VUK › Vergi davaları

Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar ve dava konusu

VUK m.377–391Vergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 28.03.2007 (m.377)

Kısaca

VUK m.377, vergi uyuşmazlıklarında dava açma hakkını, dava açabilecek kişileri ve belediyeler adına dava açma yetkisini düzenler. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378. maddesi, vergi mahkemesinde dava açmanın ön koşullarını ve mükelleflerin kendi beyanlarına karşı dava açamayacağı kuralını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Vergi Usul Kanunu m.377–391 hükümlerini kapsar.

VUK m.377 — Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar

Bu madde, vergi uyuşmazlıklarında dava açma hakkını, dava açabilecek kişileri ve belediyeler adına dava açma yetkisini düzenler. Ayrıca vergi dairesinin ve vergi dairesi başkanlıklarının vergi mahkemesi kararlarına karşı temyiz yolu için Gelir İdaresi Başkanlığının muvafakatine ilişkin kuralları içerir. Madde, mükellef ve ceza muhatabının dava hakkını, takdir komisyonu matrahına karşı vergi dairesinin dava hakkını, belediye adına dava yetkisini ve temyiz muvafakatını kapsar. Maddenin uygulandığı kişiler mükellefler, vergi cezası kesilenler ve vergi dairesi ile belediye gibi idari birimlerdir. Dava açma süresini, mahkemenin yetkisini, bağlantılı davaları ve davanın usul şartlarını düzenlemez; bunlar için 2577 sayılı İYUK'un yetki ve dava açma süresi hükümlerine ve 213 sayılı Kanun'un ilgili usul maddelerine bakılır. Yetkili vergi mahkemesinin belirlenmesi (2577 sayılı Kanun m.34 ve devamı), dava açma süresi (2577 sayılı Kanun m.7), dilekçenin içeriği (2577 sayılı Kanun m.3) ve vergi mahkemesi kararına karşı istinaf yolu ayrıca düzenlenmiş konulardır.

Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Dava açma hakkı
Mükellef veya vergi cezası kesilen kişinin, tarh edilen vergiye veya kesilen cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açabilmesi yetkisidir. Hakkın kullanılması için tarh veya ceza işlemine karşı başvurulabilir bir uyuşmazlığın bulunması gerekir.
Tadilat ve takdir komisyonu
Matrahın tahmin veya takdir yoluyla belirlendiği durumlarda karar veren komisyondur. Vergi dairesinin dava hakkı bu komisyonların tahmin ve takdir ettiği matrahlarla sınırlıdır.
Muvafakat
Gelir İdaresi Başkanlığının, tutarı belirlenen üstü davalarda vergi dairesinin ve vergi dairesi başkanlığının vergi mahkemesi kararına karşı temyize gitmesi için verdiği izindir. Muvafakat alınmadan temyiz yapılamaz.
Varidat müdürü
Belediyeler adına dava açma yetkisinin asıl sahibi olan görevlidir. Varidat müdürlüğü bulunmayan yerlerde yetki hesap işleri müdürüne veya o görevi yapan kişiye geçer.
Tutar sınırı
Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenen, muvafakat alınmasını gerektiren dava değeridir. Güncel tutar Gelir İdaresi Başkanlığının belirlediği tutardır; maddede sabit bir rakam yoktur.

Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar: hangi şartlar aranır?

  • Dava açacak kişinin mükellef veya kendisine vergi cezası kesilen kişi olması gerekir.
  • Dava konusunun tarh edilmiş bir vergi veya kesilmiş bir vergi cezası olması gerekir.
  • Dava vergi mahkemesinde açılmalıdır.
  • Vergi dairesinin dava açabilmesi için uyuşmazlık konusu matrahın vergi dairesi tadilat veya takdir komisyonunca tahmin veya takdir edilmiş olması gerekir.
  • Belediye davası açılırken yetkilinin belediye adına varidat müdürü, varidat müdürü yoksa hesap işleri müdürü veya o görevi yapan kişi olması gerekir.
  • Vergi dairesi başkanlığı veya vergi dairesi, vergi mahkemesi kararına karşı temyiz etmek istediğinde, tutarı Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenen sınırı aşan davalarda muvafakat alınmalıdır.

Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Mükellef ve vergi cezası kesilen kişi, tarh edilen vergiye ve kesilen cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açabilir.
  • Vergi dairesi tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin veya takdir edilen matrahlara karşı vergi mahkemesinde dava açabilir.
  • Belediye davası belediye adına varidat müdürü, varidat müdürü yoksa hesap işleri müdürü veya o görevi yapan kişi tarafından açılır.
  • Tutarı aşan davada muvafakat alınmadan vergi mahkemesi kararı aleyhine temyiz yapılamaz.
  • Gelir İdaresi Başkanlığı muvafakat yetkisini, tespit ettiği hadlerle sınırlı olmak üzere, vergi dairesi müdürlüklerinin taraf olduğu davalar için vergi dairesi başkanlıklarına ve/veya defterdarlıklara devredebilir.
  • Vergi dairesi tadilat veya takdir komisyonu tarafından takdir edilmeyen matrah için vergi dairesi bu madde uyarınca dava açamaz.

Vergi mahkemesinde dava açmaya yetkili olanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vergi dairesinin her matrah için dava açabileceğini sanmak; ikinci fıkra yalnız tadilat ve takdir komisyonlarınca tahmin veya takdir edilen matrahlar için dava hakkı verir.
  • Belediye davasında yetkiliyi belediye başkanı veya başka bir birim olarak almak; maddede yetkili, varidat müdürü veya ona vekâlet eden hesap işleri müdürü olarak gösterilmiştir.
  • Muvafakat zorunluluğunu bütün temyizlere uygulamak; muvafakat yalnız Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenen tutarları aşan davalarda aranır.
  • Gelir İdaresinin devrettiği muvafakat yetkisini sınırsız kabul etmek; devir tespit edilen hadlerle sınırlıdır.
  • Madde metnindeki belirli tutar sınırını, kitap veya karar notlarından alınan eski bir rakamla değiştirmek; güncel tutar Gelir İdaresi Başkanlığının belirlediği tutardır.
  • Maddenin dava açma süresi veya yetkili mahkeme hükmü olduğunu sanmak; bu konular madde metninde düzenlenmemiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, 213 sayılı Kanun m.377 birinci fıkrasının mükellefleri ve vergi cezası kesilenleri dava açma yetkilisi olarak saydığını kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/607 E., 2022/1387 K., 16.11.2022)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, nihai tüketicilerin değil mükelleflerin bu madde uyarınca vergi mahkemesinde dava açabileceğini kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2025/456 E., 2025/663 K., 17.09.2025)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, 213 sayılı Kanun'un beşinci kitabındaki 377 ve 378. maddelerin muhafaza edildiğini kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/643 E., 2024/959 K., 23.10.2024)
  • Daire kararlarında, tarh edilen vergi ve pişmanlık zammının mükellefçe ödenmiş olması durumunda 377. maddenin mükellefe dava hakkı tanıdığı kabul edilmektedir. (7. Daire, 2016/220 E., 2020/5227 K., 24.12.2020)
  • Daire kararlarında, vergi uyuşmazlıklarında önce 2577 sayılı Kanun'da belirtilen usullerin, bunun saklı kaldığı ölçüde 213 sayılı Kanun'daki usullerin uygulanacağı ve 377. maddenin mükellef ile cezalandırılan kişiye dava hakkını verdiği kabul edilmektedir. (7. Daire, 2019/5153 E., 2020/3427 K., 29.09.2020; 7. Daire, 2019/5157 E., 2020/3428 K., 29.09.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Dava açan mükellef veya ceza muhatabı, tarh veya ceza işleminin kendisine tebliğ edildiğini ve tarh edilen vergi ya da kesilen cezayı ileri sürdüğü ölçüde kendi dava hakkını ispatlar; ispat yükü davacıdadır.
  • Tarh ve ceza işlemine ilişkin ihbarname, tebligat belgesi veya ceza yazısı yazılı delildir ve dava dilekçesine eklenmesi gerekir.
  • Vergi dairesinin ikinci fıkra kapsamındaki davasında, matrahın tadilat veya takdir komisyonu tarafından tahmin veya takdir edildiğini gösteren komisyon kararı ile komisyonun işlemi vergi dairesi tarafından ispat edilir.
  • Belediye davasında dava açan görevlinin belediye adına yetkili olduğu, görev belgesi veya atama kararı ile ispatlanır.
  • Temyiz muvafakatının alındığı, Gelir İdaresi Başkanlığının yazılı muvafakat belgesi ile ispatlanır; muvafakat yoksa temyiz dilekçesi yönünden eksiklik ileri sürülür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.377: Dava açma hakkını ve belediye yetkisini düzenleyen maddenin kendisidir; temyiz muvafakatı da aynı maddede yer alır.
  • 2577 sayılı İYUK: Vergi mahkemesinde dava açma süresi, yetki ve dilekçe unsurları bakımından bu kanun uygulanır.

VUK m.378 — Dava konusu

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 378. maddesi, vergi mahkemesinde dava açmanın ön koşullarını ve mükelleflerin kendi beyanlarına karşı dava açamayacağı kuralını düzenler. Birinci fıkra, dava açılabilmesi için tarh, ceza kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olmasını ve tevkifat yoluyla alınan vergilerde ödemenin yapılmış ve kesintinin yapılmış olmasını şart koşar. İkinci fıkra, beyan edilen matrah ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen verginin dava konusu yapılamayacağını, ancak vergi hatalarına ilişkin hükümlerin saklı olduğunu belirtir. Madde, vergi mahkemesinin yetkisini, dava süresini, yürütmenin durdurulmasını ve davacı sıfatını düzenlemez; bunlar için 2577 sayılı İYUK'un yetki, dava açma süresi ve yürütmenin durdurulması hükümleri ile 213 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri (ör. vergi hatalarına ilişkin hükümler) incelenmelidir. Madde, mükellefin beyanının sonradan düzeltilmesi (ihtirazi kayıt, düzeltme talebi) konusunda da hüküm içermez.

Dava konusu: hangi kavramlar bilinmeli?

Tarh
Vergi alacağının vergi dairesince hesaplanarak miktar itibarıyla tespit edilmesi işlemidir; mükellefe bildirilmesi ise tebliğdir. Mükellefin kendi beyanı üzerine yapılan tarh ile idarenin resen tarhı aynı madde kapsamında değerlendirilmez; ikinci fıkra beyana dayanan matrah ve vergi bakımından dava yolunu kapatır.
Tebliğ
Tarh, ceza, tadilat veya takdir komisyonu kararının ilgiliye usulüne uygun bildirilmesidir. Birinci fıkraya göre dava açma ön koşulu, işlemin tebliğ edilmiş olmasıdır; işlemin yalnızca düzenlenmiş olması yeterli değildir.
Tadilat komisyonu ve takdir komisyonu
Vergi Usul Kanunu uyarınca kurulan ve matrah tespiti yapan komisyonlardır. Kararları da birinci fıkradaki dava konusu işlemler arasında sayılmıştır.
Tevkifat
Vergiyi ödeme yükümlüsü olmayan, ödemeyi yapan kişinin ilgililere ödeme sırasında vergiyi kesip ilgili idareye aktarması yöntemidir. Tevkifat yoluyla alınan vergilerde dava açma koşulu, istihkak sahibine ödemenin yapılmış ve kesintinin yapılmış olmasıdır.
Beyan esası
Mükellefin matrahı ve vergiyi kendisinin beyan ettiği, idarenin bu beyana bağlı kaldığı sistemdir. İkinci fıkra, beyan edilen matrah ve buna göre tarh edilen vergi bakımından dava hakkını sınırlandırır.
Vergi hataları
Mükellefin beyanından bağımsız olarak, idare veya mükellef tarafından yapılan hesap, yazım ya da benzeri maddi yanlışlıkları ifade eder. Fıkranın son cümlesi bu hatalara ait hükümleri saklı tutar; dolayısıyla bu hatalar bakımından dava açılabilir.

Dava konusu: hangi şartlar aranır?

  • Vergi mahkemesinde dava açılabilmesi için tarh, cezanın kesilmesi, tadilat veya takdir komisyonu kararının davacıya tebliğ edilmiş olması gerekir.
  • Tevkifat yoluyla alınan vergilerde dava açılabilmesi için istihkak sahibine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapan tarafından verginin kesilmiş olması gerekir.
  • Dava konusu yapılan matrahın, mükellefin beyanı olması halinde bu matrah üzerinden tarh edilen vergiye karşı dava açılamaz.
  • Beyan edilen matrah ve buna dayanan vergi bakımından dava açılabilmesi için vergi hatasına dayanılması gerekir; hatanın bulunması halinde ikinci fıkranın yasağı uygulanmaz.

Dava konusu: hangi sonuçları doğurur?

  • Tarh, ceza, tadilat veya takdir komisyonu kararı tebliğ edilmemişse, birinci fıkra gereğince vergi mahkemesinde dava açılamaz.
  • Tevkifat yoluyla alınan vergi için ödeme yapılmamış veya kesinti gerçekleşmemişse dava açma koşulu oluşmamış olur.
  • Mükellef beyan ettiği matrahın hatalı olduğunu ileri sürerek bu beyana dayalı vergiye karşı dava açamaz.
  • Vergi hatalarına dayanılması halinde ikinci fıkranın son cümlesi gereğince beyana dayalı matrah ve vergi de dava konusu edilebilir.
  • Fıkranın yasağı emredici niteliktedir; bu yasağa aykırı açılan dava, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir.

Tarh veya ceza işlemi ile beyana dayalı matrah arasındaki fark nedir?

İdarenin tarh veya ceza kesme işlemi ya da komisyon kararı, tebliğ edildiğinde birinci fıkra kapsamında dava konusu yapılabilir.

Mükellefin kendi beyan ettiği matrah ve bu matrah üzerinden tarh edilen vergi, ikinci fıkra gereğince dava konusu yapılamaz.

Beyana dayalı matrah ve vergi bakımından dava yolu kapalıdır; ancak vergi hataları saklı tutulduğu için bu hatalara dayanılarak dava açılabilir.

Genel tarh ile tevkifat yoluyla alınan vergi arasındaki fark nedir?

Genel hükümde dava açmanın koşulu, tarh işleminin ilgiliye tebliğ edilmiş olmasıdır.

Tevkifat yoluyla alınan vergilerde ise tebliğ değil, istihkak sahibine ödemenin yapılmış ve ödemeyi yapanın verginin kesilmiş olması aranır.

Tevkifatlı vergilerde dava açma ön koşulu iki unsurludur: istihkak sahibine ödemenin yapılması ve verginin kesilmesi.

Dava konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tarh işleminin tebliğ edilmediği halde yalnızca düzenlenmiş olmasını yeterli saymak; dava açma koşulu tebliğdir.
  • Tevkifat yoluyla alınan vergide yalnızca tebliğ tamamlandı diye dava açmak; ödeme ve kesinti unsurunu aramamak.
  • Beyana dayalı matrahı, mükellefin sonradan düzeltme yapmak istemesi gerekçesiyle dava konusu yapmak; ikinci fıkra yasağını uygulamamak.
  • Vergi hatası ile matrah tartışmasını karıştırmak; hatanın varlığı ispatlanmadan saklı tutma hükmüne dayanmak.
  • Madde metnindeki dava süresi veya yetki kurallarını 378. maddede aramak; bunlar 2577 sayılı Kanun'da düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, birinci fıkradaki dava açma koşulunu dava şartı olarak inceler ve tebliğ edilmemiş işlemlere karşı açılan davaları bu gerekçeyle reddeder. (Genel Kurul, 2015/15100 E., 27.02.2019)
  • Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kararında, beyana dayalı matrah ve vergi nedeniyle yargı denetiminin kapalı kalmasının mülkiyet hakkı bakımından sorun yarattığını belirtmiş, bu nedenle ikinci fıkranın vergi hatalarını saklı tutan kısmının önemini vurgulamıştır. (Genel Kurul, 2019/17103 E., 12.10.2023)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, beyan esasının geçerli olduğu sistemde mükellefin kendi beyanına karşı dava açamayacağını, ancak vergi hatalarının saklı olduğunu kabul etmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/643 E., 2024/959 K., 23.10.2024)
  • Uygulamada mükellefin beyanına dayanarak ileri sürdüğü matrah hatalarının vergi hatası olup olmadığı tartışılmaktadır; mahkemeler bu ayrımı somut olaya göre yapmaktadır. (3. Daire, 2020/1541 E., 2023/1390 K., 13.04.2023; Birinci Bölüm, 2016/73 E., 08.07.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Dava açan mükellef, dava konusu işlemin tarh, ceza, tadilat veya takdir komisyonu kararı olduğunu ve bunun tebliğ edildiğini tebliğ belgesiyle ispatlamak zorundadır.
  • Tevkifat yoluyla alınan verginin dava konusu edilmesinde, istihkak sahibine ödemenin yapıldığı ve verginin kesildiği ödeme belgeleri ve bordro ile ispatlanır.
  • Mükellef, beyana dayalı matrah ve vergiye karşı dava açmak istiyorsa, bu uyuşmazlığın vergi hatasından kaynaklandığını ileri sürmeli ve bunu belgeyle göstermelidir.
  • İdare, dava konusu vergi işleminin mükellefin beyanına dayandığını ve bu nedenle ikinci fıkra kapsamında bulunduğunu savunabilir; bu savunmayı beyanname ve matrah dökümüyle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.378: Maddenin ikinci fıkrasındaki vergi hataları saklı tutulması, beyana dayalı matrah yasağının istisnasını oluşturur.
  • 2577 sayılı İYUK: Vergi mahkemesinin yetkisi, dava açma süresi ve yürütmenin durdurulması gibi dava usulüne ilişkin hükümler bu Kanunda yer alır; madde 378 bunları düzenlemez.

VUK m.379 — Kanun yolundan vazgeçme

Madde, vergi veya vergi ziyaı cezası ihbarnamesine karşı süresinde açılmış davalarda, vergi mahkemesi veya bölge idare mahkemesince verilen ve kanun yoluna açık kararlar bakımından, davacının kanun yolundan vazgeçmesi halinde uygulanacak tahakkuk, ödeme, indirim ve mahsup usulünü düzenler. Kaldırılan ve tasdik edilen vergi ile ceza tutarlarının hangi oranlarda tahakkuk ettirileceği, vazgeçme dilekçesinin verilmesi ve tahakkuk esası ile vazgeçilen davalarda yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerinin karşılıklı talep edilmemesi bu maddenin konusudur. Madde, Danıştay'ın bozma kararı üzerine verilen kararları kapsam dışında bırakır. Maddenin düzenlemediği konular: vergi dava açma süresi ve dava açma usulü (vergi uyuşmazlıklarına ilişkin 213 sayılı Kanun'un bu maddeler dışındaki hükümleri, ilgili yargılama mevzuatı), kanun yollarının genel düzenlemesi ve idari yargılama usulü (2577 sayılı Kanun), ve maddenin yürürlükten kaldırılmış olması nedeniyle vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren mülga olması durumunda uygulamanın geçiş hükümlerine ilişkin sorular.

Kanun yolundan vazgeçme: hangi kavramlar bilinmeli?

Kanun yolundan vazgeçme
Kanun yoluna başvurma hakkının, mükellefin dava konusu vergi ve/veya cezaların tamamı için yazılı dilekçeyle geri alınmasıdır. Dilekçenin, mükellef için geçerli kanun yoluna başvuru süresi içinde ilgili vergi dairesine verilmesi gerekir.
Tahakkuk (bu madde kapsamında)
Vazgeçme dilekçesinin verildiği tarih itibarıyla, başka bir idari işleme gerek kalmaksızın vergi ve cezanın doğması durumudur. Tahakkuk tarihi, dilekçenin verildiği tarihtir.
Kaldırılan vergi tutarı
Mahkeme kararıyla iptal edilen vergi tutarıdır. Bu tutarın tamamı değil yalnızca belirli bir oranı, vazgeçme halinde tahakkuk ettirilir.
Tasdik edilen vergi tutarı
Mahkemenin dava konusu işlemi onayladığı, yani kaldırmadığı vergi tutarıdır. Bu tutar, vazgeçme halinde tamamen tahakkuk ettirilir ve indirim kapsamında değildir.
Vergi ziyaı cezası
Vergi kaybına neden olan fiiller nedeniyle kesilen cezadır. Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan ya da 359. maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ayrıca düzenlenir.
Gecikme faizi ve gecikme zammı
Tahakkuk ettirilen tutarlar için ödeme gecikmesi nedeniyle hesaplanan bedeldir. Vazgeçme tahakkuku öncesinde ödenmişse, bu tutarlar mahsup hesabına dâhil edilir.

Kanun yolundan vazgeçme: hangi şartlar aranır?

  • Dava, vergi veya vergi ziyaı cezası ihbarnamesine karşı süresinde açılmış olmalıdır.
  • Dava konusu karar, vergi mahkemesince verilen istinaf yolu açık bir karar ya da bölge idare mahkemesince verilen temyiz yolu açık bir karar olmalıdır; Danıştay'ın bozma kararı üzerine verilen kararlar bu kapsamın dışındadır.
  • Mükellef için geçerli kanun yoluna başvuru süresi içinde, dava konusu vergi ve/veya vergi cezalarının tümü için kanun yolundan vazgeçildiğine ilişkin dilekçe ilgili vergi dairesine verilmelidir.
  • Vazgeçme tahakkuku için tutarlar belirlenmelidir: kaldırılan vergi tutarının %60'ı, tasdik edilen vergi tutarının tamamı ile tasdik edilen vergi tutarına ilişkin vergi ziyaı cezasının %75'i tahakkuk ettirilir.
  • Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359. maddede yazılı fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezaları ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarında, kaldırılan tutarın %25'i ve tasdik edilen tutarın %75'i tahakkuk ettirilir.
  • Tahakkuk eden tutarların, tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir; vergi ve/veya ceza tutarının %80'inin, hesaplanacak gecikme faiziyle birlikte bu sürede tamamen ödenmesi indirim şartıdır.
  • İndirim hükmünden yararlanılabilmesi için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya cezalarla gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi gerekir.

Kanun yolundan vazgeçme: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanun yolundan vazgeçme dilekçesi, mükellef için geçerli kanun yoluna başvuru süresi içinde dava konusu vergi ve/veya cezaların tümü için verilmişse, başka işlem gerekmeksizin tahakkuk eder.
  • Tahakkuk eden tutarlar bir ay içinde ödenir; vergi ve/veya ceza tutarının %80'inin gecikme faiziyle birlikte bu sürede tamamen ödenmesi halinde %20 indirim yapılır.
  • Tasdik edilerek tahakkuk eden vergi tutarında indirim yapılmaz.
  • İndirimden yararlanmak için dava konusu yapılan ve bu maddeye göre tahakkuk eden vergi ve/veya cezalarla gecikme faizlerinin birlikte bu fıkra kapsamında ödenmesi zorunludur.
  • Vazgeçme dilekçesi vergi dairesince ilgili yargı merciine gönderilir ve dilekçenin vergi dairesine verildiği tarih vazgeçme tarihi kabul edilir.
  • Kanun yolundan vazgeçilmesi halinde idarece ihtilaf sürdürülmez.
  • Kanun yolundan vazgeçildiği halde istinaf veya temyiz yoluna başvurulursa, bu başvurular incelenmez.
  • Vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için tahakkuktan önce ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı dâhil tutarlar, bu madde uyarınca ödenecek tutarlara mahsup edilir.
  • Madde uyarınca istinaf ve temyiz yolundan vazgeçilen davaya ilişkin kararlarda hükmedilen yargılama giderleri, avukatlık ücretleri ve fer'ileri karşılıklı olarak talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz.
  • Maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenir.

Kaldırılan tutar ile tasdik edilen tutar arasındaki fark nedir?

Mahkemenin dava konusu işlemi iptal ettiği, kaldırdığı kısım.

Mahkemenin işlemi onayladığı, tasdik ettiği kısım.

Kaldırılan vergi tutarının %60'ı tahakkuk eder; tasdik edilen vergi tutarının tamamı tahakkuk eder. Tasdik edilen vergi tutarında indirim yapılmaz.

Vergi ziyaı cezası: bağlı vergi aslı ile birlikte dava konusu ile ayrı kesilen ceza arasındaki fark nedir?

Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılan vergi ziyaı cezası.

Bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan veya 359. maddedeki fiillere iştirak nedeniyle kesilen vergi ziyaı cezası.

Birinci halde kaldırılan tutarın %75'i tasdik edilenin %75'i (madde metnindeki oran ayrımı) ayrı oranlarla tahakkuk eder; ikinci halde kaldırılan tutarın %25'i, tasdik edilen tutarın %75'i tahakkuk eder.

Vergi ve ceza ile usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezası arasındaki fark nedir?

Vergi ve vergi ziyaı cezaları, madde metninde birinci fıkra kapsamında oranlara tabidir.

Usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezaları, bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmamış ceza gibi ikinci fıkrada düzenlenir.

Usulsüzlük cezalarında kaldırılan tutarın %25'i, tasdik edilen tutarın %75'i tahakkuk ettirilir.

Tahakkuk tutarı ile indirimli ödeme arasındaki fark nedir?

Tahakkuk eden tutarın tamamının bir ay içinde ödenmesi.

Tahakkuk eden tutarların %80'inin gecikme faiziyle birlikte bir ay içinde ödenmesi.

Yalnız ikinci durumda vergi ve ceza tutarından %20 oranında indirim yapılır; tasdik edilen vergi tutarı indirime tabi değildir.

Vazgeçme öncesi ödeme ile vazgeçme sonrası tahakkuk arasındaki fark nedir?

Vazgeçilen vergi ve vergi ziyaı cezası için tahakkuktan önce ödenmiş gecikme faizi ve gecikme zammı.

Bu madde ile yapılan yeni tahakkuk tutarları.

Önceden ödenen tutarlar, bu madde uyarınca ödenecek tutarlara mahsup edilir.

Kanun yolundan vazgeçme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vazgeçmeyi yalnızca bir kısım vergi veya ceza için yapmak; madde tümü için vazgeçilmesini şart koştuğundan indirim ve tahakkuk koşulları oluşmaz.
  • Tasdik edilen vergi tutarında da %20 indirim yapılacağını varsaymak; madde açıkça tasdik edilen vergi tutarında indirimi dışlamaktadır.
  • Vazgeçme sonrası istinaf veya temyiz başvurusunun incelenebileceğini düşünmek; madde bu başvuruların incelenmeyeceğini hükme bağlar.
  • Vergi ziyaı cezası ile usulsüzlük cezası için aynı oranı uygulamak; ikinci fıkra usulsüzlük cezalarında %25 ve %75 ayrı oranlar öngörür.
  • Bir aylık ödeme süresini hak düşürücü süre saymak; madde bu süreyi indirim şartı olarak düzenler, hak düşürücü nitelik taşımaz.
  • Yargılama giderleri ve avukatlık ücretlerini vazgeçme sonrasında karşılıklı talep edilebilir saymak; madde bu alacaklar için icra takibini de engeller.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde, 213 sayılı Kanun'un vergi uyuşmazlıklarına ilişkin 379 ila 412. maddelerinin vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihte yürürlükten kaldırıldığını belirten kararlar, bu maddenin mülga olduğu yönünde değerlendirme yapmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/643 E., 2024/959 K., 23.10.2024; 4. Daire, 2021/2097 E., 2021/2889 K., 02.06.2021)
  • Maddenin uygulanabilmesi için vazgeçme tarihinin kanun yolu süresi içinde olması gerektiği yönündeki değerlendirme, dava açma süresinin dolmadığı ve maddenin 'süresinde açılmış' davalara uygulandığı biçiminde ele alınmaktadır. (4. Daire, 2021/2097 E., 2021/2889 K., 02.06.2021)
  • Madde kapsamındaki tahakkuk, kanun yolundan vazgeçme dilekçesinin tarihinde gerçekleştiği kabul edilmektedir; bu tarih itibarıyla kesinleşme koşulunun sağlanıp sağlanmadığı tartışmalıdır. (4. Daire, 2021/2289 E., 2021/3593 K., 24.06.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Vazgeçme dilekçesinin ilgili vergi dairesine verildiğini ve tarihini ispat yükü mükellefe aittir; dilekçenin giriş kaydı veya tevsik edici belge ile ispatlanır.
  • Dava konusu vergi ve cezaların tamamı için vazgeçildiğini ispat yükü mükellef tarafındadır; dilekçede kapsamın tümü açıkça belirtilmelidir.
  • Tahakkuk tutarlarının %80'inin gecikme faiziyle birlikte bir ay içinde ödendiğini ispat yükü mükellefe aittir; ödeme makbuzu ile ispatlanır.
  • Önceden ödenen gecikme faizi ve gecikme zammı tutarlarının mahsup edilmesini talep eden taraf, bu tutarları ödeme belgesiyle ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.359: Maddenin ikinci fıkrasında, bağlı olduğu vergi aslı dava konusu yapılmayan vergi ziyaı cezalarının hangi fiillere iştirak nedeniyle kesildiğini belirleyen, ayrı oran uygulamasının yasal dayanağıdır.
  • 2577 sayılı Kanun: Vergi uyuşmazlıklarında dava açma, istinaf ve temyiz yollarının genel idari yargılama usulünü düzenler; vazgeçme yoluna başvurulan kanun yollarının işleyişi bu genel düzenlemeye tabidir.

VUK m.380

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380. maddesi, yargılamanın iadesi üzerine yapılacak yeniden yargılamanın sonucunda verilecek kararın türünü ve hükmün iptali koşullarını düzenler. Madde metni, ilk fıkrada iade sebebinin sabit görülmesi halinde yeniden yargılama yapılarak kararın onanması, kısmen ya da tamamen değiştirilmesi ihtimallerini; ikinci fıkrada ise iade yoluyla incelenmesi istenen hükmün nüshalarında bu hususun gösterilmesini öngörür. Madde, yargılamanın iadesi davasını yargılama yoluyla inceleyen mahkemeye ve iade konusu hükmü verilmiş olan mahkemeye yöneliktir. Maddenin metninde süre bulunmamaktadır. Yargılamanın iadesi sebeplerini (VUK m.375), iade süresini ve iade dilekçesinin usulünü düzenlemez (ilgili maddeler için bkz. VUK m.375 ve 376); vergi mahkemesi kararlarına karşı yargı yolunu ve bu kararların niteliğini de düzenlemez.

m.380: hangi şartlar aranır?

  • Yargılamanın iadesi dilekçesi üzerine yapılan incelemede dayanılan iade sebebinin sabit görülmesi gerekir.
  • İade sebebi sabit görüldüğünde, mahkeme yeniden yargılama yaparak ortaya çıkacak duruma göre karar vermelidir.
  • Yeniden yargılamada eski karar onanabilir veya kısmen ya da tamamen değiştirilebilir.
  • Davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülüp karara bağlanmış olması hâlinde, başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilmelidir.
  • 375/1 (1) bendine dayalı yargılamanın iadesi dilekçesi kabul olunduğunda da başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.
  • İade yoluyla incelenmesi istenen hükmün bütün nüshalarında yargılamanın iadesi istendiği hususu gösterilmelidir.

m.380: hangi sonuçları doğurur?

  • İade sebebi sabit bulunursa, yeniden inceleme yapılarak ortaya çıkan duruma göre verilmiş kararın onanması veya kısmen ya da tamamen değiştirilmesi gerekir.
  • Davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülmüş ve karara bağlanmış olması hâlinde, başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.
  • 375/1 (1) bendine dayalı talep uygun bulunursa, ek bir inceleme gerekmeksizin hüküm iptal edilir.
  • İade sebebi sabit görülmezse madde metninde ayrı bir sonuç düzenlenmemiştir; bu durumda iade talebinin reddi gerekir (sonucundan çıkarılmıştır).

Onama veya değiştirme ile hükmün iptali arasındaki fark nedir?

İade sebebi sabit görüldükten sonra yeniden yargılama yapılarak ortaya çıkacak duruma göre karar verilmesi hâli, yani onama ya da kısmen veya tamamen değiştirme.

Madde 380/1 ikinci cümlesindeki iki özel hâl; bu hâllerde yeniden yargılama yapılmadan hüküm iptal edilir.

Genel hâlde yeniden yargılama zorunludur; özel iki hâlde ise inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir ve yeni bir yargılama gerekmez.

Vekil veya temsilci olmayan kimse ile davanın görülmesi ile 375/1 (1) bendi dayanağı arasındaki fark nedir?

Davacının açık veya zımni muvafakati olmaksızın, vekil veya temsilci olmayan kimselerin huzuruyla davanın görülüp karara bağlanması.

375/1 (1) bendine dayalı yargılamanın iadesi dilekçesinin kabul edilmesi.

Her iki hâlde de iade sebebi yeniden yargılama yapılmadan değerlendirilir ve hüküm doğrudan iptal edilir.

Yargılamanın iadesi dilekçesinin esası ile mahkemenin yargılama usulü arasındaki fark nedir?

İade dilekçesinin esasına girilerek sebebin sabit olup olmadığının belirlenmesi.

İade sebebinin sabit görülmesi hâlinde yeniden yargılamanın yapılması.

Sebebin sabit görülmesi, mahkemeyi yeniden yargılama yapmaya ve onama, değiştirme ya da iptal kararlarından birini vermeye yöneltir.

m.380: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İade sebebi sabit görülmesine rağmen, ilk fıkra gereği yeniden yargılama yapmak yerine doğrudan iptal kararı vermek; iptal yalnızca madde 380/1 ikinci cümlesindeki iki özel hâlde söz konusudur.
  • Madde 380/1 ikinci cümlesindeki hâllerde yeniden yargılama yapmak; bu hâllerde başka bir inceleme yapılmaksızın hüküm iptal edilir.
  • Yargılamanın iadesi dilekçesinin esasını evrak üzerinden inceleyip reddetmek; duruşma yapılması gerekir.
  • İade yoluyla incelenen hükmün nüshalarında iade talebinin gösterilmesi zorunluluğunu atlamak (madde 380/2).

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargılamanın iadesi dilekçesinin esasının evrak üzerinden incelenerek reddedilmesi, duruşma yapılmadan sonuçlandırılamaz; bu tür isteme duruşma yapılarak bakılması gerektiği kabul edilmektedir.
  • Yargılamanın iadesi isteminin, yeni bir dava niteliğinde olduğu için ayrı bir esasa kaydedilmesi gerektiği ve önceki esas numarası üzerinden yürütülemeyeceği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Yargılamanın iadesi sebebinin varlığını ileri süren taraf, iade sebebini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Vekil veya temsilci olmayan kimselerin davaya katılmasında davacının muvafakatinin bulunmadığını ileri süren taraf bu durumu ispatlamalıdır; muvafakatin açık veya zımni olduğunu ileri süren karşı taraf bunu kanıtlamakla yükümlüdür.
  • İade sebebinin sabit görülmesi için dayanılan delillerin mahkemece incelenmesi ve gerekli görülürse tarafların isticvap edilmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.375: Yargılamanın iadesi sebeplerini düzenler. Madde 380/1'deki 375/1 (1) bendine atıf, iptal hâlinin dayanağını oluşturur.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.376: Yargılamanın iadesi dilekçesinin süresi ve usulüne ilişkin hükümleri içerdiği için, bu madde ile birlikte değerlendirilir. Madde metninde açıkça anılmamaktadır; ilişki kapsam itibarıyladır.

VUK m.381

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 381. maddesi, 1982 yılında kurulan vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla birlikte 380 ila 412. maddeler arasındaki vergi yargılamasına ilişkin hükümlerin mülga edildiğini bildirir. Madde, kanun metninde yer alan usul hükümlerinin hangi tarihten itibaren yürürlükten kalktığını düzenler ve kendi içinde bir yükümlülük, süre, yetki veya tutar içermez. Uygulaması vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihe bağlıdır ve kanun hükmü bu bağlamda bir mülga kaydı niteliğindedir. Madde, mülga edilen 380–412. maddelerin içeriğini, vergi mahkemelerinin görev ve yetkisini, dava açma sürelerini ve yargılama usulünü düzenlemez; bu konular ilgili mülga maddelerin yerini alan mevzuatta aranmalıdır. Ayrıca 381. maddeden önceki hükümlerin yürürlük ve uygulamasına ilişkin genel geçiş kuralları da bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.381: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün yürürlükten kaldırılmasını ifade eder. Mülga hüküm, kaldırıldığı tarihten sonra uygulanmaz; kaldırılma tarihinden önce doğmuş durumlar ise ayrıca değerlendirilir.
Vergi mahkemesi
Vergi uyuşmazlıklarına bakmak üzere 1982 tarihinde kurulan yargı merciidir. Mülga hükümlerdeki vergi yargılaması usulünün yerini alan merci, göreve başlama tarihi ile belirlenir.
Göreve başlama tarihi
Vergi mahkemelerinin fiilen faaliyete geçtiği tarihtir. Madde, mülgaiyetin bu tarihten itibaren geçerli olduğunu belirtir; tarih maddede ayrıca bir gün sayısıyla gösterilmez.

m.381: hangi şartlar aranır?

  • Vergi mahkemelerinin 2577 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş ve göreve başlamış olması gerekir.
  • Mülga edilen hükümlerin 380 ila 412. maddeler aralığında kalması gerekir; bu aralık dışındaki maddeler bu madde ile mülga edilmez.
  • Mülgaiyetin uygulanabilmesi için göreve başlama tarihinin fiilen gerçekleşmiş olması gerekir.

m.381: hangi sonuçları doğurur?

  • Vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla 380 ila 412. maddeler yürürlükten kalkar.
  • Mülga maddelerin yerine vergi mahkemelerine ilişkin mevzuat uygulanır.
  • Mülgaiyet geriye yürümez; göreve başlama tarihinden önce doğmuş durumlar bakımından bu maddenin ayrı bir geçiş hükmü niteliği yoktur.

Mülga edilen maddeler ile yürürlükte kalan maddeler arasındaki fark nedir?

380 ila 412. maddeler arası hükümler, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren mülga sayılır.

Bu aralığın dışında kalan 213 sayılı Kanun maddeleri bu madde ile mülga edilmez.

Mülgaiyet yalnız belirtilen madde aralığına uygulanır; diğer maddelerin yürürlüğü bu madde ile etkilenmez.

m.381: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 381. maddeyi, mülga edilen 380–412. maddelerin içeriğini de kapsayan bir yürürlük hükmü gibi okumak.
  • Mülgaiyet tarihini kanunun yayım tarihi ile karıştırmak; maddenin tarihi, vergi mahkemelerinin göreve başlama tarihidir.
  • Madde aralığının dışındaki 213 sayılı Kanun hükümlerini de mülga saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgaiyetin gerçekleştiğini ileri süren taraf, vergi mahkemelerinin göreve başlama tarihini gösteren resmî belge ile ispat eder.
  • Göreve başlama tarihi resmî kayıtlardan belirlenir; bu tarih ispatlanmadan mülgaiyet sonucu ileri sürülemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: Vergi mahkemelerinin kuruluşunu ve mülgaiyet tarihini düzenleyen kanunun 63. maddesidir; 213 sayılı Kanun m.381'deki mülgaiyet ifadesi bu maddeye dayanır.

VUK m.382

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 382. maddesi, 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi gereğince bu Kanuna göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başladıkları tarihten itibaren mülga olan 380–412. maddeleri kapsayan bir mülga hükümdür; yani tek başına bir hak, yükümlülük ya da usul kuralı içermez, yalnızca Vergi Usul Kanunu'nun 380 ile 412. maddeleri arasındaki bölümün yürürlükten kaldırıldığını bildirir. Kime uygulandığı gibi bir kapsam tanımı madde metninde yer almaz. Madde, vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla ilgili bu düzenlemenin yürürlük tarihini ve kapsamını belirlemek dışında bir konuyu düzenlemez.

m.382: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga hüküm
Yürürlükten kaldırılmış, artık uygulanmayan kanun hükmü anlamına gelir. Mülga bir madde, yeni bir kural koymaz; yalnızca eski hükmün artık geçerli olmadığını bildirir.
Vergi mahkemesi göreve başlama tarihi
2577 sayılı Kanun'a göre kurulan vergi mahkemelerinin fiilen görev yapmaya başladığı tarihtir. Mülgiyet, kanunun bu tarihten itibaren hüküm doğurmasını sağlar; madde kendisi bu tarihi açıkça yazmaz.

m.382: hangi şartlar aranır?

  • Madde metninde bir hak, yükümlülük ya da hukuki sonuç doğuran bir unsur bulunmamaktadır; madde yalnızca mülgiyet bildirimi içermektedir.
  • Mülgiyetin hukuki etkisinin doğabilmesi için 2577 sayılı Kanun'a göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başlamış olması gerekir.

m.382: hangi sonuçları doğurur?

  • Vergi Usul Kanunu'nun 380 ile 412. maddeleri arası, 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren yürürlükten kalkmıştır.
  • Mülgiyetle birlikte bu maddelerde düzenlenen eski usul hükümleri artık uygulanmaz; yerlerini yeni vergi yargılama mevzuatı alır.

m.382: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin mülgiyetinin bütün 380–412. maddeleri kapsadığını, bu maddelerin hepsinin aynı tarihte yürürlükten kalktığını varsayarak bölümdeki her hükmün aynı anda etkisiz hale geldiğini sanmak; mülgiyetin tarihini ve kapsamını ayrıca kontrol etmek gerekir.
  • Mülga 382. maddeyi, bugün uygulanabilir bir usul kuralı gibi yorumlamak; madde yalnızca yürürlükten kaldırma bildirimi içerir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Malzemede bu maddeye ilişkin uygulama kararı bulunmamaktadır; madde yalnızca mülgiyet bildirimi içerdiğinden eğilim saptanmamıştır.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgiyetin hangi tarihte gerçekleştiğini gösteren kaynak, 2577 sayılı Kanun'a göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başlama tarihini gösteren resmi belgedir.
  • Uygulayan taraf, 382. maddenin mülga bölümüne dayanarak eski hükmü talep ediyorsa, mülgiyet tarihinden sonra yapılan işlemin eski hükme dayanamayacağını göstermek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: Mülgiyetin dayanağıdır. Vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren 380–412. maddelerin mülga olacağını düzenler.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Mülga edilen 380–412. maddeler bu kanunun bölümüdür. 382. madde, kanunun bu bölümünün yürürlükten kalktığını bildirir.

VUK m.383

Bu madde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ile 412. maddeleri arasındaki hükümlerin mülga edildiğini düzenlemektedir. Madde, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren söz konusu hükümlerin yürürlükten kalktığını belirtmekten ibarettir. Madde bir hak, yükümlülük veya süre kurmamaktadır. Madde, mülga edilen 380-412. maddelerin içeriğini düzenlemez; bu hükümlerin hangi konuları kapsadığı, mülga edilmeden önce hangi yargı yerinin görevli olduğu ve bu yerlere yapılan başvuruların akıbeti bu maddede yer almaz. Ayrıca, mülga hükümlerin yerini alan 2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanunu'nun vergi mahkemelerine ilişkin genel düzenlemeleri de bu maddede yer almaz.

m.383: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün yürürlükten kaldırılması, yani artık uygulanmayacak hâle getirilmesidir. Mülga hüküm geriye dönük olarak değil, mülgalık tarihinden itibaren uygulanmaz hâle gelir.
Vergi mahkemeleri
Vergi uyuşmazlıklarına bakmak üzere kurulan ve bu maddede belirtildiği üzere göreve başlamaları ile birlikte 213 sayılı Kanun'un 380-412. maddelerindeki yargı düzenini sona erdiren idare yargısı yerleridir.

m.383: hangi şartlar aranır?

  • Madde, vergi mahkemelerinin kanunla kurulup göreve başlamış olmasına bağlı olarak uygulanır.
  • Mülgalığın doğması için vergi mahkemelerinin göreve başlaması gerekir; bu tarih öncesinde 380-412. maddeler yürürlükte kalır.

m.383: hangi sonuçları doğurur?

  • Vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla 213 sayılı Kanun'un 380-412. maddeleri yürürlükten kalkmıştır.
  • Mülgalık, göreve başlama tarihinden itibaren geçerlidir; bu tarihten önce yapılmış işlemler bakımından mülga hükümler uygulanmaya devam eder.

m.383: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülgalığı geriye dönük sanarak göreve başlama tarihinden önceki işlemlere de mülga hükümleri uygulamak.
  • Mülga 380-412. maddelerin yerine doğrudan bu maddeyi bir yargılama kuralı gibi uygulamaya çalışmak; madde yalnızca mülgalığı bildirir.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgalığın hangi tarihten itibaren geçerli olduğunu gösteren, vergi mahkemesinin göreve başladığına ilişkin resmî belge ispat aracıdır.
  • Bir işlemin mülgalık öncesi mi sonrası mı yapıldığı tespit edilmeden 380-412. maddelerin uygulanıp uygulanmayacağı belirlenemez; bu tespitin yükü uyuşmazlığı ileri süren tarafa aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

VUK m.384

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 384. maddesi, 1982 yılında 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca mülga edilmiş bir hükmün numarasını ve yürürlükten kaldırılma durumunu gösteren bir madde metnidir. Madde, 380 ile 412 arasındaki maddelerin vergi mahkemeleri göreve başlayınca mülga olduğunu bildirir. Maddede hangi konuların düzenlendiğine ve hangi konuların düzenlenmediğine ilişkin bir içerik bulunmamaktadır. Bu nedenle madde, ceza hükümlerinin ya da usul kurallarının uygulanmasına ilişkin bir yükümlülük ya da hak kurmaz. Mülga edilen 380–412 maddelerinin içeriği (vergi cezalarına ve yargılama usulüne ilişkin hükümler) bu maddede değil, ilgili eski metinlerde aranmalıdır. Maddenin uygulanmasında yetkili mercilerin hangi tarihten itibaren ilgili hükümleri uygulamayacağı, 2577 sayılı Kanun'un ilgili hükmü ile birlikte okunmalıdır.

m.384: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün yürürlükten kaldırılarak artık uygulanmayacağı anlamına gelen durumdur. Madde, 380–412 maddelerinin tümü için bu durumu bildirir.
Vergi mahkemeleri göreve başlama tarihi
Mülgaliğin başladığı ölçüt olarak maddede belirtilen tarihtir. Maddede somut bir takvim tarihi yazılmamış, 2577 sayılı Kanun'a yapılan atıfla belirlenmiştir.

m.384: hangi şartlar aranır?

  • Mülgaliğin doğması için 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesinde öngörülen bağlama, yani bu Kanuna göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başlaması gerçekleşmiş olmalıdır.
  • Mülgalik, maddede sayılan 380–412 arası maddelere sınırlıdır; bu aralık dışındaki maddeler bu hüküm kapsamında değerlendirilmez.

m.384: hangi sonuçları doğurur?

  • Vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla 380–412 maddeleri yürürlükten kalkmış sayılır.
  • Mülga edilen maddelere dayanan yeni bir işlem veya karar, bu maddelerin uygulanmasını gerektirir ve bu nedenle dayanak yapılamaz; uygulama ilgili eski hükümlerin mülgaliğine göre yapılır.

m.384: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddenin, 380–412 arasındaki hükümlerin içeriğini değiştirdiğini ya da yeni bir yükümlülük kurduğunu sanmak; madde yalnız yürürlük durumunu bildirir.
  • Mülgaliği, maddenin metninde yazılı bir takvim tarihine bağlamak; tarih 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesindeki göreve başlama anından alınır.

Nasıl ispat edilir?

  • Maddenin mülga olduğunu ileri süren tarafın, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihi ve buna bağlı mülgaliği belgeyle göstermesi gerekir.
  • Eski bir vergi cezası ya da usul hükmüne dayanılması hâlinde, dayanılan hükmün 380–412 aralığında olup olmadığı ve mülgaliğin tarihine göre uygulanabilirliği ilgili kayıtlardan saptanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: 384. maddedeki mülgalik bağlamasını yapan hükümdür; vergi mahkemelerinin göreve başlama tarihini belirleyerek 380–412 maddelerinin mülgaliğini sağlar.

VUK m.385

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380-412. maddelerinin tamamı, vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla birlikte mülga edilmiştir. Madde yalnızca bir mülgalık hükmüdür; vergi uyuşmazlıklarının yargılama usulünü, süreleri, yetkiyi veya başka bir hukuki ilişkiyi düzenlemez. Bu hükmün kapsamına giren eski vergi yargılaması hükümleri, bu tarihten sonra başlayan davalarda uygulanmaz. Madde, mülga hükümlerin içeriğini, yürürlük tarihini ve geçiş rejimini düzenlemez. Vergi mahkemelerinin kuruluşu ve görev alanı (2577 sayılı Kanun), mülga hükümlerin yerini alan yargılama usulü ve geçiş hükümleri ise ayrı mevzuatta yer alır.

m.385: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün yürürlükten kaldırılması ve artık uygulanmaz hale gelmesi anlamına gelir. Mülgalık, hükmün geçmişe yönelik değil, belirlenen tarihten itibaren etkili olduğu anlamına gelir.
Vergi mahkemesi
2577 sayılı Kanun ile kurulan ve vergi uyuşmazlıklarına bakan idare yargısı mahkemesidir. Madde metnine göre eski vergi yargılaması hükümlerinin yerini almıştır.

m.385: hangi şartlar aranır?

  • Mülgalığın uygulanabilmesi için vergi mahkemelerinin göreve başlamış olması gerekir.
  • Mülgalık hükmü, 380 ila 412. maddeler arasındaki hükümlerin tamamını kapsar; bu aralık dışındaki maddeler bakımından bu hüküm uygulanmaz.
  • Mülgalığın etkisi, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren doğar; bu tarihten önce başlamış işlemlerin geçiş rejimi ayrı hükümlere bağlıdır.

m.385: hangi sonuçları doğurur?

  • 380-412. maddeler arasındaki hükümler, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren uygulanmaz.
  • Mülgalık, bu hükümlerin geçmişe yönelik olarak tümüyle ortadan kalktığı anlamına gelmez; geçiş dönemine ilişkin ayrı düzenlemeler ayrıca incelenmelidir.
  • Mülga hükümlere dayanılarak yeni bir vergi yargılaması başlatılması mümkün değildir.

Mülga hükümler ile yürürlükteki hükümler arasındaki fark nedir?

380-412. maddeler arasındaki eski vergi yargılaması hükümleri, mülgalık hükmü ile uygulanmaz hale gelmiştir.

380. maddenin öncesi ve 412. maddenin sonrasındaki hükümler bu mülgalık kapsamında değildir.

Aralık dışındaki hükümlerin uygulanıp uygulanmayacağı, ayrıca yürürlük ve geçiş hükümlerine bakılarak belirlenir; bu madde bu konuda hüküm kurmaz.

m.385: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnini bir yargılama usulü düzenlemesi sanmak; bu madde yalnızca mülgalık hükmüdür.
  • Mülgalık tarihini kanunun yayım tarihi ile karıştırmak; metin vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihi esas alır.
  • Mülga hükümlerin geçmişe yönelik olarak hiç uygulanmadığını varsaymak; geçiş rejimi ayrıca incelenmelidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgalık tarihinin tespiti resmi kaynaklardan yapılır; vergi mahkemesinin göreve başlama tarihi resmi belgeyle ispatlanır.
  • Mülga bir hükme dayanılarak talep ileri sürülürse, bu hükmün mülgalık tarihinden önceki bir olaya uygulanıp uygulanamayacağını ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Geçiş rejimi ile ilgili iddialar, ilgili yürürlük ve geçiş hükümlerine dayanılarak ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: Mülgalık hükmünün dayanağıdır; vergi mahkemelerinin kuruluşu ve göreve başlamasıyla mülgalığın tarihini belirler.

VUK m.386

Bu madde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ila 412. maddelerinin tamamının mülga olduğunu bildirmektedir. Mülga kapsamı, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihtir. Madde, vergi mahkemelerinin kuruluşuyla birlikte eski vergi yargısı hükümlerinin yürürlükten kalktığını belirten bir yürürlükten kaldırma hükmüdür. Madde, vergi davalarının hangi usulle görüleceğini, dava açma sürelerini veya yargılama kurallarını kendisi düzenlemez; bu konular 2577 sayılı Kanunda ve sonraki vergi yargılaması mevzuatında yer alır. Maddenin uygulanması tek bir tarihe bağlıdır ve madde metni dışında bir mülga hükmün içeriğini bu madde ile belirlemek mümkün değildir.

m.386: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün yürürlükten kaldırılması, yani artık uygulanmaması anlamına gelir. Mülga hüküm, yürürlükten kalktığı tarihten sonraki olaylara uygulanmaz.
Vergi mahkemeleri
2577 sayılı Kanunla kurulan ve vergi uyuşmazlıklarına bakan yargı merciidir. Bu maddede mülgaiyetin başlangıç tarihi, bu mahkemelerin göreve başlama tarihidir.

m.386: hangi şartlar aranır?

  • Mülgaiyetin doğması için vergi mahkemelerinin 2577 sayılı Kanun uyarınca göreve başlamış olması gerekir.
  • Mülgaiyet, 380 ila 412. maddeleri kapsar; bu aralık dışındaki vergi usul hükümleri bu maddeyle mülga edilmiş sayılmaz.

m.386: hangi sonuçları doğurur?

  • Vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren 380 ila 412. maddeler artık uygulanmaz.
  • Bu tarihten önce açılmış ve eski hükümlere tabi olan işlemler için mülgaiyetin geçmişe etkisi, geçiş hükümlerine ve ilgili mevzuata göre değerlendirilir.
  • Mülga hükümlere dayanan yeni bir işlem yapılamaz.

m.386: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, vergi yargılamasına ilişkin güncel usul hükmü gibi okuyup 380-412. maddelerin içeriğinin hâlâ geçerli olduğunu varsaymak.
  • Mülgaiyet tarihini kanunun yayım tarihi ile karıştırmak; belirleyici tarih vergi mahkemelerinin göreve başlama tarihidir.
  • Maddenin yürürlükten kaldırdığı hükümleri, bu maddenin içeriği gibi aktarmak; madde yalnızca mülgaiyeti bildirir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten sonra açılan uyuşmazlıklarda 380-412. maddelere dayanmayan yargılama kurallarını uygular. (9. Daire, 2020/1211 E., 2022/2635 K., 07.06.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgaiyetin hangi tarihte gerçekleştiğini gösteren resmi belge, vergi mahkemesinin göreve başlama tarihini gösterir; bu belge ile ispat edilir.
  • Bir işlemin mülga hükümlere dayanıp dayanmadığı, işlemin tarihi ile vergi mahkemesinin göreve başlama tarihinin karşılaştırılmasıyla belirlenir.
  • Mülgaiyet bir yasal düzenlemeden doğduğu için tarafların ayrıca ispat yükü yoktur; mahkeme bunu resen dikkate alır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: Vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla 213 sayılı Kanunun 380-412. maddelerinin mülgaiyetini doğuran yürürlük hükmüdür.

VUK m.387

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ile 412. maddeleri arasındaki vergi mahkemelerine ilişkin hükümlerin tamamını kapsayan bu madde, 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanunun 63. maddesi gereğince mülga edilmiş olduğunu düzenler. Maddenin konusu bir yükümlülük, tanım, oran veya usul kuralı değildir; yürürlük dışı kalan bir hükümler grubunun kaldırılmasını bildirir. Madde, kendisinden önceki vergi mahkemesi usulü hükümlerinin artık uygulanmayacağını belirtir. Madde, mülga hükümlerin yerini alan düzenlemeleri, vergi mahkemelerinin görev ve yetkisini ve dava usulünü düzenlemez; bu konular 2577 sayılı Idari Yargılama Usulü Kanunu ile ilgili diğer mevzuatta yer alır.

m.387: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün yürürlükten kaldırılmış olması, yani artık uygulanmayacak hale gelmesidir. Mülga hükümler, kaldırıldıkları tarihten sonra doğan olaylarda uygulanmaz.
Göreve başlama tarihi
2577 sayılı Kanun uyarınca kurulan vergi mahkemelerinin fiilen çalışmaya başladığı tarihtir. Mülga hükmün sona erme anı bu tarihe bağlanmıştır; kanunun yürürlük tarihine değil, mahkemelerin göreve başlamasına bağlanmıştır.

m.387: hangi şartlar aranır?

  • Mülga edilen hükmün, 2577 sayılı Kanunun 63. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihte yürürlükten kalkmış olması gerekir.
  • Mülga hükmün kapsamında kalan 380 ile 412. maddeler arasındaki hükümlerin, bu tarihten sonra uygulanmayacak olduğu kabul edilmelidir.
  • Mülga hükmün yerine geçen düzenlemenin, ilgili kanunlarda ayrıca bulunması gerekir; bu madde yerine geçen hükmü kendisi düzenlemez.

m.387: hangi sonuçları doğurur?

  • 380 ile 412. maddeler arasındaki hükümler, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren uygulanmaz.
  • Mülga hükümlere dayanılarak yeni bir işlem yapılması veya dava açılması hukuken mümkün değildir.
  • Mülgaiyet, bu hükümlerin yerine geçen yeni düzenlemelerin varlığını kendiliğinden doğurmaz; ilgili yeni mevzuatın ayrıca incelenmesi gerekir.

Mülga hüküm ile yürürlükteki hüküm arasındaki fark nedir?

380 ile 412. maddeler arasındaki hükümler, vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla birlikte mülga sayılmıştır.

Madde 380'den önceki ve 412'den sonraki maddeler bu mülgaiyetin kapsamında değildir ve yürürlüğünü korur.

Mülgaiyet kapsamı yalnızca 380-412 aralığıyla sınırlıdır; bu aralık dışındaki hükümler için madde bir değişiklik getirmez.

Göreve başlamadan önceki olaylar ile göreve başladıktan sonraki olaylar arasındaki fark nedir?

Mülgaiyet tarihinden önce doğmuş ve o tarihte işleme alınmış uyuşmazlıklar, mülga hükümlere tabi kalabilir.

Mülgaiyet tarihinden sonra açılan veya doğan işlemler mülga hükümlere göre değerlendirilemez.

Uygulanacak hükmün belirlenmesinde olayın tarihi esas alınır; bu tarih ayrıca dava veya işlem açısından değerlendirilmelidir.

m.387: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülgaiyet tarihini kanunun yürürlük tarihi ile karıştırmak; madde, göreve başlama tarihine bağlanmıştır.
  • Mülga hükümlerin yerine geçen düzenlemeyi bu maddeden çıkarmaya çalışmak; madde yalnızca mülgaiyeti bildirir, yeni düzenlemeyi içermez.
  • 380-412 aralığı dışındaki maddelerin de mülga olduğunu varsaymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgaiyet tarihinin tespiti için vergi mahkemesinin göreve başladığını gösteren resmî kayıt veya Resmî Gazete yayını esas alınır; bu tarih, mülga hükmün uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesinde ispat konusu olur.
  • Mülga hükmün bir olayda uygulanması iddia edilen taraf, olayın mülgaiyet tarihinden önce doğduğunu ispat etmekle yükümlüdür.
  • Mülga hükme dayanılarak yapılan bir işlemin geçerliliği, işlemin tarihinin mülgaiyet tarihinden önce olduğunun belgelenmesine bağlıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: Vergi mahkemelerinin göreve başlamasını ve bu tarihten itibaren 213 sayılı Kanunun 380-412. maddelerinin mülga sayılmasını düzenleyen dayanak hükümdür. Bu madde mülgaiyet tarihini bu hükme bağlar.

VUK m.388

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ila 412. maddelerini kapsayan bölümün mülga olduğunu belirten bir madde numarasıdır. Madde, 380-412 arasındaki maddelerin yürürlükten kaldırıldığını ve bu mülgalığın kanuna göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren geçerli olduğunu düzenler. Madde bir yükümlülük, süre ya da tutar kurmaz; yalnızca eski vergi mahkemesi ve yargılama hükümlerinin yerini bıraktığını bildirir. Mülga edilen 380-412 maddelerinin içeriği, vergi mahkemelerindeki yargılamaya ilişkin güncel düzenlemelerde aranmalıdır; bu madde o içeriği düzenlemez.

m.388: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga hüküm
Yürürlükten kaldırılmış, artık uygulanmayan kanun hükmüdür. Bu maddede mülgalık, 380-412 maddelerinin tamamını kapsar.

m.388: hangi sonuçları doğurur?

  • 380-412. maddeler, kanuna göre kurulan vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren yürürlükte değildir.
  • Bu tarihten sonra mülga maddelere dayanılarak yapılan işlemlerin hukuki geçerliliği, ilgili mahkemenin görev ve yargılama kurallarına göre ayrıca değerlendirilir.

m.388: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 380-412 maddelerinin yerine geçen güncel hükümleri bu maddede aramak; madde yalnızca mülgalığı bildirir, yeni düzenlemeyi içermez.
  • Mülgalık tarihini kanunun yayım tarihi ile vergi mahkemesinin göreve başlama tarihini birbirine karıştırmak; madde göreve başlama tarihini esas alır.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgalığın hangi tarihte gerçekleştiğini gösteren resmi kayıt, ilgili vergi mahkemesinin göreve başlama tarihidir; bu tarih resmi kaynaklardan belgelenir.
  • Mülga maddeye dayanılarak yapılan bir işlemin geçerliliğini savunan taraf, işlemin mülgalık tarihinden önce yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.380: Mülgaya konu olan başlangıç maddesidir; mülgalık kapsamının başlangıcını belirler.
  • 213 sayılı Kanun m.412: Mülgalık kapsamının son maddesidir; 380-412 arası bütün maddeler bu aralıkta yer alır.

VUK m.389

Bu madde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ilâ 412. maddelerini kapsayan ve vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla yürürlükten kalkan bölümün (eski vergi mahkemesi ve vergi yargılaması usulüne ilişkin hükümlerin) mülga olduğunu bildiren bir yürürlükten kaldırma hükmüdür. Maddenin kendisi bir yükümlülük, süre veya usul kuralı içermez; yalnızca ilgili maddelerin yürürlükten kaldırıldığını belirtir. Kanun'un tamamına veya diğer bölümlerine uygulanmaz. Maddenin yürürlükten kaldırdığı hükümlerin içeriğini, yürürlüğe giriş tarihini ve geçiş dönemindeki işlemlerin akıbetini düzenlemez; bunlar için ilgili eski hükümlere ve geçici hükümlere bakılmalıdır. Vergi mahkemelerinin görev ve yetkisi ile dava açma sürelerini de bu madde belirlemez.

m.389: hangi kavramlar bilinmeli?

Mülga
Bir hükmün, yasama işlemiyle yürürlükten kaldırılmış olması durumudur. Mülga hüküm, kaldırıldığı tarihten sonra uygulanmaz; ancak bu tarihten önce doğmuş hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kalkmaz.
Göreve başlama tarihi
Maddede mülgiyetin başlangıç anı olarak gösterilen tarihtir; bu tarih, 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca kurulan vergi mahkemelerinin fiilen görevlerine başladığı andır. Tarihin hangi gün olduğu madde metninde yazılı değildir.

m.389: hangi şartlar aranır?

  • Mülgiyetin uygulanabilmesi için 213 sayılı Kanun'un 380 ilâ 412. maddelerinin kapsamında bulunan bir hükmün söz konusu olması gerekir.
  • Mülgiyet, 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca kurulan vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren işler; öncesi için bu madde kendiliğinden bir sonuç doğurmaz.
  • Yürürlükten kaldırma, kanun koyucunun açık bir hükmüyle gerçekleşir; uygulayıcının kendiliğinden bir yoruma dayanarak hükmü mülga saymaması gerekir.

m.389: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 380 ilâ 412 kapsamındaki hükümler, vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren uygulanmaz.
  • Mülgiyet, madde metninde belirtilen tarihten önce doğmuş hukuki sonuçları kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
  • Madde yalnızca yürürlükten kaldırma niteliğindedir; yeni bir yükümlülük, hak veya süre doğurmaz.
  • Kanun'un 380-412. madde aralığı dışındaki hükümleri bu maddeden etkilenmez.

Mülga hüküm ile yürürlükteki hüküm arasındaki fark nedir?

Madde kapsamındaki 380-412. madde hükümleri, vergi mahkemelerinin göreve başlamasından itibaren uygulanmaz.

213 sayılı Kanun'un bu maddenin dışında kalan hükümleri, ayrıca değiştirilmediği sürece yürürlüktedir.

Atıf yapılan bir hüküm mülga ise, yerine geçen düzenleme veya güncel yasal çerçeve aranmalıdır; mülga hüküm esas alınmamalıdır.

Mülgiyet tarihinden önce doğan işlemler ile sonra yapılan işlemler arasındaki fark nedir?

Göreve başlama tarihinden önce yapılmış ve sonuç doğurmuş işlemler, mülgiyetle kendiliğinden geçersiz hale gelmez.

Göreve başlama tarihinden sonra yapılacak işlemler, mülga hükme dayanamaz.

Geçmişe dönük sonuçların değerlendirilmesinde yürürlük tarihi ve geçici hükümler esas alınır.

m.389: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi bir yetki veya usul kuralı olarak okuyup, 380-412. maddelerin tamamen yürürlükte olduğunu varsaymak.
  • Mülgiyetin geriye yürüdüğünü düşünüp göreve başlama tarihinden önceki işlemleri de mülga hükme göre değerlendirmek.
  • Göreve başlama tarihini madde metninden çıkarmaya çalışmak; tarih madde metninde yer almaz, 2577 sayılı Kanun m.63'e bakılmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mülgiyet hükmü, uygulamada vergi mahkemelerinin göreve başlama tarihinden sonra 380-412. maddelerin dayanak yapılamayacağı yönünde değerlendirilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1174 E., 2025/674 K., 17.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Maddenin mülgiyet tarihinin tespiti için vergi mahkemesinin fiilen göreve başladığı tarihin resmî kayıtlarla belirlenmesi gerekir; ispat yükü bu tarihi ileri süren tarafa aittir.
  • Bir işlemin mülga hükme dayanarak yapıldığı iddiası, işlem tarihi ile göreve başlama tarihinin karşılaştırılmasıyla ortaya konulur.
  • Karşı taraf, işlemin mülgiyetten önce yapıldığını veya geçerli bir dayanağı bulunduğunu belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.380-412: Maddenin yürürlükten kaldırdığı hükümler aralığıdır; bu hükümlerin içeriği ve kapsamı için bakılması gereken aralıktır.
  • 2577 sayılı Kanun m.63: Mülgiyetin başlangıç anını belirleyen vergi mahkemelerinin göreve başlamasını sağlayan kanun maddesidir; bu madde ile birlikte okunur.

VUK m.390

Bu madde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ila 412. maddelerini kapsamakta; bu maddeler vergi ceza hükümlerini ve vergi cezalarına ilişkin usul kurallarını düzenlemekteydi. Madde metni, bu hükümlerin 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi uyarınca vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren mülga olduğunu bildirmektedir. Madde yalnızca bir mülgaiyet hükmü içerir; kime ya da hangi işleme uygulandığına dair bir kural koymaz. Madde, 380 ila 412 arasındaki maddelerin içeriğini (ceza türleri, ceza miktarları, uzlaşma ve ceza davalarına ilişkin hükümler) düzenlemez; bu konular madde metninde yer almaz ve bu maddeden okunamaz.

m.390: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 380 ile 412 arasındaki hükümler, 2577 sayılı Kanun'un 63. maddesi gereğince vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren mülgadır.
  • Mülgaiyet, bu tarihten sonra işlenen fiiller bakımından bu hükümlerin uygulanmasına imkân bırakmaz; uygulama, yürürlükteki mevzuata göre yapılır.

m.390: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mülga 380-412. maddeleri hâlâ yürürlükte sanarak bunlara dayanmak; mülgaiyet tarihinden sonraki işlemlere bu maddeleri uygulamak.
  • Mülgaiyet hükmünü, 380-412. maddelerin içeriğinin de yürürlükten kalktığı biçiminde genişletmek; bu maddelerdeki konuların başka mevzuatta düzenlenip düzenlenmediğini ayrıca araştırmamak.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgaiyet hükmü kanunun kendisinden doğduğu için ayrıca ispat gerektirmez; hangi tarihten itibaren uygulanacağı 2577 sayılı Kanun'un yürürlük ve göreve başlama tarihlerinden belirlenir.
  • Bir fiilin 380-412. maddeler kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, fiilin işlendiği tarihin mülgaiyet tarihinden önce mi sonra mı olduğunun belgelerle (ödeme, tutanak, dava tarihi gibi) tespit edilmesine bağlıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2577 sayılı Kanun m.63: Mülgaiyet hükmünün dayanağıdır; 380-412. maddelerin vergi mahkemelerinin göreve başlamasıyla birlikte yürürlükten kalkmasını sağlamıştır.

VUK m.391

Madde, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 380 ila 412. maddelerinin mülga edildiğini bildirmektedir. Düzenlediği konu, bu maddelerin kapsadığı hükümlerin yürürlükten kalktığıdır: Vergi Usul Kanunu'nun dava ve yargılamaya ilişkin bölümünün tamamı bu maddeyle ortadan kaldırılmıştır. Madde bir hak, yükümlülük ya da yetki kurmaz; herhangi bir kişi veya ilişkiye doğrudan uygulanmaz. Maddenin etkisi, 380-412. maddelerin mülga olduğu tarihten sonra bu maddelere dayanılamaması biçimindedir. Madde, vergi mahkemelerinin göreve başlamasından sonra geçerli olan yargılama usulünü düzenlemez (İdari Yargılama Usulü Kanunu ve vergi yargılamasına ilişkin güncel hükümler), ayrıca mülga maddelerin hangi hükümlerin yerine geçtiğini de belirtmez.

m.391: hangi şartlar aranır?

  • Mülga hükmün uygulanabilmesi için 380-412. maddelerin yürürlükte olması gerekir; bu madde ile bu koşul ortadan kalkmıştır.
  • Kanunun ilgili vergi mahkemesinin göreve başlaması tarihi, mülgiyet tarihinin belirlenmesi bakımından esas alınır.

m.391: hangi sonuçları doğurur?

  • Mülgiyet, 380-412. maddelerin vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihten itibaren yürürlükten kalkması sonucunu doğurur.
  • Mülga maddelere dayanılarak yapılan yeni işlemlerin hukuki dayanağı kalmaz.
  • Mülgiyet öncesinde açılmış ve sonuçlanmamış işler için geçiş hükümleri ayrıca değerlendirilir; bu madde bu konuda hüküm içermez.

m.391: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki mülgiyet işaretini, 380-412. maddelerin yürürlükte olduğu şeklinde yorumlamak.
  • Mülgiyet tarihini kanunun yayımlandığı tarih ile vergi mahkemelerinin göreve başladığı tarihi karıştırarak belirlemek.
  • Mülga hükümlerin yerine geçen güncel düzenlemeleri aramadan, mülga maddeye dayanarak sonuç çıkarmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Mülgiyetin varlığı, mevzuatın yayımlandığı Resmî Gazete ve ilgili kanun değişikliğinin metninden kanıtlanır; ispat yükü, mülga hükme dayanan tarafta kalır.
  • Mülga bir hükme dayanılarak talep edilen hak veya itiraz, dayanağın mülgiyetini bilen tarafça savunulamaz; bu tespit mevzuat metniyle yapılır.
  • Geçiş ve kapsam tartışmalarında, mülgiyet tarihinden önceki işlemlerin hangi hükme tabi olduğu, işlemin tarihine ve ilgili geçici hükümlere bakılarak belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Kanun m.380-412: Mülga edilen hükümlerin kapsamını oluşturan, Vergi Usul Kanunu'nun dava ve yargılamaya ilişkin bölümüdür.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir aym.379Bu şekilde tahakkuk eden tutarlar tahakkuk tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

18 karar
  1. 1968/41 E., 1968/30 K., 12.09.1968
    İlgili madde: m.382
  2. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2025/456 E., 2025/663 K., 17.09.2025
    İlgili madde: m.377
  3. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1174 E., 2025/674 K., 17.09.2025
    İlgili madde: m.389
  4. 3. Daire, 2024/2027 E., 2025/279 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.389
  5. 3. Daire, 2024/1718 E., 2025/280 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.389
  6. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/643 E., 2024/959 K., 23.10.2024
    İlgili madde: m.377, m.378, m.379, m.389
  7. 3. Daire, 2020/1541 E., 2023/1390 K., 13.04.2023
    İlgili madde: m.378
  8. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/607 E., 2022/1387 K., 16.11.2022
    İlgili madde: m.377
  9. 9. Daire, 2020/1211 E., 2022/2635 K., 07.06.2022
    İlgili madde: m.386
  10. 4. Daire, 2021/2289 E., 2021/3593 K., 24.06.2021
    İlgili madde: m.379
Diğer 8 karar
  1. 4. Daire, 2021/2097 E., 2021/2889 K., 02.06.2021
    İlgili madde: m.379
  2. 7. Daire, 2016/220 E., 2020/5227 K., 24.12.2020
    İlgili madde: m.377
  3. 7. Daire, 2019/5153 E., 2020/3427 K., 29.09.2020
    İlgili madde: m.377
  4. 7. Daire, 2019/5157 E., 2020/3428 K., 29.09.2020
    İlgili madde: m.377
  5. Genel Kurul, 2019/17103 E., 12.10.2023
    İlgili madde: m.378
  6. Birinci Bölüm, 2016/73 E., 08.07.2020
    İlgili madde: m.378
  7. Birinci Bölüm, 2016/70 E., 01.07.2020
    İlgili madde: m.378
  8. Genel Kurul, 2015/15100 E., 27.02.2019
    İlgili madde: m.378

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 28.03.2007 (m.377).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1.5. Vergi Davaları bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış