TTK › Ticaret şirketleri › Kollektif şirket

Şirketin ve ortakların üçüncü kişilerle ilişkileri

TTK m.232–242Ticaret Hukuku

Kısaca

Kollektif şirketin tüzel kişilik kazanma anını ve tescilin bu sonuçtaki rolünü düzenler; ayrıca sözleşmeyle tüzel kişiliğe ilişkin farklı bir düzenleme yapılmasının üçüncü kişilere karşı hükümsüzlüğünü öngörür. 6102 sayılı Kanun'un 233. maddesi, şirketi temsile yetkili kimselerin temsil yetkisinin kapsamını ve bu yetkinin birlikte imza şartıyla sınırlanmasının üçüncü kişilere karşı etkisini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Ticaret Kanunu m.232–242 hükümlerini kapsar.

TTK m.232 — Tüzel kişiliğin kazanılması

Kollektif şirketin tüzel kişilik kazanma anını ve tescilin bu sonuçtaki rolünü düzenler; ayrıca sözleşmeyle tüzel kişiliğe ilişkin farklı bir düzenleme yapılmasının üçüncü kişilere karşı hükümsüzlüğünü öngörür. Kural, tescil edilmiş kollektif şirketler bakımından uygulanır. Tescil öncesi kurulan ilişkilerin hukuki niteliği de bu maddede çözümlenmez.

Tüzel kişiliğin kazanılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Tüzel kişilik
Şirketin, ortaklarından ayrı bir hak öznesi olarak borç ve alacak edinebilmesi niteliğidir. Kollektif şirkette bu nitelik, madde metnine göre ticaret siciline tescil ile doğar.
Tescil
Kollektif şirketin ticaret siciline kaydedilmesi işlemidir. Tüzel kişiliğin doğum anı olarak kanunda gösterilen tek olgudur.
Aksine sözleşme
Ortaklar arasında yapılan ve tüzel kişiliğin doğumu ya da sonuçlarına ilişkin farklı bir düzenleme içeren şirket sözleşmesi hükmüdür. Bu tür hükümler iç ilişkide söz konusu olabilir, ancak üçüncü kişiler bakımından bağlayıcı değildir.
Üçüncü kişiye karşı geçersizlik
Sözleşme hükmünün ortaklar arasında etkili kalabilmesine karşın şirketin dış ilişkilerinde, yani alacaklılar ve diğer üçüncü kişiler karşısında, hiçbir sonuç doğurmamasıdır.

Tüzel kişiliğin kazanılması: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin tüzel kişilik kazanabilmesi için kollektif şirketin ticaret siciline tescil edilmesi gerekir.
  • Tescil yapılmadan kurulmuş bir ilişki bakımından tüzel kişiliğe dayanılamaz; bu durum madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir.
  • Şirket sözleşmesinde tüzel kişiliğin doğumuna ilişkin tescilden farklı bir koşul ya da zaman öngörülmüşse, bu hüküm üçüncü kişiler bakımından uygulanmaz.

Tüzel kişiliğin kazanılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Kollektif şirket ticaret siciline tescil edildiğinde tüzel kişilik kazanır.
  • Tescil gerçekleşmemişse şirketin tüzel kişiliğinden söz edilemez ve ortakların şirket adına yaptığı işlemler ortakların kişisel sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilir.
  • Ortaklar sözleşmeyle tüzel kişiliğin doğumunu tescilden başka bir ana bağlayabilir veya tüzel kişilik sonuçlarını daraltabilirler, ancak bu kayıt üçüncü kişilere karşı geçersizdir.
  • Aksine sözleşme hükmü, ortaklar arasında iç ilişkide kendi içinde geçerli sayılabilir; dış ilişkide ise tüzel kişiliğin tescile bağlı doğumu esas alınır.
  • Madde emredici nitelikte bir dış ilişki kuralı koyduğundan, aksi yöndeki sözleşme kaydı üçüncü kişiler bakımından hükümsüzdür.

İç ilişki ile dış ilişki arasındaki fark nedir?

Sözleşmede tüzel kişiliğe ilişkin farklı bir kayıt ortaklar arasında kendi içinde sonuç doğurabilir.

Aynı kayıt üçüncü kişiler karşısında ileri sürülemez.

Üçüncü kişiye karşı geçersiz olan sözleşme hükmü, alacaklının tüzel kişilik bakımından dayandığı tescil esasını bozamaz.

Tüzel kişiliğin kazanılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tüzel kişiliği şirket sözleşmesinin imzalandığı anla karıştırmak; kanun tescili esas alır.
  • Sözleşmede kararlaştırılan farklı bir tüzel kişilik başlangıcını üçüncü kişilere karşı da geçerli saymak.
  • Tescilsiz kollektif şirketi tam tüzel kişi gibi ele alıp şirket adına açılan davayı ya da yapılan takibi sorunsuz kabul etmek.
  • Madde metnindeki "üçüncü kişilere karşı geçersizdir" ifadesini iç ilişkiye de uygulamak; kural yalnız dış ilişkiyi kapsar.

Nasıl ispat edilir?

  • Tüzel kişiliğe dayanan tarafın, şirketin tescilli olduğunu ticaret sicil kaydı ya da sicil tasdiknamesi ile ispatlaması gerekir.
  • Tescilin bulunmadığını ileri süren karşı taraf, bu iddiasını sicil kaydının yokluğu ile ortaya koyabilir.
  • Aksine sözleşme hükmüne dayanan ortak, bu hükmün üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceğini kabul etmek zorundadır; hükmün varlığını ispat etmesi bu sonucu değiştirmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.232: Maddenin kendisidir; tüzel kişiliğin tescile bağlı doğumunu ve aksine sözleşmenin üçüncü kişilere karşı geçersizliğini düzenler.

TTK m.233 — Kapsam

6102 sayılı Kanun'un 233. maddesi, şirketi temsile yetkili kimselerin temsil yetkisinin kapsamını ve bu yetkinin birlikte imza şartıyla sınırlanmasının üçüncü kişilere karşı etkisini düzenler. Kapsamda kollektif şirket ve bu şirketlerde temsile yetkili olan ortak ya da üçüncü kişi temsilcileri yer alır; madde işletme konusuna giren işler bakımından genel bir yetki tanır ve birlikte imza kaydını üçüncü kişilere karşı geçerli kılar. Maddede tacirin atadığı ticari temsilcinin yetkisi (TTK m.136 ve TBK m.547-550 çerçevesi) düzenlenmez. Pasif temsil yetkisinin sınırlanamayacağı kuralı, temsilcinin şirket sözleşmesinde gösterilmesi ve ilk temsilcilerin belirlenmesi, temsil yetkisinin geri alınması ve mahkeme yoluyla kaldırılması, şirketin haksız fiilden sorumluluğu (TTK m.230/4) ile ticaret siciline tescil ve ilan usulü maddenin dışında kalan konulardır.

Kapsam: hangi kavramlar bilinmeli?

Temsile yetkili kimse
Şirketi dış ilişkide bağlayabilecek yetkiye sahip, şirket sözleşmesinde ya da kanunda gösterilen gerçek kişidir. Ortak olması zorunlu değildir; üçüncü kişi de temsilci olarak getirilebilir.
İşletme konusu
Şirketin sözleşmede belirlenen faaliyet alanıdır. Temsil yetkisinin genel sınırını çizer ancak madde metni bu sınırı üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir kılmaz; iyiniyetli üçüncü kişiye karşı yetki işletme konusuyla sınırlı sayılmaz.
Birlikte imza şartı
Şirket sözleşmesinde temsilcilerin birlikte imza atarak şirketi bağlayabileceğinin kararlaştırılmasıdır. Tescil ve ilan edildiği takdirde üçüncü kişilere karşı da geçerlidir.
İyiniyetli üçüncü kişi
Temsil yetkisinin sınırlandığını bilmeyen ya da bilmesi gerekmeyen, işlem yaptığı temsilcinin yetkisine güvenen kişidir. Yetki sınırlamasının tescil ve ilan edilmediği hallerde korunur.
Aktif ve pasif temsil
Aktif temsil şirketin adına irade beyanında bulunmayı, pasif temsil ise şirkete yöneltilen beyanları (tebligat, protesto kabulü gibi) almayı kapsar. Madde yalnız aktif temsil yetkisinin sınırlanabileceğini ima eder; pasif yetki sınırlanamaz.

Kapsam: hangi şartlar aranır?

  • Yetkiyi kullanan kişinin şirketi temsile yetkili olması bulunmalıdır; bu yetki şirket sözleşmesinde veya ilgili ticaret siciline tescil edilmiş kayıtta gösterilmelidir.
  • İşlemin şirketin işletme konusuna giren bir iş veya hukuki işlem olması gerekir; temsilci şirket adına ve unvanını kullanarak bu işlemi yapabilir.
  • Temsil yetkisine getirilen sınırlamanın yalnızca birlikte imza şartı biçiminde olması gerekir; konu, miktar veya yer bakımından sınırlama dış ilişkide geçerli değildir.
  • Birlikte imza şartının üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesi için şirket sözleşmesinin tescil ve ilan gerekli hükümlerine uygun olarak kayda geçmiş olması bulunmalıdır.
  • İyiniyetli üçüncü kişinin, sınırlamayı bilmediği ya da bilmesi gerekmediği durumda birlikte imza şartı bu kişiye karşı ileri sürülememelidir; tescil ve ilan edilmiş şart ise iyiniyetin varlığından bağımsız olarak bağlayıcıdır.

Kapsam: hangi sonuçları doğurur?

  • Temsile yetkili kimse, işletme konusuna giren her türlü işi ve hukuki işlemi şirket adına yapabilir ve şirketin unvanını kullanabilir; bu işlemlerin sonuçları şirkete aittir.
  • Temsil yetkisine konulan sınırlama iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez; üçüncü kişi sınırlamayı bilmese dahi işlem şirketi bağlar.
  • Birlikte imza şartı tescil ve ilan edilmiş şirket sözleşmesinde yer alıyorsa üçüncü kişiye karşı da geçerlidir ve tek başına yapılan imza şirketi bağlamaz.
  • Temsilcinin tebligat ve protesto kabulü gibi pasif temsil yetkisi hiçbir şekilde sınırlandırılamaz; böyle bir sınırlama yok sayılır.
  • Madde kapsamındaki yetkiyi aşan işlemler, kendi başına bu maddeye dayanarak şirketi bağlayamaz; ancak iyiniyetli üçüncü kişiye karşı yetkinin aşıldığı ileri sürülemez.

Aktif temsil ile pasif temsil arasındaki fark nedir?

Aktif temsil, temsilcinin şirket adına irade beyanında bulunmasını kapsar ve birlikte imza kaydıyla sınırlanabilir.

Pasif temsil, tebligat ve protesto kabulü gibi şirkete yöneltilen beyanların alınmasıdır ve sınırlanamaz.

Birlikte temsil kaydı aktif temsil yetkisini daraltır; pasif temsil yetkisine konulan sınırlama geçersizdir ve üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Konu, miktar veya yer bakımından sınırlama ile birlikte imza sınırlaması arasındaki fark nedir?

Konu, miktar veya yer bakımından yapılan sınırlamalar dış ilişkide bağlayıcı değildir; temsilci sınırlamaya rağmen şirketi bağlar.

Birlikte imza şartı şirket sözleşmesine konulup tescil ve ilan edilmişse üçüncü kişilere karşı geçerlidir.

Sınırlama yalnızca kişi bakımından birlikte imza biçiminde yapılabilir; diğer türlü sınırlamalar iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Tescil ve ilan edilmiş birlikte imza ile tescil edilmemiş birlikte imza arasındaki fark nedir?

Sözleşmede birlikte imza şartı kayda geçmiş ve ilan edilmişse üçüncü kişiler bu şarta bağlı kabul edilir.

Kayda geçmemiş ya da ilan edilmemiş birlikte imza şartı üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez; iyiniyetli üçüncü kişi bu durumda tek başına imzayla bağlanır.

Tescilli şartta üçüncü kişi iyiniyetine dayanamaz; tescilsiz şartta iyiniyetli üçüncü kişi korunur.

Ortak temsilci ile üçüncü kişi temsilci arasındaki fark nedir?

Temsile yetkili ortak, şirket sözleşmesindeki yetkisi ile temsil ilişkisine girer.

Ortak olmayan üçüncü kişi temsilci, ticari temsilci ya da ticari vekil değil şirketin organı sayılır.

Her iki temsilcinin yetkisi bu maddeye dayanır; üçüncü kişi temsilcinin dışarıya sınırsız sorumluluğu yoktur, ancak sorumluluk hukuku bakımından şirketle ilişkisi ayrı değerlendirilir.

Kapsam: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kollektif şirket temsilcisinin yetkisini ticari temsilcinin olağan yetki listesiyle karıştırmak; bu maddeye göre temsilcinin yetkisi işletme konusu ile sınırlı değildir.
  • Birlikte imza şartını tescil ve ilan koşulu aranmadan her durumda üçüncü kişiye karşı geçerli saymak; şart yalnızca tescil ve ilan edilmişse üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilir.
  • Temsil yetkisinin konu veya yer bakımından sınırlanabileceğini kabul etmek; dış ilişkide bu tür sınırlamalar geçerli değildir.
  • Pasif temsil yetkisini de birlikte imza kaydıyla sınırlanabilir saymak; tebligat ve protesto kabulü yetkisi sınırlanamaz.
  • Temsilcinin sınırlamayı bilmesine bakmaksızın üçüncü kişinin iyiniyetine dayanarak yetkiyi reddetmek; tescilli birlikte imza şartı iyiniyet sorgulamasına bağlı değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Temsil yetkisinin konu, miktar veya yer bakımından dış ilişkide sınırlanamayacağı, sınırlamanın yalnızca birlikte temsil biçiminde yapılabileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3293 E., 2024/6258 K., 11.09.2024)
  • Ticaret siciline tescil ve ilan edilmemiş temsil sınırlamalarının iyiniyetli üçüncü kişiye karşı ileri sürülemeyeceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3293 E., 2024/6258 K., 11.09.2024)
  • Temsilcinin işletme konusu dışında yaptığı işlemlerden dolayı sorumluluğun şirket ile temsilci arasında sorumluluk hukuku çerçevesinde tespit edileceği, bunun şirketin hak ehliyeti sınırı olarak yorumlanmayacağı kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/3293 E., 2024/6258 K., 11.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Temsil sınırlamasını ileri süren şirket, birlikte imza şartının şirket sözleşmesinde yer aldığını ve ticaret siciline tescil ve ilan edildiğini ispatla yükümlüdür; bu ispat ticaret sicili kaydıyla yapılır.
  • Üçüncü kişinin iyiniyetini ileri süren taraf, sınırlamadan haberdar olmadığını ispatlamakla yükümlüdür; tescil ve ilan edilmiş şart karşısında bu savunma ileri sürülemez.
  • Tek başına yapılan imzanın şirketi bağlamadığını savunan şirket, birlikte imza şartının tescil ve ilan edildiğini ve üçüncü kişinin bunu bildiğini ya da bilmesi gerektiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Temsilcinin yetkisini belgelemek için şirket sözleşmesi ve ticaret sicil kaydı esas delildir; tanık ile bu belgelerin yerine geçilmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.213: Şirket sözleşmesinin asgari unsurlarını sayar; temsile yetkili kişilerin ad ve soyadları ile birlikte mi yalnız başına mı imza atacaklarının sözleşmede yer alması zorunludur.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.230: Ortağın şirkete ait görevlerini yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirketin doğrudan sorumlu olduğunu düzenler; temsilcinin dış ilişkideki sorumluluğu ile birlikte değerlendirilir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.231: Şirket sözleşmesinin tescil ve ilana tabi kayıtlarını sayar; birlikte imza kaydı bu kayıtlar arasındadır ve üçüncü kişilere karşı geçerlilik şartı bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.232: Şirketi temsile yetkili kimseleri düzenler; bu maddede belirtilen temsil yetkisinin kapsamı, m.233'ün uygulanacağı kişi kümesini belirler.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.226: Şirket sözleşmesi değişikliklerinde oybirliği ilkesini düzenler; temsil yetkisinin şirket sözleşmesiyle kaldırılması veya değiştirilmesi bu kurala tabidir.
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.136: Ticari temsilcinin yetkisini düzenler; madde 233 kollektif şirket temsilcisini kapsar, ticari temsilci yetkisi ayrı bir rejime tabidir.

TTK m.234 — Hükümleri

Madde, şirketin üçüncü kişilerle ilişkilerinde temsil yetkisini haiz kişilerin şirket adına yaptığı işlemlerden doğan alacak ve borçların şirkete yüklenmesini düzenler (birinci fıkra). Ayrıca bir ortağın şirkete ait görevleri yerine getirirken işlediği haksız fiillerden şirketin doğrudan sorumlu tutulmasını öngörür (ikinci fıkra). Madde, tüm ticaret şirketlerine uygulanır. Temsil yetkisinin kapsamını, kimin temsil yetkisine sahip olduğunu ve şirket yönetiminin iç yapısını düzenlemez (ilgili hükümler TTK'nın şirket yönetimine ilişkin maddelerinde yer alır). Ortakların şirket borçlarından kişisel olarak sorumluluğu, şirketin sınırlı sorumluluk ilkesi ve haksız fiil sorumluluğunun genel esasları bu maddenin kapsamında değildir; bunlar TTK'nın ortaklık sorumluluğuna ve Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiil hükümlerine bırakılmıştır.

Hükümleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Temsil yetkisini haiz kişi
Şirketi üçüncü kişilere karşı temsile yetkili olan, yönetim ya da temsil görevi nedeniyle bu yetkiye sahip bulunan kimselerdir. Yetkinin kaynağı şirket sözleşmesi, kanun veya yetkili organ kararı olabilir.
Açık veya zımni temsil
Temsil yetkisine sahip kişinin işlemi şirket adına yaptığını açıkça belirtmesi ya da işlemin koşullarından şirket adına yapıldığının anlaşılmasıdır. Her iki hâl de şirketi bağlar.
Şirketin alacaklı ve borçlu olması
Temsilci tarafından yapılan işlemden doğan hak ve borçların doğrudan şirket hesabına kaydedilmesi, yani işlemin sonuçlarının şirkete ait olmasıdır. Temsilcinin kişisel mal varlığı bu sonuçta taraf olmaz.
Ortağın şirket görevi sırasında haksız fiili
Ortağın şirkete ait bir görevi yerine getirirken, bu görevin ifasıyla bağlantılı olarak üçüncü kişiye zarar veren ve haksız fiil niteliği taşıyan davranışıdır. Görevin dışında kalan fiiller bu kapsamda değerlendirilmez.

Hükümleri: hangi şartlar aranır?

  • İşlemi yapan kişinin şirketi temsil yetkisini haiz olması gerekir.
  • İşlemin şirket adına yapılmış olması gerekir; bu açık ya da zımni biçimde olabilir.
  • Haksız fiil hâlinde fiili işleyen kişinin bir ortak olması ve fiilin şirkete ait bir görevin yerine getirilmesi sırasında işlenmiş olması gerekir.
  • Haksız fiilin şirkete yükletilebilmesi için fiilin şirkete ait görevle bağlantılı olması aranır; görev dışında kalan fiil bu hükme girmez.
  • Şirketin sorumluluğu, işlemin şirket adına yapıldığı hâlde bile işlemin şirketin hak ehliyeti dışında kalması gibi bir sınırla daraltılmaz; ancak işlem yetkili temsilciden çıkmışsa bağlayıcılık doğar.

Hükümleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Temsil yetkili kişi tarafından şirket adına yapılan işlemden doğan alacaklar şirketin alacağı, borçlar şirketin borcu olur.
  • Açık ya da zımni temsil bulunması hâlinde şirket işlemle bağlıdır; şirket bu işlemi sonradan ileri sürerek reddedemez.
  • Bir ortağın şirket görevi sırasında işlediği haksız fiilden dolayı şirket üçüncü kişiye karşı doğrudan sorumlu olur.
  • Fiilin şirket görevi dışında işlendiği hâllerde birinci ya da ikinci fıkra uyarınca şirkete sorumluluk yüklenmez.
  • Şirketin bu sorumluluğu, ortağın kendi sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; zarar gören üçüncü kişi her iki kişiye de başvurabilir.

Açık temsil ile zımni temsil arasındaki fark nedir?

Temsilcinin işlemi şirket adına yaptığını açıkça bildirdiği hâldir.

Temsilcinin açık bir beyan yapmaması, ancak işlemin koşullarından şirket adına yapıldığının anlaşılmasıdır.

Her iki hâlde de işlem şirketi bağlar; fark ispat yönünden ortaya çıkar, zımni temsilde şirket adına yapıldığı koşullardan çıkarılmalıdır.

Sözleşme ilişkisinden doğan sorumluluk (birinci fıkra) ile haksız fiil sorumluluğu (ikinci fıkra) arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, temsil yetkisi olan kişinin şirket adına yaptığı işlemlerden doğan alacak ve borçları düzenler.

İkinci fıkra, bir ortağın şirket görevi sırasında işlediği haksız fiili düzenler.

Birinci fıkrada işlem geçerliliği ve temsil yetkisi sorusu belirleyici olurken, ikinci fıkrada fiilin şirkete ait görevle bağlantısı belirleyicidir. Şirket her iki hâlde doğrudan sorumlu olur.

Şirket görevi kapsamındaki fiil ile görev dışı fiil arasındaki fark nedir?

Ortağın şirkete ait bir görevi yerine getirirken işlediği haksız fiil bu maddeye girer.

Ortağın kendi kişisel işi için ya da görevle ilgisi olmayan bir sebeple işlediği fiil bu hükmün kapsamında değildir.

Görev kapsamındaki fiilden şirket doğrudan sorumlu olur; görev dışı fiilde şirketin bu madde uyarınca sorumluluğu doğmaz ve ortağın kişisel sorumluluğu gündeme gelir.

Hükümleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirket adına yapılan işlemi yalnızca yazılı bir yetki belgesi bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz saymak; oysa temsil yetkisinin varlığı ve şirket adına yapılma hâli, işlemin koşullarından da anlaşılabilir.
  • Zımni temsili açık temsille aynı ispat düzeyinde kabul etmek; zımni temsilde şirket adına yapıldığı koşullardan çıkarılmalıdır.
  • İkinci fıkrayı her ortağın her fiili için uygulamak; fiilin şirkete ait görevin yerine getirilmesi sırasında işlenmiş olması aranmalıdır.
  • Şirketin doğrudan sorumluluğunu ortağın kişisel sorumluluğunun yerine geçen bir sorumluluk gibi görmek; her iki sorumluluk birlikte doğabilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Şirketi bağlayan işlemin temsil yetkisi bulunan kişi tarafından yapıldığını ve şirket adına yapıldığını ileri süren taraf, bu hususları ispatla yükümlüdür.
  • Açık temsil bakımından işlemin şirket adına yapıldığını gösteren yazılı sözleşme, sipariş veya yazışmalar temel delil olarak kullanılabilir.
  • Zımni temsil bakımından şirket adına yapıldığı, işlemin koşullarından ve olağan iş akışından çıkarılmalıdır; tanık ve belgeler birlikte değerlendirilir.
  • Haksız fiil hâlinde fiilin ortak tarafından ve şirkete ait görev sırasında işlendiğini ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır; şirketin görev dışı olduğu savunmasını yapan taraf da bunu ortaya koymalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.371: Limited şirket bakımından temsil ve işletme konusu ilişkisini düzenleyen hükümlerden biridir; konu dışı işlemlerin şirketi bağlamasına ilişkin kıyas konusu olarak anılır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu: Haksız fiil sorumluluğunun genel esaslarını ve zarar gören üçüncü kişinin başvuracağı genel hükümleri düzenler; bu madde ikinci fıkra bakımından özel bir sorumluluk bağlantısı kurar.

TTK m.235 — Temsil yetkisinin kaldırılması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 235. maddesi, ortaklık içinde temsil yetkisinin mahkeme eliyle kaldırılmasını ve bu sırada kayyım atanmasını düzenler. Temsil yetkisinin mahkemece kaldırılması (haklı sebep ve gecikmesinde tehlike halleri), kayyımın atanması ve tescil ile ilanı ile ticari mümessilin temsil yetkisinin ortakların tümü tarafından geri alınması hükümleri bu maddenin kapsamındadır. Madde, kollektif şirket ortaklarının temsil yetkisine ilişkin olarak uygulanır ve ticari mümessil yönünden ikinci fıkrası düzenlenmiştir. Madde, temsil yetkisinin sona ermesinin genel hallerini (süre, iş bitimi, ölüm, iflas, azil) düzenlemez (m.547 ve TBK m.42-45 ilgili hükümler). Ticari temsilcinin azline ve istifasına ilişkin genel kurallar, tescil ve ilanın üçüncü kişilere karşı hükmü ile kayyımın görev ve sorumluluğunun ayrıntıları bu maddede yer almaz (m.550 ve m.412 ilgili hükümler). Kollektif şirketin sona ermesine ilişkin haklı sebepler de bu maddede sayılmaz (m.245).

Temsil yetkisinin kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Temsil yetkisinin mahkemece kaldırılması
Haklı sebep varlığında bir ortağın başvurusu üzerine mahkemenin, ortağın temsil yetkisini ortadan kaldırmasıdır. Kaldırma, şirket sözleşmesi değişikliği yoluyla değil yargısal karar ile gerçekleşir.
Haklı sebep
Temsil yetkisinin kaldırılmasını gerektiren, kanunda sayılmayan ve somut olayın özelliğine göre belirlenen ağır sebeptir. Kollektif şirketin sona ermesinde kabul edilen haklı sebepler (m.245) ve yöneticinin şirkete ihanet etmesi, asli görevlerini yerine getirmemesi, unvanı veya malları kötüye kullanması gibi hâller bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Gecikmesinde tehlike
Kararın beklenmesinin şirket veya ortaklar bakımından telafisi güç zarar doğuracağı hâldir. Bu halde mahkeme, temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırabilir ve yetkiyi bir kayyıma verebilir.
Kayyım
Mahkemenin atadığı ve temsil yetkisinin kendisine verildiği kişidir. Kayyımın görev ve temsil sınırları mahkeme kararında belirlenir ve bu kararın tescil ve ilanı mahkemece resen yapılır.
Ticari mümessil
Tacirin, ticari işletmesi için belirli işlemleri yapmak üzere atadığı ve ticari temsil yetkisi verdiği kişidir. Madde bakımından ikinci fıkra yalnız ortakların tümünün ticari mümessili görevden alabilmesini düzenler.

Temsil yetkisinin kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Temsil yetkisinin mahkemece kaldırılması için haklı sebeplerin varlığı aranır; sebep, ortağın somut olarak ileri sürdüğü ve ispat ettiği olgulara dayanmalıdır.
  • Kaldırma talebi temsil yetkisine sahip olan ortaklardan biri tarafından mahkemeye yapılmış bir başvuru ile ileri sürülmelidir.
  • Gecikmesinde tehlike bulunmalıdır; bu halde mahkeme önce ihtiyati tedbir yoluyla kaldırma ve kayyıma yetki verme kararı verebilir.
  • Kayyımın atanması, görevlerinin ve mahkemece verilen temsil yetkisinin sınırlarının tescil ve ilanı zorunludur; bu işlemi mahkeme resen yapar.
  • Ticari mümessilin temsil yetkisinin geri alınması için temsil yetkisini haiz ortakların tümünün karar alması gerekir.
  • Geri alma kararı üçüncü kişilere karşı geçerli olacak şekilde yapılmalıdır, yani tescil ve ilan gerekir.

Temsil yetkisinin kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Haklı sebep ispat edilirse mahkeme ortağın temsil yetkisini kaldırır ve bu karar tescil ve ilan edilir.
  • Gecikmesinde tehlike hâlinde mahkeme temsil yetkisini ihtiyati tedbir olarak kaldırabilir ve yetkiyi bir kayyıma verebilir.
  • Kayyım atanması, görevleri ve temsil sınırları mahkemece resen tescil ve ilan ettirilir.
  • Haklı sebep ispat edilemezse temsil yetkisi kaldırılmaz ve ortak yetkisini kullanmaya devam eder.
  • Ticari mümessilin temsil yetkisi, temsil yetkisini haiz ortakların tümü tarafından geri alınabilir ve bu geri alma üçüncü kişilere karşı geçerlidir.
  • Ortakların tümü karar almazsa ticari mümessilin temsil yetkisi geri alınmış olmaz.

Mahkemece kaldırma ile ihtiyati tedbir yoluyla kaldırma arasındaki fark nedir?

Haklı sebep varlığında ortağın başvurusu üzerine verilen normal kaldırma kararı, esasa ilişkin bir yargılama sonucudur.

Gecikmesinde tehlike bulunan hâlde mahkemenin ihtiyati tedbir olarak verdiği kaldırma kararı, geçici niteliktedir ve kayyım atanmasıyla birlikte verilebilir.

İhtiyati tedbir yoluyla kaldırmada kayyım atanması ve yetkinin ona verilmesi kararın asli unsuru hâline gelir.

Kollektif şirket ortağının temsil yetkisi ile ticari mümessilin temsil yetkisi arasındaki fark nedir?

Kollektif şirket ortağının temsil yetkisi, şirket sözleşmesinde belirlenen ve ortakların iradesiyle değiştirilmesi oybirliği gerektiren bir unsurdur.

Ticari mümessilin temsil yetkisi, tacirin verdiği bir yetkidir ve madde ikinci fıkrasında ortakların tümünün kararıyla geri alınabilir.

Kollektif ortağın yetkisi için mahkeme kararı gerekirken, ticari mümessilde ortakların tümünün kararı yeterli görülmüştür.

Temsil yetkisinin kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kollektif şirkette temsil yetkisinin ortakların çoğunluk kararıyla kaldırılabileceğini sanmak; ortakların iradesiyle kaldırma için sözleşme değişikliği ve oybirliği gerektiği için bu yol kapalıdır, mahkeme kararı gerekir.
  • Ticari mümessilin temsil yetkisini tek bir ortağın kararıyla geri alabileceğini düşünmek; ikinci fıkra gereğince temsil yetkisini haiz ortakların tümünün karar vermesi gerekir.
  • Kayyım atandığında kararın tescil ve ilanını ortağın yapacağını sanmak; tescil ve ilan mahkemece resen yapılır.
  • Gecikmesinde tehlike hâlinde ihtiyati tedbir kararının esas karar gibi kesin nitelikte olduğunu düşünmek; tedbir geçicidir ve kayyım yetkisi bu kararla sınırlıdır.
  • Haklı sebep kavramını kanunda sayılmış sebeplerle sınırlı saymak; madde haklı sebebi tanımlamaz, somut olayın özelliğine göre belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kollektif şirkette temsil yetkisinin kaldırılması için ortaklar arasında anlaşma sağlanamadığında, ortağın haklı sebeplere dayanarak mahkemeye başvurması ve temsil yetkisinin kaldırılması talep edilmesi yoluna gidilmesi kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1811 E., 2018/1326 K., 15.11.2018)
  • Ortağın temsil yetkisinin ihtiyati tedbir olarak kaldırılması ve şirkete kayyım atanması talepleri, şirketin işleyişini tehlikeye sokan olgular varsa kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/971 E., 2018/986 K., 17.10.2018)
  • Temsil yetkisinin kaldırılmasının yanı sıra, yetkinin sınırlandırılması ve tek temsilci olarak bir ortağın atanması gibi ara çözümlerin de mahkemece değerlendirildiği görülmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/311 E., 2025/574 K., 27.03.2025; Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/58 E., 2025/400 K., 28.02.2025)
  • Ortaklık yönetiminde sürekli çatışma ve ortağın münferit yetkisinin kötüye kullanılması, tedbir yoluyla yetkinin kısıtlanması için yeterli kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/1353 E., 2025/1459 K., 11.09.2025)
  • Kayyım atanmasına ilişkin ayrıntılı bir genel düzenleme kanunda bulunmadığından, kayyımın görev ve yetkileri mahkeme kararındaki sınırlara göre belirlenmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1005 E., 2023/1057 K., 01.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Temsil yetkisinin kaldırılmasını isteyen ortak, haklı sebebin varlığını ispat yükü altındadır; şirket yönetimine ilişkin olgular ve zarar belgeleri ile ispat edilir.
  • Gecikmesinde tehlike hâlinin varlığını talep eden ortak ispat etmelidir; şirketin zarar göreceğine ilişkin somut belgeler ve tanık beyanları bu amaçla kullanılır.
  • Karşı taraf olan ortak, haklı sebebin bulunmadığını ya da kendisinin görevini yerine getirdiğini savunabilir ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ticari mümessilin temsil yetkisinin geri alındığını iddia eden taraf, ortakların tümünün oybirliğiyle karar aldığını ispat etmelidir; karar belgesi ile ispat edilir.
  • Kayyımın atanması ve temsil yetkisinin sınırları mahkeme kararının tescil ve ilanı ile üçüncü kişilere karşı ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.245: Kollektif şirketin sona ermesinde kabul edilen haklı sebepler, temsil yetkisinin mahkemece kaldırılmasını gerektiren haklı sebeplerin değerlendirilmesinde yol gösterici olarak kullanılmaktadır.
  • 6102 sayılı Kanun m.226: Şirket sözleşmesinin değiştirilmesine ilişkin oybirliği kuralı, temsil yetkisinin ortakların iradesiyle kaldırılamamasının gerekçesini oluşturur.
  • 6102 sayılı Kanun m.550: Ticari temsil yetkisinin sona ermesinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmesi, bu maddenin ikinci fıkrasındaki geri almanın üçüncü kişilere karşı geçerliliğinin dayanağıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.42: Temsil yetkisinin geri alınması ve üçüncü kişilere bildirilmesine ilişkin genel kurallar, ticari temsil yetkisi dışındaki temsil ilişkilerinde uygulanır.
  • 6102 sayılı Kanun m.412: Ortakların tümü ile ticari temsil yetkisi konusunda ilgili kayyım ve yönetim görevlerinin ayrıntıları için kanun düzenlemesine bakılır; bu madde kayyımın atanmasına ilişkin ayrıntılı kuralı içermez.

TTK m.236 — Ortakların kişisel sorumluluğu

Madde, kollektif şirket ortaklarının şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumlu olduğunu düzenler; hem şirkete sonradan giren ortağın girmeden önce doğmuş borçlardan sorumluluğunu kapsar ve bu sorumluluğa aykırı sözleşme şartlarının üçüncü kişilere karşı geçersizliğini öngörür. Kuralın kollektif şirket ortakları ve şirkete yeni giren ortaklar bakımından uygulandığı açıktır. Ortakların sorumluluğunun ikinci derecede olması, şirkete karşı icra takibinin semeresiz kalması veya şirketin sona ermesi koşullarına bağlıdır; bu koşullar m.237'de, iflas yoluyla takip m.240'ta düzenlenmiştir. Madde, ortağın şirketten çıkmasının tescil ve ilan sonrası sorumluluğunu (m.259), ortağın kişisel alacaklılarının şirket malvarlığına başvurma sınırlarını (m.239) ve ortağın kişisel borçları nedeniyle iflasını düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır.

Ortakların kişisel sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Müteselsil sorumluluk
Birden fazla borçlunun aynı borçtan birlikte ve her birinin tamamından sorumlu olması halidir. Madde bakımından teselsül ortaklar arasında kurulur; alacaklı dilediği ortağa başvurabilir. Ancak bu sorumluluk m.237 koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır.
Bütün malvarlığı ile sorumluluk
Ortağın şirket dışındaki kişisel malvarlığının tamamının borca karşılık gösterilebilmesi anlamına gelir. Sorumluluk belli bir pay veya sermaye miktarıyla sınırlı değildir.
Şirkete yeni giren ortak
Kollektif şirkete sonradan katılan ve bu nedenle kuruluştan sonra ortaklık sıfatı kazanan kişidir. Girme tarihinden önce doğmuş borçlar da bu ortağı bağlar.
Şirketin borç ve taahhütleri
Şirketin üçüncü kişilere karşı doğan borçları ile üstlendiği edimlerdir. Ortakların sorumluluğu bu kapsamla sınırlıdır; ortağın kendi kişisel borçları bu kavrama girmez.

Ortakların kişisel sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Borcun kollektif şirketin borcu olması gerekir; ortağın kişisel borcu bu maddeye dayanılarak talep edilemez.
  • Şirketin borcu için birinci derecede sorumluluk, m.237 uyarınca şirkete karşı icra takibinin kısmen dahi olsa semeresiz kalması, şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi ya da m.240 uyarınca iflas yolunun izlenmesi koşullarından birinin gerçekleşmesine bağlıdır.
  • Yeni giren ortak bakımından, borcun girme tarihinden önce doğmuş olması sorumluluğu ortadan kaldırmaz; ancak bu borç için ortağın sorumluluğu da yine m.237 koşullarına bağlıdır.
  • Ortağın sorumluluğu, ortaklık sıfatının varlığına bağlıdır; ortaklık sıfatı sona ermiş olsa da m.259 kapsamındaki tescil ve ilan öncesi işlemlerden doğan sorumluluk devam eder.
  • Ortağın sorumluluğu şirket malvarlığının tükenmesine değil, şirkete karşı takip veya dava koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır; bu koşullar gerçekleşmeden ortağın malvarlığına doğrudan başvurulamaz.
  • Sözleşmede bu sorumluluğu kaldıran veya sınırlayan bir şart yer alıyorsa, bu şart üçüncü kişiler bakımından hüküm doğurmaz.

Ortakların kişisel sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Ortaklar, şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı alacaklıya karşı müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumlu olur.
  • Şirkete sonradan giren ortak, girme tarihinden önce doğmuş şirket borçlarından da diğer ortaklarla birlikte sorumlu olur.
  • Sorumluluk ancak m.237 ve m.240'taki koşullar gerçekleştiğinde ikinci derece olarak doğrudan talep edilebilir; koşullar gerçekleşmeden ortağa karşı takip açılması sonuç doğurmaz.
  • Ortağın sorumluluğu, şirketten ayrılmış olsa da ortaklık sıfatının bulunduğu dönemdeki borçlar için devam edebilir (m.259/4 ile birlikte).
  • Sözleşmeye, ortakların bu sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan bir şart konulursa, bu şart üçüncü kişiler hakkında geçerli olmaz.
  • Üçüncü kişiye karşı geçersiz olan şart, ortaklar arasındaki iç ilişkide hüküm doğurabilir; alacaklıya karşı ortaklar bu şartı ileri süremez.

Ortağın birinci derece ile ikinci derece sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Şirketin borcunun ödenmediği ancak m.237 koşulları gerçekleşmiş ortak sorumluluğu, yani semeresiz takip, şirketin sona ermesi veya iflas hali.

Şirket henüz takip edilmemiş veya koşullar oluşmamış durumda ortağın bu maddeye dayanarak doğrudan sorumlu tutulması.

İkinci durumda ortağa karşı doğrudan takip açılamaz; alacaklı önce şirkete başvurmak zorundadır. Uygulamada 'ikinci derecede' sorumluluk bu nedenle ayrı bir ön koşul olarak değerlendirilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/336 E., 2023/1770 K., 05.06.2023)

Eski ortak ile yeni giren ortak arasındaki fark nedir?

Kuruluştan beri ortak olan kişi, ortaklık sıfatı devam ettiği sürece şirketin tüm borçlarından sorumludur.

Şirkete sonradan giren kişi, girme tarihinden önce doğmuş borçlardan da sorumludur.

Yeni giren ortak bakımından borcun doğum tarihi sorumluluğu sınırlamaz; ancak takip koşulları yine aranır.

Ortağın şirket borcundan sorumluluğu ile kişisel borcu arasındaki fark nedir?

Şirketin borç ve taahhütleri, ortağın ortaklık sıfatından doğan sorumluluk kapsamındadır.

Ortağın şirket dışında doğan kişisel borçları bu maddenin kapsamında değildir.

Kişisel borç nedeniyle ortağa karşı yapılan takipte bu madde değil, ortağın kişisel alacaklılarına ilişkin genel hükümler ve m.133 ile m.239 uygulanır.

Ortakların kişisel sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortağa karşı doğrudan takip yapmak; şirkete karşı semeresizlik veya sona erme koşulu gerçekleşmeden ortağın sorumluluğunu talep etmek.
  • Ortağın sorumluluğunu şirketin sermaye payıyla sınırlı saymak; madde ortağın bütün malvarlığını kapsar.
  • Yeni giren ortağın girme tarihinden önceki borçlardan sorumlu olmadığını varsaymak; m.236/2 bunu açıkça reddeder.
  • Ortaklık sözleşmesindeki sorumluluk sınırlama şartını alacaklıya karşı geçerli saymak; m.236/3 bu şartı üçüncü kişiler bakımından hükümsüz kılar.
  • Madde metnindeki 'müteselsilen' ibaresini şirketle ortak arasında doğrudan teselsül olarak yorumlamak; teselsül ortakların kendi arasındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortakların sorumluluğunun birinci derecede olmadığı, ancak m.237'deki koşullar gerçekleştiğinde doğduğu kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/336 E., 2023/1770 K., 05.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortağın sorumluluğunu ileri süren alacaklı, şirketin borcunu ve bu borcun ortaklık döneminde doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür; yazılı sözleşme, fatura veya mahkeme ilamı bu amaçla kullanılır.
  • Şirkete karşı icra takibinin semeresiz kaldığını veya şirketin sona erdiğini gösteren belge (icra dosyası, ödeme emrine itiraz, ticaret sicili kaydı) alacaklının sorumluluk koşullarının gerçekleştiğini ispatlamasını sağlar.
  • Yeni giren ortağın, borcun girme tarihinden önce doğduğunu veya kendisinin ortaklık sıfatına sahip olmadığını ileri süren savunması, bu iddiayı kendisi ispatla yükümlüdür; ortaklık tescil kaydı bu konuda belirleyicidir.
  • Ortağın m.237 koşullarının gerçekleşmediğini ileri sürmesi (defi yoluyla) halinde, şirkete karşı takibin semeresiz kalmadığını ortak ispat eder; hâkim bu koşulu kendiliğinden araştıramaz. (3. Hukuk Dairesi, 2023/336 E., 2023/1770 K., 05.06.2023)
  • Sözleşmedeki sorumluluğu sınırlayan şartın varlığını ileri süren taraf, bu şartın üçüncü kişiye karşı ileri sürülebileceğini kanıtlamakla yükümlü değildir; şart üçüncü kişi bakımından hükümsüzdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.237: Şirketin birinci derecede sorumlu olduğunu, ortakların ise icra takibinin semeresiz kalması veya şirketin sona ermesi halinde sorumlu olacağını düzenler; m.236'nın uygulanma koşullarını belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.240: Şirket alacaklılarının ortakların iflasını isteme yollarını düzenler; ortağın sorumluluğunun iflas yoluyla doğmasını mümkün kılar.
  • 6102 sayılı Kanun m.259: Şirketten çıkan ortağın tescil ve ilan tarihine kadar yapılan şirket işlemlerinden sorumlu olmaya devam etmesini düzenler; m.236'nın zaman bakımından uzantısıdır.
  • 6102 sayılı Kanun m.239: Ortağın kişisel alacaklılarının şirket alacaklıları tatmin edilmeden şirket mallarına başvuramayacağını düzenler; m.236 ile ortağın kişisel sorumluluğu arasındaki sınırı belirler.

TTK m.237 — II- Sorumluluğun derecesi

Kollektif şirkette şirket borçlarından doğan sorumluluğun derecesini düzenler: şirketin birinci derecede sorumlu olması, ortaklara ancak belirli koşullarda başvurulabilmesi ve ortakların kişisel mallarına karşı ihtiyati haciz konulabilmesi ile bu ihtiyati hacizlerin düşmesi ve süre hükmü. Hüküm kollektif şirketin ortaklarına uygulanır. Düzenlemediği konular: ortakların sorumluluğunun kapsamı ve şirkete yeni giren veya çıkan ortağın sorumluluğu (m.236, m.259), ortağın sınırsız sorumluluğunun doğuşu ve tescil öncesi dönem, ortağın şirkette çıkma ve çıkarılma sonrası sorumluluğu (m.259), ve şirketin borçlarına ilişkin ortaklar arası rücu ve iç ilişki. Ayrıca tasfiye ve sona erme sonrası ortak sorumluluğunun ayrıntıları ile ortaklara yöneltilecek davada usul ve sorumluluğun zamanaşımı bu maddenin dışındadır.

II- Sorumluluğun derecesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Birinci derecede sorumluluk
Şirketin, borç ve taahhütlerinden doğan sorumluluğunda ilk sırada yer alması anlamına gelir. Alacaklı, ortaklardan önce şirkete başvurmak zorundadır.
İkinci derecede sorumluluk
Ortakların sorumluluğunun, şirketin ödeme gücünün bulunmadığı ya da şirketin sona erdiği hallerde doğmasıdır. Ortaklar bu hallerde şahsen ve doğrudan sorumlu olur.
Semeresiz icra takibi
Şirkete karşı başlatılan icra takibinin sonuçsuz kalması, yani alacağın tahsil edilememesidir. Bu durum ortaklara başvurunun koşullarından biridir.
İhtiyati haciz
Henüz alacağın vadesi gelmeden veya hüküm alınmadan, borçlunun malvarlığı üzerinde alacağın korunması için konulan geçici haciz türüdür. Ortakların kişisel mallarına karşı da konulabilir.

II- Sorumluluğun derecesi: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının ortaklara başvurabilmesi için şirkete karşı yapılan icra takibinin semeresiz kalmış olması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermiş bulunması gerekir.
  • Ortaklara karşı dava açılabilmesi ve takip yapılabilmesi için yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılması gerekir; ortaklar ancak bu şartlar gerçekleşince şirket borcundan sorumlu tutulabilir.
  • Ortakların kişisel mallarına karşı ihtiyati haciz konulabilmesi için, birinci fıkradaki başvuru koşullarının gerçekleşmiş olması şart değildir; ikinci fıkra bu yetkiyi açıkça tanımaktadır.
  • Konulan ihtiyati hacizden sonra ortağa karşı dava veya takibe başlama yetkisinin doğduğu tarihten itibaren İİK m.264/1 süresi işlemeye başlar.
  • Ortağa karşı dava veya takip yetkisinin doğmasından itibaren, ihtiyati haciz tutanağının tebliğinden kanuni süre içinde şirkete karşı takibe veya davaya başlanmalıdır; aksi halde ihtiyati haciz düşer.

II- Sorumluluğun derecesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket borç ve taahhütlerinden birinci derecede sorumludur; alacaklı önce şirkete başvurmak zorundadır.
  • Şirket semeresiz kalan icra takibinden sonra veya herhangi bir sebeple sona ermişse, yalnız ortak veya ortakla birlikte şirket aleyhine dava açılabilir ve takip yapılabilir.
  • Birinci fıkradaki koşullar gerçekleşmeden ortaklara karşı doğrudan dava açılamaz ve takip yapılamaz.
  • Ortakların kişisel mallarına karşı ihtiyati haciz konulmasına birinci fıkra engel değildir.
  • İkinci fıkra uyarınca konulan ihtiyati haciz, ortağa karşı dava veya takip yetkisinin doğduğu tarihten itibaren İİK m.264/1 süresi içinde takip edilmezse ayakta kalamaz.
  • Ortağa karşı konulan ihtiyati haciz tutanağının tebliğinden itibaren kanuni süre içinde şirkete karşı takip veya dava açılmazsa ihtiyati haciz düşer.

Şirket ile ortak sorumluluğu arasındaki fark nedir?

Şirketin borcundan birinci derecede sorumluluğu, alacaklının ilk olarak şirkete başvurmasını gerektirir.

Ortakların sorumluluğu, şirketin sona ermesi veya semeresiz icra takibi hallerinde doğan ikinci derecedeki sorumluluktur.

Alacaklı, şirket ödeyemiyorsa ya da şirket sona ermişse ortaklara yönelebilir; aksi halde doğrudan ortağa dava açamaz.

Ortağa karşı dava ile ortakla birlikte şirket aleyhine dava arasındaki fark nedir?

Yalnız ortak aleyhine dava açılması, ortağın kendi sorumluluğuna dayanmasıdır.

Ortakla birlikte şirket aleyhine dava, şirketin ve ortağın birlikte davalı olarak gösterilmesidir.

Birinci fıkra iki seçeneği de tanıdığı için alacaklı bu yollardan birini seçebilir; her iki durumda da başvuru koşulu aynıdır.

Şirkete karşı ihtiyati haciz ile ortağın kişisel mallarına karşı ihtiyati haciz arasındaki fark nedir?

Şirket aleyhine konulan ihtiyati hacizde, birinci fıkrada aranan başvuru koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Ortağın kişisel mallarına konulan ihtiyati haciz, birinci fıkra hükmüne bakılmaksızın mümkündür.

İkinci fıkra uyarınca ortağa karşı konulan ihtiyati hacizde İİK m.264/1 süresi, ortağa karşı dava yetkisinin doğduğu tarihten işlemeye başlar.

II- Sorumluluğun derecesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortaklara doğrudan dava açmak ve şirketi dava dışı bırakmak; birinci fıkradaki başvuru koşulları gerçekleşmeden ortağa yönelmek.
  • Ortakların şirketle birlikte müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla doğrudan sorumlu olduğunu varsaymak; ortakların sorumluluğu ikinci derecededir.
  • İkinci fıkradaki ihtiyati hacizde süreyi şirkete karşı konulan ihtiyati haczin tebliğinden saymak; ortağa karşı konulan ihtiyati hacizde süre, ortağa karşı dava yetkisinin doğduğu tarihten işler.
  • İkinci fıkranın ikinci cümlesindeki düşme süresini, İİK m.264/1 süresiyle karıştırmak; düşme için şirkete karşı dava veya takip başlatılması gerekir.
  • Şirketin sona ermesinin tasfiye işlemi tamamlanmadan ortaklara başvuruyu doğurduğunu varsaymak; sona erme m.237 birinci fıkrasındaki bir hal olarak düzenlenmiştir ama uygulamada koşulun gerçekleştiği kontrol edilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortaklara müracaat hakkının, m.237 birinci fıkrasında yazılı şartların gerçekleşmesi halinde doğduğu kabul edilmektedir. (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/949 E., 2025/111 K., 12.02.2025; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/349 E., 2024/800 K., 17.07.2024)
  • Şirket alacaklılarının ortaklara başvurmadan önce şirkete başvurmasının zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (22. Hukuk Dairesi, 2016/8328 E., 2019/5985 K., 14.03.2019)
  • Kollektif şirket tasfiye edilerek borçtan kurtulmaya çalışılması halinde, ortaklar hakkında m.237 birinci fıkrası uyarınca başvuru yapılabileceği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/946 E., 2023/4365 K., 11.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortaklara başvuran alacaklı, şirketin semeresiz kalan icra takibini ya da şirketin sona erdiğini ispatla yükümlüdür; semeresizlik için icra dosyası ve aciz belgesi, sona erme için ticaret sicili kaydı kullanılabilir. (Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/949 E., 2025/111 K., 12.02.2025)
  • Ortakların kişisel mallarına ihtiyati haciz talep eden alacaklı, alacağın varlığını ve haciz sebebini ispatlamakla yükümlüdür; ikinci fıkra uyarınca birinci fıkra koşulunun gerçekleşmiş olması bu yönden aranmaz.
  • Ortağın, şirket borcunun şirketçe ödendiğini veya şirketin ödeme gücünün bulunduğunu savunması halinde bu savunmanın ispat yükü ortağa aittir.
  • İhtiyati haciz tutanağının tebliğ tarihi, tebliğ belgesiyle ispatlanır; bu tarihten sonra şirkete karşı dava veya takibin açıldığı tarih de mahkeme kaydı ile belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.236: Ortakların şirketin borç ve taahhütlerinden dolayı müteselsilen ve bütün malvarlıklarıyla sorumlu olduğunu düzenler; m.237 bu sorumluluğun derecesini belirler.
  • 6102 sayılı Kanun m.259: Şirketten çıkan veya çıkarılan ortağın, tescil ve ilana kadar yapılan işlemlerden sorumluluğunu düzenler; m.237 ile birlikte ortak sorumluluğunun sınırlarını gösterir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.264: Ortakların kişisel mallarına konulan ihtiyati hacizden sonra dava veya takip açılması için öngörülen süreyi düzenler; m.237/2 bu sürenin başlangıcını belirler.

TTK m.238 — Mahkeme kararı

Madde, kollektif şirket ortaklarının şirket borçları bakımından icra ve iflas yoluyla takibine ilişkin iki ayrı yolu düzenler. Birinci fıkra, şirket aleyhine alınmış mahkeme kararının ortaklar hakkında ne zaman icra edilebileceğini; ikinci fıkra ise icra emrinin şirkete tebliğine rağmen ödeme yapılmaması halinde ortakların doğrudan iflasının istenebilmesini belirler. Kolektif şirket ortaklarına uygulanır. Ortaklığın ilişkisi, ortakların şirket borcundan sorumluluğu bakımından bu maddeye başvurulur. Sermaye şirketlerinin pay sahiplerini kapsamaz. Ortağın şirketten çıkarılmasını ve payının ödenmesini düzenlemez (m.254). Şirket iflasının usul ve sonuçlarını, depo emri yoluyla ortağın iflasını düzenlemez (m.240). Ortağın kişisel borcu nedeniyle icra takibini ve yetkili mahkemeyi düzenlemez; bu konular icra ve iflas mevzuatı ile ilgili kurallardadır.

Mahkeme kararı: hangi kavramlar bilinmeli?

Yalnız şirket aleyhine alınmış mahkeme kararı
Şirketin taraf olduğu, ortağın ise taraf olmadığı mahkeme kararıdır. Ortak hakkında icranın dayanağı olarak yalnızca bu tür bir karar gösterilebilir, ortağa karşı ayrı bir ilam aranmaz.
Semeresizlik
Şirket hakkındaki takibin, şirket malvarlığından alacağın tahsiline yetmemesi durumudur. Ortağa gidilebilmesi için bu durumun fiilen gerçekleşmiş olması gerekir.
İcra emri
Şirkete gönderilen ve belirli süre içinde borcun ödenmesini isteyen icra dairesi bildirimidir. Madde 238/2 kapsamında ödenmeyen borcun ortakların iflası için tetikleyici olayı oluşturur.
Doğrudan iflas
Ortağın şirketin iflasına bağlı olmaksızın, şirketle birlikte iflasına karar verilmesi talebidir. Bu yol ortağın kişisel borçlarından bağımsız olarak şirket alacaklılarına açıktır.

Mahkeme kararı: hangi şartlar aranır?

  • Alacaklının elinde şirket aleyhine alınmış ve icra edilebilir nitelikte bir mahkeme kararı bulunmalıdır.
  • Ortak hakkında icra yapılabilmesi için şirket hakkındaki takibin semeresiz kalmış olması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermiş bulunması gerekir.
  • Semeresizlik koşulu, ortağa karşı icra için aranır; doğrudan iflas yolunda bu koşul aranmaz.
  • Doğrudan iflas yolunda icra emrinin şirkete tebliğ edilmiş olması gerekir.
  • İcra emrinin tebliğine rağmen borç ödenmemiş olmalıdır; ödeme yapılırsa bu yol kullanılamaz.
  • Doğrudan iflas talebi, şirketle birlikte ortakların veya bazılarının iflasını kapsar; ortağın tek başına iflasını isteyebilmek için bu talep yönü yeterli değildir.

Mahkeme kararı: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket aleyhine alınmış ilam, şirketin malvarlığı yetmediğinde veya şirket sona erdiğinde ortaklar hakkında icra edilebilir.
  • Şirket hakkında takip semeresiz kalmadan ortağın malvarlığına karşı icra yapılması, bu madde bakımından hukuka uygun olmaz.
  • İcra emrinin şirkete tebliğine rağmen borç ödenmezse alacaklı şirketle birlikte ortakların veya bazılarının doğrudan iflasını isteyebilir.
  • İcra emri tebliğ edilmeden ya da borç ödendikten sonra doğrudan iflas yolu işletilemez.
  • Doğrudan iflas yoluyla ortağın iflasına karar verilmesi, ortağın kişisel borcunun varlığını gerektirmez; şirket borcu bu yolun dayanağıdır.
  • Madde kendi başına ortaklara karşı kambiyo ya da başka bir takip türü öngörmez; sonuç, şirket ve ortaklar hakkında iflas ve icra yollarıdır.

Yalnız şirket aleyhine ilam ile ortağa karşı doğrudan takip arasındaki fark nedir?

Şirket aleyhine alınmış mahkeme kararı yalnızca şirkete karşı kesinleşmiş bir ilamdır; ortak bu ilamın tarafı değildir.

Ortak hakkında icra yalnızca şirketin takibinin semeresiz kalması veya şirketin herhangi bir sebeple sona ermesi halinde mümkündür.

Şirket malvarlığından tahsil edilemeyen alacak için ortağa ilamla gidilebilmesi, ancak bu iki koşuldan biri gerçekleştiğinde mümkün olur.

Haciz yoluyla ortağa gidiş ile doğrudan iflas yolu arasındaki fark nedir?

Madde 238/1 kapsamında ortağa karşı icra, şirketin malvarlığının yetmemesi (semeresizlik) ya da sona ermiş olması koşuluna bağlıdır.

Madde 238/2 kapsamında alacaklı, icra emrinin şirkete tebliğine rağmen ödeme yapılmazsa ortakların iflasını isteyebilir.

İlk yol ortağın malvarlığına icra takibi yoluyla gitmeyi, ikinci yol ise şirketle birlikte ortağın iflasını sağlamayı amaçlar; ikincisinde semeresizlik koşulu aranmaz.

Kollektif şirket ortağı ile kişisel borçları nedeniyle iflasa tabi olmayan ortak arasındaki fark nedir?

Ortak, kişisel borçları nedeniyle iflasa tabi değilse de şirket borcundan dolayı bu maddeye göre iflasa tabi tutulabilir.

Kişisel borcu nedeniyle zaten iflasa tabi olan ortak için bu yola gerek kalmaz.

Doğrudan iflas yolu, iflasa tabi olmayan ortağın şirket alacaklıları tarafından iflasına imkân tanır.

Mahkeme kararı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 238/1 ile 238/2 yollarını birbirine karıştırmak; ikinci yolda da semeresizlik koşulunun aranacağını varsaymak.
  • Şirket hakkında icra takibi yapılmadan veya semeresizlik tespit edilmeden ortağa karşı doğrudan haciz yoluna gitmek.
  • Ortağın iflasının istenebilmesi için şirketin de aynı anda iflasını talep etmemek; madde 238/2 şirketle birlikte iflas talebini öngörür.
  • İcra emrinin şirkete tebliğ edilmemiş olmasına rağmen doğrudan iflas talebinin kabul edilebileceğini sanmak.
  • Kişisel borcu nedeniyle iflasa tabi olmayan ortağın bu madde kapsamında iflasını hiç tartışmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kollektif şirketin ilamının ortaklara karşı kullanılabileceği ve icra emri tebliğine rağmen ödeme yapılmaması halinde ortakların iflasının istenebileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/81 E., 2026/354 K., 05.03.2026; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/808 E., 2025/714 K., 11.09.2025; İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/52 E., 2025/694 K., 09.09.2025)
  • Ortakların iflasa tabi kişiler olup olmadığının ayrıca araştırılmasına gerek görülmeyebileceği yönünde uygulama bulunmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/81 E., 2026/354 K., 05.03.2026)
  • Madde 238/1 hükmünün, şirket aleyhine alınmış kararın ortağa karşı icrası bakımından şirketin takibinin semeresiz kalmasını aradığı, mahkemelerce bu çerçevede değerlendirildiği görülmektedir. (6. Hukuk Dairesi, 2025/1910 E., 2025/2835 K., 10.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ortağa karşı icra yolunu kullanmak isteyen alacaklı, şirket aleyhine alınmış kesinleşmiş ilamı ve şirket hakkındaki takibin semeresiz kaldığını ya da şirketin sona erdiğini belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Semeresizlik, şirkete yapılan takibin sonucunda düzenlenen aciz belgesi veya haczin yetersizliğini gösteren icra dosyası kayıtları ile ispat edilir.
  • Şirketin sona erdiğinin ispatı, ticaret sicili kaydı gibi resmi belgelerle yapılır.
  • Madde 238/2 uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan alacaklının, icra emrinin şirkete usulüne uygun tebliğ edildiğini ve ödeme yapılmadığını tebliğ belgesi ile ispatlaması gerekir.
  • Ortağın iflasa tabi olmadığı veya borcu bulunmadığı savunmasını ileri süren ortak, bu savunmasını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.240: Şirket aleyhine iflas yoluyla takip yapan alacaklının depo emri alıp ortaklara tebliğ ettirmesi yolunu düzenler; kaynak malzemede madde 238 ile birlikte anılmaktadır.
  • 6102 sayılı Kanun m.254: Ortağın şirketten çıkarılması ve payının ödenmesi bakımından anılan düzenlemedir; madde 238 ile doğrudan ilgili değildir, ancak ortağın sorumluluğu yönünden bağlantılıdır.

TTK m.239 — Şirketin iflası

TTK m.239, şirketin iflası hâlinde ortakların kişisel alacaklılarının şirket mallarına başvurma imkânını sınırlar. Şirket alacaklıları alacaklarını tam olarak alana kadar, ortakların kişisel alacaklılarının şirket mallarından pay almasını engeller. Kural, şirketin iflasına bağlı olarak kollektif ve komandit şirket ortaklarının kişisel borçlarına ilişkin alacaklılar bakımından uygulanır. Madde, şirketin iflasının ortaklar hakkındaki doğrudan iflas sonuçlarını, ortakların iflasını, ortakların şahsi borçlarından doğan takip usulünü ve iflas masasına kayıt işlemlerini düzenlemez (bu konular TTK m.238, m.240 ve İİK kapsamındadır).

Şirketin iflası: hangi kavramlar bilinmeli?

Şirket alacaklıları
Şirketin kendisine karşı alacağı bulunan kişilerdir. Bu alacaklılar, ortakların kişisel alacaklılarına göre şirket malvarlığı üzerinde öncelikli haktedir.
Ortakların kişisel alacaklıları
Şirket ortağının şahsi borcundan dolayı alacaklı olan kişilerdir. Bu alacaklılar, şirketin ortağı olmaları nedeniyle şirket borcu sayılmaz; alacakları şirket dışı ortağın şahsi malvarlığına dayanır.
Şirket malları
Şirketin iflası sırasında iflas masasına giren, şirketin mülkiyetinde bulunan malvarlığı değerleridir. Ortağın şirketteki paylarını ve ortaklık hakkını temsil eden değerler, bu kavramın dışında kalır.

Şirketin iflası: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin iflasına karar verilmiş olmalıdır.
  • Ortağın kişisel alacaklısı, şirket malvarlığına başvurmak istiyorsa, şirket alacaklılarının alacaklarını tamamen almış olmaları gerekir; bu koşul gerçekleşmeden şirket mallarına başvuru yapılamaz.
  • Şirket alacaklılarının alacakları tam olarak ödenmemişse, ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarından pay alamaz.

Şirketin iflası: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirket alacaklıları alacaklarını tam olarak almadıkça, ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarına başvuramaz.
  • Şirket alacaklıları alacaklarını tamamen aldıktan sonra, ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarından varsa kalan kısma başvurabilir.
  • Şirket iflasa tabi değilse bu sınırlama uygulanmaz.

Şirket alacaklısı ile ortağın kişisel alacaklısı arasındaki fark nedir?

Şirkete doğrudan borç vermiş ve alacağı şirket borcu olan alacaklı. Alacağı şirket malvarlığı üzerinde doğrudan ve öncelikli bir haktir.

Şirketin ortağına şahsen borç vermiş alacaklı. Alacağı şirket borcu değildir; ortağın kendi malvarlığına dayanır.

Şirket alacaklıları tam olarak ödenmeden, ortağın kişisel alacaklıları şirket mallarından pay alamaz.

Şirketin iflası hâli ile şirketin iflası olmayan hâl arasındaki fark nedir?

Şirket iflasa tabi olup iflas kararı verilmişse m.239 devreye girer ve ortakların kişisel alacaklılarının şirket mallarına başvurusu sınırlanır.

Şirket hakkında iflas kararı yoksa m.239 uygulanmaz; bu durumda ortağın kişisel alacaklısının ortaklık payına veya şirket mallarına başvurusu bu maddeye değil, genel icra hükümlerine tabidir.

m.239 yalnız şirket iflasına bağlıdır; iflas kararı olmayan durumda bu sınırlama uygulanmaz.

Şirketin iflası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirket iflasa tabi olmadığı hâlde m.239'un uygulanabileceğini sanmak.
  • Ortağın kişisel alacaklısının, şirket alacaklılarının tamamı ödenmeden şirket mallarından pay alabileceğini düşünmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Şirket alacaklılarının alacaklarını tam olarak alıp almadığı, ortağın kişisel alacaklısı tarafından ileri sürülmesi gereken bir koşuldur; şirket alacaklılarının alacaklarının ödenmediğini iddia eden taraf bunu ispatlar.
  • Şirketin iflasına karar verildiği, iflas dosyasındaki karar ve iflas masası kayıtlarıyla ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.238: Kollektif şirket ortaklarının şirketle birlikte doğrudan iflasını düzenler; m.239 bu ortakların şahsi alacaklılarının şirket malına başvurusunu sınırlarken, m.238 ortakların iflas sürecini ayrıca ele alır.
  • 6102 m.240: Depo kararına rağmen ortakların doğrudan iflasına ilişkin hükümdür; m.239 ile birlikte ortak alacaklılarının şirket malvarlığına erişimi bakımından bağlantılıdır.

TTK m.240 — Şirketin ve ortakların iflası

Bu madde, kollektif şirket ortaklarının şirketin iflası karşısındaki durumunu düzenler. Şirketin iflasının ortakların iflasını kendiliğinden gerektirmediğini, alacaklının depo kararına rağmen ortakların iflasını isteyebileceği koşulları ve bu yolla iflas eden ortakların kişisel alacaklılarıyla şirket alacaklıları arasındaki öncelik ilişkisini belirler. Kural, kollektif şirketin ortaklarına uygulanır; komandit şirkette komandite ortaklar bakımından da TTK m.317 üzerinden uygulanır. Ortakların şirket dışı kişisel borçlarından doğan iflası, şirkete karşı icra takibinin semeresizliği üzerine doğrudan iflas (m.238), ticaretin terki (İİK m.44) ve banka yöneticileri gibi özel haller bu maddede düzenlenmez (m.238). Şirketin iflasına bağlı alacaklının şirket masasındaki hakları ve kişisel alacaklıların şirket mallarına başvuru yasağı ayrıca düzenlenir (m.239). Ortaklar hakkında açılacak iflas davasının usulü ve iflas masasının tasfiyesi İİK hükümlerine bağlıdır.

Şirketin ve ortakların iflası: hangi kavramlar bilinmeli?

Depo kararı
Şirket aleyhine iflas davası sürerken mahkemenin, iflası istenen şirketin borcunu ödemesi için verdiği karar olarak anlaşılır. Maddenin ikinci işlemi, bu kararın para yatırılmadan ortaklara tebliğidir.
Birinci dereceden sorumluluk
Ortakların şirket borcundan dolayı şirketten önce, şirketle birlikte sorumlu olmasıdır. Bu sorumluluğun doğması için şirket aleyhine icra, iflas veya sona erme gibi şartların gerçekleşmiş olması gerekir.
Şirket masası
Şirketin iflası üzerine oluşan iflas masasıdır. Yalnız şirket alacaklıları bu masaya alacaklarını yazdırabilir.
Kişisel alacaklı
Ortağın şirket dışında doğmuş alacaklarının sahibidir. Ortağın iflasında bu alacaklılarla şirket alacaklıları arasında öncelik veya imtiyaz bulunmaz.
Rüçhan hakkı
Kanunun belirli alacaklara tanıdığı öncelik hakkıdır. Ortağın kişisel alacaklıları arasında bu hakka sahip olanların hakları saklıdır ve bu hak şirket alacaklılarına karşı bir üstünlük sağlamaz.

Şirketin ve ortakların iflası: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin iflasına karar verilmiş olmalıdır; şirketin iflası tek başına ortakların iflasını gerektirmez.
  • Alacaklı, şirket aleyhine açılan iflas davasında depo kararının verilmiş olmasını ve bu karara rağmen para yatırılmamış olmasını sağlamalıdır.
  • Depo kararı ortaklara veya içlerinden bazılarına tebliğ edilmiş olmalı ve ortaklar bu kararın gereğini yerine getirmemiş olmalıdır.
  • Alacaklı, bu hakkını kullanmamış ise şirket masasından alacağını tamamen alamamış olmalıdır; bu durumda ortakların iflası ayrıca istenebilir.
  • Ortakların malları üzerinde adi takip veya iflas yoluyla başvuru yapılmış olmalıdır; bu durumda kişisel alacaklılar ile şirket alacaklıları arasında öncelik veya imtiyaz hakkı tanınmaz.
  • Kişisel alacaklılar arasında kanunen rüçhan hakkı bulunanların hakları, bu öncelik yasağına rağmen korunmalıdır.

Şirketin ve ortakların iflası: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirketin iflası ortakların kendiliğinden iflasını doğurmaz.
  • Depo kararına rağmen para yatırılmaz ve karar ortaklara tebliğ edilip gereği yerine getirilmezse, alacaklı şirketle birlikte ortakların iflasına karar verilmesini isteyebilir.
  • Alacaklı ortakların iflasını istemediyse ve şirket masasından alacağını tamamen alamazsa, ortakları iflas yoluyla ayrıca takip hakkı saklıdır.
  • Ortakların mallarına adi takip veya iflas yoluyla başvurulduğunda, kişisel alacaklılar ile şirket alacaklıları arasında öncelik ve imtiyaz hakkı doğmaz.
  • Kanunen rüçhan hakkı bulunan kişisel alacaklıların hakları saklıdır.
  • Şirket alacaklıları, alacaklarını tamamen almadıkça ortakların kişisel alacaklıları şirket mallarına başvuramaz (m.239 ile birlikte).

Şirketin iflası ile ortakların iflası arasındaki fark nedir?

Şirketin iflası ortakların da iflasını kendiliğinden doğurur.

Şirketin iflası ortakların iflasını gerektirmez; ortakların iflası ayrıca istenmelidir.

Şirketin iflasına karar verilmesi tek başına ortakları iflasa tabi kılmaz; ortakların iflası ancak depo kararı ve tebliği şartlarıyla istenebilir.

Depo kararı sonrası ortakların iflası ile şirket masasından tam tahsil arasındaki fark nedir?

Alacaklı depo kararının ortaklara tebliğini ve gereğinin yerine getirilmemesini sağlayarak şirketle birlikte ortakların iflasını isteyebilir.

Alacaklı bu hakkını kullanmamışsa, şirket masasından alacağını tamamen alamadığında ortakları iflas yoluyla ayrıca takip edebilir.

İki yol birbirinden ayrı işler; ikinci yolun açılması için şirket masasında tam tahsilin mümkün olmadığının ortaya çıkması gerekir.

Ortağın kişisel alacaklısı ile şirket alacaklısı arasındaki fark nedir?

Ortağın kişisel alacaklısı, ortağın malları üzerinde kişisel alacağını takip eder.

Şirket alacaklısı, şirket borcu nedeniyle ortağın malları üzerinde takip yapar.

Ortağın iflas masasında iki grup arasında öncelik ve imtiyaz yoktur; yalnız kanunen rüçhan hakkı bulunanlar korunur.

Şirketin ve ortakların iflası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Şirketin iflasını ortakların iflası için yeterli saymak; depo kararının tebliği ve gereğinin yerine getirilmemesi şartını atlamak.
  • Alacaklının kendi tercihine bağlı ikinci yolu, şirket masasından tam tahsil edilmeden kullanılabilir saymak.
  • Ortağın iflas masasında kişisel alacaklılara şirket alacaklılarıyla eşit veya öncelikli yer tanımak; öncelik yasağını rüçhan hakkı ile karıştırmak.
  • Hâkimin birinci dereceden sorumluluk şartlarının oluşmadığını kendiliğinden göz önüne alabileceğini düşünmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şirket masasından alacağın tamamen alınamaması koşulunun, ortakları ayrıca iflasa tabi tutan ikinci yolun şartı olarak değerlendirildiği belirtilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Ortakların iflasını isteyen alacaklı, şirketin iflasına karar verildiğini ve şirket aleyhine depo kararı çıkarıldığını mahkeme kayıtlarıyla ispatlamalıdır.
  • Depo kararının ortaklara veya içlerinden bazılarına tebliğ edildiğini ve gereğinin yerine getirilmediğini tebliğ belgesi ile ispatlamalıdır.
  • Şirket masasından alacağın tamamen alınamadığını, iflas masasının tasfiye sonucu veya bu yöndeki belge ile ispatlamalıdır.
  • Ortakların birinci dereceden sorumluluk şartlarının oluşmadığını ileri süren ortak, bu savunmayı def'i yoluyla ileri sürmeli ve ispatlamalıdır; hâkim bunu kendiliğinden dikkate alamaz.
  • Kişisel alacaklının rüçhan hakkına dayanması halinde, bu hakkın kanundan doğduğunu ilgili hükümle ispatlaması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 sayılı Kanun m.238: Şirkete icra emri gönderilmesi ve ödenmemesi halinde ortakların doğrudan iflasının istenmesini düzenler; m.240 ise iflas davasındaki depo kararı yolunu düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.237: Şirket borcundan dolayı ortaklara başvuru ve birinci dereceden sorumluluk koşullarını düzenler.
  • 6102 sayılı Kanun m.239: Şirket alacaklılarının tamamen tahsil edilmemesi halinde kişisel alacaklıların şirket mallarına başvuru yasağını düzenler; m.240/2'deki öncelik yasağı ile birlikte okunur.
  • 6102 sayılı Kanun m.317: Komandit şirkette kollektif şirkete ilişkin m.232-242 hükümlerinin uygulanmasını sağlar; komandite ortaklar bakımından bu madde geçerlidir.
  • 6102 sayılı Kanun m.243: Şirketin sona ermesi ve ortağın iflası halinde şirketin sona ermesini düzenler; bu madde ile ilişkili sonuçlar doğurur.

TTK m.241 — Ortakların hakları

Madde, şirketin iflası hâlinde ortakların şirkete karşı alacaklarından hangileriyle iflas masasına (masaya) katılabileceklerini düzenler. Ortakların koydukları sermaye ve işlemekte olan faizler bakımından masaya girme yetkisinin bulunmadığını, buna karşılık işlemiş faizler, ücretler ve şirket lehine yapılan giderler bakımından diğer alacaklılar gibi masaya girebildiklerini belirtir. Kural, adi ortaklık dışındaki sermaye şirketlerinin iflasına ilişkindir ve ortağın şirketle olan alacak ilişkisine uygulanır. Madde, ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesi sürecinde ortağın tasfiye payını, şirketin iflasının açılmasına ilişkin şartları, iflas masasına kayıt usulünü ve iflasın ertelenmesi ya da kapatılmasına ilişkin hükümleri düzenlemez; bunlar için iflasa ilişkin genel hükümlere (İİK) ve ortaklığın sona ermesine ilişkin TTK ve TBK hükümlerine bakılmalıdır.

Ortakların hakları: hangi kavramlar bilinmeli?

Masaya girme
İflas masasına, yani iflasa tabi malvarlığının paylaştırılacağı alacaklılar topluluğuna, alacağını kayda bildirerek katılma yetkisidir. Ortağın bu yetkiyi kullanabilmesi, alacağının madde kapsamında bulunmasına bağlıdır.
Koyulan sermaye
Ortağın şirkete ortaklık ilişkisi gereği aktardığı ve şirketin ana sermayesini oluşturan değerlerdir. Bu kalemin iadesi bir alacak değil, ortaklık payının sonucu olduğundan madde uyarınca masaya katılamaz.
İşlemiş faiz
Ortağın şirkete verdiği ve vadesi gelmiş, ödenmemiş faizdir. İşlemekte olan faizden farklıdır; işlemekte olan faiz iflas tarihine kadar henüz doğmamış faizi ifade eder ve masaya katılma hakkı vermez.
Ücret
Ortağın şirket işlerinde çalışması karşılığında şirketten isteyebileceği bedeldir. Maddede yer alan ücret, sözleşmesel olarak kararlaştırılmış ve ödenmemiş ücreti ifade eder.
Şirket lehine yapılan giderler
Ortağın şirketin işlerini yürütmek amacıyla kendi malvarlığından yaptığı ve şirket adına harcadığı masraflardır. Bu giderlerin şirket lehine yapılmış olması gerekir; yalnızca ortağın kendi yararına yaptığı harcamalar kapsam dışıdır.

Ortakların hakları: hangi şartlar aranır?

  • Şirketin iflasının açılmış olması gerekir; madde iflas hâlini koşul olarak ele alır.
  • Masaya girmek isteyen kişinin şirketin ortağı olması gerekir; ortak sıfatı taşımayan kişi bu madde kapsamında değerlendirilemez.
  • Ortağın talep ettiği alacağın koyulan sermaye veya işlemekte olan faiz olmaması gerekir; bu kalemler için masaya girme hakkı tanınmamıştır.
  • Ortağın talep ettiği alacağın işlemiş faiz, ücret veya şirket lehine yapılmış gider niteliğinde olması gerekir; bu hâllerde ortak herhangi bir alacaklı gibi masaya girebilir.
  • Alacağın iflas masasına bildirilmesi için İİK hükümlerine uygun biçimde kayıt yapılması gerekir; bu usul madde kapsamında düzenlenmemiştir.

Ortakların hakları: hangi sonuçları doğurur?

  • Şirketin iflası hâlinde ortak, koyduğu sermaye için masaya giremez; bu alacağı iflas masasına bildirse de madde uyarınca kabul edilmez.
  • Şirketin iflası hâlinde ortak, işlemekte olan faizler için masaya giremez.
  • Şirketin iflası hâlinde ortak, işlemiş faiz, ücret ve şirket lehine yaptığı giderler için herhangi bir alacaklı gibi masaya girebilir.
  • Ortağın masaya katılma hakkı, kendisinin alacaklı sıfatıyla hareket etmesi biçiminde ortaya çıkar; ortak bu sıfatla diğer alacaklılarla eşit konumda yer alır.
  • Ortak, madde kapsamına girmeyen bir alacağı için masaya kaydolmuşsa, bu talep iflas idaresince reddedilebilir.

Koyulan sermaye ile işlemiş faiz arasındaki fark nedir?

Koyulan sermaye, ortağın şirketin öz varlığına katılma işlemidir ve ortaklık ilişkisinin doğal sonucudur.

İşlemiş faiz, şirketten vadesi gelmiş ve ödenmemiş bir alacaktır; ortaklık ilişkisinden bağımsız bir borç ilişkisine dayanır.

Sermaye için masaya girme yetkisi yoktur; işlemiş faiz için ise ortak diğer alacaklılar gibi masaya katılabilir.

İşlemekte olan faiz ile işlemiş faiz arasındaki fark nedir?

İşlemekte olan faiz, iflas tarihi itibarıyla henüz tahakkuk etmemiş ya da vadesi gelmemiş faizdir.

İşlemiş faiz, vadesi gelmiş ve iflas tarihinden önce doğmuş faizdir.

İşlemekte olan faiz için masaya girme hakkı tanınmamıştır; yalnızca işlemiş faiz masaya kaydedilebilir.

Şirket lehine yapılan gider ile ortağın kendi yararına yaptığı harcama arasındaki fark nedir?

Şirket lehine yapılan gider, ortağın şirketin işleri için şirket adına yaptığı ve şirketin borcuna dönüşen masraftır.

Ortağın kendi yararına yaptığı harcama, şirketle ilgisi bulunmayan kişisel bir alacak niteliğindedir.

Yalnız şirket lehine yapılan giderler masaya kaydedilebilir; kişisel harcamalar bu madde kapsamında korunmaz.

Ortakların hakları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ortağın koyduğu sermayeyi bir alacak gibi değerlendirip masaya kaydetmek; madde bu kalemi kapsam dışında bırakmıştır.
  • İşlemekte olan faizi işlemiş faiz gibi kabul etmek; yalnızca vadesi gelmiş ve tahakkuk etmiş faiz masaya katılabilir.
  • Ortağın kendi yararına yaptığı harcamaları şirket lehine yapılmış gider sanmak; yalnızca şirket adına ve şirket işleri için yapılan giderler kapsamındadır.
  • Ortağın madde kapsamında olmayan bir alacağı için tam alacaklı gibi masaya girebileceğini düşünmek; bu alacaklar için madde masaya girme hakkı tanımamaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Masaya kaydolmak isteyen ortak, alacağının işlemiş faiz, ücret veya şirket lehine yapılmış gider niteliğinde olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ortağın şirket lehine yaptığı giderler bakımından, harcamanın şirket adına ve şirket işleri için yapıldığını gösteren belgeler (fatura, makbuz, yazışma gibi) ileri sürülmelidir.
  • İşlemiş faiz alacağı bakımından, faizin vadesinin geldiği ve ödenmediği yazılı belgelerle ortaya konulmalıdır.
  • Diğer alacaklılar veya iflas idaresi, koyulan sermaye ya da işlemekte olan faiz niteliğindeki bir alacağın masaya kaydedildiğini ileri sürerek talebin reddini isteyebilir; bu savunmada ispat yükü, sermaye veya işlemekte olan faiz niteliğini ortaya koyan tarafa değil, alacağı kayıtlı olan ortağa ilişkin olarak hukuka uygunluk bakımından değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.241: Bu madde kendi kapsamı dışındaki sermaye ve faiz alacaklarını düzenlemez; bu tür alacaklar için maddede ayrılan koruma yalnızca işlemiş faiz, ücret ve giderlerle sınırlıdır.
  • 6102 m.240: Madde, ortağın tasfiye ve sona erme sürecinde şirket varlıklarından pay alma usulüyle ilişkilidir; bu madde ile birlikte değerlendirilmesi gereken komşu hükümdür.
  • 6102 m.235: Şirket tasfiyesinde ortaklık payı ve tasfiye bakiyesine ilişkin esasları düzenlediğinden, sermaye alacağının iflas sürecindeki durumunun belirlenmesinde tamamlayıcı işlev görür.
  • 6102 m.636: Ortağın haklı sebeple şirketin feshini istemesi hâlinde, fesih sonrası tasfiye ve pay alacağı bakımından bu madde ile bağlantı kurulabilir.
  • 6102 m.639: Ortaklığın sona ermesi sebeplerini düzenler; şirketin iflası ortaklığın sona erme nedenlerinden biri olduğundan, madde ile doğrudan bağlantılıdır.
  • 6102 m.641: Ortaklığın sona ermesi ve tasfiye ilişkisinde ortakların alacak haklarını düzenlediğinden, bu madde kapsamındaki alacakların değerlendirilmesinde bağlayıcı bir çerçeve sunar.

TTK m.242 — Takas

Bu madde, şirket ile ortakları arasındaki borç-alacak ilişkilerinde takas (mahsup) imkânını üç durum bakımından düzenler: şirketin borçlusunun ortağın alacağıyla takas yasağı, ortağın kişisel alacaklısının borcunu şirketteki alacağıyla takas yasağı ve şirket alacaklısıyla ortağın takas hakkının doğduğu an. Madde, şirket ile ortak arasındaki ilişkiye ve ortağın şirket borcundan şahsen sorumlu tutulabildiği hallere uygulanır. Bu madde, genel takas koşullarını (karşılıklı alacak, aynı cins, muacceliyet, zamanaşımı) düzenlemez (TBK m.139-145). Ortağın şirket borcundan şahsen sorumluluğunun koşulları (TTK m.237 ve m.240) ile bu maddelerdeki sınırlar bu maddede düzenlenmez. Ortağın kişisel borçlusu olduğu alacaklının takas hakkının kapsamı ile şirketin sona ermesi ve tasfiye sürecindeki ortak alacağı meseleleri de bu maddenin dışındadır.

Takas: hangi kavramlar bilinmeli?

Takas
Karşılıklı borçluluğu bulunan iki tarafın, alacaklarını birbiriyle karşılaştırıp daha az olan borç tutarınca sona erdirmesi imkânıdır. Bu maddede takas, şirket ile ortak arasındaki alacak-borç ilişkisine uygulanır.
Kişisel alacaklı
Ortağın şirket dışındaki kişisel borç ilişkisinden doğan alacağının sahibidir. Bu alacak şirketle ilgili değildir; ortağın şahsi borcu söz konusudur.
Şirketin alacaklısı
Şirketten alacağı bulunan kişidir. Ortağın şirket borcundan şahsen takip edilebildiği hallerde, ortağın kendisine de borçlu olduğu kişidir.
Ortağın şirket borcundan şahsen takibi
TTK m.237 ve m.240 uyarınca ortağın şirket borcundan dolayı alacaklıya karşı doğrudan sorumlu tutulabilmesi durumudur. Bu maddenin üçüncü fıkrasında takas hakkının doğduğu anı belirler.

Takas: hangi şartlar aranır?

  • Şirkete borçlu olan kişinin, bu borcunu ortaklardan birinden olan alacağıyla takas etmemesi gerekir (birinci fıkra yasağı).
  • Bir ortağın, kişisel alacaklısına olan borcunu şirketin aynı kişideki alacağıyla takas etmemesi gerekir (ikinci fıkra yasağı).
  • Şirketin alacaklısının takas yapabilmesi için, aynı zamanda ortaklardan birinin kişisel borçlusu olması gerekir.
  • Takas hakkının doğabilmesi için ortağın şirket borcundan dolayı şahsen takip edilebilir hale gelmiş olması gerekir (TTK m.237 ve m.240 uyarınca).
  • Bu şartlar gerçekleştiğinde hem şirket alacaklısı hem ortak takas hakkına sahip olur.

Takas: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkraya aykırı şekilde şirket borçlusu ortak alacağıyla takas yaparsa, bu takas hukuken geçerli sayılmaz ve borç sona ermez.
  • İkinci fıkraya aykırı takas yapılırsa, takas geçersiz olur; ortağın kişisel borcu bu yolla sona ermez.
  • Şirketin alacaklısı, ortağın şirket borcundan şahsen takip edilebildiği andan itibaren takas hakkını kullanabilir.
  • Şahsi takip imkânı doğmadan yapılan takas, üçüncü fıkra kapsamında değerlendirilmez ve geçerli olmayabilir.
  • Bu maddedeki yasaklar emredici niteliktedir; yasağa aykırı sözleşme kayıtları ile bu yasaklar aşılamaz.

Şirketin borçlusu ile ortağın alacağı arasındaki fark nedir?

Şirkete borcu olan kişi, bu borcu ortağın kendisine karşı olan alacağıyla ödeyemez.

Aynı kişi genel takas hükümleri (TBK m.139 vd.) çerçevesinde başka bir alacaklıyla takas yapabilir; ancak burada takas konusu şirket dışı bir alacak olmalıdır.

Şirket borçlusunun ortak alacağıyla takası yasaktır; bu yasak, birinci fıkra kapsamındaki bağlantıyı kopartmaz.

Ortağın kişisel borcu ile şirketin ortakta alacağı arasındaki fark nedir?

Ortak, kişisel alacaklısına olan borcunu şirketteki alacağıyla takas edemez.

Ortağın şirketle olan alacağı ile şirket dışı kişisel borcu arasında bu maddenin yasağı yoktur; ancak yasak, aynı kişide bulunan şirket alacağı ile kişisel borç arasında geçerlidir.

Ortak, kişisel borcunu şirkete karşı alacağıyla kapatamaz; ikinci fıkra bu yönde yasaktır.

Şirket alacaklısı ile ortağın şahsi borçlusu olmayan alacaklı arasındaki fark nedir?

Şirketin alacaklısı, aynı zamanda ortaklardan birinin kişisel borçlusu ise ve ortak şirket borcundan şahsen takip edilebiliyorsa takas hakkını kazanır.

Ortağın kişisel borçlusu olmayan veya şirket borcundan şahsen takip edilemeyen alacaklının takas hakkı bu maddeye göre doğmaz.

Üçüncü fıkraya göre takas hakkı ancak şahsi takip imkânı doğduğunda ortaya çıkar; öncesinde takas ileri sürülemez.

Takas: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü fıkrayı, ortağın şahsen takip edilebilirliğinin doğmadığı anda da uygulamak; takas hakkının ancak şahsi takip imkânı doğduğunda ortaya çıktığını gözden kaçırmak.
  • Birinci ve ikinci fıkradaki yasakları genel takas kurallarıyla karıştırmak; şirket-ortak ilişkisindeki yasağın TBK genel hükümlerinden bağımsız olduğunu atlamak.
  • Yasağın yalnız şirket ile ortak arasında değil, ortağın kişisel alacaklısı ile şirket arasındaki ilişkide de geçerli olduğunu unutmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şirket borcunun ortağın kişisel alacağıyla kapatılması, madde kapsamında geçersiz kabul edilmektedir. (İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/798 E., 2023/993 K., 22.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Şirket borçlusu olan kişinin takas savunmasında, karşı alacağın ortaktan doğduğunu ve takasın birinci fıkra kapsamında olmadığını göstermesi gerekir; ispat yükü takas talebinde bulunan tarafa aittir.
  • Ortağın şirket borcundan şahsen takip edilebildiğinin ispatı, alacaklının üçüncü fıkrada takas hakkına dayanabilmesi için gereklidir; bu ispat yükü takas talep eden alacaklıdadır.
  • Ortağın kişisel borcu ile şirketteki alacağı arasındaki bağlantı, ikinci fıkrada yasağın uygulanabilmesi için yazılı kayıtlar ve defter kayıtlarıyla ortaya konulabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6102 m.237: Ortağın şirket borcundan şahsen sorumluluğunun koşullarını belirler; üçüncü fıkrada takas hakkının doğuş anının tespitinde esas alınır.
  • 6102 m.240: Ortağın şirket borçlarından sorumluluğuna ilişkin hükümdür; üçüncü fıkradaki şahsi takip imkânının ikinci dayanağıdır.
  • 6098 m.139: Genel takas hükmüdür; bu madde, şirket-ortak ilişkisinde genel takas kurallarına getirilen özel sınırlamaları tamamlar.

Konuda geçen kararlar

19 karar
  1. 6. Hukuk Dairesi, 2025/1910 E., 2025/2835 K., 10.09.2025
    İlgili madde: m.238
  2. 11. Hukuk Dairesi, 2023/3293 E., 2024/6258 K., 11.09.2024
    İlgili madde: m.233
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2022/946 E., 2023/4365 K., 11.07.2023
    İlgili madde: m.237
  4. 3. Hukuk Dairesi, 2023/336 E., 2023/1770 K., 05.06.2023
    İlgili madde: m.236
  5. 12. Hukuk Dairesi, 2020/5453 E., 2020/8185 K., 06.10.2020
    İlgili madde: m.237
  6. 12. Hukuk Dairesi, 2019/13326 E., 2019/16907 K., 25.11.2019
    İlgili madde: m.237
  7. 22. Hukuk Dairesi, 2016/8328 E., 2019/5985 K., 14.03.2019
    İlgili madde: m.237
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2026/81 E., 2026/354 K., 05.03.2026
    İlgili madde: m.238
  9. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/1353 E., 2025/1459 K., 11.09.2025
    İlgili madde: m.235
  10. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/808 E., 2025/714 K., 11.09.2025
    İlgili madde: m.238
Diğer 9 karar
  1. İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/52 E., 2025/694 K., 09.09.2025
    İlgili madde: m.238
  2. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/311 E., 2025/574 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.235
  3. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2025/58 E., 2025/400 K., 28.02.2025
    İlgili madde: m.235
  4. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/949 E., 2025/111 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.237
  5. Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/349 E., 2024/800 K., 17.07.2024
    İlgili madde: m.237
  6. İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2023/798 E., 2023/993 K., 22.12.2023
    İlgili madde: m.242
  7. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1005 E., 2023/1057 K., 01.06.2023
    İlgili madde: m.235
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/1811 E., 2018/1326 K., 15.11.2018
    İlgili madde: m.235
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2018/971 E., 2018/986 K., 17.10.2018
    İlgili madde: m.235

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 6. Adi, Kollektif, Komandit Şirket bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış