Özel borç ilişkileri › Saklama sözleşmeleri

Genel saklama sözleşmesi ve saklayanın borçları

TBK m.561–570Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Kısaca

TBK m.561, saklama sözleşmesinin tanımını ve ücret ilkesini düzenler. TBK m.562, saklatanın (saklama sözleşmesinde bırakan tarafın) iki temel borcunu düzenler: sözleşmenin ifası için zorunlu olan masrafların ödenmesi ve saklayanın saklama nedeniyle uğradığı zararların giderilmesi. TBK m.563/1, saklayanın saklatanın izni olmadan saklanan eşyayı kullanma yasağını ve bu yasağa aykırılığın sonuçlarını düzenler: uygun kullanım bedeli ödeme borcu ile beklenmedik hâlden doğan zararlardan sorumluluk.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.561–570 hükümlerini kapsar.

TBK m.561 — Tanımı

TBK m.561, saklama sözleşmesinin tanımını ve ücret ilkesini düzenler. Sözleşmenin konusunun taşınır olduğu, saklayanın taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği ve ücretin ancak açıkça öngörülmesi ya da durum ve koşulların gerektirmesi halinde istenebileceği bu maddenin kapsamındadır. Madde, saklayanın kullanma yasağını, saklatanın masraf ve zarar sorumluluğunu, geri verme borcunu ve üçüncü kişi iddialarını düzenlemez; bunlar m.562 (masraf ve zarar), m.563 (kullanma yasağı), m.564-565 (geri isteme ve geri verme), m.568 (üçüncü kişi hakları) hükümlerindedir. Ardiye, usulsüz tevdi ve konaklama yeri, garaj ve otopark gibi özel saklama türleri de m.561'in genel rejiminin dışında kalan, ayrı maddelerde düzenlenen sözleşmelerdir (m.570-580). Sözleşmenin ilişkin olduğu taraflar saklatan ve saklayandır; ücretin tespiti tarafların anlaşmasına ve somut işin niteliğine bağlıdır.

Tanımı: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklama sözleşmesi
Saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı bir taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Konusu yalnızca taşınırdır; taşınmaz bu sözleşmenin konusu olamaz.
Saklatan
Taşınırı saklanmak üzere karşı tarafa bırakan kişidir. Kanun metninde bu kişi tanımlanmamış olup, sözleşmenin bir tarafını ifade eden kavram olarak kullanılır.
Saklayan
Saklatandan taşınırı kabul eden ve onu koruma altına alan kişidir. Saklayanın ücret isteme hakkı, ancak m.561/2'de öngörülen koşullarda doğar.
Taşınır
Sözleşmenin konusunu oluşturan şeydir. Taşınmaz mallar saklama sözleşmesinin konusu olamaz; taşınmazın saklanması bu sözleşme kapsamında değerlendirilemez.
Ücret
Saklayanın saklama karşılığında saklatandan isteyebileceği bedeldir. Sözleşmenin zorunlu unsuru değildir; kanunda belirlenen bir oran ya da tutar yoktur.

Tanımı: hangi şartlar aranır?

  • Taşınır bir şeyin saklatan tarafından saklayana bırakılmış olması gerekir; taşınmazın konu alınması sözleşmeyi saklama sözleşmesi yapmaz.
  • Saklayanın, bırakılan taşınırı güvenli bir yerde koruma altına alma borcunu üstlenmiş olması gerekir.
  • Saklayanın ücret isteyebilmesi için ücretin açıkça öngörülmüş olması ya da durum ve koşulların bunu gerektirmesi gerekir.
  • Ücret istenmemesi halinde sözleşme ivazsız kalır; ücret koşulu aranmadan saklayandan ücret talep edilemez.
  • Sözleşme için kanunda herhangi bir şekil öngörülmediğinden, yazılı biçim aranmaz; ancak ücret kararlaştırılmışsa bunun varlığı ispat edilmelidir.

Tanımı: hangi sonuçları doğurur?

  • Saklatan taşınırı saklayana bıraktığında ve saklayan kabul ettiğinde saklama sözleşmesi kurulur; bu sözleşmenin kurulabilmesi için ayrıca taşınırın saklayana fiilen teslimi gerekmez, ancak fiilen teslim edilmedikçe geri verme borcu doğmaz.
  • Ücret açıkça öngörülmüş veya durum ve koşullar gerektirmişse saklayan ücret isteyebilir.
  • Ücret öngörülmemiş ve durum ve koşullar da bunu gerektirmemişse saklayan ücret talep edemez; sözleşme ivazsız niteliktedir.
  • Sözleşmenin tanımında yer alan taşınır dışındaki bir malın konu alınması halinde bu sözleşme m.561 anlamında saklama sözleşmesi olarak kurulamaz.
  • Madde ücretin miktarını belirlemediğinden, ücret tutarı tarafların anlaşmasına ya da işin olağan koşullarına göre tespit edilir.
  • Maddenin emredici olup olmadığı açık değildir; ancak ücret kuralı taraf iradesine bağlı olarak işlediğinden tamamlayıcı nitelikte kabul edilmektedir (metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır).

Ücretli ile ücretsiz saklama arasındaki fark nedir?

Ücretin açıkça kararlaştırıldığı ya da işin niteliği gereği bir ücretin beklendiği hallerde saklama ücretlidir.

Ücretin ne kararlaştırıldığı ne de durum ve koşullardan çıktığı hallerde saklama ücretsizdir.

Ücretli saklamada saklayan ücret isteyebilir; ücretsiz saklamada saklayan ücret talep edemez.

Açık ücret kararı ile örtülü ücret koşulu arasındaki fark nedir?

Taraflar ücreti açıkça kararlaştırmışsa saklayan bu ücreti talep edebilir.

Ücret açıkça kararlaştırılmamış ama durum ve koşullar bunu gerektiriyorsa, ücret istenebilir.

Her iki halde de ücret doğar; ancak ilk halde ücret kararı doğrudan sözleşmeden, ikinci halde ise işin niteliğinden çıkarılır.

Genel saklama ile özel saklama türleri arasındaki fark nedir?

m.561 genel saklama sözleşmesinin tanımını ve ücret kuralını düzenler.

m.570 (misli şeylerin saklanması), m.571-575 (ardiye) ve m.576-580 (konaklama yeri, garaj, otopark) ayrı türleri düzenler.

Özel türlere ilişkin özel hükümler varsa, bunlar uygulanır; m.561 ancak genel çerçeve olarak tamamlayıcı rol oynar.

Tanımı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Saklama sözleşmesinin konusunun taşınır ve taşınmaz olabileceğini varsaymak; konu yalnızca taşınırdır.
  • Saklamanın her zaman ücretli olduğunu kabul etmek; kural olarak saklama ücretsizdir ve ücret ancak açık öngörü ya da durum ve koşullarla doğar.
  • Ücret talebinde yalnızca işin ticari niteliğine bakıp açık kararı aramamak; m.561/2 iki alternatifli bir koşul öngörür.
  • Fiilen teslim gerçekleşmeden geri verme borcunun doğduğunu düşünmek; teslim gerçekleşmedikçe bu borç doğmaz.
  • Özel saklama türlerinde (ardiye, otopark) genel m.561 ücret kuralını aynen uygulamak; bu türlerin kendi hükümleri vardır.
  • Madde metnindeki saklama tanımını kitaplardaki eski ifadelerle karıştırmak; güncel metin esas alınmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6098 sayılı Kanun m.561'deki saklama sözleşmesi, eski Borçlar Kanununun vedia sözleşmesinin devamı niteliğinde kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018)
  • Saklama sözleşmesi niteliğindeki ilişkilerde m.561 ile ilgili uyuşmazlıklar ticari dava sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022)
  • Taraflar arasındaki ilişkinin saklama sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, taşınırın saklayana bırakılması ve saklamanın amacına göre tespit edilmektedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 2026/379 E., 2026/282 K., 11.03.2026)
  • Madde metninin ilk fıkrasında yer alan saklama tanımının, kararlarda aynen saklama sözleşmesinin tanımı olarak kullanıldığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/305 E., 2025/368 K., 18.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret talep eden saklayan, ücretin açıkça kararlaştırıldığını ya da durum ve koşulların ücreti gerektirdiğini ispatla yükümlüdür.
  • Ücretin kararlaştırılması yazılı delille ispatlanabilir; ancak kanunda sözleşmenin şekle tabi olmaması nedeniyle tanık ve karine de kullanılabilir.
  • Saklatan, ücret kararının bulunmadığını ya da işin ücretsiz yapıldığını savunursa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Taşınırın saklayana fiilen teslim edildiğinin ispatı, geri verme borcunun doğup doğmadığının tespitinde önem taşır; teslim iddiasını ileri süren taraf bunu ispatlar.
  • Taşınmazın saklama konusu yapıldığı iddiası sözleşme niteliğinin belirlenmesinde ilgili delillerle değerlendirilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.562: Saklatanın masraf ve zarar sorumluluğunu düzenler; saklama sözleşmesinin ivazsız kurulduğu hallerde de masrafların saklatana ait olduğunu belirler.
  • 6098 m.563: Saklayanın izinsiz kullanma yasağını ve buna aykırılığın sonucunu düzenler; m.561'in genel yükümlülük çerçevesini tamamlar.
  • 6098 m.570: Misli şeylerin saklanmasını düzenler; m.561 genel saklama tanımı bu türün dışında kalan taşınır saklamalarında uygulanır.
  • 6098 m.571-575: Ardiye sözleşmesini düzenler; ücret ilişkisi ve sözleşmenin niteliği bakımından m.561'den ayrılır.
  • 6098 m.576-580: Konaklama yeri, garaj ve otopark işletenlere bırakma halini düzenler; bu sözleşmelerde ücret ilişkisi genel saklamadan farklı biçimde kurulur.

TBK m.562 — Saklatanın borçları

TBK m.562, saklatanın (saklama sözleşmesinde bırakan tarafın) iki temel borcunu düzenler: sözleşmenin ifası için zorunlu olan masrafların ödenmesi ve saklayanın saklama nedeniyle uğradığı zararların giderilmesi. Hüküm, taşınır konusu saklama sözleşmesinde saklatan bakımından uygulanır. Madde, saklatanın ücret ödeme borcunu, saklananın geri verilmesi borcunu, kullanma yasağını ve üçüncü kişi hak iddialarını düzenlemez; bunlar sırasıyla TBK m.561 (ücret), m.563 (kullanma yasağı), m.564-565 (geri isteme ve geri verme) ve m.568 (üçüncü kişi iddiaları) kapsamındadır. Saklatanın bu maddeye dayanan borçlarının zamanaşımı ve ispatına ilişkin usul sorunları da madde metninde yer almaz.

Saklatanın borçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklatan
Saklamaya konu taşınırı saklayana bırakan taraftır. Bu maddede borçlu olan taraf saklatandır; masraf ödeme ve zarar tazmin borçları ona yüklenmiştir.
Saklayan
Taşınırı teslim alıp güvenli bir yerde koruma altında tutmayı üstlenen taraftır. Masrafı ve zararı saklatandan talep eden taraf odur.
Sözleşmenin ifası için zorunlu masraf
Saklayanın saklama borcunu yerine getirirken, işin niteliği gereği katlanmak zorunda kaldığı harcamalardır. Sözleşmenin kendisi için değil, ifa için gerekli olan giderler bu kapsamdadır; keyfi veya gereksiz harcamalar kapsam dışında kalır.
Saklamadan doğan zarar
Saklanan taşınırın saklayanın elinde bulunması nedeniyle saklayanın malvarlığında oluşan kayıplardır. Bu zararın saklanan şeyin saklanmasıyla illiyet bağı bulunmalıdır.
Kendi kusurundan ileri gelmeme (kusursuzluk) ispatı
Saklatanın, zararın kendi kusurundan kaynaklanmadığını kanıtlamasıdır. Bu ispat yapılamazsa saklatan zararı gidermekle yükümlü kalır; ispatı başarılı olursa sorumluluğu ortadan kalkar.

Saklatanın borçları: hangi şartlar aranır?

  • Taraflar arasında geçerli bir saklama sözleşmesi bulunmalıdır ve saklatan bir taşınırı saklayana bırakmış olmalıdır.
  • Masrafın, sözleşmenin ifası için zorunlu olması ve saklayanın saklama borcunun yerine getirilmesiyle bağlantılı bulunması gerekir.
  • Saklayanın saklanan şey nedeniyle bir zarara uğramış olması gerekir.
  • Zararın saklatanın kusurundan ileri gelmediğini saklatan ispat etmedikçe, zararın giderilmesi yükümlülüğü doğar.
  • Saklatanın kusursuz olduğunu ispat etmesi halinde, zarar tazmini yükümlülüğü ortadan kalkar.

Saklatanın borçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Saklatan, sözleşmenin ifası için zorunlu olan masrafların tamamını saklayana ödemekle yükümlüdür.
  • Saklatan, saklamadan doğan zararları gidermek zorundadır; ancak kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat ederse bu sorumluluktan kurtulur.
  • Saklatanın kusuru, saklanan şeyde gizli zarar tehlikelerinden ibaret olabilir ve bu durumda sorumluluğu doğar.
  • Saklayanın zararı, saklatanın ortak kusuru da varsa hâkim tazminatta indirim yapabilir (uygulamada kabul edilen görüş).
  • Masraf ve zarara ilişkin bu düzenleme emredici değildir; taraflar aksini kararlaştırabilir.

Masraf ile zarar arasındaki fark nedir?

Masraf, sözleşmenin ifası için zorunlu olarak yapılan ve doğrudan saklama borcuyla bağlantılı olan harcamalardır. Fıkra birinci kapsamında kusura bakılmaksızın saklatana yüklenir.

Zarar, saklanan şeyin saklanması sırasında saklayanın malvarlığında oluşan kayıptır. Fıkra ikinci kapsamında saklatanın kusursuzluğunu ispatı ile ortadan kalkabilir.

Masrafın ödenmesinde saklatanın kusuru aranmaz; zarar tazmininde ise saklatanın kusursuzluğunu ispat etmesi sorumluluğu kaldırır. Masraf yükümlülüğü ile zarar yükümlülüğü ayrı koşullara bağlıdır.

Saklatanın kusuru ile saklatanın kusursuzluğu arasındaki fark nedir?

Saklatanın kusuru, saklanan şeyde gizli tehlikeler bulunması gibi hallerde ortaya çıkar; bu durumda saklatan zarardan sorumlu olur.

Saklatanın kusursuzluğu, saklatanın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispat etmesidir. Bu ispat yapıldığında zarar tazmini yükümlülüğü doğmaz.

Saklatan kendi kusursuzluğunu ispat edemezse zarar tazmininden kurtulamaz; ispat ederse sorumluluk kalkar.

Saklatanın borçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Masraf ödeme borcunu zarar tazmini gibi kusur şartına bağlamak; masraf yükümlülüğünde saklatanın kusuru aranmaz.
  • Saklatanın kusursuzluk ispatını yeterli saymak; bu ispat yapılmadan kusursuz kabul edilmez, ispat yükü saklatandadır.
  • Zararın tamamını masraf olarak değerlendirmek; masraf ile zarar farklı kavramlardır ve farklı koşullara tabidir.
  • Taraflar aksini kararlaştırabileceği için masraf ve zarar düzenlemesini her zaman emredici saymak; düzenleme emredici değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerinden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Masraf ödeme talebinde bulunan saklayan, masrafın sözleşmenin ifası için zorunlu olduğunu ve yapıldığını ispat yükü altındadır; fatura, makbuz gibi belgelerle ispatlanır.
  • Zarar tazmini talebinde bulunan saklayan, zararın saklanan şeyin saklanması nedeniyle doğduğunu ve miktarını ispatla yükümlüdür.
  • Saklatan, zararın kendi kusurundan ileri gelmediğini ispat etmek zorundadır; bu ispat yapılamazsa tazmin yükümlülüğü devam eder.
  • Saklatanın kusursuzluğunu ispatlayabilmesi için saklanan şeyin niteliği, gizli tehlikelerin bulunmadığı veya bildirilmediği gibi hususları gösteren delillere ihtiyacı vardır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklatanın ücret ödeme borcunu ve saklayanın ücret isteme hakkını düzenler; m.562'deki masraf kavramı ücretten ayrıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.563: Saklayanın kullanma yasağını düzenler; bu yasağa aykırılık halinde doğan kullanım bedeli ve zarar sorumluluğu m.562 ile ilişkilidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.566: Saklanan taşınırın geri verilmesi giderlerinin ve hasarının saklatana ait olduğunu düzenler; m.562 ile aynı yönde bir sorumluluk dağılımı kurar.
  • 6098 sayılı Kanun m.564: Saklatanın saklananı her zaman geri isteme hakkını ve bu durumda masrafları ödeme yükümlülüğünü düzenler; m.562 ile ifa masraflarının sınırını birlikte belirler.

TBK m.563 — Kullanım yasağı

TBK m.563/1, saklayanın saklatanın izni olmadan saklanan eşyayı kullanma yasağını ve bu yasağa aykırılığın sonuçlarını düzenler: uygun kullanım bedeli ödeme borcu ile beklenmedik hâlden doğan zararlardan sorumluluk. Kullanma izninin verilmesi, izin kapsamı ve geri verme borcu da bu bağlamda ele alınır. Madde, saklama sözleşmesinin tarafları olan saklayan ve saklatan arasındaki ilişkiye uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası ve devamındaki geri verme borcunu (m.564 ve devamı) düzenlemez; sözleşmenin ücret ve sona erme kuralları (m.561, m.565) ile saklatanın masraf ve tazminat borçları (m.562) ayrı maddelerde yer alır. Saklanan eşyanın üçüncü kişilerin hak iddiası hâlinde geri verilmesi (m.568) ve misli eşyanın saklanması (m.570) da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Kullanım yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklama sözleşmesi
Saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Konusu yalnızca taşınırlardır; taşınmaz saklama sözleşmesinin konusu olamaz.
Kullanma yasağı
Saklayanın, saklatanın izni olmadıkça saklanan eşyayı kullanamaması kuralıdır. Yasak, saklama sözleşmesini kullandırma sözleşmesinden ayıran unsurdur; ancak saklatanın rızası sözleşmenin esaslı unsuru değildir.
Kullanma izni
Saklatanın kullanmaya verdiği irade beyanıdır. Açık ya da örtülü olabilir, sınırlı, süreli veya şarta bağlı verilebilir; saklatan izni her zaman tamamen ya da kısmen geri alabilir.
Uygun kullanım bedeli
Kullanımın yapıldığı yer ve zamanda, böyle bir kullanım için ödenmesi gereken mutad kira bedelidir. Tazminat niteliği taşımaz; saklatanın malvarlığında azalma olmasa da ödenir.
Beklenmedik hâl
Kullanım sırasında saklananın yok olmasına, hasar görmesine veya bozulmasına yol açan, öngörülmeyen olaydır. Saklayan, bu zararın kullanmamış olsa da doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Kullanım yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Saklayan ile saklatan arasında geçerli bir saklama sözleşmesinin bulunması gerekir.
  • Saklanan şeyin saklayanın zilyetliğinde olması ve bu şeyin bir taşınır olması gerekir.
  • Saklayanın saklananı kullanması gerekir; kullanma eylemi saklatanın izni olmaksızın yapılmalıdır. İzin açık ya da örtülü olabilir ve kapsamı izinle sınırlıdır.
  • Saklatanın kullanmaya izin vermiş olması hâlinde yasak ortadan kalkar; ancak izin kapsamı aşılırsa yasağa aykırılık yine doğar.
  • Kullanma sonucunda saklatanın uygun kullanım bedeline hak kazanması için kullanımın gerçekleşmiş olması yeterlidir; zarar doğmuş olması gerekmez.

Kullanım yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Saklayan izinsiz kullanım yaptığında saklatana uygun bir kullanım bedeli ödemekle yükümlü olur.
  • Uygun kullanım bedeli, saklatanın zarara uğraması şartına bağlı değildir ve saklayan saklama sözleşmesi ivazsız olsa bile bu bedeli öder.
  • Kullanım sırasında saklanan beklenmedik bir olayla yok olur, hasar görür veya bozulursa saklayan bundan sorumlu olur.
  • Saklayan, şeyi kullanmamış olsaydı da bu zararın doğacağını ispat ederse beklenmedik hâl sorumluluğundan kurtulur.
  • Saklatan kullanmaya izin vermişse bedel ve beklenmedik hâl sorumluluğu doğmaz.
  • Kullanma yasağı emredici bir kural değildir; saklatanın izni ile kullanma serbest hâle gelir (TBK 563/1 ile birlikte okunduğunda kullanma yasağı saklatanın iradesine bağlıdır).

Kullanma izni ile kullanma yasağı arasındaki fark nedir?

Saklatan kullanmaya açıkça ya da örtülü olarak izin vermişse saklayan eşyayı kullanabilir.

İzin yoksa veya izin kapsamı dışına çıkılmışsa saklayanın kullanımı yasağa aykırıdır.

İzin varsa m.563/1 hükümleri uygulanmaz; izin yoksa bedel ve beklenmedik hâl sorumluluğu doğar.

Saklama sözleşmesi ile kullandırma sözleşmesi arasındaki fark nedir?

Saklama sözleşmesinde asıl amaç eşyanın güvenle korunmasıdır ve kullanma yasağı bu amacın gereğidir.

Kullandırma sözleşmesinde eşyanın kullanılması sözleşmenin asıl amacıdır.

Saklatanın kullanmaya rıza göstermesi sözleşmenin türünü değiştirmez; bu nedenle izin, saklama sözleşmesinin esaslı unsuru sayılmaz.

Uygun kullanım bedeli ile tazminat arasındaki fark nedir?

Uygun kullanım bedeli, kullanımın yapıldığı yer ve zamana göre mutad kira bedelidir ve fiilen elde edilen gelir ve yarar esas alınarak hesaplanır.

Tazminat, saklatanın gerçek zararını karşılar ve zararın varlığına bağlıdır.

Bedel, saklatanın zararı olmasa da istenebilir; zarar ise ayrıca beklenmedik hâl sorumluluğu kapsamında aranır.

Kullanımla birlikte zarar ile kullanılmamış olsa da doğacak zarar arasındaki fark nedir?

Eşya kullanım sırasında beklenmedik bir olayla zarar görmüşse saklayan bu zarardan sorumludur.

Saklayan, eşyayı kullanmamış olsa da zararın doğacağını ispat ederse sorumluluktan kurtulur.

Sorumluluktan kurtulmak için illiyet bağının bulunmadığının ispatı gerekir.

Kullanım yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kullanma yasağını emredici bir kural saymak; oysa izin varsa yasak ortadan kalkar ve kural saklatanın iradesine bağlıdır.
  • Uygun kullanım bedelini tazminat gibi hesaplamak; bedel saklatanın zararına bağlı değildir ve fiilen elde edilen gelir ve yarar esas alınır.
  • Saklayanın sorumluluğunu yalnızca kullanım sırasında ortaya çıkan zarar olarak sınırlamak; beklenmedik hâl sorumluluğu kullanım sırasındaki her zarara genişler.
  • Saklatanın izninin kapsamını genişletmek; otoparka bırakılan araç örneğinde izin yalnız park için verilmiş sayılır, otopark dışına çıkarma izne dahil değildir.
  • Saklama sözleşmesinin ivazsız olması hâlinde bedel ödenmeyeceğini düşünmek; saklayan ivazsız olsa da bu bedeli öder.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerinden doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Saklatan, saklayanın izinsiz kullanımını ve kullanımın gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür; kullanım yasağına aykırılık ve izin yokluğu bu şekilde ortaya konur.
  • Saklayan, kullanma izninin bulunduğunu ileri sürüyorsa bu izni yazılı belge, tanık veya örtülü izni gösteren olguyla ispat etmelidir.
  • Uygun kullanım bedelinin tespitinde mutad kira bedeli esas alınır; uyuşmazlıkta bedeli mahkeme belirler.
  • Beklenmedik hâl sorumluluğundan kurtulmak isteyen saklayan, kullanmamış olsa da zararın doğacağını ispat etmekle yükümlüdür; bu ispat sorumluluğu ortadan kaldırır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını, saklayanın eşyayı kabul ve saklama borcunu ve ücret koşulunu düzenler; m.563/1 bu yükümlülükler üzerine kurulur.
  • 6098 sayılı Kanun m.562: Saklatanın masraf ödeme ve zararı tazmin borçlarını düzenler; saklanan şeyin kusur nedeniyle saklayana verdiği zararla ilgilidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.564: Saklatanın eşyayı her zaman geri isteme yetkisini düzenler; izinsiz kullanım ile geri verme borcu arasındaki ilişkiyi tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.565: Süreli saklamada saklayanın geri verme borcu ile erken geri verme koşullarını düzenler; saklanan eşyanın kullanımına ilişkin yükümlülüğü sona erme kuralı ile birlikte değerlendirilir.

TBK m.564

Madde, saklama sözleşmesinde süre belirlenmiş olsa bile saklatanın saklananın geri verilmesini her zaman isteyebilmesini ve buna karşılık saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yaptığı masrafların saklatana ödetilebilmesini düzenler. Kime uygulandığı bakımından saklama sözleşmesinin taraflarını, yani saklayanı ve saklatanı kapsar. Maddede saklama sözleşmesinin kurulması, süreli veya süresiz sözleşmenin sona ermesi için fesih kuralları, saklayanın ücret ve giderlerine ilişkin genel düzenlemeler ve saklayanın özen yükümlülüğü yer almaz; bunlar ilgili maddelerde düzenlenmiştir (m.561 ve m.565 kapsamında ayrı değerlendirilmelidir). Ayrıca saklayanın belirli süre içinde geri verme yükümlülüğünün ihlali sonucu doğan tazminat sorumluluğu bu maddenin konusu değildir.

m.564: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklatan
Eşyasını saklayana teslim eden ve saklananın geri verilmesini isteyebilecek olan taraftır.
Saklayan
Saklananı muhafaza etmeyi üstlenen ve saklatana geri verme borcu altında bulunan taraftır.
Saklanan
Saklayana teslim edilen ve muhafaza edilen eşyadır; geri verme sırasında bütün çoğalmalarıyla birlikte iade edilir.
Çoğalmalar
Saklananın doğal veya hukuki meyveleri ile saklama süresince ortaya çıkan ürün ve artıları ifade eder; geri verme kapsamına girer.
Her zaman ileri sürülebilen istem
Sözleşmede belirlenmiş bir süre bulunsa dahi saklatanın, süre dolmadan da geri verme talebinde bulunabilmesi anlamına gelir. Bu hak sözleşmedeki süreye bağlı değildir.
Belirlenen süreyi dikkate alan masraflar
Saklayanın, sözleşmede kararlaştırılan süre çerçevesinde saklanan için yaptığı, süreye göre makul görülen giderlerdir. Bu giderler saklatan tarafından ödenir; süre dolmadan yapılan erken iadede dahi saklatanın bunları ödemesi gerekir.

m.564: hangi şartlar aranır?

  • Saklatanın, saklama sözleşmesinde süre belirlenmiş olsa dahi, saklananın geri verilmesini isteyen bir talepte bulunması gerekir.
  • Talebin, sözleşmede kararlaştırılan süre dolmadan yapılmış olması durumunda da saklayan talebe uymakla yükümlüdür; süre engeli ileri sürülemez.
  • Geri verme, saklananın bütün çoğalmalarıyla birlikte yapılmalıdır.
  • Saklayanın, belirlenen süreyi dikkate alarak yaptığı masraflar varsa, saklatanın bunları ödemesi gerekir.
  • Saklayanın masraf yapması ile erken geri verme talebi arasında sürenin dikkate alınması gerekir; süre tamamen göz ardı edilemez.

m.564: hangi sonuçları doğurur?

  • Saklatan, sözleşmede süre belirlenmiş olsa dahi saklananın geri verilmesini her zaman isteyebilir.
  • Saklayan bu talep üzerine saklananı bütün çoğalmalarıyla birlikte geri vermekle yükümlüdür.
  • Saklayan, belirlenen süreyi dikkate alarak yaptığı masrafları saklatandan isteyebilir.
  • Masraf yapılmamışsa ya da süreye uygun olmayan masraf söz konusuysa saklatandan ödeme talep edilemez.
  • Süre sözleşmede belirlenmiş olsa da bu süre saklatanın iade talebini engellemez; ancak süre, saklayanın masraflarının değerlendirilmesinde dikkate alınır.
  • Bu hüküm emredici niteliktedir; süreli saklama sözleşmesinde süre dolmadan iade talebini kısıtlayan veya engelleyen sözleşme kayıtlarının geçerli olup olmadığı, maddenin mantığından çıkar ve bu kayıtlar saklatanın iade hakkını ortadan kaldıramaz.

Süreli saklama ile süresiz saklama arasındaki fark nedir?

Sözleşmede bir süre kararlaştırılmış olan saklama sözleşmesidir.

Sözleşmede süre belirlenmemiş olan saklama sözleşmesidir.

Süreli sözleşmede bile saklatan her zaman iade isteyebilir; süresiz sözleşmede ise taraflardan her biri her zaman sözleşmeyi feshedebilir (m.565 bakımından ayrıca değerlendirilir).

Süre dolmadan talep ile süre dolduktan sonra talep arasındaki fark nedir?

Süre dolmadan yapılan iade talebi, saklayanın erken iade yaptığı durumu oluşturur.

Süre dolduktan sonra yapılan talep, sözleşmenin normal sona erme halidir.

Süre dolmadan yapılan talepte saklayan masraf farkını ileri sürebilir; süre dolduktan sonra masraf sorunu daha az ortaya çıkar.

Masrafların ödenmesi ile masraf ödenmeyen iade arasındaki fark nedir?

Saklayanın belirlenen süreyi dikkate alarak yaptığı masraflar bulunan hal.

Saklayanın masraf yapmadığı veya masrafın süreye göre makul olmadığı hal.

Masraf varsa saklatan bunu ödemek zorundadır; masraf yoksa iade karşılıksız gerçekleşir.

m.564: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süreli saklama sözleşmesinde süre dolmadan iade talebinin reddedilebileceğini varsaymak; madde bu talebi her zaman hakkı tanır.
  • Saklayanın belirlenen süre dışında yaptığı masrafları saklatana yükletmek; masraf ödemesi yalnız süreyi dikkate alarak yapılan masraflarla sınırlıdır.
  • Saklatanın ödemesi gereken masrafları genel masraf kuralıyla karıştırmak; burada sürenin dikkate alınması ayırt edicidir.
  • Geri verme borcunu sadece saklananın asıl eşyası ile sınırlamak; bütün çoğalmalar da geri verme kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklatanın süre dolmadan da saklananı geri isteyebileceği, bu talebin sözleşmedeki vadeye bağlı olmadığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/305 E., 2025/368 K., 18.06.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1805 E., 2023/466 K., 09.03.2023)
  • Hüküm, süreli saklama sözleşmelerinde saklayanın geri verme borcunun her zaman doğduğunu, saklayanın süre savunmasıyla bu borcu ertelemeyeceğini ortaya koyduğu şeklinde uygulanmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/349 E., 2025/288 K., 12.03.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/1567 E., 2024/1306 K., 20.09.2024; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/2300 E., 2024/89 K., 17.01.2024)
  • Saklama sözleşmelerinin ticari dava sayıldığı ve bu nedenle uyuşmazlıkların ticari dava usulüne tabi olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Saklananın geri verilmesini isteyen saklatan, saklama sözleşmesinin varlığını ve saklananın saklayana teslim edildiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat teslim belgesi, sözleşme veya tanık gibi delillerle yapılabilir.
  • Saklatan, iade talebini yaptığını ve saklayanın bu talebe uymadığını ispatlamalıdır; talebin yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar.
  • Saklayan, masraf talebinde bulunuyorsa, yaptığı masrafları ve bunların belirlenen süreyi dikkate alarak yapıldığını ispat yükü altındadır; masraf faturaları ve belgeler bu amaçla kullanılır.
  • Saklayanın süre savunmasını ileri sürerek iadeyi geciktirmesi durumunda, süreye dayanmanın hukuki geçerliliği saklayan tarafından ispat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.565: Süresiz saklama sözleşmesinde taraflara tanınan fesih hakkını düzenler; m.564 süreli sözleşmede bile iade hakkını tanırken, m.565 süresiz hal bakımından ayrı bir rejim kurar.
  • 6098 m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını ve kapsamını düzenler; m.564'teki taraflar ve saklananın kavramı bu tanıma dayanır.

TBK m.565

Bu madde, saklayanın saklananı süre sonundan önce geri verme imkânını, süresiz saklamada geri verme serbestisini ve birden çok saklatanın bulunduğu hâlde saklananın kime geri verileceğini düzenler. Madde, saklama sözleşmesinde saklayan lehine doğan geri verme yükümlülüğünün yerine getirilmesinin yalnızca bu yönlerini kapsar. Geri verme yerini düzenlemez (m.564 ve m.566 ile ilgili kısım, ayrı bir başlık olarak ele alınmalıdır). Saklatanın geri isteme hakkının kapsamı, saklayanın özen yükümlülüğü ve saklama ücreti ile masraflara ilişkin hükümler bu maddenin kapsamında değildir (m.561 ve m.563 ile ilgili ayrı düzenlemeler). Saklayanın saklananı geri vermemesinden doğan zararlardan sorumluluk ve zamanaşımı da bu maddede yer almaz.

m.565: hangi kavramlar bilinmeli?

Belirlenmiş süre
Taraflarca sözleşmede kararlaştırılmış, saklama ilişkisinin sona ereceği zamanı gösteren süredir. Bu süre dolmadan saklayan kural olarak saklananı geri veremez.
Öngörülemeyen durum
Sözleşme kurulurken taraflarca öngörülmemiş ve öngörülmesi beklenmeyen olağanüstü gelişmedir. Yalnızca bu tür bir durumun sözleşmenin devamını saklayan için zararlı veya saklanan için tehlikeli kılması hâlinde süre sonu beklenmeden geri verme mümkündür.
Belirsiz süre
Saklama sözleşmesinde bir bitiş zamanının kararlaştırılmadığı hâldir. Bu halde saklayan saklananı her zaman geri verebilir.
Birden çok saklatan
Aynı saklananı birlikte saklanmak üzere birden fazla kişinin verdiği hâldir. Bu durumda saklayanın tek bir saklatana geri vermesi, ancak sözleşmede aksi öngörülmüşse veya tüm saklatanların rızası varsa sorumluluğu kaldırır.

m.565: hangi şartlar aranır?

  • Saklama sözleşmesinin belirlenmiş bir süreye bağlanmış olması ve süre sonundan önce geri verme talebinin bulunması durumunda, saklayanın geri verme için öngörülemeyen bir durumun ortaya çıkmış olması gerekir.
  • Öngörülemeyen durum nedeniyle sözleşmenin devamının saklayan için zararlı veya saklanan için tehlikeli hâle gelmiş olması gerekir.
  • Sözleşmede süre belirlenmemişse, saklayanın bu koşul aranmaksızın saklananı her zaman geri verebilmesi gerekir.
  • Birden çok kişi saklanmak üzere bir şey verdiğinde, saklayanın tek bir saklatana geri vermesi için sözleşmede aksine bir hüküm bulunması veya tüm saklatanların rızasının alınmış olması gerekir.
  • Aksine hüküm veya rıza yoksa, saklayanın saklananı yalnızca birine geri vermesi sorumluluktan kurtulmasını sağlamaz.

m.565: hangi sonuçları doğurur?

  • Belirlenmiş süre dolmadan, öngörülemeyen durum koşulu gerçekleşmemişse saklayan saklananı geri veremez.
  • Öngörülemeyen durum nedeniyle sözleşmenin devamı saklayan için zararlı veya saklanan için tehlikeli hâle gelmişse, saklayan süre dolmadan da saklananı geri vererek sözleşmeyi sona erdirebilir.
  • Sözleşmede süre belirlenmemişse saklayan saklananı her zaman geri verebilir.
  • Belirsiz süreli sözleşmede saklatan da geri isteme hakkına sahiptir; bu hak karşılıklı olarak tanınmıştır.
  • Birden çok saklatan varsa ve aksi hüküm veya rıza yoksa, saklayanın tek bir saklatana geri vermesi onu sorumluluktan kurtarmaz.
  • Sözleşmede aksi öngörülmüşse veya tüm saklatanlar rıza göstermişse, saklayan saklananı onlardan birine geri vererek sorumluluktan kurtulabilir.

Belirli süreli ile belirsiz süreli saklama arasındaki fark nedir?

Sözleşmede bir süre kararlaştırılmışsa saklayan, süre dolmadan geri veremez; öngörülemeyen durum koşulu aranır.

Sözleşmede süre kararlaştırılmamışsa saklayan dilediği zaman geri verebilir.

Belirsiz süreli sözleşmede öngörülemeyen durum koşulu aranmaz; belirli süreli sözleşmede ise bu koşul gerçekleşmeden erken geri verme yapılamaz.

Olağan geri verme ile öngörülemeyen durumla erken geri verme arasındaki fark nedir?

Süre sonunda geri verme, saklayanın normal yükümlülüğüdür.

Süre dolmadan geri verme, öngörülemeyen bir durum ve bu durumun zararlı veya tehlikeli sonucu şartına bağlıdır.

Erken geri verme için gerekçenin varlığı ispatlanmadan saklayan sözleşmeye aykırı davranmış olur.

Tek saklatana geri verme ile tüm saklatanlara veya ortak rızaya dayalı geri verme arasındaki fark nedir?

Sözleşmede aksi öngörülmüşse veya tüm saklatanların rızası varsa saklayan tek bir saklatana geri verebilir.

Aksi hüküm ve rıza yoksa, saklayan tek bir saklatana geri verdiğinde diğer saklatanlara karşı sorumluluktan kurtulamaz.

Yetkisiz geri verme, diğer saklatanlara karşı sorumluluk doğurur.

m.565: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süre belirlenmiş sözleşmede öngörülemeyen durum koşulunu aramadan saklayanın erken geri vermesini kabul etmek.
  • Sözleşmede süre belirlenmemişse de öngörülemeyen durum aranır gibi yorumlamak; bu halde koşul aranmaz.
  • Birden çok saklatan bulunan hâlde, saklayanın tek bir saklatana geri vermesinin sorumluluğu kaldırdığını varsaymak; aksi hüküm veya rıza yoksa sorumluluk devam eder.
  • Maddenin geri verme yerini düzenlediğini sanmak; geri verme yeri m.566 kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerinden doğan hukuk davalarının ticari dava sayılması kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)
  • Saklanan şeyin korunması gereken yerde iade edilmesi yükümlülüğünün saklayan açısından önemi vurgulanmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Saklayanın süre sonundan önce geri verme hakkını ileri süren taraf, sözleşmede belirlenmiş bir süre bulunduğunu ve öngörülemeyen durumun gerçekleştiğini ispatlamak zorundadır.
  • Öngörülemeyen durumun varlığı ve bu durumun sözleşmenin devamını zararlı veya tehlikeli kıldığı, tanık ve belgelerle ispatlanabilir; yazılı belge ile sözleşme süresinin ispatı daha güçlüdür.
  • Sözleşmede süre bulunmadığını ileri süren taraf, sözleşmenin süresiz olduğunu ispatlamak zorundadır; süresiz olduğu anlaşılırsa geri verme için ek bir gerekçe aranmaz.
  • Birden çok saklatan bulunduğunu ve saklayanın tek birine geri verdiğini iddia eden taraf, bu geri vermenin sözleşmede aksi öngörülmesi veya tüm saklatanların rızası ile yapıldığını ispatlamak zorundadır; saklayan bu savunmayı ileri sürdüğünde, sözleşme hükmünü veya rıza belgesini sunmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.564: Saklatanın, süre dolunca saklananı geri isteme ve geri alma yükümlülüğünü düzenler; bu madde ise saklayanın geri verme imkânını sınırlar.

TBK m.566

Saklayanın (saklama sözleşmesinin borçlusunun) saklanan şeyi geri verme yükümlülüğünü düzenler; geri verme yerini ve geri verme sırasında masraf ile hasarın kime ait olacağını belirler. Kanun, saklama sözleşmesinin tarafları olan saklatan ve saklayan bakımından uygulanır. Maddede saklama sözleşmesinin kuruluşu, saklayanın özen yükümlülüğü, saklanan şeyin kullanılmaması, üçüncü kişinin ayni hak iddiası ve birden çok saklatan hali düzenlenmez (sırasıyla m.561, m.563, m.565, m.568 ve m.569 ile ilgili konular). Saklama sözleşmesinden doğan zamanaşımı ve dava usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

m.566: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklatan
Saklanmak üzere eşyasını saklayana veren ve saklama sözleşmesinin alacaklısı olan kişidir.
Saklayan
Eşyayı saklamayı üstlenen ve geri verme borcu altına giren taraftır. Maddenin borçlu tarafı budur.
Korunması gereken yer
Sözleşmede kararlaştırılan veya sözleşmenin amacından ve işin niteliğinden anlaşılan, saklanan şeyin geri verileceği yerdir. Kanun yerin belirlenme ölçütünü ayrıca tanımlamaz; sözleşmeye ve amaca bağlıdır.
Masraf
Saklamanın yürütülmesi için yapılan giderlerdir. Maddeye göre bu giderler saklatana aittir, saklayan bunları kendi üzerinde bırakamaz.
Hasar
Saklanan şeyde saklama süresi içinde meydana gelen zarar ya da değer kaybıdır. Maddeye göre hasarı saklatan taşır.

m.566: hangi şartlar aranır?

  • Geçerli bir saklama sözleşmesinin bulunması gerekir; saklayan bu sözleşme ile eşyayı kabul etmiş olmalıdır.
  • Saklama süresinin sona ermiş olması ya da saklatanın geri isteme hakkını kullanmış bulunması gerekir.
  • Saklanan şeyin korunması gereken yerde geri verilmesi gerekir; saklayan, şeyi kendi yerinde veya başka bir yerde iade edemez.
  • Saklamanın masrafları saklatana ait olduğundan, saklayan bu masrafları geri verme sırasında saklatandan isteyebilir.
  • Saklanan şeyin hasarı saklatana ait olduğundan, hasar saklayana yüklenemez; saklayanın bu hasardan sorumlu tutulabilmesi için ayrıca kusuru ve özen yükümlülüğüne aykırılığı aranır.

m.566: hangi sonuçları doğurur?

  • Saklayan saklanan şeyi korunması gereken yerde geri vermekle yükümlüdür; yer ile şeyin iadesi ayrı ayrı değerlendirilmez.
  • Saklamanın masrafları saklatana aittir; saklayan bu masrafları saklatanın üzerine yükleyebilir.
  • Saklanan şeyin hasarı saklatana aittir; saklayan, kusuru yoksa hasardan sorumlu tutulamaz.
  • Saklayan kusurla hasara yol açmışsa bu hasar saklayana yüklenir; hasarın saklatana ait olma kuralı kusurlu zararı kapsamaz. (Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018)
  • Maddedeki kurallar emredici değildir; sözleşmeyle farklı bir yer ve masraf düzeni kararlaştırılabilir, ancak bu tür kararlar kanunun genel özen ve sorumluluk ilkelerine aykırı düşemez.

Geri verme yeri ile masraf ve hasar arasındaki fark nedir?

Geri verme yeri, saklanan şeyin korunması gereken yerdir ve bu yer taraflarca sözleşmede belirlenmişse ona bağlanır.

Masraf ve hasar, yerin değil mali sonucun belirlenmesidir; saklatana aittir.

Geri verme yerinin seçimi ile masraf ve hasarın yüklenmesi ayrı sorunlardır; yer belirlenmiş olsa da masrafın saklatana yüklenmesi değişmez.

Saklatanın masrafı ile saklayanın masrafı arasındaki fark nedir?

Saklamanın olağan giderleri saklatana aittir ve saklayan bunları saklatandan isteyebilir.

Saklayanın kendi işletme giderleri, örneğin kendi kusurundan doğan onarım ya da kayıp giderleri, saklatana yüklenmez.

Saklayan yalnız saklama ile ilgili ve gerekli masrafların karşılanmasını isteyebilir; kendi kusurundan doğanları isteyemez.

m.566: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddedeki "masraf ve hasar saklatana aittir" kuralını her hasar hâlinde uygulamak; saklayanın kusurundan doğan zararı da saklatana yüklemek hatalıdır.
  • Korunması gereken yer ile sözleşmede kararlaştırılan iade yerini karıştırmak; sözleşmede yer belirlenmişse o yerin esas alınması gerekir.
  • Saklayanın kendi giderlerini saklatana yüklemek; yalnız saklamanın gerekli ve olağan masrafları saklatana aittir.
  • Hasarın saklatana ait olma kuralını kusurlu sorumluluk hükümleriyle karıştırmak; kusur varsa zarar saklayana yüklenir.
  • Geri verme borcunu sözleşmenin sona ermesine bağlamak; iade yükümlülüğü saklama süresinin bitmesi veya saklatanın isteği ile doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerinden doğan davaların ticari dava sayıldığı ve bu sözleşmelerin ticari nitelikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)
  • Ceza mahkemeleri de saklama sözleşmesi uyarınca saklayanın saklanan şeyi korunması gereken yerde iade etmekle yükümlü olduğunu kabul etmektedir; iade yükümlülüğünün ihlali, sözleşme ilişkisinin koşulları değerlendirilerek ele alınmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Geri verme borcunun ifası iddiası saklayan tarafından ileri sürülür ve iadenin korunması gereken yerde yapıldığını saklayan ispatlar; saklatan ise iadenin yapılmadığını ya da başka yerde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Saklama sözleşmesinin varlığı ve şartları yazılı belge, makbuz ya da tanık gibi delillerle ispatlanır; sözleşmenin ticari nitelikte olduğu ve saklama yerinin belirlendiği bu belgelerden anlaşılır.
  • Masrafların saklatana yüklenmesi talebinde masrafın saklama ile ilgili ve gerekli olduğunu gösteren belgeler (fatura, makbuz) saklayan tarafından sunulur; saklatanın itirazı bu giderlerin gerekliliğini çürütmeyi amaçlar.
  • Saklanan şeyin hasara uğradığı iddiasında, hasarın saklama süresi içinde ve saklayanın kusuru olmaksızın meydana geldiğini saklayan ispatlar; saklatan hasarın saklayanın kusurundan doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Saklayanın kusursuz olduğu savunması, saklama koşullarının ve özen tedbirlerinin belgelenmesi yoluyla ortaya konulur; bu konuda yazılı kayıt ve tanık delili birbirini tamamlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını ve tarafların yükümlülüklerini düzenler; m.566 bu sözleşmeden doğan geri verme yükümlülüğünün içeriğini belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.563: Saklayanın saklanan şeyi özenle koruma yükümlülüğünü düzenler; hasarın saklayanın kusurundan doğması hâlinde m.566'daki hasar kuralının sınırını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.565: Saklayanın saklanan şeyi kullanmama yükümlülüğünü düzenler; bu yükümlülüğe aykırılık hâlinde m.566'daki hasar kuralı yerine sorumluluk hükümleri uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.567: Birlikte saklamada zincirleme sorumluluğu düzenler; m.566'nın hasar ve masraf kurallarının birden çok saklayan bakımından nasıl işleyeceğini tamamlar.
  • 6098 sayılı Kanun m.568: Üçüncü kişinin ayni hak iddiası hâlinde saklayanın geri verme yükümlülüğünün nasıl sınırlandığını düzenler; m.566 kuralının istisnasıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.569: Birden çok saklatanın çekişmeli şeyi güvenilir kişiye bırakması hâlinde geri verme yerine ve kişisine ilişkin istisnai kuralı düzenler.

TBK m.567 — Saklayanların sorumluluğu

Bu madde, bir şeyi birlikte saklamak üzere birden çok kişinin aynı saklama sözleşmesinde saklayan sıfatıyla yer almasında, bu saklayanlar arasındaki sorumluluk ilişkisini düzenler; saklayanların saklatana karşı müteselsilen sorumlu olacağını öngörür. Uygulama alanı, saklatanın tek bir saklama işlemiyle birden çok saklayana eşyayı teslim ettiği ortak saklama ilişkileridir. Madde, saklama sözleşmesinin genel kurulumunu, ücret, kullanma yasağı, geri verme ve üçüncü kişi iddiaları gibi konuları düzenlemez (m.561, m.563, m.564, m.565, m.568). Ayrıca saklatanın saklayana karşı masraf ve zarar tazmin borcu (m.562) ile saklanan şeyin birden çok saklatana ait olduğu hallerde geri verme (m.565/III ve m.569) bu maddenin dışındadır.

Saklayanların sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklama sözleşmesi
Saklayanın, saklatanın kendisine bıraktığı taşınırı güvenli bir yerde koruma altına almayı üstlendiği sözleşmedir. Konusu yalnızca taşınırdır; taşınmaz saklama konusu olamaz.
Müteselsil sorumluluk
Birden çok borçlunun aynı borçtan birlikte sorumlu olması durumudur. Bu maddede saklayanların her biri, saklatana karşı borcun tamamından sorumludur; sorumluluk paylaşılmaz.
Birlikte saklama
Aynı şeyin birden çok kişiye, bu kişilerin ortak saklayan olarak alınması ve birlikte koruma yükümlülüğü altına girmesidir.

Saklayanların sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Birden çok kişinin aynı taşınırı saklamak üzere saklayan sıfatıyla alması gerekir.
  • Bu kişilerin saklatana karşı, saklamadan doğan borçlar bakımından birlikte taahhüt altına girmiş olması gerekir.
  • Saklayanlar arasında sorumluluğun paylaşılacağına dair sözleşmede aksi bir kayıt bulunmamalıdır; aksi kararlaştırılmışsa madde uygulanmaz.
  • Saklanan şeyin zarar görmesi veya geri verilememesi halinde saklatanın, saklayanlardan herhangi birine borcun tamamı için başvurabilmesi için bu sorumluluğun doğmuş olması gerekir.

Saklayanların sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Birden çok kişi bir şeyi birlikte saklamak üzere almışsa, saklatana karşı her biri müteselsilen sorumlu olur.
  • Saklatan, saklayanlardan birine karşı borcun tamamı için başvurabilir; sorumluluk saklayanlar arasında paylaştırılmış olarak öne sürülemez.
  • Saklayanlardan biri borcu ödediğinde, diğer saklayanlara karşı rücu hakkı doğar; bu rücu ilişkisi kanunda ayrıca düzenlenmemiştir ve iç ilişkiye ait kurallardan yürütülür.
  • Sözleşmede aksi kararlaştırılmışsa bu madde uygulanmaz ve saklayanların sorumluluğu sözleşmedeki düzenlemeye göre belirlenir.
  • Saklayanlardan birinin kusuru bulunmadığı hâlde diğerinin kusuru nedeniyle zarar doğmuşsa, saklatan yine saklayanlardan birinden tüm zararı isteyebilir.

Tek saklayan ile birden çok saklayan arasındaki fark nedir?

Tek bir saklayanın bulunduğu saklamada, saklayan tek başına eşyayı korumakla yükümlüdür ve sorumluluk tek kişiye aittir.

Birlikte saklamada birden çok kişi eşyayı birlikte alır ve saklatana karşı birlikte yükümlü olur.

Birden çok saklayanda madde gereği her biri borcun tamamından müteselsilen sorumlu olur; tek saklayanda bu sorumluluk söz konusu değildir.

Müteselsil sorumluluk ile paylaşılmış sorumluluk arasındaki fark nedir?

Müteselsil sorumlulukta saklatan, saklayanlardan birine borcun tamamı için başvurabilir.

Paylaşılmış sorumlulukta her saklayan yalnızca kendi payından sorumlu olur.

Bu maddeye göre saklatan tek bir saklayandan tüm zararı isteyebilir; saklayanlar aralarında rücu ilişkisi ile payları düzenlerler.

Genel kural ile sözleşmede aksi kayıt arasındaki fark nedir?

Kanunun varsayılan kuralında birlikte saklayanlar müteselsilen sorumludur.

Taraflar sözleşmede farklı bir düzenleme kararlaştırabilir; madde bu tür bir kaydı yasaklamaz.

Aksi kararlaştırılmışsa kanunun genel müteselsillik kuralı yerine sözleşmedeki düzenleme uygulanır.

Saklayanların sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birden çok saklayanın sorumluluğunu paylaştırılmış sorumluluk gibi değerlendirmek; her saklayandan yalnızca payı oranında talep edilebileceğini sanmak.
  • Müteselsilliği saklayanlardan yalnızca birinin kusurlu olması şartına bağlamak; madde saklatanın borcun tamamı için herhangi birine başvurmasına imkan tanır.
  • Sözleşmede aksi bir kayıt bulunduğu hâlde madde metnini olduğu gibi uygulamak.
  • Müteselsil sorumlulukla rücu hakkını karıştırmak; saklatana karşı sorumluluk ile saklayanlar arası iç ilişki ayrı değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanun, saklama sözleşmelerinden doğan hukuk davalarının ticari dava sayılacağını benimsemektedir; birden çok saklayanın yer aldığı davalar da bu çerçevede ticari dava olarak görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Müteselsil sorumluluğu ileri süren saklatan, birden çok kişinin aynı şeyi birlikte saklamak üzere aldığını ispatlamakla yükümlüdür; bu ispat saklama belgesi, makbuz, teslim tutanağı veya tanık beyanı ile yapılabilir.
  • Saklatan, zararın saklanan şeyin saklamadan doğduğunu ve saklayanların bu zarardan sorumlu olduğunu göstermelidir.
  • Sözleşmede paylaşılmış sorumluluk veya başka bir düzenleme kararlaştırıldığını ileri süren saklayan, bu kaydı yazılı belge ile ispatlamalıdır.
  • Saklayanlar arasındaki rücu iddiası, iç ilişkiye dayanır ve taraflar bu iddiayı kendi aralarında ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını ve saklayanın eşyayı kabul ve koruma borcunu düzenler; bu maddedeki birden çok saklayan bu borçlara birlikte bağlanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.566: Saklatanın masraf ve zarar tazmin borcunu düzenler; saklayanların müteselsil sorumluluğu saklanan taşınırın zararı bakımından bu sorumlulukla birlikte okunur.
  • 6098 sayılı Kanun m.568: Üçüncü kişilerin saklanan üzerindeki hak iddiaları ve geri verme yasağını düzenler; bu madde ile birlikte saklayanların ortak sorumluluk düzeni tamamlanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.569: Birden çok kişinin çekişmeli bir şeyi bir güvenilir kişiye bırakmasını düzenler; bu maddedeki ortak saklayan ilişkisinden ayrı bir haldir.

TBK m.568 — Üçüncü kişilerin iddiaları

Bu madde, saklama sözleşmesinde saklayanın saklanan malı üçüncü kişinin ayni hak iddiası karşısında saklatana geri verme yükümlülüğünü ve bu durumda saklayanın saklatana bildirim yükümlülüğünü düzenler. Üçüncü kişinin iddiasının saklayan bakımından ne zaman geri verme engeline dönüşeceği (haciz konulması veya saklayana karşı istihkak davası açılması) bu maddenin kapsamındadır. Maddede saklama sözleşmesinin genel hükümleri, saklayanın özen yükümlülüğü, saklatanın geri alma hakkı veya saklanan malın kime ait olduğuna ilişkin esaslı hukuki incelemeler yer almaz; bunlar ayrı maddelerde düzenlenmiştir (ör. saklanan malın geri verilmesi ve sorumluluk hükümleri 561 vd. madde aralığında yer alır). İstihkak davasının esasına, üçüncü kişinin ayni hakkının varlığına ve zamanaşımı ya da usul süreleri gibi dava koşullarına ilişkin hükümler bu maddede düzenlenmemiştir.

Üçüncü kişilerin iddiaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Saklayan
Saklama sözleşmesi gereğince malı saklamayı üstlenen taraftır. Madde bakımından saklayan, üçüncü kişinin iddiası karşısında malı geri verme yükümlülüğü altında olan kişidir.
Saklatan
Malı saklayana teslim eden ve geri verilmesini isteme hakkına sahip olan taraftır. Maddede geri verme yükümlülüğünün muhatabı saklatandır.
Üçüncü kişinin ayni hak iddiası
Saklanan malın kendisine ait olduğunu veya malda üstün bir ayni hakkı bulunduğunu ileri süren kişinin iddiasıdır. Bu iddianın varlığı tek başına saklayanı geri verme yükümünden kurtarmaz; sınır, iddianın haciz veya istihkak davası ile somutlaşmasıdır.
Haciz
Saklanan mal üzerinde icra organlarınca konulan el koyma işlemidir. Haciz konulduğunda saklayan malı geri veremez; haciz, madde bakımından saklayanın geri verme yükümlülüğünü durduran bir olgudur.
İstihkak davası
Üçüncü kişinin, malın kendisine ait olduğunu veya üstün bir hakkı bulunduğunu ileri sürerek saklayana karşı açtığı dava türüdür. Dava açılması ile saklayanın geri verme engeli doğar.

Üçüncü kişilerin iddiaları: hangi şartlar aranır?

  • Saklanan mal üzerinde bir üçüncü kişinin ayni hak iddiası bulunmalıdır; ancak bu iddianın kendiliğinden geri verme engeli oluşturmadığı bilinmelidir.
  • Saklanan mal, saklayan tarafından geri verme yükümlülüğünün doğması için haczedilmemiş olmalıdır.
  • Saklayana karşı istihkak davası açılmamış olmalıdır.
  • Haciz konulması veya istihkak davasının açılması hâlinde saklayan, durumu hemen saklatana bildirmelidir.
  • Haciz veya istihkak davası bulunmadığı sürece saklayan, malı saklatana geri vermekle yükümlü kalmalıdır.

Üçüncü kişilerin iddiaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Üçüncü kişinin ayni hak iddiasında bulunması tek başına saklayanı malı geri vermekten kurtarmaz; saklayan malı saklatana geri vermekle yükümlü kalır.
  • Malın haczedilmesi veya saklayana karşı istihkak davası açılması hâlinde saklayan malı geri verme yükümünden kurtulabilir veya bu yükümlülüğü ertelemek zorunda kalır.
  • Haciz veya istihkak davası söz konusu olduğunda saklayan, durumu saklatana hemen bildirmek zorundadır.
  • Bildirim yükümünü yerine getirmeyen saklayanın bu aykırılığından doğacak sorumluluk, genel hükümlere göre belirlenir; madde bu sorumluluğun kapsamını ayrıca düzenlemez.
  • Maddenin hükmü emredici nitelikte görünmektedir; saklama sözleşmesiyle geri verme yükümlülüğünün bu maddeye aykırı biçimde daraltılması ilgili maddelerde ayrıca değerlendirilmelidir.

Üçüncü kişinin iddiası ile haciz veya istihkak davası arasındaki fark nedir?

Yalnızca ayni hak iddiasında bulunulması; bu durumda saklayan malı saklatana geri vermekle yükümlüdür.

Malın haczedilmesi ya da saklayana karşı istihkak davası açılması; bu durumda saklayan geri verme yükümlülüğünden kurtulabilir.

İddianın tek başına yeterli olmaması, saklayanın geri verme yükümünü değiştirmez; yalnızca haciz ya da dava somut engel oluşturur.

Haciz veya istihkak davası öncesi ile sonrası bildirim arasındaki fark nedir?

Haciz veya dava olmadan önce saklayanın bildirim yükümlülüğü doğmaz; saklayan malı geri verir.

Haciz konulması veya istihkak davası açılması hâlinde saklayan durumu hemen saklatana bildirmek zorundadır.

Bildirim yükümü, geri verme engelinin doğduğu anda ortaya çıkar ve gecikmeksizin yerine getirilmelidir.

Üçüncü kişilerin iddiaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üçüncü kişinin ayni hak iddiasını yeterli görüp malı geri vermeyi reddetmek; madde, haciz veya istihkak davası bulunmadığı sürece geri verme yükümlülüğünün devam ettiğini açıkça belirtir.
  • Haciz veya istihkak davası olmadan malı üçüncü kişiye teslim etmek; bu durum saklayanın saklatana karşı sorumluluğunu doğurabilir.
  • Saklayanın bildirim yükümünü yalnızca dava açıldığında doğduğunu sanmak; haciz konulması da bildirim yükümlülüğünü tetikler.
  • Bildirimi geciktirmek ya da hiç yapmamak; maddede 'hemen' ifadesi kullanılmıştır, gecikmeksizin bildirim gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerinden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Saklayan, malı haciz veya istihkak davası nedeniyle geri veremediğini ileri sürüyorsa, haczin konulduğunu ya da davanın açıldığını gösteren belgelerle ispat yükü altındadır.
  • Saklatan, saklayanın malı geri vermediğini ileri sürüyorsa, saklama sözleşmesinin varlığını ve malın teslim edildiğini ispatlamalıdır.
  • Bildirim yükümünün yerine getirildiği, saklayan tarafından ispat edilmelidir; bildirimin yapılmadığını ileri süren saklatan bunu ispatlamakla yükümlü değildir, ancak saklayanın bildirimi yaptığını göstermesi beklenir.
  • Üçüncü kişinin ayni hak iddiasının gerçekten var olduğu, saklayanın savunmasında ileri sürülmesi hâlinde üçüncü kişi tarafından ispat edilmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını ve kapsamını düzenler; bu maddedeki geri verme ve bildirim yükümlülükleri bu sözleşme ilişkisi içinde işler.
  • 6098 sayılı Kanun m.563: Saklayanın saklanan malı saklatana geri verme yükümünü düzenler; bu maddedeki istisnaların genel dayanağıdır.

TBK m.569 — Güvenilirkişiye bırakma

Bu madde, birden çok kişinin haklarını korumak amacıyla hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz olan bir şeyi güvenilir kişiye bırakmaları halinde, güvenilir kişinin malı geri verme yetkisini ve bu yetkinin sınırını düzenler. Madde, saklatanların birden çok olduğu ve aralarında uyuşmazlık bulunan hallerde uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: tek saklatanın tevdiinde geri verme yükümlülüğü (m.568 ve saklama sözleşmesinin genel hükümleri), üçüncü kişilerin hak iddiası karşısında saklayanın sorumluluğu (m.568), icra hukukundan doğan yedieminlik ve haczedilen malın bırakılması (İİK m.88 ve m.99), saklama sözleşmesinin genel tanımı ve sonuçları (m.561 ve devamı). Madde, iradi güvenilir kişiye bırakmayı konu alır; kanundan doğan yedieminlik bu maddenin kapsamında değildir.

Güvenilirkişiye bırakma: hangi kavramlar bilinmeli?

Güvenilir kişiye bırakma
Birden çok kişinin, aralarındaki hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz bir taşınır malın korunması için bu malı üçüncü bir kişiye, saklamak üzere teslim etmesidir. Bir saklama sözleşmesi türüdür ve tarafların iradesine dayanır.
Saklatanlar
Güvenilir kişiye malı birlikte bırakan kişilerdir. Malın üzerinde çekişme bulunan taraflardır ve aralarında elbirliği (iştirak halinde) alacaklılık ilişkisi bulunduğu kabul edilir.
Saklayan (güvenilir kişi)
Malı zilyetliğinde tutan ve saklatanların ortak rızası ya da hâkim kararı olmadan malı kimseye geri veremeyen kişidir. Saklatanlardan biri ya da borçlu olması hâlinde saklayan olamaz; saklayan, bu sıfatla çekişmeye taraf olmayan üçüncü kişidir.
Hukuki durumu çekişmeli veya belirsiz şey
Taraflar arasında mülkiyet, alacak veya başka bir hak bakımından ihtilaf bulunan ya da sahibinin kim olduğu anlaşılamayan taşınır maldır. Çekişme kesinleşmiş olmak zorunda değildir; belirsizlik de yeterlidir.
Saklatanların rızası
Malın geri verilmesi için tüm saklatanların ortak ve birlikte verdikleri izindir. Bu izin, tek tek saklatanlardan birinin onayı ile yerine geçmez.

Güvenilirkişiye bırakma: hangi şartlar aranır?

  • Birden çok kişinin, haklarını korumak amacıyla birlikte hareket etmesi ve bir şeyi güvenilir kişiye bırakmaları gerekir.
  • Bırakılan şeyin hukuki durumunun çekişmeli veya belirsiz olması gerekir; salt bir tarafın talebi bu koşulu karşılamaz.
  • Bırakılan şey, saklamaya elverişli bir taşınır mal olmalıdır.
  • Saklayan, malı geri verebilmek için saklatanların tamamının rızasını almış olmalıdır.
  • Saklatanların tamamının rızası yoksa, geri verme için hâkimin kararı bulunmalıdır.
  • Saklayan, bu iki halden biri gerçekleşmeden malı saklatanlardan hiçbirine geri vermemelidir.

Güvenilirkişiye bırakma: hangi sonuçları doğurur?

  • Saklatanların tamamının rızası veya hâkimin kararı bulunduğunda saklayan malı geri verebilir.
  • Rıza ya da hâkim kararı bulunmadan malın geri verilmesi, saklayanın bu maddeye aykırı davranışı olur.
  • Aykırı geri verme halinde saklayan, malın zarar görmesinden ya da kaybolmasından, saklama sözleşmesinin genel hükümlerine göre sorumlu olabilir.
  • Saklatanlar, malın geri verilmesini ortak talepleriyle isteyebilir; bu talep mahkemeye başvurmadan rıza ile sonuçlanabilir.
  • Madde emredici niteliktedir ve tarafların bu kuraldan sapan anlaşmaları, saklayanın tek saklatana geri verme yetkisi doğurmaz; bu konudaki sözleşme kaydının geçerliliği ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Madde, saklatanlardan birinin tek başına açtığı davada hâkimin karar verebileceği yolu açmaktadır; bu durumda hâkim kararı, geri verme yetkisinin kaynağı olur.

Saklatanların tamamının rızası ile tek saklatanın talebi arasındaki fark nedir?

Saklatanların tamamının ortak ve birlikte verdiği rıza, malın geri verilmesi için yeterli kabul edilen tek yoldur.

Saklatanlardan yalnızca birinin talebi, rızanın tamamı yerine geçmez; saklayan bu talebe dayanarak malı geri veremez.

Saklayan, tek saklatanın talebiyle malı teslim ederse madde metnine aykırı davranmış olur ve diğer saklatana karşı sorumlu olabilir.

Rıza ile hâkim kararı arasındaki fark nedir?

Saklatanların rızası, tarafların anlaşmasına dayanan bir geri verme yoludur.

Hâkim kararı, rızanın sağlanamadığı hallerde mahkemenin verdiği bir karardır.

İki yol da alternatiftir; her biri tek başına malın geri verilmesi için yeterlidir.

İradi güvenilir kişiye bırakma ile kanundan doğan yedieminlik arasındaki fark nedir?

Bu madde, tarafların özgür iradesine dayanan iradi bir saklama sözleşmesini düzenler.

İİK'da düzenlenen yedieminlik, kanun gereği ortaya çıkan ve icra memurunun kararına bağlı olan bir kurumdur.

Yedieminde icra memurunun kararı geri verme yetkisinin kaynağıdır; bu maddedeki saklatanların rızası ya da hâkim kararı ölçütü yedieminlik için uygulanmaz.

Güvenilirkişiye bırakma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Saklatanlardan birinin talebini tüm saklatanların rızası yerine saymak; oysa rızanın tamamı aranır.
  • Kanundan doğan yedieminlik hükümlerini (İİK m.88, m.99) iradi güvenilir kişiye bırakmaya uygulamak; iki kurumun geri verme ölçütleri farklıdır.
  • Hâkim kararının, saklatanların rızasının yerine geçmediği hâlde yalnız tek bir saklatanın başvurusuyla verilebileceğini varsaymak; hâkim kararının yetkisi ve gerekçesi incelenmelidir.
  • Malın çekişmeli veya belirsiz hukuki durumu bulunmadan bu maddeye dayanmak; koşul yoksa madde uygulanmaz ve genel saklama hükümleri geçerlidir.
  • Saklayanın, saklatanlardan birine bırakılan malı geri verme yetkisi olduğunu varsaymak; yetki yalnız ortak rıza ya da hâkim kararından doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Güvenilir kişiye bırakma sözleşmelerinden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)
  • Saklama sözleşmelerinden doğan davaların ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayıldığı kabul edilmektedir. (20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Saklatanların ortak talebi ile malın geri verilmesini isteyen taraf, saklatanların tamamının rızasının bulunduğunu ispatla yükümlüdür; rıza yazılı belgeyle kanıtlanabilir.
  • Bırakma sözleşmesinin varlığı ve bırakılan malın niteliği, sözleşme ve teslim belgesiyle ispatlanır; tanık ile ispat ticari dava niteliğinden ötürü yazılı delille sınırlanabilir.
  • Saklayanın rıza olmadan geri verdiğini ileri süren saklatan, bu iddiasını ve uğradığı zararı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Saklayan, rızanın bulunduğunu ya da hâkim kararının varlığını savunma olarak ileri sürdüğünde bu savunmayı kanıtlamakla yükümlüdür.
  • Çekişmeli veya belirsiz hukuki durumun varlığı, uyuşmazlığa ilişkin belgeler ve tarafların beyanlarıyla ispat edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.568: Saklayanın üçüncü kişilerin hak iddiası karşısında malı saklatana geri verememesi ve bu durumu saklatana bildirme yükümlülüğünü düzenler; m.569 ile birlikte bırakılan malın geri verilmesinde saklayanın sınırlarını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin genel tanımını yapar; m.569'daki güvenilir kişiye bırakma bu sözleşmenin özel bir türüdür.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.88: Haczedilen malların üçüncü kişinin elinde bulunması ve yediemin olarak bırakılması halini düzenler; iradi güvenilir kişiye bırakmadan ayrı bir kurumdur.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu m.99: İstihkak davası ile üçüncü kişinin elindeki malın yedieminlik ilişkisini düzenler; m.569'un uygulanmadığı kanundan doğan yedieminlik halini gösterir.

TBK m.570 — Mislî şeylerin saklanması

TBK m.570, misli şeylerin saklanması (usulsüz saklama) sözleşmesini düzenler. Bu hükümde saklayanın, saklatandan bırakılan parayı, misli eşyayı veya kıymetli evrakı aynen değil mislen geri verme yükümlülüğü, bu şeylerin yarar ve hasarının saklayana geçmesi, paranın mühürsüz ve açık bırakılmasının örtülü anlaşma sayılması ve saklayanın tasarruf yetkisinin sınırı ele alınır. Hüküm, saklama sözleşmesinin konusu taşınır olan, saklayanın bu şeyleri mislen iade etmeyi üstlendiği ilişkilerde uygulanır. Genel saklama sözleşmesinin kuruluşu, ücret, eşyayı kullanmama borcu ve geri verme yükümlülüğü düzenlenmez (TBK m.561-567). Saklayanın üçüncü kişilerin ayni hak iddiası ile haciz ve istihkak hâllerindeki yükümlülüğü düzenlenmez (m.568). Birden çok kişinin çekişmeli şeyi güvenilir kişiye bırakması düzenlenmez (m.569). Ardiyeci ve emtiayı temsil eden senetlere ilişkin özel hükümler düzenlenmez (m.571 ve devamı).

Mislî şeylerin saklanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Misli şeylerin saklanması (usulsüz saklama)
Saklayanın, bırakılan parayı, misli eşyayı veya kıymetli evrakı aynen değil, eşit miktar ve nitelikte şeyle geri vermeyi üstlendiği saklama türüdür. Tarafların bu yönde açık ya da örtülü anlaşması gerekir; her saklama bu niteliği taşımaz.
Mislen geri verme
Saklanan şeyin aynının değil, aynı cins, nitelik ve miktardaki bir şeyin iade edilmesidir. Bu yüzden saklatanın talebi ayni değil, şahsi bir alacak hakkıdır.
Örtülü anlaşma (mühürsüz ve açık bırakma)
Paranın mühürsüz ve açık biçimde bırakılması, mislen geri verme anlaşmasının varlığını kanunen kabul ettiği bir hâldir. Paranın mühürlü zarf, torba veya kutu içinde verilmesi bu karineyi ortadan kaldırır ve genel saklama sayılır.
Yarar ve hasar
Saklanan şeyin doğal ve hukuki ürünleri ile değer kaybı ve kaybolma riski, misli saklamada saklayana geçer. Bu sonuç düzenleyici niteliktedir; taraflar sözleşmeyle aksini kararlaştırabilir.
Tasarruf yetkisi
Saklayanın, saklatanın açık yetkisi olmadan saklanan misli eşya veya kıymetli evrak üzerinde hukuki veya fiili işlem yapma imkânıdır. Para dışındaki misli şeylerde bu yetki ayrıca verilmelidir.

Mislî şeylerin saklanması: hangi şartlar aranır?

  • Saklatanın saklayana bir misli şey (para, misli eşya veya kıymetli evrak) bırakmış olması gerekir.
  • Tarafların, bırakılan şeyin aynen değil mislen geri verileceği konusunda açık veya örtülü anlaşması bulunmalıdır.
  • Paranın mühürsüz ve açık bırakılması hâlinde örtülü anlaşma kabul edilir; mühürlü zarf, torba veya kutu içinde bırakılan para bu karineden yararlanmaz ve genel saklama sayılır.
  • Saklayanın saklanan diğer misli eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarruf etmesi için saklatanın açık yetki vermiş olması gerekir.
  • Mislen geri verme anlaşması kurulduğunda, saklayan bu şeyleri aynen değil eşit miktar ve nitelikte şeyle iade etmek zorundadır.
  • Yarar ve hasar saklayana ait olduğundan, saklanan şeyin umulmayan bir olayla yok olması veya değer kaybetmesi saklayanı sözleşmesel iadeden kurtarmaz; bu düzenleyici hüküm sözleşmeyle değiştirilebilir.

Mislî şeylerin saklanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Mislen geri verme anlaşması varsa paranın yararı ve hasarı saklayana ait olur.
  • Saklanan şeyin umulmayan bir olay sonucu yok olması veya değer kaybetmesi saklayanı iadeden kurtarmaz; saklayan aynı cins ve miktarda şey iade eder.
  • Saklatan, saklanan para, misli eşya veya kıymetli evrakta kur, parite veya değer değişikliklerinden etkilenmez; saklayan teslim aldığı miktarı geri vermekle yükümlüdür.
  • Paranın mühürsüz ve açık bırakılması hâlinde mislen geri verme anlaşması örtülü kabul edilir.
  • Mühürlü zarf, torba veya kutu içindeki para için bu hüküm uygulanmaz; genel saklama hükümleri geçerli olur ve saklayan aynen geri vermekle yükümlü olur.
  • Saklayan, saklatanın açık yetkisi olmadan para dışındaki misli eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarruf edemez; aykırı tasarruf saklatana karşı sorumluluk doğurur.
  • Hükmün düzenleyici niteliği nedeniyle taraflar yarar ve hasarın saklayana geçmesi kuralını sözleşmeyle farklı düzenleyebilir.

Misli şeylerin saklanması ile genel saklama arasındaki fark nedir?

Misli saklamada tarafların mislen geri verme anlaşması vardır ve mülkiyet saklayana geçer.

Genel saklamada saklayan teslim aldığı şeyi aynen geri vermekle yükümlüdür ve mülkiyet saklatanda kalır.

Misli saklamada saklatan ayni hak değil alacak hakkı sahibidir; saklayanın yarar ve hasarı üstlenmesi ve tasarruf yetkisi bu ayrıma bağlanır.

Açık bırakılan para ile mühürlü para arasındaki fark nedir?

Paranın mühürsüz ve açık bırakılması hâlinde kanun mislen geri verme anlaşmasını örtülü kabul eder.

Paranın mühürlü zarf, torba veya kutu içinde bırakılması hâlinde bu karine uygulanmaz.

Mühürlü paranın saklanmasında genel saklama hükümleri uygulanır ve saklayan aynen geri vermekle yükümlü olur.

Misli saklama ile tüketim ödüncü arasındaki fark nedir?

Misli saklamada amaç, tüketilebilir şeyi saklamaktır ve saklayan şeyi kullanmak için değil iade için alır.

Tüketim ödüncünde amaç, ödünç alanın şeyi kullanmasıdır ve çoğunlukla faiz ve süre unsuru bulunur.

Sözleşmenin hangisi olduğu belirlenirken amaç, süre ve faiz birlikte değerlendirilir; ödünç olarak nitelenirse ödünç hükümleri uygulanır.

Para ile diğer misli eşya ve kıymetli evrak arasındaki fark nedir?

Para saklandığında saklayan tasarruf için ayrıca yetki aramaz.

Diğer misli eşya veya kıymetli evrak saklandığında saklayan açık yetki olmadan bunlar üzerinde tasarrufta bulunamaz.

Para dışındaki misli şeylerde tasarruf yetkisi saklatanın açık iznine bağlanır.

Mislî şeylerin saklanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mühürlü zarf veya kutu içindeki parayı, açık bırakılmış para gibi misli saklama saymak; mühürlü bırakmada genel saklama hükümlerinin uygulanacağını gözden kaçırmak.
  • Misli saklamada saklatanın ayni hak ileri sürebileceğini düşünmek; saklatanın talebi şahsi bir alacak hakkıdır.
  • Umulmayan olay nedeniyle saklayanın iade borcunun sona erdiğini varsaymak; yarar ve hasar saklayana geçtiği için iade borcu bu olaydan kurtulmaz.
  • Para dışındaki misli eşya veya kıymetli evrakta da paranın tasarruf serbestisini tanımak; bu şeylerde açık yetki aranır.
  • Kur veya parite değişikliğini saklayanın riskine saymak; bu değer değişiklikleri saklatana aittir ve saklayan teslim aldığı miktarı iade eder.
  • Misli saklamayı tüketim ödüncünden ayırmada yalnız faize bakmak; amaç, süre ve faiz birlikte değerlendirilmelidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerinden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Misli saklama iddiasını ileri süren taraf, bırakılan şeyin misli nitelikte olduğunu ve mislen geri verme anlaşmasının bulunduğunu ispatlamakla yükümlüdür; yazılı belge, banka dekontu veya tanık bu amaçla kullanılabilir.
  • Paranın mühürsüz ve açık bırakıldığı iddia edilirse bu durum örtülü anlaşmanın karinesi olduğundan, mühürlü bırakıldığını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır.
  • Saklatan, saklayanın para dışındaki misli eşya veya kıymetli evrak üzerinde tasarrufu için açık yetki verildiğini ileri sürüyorsa bu yetkiyi ispatlamakla yükümlüdür; yetkinin yazılı olarak verilmesi ispatı kolaylaştırır.
  • Saklayan, bırakılan şeyin umulmayan bir olay sonucu kaybolduğunu veya değer kaybettiğini savunursa, bu sonucun kendisini iadeden kurtarmadığı kabul edildiğinden sözleşme dışı bir kaybın doğduğunu ispatlaması gerekir.
  • Taraflar yarar ve hasarın saklayana geçmemesi yönünde sözleşme yaptığını ileri sürüyorsa bu anlaşmayı ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin genel tanımını ve konusunun taşınır olmasını düzenler; m.570 bu genel tanıma bağlı özel bir türü düzenler.
  • 6098 sayılı Kanun m.566: Saklama masraflarının ve saklanan şeyin hasarının saklatana ait olduğunu düzenler; misli saklamada bu kural yerine yarar ve hasarın saklayana geçmesi ilkesi gelir.
  • 6098 sayılı Kanun m.571: Ardiyeciye bırakmayı ve emtiayı temsil eden senetleri düzenler; m.570 ile ilgili özel hüküm değildir ancak misli eşya saklayan ardiyeci için ayrı rejim getirir.
  • 6098 sayılı Kanun m.513: Tüketim ödüncü sözleşmesini düzenler; misli saklama ile ödünç arasındaki ayrımda karşılaştırma yapılan sözleşmedir.

Konuda geçen kararlar

15 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/305 E., 2025/368 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.561, m.564
  2. Ceza Genel Kurulu, 2018/299 E., 2018/394 K., 02.10.2018
    İlgili madde: m.561, m.565, m.566
  3. 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016
    İlgili madde: m.562, m.563, m.567, m.568, m.569, m.570
  4. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 2026/379 E., 2026/282 K., 11.03.2026
    İlgili madde: m.561
  5. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2024/551 E., 2025/1894 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.561
  6. Denizli Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/1137 E., 2025/1181 K., 01.07.2025
    İlgili madde: m.561
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2025/349 E., 2025/288 K., 12.03.2025
    İlgili madde: m.564
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2022/1567 E., 2024/1306 K., 20.09.2024
    İlgili madde: m.564
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/2300 E., 2024/89 K., 17.01.2024
    İlgili madde: m.564
  10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2019/1805 E., 2023/466 K., 09.03.2023
    İlgili madde: m.564
Diğer 5 karar
  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022
    İlgili madde: m.561, m.562, m.563, m.564, m.565, m.566, m.567, m.568, m.569, m.570
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022
    İlgili madde: m.562, m.563, m.565, m.566, m.567, m.568, m.569, m.570
  3. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021
    İlgili madde: m.562, m.563, m.565, m.566, m.567, m.568, m.569, m.570
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020
    İlgili madde: m.562, m.563, m.565, m.566, m.567, m.568, m.569, m.570
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019
    İlgili madde: m.562, m.563, m.565, m.566, m.567, m.568, m.569, m.570

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. SAKLAMA BORCU DOĞURAN SÖZLEŞMELER bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış