Amme Alacakları Kanunu › Genel esaslar
Ödeme
Kısaca
6183 sayılı Kanun'un 37. maddesi, amme alacaklarının ödeme zamanını ve hangi hallerde bir ödeme süresinin işleyeceğini düzenler. 6183 sayılı Kanun m.39, amme alacaklarının ödeme yerini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.37–47 hükümlerini kapsar.
- Amme Alacakları Kanunu m.37Ödeme zamanı ve önce ödeme
- Amme Alacakları Kanunu m.39Ödeme yeri
- Amme Alacakları Kanunu m.40Ödeme şekli, makbuz
- Amme Alacakları Kanunu m.41Hususi ödeme şekilleri
- Amme Alacakları Kanunu m.42Çekle veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler
- Amme Alacakları Kanunu m.43Çeklerde tanzim tarihi
- Amme Alacakları Kanunu m.44Hususi ödeme şekillerinde ödeme tarihi
- Amme Alacakları Kanunu m.45Vergi cüzdanları
- Amme Alacakları Kanunu m.46Ödemenin ispatı
- Amme Alacakları Kanunu m.47Ödemenin mahsup edileceği alacaklar
Yürürlükten kaldırılmış: m.38.
Amme Alacakları Kanunu m.37 — Ödeme zamanı ve önce ödeme
6183 sayılı Kanun'un 37. maddesi, amme alacaklarının ödeme zamanını ve hangi hallerde bir ödeme süresinin işleyeceğini düzenler. Hususi kanunda ödeme zamanı belirlenmemiş alacaklar için tebliğden itibaren bir aylık ödeme süresini, bu sürenin son gününün vade günü olduğunu ve borçlunun vadeden önce ödeme yapabilmesini kapsar. Madde, borçlu, alacaklı ya da bu kanunun tahsil yolları bakımından, kamu alacağı bulunan herkese uygulanır. Maddenin başlığında yer alan taksitlerin zamanında ödenmemesi hâlinin sonuçlarını ve taksit düşmesinin koşullarını düzenlemez; bu kurallar 6183 sayılı Kanun'un taksitle ödemeye ilişkin ayrı hükümlerinde yer alır. Ayrıca ödeme emrinin tebliğini, tahakkuk zamanaşımını ve haciz yolunu düzenlemez; bunlar sırasıyla 6183 sayılı Kanun'un 55. maddesi ve 58 vd. maddeleri ile tahsil usulünün diğer hükümlerinde yer alır.
Ödeme zamanı ve önce ödeme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Amme alacağı
- Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamu hukukundan doğan, kamu gücüne dayanan işlemlerle doğan alacaklarıdır. Maddenin uygulanabilmesi için alacağın bir hususi kanunla kurulmuş olması ve ödeme zamanına ilişkin kuralın bu kanunda yer alıp almamasına bakılır.
- Hususi kanun
- Alacağın doğumunu ve ödeme zamanını düzenleyen özel mevzuattır. Hususi kanunda ödeme zamanı gösterilmişse 37. maddenin birinci fıkrası, gösterilmemişse ikinci fıkrası uygulanır.
- Ödeme süresi
- Hususi kanunda ödeme zamanı belirtilmediğinde, Maliye Bakanlığınca belirlenen usulle yapılan tebliğden itibaren başlayan bir aylık süredir. Bu süre, alacağın vadesini belirler.
- Vade günü
- Amme alacağının ödenmesi gereken son gündür. Ödeme süresinin son günü aynı zamanda bu vade gününe denk gelir ve vadeden sonra ödeme gecikmiş sayılır.
- Erken ödeme
- Borçlunun alacağın belli zamanlarından önce ödemesidir. Madde, borçluya bu seçeneği tanır ve erken ödemenin şartlarını ayrıca belirtmez.
Ödeme zamanı ve önce ödeme: hangi şartlar aranır?
- Amme alacağının tahakkuk etmiş ve hususi kanunda ödeme zamanı belirlenmiş olması gerekir.
- Hususi kanunda ödeme zamanı belirlenmemişse, Maliye Bakanlığınca belirlenen usule göre yapılacak tebliğin borçluya ulaşmış olması gerekir.
- Ödeme zamanı belirlenmemiş alacaklarda ödeme, tebliğden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır.
- Bu bir aylık sürenin son günü, amme alacağının vade günü sayılır.
- Borçlunun vadeden önce ödeme yapmak istemesi hâlinde, belli zamanlardan önce ödeme yapılabilir.
Ödeme zamanı ve önce ödeme: hangi sonuçları doğurur?
- Hususi kanunda ödeme zamanı gösterilmişse alacak o tarihte vadesine ulaşır.
- Hususi kanunda ödeme zamanı gösterilmemişse ödeme, tebliğden itibaren bir ay içinde yapılmalıdır.
- Bir aylık ödeme süresinin son günü, alacağın vade günü olur.
- Borçlu, belli zamanlardan önce ödeme yapabilir ve bu ödeme vadeden önce alacağı sona erdirir.
- Vade gününe kadar ödeme yapılmazsa, amme alacağı vadesinde ödenmemiş sayılır ve tahsil süreci başlar.
Hususi kanunda ödeme zamanı var ile yok arasındaki fark nedir?
Hususi kanunda ödeme zamanı gösterilen alacaklarda, vade o kanunda belirlenen zamandır.
Hususi kanunda ödeme zamanı gösterilmeyen alacaklarda vade, tebliğden itibaren bir ayın bitimine denk gelir.
Vade hesabı, ödeme zamanının hangi kanundan ve hangi tarihten çıkarılacağına göre değişir.
Vadeden önce ödeme ile vadede ödeme arasındaki fark nedir?
Borçlu, belli zamanlardan önce ödeme yapmak isterse bu ödeme mümkündür ve borçlunun iradesine bağlıdır.
Borçlu vadeye kadar ödemezse, vade gününden sonra ödeme gecikmiş olur.
Erken ödeme alacağı vadesinden önce sona erdirir; gecikme ise madde 37'nin başlığında yer alan taksit düzenine bağlıdır.
Ödeme zamanı ve önce ödeme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hususi kanunda ödeme zamanı bulunan alacağa ikinci fıkrayı uygulamak; bir aylık süreyi bu tür alacaklarda aramak.
- Bir aylık ödeme süresini tebliğ tarihinden değil, tahakkuk veya tahakkuk tarihinden saymak.
- Vade gününü ödeme süresinin başladığı günle karıştırmak; süre tebliğden sonra başlar, vade son gündür.
- Erken ödeme hakkını, vade gününün geçmesi sonrasında ödeme yapma hakkı ile karıştırmak.
- Maddenin başlığındaki taksit gecikmesi sonuçlarını bu maddeye bağlamak; bu konu madde metninde düzenlenmemiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Hususi kanunda ödeme zamanı belirlenmemiş amme alacağında, tebliğin hangi tarihte yapıldığı ve bir aylık sürenin hangi gün dolduğu hesaplanarak vade belirlenmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/1087 E., 2025/759 K., 08.04.2025)
- Maddenin ikinci fıkrasındaki bir aylık süre ile hususi kanunda belirlenen ödeme zamanının karıştırılmaması gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2022/519 E., 2025/8341 K., 05.11.2025)
- Amme alacağının vade gününün, hususi kanunda ödeme zamanı belirlenmemişse tebliğden itibaren bir ay içindeki son gün olduğu kabul edilmektedir. (Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2010/1008 E., 2016/3800 K., 21.11.2016; 7. Daire, 2023/1482 E., 2025/1660 K., 17.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Vadenin doğup doğmadığını ve ne zaman geldiğini gösterme yükü, amme alacağını ileri süren idare veya tahsil dairesindedir; hususi kanun hükmü ve tahakkuk belgesi bu amaçla kullanılır.
- Ödeme zamanı belirlenmemiş alacakta tebliğ tarihi, tebliğ alındısı veya tebliğ kaydıyla ispat edilir; tebliğin yapılmadığını ileri süren borçlu bunu ispatla yükümlüdür.
- Borçlunun vadeden önce ödeme yaptığını ileri sürmesi hâlinde ödeme belgesi ile ispat yükü borçludadır.
- Hususi kanunda ödeme zamanının bulunup bulunmadığı, ilgili kanun metninden belirlenir ve bu konudaki uyuşmazlıkta hukuki değerlendirme kanun metnine göre yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.55: Ödeme emri, tahakkuk edilen alacağın borçluya tebliğ edildiği işlemdir. Madde 37 vadeyi belirlerken, ödeme emri ise tahsil sürecinin başlangıcını oluşturur.
- 6183 sayılı Kanun m.60: Ödeme emri tebliğinden itibaren 7 günlük ödeme yükümlülüğünü düzenler. Madde 37 ile birlikte okunduğunda hangi sürenin hangi işlemden başladığı ayrılmalıdır.
Amme Alacakları Kanunu m.39 — Ödeme yeri
6183 sayılı Kanun m.39, amme alacaklarının ödeme yerini düzenler. Hususi kanunlarında ödeme yeri gösterilmemiş amme alacaklarının borçlunun ikametgâhının bulunduğu yer tahsil dairesine ödenmesini kurar. Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmiş olsun veya olmasın, borçlunun alacaklı tahsil dairesindeki hesabı bildirmesi şartıyla diğer tahsil dairelerine ödeme yapılabilmesine izin verir. Tahsildarlara yapılacak ödemelerin bu yolla geçerli sayılmayacağını belirtir. Madde, amme alacaklarının ödeme yeri konusunda uygulanır ve özel kanunların ödeme yeri hükmünü tamamlayıcı niteliktedir. Madde, ödemenin banka hesabı üzerinden yapılması ya da hesap numarası ile ödeme usulünü ayrıntılı düzenlemez; bunlar ayrı düzenlemelerdir. Amme alacağının tahsil zamanaşımını, takip usullerini ve haczi düzenlemez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde yer alır. Özel sektör abonelik borçlarına ilişkin 7155 sayılı Kanun'daki ödeme yeri hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır."
Ödeme yeri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tahsil dairesi
- Amme alacaklarının tahsilini yürüten idari birimdir. Maddeye göre ödeme, borçlunun ikametgâhının bulunduğu yerdeki tahsil dairesine yapılır.
- İkametgâh
- Borçlunun yerleşim yeridir. Ödeme yerinin belirlenmesinde, hususi kanunda ödeme yeri gösterilmediğinde başvurulan bağlama ölçütüdür.
- Hususi kanun
- Belirli bir amme alacağını düzenleyen özel mevzuattır. Ödeme yerinin bu kanunda gösterilip gösterilmediği, maddedeki iki ayrı hal için belirleyicidir.
- Alacaklı tahsil dairesi
- Amme alacağının ödenmesi gereken, hesabı borçluya bildirilen tahsil dairesidir. Diğer tahsil dairelerine ödeme yapılabilmesi, bu dairenin hesabının bildirilmesi koşuluna bağlıdır.
- Tahsildar
- Tahsil dairesinde nakit tahsilat yapan görevlidir. Bu fıkra gereğince yapılan ödemeler tahsildarlara yapılamaz.
Ödeme yeri: hangi şartlar aranır?
- Amme alacağının ödeme yerini belirleyen bir hususi kanun hükmü bulunmuyorsa, ödeme borçlunun ikametgâhının bulunduğu yer tahsil dairesine yapılmalıdır.
- Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmiş olsa bile, diğer tahsil dairelerine ödeme yapılabilmesi için alacaklı tahsil dairesindeki hesabın borçlu tarafından bildirilmiş olması gerekir.
- Diğer tahsil dairelerine yapılan ödeme, alacaklı tahsil dairesindeki hesap bildirilmeden yapılmamalıdır.
- Bu fıkra gereğince yapılacak ödemeler tahsildara yapılmamalıdır; ödeme tahsildara yapılırsa madde kapsamında geçerli bir ödeme sayılmaz.
Ödeme yeri: hangi sonuçları doğurur?
- Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmemişse, amme alacağı borçlunun ikametgâhındaki tahsil dairesine ödenir.
- Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmiş olsa bile, borçlunun alacaklı tahsil dairesindeki hesabı bildirmesi şartıyla diğer tahsil dairelerine ödeme yapılabilir.
- Hesap bildirilmeden diğer tahsil dairesine yapılan ödemenin maddeye dayanarak geçerli sayılması mümkün değildir.
- İkinci fıkra gereğince yapılan ödemeler tahsildarlara yapılamaz.
Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmemiş ile gösterilmiş arasındaki fark nedir?
Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmemişse, ödeme borçlunun ikametgâhındaki tahsil dairesine yapılır.
Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmişse, ödeme o yerdeki tahsil dairesine yapılır; ancak madde ikinci fıkra ile diğer tahsil dairelerine ödemeye de izin verir.
Ödeme yeri gösterilmemişse yalnız ikametgâh tahsil dairesi yetkilidir. Gösterilmişse, borçlu hesabı bildirmek kaydıyla başka daireye de ödeme yapabilir.
Ana ödeme yeri ile diğer tahsil dairesine ödeme arasındaki fark nedir?
Ana ödeme yeri, ikametgâh tahsil dairesi veya hususi kanundaki yerdir.
Diğer tahsil dairesine ödeme, alacaklı tahsil dairesindeki hesabın borçluya bildirilmesi koşuluna bağlıdır.
Hesap bildirilmeden diğer bir daireye yapılan ödeme, maddenin izin verdiği ödeme olarak kabul edilmez.
Tahsil dairesine ödeme ile tahsildara ödeme arasındaki fark nedir?
Tahsil dairesine, yani hesap veya kurum üzerinden yapılan ödeme, maddenin öngördüğü usuldür.
Tahsildara yapılan nakit ödeme, ikinci fıkra kapsamında yapılan ödeme olarak kabul edilemez.
Diğer tahsil dairelerine ikinci fıkra gereğince yapılan ödemeler tahsildarlara yapılamaz.
Ödeme yeri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hususi kanunda ödeme yeri gösterilmiş olduğu halde, bu yeri ikinci fıkranın izin verdiği diğer bir dairenin hesabı ile karıştırmak.
- Alacaklı tahsil dairesinin hesabı bildirilmeden diğer bir tahsil dairesine ödeme yapılabileceğini sanmak.
- İkinci fıkra gereğince yapılan ödemeyi tahsildara yapılabilir kabul etmek.
- Ödeme yerini belirlerken borçlunun ikametgâhı yerine alacaklının yerleşim yerini esas almak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Amme alacağının ödeme yerinin, borçlunun ikametgâhındaki tahsil dairesi olduğu yönünde kararlar, maddenin genel kuralını tekrar eder. (4. Daire, 1996/5596 E., 1997/3900 K., 31.10.1997)
Nasıl ispat edilir?
- Ödemeyi yapan borçlu, ödemenin ikametgâh tahsil dairesine veya hesap bildirilmiş bir tahsil dairesine yapıldığını belgeyle ispatlamalıdır.
- Ödeme yeri konusunda hususi kanunda hüküm bulunup bulunmadığı, kuralın uygulanmasının ön koşuludur ve ispat yükü ileri süren tarafa aittir.
- Alacaklı tahsil dairesindeki hesabın borçluya bildirildiği iddiası, bildirimi yapan tarafça belgeyle ispatlanmalıdır.
- İkametgâhın tespiti, borçlunun ikametgâh bilgisine dayanır; karşı tarafın farklı bir yerleşim yeri iddiası varsa bunu ispat etmesi gerekir.
Amme Alacakları Kanunu m.40 — Ödeme şekli, makbuz
6183 sayılı Kanun m.40, amme alacaklarının ödeme şeklini düzenler: ödemenin makbuz karşılığı yapılması, Maliye Bakanlığının özel ödeme şekillerini zorunlu kılma yetkisi, makbuz dışı ödemelerin amme alacağına mahsup edilememesi, makbuzun şekli, borçlunun makbuzu saklama yükümlülüğü ve makbuzun postayla gönderilmesinde masrafın kime ait olduğu. Maddeye göre ödemenin hangi bankadan veya hangi kanalla yapılacağı, ödeme yerinin ve zamanının ayrıntısı, tahsil işleminin diğer aşamaları madde kapsamında değildir. Madde, özel kanunlardaki makbuz dışı tahsilat hallerini de saklı tutar. Yetkili memur dışındaki kişilere yapılan ödemenin borçlu bakımından sonucu ile zamanaşımı, haciz ve icra takibi usulü bu maddede düzenlenmez; bu konular ilgili diğer maddelerde yer alır.
Ödeme şekli, makbuz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Makbuz karşılığı ödeme
- Amme alacağının, alacaklı tahsil dairesinin salahiyetli ve mesul memurlarınca verilen makbuz karşılığında yapılan ödemesidir. Maddenin temel ödeme biçimi budur.
- Özel ödeme şekilleri
- Maliye Bakanlığının, belirli tahsil daireleri, alacak türleri, ödeme zamanları veya safhalar bakımından ödemenin zorunlu olarak yapılmasını öngördüğü ödeme yöntemleridir. Bu yetki topluca ya da ayrı ayrı kullanılabilir.
- Salahiyetli ve mesul memur
- Tahsil dairesinde ödeme alma yetkisi bulunan ve bu yetkisinden sorumlu olan memurdur. Bu niteliği taşımayan kişiye yapılan ödeme, madde bakımından geçerli makbuz ödemesi sayılmaz.
- Mahsup
- Yapılan ödemenin amme alacağından düşülerek borcun kapatılmasıdır. Makbuz dışı veya yetkisiz memura yapılan ödemeler bu şekilde amme alacağına mahsup edilemez.
- Tahsil zamanaşımı müddeti
- Amme alacağının tahsil edilebileceği azami süredir. Borçlunun makbuzu bu süre sonuna kadar saklaması gerekir; süre tutarı bu maddede yazılı değildir.
Ödeme şekli, makbuz: hangi şartlar aranır?
- Ödemenin tahsil dairesinin salahiyetli ve mesul memuruna yapılmış olması gerekir.
- Ödemenin verilecek makbuz karşılığında yapılmış olması gerekir; makbuz alınmadan yapılan ödeme amme alacağına mahsup edilemez.
- Ödemenin, Maliye Bakanlığınca özel ödeme şekli zorunluluğu getirilmişse bu şekle uygun yapılmış olması gerekir.
- Makbuzun, ilgili amme idaresinin belirlediği şekle uygun düzenlenmiş olması gerekir.
- Ödeme özel bir kanunda makbuz dışında bir şekilde öngörülmüşse, o kanundaki hüküm saklı kalır; bu hal için madde metninin makbuz şartı uygulanmaz.
Ödeme şekli, makbuz: hangi sonuçları doğurur?
- Makbuz karşılığı yapılan ödeme amme alacağına mahsup edilir.
- Makbuz karşılığı yapılmayan ödemeler amme alacağına mahsup edilemez.
- Salahiyetli ve mesul memurlardan başkasına yapılan ödemeler amme alacağına mahsup edilemez.
- Maliye Bakanlığının özel ödeme şekli zorunluluğu getirdiği hallerde bu şekle uyulmayan ödeme alacağa mahsup edilemez.
- Makbuzun şeklini ilgili amme idaresi belirler.
- Borçlu makbuzunu amme alacağının tahsil zamanaşımı müddeti sonuna kadar saklamakla yükümlüdür ve salahiyetli memurlar istediğinde bunu göstermek zorundadır.
- Makbuzun borçluya posta ile gönderilmesi gerektiği hallerde posta masrafı alacaklı amme idaresine aittir.
- Hususi kanundaki makbuz dışı tahsilata ilişkin hükümler saklıdır.
Makbuz karşılığı ödeme ile özel ödeme şekli arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak ödeme, salahiyetli memura karşı makbuz alınarak yapılır.
Maliye Bakanlığı, belirli hallerde ödemenin özel ödeme şekilleriyle yapılmasını zorunlu kılabilir.
Bakanlık kararıyla zorunlu kılınan hallerde özel ödeme şekli kullanılmadan yapılan ödeme, madde kapsamında amme alacağına mahsup edilemez.
Salahiyetli memura yapılan ödeme ile başkasına yapılan ödeme arasındaki fark nedir?
Salahiyetli ve mesul memura, makbuz karşılığında yapılan ödeme alacağa mahsup edilir.
Salahiyetli ve mesul memurlardan başkasına yapılan ödeme ile makbuz karşılığı yapılmayan ödeme ayrı bir kategoridir.
Bu ödemeler amme alacağına mahsup edilemez.
Genel makbuz kuralı ile hususi kanun hükümleri arasındaki fark nedir?
Madde metnindeki makbuz kuralı, tahsil usulünün genel hükmüdür.
Hususi kanunlarda makbuz verilmesinden başka şekillerde yapılan tahsilata ilişkin hükümler saklıdır.
Özel kanun makbuz dışı bir tahsilat yöntemi öngörüyorsa, o yöntem bakımından 40. maddenin mahsup yasağı uygulanmaz.
Ödeme şekli, makbuz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Makbuz dışı ödemeyi her hâlde geçersiz saymak; madde yalnızca mahsup edilemeyeceğini düzenler, borcun ödendiği yönündeki diğer sonuçları ayrıca değerlendirilmelidir.
- Maliye Bakanlığının özel ödeme şekli yetkisini her zaman kullanılmış saymak; yetki ancak Bakanlık işlemiyle kullanılır.
- Eski mevzuattaki pul yapıştırma veya çekle ödeme gibi usulleri güncel makbuz kuralına karıştırmak.
- Kararlardaki 2003 öncesi metnin güncel fıkra düzenini esas almak; madde 2003-12-25 değişikliği sonrası hâlinin okunması gerekir.
- Hususi kanundaki makbuz dışı tahsilatı genel kuralın ihlali saymak; madde bu hükümleri saklı tutar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Makbuz karşılığı yapılmayan ödemenin amme alacağına mahsup edilemeyeceği ve bu nedenle ödemenin alacağı sona erdirmediği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2020/10734 E., 2021/5920 K., 26.04.2021)
- Ödemenin makbuz karşılığı yapılması kuralının, tahsil usulünün temel güvencesi olarak yorumlandığı görülmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2020/10734 E., 2021/5920 K., 26.04.2021; 4. Daire, 1996/5566 E., 1997/1397 K., 05.05.1997)
- Maddenin 2003 değişikliğinden önce verilen kararların, çekle ödeme gibi eski tahsilat yöntemlerini esas aldığı; bu kararların madde metninin güncel hâli bakımından dikkatle okunması gerektiği kabul edilmektedir. (3. Daire, 1995/4627 E., 1996/105 K., 18.01.1996; 4. Daire, 1996/5566 E., 1997/1397 K., 05.05.1997)
Nasıl ispat edilir?
- Ödemeyi yapan borçlu, ödemeyi makbuz karşılığı yaptığını ve makbuzun salahiyetli memur tarafından verildiğini makbuzla ispatlamakla yükümlüdür.
- Makbuz yoksa borçlu ödemeyi tanık veya başka yazılı delille ispat etmeye çalışabilir; ancak madde gereği makbuz dışı ödemenin mahsup edilemeyeceği hatırlanmalıdır.
- Amme idaresi, ödemenin makbuz karşılığı yapılmadığını veya yetkisiz kişiye yapıldığını savunursa, bu savunmanın ispatı ile karşılaşır.
- Borçlunun makbuzu tahsil zamanaşımı süresince saklaması ve istenince göstermesi, delil bakımından sürekli bir yükümlülük olarak ortaya çıkar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.41: Maddenin atıfla anılmadığı, ancak uygulamada makbuz dışı ödeme yollarını düzenleyen komşu hükümdür; 40. maddenin genel makbuz kuralıyla birlikte okunması gerekir.
- 6183 sayılı Kanun m.42: Çekle ödemeye ilişkin özel hükümler içerir ve makbuz dışı tahsilat hallerinden biri olarak 40. maddenin saklı tuttuğu hususi düzenlemelere örnektir.
Amme Alacakları Kanunu m.41 — Hususi ödeme şekilleri
6183 sayılı Kanun'un 41. maddesi, Maliye Bakanlığınca belirlenen amme alacaklarının bankalar ya da postaneler aracılığıyla ödenmesini düzenler. Bu kapsamda ödeme şekilleri (çizgili çek, münakale, vergi dairesi hesabına ödeme, postane, banka/kredi kartı), bankalarca tahsil edilen paraların Merkez Bankasına aktarılma süreleri, bu sürelerin geçilmesinin sonucu, şube müdürlerinin ve postane müdürlerinin sorumluluğu ile bankaların kart ödemelerinde komisyon alması ve komisyonsuz ödeme için vade tanıması konularını içerir. Madde, banka şubeleri, postaneler ve bu kuruluşlar aracılığıyla amme alacağı ödemesi yapan mükellefler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: amme alacağının tahakkuku ve tebliği (6183 m.10 vd. ve m.55 çerçevesinde ödeme emri), haczi üçüncü kişilerdeki alacaklar bakımından (6183 m.79), istihkak davaları (6183 m.68) ve ihalenin feshi (6183 m.99) ile borçlunun ödeme süresi (6183 m.60) gibi usul hükümleri bu maddede yer almaz.
Hususi ödeme şekilleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ödeme şekilleri
- Maliye Bakanlığının belirlediği amme alacağı ödeme yolları olup çizgili çek, münakale, vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına ödeme, postane ve kart kullanımını kapsar. Hangi şeklin hangi alacak için kullanılacağı Bakanlıkça düzenlenir.
- Münakale
- Mükellefin kendi hesabındaki parayı aynı bankadaki ilgili vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına aktarmasıdır. Ödeme, bankanın bu hesaba nakil işlemiyle gerçekleşir.
- Aktarma süresi
- Bankaca tahsil edilen veya kart karşılığı alınan paraların Merkez Bankasına, postane ödemelerinin ise vergi dairesine intikal ettirilmesi için tanınan süredir. Madde metninde gün sayısı olarak belirlenmiştir ve Bakanlık, bu süreyi aşmamak kaydıyla farklı süre tayin edebilir.
- Gecikme zammı
- Aktarma süresinde yapılmayan intikal sebebiyle amme alacağının ödeme yapması gereken kuruluştan tahsil edilmesini sağlayan yaptırımdır. Borçlunun değil, tahsilatı yapan kuruluşun sorumluluğunu doğurur.
- Komisyon
- Kart ile amme alacağı ödenirken bankanın amme borçlusundan alabileceği bedeldir. Maliye Bakanlığı komisyonsuz ödeme için vade şartı getirebilir.
Hususi ödeme şekilleri: hangi şartlar aranır?
- Ödemenin Maliye Bakanlığının tayin ettiği yerlerde ve Bakanlıkça belirlenen alacak türleri için yapılması gerekir.
- Ödeme, Bakanlığın düzenlediği şekillerden biriyle (çizgili çek, münakale, vergi dairesi veya Merkez Bankası hesabına ödeme, postane veya kart kullanımı) yapılmalıdır.
- Bankaca tahsil edilen veya kart karşılığı alınan paranın Merkez Bankasına, postane ödemesinin ilgili vergi dairesine, belirlenen süre içinde aktarılması gerekir.
- Komisyon alınacaksa bu, kart ile yapılan ödemede amme borçlusundan alınabilir; komisyonsuz ödeme için vade şartı konulmuşsa amme alacağının vade tarihinden en fazla 20 gün öncesine kadar ödeme yapılması gerekir.
- Aktarma süresinin aşılmaması, Bakanlığın bu süreyi aşmayacak biçimde farklı süre tayin etme yetkisinin sınırı olarak gözetilmelidir.
Hususi ödeme şekilleri: hangi sonuçları doğurur?
- Bankaca tahsil edilen paralar süresinde Merkez Bankasına aktarılmazsa, amme alacağı gecikme zammı uygulanarak tahsilatı yapan bankadan tahsil edilir.
- Postane ile yapılan ödemeler süresinde vergi dairesine intikal ettirilmezse, amme alacağı gecikme zammı ile tahsilatı yapan postaneden tahsil edilir.
- Tahsilatı yapan banka şube müdürü, paraları süresinde Merkez Bankasına aktarmaktan sorumludur.
- Postane veya posta çek merkezi müdürü, postane ödemelerini süresinde ilgili vergi dairesine intikal ettirmekten sorumludur.
- Bankalar kart ile yapılan amme ödemelerinde borçludan komisyon alabilir; Bakanlık komisyonsuz ödeme için vade öncesi süre şartı getirebilir.
- Bakanlık aktarma süresini aşmamak kaydıyla alacak türleri ve bankalar itibarıyla farklı süreler tayin edebilir.
- Fıkra 5 (Anayasa Mahkemesinin 23/3/2004 tarihli kararıyla iptal edilen fıkra) uyarınca sorumluluk düzenlemesi artık geçerli değildir; bu nedenle sorumluluk yalnızca gecikme zammı ve şube/postane müdürünün sorumluluğu ile sınırlıdır.
Bankaca tahsilat ile kart ile ödeme arasındaki fark nedir?
Bankaca tahsil edilen paralarda aktarma süresi, tahsil tarihinden itibaren başlar.
Kredi kartı ile yapılan ödemede süre, işlem tarihini izleyen günden başlar.
Kredi kartı ödemesi için tanınan aktarma süresi (20 gün) banka tahsilatına göre (7 gün) daha uzundur.
Banka tahsilatı ile postane ödemesi arasındaki fark nedir?
Bankaca tahsil edilen paralar Merkez Bankasına aktarılır.
Postane ile yapılan ödemeler ilgili vergi dairesine intikal ettirilir.
İki hâlde de süre 'azami' olarak belirlenmiştir, ancak süreler farklıdır (7 gün ve 10 gün) ve aktarılacak kurum farklıdır.
Gecikme zammı ile şube müdürünün sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Gecikme zammı, aktarma yapılmayan amme alacağının tahsilatını yapan kuruluştan istenmesidir.
Şube müdürleri ile postane veya posta çek merkezi müdürleri ayrıca sorumlu tutulur.
Kuruluş ve müdür farklı sorumluluk alanlarında yer alır; aktarmadan sorumlu olan müdürdür.
Komisyonlu ile komisyonsuz ödeme arasındaki fark nedir?
Bankalar kart ile yapılan amme ödemelerinde borçludan komisyon alabilir.
Bakanlık, vade tarihinden en fazla 20 gün öncesine kadar komisyonsuz ödeme şartı koyabilir.
Komisyon ödenmemesi için belirlenen erken ödeme süresine uyulursa borçlu komisyon ödemez.
Hususi ödeme şekilleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kredi kartı ile yapılan ödemede 7 günlük süreyi uygulamak; kart ödemesi için süre 20 gündür.
- Postane ödemelerinde süreyi bankaca tahsil edilen paralar gibi 7 gün saymak; postane ödemelerinde süre 10 gündür.
- Komisyon alınmasını sınırsız kabul etmek; komisyonun alınması, komisyonsuz ödeme için Bakanlıkça belirlenen vade koşuluna bağlı bir seçenektir.
- Bakanlığın farklı süre tayin yetkisini sınırsız görmek; süre, madde metnindeki azami süreyi aşamaz.
- Gecikme zammını borçludan istenecek bir alacak gibi değerlendirmek; metin gereği gecikme zammı tahsilatı yapan kuruluştan alınır.
- Kitap ve eski kararların 2003 öncesi metnine dayanarak fıkra numaralarını ya da kapsamı güncel metinle karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Bankaların, aktarma süresi geçtikten sonra yapılan gecikme zammı işlemlerinde, gecikme zammının banka tarafından ödenmesi gerektiği yönünde uygulama oluşmuştur. (10. Daire, 2016/12023 E., 2021/2589 K., 25.05.2021; 10. Daire, 1996/2275 E., 1998/5279 K., 22.10.1998)
- Banka şube müdürünün aktarmada kusurunun bulunup bulunmadığı, sorumluluğun tespitinde değerlendirilmiştir; objektif özen yükümlülüğü ile ilgili tartışmalar mevcuttur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/77 E., 2023/612 K., 06.04.2023)
- Yıllık ve geriye dönük aktarma süresi uygulamalarında, eski düzenleme ile yapılan işlemlerin hukuka uygunluğu yargı kararlarına konu olmuş; 2003 değişikliği öncesi karar ve yorumların güncel metinle birlikte okunması gerektiği görülmüştür. (10. Daire, 2000/180 E., 2000/5642 K., 13.11.2000; 7. Daire, 1997/3248 E., 1999/3273 K., 11.10.1999)
Nasıl ispat edilir?
- Gecikme zammının tahsilini talep eden idare, aktarma süresinin geçtiğini ve paranın tahsil edilmiş olduğunu ispatla yükümlüdür; tahsil tarihi ve aktarma kayıtları belgeyle gösterilmelidir.
- Bankanın veya postanenin, paranın süresinde aktarıldığını ya da ödemenin belirtilen süre içinde intikal ettirildiğini ileri sürmesi hâlinde, aktarma belgeleriyle bu savunmayı ispatlaması gerekir.
- Kart ödemelerinde işlem tarihinin ve kartla ödemenin kaydının, süre hesabında belirleyici delil olduğu kabul edilmelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 m.60: Borçlunun ödeme emrinin tebliğinden sonra ödeme yapma süresini düzenler; m.41 ile doğrudan bağlantısı yoktur, ancak ödemenin zamanlaması bakımından karşılaştırılır.
- 6183 m.79: Üçüncü kişilerdeki alacakların haczini düzenler; m.41 kapsamı dışında kalan ayrı bir tahsil yoludur.
- 5584 sayılı Kanun m.66 (mükerrer): Maddenin metninde postane ve posta çek merkezi müdürleri için anılan kanun maddesidir; m.41'in postane müdürlerinin sorumluluğuna ilişkin fıkrası bu düzenlemeye bağlanır.
Amme Alacakları Kanunu m.42 — Çekle veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler
6183 sayılı Kanun'un 42. maddesi, amme alacaklarının çizgili çek ile ödenmesine ilişkin özel usul kurallarını düzenler: çekin amme alacağı bakımından düzenlenme biçimi, alacağın teşhisine yönelik bilgilerin tespiti yetkisi ile çek veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri araçlarla yapılan ödemenin tediye edilmemesi hâlinde amme alacaklısının rücu hakkı ve karşılıksız çıkan çekin iadesi düzenlenmektedir. Madde, amme alacaklısına ödeme yapan tüm borçlular ve bu ödemeleri alan ilgili vergi dairesi ile kamu alacaklısı idareler bakımından uygulanır. Çekin genel kıymetli evrak hükümleri (Ticaret Kanunu'nun çek bölümü) ile ilgili kısımlar Kanun'un açık hükmüne tabidir. Madde, çekin karşılıksız işlemine ve bu işlemin bankaca yapılmasına ilişkin ayrıntıları düzenlemez (5941 sayılı Çek Kanunu). Çekin ibraz süresi ve takip usulü de bu maddede yer almaz (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenir). Vergi ödemelerinin nakit ve çek dışındaki diğer ödeme yöntemlerine ilişkin genel usuller (m.41 ve m.43 ve 44 hükümleri) bu maddenin kapsamı dışındadır.
Çekle veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Çizgili çek
- Üzerine çizgi çekilerek yalnızca bir banka aracılığıyla tahsil edilebilen çektir. Bu maddede amme alacağının ödenmesi için düzenlenen çek, ilgili vergi dairesi adına, emre yazılı olmadığı kaydıyla ve bir banka üzerine çekilmelidir.
- Amme alacaklısı
- Alacağın tahsil edildiği kamu idaresidir; bu maddede ilgili vergi dairesi olarak anılır. Çekin lehtarı bu dairedir ve rücu hakkı da onu tanınmıştır.
- Rücu hakkı
- Çek veya ilgili ödeme aracının herhangi bir sebeple tediye edilmemesi hâlinde amme alacaklısının borçluya karşı alacağını yeniden talep edebilmesi hakkıdır. Bu hak, ödemenin gerçekleşmediği durumlara bağlıdır.
- Münakale emri
- Havale niteliğinde bir ödeme aracı olarak kullanılan, bankaya yapılan ödeme talimatıdır. Madde metni çek ile birlikte bu aracı da 2. fıkra kapsamında sayar.
- Alacağın teşhisi
- Çek üzerine yazılacak bilgilerin, hangi amme alacağının ödendiğini belirlemeye yarayan kayıtlar olduğunu ifade eder. Bu bilgileri belirlemeye Maliye Vekaleti (bugünkü Hazine ve Maliye Bakanlığı) yetkilidir ve bu yetki Ticaret Kanunu'na aykırı olamaz.
Çekle veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler: hangi şartlar aranır?
- Ödemenin amme alacağına ilişkin olması ve çekin bu alacağın ödenmesi için düzenlenmiş bulunması gerekir.
- Çek, ilgili vergi dairesi adına düzenlenmeli ve emre yazılı olmadığı kaydını taşımalıdır.
- Çek bir banka üzerine çekilmiş olmalı, muhatap banka dışında bir kişi gösterilmemelidir.
- Çek üzerine konacak alacağın teşhisine yarayan kayıtlar, Maliye Vekaleti'nin belirlediği biçimde yer almalı ve Ticaret Kanunu'na aykırı olmamalıdır.
- Ödemenin çek, münakale emri veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlarla yapılması hâlinde, herhangi bir sebeple tediye edilmemesi rücu hakkının doğması için yeterlidir.
- Rücu hakkının kullanılabilmesi için çek veya münakale emrinin kabul edilmediğinin tevsik edilmiş olması ve bu durumun münakale istiyene, keşideciye ya da temsilcilerine tebliğ edilmiş bulunması gerekir.
Çekle veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler: hangi sonuçları doğurur?
- Amme alacağı için düzenlenen çek, ilgili vergi dairesi adına ve emre yazılı olmadığı kaydıyla bir banka üzerine çekilir.
- Çek veya münakale emri ya da kart ile yapılan ödeme herhangi bir sebeple tediye edilmezse amme alacaklısının borçluya karşı rücu hakkı saklıdır.
- Rücu hakkına dayanılan işlemde çek veya münakale emrinin kabul edilmediği tevsik edilir ve bu durum münakale istiyene, keşideciye veya temsilcilerine tebliğ edilir.
- Kabul edilmeyen çek, tebliğ yapılarak iade olunur.
- Ödemenin tediye edilmemesi hâlinde borç ortadan kalkmaz; amme alacaklısı borçluya karşı alacağını yeniden talep edebilir.
Amme alacağı çeki ile genel çek arasındaki fark nedir?
Amme alacağının ödenmesi için düzenlenen çekte, lehtar ilgili vergi dairesidir, çek emre yazılı olamaz ve banka üzerine çekilmelidir.
Genel ticari çekte lehtar herhangi bir gerçek veya tüzel kişi olabilir ve çek emre, nama ya da hamiline yazılabilir.
Amme alacağı çekinde 42. madde ve Maliye Vekaleti'nin belirlediği kayıtlar uygulanır; genel çek hükümleri ise yalnız bu maddeye aykırı olmayan ölçüde geçerlidir.
Çek ile ödeme ile münakale emri veya kart ile ödeme arasındaki fark nedir?
Çek ödemesinde rücu hakkı, çekin tediye edilmemesi hâlinde doğar ve kabul edilmeyen çek iade edilir.
Münakale emri veya banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlarla yapılan ödemede de aynı rücu hakkı tanınmıştır.
Her iki araçta da tediye edilmeme hâli rücu hakkı doğurur; ancak iade ve kabul edilmeme tevsiki yalnız 2. fıkra gereğince işlem yapılan hâllerde söz konusudur.
Çekle veya münakale emri ile ödemeye ait hususi hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Amme alacağı için düzenlenen çeki genel çek gibi değerlendirip emre yazılı olarak düzenlemek; bu durumda 42. maddenin emredici kayıtlarına aykırılık doğar.
- Rücu hakkını yalnız çek için geçerli saymak; münakale emri ve kart ile yapılan ödemelerde de aynı hakkın tanındığını gözden kaçırmak.
- Kabul edilmeyen çekin iadesini tebliğ yapılmadan gerçekleştirmek; 2. fıkra gereğince tebliğ ve tevsik zorunludur.
- Alacağın teşhisine ilişkin kayıtları Ticaret Kanunu'na aykırı biçimde belirlemek; bu kayıtlar TTK'ya aykırı olamaz.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Amme alacağına ilişkin çek düzenlemenin, çekin adi havale hükmünde kalmaması ve kambiyo niteliğini koruyabilmesi için emre yazılı olmaması ve banka üzerine çekilmesi koşullarına bağlandığı kabul edilmektedir. (7. Daire, 1993/2376 E., 1995/5572 K., 21.12.1995)
Nasıl ispat edilir?
- Ödemenin amme alacağına ilişkin olduğunu ve çekin ilgili vergi dairesi adına, emre yazılı olmayarak bir banka üzerine düzenlendiğini ödemeyi yapan borçlu ileri sürer ve bu kayıtlarla ispatlar.
- Tediye edilmeme hâlinde rücu hakkını kullanan amme alacaklısı, çek veya münakale emrinin kabul edilmediğini tevsik etmekle yükümlüdür.
- Karşı taraf, ödemenin yapıldığını veya çekin kabul edildiğini iddia ederse bunu banka kayıtları ve ödeme belgeleriyle ispatlar.
- Kabul edilmeyen çekin münakale istiyene, keşideciye veya temsilcilerine tebliğ edildiğinin belgelenmesi gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.41: Vergi ödemelerinin banka veya posta vasıtasıyla yapılmasına ilişkin genel usulü düzenler; 42. madde bu usulün çekle yapılan ödemeye özgü kurallarını koyar.
- 6183 sayılı Kanun m.43: Ödeme aracı ve tahsilat işlemlerine ilişkin ayrı hükümler içerir; 42. madde kapsamındaki çek ödemelerine dair kuralları tamamlamaz.
- 6183 sayılı Kanun m.44: Ödemelere ilişkin ek hükümleri düzenler; 42. maddenin uygulanmasında bu maddeyle bağlantılı olarak dikkate alınır.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu: Çizgili çekle yapılan ödemeler hakkında Ticaret Kanunu hükümleri uygulanır; ancak 42. maddede düzenlenen hususlarda bu maddeye üstünlük tanınır. Çekin unsurları, ciro ve ibraz gibi konular TTK'da düzenlenir.
- 5941 sayılı Çek Kanunu: Karşılıksız çek işlemi, ibraz süresi ve karşılıksız çek sonuçları bu kanunda düzenlenir; 42. madde bu hususları kapsamaz.
Amme Alacakları Kanunu m.43 — Çeklerde tanzim tarihi
6183 sayılı Kanun'un 43. maddesi, amme alacaklarının tahsilinde vergi, resim veya harç ödemesi için verilen çeklerin düzenleme (keşide) tarihine ilişkin şekil koşulunu düzenler. Maddenin konusu, çekin tahsil dairesine, postaya veya bankaya verildiği tarihle düzenleme tarihi arasındaki ilişkidir. Madde, amme alacağına karşılık çek veren mükellefler ile bu çekleri kabul eden tahsil dairesi, posta ve banka bakımından uygulanır. Madde, çekin karşılıksız çıkması halinde muhatap bankanın yapacağı işlemleri, ödeme ve ibraz süreçlerini, çekin ibraz süresinin hesabını ve çek zamanaşımını düzenlemez (bu konular için 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun çeke ilişkin hükümlerine ve 5941 sayılı Çek Kanunu'na bakılmalıdır).
Çeklerde tanzim tarihi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Düzenleme (keşide) tarihi
- Çekin üzerinde yazılı olan, çekin düzenlendiği tarihtir. Madde bakımından belirleyici olan, çekin fiilen tahsil dairesine, postaya veya bankaya verildiği tarih ile bu düzenleme tarihi arasındaki ilişkidir.
- Tahsil dairesine, postaya veya bankaya verilme tarihi
- Çekin amme alacağına karşılık olarak ilgili kuruma ulaştırıldığı andır. Düzenleme tarihinin bu tarihten önceki bir gün veya daha önceki bir tarih olması, maddede aranan sınırın dışında kalır.
- En çok bir gün evvelki tarih
- Düzenleme tarihinin, çekin verildiği tarihten en fazla bir gün önce olabileceğini ifade eden üst sınırdır. Bu sınırı aşan eski tarihli çekler kabul edilmez.
Çeklerde tanzim tarihi: hangi şartlar aranır?
- Çekin amme alacağının ödenmesi amacıyla tahsil dairesine, postaya veya bankaya verilmiş olması gerekir.
- Çekin düzenleme tarihinin, verildiği tarihle veya en çok bir gün evvelki tarihle yazılmış olması gerekir.
- Düzenleme tarihinin, verildiği tarihten bir günden fazla eski olmaması gerekir; bu sınırın aşılması halinde çek kabul edilmez.
Çeklerde tanzim tarihi: hangi sonuçları doğurur?
- Düzenleme tarihi, çekin verildiği tarihle veya en çok bir gün evvelki tarihle yazılmışsa çek kabul edilir.
- Daha eski tarihli çekler kabul edilmez.
- Kabul edilmeyen çek nedeniyle amme alacağının ödendiği kabul edilmez ve tahsil işlemi bu çek üzerinden yürütülemez.
- Madde, çekin gerçek düzenleme tarihinin farklı olduğu iddiasını, tahrifat veya paraf konularını düzenlemez; bu konular TTK ve HMK hükümlerine tabidir.
Verildiği tarihle düzenleme tarihi ile en çok bir gün evvelki tarih arasındaki fark nedir?
Çekin verildiği tarihle aynı günde düzenlenmiş olması, maddenin doğrudan karşıladığı haldir.
Çekin verildiği tarihten bir gün önce düzenlenmiş olması, maddenin tanıdığı en eski sınırdır.
Her iki halde de çek kabul edilir. Bir günden daha eski tarihli çekler kabul edilmez.
Kabul edilen çek ile kabul edilmeyen eski tarihli çek arasındaki fark nedir?
Düzenleme tarihi maddedeki sınırın içinde kalan çek, tahsil dairesi, posta veya banka tarafından işleme alınır.
Düzenleme tarihi verildiği tarihten en az iki gün önce olan çek, maddeye göre kabul edilmez.
Kabul edilmeyen çekle amme alacağı ödenmiş sayılmaz; ödeme yapılmamış olur.
Çeklerde tanzim tarihi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Düzenleme tarihini yalnız yıl olarak yazılmış bir çeki yeterli saymak; tarihin yıl, ay ve gün olarak yazılması gerekir.
- Bir günden eski tarihli çeki maddenin tanıdığı istisna kapsamında görmek; maddede tanınan fark en çok bir gündür.
- Maddeyi çekin ibraz süresi, karşılıksızlık işlemi veya zamanaşımı konularına uygulamak; bu konular madde kapsamında değildir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Keşide tarihinde çizilerek yeni tarih yazılmasının, borçlu keşideci tarafından paraflanmadığı sürece geçerli olmadığı ve tahrifattan önceki tarihin esas alındığı kabul edilmektedir. (9. Daire, 1998/424 E., 1999/2507 K., 15.06.1999)
- Düzenleme tarihinin yıl, ay ve gün olarak açıkça yazılması gerektiği ve yalnız yılın yazılmasının yeterli olmadığı kabul edilmektedir. (7. Daire, 1993/2376 E., 1995/5572 K., 21.12.1995)
Nasıl ispat edilir?
- Verginin çekle ödendiği ve çekin tahsil dairesine, postaya veya bankaya verildiği tarihi ileri süren taraf, bu tarihi ispatlamakla yükümlüdür.
- Düzenleme tarihinin verilme tarihinden en çok bir gün önce olduğu, çekin üzerindeki yazılı tarihten ve ilgili kurum kayıtlarından ispatlanır.
- Düzenleme tarihinde değişiklik (tahrifat) bulunduğunu ileri süren taraf, bu iddiayı paraf ve bilirkişi incelemesi gibi delillerle ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.780: Çekin zorunlu şekil koşulları arasında keşide (düzenleme) tarihini sayar; madde bu zorunlu unsurun amme alacağı ödemelerindeki sınırını belirler.
- 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.796: Çekin ibraz süresinin düzenleme tarihinin ertesi günü başladığını düzenler; düzenleme tarihinin doğruluğu bu sürenin hesabında belirleyicidir.
- 5941 sayılı Çek Kanunu: İleri tarihli çekin ibraz edilmesi ve bu tarihten önce takibe konulmasına ilişkin özel düzenleme içerir; 6183 m.43 ile birlikte değerlendirilir.
Amme Alacakları Kanunu m.44 — Hususi ödeme şekillerinde ödeme tarihi
6183 sayılı Kanun m.44, amme alacaklarının 41. maddeye göre yapılan ödemelerinde ödemenin hangi anda yapılmış sayılacağını düzenler. Düzenlenen haller çek ile ödeme, bankaya veya postaneye para yatırma, banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlarla ödeme ile münakale emri üzerine paranın tahsil dairesi hesabına geçmesidir. Kural, amme alacağının ödenmiş sayılması bakımından tahsil dairesi ve borçlu ilişkisinde uygulanır. Madde, ödeme zamanını belirler; ödemenin şekline ilişkin ayrıntılı usulleri, ödeme emrinin düzenlenmesini, gecikme zammı hesabını ve 42. maddenin 2 numaralı fıkrasının kapsamını düzenlemez. Bu konular için 6183 sayılı Kanun'un 41. maddesi, 42. maddesi ve gecikme zammına ilişkin hükümleri ile tahsil usulünün diğer maddeleri incelenmelidir.
Hususi ödeme şekillerinde ödeme tarihi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ödemenin yapılmış sayılması
- Borcun ödenmiş sayılacağı, yani gecikme zammının ve tahsil işlemlerinin kesileceği anın belirlenmesidir. Madde bu anı ödeme şekline göre ayrı ayrı gösterir.
- Münakale emri
- Borçlunun ya da üçüncü kişinin, amme alacağını tahsil dairesi hesabına aktarmak üzere verdiği emirdir. Bu emrin üzerine paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gün ödeme günü sayılır.
- Tahsil dairesi
- Amme alacağının tahsilini yapan ve ödemeyi kabul eden kamu idaresi birimidir. Çekin tahsil dairesine verilmesi, ödemenin yapılmış sayılmasının başlangıç anlarından biridir.
- Kart ile ödeme
- Banka kartı, kredi kartı ve benzeri kartlarla yapılan ödemedir. Ödeme, işlemin kartla yapıldığı gün yapılmış sayılır; işlemin bankaya ya da tahsil dairesine ulaşması beklenmez.
Hususi ödeme şekillerinde ödeme tarihi: hangi şartlar aranır?
- Amme alacağının 41. madde uyarınca ödenmesi gerekir; m.44 yalnız bu yolla yapılan ödemelerin zamanını belirler.
- Ödeme çekle yapılmışsa çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği gün ödeme günü sayılır.
- Ödeme parayla yapılmışsa paranın bankaya veya postaneye yatırıldığı gün ödeme günü sayılır.
- Ödeme banka kartı, kredi kartı veya benzeri kartlarla yapılmışsa işlemin kartla yapıldığı gün ödeme günü sayılır.
- Ödeme münakale emri ile yapılmışsa paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gün ödeme günü sayılır.
- 42. maddenin 2 numaralı fıkrası hükmü saklıdır; bu fıkranın koşulu gerçekleşmişse m.44'teki ödeme günü kuralı o ölçüde uygulanmaz.
Hususi ödeme şekillerinde ödeme tarihi: hangi sonuçları doğurur?
- Çek, tahsil dairesine veya bankaya verildiği gün amme alacağı ödenmiş sayılır.
- Para bankaya veya postaneye yatırıldığı gün amme alacağı ödenmiş sayılır.
- Kartla yapılan işlemde, işlemin yapıldığı gün ödeme yapılmış sayılır.
- Münakale emri üzerine paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gün ödeme yapılmış sayılır.
- Madde, ödeme gününü belirlediği için bu günden sonra doğacak gecikme zammı ve tahsil işlemleri ödeme anına göre hesaplanır; ödeme gününün önce veya sonra tespiti, borçlunun gecikme zammı sorumluluğunu belirler.
- 42. maddenin 2 numaralı fıkrası saklı olduğundan, bu fıkranın koşulu varsa m.44'teki ödeme günü kuralı uygulanmaz.
- Madde ödeme gününü belirler; tahsilin ödeme olarak kabul edilmesi için ödemenin 41. maddeye uygun yapılmış olması gerekir.
Çek ile ödeme ile parayla ödeme arasındaki fark nedir?
Çekle yapılan ödemede ödeme günü, çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği gündür.
Nakdi ödemede ödeme günü, paranın bankaya veya postaneye yatırıldığı gündür.
Her iki halde de ödeme anı fiilî teslim veya yatırma anına bağlanır; tahsil dairesinin hesaba geçiş tarihi beklenmez.
Kartla ödeme ile münakale emriyle ödeme arasındaki fark nedir?
Kartla ödemede ödeme günü, işlemin kartla yapıldığı gündür.
Münakale emriyle ödemede ödeme günü, paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gündür.
Kartla ödemede gün, işlemin yapıldığı tarihtir; münakale emrinde ise hesaba geçiş anı esas alınır. Ödemenin hangi anda yapıldığı bu iki halde farklı belirlenir.
Genel ödeme günü ile 42. madde 2 numaralı fıkra hali arasındaki fark nedir?
Genel kural olarak m.44 ödeme şekline göre ödeme gününü belirler.
42. maddenin 2 numaralı fıkrası hükmü saklı tutulmuştur.
42. maddenin 2 numaralı fıkrasının kapsadığı hallerde m.44'teki gün kuralı, o fıkranın öngördüğü sonuç lehine geri çekilir. Bu fıkranın içeriği madde metninde yazılı değildir; ayrıca incelenmelidir.
Hususi ödeme şekillerinde ödeme tarihi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Çekle ödemede ödeme gününü çekin tahsil dairesi tarafından hesaba geçirildiği gün saymak; m.44 çekin verildiği günü esas alır.
- Nakdi ödemede tahsil dairesinin kayda aldığı tarihi ödeme günü saymak; m.44 paranın bankaya veya postaneye yatırıldığı günü belirler.
- Kartla ödemede işlemin bankaya veya tahsil dairesine ulaştığı tarihi esas almak; m.44 işlemin kartla yapıldığı günü belirler.
- Münakale emrinde emrin verildiği günü ödeme günü saymak; m.44 paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği günü esas alır.
- 42. maddenin 2 numaralı fıkrasını göz ardı ederek m.44'ü her hâlde tek başına uygulamak; madde metni bu fıkrayı açıkça saklı tutar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çekle yapılan ödemelerde vergi dairesi kayıtlarına intikal tarihi ile ödeme günü ayrı tutulmuş; ödeme gününün çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği tarih olduğu kabul edilmektedir. (7. Daire, 1993/2376 E., 1995/5572 K., 21.12.1995; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/466 E., 2000/165 K., 21.04.2000)
- Çekle ödemede gecikme zammının hesabında, çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiği tarih esas alınarak vade sonrası ödeme olup olmadığına bakılmaktadır. (9. Daire, 1998/424 E., 1999/2507 K., 15.06.1999; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/466 E., 2000/165 K., 21.04.2000)
- Nakdi ödemelerde paranın bankaya yatırıldığı tarihin ödeme günü sayılacağı uygulanmaktadır. (9. Daire, 2000/585 E., 2002/1090 K., 28.03.2002)
- Gecikme zammı ve ödeme emri iptali davalarında, ödeme gününün m.44 kapsamında belirlenmesi, borçlunun ödeme yaptığını ileri sürdüğü tarihe göre incelenmektedir. (9. Daire, 1998/424 E., 1999/2507 K., 15.06.1999)
- Sorumlu müdür gibi üçüncü kişilere yönelik tahsil işlemlerinde de m.44'ün ödeme gününü belirleyen hüküm olarak uygulandığı görülmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2025/1471 E., 2025/4775 K., 13.10.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2023/3905 E., 2024/2184 K., 11.09.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Ödemenin yapıldığını ve ödeme gününü ileri süren borçlu veya ödemeyi yapan kişidir; ödeme gününün m.44'te öngörülen tarihe denk geldiğini belgelemekle yükümlüdür.
- Çek ile ödemede çekin tahsil dairesine veya bankaya verildiğini gösteren makbuz, dekont veya tahsil dairesi kaydı delil olarak kullanılır.
- Nakdi ödemede bankaya veya postaneye yatırma işlemini gösteren banka veya PTT dekontu esas alınır.
- Kartla ödemede işlemin kartla yapıldığını gösteren POS fişi veya banka işlem kaydı ispat aracıdır.
- Münakale emrinde paranın tahsil dairesi hesabına geçtiği gün, hesap hareketi belgesi ile ispatlanır.
- Karşı taraf (tahsil dairesi), ödemenin m.44'teki geçiş gününden sonra gerçekleştiğini ileri sürerse bu iddiasını kayıt ve hesap belgeleri ile ispatlamakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.41: Maddenin uygulanacağı ödeme yollarını ve ödeme şekillerini düzenler. m.44, yalnız bu madde uyarınca yapılan ödemelerin zamanını belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.42: 2 numaralı fıkrası m.44'te saklı tutulmuştur; bu fıkranın kapsadığı hallerde m.44'teki ödeme günü kuralı bu fıkra karşısında geri çekilir.
Amme Alacakları Kanunu m.45 — Vergi cüzdanları
6183 sayılı Kanun'un 45. maddesi, vergi, resim gibi belli bir amme alacağı ile devamlı surette mükellef tutulanlar adına tahakkuk ettirilen amme alacaklarının ve bunlardan yapılan tahsilatın vergi cüzdanı adıyla izlenmesine ilişkin esasları düzenler. Düzenlenen konular; vergi cüzdanının düzenlenmesi, cüzdan fiyatı, bilgileri ve uygulama esaslarının belirlenmesi, diğer amme idarelerinin cüzdanda değişiklik yapma yetkisi, bedel karşılığı verilmesi, cüzdan kayıtlarının yazılması ve bu kayıtların damga vergisinden muafiyetidir. Madde, belli bir amme alacağı için devamlı mükellef tutulan kişiler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: haciz ve takip usulü (m.54 vd.), ödeme emri ve tebligat (m.55 vd.), ödeme yeri ve tahsil dairesi görevleri ile tahsilat makbuzuna ilişkin hükümler, damga vergisinin ödeme şekilleri (5892 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri).
Vergi cüzdanları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vergi cüzdanı
- Belli bir amme alacağı ile devamlı surette mükellef tutulanlar adına tahakkuk ettirilen amme alacaklarını ve bunlardan yapılan tahsilatı izlemek için düzenlenen belgedir. Kanun, cüzdanın kullanım alanını devamlı mükellefiyet ile sınırlar.
- Tahsil dairesi
- Cüzdandaki bilgileri yazan, imzalayan ve mühürleyen idari birimdir. Tahsilata ilişkin kayıtların yazılmasında tahsil dairesi, postane ve bankalar da yetkilidir.
- Diğer amme idareleri
- Maliye ve Gümrük Bakanlığı dışında kalan, kendi alacaklarını tahsil eden kamu idareleridir. Bunlar yalnız cüzdanın şeklinde ve kullanılış tarzında değişiklik yapabilir; fiyat, bilgi ve uygulama esaslarını belirleme yetkileri yoktur.
- Bedeli karşılığı verilme
- Vergi cüzdanının mükellefe ücretsiz değil, ödenen bir bedel karşılığında teslim edilmesi ilkesidir.
Vergi cüzdanları: hangi şartlar aranır?
- Belli bir amme alacağı bakımından mükellefin devamlı surette mükellef tutulmuş olması gerekir.
- Vergi cüzdanının, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca belirlenen fiyat, bilgi, alım şekil ve esasları, kapsadığı vergiler, verileceği kişiler ve uygulama zamanı çerçevesinde düzenlenmesi gerekir.
- Diğer amme idarelerinin cüzdan üzerinde yapacağı değişiklik, yalnız alacağın mahiyetine uygun şekil ve kullanılış tarzı ile sınırlı olmalıdır.
- Vergi cüzdanının mükellefe bedeli karşılığında verilmesi gerekir.
Vergi cüzdanları: hangi sonuçları doğurur?
- Devamlı mükellefiyet bulunan kişi için vergi cüzdanı düzenlenir ve bedeli karşılığında mükellefe verilir.
- Tahsilat, cüzdana tahsil dairesi, postane veya banka tarafından yazılır, imzalanır ve mühürlenir.
- Tahsil dairesi, banka ve postanelerin cüzdana yaptığı kayıtlar damga vergisinden muaftır.
- Diğer amme idarelerinin yaptığı şekil veya kullanılış tarzı değişikliği, Bakanlığın belirlediği esasların yerine geçmez; bu değişiklik alacağın mahiyetine uygun olmak zorundadır.
Maliye ve Gümrük Bakanlığı ile diğer amme idareleri arasındaki fark nedir?
Bakanlık, cüzdanın fiyatı, bilgileri, alım usulü, kapsadığı vergiler, kime verileceği ve uygulama zamanı konusunda düzenleme yetkisine sahiptir.
Diğer amme idareleri yalnız cüzdanın şekli ve kullanılış tarzında, alacağın mahiyetine uygun değişiklik yapabilir.
Esas belirleme yetkisi Bakanlıktadır; diğer idareler yalnız şekil ve kullanım biçimini değiştirebilir.
Cüzdandaki bilgiler ile tahsilat kayıtları arasındaki fark nedir?
Cüzdandaki her türlü bilgi tahsil dairesi tarafından yazılır.
Tahsilata dair kayıtlar tahsil dairesi, postane veya banka tarafından yazılır.
Kayıt türüne göre yazma yetkilisi değişir; ancak her iki kayıt da yazılış, imza ve mühür ile tamamlanır.
Vergi cüzdanı kayıtları ile damga vergisi arasındaki fark nedir?
Tahsil daireleri, bankalar ve postanelerin cüzdana yaptığı kayıtlar bu maddeye göre düzenlenir.
Bu kayıtlar dışındaki belgeler damga vergisine tabi olabilir.
Yalnız bu kayıtlar damga vergisinden muaftır.
Vergi cüzdanları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Diğer amme idarelerinin cüzdan fiyatını veya kapsadığı vergileri kendi başlarına belirleyebileceğini sanmak; bu yetki yalnız Maliye ve Gümrük Bakanlığına aittir.
- Tahsilat kayıtlarını yalnız tahsil dairesinin yazabileceğini düşünmek; postane ve bankalar da bu kayıtları yazabilir.
- Cüzdan kayıtlarının damga vergisinden muaf olmasını, cüzdanın kendisinin ya da tüm belgelerin muaf olduğu biçiminde okumak; muafiyet yalnız bu kayıtlara özgüdür.
Nasıl ispat edilir?
- Vergi cüzdanının düzenlenmesi ve tahsilat kayıtlarının yazılması, belgeye dayanılarak ispat edilir; kaydı yazan tahsil dairesi, banka veya postanenin imzası ve mühürü aranır.
- Cüzdan kayıtlarının damga vergisinden muaf olduğunu iddia eden taraf, kaydın bu maddede sayılan kurumlar tarafından yapıldığını ispatlamalıdır.
- Belli bir amme alacağı bakımından devamlı mükellefiyet iddiası ileri süren idare, bu durumu ilgili tahakkuk kayıtlarıyla ispatlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.54: Ödeme emri ve takip sürecini düzenler; vergi cüzdanı bu takip yolunun yerine geçen bir araç değildir.
- 6183 sayılı Kanun m.55: Ödeme emrinin tebliğini düzenler; cüzdan kayıtları ile ödeme emrinin birbirinden ayrı işlemler olduğunu gösterir.
Amme Alacakları Kanunu m.46 — Ödemenin ispatı
6183 sayılı Kanun'un 46. maddesi, amme alacağının ödendiğinin hangi belgelerle ispat olunabileceğini düzenler. Ödemenin, selahiyetli ve mesul memurlarca verilen makbuzlar ile tahsil daireleri, bankalar veya postaneler tarafından vergi cüzdanlarına yazılan, imzalanıp mühürlenen tahsil kayıtlarıyla ispatlanabileceği kuralını koyar. Madde, amme alacaklısı idare ile borçlu arasındaki ödeme ilişkisinde uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası, 42. maddenin ikinci fıkrasındaki hükmü saklı tutar. Madde, ödeme dışındaki ispat yollarını, tahsil edilen paranın hangi hesaba aktarılacağını, makbuzun düzenlenme usulünü ve ödeme yapılmaması hâlinde işleyecek takip hükümlerini düzenlemez (ispat serbestisi için HMK ve ilgili hükümler; 6183 sayılı Kanun m.42 ve sonrası tahsil usulü hükümleri).
Ödemenin ispatı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Amme alacağı
- Kamu idarelerinin kanunda gösterilen vergi, resim, harç ve benzeri alacaklarını ifade eder. Maddenin ispat kuralı yalnızca bu alacakların ödenmesine ilişkindir.
- Selahiyetli ve mesul memur
- Tahsilat yapmaya yetkili olan ve tahsilattan sorumlu tutulan memurdur. Yetkisi bulunmayan kişi tarafından düzenlenen makbuz bu nitelikte sayılmaz.
- Vergi cüzdanı
- Mükellefin vergi borçlarının ve bu borçlara yapılan ödemelerin kaydedildiği belgedir. Tahsil kaydının bu belgeye yazılması ödemenin ispatında bir yoldur.
- Tahsil kaydı
- Tahsil daireleri, bankalar veya postanelerce vergi cüzdanına yazılan, imzalanıp mühürlenen ödeme kaydıdır. Kaydın yazılı, imzalı ve mühürlü olması şarttır.
- Mahfuz hüküm
- Maddenin ikinci fıkrasında yer alan ve 42. maddenin ikinci fıkrasındaki kuralın uygulanmasını saklı tutan ifadedir. Bu fıkra, ispat kuralının sınırını çizer.
Ödemenin ispatı: hangi şartlar aranır?
- Ödemenin, amme alacağının ödendiğinin ispatında kullanılacak belge, selahiyetli ve mesul memurlar tarafından verilmiş makbuz olmalıdır.
- Ödeme kaydı, tahsil daireleri, bankalar veya postaneler tarafından vergi cüzdanına yazılmış olmalıdır.
- Vergi cüzdanına yazılan tahsil kaydı imzalanmış ve mühürlenmiş olmalıdır.
- Ödemenin ispatında 42. maddenin ikinci fıkrasındaki hüküm saklı tutulmalıdır; bu hüküm uygulanabiliyorsa madde kuralının sınırı oradan belirlenir.
Ödemenin ispatı: hangi sonuçları doğurur?
- Ödeme, madde sayılan belgelerle ispat edilirse borç sona ermiş sayılır.
- Madde sayılan belgeler dışındaki ispat yollarının kabul edilip edilmeyeceği madde metninde açıkça düzenlenmemiştir; uygulamada bu konu ayrıca değerlendirilir.
- Vergi cüzdanına kayıt yapılmamış veya imza ve mühür eksik ise bu kayıt ödemenin ispatında kullanılamaz.
- 42. maddenin ikinci fıkrası saklı olduğundan, o fıkradaki hüküm uygulanıyorsa ispat kuralının sonucu buna göre belirlenir.
Selahiyetli memur makbuzu ile tahsil kaydı arasındaki fark nedir?
Selahiyetli ve mesul memurun düzenlediği makbuz, tahsilatı yapan görevlinin yazılı belgesidir.
Tahsil daireleri, banka veya postanenin vergi cüzdanına yazdığı kayıt, imzalanıp mühürlenmiş kayıt niteliğindedir.
Her iki belge de ödemeyi ispatlamaya elverişlidir. Hangi belgenin bulunduğuna göre ispat yolu seçilebilir.
Makbuz ile vergi cüzdanı kaydı arasındaki fark nedir?
Makbuz ayrı bir belgedir ve ödemeyi tek başına gösterebilir.
Vergi cüzdanı kaydı, mükellefin borç hesabına işlenmiş ödemeyi gösterir ve imza ile mühür taşımalıdır.
Kayıt ile ispat için imza ve mühür aranır; makbuzda bu şart maddede yer almaz.
Ödemenin ispatı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yetkisiz bir kişinin düzenlediği belgeyi selahiyetli ve mesul memur makbuzu saymak; belgenin düzenleyicisinin yetkisini kontrol etmemek.
- Vergi cüzdanına yazılan kaydı imza veya mühür aranmadan yeterli saymak.
- 42. maddenin ikinci fıkrasındaki saklı hükmü dikkate almadan madde kuralını tek başına uygulamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, amme alacağının ödendiği iddiasını değerlendirirken makbuz veya vergi cüzdanına yazılmış tahsil kaydını aranan belge olarak inceler. (10. Daire, 2016/12220 E., 2021/2283 K., 17.05.2021)
- İdari yargı, ödeme belgesinin düzenleyen görevlinin yetkisinin bulunup bulunmadığına ve belgenin usulüne uygun olup olmadığına bakar. (3. Daire, 1995/4627 E., 1996/105 K., 18.01.1996)
Nasıl ispat edilir?
- Ödemeyi ileri süren borçlu, ödemenin madde metninde sayılan belgelerden biriyle ispatı yükü altındadır.
- Ödeme, selahiyetli ve mesul memurun makbuzu veya imzalı ve mühürlü vergi cüzdanı kaydı ile gösterilebilir.
- Ödemeyi ileri süren taraf, belgenin düzenleyen kişinin yetkili olduğunu ve belgede imza ile mühürün bulunduğunu göstermelidir.
- İdare, ödemenin yapılmadığını veya belgenin geçersiz olduğunu iddia ederse bu savunmayı kendisi ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.42: Maddenin ikinci fıkrasında saklı tutulan hükmü içerir. Bu hüküm uygulandığında 46. maddedeki ispat kuralının kapsamı buna göre sınırlanır.
Amme Alacakları Kanunu m.47 — Ödemenin mahsup edileceği alacaklar
6183 sayılı Kanun'un 47. maddesi, amme alacağına karşılık borçlu tarafından rızaen yapılan ödemelerin hangi alacağa mahsup edileceğini ve cebri tahsilde elde edilen paraların hangi alacaklı dairelere ve alacak kalemlerine orantılı olarak dağıtılacağını düzenler. Madde, amme alacaklarında ödemenin mahsubunda hangi borcun, hangi sıraya göre önce kapanacağını belirler. Kanunda hüküm bulunmayan ödeme tahsisi (borçlunun beyanı, makbuz, muhakkak borç) kuralları bu maddede yer almaz. Maddenin ilk fıkrası yalnızca rızai ödemelere, ikinci fıkrası yalnızca cebri tahsil yoluyla elde edilen paralara uygulanır. Madde, amme alacaklısı ile amme borçlusu arasındaki ilişkiye tatbik edilir. Özel hukuk alacaklarının mahsubu (TBK) bu maddenin kapsamında değildir. Ödeme sırasının ve tahsil yollarının genel çerçevesi, rızai ödemenin hukuki niteliği, zamanaşımı süreleri ve mahsup sonrası itiraz ve dava yolları bu maddede düzenlenmez; bunlar 6183 sayılı Kanun'un ilgili diğer maddelerinde ve genel hükümlerde yer alır.
Ödemenin mahsup edileceği alacaklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Rızaen ödeme
- Borçlunun takip ya da haciz baskısı olmaksızın, kendi iradesiyle amme alacağına karşılık yaptığı ödemedir. Madde bu tür ödemelerin mahsup sırasını düzenler.
- Cebren tahsil
- Haciz gibi zorlayıcı işlemler sonucunda elde edilen paradır. Maddenin ikinci fıkrası yalnızca bu paraların dağıtımını düzenler.
- Mahsup
- Yapılan ödemenin birden çok alacak kalemi arasında hangisine ya da hangilerine orantılı olarak sayılacağının belirlenmesidir. Madde ödemenin hangi alacak kalemine yazılacağını sıralı ölçütlerle belirler.
- Asıl ve fer'i
- Fer'i, asıl alacağa bağlı olarak doğan gecikme zammı, faiz ve benzeri eklentilerdir. Ödeme yetmezse mahsup asıl ve fer'iye orantılı olarak yapılır.
- Teminatlı ve az teminatlı alacak
- Kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle korunan alacaktır. Madde, teminatı olmayan ya da daha az teminatlı olan alacağa öncelik verir.
- Zamanaşımı tarihi
- Alacağın tahsil hakkının sona ereceği takvim tarihidir. Maddede bu tarih, takvim yılı sonu esas alınarak ölçüt olarak kullanılır.
Ödemenin mahsup edileceği alacaklar: hangi şartlar aranır?
- Rızaen yapılan bir ödeme bulunmalıdır; ödeme cebri tahsil yoluyla elde edilmemiş olmalıdır.
- Ödemenin karşılığı bir amme alacağı olmalıdır ve birden çok amme alacağı bulunuyorsa mahsup sırası uygulanmalıdır.
- Rızai ödemede önce ödeme süresi başlamış ve henüz vadesi geçmemiş alacaklara bakılmalıdır.
- Bu alacaklar arasında içinde bulunulan takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak olanlar öncelikli tutulmalıdır; aynı tarihte zamanaşımına uğrayacaklar arasında her birine orantılı mahsup yapılmalıdır.
- Vadesi önce gelen ve teminatsız veya az teminatlı olan alacağa öncelikle mahsup yapılmalıdır.
- Ödeme alacağın asıl ve fer'ilerinin tamamını karşılamıyorsa mahsup asıl ve fer'ilere orantılı olarak yapılmalıdır.
- Cebri tahsil yoluyla elde edilen paralarda, önce parayı tahsil eden daire takip konusu alacağa mahsup etmelidir; artarsa aynı amme idaresinin diğer alacaklı tahsil dairelerine orantılı olarak geçmelidir.
Ödemenin mahsup edileceği alacaklar: hangi sonuçları doğurur?
- Rızai ödeme, madde sırasına göre önce zamanaşımı tarihi yakın, vadesi gelmiş ve teminatsız veya az teminatlı alacaklara mahsup edilir.
- Ödeme alacağın tamamını karşılamıyorsa, asıl ve fer'iye orantılı olarak mahsup yapılır.
- Cebri tahsil edilen paralar önce parayı tahsil eden daireye ait takip konusu alacağa mahsup edilir.
- Cebri tahsilde artan para varsa, aynı amme idaresinin takibe iştirak etmiş diğer alacaklı tahsil dairelerine takip konusu alacak aslı ve fer'ilerine orantılı olarak mahsup edilir.
- Ödemenin mahsubunda borçlunun beyanı, makbuz kaydı ya da varsayılan tahsis gibi genel borç hukuku kuralları maddede düzenlenmediğinden, bu madde kapsamında yalnız sıralı ölçütler uygulanır.
Rızai ödeme ile cebri tahsil arasındaki fark nedir?
Rızai ödeme, borçlunun kendi iradesiyle yaptığı ödemedir. Madde birinci fıkrada bu ödemeler için sıralı bir mahsup düzeni koyar.
Cebri tahsil, haciz gibi zorlayıcı işlemle elde edilen paradır. İkinci fıkra bu paralar için ayrı bir dağıtım ölçütü koyar.
Birinci fıkradaki vade, zamanaşımı ve teminat sırası cebri tahsil paralarına uygulanmaz; cebri tahsilde önce parayı tahsil eden daire, artarsa aynı idarenin diğer tahsil dairelerine orantılı mahsup yapılır.
Teminatlı alacak ile teminatsız veya az teminatlı alacak arasındaki fark nedir?
Kefalet, rehin veya başka bir güvenceyle korunan alacaktır.
Teminatsız ya da daha az teminatlı alacaktır.
Rızai ödemede önce teminatsız ya da az teminatlı alacağa mahsup yapılır; teminatlı alacak ancak bu sıradan sonra gelir.
Takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak alacak ile daha sonra zamanaşımına uğrayacak alacak arasındaki fark nedir?
İçinde bulunulan takvim yılı sonunda zamanaşımına uğrayacak alacaktır.
Bu tarihten sonra zamanaşımına uğrayacak alacaktır.
Zamanaşımı tarihi yakın olan alacak, sıra bakımından önceliklidir ve ödeme önce bu alacağa mahsup edilir.
Vadesi önce gelen alacak ile vadesi sonra gelen alacak arasındaki fark nedir?
Ödeme süresi başlamış ve vadesi önce gelen alacaktır.
Vadesi daha sonra gelen alacaktır.
Diğer ölçütler eşit olduğunda vadesi önce gelen alacağa mahsup yapılır.
Asıl alacak ile fer'i (faiz, gecikme zammı) arasındaki fark nedir?
Asıl alacak, amme borcunun esas tutarıdır.
Fer'i, asıl alacağa bağlı faiz ve benzeri eklentilerdir.
Ödeme tüm alacağı karşılamıyorsa asıl ve fer'iye orantılı mahsup yapılır; ödeme doğrudan yalnız asıl alacağa ya da yalnız fer'iye sayılamaz.
Ödemenin mahsup edileceği alacaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Rızai ödemede vadeyi ve zamanaşımı tarihini dikkate almadan doğrudan fer'iye mahsup yapmak; önce sıra ölçütlerine göre hangi alacağın seçileceği belirlenmelidir.
- Teminatlı alacağı önce kapatmak; madde teminatsız veya az teminatlı alacağı önce tutmaktadır.
- Ödemeyi tamamen asıl alacağa ya da tamamen fer'iye yazmak; yetersiz ödemede asıl ve fer'iye orantılı mahsup gerekir.
- Cebri tahsil paralarında birinci fıkradaki vade ve zamanaşımı sırasını uygulamak; ikinci fıkra ayrı bir dağıtım kuralı koyar.
- Artan cebri tahsil parasını önce parayı tahsil eden daireye değil, doğrudan diğer dairelere dağıtmak; önce takibi yapan dairenin alacağı kapatılmalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Rızai ödemenin mahsubunda madde metnindeki sıra ölçütleri esas alınmakta, ödemenin hangi alacağa yazılacağı bu sıraya göre tespit edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1089 E., 2021/299 K., 10.03.2021)
- Uzlaşma öncesi yapılan rızai ödemelerin, uzlaşılan vergi asıllarına değil, ilgili vergi, ceza ve gecikme faizlerine oranlı dağıtılabileceği yönünde uygulama bulunmaktadır; bu uygulama mahsup sırasının uygulanmasıyla ilgilidir. (3. Daire, 2000/4919 E., 2002/1739 K., 20.04.2002)
- Dava tarihi itibarıyla alacak asıl ve faiz olarak ayrıştırılmakta, dava sonrası yapılan ödemenin 47. madde uyarınca bu ayrışmaya göre mahsup edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/7038 E., 2023/6488 K., 07.11.2023; 11. Hukuk Dairesi, 2024/1794 E., 2024/3103 K., 22.04.2024)
- Ödemenin gecikme faizine mahsubunun kanuna uygun olmadığı ve sıra ölçütlerine uyulmasının gerektiği yönünde kararlar bulunmaktadır. (4. Daire, 2002/5559 E., 2002/2615 K., 18.06.2002)
- Maddenin ikinci fıkrasındaki cebri tahsil paralarının dağıtımında, önce parayı tahsil eden dairenin alacağına mahsup yapılması esas alınmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2012/13100 E., 2013/22165 K., 25.11.2013)
Nasıl ispat edilir?
- Mahsubu talep eden taraf, ödemenin rızai mi cebri mi olduğunu ve hangi tarihte yapıldığını belgelerle ispatlar; makbuz, tahsilat kaydı ve haciz tutanağı bu konuda temel delildir.
- Alacağın vade, zamanaşımı tarihi ve teminat durumunu gösteren ödeme emri, tahakkuk kaydı ve teminat belgesi, sıra ölçütlerinin uygulanmasında yazılı delil olarak kullanılır.
- Ödemenin asıl ve fer'iye hangi oranda gittiğini gösteren hesap dökümü, orantılı mahsubun tespitinde kullanılır; idare bu dökümü sunmakla yükümlüdür.
- Teminatın varlığını ve miktarını iddia eden taraf bunu teminat belgesi ile ispatlar; teminatın bulunmadığını ileri süren taraf, teminatın bulunmadığını kayıtlarla gösterebilir.
- Cebri tahsilde aynı amme idaresinin takibe iştirak ettiğini ve artan paranın diğer dairelere geçtiğini ileri süren taraf, takip dosyası ve dağıtım kayıtlarıyla ispat eder.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun: Amme alacağının tahsil usulünü düzenleyen kanun bütünüdür. Madde 47, bu kanunun ödeme ve tahsil sonrası dağıtım hükmüdür.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir ay | m.37 | Hususi kanunlarında ödeme zamanı tesbit edilmemiş amme alacakları Maliye Vekaletince belirtilecek usule göre yapılacak tebliğden itibaren bir ay içinde ödenir. |
| 10 gündür | m.41 | Merkez Bankasına aktarılması süresi, tahsil edildikleri tarihten itibaren azami 7, kredi kartı ile yapılan ödemelerde, işlem tarihini takip eden günden itibaren azami 20, postaneler vasıta kılınmak suretiyle yapılan ödemelerde, yapılan… |
| 20 gün | m.41 | Maliye Bakanlığı, kredi kartı, banka kartı ve benzeri kartlar kullanılmak suretiyle yapılacak ödemelerde komisyon ödenmemesi için amme alacağının vade tarihinden (bu tarih dahil) Bu fıkrada yer alan “postane ve posta çek merkezleri… |
| bir gün | m.43 | (Değişik: 31/1/1984 - 2975/2 md.) Çekler tahsil dairesine, postaya veya bankaya verildiği tarihle veya en çok bir gün evvelki tarihle tanzim edilmiş olmalıdır. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
32 karar- 2001/119 E., 2004/37 K., 23.03.2004İlgili madde: m.41
- 8. Daire, 2022/519 E., 2025/8341 K., 05.11.2025İlgili madde: m.37
- 3. Hukuk Dairesi, 2025/1471 E., 2025/4775 K., 13.10.2025İlgili madde: m.44
- 9. Daire, 2023/8340 E., 2025/3428 K., 16.09.2025İlgili madde: m.40
- 7. Daire, 2023/1482 E., 2025/1660 K., 17.04.2025İlgili madde: m.37
- 7. Daire, 2024/908 E., 2025/1622 K., 16.04.2025İlgili madde: m.37
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/1087 E., 2025/759 K., 08.04.2025İlgili madde: m.37
- 8. Daire, 2021/3183 E., 2025/3357 K., 08.04.2025İlgili madde: m.37
- 3. Hukuk Dairesi, 2023/3905 E., 2024/2184 K., 11.09.2024İlgili madde: m.44
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/1794 E., 2024/3103 K., 22.04.2024İlgili madde: m.47
Diğer 22 karar
- 9. Daire, 2022/932 E., 2024/1573 K., 28.03.2024İlgili madde: m.40
- 9. Daire, 2022/809 E., 2024/1570 K., 28.03.2024İlgili madde: m.40
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/7038 E., 2023/6488 K., 07.11.2023İlgili madde: m.47
- 10. Daire, 2016/12023 E., 2021/2589 K., 25.05.2021İlgili madde: m.41
- 10. Daire, 2016/12220 E., 2021/2283 K., 17.05.2021İlgili madde: m.46
- 10. Hukuk Dairesi, 2020/10734 E., 2021/5920 K., 26.04.2021İlgili madde: m.40
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1089 E., 2021/299 K., 10.03.2021İlgili madde: m.47
- Danıştay 13. Daire Başkanlığı, 2010/1008 E., 2016/3800 K., 21.11.2016İlgili madde: m.37
- 10. Hukuk Dairesi, 2012/13100 E., 2013/22165 K., 25.11.2013İlgili madde: m.47
- 4. Daire, 2002/5559 E., 2002/2615 K., 18.06.2002İlgili madde: m.47
- 3. Daire, 2000/4919 E., 2002/1739 K., 20.04.2002İlgili madde: m.47
- 9. Daire, 2000/585 E., 2002/1090 K., 28.03.2002İlgili madde: m.44
- 10. Daire, 2000/180 E., 2000/5642 K., 13.11.2000İlgili madde: m.41
- Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/466 E., 2000/165 K., 21.04.2000İlgili madde: m.44
- 7. Daire, 1997/3248 E., 1999/3273 K., 11.10.1999İlgili madde: m.41
- 9. Daire, 1998/424 E., 1999/2507 K., 15.06.1999İlgili madde: m.43, m.44
- 10. Daire, 1996/2275 E., 1998/5279 K., 22.10.1998İlgili madde: m.41
- 4. Daire, 1996/5596 E., 1997/3900 K., 31.10.1997İlgili madde: m.39
- 4. Daire, 1996/5566 E., 1997/1397 K., 05.05.1997İlgili madde: m.40
- 3. Daire, 1995/4627 E., 1996/105 K., 18.01.1996İlgili madde: m.40, m.46
- 7. Daire, 1993/2376 E., 1995/5572 K., 21.12.1995İlgili madde: m.42, m.43, m.44
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/77 E., 2023/612 K., 06.04.2023İlgili madde: m.41
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 25.12.2003 (m.40).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış