiye memurunun görevden alınmasını (m.277'de yapılan atıfla), tasfiye memurlarının seçim ve atanma usulünü (m.273), tescil ve ilanı (m.283), ücretini (m.284) ve sorumluluğunu (m.280) düzenlemez. Ayrıca tasfiye memurlarının yetkileri ve temsil yetkisinin daraltılması (m.282) ile görevden alınma kararının ticaret siciline tescili de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ortak olmayan tasfiye memurları: hangi kavramlar bilinmeli?

Ortak olmayan tasfiye memuru
Kollektif şirketin ortağı bulunmayan, üçüncü kişi olarak tasfiye işlerini yürüten kişidir. Bu sıfat, şirket sözleşmesiyle, ortakların sonradan aldığı kararla ya da şirket sona erdikten sonra atanmakla kazanılabilir.
Oybirliğiyle alınan görevden alma kararı
Ortakların tamamının katılımıyla verilen ve ortak olmayan tasfiye memurunu görevinden çıkaran karardır. Bu yolda kararın verilebilmesi için mahkeme kararı aranmaz.
Haklı sebep
Oybirliğinin sağlanamaması halinde mahkemenin görevden almasını gerektiren, tasfiye memurunun görevini yürütmesini olanaksız ya da sakıncalı kılan olgudur. Maddede sebebin türü sayılmamış olup her somut olayda değerlendirilir.
Görevden alma davası
Oybirliğine ulaşılamayan hallerde ortaklardan herhangi birinin, haklı sebeple tasfiye memurunun görevden alınması için mahkemeye açtığı davadır. Dava, şirketin sona ermesinden önce de açılabilir.

Ortak olmayan tasfiye memurları: hangi şartlar aranır?

  • Görevden alınacak kişinin ortak olmayan tasfiye memuru olması gerekir; ortak olan tasfiye memuru hakkında m.274, mahkemece atanan memur hakkında ise m.277 uyarınca aynı usul uygulanır.
  • Görevden alma, şirket sözleşmesi, sonradan verilen bir karar veya şirketin sona ermesinden sonra yapılan seçim hangisiyle atanmış olursa olsun, ortakların oybirliğiyle verecekleri bir karara dayanabilir.
  • Oybirliğine ulaşılamamışsa, ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine mahkemece görevden alınma için haklı sebebin bulunması gerekir.
  • Mahkemeye başvuru için şirketin sona ermesinden önce de dava açılabilir; bu durumda dava şirketin sona ermesiyle düşmez.

Ortak olmayan tasfiye memurları: hangi sonuçları doğurur?

  • Ortakların oybirliğiyle verdikleri karar ile ortak olmayan tasfiye memuru görevinden alınır; bu karar için mahkeme kararı gerekmez.
  • Oybirliğine ulaşılamazsa, ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine haklı sebep varsa mahkeme memuru görevden alır.
  • Haklı sebep bulunmazsa mahkeme görevden alma talebini reddeder ve memur görevine devam eder.
  • Görevden alma, şirketin sona ermesinden önce de dava yoluyla istenebilir; bu durumda dava şirketin sona ermesinden sonra da sürdürülebilir.
  • Görevden alma kararının ticaret siciline tescil ve ilanı gerektiği, bu zorunluluğun m.283'ten doğduğu uygulamada kabul edilmektedir.

Sona ermeden önce atanma ile sona erdikten sonra atanma arasındaki fark nedir?

Tasfiye memurunun şirket sona ermeden önce atanmış olması, şirketin hâlâ devam ettiği bir dönemde gerçekleşen seçimdir.

Şirketin sona ermesinden sonra seçilmiş olması, şirketin tasfiye aşamasına girmiş olduğu bir dönemi ifade eder.

Madde metni bakımından iki durumda da aynı usul geçerlidir: önce oybirliği, oybirliği yoksa mahkeme kararı. Sona ermeden önce dava açma olanağı yalnızca sona ermeden önce atanmış hallerde değil, madde metninde genel olarak tanınmıştır.

Ortak olmayan memur ile ortak memur arasındaki fark nedir?

Ortak olmayan tasfiye memuru, m.276'nın konusudur ve üçüncü kişi sıfatıyla görev yapar.

Ortak olan tasfiye memuru, m.274'te düzenlenen görevden alma hükümlerine tabidir.

Ortak olmayan memurun görevden alınması ile ortak olan memurun görevden alınması ayrı maddelerde ayrı hükümlere bağlanmıştır; her iki halde de oybirliği ve haklı sebep ölçütü ortaktır.

Kendi seçimli memur ile mahkemece atanan memur arasındaki fark nedir?

Ortaklar sözleşme, karar veya sona erme sonrası seçim yoluyla ortak olmayan bir memur belirlemişse, madde doğrudan uygulanır.

Mahkemenin şirket merkezindeki yetkili mahkeme tarafından atadığı memur, m.277 atfıyla bu maddeye tabi olur.

Her iki halde görevden alma usulü aynıdır; ancak mahkeme tarafından atanan memur için görevden almanın ortakların oybirliğiyle yapılması veya mahkemeye başvurulması aynı koşullara bağlanmıştır.

Ortak olmayan tasfiye memurları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortak olmayan tasfiye memurunun görevden alınmasında ortak olan memur için geçerli m.274 ölçütünü ayrı bir kural gibi uygulamak; m.276 kendi ölçütünü içerir.
  • Oybirliğine ulaşılamadığı hâlde mahkemeye başvurmadan memuru kendi kararıyla görevden almak; mahkeme yolu zorunludur.
  • Görevden alma davasının yalnızca şirket sona ermeden önce açılabileceğini düşünmek; madde, sona erme sonrası da seçilmiş memur için genel bir yol tanır ve dava sona ermeden önce açılabilir.
  • Haklı sebep kavramını sınırlı saymak; madde haklı sebebi tanımlamaz ve somut olaya göre belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Oybirliğine ulaşılamayan hallerde mahkemenin haklı sebebi somut olay bazında değerlendirdiği kabul edilmektedir.
  • Görevden alma davasının şirketin sona ermesinden önce açılmasının, tasfiye sürecinde ortaklar arasındaki uyuşmazlığın hızlı çözülmesine imkân verdiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Görevden alma talebinde bulunan ortak, oybirliğinin sağlanamadığını ve haklı sebebin varlığını ispatla yükümlüdür.
  • Oybirliğinin varlığı ya da yokluğu, ortakların aldığı kararlar, şirket sözleşmesi ve tescil kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Haklı sebebin varlığına ilişkin olarak, tasfiye memurunun görevini kötüye kullandığını veya yerine getirmediğini gösteren belgeler ve tanık beyanları kullanılabilir.
  • Karşı taraf, tasfiye memurunun görevini özenle yürüttüğünü veya haklı sebebin bulunmadığını ileri sürer ve bunu ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.273: Tasfiye memurlarının sözleşme, ortakların oybirliği veya mahkeme atamasıyla nasıl seçileceğini düzenler; görevden alınabilecek memurun hangi yollarla atandığını belirler.
  • 6102 m.274: Ortak olan tasfiye memurlarının görevden alınmasında aynı oybirliği ve haklı sebep ölçütünü öngörür; m.276 ile karşılaştırmalı olarak okunur.
  • 6102 m.277: Mahkemece atanan tasfiye memurlarının görevden alınmasında m.276 hükümlerinin uygulanacağını bildirir.
  • 6102 m.283: Tasfiye memurlarının atanmasının, değiştirilmesinin ve azledilmesinin ticaret siciline tescil ve ilanını düzenler.

TTK m.277 — Mahkemece atanan tasfiye memurları

Bu madde, mahkeme tarafından atanan tasfiye memurlarının görevden alınmasına, TTK m.276'daki görevden alma kurallarının uygulanacağını belirtir. Maddenin kapsamı yalnızca mahkemece atanmış tasfiye memurlarının görevden alınmasıdır. Ortaklar tarafından seçilen ya da esas sözleşmeyle belirlenen tasfiye memurlarının görevden alınması (m.274, m.275) ile tasfiye memurlarının atanması (m.273, m.536) bu maddenin konusu değildir. Tasfiye memurunun sorumluluğu (m.285), görevleri (m.286) ve temsil yetkisi (m.280) de bu maddede düzenlenmez.

Mahkemece atanan tasfiye memurları: hangi kavramlar bilinmeli?

Mahkemece atanan tasfiye memuru
Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemenin, ortaklardan birinin talebi üzerine atadığı tasfiye memurudur. Ortaklar veya esas sözleşme tarafından seçilmiş tasfiye memurundan ayrı bir kategoridir.
Görevden alma
Tasfiye memurunun görevine son verilmesidir. Madde, bu konuda m.276'daki usulün aynen uygulanacağını öngörür.

Mahkemece atanan tasfiye memurları: hangi şartlar aranır?

  • Tasfiye memurunun mahkeme tarafından atanmış olması gerekir.
  • Görevden alınma için ortakların oybirliğiyle verecekleri bir karar bulunmalıdır; bu karar ortak olmayan tasfiye memurları bakımından da aranır.
  • Oybirliği sağlanamadığında, ortaklardan birinin istemi üzerine ve haklı sebeplerin varlığında mahkemece görevden alma kararı verilmesi gerekir.

Mahkemece atanan tasfiye memurları: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkemece atanan tasfiye memuru, ortakların oybirliğiyle verecekleri bir kararla görevden alınabilir.
  • Oybirliği sağlanamazsa, ortaklardan herhangi birinin istemi üzerine haklı sebeplerin varlığında mahkeme görevden alma kararı verebilir.
  • Görevden alma için m.276'daki usul uygulanır; m.277 ayrı bir yetki ya da yeni bir sebep getirmez.

Mahkemece atanan tasfiye memuru ile ortaklarca seçilen tasfiye memuru arasındaki fark nedir?

Mahkemece atanan tasfiye memurunun atanma kaynağı mahkeme kararıdır.

Ortaklarca veya esas sözleşmeyle seçilen tasfiye memurunun atanma kaynağı sözleşme ya da ortaklar kararıdır.

Her iki durumda da görevden alma usulü aynıdır: oybirliği veya haklı sebeple mahkeme kararı. Madde, mahkeme atamasında ayrı bir görevden alma rejimi kurmaz; m.276 kuralını uygular.

Mahkemece atanan tasfiye memurları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • m.277'yi mahkemece atanan memur için ayrı bir görevden alma rejimi sanmak; madde yalnızca m.276'nın uygulanacağını söyler.
  • Mahkemece atanan tasfiye memurunu ortakların kendi kararıyla doğrudan görevden alabileceğini, mahkeme kararına gerek olmadığını düşünmek; oybirliği sağlanamazsa mahkeme kararı gerekir.
  • Haklı sebep aranmasını yalnızca mahkeme yoluna bağlamak; oybirliği ile görevden almada haklı sebep aranmaz.
  • Tasfiye memurunun görevden alınmasını tescil ve ilan koşuluna bağlamamak; görevden alınmanın ticaret siciline tescili ayrıca gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkeme tarafından atanan tasfiye memurunun görevden alınmasında da ortakların oybirliği aranır; oybirliği sağlanamazsa haklı sebeple mahkeme kararı gerekir.

Nasıl ispat edilir?

  • Görevden alma talebinde bulunan taraf, oybirliğinin sağlanamadığını ve ortaklardan birinin istemini ortaya koymalıdır.
  • Haklı sebebin varlığını ileri süren taraf, tasfiye memurunun görevini kötüye kullandığını ya da görevini yerine getirmediğini gösteren belgelerle ispat yapmalıdır.
  • Ortaklar arasında oybirliğinin bulunduğunu ileri süren taraf, ortakların imzalı kararını ya da ticaret siciline tescilli kararı sunmalıdır.
  • Tasfiye memurunun görevden alınmasına karşı çıkan taraf, haklı sebebin bulunmadığını ve oybirliğinin bu yönde sağlanmadığını savunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.276: Ortak olmayan tasfiye memurlarının görevden alınma usulünü düzenler. m.277 bu hükmü mahkemece atanan tasfiye memurlarına da uygulanır kılar.
  • 6102 sayılı Kanun m.274: Ortak olan tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler. Mahkemece atanan memur bakımından doğrudan uygulanmaz, ancak haklı sebep ve dava usulü yönünden karşılaştırmalı olarak ele alınır.
  • 6102 sayılı Kanun m.275: Şirket sona erdikten sonra ortaklar arasından seçilen tasfiye memurlarının görevden alınmasını düzenler; mahkeme atamalarına doğrudan uygulanmaz.
  • 6102 sayılı Kanun m.536: Anonim şirketlerde tasfiye memuru atanmasının dayanağıdır; mahkemece atanma halleri bu hükümde gösterilir. Kollektif şirket için doğrudan değil, ilgili yer olarak anılır.

Konuda geçen kararlar

7 karar
  1. 10. Hukuk Dairesi, 2025/12140 E., 2026/836 K., 04.02.2026
    İlgili madde: m.269
  2. 10. Hukuk Dairesi, 2024/10568 E., 2025/1207 K., 03.02.2025
    İlgili madde: m.269
  3. 10. Hukuk Dairesi, 2023/5444 E., 2024/8723 K., 18.09.2024
    İlgili madde: m.269
  4. 10. Hukuk Dairesi, 2023/6613 E., 2024/8438 K., 11.09.2024
    İlgili madde: m.269
  5. 10. Hukuk Dairesi, 2023/1275 E., 2024/6264 K., 04.06.2024
    İlgili madde: m.269
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2013/16048 E., 2014/6444 K., 02.04.2014
    İlgili madde: m.268
  7. İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2026/193 E., 2026/267 K., 24.03.2026
    İlgili madde: m.269

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6. Adi, Kollektif, Komandit Şirket bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış