Anayasa Mahkemesi Kanunu › İnceleme ve yargılama usulleri
İptal davası ve itiraz yolu
Kısaca
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.35, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmaya yetkili kişi ve kuruluşları belirler; kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, TBMM İçtüzüğü ve bunların belirli madde veya hükümleri için esas ve şekil bakımından yetkiyi düzenler. 6216 sayılı Kanun m.36, Anayasa Mahkemesinde iptal davasına konu olabilecek şekil bakımından denetimin kapsamını ve sınırlarını düzenler. Anayasa Mahkemesi Kanunu m.37, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma süresini düzenler.
Kapsam
Bu konu, Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.35–41 hükümlerini kapsar.
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.35İptal davası açmaya yetkili olanlar
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.36Şekil bakımından iptal davası ve sınırı
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.37İptal davası açma süresi
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.38İptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.39Eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.40Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi
- Anayasa Mahkemesi Kanunu m.41Başvuruya engel durumlar
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.35 — İptal davası açmaya yetkili olanlar
Madde, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açmaya yetkili kişi ve kuruluşları belirler; kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri, TBMM İçtüzüğü ve bunların belirli madde veya hükümleri için esas ve şekil bakımından yetkiyi düzenler. Yetkililerin hangi sıfatla dava açabileceği, Cumhurbaşkanı, TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri ayrımı üzerinden kurulur. Hükmün kişisel kapsamı Anayasa Mahkemesine doğrudan başvuran bu üç yetkili grup ile sınırlıdır. Dava açma süresini (m.37 kapsamında on gün ve altmış gün), dava dilekçesinin şekil ve içeriğini, imza ve tebligat usulünü ve dava açılmasının sonucunu düzenlemez; bunlar 6216 sayılı Kanun'un 37. ve 38. maddelerinde yer alır. Somut norm denetimi yoluyla itiraz (m.152 Anayasa, 6216 m.27 vd.) bu maddenin kapsamı dışındadır.
İptal davası açmaya yetkili olanlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Doğrudan doğruya iptal davası
- Bir davayla ilgili olmaksızın, bir normun Anayasaya aykırılığının soyut olarak Anayasa Mahkemesi önünde ileri sürülmesi yoludur. Somut bir uyuşmazlığa bağlı olmadığı için soyut norm denetimi olarak adlandırılır.
- Esas bakımından aykırılık
- Normun içeriğinin Anayasanın bir hükmüne veya ilkesine aykırı olması iddiasıdır. Kanunlar bakımından yetki bu iddia için tüm yetkililere tanınmıştır.
- Şekil bakımından aykırılık
- Normun Anayasada öngörülen yapılış, görüşülme ve kabul usulüne uyulmadan çıkarılmış olması iddiasıdır. Kanunlar ve Anayasa değişiklikleri bakımından yetki yalnızca Cumhurbaşkanı ve TBMM üye tamsayısının en az beşte birine aittir.
- En fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu
- TBMM'de en çok milletvekiline sahip iki siyasi parti grubudur. Bu ölçüt sabit değildir, her dönemde Meclisteki üye sayılarına göre belirlenir. Üye sayılarında eşitlik varsa son milletvekili genel seçiminde alınan geçerli oy sayısına göre belirlenir (m.35/2).
- Üye tamsayısının en az beşte biri
- TBMM üye tamsayısının beşte biri tutarında milletvekilidir. 600 üyeli Meclis için bu sayı 120 milletvekilidir ve bu yetki bireysel milletvekilleri tarafından ortak dava açılmasıyla kullanılır.
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi
- Cumhurbaşkanı tarafından Anayasanın 104. maddesi uyarınca çıkarılan düzenleyici işlemdir. Madde kapsamında iptal davasının konusu olabilir, ancak Cumhurbaşkanı kendi çıkardığı kararnameye karşı iptal davası açamaz.
İptal davası açmaya yetkili olanlar: hangi şartlar aranır?
- Dava konusunun kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, TBMM İçtüzüğü ya da bunların belirli madde veya hükümlerinden biri olması gerekir.
- Dava açanın Cumhurbaşkanı, TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubundan biri veya TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri olması gerekir.
- Kanun bakımından şekil iddiası ileri sürülüyorsa dava açanın Cumhurbaşkanı ya da TBMM üye tamsayısının en az beşte biri olması gerekir; siyasi parti grupları bu iddia ile dava açamaz.
- Milletvekilleri tarafından açılan davada üye tamsayısının beşte birine ulaşılması gerekir ve dilekçede ad, soyad, seçim bölgesi ve imzalar bulunmalıdır.
- Cumhurbaşkanı kendi çıkardığı Cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı iptal davası açamaz.
- Dava konusu bir milletlerarası andlaşma ise usulüne göre yürürlüğe konulmuş olması halinde iptal davası açılamaz.
İptal davası açmaya yetkili olanlar: hangi sonuçları doğurur?
- Yetkili kişi veya kuruluş tarafından açılan dava, Anayasa Mahkemesinin normun Anayasaya aykırılığını incelemesi ile sonuçlanır.
- Yetki sınırına uyulmadan açılan dava, dava açanın yetkisizliği nedeniyle esas incelemeye girmeden reddedilir.
- Kanun için şekil iddiasıyla dava açma hakkı yalnızca Cumhurbaşkanı ile üye tamsayısının beşte birine tanınmıştır; parti grupları bu iddiayla dava açamaz.
- Cumhurbaşkanı kendi çıkardığı kararnameye karşı iptal davası açamaz.
- Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşma hükümleri bakımından iptal davası açılamaz.
- Bu yetkilerin kullanılması normun Anayasa Mahkemesince iptal edilmesine yol açabilir; iptal kararı normun yürürlükten kalkmasına ilişkindir.
Kanun ile cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve İçtüzük arasındaki fark nedir?
Kanunlar, esas bakımından hem Cumhurbaşkanı, hem TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu, hem de üye tamsayısının beşte biri tarafından; şekil bakımından yalnızca Cumhurbaşkanı ve üye tamsayısının beşte biri tarafından denetlenebilir.
Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve TBMM İçtüzüğü, hem esas hem şekil bakımından üç yetkili tarafından dava konusu yapılabilir.
Kanunlarda şekil iddiasıyla iki parti grubu dava açamaz; kararname ve İçtüzükte ise bu sınırlama yoktur.
Kanun şekil iddiası ile kanun esas iddiası arasındaki fark nedir?
Şekil bakımından aykırılık iddiasında yetki yalnızca Cumhurbaşkanı ile TBMM üye tamsayısının en az beşte birine aittir.
Esas bakımından aykırılık iddiasında üç yetkili de dava açabilir.
Parti gruplarının kanuna karşı açacağı dava yalnızca esas yönünden kurulabilir.
Anayasa değişikliği ile kanun arasındaki fark nedir?
Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından denetiminde yetki kanunlarla aynı biçimde sınırlıdır.
Anayasa değişikliklerinin esas bakımından denetimi iptal davası yoluyla yapılamaz.
Bu maddeye göre değişiklik yalnızca şekil yönünden iptal davasına konu edilebilir (m.35/3).
Cumhurbaşkanı ile diğer yetkililer arasındaki fark nedir?
Cumhurbaşkanı kendi çıkardığı kararnameye karşı iptal davası açamaz.
Diğer yetkililer aynı kararnameye karşı dava açabilir.
Kararname için Cumhurbaşkanının yetkisi yoktur, diğer yetkililerin yetkisi bulunur.
Güncel yetkili grupları ile değişiklik öncesi yetkili grupları arasındaki fark nedir?
2/7/2018 değişikliğinden sonra yetkili, TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubudur.
Değişiklikten önceki kararlarda ise iktidar ve anamuhalefet partisi meclis grupları yetkili sayılıyordu ve 6771 sayılı Değişiklik Kanunu bu düzenlemeyi değiştirmişti.
Eski kararlardaki yetkili tanımı günümüz uygulamasına aynen aktarılamaz; güncel metin esas alınmalıdır.
İptal davası açmaya yetkili olanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kanuna karşı şekil bakımından iptal davasını parti grupları adına açmak; bu grupların şekil yönünden yetkisi bulunmadığından dava reddedilir.
- Cumhurbaşkanının kendi çıkardığı kararnameye karşı iptal davası açabileceğini varsaymak; bu yol kapalıdır.
- Değişiklik öncesi 'iktidar ve anamuhalefet partisi meclis grupları' ibaresini güncel yetki olarak almak; yetkili grup belirleme ölçütü 2/7/2018 değişikliğinden sonra en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubudur.
- Milletvekillerinin açtığı davada imza onayını ve dilekçeye iki tebligat üyesinin yazılmasını atlamak; bu eksiklik dilekçenin iadesine neden olur.
- Dava açma yetkisini kanunun Anayasa değişikliği için esas yönünden de kullanılabileceği şeklinde yorumlamak; Anayasa değişiklikleri yalnızca şekil bakımından denetlenebilir.
- Üye tamsayısının beşte birini hesaplarken 600 üyeyi esas almamak; bu sayı 120 milletvekilidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, milletvekillerinin açtığı davada üye tamsayısının beşte birine ulaşılıp ulaşılmadığını dilekçedeki imzalara bakarak denetlemektedir. (2015/71 E., 2015/79 K., 03.09.2015)
- Milletvekili imzalarının onayında TBMM Başkanlığınca gerekli usulün yerine getirilmemesi dava açılmasını etkilemektedir. (2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023)
- Kanunun iptali istenen hükmünün Anayasanın hangi maddesine aykırı olduğunun gösterilmemesi eksiklik sayılmakta ve dilekçe tamamlatılmak üzere iade edilmektedir. (2011/123 E., 2013/26 K., 06.02.2013)
- Anayasa Mahkemesi, değişiklik öncesi yetki düzenlemesine göre verilmiş kararları güncel yetki sınırıyla birlikte değerlendirmektedir. (2011/131 E., 2013/22 K., 31.01.2013)
- Kanun hükmünün yetki kapsamında kalan bir hükmüne dayanarak dava açılması halinde, iptali istenen hüküm ile bağlantılı olduğu kabul edilen diğer hükümler de incelenebilmektedir. (2011/126 E., 2012/110 K., 18.07.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Dava açan yetkili kişinin yetkisini ispat yükü davacıya aittir; Cumhurbaşkanı için bu yetki doğrudan Anayasa ile belirlenir, milletvekilleri için ise dilekçedeki sıra numarası, ad, soyad, seçim bölgesi ve imzalar ile TBMM Başkanlığı onayı ile ispatlanır.
- Parti grubu olarak dava açan kuruluşun TBMM'deki üye sayısının en fazla olduğunu ispat yükü davacı parti grubundadır; eşitlik halinde son seçimdeki geçerli oy sayısı esas alınır.
- Şekil bakımından iptal iddiasında davacı, dava dilekçesinde şekil aykırılığını gerekçesiyle birlikte ortaya koymakla yükümlüdür; kanunun TBMM'de görüşülme tutanakları bu iddianın delilidir.
- Karşı taraf olarak Meclis veya Cumhurbaşkanlığı, yetkinin bulunmadığını ya da iddianın şekil yönünden olmadığını savunduğunda bu savunmayı ispat yükü ona düşer; yetki eksikliği kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkeme tarafından re'sen de dikkate alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6216 sayılı Kanun m.37: Şekil bakımından aykırılık iddiasıyla açılacak davaların on günlük, esas bakımından açılacak davaların altmış günlük dava açma süresini düzenler. Yetkiyle birlikte kullanılacak süre sınırını belirler.
- 6216 sayılı Kanun m.38: Dava dilekçesinin şekli, milletvekillerinin imzaları ve TBMM Başkanlığınca onay gerekliliğini düzenler. Milletvekillerinin açtığı davada yetkinin ispatı bu madde ile yapılır.
- 6216 sayılı Kanun m.39: Milletvekillerinin açtığı davada tebligatın hangi üyelere yapılacağını belirler.
- 6216 sayılı Kanun m.27: Somut norm denetimi yoluyla itirazın kapsamını düzenler. Şekil bakımından aykırılığın def'i yoluyla ileri sürülemeyeceği bu bağlamda bilinmelidir.
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.36 — Şekil bakımından iptal davası ve sınırı
6216 sayılı Kanun m.36, Anayasa Mahkemesinde iptal davasına konu olabilecek şekil bakımından denetimin kapsamını ve sınırlarını düzenler. Şekil denetiminin hangi hususlarla sınırlı olduğunu (Anayasa değişikliğinde teklif ve oylama çoğunlukları, ivedilik yasağı, kanun ve İçtüzük için son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılması gibi), Anayasa değişikliklerine karşı iptal davasının yalnızca şekil iddiasıyla açılabileceğini, şekil bozukluğuna dayalı iptal davalarının öncelikle incelenmesini ve mahkemelerin şekil bozukluğuna dayalı Anayasaya aykırılık iddiasını ileri süremeyeceğini belirler. Maddenin kimlerin dava açabileceğini, dava açma süresini ve dava usulünü düzenlemediği; bunların Anayasa'nın 148. ve 151. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun'un 37. ve 38. maddelerinde yer aldığı anlaşılır. Madde, kanunların esas bakımından denetimini ve somut norm denetimini (def'i yoluyla itirazı) de kapsamaz.
Şekil bakımından iptal davası ve sınırı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Şekil bakımından denetim
- Kanunun ya da Anayasa değişikliğinin içeriğine değil, kabul edildiği usule ilişkin koşullara uyulup uyulmadığının incelenmesidir. Teklif çoğunluğu, oylama çoğunluğu, ivedilik yasağı ve son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılması bu denetimin konularıdır.
- Esas bakımından denetim
- Normun içeriğinin Anayasa'ya uygunluğunun incelenmesidir. Madde 36 bu denetimi düzenlemez; esas bakımından denetim kanunlarda genel süre ve yetki kurallarına tabidir.
- Şekil bozukluğu
- Maddenin sayılan usul koşullarından birinin yerine getirilmemesidir. Bu iddia şekil bakımından denetim kapsamına girer ve ayrı bir süreye bağlıdır.
Şekil bakımından iptal davası ve sınırı: hangi şartlar aranır?
- Dava konusu işlemin bir Anayasa değişikliği, kanun ya da başka bir İçtüzük hükmü olması, yani m.36'nın denetim alanına girmesi gerekir.
- Şekil iddiasının m.36 fıkra 1'de sayılan hususlardan biriyle sınırlı olması gerekir; teklif çoğunluğu, oylama çoğunluğu, ivedilik yasağı veya son oylamanın öngörülen çoğunlukla yapılması bu hususlardır.
- Anayasa değişikliğine karşı açılan iptal davasının yalnızca şekil bakımından aykırılık iddiasına dayanması zorunludur (m.36 f.2).
- Şekil bozukluğuna dayalı iptal davasının Anayasa Mahkemesince öncelikle incelenmesi gerekir (m.36 f.3).
- Şekil bozukluğuna dayalı Anayasaya aykırılık iddiasının mahkeme tarafından ileri sürülmemesi gerekir (m.36 f.4).
Şekil bakımından iptal davası ve sınırı: hangi sonuçları doğurur?
- Şekil bozukluğuna dayalı iptal davası açılırsa Anayasa Mahkemesi bunu diğer taleplerden önce inceler (m.36 f.3).
- Mahkeme önündeki bir davada kanunun şekil bakımından Anayasaya aykırı olduğu ileri sürülürse, bu iddia Anayasa Mahkemesine somut norm denetimi yoluyla taşınamaz (m.36 f.4).
- Anayasa değişikliğine karşı şekil dışı gerekçelerle açılan iptal davası m.36 f.2 uyarınca kapsam dışıdır.
Anayasa değişikliği ile kanun (şekil denetimi) arasındaki fark nedir?
Anayasa değişikliğine karşı iptal davası yalnızca şekil bakımından aykırılık iddiasıyla açılabilir.
Kanuna karşı iptal davası hem şekil hem esas bakımından açılabilir; m.36 f.1 kanunlar için şekil denetimini sayılan hususlarla sınırlar.
Anayasa değişikliğinde esas denetimi yapılamaz; kanunda hem esas hem şekil iddiası birlikte ileri sürülebilir.
Şekil bozukluğuna dayalı iddia ile esas aykırılığı iddiası arasındaki fark nedir?
Şekil bozukluğu iddiası öncelikle incelenir ve mahkemeler tarafından def'i yoluyla ileri sürülemez.
Esas aykırılığı iddiası mahkemelerce somut norm denetimi yoluyla ileri sürülebilir.
Mahkeme önündeki bir uyuşmazlıkta kanunun şekil aykırılığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurulamaz; bu iddia yalnızca iptal davası yoluyla öne sürülür.
Şekil bakımından iptal davası ve sınırı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Şekil bozukluğu iddiasını def'i yoluyla, yani mahkeme önündeki somut davada ileri sürmek; m.36 f.4 bunu yasaklar.
- Anayasa değişikliğine karşı açılan iptal davasında esas bakımından aykırılık iddiası eklemek; m.36 f.2 bunu kabul etmez.
- Şekil bakımından denetimi m.36 f.1'de sayılan hususların dışına taşıyarak genel bir usul denetimi yapılabileceğini varsaymak.
- Şekil bakımından iptal davası süresini genel altmış günle hesaplamak; kanun ve Anayasa değişikliği için şekil iddiasında süre farklıdır (metinde açıkça belirtilmemiş; ilgili süre m.37'den çıkar).
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Şekil bakımından iptal davası açılabilmesi için dava dilekçesinde şekil bozukluğunun hangi hususa ilişkin olduğunun ve Anayasa'nın hangi maddesine aykırılık iddia edildiğinin somut olarak belirtilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (2011/59 E., 2012/34 K., 01.03.2012)
- Anayasa değişikliğine karşı iptal davasında şekil dışı bir iddianın incelenmesinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir. (2011/59 E., 2012/34 K., 01.03.2012)
- 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca belirli kuralların ilgileri nedeniyle m.36 yönünden de incelenebildiği kabul edilmektedir. (2016/144 E., 2020/75 K., 10.12.2020)
- Madde 36 kapsamındaki şekil denetiminin, kanun koyucunun usul kurallarına uyulup uyulmadığının sınırlı olarak incelenmesi anlamına geldiği kabul edilmektedir. (2011/42 E., 2013/60 K., 09.05.2013)
Nasıl ispat edilir?
- Şekil bozukluğuna dayanan iptal davasında ispat yükü davacıdadır; davacı, iddia edilen usul eksikliğini (örneğin Meclis tutanağı, oylama kaydı ya da teklif çoğunluğu belgesi ile) ortaya koymalıdır.
- Şekil iddiasını ispatlamak için resmi Meclis tutanakları ve oylama kayıtları başlıca delildir; bu belgelerin davalı Meclis tarafından sunulması, davacının iddiasını doğrulayıp doğrulamadığını gösterir.
- Karşı taraf (Meclis veya Cumhurbaşkanlığı) usulün usulüne uygun yürütüldüğünü savunur ve bunu tutanaklarla ispatlar.
- Mahkemenin somut olayda şekil bozukluğu iddiasını kendiliğinden ileri sürmesi mümkün değildir (m.36 f.4); bu nedenle iddianın ispatı yalnızca iptal davası sürecinde yapılabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6216 sayılı Kanun m.37: Şekil bakımından iptal davasının açılma süresini (on gün) ve esas bakımından süreyi (altmış gün) düzenler; m.36 f.2 ve f.3'ün uygulanabilmesi için sürenin tespiti bu maddeye bağlıdır.
- Anayasa m.148: Şekil bozukluğuna dayalı iptal davasının sınırlarını ve somut norm denetiminde şekil iddiasının ileri sürülemeyeceğini düzenler; m.36 f.4 bu hükme dayanır.
- Anayasa m.151: İptal davası açma süresini belirler; şekil bakımından süre ile genel süre arasındaki ayrımın dayanağıdır.
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.37 — İptal davası açma süresi
Madde, Anayasa Mahkemesinde iptal davası açma süresini düzenler. Anayasa değişiklikleri ve kanunların şekil yönünden aykırılığı iddiasıyla açılacak davada on günlük süreyi; kanunların esas yönünden aykırılığı iddiasıyla açılacak davada, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin, TBMM İçtüzüğünün ya da bunların belirli madde ve hükümlerinin şekil ve esas yönünden aykırılığı iddiasıyla açılacak davada altmış günlük süreyi belirler. Madde, iptal davasını kimin açabileceğini, dilekçenin içeriğini veya Anayasa Mahkemesindeki yargılama usulünü düzenlemez (m.148, m.150 ve 6216 sayılı Kanun'un 38. maddesi). Somut norm denetimi yoluyla şekil aykırılığının ileri sürülmesi de bu maddenin konusu değildir (Anayasa m.148/2). Anayasa'nın iptal davası süresini düzenleyen genel kuralı ise Anayasa m.151'de yer alır.
İptal davası açma süresi: hangi kavramlar bilinmeli?
- İptal davası
- Anayasa Mahkemesinde, bir normun Anayasaya aykırılığının soyut olarak denetlenmesini isteyen davadır. Dava, norm Resmî Gazetede yayımlandıktan sonra açılabilir; normun yürürlüğe girmiş olması ya da uygulanmış olması şart değildir.
- Şekil bakımından aykırılık
- Anayasa değişikliğinin veya kanunun, çıkarılma usulü ve şekil koşulları bakımından Anayasaya aykırı olması durumudur. Bu iddiayla açılacak davada süre on gündür.
- Esas bakımından aykırılık
- Normun içeriğinin Anayasaya aykırı olması durumudur. Kanunlarda bu iddia altmış gün içinde ileri sürülebilir; Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde ve TBMM İçtüzüğünde hem esas hem şekil iddiası altmış gün içinde ileri sürülebilir.
- Hak düşürücü süre
- Süre geçtiğinde davanın açılma hakkının kendisinin sona erdiği süredir. Anayasa Mahkemesi süreyi re'sen gözetir.
- Resmî Gazetede yayım günü
- Süre hesabında başlangıç noktasıdır. Anayasa yargısında yayım günü süreye dahil edilir ve bu güne 'bir' denerek sayım başlar. İdari yargıdaki hesap yönteminden farklıdır.
İptal davası açma süresi: hangi şartlar aranır?
- Şekil bakımından iptal davası açılabilmesi için iddianın Anayasa değişikliği veya kanun hakkında olması ve dava süresinin, normun Resmî Gazetede yayımlandığı günden itibaren on gün içinde açılması gerekir.
- Kanunların esas bakımından aykırılığı iddiasıyla dava açılabilmesi için dava süresinin, normun Resmî Gazetede yayımlandığı günden itibaren altmış gün içinde kalması gerekir.
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya TBMM İçtüzüğü hakkında şekil ya da esas bakımından aykırılık iddiasıyla dava açılabilmesi için sürenin altmış gün olması ve bu sürenin içinde kalınması gerekir.
- Kanunun Resmî Gazetede yayımlanmış olması yeterlidir; yürürlüğe girmiş olması veya uygulanmış olması gerekmez.
- Şekil bakımından on günlük süre istisnai olduğundan yoruma dayanarak genişletilemez; Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine ve İçtüzüğe bu on günlük süre uygulanmaz.
- Dava süresi son gün resmi tatile rastlarsa, tatili izleyen ilk iş gününe kadar açılabilir.
İptal davası açma süresi: hangi sonuçları doğurur?
- Şekil bakımından on gün içinde açılmayan iptal davası düşer; bu hak sonradan kullanılamaz.
- Esas bakımından altmış gün içinde açılmayan kanun iptal davası düşer.
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve İçtüzük hakkında altmış gün içinde şekil ve esas iddiaları birlikte ileri sürülebilir.
- Kanunun yürürlük tarihi Resmî Gazete yayımından sonraya konmuş olsa bile süre yayım tarihinden başlar.
- Son gün resmi tatile rastlarsa dava tatili izleyen ilk iş gününde açılabilir.
- On gün içinde açılan şekil iddialı davadan sonra aynı kanun için esas iddiasıyla ayrı dava açılırsa, Anayasa Mahkemesi iki davayı birleştirerek inceleyebilir.
Şekil ile esas bakımından kanun iptali arasındaki fark nedir?
Anayasa değişikliği ve kanunların şekil bakımından aykırılığı iddiası; dava yalnızca on gün içinde açılabilir.
Kanunların esas bakımından aykırılığı iddiası; dava altmış gün içinde açılabilir.
Aynı kanun için şekil iddiası on gün sonra düşer, esas iddiası ise altmış gün boyunca ileri sürülebilir.
Kanun ile cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve İçtüzük arasındaki fark nedir?
Kanun için şekil iddiasında süre on gündür.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve TBMM İçtüzüğü için şekil ve esas iddialarında süre altmış gündür.
Kararname ve İçtüzük bakımından on günlük kısa süre uygulanmaz; altmış gün geçerlidir.
Anayasa değişikliği ile cumhurbaşkanlığı kararnamesi arasındaki fark nedir?
Anayasa değişikliğinin şekil aykırılığı on gün içinde ileri sürülmelidir.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin şekil aykırılığı altmış gün içinde ileri sürülebilir.
Anayasa değişikliğinde süre kısa tutulmuş, kararnamede genel süre korunmuştur.
Anayasa yargısı ile idari yargı süre hesabı arasındaki fark nedir?
Anayasa yargısında yayım günü sayılır ve izleyen güne 'bir' denir.
İdari yargıda işlemin yayımlandığı veya tebliğ edildiği gün sayılmaz; izleyen gün 'bir' sayılır.
İki yargı alanında başlangıç günü farklı sayıldığı için aynı tarihten hesap farklı sonuç verir.
İptal davası açma süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Anayasa yargısında süreyi idari yargıdaki gibi hesaplamak; yani yayım gününü saymamak ve izleyen güne bir demek. Anayasa yargısında yayım günü bir sayılır.
- Şekil iddiasına on gün yerine altmış gün uygulamak; on günlük süre yalnız kanun ve Anayasa değişikliği için geçerlidir.
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ve İçtüzük için on günlük süreyi uygulamak; bunlar için süre altmış gündür.
- Kanunun yürürlük tarihini süre başlangıcı saymak; süre Resmî Gazetede yayımdan başlar.
- Son gün resmi tatile rastladığında süreyi kaçırmış saymak; tatili izleyen ilk iş gününde dava açılabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Şekil bakımından on günlük süre istisnai bir düzenleme sayılmakta ve yorumla genişletilmemektedir. (2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023)
- Anayasa değişikliği ve kanunların şekil bozukluğuna dayalı dava süresinin on gün olduğu, Anayasa Mahkemesinin bu süreyi dikkate aldığı kabul edilmektedir. (2024/171 E., 2025/118 K., 03.06.2025; 2016/135 E., 2016/129 K., 04.07.2016)
- Kararname ve İçtüzük hakkında süre genel kurala göre altmış gün olarak uygulanmaktadır. (2024/171 E., 2025/118 K., 03.06.2025; 2014/46 E., 2014/38 K., 21.02.2014)
- Madde 37'nin bu hükmü, altmış günlük süre ile ilgili kanunun yayın tarihinden başlayarak hesaplamanın yapılması gerektiğini gösterdiği kabul edilmektedir. (2012/100 E., 2013/84 K., 04.07.2013)
Nasıl ispat edilir?
- Şekil bakımından iptal davası açan taraf, dava dilekçesinde normun Resmî Gazetede yayımlandığı tarihi ve dava tarihini göstermek zorundadır; süre aşımı yokluğu davacının ispat konusudur.
- Dava süresi, Resmî Gazetenin yayım tarihi ve Anayasa Mahkemesi Genel Sekreterliğinin havale tarihi esas alınarak belgeyle ispatlanır.
- Kanunun yürürlük tarihinin Resmî Gazete yayım tarihinden farklı olduğunu öne süren taraf bu iddiasını ileri sürer; ancak süre yayım tarihinden başlar.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6216 sayılı Kanun m.38: İptal davasının açılma usulünü düzenler. Dilekçenin Genel Sekreterliğe verilmesiyle davanın açılmış sayılacağını belirler; bu madde süre hesabının başlangıç anını dava açılış anına bağlar.
- Anayasa m.148: Fıkra 2, kanun ve Anayasa değişikliklerinin şekil bakımından denetiminin on günlük süre ile sınırlandığını ve somut norm denetimi yoluyla şekil iddiasının ileri sürülemeyeceğini düzenler.
- Anayasa m.151: Genel iptal davası süresini altmış gün olarak belirler; bu maddenin yalnızca kanunların esas bakımından aykırılığı için geçerli olduğunu gösteren kural budur.
- Anayasa m.150: İçtüzüğün ve kararnamenin denetimi bakımından iptal davası açma yetkisini düzenler; madde 37 yalnız bu yetkinin süresini belirler.
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.38 — İptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar
Madde, Anayasa Mahkemesinde açılacak iptal davasının açılış koşullarını düzenler: davanın hangi siyasi organ veya milletvekili topluluğunun başvurusuyla açılacağını, TBMM üyelerinin dava dilekçesinde tebligat adresi göstermesini, milletvekili imzalarının onayını, siyasi parti grubu kararının belgelenmesini, davanın açılmış sayılacağı anı ve iptal talebinde Anayasaya aykırılığın gerekçelendirilmesini düzenler. Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, TBMM İçtüzüğü ve Anayasa değişikliklerine karşı iptal davasına uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: iptal davası açma süreleri (m.37), dava dilekçesinin eksiklik üzerine incelenmesi ve tamamlatılması (m.39), incelemenin dosya üzerinden yapılması ve gerekçeye bağlı kalınmaması (m.43), iptal kararının yürürlüğe girmesi ve geçmişe etkisi (m.66), Anayasa Mahkemesinin iptal davası dışındaki başvuru yolları ve Anayasa'nın 150. ve 151. maddeleri.
İptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar: hangi kavramlar bilinmeli?
- İptal davası
- Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya TBMM İçtüzüğünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla, Anayasa Mahkemesinde soyut norm denetimi istemiyle açılan davadır. Somut bir uyuşmazlığa bağlı değildir.
- Dava dilekçesinin Genel Sekreterliğe havalesi
- Dava dilekçesinin Genel Sekreterlikçe Yazı İşleri Müdürlüğüne gönderildiği andır. Dava, bu tarihte açılmış sayılır; sürelerin hesabında belirleyici olan budur.
- Siyasi parti grubu genel kurulu kararı
- Siyasi parti grubunun, üye tam sayısının salt çoğunluğu ile aldığı iptal davası açma kararıdır. Dava dilekçesine bu kararın onaylı örneği eklenir.
- Üye tam sayısının beşte biri
- TBMM'nin toplam üye sayısının en az beşte biri oranındaki milletvekillerini ifade eder. Bu topluluk dava açarken dilekçede her milletvekilinin sıra numarası, adı, soyadı, seçildiği bölge ve imzası yer almalıdır.
- Onaylı imza listesi
- Milletvekillerinin imzalarının kendilerine ait olduğunun TBMM Başkanı veya görevlendirdiği kişi tarafından her sayfa için ayrı ayrı imza ve mühürle onaylanmış belgesidir.
- Anayasaya aykırılık gerekçesi
- İptali istenen her hükmün Anayasanın hangi maddesine aykırı olduğunun ve bunun nedeninin dilekçede gösterilmesidir. Yalnızca normun adının yazılması yeterli değildir.
İptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar: hangi şartlar aranır?
- Dava, Cumhurbaşkanı, TBMM'de en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu veya TBMM üye tam sayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri tarafından açılmalıdır.
- Siyasi parti grubu adına açılan davada, grup genel kurulunun üye tam sayısının salt çoğunluğu ile aldığı karar bulunmalıdır ve bu kararın onaylı örneği dilekçeyle birlikte Genel Sekreterliğe verilmelidir.
- Dava TBMM üyeleri tarafından açılmışsa dilekçede tebligat yapılacak iki üyenin adı gösterilmelidir; gösterilmemişse tebligat dilekçenin başındaki iki üyeye yapılır.
- Beşte bir oranındaki milletvekillerinin açtığı davada, dilekçede her milletvekilinin sıra numarası, adı, soyadı, seçim bölgesi ve imzası yer almalı; her sayfa TBMM Başkanı veya görevlisi tarafından onaylanmış olmalıdır.
- Siyasi parti grubu davasında, grup başkanı veya vekili olduğunu gösteren onaylı belge örnekleri dilekçeyle birlikte verilmelidir.
- Dilekçede iptali istenen her hükmün Anayasanın hangi maddesine aykırı olduğu ve gerekçesi belirtilmelidir.
İptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar: hangi sonuçları doğurur?
- Dilekçe, Cumhurbaşkanı, iki siyasi parti grubu ya da beşte bir milletvekili ile açılmamışsa iptal davası açılmış sayılmaz.
- Siyasi parti grubu kararı salt çoğunlukla alınmamış ya da onaylı örneği verilmemişse dava bu eksikle kabul edilemez hale gelir ve tamamlatılması istenir.
- Beşte bir milletvekili imzalarının onaylı olmaması ya da listenin eksik olması durumunda dilekçe eksiklik nedeniyle iade edilir.
- Dava dilekçesinin Genel Sekreterlikçe havale edildiği tarihte dava açılmış sayılır ve davayı açanlara kayıt belgesi verilir.
- Gerekçe eksikliği, mahkemenin davayı esastan incelemesine engel olan bir eksikliktir; mahkeme bunun tamamlanmasını ister.
- Eksiklikler belirlenen sürede giderilmezse iptal davası açılmamış sayılır ve bu karar ilgililere tebliğ olunur.
Siyasi parti grubu ile milletvekili topluluğu arasındaki fark nedir?
Siyasi parti grubu davasında iptal kararı grup genel kuruluna bağlanır ve salt çoğunluk aranır.
Milletvekili topluluğu davasında karar yerine, üye tam sayısının en az beşte biri oranında imza ve bu imzaların onayı aranır.
Her iki yolda dilekçe ekindeki belgeler farklıdır; eksik belgeyle açılan dava eksiklik gerekçesiyle tamamlatılmaya tabi olur.
Dilekçede tebligat adresi ile tebligat adresi gösterilmemesi arasındaki fark nedir?
TBMM üyelerinin açtığı davada dilekçede iki üyenin adı gösterilirse tebligat bu üyelere yapılır.
Ad gösterilmemişse tebligat dilekçenin başında yazılı iki üyeye yapılır.
Tebligat adresinin gösterilmemesi davayı geçersiz kılmaz; tebligat yeri farklı olur.
Dava dilekçesinin havalesi ile davanın açılmış sayılması arasındaki fark nedir?
Açılma anı dilekçenin Genel Sekreterlikçe Yazı İşleri Müdürlüğüne havale edildiği tarihtir.
Dilekçenin fiilen verildiği veya postaya verildiği tarih bu sonucu doğurmaz.
Dava süresinin korunup korunmadığı bu havale tarihine göre belirlenir.
Şekil ve esas gerekçesi ile gerekçesiz dava arasındaki fark nedir?
Dilekçede Anayasanın hangi maddesine aykırılık iddia edildiği ve gerekçesi açıkça yazılmışsa dilekçe bu bakımdan eksiksizdir.
Gerekçesi yazılmamış ya da hangi Anayasa maddesine aykırı olduğu gösterilmemiş dilekçe eksiklik sayılır.
Eksik dilekçe, Mahkemece tamamlanması için iade edilir; belirlenen süre içinde tamamlanmazsa dava açılmamış sayılır.
İptal davası açılmasında temsil ve uyulması gereken esaslar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Siyasi parti grubu davasında genel kurul kararını üye tam sayısının salt çoğunluğu yerine basit çoğunlukla almak; karar aranan yeter sayıya bağlı olarak eksik kalır.
- Milletvekili imzalarının TBMM Başkanlığı onayını sayfa sayfa aramamak; onay her sayfa için ayrı ayrı yapılmalıdır.
- Dilekçede tebligat için iki milletvekilinin adını yazmamak ve bunun sonucunu tebligatın dilekçenin başındaki iki üyeye yapılacağını unutmak.
- Dilekçede yalnızca kanunun adını yazıp Anayasanın hangi maddesine aykırı olduğunu ve gerekçeyi belirtmemek.
- Davanın açılış anını dilekçenin postaya verildiği veya elden teslim edildiği tarih sanmak; belirleyici olan Genel Sekreterlikçe Yazı İşleri Müdürlüğüne havale tarihidir.
- Cumhurbaşkanı, siyasi parti grupları ve milletvekillerinden başka kimseye dava açma yetkisi tanımak; bu madde yetkiyi yalnızca bu kişilerle sınırlar.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, dava dilekçesinde iptali istenen hükmün Anayasanın hangi maddesine aykırı olduğunun gösterilmemesini eksiklik sayar ve dilekçeyi tamamlatmak üzere iade eder. (2016/144 E., 2020/75 K., 10.12.2020; 2014/57 E., 2014/81 K., 10.04.2014; 2014/146 E., 2015/31 K., 19.03.2015; 2013/114 E., 2014/184 K., 04.12.2014)
- Dilekçede yalnızca kanunun adının yazılması, aykırılık gerekçesinin belirtilmediği anlamına gelir ve eksiklik kabul edilir. (2014/57 E., 2014/81 K., 10.04.2014; 2013/114 E., 2014/184 K., 04.12.2014)
- Mahkeme, aykırılığı ileri sürülen Anayasa maddesine bağlı kalmakla birlikte, iptal davasında gösterilen gerekçeye bağlı değildir; bu sonuç m.43 ile birlikte değerlendirilir. (2025/116 E., 2025/128 K., 17.06.2025)
- Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmü, 'kanun hükmünde kararname' ibaresinin Cumhurbaşkanlığı kararnamesi olarak değiştirilmesiyle birlikte bu madde kapsamına alınmıştır. (2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Dava açanın yetkisini ispat yükü davacıdadır; siyasi parti grubu ise genel kurul kararının onaylı örneğiyle, milletvekilleri ise TBMM Başkanlığınca onaylanmış imza listesiyle bu yetkiyi kanıtlar.
- Beşte bir milletvekili davasında, imzaların ilgililere ait olduğu TBMM Başkanı ya da görevlisinin imza ve mühürlü onayı ile gösterilir; onay eksikse dilekçe eksik sayılır.
- Grup başkanı ya da vekili olma sıfatı, dilekçe ekindeki onaylı belge örnekleriyle kanıtlanır.
- Anayasaya aykırılık gerekçesinin yazılı olup olmadığı dilekçenin kendisinden anlaşılır; sözlü açıklama bu eksikliği gidermez.
- Dava açılma tarihi, dilekçenin Genel Sekreterlikçe havale edildiği tarihtir ve bu tarih Genel Sekreterlik kayıt belgesi ile belgelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6216 sayılı Kanun m.35: Dava açma yetkisini taşıyan Cumhurbaşkanı, siyasi parti grupları ve milletvekillerini belirler; bu maddedeki (b) ve (c) bentleri dava açanların kimliğini ortaya koyar.
- 6216 sayılı Kanun m.37: Aynı davanın açılma süresini düzenler; bu madde ise açılış biçimini ve belgeleri belirler.
- 6216 sayılı Kanun m.39: Dilekçedeki eksikliklerin on gün içinde incelenmesini ve tamamlatılmasını düzenler; bu maddedeki belge ve gerekçe şartlarının eksik kalması halinde uygulanır.
- 6216 sayılı Kanun m.43: İnceleme yöntemini düzenler; mahkemenin ileri sürülen gerekçeye bağlı kalmayacağını belirtir, ancak gerekçe gösterme zorunluluğu bu madde ile getirilmiştir.
- Anayasa m.148: Şekil ve esas bakımından denetimde iptal davası açma yetkisinin kapsamını belirler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
- Anayasa m.150: Siyasi parti gruplarının ve milletvekillerinin iptal davası açma yetkisinin anayasal dayanağıdır.
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.39 — Eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme
6216 sayılı Kanun'un 39. maddesi, Anayasa Mahkemesine açılan iptal davasında dava dilekçesinin şekil ve eklerine ilişkin eksikliklerin incelenmesini, eksikliklerin tamamlanması için süre verilmesini, süre içinde tamamlanmamasının sonucunu ve iptal davasında esasın incelenmesine karar verildiğinde dilekçe ile eklerinin hangi makamlara gönderileceğini düzenler. Hüküm iptal davası açan kişi ve kurumlar bakımından, özellikle TBMM toplam üyelerinin en az yüzde yirmisini oluşturan milletvekilleri tarafından açılan davalar bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: dava açma yetkisi ve iptal davasının konusu (m.150 ve m.151 ilgili Anayasa hükümleri ile 6216 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri), dava dilekçesinde aranan şartların içeriği (m.38), Anayasa Mahkemesinin taleple bağlılığı ve gerekçeyle bağlı olmama ilkesi (m.43 ve m.45), iptal kararının etkisi ve yürürlüğe girmesi (m.53 ve sonrası) ve bireysel başvuru usulü bu maddede düzenlenmez.
Eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Eksiklik tamamlama tebligatı
- Dilekçenin şartlarını taşımadığının kararla saptanması ve eksikliklerin giderilmesi için ilgililere yapılan tebligattır. Tebligat, süre içinde eksikliklerin giderilmesini sağlamaya yöneliktir.
- Kayıt tarihi
- Dava dilekçesinin Mahkemeye kaydedildiği tarihtir. On günlük inceleme süresi bu tarihten işler.
- İptal davası açılmamış sayılması
- Verilen süre içinde eksikliklerin tamamlanmaması üzerine Genel Kurulun verdiği karardır. Bu karar, davanın yokmuş gibi kabul edilmesi sonucunu doğurur ve ilgililere tebliğ edilir.
- Üye tam sayısının beşte biri
- TBMM toplam üyelerinin en az yüzde yirmisini oluşturan milletvekillerinin dava açabilmesi için aranan asgari sayıdır. Bu oranda açılan davada ikinci fıkra uygulanır.
- İptal davasında esasın incelenmesi kararı
- Mahkemenin dava dilekçesinin şartlarını yeterli bulup davanın esasını incelemeye karar vermesidir. Bu karardan sonra dilekçe ve ekleri belirli makamlara gönderilir.
- Yazılı görüş
- Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve iptal davası açmaya yetkili siyasi parti grupların esasın incelenmesi kararı üzerine Mahkemeye bildirebilecekleri, isteğe bağlı görüşleridir.
Eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme: hangi şartlar aranır?
- Dava dilekçesinin, kayıt tarihinden itibaren on gün içinde Mahkemece incelenmiş olması gerekir.
- Dilekçede eksiklik saptandığında bu durumun bir kararla tespit edilmesi ve eksikliklerin tamamlanmasının ilgililere tebliğ edilmesi gerekir.
- Eksikliklerin tamamlanması için verilecek süre on beş günden az olmamalıdır.
- Dava, TBMM toplam üyelerinin en az yüzde yirmisini oluşturan milletvekillerince açılmışsa tebligat, başvuru dilekçesinde tebligatların yapılacağı belirtilen milletvekillerine yapılmalıdır; dilekçede belirtilmemişse dilekçenin en başında ad ve soyadları yazılı iki üyeye yapılmalıdır.
- Verilen süre içinde eksiklikler tamamlanmamışsa Genel Kurulun iptal davasının açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekir; bu karar ilgililere tebliğ edilir.
- Mahkemece esasın incelenmesine karar verilmiş olmalıdır; bu hâlde dilekçe ve ekleri Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve iptal davası açmaya yetkili siyasi parti gruplarına gönderilir.
Eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme: hangi sonuçları doğurur?
- Dilekçe şartları taşıyorsa Mahkeme esasın incelenmesine karar verebilir ve bu hâlde dilekçe ile ekleri ikinci fıkra gereği ilgili makamlara gönderilir.
- Dilekçede eksiklik saptanırsa eksikliklerin tamamlanması için ilgililere tebligat yapılır ve en az on beş gün süre verilir.
- Süre içinde eksiklikler tamamlanmazsa Genel Kurul iptal davasının açılmamış sayılmasına karar verir ve bu karar ilgililere tebliğ edilir.
- Milletvekilleri tarafından açılan davada tebligat dilekçede belirtilen ya da başın iki üyesine yapılır; bu usule uyulmaması tebligatın geçerliliğini etkileyebilir.
- Esasın incelenmesine karar verilmesi hâlinde Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve iptal davası açmaya yetkili siyasi parti grupları dilekçe ve eklerini alır ve yazılı görüş bildirebilir; görüş bildirme zorunlu değildir.
- Dilekçe eksiksizse ve esasın incelenmesine karar verilmemişse dilekçe ve ekleri bu makamlara gönderilmez.
Genel süre ile beşte bir oranında açılan dava arasındaki fark nedir?
Dava, Meclis üye tam sayısının beşte birinden az olmayan milletvekilleri tarafından açılmışsa, tebligat başvuru dilekçesinde belirtilen milletvekillerine yapılır; belirtilmemişse dilekçenin başında adı yazılı iki üyeye yapılır.
Dava, diğer iptal davacıları tarafından açılmışsa tebligat dilekçede gösterilen muhataplara yapılır; bu tür bir muhatap zorunluluğu aranmaz.
Milletvekilleri tarafından açılan davada tebligat muhatabının belirlenmesi zorunludur; bu belirleme dilekçede yapılmamışsa ikinci fıkra çerçevesinde iki üye muhatap olur.
Eksikliklerin tamamlanması ile tamamlanmaması arasındaki fark nedir?
Süre içinde eksiklikler giderilirse dava normal seyrinde devam eder.
Süre içinde eksiklikler giderilmezse Genel Kurul kararı ile dava açılmamış sayılır.
Tamamlanmayan dava, esas incelemesine geçilmeden sona erer; tamamlanan dava esasın incelenmesine geçilebilir.
Esasın incelenmesine karar verilmeden önce ile sonra arasındaki fark nedir?
Esasın incelenmesine karar verilmemişse dilekçe ve ekleri Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve siyasi parti gruplarına gönderilmez.
Esasın incelenmesine karar verilmişse dilekçe ve ekleri belirtilen makamlara gönderilir ve bu makamlar yazılı görüş bildirebilir.
Görüş bildirme imkânı yalnız esasın incelenmesi kararından sonra doğar; bu makamların görüşü bağlayıcı değildir.
Eksikliklerin tamamlattırılması ve görüş bildirme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- On günlük incelemeyi kayıt tarihi yerine dava açılış tarihinden saymak; süre başlangıcı kayıt tarihidir.
- Eksiklik tebligatında on beş günden kısa süre vermek; asgari süre on beş gündür.
- Milletvekili davasında tebligatı davacılardan herhangi birine yapmak; muhatap dilekçede belirtilen milletvekilleri veya dilekçenin başındaki iki üyedir.
- Esasın incelenmesi kararı verilmeden dilekçeyi Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı veya siyasi parti gruplarına göndermek.
- Süre içinde tamamlanmayan eksiklik için Genel Kurul kararı beklenmeden davanın açılmamış sayıldığını kabul etmek; açılmamış sayılmaya Genel Kurul karar verir.
- Yazılı görüş bildirme hakkını bu makamların zorunlu bir görevi sanmak; görüş bildirme isteğe bağlıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemenin on günlük inceleme süresi içinde dilekçenin 38. madde şartlarını taşıyıp taşımadığını kararla saptadığı ve eksikliklerin tamamlanmasını tebligatla istediği kabul edilmektedir. (2013/1 E., 2014/161 K., 22.10.2014)
- Milletvekillerinin açtığı davalarda tebligatın dilekçede gösterilen muhataplara ya da dilekçenin başındaki iki üyeye yapıldığı, bu usule uyulmadan işlem yapılmamasının esas alındığı görülmektedir. (2019/6 E., 2019/25 K., 11.04.2019; 2013/50 E., 2015/38 K., 01.04.2015)
- Eksikliklerin giderilmesi için verilen sürenin on beş günden kısa tutulamayacağı ve süre sonunda eksiklik kalmışsa Genel Kurulun davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerektiği uygulanmaktadır. (2014/146 E., 2015/31 K., 19.03.2015)
- Anayasa Mahkemesinin esasın incelenmesine karar verdiği davalarda dilekçe ve eklerinin Meclis Başkanlığı, Cumhurbaşkanlığı ve iptal davası açmaya yetkili siyasi parti gruplarına gönderildiği kabul edilmektedir. (2013/114 E., 2014/184 K., 04.12.2014)
Nasıl ispat edilir?
- Asıl talebi ileri süren iptal davacısı, dava dilekçesinin 38. maddedeki şartları taşıdığını ve eklerin tam olduğunu ispat yükü altındadır; bunun için dilekçe, ekleri ve kayıt belgesi sunulur.
- Milletvekilleri tarafından açılan davada, ikinci fıkra gereği imzaların ilgililere ait olduğunu gösteren Meclis Başkanlığı onay belgesi, davacı milletvekillerinin listesi ve tebligat muhatabını gösteren belge dilekçeye eklenmelidir; bunların bulunmaması eksiklik sayılır.
- Eksikliğin giderildiğini ya da tebligatın usulüne uygun yapıldığını gösteren belge, Mahkeme dosyasındaki tebligat kayıtlarından ve süre içinde verilen dilekçeden anlaşılır.
- Süre içinde eksikliklerin tamamlanmadığını iddia eden Genel Kurul kararında, tebligatın yapıldığı tarih ve sürenin dolduğu tarih ispat konusudur; bu tarihler Mahkeme kayıtlarından çıkarılır.
- Esasın incelenmesi kararının ve gönderilen dilekçe ile eklerin ilgili makamlara ulaştığı, Mahkeme kayıtları ve gönderim belgesiyle gösterilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6216 sayılı Kanun m.38: Dava dilekçesinin hangi şartları taşıyacağını belirler; bu maddede yapılan incelemenin ölçütüdür.
- 6216 sayılı Kanun m.43: Anayasa Mahkemesinin taleple bağlılığını düzenler; dilekçe eksikliklerinin tamamlanması da bu talep kapsamının belirlenmesi açısından önem taşır.
- 6216 sayılı Kanun m.45: Anayasa Mahkemesinin gerekçeyle bağlı olmadığını düzenler; esasın incelenmesi kararından sonra yapılacak inceleme bu çerçevede yürür.
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.40 — Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi
6216 sayılı Kanun'un 40. maddesi, bir davaya bakan mahkemenin uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi ya da taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasını ciddi bulması hâlinde somut norm denetimi başvurusunun nasıl yapılacağını, mahkemenin iddiayı ciddi görmemesi hâlinde ne olacağını ve Anayasa Mahkemesinin karar süresini düzenler. Kime uygulandığı bakımından madde, Anayasa Mahkemesine itiraz yoluyla başvuruda bulunabilecek davaya bakan mahkemeleri kapsar; itiraz yolunu başlatacak taraflar ise yalnızca bu mahkemeye aykırılık iddiası ileri sürebilen davanın tarafları olabilir. Madde, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru yolunu, iptal davasını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının sonuçlarını ve kararın gerekçesinin içeriğini düzenlemez (bireysel başvuru için 6216 m.45 ve devamı, iptal davası için 6216 m.148 ve devamı, iptal kararının etkisi için Anayasa m.153 ve 6216 ilgili hükümleri). Ayrıca Anayasa Mahkemesinin itirazı kabul veya reddeden kararlarının içeriği ile bekletici sorun kuralının ayrıntıları da bu maddenin dışında kalır.
Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Somut norm denetimi
- Bir davaya bakan mahkemenin, o davada uygulanacak kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün Anayasa'ya uygunluğunu Anayasa Mahkemesine götürmesi yoludur. Soyut bir denetim değildir; somut bir davanın varlığına bağlıdır.
- Davada uygulanacak kural
- Bakılmakta olan davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde ya da davanın sonuçlandırılmasında olumlu veya olumsuz etki yapacak nitelikteki kanun veya CBK hükmüdür. Mahkeme, hükmün davada uygulanıp uygulanmayacağını kendisi belirler.
- İddianın ciddiliği
- Taraflardan birinin ileri sürdüğü Anayasaya aykırılık iddiasının hukuki dayanağının bulunması ve savunulabilir ya da tartışılabilir olmasıdır. Davayı uzatma, sürüncemede bırakma veya engelleme amacına yönelik olduğu anlaşılan ya da hukuki mesnetten açıkça yoksun iddialar ciddi sayılmaz.
- Re'sen aykırılık kanaati
- Mahkemenin, davada uygulanacak hükmü kendiliğinden Anayasaya aykırı görmesidir. Basit bir şüphe yeterli değildir; mahkeme aykırılık kanaatini gerekçesiyle ortaya koymak zorundadır.
- Başvuru kararı
- Mahkemenin, iptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduğunu açıklayan gerekçeli kararıdır. Başvuruda aslı gönderilmesi zorunludur.
- Ara karar niteliğinde ret kararı
- Mahkemenin aykırılık iddiasını ciddi görmemesi üzerine verdiği, talebi gerekçeleriyle reddeden kararıdır. Tek başına temyiz edilemez, esas hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilir.
Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi: hangi şartlar aranır?
- Görülmekte olan bir davanın bulunması ve bu davada uygulanacak bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün söz konusu olması gerekir.
- Mahkemenin, uygulanacak hükmü Anayasaya aykırı görmesi (re'sen kanaat) veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasını ciddi bulması gerekir; basit bir şüphe yeterli değildir.
- Başvurunun, iptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduğunu açıklayan gerekçeli başvuru kararıyla yapılması gerekir.
- Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneği ile dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ve dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerinin dizi listesine bağlanarak gönderilmesi zorunludur.
- Taraflarca ileri sürülen aykırılık iddiasının davaya bakan mahkemece ciddi görülmemesi hâlinde talep, gerekçeleriyle birlikte reddedilmelidir; bu durumda mahkeme Anayasa Mahkemesine başvuru yapamaz.
Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme aykırılık iddiasını ciddi bulursa Anayasa Mahkemesine başvurur ve Anayasa Mahkemesinin karara kadar davayı geri bırakır.
- Mahkeme iddiayı ciddi bulmazsa talep gerekçeleriyle reddedilir ve dava devam eder.
- Ret kararı esas hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilir; ret kararına karşı ayrı bir kanun yolu açılmaz.
- Yöntemine uygun olmayan veya açıkça dayanaktan yoksun başvurular Anayasa Mahkemesince esas incelemeye geçilmeksizin reddedilir.
- Anayasa Mahkemesi beş ay içinde karar vermezse ilgili mahkeme davayı yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırır.
- Anayasa Mahkemesinin kararı esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak zorundadır.
- Başvuru kararının aslı, tutanağın onaylı örneği ya da dosya belgelerinin eksik gönderilmesi, başvurunun yöntemine uygun olmaması sonucunu doğurabilir.
Re'sen başvuru ile taraf iddiası üzerine başvuru arasındaki fark nedir?
Mahkeme uygulanacak hükmü kendiliğinden Anayasaya aykırı görürse başvuru re'sen yapılır. Mahkemenin bu kanaate ulaşması gerekçeyle ortaya konulmalıdır.
Taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiası ciddi bulunursa başvuru yapılır. Burada mahkemenin kendi aykırılık kanaati aranmaz; iddianın ciddiliği yeterlidir.
Taraf iddiası ciddi bulunduğunda mahkeme, hükmü Anayasaya aykırı bulmuş olmak zorunda değildir. Mahkeme iddiayı ciddi görürse başvuru yapar.
Ciddi bulunan iddia ile ciddi bulunmayan iddia arasındaki fark nedir?
Mahkeme iddiayı ciddi bulursa dosyayı Anayasa Mahkemesine gönderir ve karara kadar davayı geri bırakır.
Mahkeme iddiayı ciddi bulmazsa talebi gerekçeleriyle reddeder ve davaya devam eder.
Ciddi bulunmayan iddiada dava devam eder ve ret kararı esas hükümle birlikte temyiz veya istinaf konusu yapılabilir; ret kararı tek başına temyiz edilemez.
Ciddi bulunan iddia ile anayasa Mahkemesinin yöntemsel incelemesi arasındaki fark nedir?
Mahkemenin ciddi bulduğu iddia Anayasa Mahkemesine gönderildiğinde, Mahkeme önce başvurunun yöntemine uygun olup olmadığını inceler.
Açıkça dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itirazlar esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedilir.
Yönteme uygun olmayan başvuru esas incelemeye girmeden reddedilir; bu nedenle mahkemenin gönderdiği evrakın eksiksiz ve usulüne uygun olması önemlidir.
Anayasaya aykırılığın mahkemelerce ileri sürülmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Basit bir aykırılık şüphesini yeterli sayarak başvuruda bulunmak; mahkemenin gerekçeli aykırılık kanaatini ortaya koyması gerekir.
- Taraf iddiasının ciddi bulunmasını, mahkemenin hükmü Anayasaya aykırı bulduğu anlamına gelmesi olarak yorumlamak.
- Ciddi görülmeyen iddia için ayrı bir kanun yolu aramak; ret kararı tek başına temyiz edilemez, esas hükümle birlikte incelenir.
- Başvuru kararının aslını veya dizi listesine bağlı belgeleri eksik göndermek; bu durumda başvuru yöntem yönünden reddedilebilir.
- Beş aylık süreyi mahkemenin gönderme tarihinden değil, işin Anayasa Mahkemesine noksansız gelişinden başlatmamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemenin aykırılık kanaatinin güçlü olması gerektiği, basit bir aykırılık şüphesiyle konunun Anayasa Mahkemesine taşınamayacağı kabul edilmektedir. (2025/222 E., 2025/213 K., 06.11.2025)
- Aykırılık iddiasının ciddiliğinin, mahkemenin iddiayı ciddi bulması anlamına geldiği ve bu kanaatin mahkemenin de hükmü Anayasaya aykırı görmesi gerektiği anlamına gelmediği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/298 E., 2020/499 K., 03.12.2020)
- Uygulanacak kuralın, davanın değişik evrelerinde ortaya çıkan sorunların çözümünde veya davayı sonuçlandırmada olumlu ya da olumsuz etki yapacak nitelikte bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (2026/2 E., 2026/3 K., 15.01.2026)
- Mahkemenin itirazı ciddi görmemesine ilişkin ara kararının tek başına temyiz edilemeyeceği, yalnızca esas hükümle birlikte denetlenebileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3431 E., 2021/355 K., 25.03.2021)
- Başvuru kararının gerekçeli olarak hangi Anayasa maddelerine aykırılık bulunduğunu açıklamasının zorunlu olduğu, gerekçesiz başvuruların yöntem yönünden incelemeye bağlandığı kabul edilmektedir. (2025/261 E., 2025/263 K., 25.12.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Aykırılık iddiasını ileri süren taraf, iddianın ciddi olduğunu ve somut davada uygulanacak hükmün bulunduğunu gösteren dayanakları ortaya koymalıdır; ispat yükü bu tarafta olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/298 E., 2020/499 K., 03.12.2020)
- Mahkemenin re'sen başvurusunda gerekçeli başvuru kararı ve ilgili dava belgelerinin onaylı örnekleri ile aykırılığın dayanağı gösterilmelidir (6216 m.40/1-a, b, c).
- Taraf iddiasının ciddi görülmemesi hâlinde, ret kararının gerekçesi ve ilgili dava belgeleri esas hükümle birlikte temyiz veya istinaf incelemesinde değerlendirilir.
- Dava dosyasının dizi listesine bağlanarak eksiksiz gönderilmesi, yöntem incelemesinde eksiklik bulunmaması bakımından belgeye dayalı olarak kanıtlanmalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- Anayasa m.152: Somut norm denetiminin anayasal dayanağıdır; davanın geri bırakılması ve beş aylık karar süresi bu hükümde de yer alır.
- 6216 sayılı Kanun m.41: Anayasa Mahkemesine yapılmış başvurunun, aynı kuralın uygulanacağı başka dava dosyaları için de bekletici sorun sayılmasını düzenler.
- 6216 sayılı Kanun m.45: Bireysel başvuruyu düzenler; somut norm denetimiyle karıştırılmamalıdır.
- Anayasa m.153: Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve iptal kararlarının etkisini düzenler; somut norm denetiminde verilen kararın etkisinin değerlendirilmesinde dikkate alınır.
Anayasa Mahkemesi Kanunu m.41 — Başvuruya engel durumlar
6216 sayılı Kanun'un 41. maddesi, itiraz yoluna (somut norm denetimi) başvurunun belirli bir kanun hükmü bakımından engellendiği hâli ve aynı itiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dava dosyalarında bekletici mesele kuralını düzenler. Madde, Anayasa Mahkemesine itiraz başvurusu yapma imkânını ve itirazın diğer dosyalara etkisini konu alır ve yalnızca esasa girerek ret kararı veren mahkemenin kararından sonraki on yıllık dönemi kapsar. Maddenin uygulanması, Anayasa Mahkemesine itiraz yapacak olan mahkemeler ile bu mahkemelerdeki dava dosyaları bakımından geçerlidir. Bireysel başvuruda kabul edilebilirlik şartlarını düzenlemez (m.45-47). Bireysel başvuruya ilişkin başvuru süresini düzenlemez (m.47). İtiraz yoluna başvurma koşullarını ve itirazın incelenme usulünü düzenlemez (AY m.152; m.43 ve sonrası). Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının yürürlük tarihini ve iptal kararlarının sonuçlarını düzenlemez (AY m.153).
Başvuruya engel durumlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- İtiraz başvurusu
- Derece mahkemesinin, önündeki davada uygulanacak bir kanun hükmünün Anayasaya aykırı olduğu kanaatine varması hâlinde bu hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine yaptığı somut norm denetimi başvurusudur. Madde bu başvurunun yapılabilirliğini sınırlar.
- Esasa girerek verilen ret kararı
- Mahkemenin, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırılığı iddiasını usulden değil, içerik bakımından inceleyip reddettiği karardır. Usulden ret ya da başka bir nedenle verilen karar bu kapsamda değildir.
- On yıllık engel süresi
- Esasa girerek verilen ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren işleyen süredir. Bu süre dolmadan aynı kanun hükmünün aynı Anayasa hükmü bakımından yeniden itiraza konu olması engellenir.
- Bekletici mesele
- İtiraz yoluna başvurulmuş bir kuralın, aynı mahkemedeki başka dava dosyalarında da uygulanacak olması hâlinde, o dosyaların da Anayasa Mahkemesinin karara bağlamasına kadar bekletilmesi anlamına gelir.
Başvuruya engel durumlar: hangi şartlar aranır?
- İtiraz yapılacak kanun hükmü hakkında daha önce Anayasa Mahkemesi tarafından esasa girilerek ret kararı verilmiş olmamalıdır ya da bu kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmiş olmalıdır.
- On yıllık engelin varlığı hâlinde itiraz başvurusunun aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla yapılması mümkün değildir.
- Yapılan itiraz başvurusunun, itiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dava dosyaları bulunan mahkemede bu dosyalar bakımından da bekletici mesele sayılması için, aynı mahkemede bu kuralın uygulanacağı başka dava dosyalarının mevcut olması gerekir.
Başvuruya engel durumlar: hangi sonuçları doğurur?
- Esasa girerek ret kararı verilen kanun hükmü hakkında, kararın Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmeden aynı Anayasa hükmü ileri sürülerek itiraz yapılamaz.
- On yıllık süre geçmeden yapılan itiraz başvurusu, bu engel nedeniyle Anayasa Mahkemesince inceleme konusu yapılmaz.
- On yıllık süre dolduktan sonra aynı kanun hükmü için yeni bir itiraz başvurusu yapılabilir.
- On yıllık engel yalnızca aynı Anayasa hükmü bakımından geçerlidir; kanun hükmünün başka bir Anayasa hükmüne aykırılığı ileri sürülürse engel uygulanmaz.
- İtiraz yoluna başvuran mahkemede, itiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dava dosyaları varsa, yapılan itiraz bu dosyalar bakımından da bekletici mesele sayılır.
- Bekletici mesele kuralı sonucunda bu dosyalarda yargılama Anayasa Mahkemesinin karar vermesine kadar durur.
Esasa girerek ret kararı ile usulden ret veya kabul arasındaki fark nedir?
Anayasa Mahkemesinin itiraz konusu kuralı esasa girerek incelemesi ve Anayasaya aykırı olmadığına karar vermesi, ret kararı niteliğindedir.
Usul yönünden verilen red ya da iptal kararı, esasa girilmediği için m.41/1 kapsamında bir ret kararı değildir.
Yalnızca esasa girerek verilen ret kararı on yıllık engeli doğurur; usulden verilen kararlar bu engeli doğurmaz.
Aynı kanun hükmü ile aynı Anayasa hükmü arasındaki fark nedir?
On yıllık engel, aynı kanun hükmünün aynı Anayasa hükmü bakımından yeniden itiraza konu olmasını önler.
Aynı kanun hükmü farklı bir Anayasa hükmü ileri sürülerek denetlenebilir.
Başka bir Anayasa hükmüne dayanan itiraz, on yıllık süre içinde de yapılabilir.
Yapılan itirazın kendi dosyası ile aynı mahkemedeki diğer dosyalar arasındaki fark nedir?
İtiraz yoluna başvuran mahkemenin kendi dava dosyası, itirazın doğrudan konusudur.
Aynı mahkemede itiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dosyalar, ikinci fıkra uyarınca bekletici mesele sayılır.
Diğer dosyalar, Anayasa Mahkemesinin kararı çıkana kadar bekletilir.
Başvuruya engel durumlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Usulden verilen ret kararını esasa girilerek verilmiş ret kararı gibi değerlendirerek on yıllık engeli uygulamak; engelin yalnızca esasa girilen ret kararlarında doğduğunu gözden kaçırmak.
- On yıllık süreyi ret kararının verildiği tarihten değil, Resmî Gazetede yayımlanma tarihinden saymamak.
- Engeli aynı kanun hükmü ile birlikte farklı Anayasa hükmüne aykırılık iddialarına da uygulamak; engel yalnızca aynı Anayasa hükmü bakımından geçerlidir.
- Bekletici mesele kuralını yalnızca itiraz yapılan dosyaya uygulamak ve aynı mahkemedeki diğer dosyaları bekletmemek.
- Bekletici mesele kuralını bireysel başvuru süreçlerine de uygulamak; madde yalnızca itiraz yoluna ilişkindir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, on yıllık engelin yalnızca aynı Anayasa hükmü bakımından geçerli olduğunu kabul etmektedir; kanun hükmünün başka bir Anayasa hükmüne aykırılığı ileri sürülürse bu engelin uygulanmayacağı belirtilmektedir. (2023/128 E., 2026/36 K., 12.02.2026; 2025/105 E., 2025/95 K., 22.04.2025)
- Esasa girerek verilen ret kararının on yıllık engel doğurduğu, buna karşılık engel süresinin dolmadan aynı kanun hükmünün aynı Anayasa hükmü ile yeniden denetlenemeyeceği kabul edilmektedir. (2024/152 E., 2025/116 K., 03.06.2025; 2023/177 E., 2024/30 K., 01.02.2024)
- İtiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dava dosyalarının bulunması hâlinde bekletici mesele kuralının bu dosyalar bakımından da işletildiği görülmektedir. (2024/202 E., 2024/192 K., 04.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- İtiraz başvurusunda bulunan mahkeme, on yıllık engelin bulunmadığını, yani ret kararının Resmî Gazetede yayımlanma tarihinin on yıldan eski olduğunu ya da daha önce esasa girilerek ret kararı verilmediğini gerekçesinde ortaya koymalıdır.
- On yıllık engelin aşılmadığını ileri süren taraf, Anayasa Mahkemesinin önceki ret kararının Resmî Gazetede yayımlanma tarihini belgeyle göstermelidir; ret kararının esasa ilişkin olup olmadığı da karar metninden ortaya konulabilir.
- İtiraz yapılan kuralın başka dava dosyalarında uygulanacağı iddiası, aynı mahkemedeki dosya kayıtlarıyla ispatlanır; dosyaların bekletilmesi için bu kayıtların ortaya konulması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6216 sayılı Kanun m.41: Bu madde, ret kararı sonrası on yıllık engeli ve bekletici mesele kuralını kendi metninde düzenler; şerhin konusu odur.
- 6216 sayılı Kanun m.43: İtiraz başvurularında dosya üzerinden inceleme ve Anayasaya aykırılık gerekçesine bağlı olmama ilkesini düzenler; ret kararı verilip verilmediğinin sonraki incelemede bağlamı oluşturur.
- 6216 sayılı Kanun m.48: Bireysel başvuru bakımından kabul edilebilirlik şartlarını düzenler; m.41 ise yalnızca itiraz yoluna ilişkindir, bireysel başvuruya uygulanmaz.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| on gün | m.37 | (1) Anayasa değişiklikleri ile kanunların şekil yönünden Anayasaya , Anayasa Mahkemesinin 1/3/2012 tarihli ve E.: 2011/59, K.: 2012/34 sayılı Kararı ile bu fıkrada yer alan “…kanun hükmünde kararnamelerin ise yetki kanununda öngörülen… |
| altmış gün | m.37 | Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ile Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün veya bunların belli madde ve hükümlerinin şekil ve esas, kanunların ise sadece esas yönlerinden Anayasaya aykırılıkları iddiasıyla doğrudan doğruya iptal davası… |
| on gün | m.39 | (1) Mahkemece, dava dilekçesinin, 38 inci maddede gösterilen şartları taşıyıp taşımadığı, kayıt tarihinden itibaren on gün içinde incelenir. |
| on gün | m.40 | (4) Evrakın kayda girişinden itibaren on gün içinde başvurunun yöntemine uygun olup olmadığı incelenir. |
| beş ay | m.40 | (5) Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. |
| on yıl | m.41 | (1) Mahkemenin işin esasına girerek verdiği ret kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla itiraz başvurusu yapılamaz. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
32 karar- 2026/36 E., 2026/33 K., 12.02.2026İlgili madde: m.40
- 2023/128 E., 2026/36 K., 12.02.2026İlgili madde: m.41
- 2026/2 E., 2026/3 K., 15.01.2026İlgili madde: m.40
- 2025/261 E., 2025/263 K., 25.12.2025İlgili madde: m.40
- 2025/222 E., 2025/213 K., 06.11.2025İlgili madde: m.40
- 2025/116 E., 2025/128 K., 17.06.2025İlgili madde: m.38
- 2024/171 E., 2025/118 K., 03.06.2025İlgili madde: m.37
- 2024/152 E., 2025/116 K., 03.06.2025İlgili madde: m.41
- 2025/105 E., 2025/95 K., 22.04.2025İlgili madde: m.41
- 2024/161 E., 2025/69 K., 06.03.2025İlgili madde: m.41
Diğer 22 karar
- 2024/202 E., 2024/192 K., 04.12.2024İlgili madde: m.41
- 2023/177 E., 2024/30 K., 01.02.2024İlgili madde: m.41
- 2018/117 E., 2023/212 K., 07.12.2023İlgili madde: m.35, m.37, m.38, m.39
- 2016/144 E., 2020/75 K., 10.12.2020İlgili madde: m.36, m.38
- 2019/6 E., 2019/25 K., 11.04.2019İlgili madde: m.39
- 2016/135 E., 2016/129 K., 04.07.2016İlgili madde: m.37
- 2015/71 E., 2015/79 K., 03.09.2015İlgili madde: m.35
- 2013/50 E., 2015/38 K., 01.04.2015İlgili madde: m.39
- 2014/146 E., 2015/31 K., 19.03.2015İlgili madde: m.38, m.39
- 2013/114 E., 2014/184 K., 04.12.2014İlgili madde: m.38, m.39
- 2013/1 E., 2014/161 K., 22.10.2014İlgili madde: m.39
- 2014/57 E., 2014/81 K., 10.04.2014İlgili madde: m.38
- 2014/46 E., 2014/38 K., 21.02.2014İlgili madde: m.37
- 2012/100 E., 2013/84 K., 04.07.2013İlgili madde: m.37
- 2011/42 E., 2013/60 K., 09.05.2013İlgili madde: m.36
- 2011/123 E., 2013/26 K., 06.02.2013İlgili madde: m.35
- 2011/131 E., 2013/22 K., 31.01.2013İlgili madde: m.35
- 2011/126 E., 2012/110 K., 18.07.2012İlgili madde: m.35
- 2011/59 E., 2012/34 K., 01.03.2012İlgili madde: m.36
- Hukuk Genel Kurulu, 2015/3431 E., 2021/355 K., 25.03.2021İlgili madde: m.40
- Ceza Genel Kurulu, 2018/298 E., 2020/499 K., 03.12.2020İlgili madde: m.40
- Genel Kurul, 2023/99744 E., 21.12.2023İlgili madde: m.37
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.07.2018 (m.35).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 5.2. Yargı - 6216 sayılı AYM Kanunu Hükümleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış