VUK › Mükellefin ödevleri
Ekim ve sayım beyanı, vergi karnesi, muhafaza ve ibraz ödevleri
Kısaca
VUK m.243, zirai işletmesi bulunan ve Gelir Vergisi Kanununun 54. maddesindeki işletme büyüklüklerinin üstünde kalan çiftçilerin, her yıl ekim ve sayım beyanında bulunma usulünü düzenler. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 244. maddesi, ekim ve sayım beyanında bulunan çiftçilere ihtiyar heyetleri ve muhtarlarca verilen tasdikli ekim ve sayım ilmühaberlerinin düzenlenmesini ve bu belgelerin ücret ve resim-harç yükümlülüğünden muafiyetini kapsar.
Kapsam
Bu konu, Vergi Usul Kanunu m.243–257 hükümlerini kapsar.
- VUK m.243Ekim sayım beyanı
- VUK m.244Ekim ve sayım ilmühaberi
- VUK m.245Tahkik ve ihbar ödevi
- VUK m.246Ücret ve sorumluluk
- VUK m.247Karne mecburiyeti
- VUK m.248Karne alınması
- VUK m.249Hüviyet tasdiki
- VUK m.250Doğruluk sorumluluğu
- VUK m.251Karnesiz hizmet erbabı çalıştıranların sorumluluğu
- VUK m.252Karnelerin şekli, resim ve harçlardan muaf olduğu
- VUK m.253Defter ve vesikaları muhafaza
- VUK m.254Defter tutma mecburiyetinde olmıyanların muhafaza ödevi
- VUK m.255Karnelerin muhafazası
- VUK m.256Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti
- VUK m.257Diğer ödevler
VUK m.243 — Ekim sayım beyanı
Bu madde, zirai işletmesi bulunan ve Gelir Vergisi Kanununun 54. maddesindeki işletme büyüklüklerinin üstünde kalan çiftçilerin, her yıl ekim ve sayım beyanında bulunma usulünü düzenler. Beyanın içeriğini (çiftçinin kimlik ve adres bilgileri, işletme yeri, ekilen arazi, beslenen hayvanlar, meyva ağaçları), adi ortaklıklarda beyanın tek ortak aracılığıyla yapılmasını, beyanın zamanını, yapılma biçimini, beyan varakalarının vergi dairesine teslimini ve muhtarlıklara yapılacak yardımı kapsar. Maliye Bakanlığının beyan süresini değiştirme yetkisine de bu madde yer verir. Bu madde, beyana dayanılarak alınacak vergiyi, vergi tarhını ve beyanın dışında kalan çiftçilerin vergilendirilmesini düzenlemez (ilgili Gelir Vergisi hükümleri); beyanın yapılmaması veya eksik yapılması üzerine uygulanacak usulsüzlük cezalarını düzenlemez (213 sayılı Kanunun vergi cezalarına ilişkin maddeleri); beyan dışı kalan işletmelerin tespitini ve tarh usulünü düzenlemez.
Ekim sayım beyanı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ekim ve sayım beyanı
- Zirai işletmesi belli büyüklüğün üzerinde olan çiftçinin, ekili arazi, ekim türü, beslenen hayvan ve meyva ağaçlarına ilişkin bilgileri muhtarlığa verdiği yıllık bildirimdir. Beyan, vergi dairesine teslim edilen varakalar üzerinden yapılır.
- Zirai işletme büyüklüğü
- Gelir Vergisi Kanununun 54. maddesinde belirlenen ölçüdür. Çiftçinin bu ölçünün üstünde bulunması, madde kapsamında beyan yükümlülüğünün doğması için aranan ön koşuldur.
- Adi ortaklık
- Birden fazla kişinin zirai işletmeyi birlikte yürüttüğü ilişkidir. Bu hâlde beyanı ortaklardan biri, çoğunlukla aile reisi, tüm ortaklar adına verebilir.
- Kışlak
- Gezici hayvancılıkta hayvanların kış aylarında barındırıldığı yerdir. Beyanda zirai işletme yeri yerine kışlağın bulunduğu yer bildirilir.
- Beyan varakası
- Ekim ve sayım beyanının yazılı olarak tutulduğu belgedir. İki nüsha düzenlenir; bir nüsha beyan süresinin bitiminden itibaren belirli süre içinde vergi dairesine makbuz karşılığında teslim edilir.
Ekim sayım beyanı: hangi şartlar aranır?
- Zirai işletmesi bulunan çiftçinin, işletmesi Gelir Vergisi Kanununun 54. maddesindeki işletme büyüklüklerinin üstünde bulunmalıdır.
- Beyan, işletmenin bulunduğu yerin (gezici hayvancılıkta kışlağın bulunduğu) köy veya mahalle muhtarlığına yapılmalıdır.
- Beyanda çiftçinin soyadı ve adı, ikametgah adresi, işletmenin bulunduğu yer bildirilmelidir.
- Ekim için geçen yılın Ekim ayı sonundan beyanın yapıldığı yılın Kasım ayı başına kadar ekilen arazinin genişliği ve ekim türü; hayvancılık için beslenen hayvanların cins ve miktarı; meyvacılık için meyva verebilecek hale gelmiş ağaç sayısı veya bu ağaçların dikili olduğu arazinin genişliği bildirilmelidir.
- Adi ortaklıkta beyan ortaklardan biri, aile reisi varsa aile reisi tarafından yapılabilir; bu hâlde diğer ortakların, eş ve çocukların ad, soyad, ikametgah adresi ve hisseleri beyanı yapan tarafından deftere yazdırılmalıdır.
- Beyan her yılın Kasım ayında yapılmalıdır; Maliye Bakanlığı iklim şartları bakımından özellik gösteren illerde bu süreyi değiştirebilir.
- Beyan sözlü ya da yazılı yapılabilir; beyanı yapanlar tarafından imza veya mühürle tasdik edilmelidir.
- Beyan varakaları iki nüsha düzenlenmeli ve bir nüshası beyan süresinin sonundan itibaren 15 gün içinde makbuz karşılığında ilgili vergi dairesine teslim edilmelidir.
Ekim sayım beyanı: hangi sonuçları doğurur?
- Beyan yükümlülüğü, zirai işletmesi Gelir Vergisi Kanununun 54. maddesindeki büyüklüklerin üstünde olan çiftçiler için doğar.
- İşletme büyüklüğü bu ölçünün altında kalan çiftçiler bakımından bu maddedeki ekim ve sayım beyanı yükümlülüğü doğmaz.
- Beyan Kasım ayında yapılmazsa, Maliye Bakanlığınca süre değiştirilmiş iller dışında yükümlülük ihlal edilmiş olur.
- Beyan varakasının bir nüshası 15 gün içinde vergi dairesine teslim edilmezse teslim yükümlülüğü ihlal edilmiş olur.
- Adi ortaklıkta aile reisi beyanı, diğer ortakların beyan yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmasını sağlar.
- Muhtarlıklar kayıt işlerini kendi imkânlarıyla tamamlayamıyorsa valiliklerce gerekli yardım sağlanır.
Adi ortaklık ile tek işletme arasındaki fark nedir?
Adi ortaklıkta beyan, ortaklardan biri tarafından yapılabilir ve aile reisi beyanı yapıyorsa diğer ortakların bilgileri de bu kişi tarafından deftere yazdırılır.
Tek sahipli işletmede beyan, işletme sahibi çiftçi tarafından bizzat yapılır.
Adi ortaklıkta tek bir kişinin beyanı tüm ortaklar adına yeterlidir; ortakların ayrı ayrı beyanda bulunması zorunlu değildir.
Genel beyan süresi ile maliye Bakanlığınca değiştirilen süre arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak beyan her yılın Kasım ayında yapılır.
İklim şartları bakımından özellik gösteren illerde Maliye Bakanlığı beyan süresini değiştirebilir.
Bu illerde beyan dönemi Kasım ayından farklı bir zamana kaydırılabilir; genel Kasım süresi bu illerde uygulanmaz.
Sözlü beyan ile yazılı beyan arasındaki fark nedir?
Beyan sözlü olarak yapılabilir.
Beyan yazılı olarak da yapılabilir.
Her iki biçim de geçerlidir; ancak her iki hâlde de beyanı yapan imza veya mühürle tasdik etmelidir.
Ekim bilgisi ile hayvancılık ve meyvacılık bilgisi arasındaki fark nedir?
Ekim için ekilen arazi genişliği ve ekim türü, geçen yılın Ekim ayı sonu ile beyan yılının Kasım ayı başı arasındaki döneme göre bildirilir.
Hayvancılıkta cins ve miktar, meyvacılıkta ağaç sayısı veya arazi genişliği bildirilir.
İşletme türüne göre beyanın içeriği değişir; her işletme için aynı kalemler bildirilmez.
Ekim sayım beyanı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Zirai işletme büyüklüğünü Gelir Vergisi Kanununun 54. maddesindeki ölçüye bakmadan belirlemek; ölçünün altındaki çiftçiyi de beyan yükümlüsü saymak.
- Beyan süresini her yıl Kasım ayı olarak sabitlemek ve Maliye Bakanlığının iklim şartları nedeniyle süreyi değiştirebileceğini gözden kaçırmak.
- Adi ortaklıkta her ortağın ayrı beyanda bulunması gerektiğini varsaymak; aile reisi beyanının yeterli olduğunu gözden kaçırmak.
- Ekim bilgisinde dönemi yanlış almak; geçen yılın Ekim ayı sonundan beyan yılının Kasım ayı başına kadar olan süreyi takvim yılı ile karıştırmak.
- Beyan varakasını tek nüsha düzenlemek veya teslim süresini 15 gün yerine başka bir süre olarak hesaplamak.
Nasıl ispat edilir?
- Beyanın zamanında ve usulüne uygun yapıldığını ispat yükü beyanda bulunan çiftçidedir; beyanın muhtarlığa yapıldığı, imza veya mühürle tasdik edildiği ve bir nüshanın makbuz karşılığında vergi dairesine teslim edildiği makbuz ve beyan varakası ile ispatlanır.
- Adi ortaklıkta beyanın aile reisi tarafından yapıldığını ve diğer ortakların deftere yazdırıldığını ileri süren taraf, bu hususu beyan defteri ve beyan varakası ile ispatlar.
- Beyanın sözlü yapılması hâlinde bu iddia, beyanı alan muhtarlığın kayıtları ve tanık beyanı ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.243: Bu maddenin kendisidir; beyana ilişkin tüm usul hükümlerini içerir.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.243: Beyana dayanılarak yapılacak tarh ve ödeme işlemleri ayrıca vergi mevzuatında düzenlenir; bu madde yalnızca beyan usulünü belirler.
VUK m.244 — Ekim ve sayım ilmühaberi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 244. maddesi, ekim ve sayım beyanında bulunan çiftçilere ihtiyar heyetleri ve muhtarlarca verilen tasdikli ekim ve sayım ilmühaberlerinin düzenlenmesini ve bu belgelerin ücret ve resim-harç yükümlülüğünden muafiyetini kapsar. Maddede ilmühaberin hangi kayıtlara dayanarak verileceği, ücret alınmayacağı ve beyan ile ilmühaberlerin hiçbir resim ve harca tabi olmadığı hükmü yer alır. Madde, ekim ve sayım defterlerinin tutulmasını, beyanın alınmasını veya bu beyanlara dayanarak yapılacak vergi tarh işlemlerini düzenlemez. Ayrıca ilmühaberin hangi vergi uyuşmazlığında delil olarak kullanılacağı ve ilmühaberin sahte düzenlenmesinin cezai sonucu, madde kapsamı dışında kalan konulardır; bunlar ilgili kanun maddelerinde aranmalıdır.
Ekim ve sayım ilmühaberi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ekim ve sayım defteri
- Ekim ve sayım beyanlarında yer alan bilgilerin kaydedildiği ihtiyar heyeti veya muhtarlık kayıtlarıdır. İlmühaberin dayanağı bu defterlerdeki kayıtlardır; defterde kaydı bulunmayan bilgiye dayanılarak ilmühaber verilemez.
- Ekim ve sayım beyanı
- Çiftçinin ekilen ürün ve sayılan hayvan gibi bilgileri ihtiyar heyetine veya muhtara bildirdiği beyandır. Beyanda bulunan çiftçi, ilmühaber alabilecek kişidir.
- Tasdikli ekim ve sayım ilmühaberi
- İhtiyar heyeti veya muhtar tarafından, defter kayıtlarına dayanılarak çiftçiye verilen resmi nitelikte belgedir. Belgenin içeriği defterdeki kayıtlarla uyumlu olmalıdır.
- İhtiyar heyeti
- Köy yönetiminde görev yapan ve ekim ve sayım defterlerini tutarak ilmühaber veren kurumdur. Madde, ilmühaberi verme yetkisini bu heyete ve muhtara tanır.
Ekim ve sayım ilmühaberi: hangi şartlar aranır?
- Çiftçinin ekim veya sayım beyanında bulunmuş olması gerekir.
- İlmühaberin, ekim ve sayım defterlerine kaydedilmiş bilgilere dayanılarak verilmesi gerekir.
- İlmühaberin ihtiyar heyeti veya muhtar tarafından tasdik edilmiş olarak düzenlenmesi gerekir.
- İlmühaber verilirken ücret alınmaması gerekir; bu yasak hem muhtar hem ihtiyar heyeti tarafından verilen ilmühaberler için geçerlidir.
- Ekim ve sayım beyanları ile ilmühaberlerin hiçbir resim ve harca tabi tutulmaması gerekir.
Ekim ve sayım ilmühaberi: hangi sonuçları doğurur?
- İlmühaber, ekim ve sayım defterlerindeki kayıtlara dayanılarak verildiğinde tasdikli belge niteliği kazanır.
- Muhtar veya ihtiyar heyeti tarafından verilen ilmühaber için çiftçiden ücret alınamaz.
- Ekim ve sayım beyanı resim ve harca tabi değildir.
- İlmühaber resim ve harca tabi değildir.
- Defterde kaydı bulunmayan bilgiler için tasdikli ilmühaber verilmesi maddenin koşullarına uymaz; bu durumda madde kapsamındaki muafiyet ve ilmühaberin hukuki geçerliliği tartışmalı hale gelir.
İhtiyar heyeti ile muhtar arasındaki fark nedir?
İhtiyar heyeti, ekim ve sayım defterlerini tutarak ilmühaber verir.
Muhtar da madde metninde ilmühaber verebilen merci olarak anılır.
Her iki merci tarafından verilen ilmühaberler için ücret alınamaz; madde iki merci arasında ücret bakımından ayrım yapmaz.
Ekim ve sayım beyanı ile ilmühaber arasındaki fark nedir?
Beyan, çiftçinin ekim veya sayım bilgisini bildirdiği işlemdir.
İlmühaber, defter kayıtlarına dayanılarak düzenlenen belgedir.
Hem beyan hem ilmühaber resim ve harçtan muaftır; ancak bu muafiyet beyan ve belge işlemi ile sınırlıdır, belgenin kullanıldığı başka işlemlere ayrıca uygulanacak vergi hükümleri bu madde kapsamında değildir.
Ekim ve sayım ilmühaberi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Muhtar tarafından verilen ilmühaberi ihtiyar heyeti ilmühaberi ile aynı kurala tabi tutmamak; madde her iki merci için de ücret yasağı getirir, bu ayrımı yapmamak gerekir.
- Ekim ve sayım beyanı muafiyetini ilmühaberin kullanıldığı her türlü vergi işlemine genişletmek; muafiyet beyan ve ilmühaber belgesi ile sınırlıdır.
- Defter kaydı olmadan verilen belgeyi tasdikli ilmühaber saymak; madde ilmühaberin defter kayıtlarına dayanmasını şart koşar.
Nasıl ispat edilir?
- İlmühaberin dayanağını oluşturan ekim veya sayım beyanının yapıldığını, çiftçi ileri sürdüğü için kendisi ispatlamakla yükümlüdür; bu amaçla ekim ve sayım defteri kaydı ya da beyan belgesi gösterilmelidir.
- İlmühaberin defter kayıtlarına dayandığı, ihtiyar heyeti veya muhtarın defter kayıtları ile ilmühaber içeriğinin uyumuyla ortaya konur. Defter kaydı uyuşmazlıkta esas delil niteliğindedir.
- Ücret alındığı iddiasını ileri süren taraf bu iddiasını ödeme belgesi veya tanık ile ispatlar; ücret alınmadığını savunan merci bunu kayıt ile göstermelidir.
- Resim veya harç muafiyetine dayanan taraf, ilmühaber veya beyanın bu madde kapsamında düzenlendiğini belgeyle ortaya koymalıdır.
VUK m.245 — Tahkik ve ihbar ödevi
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 245. maddesi, mükelleflerin beyanname verme ve beyanlarını düzeltme yükümlülüğüne uymadığı hallerde muhtar ve ihtiyar heyetlerinin yürüteceği tahkik, davet ve ihbar sürecini düzenler. Maddede muhtar ve ihtiyar heyetlerinin beyanların doğruluğunu araştırması, beyanda bulunmayanları ve yanlış beyanını düzeltmeyenleri davet etmesi ve bu kişileri vergi dairesine bildirmesi konuları yer alır. Kural, 243. maddeye göre beyanda bulunması gereken kişiler bakımından uygulanır. Madde, vergi dairesinin bu ihbar üzerine yapacağı tahkikatın usul ve sonucunu düzenlemez (ilgili hükümler için bkz. 243. madde); beyan yükümlülüğünün kendisi ve ceza hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.243 ve ilgili ceza hükümleri). Maddenin uygulanma koşulları ile vergi dairesinin tahkikat sonrası işlemleri ayrı başlıklar halinde yukarıda işlenmiştir.
Tahkik ve ihbar ödevi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muhtar ve ihtiyar heyeti
- Mahalli idare düzeyinde, 243. maddeye göre yapılan beyanların doğruluğunu inceleyen ve mükellefleri beyana davet eden yerel organdır. Maddenin uygulayıcısı bu organdır; vergi dairesi bu sürecin dışında tahkikatı ancak ihbar üzerine yürütür.
- Beyan
- 243. maddeye göre verilmesi gereken vergiye ilişkin bildirimdir. Maddede hem hiç beyanda bulunmamış olma hem de yanlış veya hakikate aykırı beyanda bulunma durumları ayrı ayrı ele alınır.
- Davet
- Muhtar ve ihtiyar heyetinin, beyanda bulunmayan ya da beyanını düzeltmeyen kişiye verdiği ve içinde süre bulunan çağrıdır. Davete uyulması ihbarı önler; davetin usulüne uygun yapılmış olması ihbarın ön şartıdır.
- İhbar
- Davete rağmen beyanda bulunmayan veya beyanını düzeltmeyen kişinin, muhtar ve ihtiyar heyetince mütalaası ile birlikte yazılı olarak vergi dairesine bildirilmesidir.
Tahkik ve ihbar ödevi: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin 243. madde uyarınca beyanda bulunması gerekmelidir.
- Muhtar ve ihtiyar heyetinin beyanların doğruluğunu tahkik etmiş olması gerekir.
- Hiç beyanda bulunmamış veya yanlış ya da hakikate aykırı beyanda bulunmuş olan kişiye, beyanda bulunmaya ya da beyanını düzeltmeye davet edilmiş olmalıdır.
- Verilen süre sonuna kadar beyanda bulunulmamış veya beyan düzeltilmemiş olmalıdır.
- İhbar, verilen sürenin sonundan başlayarak 15 gün içinde yapılmalıdır.
- İhbar, muhtar ve ihtiyar heyetinin mütalaası ile birlikte ve yazılı olarak vergi dairesine yapılmalıdır.
Tahkik ve ihbar ödevi: hangi sonuçları doğurur?
- Davete rağmen beyanda bulunmayan veya beyanını düzeltmeyen kişi, muhtar ve ihtiyar heyeti tarafından vergi dairesine bildirilir.
- İhbar üzerine vergi dairesi tahkikat yapar ve bu tahkikatın sonucuna göre işlem yapılır.
- Davete uyulmuşsa ihbar yapılmaz ve süreç bu maddede sona erer.
- Muhtar ve ihtiyar heyetinin ihbarı, vergi dairesinin tahkikat yetkisini harekete geçirir; ihbar kendiliğinden vergi tarhı sonucu doğurmaz.
Hiç beyanda bulunmayan ile yanlış beyanda bulunan arasındaki fark nedir?
Hiç beyanda bulunmayan kişi, beyanda bulunmaya davet edilir.
Yanlış veya hakikate aykırı beyanda bulunan kişi, beyanını düzeltmeye davet edilir.
Davetin içeriği farklıdır; ancak her iki hâlde de davete uyulmaması aynı ihbar sonucunu doğurur.
Davete uyan ile uymayan mükellef arasındaki fark nedir?
Davet üzerine beyanda bulunan veya beyanını düzelten kişi hakkında ihbar yapılmaz.
Davete rağmen beyanda bulunmayan ya da beyanını düzeltmeyen kişi hakkında ihbar yapılır.
Yalnız ikinci grup vergi dairesine bildirilir ve vergi dairesi tahkikat yapar.
Muhtar ve ihtiyar heyetinin tahkikatı ile vergi dairesinin tahkikatı arasındaki fark nedir?
Muhtar ve ihtiyar heyetleri beyanların doğruluğunu tahkik eder ve davet eder.
Vergi dairesi, ihbar üzerine tahkikat yapar.
Muhtar ve ihtiyar heyetinin işlemi yalnız ihbarla sonuçlanır; vergi tarhı ve sonraki işlemler vergi dairesinin tahkikatına göre yürür.
Tahkik ve ihbar ödevi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Davetin usulüne uygun yapılmadan doğrudan ihbarda bulunmak; ihbarın önkoşulu olan davet eksik kalır.
- Süreyi verilen sürenin sonundan değil davetin yapıldığı tarihten saymak; 15 günlük süre yanlış başlatılır.
- İhbarı mütalaa olmaksızın ya da yazılı olmayan biçimde yapmak; maddenin şekil koşulu yerine getirilmez.
- Muhtar ve ihtiyar heyetinin ihbarını vergi tarhı yerine geçen bir işlem saymak; ihbar yalnız vergi dairesinin tahkikatını başlatır.
Nasıl ispat edilir?
- İhbarı yapan muhtar ve ihtiyar heyeti, davetin usulüne uygun yapıldığını ve verilen sürenin geçtiğini yazılı belgeyle ortaya koymalıdır.
- Mükellefin davete uyduğunu veya beyanını düzelttiğini ileri sürmesi hâlinde, bu savunmayı kendisi belgeyle ispatlamalıdır.
- Ön incelemeye dair ayrıntılı delil kuralı bu maddede düzenlenmemiştir; ihbar sonrası tahkikatın delil değerlendirmesi vergi dairesinin işlemine bağlıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.243: Muhtar ve ihtiyar heyetlerinin tahkik ettiği beyanların hangi kişilerce ve hangi usulle verileceğini belirler. Bu maddedeki tahkik ve davet yetkisinin kapsamını çizer.
VUK m.246 — Ücret ve sorumluluk
Madde, muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerine verilecek ücretin Maliye Bakanlığınca takdir ve tayin edilmesini ve bu ücretin hangi hâllerde hak edilmediğini düzenler. Ayrıca görevini ihmal veya suiistimal eden muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerinin Türk Ceza Kanunu'ndaki görevi kötüye kullanma suçu hükümlerine göre cezalandırılmasını öngörür. Kişisel olarak muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerine uygulanır. Ücretin miktarının hesaplanma yöntemini, ücret düzenlemesinin ayrıntılarını ve muhtarlığın diğer mali ve görevsel yükümlülüklerini düzenlemez (ilgili ayrıntılar ilgili mevzuatta yer alır). Vergi ve ceza hukuku bakımından mükelleflerin ve sorumluların yükümlülükleri ile ihbar ve tebliğ usulleri bu maddenin konusu değildir.
Ücret ve sorumluluk: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muhtar
- Köy veya mahallede yerel idarenin temsilcisi olarak görev yapan kişidir. Madde, muhtarların vergi usulü işlemlerindeki görevlerine bağlı olarak ücret almasını düzenler.
- İhtiyar heyeti
- Muhtarla birlikte görev yapan ve yerel vergi işlemlerinde rol alan heyettir. Üyeleri de bu maddedeki ücret ve sorumluluk rejimine tabidir.
- Takdir ve tayin
- Ücret miktarının Maliye Bakanlığı tarafından belirlenmesi anlamına gelir. Miktar kanunda sabitlenmemiş, idari düzenlemeye bırakılmıştır.
- Ücrete müstahak olmama
- Görevin kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi hâlinde ücretin doğmamasıdır. Ücret, görevin yerine getirilmesine bağlı bir karşılıktır.
- İhmal ve suiistimal
- Görevin özen gösterilmeden yerine getirilmemesi ve görevin kötüye kullanılmasıdır. Bu hâller ücret kaybından ayrı olarak ceza sorumluluğu doğurur.
Ücret ve sorumluluk: hangi şartlar aranır?
- Ücretin doğması için muhtar veya ihtiyar heyeti üyesinin görevlerini kısmen veya tamamen yerine getirmiş olması gerekir.
- Ücret, Maliye Bakanlığınca takdir ve tayin edilen miktarda olmalıdır.
- Görevin kısmen veya tamamen yerine getirilmemesi hâlinde ücrete hak kazanılmamalıdır.
- Ceza sorumluluğunun doğması için görevin ihmal veya suiistimal edilmiş olması gerekir.
- Ceza sorumluluğu, Türk Ceza Kanunu'ndaki görevi kötüye kullanma suçunun unsurlarının gerçekleşmesine bağlıdır.
Ücret ve sorumluluk: hangi sonuçları doğurur?
- Görevlerini kısmen veya tamamen yerine getirmeyen muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri ücrete hak kazanmaz.
- Görevlerini yerine getiren muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerine Maliye Bakanlığınca takdir ve tayin edilen miktarda ücret verilir.
- Görevini ihmal veya suiistimal eden muhtar ve ihtiyar heyeti üyeleri TCK'daki görevi kötüye kullanma suçu hükümlerine göre cezalandırılır.
- Ceza sorumluluğu, ücret hakkının kaybolmasına bağlı değildir; ikisi birlikte uygulanabilir.
- Madde, muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerinin ücretine ilişkin ayrıntılı miktar veya yöntem belirlemez; bunlar Bakanlık takdirine bırakılmıştır.
Ücret hakkı ile ceza sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Ücret hakkı, görevin yerine getirilmesine bağlıdır ve kısmi yerine getirmede de ücret doğmaz.
Ceza sorumluluğu, görevin ihmal veya suiistimal edilmesi hâlinde doğar.
Görevin ihmali hem ücret kaybına hem de TCK hükümlerine göre cezaya yol açabilir; iki sonuç birbirinden bağımsız uygulanır.
Kısmi yerine getirme ile tam yerine getirme arasındaki fark nedir?
Görevin yalnızca bir kısmının yerine getirilmesi, ücret bakımından tam yerine getirme ile aynı sonucu doğurur.
Görevin tamamının yerine getirilmesi de ücret hakkını doğurur.
Kısmen yerine getirilen görevde ücret hakkı tamamen ortadan kalkar; ücret oranında kısmi ödeme bu maddede öngörülmemiştir.
Ücret ve sorumluluk: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ücret hakkının kısmi görev yerine getirmede de doğduğunu düşünmek; madde kısmen yerine getirmede de ücret hakkını tanımaz.
- Ücret kaybını ceza sorumluluğu yerine saymak; iki sonuç ayrı ayrı doğar.
- Maddedeki miktarı kanunda sabit bir tutar olarak aramak; miktar Maliye Bakanlığınca takdir ve tayin edilir.
Nasıl ispat edilir?
- Ücret hakkını talep eden muhtar veya ihtiyar heyeti üyesi, görevini yerine getirdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Görevin yerine getirildiğine ilişkin belgeler ve kayıtlar bu ispatta kullanılabilir.
- Ücret talebinin reddedilmesi gereken hâlde, görevin kısmen veya tamamen yerine getirilmediğini ortaya koyma yükü ilgili idarededir.
- Görevin ihmal veya suiistimal edildiğini ileri süren, bunu ceza yargılamasında ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat ceza yargılamasının genel delil kuralları ile yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Kanun: Görevini ihmal veya suiistimal eden muhtar ve ihtiyar heyeti üyelerinin cezalandırılmasında uygulanacak görevi kötüye kullanma suçunu düzenler (TCK). Madde bu suça açık atıfta bulunur.
VUK m.247 — Karne mecburiyeti
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 247. maddesi, vergi karnesi almakla yükümlü olan kişileri belirler ve bir mükellefin birden fazla dayanağının bulunması halinde kaç karne alacağını düzenler. Maddede karnenin şekli, içeriği, verilme usulü veya karne almama yaptırımı yer almaz. Madde, yalnız Gelir Vergisi Kanunu'na bağlanan karne yükümlülüklerini tespit eder ve bunu Gelir Vergisi Kanunu'ndaki ücret, indirim ve 35. madde (B) bendi kapsamına bağlar. Kişisel olarak hangi grubun karne almak zorunda olduğu bakımından uygulanır. Vergi karnesinin düzenlenmesi, verilmesi ve kullanılmasına ilişkin ayrıntılar bu maddede değil, ilgili yönetmelik ve Gelir Vergisi Kanunu hükümlerinde aranmalıdır. Karne almama hâlinde uygulanacak idari para cezası ve usul yaptırımları bu maddenin kapsamında değildir. Yoklama, defter tutma ve beyanname yükümlülükleri de bu maddeyle düzenlenmez.
Karne mecburiyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi karnesi
- Gelir vergisi yönünden belirli kazanç sahiplerinin vergi yükümlülüğünü izlemek amacıyla almakla yükümlü oldukları belgedir. Madde yalnız bu karnenin alınma zorunluluğunu belirler, karnenin içeriğini düzenlemez.
- Diğer ücret kapsamında vergilendirilenler
- Gelir Vergisi Kanunu'na göre ücret dışındaki ancak ücret hükümlerine tabi tutulan gelirleri elde edenlerdir. Maddenin 1. bendi bu kişileri kapsar ve kapsamın belirlenmesi Gelir Vergisi Kanunu'na bağlıdır.
- İndirimden faydalanmak
- Gelir Vergisi Kanunu'na göre tanınan bir vergi indiriminden yararlanmak isteyen kişinin durumunu ifade eder. Maddenin 2. bendi, indirimden yararlanma isteğini karne yükümlülüğüne bağlar.
- Gelir Vergisi Kanunu 35. madde (B) bendi
- Maddenin 3. bendinin atıf yaptığı, karne alma zorunluluğunu ayrıca getiren Gelir Vergisi Kanunu hükmüdür. Bu bent kapsamındaki kişiler, diğer bentlerde yer alsalar bile karne almakla yükümlüdür.
- Tek vergi karnesi
- Bir mükellefin birden fazla karne alma şartını taşıması hâlinde bile yalnız bir karne almasını ifade eden ilkedir. Şartların çokluğu karne sayısını artırmaz.
Karne mecburiyeti: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin Gelir Vergisi Kanunu'na göre diğer ücret kapsamında vergilendirilen bir gelir elde etmesi ya da 1. bent kapsamında bulunması gerekir.
- Mükellefin Gelir Vergisi Kanunu'ndan yararlanarak indirimden faydalanmak istemesi gerekir (2. bent).
- Mükellefin Gelir Vergisi Kanunu'nun 35. maddesinin (B) bendi uyarınca karne almakla zorunlu olması gerekir (3. bent).
- Bu şartlardan birinin bulunması yeterlidir; birden fazla şart bulunsa bile karne yükümlülüğü tek bir karneyle yerine getirilir.
- Karne alma yükümlülüğünün doğması için yukarıdaki üç bentten en az birinin gerçekleşmiş olması gerekir; bu bentlerin dışında kalan kişiler bu maddeye göre karne almakla yükümlü değildir.
Karne mecburiyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Maddede sayılan kişiler vergi karnesi almaya mecburdur.
- Üç bentten birinde yer alan kişi karne almakla yükümlüdür; birden fazla bentte yer alması yükümlülüğü artırmaz.
- Birden fazla şartı taşıyan mükellef tek vergi karnesi alır.
- Maddede sayılmayan ve üç bentten hiçbirine girmeyen kişiler bu madde uyarınca karne almakla yükümlü değildir.
- Karne almayan kişiye uygulanacak yaptırım bu maddede düzenlenmemiştir; ilgili yaptırım hükmü ayrıca aranmalıdır.
- Karnenin içeriği, düzenlenme usulü ve verilme şekli bu maddenin kapsamında değildir.
Diğer ücret kapsamında vergilendirilenler ile indirimden yararlanmak isteyenler arasındaki fark nedir?
1. bent, Gelir Vergisi Kanunu'na göre ücret dışındaki ancak ücret hükümlerine tabi gelir elde edenleri kapsar. Ölçüt gelirin niteliğidir.
2. bent, gelirin niteliğinden bağımsız olarak indirimden yararlanma talebini ölçüt alır. Ölçüt kişinin tercihi ve başvurusudur.
İki bent ayrı nedenlere bağlandığı için bir kişi yalnız birinde bulunsa bile karne yükümlülüğü doğar. Karne sayısı değişmez.
2. bent ile 3. bent (35/B) arasındaki fark nedir?
2. bent, indirimden faydalanma iradesine bağlıdır ve kişi indirimi talep etmediği sürece kapsam dışında kalır.
3. bent, Gelir Vergisi Kanunu 35. madde (B) bendinin doğrudan zorunlu kıldığı karne alımını öngörür; istek aranmaz.
35/B kapsamındaki kişi indirim talep etmese bile karne almakla yükümlüdür. İndirim talep edenler ise 35/B dışında olsalar bile yükümlüdür.
Tek karne ile birden fazla karne arasındaki fark nedir?
Mükellef birden fazla bent kapsamına girebilir.
Her bent için ayrı bir karne alınması ihtimali ortaya çıkar.
Madde ikinci fıkrasıyla her hâlde tek karne alınacağını kabul eder; her bent için ayrı karne düzenlenmez.
Karne mecburiyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Üç bentten birinde yer alan kişinin karne yükümlülüğünü yalnız 2. bentte aramak; 1. ve 3. bentler de bağımsız dayanaklardır.
- Birden fazla bentte yer alan mükellefe her bent için ayrı karne düzenlemek; ikinci fıkra tek karne alınmasını öngörür.
- 35/B kapsamındaki kişinin indirim talep etmediği için karne almayacağını varsaymak; 3. bent indirim talebine bağlı değildir.
- Maddenin karne yaptırımını da düzenlediğini varsaymak; madde yalnız yükümlülüğü belirler.
- Maddedeki ücret ve indirim kavramlarını Gelir Vergisi Kanunu'na bakmadan belirlemeye çalışmak; bu kavramlar o kanuna bağlıdır.
Nasıl ispat edilir?
- Karne almakla yükümlü olduğunu ileri süren idare, mükellefin üç bentten birinde yer aldığını ispatlar; bu ispat genellikle mükellefin gelir türü ve beyan bilgileriyle yapılır.
- Ücret kapsamında vergilendirilme, mükellefin işveren belgeleri ve gelir kaydıyla ispatlanır.
- İndirimden yararlanma isteği, mükellefin indirim talebini içeren beyan veya başvuru belgesiyle ortaya konur.
- 35. madde (B) bendi kapsamında olduğunu iddia eden taraf, bu bentte öngörülen şartın gerçekleştiğini ilgili kayıtlarla ispatlar.
- Karne almadığını savunan mükellef, bu yükümlülüğün kapsamı dışında kaldığını ya da karnesini aldığını belgeyle ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu: Maddenin 1. ve 2. bentlerindeki ücret kapsamı ve indirim kavramları bu kanuna göre belirlenir. Kanunun tamamı kastedilmektedir.
- 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu m.35: Maddenin 3. bendi, bu maddenin (B) bendine doğrudan atıf yapar. 35. maddenin (B) bendi, karne alma zorunluluğunu ayrıca getirir.
VUK m.248 — Karne alınması
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 248. maddesi, mükelleflerin vergi karnelerini doldurup vergi dairesine ibraz etmelerini, mükellefiyete etki eden değişikliklerin karneye işaretini ve karneye işaret ettirme süresini düzenler. Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu bakımından indirimlerin uygulanmasında karnedeki kayıtların hangi zamanlar için dikkate alınmayacağını belirler. Madde, karne yükümlüsü mükellefler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: karne yükümlülüğünün kimlere ait olduğu ve karnenin kapsamı (m.247), karne düzenine aykırılığın vergi cezası ve yaptırımı, ve genel vergi kayıt ve tescil yükümlülükleri ile bunların usulü.
Karne alınması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi karnesi
- Mükellefin vergi bakımından durumunu gösteren, kayıt ve tescil için vergi dairesine ibraz edilen belgedir. Karnenin kendisi tarafından doldurulması gereken kısımlar mükellef tarafından yazılır.
- Karneye işaret ettirme
- Mükellefin ibraz ettiği karneye vergi dairesinin kayıt ve tescil bilgisini işlemesidir. Mükellefiyete etki eden değişikliklerin de aynı usulle karneye işlenmesi gerekir.
- Mükellefiyete müessir değişiklik
- Mükellefin vergi bakımından durumunu etkileyen her değişikliktir. Bu değişiklikler de karneye işaret ettirilmek zorundadır.
- Tescil tarihi
- Karnedeki kaydın vergi dairesince tescil edildiği tarihtir. Gelir Vergisi indirimlerinde bu tarihten önceki dönemler için karnedeki kayıtlar dikkate alınmaz.
Karne alınması: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin vergi karnesinin kendisi tarafından yazılması gereken kısımlarını doldurmuş olması gerekir.
- Doldurulan karnenin mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine ibraz edilmesi gerekir.
- Mükellefiyete etki eden bir değişiklik olduğunda, bu değişikliğin de aynı esaslara göre karneye işaret ettirilmesi gerekir.
- 247. maddenin 1. bendinde yazılı mükellefler bakımından ibraz veya işaret ettirme işleminin, işe başlama veya değişikliğin vukuu tarihinden itibaren bir ay içinde yapılması gerekir.
- Gelir Vergisi indirimlerinden yararlanmak için karnedeki kaydın vergi dairesine tescil ettirilmiş olması gerekir; tescil tarihinden önceki dönemler için karnedeki kayıtlar nazara alınmaz.
Karne alınması: hangi sonuçları doğurur?
- Mükellef karneyi doldurup bağlı olduğu vergi dairesine ibraz etmezse, karnesinde kayıt yapılmamış olur.
- Mükellefiyete etki eden değişiklik karneye işaret ettirilmezse, değişiklik vergi dairesi kaydında yer almamış olur.
- 247. madde 1. bendi kapsamındaki mükellefler bir aylık süre içinde işlem yapmazsa, süre aşımı yükümlülüğe aykırılık oluşturur.
- Gelir Vergisi indirimi talep edilen dönemde karne tescil tarihinden sonra yapılmışsa, tescil öncesi dönemler için karnedeki kayıt indirime esas alınamaz.
- Madde metninde açıkça bir yaptırım belirtilmediğinden, ihlalin sonuçları diğer hükümlerden (ilgili VUK ve cezai hükümler) belirlenir.
Karne ibrazı ile değişikliğin karneye işlenmesi arasındaki fark nedir?
Mükellefin karneyi ilk kez ibraz etmesi, mükellefiyetin başlangıcına ilişkin kayıt yükümlülüğüdür.
Mükellefiyete müessir değişikliklerin karneye işaret ettirilmesi ise mevcut kaydın güncellenmesi yükümlülüğüdür.
Her iki durumda da aynı esaslar uygulanır; ancak 247. madde 1. bendi kapsamındaki mükellefler için bir aylık süre vardır.
247. madde 1. bendi mükellefleri ile diğer mükellefler arasındaki fark nedir?
247. maddenin 1. bendinde yazılı mükellefler için karneyi ibraz veya değişikliği işaret ettirme süresi bir aydır.
Bu bentte yer almayan mükellefler için madde metninde ayrı bir süre öngörülmemiştir.
Yalnızca 247/1 kapsamındaki mükellefler için bir aylık süre uygulanır.
Gelir Vergisi indirimi için kayıt ile diğer vergi işlemleri arasındaki fark nedir?
Gelir Vergisi Kanunu'na göre indirim uygulanırken karnedeki kayıtlar, tescil tarihinden önceki dönemler için nazara alınmaz.
Karnenin mükellefiyet kaydı ve tescil bakımından diğer amaçlarla kullanımı bu hükmün kapsamında değildir.
İndirim talebinde tescil tarihinden önceki dönemler için karne kaydına dayanılamaz.
Karne alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- 247. madde 1. bendi kapsamındaki mükellefler ile diğer mükellefler arasındaki süre farkını gözden kaçırmak; yalnızca 247/1 kapsamındakiler için bir ay öngörüldüğünü unutmak.
- Mükellefiyete etki eden değişiklikleri karneye işaret ettirmeyi yalnızca ilk ibraz yükümlülüğüyle karıştırmak; değişikliklerin de aynı esasla işlenmesi gerektiğini gözden kaçırmak.
- Gelir Vergisi indirimi hesabında karnedeki kaydın tescil tarihinden önceki dönemlere de uygulanabileceğini varsaymak.
Nasıl ispat edilir?
- Karnenin vergi dairesine ibraz edildiğini ve tarihini ileri süren mükellef, ibraz belgesi veya dairenin kayıt işlemi ile ispatlar.
- Değişikliğin vukubulduğu tarihi ve bunun karneye işaret ettirilme tarihini ileri süren taraf, ilgili belgelerle ispatlar.
- Gelir Vergisi indiriminin talep edildiği dönem ile karnenin tescil tarihini karşılaştırmak gerekir; tescil tarihi vergi dairesinin kaydından anlaşılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.247: Karne düzenlemesinin kapsamını belirleyen maddedir; 1. bendinde yazılı mükellefler için 248. maddedeki bir aylık süre uygulanır.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.248: Bu madde kendi metninde 247. maddenin 1. bendine atıf yapar.
VUK m.249 — Hüviyet tasdiki
Bu madde, gelir vergisinde indirimlerden yararlanmak için vergi karnesi almak zorunda olanların, karneye yazdıkları medeni hal ve aile durumu bilgilerinin ve bu bilgilerdeki sonradan oluşan değişikliklerin nasıl doğrulanacağını düzenler. Doğrulama, mükellefin ikamet ettiği veya çalıştığı yerin muhtarı tarafından tasdik yoluyla yapılır; tasdikin mümkün olmadığı hallerde ise idari tahkikat yoluna başvurulur ve karnenin tescili bu tahkikatın sonucuna bağlanır. Madde yalnızca gelir vergisi indirimi için karne düzenlemekle yükümlü olan mükellefler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: karne almak zorunluluğunun kapsamı ve karne düzenleme usulü (ilgili VUK hükümleri ve yönetmelik), vergi karnesine yazılan bilgilerin yanlış beyanına bağlanan vergi ve ceza yaptırımları, karne bilgilerinin değişmesi halinde bildirim süresi ve tescile itiraz yolları.
Hüviyet tasdiki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi karnesi
- Gelir vergisi indirimlerinden yararlanacak mükellefin, indirime esas olan kişisel ve ailevi durumunu bildirdiği belge olarak anlaşılır. Maddenin kapsamı bu karnede yer alan medeni hal ve aile durumu bilgileriyle sınırlıdır.
- Tasdik
- Karneye yazılan bilgilerin ve değişikliklerin, mükellefin ikamet ettiği veya çalıştığı yerin muhtarınca doğrulanmasıdır. Muhtar bu işlemle bilgilerin doğruluğunu onaylar; belgenin içeriğine ilişkin ayrıca bir hüküm getirmez.
- İdari tahkikat
- Tasdik yapılamadığı hallerde, karneye yazılan bilgilerin doğruluğunu idarenin kendi araştırmasıyla tespit ettiği usuldür. Tahkikat sonucu belirlenen durum, karnenin tesciline esas alınır.
- Tescil
- Karnenin idarece kayda alınması ve böylece indirimin uygulanabilir hale gelmesidir. Maddeye göre tasdik ya da tahkikat tamamlanmadan karnenin tescili yapılmaz.
Hüviyet tasdiki: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin gelir vergisi indiriminden yararlanabilmesi için karne almak zorunluluğunda bulunması gerekir.
- Karneye yazılan medeni hal ve aile durumu bilgilerinin ve bunlarda sonradan oluşan değişikliklerin, mükellefin ikamet ettiği veya çalıştığı yerin muhtarınca tasdik ettirilmesi gerekir.
- Muhtar tasdiki mümkün değilse, mükellefin karneye yazdığı bilgilerin doğruluğu idari tahkikatla tespit edilmelidir.
- Karnenin tescili, tasdik yapılamadığı hâlde tahkikatın sonucuna bağlı olarak yapılmalıdır.
Hüviyet tasdiki: hangi sonuçları doğurur?
- Tasdik yapılırsa karneye yazılan bilgiler doğrulanmış sayılır ve karne bu bilgilere göre tescil edilir.
- Tasdik yapılamayan hallerde karnenin tescili, idari tahkikatla bilgilerin doğruluğunun tespitine bağlıdır.
- Tahkikat sonucunda bilgilerin doğru olmadığı anlaşılırsa karne bu bilgilerle tescil edilemez.
- Bilgilerde meydana gelen değişiklikler de aynı tasdik usulüne tabidir; değişiklik tasdik ettirilmeden indirimin uygulanması maddenin öngördüğü usule uygun değildir.
Tasdik ile idari tahkikat arasındaki fark nedir?
Tasdik, muhtarın bilgileri doğrulamasıyla gerçekleşen birincil yoldur ve mükellefin ikamet veya çalışma yerinin muhtarına başvurularak yapılır.
İdari tahkikat, tasdikin mümkün olmadığı hallerde devreye giren ikincil yoldur ve idare tarafından yürütülür.
Tahkikat yalnızca tasdik imkânı bulunmadığında uygulanır; tasdik mümkünken doğrudan tahkikata gidilmesi maddeye uygun değildir.
İkamet edilen yer ile çalışılan yer arasındaki fark nedir?
Mükellefin ikamet ettiği yerin muhtarı tasdik makamıdır.
Mükellefin çalıştığı yerin muhtarı da tasdik makamı olarak sayılır.
Mükellef iki yerden hangisinin muhtarına başvuracağını seçebilir; maddede iki yer arasında öncelik sıralaması yoktur.
Hüviyet tasdiki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tasdik imkânı bulunmasına rağmen doğrudan idari tahkikata gitmek; tahkikat yolu yalnızca tasdik mümkün olmadığında kullanılır.
- Muhtar tasdikini yalnızca ilk karne aşamasında aranan bir şart saymak; maddenin değişikliklere de tasdik şartı koştuğu göz ardı edilmemelidir.
- Tahkikat sonucu beklenmeden karnenin tescil edilebileceğini varsaymak; tescil tahkikat neticesinde yapılır.
- Maddedeki ikamet veya çalışma yeri ayrımını yanlış okuyarak muhtar dışındaki bir makama tasdik başvurusu yapmak.
Nasıl ispat edilir?
- Karneye yazılan medeni hal ve aile durumu bilgilerinin doğruluğunu kanıtlamak, indirimden yararlanmak isteyen mükellefe düşer; bu yük, muhtar tasdikiyle yerine getirilir.
- Muhtar tasdiki, bilgilerin doğruluğuna ilişkin resmi bir doğrulama niteliğinde olup mükellefin başvurusunda kullanılacak temel belgedir.
- Tasdikin mümkün olmadığı hallerde, bilgilerin doğruluğu idarenin yürüttüğü tahkikatla tespit edilir; bu durumda delil değerlendirmesi idareye aittir.
- Mükellef tasdik imkânsızlığını ileri sürüyorsa bu imkânsızlığı göstermesi gerekir; aksi halde tahkikat yolu kendiliğinden açılmaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.249: Karnedeki bilgilerin muhtar tasdiki ve tahkikat yoluyla doğrulanmasını düzenleyen ana hükümdür.
VUK m.250 — Doğruluk sorumluluğu
Madde, vergi karnelerine yazılan bilgilerin doğruluğundan mükelleflerin, karnelere iş verenlerce eklenen kayıtlardan ise iş verenlerin sorumlu olduğunu düzenler. Hükmün muhatabı, vergi karnesi kullanan mükellefler ile karnelere kayıt düşen iş verenlerdir. Maddede sorumluluğun kapsamı, sorumlu kişilerin sayısı, ödeme ve rücu ilişkisi, süre ve yaptırım ayrıntıları yer almaz; bunların bir kısmı damga vergisi mevzuatında (DVK m.24, m.26, m.27) ve Vergi Usul Kanunu'nun ilgili cezai hükümlerinde düzenlenmiştir.
Doğruluk sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi karnesi
- Mükellefin vergisel yükümlülüklerine ilişkin bilgilerin yazıldığı, vergi idaresine ibraz edilen belge niteliğindeki karnedir. Maddede karnenin hangi işlemler için düzenleneceği belirtilmez.
- Mükellef sorumluluğu
- Karneye yazılan bilgilerin doğruluğundan, bilgileri bizzat yazan mükellefin sorumlu tutulmasıdır. Bu sorumluluk, karneye bilgi yazan kişinin mükellef olmasına bağlıdır.
- İş veren sorumluluğu
- Karneye iş verence eklenen kayıtlardan iş verenin sorumlu tutulmasıdır. Sorumluluk, kaydın iş verence yapılmış olmasına dayanır.
Doğruluk sorumluluğu: hangi şartlar aranır?
- Vergi karnesine bilgi yazılmış olması gerekir.
- Yazılan bilgilerin mükellefe ait bilgi olması ve bunların doğruluğu konusunda mükellefin sorumlu tutulabilmesi için mükellefin bu bilgileri yazdığının veya yazılmasını sağladığının ortaya konulması gerekir.
- Karneye iş verence kayıt eklenmiş olması gerekir; bu hâlde sorumluluk iş verene aittir.
Doğruluk sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?
- Mükellef, karneye yazdığı bilgilerin doğru olmamasından sorumludur.
- İş veren, karneye eklediği kayıtların doğru olmamasından sorumludur.
- Madde sorumluluğun hangi yaptırımlarla gerçekleşeceğini göstermez; yaptırımlar ilgili vergi mevzuatında aranır.
Mükellef ile iş veren arasındaki fark nedir?
Karneye kendi bilgilerini yazan mükellef, yazdığı bilgilerin doğruluğundan sorumludur.
Karneye kayıt ekleyen iş veren, eklediği kayıtlardan sorumludur.
Yanlış bilgiden doğan sorumluluk, bilgiyi yazan veya ekleyen kişiye göre belirlenir.
Doğruluk sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Karnedeki her yanlış bilgiden mükellefin sorumlu olduğunu varsaymak; madde iş verenin eklediği kayıtlar bakımından ayrı bir sorumluluk öngörür.
- Karneye kayıt ekleyen iş verenin sorumluluğunu mükellefin sorumluluğuyla karıştırmak.
- Maddedeki sorumluluğu damga vergisi mevzuatındaki müteselsil sorumluluk ve rücu hükümleriyle aynı şey saymak; madde bu konularda düzenleme içermez.
Nasıl ispat edilir?
- Karneye bilgi yazan mükellef veya kayıt ekleyen iş verenin ayrıca bu bilgiyi yazdığının ya da eklediğinin ortaya konulması gerekir; ispat yükü, yanlış bilginin kimin tarafından yazıldığını gösteren tarafta toplanır.
- Karnede yer alan yazı ve kayıtlar, bunların kimin tarafından düzenlendiğini gösteren belgelerle birlikte değerlendirilir.
- Sorumluluktan kurtulmak isteyen taraf, kaydın kendisi tarafından yazılmadığını veya eklenmediğini ileri sürerek bunu ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.250: Madde metnidir; vergi karnesine yazılan bilgilerin doğruluğundan kimin sorumlu olacağını belirler.
- DVK m.24: Damga vergisine tabi kağıtlarda vergi ve cezadan sorumluluğu, kağıtları ibraz edenler ve imza edenler bakımından düzenler; karne sorumluluğu ile doğrudan aynı konuda değildir.
- DVK m.26: Resmî dairelerin vergisiz veya noksan vergili kağıtları tutanakla tespit etme ve vergi dairesine gönderme yükümlülüğünü düzenler.
- DVK m.27: Noterler ile bankaların vergisi ödenmemiş kağıtları işleme koymama yükümlülüğünü düzenler.
VUK m.251 — Karnesiz hizmet erbabı çalıştıranların sorumluluğu
Madde, basit usulde kazanç tespit edilen ticaret erbabı ile götürü gider usulünü kabul eden gayrimenkul sermaye iradı sahiplerinin, yanlarında çalıştırdıkları hizmet erbabına ilişkin karne alma ve karnede yazılı vergileri ödeme yükümlülüğünü düzenler. Yükümlülüğe uyulmamasının sonucunda vergi ve cezanın iş verene tarh ve tahsili ile iş verenin asıl mükellefe rücu hakkını kapsar. Maddede süre öngörülmez; karne alma süresi kanunun ilgili hükmüne bağlanmıştır. Maddede, basit usul mükellefinin kendi vergisinin tarhı ve ödenmesi düzenlenmez. Karne düzenlenmesinin şekli ve ayrıntıları (m.250 ve ilgili düzenlemeler) bu maddede yer almaz. Hizmet erbabının bağımsız çalışması veya iş sözleşmesi dışındaki ilişkiler, iş verenin tanımı ve kusursuz sorumluluk esasları bu maddenin kapsamı dışındadır. Vergi ve cezanın ödenmemesine bağlanan gecikme zammı ve tahsil usulü ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Karnesiz hizmet erbabı çalıştıranların sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Basit usul
- Ticari kazancı defter tutma yükümlülüğü olmayan küçük mükelleflerin vergisinin, kanunda öngörülen esaslara göre takdir edilmesi usulüdür. Bu maddenin yükümlülüğü, basit usulde kazancı tespit edilen ticaret erbabına bağlıdır.
- Götürü gider usulü
- Gayrimenkul sermaye iradı sahiplerinin, gelirlerinden gider düşmek yerine kanunda belirlenen oranda götürü gider indirimi yapması yöntemidir. Bu usulü kabul eden gayrimenkul sahipleri de madde kapsamındadır.
- Hizmet erbabı
- Yükümlünün yanında ücret veya benzeri karşılık karşılığında çalışan kişidir. Bağımlılık ilişkisinin varlığı, sözleşmenin geçerli olup olmamasından daha belirleyicidir.
- Karne
- Hizmet erbabının vergi yükümlülüğünün yerine getirilmesi için düzenlenen ve karnede yazılı vergilerin ödenmesini gösteren belgedir. Karne alınması, iş verenin sorumluluktan kurtulması için ilk koşuldur.
- İş veren adına tarh
- Karne almamış veya vergisini tarh ettirmemiş hizmet erbabının vergisinin, yükümlü olan kişi adına değil iş veren adına tarh edilmesidir. Tarh edilen vergi ve kesilen ceza iş verene ihbarname ile tebliğ edilir.
- Rücu
- İş verenin, ödediği vergi için asıl mükellef olan hizmet erbabına başvurmasıdır. Bu hak madde metninde iş verene tanınmış olup iş verenin ödeme yükümlülüğünden doğar.
Karnesiz hizmet erbabı çalıştıranların sorumluluğu: hangi şartlar aranır?
- Yükümlünün basit usulde ticari kazancını tespit ettirmiş bir ticaret erbabı ya da götürü gider usulünü kabul eden gayrimenkul sermaye iradı sahibi olması gerekir.
- Yükümlünün yanında bir hizmet erbabının çalışması gerekir; çalışmanın bir sözleşmeye dayanması şart değildir, fiili bağımlılık ilişkisi yeterlidir.
- Yükümlü, hizmet erbabının kanunun tayin ettiği süre içinde karne almasını temin etmelidir.
- Yükümlü, karnede yazılı vergilerin ödenmesini temin etmelidir.
- Hizmet erbabının zamanında karne alması ve vergisini tarh ettirmesi gerekir; aksi halde madde metninde sayılan (a) bendi uygulanır.
- Karne alınmamış veya vergi tarh ettirilmemişse, vergi ve ceza iş veren adına tarh ve kesilerek ondan tahsil edilir.
Karnesiz hizmet erbabı çalıştıranların sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?
- Yükümlü karne alma ve vergi ödeme yükümlülüğünü yerine getirirse, hizmet erbabının vergisi iş verene yüklenmez.
- Hizmet erbabı zamanında karne almamış veya vergisini tarh ettirmemişse, vergi iş veren adına tarh edilir ve vergi cezası da iş veren adına kesilerek ondan tahsil olunur.
- İş verene tarh edilen vergi ve kesilen ceza ihbarname ile tebliğ edilir; ihbarnamenin şekli ve muhtevası Maliye Bakanlığınca belirlenir.
- Karnesiz tespit edilen hizmet erbabına karnesi verilir ve ödenen vergi karneye yazılır.
- Karnesini zamanında almış ve vergisini tarh ettirmiş hizmet erbabının zamanında ödenmeyen vergisi ile gecikme zammı, yanında çalıştığı tespit edilen iş verenden tahsil olunur.
- İş veren, ödediği vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilir.
- Madde kusur veya niyet koşulu aramaz; yükümlülüğe uyulmaması hâlinde iş verenin sorumluluğu doğar.
Zamanında karne alan hizmet erbabı ile karne almayan hizmet erbabı arasındaki fark nedir?
Karnesini zamanında almış ve vergisini tarh ettirmiş hizmet erbabının vergi borcu, ödenmemişse hizmet erbabı adına izlenir.
Zamanında karne almamış veya vergisini tarh ettirmemiş hizmet erbabının vergisi iş veren adına tarh edilir.
Karne alınmamışsa sorumluluk iş verene geçer; karne alınmışsa iş veren yalnızca ödenmeyen vergi ve gecikme zammından, madde metninde belirtildiği üzere, sorumlu tutulur.
Basit usul ticaret erbabı ile götürü gider usulü gayrimenkul sahibi arasındaki fark nedir?
Kazancı basit usulde tespit edilen ticaret erbabı bu yükümlülüğe tabidir.
Gayrimenkul sermaye iradı sahibi ise yalnızca götürü gider usulünü kabul etmişse bu yükümlülüğe tabidir.
Her iki grup da madde kapsamına girer; ancak gayrimenkul sahibi için götürü gider usulünü kabul etmiş olması şarttır.
İş verenin asıl sorumluluğu ile rücu hakkı arasındaki fark nedir?
İş veren, karne yükümlülüğüne uymadığı için ödediği vergiyi tahsil etmek durumundadır.
İş veren, ödediği vergi için asıl mükellef hizmet erbabına rücu edebilir.
İş veren, ödemeyi kendi malvarlığından yapsa da asıl borçludan geri isteyebilir; bu rücu hakkı maddede açıkça düzenlenmiştir.
Karnesiz hizmet erbabı çalıştıranların sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hizmet erbabı ilişkisini yalnızca yazılı iş sözleşmesine bağlamak; fiili bağımlılık ilişkisinin de yeterli olduğunu gözden kaçırmak.
- Madde kapsamını basit usul ticaret erbabı ile götürü gider usulü gayrimenkul sahiplerinin dışına genişletmek.
- Karnesini zamanında alan hizmet erbabının vergisinden de iş verenin sorumlu tutulacağını varsaymak; sorumluluk yalnızca ödenmeyen vergi ve gecikme zammı ile sınırlıdır.
- İş verenin ödediği vergiyi rücu yoluyla geri alamayacağını düşünmek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Karne alınmamış hizmet erbabının vergisinin iş veren adına tarh edilmesinin, iş verene tebliğ edilen ihbarnameye dayandığı kabul edilmektedir. (3. Daire, 1997/198 E., 1998/76 K., 21.01.1998)
Nasıl ispat edilir?
- Vergi tarhına dayanak olarak iş verene tebliğ edilen ihbarnamenin ve hizmet erbabının karne alıp almadığına ilişkin kayıtların idare tarafından ortaya konulması gerekir; bu belgeler idarenin ispat yükü altındadır.
- Karnenin zamanında alındığını ve vergisinin ödendiğini iddia eden iş veren ya da hizmet erbabı, bunu karne ve ödeme belgesiyle ispatlar.
- Hizmet erbabının yanında çalıştığını ileri süren idare, bağımlılık ilişkisini çalışma fiiline ilişkin delillerle ispatlar; sözleşmenin varlığı zorunlu değildir.
- İş verenin ödediği vergi için asıl mükellefe rücu hakkını kullanabilmesi, ödemenin belgelenmesine bağlıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.250: Karne düzenlenmesi ve ilgili usul hükümleri, bu maddenin uygulanabilmesi için gerekli çerçeveyi oluşturur. Metinde doğrudan atıf yoktur; ilişki kavramsaldır.
VUK m.252 — Karnelerin şekli, resim ve harçlardan muaf olduğu
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 252. maddesi, vergi karnesinin şeklinin ve içermesi gereken bilgilerin Maliye Bakanlığınca belirlenmesini, karnelerin ve karnelerdeki kayıtların resim ve harçtan muafiyetini ve tasdik işlemi dolayısıyla muhtarların harç alabilmesini düzenler. Madde, vergi karnesini düzenleyen ve tasdik işlemini yapan muhtarlarla ilgilidir; karnenin düzenlendiği mükellef ilişkisini ayrıca kurmaz. Madde, karne düzenlenmesinde vergi karnesine ilişkin esasları ve harç muafiyetini düzenlemekle birlikte, karnenin verilmesinin koşullarını, karne kayıtlarının vergiye etkisini, karne sahibinin yükümlülüklerini ve vergi cezalarını düzenlemez (bu konular VUK'un vergi karnesi ve defter-belge düzenine ilişkin diğer maddelerinde yer alır). Kişilerin harç ödeme ve muafiyet kuralları da Harçlar Kanunu'nda bulunur.
Karnelerin şekli, resim ve harçlardan muaf olduğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi karnesi
- Vergi Usul Kanunu kapsamında, mükellefin vergi ile ilgili bilgilerinin kaydedildiği ve Maliye Bakanlığınca şekli belirlenen belgedir. Karnenin şekli ve içereceği bilgiler madde uyarınca Maliye Bakanlığınca tespit edilir.
- Tasdik
- Karnenin, yetkili makamca onaylanarak geçerlilik kazanması işlemidir. Maddede tasdik işlemi muhtarlar eliyle yapılabilir; tasdik dolayısıyla alınacak harç için bir üst sınır öngörülmüştür.
- Muhtar
- Köy ya da mahalle idaresinin seçilmiş başkanıdır. Maddeye göre tasdik işlemi dolayısıyla harç alma yetkisi yalnız muhtarlara tanınmıştır ve bu yetki sınırlıdır.
Karnelerin şekli, resim ve harçlardan muaf olduğu: hangi şartlar aranır?
- Karnenin şeklinin ve içermesi gereken bilgilerin Maliye Bakanlığınca tespit edilmiş olması gerekir.
- Karne ve karnedeki kayıtların resim ve harca tabi olmaması gerekir; bu muafiyet karnenin kendisi ile içerdiği kayıtları kapsar.
- Muhtarın tasdik dolayısıyla harç alabilmesi için alınan tutarın madde metninde belirtilen sınırı geçmemesi gerekir.
- Muhtarın harç alması, tasdik işlemi dolayısıyla yapılmış olmalıdır.
Karnelerin şekli, resim ve harçlardan muaf olduğu: hangi sonuçları doğurur?
- Vergi karnesi ve karnedeki kayıtlar hiçbir resme ve harca tabi değildir.
- Tasdik işlemi dolayısıyla muhtarlar, madde metnindeki tutarı geçmemek şartıyla harç alabilir.
- Tasdik harcı, madde metnindeki sınırı aşacak biçimde alınırsa bu fazlalık madde kapsamında alınmış sayılmaz.
- Karnenin şekli ve içeriği Maliye Bakanlığı düzenlemesine bırakılmıştır; bu konuda kanunda ayrıntılı kural yoktur.
Karne ve karne kayıtları ile tasdik harcı arasındaki fark nedir?
Karne ve karnedeki kayıtlar, resim ve harçtan tamamen muaftır.
Muhtarın tasdik işlemi dolayısıyla aldığı harç ise muafiyet kapsamında değildir ve madde ile sınırlı olarak alınmasına izin verilmiştir.
Karne ve kayıtlar için hiçbir harç alınamazken, muhtar yalnız tasdik işlemi dolayısıyla ve madde metnindeki sınırla harç alabilir.
Karnelerin şekli, resim ve harçlardan muaf olduğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tasdik harcına ilişkin sınırı kanun metnindeki eski tutarla karşılaştırmak; güncel tutarın madde metninde yazılı olduğu sanılarak yanlış hesap yapmak.
- Karne kayıtlarının muafiyetini, karnenin verilmesine ilişkin diğer yükümlülüklere de yaymak.
- Muhtarın tasdik dışında kalan işlemler için de harç alabileceğini varsaymak.
Nasıl ispat edilir?
- Muhtarın tasdik dolayısıyla harç aldığını iddia eden kişi, alınan tutarın madde metnindeki sınırı aştığını belgeyle göstermelidir.
- Harcın tasdik işlemine bağlı olarak alındığı, tasdik kaydı ya da makbuzla ortaya konulabilir.
- Karnenin harç muafiyetine tabi olduğunu savunan taraf, karnenin vergi karnesi niteliğini taşıdığını belgeyle ortaya koymalıdır.
VUK m.253 — Defter ve vesikaları muhafaza
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 253. maddesi, defter tutmakla yükümlü olanların tuttukları defterleri ve üçüncü kısımda yazılı vesikaları saklama yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğün süresini düzenler. Madde, defter tutma mecburiyeti bulunan mükellefler bakımından uygulanır. Maddede ibraz yükümlülüğü, saklama yerinin belirlenmesi, elektronik ortamda saklama ve zayi belgesi usulü düzenlenmez; bunlar Kanun'un muhafaza ve ibraz ödevlerine ilişkin diğer hükümlerinde ve Ticaret Kanunu'nda yer alır. Ayrıca belge saklama yükümlülüğünün ihlalinin cezası ile ticari defterlerin saklama süresine ilişkin Türk Ticaret Kanunu hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır.
Defter ve vesikaları muhafaza: hangi kavramlar bilinmeli?
- Muhafaza yükümlülüğü
- Defter ve vesikaların belirli bir süre boyunca saklanması ve kullanılabilir durumda tutulması borcudur. Madde, bu borcun süresini ve kapsamını belirler.
- Üçüncü kısımda yazılı vesikalar
- Kanun'un üçüncü kısmında düzenlenen, defter kayıtlarına dayanak oluşturan belgelerdir. Madde bu belgeleri defterlerle birlikte saklama kapsamına alır.
- İlgili yıl
- Defter veya vesikanın ait olduğu hesap dönemini ifade eder. Saklama süresinin başlangıcı, bu yılı izleyen takvim yılına bağlanır.
Defter ve vesikaları muhafaza: hangi şartlar aranır?
- Muhafaza edilecek kayıtların, Kanun'a göre defter tutma mecburiyeti bulunan kişi tarafından tutulmuş defterler veya üçüncü kısımda yazılı vesikalar olması gerekir.
- Saklamanın, ilgili bulunulan yılı izleyen takvim yılından başlayarak beş yıl süreyle yapılması gerekir.
- Saklama yükümlüsünün, defter ve vesikaları bu süre boyunca muhafaza etmesi gerekir.
Defter ve vesikaları muhafaza: hangi sonuçları doğurur?
- Defter tutmakla yükümlü olan kişi, tuttuğu defterleri ve üçüncü kısımdaki vesikaları beş yıl boyunca saklamakla yükümlüdür.
- Beş yıllık süre, ilgili yılı izleyen takvim yılının başında işlemeye başlar.
- Saklama süresi dolduğunda muhafaza yükümlülüğü sona erer.
- Süre dolmadan defter veya vesikanın yok edilmesi veya saklanmaması, muhafaza yükümlülüğüne aykırılık oluşturur.
- Defter tutma mecburiyeti bulunmayan kişiler bakımından bu madde uygulanmaz.
Defter tutma mecburiyeti olan ile olmayan mükellef arasındaki fark nedir?
Kanun'a göre defter tutmakla yükümlü olan kişiler, bu maddedeki saklama borcu altındadır.
Defter tutma mecburiyeti bulunmayan kişiler, bu maddenin kapsamı dışında kalır.
Yalnızca birinci gruptakiler için beş yıllık saklama yükümlülüğü doğar.
Defter ile üçüncü kısımdaki vesika arasındaki fark nedir?
Tutulan defterler, muhafaza yükümlülüğünün doğrudan konusudur.
Üçüncü kısımda yazılı vesikalar da defterlerle birlikte aynı süreyle saklanır.
İki kategori için aynı süre ve aynı başlangıç anı geçerlidir.
Defter ve vesikaları muhafaza: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Saklama süresini takvim yılının bitişinden değil, ilgili yılın kendisinden saymak; süre başlangıcını izleyen takvim yılının başına bağlamak gerekir.
- Beş yılı defter kaydının yapıldığı tarihten değil, ilgili yılı izleyen takvim yılından hesaplamak gerekir.
- Maddeyi defter tutma mecburiyeti bulunmayan mükellefler bakımından uygulamak; bu kişiler için saklama yükümlülüğü doğmaz.
- Ticaret Kanunu'ndaki on yıllık saklama süresini 213 sayılı Kanun'a uygulamak; VUK bakımından süre beş yıldır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, beş yıllık saklama süresinin dolmuş olmasını, defter ve vesikaların ibrazı talep edildiğinde ibraz yükümlülüğünün ortadan kalkması için gerekçe olarak kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1301 E., 2023/1372 K., 14.12.2023)
- Uygulamada 253. maddeye dayanılarak defter ve vesikaların beş yıllık süre içinde muhafaza edilmesi gerektiği ve bu yükümlülüğün ihlal edilmesinin sonuçlarının değerlendirildiği görülmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/427 E., 2018/517 K., 08.11.2018; Ceza Genel Kurulu, 2019/67 E., 2020/59 K., 04.02.2020; 11. Ceza Dairesi, 2016/3305 E., 2018/2669 K., 27.03.2018)
- Mahkemeler, saklama süresinin hesabında yılın başlangıcının izleyen takvim yılı olarak alınmasını esas almaktadır. (9. Daire, 2000/4946 E., 2001/1109 K., 27.03.2001; 9. Daire, 2007/5871 E., 2008/3726 K., 09.07.2008)
Nasıl ispat edilir?
- Defter ve vesikanın beş yıllık süre içinde saklandığını ileri süren kişi, bu hususu ispatlamakla yükümlüdür.
- Saklama süresinin geçmiş olduğunu ileri süren taraf, defter ve vesikaların ilgili yılını ve süre hesabını gösteren belgelerle durumu ortaya koymalıdır.
- Defter tutma mecburiyetinin varlığı, mükellefin defter tutma yükümlülüğünü gösteren kayıtlar ve beyanlarla ortaya konur; mecburiyeti bulunmadığını ileri süren taraf bunu ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.253: Maddenin kendisidir; defter ve vesikaların saklama süresini düzenler.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Üçüncü kısımda yazılı vesikaların tanımı ve defter tutma mecburiyetinin kapsamı bu kanundan belirlenir.
VUK m.254 — Defter tutma mecburiyetinde olmıyanların muhafaza ödevi
Defter tutma mecburiyeti bulunmayan kişilerin, VUK m.232, 234 ve 235 uyarınca almak zorunda oldukları fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzlarını saklama yükümlülüğünü ve saklama süresinin başlangıcını düzenler. Uygulaması, defter tutma mecburiyeti olmayan mükellefler bakımından söz konusudur. Defter tutmakla yükümlü kişilerin defter ve belgelerini saklama süresi (m.253), defter ve belgelerin ibrazı ve inceleme usulü, belge düzenleme ve alma yükümlülükleri (m.232, 234, 235 hükümlerinin kendisi) ve ticari defterlere ilişkin TTK hükümleri bu maddede düzenlenmez.
Defter tutma mecburiyetinde olmıyanların muhafaza ödevi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Defter tutma mecburiyeti olmayanlar
- VUK kapsamında defter tutmakla yükümlü olmayan, dolayısıyla defter yerine yalnızca belge saklamakla yükümlü tutulan mükelleflerdir. Maddenin kapsamı bu kişilerle sınırlıdır.
- Almaya mecbur belgeler
- VUK m.232, 234 ve 235 uyarınca alınması zorunlu olan fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzlarıdır. Bu belgeler dışında kalan belgeler bu maddenin kapsamında değildir.
- Tanzim tarihi
- Belgenin düzenlendiği tarihtir. Saklama süresinin başlangıcı, belgenin tanzim tarihini takip eden takvim yılına bağlandığından, tanzim tarihi süreyi belirleyen temel unsurdur.
- Muhafaza
- Belgelerin fiziksel veya elektronik ortamda, ibrazına ve incelenmesine imkân verecek biçimde saklanması anlamındadır. Maddede muhafaza süresi beş yıl olarak belirlenmiştir.
Defter tutma mecburiyetinde olmıyanların muhafaza ödevi: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin defter tutma mecburiyetinin bulunmaması gerekir; defter tutmakla yükümlü olanlar bu maddenin kapsamı dışındadır.
- Belgenin VUK m.232, 234 veya 235 uyarınca mükellef tarafından alınmaya mecbur olduğu bir fatura, gider pusulası ya da müstahsil makbuzu olması gerekir.
- Belgenin tarih sırasıyla tanzim tarihinin bulunması ve bu tarihin esas alınması gerekir.
- Mükellefin belgeyi, tanzim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren beş yıl süreyle muhafaza etmesi gerekir.
Defter tutma mecburiyetinde olmıyanların muhafaza ödevi: hangi sonuçları doğurur?
- Almaya mecbur olunan belgeler, tanzim tarihini takip eden takvim yılından başlayarak beş yıl süreyle muhafaza edilmelidir.
- Belgeler beş yıllık süre dolmadan imha edilirse saklama yükümlülüğüne aykırılık doğar.
- Defter tutma mecburiyeti bulunmayan kişi, zorunlu aldığı belgeleri saklamadığında bu maddeye aykırı davranmış olur; belgenin saklanmamasının vergi sonuçları ayrıca değerlendirilir.
- Belgeyi almaya zorunlu olmayan kişi bakımından bu maddeye dayanarak saklama yükümü doğmaz.
Defter tutmakla yükümlü ile defter tutmakla yükümlü olmayan mükellef arasındaki fark nedir?
Defter tutmakla yükümlü olanlar, defterlerini ve belgelerini VUK m.253 uyarınca saklar.
Defter tutma mecburiyeti olmayanlar yalnızca almaya mecbur oldukları belgeleri m.254 uyarınca saklar.
Her iki grubun saklama yükümlülüğü farklı maddelere dayanır; defter tutmayan mükellefin defter saklama yükümü yoktur, yalnız belge saklama yükümü vardır.
Alınması zorunlu belge ile isteğe bağlı alınan belge arasındaki fark nedir?
VUK m.232, 234 ve 235 kapsamında almaya mecbur olunan fatura, gider pusulası ve müstahsil makbuzları m.254 kapsamındadır.
Bu maddelerde sayılmayan ve alınması zorunlu olmayan belgeler bu maddenin kapsamına girmez.
Yalnız zorunlu alınan belgeler için beş yıllık saklama yükümlülüğü doğar.
Defter tutma mecburiyetinde olmıyanların muhafaza ödevi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Defter tutmayan mükellefe m.253'ü uygulamak; defter tutmayanların yükümlülüğü m.254'te düzenlenmiştir, m.253 defter tutanlar içindir.
- Saklama süresini belgenin tanzim tarihinden başlatmak; süre tanzim tarihini takip eden takvim yılının başından işler.
- Beş yılı tanzim tarihinden itibaren tam beş yıl olarak hesaplamak; süre takvim yılı başlangıcına bağlıdır.
- Maddeyi, almaya mecbur olunmayan belgelere de uygulamak; kapsam yalnız m.232, 234 ve 235 belgeleriyle sınırlıdır.
- Saklama süresinin dolmasını hak düşürücü süre gibi değerlendirmek; m.254 düzenleyici bir muhafaza yükümlülüğü getirir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, VUK m.253 ve m.254'ü birlikte anarak defter ve belgelerin ilgili yılı takip eden takvim yılından itibaren beş yıl saklanacağını kabul etmektedir. (İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/380 E., 2021/707 K., 04.10.2021; İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/18 E., 2023/178 K., 20.06.2023; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/206 E., 2023/520 K., 16.05.2023)
- Mahkemeler, defter tutma yükümlülüğü bulunmayan mükellefin defter tutmakla değil, m.254 kapsamındaki belgeleri saklamakla yükümlü olduğunu değerlendirmektedir. (İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/18 E., 2023/178 K., 20.06.2023; İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/399 E., 2023/145 K., 31.05.2023; İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/122 E., 2023/126 K., 16.05.2023)
- Mahkemeler, saklama süresinin dolduğu tarihte belgelerin imha edilmiş olabileceğini, bu nedenle belge ibrazında saklama süresinin hesaplanmasını önemsemektedir. (İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 2024/10 E., 2026/21 K., 27.01.2026; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/206 E., 2023/520 K., 16.05.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Belgenin saklanması yükümlülüğünü ileri süren taraf, mükellefin m.254 kapsamında almaya mecbur olduğu bir belge bulunduğunu ispatlamalıdır.
- Belgenin tanzim tarihi ve ilgili takvim yılı, belgenin kendisi veya mükellefin kayıtları ile ispatlanır.
- Mükellef, defter tutma mecburiyetinin bulunmadığını ve belgeleri beş yıl süreyle saklamış olduğunu, belgelerin saklandığını gösteren kayıtlarla ispat etmelidir.
- Belgelerin beş yıl dolmadan imha edildiği iddiası, imha kaydı veya tutanak gibi delillerle ispatlanır; belgenin saklandığını iddia eden taraf bunu göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.232: Fatura ve belge düzenleme yükümlülüğünü düzenler; m.254'teki alınma zorunluluğunun kaynağıdır.
- 213 sayılı Kanun m.234: Gider pusulası alınmasını düzenler; m.254 kapsamındaki belgelerden birini oluşturur.
- 213 sayılı Kanun m.235: Müstahsil makbuzu alınmasını düzenler; m.254 kapsamındaki belgelerden birini oluşturur.
- 213 sayılı Kanun m.253: Defter tutmakla yükümlü olanların defter ve belgelerini saklama süresini düzenler; m.254 ile karşılaştırmalı okunur.
VUK m.255 — Karnelerin muhafazası
Madde, mükelleflerin aldıkları vergi karnelerini saklama yükümlülüğünü düzenler. Saklama süresini, işin devam etmesine ve Gelir Vergisi Kanunu'na göre indirimlerden yararlanılmasına bağlar. Maddenin metninde parantez içinde yer alan miktarlar, 588 Sıra No.lu Tebliğ ile 1/1/2026 tarihinden geçerli olarak tespit edilen güncel tutarlardır. Madde, mükellefler dışındaki kişilerin defter ve belge saklama yükümlülüğünü düzenlemez (m.253 ve m.256). Vergi karnesinin düzenlenmesi, verilmesi ve bu belgelerin hangi koşullarda ibraz edilmesi gerektiği de bu maddenin konusu değildir. Ticari defter ve belgelerin saklama süreleri ile zamanaşımı ve usul yönleri de bu maddede yer almaz.
Karnelerin muhafazası: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi karnesi
- Mükellefin, 213 sayılı Kanun'a göre aldığı ve vergi ilişkisine dair kayıtlarını taşıdığı belge olarak kullanılan karnedir. Maddenin koruma altına aldığı belge, bu karnedir.
- Muhafaza yükümlülüğü
- Mükellefin karneyi belirli bir süre elinde tutma ve saklama görevidir. Yükümlülük, işin devam etmesi ve indirimlerden yararlanılması hallerine bağlıdır.
- Gelir Vergisi indirimleri
- Gelir Vergisi Kanunu'na göre mükellefe tanınan ve karneyle bağlantısı bulunan indirimlerdir. Bu indirimlerden yararlanıldığı sürece karnenin saklanması gerekir.
Karnelerin muhafazası: hangi şartlar aranır?
- Mükellefin bu Kanun'a göre bir vergi karnesi almış olması gerekir.
- Saklama yükümlülüğü, karnenin ilgili olduğu işin devam etmesine bağlıdır; iş sona erdiğinde yükümlülük kendiliğinden sona ermez ancak maddede ayrıca bir süre öngörülmemiştir.
- Gelir Vergisi Kanunu'na göre indirimle ilgili bir karne ise, saklama yükümlülüğü bu indirimlerden yararlanıldığı sürece devam eder.
Karnelerin muhafazası: hangi sonuçları doğurur?
- Karne ilgili işin devam ettiği sürece mükellef karneyi muhafaza etmek zorundadır.
- Gelir Vergisi indirimine ilişkin karnelerde, mükellef indirimden yararlandığı sürece karneyi muhafaza eder.
- Maddede yer alan parantez içindeki miktarlar güncel tutarlardır ve 1/1/2026 tarihinden itibaren geçerlidir; kanun metnindeki asıl tutar değil, bu güncel tutar uygulanır.
Genel saklama ile indirimle ilgili karne arasındaki fark nedir?
İşin devam ettiği sürece saklanması gereken karneler, genel hükmün kapsamındadır.
Gelir Vergisi indirimleriyle ilgili karneler, indirimlerden yararlanıldığı sürece saklanmak zorundadır.
İndirimle ilgili karnede yükümlülük, işin devamına ek olarak indirimden yararlanma süresine de bağlıdır.
Karnelerin muhafazası: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Parantez içindeki güncel tutarlar yerine madde metnindeki taban tutarları esas almak.
- Vergi karnesi saklama yükümlülüğünü genel defter ve belge saklama süresi (m.253) ile karıştırmak.
- İşin sona ermesinden sonra da indirimden yararlanma devam ediyorsa karneyi saklama yükümlülüğünün kendiliğinden sona erdiğini sanmak.
Nasıl ispat edilir?
- Saklama yükümlülüğünün devam ettiğini iddia eden taraf, karnenin mükellefe verildiğini ve ilgili işin devam ettiğini belgelerle ortaya koymalıdır.
- Gelir Vergisi indirimi söz konusuysa, indirimden yararlanıldığını gösteren beyan veya kayıtlar ispat aracı olarak kullanılır.
- Karneyi elinde bulundurmayan mükellef, karneyi saklama yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunuyorsa, işin sona erdiğini veya indirimden yararlanılmadığını göstermesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.253: Defter ve belgelerin saklanmasına ilişkin genel yükümlülüğü düzenler; m.255 ise vergi karnelerine özgü saklama yükümlülüğünü ayrıca düzenler.
- 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.256: Defter ve belgelerin saklanmasına ilişkin usulü tamamlayan hükümdür; m.255 ile birlikte okunur.
VUK m.256 — Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 256. maddesi, gerçek ve tüzel kişilerin muhafaza etmek zorunda oldukları defter, belge ve karneler ile bilgi verme yükümlülüğüne konu kayıtları, bu kayıtların mikro fiş, mikro film, manyetik ortam ve benzeri ortamlardaki hâllerini ve bu kayıtlara erişim veya okunabilir hâle getirme için gerekli bilgi ve şifreleri yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etme yükümlülüğünü düzenler. Madde, bu yükümlülüğün Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, KDV iadesine dayanak rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara da yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılacak talepler bakımından geçerli olduğunu da kapsar. Madde, ibraz yükümlülüğünün kime ve hangi kayıtlara uygulanacağını belirler; ancak kayıtların vergi incelemesinde ne şekilde değerlendirileceğini, ceza hükümlerini ve tebligat usulünü düzenlemez (ceza hükümleri için VUK m.355 ve sonrası ile TTK m.562 gibi düzenlemelere bakılmalıdır; ticari defterlerin delil niteliği HMK m.222'de düzenlenmiştir). Ayrıca mükerrer 257. maddenin getirdiği zorunluluklar kapsama dahil olmakla birlikte bu maddenin kendisi o yükümlülüklerin içeriğini belirlemez.
Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti: hangi kavramlar bilinmeli?
- İbraz ve inceleme için arz
- Muhafaza edilmesi zorunlu defter, belge, karne ve bilgi kayıtlarının yetkili makam ve memurların talebi üzerine incelenmesine olanak verecek şekilde sunulmasıdır. Yükümlü, kayıtları yalnız muhafaza süresi içinde ibraz etmek zorundadır.
- Elektronik ve benzeri ortamdaki kayıt
- Mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlarda tutulan kayıtlardır. Madde, bu kayıtların yanında bunlara erişimi veya okunabilir hâle getirilmesini sağlayan bilgi ve şifrelerin de ibrazını öngörür.
- Silsile yoluyla taraf
- Bir hesap veya işlemde doğrudan değil, zincirleme ilişkiler üzerinden taraf olan kişidir. Madde, bu kişilerin defter ve belgelerinin tetkiki için yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavirin talebini bu kapsamda değerlendirir.
- Maliye Bakanlığınca belirlenecek usul
- Yükümlülüğün hangi işlemlerle ve hangi biçimde yerine getirileceğini belirleyen, Maliye Bakanlığınca çıkarılan düzenlemedir. Bu usul uyulmadan yapılan talep, maddenin kapsamında kabul edilmez.
- KDV iadesine dayanak rapor
- 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenen ve katma değer vergisi iadesinin dayanağını oluşturan rapordur. Madde, bu rapora konu hesap ve işlemlerle sınırlı olarak uygulanır.
Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti: hangi şartlar aranır?
- Yükümlü, 213 sayılı Kanunun önceki maddelerinde yazılı gerçek veya tüzel kişi ya da mükerrer 257. madde kapsamında zorunluluklara tabi olan kişi olmalıdır.
- İbraz edilecek şey, muhafaza etmek zorunda olduğu defter, belge, karne veya vermek zorunda olduğu bilgilere ilişkin kayıtlar, bunların elektronik ortamdaki kayıtları ile erişim veya okunabilirlik için gerekli bilgi ve şifreler olmalıdır.
- İbraz talebi yetkili makam veya memurlardan gelmelidir ve talep muhafaza süresi içinde yapılmalıdır.
- Yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir tarafından yapılan talepte, talep edilen kişinin ilgili hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olması gerekir.
- Mali müşavir talepleri, Maliye Bakanlığınca belirlenen usule uygun olmalı ve yalnız tasdike veya 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek KDV iadesi raporuna konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı kalmalıdır.
- Kapsam dışında kalan kayıt ve belgelerin ibrazı bu madde ile zorunlu kılınmamıştır; sınır aşılırsa yükümlülük doğmaz.
Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti: hangi sonuçları doğurur?
- Yükümlü, muhafaza süresi içinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine kayıtlarını ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadır.
- Elektronik ortamdaki kayıtlarda, kayıtlara erişim veya okunabilir hâle getirme için gerekli bilgi ve şifreler de ibraz edilmek zorundadır.
- Mali müşavir talebi, Maliye Bakanlığı usulüne, tasdik veya KDV iadesi raporu bağına ve kayıt ile belgelerin sınırına uygun olduğu ölçüde yükümlülük doğurur.
- Kapsam dışı kayıtlar ve usule uyulmayan talepler bakımından bu maddeye dayanarak ibraz zorunluluğu doğmaz.
- Madde, kayıtların ibrazı yükümlülüğünü düzenler; ibrazdan kaçınmanın cezai ve vergisel yaptırımları bu maddede değil, ilgili ceza ve usul hükümlerinde yer alır.
- Madde emredici niteliktedir; yükümlülüğün kapsamını daraltan bir sözleşme kaydı bu yükümlülüğü ortadan kaldırmaz.
Yetkili makam talebi ile yeminli mali müşavir talebi arasındaki fark nedir?
Yetkili makam ve memurların talebinde, yükümlünün muhafaza ettiği kayıtların tamamı kapsama girebilir ve yükümlü doğrudan muhataptır.
Yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir talebinde kapsam, Maliye Bakanlığı usulü, tasdik veya KDV iadesi raporu ile hesap ve işlem bağıyla sınırlıdır ve talep ancak taraf olunan hesap ve işlemler bakımından yapılabilir.
Mali müşavir talebinde kapsam dar tutulur; usule ve bağa uyulmaması hâlinde ibraz yükümlülüğü doğmaz.
Doğrudan taraf ile silsile yoluyla taraf arasındaki fark nedir?
Hesap ve işleme doğrudan taraf olan kişinin defter ve belgeleri, mali müşavir talebinin muhatabı olabilir.
Silsile yoluyla taraf olan kişi, zincirleme ilişki üzerinden ilgili hesap ve işlemle bağlantılıdır.
Her iki durumda da talep geçerlidir; silsile bağı ispat edilmeden talebe uyulması beklenmez.
Mikro fiş ve benzeri ortam kaydı ile kâğıt defter ve belge arasındaki fark nedir?
Mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlar ile bunlara erişim için gereken şifre ve bilgiler madde kapsamındadır.
Kâğıt ortamdaki defter ve belgeler de muhafaza zorunluluğu kapsamında ibraz edilir.
Elektronik kayıtlarda yalnız kaydın kendisi değil, okunabilir hâle getirecek bilgi ve şifreler de istenebilir.
Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mükerrer 257. madde kapsamındaki yükümlülükleri, bu maddeye dayanarak genişletmek; kapsam yalnız maddenin saydığı kişilerle sınırlıdır.
- Mali müşavir talebini, Maliye Bakanlığı usulüne ve KDV iadesi raporu bağına bakmadan yeterli saymak; bu sınırlar aşılmışsa talep geçerli olmaz.
- Silsile yoluyla taraf kavramını doğrudan taraf ile karıştırmak; silsile bağının ayrıca gösterilmesi gerekir.
- Elektronik kayıtlarda yalnız kayıt dosyasını istemek ve okunabilirlik için gereken şifre ve bilgileri talep etmemek; madde bu bilgilerin de ibrazını öngörür.
- Muhafaza süresi dışındaki kayıtlar için ibraz talebine uymak zorunlu sanmak; yükümlülük yalnız süre içindeki kayıtlarla sınırlıdır.
- Bu maddeyi ceza hükmü veya tebligat usulü için kaynak saymak; bu konular bu maddede düzenlenmemiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yeminli mali müşavir talebinin Maliye Bakanlığı usulüne uygun olup olmadığı ve talebin kapsamının KDV iadesi raporuyla sınırlı kalıp kalmadığı, uyuşmazlıklarda ayrı olarak incelenmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/577 E., 2025/137 K., 19.03.2025; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1051 E., 2025/113 K., 19.03.2025)
- Yeminli mali müşavirlere tanınan inceleme yetkisinin, bilgi verme zorunluluğunu aşıp aşmadığı ve Anayasaya uygunluk yönünden tartışılmış; düzenlemenin bu yönde sınırlı kabul edildiği görülmektedir. (4. Daire, 2002/2427 E., 2003/671 K., 19.03.2003)
- Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi ve çifte vergilendirme anlaşmaları bağlamında, bilgi toplama ve ibraz ile ilgili olarak 256. maddenin de birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (4. Daire, 2021/8785 E., 2022/8755 K., 21.12.2022; 4. Daire, 2021/8103 E., 2022/8754 K., 21.12.2022; 4. Daire, 2021/5006 E., 2022/8753 K., 21.12.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Yetkili makam talebine dayanarak ibraz istenen kayıtların muhafaza süresi içinde bulunduğunu ve yükümlünün muhatap olduğunu ortaya koyan idare ispat yükü taşır; yükümlünün kayıtları muhafaza etmediğini ileri sürmesi hâlinde bunu ispat yükü kendisindedir.
- Yeminli mali müşavir talebinde, talebin Maliye Bakanlığı usulüne uygun yapıldığını ve KDV iadesi raporu ile ilgili hesap ve işlem bağının bulunduğunu gösteren belgelerin sunulması gerekir.
- Talep edilen kişinin ilgili hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olduğu, belge ile ortaya konulmalıdır; bu bağın bulunmadığını ileri süren yükümlü, aksini ispatla yükümlüdür.
- Elektronik kayıtlarda okunabilirlik için gerekli bilgi ve şifrelerin verilmemesi, ibraz yükümlülüğünün yerine getirilmediğinin delili olarak değerlendirilebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.257: Mükerrer 257. madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar da bu maddenin kapsamına girer.
- 3568 sayılı Kanun m.8/A: KDV iadesine dayanak rapora konu hesap ve işlemler, mali müşavir talebinin sınırını belirler.
- 6102 sayılı Kanun m.64: Ticari defterlerin delil niteliği ve ibraz yükümlülüğü bakımından ilgili düzenleme, ticari defterler yönünden paralel bir çerçeve kurar.
VUK m.257 — Diğer ödevler
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 257. maddesi, vergi inceleme ve kontrolları ile gayrimenkullerin rayiç bedelinin tespiti sırasında mükelleflerin yerine getirmekle yükümlü olduğu beş ödevi düzenler. Bu ödevler; inceleme yapacak memura çalışma yeri gösterme ve çalışmasını sağlama, inceleme ile ilgili izahat verme, işyerinin her tarafını gezdirme, bina ve arazinin rayiç bedelinin tespitinde gayrimenkulü gösterip bilgi verme ve envanter sırasında yardımda bulunmadır. Madde mükellefler ve işletmede çalışanlar, ayrıca gayrimenkulde kiracılar bakımından uygulanır. Maddede yer almayan konular: incelemenin usulü ve yetkisi (m.134 ve izleyen maddeler), vergi kaçakçılığının cezası ve bu cezanın suç olarak düzenlenmesi (Türk Ceza Kanunu m.257 kapsamındaki görevi kötüye kullanma suçu ile karıştırılmamalıdır), ödevin yerine getirilmemesi halinde kesilecek idari para cezası ve cezanın uygulanma usulü ile Damga Vergisi Kanunu'ndaki ibraz ve sorumluluk düzenlemeleri.
Diğer ödevler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi inceleme ve kontrolu
- Vergi incelemeye yetkili memurların mükellefin defter, belge ve işletmesi üzerinde yaptığı denetim faaliyetidir. Madde, bu faaliyet sırasında mükelleflere yüklenen yardım ödevlerinin kapsamını belirler.
- Rayiç bedel tespiti
- Bina ve arazinin değerinin belirlenmesi işlemidir. Maddenin 4. bendi bu işlem sırasında gayrimenkulün gösterilmesi ve bilgi verilmesi ödevini düzenler; yalnız Emlak Vergisi Kanunu m.31'e göre Maliye Bakanlığınca yetkili kılınan memurlara karşı doğar.
- İşletmede envanter
- 213 sayılı Kanun m.134 uyarınca işletmede yapılan envanter işlemidir. Mükellef, bu işlemin yapılması için araç, gereç ve personeliyle yardım göstermekle yükümlüdür (5. bent).
- İzahat
- İnceleme konusuna ilişkin olarak memura verilen açıklamadır. Madde bu ödevin hem iş sahibi hem de işletmede çalışan memurlar tarafından yerine getirilmesini öngörür (2. bent).
Diğer ödevler: hangi şartlar aranır?
- Yetkili bir vergi inceleme veya kontrolunun ya da gayrimenkul rayiç bedel tespitinin yürütülüyor olması gerekir.
- İnceleme yapan memurun ilgili kanunla yetkilendirilmiş olması gerekir; rayiç bedel tespitinde bu yetki Emlak Vergisi Kanunu m.31'e göre Maliye Bakanlığınca verilmiş olmalıdır.
- Yardım ödevinin muhatabı, mükellef veya işletmede çalışan kişi olmalıdır; kiracılar yalnız rayiç bedel tespiti bakımından 4. bentteki ödevlerle yükümlüdür.
- Memurun isteği, mükellefin ödevinin kapsamı içinde kalmalıdır: çalışma yeri gösterme, resmi çalışma saatlerinde çalışmasını sağlama, izahat verme, işyerinde gezdirme, gayrimenkul gösterme ya da envanter için yardım.
- Envanter ödevi için 213 sayılı Kanun m.134 gereğince envanter yapılmakta olması gerekir.
Diğer ödevler: hangi sonuçları doğurur?
- Mükellef, memurun isteği üzerine çalışma yerini göstermek ve resmi çalışma saatlerinde memurun işletmede çalışmasını sağlamak zorundadır.
- Mükellef ve işletmede çalışan personel, inceleme ile ilgili her türlü izahatı vermekle yükümlüdür.
- Memurun lüzum görmesi hâlinde işyerinin her tarafını gezip görmesi mükellef tarafından sağlanmalıdır.
- Rayiç bedel tespiti sırasında bina ve arazi, Emlak Vergisi Kanunu m.31'e göre yetkili kılınan memurlara gösterilip gezdirilmeli ve genel ahval, kullanılış tarzı ile kirada kira miktarına ilişkin bilgiler verilmelidir.
- Envanter yapılırken mükellef, araç, gereç ve personeliyle işlemin yerine getirilmesine gerekli yardım ve kolaylığı göstermelidir.
- Maddede öngörülen ödevlerin yerine getirilmemesinin hukuki yaptırımı, madde metninde bir ceza veya hükümsüzlük olarak açıkça düzenlenmemiştir; ayrıntılı yaptırım için ayrı hükümlere bakılmalıdır.
Mükellef ile işletmede çalışan memur ile kiracı arasındaki fark nedir?
Mükellef inceleme ile ilgili ödevleri (1, 2, 3 ve 5. bentler) yerine getirir; işletmede çalışan memurlar izahat verme ödeviyle (2. bent) yükümlüdür.
Kiracılar yalnızca gayrimenkulün rayiç bedel tespiti sırasındaki 4. bent ödevleri bakımından yükümlüdür.
Kiracıya işletme incelemesinde değil, yalnızca bina ve arazinin rayiç bedel tespitinde bilgi verme ve gösterme ödevi yüklenir.
Rayiç bedel tespiti ile vergi incelemesi arasındaki fark nedir?
Rayiç bedel tespiti 4. bent kapsamında, gayrimenkulün gösterilmesi, genel ahvalinin ve kullanılış tarzının bildirilmesi ve kirada ise kira miktarının verilmesi ödevini doğurur.
Vergi incelemesi 1, 2, 3 ve 5. bentler kapsamında işyerinde çalışma yeri, izahat ve gezdirme ödevlerini doğurur.
Hangi işlemin yürütüldüğüne göre yükümlülüğün içeriği değişir; rayiç bedel tespitinde gayrimenkul bilgisi, incelemede işyeri ve belge yardımı söz konusudur.
Diğer ödevler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki ödevlerin muhatabını genişletmek: kiracılara işletme incelemesi kapsamında da ödev yüklemek; oysa kiracı yalnızca rayiç bedel tespitinde 4. bent kapsamında yükümlüdür.
- 257. maddeyi Türk Ceza Kanunu m.257 (görevi kötüye kullanma) ile karıştırmak; bu madde vergi usulü ödevlerini düzenler, suç tanımı içermez.
- Damga Vergisi Kanunu m.24, 26 ve 27'deki ibraz, tutanak ve sorumluluk düzenlemelerini 257. maddeye uygulamak; bu hükümler farklı bir yükümlülük alanına aittir.
- Envanter yardım ödevini her inceleme için geçerli saymak; ödev yalnızca 213 sayılı Kanun m.134 gereğince envanter yapılmasına bağlıdır.
Nasıl ispat edilir?
- Vergi incelemesi sırasında ödevin yerine getirilmediğini ileri süren idare, ödevin istenmesini ve mükellefin bunu yerine getirmediğini tutanak, yazılı talep veya inceleme raporu ile ispatlamakla yükümlüdür.
- Mükellef, çalışma yeri gösterdiğini, izahat verdiğini veya gezdirdiğini yazılı belge, tutanak ve tanık ile ispatlayabilir.
- Rayiç bedel tespitinde kiracının kira miktarını bildirmediği iddia edilirse, bildirim ödevinin varlığı ve içeriği kira sözleşmesi ve yazılı bildirimle ispatlanır.
- Envanter sırasında yardım ödevinin ihlali iddiasında, envanterin yapıldığı ve yardımın istendiği tutanakla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 213 sayılı Kanun m.134: Envanter işlemini düzenler; 5. bentteki yardım ödevi yalnızca bu envanterin yapılması hâlinde doğar.
- Emlak Vergisi Kanunu m.31: Rayiç bedel tespitinde gayrimenkulü gösterme ödevinin muhatabı olan, Maliye Bakanlığınca yetkili kılınan memurların belirlenmesinde esas alınır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| 15 gün | m.243 | Beyan varakaları iki nüsha olarak tanzim ve bir nüshası beyan süresinin sonundan itibaren 15 gün içinde ilgili vergi dairesine makbuz karşılığında teslim edilir. |
| 15 gün | m.245 | Buna rağmen beyanda bulunmayanların veya beyanlarını düzeltmiyenleri verilen sürenin sonundan başlıyarak 15 gün içinde, mütalaaları ile birlikte ve yazılı olarak vergi dairesine bildirirler. |
| bir aydır | m.248 | Mükellefiyete müessir olacak değişiklikler de yukarıki esaslara göre karneye işaret ettirilir. 247 nci maddenin 1 inci bendinde yazılı mükelleflerin doldurdukları karneyi vergi dairesine ibraz etmeleri veya değişikliği karneye işaret… |
| beş yıl | m.253 | Bu Kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olanlar, tuttukları defterlerle üçüncü kısımda yazılı vesikaları, ilgili bulundukları yılı takibeden takvim yılından başlıyarak beş yıl süre ile muhafaza etmeye mecburdurlar. |
| beş yıl | m.254 | Bu kanuna göre defter tutmak mecburiyetinde olmıyanlar, 232, 234 ve 235 inci maddeler mucibince almaya mecbur oldukları fatura ve gider pusulası ve müstahsil makbuzlarını tarih sırası ile tanzim tarihlerini takip eden takvim yılından… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
28 karar- Ceza Genel Kurulu, 2019/67 E., 2020/59 K., 04.02.2020İlgili madde: m.253
- Ceza Genel Kurulu, 2018/427 E., 2018/517 K., 08.11.2018İlgili madde: m.253
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/577 E., 2025/137 K., 19.03.2025İlgili madde: m.256
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1051 E., 2025/113 K., 19.03.2025İlgili madde: m.256
- 4. Daire, 2021/8785 E., 2022/8755 K., 21.12.2022İlgili madde: m.256
- 4. Daire, 2021/8103 E., 2022/8754 K., 21.12.2022İlgili madde: m.256
- 4. Daire, 2021/5006 E., 2022/8753 K., 21.12.2022İlgili madde: m.256
- 11. Ceza Dairesi, 2017/8878 E., 2020/324 K., 16.01.2020İlgili madde: m.255
- 11. Ceza Dairesi, 2016/3305 E., 2018/2669 K., 27.03.2018İlgili madde: m.253
- 23. Hukuk Dairesi, 2015/4632 E., 2016/2415 K., 18.04.2016İlgili madde: m.255
Diğer 18 karar
- 9. Daire, 2007/5871 E., 2008/3726 K., 09.07.2008İlgili madde: m.253
- 4. Daire, 2002/2427 E., 2003/671 K., 19.03.2003İlgili madde: m.256
- 9. Daire, 2000/4946 E., 2001/1109 K., 27.03.2001İlgili madde: m.253
- 3. Daire, 1997/198 E., 1998/76 K., 21.01.1998İlgili madde: m.251
- İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 2024/10 E., 2026/21 K., 27.01.2026İlgili madde: m.254
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2022/1696 E., 2025/613 K., 17.04.2025İlgili madde: m.257
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/1900 E., 2024/1783 K., 27.12.2024İlgili madde: m.257
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2024/528 E., 2024/1314 K., 04.07.2024İlgili madde: m.257
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/7 E., 2024/96 K., 24.01.2024İlgili madde: m.257
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2020/1301 E., 2023/1372 K., 14.12.2023İlgili madde: m.253
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2023/1207 E., 2023/948 K., 21.09.2023İlgili madde: m.257
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/18 E., 2023/178 K., 20.06.2023İlgili madde: m.254
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/974 E., 2023/1040 K., 08.06.2023İlgili madde: m.257
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2021/399 E., 2023/145 K., 31.05.2023İlgili madde: m.254
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/206 E., 2023/520 K., 16.05.2023İlgili madde: m.254
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, 2022/122 E., 2023/126 K., 16.05.2023İlgili madde: m.254
- İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/380 E., 2021/707 K., 04.10.2021İlgili madde: m.254
- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2017/656 E., 2018/367 K., 22.03.2018İlgili madde: m.255
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 23.01.2008 (m.246).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 1.2. Mükellefin Ödevleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış