Amme Alacakları Kanunu › Genel esaslar › Amme alacaklarının korunması

Amme alacaklarının korunması ve ihtiyati haciz

Amme Alacakları Kanunu m.9–20Vergi ve Vergi Usul HukukuSon değişiklik: 01.07.2022 (m.10)

Kısaca

6183 sayılı Kanun m.9, vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren hallerde veya Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için işlemlere başlanmış olması hâlinde tahsil dairesinin mükellefen teminat isteyebilmesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.9–20 hükümlerini kapsar.

Amme Alacakları Kanunu m.9 — Teminat isteme

6183 sayılı Kanun m.9, vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren hallerde veya Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için işlemlere başlanmış olması hâlinde tahsil dairesinin mükellefen teminat isteyebilmesini düzenler. Ayrıca Türkiye'de ikametgâhı bulunmayan amme borçlusunun durumunun amme alacağının tahsilini tehlikeye sokması hâlinde teminat istenebilmesine ilişkin yetkiyi kapsar. Teminatın miktarının hangi incelemeye dayanılarak belirleneceği, uygulanacağı kişi ve hallerin tamamı bu maddenin konusudur. Teminatın nasıl gösterileceği, yatırılmaması hâlinde yapılacak işlemler, ihtiyati haciz kararının verilmesi ve uygulanması ile itiraz usulü bu maddede düzenlenmez; bunlar 6183 sayılı Kanun'un 13. ve 17. maddelerinde yer alır.

Teminat isteme: hangi kavramlar bilinmeli?

Teminat
Amme alacağının tahsilinin güvence altına alınması amacıyla, tahsil dairesinin borçludan istediği güvencedir. Madde metni teminatın türünü ve biçimini belirtmez; teminat tutarı ilk inceleme hesaplarına göre belirlenir.
Vergi ziyaı cezası
Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaına bağlı kesilen idari para cezasıdır. Bu cezanın kesilmesini gerektiren haller, teminat istenmesinin tetikleyicilerinden biridir.
İlk hesaplar
Vergi incelemesine yetkili memurların, vergi ziyaı veya Vergi Usul Kanunu 359. maddesindeki hallere ilişkin yaptığı ilk tespit ve hesaplamalardır. Teminatın miktarı bu hesaplara göre belirlenir.
İkametgâh
Borçlunun Türkiye'de yerleşmiş olduğu yerdir. Madde, Türkiye'de ikametgâhı bulunmayan borçlular bakımından ayrı bir teminat sebebi öngörür; ikametgâhın bulunmaması tek başına yeterli değildir, tahsilin tehlikede olduğunun gösterilmesi gerekir.
Tahsilin tehlikede olması
Amme alacağının ödenmeyeceğine ya da tahsilinin güçleşeceğine dair somut durumdur. Ikametgâh dışında kalan borçlular için teminat istenebilmesinin ön koşuludur.

Teminat isteme: hangi şartlar aranır?

  • Vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren bir hâl (VUK m.344) ya da VUK m.359'daki hallerden birine temas eden bir amme alacağı bulunmalıdır.
  • Bu amme alacağının salınması için gerekli işlemlere başlanmış olmalıdır.
  • Vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplar bulunmalıdır; teminat miktarı bu hesaplarda belirtilen tutar üzerinden belirlenir.
  • Ayrı bir sebep olarak, Türkiye'de ikametgâhı bulunmayan amme borçlusunun durumu amme alacağının tahsilinin tehlikede olduğunu göstermelidir.
  • Tahsil dairesi, ikametgâhı bulunmayan borçlu bakımından teminat isteme takdirine sahip olur; bu hâlde teminat istenmesi zorunlu değil, tahsil dairesinin tercihine bağlıdır.

Teminat isteme: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki hâllerde tahsil dairesi, ilk hesaplara göre belirlenen miktar üzerinden teminat ister.
  • İkametgâhı bulunmayan borçlu bakımından tahsilin tehlikede olduğu gösterildiğinde tahsil dairesi teminat isteyebilir; bu bir yetkidir, zorunluluk değildir.
  • Birinci fıkradaki hâl gerçekleşmediğinde, yani salınma işlemine başlanmamış ya da ilgili cezayı gerektiren hâl yoksa, bu madde uyarınca teminat istenemez.
  • İkametgâh tek başına teminat sebebi değildir; tahsilin tehlikede olduğunun ortaya konulması gerekir.

Vergi ziyaı cezası hâli ile ikametgâh hâli arasındaki fark nedir?

Birinci fıkraya göre teminat, vergi ziyaı cezasını gerektiren hâller ya da VUK m.359 kapsamındaki hallerde, salınma işlemlerine başlanmış olmasına bağlıdır. Teminat tutarı ilk inceleme hesaplarına göre belirlenir.

İkinci fıkraya göre teminat, borçlunun Türkiye'de ikametgâhının bulunmaması ve bunun tahsili tehlikeye düşürmesi hâlinde istenebilir. Burada ilk hesaplara dayanma ve salınma işlemi aranmaz.

Birinci fıkrada teminat zorunludur ve tutarı belirlidir; ikinci fıkrada ise tahsil dairesinin takdirine bağlı, tehlikenin gösterilmesine dayanan bir yetkidir.

Salınma işlemi başlamamış amme alacağı ile salınma işlemi başlamış amme alacağı arasındaki fark nedir?

Salınma işlemine henüz başlanmamışsa birinci fıkradaki teminat istenemez.

Salınma işlemine başlanmış ve ilk hesaplar yapılmışsa birinci fıkra uyarınca teminat istenir.

Teminat isteme yetkisinin doğması için salınma işlemlerinin başlamış olması aranır.

Teminat isteme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki teminatı, salınma işlemine başlanmadan istemek; salınma işlemlerinin başlamış olması ön koşuldur.
  • İkinci fıkradaki teminatı, ikametgâhın bulunmaması tek başına yeterliymiş gibi uygulamak; tahsilin tehlikede olduğunun gösterilmesi gerekir.
  • İkinci fıkradaki teminatı zorunlu sanmak; bu bir takdir yetkisidir ve tahsil dairesi isteyip istemeyeceğine karar verir.
  • Teminat tutarını ilk hesaplar yerine kesinleşmiş tahakkuk üzerinden belirlemek; birinci fıkraya göre tutar ilk hesaplara dayanır.
  • Maddede yer almayan teminatın gösterilme biçimini ve yatırılmamasının sonucunu bu madde ile açıklamaya çalışmak; bu konular 6183 sayılı Kanun'un diğer maddelerinde düzenlenmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vergi Dava Daireleri Kurulu kararlarında, incelemesi henüz sonuçlanmamış ancak tespit edilen vergi aslı ve gecikme faizinden oluşan amme alacağının tahsil güvenliği için 6183 sayılı Kanun'un 9, 13 ve 17. maddelerinin birlikte uygulandığı kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/951 E., 2025/466 K., 18.06.2025)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, ihtiyaten tahakkuk ettirilen amme alacağının tahsilini güvence altına almak amacıyla m.9 uyarınca teminat istenmesini hukuka uygun görmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/402 E., 2025/298 K., 09.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminat isteyen tahsil dairesi, birinci fıkradaki hâlin varlığını, yani salınma işlemlerinin başlamış olduğunu ve ilk hesapların bulunduğunu belgelerle ortaya koymalıdır.
  • İkinci fıkra kapsamında teminat istenecekse, tahsil dairesi borçlunun Türkiye'de ikametgâhının bulunmadığını ve bunun tahsili tehlikeye düşürdüğünü somut olgularla göstermelidir.
  • Borçlu, teminatın dayanağı olan ilk hesapların hatalı olduğunu ya da ikametgâhının bulunduğunu iddia ederse, bu iddiasını kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tahsilin tehlikede olduğu iddiası somut olgularla desteklenmelidir; soyut varsayımlar yeterli değildir (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/951 E., 2025/466 K., 18.06.2025).

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.13: Mahallin en büyük mülki amirinin onayıyla amme alacağı için ihtiyati haciz kararı verilmesini düzenler; teminatın ihtiyati haciz sürecindeki yeri bu maddeyle bağlantılıdır.
  • 6183 sayılı Kanun m.17: Tahsil dairesinin tahsil güvenliği için alabileceği diğer koruma tedbirlerini düzenler; m.9'daki teminat, bu tedbirlerle birlikte uygulanabilir.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.344: Vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren hâlleri belirler; birinci fıkradaki teminat sebebinin bir parçasını oluşturur.
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m.359: Maddede anılan ve birinci fıkradaki teminat sebebine konu olabilen hâlleri düzenler.

Amme Alacakları Kanunu m.10 — Teminat ve değerlenmesi

6183 sayılı Kanun m.10, amme alacaklarının teminat olarak kabul edilecek malvarlığı türlerini sayar: para, bankalarca verilen süresiz ve şartsız teminat mektupları ile sigorta şirketlerince verilen süresiz ve şartsız kefalet senetleri, Devlet iç borçlanma senetleri, borsa değeri üzerinden değerlendirilen milli esham ve tahvilat ile haciz varakasına dayanan menkul ve gayrimenkul mallar. Madde ayrıca teminatın sonradan değer kaybetmesi veya borç miktarının artması hâlinde tamamlama ya da yenisini isteme yetkisini ve borçlunun teminatı aynı değerdeki başka mallarla değiştirme hakkını düzenler. Madde, teminatın hangi amme alacağı için ve hangi usulle gösterileceğini düzenlemez; bu, tahsil usulünün ilgili hükümlerine (örneğin 6183 sayılı Kanunun teminat göstererek takip ve ödeme erteleme hükümlerine) aittir. Hukuki teminatların (örneğin dava teminatı, HMK m.84 ve devamı) ve teminatın paraya çevrilmesinin usulü ile teminatın iadesi de bu maddenin kapsamına girmez.

Teminat ve değerlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Süresiz ve şartsız teminat mektubu
Bankaların, teminat verilen alacaklının ilk yazılı talebi üzerine ödeme yapmayı taahhüt ettiği belgedir. Teminat olarak kabul edilebilmesi için hem süresiz hem de şartsız olması gerekir; süreli ya da koşullu mektuplar bu kapsamda değerlendirilmez.
Süresiz ve şartsız kefalet senedi
Sigorta şirketlerinin, borçlu adına amme alacağını karşılamayı üstlendiği belgedir. Teminat olarak kabul edilmesi için süre ve koşul içermemesi gerekir.
Milli esham ve tahvilat
Hükümetçe belirlenen, borsada işlem gören hisse senedi ve tahvil niteliğindeki menkul kıymetlerdir. Bunların teminat değeri, teminatın kabulüne en yakın borsa cetvelleri üzerinden yüzde on beş noksanla belirlenir.
Haciz varakası
Alacaklı idarenin haciz işlemine ilişkin düzenlediği belgedir. Maddenin beşinci bendine göre, ilgili kişilerce veya lehine üçüncü kişilerce gösterilen mallar bu belgeye dayanılarak haczedildiğinde teminat sayılır.
Teminatın tamamlanması
Teminatın değer kaybetmesi veya borç miktarının artması hâlinde, borçlunun teminatı artırması ya da yerine yeni teminat göstermesi işlemidir. Bu yükümlülük, teminat değerinin borca yetmemesi koşuluna bağlıdır.

Teminat ve değerlenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Teminatın, maddede sayılan türlerden biri olması gerekir: para, süresiz ve şartsız banka teminat mektubu ya da sigorta kefalet senedi, Devlet iç borçlanma senedi veya bu senetlerin yerine düzenlenen belge, milli esham ve tahvilat ya da haciz varakasına dayanılarak haczedilmiş menkul veya gayrimenkul mal.
  • Süreli veya koşullu teminat mektubu ile koşullu kefalet senedi bu madde kapsamında teminat olarak kabul edilmemelidir.
  • Devlet iç borçlanma senetlerinin nominal bedele faiz eklenerek ihraç edilmiş olması hâlinde teminat değeri, anaparaya karşılık gelen satış değeri esas alınarak belirlenmelidir.
  • Milli esham ve tahvilatın teminat değeri, teminatın kabulüne en yakın borsa cetvellerindeki değerden yüzde on beş noksanla hesaplanmalıdır.
  • Teminat sonradan değer kaybederse veya borç miktarı artarsa, teminatın tamamlanması ya da yerine başka teminat gösterilmesi istenmelidir.

Teminat ve değerlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Teminat olarak kabul edilen mal, amme alacağının güvencesi olarak değerlendirilir.
  • Teminat sonradan tamamen veya kısmen değerini kaybederse, teminatın tamamlanması ya da yerine başka teminat gösterilmesi istenebilir.
  • Borç miktarı artarsa, teminatın borca uygun hâle getirilmesi için tamamlama ya da yeni teminat istenebilir.
  • Borçlu verdiği teminatı kısmen veya tamamen aynı değerdeki başka mallarla değiştirebilir.
  • Maddede sayılmayan bir mal ya da hak, bu madde uyarınca teminat olarak kabul edilmez.
  • Maddede sayılan teminatlardan biri yalnızca belirtilen şartlarla geçerlidir; şartı taşımayan belge teminat yerine geçmez.

Süresiz ve şartsız teminat mektubu ile süreli veya koşullu teminat arasındaki fark nedir?

Süresiz ve şartsız olarak verilen banka teminat mektubu ile sigorta kefalet senedi maddede teminat olarak sayılmıştır.

Süreli ya da koşula bağlı teminat mektupları ve kefalet senetleri bu tür sayılmamıştır.

Yalnızca birinci gruba giren belgeler teminat olarak kabul edilir; diğerleri ile teminat gösterilemez.

Devlet iç borçlanma senedi ile faizli ihraç arasındaki fark nedir?

Nominal bedele faiz eklenmeden ihraç edilen senetlerde teminat değeri doğrudan senet değeridir.

Nominal bedele faiz dahil edilerek ihraç edilen senetlerde teminat değeri anaparaya tekabül eden satış değeridir.

Faiz tutarı teminat değerinden düşülür; senedin değeri anapara karşılığı üzerinden tespit edilir.

Milli esham ve tahvilat ile diğer teminat türleri arasındaki fark nedir?

Milli esham ve tahvilat borsa cetvelindeki değerden hesaplanır.

Para, banka mektubu ve Devlet iç borçlanma senetleri gibi diğer türler için bu indirim uygulanmaz.

Borsa değerinden yüzde on beş noksanla değerlendirme yapılır; teminat değeri bu oranda azalır.

Teminatın değer kaybı veya borç artışı ile borçlunun teminatı değiştirmesi arasındaki fark nedir?

Teminat değer kaybederse veya borç artarsa, teminatın tamamlanması ya da yenisinin gösterilmesi istenebilir.

Borçlu, teminatını aynı değerde başka mallarla kısmen ya da tamamen değiştirebilir.

Birinci hâlde alacaklı tamamlama ister; ikinci hâlde borçlu değişim yapabilir ve teminat değeri korunur.

Teminat ve değerlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süreli veya koşullu teminat mektubunu süresiz ve şartsız teminat mektubu gibi değerlendirmek; bu belgeler madde kapsamında kabul edilmez.
  • Devlet iç borçlanma senedinde faiz dahil ihraç edilmişse nominal değeri teminat değeri saymak; bu durumda anapara karşılığı satış değeri esas alınmalıdır.
  • Milli esham ve tahvilatı borsa değeri üzerinden tam olarak hesaplamak; yüzde on beş noksan uygulanmalıdır.
  • Teminat değer kaybettiğinde yeni teminat isteme yetkisini unutmak veya borçlunun değişim hakkını yanlış yorumlamak; değişim aynı değerde yapılmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, madde metnindeki teminat türlerinin tek tek sayıldığını ve genişletilmediğini esas alarak, sayılmayan bir malvarlığı değerinin teminat olarak kabul edilmesini sınırlı tutmaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/298 E., 2018/7565 K., 15.11.2018)
  • Kurum tarafından teminat verilmesi halinde, ödeme yükümlülüğü bulunan kişiler hakkındaki durdurma kararlarının teminatın türüne göre kaldırıldığı kabul edilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/298 E., 2018/7565 K., 15.11.2018)
  • Teminatın alacağı karşılama gücü ve yapılandırma durumu, teminatın düşürülmesine ilişkin tartışmalarda belirleyici olarak değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1799 E., 2025/599 K., 24.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminatın madde kapsamında olduğunu gösterme yükü teminat gösteren tarafa aittir; teminat mektubunun süresiz ve şartsız olduğu belgeyle ispatlanmalıdır.
  • Devlet iç borçlanma senedinde faiz dahil ihraç ayrımının teminat değerini etkilediği, ihraç belgesi ve nominal bedel kaydıyla ispatlanır.
  • Milli esham ve tahvilatın değeri, teminatın kabulüne en yakın borsa cetvelleri ile ispatlanır ve yüzde on beş indirim uygulanır.
  • Teminatın değer kaybettiği ya da borcun arttığı iddiasını ileri süren taraf bu durumu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.10: Maddenin kendisi; teminatın türlerini ve değişimini düzenler.
  • 6183 sayılı Kanun: Teminatın hangi amme alacağı için ve hangi usulle gösterileceği bu Kanunun tahsil usulü hükümlerinde yer alır.

Amme Alacakları Kanunu m.11 — Şahsi kefalet

6183 sayılı Kanun m.11, 10. maddeye göre teminat sağlayamayan amme borçlusunun, muteber bir şahsı müteselsil kefil ya da müşterek müteselsil borçlu olarak göstererek teminat vermesini düzenler. Kefilin tespit usulünü (noterde tasdikli mukavele), alacaklı idarenin kefili kabul ya da reddetme yetkisini ve amme alacağını ödeyen kefile verilecek belgeyi kapsar. Kanun, amme borçlusunun teminat yükümlülüğünün kapsamını, teminat miktarını ve teminat sağlama usulünün ayrıntılarını düzenlemez; bunlar 10. maddededir (m.10). Kefilin borçtan kurtulması için tahsil zamanaşımının ya da takip usulünün işleyişi bu maddede yer almaz ve 6183 sayılı Kanunun takip hükümlerinde aranmalıdır. Kefaletin genel hükümleri (geçerlilik şartları, şekil, kefilin def'i) bakımından ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.581 vd. uygulanır; bu madde bu hükümlerin yerini almaz.

Şahsi kefalet: hangi kavramlar bilinmeli?

Şahsi kefalet
Amme borçlusunun teminat yükümlülüğünü yerine getirmek için muteber bir üçüncü kişinin kefil gösterilmesiyle kurulan kişisel güvencedir. Ayni teminattan farklı olarak alacaklının başvurabileceği bir mal değil, kefilin kişisel sorumluluğu esas alınır.
Muteber şahıs
Amme alacağını güvence altına alacak ölçüde mali güce sahip ve idarece kabul edilebilir nitelikte olan kişidir. Maddede bu niteliğin tanımı yapılmamış, kabul yetkisi alacaklı tahsil dairesine bırakılmıştır.
Müteselsil kefil
Alacaklının borçluya başvurmadan doğrudan kendisini takip edebileceği kefildir. Bu maddede kefilin müteselsil sıfatı ile kefalet türünün yüklediği sorumluluk kapsamı, TBK m.586 hükmü ile birlikte okunur.
Müşterek müteselsil borçlu
Asıl borçlu ile birlikte ve müteselsilen borcun tamamından sorumlu olan kişidir. Kefilden farklı olarak kendi borcu gibi sorumludur ve maddede kefilin yanında bir teminat seçeneği olarak sayılmıştır.
Noterden tasdikli mukavele
Şahsi kefaletin geçerlilik şekli olup kefalet sözleşmesinin noter onaylı yazılı olarak yapılmasını ifade eder. Bu şekle uyulmaması kefaletin tesisini mümkün kılmaz.

Şahsi kefalet: hangi şartlar aranır?

  • Amme borçlusunun 10. maddeye göre teminat sağlayamadığı belirlenmiş olmalıdır.
  • Teminat yerine gösterilecek kişinin muteber bir şahıs olması gerekir ve bu niteliğin kabulü alacaklı tahsil dairesinin takdirindedir.
  • Şahsi kefaletin, tespit edilecek şartlara uygun olarak noterden tasdikli mukavele ile tesis edilmesi gerekir.
  • Alacaklı tahsil dairesinin gösterilen şahsı ya da şahsi kefaleti kabul etmesi gerekir; kabul edilmeyen kişi ile kefalet tesis edilmiş sayılmaz.
  • Amme alacağını ödeyen kefilin, bunu belgelendirmek için ödemeye dair bir belge alması gerekir.

Şahsi kefalet: hangi sonuçları doğurur?

  • Muteber bir şahıs müteselsil kefil olarak gösterilip alacaklı tahsil dairesi bu kişiyi kabul ederse, teminat yükümlülüğü şahsi kefaletle yerine getirilmiş olur.
  • Alacaklı tahsil dairesi gösterilen şahsı veya şahsi kefaleti kabul etmezse, borçlu bu yolla teminat sağlamış olmaz ve 10. madde kapsamındaki teminat yükümlülüğü devam eder.
  • Kefil, amme alacağını ödediğinde kendisine bu ödemeye dair bir belge verilir.
  • Kefalet noterden tasdikli mukavele ile tesis edilmediğinde geçerli bir şahsi kefalet kurulmuş olmaz.

Müteselsil kefil ile müşterek müteselsil borçlu arasındaki fark nedir?

Müteselsil kefil, asıl borçlunun borcunu ödemekle yükümlü bir üçüncü kişidir ve kefalet sözleşmesiyle bağlanır.

Müşterek müteselsil borçlu, borcu kendi adına ve asıl borçluyla birlikte üstlenir; kefil değildir.

Maddede her ikisi de teminat olarak sayılmıştır; ancak tesis şekli ve sorumluluk kapsamı farklı hükümlere tabidir. Tesis için şekil şartı kefalet için noterden tasdikli mukavele olarak öngörülmüştür.

Şahsi kefalet ile ayni teminat arasındaki fark nedir?

Şahsi kefalette güvence, kefilin kişisel mali durumudur.

Ayni teminatta güvence belirli bir malın değeridir.

Şahsi kefaletin kabulü alacaklı tahsil dairesinin takdirine bağlıdır; idare kefil olarak gösterilen kişiyi reddederse borçlu teminat sağlamış sayılmaz.

Şahsi kefalet: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kefaleti noter tasdiki olmadan yeterli görmek; m.11 şekil şartını açıkça aradığından kefaletin geçerliliği tartışmalı hale gelir.
  • Alacaklı tahsil dairesinin kabulünü otomatik kabul etmek; kabul ve reddetme takdiri idarenin yetkisindedir.
  • Gösterilen şahsın muteber sayılmasını yeterli görmek; muteberlik kriteri ile tahsil dairesinin kabulü birlikte aranır.
  • Kefilin ödeme belgesi almasını gerekli görmemek; maddede ödeyen kefile belge verilmesi kanun gereğidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Şahsi kefaletin 6183 sayılı Kanunun 11. maddesinde özel olarak düzenlendiği ve kefilin kabulünün alacaklı tahsil dairesinin takdirinde olduğu kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2016/154 E., 2017/4436 K., 23.05.2017; 7. Daire, 1999/69 E., 2000/3267 K., 15.11.2000)
  • Kanunda sayılan muteber şahsın müteselsil kefil veya müşterek müteselsil borçlu olarak gösterilebileceği, bu düzenlemenin açık bir teminat yolu olduğu kabul edilmektedir. (7. Daire, 1999/69 E., 2000/3267 K., 15.11.2000)
  • Kefil eşinin evlilik birliği içinde malik olduğu taşınmaz üzerinde haciz uygulanmasının, eşin kefil olmasından kaynaklandığı ileri sürülüyorsa, kefalet için eşin rızasının aranıp aranmayacağı yönünde tartışma sürmektedir. (3. Daire, 2022/1201 E., 2024/1408 K., 13.03.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminat sağlayamadığını ve kefil gösterdiğini ileri süren amme borçlusu, kefilin muteber olduğunu ve noterden tasdikli kefalet sözleşmesini belgeyle ispatlar.
  • Alacaklı tahsil dairesinin kefili kabul ettiği, kabul yazısı veya tahsil dairesinin işlemi ile ispatlanır.
  • Kefilin amme alacağını ödediğini ileri süren kişi, düzenlenen ödeme belgesi ile ispatlar.
  • Şekle uyulmadığını ileri süren taraf, noterden tasdik edilmemiş yazının kefalet tesisine yetmediğini gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.10: Teminat sağlama yükümlülüğünü ve bu yükümlülüğe uymayanların hangi sonuçlarla karşılaşacağını düzenler; m.11 yalnız bu yükümlülüğe uymak için kullanılacak şahsi kefalet yolunu açar.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.581: Kefaletin genel tanımını verir; 6183 sayılı Kanunun şahsi kefaletine ilişkin boşlukları bu genel kefalet hükümleriyle doldurulur.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.586: Müteselsil kefilin alacaklıya karşı doğrudan sorumluluğunun koşullarını düzenler; m.11 ile kurulan müteselsil kefalet bu hükümle birlikte değerlendirilir.

Amme Alacakları Kanunu m.12 — Teminat hükmünde olan eşya

Madde, bar, otel, han, pansiyon, çalgılı yerler, sinema, oyun ve dans yerleri, birahane, meyhane ve genel evler içindeki eşya ve malzemenin, bu müesseselerin işletilmesinden doğan amme borçlarına karşı teminat niteliğini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası, noterden tasdikli icar sözleşmesi kapsamında gayrimenkul sahibinin demirbaşı olarak kayıtlı eşyayı ile otel, han ve pansiyonlardaki misafir ve kiracıların kendi eşyalarını bu teminat kapsamı dışında tutar. Üçüncü fıkra, üçüncü kişilerin istihkak iddialarının teminat hakkını ihlal etmeyeceğini belirtir. Madde, teminat hakkının paraya çevrilme usulünü, haciz usulünü ve bu teminattan öncelik sırasını düzenlemez. Teminatın haciz yoluyla nasıl paraya çevrileceği (m.88 vd.) ile İİK m.270-271 kapsamındaki rehin ve kanuni rehin hükümleri de bu maddede yer almaz.

Teminat hükmünde olan eşya: hangi kavramlar bilinmeli?

Amme borcu teminatı
Kamu alacaklısının, borçlunun işletme eşyası üzerinden amme alacağını güvence altına alması anlamına gelen kanuni teminat hakkıdır. Maddede belirtilen işletmelerin işletilmesinden doğan amme borçları için geçerlidir.
Demirbaş eşya
İşletmede kalıcı olarak kullanılan ve gayrimenkul sahibinin adına kayıtlı bulunan eşyadır. Noterden tasdikli icar sözleşmesi varsa, bu eşya teminat hükmünün dışında kalır.
İstihkak iddiası
Bir malın üçüncü kişiye ait olduğu iddiasıdır. Madde, Medeni Kanun m.688 ve Borçlar Kanunu m.222 dayanağıyla ileri sürülen istihkak iddialarının teminat hakkını ihlal etmeyeceğini belirtir.

Teminat hükmünde olan eşya: hangi şartlar aranır?

  • Teminatın doğması için mal, madde metninde sayılan işletmelerden birinin içinde bulunan eşya ya da malzeme olmalıdır.
  • Amme borcunun, bu işletmelerin işletilmesinden doğmuş olması gerekir.
  • Mal, noterden tasdikli icar sözleşmesi kapsamında gayrimenkul sahibinin demirbaşı olarak kayıtlı eşya olmamalıdır.
  • Otel, han veya pansiyonda misafir ya da kiracıya ait eşya teminat kapsamı dışında kalmalıdır.
  • İstihkak iddiası üçüncü kişi tarafından Medeni Kanun m.688 veya Borçlar Kanunu m.222 dayanağıyla ileri sürülmüşse, teminat hakkı bu iddia nedeniyle ihlal edilmiş sayılmaz.

Teminat hükmünde olan eşya: hangi sonuçları doğurur?

  • İşletmenin amme borçları için bu işletmelerdeki eşya ve malzeme teminat hükmündedir.
  • Noterden tasdikli icar sözleşmesi kapsamındaki gayrimenkul sahibinin demirbaşı eşya teminat dışında kalır.
  • Otel, han ve pansiyondaki misafir ve kiracıların kendi eşyası teminat dışında kalır.
  • Üçüncü kişinin istihkak iddiası amme idaresinin teminat hakkını ihlal etmez.
  • Maddede teminatın ne zaman ve hangi usulle paraya çevrileceği düzenlenmediğinden, bu konuda ayrıca İİK ve 6183 sayılı Kanunun haciz hükümlerine bakılması gerekir.

Gayrimenkul sahibinin demirbaşı ile işletme eşyası arasındaki fark nedir?

Noterden tasdikli icar sözleşmesi bulunan ve gayrimenkul sahibinin demirbaşı olarak kayıtlı eşya.

İşletmeci tarafından kullanılan ve işletmeye ait olan diğer eşya ve malzeme.

Demirbaş olarak kayıtlı eşya teminat hükmünün dışında kalır; işletmeye ait diğer eşya ise teminata tabidir.

Misafir veya kiracı eşyası ile işletmeci eşyası arasındaki fark nedir?

Otel, han veya pansiyonda misafir ya da kiracının kendi eşyası.

İşletmecinin otel, han veya pansiyondaki eşyası.

Misafir ve kiracıların eşyası teminat dışında kalır; işletmecinin eşyası teminata tabidir.

Üçüncü kişinin istihkak iddiası ile teminat hakkı arasındaki fark nedir?

Üçüncü kişinin Medeni Kanun m.688 veya Borçlar Kanunu m.222 dayanağıyla malın kendisine ait olduğunu ileri sürmesi.

Kamu alacaklısının bu işletmelerdeki eşya üzerindeki teminat hakkı.

İstihkak iddiası, teminat hakkını ihlal etmez; ancak iddianın kendi koşullarıyla sınırlıdır ve mahfuz tutulmuştur.

Teminat hükmünde olan eşya: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde kapsamındaki her işletmenin eşyasını, işletmeci olmayan üçüncü kişinin eşyasıyla karıştırarak teminat kapsamına dahil etmek.
  • Noterden tasdikli icar sözleşmesinin varlığını, eşyanın demirbaş olarak kayıtlı olup olmadığına bakmadan teminat dışı saymak.
  • Üçüncü kişinin istihkak iddiasının teminat hakkını tamamen ortadan kaldırdığını varsaymak; madde iddianın mahfuz olduğunu ve teminatı ihlal etmediğini belirtir.
  • Maddede yer almayan bir işletme türünü (örneğin madde kapsamı dışında kalan bir ticarethaneyi) teminat kapsamına almak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bu hükmün uygulamada, otel, han, pansiyon gibi işletmelerde amme borcu teminatının kapsamının belirlenmesi için noterden tasdikli icar sözleşmesinin varlığı ve eşyanın demirbaş olarak kayıtlı olup olmadığı araştırılmaktadır. (23. Hukuk Dairesi, 2016/1588 E., 2016/2967 K., 09.05.2016)
  • Amme idaresinin bu teminat hakkına dayanabilmesi için mal üzerindeki hukuki durumun somut olarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir. (23. Hukuk Dairesi, 2016/1588 E., 2016/2967 K., 09.05.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminat hakkını ileri süren amme idaresi, malın madde kapsamındaki bir işletmede bulunduğunu ve borcun bu işletmenin işletilmesinden doğduğunu ispat etmelidir.
  • Eşyanın demirbaş olarak kayıtlı olduğunu ya da noterden tasdikli icar sözleşmesi bulunduğunu ileri süren taraf, bu durumu sözleşme ve demirbaş kayıtlarıyla ispatlamalıdır.
  • Misafir veya kiracı eşyası olduğunu ileri süren kişi, bu eşyanın kendisine ait olduğunu belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Üçüncü kişi istihkak iddiasını Medeni Kanun m.688 veya Borçlar Kanunu m.222 dayanağıyla ileri sürdüğünde, mülkiyetini kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.270: Maddede saklı tutulan hükümdür; teminat hakkı bu hükmün ayrık tuttuğu durumlarda öncelik taşımaz.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.271: Maddede saklı tutulan hükümdür; teminatın kapsamını bu madde hükümleri sınırlandırır.
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.764: Maddenin atıf yaptığı eski Medeni Kanun m.688'in karşılığıdır; üçüncü kişinin istihkak iddiasının dayanağıdır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.259: Maddenin atıf yaptığı eski Borçlar Kanunu m.222'nin karşılığıdır; üçüncü kişinin istihkak iddiasının dayanağıdır.

Amme Alacakları Kanunu m.13 — İhtiyati haciz

6183 sayılı Kanun m.13, amme alacakları için ihtiyati haciz kararının hangi hallerde, hangi merci tarafından ve hangi usulle derhal uygulanacağını düzenler. Maddede yedi ayrı ihtiyati haciz sebebi sayılmış; bu sebeplerin varlığında mahallin en büyük memurunun kararıyla haczin, haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre derhal uygulanması öngörülmüştür. Kural, kamu alacaklısı idare ile amme borçlusu arasındaki ilişkilerde uygulanır. Madde, ihtiyati haciz kararının mahkemece verilmesini düzenlemez; bu konu genel hükümlerdedir (İİK m.257-258). Maddenin içerdiği teminat yükümlülüğünün kaynağı (m.9), mal bildirimi yükümlülüğü (m.14 ve ilgili hükümler), iptali istenen muamele ve tasarruflara ilişkin tedbirler (m.27, 29, 30) ayrı maddelerde düzenlenmiştir. Tahsil ve icra süreçleri ile kararın icra edilmesine ilişkin süreler (m.261-262 İİK ve 6183 hükümleri) bu maddenin kapsamı dışındadır.

İhtiyati haciz: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyati haciz
Amme alacağının tahsilinin tehlikeye girmesini önlemek için, alacağın kesinleşmiş takibinden önce borçlunun mallarına geçici olarak konulan haciz türüdür. Maddede ihtiyati haciz kararı, mahallin en büyük memurunun onayı ile verilir ve kesin bir mahkeme kararı gerektirmez.
Mahallin en büyük memuru
İhtiyati haciz kararını veren ve idari bir organ olan merci. Kural olarak illerde vali, ilçelerde kaymakam olarak anlaşılır. Kararın bu merci tarafından alınması, yargısal bir denetim öncesinde yapılan bir işlemdir.
Teminat
Borçlunun, amme alacağının güvence altına alınması için göstermekle yükümlü olduğu güvence. Madde 9 uyarınca teminat istenmesini gerektiren haller, ihtiyati hacizin sebeplerinden biridir.
Mal bildirimi
Borçlunun, mal varlığını idareye bildirmek üzere çağrıldığı yükümlülük. Çağrıya uyulmaması veya eksik bildirimde bulunulması ihtiyati haciz sebebidir.
Amme davası
Para cezasını gerektiren fiil nedeniyle açılan ve hüküm verilmiş olsun veya olmasın devam eden dava. Kanunun 13. maddesinin 6. bendi bu davanın açılmış olmasını ihtiyati haciz sebebi sayar.
Tasarrufun iptali (m.27, 29, 30)
Borçlunun amme alacağını engelleyen işlemlerinin iptalini düzenleyen hükümler. Bu işlemlerin konusu olan mallar elden çıkarılmışsa, elden çıkarana ait diğer mallar hakkında ihtiyati haciz uygulanabilir.

İhtiyati haciz: hangi şartlar aranır?

  • Ayrımın gerçekleşmesi için amme alacağının bulunması ve alacağın güvence altına alınması gereğinin doğması gerekir.
  • Madde 13 bendlerinden en az birinin fiilen gerçekleşmiş olması zorunludur; bentler alternatiftir.
  • Bent 1 için madde 9 uyarınca teminat istenmesini gerektiren hallerin mevcut olması gerekir.
  • Bent 2 için borçlunun belli bir ikametgahının bulunmaması gerekir.
  • Bent 3 için borçlunun kaçmış olması, kaçması, mallarını kaçırması veya hileli yollara sapması ihtimallerinin bulunması gerekir.
  • Bent 4 için borçludan teminat gösterilmesinin istenmiş olması ve belli süre içinde teminat veya kefil gösterilmemesi ya da şahsi kefalet teklifinin veya gösterilen kefilin kabul edilmemesi gerekir.
  • Bent 5 için mal bildirimine çağrılan borçlunun belli süre içinde bildirimde bulunmamış veya noksan bildirimde bulunmuş olması gerekir.
  • Bent 6 için hüküm verilmiş olsun veya olmasın para cezasını gerektiren fiil nedeniyle amme davasının açılmış olması gerekir.
  • Bent 7 için iptali istenen muamele ve tasarrufların konusu olan malların elden çıkarılmış olması ve madde 27, 29 veya 30'un uygulanmasını gerektiren hallerin bulunması gerekir.
  • Mahallin en büyük memurunun ihtiyati haciz kararını vermesi ve bu karara dayanarak haczin, haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre derhal uygulanması gerekir.

İhtiyati haciz: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde 13 bentlerinden birinin gerçekleşmesi hâlinde mahallin en büyük memuru ihtiyati haciz kararı verebilir.
  • Karar, herhangi bir süreye bağlı olmaksızın derhal uygulanır.
  • Uygulama, haczin ne suretle yapılacağına dair hükümlere göre gerçekleşir.
  • Bentlerden hiçbiri gerçekleşmemişse ihtiyati haciz kararı bu madde dayanağıyla verilemez.
  • Teminatın istenmiş olduğu ve borçlunun teminat veya kefil göstermediği hâllerde 4. bent uygulanır.
  • Mal bildirimi yapmayan veya noksan bildirimde bulunan borçlu hakkında 5. bent uyarınca ihtiyati haciz uygulanabilir.
  • Elden çıkarılan malın iptali söz konusu ise 7. bent uyarınca elden çıkaranın diğer malları üzerinde haciz yapılabilir.

Teminat sebebi (1. bent) ile kefil veya teminat gösterilmemesi (4. bent) arasındaki fark nedir?

1. bent, madde 9 uyarınca teminat istenmesini gerektiren hallerin varlığına dayanır. Bu hal, teminatın istenmesini haklı kılan genel durumlardır.

4. bent, borçludan teminat istenmesine rağmen belli süre içinde teminat veya kefil gösterilmemesi ya da gösterilen kefilin kabul edilmemesi durumuna dayanır.

1. bentte teminat istenme koşulunun doğması yeterlidir. 4. bentte ise teminatın istendiği ve borçlunun bu istemi yerine getirmediğinin ortaya çıkması gerekir.

Belli ikametgahın bulunmaması (2. bent) ile kaçma ve mal kaçırma ihtimali (3. bent) arasındaki fark nedir?

2. bent, borçlunun belli bir ikametgahının bulunmamasını tek başına sebep sayar.

3. bent, borçlunun kaçmış olmasını, kaçmaya hazırlanmasını, mallarını kaçırmasını veya hileli yollara sapmasını konu alır.

2. bentte davranış unsuru aranmaz, yalnızca ikametgahın belli olmaması yeterlidir. 3. bentte borçlunun davranışına dayanan ihtimal ortaya konulmalıdır.

Vadesi gelmemiş amme alacağı ile vadesi gelmiş amme alacağı arasındaki fark nedir?

Madde 13 metninde alacağın vadesinin gelmiş olması şartı ayrıca aranmamıştır. Bentlerden biri gerçekleşirse vadesi gelmemiş alacak için de karar verilebilir.

Vadesi gelmiş alacak için ise bentlerden birinin gerçekleşmesi gerekmez; bu nedenle ihtiyati haciz sebeplerinden bağımsız olarak talep edilebilir.

Vadesi gelmemiş alacakta mutlaka bentlerden birinin gerçekleşmesi gerekir; vadesi gelmiş alacakta da ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı, kararın dayanağı olarak kullanılabilir.

Hüküm verilmiş amme alacağı ile hüküm verilmemiş amme alacağı (6. bent) arasındaki fark nedir?

6. bent, hüküm verilip verilmediğine bakmaksızın para cezasını gerektiren fiil nedeniyle amme davası açılmış olmasını yeterli sayar.

Bu bent, henüz kesinleşmiş bir hükmün bulunmasını şart koşmaz.

Dava açılmış olması, ihtiyati haciz için yeterli sebeptir; mahkûmiyet kararı beklenmez.

Doğrudan borçlu ile elden çıkaranın diğer malları (7. bent) arasındaki fark nedir?

Diğer bentler, ihtiyati haczin doğrudan amme borçlusunun malvarlığı üzerinde uygulanmasını öngörür.

7. bent, iptali istenen muamele ve tasarrufun konusu malların elden çıkarılmış olması hâlinde, elden çıkaranın diğer malları üzerinde ihtiyati haciz uygulanmasına imkân verir.

Bu bentte haciz, borçlunun tasarruf yapan kişi olduğu durumda, elden çıkarılan malın değil elden çıkaranın diğer mallarına yöneltilir.

İhtiyati haciz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teminat istenmesini gerektiren halin (1. bent) varlığını, aslında teminat isteminin yapılıp yapılmadığını kontrol etmeden kabul etmek.
  • Mal bildiriminin noksan olmasını ve bildirimde bulunmamayı aynı sonuca bağlamak; 5. bent her iki hâli de kapsar ancak birbirinden ayrı değerlendirilmelidir.
  • Vadesi gelmemiş alacaklar için bentlerden birinin aranmadığını varsaymak; bu durumda 13. madde bentlerinden biri gerçekleşmelidir.
  • Bentler arasında kümülatif bir koşul bulunduğunu düşünmek; bentler alternatiftir, birinin gerçekleşmesi yeterlidir.
  • 7. bentte elden çıkarılan malın kendisi üzerinde değil, elden çıkaranın diğer malları üzerinde haciz uygulanacağını gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, 6183 sayılı Kanun m.13/3 uyarınca verilen ihtiyati haciz işlemlerinin iptali davalarında, kaçma veya mal kaçırma ihtimalinin somut olgularla ortaya konulup konulmadığını inceleme eğilimindedir. (9. Daire, 2023/8432 E., 2025/1420 K., 17.04.2025)
  • Uygulamada kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 13. maddenin 1. ve 3. bentleri birlikte veya ayrı ayrı gerekçe gösterilerek karar verildiği görülmektedir. (3. Daire, 2024/3348 E., 2025/2342 K., 16.05.2025; 3. Daire, 2023/3228 E., 2025/1829 K., 11.04.2025; 3. Daire, 2023/3236 E., 2025/1815 K., 11.04.2025)
  • Vergi dairelerinin, tespit edilen vergi aslı ve gecikme faizinden oluşan kamu alacağı için 9, 13 ve 17. maddelerdeki korumalara birlikte başvurduğu kabul edilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/951 E., 2025/466 K., 18.06.2025)
  • Uygulamada ihtiyati haciz varakasının tarih ve sayısı ile sorumluluk tutarının açıkça belirtildiği, dayanılan bent numarasının somut olayla ilişkilendirildiği görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1003 E., 2025/1098 K., 26.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ihtiyati haczi isteyen kamu alacaklısı idare, bentlerden birinin gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.
  • Teminat istenmesi hâlinde (1. ve 4. bent), teminat isteminin yazılı olarak yapıldığı ve süre içinde karşılanmadığı idarenin belgeleriyle ispatlanır.
  • Mal bildirimi (5. bent) hâlinde, çağrının tebliğ edildiği ve bildirimin yapılmadığı ya da noksan olduğu yazılı belgelerle gösterilir.
  • Kaçma veya mal kaçırma ihtimali (3. bent) hâlinde, idare somut olgularla ihtimali ortaya koymalıdır; soyut iddia yeterli değildir. (9. Daire, 2023/8432 E., 2025/1420 K., 17.04.2025)
  • Borçlu, bentteki durumun gerçekleşmediğini veya teminatı zamanında sunduğunu iddia ederek karşı savunma yapabilir ve bu savunmayı kendisi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.9: Teminat istenmesini gerektiren hallerin neler olduğunu belirler; bu hallerin varlığı 1. bendin dayanağıdır.
  • 6183 sayılı Kanun m.27: İptali istenen muamele ve tasarrufların tanımını yapar; 7. bentte bu hükme uygulanacak hallerin bulunması gerekir.
  • 6183 sayılı Kanun m.29: İptali istenen muamele ve tasarruf bakımından 7. bentte atıf yapılan hükümlerden biridir.
  • 6183 sayılı Kanun m.30: İptali istenen muamele ve tasarruf bakımından 7. bentte atıf yapılan hükümlerden biridir.

Amme Alacakları Kanunu m.14 — İhtiyati hacizde borçlu tarafından gösterilecek teminat

Madde, ihtiyaten haczedilen malların borçluya veya üçüncü kişiye bırakılmasının koşullarını düzenler. Malların istenildiğinde para veya ayın olarak verilmesi taahhüdünü, bu taahhüdü güvence altına almak için malların kıymetinin depo edilmesi ya da tahsil dairesinin bulunduğu yerde ikametgâh sahibi müteselsil kefil gösterilmesi yollarını ve üçüncü kişi elinde haczedilen mallarda taahhüt senedi alınmasını kapsar. Madde, borçlu ve mal sahibi üçüncü kişi bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: ihtiyati haczin koşulları ve kararın verilmesi (6183 m.14 öncesi ve İİK m.257 vd. hükümleri), ihtiyati haczin kesin hacze dönüşmesi ve bu sırada malın teslimi (6183 m.14 atfı yerine ilgili hükümler), borçlunun teminat göstererek hacizlerin kaldırılması (İİK m.266) ve haczedilen malların değerinin takdiri ile satışı (6183 sonraki maddeleri).

İhtiyati hacizde borçlu tarafından gösterilecek teminat: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyaten haciz
Amme alacağının tahsili için henüz kesin haciz aşamasına gelinmeden, malların geçici olarak tahsil dairesinin hakimiyetine alınmasıdır. Madde bu işlemin bir bölümünü, yani malların borçlu ya da üçüncü kişi yanında bırakılmasını düzenler.
Bırakma
Haczedilen malın, tahsil dairesinde tutulmak yerine borçluya ya da mal sahibi üçüncü kişiye teslim edilerek saklanmasıdır. Bırakma, malın üzerindeki haczin kalkması anlamına gelmez; hacizli mal olarak devam eder.
Ayın olarak verme
Haczedilen malın aynen, yani kendisi olarak geri istendiğinde verilmesidir. Mal para ya da başka biçimde değil, bizzat kendisi teslim edilir.
Kıymetin depo edilmesi
Malın değerine karşılık gelen tutarın tahsil dairesi adına para olarak depo edilmesidir. Bu yolla mal borçluya bırakılır, değer ise güvence altına alınır.
Müteselsil kefil
Tahsil dairesinin bulunduğu yerde ikametgâh sahibi olan ve borcun tamamından birlikte ve müteselsilen sorumlu olan kefildir. Kefilin yerleşim koşulu maddede açıkça aranmıştır.
Taahhüt senedi
Üçüncü kişinin elinde haczedilen malın, mal sahibi üçüncü kişiye bırakılması karşılığında alınan ve malın istenildiğinde teslimini güvence altına alan yazılı belgedir.

İhtiyati hacizde borçlu tarafından gösterilecek teminat: hangi şartlar aranır?

  • Haczedilen malın borçluya ya da mal üçüncü şahsın yedinde haczedilmişse ona bırakılması için, malın ihtiyaten haczedilmiş olması bulunmalıdır.
  • Malın istenildiği zaman para ya da ayın olarak verilmesi taahhüdü bulunmalıdır.
  • Bu taahhüdün güvencesi için, malların kıymetinin depo edilmesi, ya da tahsil dairesinin bulunduğu mahalde ikametgâh sahibi bir kişinin müteselsil kefil gösterilmesi seçeneklerinden biri gerçekleşmelidir.
  • Mal üçüncü şahsın yedinde haczedilmişse, bırakma için ayrıca bir taahhüt senedi alınmalıdır.
  • Bırakma, tahsil dairesinin takdirine bağlı olup mecburi bir zorunluluk değildir; madde 'bırakılabilir' ifadesini kullanır.

İhtiyati hacizde borçlu tarafından gösterilecek teminat: hangi sonuçları doğurur?

  • Mal istenildiğinde borçlu ya da üçüncü şahıs malı aynen ya da para olarak tahsil dairesine vermekle yükümlüdür.
  • Malın bırakılması, mal üzerindeki ihtiyaten haciz hükmünü ortadan kaldırmaz; mal hacizli olarak kalmaya devam eder.
  • Seçilen güvence yerine getirilmezse, madde metninde açıkça belirtilmese de bırakma için aranan koşul gerçekleşmemiş sayılır ve malın tahsil dairesinde tutulması gerekir.
  • Mal üçüncü şahıs yedinde haczedilmiş ve taahhüt senedi alınmamışsa, bırakma bu madde uyarınca geçerli değildir.
  • Madde bırakmayı zorunlu kılmadığından, tahsil dairesi bırakmayı reddederek malı kendi yanında tutabilir.

Borçlu ile üçüncü şahıs yedinde haciz arasındaki fark nedir?

Malın borçlunun kendi yedinde haczedilmesi halinde, bırakma için güvence olarak depo ya da müteselsil kefil yöntemlerinden biri yeterlidir.

Malın üçüncü şahıs yedinde haczedilmesi halinde, malın bu kişiye bırakılması ayrıca bir taahhüt senedi alınmasına bağlıdır.

Üçüncü şahısta bırakma işlemi senetle tamamlanır; borçluda senet aranmaz. Madde metninde iki hal için ayrı işlem öngörülmüştür.

Depo ile müteselsil kefil arasındaki fark nedir?

Depo yönteminde malın kıymeti tahsil dairesi adına para olarak alıkonulur ve bu tutar teminat işlevi görür.

Kefil yönteminde ise tahsil dairesinin bulunduğu mahalde ikametgâh sahibi bir kişi müteselsil kefil gösterilir ve kefil sorumluluk üstlenir.

Kefil gösterilmesinde kefilin ikametgâhının tahsil dairesinin bulunduğu yerde olması şarttır; bu koşul depoda aranmaz. Seçimlik olarak her iki yöntem de aynı işlemin güvencesidir.

İhtiyati hacizde borçlu tarafından gösterilecek teminat: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kefil ikametgâhının tahsil dairesinin bulunduğu mahalde olmasını aramamak; madde açıkça bu yeri şart koşar.
  • Üçüncü şahıs yedindeki malda taahhüt senedi almadan malı bırakmak; bu durumda bırakma işlemi madde koşullarına uymaz.
  • Depo ile kefil yöntemini birlikte zorunlu saymak; madde bunları seçimlik olarak düzenler.
  • Bırakmanın malı haciz altından çıkardığını varsaymak; mal hacizli olarak kalmaya devam eder.
  • Bırakmayı tahsil dairesinin zorunlu bir yükümlülüğü saymak; madde 'bırakılabilir' diyerek takdir tanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kıymet depo edilmeden ve kefil gösterilmeden malın borçluya bırakılmasının kabul edilmediği, bu güvencelerin bırakmanın zorunlu koşulu olarak yorumlandığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/659 E., 2025/1427 K., 01.10.2025)
  • Kefil gösterilmesinde kefilin ikametgâhının tahsil dairesinin bulunduğu mahalde olması koşulunun aranması gerektiği belirtilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/659 E., 2025/1427 K., 01.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Malın borçluya ya da üçüncü şahsa bırakılmasını talep eden tahsil dairesi, malın ihtiyaten haczedildiğini ve bırakma koşullarının varlığını belgelerle ortaya koymakla yükümlüdür.
  • Teminat olarak depo yapıldığı, bu tutarın tahsil dairesi adına yatırıldığı makbuz ya da dekontla ispatlanır.
  • Müteselsil kefil gösterildiğinde, kefilin tahsil dairesinin bulunduğu mahalde ikametgâh sahibi olduğu, nüfus kaydı ya da adres belgesiyle ispatlanır.
  • Mal üçüncü şahıs yedinde haczedilmişse, taahhüt senedinin yazılı olarak alındığı belge ile ispatlanır; senedin bulunmaması bırakmanın geçerliliğini ortadan kaldırır.
  • Malın istenildiğinde teslim edilmemesi halinde, taahhüdün ihlali tahsil dairesi tarafından yazılı belgelerle ortaya konulur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.14: Bu maddenin kendisidir; ihtiyati haczedilen malın bırakılmasının koşullarını düzenler.

Amme Alacakları Kanunu m.15 — İhtiyati hacze itiraz

6183 sayılı Kanun m.15, kamu alacakları için haciz yoluyla ihtiyati haciz kararı verilmiş olan borçlunun ve menfaati ihlal edilen üçüncü kişilerin ihtiyati haciz sebebine karşı itiraz yolunu düzenler. Hükmün konusu, itiraz süresi, itiraz merciinin belirlenmesi, itirazın şekli ve incelenmesi ile komisyon kararlarının kesinliğidir. Yetki ve teminata itiraz, ihtiyati haciz kararına karşı tebligatın yapılmasının genel usulü ile İİK m.265 kapsamındaki itiraz yolu bu maddede düzenlenmez; amme alacaklarında itiraz usulünün kapsamı ayrıca ilgili kanun hükümlerine bağlanmıştır. Ayrıca ihtiyati haczin devamı için gereken takip ya da dava süreleri bu maddede düzenlenmez ve 6183 sayılı Kanunun ilgili hükümlerine bakılmalıdır. Hukuki yollar açısından bu maddede itiraz merciinin kararına karşı yargı yolu ile kesinlik ayrıca değerlendirilir.

İhtiyati hacze itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyati haciz sebebi
Alacağın tahsilinin gecikmesinin tehlikeye düşmesine yol açan ve ihtiyati haciz kararı için aranan koşul olarak kabul edilen hal. Bu maddede itiraz konusu olarak sayılan tek başlıktır ve sınırlı olarak uygulanır.
Vergi itiraz komisyonu
Alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan ve ihtiyati haciz sebebine ilişkin itirazı inceleyen merci. Bu maddeye göre itiraz, icra mahkemesi veya genel mahkeme yerine bu komisyona yapılır.
Gıyapta haciz
Borçlunun hazır bulunmadığı hâllerde yapılan ihtiyati haciz. Bu hâlde süre, haciz tutanağının tebliğinden itibaren işler.
Kesin karar
İtiraz komisyonunun ihtiyati haciz sebebine ilişkin verdiği kararın, bu maddenin kapsamında ayrıca yargı yoluna bağlanmamış olması. Kararın hangi ölçüde bağlayıcı olduğu bu kavramla belirlenir.

İhtiyati hacze itiraz: hangi şartlar aranır?

  • İhtiyati haciz uygulanmış olması gerekir; itiraz yalnız haciz uygulanmış borçlu bakımından söz konusu olur.
  • Haczin tatbik edildiği tarihten itibaren, gıyapta yapılan hacizlerde ise haczin tebliğinden itibaren 15 gün içinde itirazın yapılması gerekir.
  • İtiraz konusu, ihtiyati haciz sebebi ile sınırlıdır ve bu sebebin dışında kalan itiraz nedenleri bu maddede yer almaz.
  • İtiraz, alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde yapılmalıdır.
  • İtirazın şekli ve incelemesi bakımından Vergi Usul Kanunu hükümleri uygulanır.

İhtiyati hacze itiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • İtiraz süresi içinde ihtiyati haciz sebebine itiraz edilirse, vergi itiraz komisyonu bu itirazı diğer işlere takdimen inceleyip karara bağlar.
  • Komisyonun verdiği karar kesindir ve bu karara karşı bu madde çerçevesinde itiraz yolu açık değildir.
  • Süre geçirildikten sonra ihtiyati haciz sebebine itiraz hakkı kalmaz.

Hazır bulunan borçlu ile gıyapta haciz arasındaki fark nedir?

Borçlunun hazır bulunduğu hacizde süre, haczin tatbik edildiği tarihten başlar.

Gıyapta yapılan haczde süre, haciz tutanağının tebliğ tarihinden başlar.

İki hâlde süre başlangıcı farklıdır; gıyapta haciz tebliği tarihi ile hesaplanır.

Borçlu ile menfaati ihlal edilen üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Borçlu, ihtiyati haciz uygulanan kişi olarak bu maddeye dayanır.

Üçüncü kişi ise yalnız kendi menfaatinin ihlal edildiği durumda itiraz edebilir.

Üçüncü kişinin itiraz hakkı menfaat ihlaline bağlı olup süresi ayrıca değerlendirilir.

İtiraz komisyonu kararı ile genel yargı yolu arasındaki fark nedir?

Komisyonun ihtiyati haciz sebebi hakkındaki kararı kesindir.

Genel yargı yolunda ihtiyati haczin devamı için takip veya dava süreleri ayrıca işler.

Komisyon kararına karşı bu maddeye dayanarak yeniden itiraz edilmez; ayrı süreler içinde başka yollar açık kalabilir.

İhtiyati hacze itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gıyapta yapılan hacizde süreyi haczin tatbik tarihinden saymak; süre tebliğ tarihinden başlar.
  • İtirazı icra mahkemesine veya genel mahkemeye yapmak; bu maddeye göre merci vergi itiraz komisyonudur.
  • Yetki ve teminat itirazını bu madde kapsamında saymak; maddenin konusu ihtiyati haciz sebebine itirazdır.
  • Komisyon kararına karşı bu madde çerçevesinde yeniden itiraz edilebileceğini varsaymak; kararın kesin olduğu metinde açıktır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Gıyapta yapılan ihtiyati hacizlerde itiraz süresinin tebliğ tarihinden işlediği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2023/8860 E., 2023/10257 K., 25.10.2023)
  • Maddedeki 15 günlük süre, itiraz konusunun ihtiyati haciz sebebiyle sınırlı tutulduğu hâllerde kanunun açık hükmü olarak uygulanmaktadır. (10. Hukuk Dairesi, 2016/13958 E., 2019/3751 K., 22.04.2019)
  • Amme alacaklarında ihtiyati haciz kararına itiraz davalarında bu maddenin özel hükmünün esas alındığı kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2016/13958 E., 2019/3751 K., 22.04.2019)
  • Kesinlik ibaresinin komisyon kararına karşı yargı yolunun kapatılması anlamına geldiği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2007/547 E., 2008/715 K., 24.10.2008)

Nasıl ispat edilir?

  • İtiraz eden borçlu, ihtiyati haczin tatbik tarihini veya gıyapta haciz tutanağının tebliğ tarihini belgeleyerek süre içinde itiraz ettiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Haciz tutanağı, tebliğ belgesi ve itiraz dilekçesinin tarihi, süre uyumunu gösteren başlıca belgelerdir.
  • İdare, itirazın süresinde yapılmadığını ileri sürerse bu savunmayı tebliğ veya tutanak kayıtları ile ispatlamakla yükümlüdür.
  • İtirazın ihtiyati haciz sebebine ilişkin olup olmadığı, dilekçedeki ileri sürülen nedene göre değerlendirilir ve bu değerlendirme kayda dayanır. (10. Hukuk Dairesi, 2016/13958 E., 2019/3751 K., 22.04.2019)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.15: Maddenin kendi düzenlemesidir; itiraz süresi, merci, şekil ve kesinlik bu hükümde yer alır.

Amme Alacakları Kanunu m.16 — İhtiyati haczin kaldırılması

Madde, 6183 sayılı Kanun'a göre ihtiyati haciz uygulanmış bir borçlunun teminat göstererek ihtiyati haczin kaldırılmasını isteyebilmesini düzenler. Kapsam, teminat gösteren borçlu ile bu teminat karşılığında haczin kalkmasıdır. Madde, ihtiyati haczin itiraz yoluyla kaldırılmasını düzenlemez (ilgili hüküm 10/5 bendi dışındaki menkul mallar bakımından 16. maddenin genel kurgusunda belirtilen istisnayla bağlantılıdır). Madde ayrıca ihtiyati haciz kararının verilme koşullarını, ihtiyati haciz kararına karşı itiraz ve istinaf usulünü, ihtiyati tahakkuk ile ihtiyati haciz kararının alınmasını düzenlemez.

İhtiyati haczin kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılması
Borçlunun, ihtiyati haciz konusu mallarının tahmini değerini karşılayacak teminat göstermesi üzerine haczin kaldırılmasıdır. Bu yol yalnızca borçluya tanınmıştır ve haczin kaldırılması sonucunda teminat, haczedilmiş sayılır.
Teminat
Borçlunun haczin kaldırılması için gösterdiği para, rehin, kefalet gibi güvencedir. Teminatın değeri, haczedilen malların tahmini kıymetini karşılamalıdır.
10. maddenin 5. bendinde yazılı menkul mallar
Madde metninde bu tür mallar için teminat yoluyla kaldırma imkânı dışarıda bırakılmıştır. Bu mallar bakımından maddedeki kaldırma yolu işlemez.

İhtiyati haczin kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Haczin, borçlunun mallarına ihtiyaten uygulanmış bir ihtiyati haciz olması gerekir.
  • Mallar, 6183 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 5. bendinde yazılı menkul mallardan olmamalıdır.
  • Borçlu, haczedilen malların tahmini kıymetini karşılayacak teminatı göstermelidir.
  • Teminat, mahkemece veya icra mahkemesince kabul edilecek biçimde olmalıdır.
  • Yetkili merci, teminatı yeterli bulunca ihtiyati haczi kaldırmalıdır.

İhtiyati haczin kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Teminat yeterli görülürse ihtiyati haciz, haczi koyan merci tarafından kaldırılır.
  • Haczin kaldırılmasının sonucunda haciz, haczedilmiş mallar üzerinde tamamen kalkar ve yerine teminat ihtiyaten haczedilmiş sayılır.
  • Teminat yeterli değilse haciz kaldırılmaz ve haciz devam eder.
  • Menkul mallar 10. maddenin 5. bendi kapsamındaysa bu madde uyarınca teminat gösterilerek kaldırma yapılamaz.

Teminat karşılığında kaldırma ile itiraz üzerine kaldırma arasındaki fark nedir?

Teminat karşılığında kaldırmada borçlu teminat gösterir ve kaldırma bu maddeye dayanır.

İtiraz üzerine kaldırmada haciz kararına karşı ileri sürülen sebepler incelenir ve haciz tamamen kalkar.

Teminat karşılığında kaldırmada haciz tamamen kalkmaz, teminat üzerinde devam eder. İtiraz üzerine kaldırmada haciz tümüyle ortadan kalkar.

Borçlu ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Bu yol yalnızca borçluya tanınmıştır.

Üçüncü kişiler haczin kaldırılması için bu yola başvuramaz ve bunun yerine haczin icrasına ilişkin şikâyet veya itiraz yollarından yararlanabilir.

Üçüncü kişinin teminat göstererek bu maddeye dayanarak haczin kaldırılmasını istemesi mümkün değildir.

Takipten önce ile takipten sonra merci arasındaki fark nedir?

Takipten önce, ihtiyati haciz kararını veren mahkemeye ya da davanın açıldığı mahkemeye başvurulur.

Ihtiyati hacizden sonra takip yapılmışsa talep icra mahkemesine yöneltilir.

Yetkili merci, takibin başlamış olup olmamasına göre değişir.

İhtiyati haczin kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Teminat göstererek haczin kaldırılmasını üçüncü kişinin de isteyebileceğini düşünmek; bu yol yalnızca borçluya tanınmıştır.
  • Teminat karşılığı kaldırmayı, itiraz üzerine kaldırma ile karıştırıp haczin tamamen kalktığını varsaymak; teminat üzerinde haciz devam eder.
  • 10. maddenin 5. bendindeki menkul mallar için de teminatla kaldırma yapılabileceğini düşünmek.
  • Teminatın yalnızca para olabileceğini sanmak; rehin, esham veya tahvil, taşınmaz rehni ve banka kefaleti de teminat olabilir.
  • Teminatın haczedilen malların kıymetinden düşük olması halinde de kaldırma yapılacağını varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ihtiyati haciz kararının, yeterli teminat gösterilmesi halinde 16. madde uyarınca kaldırılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2023/4144 E., 2025/1225 K., 08.04.2025; 9. Daire, 2023/1875 E., 2024/6968 K., 02.12.2024)
  • Teminatın yeterliliği, haczedilen malların tahmini kıymetini karşılayıp karşılamamasına göre değerlendirilmektedir. (3. Daire, 2023/6648 E., 2024/4884 K., 25.09.2024)
  • Ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz kararının, henüz ödenmesi gereken safhaya gelmemiş vergi ve cezalar için alınabildiği, yeterli teminat gösterilmesi halinde kaldırılması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2023/4144 E., 2025/1225 K., 08.04.2025; 9. Daire, 2023/1875 E., 2024/6968 K., 02.12.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Teminat göstererek haczin kaldırılmasını isteyen borçludur; teminatın yeterliliğini gösterme yükü ona aittir.
  • Teminatın türü (para, rehin, esham veya tahvil, taşınmaz rehni, banka kefaleti) belgeyle ispatlanır.
  • Haczedilen malların tahmini kıymeti ile teminatın karşılaştırılması, değerleme belgesi ve bilirkişi ile gösterilebilir.
  • Menkul malların 10. maddenin 5. bendi kapsamında olduğu iddiası, mal türünün tespitiyle ortaya konur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.10: Maddede istisna tutulan menkul malların hangi bentte yer aldığını belirler; 5. bentte yazılı mallar teminat yoluyla kaldırmanın dışında kalır.

Amme Alacakları Kanunu m.17 — Girmiştir

6183 sayılı Kanun'un 17. maddesi, vergi dairesi müdürünün yazılı talebi üzerine defterdar veya vergi dairesi başkanının, mükellefin henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerinden Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilenlerle bunların zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi hususunda yazılı emir vermesini düzenler. Maddenin ikinci fıkrası, bu emrin vergi dairesi müdürü tarafından hangi hallerde derhal uygulanacağını sayar: ihtiyati haciz sebeplerinden birinin bulunması, mükellef hakkında 110. maddeye göre takibata girişilmiş olması ve teşebbüsün muvazaalı olduğu ile hakikatte başkasına ait olduğuna dair delil elde edilmiş olması. Madde, tahakkukun kendisinin usulünü, ihtiyati haciz kararının şekil ve koşullarını ve ihtiyati haczin uygulanma usulünü ayrıntılı düzenlemez; bu konular 13. madde ve diğer hükümlerde yer alır. Ayrıca maddenin uygulanmasına ilişkin itiraz yollarını ve tahakkukun esasına ilişkin itirazları düzenlemez.

Girmiştir: hangi kavramlar bilinmeli?

Derhal tahakkuk emri
Defterdar veya vergi dairesi başkanının, henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerin ile zam ve cezalarının derhal tahakkuk ettirilmesi için verdiği yazılı emirdir. Emrin konusu yalnız Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilen alacaklarla sınırlıdır.
Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan
Hangi henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimlerin bu yolla derhal tahakkuk ettirilebileceğini belirleyen idari işlemdir. Maddenin uygulanabilmesi için bu tespit ve ilanın varlığı gerekir.
İhtiyati haciz sebepleri
6183 sayılı Kanun'un 13. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci bentlerinde sayılan hallerdir. Bu hallerden birinin varlığı, derhal tahakkuk emrinin vergi dairesi müdürü tarafından hemen uygulanmasını sağlar.
Takibata girişilmesi
Mükellef hakkında 110. madde gereğince takip başlatılmış olmasıdır. Bu durumda derhal tahakkuk emri doğrudan uygulanır.
Muvazaalı teşebbüs
Mükellefin yaptığı bir işlemin görünürde başka bir kişiye ait olup hakikatte mükellefe ait olmasıdır. Maddenin üçüncü bendi, bu muvazaanın ve hakikatte başkasına aidiyetin delillerle ortaya konulmuş olmasını arar.

Girmiştir: hangi şartlar aranır?

  • Derhal tahakkuk emri için vergi dairesi müdürünün yazılı talebinin bulunması gerekir; talep ilgili grup müdürü veya müdür tarafından da yapılabilir.
  • Emrin konusunun henüz tahakkuk etmemiş vergi ve resimler ile bunların zam ve cezaları olması ve bunların Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilmiş bulunması gerekir.
  • Derhal tahakkuk emrinin defterdar veya vergi dairesi başkanı tarafından yazılı olarak verilmiş olması gerekir.
  • Vergi dairesi müdürünün emri derhal uygulayabilmesi için 13. maddenin 1, 2, 3 ve 5. bentlerinde yazılı ihtiyati haciz sebeplerinden birinin mevcut olması yeterlidir.
  • Vergi dairesi müdürünün emri derhal uygulayabilmesi için mükellef hakkında 110. madde gereğince takibata girişilmiş olması yeterlidir.
  • Vergi dairesi müdürünün emri derhal uygulayabilmesi için teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmiş olması yeterlidir.

Girmiştir: hangi sonuçları doğurur?

  • Vergi dairesi müdürü, ikinci fıkradaki hallerden birinin varlığında defterdar veya vergi dairesi başkanının emrini derhal uygular.
  • İkinci fıkradaki hallerden hiçbiri yoksa müdür emri derhal uygulayamaz ve tahakkuk işlemi bu madde ile yürütülemez.
  • Derhal tahakkuk ettirilen alacak, zam ve cezaları ile birlikte tahakkuk etmiş sayılır.
  • Maddenin uygulanması, mükellefin henüz vadesi gelmemiş alacağına karşı koruyucu bir tedbir sağlar.

Derhal tahakkuk emri ile derhal uygulama arasındaki fark nedir?

Defterdar veya vergi dairesi başkanının verdiği yazılı emir, tahakkuku emreder.

Vergi dairesi müdürünün bu emri uygulaması, ikinci fıkradaki hallerden birinin varlığına bağlıdır.

Emir tek başına yeterli değildir; ikinci fıkradaki hallerden biri bulunmadıkça müdür emri derhal uygulayamaz.

Tahakkuk emri ile ihtiyati haciz kararı arasındaki fark nedir?

Bu madde, henüz tahakkuk etmemiş alacağın derhal tahakkukunu düzenler.

İhtiyati haciz kararı, 13. maddede düzenlenen ayrı bir koruma tedbiridir.

Madde ihtiyati haciz kararının koşullarını değil, yalnız bu sebeplerden birinin bulunmasını uygulama koşulu olarak kullanır.

1., 2., 3. fıkra hali ile 2. bent (takip) hali arasındaki fark nedir?

İkinci fıkranın birinci bendi ihtiyati haciz sebeplerine, ikinci bendi takibata girişilmesine bağlanır.

Üçüncü bent ise teşebbüsün muvazaalı olduğu ve başkasına ait olduğuna dair delile dayanır.

Üçüncü bentte kanıt yoluyla ortaya konulan muvazaa ve aidiyet gerekir; diğerlerinde bu aranmaz.

Girmiştir: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Defterdar veya vergi dairesi başkanının yazılı emrinin varlığını, müdürün bu emri derhal uygulama yetkisi için yeterli saymak; ikinci fıkradaki hallerden birinin de bulunması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Üç bentten birinin ihtiyati haciz kararı gibi kabul edilmesi; bu madde yalnız uygulama koşulunu düzenler, ihtiyati haciz kararının şartlarını düzenlemez.
  • Üçüncü bendi, 1. ve 2. bentler gibi kanıt aranmadan uygulamak; bu bendde muvazaa ve aidiyetin delille ortaya konulması zorunludur.
  • Henüz tahakkuk etmemiş olmayan bir alacak için bu maddeyi uygulamak; maddenin konusu yalnız henüz tahakkuk etmemiş ve Maliye Bakanlığınca tespit ve ilan edilmiş alacaklardır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, ihtiyati haciz kararına dayanan tespit davalarında idarenin hukuki menfaatinin bulunduğunu kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/1272 E., 2025/1886 K., 27.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/418 E., 2024/1333 K., 19.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/809 E., 2021/447 K., 08.04.2021)
  • Muvazaalı teşebbüse dayanan uygulamada, muvazaanın ve hakikatte başkasına aidiyetin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/1272 E., 2025/1886 K., 27.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/418 E., 2024/1333 K., 19.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/809 E., 2021/447 K., 08.04.2021)
  • Vergi müfettişlerinin inceleme raporundaki tespitlerin, ikinci fıkranın üçüncü bendindeki delil olarak değerlendirilebildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/1272 E., 2025/1886 K., 27.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/418 E., 2024/1333 K., 19.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/809 E., 2021/447 K., 08.04.2021)
  • Dava konusu ihtiyati haciz uygulamasında 17. maddenin üçüncü bendine dayanılan hallerde, muvazaalı teşebbüsten vergi bakımından yararlananların durumunun tartışıldığı görülmektedir. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2019/1330 E., 2021/1497 K., 04.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Derhal tahakkuk emrinin uygulanmasını talep eden idare, ikinci fıkradaki hallerden birinin gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür.
  • İhtiyati haciz sebeplerinin varlığı, idarenin elindeki tahakkuk, tebliğ ve tahsil kayıtlarıyla ispatlanır.
  • Muvazaa ve hakikatte başkasına aidiyet hali üçüncü bent kapsamında delille ispatlanmalıdır; yemin hariç her türlü delil kullanılabilir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/1272 E., 2025/1886 K., 27.11.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/418 E., 2024/1333 K., 19.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/809 E., 2021/447 K., 08.04.2021)
  • Mükellef, emrin uygulanmasına karşı koşulların bulunmadığını ileri sürerek bunu karşı delille çürütebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 m.13: İkinci fıkranın birinci, ikinci, üçüncü ve beşinci bentleri bu maddede yazılı ihtiyati haciz sebeplerine atıf yapar.
  • 6183 m.110: İkinci fıkranın ikinci bendi, mükellef hakkında bu madde gereğince takibata girişilmesini uygulama koşulu olarak anar.

Amme Alacakları Kanunu m.18 — İhtiyati tahakkukun neticeleri

6183 sayılı Kanun'un 17. maddesi uyarınca takdir ve ihtiyati haciz işlemi yapılan mükellefin vergi, resim ve cezalarının, matrahı belli olanlar bakımından derhal tahakkukunu; matrahı henüz belli olmayanlar bakımından geçici takdirle hesaplanıp tahakkuk ettirilmesini; bu tahakkukların ödeme zamanı gelmeden tahsil edilemeyeceğini ve bunlar için ihtiyati haciz uygulanacağını ve geçici takdirlerin hangi süre içinde yapılacağını düzenler. Madde, 17. maddede sayılan vergi, resim ve cezalar bakımından, bu maddede öngörülen mükellefler için uygulanır. Aşağıdakileri düzenlemez: ihtiyati haciz kararının mahallin en büyük amirince onaylanması ve kararın usulü (m.13); 17. maddenin kendi koşulları ve ihtiyati haciz uygulamasının kapsamı (m.17); tahakkuk sonrası ödeme, itiraz ve dava süreçleri (ilgili kanunlar ve m.58 ile m.59 çerçevesinde); amme alacağının zamanaşımı (m.102 ve devamı, 6183 sayılı Kanun dışındaki düzenlemeler ile birlikte değerlendirilmeli).

İhtiyati tahakkukun neticeleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Derhal tahakkuk
Matrahı belli olan vergi, resim ve cezaların, itiraz edilmiş olsun olmasın, hesaplanan miktar üzerinden hemen tahakkuk ettirilmesidir. Tahakkuk, ödeme zamanının gelmesini beklemeksizin yapılır.
Geçici takdir
Matrahı henüz belli olmayan vergi, resim ve cezalar için, geçmiş yıllara ve cari yılın geçen aylarına ilişkin olarak, harici karinelere göre yapılan geçici matrah tespitidir. Kesin matrah tespiti yerine geçmez; sonradan belirlenecek kesin matraha göre düzeltilir.
Harici karineler
Mükellefin defter ve belgelerine dayanmayan, emsal veya ortalama değerler gibi dış ölçütlerden hareketle matrahın takdir edilmesinde kullanılan kıyas yöntemleridir.
İhtiyati haciz (tahakkuk bağlantılı)
Tahakkuk eden vergi ve resim ile bunların zam ve cezaları için, ödeme zamanı gelmeden borçlunun mallarına geçici olarak el konulmasıdır. Bu maddede ihtiyati haciz, tahsil değil güvence aracıdır.
Muvazaalı teşebbüs
Mükellefin vergi borcundan kaçmak amacıyla malvarlığını başkasına devretmek gibi görünürde hukuki işlem yapmasıdır. Bu hâlde ihtiyati haciz, 17. maddenin 3. bendi kapsamında, muvazaadan yararlananların mallarına uygulanır.
Takdir komisyonu
Vergi kanunlarına göre matrah takdirinde yetkili kılınan komisyondur. Madde bakımından geçici takdirler bu komisyonlarca, talep tarihinden itibaren azami bir hafta içinde yapılır.

İhtiyati tahakkukun neticeleri: hangi şartlar aranır?

  • Hakkında 17. madde gereğince muamele yapılmış olan mükellef bulunmalıdır.
  • Tahakkuk edecek vergi, resim ve cezaların 17. maddede sayılan kalemlerden olması gerekir.
  • Matrahı belli olan kalemler için, hesaplanan miktar üzerinden derhal tahakkuk yapılmalıdır; itiraz edilmiş olması tahakkuku engellemez.
  • Matrahı henüz belli olmayan geçmiş yıl ve cari yılın geçen aylarına ait kalemler için geçici takdir yapılmalıdır; takdir, harici karinelere göre yapılır.
  • Geçici takdir için talep tarihinden itibaren azami bir hafta içinde takdir komisyonu tarafından karar verilmelidir.
  • Tahakkuk eden vergi, resim ve zam ile cezaların tahsili için ödeme zamanının gelmiş olması gerekir; ödeme zamanı gelmeden tahsil yapılamaz.
  • Ödeme zamanı gelmeden, bu kalemler için derhal ihtiyati haciz uygulanmalıdır.
  • 17. maddenin 3. bendine giren hâllerde ihtiyati haciz, muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından yararlananların malları hakkında uygulanmalıdır.

İhtiyati tahakkukun neticeleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Matrahı belli olan kalemler, itiraz edilmiş olsun olmasın, hesaplanan miktar üzerinden derhal tahakkuk ettirilir.
  • Matrahı belli olmayan kalemler, geçici takdir yoluyla tespit edilen matrah üzerinden hesaplanır ve zam ve cezalarıyla birlikte derhal tahakkuk ettirilir.
  • Tahakkuk eden kalemler, ödeme zamanı gelmeden tahsil olunamaz.
  • Tahakkuk eden kalemler için derhal ihtiyati haciz uygulanır; bu, ödeme zamanının gelmesini beklemez.
  • 17. maddenin 3. bendi kapsamındaki hâllerde ihtiyati haciz, muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından yararlananların malları hakkında da uygulanır.
  • Geçici takdir, sonradan kesin matrah belirlendiğinde bu matraha göre düzeltilmek zorundadır; geçici takdirin kesinleşmiş bir matrah niteliği yoktur.

Matrahı belli olan ile matrahı belli olmayan kalemler arasındaki fark nedir?

Matrahı belli olan vergi, resim ve cezalar, hesaplanan miktar üzerinden doğrudan tahakkuk ettirilir.

Geçmiş yıllara ve cari yılın geçen aylarına ait matrahı belli olmayan kalemler, geçici takdirle hesaplanır.

Birinci halde tahakkuk kesin matraha dayanır; ikinci halde tahakkuk geçici olduğundan sonradan kesin matraha göre düzeltilmesi gerekir.

Tahakkuk ile tahsil arasındaki fark nedir?

Tahakkuk, alacağın miktarının ve borcun doğduğunun işleme bağlanmasıdır ve ödeme zamanı beklenmeden yapılır.

Tahsil, tahakkuk eden alacağın ödenmesi veya cebri yolla alınmasıdır ve ödeme zamanının gelmesine bağlıdır.

Ödeme zamanı gelmeden tahsil yapılamaz, ancak tahakkuk ve bunun için ihtiyati haciz yapılabilir.

Genel hal ile 17. maddenin 3. bendi hâli arasındaki fark nedir?

Genel hâlde ihtiyati haciz, tahakkuk ettirilen borçlunun mallarına uygulanır.

17. maddenin 3. bendine giren hâllerde ihtiyati haciz, borçlunun yanında muvazaalı teşebbüsten yararlananların mallarına da uygulanabilir.

Muvazaadan yararlanan üçüncü kişinin malları hakkında da ihtiyati haciz konulabilir.

İhtiyati tahakkukun neticeleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Matrahı belli olmayan kalemleri kesin matrah gibi değerlendirip geçici takdirin kesinleşmiş olduğunu kabul etmek; geçici takdir sonradan kesin matraha göre düzeltilir.
  • Ödeme zamanı gelmemiş tahakkuku, ödeme zamanı gelmiş alacak gibi tahsil etmek; tahsil için ödeme zamanının gelmiş olması gerekir, ihtiyati haciz ise bundan önce uygulanabilir.
  • İhtiyati haczi yalnız borçlu üzerinde uygulamak; 17. maddenin 3. bendi hâllerinde muvazaadan yararlanan üçüncü kişilerin malları da hedef alınabilir.
  • Geçici takdir süresi olan bir haftayı, takdir komisyonunun karar tarihi yerine hesaplamak; süre talep tarihinden başlar.
  • İtirazın tahakkuku engellediğini sanmak; matrahı belli olanlar itirazlı olsun olmasın derhal tahakkuk ettirilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, 17. ve 18. maddelerin birlikte uygulandığını, ihtiyati haciz kararının bu maddelere dayandırılması gerektiğini kabul etmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6856 E., 2024/8284 K., 26.11.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2023/6854 E., 2024/8182 K., 21.11.2024; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1318 E., 2020/1231 K., 18.11.2020)
  • Vergi Dava Daireleri Kurulu, mükellef hakkında 17. ve 18. maddeler gereğince ihtiyati haciz işlemi yapılmasını, ihtiyati tahakkuk imkânı bulunduğu hâllerde değerlendirmiştir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1318 E., 2020/1231 K., 18.11.2020)
  • Kararlar, idarenin ihtiyati tahakkuk yapma imkânının bulunduğu hâllerde 17. ve 18. maddelerdeki yetkiyi kullanabileceğini kabul etmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/6854 E., 2024/8182 K., 21.11.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Geçici takdiri ve ihtiyati tahakkuku isteyen idare, 17. maddede sayılan vergi, resim ve cezaların varlığını ve 17. madde gereğince muamele yapıldığını belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Matrahı belli olan kalemlerde ispat yükü idaredir; hesaplanan miktarı ve tahakkukun dayanağını gösteren belgeler ile ispat edilir.
  • Matrahı belli olmayan kalemlerde geçici takdirin harici karinelere dayandığı idarece gösterilmelidir; mükellef, kesin matrahın bu geçici takdirden farklı olduğunu kendi belgeleriyle ispatlayabilir.
  • Muvazaa iddiasında ispat yükü idaredir; malvarlığı devrinin görünürde kaldığını ve vergiden kaçma amacı taşıdığını yazılı delil ve karinelerle göstermelidir.
  • Mükellef, ödeme zamanının gelmediğini ve ihtiyati haczin koşullarının oluşmadığını ileri sürerse, bu savunmayı kendi ödeme ve tarih belgeleriyle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.17: Bu maddenin uygulanabilmesi için ön koşuldur; 17. madde gereğince muamele yapılan mükellef ve 17. maddede sayılan kalemler bu maddenin kapsamını belirler.
  • 6183 sayılı Kanun m.13: İhtiyati haciz kararının mahallin en büyük amirince onaylanmasını düzenler; m.18'deki ihtiyati haciz uygulaması bu usul çerçevesinde yapılır.

Amme Alacakları Kanunu m.19 — İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi

6183 sayılı Kanun'un 19. maddesi, alacağın hususi kanununa göre tahakkukundan sonra, ihtiyati tahakkukla hususi kanuna dayanan tahakkuk arasındaki farkın nasıl düzeltileceğini düzenler. Düzeltmenin yapılabilmesi için gereken ön koşulları (beyannamenin kabulü, itirazlı tarhiyatta kesinleşme, Danıştay'a başvurulmuşsa nihai karar) ve ihtiyati tahakkuka konu devre beyannamesinin tetkik süresini belirler. Madde, ihtiyati tahakkukun kendisinin koşullarını, ihtiyati tahakkukun itiraz ve dava yollarını düzenlemez. Ayrıca ihtiyati tahakkukun hangi hallerde yapılabileceği (6183 sayılı Kanun m.18) ile tahakkukun tebliği ve dava açma süreleri bu maddenin kapsamı dışındadır.

İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyati tahakkuk
Alacağın hususi kanununa göre kesin tahakkuk ettirilmeden önce, vergi veya alacağın miktarı belirlenemediği hallerde idarenin geçici olarak tahakkuk ettirdiği tutardır. Kesin tahakkuktan önceki geçici niteliği nedeniyle sonradan düzeltmeye tabidir.
Hususi kanuna müstenit tahakkuk
Alacağın doğduğu vergi veya resim gibi özel kanuna göre yapılan kesin tahakkuktur. Düzeltmede esas alınan tutar bu tahakkuktur.
Tahakkuk farkı
İhtiyati tahakkuk ile hususi kanuna dayanan kesin tahakkuk arasındaki tutar farkıdır. Düzeltme, bu farkın kesin tahakkuka göre yeniden hesaplanmasıdır.
Beyannameye müstenit tarhiyat
Mükellefin verdiği beyannameye dayanarak yapılan tarhiyattır. Düzeltme için beyannamenin tetkik edilip kabul edilmiş olması aranır.
Devre beyannamesi
İhtiyati tahakkukun dayandığı, belirli bir dönemi kapsayan beyannamedir. Bu beyannamenin tetkik süresi madde ile sınırlanmıştır.
Kesinleşme
İtirazlı tarhiyatta idari veya yargısal yollarda itirazın sonuçlanarak tarhiyatın kesin hale gelmesidir. Düzeltmenin yapılabilmesi için bu hal gerçekleşmiş olmalıdır.

İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Alacağın hususi kanununa göre tahakkuk ettirilmiş olması gerekir.
  • İhtiyati tahakkuk ile hususi kanuna dayanan tahakkuk arasında fark bulunmalıdır; düzeltme bu farka yöneliktir.
  • Beyannameye dayanan tarhiyatlarda ilgili beyannamenin tetkik edilerek kabul edilmiş olması gerekir.
  • İtirazlı tarhiyatlarda tarhiyatın kesinleşmiş olması gerekir.
  • Devlet Şûrasına (Danıştay) başvurulmuş ise bu başvuruda nihai bir kararın çıkmış olması gerekir.
  • İhtiyati tahakkuka konu devre beyannamesinin verildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde tetkik edilmesi zorunludur; bu süre içinde tetkik yapılmazsa düzeltme bu sebeple geciktirilemez.

İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • İhtiyati tahakkuk ile hususi kanuna dayanan tahakkuk arasındaki fark, hususi kanuna dayanan tahakkuka göre düzeltilir.
  • Beyannameye dayanan tarhiyatta beyannamenin kabul edilmiş olmaması durumunda düzeltme yapılamaz.
  • İtirazlı tarhiyatta kesinleşme gerçekleşmemişse düzeltme yapılamaz.
  • Danıştay'a başvurulmuş olup nihai karar çıkmamışsa düzeltme yapılamaz.
  • Devre beyannamesinin iki ay içinde tetkik edilmemesi, düzeltmenin gecikmesine yol açmaz.

Beyannameye müstenit tarhiyat ile itirazlı tarhiyat arasındaki fark nedir?

Mükellefin beyannamesine dayanılarak yapılan tarhiyatta, düzeltmenin yapılabilmesi için beyannamenin tetkik edilip kabul edilmiş olması aranır.

İtiraz yoluna gidilen tarhiyatta ise düzeltme için tarhiyatın kesinleşmesi gerekir.

Hangi tarhiyat türü söz konusuysa düzeltme o türe özgü ön koşulun gerçekleşmesine bağlanır; kabul veya kesinleşme olmadan düzeltme yapılamaz.

Danıştay'a başvurulmamış ile danıştay'a başvurulmuş hal arasındaki fark nedir?

Danıştay'a başvurulmamış uyuşmazlıkta kesinleşme yeterli görülür.

Devlet Şûrasına başvurulmuş olan hallerde yalnızca kesinleşme değil, Danıştay'dan nihai bir kararın çıkması aranır.

Yargı yoluna gidilmiş olan hallerde düzeltme, Danıştay kararının kesinleşmesinden önce yapılamaz.

Devre beyannamesinin tetkik süresi ile tetkikin yapılmaması arasındaki fark nedir?

İhtiyati tahakkuka konu devre beyannamesi verildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde tetkik edilmek zorundadır.

Bu sürede tetkik yapılmamışsa, idare tetkik beklemeden düzeltme yapabilir.

İki aylık sürenin dolması, tetkik yapılmamış olsa bile düzeltmeyi geciktirmez.

İhtiyati tahakkukun düzeltilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Beyannameye dayanan tarhiyatta kabul edilmiş olma koşulunu aramadan düzeltme yapmak; bu koşul düzeltmenin ön şartıdır.
  • İtirazlı tarhiyatta kesinleşmeyi beklemeden düzeltme yapmak.
  • Danıştay'a başvurulmuş hallerde yalnızca kesinleşmeyi yeterli görüp nihai Danıştay kararını aramamak.
  • İki aylık tetkik süresinin geçmesini düzeltmenin ertelenmesi için yeterli saymak; oysa süre kaçırılsa bile düzeltme geciktirilmez.
  • Düzeltmeyi ihtiyati tahakkukun kendisinin iptali ile karıştırmak; madde yalnızca farkın düzeltilmesini düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Düzeltmenin hesaplanmasında, ihtiyati tahakkuk ile kesin tahakkuk arasındaki farkın kesin tahakkuka göre yeniden belirlenmesi esas alınmaktadır. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1540 E., 2023/1550 K., 27.12.2023; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1539 E., 2023/1549 K., 27.12.2023; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1541 E., 2023/1551 K., 27.12.2023; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1609 E., 2023/1552 K., 27.12.2023)
  • Madde metninde yer alan iki aylık tetkik süresinin geçmesi, düzeltmeyi engellemeyen bir süre olarak değerlendirilmektedir. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/969 E., 2023/646 K., 07.06.2023; Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/967 E., 2023/644 K., 07.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • İhtiyati tahakkuk ile kesin tahakkuk arasındaki farkı ileri süren idare veya mükellef, tahakkuk belgeleriyle bu farkı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Beyannamenin tetkik edilip kabul edildiğinin ispatı, idarenin tetkik kaydı veya kabul işlemi ile yapılır; bu hususta yazılı kayıt aranır.
  • Tarhiyatın kesinleşmiş olduğu, itiraz ve dava sürecinin sonuçlandığını gösteren karar veya tebliğ belgeleriyle ispatlanır.
  • Danıştay'a başvurulmuş olan hallerde nihai kararın varlığı, Danıştay kararının tebliğ edildiğini gösteren belgeyle ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun m.18: İhtiyati tahakkukun hangi hallerde yapılabileceğini düzenler; m.19'daki düzeltmenin konusu olan ihtiyati tahakkuk bu madde uyarınca yapılmış olmalıdır.

Amme Alacakları Kanunu m.20 — İhtiyati tahakkuka itiraz

6183 sayılı Kanun'un 20. maddesi, haklarında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulanan kişilerin itiraz hakkının kapsamını düzenler. Madde, bu kişilerin ihtiyati tahakkukun sebeplerine ve miktarına, 15. madde uyarınca itiraz edebileceklerini belirtir. Maddenin muhatabı, hakkında ihtiyati haciz uygulanmış olan borçlu veya ilgili kişidir. Madde, ihtiyati tahakkukun 15. madde dışındaki yollarla ya da genel hükümlerle nasıl itiraz edilebileceğini, itiraz süresini, itirazın merciini ve usulünü düzenlemez (m.15). Ayrıca ihtiyati haciz kararına, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı yapılan itirazlar (m.21 ve AATUHK m.13 ile bağlantılı düzenleme) bu maddenin kapsamı dışındadır. İdari yargıya başvuru süreleri ve yargı yolu ile ilgili genel hükümler de bu maddede yer almaz.

İhtiyati tahakkuka itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?

İhtiyati tahakkuk
Vergi veya diğer amme alacağının henüz kesinleşmeden, geçici olarak alacaklı idarece tahakkuk ettirilmesidir. Bu madde bakımından itiraz konusu, bu tahakkukun dayandığı sebep ve tutardır.
İhtiyati haciz
İhtiyati tahakkuk üzerine, alacağın tahsilini güvence altına almak amacıyla borçlunun mallarına konulan geçici haciz işlemidir. Kesin bir takip sonucu değildir ve itiraz konusu olabilir.
İtiraz sebepleri
Maddede sınırlı olarak gösterilen, itiraz edilebilecek iki konudur: ihtiyati tahakkukun sebepleri ve miktarı. Bu sınırın dışında kalan hususlar bu madde kapsamında ileri sürülemez.
Ihtiyati tahakkukun 15. madde uyarınca itirazı
Maddede yollama yapılan 15. maddede düzenlenen itiraz usulüdür. Bu madde itiraz sebeplerini belirler, usulü ve süreyi 15. maddeye bırakır.

İhtiyati tahakkuka itiraz: hangi şartlar aranır?

  • Hakkında ihtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulanmış olması gerekir.
  • İtiraz konusunun ihtiyati tahakkukun sebepleri veya miktarı olması gerekir.
  • İtirazın 15. madde uyarınca yapılması gerekir.
  • İtiraz, ihtiyati tahakkukun sebeplerine veya miktarına dayanmalıdır; bunların dışındaki sebeplerle yapılan itiraz bu madde kapsamında kabul edilmez.

İhtiyati tahakkuka itiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakkında ihtiyati haciz uygulanan kişi, ihtiyati tahakkukun sebeplerine ve miktarına itiraz edebilir.
  • İtiraz, madde 15 uyarınca yapılır; itiraz usulü ve süresi bu madde ile değil 15. madde ile belirlenir.
  • İtiraz sebepleri sınırlıdır; madde yalnızca sebep ve miktar konusunda itiraz imkânı verir.
  • Hakkında yalnızca ihtiyati tahakkuk yapılmış ve haciz uygulanmamışsa, bu madde kapsamında itiraz hakkı doğmaz.

İhtiyati tahakkukun tek başına ile ihtiyati haciz ile birlikte arasındaki fark nedir?

Yalnızca ihtiyati tahakkuk yapılmış, haciz uygulanmamışsa, 20. maddedeki itiraz hakkı doğmaz.

İhtiyati tahakkuk üzerine ihtiyati haciz uygulanmışsa, madde uyarınca itiraz hakkı doğar.

Yalnızca ihtiyati tahakkuk, mükellefin menfaatini tek başına ihlal etmediği için bu madde kapsamında dava konusu edilemez; itiraz hakkı ancak haciz uygulanması halinde doğar.

İhtiyati tahakkuka itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, ihtiyati tahakkukun tek başına yapılması üzerine de itiraz hakkı doğuruyormuş gibi yorumlamak; itiraz hakkı ancak ihtiyati haciz uygulanmasıyla doğar.
  • Maddedeki itiraz sebeplerini sınırsız saymak; itiraz yalnızca sebep ve miktarla sınırlıdır.
  • Süre ve usul bilgisini 20. maddeden çıkarmaya çalışmak; bunlar 15. maddede düzenlenmiştir.
  • Üçüncü kişilerin itiraz hakkını bu maddeye dayandırmak; madde açıkça hakkında ihtiyati haciz uygulanan kişileri kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkeme kararlarına göre, ihtiyati haciz uygulanmaksızın yalnızca ihtiyati tahakkukun yapılması tek başına mükellefin menfaatini ihlal eden bir işlem değildir; bu nedenle dava konusu edilemez. (Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2000/326 E., 2001/96 K., 23.02.2001)
  • Maddedeki itiraz hakkı, haczin nedenine ve miktarına ilişkin sınırlı bir kuraldır; mahkemeler bu sınırın dışına çıkan itirazları madde kapsamında değerlendirmemektedir. (3. Daire, 2023/5108 E., 2024/904 K., 26.02.2024)
  • Ayrıca, 20. maddenin uygulanmasında, alacaklının borçlunun malvarlığını kaçırma niyetini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişilere ilişkin değerlendirmeler, ihtiyati haciz ile bağlantılı olarak yapılmaktadır. (4. Hukuk Dairesi, 2024/9360 E., 2025/3228 K., 25.02.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • İtiraz eden taraf, hakkında ihtiyati haciz uygulandığını ve itirazın sebep veya miktara ilişkin olduğunu ispatla yükümlüdür.
  • İhtiyati haciz tutanağı ve ihtiyati tahakkuk belgesi, haczin uygulandığını gösteren temel delillerdir.
  • İtiraz eden, dayandığı belgeleri dilekçesine eklemek zorundadır (15. madde kapsamında).
  • Haczin yalnızca ihtiyati tahakkuk ile sınırlı kaldığını ileri süren idare, bu iddiasını tahakkuk ve tebliğ belgeleriyle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 m.15: Maddenin yaptığı yollama gereği itiraz usulünü, süresini ve merciini düzenler. Madde 20 bu usulün uygulanacağı itiraz sebeplerini belirler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
15 günm.15Haklarında ihtiyati haciz tatbik olunanlar haczin tatbikı, gıyapta yapılan hacizlerde haczin tebliği tarihinden itibaren 15 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde ihtiyati haciz…
bir haftam.18Bu maddedeki geçici takdirler, takdir komisyonları tarafından, talep tarihinden itibaren azami bir hafta içinde yapılır.
iki aym.19İhtiyati tahakkuk mevzuu olan devre beyannamesinin, verildiği tarihten itibaren en geç iki ay içinde tetkikı mecburidir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

64 karar
  1. 2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023
    İlgili madde: m.12
  2. 1991/16 E., 1991/19 K., 02.07.1991
    İlgili madde: m.16
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025
    İlgili madde: m.18
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2024/628 E., 2025/82 K., 26.02.2025
    İlgili madde: m.12
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2514 E., 2020/36 K., 21.01.2020
    İlgili madde: m.16
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1364 E., 2019/1100 K., 22.10.2019
    İlgili madde: m.16
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2006/593 E., 2006/613 K., 04.10.2006
    İlgili madde: m.11, m.15
  8. 8. Daire, 2021/4084 E., 2025/6223 K., 26.06.2025
    İlgili madde: m.14
  9. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/951 E., 2025/466 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.9, m.13
  10. 8. Daire, 2021/82 E., 2025/5846 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.18
Diğer 54 karar
  1. 3. Hukuk Dairesi, 2024/3784 E., 2025/2975 K., 22.05.2025
    İlgili madde: m.14
  2. 3. Daire, 2024/3348 E., 2025/2342 K., 16.05.2025
    İlgili madde: m.13
  3. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/1200 E., 2025/1004 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.14
  4. 10. Daire, 2021/6696 E., 2025/2436 K., 07.05.2025
    İlgili madde: m.15
  5. 9. Daire, 2023/8432 E., 2025/1420 K., 17.04.2025
    İlgili madde: m.13
  6. 3. Daire, 2023/3228 E., 2025/1829 K., 11.04.2025
    İlgili madde: m.13
  7. 3. Daire, 2023/3236 E., 2025/1815 K., 11.04.2025
    İlgili madde: m.13
  8. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/402 E., 2025/298 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.9
  9. 9. Daire, 2023/4144 E., 2025/1225 K., 08.04.2025
    İlgili madde: m.16
  10. 10. Daire, 2023/3853 E., 2025/1366 K., 05.03.2025
    İlgili madde: m.11
  11. 10. Daire, 2021/7644 E., 2025/1373 K., 05.03.2025
    İlgili madde: m.11
  12. 4. Hukuk Dairesi, 2024/9360 E., 2025/3228 K., 25.02.2025
    İlgili madde: m.20
  13. 9. Daire, 2023/1875 E., 2024/6968 K., 02.12.2024
    İlgili madde: m.16
  14. 11. Hukuk Dairesi, 2023/6856 E., 2024/8284 K., 26.11.2024
    İlgili madde: m.18
  15. 11. Hukuk Dairesi, 2023/6854 E., 2024/8182 K., 21.11.2024
    İlgili madde: m.18
  16. 3. Daire, 2023/6648 E., 2024/4884 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.16
  17. 13. Daire, 2022/3224 E., 2024/1564 K., 01.04.2024
    İlgili madde: m.12
  18. 3. Daire, 2022/1201 E., 2024/1408 K., 13.03.2024
    İlgili madde: m.11
  19. 3. Daire, 2023/5108 E., 2024/904 K., 26.02.2024
    İlgili madde: m.20
  20. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1540 E., 2023/1550 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.19
  21. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1539 E., 2023/1549 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.19
  22. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1541 E., 2023/1551 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.19
  23. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2023/1609 E., 2023/1552 K., 27.12.2023
    İlgili madde: m.19
  24. 10. Hukuk Dairesi, 2023/8860 E., 2023/10257 K., 25.10.2023
    İlgili madde: m.15
  25. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/969 E., 2023/646 K., 07.06.2023
    İlgili madde: m.19
  26. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2022/967 E., 2023/644 K., 07.06.2023
    İlgili madde: m.19
  27. 13. Daire, 2020/246 E., 2022/1015 K., 16.03.2022
    İlgili madde: m.12
  28. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/3532 E., 2022/208 K., 27.01.2022
    İlgili madde: m.20
  29. 6. Daire, 2019/15263 E., 2021/7162 K., 26.05.2021
    İlgili madde: m.20
  30. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2020/1318 E., 2020/1231 K., 18.11.2020
    İlgili madde: m.18
  31. 13. Daire, 2015/813 E., 2020/3037 K., 09.11.2020
    İlgili madde: m.12
  32. 10. Hukuk Dairesi, 2016/13958 E., 2019/3751 K., 22.04.2019
    İlgili madde: m.15
  33. 10. Hukuk Dairesi, 2016/154 E., 2017/4436 K., 23.05.2017
    İlgili madde: m.11
  34. 23. Hukuk Dairesi, 2016/1588 E., 2016/2967 K., 09.05.2016
    İlgili madde: m.12
  35. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2007/547 E., 2008/715 K., 24.10.2008
    İlgili madde: m.15
  36. Vergi Dava Daireleri Kurulu, 2000/326 E., 2001/96 K., 23.02.2001
    İlgili madde: m.20
  37. 7. Daire, 1999/69 E., 2000/3267 K., 15.11.2000
    İlgili madde: m.11
  38. 7. Daire, 1988/382 E., 1989/122 K., 25.01.1989
    İlgili madde: m.20
  39. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2025/1272 E., 2025/1886 K., 27.11.2025
    İlgili madde: m.17
  40. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/659 E., 2025/1427 K., 01.10.2025
    İlgili madde: m.14
  41. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1003 E., 2025/1098 K., 26.06.2025
    İlgili madde: m.13
  42. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/273 E., 2025/630 K., 29.04.2025
    İlgili madde: m.14
  43. Tekirdağ Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/334 E., 2025/335 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.9
  44. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/165 E., 2025/300 K., 25.02.2025
    İlgili madde: m.14
  45. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/159 E., 2025/71 K., 11.02.2025
    İlgili madde: m.17
  46. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, 2024/1896 E., 2024/1750 K., 18.12.2024
    İlgili madde: m.9
  47. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1717 E., 2024/2081 K., 28.11.2024
    İlgili madde: m.9
  48. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2022/1588 E., 2024/1277 K., 25.10.2024
    İlgili madde: m.9
  49. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2022/418 E., 2024/1333 K., 19.09.2024
    İlgili madde: m.17
  50. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2019/1330 E., 2021/1497 K., 04.11.2021
    İlgili madde: m.17
  51. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/631 E., 2021/532 K., 14.04.2021
    İlgili madde: m.18
  52. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2019/809 E., 2021/447 K., 08.04.2021
    İlgili madde: m.17
  53. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2018/2039 E., 2020/719 K., 09.07.2020
    İlgili madde: m.17
  54. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/2698 E., 2020/1123 K., 23.06.2020
    İlgili madde: m.15

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 01.07.2022 (m.10).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış