Amme Alacakları Kanunu › Genel esaslar

Kanunun şümulü, terimler, vazifeliler ve salahiyetliler

Amme Alacakları Kanunu m.1–8Vergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 04.06.2008 (m.3)

Kısaca

6183 sayılı Kanun'un 1. maddesi, amme alacaklarının tahsil usulünün hangi alacaklar bakımından uygulanacağını belirler. 6183 sayılı Kanun'un 2. maddesi, diğer kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen alacaklara 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.1–8 hükümlerini kapsar.

Amme Alacakları Kanunu m.1 — Kanunun şümulü

6183 sayılı Kanun'un 1. maddesi, amme alacaklarının tahsil usulünün hangi alacaklar bakımından uygulanacağını belirler. Madde; devlete, vilayet hususi idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli alacaklar ile gecikme zammı, faiz gibi fer'i alacakları; ayrıca bu idarelerin akitten, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğanlar dışında kalan ve amme hizmetlerinin uygulanmasından doğan diğer alacaklarını kapsar. Ayrıca bunların takip masraflarını da kapsar. Madde, kamu alacaklarının tahsilinde uygulanacak kanunun kapsamını tespit eder; tahsil usulünün ayrıntılarını, tahsil dairesinin yetkilerini, haciz ve satış işlemlerini düzenlemez (ilgili hükümler 6183 sayılı Kanunun ilerleyen maddelerindedir). Maddenin ikinci fıkrası, Türk Ceza Kanunundaki para cezalarının tahsil şekli ve hapse tahvili hükümlerinin saklı olduğunu belirtir; bu hükümlerin içeriği madde metninde yer almaz. Özel kanunların 6183 sayılı Kanuna tabi kılınması (örneğin 2. madde kapsamındaki atıflar) ile özel hukuk alacaklarının İcra ve İflas Kanunu'na göre takibi bu maddenin doğrudan konusu değildir; bu alanlar başka kanun maddelerinde düzenlenmiştir. Maddenin kendisi de, alacağın kamu hukukundan mı yoksa özel hukuktan mı doğduğunun ayrımını yapar; bu ayrımın delil ve kanıtlanması genel ilkelere bağlıdır.

Kanunun şümulü: hangi kavramlar bilinmeli?

Asli amme alacağı
Vergi, resim, harç, vergi cezası, para cezası ve ceza tahkik ve takiplerine ait muhakeme masrafı gibi, doğrudan kamu hukukundan doğan ve kendi başına var olan alacaklardır. Madde metninde sayılan türler örnek niteliğindedir.
Fer'i amme alacağı
Asli alacağa bağlı olarak doğan gecikme zammı, faiz gibi alacaklardır. Asli alacağın varlığına bağlıdır ve onunla birlikte tahsil edilir.
Akitten, haksız fiilden ve haksız iktisaptan doğan alacak
Kamu idarelerinin özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklarıdır. Madde, bu alacakları 1. madde kapsamı dışında bırakır; bunların tahsili İcra ve İflas Kanunu'na göre yapılır.
Amme hizmetleri tatbikatından doğan diğer alacaklar
Yukarıdaki sayılan türlere girmeyen, kamu hizmetinin yürütülmesinden doğan ve kamu idaresinin alacaklı olduğu diğer alacaklardır. Kapsama girmesi, alacağın kaynağının kamu hukuku ilişkisi olmasına bağlıdır.
Takip masrafı
Amme alacağının tahsili için yapılan takip işlemlerinden doğan giderlerdir. Maddeye göre bunlar da 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Türk Ceza Kanunu'ndaki para cezasının tahsili ve hapse tahvil
Para cezalarının tahsil şekli ve hapse çevrilmesine ilişkin, 6183 sayılı Kanunun uygulanmasını engelleyen saklı tutulmuş hükümlerdir. Madde metninde bu hükümlerin içeriği yer almaz.

Kanunun şümulü: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın devlete, vilayet hususi idaresine veya belediyeye ait olması bulunmalıdır.
  • Alacağın asli bir amme alacağı (vergi, resim, harç, ceza, muhakeme masrafı gibi) ya da bunlara bağlı fer'i amme alacağı (gecikme zammı, faiz) olması gerekir; ya da amme hizmetlerinden doğan diğer bir alacak olması gerekir.
  • Alacağın akitten, haksız fiilden veya haksız iktisaptan doğmaması gerekir; bu kaynaklardan doğan alacaklar 1. madde kapsamı dışında kalır.
  • Alacağın tahsil edilmesi için 6183 sayılı Kanunun takip hükümlerinin uygulanması gerekir; takip masrafları da bu kanuna tabi olur.
  • Para cezası söz konusuysa, Türk Ceza Kanunundaki tahsil şekli ve hapse tahvil hükümlerinin saklı olduğu dikkate alınmalıdır; bu hükümler 6183 sayılı Kanunun uygulanmasını engeller.

Kanunun şümulü: hangi sonuçları doğurur?

  • Alacak 1. maddede sayılan kapsamdaysa, bu alacağın tahsili 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılır.
  • Alacak akitten, haksız fiilden veya haksız iktisaptan doğuyorsa 6183 sayılı Kanun uygulanmaz; tahsil İcra ve İflas Kanunu'na göre yapılır.
  • Para cezası söz konusuysa TCK'daki tahsil şekli ve hapse tahvil hükümleri saklıdır ve bu hükümler öncelikli uygulanır.
  • Takip masrafları da 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
  • Madde, 6183 sayılı Kanunun ilerleyen maddelerindeki tahsil usulünü değiştirmez; yalnızca kapsamı belirler.

Asli amme alacağı ile fer'i amme alacağı arasındaki fark nedir?

Asli alacak, vergi, resim, harç, vergi cezası veya para cezası gibi alacağın kendisidir ve bağımsız olarak doğar.

Fer'i alacak, gecikme zammı ve faiz gibi asli alacağa bağlı olarak doğar ve onun varlığına dayanır.

Her iki tür de 1. madde kapsamında 6183 sayılı Kanuna tabidir; fer'i alacak, asli alacağın tahsili ile birlikte takip edilir.

Kamu hukuku alacağı ile özel hukuk alacağı (akit, haksız fiil, haksız iktisap) arasındaki fark nedir?

Amme hizmetlerinden ve kamu hukuku ilişkisinden doğan alacaklar 1. madde kapsamındadır.

Kamu idarelerinin akitten, haksız fiilden veya haksız iktisaptan doğan alacakları ise 1. madde dışında kalır.

Kamu hukukundan doğan alacak 6183 sayılı Kanunla, özel hukuktan doğan alacak İcra ve İflas Kanunu ile tahsil edilir.

Para cezası ile diğer amme alacakları arasındaki fark nedir?

Para cezası, Türk Ceza Kanununun tahsil şekli ve hapse tahvil hükümlerinin saklı olduğu bir cezadır.

Diğer amme alacakları, madde metnine göre doğrudan 6183 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.

Para cezasında TCK'daki özel tahsil ve hapse tahvil hükümleri öncelikli olur; diğer alacaklarda 6183 sayılı Kanun esas alınır.

Asli alacak için 1. madde ile özel kanunla 6183'e bağlanan alacak arasındaki fark nedir?

1. maddede sayılan alacaklar, madde metninden doğrudan 6183 sayılı Kanuna tabidir.

Özel kanunlarda 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edileceği belirtilen alacaklar, 1. maddenin dışında kalsa bile bu kanuna bağlanmıştır.

Bu tür alacakların kapsama alınması özel kanuna atıfla gerçekleşir; 1. madde tek başına kapsamı tüketmez.

Kanunun şümulü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi tüm devlet alacaklarına uygulamak; oysa madde yalnızca kamu hukukundan doğan alacakları kapsar, akit ve haksız fiilden doğan alacaklar kapsam dışındadır.
  • Para cezasını doğrudan 6183 sayılı Kanun hükmüne göre tahsil etmek; madde ikinci fıkrasında TCK'daki tahsil şekli ve hapse tahvil hükümlerinin saklı olduğunu belirtir.
  • Fer'i amme alacağını (gecikme zammı, faiz) asli alacaktan bağımsız bir alacak gibi değerlendirmek; fer'i alacak asli alacağa bağlıdır.
  • Özel kanunda 6183 sayılı Kanuna atıf yapılan alacağı yalnızca 1. maddeye dayanarak kapsam dışı saymak; 2. maddedeki atıflar kapsamı genişletir.
  • Takip masraflarını kapsam dışında saymak; madde takip masraflarını da 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde kapsamındaki alacağın kamu hukukundan doğup doğmadığı, akit, haksız fiil veya haksız iktisap ayrımı yapılarak belirlenir; özel hukuk kaynaklı alacaklar 1. madde kapsamı dışında kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/791 E., 2015/1756 K., 16.09.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2015/417 E., 2015/1755 K., 16.09.2015)
  • Para cezası ve hapse tahvil konularında 1. maddenin ikinci fıkrasındaki saklı tutma gereği gözetilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/791 E., 2015/1756 K., 16.09.2015; Hukuk Genel Kurulu, 2015/417 E., 2015/1755 K., 16.09.2015)
  • Maddenin kapsamı dar yorumlanmamakta; 2. maddedeki atıflarla diğer kanunlardaki alacakların da 6183 sayılı Kanun kapsamına girdiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/273 E., 2025/630 K., 29.04.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/165 E., 2025/300 K., 25.02.2025)
  • Alacağın kapsama girip girmediği, alacağın niteliğinin ve kaynağının incelenmesiyle belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacağın 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilmesini talep eden idare, alacağın devlet, vilayet hususi idaresi veya belediye alacağı olduğunu ve asli ya da fer'i amme alacağı niteliğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Alacağın kaynağının akit, haksız fiil veya haksız iktisap olmadığını ileri süren taraf, bu iddiasını ilgili hukuki ilişkinin belgeleriyle ispatlar.
  • Alacağın amme hizmetlerinden doğduğu iddiası, tahakkuk ve tarh belgeleri ile ortaya konur; bu belgelerin bulunmaması durumunda alacağın kapsama alınması güçleşir.
  • Para cezası söz konusuysa, TCK'daki saklı hükümlerin uygulanması gerektiğini ileri süren taraf bu iddiasını ceza mahkumiyet kararıyla ortaya koyar.
  • Alacağın kapsam dışında kaldığını ileri süren taraf, alacağın özel hukuk kaynaklı olduğunu belgeyle göstermek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.2: Muhtelif kanunlarda 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edileceği belirtilen alacakları kapsamı genişleten bir atıf hükmü olarak, 1. maddenin dışında kalan alacakların da bu kanuna bağlanmasını sağlar.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.47: Devletin özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklarının İcra ve İflas Kanunu'na göre takip edileceğini belirttiği için, 1. maddenin dışında kalan alacakların ayrımını tamamlar.
  • 6183 sayılı Kanun m.5: Vergi dairesinin tahsil dairesi olarak yetkili olduğunu belirtir; 1. maddede tanımlanan alacakların tahsil organını gösterir.

Amme Alacakları Kanunu m.2 — Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar

6183 sayılı Kanun'un 2. maddesi, diğer kanunlarda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği bildirilen alacaklara 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağını düzenler. Maddenin işlevi, kendi kapsamını başka kanunların yapacağı atıfla genişletmektir. Kanunun uygulanacağı alacakların çekirdeğini belirleyen 1. madde ile birlikte okunur. Madde süre, oran veya tutar içermez; tahsil usulünün ayrıntılarını (ödeme emri, haciz, satış, itiraz) düzenlemez. Kamu alacağının asıl ve fer'i unsurlarının tanımı (m.1), ihtiyati haciz (m.13), ödeme emri (m.55), haciz (m.62) ve istihkak davası (m.68) bu maddede yer almaz. Özel hukuk alacaklarının icra yoluyla tahsili ise İcra ve İflas Kanunu'na tabidir.

Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahsili Emval Kanunu atfı
Özel kanunların, bir alacağın 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edileceğini belirttiği yollama hükümleridir. Bu yollama, alacağın niteliğini değil tahsil usulünü belirler.
Muhtelif kanunlar
Vergi, harç ve benzeri alacakları düzenleyen ya da tahsil usulünü kendi içinde yollamayla belirleyen farklı kanunlardır. Madde, bu kanunlardaki yollamaların tamamını kapsar.
Uygulama alanının genişletilmesi
Maddenin, 6183 sayılı Kanunun m.1'deki çekirdek alacak tanımının dışındaki alacaklara da bu Kanunun uygulanmasını sağlayan işlevidir. Kapsam, kanun koyucunun açık yollamasına bağlıdır.

Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın, bir özel kanunda açıkça 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edileceği bildirilmiş olmalıdır.
  • Yollama yapan kanunun, alacağı Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edilecek alacak olarak nitelemiş olması gerekir; yalnızca tahsil yetkisinin bir idareye verilmesi yeterli değildir.
  • Bu yollamayla birlikte 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümleri alacağa uygulanır.

Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar: hangi sonuçları doğurur?

  • Özel kanunda yollama varsa alacak 6183 sayılı Kanunun takip hükümlerine göre tahsil edilir.
  • Yollama yoksa alacak 6183 sayılı Kanun kapsamında kalmaz ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre takip edilir.
  • Yollama hükmü, alacağın kamu hukukundan doğup doğmadığını değil, tahsil usulünü belirler; bu nedenle yollama bulunan alacak kamu alacağı niteliği kazanmayabilir ama 6183 sayılı Kanunla tahsil edilir.
  • Yollamayı içeren özel kanun hükmü ile 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümleri birlikte uygulanır.

Madde 1 kapsamındaki alacak ile m.2 kapsamındaki alacak arasındaki fark nedir?

m.1 kapsamındaki alacaklar, devletin, il özel idarelerinin ve belediyelerin kamu hukukundan doğan vergi, resim, harç, ceza ve benzeri alacaklarıdır.

m.2 kapsamındaki alacaklar, bu tanıma girmeyen ama özel kanunca 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edileceği bildirilen alacaklardır.

Uygulama alanı m.1'de tanımlanan çekirdeğin ötesine m.2 ile genişler. Bu alacaklara da 6183 sayılı Kanunun takip hükümleri uygulanır.

Yollama bulunan alacak ile yollama bulunmayan özel hukuk alacağı arasındaki fark nedir?

Özel kanunda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği yazılı alacaklar 6183 sayılı Kanun kapsamına girer.

Devletin özel hukuk ilişkilerinden doğan alacakları ile yollama bulunmayan alacaklar İcra ve İflas Kanununa tabidir.

Aynı kurumun alacağı bile, yollama varlığına göre farklı tahsil usulüne tabi olur. İdarenin sıfatı tek başına belirleyici değildir.

Tahsili, Tahsili Emval Kanununa atfedilen alacaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanunun tahsil usulünü bildirdiği her alacağı kamu alacağı saymak; yollama ile alacağın kamu hukuku niteliğini birbirine karıştırmamak gerekir.
  • Kurumun kamu tüzel kişisi olmasından hareketle alacağı otomatik olarak 6183 sayılı Kanuna tabi saymak; yollamanın bulunup bulunmadığına bakılmalıdır.
  • Özel hukuk alacağını, idarenin tahsil yetkisi bulunduğu için 6183 sayılı Kanunla takip etmek; bu durumda İcra ve İflas Kanunu uygulanır.
  • m.2 yollamasını, m.1'deki çekirdek alacak tanımının yerine geçen bir kural gibi okumak; m.2 ancak ek bir kanun atfı ile uygulanır.
  • Yollamanın hangi özel kanunda yer aldığını tespit etmeden doğrudan m.2'ye dayanmak; m.2 yalnızca bir atıf kuralıdır, tek başına tahsil yetkisi vermez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada, bir alacağın 6183 sayılı Kanunla tahsil edilip edilemeyeceği, önce ilgili özel kanunda açık bir yollamanın bulunup bulunmadığına bakılarak belirlenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025)
  • Yüksek Mahkemenin kararlarında, 6183 sayılı Kanunun 1, 2 ve 3. maddelerinin birlikte değerlendirildiği ve tahsil usulünün m.2 yollamasına dayandırıldığı görülmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/805 E., 2024/9336 K., 24.12.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/6847 E., 2024/8462 K., 28.11.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5921 E., 2024/8009 K., 19.11.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/5922 E., 2024/7431 K., 22.10.2024)
  • Tahsil usulü bakımından alacağın kaynağı ile yollamanın varlığı ayrı ayrı değerlendirilmekte; yollaması olmayan alacakta 6183 sayılı Kanunun uygulanmadığı kabul edilmektedir. (23. Hukuk Dairesi, 2015/4339 E., 2016/3948 K., 27.06.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Alacağı 6183 sayılı Kanunla takip eden idare, alacağın bir özel kanunda Tahsili Emval Kanununa göre tahsil edileceği yollamasını dayanak olarak göstermek zorundadır.
  • Yollamanın varlığı, ilgili özel kanunun metniyle, yani Resmî Gazete'de yayımlanmış kanun hükmüyle ispatlanır.
  • Borçlu, alacağın yollamaya dayanmadığını ya da alacağın özel hukuk niteliğinde olduğunu ileri sürerse, bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür; alacağın özel hukuk ilişkisinden doğduğu, borçlunun iddiası ile birlikte belgelerle ortaya konur.
  • İdare, alacağın kamu hukukundan doğduğunu veya yollama kapsamına girdiğini gösteren tahakkuk belgesi, ödeme emri ve ilgili kanun hükmünü sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.1: Kanunun çekirdek uygulama alanını tanımlar. m.2 ile birlikte okunduğunda, m.2'nin genişlettiği alanın sınırını gösterir.
  • 6183 sayılı Kanun m.3: Kanunun uygulanmasında kullanılan kavramlar ve tanımlar için m.1 ve m.2'nin uygulamasına bağlıdır.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.47: Devletin özel hukuk ilişkilerinden doğan alacaklarında İcra ve İflas Kanununun uygulanacağını belirtir; m.2 yollaması olmayan bu alacakların ayrımını yapar.
  • 6183 sayılı Kanun m.21: Kanunun imtiyaz hükmü olup, m.2 kapsamındaki alacaklar için de uygulanabilmesi, yollamanın varlığına bağlıdır.

Amme Alacakları Kanunu m.3 — Kanundaki terimler

6183 sayılı Kanun'un 3. maddesi, kanunda kullanılan on bir kadar terimin tanımını yapar: amme alacağı, amme borçlusu, alacaklı amme idaresi, tahsil dairesi, yalnızca mal olarak geçen terim, para cezaları, tahsil edilemeyen amme alacağı, tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı ve takibat giderleri. Bu tanımlar kanunun tüm uygulama alanında kavram olarak kullanılır. Madde, amme alacağının hangi kişiler bakımından borçlu sayılacağını belirler. Madde, alacağın doğum koşullarını, tahakkukunu, ödeme süresini, haciz usulünü ve zamanaşımını düzenlemez (ilgili hükümler 1 ve 2. maddeler ile kanunun takip hükümleridir). Amme alacağının hangi alacaklar olduğunu 1 ve 2. maddeler belirler; bu madde yalnızca bu alacaklara yapılan atıfı kullanır. Tahsil dairesinin yetkisi, haciz ve satış işlemleri, sorumluluk ve iflas ile ilgili hükümler bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kanundaki terimler: hangi kavramlar bilinmeli?

Amme alacağı
Kanunun 1 ve 2. maddelerinin kapsamına giren alacaklardır. Maddenin kendisi alacak türlerini sayıp tanımlamaz, bu işi 1 ve 2. maddelere bırakır.
Amme borçlusu veya borçlu
Amme alacağını ödemekle yükümlü olan gerçek ve tüzel kişiler ile bunların kanuni temsilcileri veya mirasçıları, vergi mükellefleri, vergi sorumluları, kefiller ve yabancı kişi ve kurum temsilcileridir. Yükümlülük kaynağı ödeme yükümlülüğü olup borçlu sıfatı mükellefiyet ya da sorumluluk gibi farklı dayanaklardan doğabilir.
Alacaklı amme idaresi
Amme alacağının sahibi olan kamu tüzel kişileridir. Maddede devlet, vilayet hususi idareleri ve belediyeler sayılmıştır.
Tahsil dairesi
Alacaklı amme idaresinin kanunu uygulamakla görevli dairesi, servisi, memur veya memurlarıdır. Takibi genel icra dairesi yerine alacaklı idarenin kendi organı yürütür.
Yalnızca mal olarak geçen terim
Menkul ve gayrimenkul mallar (gemiler dahil) ile her türlü hak ve alacağı ifade eder. Kanunun haciz ve satış hükümleri bu geniş kavram üzerinden uygulanır.
Para cezaları
Adli ve idari para cezalarının tümünü kapsar. Kavram, cezanın kaynağı mahkeme ya da idare olsun fark etmeksizin geçerlidir.
Tahsil edilemeyen amme alacağı
Borçlunun bu Kanuna göre yapılan mal varlığı araştırmasında haczedilebilir mal bulunmaması veya haczedilen malların satışından elde edilen bedelin alacağı karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen alacaklardır. Kavram 5766 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı
Takibin herhangi bir aşamasında, haczedilen malların biçilen değerinin alacağı karşılamayacağının ya da iflas masasından tahsil imkânı bulunmadığının anlaşılmasıyla tahsilin mümkün olmadığı ortaya çıkan alacaklardır. Tahsil edilemeyen alacak kavramından farkı, bu durumun takip sürecinin herhangi bir anında öngörülebilmesi ve tahsil imkânının kalmadığının ortaya çıkmasıdır.
Takibat giderleri
Cebri icra sırasında yapılan zor kullanma, ilan, haciz, nakil ve muhafaza giderleri gibi her türlü harcamadır. Kanun örnek sayar, liste sınırlı değildir.

Kanundaki terimler: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın 1 ve 2. maddeler kapsamında bir amme alacağı olması gerekir.
  • Borçlunun, amme alacağını ödemekle yükümlü olan kişilerden biri olması gerekir; bu kişiler gerçek ve tüzel kişiler, kanuni temsilci, mirasçı, vergi mükellefi, vergi sorumlusu, kefil veya yabancı kişi ve kurum temsilcisidir.
  • Alacaklı tarafın devlet, vilayet hususi idaresi veya belediye gibi alacaklı amme idaresi olması gerekir.
  • Takibin tahsil dairesi eliyle yürütülmesi gerekir; yani kanunu uygulamakla görevli daire, servis, memur veya memurlar işlemi yapmalıdır.
  • Tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak ayrımında, alacağın tahsilinin imkânsız hale geldiğinin mal varlığı araştırması, haciz, değer takdiri veya iflas sonucundan anlaşılması gerekir.

Kanundaki terimler: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir alacak 1 ve 2. maddelere uygun bir amme alacağı ise, kanunun takip hükümleri uygulanır.
  • Kişi amme borçlusu tanımına girmiyorsa, bu kişiye karşı kanunun takip yolu açılamaz.
  • Tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı kavramı, kanunun ilgili işlemlerine ve hükümlerine dayanak oluşturur.
  • Takibat giderleri, cebri icra sırasında yapılan giderler olarak tanımlanır ve amme alacağıyla birlikte tahsil edilir.

Amme borçlusu ile alacaklı amme idaresi arasındaki fark nedir?

Amme borçlusu, alacağı ödemekle yükümlü olan kişidir ve kanunda geniş bir kişi çevresi sayılmıştır.

Alacaklı amme idaresi, alacağın sahibi olan devlet, vilayet hususi idaresi veya belediyedir.

Takip yalnızca alacaklı idare tarafından, borçlu sıfatı taşıyan kişiye karşı yürütülebilir; kefil ve vergi sorumlusu gibi borçlular da kanunun takip hükümlerine tabi olur.

Tahsil edilemen amme alacağı ile tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı arasındaki fark nedir?

Tahsil edilemeyen amme alacağı, mal varlığı araştırması veya satış sonucunda tahsilin gerçekleşmediği alacaklardır.

Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı, takibin herhangi bir aşamasında tahsilin mümkün olmadığının ortaya çıktığı alacaklardır.

İki kavram zaman ve tespit biçimi bakımından ayrılır; birincisi takibin sonucunda, ikincisi takibin herhangi bir aşamasında ortaya çıkabilir ve ayrı işlemlere bağlanabilir.

Para cezaları ile amme alacağı arasındaki fark nedir?

Para cezası, adli veya idari bir yaptırım niteliği taşıyan para ödeme yükümlülüğüdür.

Amme alacağı, kanunun 1 ve 2. maddelerine giren alacaklardır ve para cezası bu alacaklar arasında yer alabilir.

Para cezası, kanunun 1 ve 2. maddelerine giriyorsa amme alacağı sayılır; kavramın ayrı tanımlanması bu alacakların takip edilebilmesini sağlar.

Kanundaki terimler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 3'teki tanımları alacak türü saymak; bu madde yalnızca terimleri tanımlar, alacağın türünü 1 ve 2. maddeler belirler.
  • Tahsil edilemeyen amme alacağı ile tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağını aynı anlama gelir saymak; ikincisi takibin herhangi bir aşamasında ortaya çıkar.
  • Borçlu kavramını yalnızca asıl borçlu ile sınırlamak; kefil, vergi sorumlusu ve mirasçılar da kanun kapsamında borçludur.
  • Takibat giderlerini liste ile sınırlı saymak; kanun giderleri örnek sayar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, amme alacağı kavramını 6183 sayılı Kanun'un 1 ve 2. maddelerine yapılan atıf üzerinden değerlendirmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1468 E., 2024/544 K., 15.03.2024; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/953 E., 2022/915 K., 20.04.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2017/53 E., 2021/611 K., 25.05.2021)
  • Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı kavramı, 2008 değişikliğiyle eklenmiş olup, değişiklik öncesi kararlar bu ayrımı içermez. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1030 E., 2026/11 K., 07.01.2026)
  • Mahkemeler, amme alacağı kavramının genel tanımını 1 ve 2. maddelerle birlikte değerlendirir ve madde 3'ün tek başına bir alacak türü yaratmadığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Amme alacağının varlığını iddia eden alacaklı amme idaresi, alacağın 1 ve 2. maddeler kapsamında olduğunu tahakkuk belgesi ve tebliğ kayıtlarıyla ispatlar.
  • Borçlu sıfatını iddia eden alacaklı, kişinin mükellef, sorumlu, kefil veya mirasçı olduğunu ilgili vergi kaydı, kefalet senedi veya miras belgesiyle ispatlar.
  • Tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan alacak iddiasını ileri süren alacaklı idare, mal varlığı araştırması, haciz tutanağı, değer takdiri veya iflas masası yazışmalarıyla bu durumu ispatlar.
  • Borçlu, alacağın amme alacağı niteliğini veya kendi borçlu sıfatını reddediyorsa, bu savunmayı ileri sürdüğü ölçüde ilgili belgeleri sunmakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.1: Amme alacaklarının kapsamını belirler. Madde 3'teki amme alacağı tanımı bu maddeye atıf yapar.
  • 6183 sayılı Kanun m.2: Amme alacağı tanımının ikinci dayanağıdır ve kanunun uygulama alanını genişletir.
  • 6183 sayılı Kanun m.13: Tahsil dairesinin takip başlamadan önce ihtiyati haciz kararı verebilmesini düzenler; madde 3'teki tahsil dairesi kavramının işlevini gösterir.
  • 6183 sayılı Kanun m.55: Ödeme emri gönderilmesini düzenler; amme borçlusu kavramının takipte muhatap olduğu işlemdir.
  • 6183 sayılı Kanun m.79: Borçlunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczini düzenler; yalnızca mal olarak geçen terimin kapsamında yer alan hak ve alacakların takip yoludur.
  • 6183 sayılı Kanun m.102: Hukuk Genel Kurulu kararında madde 3 ile birlikte anılan hükümdür; tahsil edilemeyen alacak kavramlarının sonuçlarını bağlar.

Amme Alacakları Kanunu m.4 — Salahiyetliler ve mesuliyetleri

Madde, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunu uygulamakla yetkili amme idaresi memurlarının görevlerinin ve mesuliyetlerinin hangi mevzuatla belirleneceğini düzenler. Maddenin muhatabı, kanunu tatbik yetkisi bulunan amme idaresi memurlarıdır. Madde, memurların görev tanımını, teşkilat ve görev kanunlarına, ilgili diğer kanun ve mevzuata bırakır; mesuliyetin hangi kanunla tesis edileceğini de belirler. Maddenin kendisi görev, yetki veya sorumluluk içeriğini ayrıntılı olarak kurmaz. Memurların yetkilerinin kullanım usulünü düzenlemez (ilgili usul hükümleri kanunun ilerleyen maddelerindedir). Kanuni temsilcilerin şahsi sorumluluğunu düzenlemez (mükerrer m.35). Amme alacaklarının tebliğ usulünü düzenlemez (7201 sayılı Tebligat Kanunu). Tahsil yetkisinin kapsamını ve haciz usulünü düzenlemez (ilgili hükümler kanunun devamındadır).

Salahiyetliler ve mesuliyetleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Amme idaresi
Amme alacağını doğuran kamu hukuku ilişkisinin tarafı olan ve bu alacağın tahsilini yürüten kamu tüzel kişisi ya da kuruluşudur. Maddede bu idarelerin memurları, kanunu tatbik yetkisi bakımından anılmaktadır.
Tatbik salahiyeti
Kanunun uygulanmasına ilişkin yetkidir. Madde, bu yetkiyi taşıyan memurların kim olduğunu belirlemez; bu tespit teşkilat ve görev mevzuatına bırakılmıştır.
Teşkilat ve vazife kanunları
Amme idaresinin kuruluşunu, memurların görev alanlarını ve bu görevlerin ayrıntısını düzenleyen kanun ve diğer mevzuattır. Maddeye göre memurların görevleri bu mevzuatla belirlenir.
Mesuliyeti tesis eden kanun
Memurun görevini yerine getirmemesi ya da kusurlu davranması hâlinde sorumluluğunun doğup doğmayacağını ve kapsamını belirleyen kanundur. Madde, bu sorumluluğun kaynağını genel bir kanun olarak bırakır; hangi kanunun uygulanacağını somut olarak saymaz.

Salahiyetliler ve mesuliyetleri: hangi şartlar aranır?

  • Memurun, 6183 sayılı Kanunu tatbik etmeye salahiyetli bir amme idaresinin memuru olması gerekir.
  • Memurun görev ve vazifesinin, teşkilat ve vazife kanunları ile bu konuyla ilgili diğer kanun ve mevzuata göre belirlenmesi gerekir.
  • Memurun sorumluluğunun, mesuliyeti tesis eden kanunlara göre değerlendirilmesi gerekir.

Salahiyetliler ve mesuliyetleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Memurun görev ve yetkisinin kapsamı, kanunun kendisinden değil teşkilat ve vazife mevzuatından belirlenir.
  • Memurun mesuliyeti, bu maddeye göre ayrı bir mesuliyet kanunuyla tesis edilir; 6183 sayılı Kanun kendi başına bir sorumluluk rejimi kurmaz.
  • Görev veya sorumluluk konusunda 6183 sayılı Kanunda açık bir hüküm bulunmadığında, ilgili teşkilat, görev veya mesuliyet mevzuatına başvurulması gerekir.

Salahiyetliler ve mesuliyetleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, memurların görev ve yetkilerini doğrudan tanımlayan bir hüküm olarak okumak; madde yalnızca mevzuata yollama yapar.
  • Memur sorumluluğunu 6183 sayılı Kanunun içinde aramak; sorumluluğun kaynağı başka bir kanundur.
  • Mükerrer m.35 ile bu maddeyi karıştırmak; mükerrer m.35 kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenler, memurların mesuliyetini değil.
  • Tatbik salahiyetini ve görev sınırını, somut olay için ilgili kuruluş mevzuatına bakmadan belirlemeye çalışmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Memurun görevinin 6183 sayılı Kanunu tatbik yetkisi kapsamında olduğunu, bu yetkiyi hangi teşkilat ya da görev mevzuatının verdiğini ispat yükü, memurun sorumluluğunu ileri süren tarafta veya davayı açan tarafta bulunur.
  • Görevin kaynağını gösteren kuruluş kanunu, yönetmelik veya atama belgesi gibi resmi belgeler bu konuda temel delildir.
  • Memurun kusurunun ve bunun sonucunda zararın varlığı, mesuliyeti tesis eden kanuna göre ispatlanır.
  • Memurun görevini yerine getirdiğini savunan taraf, bu görevin yasal dayanağını ilgili mevzuatla göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.4: Maddenin kendisidir; memur görevlerinin ve mesuliyetinin dış mevzuata bırakıldığını belirler.
  • 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35: Tüzel kişi borçlarında kanuni temsilcilerin şahsi mal varlığından tahsil imkânını düzenler; memur mesuliyetiyle değil, temsilci sorumluluğuyla ilgilidir.

Amme Alacakları Kanunu m.5 — Takibata salahiyetli tahsil dairesi

6183 sayılı Kanun'un 5. maddesi, amme alacaklarının takibinin hangi tahsil dairesi eliyle yapılacağını ve borçlu ya da malları başka yerde bulunduğunda takibin yetkili başka bir tahsil dairesine niyabeten yaptırılmasını düzenler. Madde, alacaklı amme idaresinin mahalli tahsil dairesi bakımından uygulanır. Maddede süre, tutar veya dava ehliyeti hükmü yer almaz. Takibin hangi usulle (ödeme emri, haciz, satış) yürütüleceği (m.55, m.62, m.84) düzenlemez. Amme alacaklarına ilişkin genel tanım ve kapsam (m.1) ile istisna niteliğindeki özel yetki ve tebligat kuralları (m.9 ve m.10 gibi) bu maddede yer almaz. Yetkili tahsil dairesinin tespiti ile ilgili itiraz ve dava yolları da bu maddenin konusu değildir.

Takibata salahiyetli tahsil dairesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahsil dairesi
Amme alacağını takip eden ve kamu alacaklısı idarenin takip organı olarak hareket eden birimdir. Genel icra hukukundaki icra dairesinin yerini kamu icra hukukunda alır. Kural olarak vergiyi tarh ve tahakkuk ettiren vergi dairesidir.
Mahalli tahsil dairesi
Takibin başlatıldığı ve yürütüldüğü yerdeki, alacaklı idarenin yerel tahsil birimidir. Takip, kural olarak bu daire tarafından yapılır.
Niyabeten yaptırma
Bir tahsil dairesinin, borçlu veya malları kendi yetki alanı dışında bulunduğunda, takibin bir kısmını o yerdeki aynı nevi amme idaresinin tahsil dairesine vekaleten yaptırmasıdır. Yetki devri değil, işlemin vekaleten yaptırılmasıdır.
Aynı nevi amme idaresi
Alacaklı idare ile aynı türden, yani aynı vergi veya amme alacağını yöneten kurumun, borçlunun veya malın bulunduğu yerdeki tahsil dairesidir. Farklı tür bir idarenin dairesi bu kapsamda değerlendirilmez.

Takibata salahiyetli tahsil dairesi: hangi şartlar aranır?

  • Takibin alacaklı amme idaresinin mahalli tahsil dairesince yapılması gerekir.
  • Borçlunun veya mallarının alacaklı dairenin bulunduğu yer dışında bir mahalde bulunması gerekir.
  • Takibin yapılacağı mahallin, aynı nevi amme idaresinin tahsil dairesi bulunan yer olması gerekir.
  • Takip işlemlerinin, borçlunun veya malın bulunduğu mahaldeki aynı nevi tahsil dairesine niyabeten yaptırılması gerekir.

Takibata salahiyetli tahsil dairesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Borçlu veya malları alacaklı tahsil dairesinin mahallinde bulunuyorsa takip o daire tarafından doğrudan yürütülür.
  • Borçlu veya malları başka mahalde bulunuyorsa, takip o mahaldeki aynı nevi tahsil dairesine niyabeten yaptırılır.
  • Niyabet yoluyla yapılan işlemler, aynı nevi tahsil dairesinin mahalli işlemi niteliğinde kabul edilir.

Genel yetki ile niyabet arasındaki fark nedir?

Borçlu ve malları alacaklı dairenin mahallinde bulunuyorsa takip doğrudan mahalli tahsil dairesince yürütülür.

Borçlu veya malları başka bir mahaldeyse, takip o mahaldeki aynı nevi tahsil dairesine niyabeten yaptırılır.

Doğrudan takip ile niyabet arasında yetki değil yürütme biçimi farkı vardır; niyabetle yapılan işlemler o mahalin tahsil dairesi eliyle gerçekleşir.

Aynı nevi ile farklı nevi idare arasındaki fark nedir?

Niyabet yalnızca aynı nevi amme idaresinin tahsil dairesine yaptırılabilir.

Başka türde bir idarenin dairesi niyabet için uygun değildir.

Yanlış nevi dairesine yaptırılan takip maddenin öngördüğü biçimde yapılmamış olur.

Takibata salahiyetli tahsil dairesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Borçlunun veya malın başka mahalde bulunduğu hâlde takibi alacaklı dairenin kendi mahallinde doğrudan yürütmek; niyabet yoluna gidilmesi gerekir.
  • Niyabeti farklı nevi bir idarenin tahsil dairesine yaptırmak; yalnızca aynı nevi amme idaresinin dairesi uygundur.
  • Niyabeti yetki devri gibi görüp takip sorumluluğunu tamamen başka dairenin üstlendiğini sanmak; işlem vekaleten yaptırılır, alacaklı idarenin takip sorumluluğu sürer.
  • Kamu alacağı takibinde icra dairesi yetkisini bu maddeye dayanarak İİK'nın genel yetki kurallarına göre belirlemek; amme alacağında takip tahsil dairesince yapılır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kamu alacağının takibinde alacaklı idarenin tahsil dairesinin mahalli yetkisi esas alınır ve borçlu ya da mal başka yerdeyse niyabet yoluna başvurulur. (7. Daire, 2000/7958 E., 2003/595 K., 13.03.2003)
  • Müteselsel sorumlu kişiden tahsilin, asıl borçlunun bağlı olduğu dairece değil, müteselsil sorumlunun bağlı bulunduğu vergi dairesince yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (7. Daire, 2000/7958 E., 2003/595 K., 13.03.2003)

Nasıl ispat edilir?

  • Takibi başlatan alacaklı idare, borçlunun veya malının alacaklı dairenin dışında bulunduğunu belgelerle ortaya koymalıdır; bu bilgi adres kaydı, tebligat veya mal bildirimi ile belirlenir. (7. Daire, 2000/7958 E., 2003/595 K., 13.03.2003)
  • Niyabet talebinin hangi tahsil dairesine yapıldığı ve işlemin aynı nevi idare bünyesinde yürütüldüğü, dosya kayıtlarından izlenebilmelidir.
  • Borçlu, takibin yetkisiz bir tahsil dairesince yapıldığını ileri sürerse, bu savunmayı ve yerleşim yerini kendisi ispat etmelidir; idare ise mal ve borçlunun bulunduğu yeri belgelerle göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.1: Kanunun uygulama alanını belirler; m.5'teki tahsil dairesi ve niyabet kurallarının hangi amme alacakları bakımından uygulanacağını gösterir.
  • 6183 sayılı Kanun m.55: Takibin ödeme emriyle başlamasını düzenler; m.5 uyarınca bu ödeme emrini tahsil dairesi düzenler.
  • 6183 sayılı Kanun m.62: Ödeme emrinin kesinleşmesinden sonra haciz uygulanmasını düzenler; niyabetle yapılan haciz işlemi bu hükme göre yürütülür.

Amme Alacakları Kanunu m.6 — Yardım mecburiyeti

6183 sayılı Kanun'un 6. maddesi, tahsil dairelerinin bu Kanuna göre yaptığı tebliğleri ve verdiği emirleri ilgililerin derhal yerine getirmesi ve yerine getirdiğini gecikmeksizin tahsil dairesine bildirmesi yükümlülüğünü düzenler. Ayrıca bu yükümlülüğü makul bir özür olmadan yerine getirmeyenler hakkında Cumhuriyet savcılığınca genel hükümlere göre doğrudan takibat yapılmasını öngörür. Madde, tahsil dairelerinin tebligat ve emirlerinin muhatabı olan herkese, yani borçlu, üçüncü kişi ve ilgili kurum ya da kişilere uygulanır. Madde, haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye yapılacak ödeme ve yapılmayacak ödemenin sonuçlarını düzenlemez (m.89 ve devamı, ilgili hükümler). Madde, haczedilen malın satışını, satış usulünü ve ihalenin feshini düzenlemez (m.99 ve devamı). Madde, istihkak davalarını ve bu davalarda görev ve yetkiyi düzenlemez (m.68). Madde, üçüncü kişinin haczi kabul etmemesinin veya ihbarnameye aykırı davranmasının sorumluluğunu ve bunun doğurduğu tahsil yükümlülüğünü düzenlemez (m.79 ve m.82 ile birlikte okunmalıdır).

Yardım mecburiyeti: hangi kavramlar bilinmeli?

Tahsil dairesi
Amme alacaklarını 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil etmekle görevli idari birimdir. Maddedeki yükümlülük, bu dairenin yaptığı tebliğ ve verdiği emirler bakımından doğar.
Tebliğ ve emir
Tahsil dairesinin Kanun'a dayanarak muhatabına gönderdiği bildirimler ve yerine getirilmesini istediği işlemlerdir. Maddenin koruması, bu iki işlemin yerine getirilmesine bağlıdır.
Alakadarlar
Tahsil dairesinin tebliğ ve emirlerinin muhatabı olan kişilerdir. Borçlu olması şart değildir; üçüncü kişiler ve ilgili kurumlar da bu kapsamda değerlendirilir.
Makbul özür
Yükümlülüğün zamanında ve eksiksiz yerine getirilmesini engelleyen, hukuken kabul edilebilir nedendir. Bu nedenin varlığı ihmal veya kusur bulunmadığını gösterir ve cezai takibatın önünü keser.
Doğrudan takibat
Cumhuriyet savcılığının, şikâyete veya ayrı bir izne bağlı olmaksızın umumi hükümlere göre harekete geçmesidir. Bu takibat, madde kapsamında yükümlülüğe aykırılık hâlinde gündeme gelir.

Yardım mecburiyeti: hangi şartlar aranır?

  • Tahsil dairesinin 6183 sayılı Kanun'a göre yaptığı bir tebliğ veya verdiği bir emrin bulunması gerekir.
  • Tebliğ ve emrin muhatabı olan alakadarın bu işlemi derhal yerine getirmesi gerekir.
  • Alakadarın yerine getirdiği işlemin sonucunu geciktirmeksizin tahsil dairesine bildirmesi gerekir.
  • Yükümlülüğün yerine getirilmemesi için makbul bir özrün bulunmaması gerekir; özür varsa yükümlülük ihlal edilmiş sayılmaz.
  • Makbul özür olmadan yükümlülüğü yerine getirmeyen kişi hakkında Cumhuriyet savcılığınca umumi hükümlere göre doğrudan takibat yapılması gerekir.

Yardım mecburiyeti: hangi sonuçları doğurur?

  • Tebliğ ve emirlere derhal uyulur ve sonucu gecikmeksizin tahsil dairesine bildirilirse yükümlülük yerine getirilmiş olur.
  • Makbul bir özre dayanmadan yükümlülük yerine getirilmezse Cumhuriyet savcılığınca umumi hükümlere göre doğrudan takibat yapılır.
  • Makbul bir özür varsa yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle takibat yapılmaz.
  • Yükümlülüğe aykırılık, tahsil dairesinin tebliğ ve emirlerinin hukuki geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
  • Madde, tebliğ ve emirlerin hukuka uygunluğunu denetlemez; bu konudaki itirazlar ayrı yollara tabidir.

Tebliğ-emir yerine getirme ile tahsil dairesine bildirim arasındaki fark nedir?

Alakadarın tebliğ ve emri derhal yerine getirmesi, yani fiilî icrası yükümlülüğüdür.

Yerine getirildikten sonra tahsil dairesine neticesini geciktirmeksizin bildirme yükümlülüğüdür.

İki yükümlülük ayrı ayrı doğar; birini yerine getirmek diğerini ortadan kaldırmaz ve her biri için ayrı ihlal söz konusu olabilir.

Makbul özürlü ihmal ile makbul özürsüz ihmal arasındaki fark nedir?

Makbul bir özre dayanan gecikme veya yerine getirmeme, kişinin kusurunu ortadan kaldıran bir durumdur.

Makbul bir özre dayanmayan yerine getirmeme, yükümlülüğün ihlalidir.

Yalnız özürsüz ihlalde Cumhuriyet savcılığınca doğrudan takibat yapılır; özür kabul edilirse bu takibat yapılmaz.

Madde 6 yaptırımı ile idari tahsil yolu arasındaki fark nedir?

Madde 6, yükümlülüğe aykırılığı ceza hukuku yoluyla, Cumhuriyet savcılığının takibatına bağlar.

Madde 6 yalnız bu yaptırımı düzenler; tahsilin kendisi ve haciz işlemleri başka maddelerde düzenlenmiştir.

Yükümlülüğe uyulmaması amme alacağının tahsilini durdurmaz; ayrıca idari ve cezai yollar bir arada işleyebilir.

Yardım mecburiyeti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde 6'yı sadece idari bir yükümlülük olarak görüp Cumhuriyet savcılığına yapılan başvurunun ceza davası doğurmayacağını saymak; oysa madde doğrudan takibat öngörür.
  • Tebliğ ve emrin derhal yerine getirilmesi ile sonucun tahsil dairesine bildirilmesi yükümlülüklerini tek bir yükümlülük gibi değerlendirmek.
  • Makbul özrü, sadece ödeme güçlüğü veya ihmal olarak yorumlamak; makbul özrün tebliğ ve emrin yerine getirilmesini gerçekten engelleyen somut bir durum olması gerekir.
  • Madde 6'nın yaptırımını haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye yaptığı ödemenin sonucu ile karıştırmak; ödeme sonuçları m.79 ve ilgili hükümlerde düzenlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Haciz ihbarnamesinin üçüncü kişiye tebliği üzerine, muhatabın ihbarnamenin gereğini yerine getirmemesi hâlinde madde 6 ve m.79 birlikte değerlendirilmektedir. (4. Daire, 2003/1752 E., 2004/291 K., 19.02.2004)
  • Haciz ihbarnamesinde belirtilen hesaplar üzerinde üçüncü kişinin kendi alacağına dayanan rehin, takas veya mahsup hakkı bulunuyorsa, bu hak ihbarnamenin gereğini yerine getirmeme gerekçesi olarak ileri sürülebilmektedir ve bu durum m.6'nın uygulanmasını etkileyebilmektedir. (4. Daire, 2003/1752 E., 2004/291 K., 19.02.2004)
  • Riskli yapı tespit ve yıktırma masraflarının maliklerden tahsilinde, madde 6'nın ikinci fıkrasına atıf yapılarak tebliğ yükümlülüğünün yerine getirilmesi tartışılmaktadır. (6. Daire, 2024/862 E., 2024/4904 K., 25.09.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Tebliğ ve emrin alakadara usulüne uygun olarak yapıldığını ve yerine getirilmediğini ispat yükü tahsil dairesindedir; bu, tebliğ belgesi ve tebliğ tutanağıyla ispatlanır.
  • Alakadarın işlemi derhal yerine getirdiğini ve sonucu geciktirmeksizin bildirdiğini ispat yükü ilgili kişidedir; bildirim yazısı veya kayıt ile ispatlanır.
  • Makbul özrün varlığını ispat yükü, yükümlülüğünü yerine getirmediğini savunan kişidedir; belgeli ve somut bir engel bu ispatı sağlar.
  • Haciz ihbarnamesine rağmen ödeme yapıldığı iddiasında, üçüncü kişi ödemenin ihbarnamenin gereğine uygun olduğunu yazılı belgeyle göstermelidir. (4. Daire, 2003/1752 E., 2004/291 K., 19.02.2004)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.79: Üçüncü kişiye gönderilen haciz ihbarnamesi, maddenin uygulandığı en önemli tebliğ türüdür; ihbarnameye uyulması m.6 kapsamına girer.
  • 6183 sayılı Kanun m.68: İstihkak davalarını düzenler; m.6'nın yükümlülüğü ile istihkak iddiası ayrı yollardır.
  • 6183 sayılı Kanun m.99: Haczedilen malın satışından doğan ihale işlemlerini düzenler; m.6 bu işlemlerin yerine getirilmesine ilişkin ilgililere yüklenen yükümlülükle sınırlıdır.

Amme Alacakları Kanunu m.7 — Borçlunun ölümü

6183 sayılı Kanun'un 7. maddesi, borçlunun ölümü halinde amme alacaklarının tahsilinde mirasçıların durumunu düzenler: mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında kanunun uygulanması, ölümden önce başlamış muamelelere devam edilmesi, mirasın tutulan defter uyarınca kabulü halinde mirasçının sorumluluğu ve defter tutma süresince satış yasağı. Hüküm, borçlunun ölümünden sonra amme alacağının tahsil edilmek istendiği tüm hallerde, özellikle mirasçılara karşı yürütülecek takip ve icra işlemlerinde uygulanır. Maddenin kapsamında kalmayan konular: terekenin mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesi hallerinin ayrıntılı usulü ile (madde metninde yalnız dışarıda bırakılmıştır) mirasın reddi ve mirasçılık belgesine ilişkin Türk Medeni Kanunu hükümleri (TMK m.605 vd.) bu maddede düzenlenmez. Amme alacağı zamanaşımı ve haciz uygulamasının genel usulü de bu maddenin konusu değildir.

Borçlunun ölümü: hangi kavramlar bilinmeli?

Mirası reddetmemiş mirasçı
Mirası hukuken reddetmemiş olan, dolayısıyla mirasçılık sıfatını taşıyan kişidir. Bu kişilere karşı 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Mirası reddeden kişi bu kapsama girmez.
Tutulan defter mucibince kabul
Mirasın, tereke defteri tutularak ve bu deftere göre kabul edilmesidir. Bu halde mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa bile amme alacağından kendisine düşen miktar ile sorumludur.
Defter tutma muamelesi
Tereke üzerinde defter tutulması işlemidir. Bu işlem sürdüğü müddetçe tereke üzerinde satış yapılamaz.
Terekenin tasfiyesi
Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiye edilmesidir. Bu hal 7. maddenin hükmünün dışında tutulmuştur.

Borçlunun ölümü: hangi şartlar aranır?

  • Borçlunun ölmüş olması gerekir.
  • Amme alacağının borçlunun mirasçılarına karşı tahsili için, mirasçının mirası reddetmemiş olması aranmalıdır.
  • Borçlunun ölümünden önce başlamış muamelelerin varlığı halinde, bu muamelelere devam edilmelidir.
  • Terekenin bir mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren bir hal bulunmamalıdır; bu hal varsa 7. maddenin hükmü uygulanmaz.
  • Mirasın tutulan defter uyarınca kabul edilmiş olması halinde, mirasçının deftere kaydedilmemiş olsa bile kendisine düşen miktar ile sorumlu tutulması gerekir.
  • Defter tutma muamelesi devam ederken tereke üzerinde satış yapılmamalıdır.

Borçlunun ölümü: hangi sonuçları doğurur?

  • Mirası reddetmemiş mirasçılar hakkında 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır.
  • Borçlunun ölümünden önce başlamış muamelelere devam edilir.
  • Mirasın tutulan defter uyarınca kabulü halinde mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa bile kendisine düşen miktar ile sorumludur.
  • Defter tutma muamelesi sürdüğü müddetçe tereke üzerinde satış yapılamaz.
  • Terekenin mahkeme veya iflas dairesi tarafından tasfiyesini gerektiren hallerde bu maddenin hükmü uygulanmaz.
  • Mirası reddeden mirasçılar bakımından bu maddeye dayanılarak takip yapılamaz.

Mirası reddeden ile reddetmeyen mirasçı arasındaki fark nedir?

Mirası reddetmemiş mirasçı, 6183 sayılı Kanun hükümlerinin muhatabıdır.

Mirası reddeden kişi, ölenin amme borcundan sorumlu tutulamaz.

Yalnız mirası reddetmemiş mirasçılara karşı takip yürütülebilir.

Defter tutulmuş mirasın kabulü ile genel kabul arasındaki fark nedir?

Mirasın tutulan defter uyarınca kabulünde mirasçı, deftere kaydedilmemiş olsa bile kendisine düşen miktardan sorumludur.

Defter tutulmadan yapılan kabulde sorumluluk, mirasçının kendi kabulünün genel kurallarına göre belirlenir.

Defter tutulmuş kabulde mirasçının sorumluluk miktarı tereke defterine göre sınırlanır ve deftere kayıt aranmaz.

Ölümden önceki muamele ile ölümden sonraki muamele arasındaki fark nedir?

Borçlunun ölümünden önce başlamış muameleler mirasçılara karşı devam ettirilir.

Ölümden sonra yeni başlatılacak takip, mirasçılar bakımından yeniden yapılandırılmak zorundadır.

Önceden başlamış muamele yeniden başlatılmadan sürdürülebilir.

Defter tutma süreci ile tasfiye hali arasındaki fark nedir?

Defter tutma muamelesi devam ederken tereke üzerinde satış yapılamaz.

Terekenin mahkeme veya iflas dairesince tasfiyesi halinde 7. maddenin hükmü uygulanmaz.

Defter süreci sürerken satış yasağı vardır; tasfiye hallerinde bu madde değil, ilgili usul uygulanır.

Borçlunun ölümü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mirası reddetmiş bir kişiye karşı 7. madde uyarınca takip yapmak; ret işleminin varlığını araştırmamak.
  • Defter tutma muamelesi sürerken tereke üzerinde satış yapmak; satış yasağını göz ardı etmek.
  • Deftere kayıtlı olmayan mirasçıyı sorumluluk dışında tutmak; defter kaydı bulunmadığında mirasçının sorumluluğunu tamamen reddetmek.
  • Terekenin tasfiyesini gerektiren hal ile defter tutma muamelesini birbirine karıştırmak.
  • Ölümden önce başlamış muameleyi yeniden başlatmak gerekirmiş gibi davranmak; muamelenin devamını göz ardı etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mirasçıya karşı takip yapılırken mirasın reddedilip reddedilmediğinin araştırılması, mirasçılık sıfatının başlangıcı açısından önem taşıdığı kabul edilmektedir. (Danıştay 3. Daire Başkanlığı, 2014/695 E., 2018/1404 K., 15.03.2018)
  • Ölen borçlu adına düzenlenmiş ödeme emirlerinin mirasçılara bildirilmesi gerektiği ve bilgi verme yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin sonuçlarının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Danıştay 3. Daire Başkanlığı, 2014/695 E., 2018/1404 K., 15.03.2018)
  • Madde metninin 7. maddeyi aktaran kararlarda, mirasçılar hakkında kanunun uygulanacağı hükmü yerleşik biçimde kullanılmaktadır. (9. Daire, 2022/256 E., 2022/2077 K., 25.05.2022; 9. Daire, 2019/268 E., 2022/2078 K., 25.05.2022; 9. Daire, 2019/267 E., 2022/2076 K., 25.05.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Mirasçı aleyhine takip yapan amme idaresi, mirasçının mirası reddetmediğini ve borçlunun ölümünü ispatla yükümlüdür; ölüm ve mirasçılık belgeleri resmi kayıtlarla ispatlanır.
  • Mirasın tutulan defter uyarınca kabul edildiğini iddia eden taraf, defter kaydını ispatlamakla yükümlüdür; deftere kayıt yoksa bile mirasçının sorumluluğu deftere dayanılarak tartışılır.
  • Mirasçı, mirası reddettiğini veya tereke tasfiyesinin farklı bir usulle yürütüldüğünü ileri sürerse, bu savunmayı reddin resmi kaydı veya mahkeme ya da iflas dairesi kararı ile ispatlamalıdır.
  • Defter tutma muamelesinin sürdüğü iddiası, ilgili defter kaydı ile ispatlanır; satış yasağına aykırılık bu belgelerle değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.1: Amme alacaklarının ve bunların takip masraflarının hangi alacaklar olduğunu belirler; 7. maddenin uygulandığı alacak türünü tanımlar.
  • 4721 sayılı Kanun: Mirasçılık ve mirasın reddi ile tereke ilişkileri bakımından başvurulacak medeni hukuk kaynağıdır; 7. madde mirasın reddine ilişkin ayrıntıyı düzenlemez.

Amme Alacakları Kanunu m.8 — Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması

6183 sayılı Kanun'un 8. maddesi, bu Kanun'da yazılı müddetlerin hesaplanmasını ve tebliğlerin yapılmasını Vergi Usul Kanunu hükümlerine bağlar. Madde, kanunun kendi içinde aksine bir hüküm bulunmadığı sürece bu yollamanın geçerli olacağını öngörür. Kanunun tamamındaki süreler ve tebligat işlemleri bakımından genel yollama niteliğindedir. Madde kendi başına bir süre veya tebligat türü belirlemez; hangi sürenin ne kadar olduğu ve tebligatın hangi usulle yapılacağı VUK'un ilgili hükümlerinden okunur. Maddenin kapsamına girmeyen konular: kanunun kendi içinde açıkça düzenlediği süreler ve tebligat hükümleri (kendi başına bir yollama değil, özel hükümdür) ile tebligat dışındaki usul kuralları; ayrıca İcra ve İflas Kanunu ile Tebligat Kanunu'nun kendi hükümleri bu maddenin konusu değildir.

Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Hilafına hüküm
Kanunun kendi içinde süre hesabı veya tebligat için açıkça farklı bir kural koyan düzenlemesidir. Bu tür özel bir hüküm varsa 8. maddedeki yollama o hükmün kapsamında uygulanmaz.
Müddetlerin hesaplanması
Kanunda yazılı sürelerin başlangıç, işleyiş, son gün ve tatile rastlama hallerinde nasıl sonuçlandığının belirlenmesidir. Bu konuda VUK hükümleri uygulanır.
Tebliğ
Kanunda öngörülen bildirim işlemlerinin yapılış biçimi ve tarihidir. Bu konuda da VUK'un tebliğe ilişkin hükümleri uygulanır.

Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması: hangi şartlar aranır?

  • Uygulanacak kuralın 6183 sayılı Kanun'da yazılı bir müddet veya tebliğ işlemi olması gerekir.
  • Kanunun kendisinde bu müddet veya tebliğ için aksine bir hüküm bulunmaması gerekir.
  • Hesaplama ve tebliğ usulünün VUK hükümlerine göre yapılması gerekir.

Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunda yazılı müddetlerin hesabında VUK hükümleri uygulanır.
  • Kanunda yazılı tebliğlerin yapılmasında VUK'un tebliğe ilişkin hükümleri uygulanır.
  • Kanunun açık bir özel hükmü varsa, o hüküm bu maddenin yollamasının önüne geçer.

Genel yollama ile kanunun özel hükmü arasındaki fark nedir?

Kanunda yazılı müddet veya tebliğ için kanunun kendisinde özel bir hüküm bulunması durumu.

Kanunda böyle bir özel hüküm bulunmaması durumu; bu halde 8. madde devreye girer.

Özel hüküm varsa o uygulanır; yoksa süre hesabı ve tebliğ VUK hükümlerine göre yapılır.

Tebliğler ve müddetlerin hesaplanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanunun kendi içinde süre veya tebligat için özel bir hüküm bulunup bulunmadığına bakmadan doğrudan VUK'a gitmek.
  • Resmi tatil günlerini süre hesabından düşmek; VUK'a göre bu günler süreye dahildir.
  • Sürenin son gününün tatile rastlaması halinde süreyi bir gün sonraya uzatmamak; tatili takip eden ilk iş gününün tatil saatinde bittiğini gözden kaçırmamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ödeme emrinin tebliğinde 6183 sayılı Kanun'un özel bir düzenlemesi bulunmadığından, tebliğ hükümlerinin VUK'un 93 ve devamı maddelerine göre değerlendirilmesi kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1177 E., 2020/182 K., 18.02.2020; Hukuk Genel Kurulu, 2017/243 E., 2019/1061 K., 15.10.2019; Hukuk Genel Kurulu, 2015/781 E., 2019/338 K., 21.03.2019)
  • Süre hesabında VUK'un süreye ilişkin hükümlerinin, resmi tatil günlerinin süreye dahil olduğu ve son günün tatili takip eden ilk iş gününe ertelenmesi biçiminde uygulanması kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/364 E., 2000/111 K., 24.03.2000)
  • 8. maddenin, hilafına hüküm bulunmadıkça VUK hükümlerinin uygulanacağını düzenlediği kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/123 E., 2021/1255 K., 13.10.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Süre hesabına ya da tebliğ işlemine itiraz eden taraf, kanunda özel bir hüküm bulunduğunu ileri sürüyorsa bu iddiayı ilgili kanun maddesiyle ispatlar.
  • Tebliğin usulüne uygunluğu ispat yükü, tebliği yapan idare veya icra dairesindedir ve bu ispat tebliğ mazbatası ile yapılır.
  • Usulsüz tebliğ iddiasında muhatap, tebliği öğrendiği tarihi beyan edebilir; bu beyanın tarihinin ispatı yükü ileri süren tarafa aittir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu: Süre hesabı ve tebliğe ilişkin hükümleri bu maddenin yollama yaptığı asıl kaynaktır. Metinde adı geçen kanun olarak değil, yollamanın konusu olarak yer alır.

Konuda geçen kararlar

43 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025
    İlgili madde: m.1, m.2, m.3, m.4, m.5, m.7
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2017/53 E., 2021/611 K., 25.05.2021
    İlgili madde: m.3
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1177 E., 2020/182 K., 18.02.2020
    İlgili madde: m.8
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2017/243 E., 2019/1061 K., 15.10.2019
    İlgili madde: m.8
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2015/781 E., 2019/338 K., 21.03.2019
    İlgili madde: m.8
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2015/791 E., 2015/1756 K., 16.09.2015
    İlgili madde: m.1
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2015/417 E., 2015/1755 K., 16.09.2015
    İlgili madde: m.1
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2007/21809 E., 2009/1990 K., 23.02.2009
    İlgili madde: m.3
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2008/161 E., 2008/213 K., 05.03.2008
    İlgili madde: m.6
  10. Ceza Genel Kurulu, 2007/243 E., 2007/258 K., 25.12.2007
    İlgili madde: m.5
Diğer 33 karar
  1. Ceza Genel Kurulu, 2006/167 E., 2006/198 K., 26.09.2006
    İlgili madde: m.5
  2. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2024/53 E., 2025/23 K., 05.02.2025
    İlgili madde: m.7
  3. 11. Hukuk Dairesi, 2024/805 E., 2024/9336 K., 24.12.2024
    İlgili madde: m.2
  4. 11. Hukuk Dairesi, 2023/6847 E., 2024/8462 K., 28.11.2024
    İlgili madde: m.2
  5. 11. Hukuk Dairesi, 2023/5921 E., 2024/8009 K., 19.11.2024
    İlgili madde: m.2
  6. 11. Hukuk Dairesi, 2023/5922 E., 2024/7431 K., 22.10.2024
    İlgili madde: m.2
  7. 6. Daire, 2024/862 E., 2024/4904 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.6
  8. 9. Daire, 2022/256 E., 2022/2077 K., 25.05.2022
    İlgili madde: m.7
  9. 9. Daire, 2019/268 E., 2022/2078 K., 25.05.2022
    İlgili madde: m.7
  10. 9. Daire, 2019/267 E., 2022/2076 K., 25.05.2022
    İlgili madde: m.7
  11. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/123 E., 2021/1255 K., 13.10.2021
    İlgili madde: m.8
  12. 17. Hukuk Dairesi, 2016/7051 E., 2018/11405 K., 28.11.2018
    İlgili madde: m.6
  13. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/5381 E., 2018/5618 K., 06.06.2018
    İlgili madde: m.4
  14. Danıştay 3. Daire Başkanlığı, 2014/695 E., 2018/1404 K., 15.03.2018
    İlgili madde: m.7
  15. 23. Hukuk Dairesi, 2015/4339 E., 2016/3948 K., 27.06.2016
    İlgili madde: m.2
  16. Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/1346 E., 2016/1935 K., 12.04.2016
    İlgili madde: m.1
  17. Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2015/4407 E., 2016/519 K., 27.01.2016
    İlgili madde: m.5
  18. 4. Daire, 2003/1752 E., 2004/291 K., 19.02.2004
    İlgili madde: m.6
  19. 7. Daire, 2000/7958 E., 2003/595 K., 13.03.2003
    İlgili madde: m.5
  20. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 1999/364 E., 2000/111 K., 24.03.2000
    İlgili madde: m.8
  21. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1030 E., 2026/11 K., 07.01.2026
    İlgili madde: m.3
  22. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2025/69 E., 2025/2173 K., 18.09.2025
    İlgili madde: m.5
  23. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/273 E., 2025/630 K., 29.04.2025
    İlgili madde: m.1
  24. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/334 E., 2025/335 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.4
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/165 E., 2025/300 K., 25.02.2025
    İlgili madde: m.1
  26. İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/970 E., 2025/130 K., 17.02.2025
    İlgili madde: m.6
  27. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/908 E., 2024/954 K., 06.06.2024
    İlgili madde: m.6
  28. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1468 E., 2024/544 K., 15.03.2024
    İlgili madde: m.3
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/491 E., 2024/468 K., 13.02.2024
    İlgili madde: m.4
  30. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/3525 E., 2023/3509 K., 21.11.2023
    İlgili madde: m.4
  31. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2020/765 E., 2022/1225 K., 01.11.2022
    İlgili madde: m.4
  32. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/953 E., 2022/915 K., 20.04.2022
    İlgili madde: m.3
  33. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1870 E., 2021/2027 K., 25.11.2021
    İlgili madde: m.8

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 04.06.2008 (m.3).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış