Amme Alacakları Kanunu › Genel esaslar › Amme alacaklarının korunması
Diğer korunma hükümleri, amme alacağı ödenmeden yapılmayacak işlemler ile işlem yapanların
Kısaca
Amme Alacakları Kanunu m.21, üçüncü kişiler tarafından haczedilmiş bir malın paraya çevrilmesinden önce aynı mal üzerine amme alacağı için haciz konulması hâlinde amme alacağının hacze iştirakini ve satış bedelinin garameten paylaştırılmasını düzenler. 6183 sayılı Kanun'un 22. maddesi, amme alacağını borçlusundan kesip tahsil dairesine ödemekle yükümlü olan hakiki ve hükmi şahısların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi hâlinde, ödenmeyen alacağın bu kişilerden tahsil edilmesi esasını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun m.21–29 hükümlerini kapsar.
- Amme Alacakları Kanunu m.21Amme alacaklarında rüçhan hakkı
- Amme Alacakları Kanunu m.22Amme alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar
- Amme Alacakları Kanunu m.22/ASorumlulukları
- Amme Alacakları Kanunu m.23Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar
- Amme Alacakları Kanunu m.24İptal davası açılması
- Amme Alacakları Kanunu m.25İptal talebinde muhatap
- Amme Alacakları Kanunu m.26Hükümsüz sayılmada zamanaşımı
- Amme Alacakları Kanunu m.27İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü
- Amme Alacakları Kanunu m.28Bağışlama sayılan tasarruflar
- Amme Alacakları Kanunu m.29Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar
Amme Alacakları Kanunu m.21 — Amme alacaklarında rüçhan hakkı
Madde, üçüncü kişiler tarafından haczedilmiş bir malın paraya çevrilmesinden önce aynı mal üzerine amme alacağı için haciz konulması hâlinde amme alacağının hacze iştirakini ve satış bedelinin garameten paylaştırılmasını düzenler. Ayrıca genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç ve vergi cezaları ile bunlara bağlı zam ve faizler bakımından İİK m.268/1 son cümlesinin uygulanmamasını, rehinli alacaklıların haklarının korunmasını, eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacaklarının rehinli alacaklardan sonra gelmesini ve borçlunun iflası, mirasın reddi ve terekenin resmi tasfiyesi hâllerinde amme alacaklarının imtiyazlı alacak olarak İİK m.206 üçüncü sırada işleme tabi tutulmasını düzenler. Kişi bakımından, 6183 sayılı Kanuna göre takip edilen amme alacaklarını ve bu alacakların üçüncü kişilerce haczedilmiş mallar üzerindeki paylaşımını kapsar. Üçüncü kişilerdeki alacakların ve taşınır malların haczini düzenlemez (m.79). İdarenin haciz ve satış usulünü ayrıntılı olarak düzenlemez; bunlar kanunun ilgili maddelerinde yer alır. İcra ve İflas Kanunu'nun hacze iştirak ve sıra cetveline ilişkin genel hükümleri de bu madde kapsamında değildir (İİK m.100, m.206). İstihkak davaları ile ihalenin feshi yargı yeri de bu maddenin konusu değildir (m.68, m.99).
Amme alacaklarında rüçhan hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hacze iştirak
- Başka bir alacaklının icra dairesince veya tahsil dairesince konulmuş haczine, aynı malın paraya çevrilmesinden önce katılmak anlamına gelir. Amme alacağı bakımından katılma için öncelik şartı ve belgelendirme şartı aranmaz.
- Garameten paylaştırma
- Satış bedelinin alacaklılar arasında alacak miktarlarının oranında orantılı biçimde dağıtılmasıdır. Madde, amme alacağı ile haciz koyduran alacaklı arasındaki paylaşımın bu yöntemle yapılacağını öngörür.
- Rehinli alacak
- Malın üzerinde rehin hakkı bulunan alacaktır. Bu madde rehinli alacaklının haklarını saklı tutar; eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları rehinli alacaktan sonra gelir.
- Aynından doğan amme alacağı
- Doğrudan belirli bir eşya veya gayrimenkule bağlı olan, gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi amme alacaklarıdır. Bu alacaklar, ilgili eşya veya gayrimenkul bedelinden tahsil edilirken rehinli alacaklılardan sonra sıralanır.
- İmtiyazlı alacak
- İcra ve iflas hukukunda diğer alacaklardan önce ödenen alacaklardır. Amme alacakları, iflas, miras reddi ve resmi tasfiye hâllerinde İİK m.206 üçüncü sırada imtiyazlı alacak olarak işleme tabi tutulur.
- Tahsil dairesi
- Amme alacaklarını 6183 sayılı Kanun uyarınca takip eden idari birimdir. Hacze iştirak bakımından tahsil dairesinin kesin haczi ve bu haczin mal üzerinde bulunması aranır.
Amme alacaklarında rüçhan hakkı: hangi şartlar aranır?
- Malın üçüncü kişiler tarafından haczedilmiş olması ve bu haczin malın paraya çevrilmesinden önce devam etmesi gerekir.
- Aynı mal üzerine amme alacağı için tahsil dairesi tarafından kesin haciz konulması gerekir; bu haciz malın paraya çevrilmesinden önce yapılmalıdır.
- Hacze iştirak için İİK m.100'deki öncelik şartı ve belgelendirme şartı aranmaz; amme alacağı kesin haciz konulmasıyla yeterli görülür.
- Amme alacağının 6183 sayılı Kanuna göre takip edilmiş olması gerekir; özel hukuk alacağı bu yolla hacze iştirak edemez.
- Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç, vergi cezası ve bunlara bağlı zam ve faizler için İİK m.268/1 son cümlesi uygulanmaz.
- Eşya veya gayrimenkulün aynından doğan amme alacağının tahsilinde, o eşya veya gayrimenkul bedelinden rehinli alacaklı önce karşılanmalıdır; rehinli alacaklının hakları saklıdır.
Amme alacaklarında rüçhan hakkı: hangi sonuçları doğurur?
- Haciz konulmuş mal paraya çevrilmeden önce amme alacağı için de haciz konulursa, amme alacağı hacze iştirak eder ve satış bedeli garameten paylaştırılır.
- Amme alacağı için yapılan haciz, malın paraya çevrilmesinden sonra gelirse hacze iştirak sağlanamaz; bu durumda amme alacağı için ayrı bir paylaşım yapılmaz.
- Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç, vergi cezası ve bunlara bağlı zam ve faizler için İİK m.268/1 son cümlesi uygulanmaz.
- Rehinli alacaklının hakları saklıdır; eşya ve gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları rehinli alacaklardan sonra tahsil edilir.
- İflas, miras reddi ve resmi tasfiye hâllerinde amme alacakları İİK m.206 üçüncü sırada imtiyazlı alacak olarak işlenir.
- Bu maddeye dayanılarak yapılan paylaşım, amme alacağının öncelikli tahsilini kendiliğinden doğurmaz; sıra ve paylaşım, madde ve İİK hükümlerinin birlikte uygulanmasıyla belirlenir.
Amme alacağı ile özel hukuk alacağı (hacze iştirak) arasındaki fark nedir?
6183 sayılı Kanuna göre takip edilen amme alacağı, kesin haciz konulmasıyla öncelik şartı aranmadan hacze iştirak edebilir.
İİK'ya göre takip edilen özel hukuk alacağı, İİK m.100'deki şartları taşımak zorundadır.
Amme alacaklısı avantajlı konumdadır. Tahsil dairesinin ilk haczi varsa özel hukuk alacaklısı bu hacze iştirak edemez.
Aynından doğan amme alacağı ile diğer amme alacakları (rehin karşısında) arasındaki fark nedir?
Gümrük resmi, bina ve arazi vergisi gibi eşya veya gayrimenkulün aynından doğan amme alacakları, o mal bedelinden rehinli alacaklıdan sonra tahsil edilir.
Bir malın aynından doğmayan diğer amme alacakları rehinli alacaklı karşısında bu sıralamaya tabi değildir.
Aynî amme alacağı rehinli alacağın gerisine düşer; aynî olmayan amme alacağı için bu sıra kuralı uygulanmaz.
Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi alacakları ile diğer tahsil konusu alacaklar (İİK m.268/1) arasındaki fark nedir?
Genel bütçeye gelir kaydedilen vergi, resim, harç, vergi cezası ve bunlara bağlı zam ve faizler için İİK m.268/1 son cümlesi uygulanmaz.
Diğer alacaklar için İİK m.268/1 son cümlesi genel hükmü olarak uygulanır.
Bu kalemler bakımından İİK m.268/1 son cümlesindeki hüküm devre dışı kalır.
İflas, miras reddi, resmi tasfiye ile diğer hâller arasındaki fark nedir?
Borçlunun iflası, mirasın reddi veya terekenin resmi tasfiyesi hâllerinde amme alacakları İİK m.206 üçüncü sırada imtiyazlı alacak olarak işlenir.
Bu hâller dışında amme alacağının sırası genel hükümlere ve paraya çevirme usulüne göre belirlenir.
İmtiyazlı alacak sırasında amme alacakları, aynı sıradaki diğer imtiyazlı alacaklarla birlikte ve önceliği alan alacaklar da dahil olmak üzere işleme tabi tutulur.
Amme alacaklarında rüçhan hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Amme alacağının hacze iştirakı için İİK m.100'deki öncelik şartını aramak; madde bu şartı amme alacağı bakımından aramaz.
- Özel hukuk alacaklısının 6183 sayılı Kanuna göre konulmuş bir hacze iştirak edebileceğini varsaymak; bu yol özel hukuk alacağına kapalıdır.
- Aynından doğan amme alacağını rehinli alacaklı ile aynı sırada saymak; madde bu alacağı rehinli alacaklıdan sonra sıralar.
- Genel bütçeye gelir kaydedilen kalemler için İİK m.268/1 son cümlesini uygulamak; bu kalemler bakımından son cümle uygulanmaz.
- Madde metninin 2018 öncesi haline ait kararı ve kitap açıklamasını güncel metinle birlikte değerlendirmek; 2018 değişikliğinden sonra ikinci cümle farklı biçimde uygulanmaktadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Amme alacağı için kesin haciz konulmuşsa, icra dairesince önceden konulmuş haciz bulunsa bile amme alacağının hacze iştirak ettiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021)
- Amme alacağının aynından doğan bir alacak olup olmadığı belirlenirken, alacağın malın aynından doğup doğmadığı ayrıca incelenmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/729 E., 2021/265 K., 16.03.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2017/262 E., 2020/751 K., 13.10.2020)
- Motorlu taşıtlar vergisi gibi aracın aynından doğan amme alacaklarının, rehinli alacaklı karşısındaki sırasının değerlendirmesinde madde metninin 2018 değişikliği dikkate alınmalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2017/729 E., 2021/265 K., 16.03.2021)
- Madde 2018 öncesine ait kararlarda rehinli alacak ile amme alacağı arasındaki sıra değerlendirmesi, değişiklik öncesi metne göre yapılmış olabilir; bu kararlar güncel metinle birlikte okunmalıdır. (Genel Kurul, 2013/865 E., 01.06.2016; Hukuk Genel Kurulu, 2006/693 E., 2006/688 K., 08.11.2006)
Nasıl ispat edilir?
- Hacze iştirakı talep eden amme alacaklısı, tahsil dairesinin aynı mal üzerine yaptığı kesin haczi ve bu haczin tarihini belgeyle ispatlamak zorundadır.
- Amme alacağının 6183 sayılı Kanuna göre takip edildiği, tahsil dairesinin haciz tutanağı ve takip evrakıyla ortaya konur.
- Rehinli alacak veya İİK m.268/1 son cümlesinin uygulanması iddiasında bulunan taraf, rehin sözleşmesi, tapu kaydı veya takip dosyası ile bunu ispatlar.
- Paylaşıma itiraz eden alacaklı, paylaşımın hatalı olduğunu ve farklı bir sıranın doğduğunu iddia ederse, bu iddiayı sıra cetveli ve satış bedeli belgeleriyle ispatlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.79: Amme alacağının üçüncü kişilerdeki alacaklar üzerinden haczini düzenler; m.21 ise bu haczin paraya çevrilme öncesi iştirakini düzenler.
- 6183 sayılı Kanun m.68: Amme alacağı haczine ilişkin istihkak davalarının genel mahkemede görüleceğini düzenler; m.21 bu yargı yolunu değiştirmez.
- 6183 sayılı Kanun m.99: Satışlarda ihalenin feshi için yargı yerini belirler; m.21 uyarınca yapılan paylaşımlarda ihale sonrası itirazları ilgilendirir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.100: Özel hukuk alacaklısının hacze iştirak şartlarını düzenler; amme alacağı için bu şartların aranmadığı m.21 ile belirtilmiştir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.206: İflasta alacakların sırasını belirler; m.21 amme alacaklarını bu maddenin üçüncü sırasına yerleştirir.
- 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.268: Haczin paraya çevrilmesi sonrası paylaşımda son cümlenin genel uygulamasını düzenler; m.21 bu fıkranın son cümlesinin amme alacaklarına uygulanmamasını öngörür.
Amme Alacakları Kanunu m.22 — Amme alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar
6183 sayılı Kanun'un 22. maddesi, amme alacağını borçlusundan kesip tahsil dairesine ödemekle yükümlü olan hakiki ve hükmi şahısların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi hâlinde, ödenmeyen alacağın bu kişilerden tahsil edilmesi esasını düzenler. Madde, üçüncü kişi sıfatıyla borçlunun alacağını ödeyen veya kesinti yapan kişilerin sorumluluğunu konu alır. Maddenin metninde süre, oran veya tutar bulunmamaktadır. Madde, kesinti yükümlülüğünün kapsamını, kesintinin hangi ödemeler üzerinden yapılacağını ve yükümlülüğün hangi usulle yerine getirileceğini düzenlemez; bu konular için 6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesine ve ilgili yönetmelik ile tebliğlere bakılmalıdır. Ayrıca haciz ihbarnamesi ile haczin uygulanmasına (6183 s.K. m.79), üçüncü kişiye yapılan ödemenin sonucuna ve sorumluluğun ileri sürülme usulüne ilişkin hükümler de bu maddede yer almaz.
Amme alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Hakiki ve hükmi şahıslar
- Amme alacağını borçlusundan kesip tahsil dairesine ödemekle yükümlü tutulan gerçek kişiler ile tüzel kişilerdir. Madde, bu sıfatın kaynağını kanunlara ve 6183 sayılı Kanun'a bağlar; yani yükümlülüğü ancak ilgili kanun veya bu Kanun belirlemiş olabilir.
- Tahsil dairesi
- Amme alacağının tahsilini yürüten alacaklı kamu idaresi birimidir. Maddede yükümlülüğün yerine getirileceği muhatap budur.
- Ödenmeyen alacak
- Kesinti yapılması ve tahsil dairesine ödenmesi gereken tutarın, yükümlü tarafından yerine getirilmemesi sonucu tahsil edilemeyen amme alacağıdır. Maddeye göre bu alacak yükümlüden tahsil edilir.
- Kesip ödeme yükümlülüğü
- Borçlunun alacağından amme alacağı miktarını kesip tahsil dairesine aktarma görevidir. Bu görev kanunda veya 6183 sayılı Kanun'da belirlenen zamanlarda yerine getirilmelidir.
Amme alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar: hangi şartlar aranır?
- Kişinin, borçlusunun alacağından amme alacağını kesip tahsil dairesine ödemekle kanunen yükümlü olması gerekir.
- Yükümlülüğün kaynağının kanunlarda veya 6183 sayılı Kanun'da açıkça belirtilmiş olması gerekir.
- Kesinti ve ödeme yükümlülüğünün, kanunda belirtilen zamanda yerine getirilmemiş olması gerekir.
- Ödenmeyen alacağın, borçlunun amme alacağı olması ve tahsil edilememiş bulunması gerekir.
Amme alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar: hangi sonuçları doğurur?
- Yükümlü, kanunda veya 6183 sayılı Kanun'da belirtilen zamanda kesinti yapıp tahsil dairesine ödemezse, ödenmeyen alacak kendisinden tahsil edilir.
- Yükümlü görevini zamanında yerine getirirse, bu madde uyarınca bir sorumluluk doğmaz.
- Sorumluluk, borçlunun kendi amme borcunun yerine geçen bir sorumluluk niteliğindedir; yükümlü, kesmediği veya aktarmadığı tutar ölçüsünde sorumlu tutulur.
- Madde, tahsilin hangi usulle yapılacağını 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerine bağlar.
Asıl borçlu ile üçüncü kişi yükümlü arasındaki fark nedir?
Asıl borçlu, kendi amme borcundan sorumludur ve tahsil dairesi doğrudan ona başvurur.
Madde kapsamındaki yükümlü, borçlunun alacağından kesinti yapıp aktarmakla görevli kişidir ve kendi malvarlığı değil, bu görevi yerine getirmemesi ile sorumlu olur.
Yükümlü kesinti yapmamış veya ödememişse, ödenmeyen alacak ondan 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Amme alacaklarını kesip ödemek mecburiyetinde olanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metninde yer almayan süre veya tutarları, 22. maddeden çıkan sonuçlara ekler gibi uygulamak.
- Sorumluluğu kesinti yapma yükümlülüğünden bağımsız, genel bir sorumluluk olarak yorumlamak.
- Yükümlülüğün kaynağını bu maddede aramak; oysa kesinti ve ödeme esasları 22/A ve ilgili düzenlemelerde yer alır.
- Kesinti yapılmadığında ödenmeyen alacağı, yükümlünün kendi borcu gibi değil, doğrudan borçlunun alacağına bağlı bir sorumluluk olarak hesaplamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Uygulamada, 22. maddenin kesinti yükümlüsünü belirlemek için 22/A ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan tebliğler birlikte değerlendirilmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/850 E., 2024/2272 K., 17.12.2024; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/10069 E., 2016/1954 K., 22.03.2016)
- Mahkemeler, üçüncü kişinin kesinti yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini, ilgili vergi veya amme alacağı ödemesinin yapılıp yapılmadığı üzerinden inceleme eğilimindedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2022/1916 E., 2024/1682 K., 16.12.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/923 E., 2023/1762 K., 30.11.2023)
- Yükümlülüğün yerine getirilmediği hâllerde ödenmeyen alacağın tahsili, 6183 sayılı Kanun'un ilgili usul hükümlerine göre yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Ödenmeyen alacağı tahsil eden tahsil dairesi, kesinti yükümlüsünün kanunen yükümlü olduğunu ve kesinti yapmadığını veya aktarmadığını ispat etmekle yükümlüdür.
- Kesinti ve ödemenin yapıldığını savunan yükümlü, tahsil dairesine yapılan ödeme belgeleriyle bunu ispatlamalıdır.
- Yükümlülüğün kaynağı olarak kanuni hüküm gösterilmelidir; yükümlülüğün dayanağı belirsizse sorumluluk kurulamaz.
- Karşı tarafın yazılı belgeye dayanmadan yaptığı savunmalar, belgeyle desteklenmediği sürece sonuç doğurmaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.22/A: Madde, yükümlülüğün kaynağı olan ödeme ve işlemler ile vadesi geçmiş borç bulunmadığına ilişkin belge uygulamasını ayrıca düzenler; bu maddedeki kesinti yükümlülüğünün içeriği için tamamlayıcıdır.
- 6183 sayılı Kanun m.79: Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacaklarının haczini düzenler; üçüncü kişinin kesinti yükümlülüğü ile haciz bildirimi arasındaki bağ bu maddede kurulur.
- 6183 sayılı Kanun mükerrer m.35: Tüzel kişilerin ödenmeyen amme borçlarından kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenler; aynı sorumluluk yapısı bakımından karşılaştırılabilir.
Amme Alacakları Kanunu m.22/A — Sorumlulukları
6183 sayılı Kanun'un 22/A maddesi, Maliye Bakanına, belirli ödeme ve işlemlerde vadesi geçmiş amme borcu bulunmadığına dair belge aranmasını, istihkak sahiplerinin amme borçlarının kesilerek tahsil dairesine aktarılmasını, kesintilere asgari tutar ve oran getirilmesini ve kapsamdaki amme alacaklarının tespitini yetkili kılar. Madde, kamu mali yönetimi kapsamındaki idarelerin ödemelerini, kamu ihale kapsamındaki mal veya hizmet alımı ile yapım işlerinden doğan hak sahibi ödemelerini, nakdi devlet yardımı, teşvik ve desteklerini, belirli harç işlemlerini ve belediye bina inşaat ile yapı kullanma izin harçlarına ilişkin işlemleri düzenler. Maddenin uygulandığı kişiler, bu ödemeleri yapan veya bu işlemleri tesis eden kamu idareleri ile ilgili kurumlardır. Madde, amme borcu kesintisinin hesaplanmasını, devir ve temlik kısıtlarını ve idari para cezasının uygulanmasını düzenler; Kanun'un haciz, takip ve iptal hükümlerini düzenlemez (m.79, m.21, m.30 gibi). Ayrıca amme alacağının zamanaşımı ve tahsil dairesi kararlarına karşı dava usulü de bu maddede yer almaz (ilgili hükümleri 6183 sayılı Kanun'un diğer maddelerinde bulunur).
Sorumlulukları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vadesi geçmiş borç belgesi
- Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairesinden alınan, ilgilinin vadesi geçmiş amme borcu bulunmadığını gösteren belgedir. Zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerde bu belgenin aranması gerekir.
- İstihkak sahibi
- Kapsamdaki ödemelerin kendisine yapılacağı hak sahibidir. Bu kişinin amme borçları, yapılacak ödemeden kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılır.
- Kesinti
- Ödeme tutarından, istihkak sahibinin vadesi geçmiş amme borcu kadar düşülerek tahsil dairesine aktarılan tutardır. Kesintiye asgari tutar ve oran getirilebilir.
- Garameten taksim
- Birden fazla kamu idaresinin alacağı için yapılacak kesinti tutarının, alacaklar arasında orantılı olarak bölüştürülmesi yöntemidir.
- Devir, temlik ve el değiştirme
- Kapsamdaki ödemelere ilişkin olarak yapılan hak devri işlemleridir. Bu işlemler, tahsil dairesinin vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısmı ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinde hüküm ifade eder.
- İdari para cezası
- Zorunluluğa rağmen belge aramaksızın ödeme yapan veya işlem tesis eden kişi ve kuruluşlara tahsil dairesince verilen cezadır. Madde metnindeki tutar 4.000 Türk lirasıdır.
Sorumlulukları: hangi şartlar aranır?
- Maliye Bakanının, 5018 sayılı Kanuna tabi kamu idarelerinin ve döner sermaye işletmelerinin ödemelerinde, 4734 sayılı Kanun kapsamındaki hak sahiplerine yapılan mal, hizmet alımı ve yapım işi ödemelerinde, nakdi devlet yardımı, teşvik ve destek ödemelerinde, belirli harç işlemlerinde veya bina inşaat ve yapı kullanma izin harcı işlemlerinde zorunluluk getirmiş olması gerekir.
- Ödemenin veya işlemin, zorunluluk getirilen ödeme ve işlemlerden biri olması ve Maliye Bakanının belirlediği kapsamdaki amme alacağı bulunması gerekir.
- Ödeme yapılmadan önce, istihkak sahibinin vadesi geçmiş amme borcu bulunmadığına dair belgenin aranması ya da borç varsa bu tutarın kesilerek ilgili tahsil dairesine aktarılması gerekir.
- Kesinti yapılırken, Maliye Bakanınca belirlenen asgari tutar ve oran aşılmamalı; kesinti tutarı, diğer kamu idarelerinin alacakları da varsa garameten taksim edilmelidir.
- Devir, temlik veya el değiştirme işlemlerinde, işçi ücreti alacakları hariç olmak üzere, vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısım ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinde işlem yapılması gerekir.
Sorumlulukları: hangi sonuçları doğurur?
- Zorunluluğa rağmen borcun olmadığına dair belge aranmadan ödeme yapılırsa, ödeme yapan kişi ve işlem tesis eden kurum ya da kuruluşa 4.000 Türk lirası idari para cezası verilir.
- Aynı hal, işlem tesis eden kurum ve kuruluş için de geçerlidir; cezanın muhatabı hem ödeme yapan hem işlemi tesis eden olabilir.
- Borç bulunan istihkak sahibinin alacağından kesinti yapılarak tahsil dairesine aktarılması, ödemenin zorunluluğa uygun yapılması sonucunu doğurur.
- Kapsam dışı ödemelerde ve zorunluluğun Maliye Bakanınca kaldırıldığı hallerde belge aranması ya da kesinti yapılması gerekmez.
- Devir, temlik ve el değiştirme işlemlerinde vadesi geçmiş borcu karşılayacak kısım ayrılmadan işlem yapılması, işlemin bu kısım bakımından hüküm ifade etmemesi sonucunu doğurur (işçi ücreti alacakları hariç).
- Kesinti tutarı, Maliye Bakanınca belirlenen asgari tutar ve oran ölçüsünde yapılır; bu sınırların altındaki kesinti zorunluluğu yerine getirmez.
Belge aranması ile kesinti yapılması arasındaki fark nedir?
Ödemeyi yapan kurum, ödemeden önce borç yokluğu belgesini alır veya borç varsa kesinti yapar.
Ödeme tutarından amme borcu düşülerek tahsil dairesine aktarım yapılır.
Belge alınmış veya kesinti yapılmış ödeme, zorunluluğa uygun sayılır; aksi halde idari para cezası doğar.
Kapsamdaki ödeme ile kapsam dışı ödeme arasındaki fark nedir?
5018 sayılı Kanun, 4734 sayılı Kanun, Devlet yardımı, belirli harç ve belediye harçları kapsamındaki ödemeler bakımından zorunluluk vardır.
Bu sayılanların dışındaki ödemeler ve işlemler bakımından madde uygulanmaz.
Kapsam dışı ödemede belge aranması ve kesinti zorunluluğu doğmaz.
Tek alacaklı ile birden fazla kamu alacaklısı arasındaki fark nedir?
Yalnız Maliye tahsil dairesinin alacağı bulunan hallerde kesinti doğrudan bu alacak için yapılır.
Diğer kamu idarelerinin de alacağı bulunan hallerde kesinti yapılması gerekir.
Kesinti tutarı garameten taksim edilerek alacaklılar arasında bölüşülür.
Ücret alacağı ile diğer devir ve temlik işlemleri arasındaki fark nedir?
İşçi ücreti alacaklarının devri, bu hükmün dışındadır.
Diğer devir, temlik ve el değiştirme işlemleri, vadesi geçmiş borç ayrıldıktan sonra kalan kısım üzerinden geçerlidir.
İşçi ücreti alacağının devrinde borç ayırma kuralı uygulanmaz.
Sorumlulukları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki 4.000 Türk lirası tutarını güncel uygulama tutarıymış gibi değerlendirmek; ceza tutarı bakımından güncel tutarın kontrol edilmesi gerekir.
- İşçi ücreti alacaklarının devrini de borç ayırma kuralına tabi saymak; madde bu alacakları açıkça dışarıda bırakır.
- Kapsam dışı bir ödemeyi zorunluluk kapsamında saymak; ödemenin 5018, 4734, Devlet yardımı, belirli harç veya belediye harcı kapsamında olması gerekir.
- Birden fazla kamu alacaklısı varken kesintiyi tek bir alacaklıya tamamen aktarmak; garameten taksim uygulanmalıdır.
- Haciz (m.79) hükümlerini bu maddenin kesinti usulü ile karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kesintinin ve idari para cezasının uygulanmasında, ödemenin hangi kapsamda yapıldığının somut olarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Belge aranmadan ödeme yapıldığını ve cezanın muhatabını ileri süren idare, bu hususu tebliğ ve ödeme kayıtlarıyla ispatlar.
- Kesintinin yapılıp yapılmadığı ve tutarı, ödeme belgeleri ve tahsil dairesinin yazılı bildirimiyle ispatlanır.
- İdari para cezasına karşı açılan davada, zorunluluk kapsamına girdiğini ve belgenin aranmadığını idare ispatlar; ilgili ise belgenin alındığını veya ödemenin kapsam dışı olduğunu belgeyle ortaya koyar.
- Devir ve temlik işleminde, vadesi geçmiş borç tutarının ayrılıp ayrılmadığı, tahsil dairesinin yazılı belgesi ile ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5018 sayılı Kanun: Zorunluluğun uygulanacağı kamu idarelerini ve döner sermaye işletmelerini belirler.
- 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu: Mal ve hizmet alımı ile yapım işlerinde hak sahiplerine yapılan ödemelerin kapsamını belirler.
- 492 sayılı Harçlar Kanunu: Ticaret sicil, noter, tapu ve kadastro, gemi ve liman ile trafik harçlarının kapsamını belirler.
- 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu: Bina inşaat harcı ve yapı kullanma izin harcına ilişkin işlemleri kapsama alır.
- 6183 sayılı Kanun m.79: Kamu borçlusunun üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının haczini düzenler; 22/A kesintisi haciz yerine bu ödemeler üzerinden yapılan ayrı bir tahsil yoludur.
Amme Alacakları Kanunu m.23 — Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar
Madde, tahsil edilip kanuni sebeplerle geri verilmesi gereken amme alacaklarının, istihkak sahiplerinin reddiyat yapacak amme idaresine olan muaccel borçlarına mahsup yoluyla geri ödenmesini düzenler. Ayrıca umumi bütçeden reddedilen paralardan hususi idarelere ve belediyelere ait kısımların, bu idareler adına ayrılacak hisselerden Hazinece tevkif ve mahsup edilmesini kapsar. Madde, mahsup yapacak olan amme idaresi ile mahsup edilecek borcu bulunan istihkak sahibi arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin mahsup dışındaki iade usulünü, iade talebinin yapılacağı süreleri ve iadenin yargı yoluyla istenmesini düzenlemez. Mahsubun dayanağı olan tahsil ve haciz işlemlerini düzenlemez (ilgili hükümler 6183 sayılı Kanunun takip bölümündedir). Kamu alacaklarının zamanaşımını ve tasarrufun iptali davalarını da düzenlemez (m.31 ve m.29 ilgili olabilir, bu maddenin kapsamında değildir).
Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mahsup
- İki karşılıklı borcun birbiriyle denkleştirilerek sona erdirilmesidir. Bu maddede, reddedilecek amme alacağının istihkak sahibinin amme idaresine olan muaccel borcuna karşılık sayılmasıdır; nakit ödeme yerine geçer.
- Amme alacağının reddi
- Kanuni bir sebeple geri verilmesi gereken, daha önce tahsil edilmiş amme alacağının iadesidir. Madde, reddin nakden yapılmasını değil, borca mahsup edilerek gerçekleşmesini öngörür.
- İstihkak sahibi
- Tahsil edilen amme alacağının geri verilmesini hak kazanan kişidir. Hakkın varlığı, reddin kanuni sebebine bağlıdır.
- Muaccel borç
- Ödeme zamanı gelmiş, vadesi bulunmuş borçtur. Mahsup yalnız muaccel borçlara yapılır; vadesi gelmemiş borç mahsup kapsamında sayılmaz.
- Reddiyat yapacak amme idaresi
- Tahsil edilen alacağın iadesinden sorumlu olan ve iade yükümlülüğünü yerine getirecek idaredir. Mahsup, bu idarenin istihkak sahibine olan borcuyla yapılır.
- Hususi idare ve belediye hissesi
- Umumi bütçeden reddedilen paralar içinde hususi idarelere ve belediyelere ait kısımdır. Bu kısım, ilgili idareler adına ayrılacak hisselerden Hazinece tevkif edilir ve mahsup edilir.
Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar: hangi şartlar aranır?
- Tahsil edilmiş bir amme alacağının kanuni bir sebeple reddi gerektiği bulunmalıdır.
- İstihkak sahibinin, reddiyatı yapacak amme idaresine karşı muaccel bir borcu bulunmalıdır.
- Reddedilen tutar, bu muaccel borca mahsup edilerek iade yerine geçirilmelidir.
- Umumi bütçeden reddedilen paralarda hususi idare veya belediyeye ait kısım söz konusu ise, bu kısım ret ve mahsup yılında ilgili idare adına ayrılacak hisselerden Hazinece tevkif ve mahsup edilmelidir.
Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar: hangi sonuçları doğurur?
- Kanuni sebeple reddi gereken amme alacağı, istihkak sahibinin muaccel borcuna mahsup edilerek reddolunur.
- Hususi idare ve belediyelere ait kısım için mahsup, Hazinenin ilgili idare adına ayrılacak hisselerden tevkifi yoluyla yapılır.
- Muaccel borç bulunmadığı hâlde mahsup yapılabilmesi, madde metninden çıkmaz.
Genel bütçe ile hususi idare ve belediye payı arasındaki fark nedir?
Umumi bütçeden reddedilen paranın kendi kısmı, reddiyatı yapacak idarenin istihkak sahibine olan muaccel borcuna mahsup edilir.
Reddedilen paranın hususi idare veya belediyeye ait kısmı, bu idarelerin adına ayrılacak hisselerden Hazinece tevkif ve mahsup edilir.
Hisse ayrılan kısım, mahsubu yapan idarenin kendi borcuyla değil, ilgili yerel idarenin payından tevkifle karşılanır; mahsup mercii ve kaynağı değişir.
Mahsup edilebilir borç ile vadesi gelmemiş borç arasındaki fark nedir?
İstihkak sahibinin muaccel, yani ödeme zamanı gelmiş borcu mahsubun konusu olabilir.
Vadesi gelmemiş borç maddenin mahsup kapsamında değerlendirdiği borç değildir.
Muaccel borç yoksa mahsup yapılamaz ve reddin başka bir yolla, madde metnine göre ödenmesi gerekir.
Tahsil edilen amme alacaklarından yapılacak reddiyat sebebiyle mahsuplar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Mahsubu, muaccel olmayan bir borca yapmak; maddenin açık koşulu muaccel borçtur.
- Genel bütçeden reddedilen paranın tamamını, hususi idare ve belediye payını ayırmadan doğrudan istihkak sahibinin borcuna mahsup etmek.
- Hususi idare veya belediye payını Hazinece tevkif yerine reddiyatı yapan idarenin kendi borcuna mahsup etmek.
- Mahsubu nakit ödeme yerine geçen bir işlem olarak görmeyip, mahsup sonrası kalan farkı ayrıca ödenmiş saymak; mahsup sonrası kalan tutarın hesabını ayrıca yapmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahsup, yalnız reddedilecek alacak ile istihkak sahibinin muaccel amme borcu arasında yapılabilmekte; iadenin mahsupla yapılıp yapılmadığı kararlarda bu çerçevede değerlendirilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2022/5107 E., 2023/2178 K., 12.09.2023)
- Tahsil edilen tutarın mükerrer ödeme veya hatalı tahsil nedeniyle iadesinde, Vergi Dairesinin yazışmaları ve mükellefin talebi üzerine mahsup yapılması uygulamada görülmektedir. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/874 E., 2025/1775 K., 11.12.2025)
- Mahsup işleminin ilamda öngörülen tutarın iadesi kapsamında yapılıp yapılmadığı, uygulamada ilamaya aykırılık ya da şikayet iddiaları üzerinden tartışılmaktadır. (12. Hukuk Dairesi, 2022/9883 E., 2023/2839 K., 27.04.2023)
- Mahsubun, vergi iadesi veya ödenmiş vergi alacaklarında mahsup işlemi olarak uygulandığı ve bu işlemin iptali davalarının konusu olabildiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2021/1031 E., 2022/3581 K., 22.06.2022)
- Taksit ödemelerinde 6183 sayılı Kanunun 23. maddesinin, 5510 sayılı Kanunun 88. maddesiyle birlikte uygulandığı, mahsup sonrası kalan tutarın ayrıca değerlendirildiği kabul edilmektedir. (9. Daire, 2019/6907 E., 2022/408 K., 16.02.2022; 10. Daire, 2018/686 E., 2020/5475 K., 26.11.2020)
Nasıl ispat edilir?
- Mahsubu talep eden istihkak sahibi, reddedilen alacağın tahsil edildiğini ve iade hakkının kanuni sebebe dayandığını ispatlamakla yükümlüdür; tahsil makbuzu ve ilgili idari kararlar bu amaçla kullanılır.
- İstihkak sahibinin amme idaresine karşı muaccel borcunun bulunduğunu ve bu borcun ödeme zamanının geldiğini ispat yükü, mahsubu yapacak idaredir; tahakkuk fişi, ödeme emri ve vade bilgisi bu konuda belirleyicidir.
- Mahsubun yapıldığını ileri süren taraf, mahsup işleminin ilgili hesapta ve yazışmada gerçekleştiğini belgelemelidir; karşı taraf ödemenin yapıldığını veya mahsubun farklı bir borca uygulandığını ileri sürerse, bunu ispat yükü kendisindedir.
- Hususi idare veya belediye payının tevkifinde, ilgili idarenin hissesinin ayrıldığını ve tevkif işleminin o yıl içinde yapıldığını gösteren belgeler aranır.
Amme Alacakları Kanunu m.24 — İptal davası açılması
6183 sayılı Kanun'un 27, 28, 29 ve 30. maddelerinde düzenlenen tasarruf ve muamelelerin iptali davalarının hangi merci önünde açılacağını ve bu davaların hangi usule tabi olacağını belirler. Madde, amme borçlusunun tasarruflarının kamu alacaklısına karşı iptaline ilişkin davanın genel mahkemelerde görülmesini ve diğer işlere takdimen genel hükümlere göre yürütülmesini öngörür. Kime uygulandığı bakımından, amme borçlusu ile kamu alacaklısı arasındaki ilişkide, borçlunun tasarrufunun kamu alacağını tahsil imkânını ortadan kaldırması veya zorlaştırması halinde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: iptali istenebilecek tasarrufların türleri ve iptal koşulları (m.27-30), kamu alacaklısının dava açma hakkının kapsamı ve davacı sıfatı, iptal kararının sonuçları (m.31), İcra ve İflas Kanunu'nun ilgili hükümleri ve tasarrufun iptali davalarında görevli mahkeme ayrımı.
İptal davası açılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Amme borçlusu
- 6183 sayılı Kanun kapsamında kamu alacağının asıl ya da sorumlu borçlusu olan kişidir. Tasarrufun iptali davasında davalı taraf, borçlunun tasarrufta bulunduğu kişi veya tasarrufun karşı tarafıdır.
- Tasarruf ve muamele
- Amme borçlusunun malvarlığını etkileyen hukuki işlemleri ifade eder. Maddenin atıf yaptığı 27-30. maddelerde belirtilen türler dışında kalan işlemler bu davanın konusu olamaz.
- Umumi mahkeme
- Maddede tasarruf iptali davalarının açılacağı yer olarak gösterilen genel yargı merciidir. Bu davalar idari yargı veya vergi mahkemesi yerine genel mahkemelerde görülür.
- Diğer işlere takdimen
- Bu davaların öncelikli olarak ve ivedilikle görülmesi anlamına gelen usul ifadesidir. Davanın öncelikli görülmesi gerektiğini belirtir; yargılamanın sonuç ve koşullarını değiştirmez.
- Umumi hükümler
- Davaya uygulanacak genel usul kurallarıdır. Tasarruf iptali davasında özel bir usul öngörülmediği için genel hukuk ve yargılama hükümleri uygulanır.
İptal davası açılması: hangi şartlar aranır?
- Amme borçlusunun, 6183 sayılı Kanun'un 27, 28, 29 veya 30. maddelerinde sayılan türden bir tasarrufta bulunmuş olması gerekir.
- Tasarrufun, kamu alacağını tahsil imkânını ortadan kaldırması veya zorlaştırması niteliği taşıması gerekir.
- Davanın kamu alacaklısı tarafından, genel mahkemede açılması gerekir.
- Dava, diğer işlere takdimen, yani öncelikli olarak genel hükümlere göre görülmelidir.
İptal davası açılması: hangi sonuçları doğurur?
- Tasarrufun iptali davası genel mahkemede açılır ve diğer işlere takdimen genel hükümlere göre görülür.
- Dava konusu tasarruf iptal edilirse, iptal kapsamı amme alacağı ile sınırlı olur (uygulamada kıyasen İİK m.283 uygulanır).
- Görev ve usul koşulları sağlanmazsa dava usulden reddedilir.
Genel mahkeme ile idari yargı arasındaki fark nedir?
Tasarruf iptali davası 6183 sayılı Kanun m.24 uyarınca genel mahkemede açılır.
Kamu alacağının esasına ilişkin uyuşmazlıklar (ödeme emri, vergi uyuşmazlığı gibi) vergi mahkemesinin veya idari yargının görev alanındadır.
Borçlunun tasarrufunun iptali istendiğinde görev genel mahkemededir; alacağın varlığı ve miktarı ayrı bir yargı yolunda bekletici mesele olarak incelenebilir.
Tasarruf iptali davası ile muvazaa davası arasındaki fark nedir?
6183 sayılı Kanun m.24 vd. uyarınca açılan dava, kamu alacaklısına özgü ve belirli zaman kesitlerine bağlı bir iptal davasıdır.
TBK m.19 uyarınca açılan muvazaa davası, işlemin gerçek iradeye uygun olmadığının tespitine yöneliktir.
Kamu alacaklısı, bu maddeye dayanarak muvazaa iddiasını kanıtlamak zorunda değildir; hangi davanın açılacağı davanın hukuki nedenine göre belirlenir.
Diğer işlere takdimen ile genel usul arasındaki fark nedir?
Bu davalar diğer işlere takdimen, yani öncelikli görülür.
Genel hükümlere göre açılan diğer davalar öncelik tanınmadan görülür.
Dava öncelikli sırada görülür, ancak davanın esasına ilişkin ispat ve karar koşulları değişmez.
İptal davası açılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Tasarruf iptali davasını idari yargı veya vergi mahkemesinde açmak; dava genel mahkemede açılmalıdır.
- Davayı TBK m.19'daki muvazaa davası gibi görüp muvazaanın kanıtlanmasını aramak; m.24 kapsamında kamu alacaklısı için farklı koşullar aranır.
- Dava için kesinleşmiş bir icra takibinin bulunmasını gözden kaçırmak; bu koşul eksikse dava reddedilir.
- Davanın diğer işlere takdimen görülmesini, davanın esasına ilişkin ispat yükünü hafifletici bir hüküm sanmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tasarrufun iptali davalarının genel mahkemede açılması ve görev bakımından iş mahkemesinin görev alanına girmediğinin kabul edildiği görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021)
- Davanın dinlenebilmesi için tasarruf tarihinden önce doğmuş ve kesinleşmiş bir kamu alacağının bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/1687 E., 2025/1449 K., 24.09.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/494 E., 2023/806 K., 05.05.2023)
- Kamu alacaklısının, borçlu hakkında kesinleşmiş bir icra takibinin varlığını davanın koşulu olarak ispatlaması gerektiği kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/11717 E., 2024/3886 K., 29.04.2024; 10. Hukuk Dairesi, 2020/9830 E., 2022/5515 K., 13.04.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Davayı açan kamu alacaklısı, borçlu hakkında kamu alacağının varlığını, kesinleşmesini ve tasarrufun alacağın doğumundan sonra yapıldığını ispat yükü altındadır.
- Ödeme emri, icra takip dosyası ve tebliğ belgeleri bu koşulların ispatında temel delildir.
- Karşı taraf tasarrufun kamu alacağını etkilemediğini veya tasarrufun bir bedel karşılığında ve hayatın olağan akışına uygun yapıldığını savunabilir; bu savunmanın ispatı kendisine düşer.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.27: Madde, iptali istenebilecek tasarruflardan birini düzenler; m.24 bu tasarrufların iptali davasının merciini belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.28: İptali istenebilecek tasarruf türlerinden birini düzenler; m.24 bu davanın yargı yerini belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.29: İptali istenebilecek tasarruf türlerinden birini düzenler; m.24 bu davanın yargı yerini belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.30: İptali istenebilecek tasarruf türlerinden birini düzenler; m.24 bu davanın yargı yerini belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.25: Tasarrufun iptali davasında davacı ve davalı tarafları düzenler; m.24'ün uygulanmasında taraf belirlemesi için gereklidir.
- 6183 sayılı Kanun m.31: İptal davasının sonuçlarını düzenler; m.24 uyarınca açılan davanın sonuçlarını belirleyen hükümdür.
- 6183 sayılı Kanun m.58: Kamu alacağının kesinleşme koşullarını düzenler; iptal davasının dinlenebilmesi için takibin kesinleşmiş olması gerekir.
Amme Alacakları Kanunu m.25 — İptal talebinde muhatap
Bu madde, 6183 sayılı Kanun'a göre açılan tasarrufun iptali davasında davanın kime karşı açılabileceğini, yani pasif husumeti düzenler. Dava, borçluyla tasarruf niteliğinde bir işlem yapmış ya da borçludan ödeme almış kişilere, bunların mirasçılarına ve suiniyet sahibi diğer üçüncü kişilere karşı açılır. Davanın kimler tarafından açılabileceği, iptal sebepleri, süreler ve iptalin sonuçları maddede düzenlenmez; bunlar 6183 sayılı Kanun'un 24 ila 30. maddelerinin ve ilgili hükümlerin konusudur. Davanın hangi tasarruflar bakımından açılabileceği ile iptal sebepleri ilgili komşu maddelerde yer alır.
İptal talebinde muhatap: hangi kavramlar bilinmeli?
- İptal davası
- Borçlunun amme alacağını tahsil edilemez hale getirdiğine ilişkin tasarrufların, alacaklı kamu idaresi tarafından yargı yoluyla iptal edilmesini isteyen dava türüdür. Davanın kimlere karşı açılacağını bu madde belirler.
- Hukuki muamelede bulunan kişi
- Borçlu ile tasarruf niteliğinde bir hukuki işlem yapan, örneğin satın alan veya devir alan kişidir. Doğrudan işlemin tarafı olduğu için davalı sıfatı kendiliğinden doğar.
- Ödeme yapılan kişi
- Borçludan, borcun ödenmesi amacıyla ya da borçlu tarafından ödeme alan kişidir. Madde, borçlunun kendisine ödeme yaptığı bu kişileri ayrıca davalı olarak sayar.
- Suiniyet sahibi üçüncü kişi
- Tasarrufun amme alacağını zedeleyeceğini bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişidir. İyi niyetli üçüncü kişi bu kapsamda değildir.
- Mirasçı
- Borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya ödeme alan kişinin ölümü hâlinde, onun yerine geçen kişidir. Mirasçılara karşı dava, bu kişilerin mirasçı sıfatıyla davalı olmasını ifade eder.
İptal talebinde muhatap: hangi şartlar aranır?
- Dava, borçlu ile hukuki muamelede bulunmuş bir kişiye karşı açılmalıdır.
- Dava, borçlu tarafından kendisine ödeme yapılmış bir kişiye karşı açılabilir.
- Dava, bu kişilerin ölümü hâlinde mirasçılarına karşı açılabilir.
- Dava, suiniyet sahibi diğer üçüncü kişilere karşı açılabilir; bu kişinin suiniyetli olduğu davacı tarafça ispatlanmalıdır.
- İyi niyetli üçüncü kişiye karşı dava, madde metninde yer almadığından açılamaz.
İptal talebinde muhatap: hangi sonuçları doğurur?
- Dava, madde metninde sayılan kişilere karşı açıldığında davalı sıfatı doğar ve bu kişiler iptal kararının muhatabı olur.
- Davalı sıfatı taşıyan kişi, tasarrufu yapan borçlu değildir; iptal davası borçluya karşı değil, tasarrufun karşı tarafı olan kişilere karşı açılır.
- Dava iyi niyetli üçüncü kişilere karşı açılamaz; bu kişiler bakımından tasarruf iptal edilemez.
Doğrudan muhatap ile mirasçı ve suiniyetli üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçludan ödeme alan kişi doğrudan davalı olabilir.
Borçlunun mirasçıları ile suiniyet sahibi diğer üçüncü kişiler, borçlu ile doğrudan işlem yapmamış olsalar da davalı sıfatı alabilir.
Davalının kim olduğu, işlemin tarafı olup olmamasına göre değil, madde metninde sayılan kişi kategorilerine göre belirlenir.
İyi niyetli ile suiniyetli üçüncü kişi arasındaki fark nedir?
Suiniyetli üçüncü kişi, tasarrufun amme alacağını engelleyeceğini bilen veya bilmesi gereken kişidir.
İyi niyetli üçüncü kişi, işlemin alacağı zedeleyeceğini bilmeyen kişidir.
Metin, dava yalnız suiniyet sahibi üçüncü kişilere karşı açılacaksa iyi niyetli kişinin davalı olamayacağını doğrudan düzenlemez; suiniyet ayrımı, madde metninde yer alan diğer üçüncü kişiler kategorisinin kapsamını belirler.
İptal talebinde muhatap: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Borçluyu davalı göstermek: Madde, davanın borçluya karşı açılmadığını, tasarrufun karşı tarafına karşı açıldığını gösterir; borçlu dava dilekçesinde davalı yapılmamalıdır.
- İyi niyetli üçüncü kişiyi davalı yapmak: Metin yalnız suiniyet sahibi üçüncü kişileri sayar; iyi niyetli kişiye karşı dava açmak maddeye aykırıdır.
- Mirasçıları atlamak: Borçlu ile işlem yapan kişi öldüğünde davanın mirasçılarına karşı açılması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır.
- Ödeme alan kişiyi hukuki muameleye bağlamak: Ödeme alan kişi için hukuki muamele ilişkisi aranmaz; borçludan ödeme almak yeterli bağlantıdır, ayrı bir işlem kurmaya gerek yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Tasarrufun iptali davasında davalı sıfatının, dava dilekçesinde belirtilen kişilerin madde metnindeki kategorilere girip girmediğine göre belirlendiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021; 10. Hukuk Dairesi, 2025/10176 E., 2025/17509 K., 17.12.2025)
- Tasarrufun iptali davasında, borçlu tarafından lehine tasarrufta bulunulan kişinin davaya dahil edilmesi için mahkemece süre verilmesi ve bu kişinin davaya katılmaması hâlinde davanın sonuçlandırılmasının uygulamada görüldüğü kabul edilmektedir. (17. Hukuk Dairesi, 2015/18982 E., 2016/204 K., 12.01.2016)
- Dava, borçlunun tasarrufta bulunduğu tarihten sonra satılan veya devredilen taşınmazlar bakımından, devrin muvazaalı olup olmadığına göre yönlendirilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/11717 E., 2024/3886 K., 29.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Dava açan kamu idaresi, davalının madde metnindeki kişilerden biri olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; borçlu ile hukuki muamele veya ödeme ilişkisi tapu, banka kaydı, makbuz veya sözleşme gibi belgelerle gösterilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021)
- Suiniyetin ispatı davacıya aittir; davalı üçüncü kişinin tasarrufun alacağı zedeleyeceğini bildiği veya bilmesi gerektiği, muamele tarihindeki durum, bağlantılı kişilerle ilişki ve fiyat gibi karinelerle gösterilebilir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/11717 E., 2024/3886 K., 29.04.2024)
- Mirasçı sıfatı, ölüm belgesi ve miras yoluyla intikal belgeleriyle ispatlanır; davalı mirasçı, miras ilişkisini ortadan kaldıran bir durumu ileri sürerse bunu kendisi kanıtlamalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.24: Tasarrufun iptali davasının hangi tasarruflar bakımından açılabileceğini düzenler; bu madde ise davanın kime karşı açılacağını belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.26: Tasarrufun iptali davasının kapsamına giren tasarruf türlerini belirler; davalı sıfatının bağlandığı işlemleri tanımlar.
Amme Alacakları Kanunu m.26 — Hükümsüz sayılmada zamanaşımı
6183 sayılı Kanun'un 26. maddesi, aciz halinde veya ödeme müddetinin başladığı tarihten sonra borçlunun yaptığı tasarrufların iptaline ilişkin 27, 28, 29 ve 30. maddelerdeki davaların açılma süresini düzenler. Maddenin uygulanma alanı, amme alacağının tahsili amacıyla borçlunun malvarlığını azaltan tasarruflara karşı açılacak iptal davalarıdır. Madde, dava açma süresinin sona ermesinden sonra hakkın hangi koşullarda kullanılabileceğini, tasarruf tarihinin nasıl belirleneceğini veya iptal davasının konusunu düzenlemez; bunlar 27, 28, 29 ve 30. maddelerde yer alır. Dava açma süresinin kesilmesi ve durması gibi zamanaşımına ilişkin genel kurallar ile borçlunun aciz halindeki tasarruflarında iki yıllık süre gibi maddelerin kendi içindeki sürelerinin ayrıntıları da bu maddede yer almaz. Dava açma süresinin hesaplanmasına ilişkin usul kuralları ile tebligat ve yargılama usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.
Hükümsüz sayılmada zamanaşımı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Tasarrufun vukuu tarihi
- Borçlunun iptale konu işlemi yaptığı tarihtir ve beş yıllık sürenin başlangıç noktasını oluşturur. Maddede bu tarih açıkça belirtilmiş olmakla birlikte, hangi işlemin tasarruf sayılacağı 27 ila 30. maddelerin kapsamına göre belirlenir.
- Dava açılamaz süre
- Beş yıllık sürenin dolmasıyla dava hakkının kullanılamaz hale gelmesidir. Süre geçtikten sonra açılan davanın esasına girilmeden reddedilmesi gerekir.
- Mezkûr maddelere istinaden dava
- Maddede sayılan 27, 28, 29 ve 30. maddelerdeki tasarrufların iptali için açılan davalardır. Bu maddeler dışındaki tahsil davaları bu hükmün kapsamında değildir.
Hükümsüz sayılmada zamanaşımı: hangi şartlar aranır?
- Dava, 27, 28, 29 veya 30. maddelerde düzenlenen tasarruflardan birine dayanmalıdır.
- Tasarrufun vukuu tarihinden itibaren beş yıl geçmemiş olmalıdır.
- Beş yıllık süre dolmuşsa, bu maddeye dayanan dava açılamaz.
Hükümsüz sayılmada zamanaşımı: hangi sonuçları doğurur?
- Tasarrufun vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra 27, 28, 29 ve 30. maddelere dayanarak dava açılamaz.
- Beş yıllık süre içinde açılan dava, bu madde bakımından süresinde sayılır.
- Süre geçmişse mahkeme davayı bu sebeple reddeder.
Tasarrufun vukuu tarihi ile ödeme müddetinin başladığı tarih arasındaki fark nedir?
Madde, beş yıllık sürenin başlangıcını tasarrufun vukuu tarihi olarak belirler.
29. maddedeki iki yıllık geriye dönük süre ise ödeme müddetinin başladığı tarihe bağlanır.
Beş yıllık dava açma süresi ile iki yıllık tasarruf süresi farklı başlangıç noktalarına bağlıdır. Dava açma süresinin hesabında tasarrufun tarihi esas alınır.
Hükümsüz sayılmada zamanaşımı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Beş yıllık süreyi tasarrufun değil, amme alacağının doğum tarihinden saymak.
- 29. maddedeki iki yıllık süreyi bu maddedeki beş yıllık dava açma süresiyle karıştırmak.
- Süreyi hak düşürücü yerine kesilebilir bir zamanaşımı gibi ele alıp kesme veya durma sebeplerini aramak; madde bu konuda bir kesme veya durma hükmü içermez.
- Maddenin tasarruf iptali davasının esasına ilişkin şartlarını süre hesabıyla karıştırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Beş yıllık sürenin geçip geçmediği, dava tarihi ile tasarrufun vukuu tarihi karşılaştırılarak belirlenmektedir. (17. Hukuk Dairesi, 2009/9963 E., 2010/707 K., 02.02.2010; 17. Hukuk Dairesi, 2007/5453 E., 2008/511 K., 11.02.2008)
- Tasarruf tarihi ile dava arasındaki süre dolduğunda dava zamanaşımı yönünden reddedilmektedir. (17. Hukuk Dairesi, 2009/9963 E., 2010/707 K., 02.02.2010; 17. Hukuk Dairesi, 2007/5453 E., 2008/511 K., 11.02.2008)
- Madde 26'nın atıfta bulunduğu 27, 28 ve 29. maddeler birlikte değerlendirilerek süre kontrolü yapılmaktadır. (12. Hukuk Dairesi, 2025/5628 E., 2025/7637 K., 26.11.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Beş yıllık süreyi aşan davayı ileri süren taraf değil, süre dolduğunu savunan taraf bakımından ispat yükü kendisindedir; davalı, tasarrufun tarihini ve dava tarihini belgeleriyle göstermelidir. (17. Hukuk Dairesi, 2009/9963 E., 2010/707 K., 02.02.2010)
- Tasarruf tarihi, tapu kaydı, satış sözleşmesi veya ilgili resmi kayıt gibi belgelerle ispatlanır.
- Dava tarihi mahkemeye başvuru tarihinden hareketle belirlenir ve dosya kaydı ile kanıtlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 m.27: Tasarrufun iptali için açılacak davanın dayanağı olan hükümlerden biridir ve bu maddedeki beş yıllık süreye tabidir.
- 6183 m.28: Tasarrufun iptaline ilişkin dava dayanaklarından biridir ve beş yıllık süreye tabidir.
- 6183 m.29: Aciz halinde yapılan tasarruflara ilişkin iki yıllık geriye dönük süreyi düzenler; bu maddedeki beş yıllık dava açma süresi bu tasarruflar bakımından da geçerlidir.
- 6183 m.30: Tasarruf iptali davalarının dayanaklarından biridir ve beş yıllık süreye tabidir.
Amme Alacakları Kanunu m.27 — İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü
6183 sayılı Kanun m.27, amme borçlusunun ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinden sonra yaptığı bağışlama ve ivazsız tasarrufları, amme alacaklısı idare bakımından hükümsüz kılan ivazsız tasarruf iptalini düzenler. Hüküm, amme alacağını ödemeyen borçlular ile mal beyanında bulunmayan, malı bulunmadığını bildiren veya beyan ettiği malları borca yetmediği anlaşılan borçlular hakkında uygulanır. Aciz halinde yapılan tasarrufların iptali (m.29), eşler ve yakın hısımlar arasındaki tasarrufların bağışlama sayılması (m.28) ve iptal davasının usul ve zamanaşımı kuralları ayrı maddelerde düzenlenmiştir ve bu maddede aranmamalıdır.
İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü: hangi kavramlar bilinmeli?
- İvazsız tasarruf
- Borçlunun karşılık almaksızın malvarlığından bir mal veya hakkı çıkardığı işlemdir. Bağışlama ve karşılığı eksik kalan işlemler bu kavram içinde değerlendirilir ve maddenin kapsamına girer.
- Ödeme müddeti
- Amme alacağının ödenmesi gereken süreyi ifade eder ve iki yıllık geriye dönük sürenin başlangıç noktasıdır. Maddede tek başlangıç olarak bu tarih öngörüldüğünden, haciz ya da aciz tarihi bu sürenin başlangıcı sayılmaz.
- Mal beyanı
- Amme borçlusunun mallarını idareye bildirme yükümlülüğüdür. Maddede, bu beyanı süresinde yapmayan, hapis tehdidine rağmen yapmayan, malı bulunmadığını bildiren ya da beyan ettiği malların borca yetmediği anlaşılan borçlu hali kapsama girer.
- Hükümsüzlük
- Maddenin koşullarında yapılan tasarrufun amme alacaklısı bakımından geçersiz sayılmasıdır. Hüküm, tasarrufu tarafları arasında kendiliğinden ortadan kaldırmaz; alacaklı idarenin bu tasarruftan dolayı yararlanmasını sağlar.
İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü: hangi şartlar aranır?
- Tasarrufun amme borçlusu tarafından yapılmış olması gerekir.
- Tasarrufun ivazsız, yani bağışlama veya karşılıksız bir işlem olması gerekir.
- Tasarrufun ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde yapılmış olması veya ödeme müddetinden sonra yapılmış olması gerekir.
- Borçlunun müddetinde ya da hapis tehdidine rağmen mal beyanında bulunmamış olması, malı bulunmadığını bildirmiş olması ya da beyan ettiği malların borca yetmediğinin anlaşılmış olması gerekir.
- Amme alacağının ödenmemiş olması gerekir.
İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü: hangi sonuçları doğurur?
- Koşulları taşıyan ivazsız tasarruf amme alacaklısı bakımından hükümsüzdür.
- Ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde yapılan bağışlama ve ivazsız tasarruflar hükümsüz sayılır.
- Ödeme müddetinden sonra yapılan bağışlama ve ivazsız tasarruflar da hükümsüz sayılır.
- Ödeme müddetinin başladığı tarihten önce ve iki yıllık dönemin dışında kalan tasarruflar bu madde kapsamında hükümsüz sayılmaz.
- Hükümsüzlük, tasarrufu tarafları arasında tamamen geçersiz kılmaz; amme alacaklısının iptal yoluyla başvurabileceği bir sonuçtur.
- Mal beyanı yükümlülüğünü yerine getirmiş ve borca yeter malvarlığı bildirmiş borçlunun tasarrufları bu koşulla kapsama girmez.
Ödeme müddetinden önceki iki yıl ile ödeme müddetinden sonraki tasarruf arasındaki fark nedir?
Ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde yapılan ivazsız tasarruflar, maddede açıkça sayılan dönemde kalır.
Ödeme müddetinden sonra yapılan ivazsız tasarruflar, geriye dönük iki yıllık sınır aranmaksızın metinde ayrıca yer alır.
Ödeme müddetinden sonraki tasarruflar için iki yıllık dönem sınırı metinde yer almadığından, bu tür tasarruflar hükümsüzlük bakımından ayrıca değerlendirilir.
Bağışlama ile ivazlı tasarruf arasındaki fark nedir?
Bağışlama ve karşılıksız tasarruf, madde kapsamında doğrudan hükümsüzlük nedenidir.
Karşılığı bulunan tasarruf, ivazlı olduğu için bu maddenin kapsamı dışında kalır.
Yalnız ivazsız tasarruflar m.27 kapsamında iptal edilebilir; ivazlı işlemler için ayrı bir ölçüt gerekir (m.28).
Mal beyanında bulunmayan ile beyan edilen malın borca yetmediği borçlu arasındaki fark nedir?
Mal beyanında bulunmayan, hapis tehdidine rağmen beyan vermeyen veya malı bulunmadığını bildiren borçlu bakımından maddenin koşulu tamamlanır.
Beyan verip beyan ettiği malların borcu karşılamadığı anlaşılan borçlu da aynı koşula girer.
Her iki durumda da ivazsız tasarruflar hükümsüz sayılabilir; ayrım yalnız koşulun gerçekleştiği yolu belirler.
İvazsız tasarrufların hükümsüzlüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Ödeme müddetinin başladığı tarih yerine haciz veya aciz tarihini esas almak; m.27 bu tarihi açıkça ödeme müddeti olarak belirler.
- Ödeme müddetinden sonra yapılan ivazsız tasarrufu da iki yıllık geriye dönük süre içinde aramak; bu tür tasarruflar için iki yıllık sınır metinde yer almaz.
- Madde kapsamında olmayan ivazlı tasarrufu bağışlama gibi ele almak; ivazlı işlemler m.28 ölçütüyle değerlendirilir.
- Yürürlük hükmündeki bentleri maddenin hükmü gibi uygulamak; ikinci fıkra yürürlük tarihlerini düzenler ve tasarruf iptaline ilişkin unsur içermez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, amme alacağının tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların butlanına hükmedilebileceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/237 E., 2011/337 K., 18.05.2011)
- Mahkemeler, tasarrufun iptali için alacağın tasarruftan önce doğmuş olmasını şart koşan ve borcun doğum tarihine bağlanan yaklaşımı benimsemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2011/237 E., 2011/337 K., 18.05.2011)
- Borçlunun eşi ile yapılan ivazlı tasarrufların bağışlama hükmünde sayılması ve m.27 kapsamında hükümsüzlüğe tabi tutulması uygulamada kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/377 E., 2024/212 K., 19.03.2024)
- Ödeme müddetinin başladığı tarih tespit edilirken icra ve mal beyanı süreçlerinin dikkate alınması gerektiği yönünde uygulama görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021)
Nasıl ispat edilir?
- İvazsız tasarrufun hükümsüzlüğünü isteyen amme alacaklısı, tasarrufun borçlu tarafından yapıldığını ve ivazsız olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; tapu kaydı ve satış belgesi bu konuda temel delillerdir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021)
- Ödeme müddetinin başladığını ve tasarrufun bu tarihten geriye doğru iki yıl içinde ya da müddetten sonra yapıldığını gösteren tebligat ve ödeme süresi belgeleri alacaklı idare tarafından sunulmalıdır.
- Borçlunun mal beyanında bulunmadığını, malı bulunmadığını bildirdiğini veya beyan ettiği malların borca yetmediğini gösteren belgeler alacaklı idarece ibraz edilmelidir.
- Tasarrufun ivazlı olduğunu ileri süren taraf, karşılığı ve gerçek bedeli ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat, bağışlama sayılmasının önüne geçer. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2023/2081 E., 2024/713 K., 07.05.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 sayılı Kanun m.28: Eşler, hısımlar ve evlat edinen ile evlatlık arasındaki ivazlı tasarrufların bağışlama hükmünde sayılmasını düzenler; m.27 ile birlikte bağışlama kapsamını belirler.
- 6183 sayılı Kanun m.29: Borçlunun aciz halinde iken yaptığı tasarrufların hükümsüzlüğünü düzenler; m.27 ile aynı iki yıllık dönem mantığını taşır, ancak ivazsız tasarrufu değil aciz halini esas alır.
- 6183 sayılı Kanun m.30: Amme alacağının tahsilini engelleme amacıyla yapılan tek taraflı muameleleri genel olarak hükümsüz kılar; m.27'nin tamamlayıcısıdır.
Amme Alacakları Kanunu m.28 — Bağışlama sayılan tasarruflar
6183 sayılı Kanun m.28, m.27 kapsamındaki iptal davasında bağışlama hükmünde sayılacak tasarrufları sayar: kendi verdiği malın aktin yapıldığı sıradaki değerine göre pek aşağı bir fiyatla devredilmesi (ivazın pek aşağı olduğu akitler) ve borçlunun kendisine ya da üçüncü kişi yararına kayıt hayat şartıyla irat veya intifa hakkı tesis ettiği akitler. Hüküm, amme alacağının tahsili için borçlunun malvarlığından yapılan tasarrufların iptalinde uygulanır. Madde, iptal davasının açılma koşullarını, sürelerini ve iptalin hukuki sonucunu düzenlemez (m.27 ve m.30); bağışlamanın genel hükümlerini, yani sözleşmenin kuruluşunu, ehliyetini ve geri alınmasını da düzenlemez (TBK m.285 vd.).
Bağışlama sayılan tasarruflar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bağışlama hükmündeki tasarruf
- Borçlunun malvarlığından ivazsız bir kazandırma olmasa da, 6183 sayılı Kanun m.28 uyarınca bağışlama gibi değerlendirilen ve m.27 kapsamında iptale tabi tutulan hukuki işlemlerdir. Bu tasarruflar gerçek bir bağışlama sözleşmesi niteliğinde olmak zorunda değildir.
- Pek aşağı bir fiyat
- Borçlunun kendi verdiği malın, akdin yapıldığı sıradaki değerine kıyasla ivaz olarak kabul ettiği karşılığın çok düşük kalmasıdır. Ölçüt, akit anındaki değerdir; sonradan oluşan değer artışı veya azalışı esas alınmaz.
- Kayıt hayat şartıyla irat
- Borçlunun kendisine ya da üçüncü kişiye, kendi yaşamı boyunca düzenli gelir sağlanmasını öngören ve sözleşme ile tesis edilen haktır. Hakkın dayandığı tasarrufun bağışlama niteliğinde sayılması m.28/3 ile öngörülmüştür.
- İntifa hakkı tesisi
- Borçlunun bir malın kullanım ve yararlanma hakkını kendisi için ya da üçüncü kişi lehine kurmasıdır. Kayıt hayat şartına bağlı tesis edildiğinde m.28/3 kapsamına girer.
Bağışlama sayılan tasarruflar: hangi şartlar aranır?
- Tasarrufun 6183 sayılı Kanun m.27 anlamında borçlunun malvarlığından yapılmış bir hukuki işlem olması gerekir.
- Pek aşağı bir fiyat hâlinde, borçlunun kendi verdiği malı akdin yapıldığı sıradaki değerine göre ivaz olarak pek düşük bir bedel kabul etmiş olması gerekir.
- Kayıt hayat şartıyla irat veya intifa hakkı hâlinde, borçlunun kendisine ya da üçüncü bir kişi menfaatine bu hakkı kayıt hayat şartıyla tesis etmiş olması gerekir.
- Bu tasarrufların bağışlama hükmünde sayılabilmesi için tasarrufun ivazsız olarak değerlendirilmesi ve iptal davasının bu esasa dayanması gerekir.
Bağışlama sayılan tasarruflar: hangi sonuçları doğurur?
- Pek aşağı bedelle yapılan akit, m.27 kapsamında bağışlama hükmünde sayılır ve borç doğumundan sonra yapılmış ise iptal davasına konu olabilir.
- Kayıt hayat şartıyla irat veya intifa hakkı tesis eden akit de bağışlama hükmünde sayılır ve m.27 uyarınca iptale tabidir.
- Akdin ivaz değerlendirmesi yapılırken, borçlunun malını akit anındaki değerine göre karşılığını ölçmek gerekir; bu hâlde tasarruf ivazlı sayılmaz.
- Madde iptal sonucunu ve iptal davasının açılma koşullarını kendisi düzenlemez; bunlar m.27 ve m.30 hükümlerine göre belirlenir.
Pek aşağı bedelli satış ile gerçek satış arasındaki fark nedir?
Borçlunun malını akit anındaki değerine göre pek düşük bir bedelle devrettiği akitler m.28/2 kapsamına girer ve bağışlama hükmündedir.
Malın değerine uygun bedelle yapılan satış m.28/2 kapsamında değildir; bu durumda ivazlı bir tasarruf vardır.
Bedelin değere uygun olup olmadığı iptal davasında tasarrufun niteliğini belirler; uygun bedelli satış m.28 yerine genel m.27 ölçütüne göre değerlendirilir.
Pek aşağı bedel ile kayıt hayat şartıyla irat ve intifa arasındaki fark nedir?
Pek aşağı bedel hâlinde esas ölçüt, akit anındaki değer ile ivaz arasındaki orantısızlıktır.
Kayıt hayat şartıyla irat veya intifa hakkı tesisinde ölçüt bedelin düşüklüğü değil, hakkın borçlunun hayatına bağlanmış olmasıdır.
İki hâl birbirinden ayrı m.28 bentleriyle düzenlenmiştir; birinde bedel değerlendirmesi, diğerinde hak tesisinin türü ve kayıt hayat şartı belirleyicidir.
Borçlunun kendisi ile üçüncü kişi yararına irat veya intifa arasındaki fark nedir?
Hakkın yararlanıcısı borçlunun kendisi olduğunda, borçlu mal üzerinde yaşam boyu gelir veya kullanım hakkını elinde tutar.
Hakkın yararlanıcısı üçüncü bir kişi olduğunda, borçlu bu kişi lehine hak tesis eder.
Her iki hâl de m.28/3 kapsamındadır; yararlanıcının kim olduğu tasarrufun bağışlama hükmünde sayılmasını değiştirmez.
Bağışlama sayılan tasarruflar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Pek aşağı bedeli, malın sonradan kazandığı değere göre ölçmek; ölçüt akit anındaki değerdir.
- Bağışlama hükmündeki tasarrufu gerçek bağışlama sözleşmesiyle karıştırmak; m.28 ivazsız gerçek bağışlamayı değil, bağışlama sayılan tasarrufları düzenler.
- Kayıt hayat şartıyla irat veya intifa hakkını, pek aşağı bedel bentiyle birlikte değerlendirmek; bu iki hâl m.28 içinde ayrı bentlerde düzenlenmiştir.
- Üçüncü kişi yararına tesis edilen irat ve intifa hakkını m.28/3 kapsamı dışında saymak; m.28/3 borçlunun kendisi ya da üçüncü kişi lehine tesis edilen hakları kapsar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Pek aşağı bedelin tespitinde, akdin yapıldığı tarihteki değerin esas alınması ve sonradan oluşan değer artışlarının dikkate alınmaması kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1924 E., 2015/1668 K., 17.06.2015)
- Pek aşağı bedelle yapılan tasarrufların iyi niyet koşulu aranmaksızın iptale tabi olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/1924 E., 2015/1668 K., 17.06.2015)
- Tasarrufun iptal davasına konu olabilmesi için, amme alacağının tasarruf tarihinden önce doğmuş olması ve m.27'deki iki yıllık süre koşulunun birlikte değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/377 E., 2024/212 K., 19.03.2024)
- İptal davasında m.28 ve m.27 hükümlerinin birlikte uygulanması ve sürenin tasarruf tarihinden ya da ödeme müddetinden başlayarak hesaplanması gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/377 E., 2024/212 K., 19.03.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Davayı açan idare, borçlunun tasarrufunun pek aşağı bir bedelle yapıldığını ve bu bedelin akdin yapıldığı tarihteki değere oranla düşük kaldığını ispatla yükümlüdür.
- Malın akit tarihindeki değerinin tespiti, bilirkişi raporu ve taşınmaz değerleme belgeleri ile yapılır.
- Kayıt hayat şartıyla irat veya intifa hakkının tesis edildiğinin ispatı, tapu kaydı ve sözleşme metni gibi yazılı belgelerle yapılır.
- Karşı taraf, bedelin uygun olduğunu, tasarrufun ivazlı bir satış olduğunu veya borçlunun malvarlığında yeterli bıraktığını ileri sürerse, bu savunmasını ispatla yükümlüdür. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2023/2081 E., 2024/713 K., 07.05.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 m.27: m.28, m.27 kapsamındaki ivazsız tasarrufların bağışlama hükmündeki tasarruflar olarak sayılmasını tamamlar; iptal davasının koşulları m.27'de düzenlenmiştir.
- 6183 m.30: Tasarrufun iptali davasında aranan usul ve iptalin hukuki sonuçlarını düzenler; m.28 bu davada tasarrufun niteliğini belirler.
- 6183 sayılı Kanun: m.28 bu Kanunun iptal rejiminin bir parçasıdır; tasarrufun iptalinde bağışlama kavramının uygulanması için genel çerçeveyi verir.
Amme Alacakları Kanunu m.29 — Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar
6183 sayılı Kanun'un 29. maddesi, amme borçlusunun ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinden sonra yaptığı, aciz halinde yapılmış sayılan belirli tasarrufların hükümsüzlüğünü düzenler. Düzenlenen tasarruflar; mevcut borcu temin eden rehinler, borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtası dışında yapılan ödemeler ve vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemelerdir. Madde, mal beyanında bulunmayan, malının bulunmadığını bildiren veya beyan ettiği malın borca yetmediği anlaşılan borçlular bakımından uygulanır. Madde, iptal davasının genel koşullarını, muvazaalı tasarrufları ve bunların iptali için dava usulünü düzenlemez; bunlar 6183 sayılı Kanun'un 24 ila 28. maddelerinde yer alır. Yargılama ve dava açma süreleri ile iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasına ilişkin ayrıntılar da madde metninde yer almaz ve uygulamada ayrı tartışma konusudur.
Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar: hangi şartlar aranır?
- Borçlunun amme alacağını ödememiş olması gerekir.
- Borçlunun ödeme müddeti içinde veya hapis tazyiki altında mal beyanında bulunmamış olması, ya da malı bulunmadığını bildirmiş olması veya beyan ettiği malların borca yetmediğinin anlaşılması gerekir.
- Tasarrufun ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde ya da ödeme müddetinden sonra yapılmış olması gerekir.
- Tasarrufun, borçlunun mevcut bir borcunu temin etmek için yapılan bir rehin olması, ya da borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtası dışında bir yolla yapılan ödeme olması, ya da vadesi gelmemiş bir borç için yapılmış ödeme olması gerekir.
- Borçlunun daha önce teminat göstermeyi taahhüt ettiği haller bu kapsamın dışında tutulur.
Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar: hangi sonuçları doğurur?
- Mal beyanında bulunmayan, malı bulunmadığını bildiren ya da beyan ettiği malların borca yetmediği anlaşılan borçlunun, iki yıl içinde yaptığı kapsamdaki tasarrufları hükümsüzdür.
- Kapsamdaki tasarruflar, maddenin metninde 'hükümsüzdür' denildiği için iptal davası gerekmeden hükümsüz kabul edilir.
- Teminat taahhüdüne dayalı rehinler, maddenin birinci bendi kapsamında olmadığından bu madde uyarınca hükümsüz sayılmaz.
- Borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtası ile yapılan ödemeler bu madde kapsamında değildir.
- Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeler hükümsüz sayılır.
- Madde hükmü, tasarrufun yapıldığı tarih iki yıllık süre dışında kalıyorsa uygulanmaz.
Mevcut borç için rehin ile teminat taahhüdü olan rehin arasındaki fark nedir?
Borçlunun mevcut bir borcu için, teminat gösterme taahhüdü olmaksızın verdiği rehin, madde kapsamındadır.
Borçlunun daha önce teminat göstermeyi taahhüt ettiği hallerde verilen rehin, maddenin ilk bendindeki istisna nedeniyle kapsam dışındadır.
Kapsam içindeki rehin hükümsüz sayılır; taahhüde dayalı rehin ise bu madde uyarınca hükümsüz olmaz.
Borca karşılık ödeme ile mütat ödeme vasıtası ile yapılan ödeme arasındaki fark nedir?
Borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtası ile yapılan ödeme, madde kapsamına girmez.
Borca karşılık para veya mütat ödeme vasıtası dışında bir suretle yapılan ödeme madde kapsamına girer.
Kapsama giren ödeme hükümsüz sayılır; bunun dışında kalan olağan ödeme bu maddeye göre iptal edilemez.
Vadesi gelmiş borç ile vadesi gelmemiş borç için ödeme arasındaki fark nedir?
Vadesi gelmiş borç için yapılan ödeme, bu bent kapsamında değildir.
Vadesi gelmemiş bir borç için yapılan ödeme, üçüncü bentte düzenlenen hükümsüz tasarruf sayılır.
Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödeme, borçlunun iki yıllık süre içinde yaptığı durumda hükümsüz olur.
6183 m.29 ile İİK m.279 arasındaki fark nedir?
6183 sayılı Kanun'da iki yıllık süre ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru işler ve haciz ya da aciz kavramı aranmaz.
İİK m.279'da süre bir yıldır ve haciz ile aciz kavramları ölçüttür.
Amme alacağında iptal için süre ve başlangıç noktası İİK'dan farklıdır, bu nedenle İİK süresi amme alacağına doğrudan uygulanmaz.
Hükümsüz sayılan diğer tasarruflar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İİK m.279'daki bir yıllık süreyi ve haciz-aciz ölçütünü amme alacağı tasarruflarına uygulamak; doğrusu 6183 m.29'da iki yıl ve ödeme müddetinin başladığı tarihin kullanılmasıdır.
- Teminat taahhüdü olan rehni de kapsam içinde saymak; birinci bent bu rehni açıkça dışarıda bırakır.
- Borca karşılık mütat ödeme vasıtası ile yapılan ödemeyi bu maddeye göre hükümsüz saymak; kapsam yalnızca mütat dışı ödemeleri içerir.
- Vadesi gelmemiş borç için yapılan ödemeyi kapsam dışı saymak; üçüncü bent bu ödemeyi açıkça düzenler.
- Tasarrufun borcun doğum tarihine göre aranan ek koşulunu maddeye eklemek; madde metninde böyle bir koşul yoktur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Muvazaalı tasarrufların iptali davaları ile m.29 kapsamındaki tasarrufların birlikte değerlendirildiği, 6183 sayılı Kanun'un 27 ila 30. maddelerinin ayrı ayrı uygulandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021)
- Kapsam dışındaki tasarrufların iptali amacıyla açılan davalarda, dava dilekçesinde hangi maddeye dayanıldığının açıkça belirtilmesinin önemli olduğu kabul edilmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/11717 E., 2024/3886 K., 29.04.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren amme alacağı tahsil eden idare, borçlunun ödeme müddeti içinde mal beyanında bulunmadığını ya da malının bulunmadığını ya da beyan ettiği malların borca yetmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Tasarrufun ödeme müddetinin başladığı tarihten geriye doğru iki yıl içinde veya ödeme müddetinden sonra yapıldığı, tapu kaydı, ödeme belgesi veya rehin sözleşmesi gibi yazılı belgelerle ispatlanır.
- Rehnin mevcut bir borç için verildiği, teminat taahhüdüne dayanmadığı ve karşı tarafın bu hususu bilmediğine dair savunmalar karşı tarafça ileri sürülür; ilgili taahhüt belgesinin varlığı, tasarrufu yapan tarafça ispatlanır.
- Borca karşılık ödemenin para veya mütat ödeme vasıtası dışında yapıldığı, ödeme belgesi ile ispatlanır; ödemenin olağan araçla yapıldığını ileri süren taraf bunu belge ile göstermekle yükümlüdür.
- Vadesi gelmemiş borç için ödeme yapıldığı iddiası, borcun vade tarihini gösteren sözleşme veya belgelerle ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6183 m.24: Muvazaalı tasarrufların iptali ile ilgili genel hükümlerin başlangıcıdır; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
- 6183 m.27: Borçlunun aciz halinde yaptığı tasarruflara ilişkin ayrı bir iptal yolunu düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.
- 6183 m.28: Yakınlar arasındaki tasarrufların iptalini düzenler; m.29 ile ayrı hükümler olarak yan yana uygulanır.
- 2004 m.279: İİK'nın aciz halinde tasarruf iptali hükmüdür; m.29 ile içerik bakımından paralellik gösterir ancak süre ve başlangıç ölçütleri farklıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| bir ay | m.22/A | İdari para cezası, ilgilisine tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir. |
| otuz gün | m.22/A | İdari para cezasına karşı tebliğ tarihini takip eden otuz gün içinde idare mahkemesinde dava açılabilir. |
| beş yıl | m.26 | 27, 28, 29 ve 30 uncu maddelerde sözü geçen tasarrufların vukuu tarihinden beş yıl geçtikten sonra mezkür maddelere istinaden dava açılamaz. |
| iki yıl | m.27 | Amme alacağını ödememiş borçlulardan, müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmıyanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı… |
| 2008 yılı | m.27 | Bu Kanunun; a) 6 ncı maddesi, 8 inci maddesinin (a) bendi, 8 inci maddesinin (ç) bendiyle 193 sayılı Kanuna eklenen geçici 72 nci madde hükmü ve 19 uncu maddesi yayımını izleyen ayın başında, b) 7 nci maddesinin (b) bendi 31/12/2007… |
| iki yıl | m.29 | Amme alacağını ödemiyen borçlulardan müddetinde veya hapsen tazyikına rağmen mal beyanında bulunmıyanlarla, malı bulunmadığını bildiren veyahut beyan ettiği malların borcuna kifayetsizliği anlaşılanların ödeme müddetinin başladığı… |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
41 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1176 E., 2021/1522 K., 30.11.2021İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/626 E., 2021/345 K., 25.03.2021İlgili madde: m.24, m.25, m.26, m.27, m.28, m.29
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/729 E., 2021/265 K., 16.03.2021İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/262 E., 2020/751 K., 13.10.2020İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2013/1924 E., 2015/1668 K., 17.06.2015İlgili madde: m.28
- Hukuk Genel Kurulu, 2011/237 E., 2011/337 K., 18.05.2011İlgili madde: m.27, m.28, m.29
- Hukuk Genel Kurulu, 2006/693 E., 2006/688 K., 08.11.2006İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2006/649 E., 2006/661 K., 18.10.2006İlgili madde: m.21
- Hukuk Genel Kurulu, 2005/637 E., 2005/731 K., 14.12.2005İlgili madde: m.29
- 10. Hukuk Dairesi, 2025/10176 E., 2025/17509 K., 17.12.2025İlgili madde: m.25
Diğer 31 karar
- 12. Hukuk Dairesi, 2025/5628 E., 2025/7637 K., 26.11.2025İlgili madde: m.26
- 4. Hukuk Dairesi, 2022/11717 E., 2024/3886 K., 29.04.2024İlgili madde: m.24, m.25, m.26, m.29
- 3. Hukuk Dairesi, 2022/5107 E., 2023/2178 K., 12.09.2023İlgili madde: m.23
- 12. Hukuk Dairesi, 2022/9883 E., 2023/2839 K., 27.04.2023İlgili madde: m.23
- 9. Daire, 2021/1031 E., 2022/3581 K., 22.06.2022İlgili madde: m.23
- 10. Hukuk Dairesi, 2020/9830 E., 2022/5515 K., 13.04.2022İlgili madde: m.24
- 9. Daire, 2019/6907 E., 2022/408 K., 16.02.2022İlgili madde: m.23
- 10. Daire, 2018/686 E., 2020/5475 K., 26.11.2020İlgili madde: m.23
- Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2015/10069 E., 2016/1954 K., 22.03.2016İlgili madde: m.22
- Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/1701 E., 2016/1460 K., 17.03.2016İlgili madde: m.27
- 17. Hukuk Dairesi, 2015/18982 E., 2016/204 K., 12.01.2016İlgili madde: m.25
- Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2012/1133 E., 2015/5568 K., 07.12.2015İlgili madde: m.27
- 17. Hukuk Dairesi, 2009/9963 E., 2010/707 K., 02.02.2010İlgili madde: m.26
- 17. Hukuk Dairesi, 2007/5453 E., 2008/511 K., 11.02.2008İlgili madde: m.26
- Genel Kurul, 2013/865 E., 01.06.2016İlgili madde: m.21
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/874 E., 2025/1775 K., 11.12.2025İlgili madde: m.23
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/1687 E., 2025/1449 K., 24.09.2025İlgili madde: m.24
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/850 E., 2024/2272 K., 17.12.2024İlgili madde: m.22
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2022/1916 E., 2024/1682 K., 16.12.2024İlgili madde: m.22
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2022/1334 E., 2024/815 K., 06.06.2024İlgili madde: m.26
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2023/2081 E., 2024/713 K., 07.05.2024İlgili madde: m.27, m.28, m.29
- İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/377 E., 2024/212 K., 19.03.2024İlgili madde: m.27, m.28
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2021/923 E., 2023/1762 K., 30.11.2023İlgili madde: m.22
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2023/494 E., 2023/806 K., 05.05.2023İlgili madde: m.24
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/450 E., 2023/260 K., 06.03.2023İlgili madde: m.25
- İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/830 E., 2022/915 K., 08.11.2022İlgili madde: m.24
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2019/2799 E., 2022/1029 K., 31.05.2022İlgili madde: m.28
- İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2003/511 E., 2022/508 K., 26.05.2022İlgili madde: m.29
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2019/1365 E., 2022/759 K., 13.04.2022İlgili madde: m.22
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1966 E., 2022/26 K., 13.01.2022İlgili madde: m.22
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2021/1870 E., 2021/2027 K., 25.11.2021İlgili madde: m.25
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 22.06.2023 (m.28).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 2. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış