Özel borç ilişkileri › Saklama sözleşmeleri

Ardiyeciye bırakma, konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlere bırakma

TBK m.571–580Borçlar Hukuku Özel Hükümler

Kısaca

TBK m.571, ardiyecinin ticari mal saklamak üzere kabul ettiğini kamuya açıkça bildirmesi hâlinde, ssakladığı malı temsil eden senet (emtiayı temsil eden senet) çıkarılmasına izin verilmesini yetkili makamdan isteyebilmesini düzenler. TBK m.572, ardiyecinin saklama borcunu düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Borçlar Kanunu m.571–580 hükümlerini kapsar.

TBK m.571 — Senet çıkarma

TBK m.571, ardiyecinin ticari mal saklamak üzere kabul ettiğini kamuya açıkça bildirmesi hâlinde, ssakladığı malı temsil eden senet (emtiayı temsil eden senet) çıkarılmasına izin verilmesini yetkili makamdan isteyebilmesini düzenler. Hüküm, ticari mal saklama işini kamuya açık olarak üstlenen ardiyeciler bakımından uygulanır ve saklatan ile ardiyeci arasındaki ilişkiyi doğrudan kurmaz. Senedin çıkarılması, düzenlenmesi ve hukuki etkileri maddede ayrıntılı düzenlenmemiştir. Ardiyecinin genel saklama borcu (özen ve komisyoncu ölçüsü) (TBK m.572), misli şeylerin karıştırılması (TBK m.573) ve saklama sözleşmesinin genel hükümleri (TBK m.561 vd.) bu maddede düzenlenmez. Kıymetli evrakın zayi ve iptali usulü de bu maddenin konusu değildir.

Senet çıkarma: hangi kavramlar bilinmeli?

Ardiyeci
Taşınır malların saklanması sözleşmesinde saklayan kişidir. Madde bakımından yalnızca ticari mal kabul ettiğini kamuya açıkça bildiren ardiyeciler kapsamdadır; bu açıklama yapılmamışsa özel hüküm uygulanmaz.
Ticari mal
Ardiyecinin saklamak üzere kabul ettiği ve emtia niteliği taşıyan taşınır mallardır. Malın ticari nitelikte olması, ardiyecinin bu işi kamuya açık olarak yürütmesiyle birlikte aranır.
Emtiayı temsil eden senet
Saklatılan malın zilyetliğini temsil eden ve bu malın yetkili makamca izin verilen ardiyeci tarafından çıkarılan senettir. Senedin varlığı, malın saklanmakta olduğunu ve malın üzerinde senet aracılığıyla tasarruf edilebileceğini gösterir.
Yetkili makam
Senet çıkarma izninin verileceği mercidir. Maddede makamın kim olduğu belirtilmemiştir; izin talebi bu merciye yapılır.

Senet çıkarma: hangi şartlar aranır?

  • Ardiyecinin saklamak üzere ticari mal kabul ediyor olması gerekir.
  • Ardiyecinin bu işi yaptığını kamuya açıkça bildirmiş olması gerekir.
  • Senet çıkarılmasının konusu, ardiyecinin saklamak üzere kabul ettiği ve hâlen sakladığı mal olmalıdır.
  • Ardiyeci, senet çıkarma izni için yetkili makama başvurmalı ve izin almalıdır; izin olmadan senet çıkarılması maddenin sağladığı yetkiyi doğurmaz.

Senet çıkarma: hangi sonuçları doğurur?

  • Kamuya açık ardiyeci yetkili makamdan izin alırsa, sakladığı malı temsil eden senet çıkarabilir.
  • İzin alınmamışsa, ardiyecinin saklatılan malı temsil eden senet çıkarma yetkisi doğmaz.
  • Ardiyecinin kamuya açık bildirimi yapılmamışsa madde 571 uygulanmaz ve bu yetkiye dayanarak senet çıkarılamaz.
  • Maddede senedin şekli, içeriği, devri ve hamile karşı sorumluluk ayrıntılı düzenlenmemiştir; bunlar ayrı hükümlere ve uygulamaya bırakılmıştır.

Kamuya açık ardiyeci ile kamuya açıklanmamış saklama arasındaki fark nedir?

Ticari mal saklamayı kamuya açıkça bildiren ardiyeci, bu madde kapsamında senet çıkarma izni isteyebilir.

Ticari malı saklayan ama bu işi kamuya açıkça bildirmeyen kişi, madde kapsamında değildir.

Yalnız kamuya açık ardiyeci emtiayı temsil eden senet çıkarma yetkisi talep edebilir; diğer saklayanlar bu yetkiden yararlanamaz.

Ticari mal ile ticari olmayan mal arasındaki fark nedir?

Ticari mal saklayan ardiyeci için madde özel hükmü uygular.

Ticari nitelik taşımayan taşınır malların saklanması, madde kapsamında kalmaz.

Senet çıkarma izni yalnız ticari mallar bakımından talep edilebilir.

Saklama sözleşmesinin genel hükümleri ile TBK m.571 özel hükmü arasındaki fark nedir?

Ardiyecinin saklama borcu ve ücret hakkı gibi konular genel saklama hükümlerine tabidir.

Senet çıkarma yetkisi ise madde 571 ile getirilen özel yetkidir.

Senet çıkarma yetkisi için genel saklama hükümleri değil, madde 571'deki koşullar ve yetkili makam izni aranır.

Senet çıkarma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ardiyecinin kamuya açık bildirimini aramadan madde 571'i her saklayana uygulamak.
  • Yetkili makam izni olmadan emtiayı temsil eden senet çıkarılabileceğini sanmak.
  • Maddenin senedin şeklini ve hamile karşı etkisini ayrıntılı düzenlediğini varsaymak; bunlar madde metninde yoktur.
  • Ticari mal ile ticari olmayan malı karıştırarak maddeyi her saklama işine uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ticari mal saklama işini yürüten ardiyecilerle ilgili uyuşmazlıklar, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerden doğan hukuk davaları olarak ticari dava sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)
  • Ticari nitelikte saklama işinde ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılması kabul edilmektedir. (20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Senet çıkarma izni isteyen ardiyecinin, ticari mal kabul ettiğini ve bunu kamuya açıkça bildirdiğini ispatlaması gerekir.
  • Kamuya açık bildirimin varlığı, ilan veya ticari faaliyet kayıtları gibi belgelerle ortaya konulabilir.
  • Saklatılan malın varlığı ve ardiyeci tarafından kabul edildiği, saklama belgeleri ile ispatlanabilir.
  • Yetkili makamdan izin alındığı, verilen izin belgesi ile ispatlanır; izin bulunmadan senet çıkarıldığını iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Karşı tarafın, senedin geçerli olmadığı veya izin bulunmadığı yönündeki savunmasını ispat yükü ona düşer.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.572: Ardiyecinin özen borcunu ve saklatanın mallarını inceleme talebini düzenler. Senet çıkarma yetkisi, bu saklama borcunun yanında ayrı bir yetkidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.573: Misli şeylerin karıştırılmasına ilişkindir. Senet çıkarılan malın ardiyecide karışması hâlinde bu hüküm ayrıca gündeme gelir.
  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin genel tanımını verir. Madde 571, bu sözleşmeden ayrılan özel bir hüküm getirir.

TBK m.572 — Ardiyecinin saklama borcu

TBK m.572, ardiyecinin saklama borcunu düzenler. Birinci fıkra, ardiyecinin malları komisyoncu gibi özenle saklama ölçüsünü ve mallarda özel önlem gerektiren bir değişiklik olduğunda saklatana bildirim yükümlülüğünü koyar. İkinci fıkra, saklatanın malları inceleme, örnek alma ve koruma önlemi alma hakkına ilişkin izin yükümlülüğünü düzenler. Madde yalnızca ardiyeciye bırakma sözleşmesinde ardiyeci sıfatıyla ticari işletmeci olan saklayana uygulanır. Maddede süre, ücret, hapis hakkı, geri verme borcu, misli şeylerin karışması ve ardiyeci senedi düzenlenmez; bunlar sırasıyla TBK m.573 (karışma), m.574 (ücret ve hapis hakkı), m.575 (geri verme) ve m.571 (senet ve ticari mallar) içinde yer alır. Genel saklama sözleşmesinin özen ve bildirim kuralları ise TBK m.561 ile m.569 kapsamında kalır.

Ardiyecinin saklama borcu: hangi kavramlar bilinmeli?

Ardiyeci
Kendisine bırakılan taşınır malları ardiye işi olarak saklayan ve bu işi kamuya açık biçimde yapmayı üstlenen kişidir. Ardiyeci, saklama sözleşmesinin özel bir türünde saklayan konumundadır.
Komisyoncu gibi özen
Ardiyecinin saklama sırasındaki özen ölçüsüdür ve TBK m.534'e yollama yapılarak belirlenir. Ölçü, genel bir iyi niyet ölçüsü değil, mesleki bir özen düzeyidir.
Saklatan
Malı ardiyeciye bırakan ve sözleşme sonunda malın geri verilmesini isteme hakkına sahip olan kişidir.
Önlem gerektiren değişiklik
Malın fiziksel durumunda ya da çevresinde ortaya çıkan, mevcut saklama tedbirlerinin yetmeyeceği ve ek koruma alınmasını gerektiren değişikliktir. Değişikliğin ardiyeci tarafından fark edilmesi ve ek önlem gerektirmesi yeterlidir.

Ardiyecinin saklama borcu: hangi şartlar aranır?

  • Ardiyecinin bırakılan malları komisyoncu gibi özenle saklaması gerekir; bu özen ölçüsü TBK m.534 yollamasıyla belirlenir.
  • Malda ayrıca önlem alınmasını gerektiren bir değişiklik ortaya çıkmış olmalıdır.
  • Ardiyeci bu değişikliği saklatana imkân ölçüsünde bildirmelidir; bildirim imkânsızlığı varsa yükümlülük o ölçüde daralır.
  • Saklatan, malların durumunu incelemek ve örnek almak istediğinde ardiyeci bu talebe alışılmış iş zamanlarında izin vermelidir.
  • Saklatan, koruma önlemi almak istediğinde ardiyeci buna her zaman izin vermelidir; bu talep için iş saatiyle sınırlama yoktur.
  • Saklatanın inceleme ve örnek alma talebi, alışılmış iş zamanlarıyla sınırlıdır; koruma önlemi talebi bu sınıra tabi değildir.

Ardiyecinin saklama borcu: hangi sonuçları doğurur?

  • Ardiyeci özen borcunu ihlal ederse, malda oluşan zarardan komisyoncu ölçüsünde sorumlu olur.
  • Malda önlem gerektiren değişiklik olduğu hâlde ardiyeci bunu imkân ölçüsünde saklatana bildirmezse, bildirim yükümlülüğünü ihlal etmiş olur ve bundan doğan zarardan sorumlu olur.
  • Bildirim imkânsızsa, yani saklatana ulaşılamıyorsa, ardiyecinin bildirim yükümlülüğü ölçüsüz biçimde genişletilemez; ardiyeci yine de koruma önlemlerini kendisi almakla yükümlüdür.
  • Saklatan inceleme ve örnek alma talebinde bulunursa ardiyeci alışılmış iş zamanlarında izin vermek zorundadır; bu yükümlülüğün ihlali saklatanın talep ve zarar haklarını doğurur.
  • Saklatan koruma önlemi için izin istediğinde ardiyeci her zaman izin vermek zorundadır; izin vermemesi hâlinde ihlal doğar.
  • Madde emredici niteliktedir; sözleşme ile özen veya izin yükümlülüğü ortadan kaldırılamaz, ancak genel saklama kuralları çerçevesinde değerlendirilebilir.
  • Ardiyecinin özen borcunu yerine getirdiğini ispat etmesi hâlinde bu yöndeki sorumluluk ortadan kalkar.

Özen borcu ile bildirim borcu arasındaki fark nedir?

Özen borcu, malın saklama süresi boyunca her an korunmasını ifade eder ve komisyoncu ölçüsüyle belirlenir.

Bildirim borcu, malda önlem gerektiren bir değişiklik olduğunda doğar ve ardiyecinin bu olayı bilmesi ve saklatana iletmesiyle ilgilidir.

Özen ihlali tek başına sorumluluk doğurur; bildirim yükümlülüğünün ihlali ise ayrıca ihmal olarak değerlendirilir.

İnceleme/örnek alma izni ile koruma önlemi izni arasındaki fark nedir?

İnceleme ve örnek alma izni alışılmış iş zamanlarında verilir.

Koruma önlemi izni için zaman sınırı yoktur ve her zaman verilmelidir.

Ardiyeci, koruma önlemi talebini iş saatleri dışında da karşılamak zorundadır; inceleme talebini ise iş saatleri dışında reddedebilir.

Ardiyecinin saklama borcu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Koruma önlemi izninin de alışılmış iş zamanlarıyla sınırlı olduğunu saymak; oysa bu talep için zaman sınırı yoktur.
  • İnceleme ve örnek alma iznini iş saatleri dışına da yaymak; bu talep yalnızca alışılmış iş zamanlarında karşılanır.
  • Bildirim yükümlülüğünü mutlak bir sonuç sanmak; yükümlülük imkân ölçüsündedir ve ulaşılamayan saklatana karşı ardiyecinin sorumluluğu buna göre değerlendirilir.
  • Genel saklama sözleşmesinin özen ölçüsünü (iyi bir işçi/bilinçli saklayan) ardiyeciye uygulamak; ardiyecide ölçü komisyoncu özenidir ve TBK m.534'e yollama yapılır.
  • Ardiyecinin özen borcunu sözleşme ile ortadan kaldırılabileceğini düşünmek; hüküm emredicidir.
  • Madde metnindeki komisyoncu özen ölçüsünü, genel saklayan özeniyle karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ardiyeci sözleşmesinden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019)
  • Ardiyecinin bildirim yükümlülüğünün, saklatanın malın durumu hakkında bilgi sahibi olmasını sağlayacak biçimde yerine getirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/1807 E., 2024/1988 K., 25.11.2024)
  • Madde metninde yer alan komisyoncu özen ölçüsünün, ardiyecinin mesleki sorumluluğunu belirlediği kabul edilmektedir. (İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/258 E., 2022/31 K., 19.01.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Ardiyecinin özen borcuna aykırılığını ileri süren saklatan, malın zarara uğradığını ve bu zararın ardiyecinin özen borcuna aykırılığından kaynaklandığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ardiyeci, komisyoncu ölçüsündeki özeni gösterdiğini ve zararın kendi kusurundan kaynaklanmadığını ispatla yükümlüdür; bu ispat ardiyecinin sorumluluktan kurtulması için gereklidir.
  • Malda önlem gerektiren değişikliğin varlığını ve saklatana bildirim yapıldığını ispat yükü ardiyecidedir; bildirim yazılı belgeyle ispatlanmalıdır.
  • Saklatanın inceleme veya koruma önlemi talebi ile ardiyecinin izin vermediğini ileri süren taraf, talebin yapıldığını ve izin verilmediğini ispatlamalıdır; yazılı talep bu konuda en güçlü delildir.
  • Alışılmış iş zamanlarına ilişkin savunma ardiyeci tarafından ileri sürülür ve bu savunma iş saatlerinin ispatına dayanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 m.534: Komisyoncu özen ölçüsünün içeriğini belirleyen maddedir; m.572/I bu ölçüye doğrudan yollama yapar.
  • 6098 m.561: Genel saklama sözleşmesinin tanımını ve özen yükümlülüğünün çerçevesini verir; ardiyeci hükümleri bu genel düzenlemeye tamamlayıcı olarak bağlanır.
  • 6098 m.573: Misli şeylerin ardiyecide karıştırılmasını düzenler; m.572'nin özen ve bildirim kuralları bu karışma hâlinde de uygulanır.
  • 6098 m.575: Ardiyecinin malı geri verme yükümlülüğünü ve süreli sözleşmede erken geri verme hakkına ilişkin istisnayı düzenler; m.572 ile birlikte ardiyeci sorumluluğunun kapsamını tamamlar.
  • 6098 m.571: Ardiyecinin ticari mallar için senet çıkarma yetkisini ve bu işin ticari nitelik taşıdığını düzenler; m.572 bu ardiyeci tanımına dayanır.

TBK m.573 — Bırakılan şeylerin karışması

Bu madde, ardiyeci (ardiyeye bırakma sözleşmesinde saklayan) tarafından aynı tür ve nitelikteki mislî şeylerin, saklatanların malları birbirine karıştırılamamasını; yetki verilmesi hâlinde karışmanın sonucunu, yani saklatanların hakkıyla orantılı pay isteme hakkını ve ardiyecinin payları ayırma yetkisini düzenler. Kime uygulandığı bakımından, mislî şeyleri birden çok saklatan adına saklayan ardiyeciler ile bu saklatanlar arasındaki ilişkiyi kapsar. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: ardiyecinin genel saklama borcu ve özen ölçüsü (m.572), mislî şeylerin genel saklama sözleşmesindeki düzeni (m.570 ve devamı), taşınır karışması ve birleşmesinde mülkiyetin kazanılması (m.776), ardiyecinin ücret ve diğer hakları ile sözleşmenin sona ermesi (m.574 ve devamı), ve bu karışmadan doğan zamanaşımı veya usul yönleri.

Bırakılan şeylerin karışması: hangi kavramlar bilinmeli?

Ardiyeci
Ardiyeye bırakma sözleşmesinde, saklatanın getirdiği malları kendi depo ya da ambarında saklayan kişidir. Bu sıfat, malın saklanması için kendi tesisini kullanan taraf olmasıyla belirlenir.
Saklatan
Malını ardiyeciye bırakan ve bu malın iadesini talep etme hakkını taşıyan kişidir. Aynı ardiyede birden fazla saklatan bulunabilir.
Mislî şey
Aynı tür ve nitelikte bulunan, miktarı ya da sayısı ile belirlenebilen ve birbirinin yerine geçebilen şeylerdir. Buğday gibi ölçü ve tartıyla belirlenen taşınırlar bu gruba girer.
Hakkıyla orantılı pay
Karıştırılan mislî şeyler içinde her saklatana, kendi malının karışma anındaki miktarına oranla düşen paydır. Pay, karışan malın toplam miktarına göre hesaplanır.
Yetki
Ardiyecinin saklatanların mislî şeylerini birbirine karıştırabilmesi için saklatandan alınması gereken açık izindir. Yetki açık olmalıdır; örtülü ya da varsayılan yetki bu madde bakımından yeterli görülmez.

Bırakılan şeylerin karışması: hangi şartlar aranır?

  • Ardiyecinin mislî şeyleri birbirine karıştırabilmesi için saklatanlardan açık yetki alınmış olmalıdır.
  • Karıştırılacak şeyler aynı tür ve nitelikte mislî şeyler olmalıdır.
  • Yetki bulunmadan yapılan karıştırma, ardiyecinin sözleşmeye aykırı bir fiili olarak kabul edilmelidir ve saklatanlara karşı sorumluluk doğurmalıdır.
  • Yetkiye dayanılarak karıştırılmış mislî şeyler üzerinde her saklatanın hakkıyla orantılı bir pay isteme hakkı doğmalıdır.
  • Ardiyecinin payları ayırma yetkisi kullanılırken saklatanların birlikte hazır bulunması şart koşulmamalıdır.

Bırakılan şeylerin karışması: hangi sonuçları doğurur?

  • Ardiyeci açık yetki almadan aynı tür ve nitelikteki mislî şeyleri birbirine karıştıramaz.
  • Yetkiye dayanılarak karıştırılan mislî şeyler üzerinde her saklatan, hakkıyla orantılı bir pay isteyebilir.
  • Ardiyeci, saklatanların birlikte hazır bulunmasına gerek kalmadan her saklatanın payını ayırabilir.
  • Maddede yetkisiz karıştırmanın hangi sonucu doğuracağı açıkça düzenlenmemiştir; bu durumda ardiyecinin sözleşmeye aykırılığı ve genel sorumluluk hükümleri devreye girer.
  • Madde emredici bir yasak koyar; yetki alınmadan yapılan karıştırmayı sözleşmeyle genişletmek saklatanın korunmasıyla çelişecektir.

Yetkili karıştırma ile yetkisiz karıştırma arasındaki fark nedir?

Saklatanın açık yetkisine dayanılarak yapılan karıştırmadır. Bu halde karışan mallar üzerinde saklatanlar paylı hak sahibi olurlar.

Açık yetki bulunmadan yapılan karıştırmadır. Ardiyeci bu fiille sözleşmeye aykırı davranmış olur.

Yetkili karıştırmada saklatanlar orantılı pay isterler; yetkisiz karıştırmada ardiyeci sorumlu olur ve tazminat yükümlülüğü doğar.

Saklatanın payı ile ardiyecinin ayırma yetkisi arasındaki fark nedir?

Saklatan, karışan mallar içindeki hakkıyla orantılı payını talep eder.

Ardiyeci, saklatanların birlikte hazır bulunmasına gerek olmadan her birinin payını ayırabilir.

Ardiyeci, payları saklatanların katılımı olmadan belirleyip ayırabilir; böylece karışmadan doğan paylaşım süreci tek taraflı yürütülebilir.

Bırakılan şeylerin karışması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ardiyecinin genel bir yetkisini, bu maddenin aradığı açık yetki yerine geçecek kabul etmek; madde açık yetki aradığından örtülü izin yeterli görülmemelidir.
  • Saklatanların hazır bulunmasını payların ayrılması için zorunlu saymak; madde bu şartı aramadığı için ardiyeci bu katılıma gerek olmadan ayırma yapabilir.
  • Karıştırılan şeyleri mislî şey yerine belirli şey gibi değerlendirmek; yalnız aynı tür ve nitelikte mislî şeyler bakımından bu hüküm uygulanır.
  • Yetkisiz karıştırmanın sonucunu bu maddeden çıkarmaya çalışmak; madde yalnız yetkili karıştırmanın paylı sonucunu düzenler, yetkisiz halin sonucu genel hükümlere göre belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ardiyecinin mislî şeyleri saklatanın bilgisi ve açık izni olmadan karıştırmasının, saklatanlara karşı sözleşmeye aykırılık oluşturduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022)
  • Ardiyeciye bırakma ilişkilerinin ticari nitelikte olduğu ve bu sözleşmelerden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Yetkili karıştırmaya dayanan pay talebinde, ardiyecinin açık yetkisini ileri süren taraf bu yetkiyi ispatlamakla yükümlüdür; yetki yazılı belgeyle ispatlanmalıdır.
  • Yetki bulunmadığını ileri süren saklatan, karıştırmanın yetkisiz yapıldığını ve bu nedenle sorumluluğun doğduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Saklatanın payını hesaplamak için karışan mislî şeylerin her birinin karıştırma anındaki miktarı ortaya konmalıdır; bu miktar sevk ve teslim belgeleri ile kanıtlanabilir.
  • Ardiyecinin karıştırmayı tek taraflı yaptığını ve payları ayırdığını ileri süren taraf bu iddiasını, ayırma belgeleri ve tanık beyanı ile ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.572: Ardiyecinin malları özenle koruma borcunun ölçüsünü belirler; karıştırma yasağının ihlali bu özen borcuna aykırılık oluşturur.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.570: Mislî şeylerin genel saklama sözleşmesindeki düzenine ilişkin hükümler, bu maddedeki karıştırma kuralının tamamlayıcısıdır.
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.776: Taşınır karışması ve birleşmesinde paylı mülkiyet doğumunu düzenler; bu madde ise ardiyecilik ilişkisindeki karıştırmayı özel olarak ele alır, mülkiyet kazanımına ilişkin genel düzeni değil.

TBK m.574 — Ardiyecinin hakları

TBK m.574, ardiyecinin ardiye ücreti ve saklamadan doğan giderleri isteme hakkını, bu giderlerin ödeme zamanını ve ardiyecinin alacakları için mallar üzerinde hapis hakkını düzenler. Hüküm, mallarını ardiyeciye bırakan saklatana karşı ardiyeci bakımından uygulanır. Maddede ardiyecinin malları özenle koruma borcu (m.572), misli şeylerin karıştırılması (m.573) ve malın geri verilmesi (m.575) düzenlenmemiştir. Ardiye ücretinin zamanaşımı ile saklama sözleşmesinin genel hükümleri de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Ardiyecinin hakları: hangi kavramlar bilinmeli?

Ardiyeci
Malları saklamak üzere kendisine bırakılan kişidir. Ardiyeci, saklama işini ücret karşılığında üstlenen tarafı ifade eder.
Ardiye ücreti
Ardiyecinin saklama hizmeti karşılığında isteyebileceği bedeldir. Kararlaştırılmış bir ücret yoksa alışılmış ücret esas alınır.
Saklamadan doğan giderler
Saklama işinin kendisinden doğmayan bakım, taşıma ve gümrük masraflarıdır. Ardiyecinin saklama dışında malla ilgili yaptığı harcamaları kapsar; ardiye ücretinden ayrı olarak talep edilir.
Hapis hakkı
Ardiyecinin alacağı ödenene kadar malı elinde tutabilmesini sağlayan rehin benzeri bir hakkıdır. Ardiyecinin mallara zilyet olması veya emtiayı temsil eden senede dayanarak tasarruf yetkisine sahip olması şartına bağlıdır.
Emtiayı temsil eden senet
Malın üzerinde tasarruf yetkisi veren, taşıdığı mala ilişkin kağıttır. Bu senedin varlığı, ardiyecinin malı fiilen elinde bulundurmasa bile hapis hakkına dayanak olabilir.

Ardiyecinin hakları: hangi şartlar aranır?

  • Ardiyeci ile saklatan arasında malların ardiyeciye bırakılmasına dayanan bir saklama sözleşmesi bulunmalıdır.
  • Ardiyecinin alacağı, kararlaştırılmış veya alışılmış ardiye ücreti ya da saklamadan doğan bakım, taşıma ve gümrük gibi giderlerden oluşmalıdır.
  • Ardiyecinin mallara zilyet olması ya da emtiayı temsil eden senetle bu mallar üzerinde tasarruf yetkisine sahip bulunması gerekir.
  • Hapis hakkının doğması için ardiyecinin mallar üzerindeki zilyetliği veya tasarruf yetkisi sürmelidir; bu sona erdiğinde hapis hakkı da ortadan kalkar.

Ardiyecinin hakları: hangi sonuçları doğurur?

  • Ardiyeci, kararlaştırılmış veya alışılmış ardiye ücretini isteyebilir.
  • Ardiyeci, saklamadan doğan bakım, taşıma ve gümrük giderlerini de isteyebilir.
  • Saklamadan doğan giderler hemen ödenir.
  • Ardiye ücreti her üç ayda bir ödenir; ancak mallar tümüyle ya da kısmen geri alınırken her hâlde ödenmesi gerekir.
  • Ardiyeci mallar üzerinde zilyet olduğu sürece alacakları için hapis hakkını kullanabilir.
  • Emtiayı temsil eden senetle tasarruf yetkisi bulunan ardiyeci de alacağı için hapis hakkına sahip olur.
  • Ardiyecinin zilyetliği veya tasarruf yetkisi sona ererse hapis hakkı da sona erer.

Ardiye ücreti ile saklamadan doğan giderler arasındaki fark nedir?

Ardiye ücreti, saklama hizmetinin karşılığı olan bedeldir ve kararlaştırılmış ya da alışılmış ölçüye göre belirlenir.

Saklamadan doğan giderler, bakım, taşıma ve gümrük gibi saklama işinin dışında malın kendisi için yapılan harcamalardır.

Giderler hemen, ücret ise üç ayda bir ve mallar geri alınırken ödenir; ödeme zamanı iki kalem için farklıdır.

Zilyetlik ile senetle tasarruf yetkisi arasındaki fark nedir?

Ardiyecinin malları fiilen elinde tutması, hapis hakkı için yeterli bir dayanaktır.

Ardiyeci malı fiilen tutmasa bile, emtiayı temsil eden bir senet varsa bu senede dayanarak tasarruf yetkisi bulunabilir.

Her iki durumda da hapis hakkı doğar; yalnızca hangi dayanakla kurulduğu farklıdır.

Ardiyecinin hakları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Saklamadan doğan giderleri ardiye ücretiyle aynı zamanda ve aynı esasla ödenmesi gereken kalemler saymak; giderler hemen, ücret ise üç ayda bir ödenir.
  • Hapis hakkını yalnızca fiilen zilyetlikle sınırlı görmek; emtiayı temsil eden senetle tasarruf yetkisi de hapis hakkına dayanak olabilir.
  • Hapis hakkını ardiye ücretiyle sınırlı sanmak; madde, saklamadan doğan giderler için de hapis hakkını kapsar.
  • Zilyetlik veya tasarruf yetkisi sona erdikten sonra da hapis hakkının sürdüğünü varsaymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ardiye ücretinin ve saklamadan doğan giderlerin ticari saklama sözleşmesi kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019)
  • Ardiyecinin ücret isteme hakkının kararlaştırılmış veya alışılmış ücret esasına dayandığı, madde metni üzerinden kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/305 E., 2025/368 K., 18.06.2025)
  • Ardiyecinin fesihten önce yeni tarifeyi saklatana bildirmesi, ücret talebinde değerlendirme konusu yapılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1518 E., 2026/433 K., 12.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Ardiye ücretini ve giderleri isteyen ardiyeci, saklama sözleşmesinin varlığını ve kararlaştırılan ya da alışılmış ücreti ispatlamakla yükümlüdür; yazılı sözleşme, fatura ve teslim belgeleri bu konuda kullanılır.
  • Saklamadan doğan bakım, taşıma ve gümrük giderlerini isteyen ardiyeci, bu giderlerin saklama işinden doğmadığını ve gerçekten yapıldığını ispatlamalıdır; fatura ve makbuz esas delildir.
  • Hapis hakkını ileri süren ardiyeci, malın kendisinde bulunduğunu veya emtiayı temsil eden senetle tasarruf yetkisine sahip olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Saklatan, ücretin ödendiğini veya ödeme zamanının gelmediğini savunuyorsa bu savunmasını ödeme belgesiyle ispatlamalıdır.
  • Hapis hakkının sona erdiğini ileri süren saklatan, zilyetliğin ya da tasarruf yetkisinin ortadan kalktığını kanıtlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.572: Ardiyecinin malları özenle koruma borcunu ve bu borcun ölçüsünü düzenler; ardiyecinin giderlerini ve ücretini isteme hakkı, bu yükümlülüğe karşılık gelen bir alacak olarak okunur.
  • 6098 sayılı Kanun m.575: Ardiyecinin malı geri verme yükümlülüğünü düzenler; ücretin ve giderlerin 'mallar geri alınırken' ödenmesi kuralı bu yükümlülükle bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.580: Konaklama yeri, garaj ve otopark işletenlerinin hapis hakkını düzenler; ardiyeci hapis hakkı ile karşılaştırılacak ayrı bir saklama türüdür.

TBK m.575 — Malların geri verilmesi

Madde, ardiyeciye bırakma sözleşmesinde ardiyecinin ticari malları geri verme borcunu ve bu borcun süre bakımından sınırını düzenler. Madde, genel saklama sözleşmesindeki geri verme hükmüne yollama yapar ve süreli ardiyeciye bırakmada saklayanın tanınan erken geri verme yetkisinin ardiyeciye tanınmadığını belirtir. Kapsam, ticari malları ardiyeciye bırakan taraflar bakımından geçerlidir. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: genel saklama sözleşmesinde saklayanın süreden önce geri verme hakkı (m.565), ardiyecinin sorumluluğu ve hapis hakkı (m.580), geri verme giderleri ile zamanaşımı (m.566, m.567 ve ilgili hükümler). Ardiyecinin ücret ve masraf alacakları ile malları elinde tutma hakkı da bu maddede yer almaz.

Malların geri verilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Ardiyeci
Ticari malları ardiyeye, yani ticari mal saklama amacıyla işletilen yere bırakılan malları koruyan kişidir. Ardiyeci, bu niteliğiyle genel saklama sözleşmesinin saklayanından ayrılır.
Ticari mal
Ticari faaliyet kapsamında alınıp satılan ya da ticarete konu edilen taşınırlardır. Madde, ticari malların ardiyeye bırakılmasını konu alır.
Genel saklama sözleşmesi
Saklayanın saklatanın bıraktığı taşınırı güvenli bir yerde koruma altına aldığı sözleşmedir. Madde bu sözleşmedeki geri verme düzenine atıf yapar.
Süreden önce geri verme yetkisi
Belirli bir sürenin kararlaştırıldığı saklama ilişkisinde, saklayanın öngörülemeyen durumlar nedeniyle süre dolmadan malı geri verebilmesi yetkisidir. Madde bu yetkinin ardiyeciye tanınmadığını ifade eder.
Kararlaştırılmış süre
Taraflarca sözleşmede belirlenen ve ardiyecinin malları koruma yükümlülüğünün süresini oluşturan dönemdir. Ardiyeci bu süre sonuna kadar malları korumakla yükümlüdür.

Malların geri verilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Ardiyeciye ticari malların bırakılmış olması ve taraflar arasında geçerli bir ardiyeye bırakma sözleşmesinin bulunması gerekir.
  • Sözleşmede kararlaştırılmış bir süre bulunmalıdır; ardiyeci bu süre sonuna kadar malları korumakla yükümlüdür.
  • Saklayanın sözleşmede öngöremeyeceği sebepler ortaya çıkmış olsa bile, süreden önce geri verme yetkisi ardiyeciye tanınmaz.
  • Ardiyecinin malı geri verme borcu doğmuş olmalıdır; bu borç sözleşmenin sonunda muaccel olur ve malın aynen iadesini kapsar.

Malların geri verilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Süreli ardiyeciye bırakma sözleşmesinde öngörülemeyen bir durum doğsa ve malın ya da ardiyecinin zarar tehlikesi bulunsa bile ardiyeci malı süreden önce geri veremez.
  • Ardiyeci, kararlaştırılan süre sonuna kadar malları korumakla yükümlüdür.
  • Süre sonunda ardiyeci malı geri verme borcunu yerine getirir; bu borç sözleşmenin sona ermesiyle muaccel olur.
  • Maddenin hükmü emredicidir ve bu yönde sözleşme kaydı, ardiyecinin süreden önce geri verme yetkisini genişletemez. (Madde metninde açıkça 'yetkisi bulunmaz' ifadesi yer almamakla birlikte, sürenin korunması zorunluluğu hükmün açık anlamıdır.)
  • Ardiyecinin süreden önce geri verme hakkı doğmuş gibi davranması, malı koruma yükümlülüğüne aykırılık oluşturur ve zarar sorumluluğuna yol açabilir.

Genel saklama ile ardiyeciye bırakma arasındaki fark nedir?

Genel saklamada saklayan, öngörülemeyen durumlarda süreli sözleşmede bile malı süre dolmadan geri verebilir (m.565/1 yollaması).

Ardiyeciye bırakmada ardiyeci, aynı öngörülemeyen durumlarda malı süre dolmadan geri veremez.

Ardiyeci için erken geri verme imkânı yoktur; ardiyeci kararlaştırılan süre sonuna kadar malları korumak zorundadır.

Süresiz ile süreli ardiyeciye bırakma arasındaki fark nedir?

Süre belirlenmemişse, genel saklama hükümlerine göre malın geri verilmesi her zaman mümkündür.

Süre belirlenmişse, ardiyecinin malı süre dolmadan geri verme yetkisi bulunmaz.

Süreli ardiyeciye bırakmada erken iade yasağı uygulanır; süresiz sözleşmede bu kısıt sonuç doğurmaz.

Malların geri verilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Genel saklama sözleşmesindeki erken geri verme yetkisini (m.565/1) ardiyeciye de uygulamak; m.575 bu yetkinin ardiyeci için geçerli olmadığını açıkça belirtir.
  • Öngörülemeyen durumların varlığını, malın ya da ardiyecinin tehlikede olmasını erken iade için yeterli saymak; bu hal ardiyeci bakımından yeterli değildir.
  • Süresiz ardiyeciye bırakma ile süreli ardiyeciye bırakmayı karıştırmak; erken iade yasağı yalnız kararlaştırılmış süre bulunduğunda söz konusu olur.
  • Ardiyecinin süre sonunda malı geri verme borcunu genel saklama sözleşmesinin sona erme kuralına göre yorumlamak ve sürenin dolmasını beklemeden iadeyi meşru görmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ticari malların ardiyeye bırakılmasından doğan uyuşmazlıkların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)
  • Ardiyecinin depoda bulunan mallar bakımından aynen iade kararı verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/305 E., 2025/368 K., 18.06.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, ardiyeye bırakma sözleşmesinin varlığını ve malın bırakıldığını ispatlamakla yükümlüdür; ispat aracı yazılı belge, fatura, teslim belgesi veya tanıktır.
  • Sözleşmede kararlaştırılmış sürenin varlığı ve süresinin sona erip ermediği, sözleşme metni ile ispatlanır.
  • Ardiyecinin süreden önce geri verdiğini savunan taraf, bu savunmayı yetki veya sürenin dolduğu yönünden ispatlamalıdır; yetkinin ardiyeciye tanınmadığı hükmün açık anlamından çıkar.
  • Öngörülemeyen durumun varlığını ileri süren taraf bu durumu ispatlamakla yükümlüdür; ancak bu durum ardiyeciye erken iade yetkisi vermez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.565: Genel saklama sözleşmesinde saklayanın süreden önce geri verme yetkisini düzenler; m.575 bu yetkinin ardiyeciye tanınmadığını belirtmek için bu hükme ayrım yapar.
  • 6098 sayılı Kanun m.564: Saklatanın eşyayı her zaman geri isteme yetkisini düzenler; m.575 ardiyeci bakımından geri verme borcunun bu düzene tabi olduğunu belirtir.
  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını ve konusunu düzenler; ardiyeye bırakma sözleşmesi bu genel tanım üzerinden kurulur.

TBK m.576 — Koşulları ve kapsamı

Madde, otel, motel, pansiyon ve tatil köyü gibi konaklama yerlerini işletenlerin, konaklayanların getirdikleri eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınması bakımından sorumluluğunu ve bu sorumluluğun kurtulma koşullarını ile sorumluluk üst sınırını düzenler. Uygulama alanı konaklama yerleri işletenler ile konaklayanlar arasındaki ilişkidir. Madde garaj, otopark ve benzeri yerleri işleten kişilerin sorumluluğunu düzenlemez (m.579). Konaklama işletmecisinin kıymetli eşya ve para bakımından sorumluluğu (m.577), sorumluluk ilanının geçersizliği (m.578) ve işletmecinin hapis hakkı (m.580) ayrı maddelerde yer alır. Ayrıca genel saklama sözleşmesinin hükümleri (m.561-569) ve saklayanın geri verme borcu (m.564-565) bu maddenin konusu değildir.

Koşulları ve kapsamı: hangi kavramlar bilinmeli?

Konaklama yeri işletmecisi
Otel, motel, pansiyon, tatil köyü gibi yerleri işleten kişidir. Maddenin sorumluluk rejimi bu kişiler için kurulmuştur, garaj ve otopark işletmecileri bu kapsamda değildir.
Konaklayan
İşletmeye konaklama amacıyla giren ve eşyasını yanında getiren kişidir. Konaklayanın yanında bulunan eşya ile işletmeye bırakılan eşya ayrı değerlendirilir; bu madde esas olarak yanında getirilen eşyayı kapsar.
Eşyanın niteliği
Eşyanın doğal yapısı gereği kendiliğinden bozulması, yok olması ya da zarar görmesi anlamına gelir. Eşyanın değerli olması bu kavramın kapsamına girmez; bu durum kıymetli eşya hükmüne (m.577) bağlanır.
Mücbir sebep
İşletmecinin öngöremeyeceği ve önleyemeyeceği, dışarıdan gelen olaydır. Doğal afet gibi olaylar bu kapsamda değerlendirilir.
Günlük konaklama ücreti
Her konaklayan için kurulan üst sınırın hesabında esas alınan birim tutardır. Sınır, konaklayanın her biri için ayrı ayrı uygulanır ve üç katı ile sınırlıdır.

Koşulları ve kapsamı: hangi şartlar aranır?

  • Eşyanın konaklayan tarafından konaklama yerine getirilmiş olması gerekir.
  • Zararın eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınması biçiminde gerçekleşmiş olması gerekir.
  • İşletmecinin sorumluluktan kurtulabilmesi için zararın konaklayan, ziyaretçisi ya da beraberindekilerin kusurundan kaynaklandığını ispat etmesi gerekir.
  • Sorumluluktan kurtulma için zararın mücbir sebepten doğduğunun ya da eşyanın niteliğinden kaynaklandığının ispat edilmesi de yeterlidir.
  • Kusura dayalı sorumluluk için işletmeci veya çalışanlarının kusurunun bulunması gerekir; bu kusur yoksa sorumluluk üst sınırla sınırlanır.
  • Üst sınır uygulanacaksa, işletmeci veya çalışanlarına kusur yüklenmemiş olması gerekir; bu halde sorumluluk konaklayanlardan her biri için günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.

Koşulları ve kapsamı: hangi sonuçları doğurur?

  • Konaklama yerinde getirilen eşyanın yok olması, zarara uğraması veya çalınması halinde işletmeci sorumludur.
  • İşletmeci, zararın konaklayan ya da yakınlarının kusurundan, mücbir sebepten veya eşyanın niteliğinden doğduğunu ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.
  • İşletmeci veya çalışanlarının kusuru bulunmadığı sürece, her konaklayan için sorumluluk günlük konaklama ücretinin üç katını aşamaz.
  • İşletmeci veya çalışanlarının kusuru bulunursa üst sınır uygulanmaz ve zarar tam olarak sorumluluk kapsamına girer.
  • Madde kurallarını sözleşmeyle ağırlaştırmaya ya da hafifletmeye ilişkin açık bir düzenleme içermez; m.578 uyarınca sorumsuzluk ilanları geçerli değildir.

Kusur sorumluluğu ile üst sınırlı sorumluluk arasındaki fark nedir?

İşletmeci veya çalışanlarına kusur yüklenebilirse, sorumluluk kusur esasına dayanır ve bu durumda üst sınır uygulanmaz.

İşletmeci ve çalışanlarına kusur yüklenemezse, sorumluluk yalnızca günlük konaklama ücretinin üç katı ile sınırlıdır.

Kusur bulunduğunda tam zarar talep edilebilir; kusur bulunmadığında talep, konaklayan başına üç günlük ücretle sınırlanır.

Eşyanın niteliği / Mücbir sebep / Konaklayanın kusuru: fark nedir?

Zarar eşyanın niteliğinden, mücbir sebepten veya konaklayan ya da yakınlarının kusurundan doğmuşsa, işletmeci kurtulabilir.

Bu üç halden birinin ispatı başarılı olmazsa işletmecinin kurtulma imkânı yoktur.

İspat başarılı olursa sorumluluk tamamen kalkar, başarısız olursa işletmeci zararı karşılamakla yükümlü olur.

Koşulları ve kapsamı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Üst sınırı her durumda uygulamak; oysa sınır yalnızca işletmeci ve çalışanlarında kusur bulunmadığı hallerde geçerlidir.
  • Üst sınırı m.577'deki kıymetli eşya rejimiyle karıştırmak; para ve değerli eşya için ayrı bir kural uygulanır.
  • Sorumsuzluk ilanına dayanarak sorumluluğun kalktığını kabul etmek; m.578 uyarınca bu ilanlar geçerli değildir.
  • Üst sınırın hesabında günlük ücreti konaklama süresinin toplamı yerine tek günlük tutar olarak almamak; hesap konaklayanın her biri için tek günlük ücret üzerinden yapılır.
  • Eşyanın niteliğinden doğan zararı kusur sorumluluğu gibi değerlendirmek; bu hal kurtulma sebebidir ancak ispatı işletmeciye aittir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Konaklama yerlerinin sorumluluğuna ilişkin uyuşmazlıkların ticari dava niteliğinde görülmesi kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)
  • Madde kapsamındaki davalarda işletmecinin hukuki ilişkinin varlığı ve kapsamı, somut olayda bilirkişi ve keşifle belirlenmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2023/610 E., 2023/870 K., 11.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Eşyanın konaklama yerine getirildiğini ve zarar gördüğünü ileri süren konaklayan, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
  • Eşyanın konaklama yerine getirildiğine ilişkin kayıt, konaklama sözleşmesi, fatura veya tanık beyanı gibi deliller kullanılabilir.
  • İşletmeci, zararın konaklayan ya da yakınlarının kusurundan, mücbir sebepten veya eşyanın niteliğinden doğduğunu ispatla yükümlüdür; bu ispat başarılı olmazsa sorumluluk devam eder.
  • Konaklayanın talebinin üst sınırı aşmadığının belirlenmesi için günlük konaklama ücretinin tespiti gerekir; bu tutar fatura veya konaklama kaydıyla belirlenir.
  • İşletmeci kendi kusurunun bulunmadığını ileri sürüyorsa, kusursuzluğunu da ispatla yükümlü olur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.577: Konaklama işletmecisinin para, değerli eşya ve benzeri varlıklar bakımından özel ve daha ağır sorumluluğunu düzenler; bu maddenin genel rejimi ile ayrılır.
  • 6098 sayılı Kanun m.578: Konaklama işletmecisinin sorumsuzluk ilanının geçersiz olduğunu hükme bağlar; bu madde kapsamındaki sorumluluğu ortadan kaldıramaz.
  • 6098 sayılı Kanun m.579: Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğunu ayrıca düzenler; bu madde konaklama işletmecileri için geçerlidir.
  • 6098 sayılı Kanun m.580: Konaklama yerleri işletmecisine tanınan hapis hakkını düzenler; sorumluluk rejimi ile birlikte değerlendirilir.

TBK m.577 — Kıymetli eşya

Madde, işletenin (otel, pansiyon, ardiyeci gibi işletmelerde) konuklarından veya müşterilerinden getirilen kıymetli eşya, önemli miktarda para ve kıymetli evrak bakımından sorumluluğunu düzenler. Sorumluluğun kusura dayanan hâli ile işletenin bu şeyleri saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmış olması hâlinde doğan kusursuz sorumluluk ayrılmıştır. Ayrıca konaklayanın kendi yanında tutması gereken eşya, para ve benzeri şeyler bakımından genel sorumluluk kuralının uygulanacağını belirtir. Kurallar, konaklama ve ardiyecilik gibi işletme ilişkilerinde taraf olan işletene ve bu şeyleri getiren kişiye uygulanır. Madde, misli şeylerin saklanmasına ilişkin ayrıntıyı (m.570) ve ardiyecinin senet çıkarma ve hapis hakkını (m.571, m.574) düzenlemez. Ayrıca işletenin sorumluluğunun ihbar yükümlülüğüne bağlanması ve sorumluluğun sözleşmeyle kaldırılması gibi genel sorumluluk düzenlemeleri de bu maddede değil, ilgili genel hükümlerde aranmalıdır.

Kıymetli eşya: hangi kavramlar bilinmeli?

İşleten
Konaklama veya ardiyecilik gibi bir işletme faaliyetini yürüten ve bu işletmeye getirilen eşyayı kabul eden kişidir. Sorumluluk yalnız işletme ilişkisi içinde getirilen şeyler bakımından doğar.
Kıymetli eşya
Değeri nedeniyle olağan eşyadan ayrılan, özel koruma gerektiren taşınır şeylerdir. Madde bunları ayrıca saydığı para ve kıymetli evrakla birlikte ele alır.
Önemli miktarda para
Konaklayanın harcama kapasitesine ve konaklama yerinin niteliğine göre belirlenen, olağan harcamanın üzerinde kalan paradır. Ücret ödenmemişse konaklama bedeli de bu hesaba katılır.
Kusursuz sorumluluk
İşletenin kendisinde veya çalışanında kusur bulunmasa da, şeyleri özel saklama amacıyla almış veya almaktan kaçınmış olması nedeniyle doğan sorumluluktur. Bu hâlde eşyanın tam değerinden sorumlu tutulur.
Saklanmak üzere bırakma
Eşyanın işletene özel olarak saklanması amacıyla teslim edilmesidir. Bu teslim gerçekleşmemişse birinci fıkradaki hafifletilmiş sorumluluk rejimi uygulanır.

Kıymetli eşya: hangi şartlar aranır?

  • Getirilen şeyin kıymetli eşya, önemli miktarda para veya kıymetli evrak niteliğinde olması gerekir.
  • Şeyin işletene saklanması için bırakılmamış olması gerekir; saklanmak üzere bırakılmışsa bu madde değil saklama sözleşmesine ilişkin genel hükümler uygulanır.
  • Zararın, işletenin kendisinin veya çalışanlarının kusuru sonucu doğmuş olması gerekir; bu hâlde kusur sorumluluğu aranır.
  • İşletenin şeyleri saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmış olması hâlinde sorumluluk kusursuz nitelik kazanır ve kusur aranmaz.
  • Konaklayanın kendi yanında tutması gereken eşya, para ve benzeri şeyler bakımından bu maddedeki özel sorumluluk değil, genel sorumluluk kuralı uygulanır.

Kıymetli eşya: hangi sonuçları doğurur?

  • Kıymetli eşya, önemli miktarda para veya kıymetli evrak saklanmak üzere bırakılmamışsa, işletenin sorumluluğu yalnızca kendi veya çalışanlarının kusuruna bağlıdır.
  • İşleten şeyleri saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa eşyanın tam değerinden sorumlu olur.
  • Konaklayanın kendi yanında saklaması gereken eşya ile para ve benzeri şeyler için genel sorumluluk kuralı uygulanır.
  • Sorumluluğun doğması, zarar görenin durumu işletene öğrenir öğrenmez bildirmesine bağlıdır; bu bildirim yapılmamışsa sorumluluk doğmaz.
  • İşletenin sorumsuzluk ilanı, zarar görenler için bağlayıcı değildir ve sorumluluğu kaldırmaz.

Kusur sorumluluğu ile kusursuz sorumluluk arasındaki fark nedir?

Şeyler saklanmak üzere alınmamış veya alınmaktan kaçınılmamışsa işletenin sorumluluğu yalnızca kendi veya çalışanlarının kusuruna dayanır.

İşleten şeyleri saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmışsa kusur aranmaz ve sorumluluk kusursuzdur.

Kusursuz hâlde zarar görenin kusur ispatı gerekmez; işleten eşyanın tam değerinden sorumlu olur.

Kıymetli eşya ile konaklayanın kendi yanında tutması gereken eşya arasındaki fark nedir?

Kıymetli eşya, önemli miktarda para ve kıymetli evrak madde kapsamında özel rejime tabidir.

Günlük harcama parası, cep telefonu, gözlük, saat gibi konaklayanın yanında bulundurması gereken eşya ise bu özel rejimin dışındadır.

Bu ikinci grup eşya zarar gördüğünde genel sorumluluk hükmü (TBK m.576/II) uygulanır ve tam değer kuralı işlemez.

Kıymetli eşya: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kıymetli eşya ile konaklayanın günlük yanında taşıdığı eşyayı aynı rejime tabi tutmak; ikinci grup için genel sorumluluk hükmünün (m.576/II) uygulanması gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Birinci fıkradaki kusur sorumluluğu ile ikinci fıkradaki kusursuz sorumluluğu karıştırmak; saklamak üzere alınmış eşyada kusur aramak.
  • Mühürlü kapalı zarf içinde para bırakılmasını misli şeyin saklanması (usulsüz tevdi) saymak; bu durumda genel saklama sözleşmesi hükümleri geçerlidir.
  • İşletenin sorumsuzluk ilanına dayanarak sorumluluğun kalktığını kabul etmek; bu ilanlar zarar görenler için bağlayıcı değildir.
  • Bildirim şartını yok saymak; zarar görenin öğrenir öğrenmez bildirmemesi sorumluluğu ortadan kaldırabilir.
  • Önemli miktarın belirlenmesinde yalnız mutlak bir tutara bakmak; konaklama yerinin niteliği ve konaklayanın harcama kapasitesi dikkate alınmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerini düzenleyen 561-580. maddelerden doğan davalar ticari dava sayılmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Kıymetli eşya veya önemli miktarda para niteliği ile bunların işletene teslim edildiği, zarar görenin ispat yükü altındadır; teslim ve değer belgeleri (fatura, makbuz, otel kayıt kaydı) ile tanık bu amaçla kullanılabilir.
  • Şeyin saklanmak üzere bırakılmadığını, yani sıradan konaklama eşyası olduğunu ileri süren işletendir; bu savunmayı kanıtlaması gerekir.
  • Kusur sorumluluğunda zarar görenin işletenin veya çalışanlarının kusurunu ispatlaması gerekir; kusursuz hâlde (saklamak üzere almış veya almaktan kaçınmış) ise kusur aranmaz, ancak almayı veya kaçınmayı kanıtlamak zarar görene düşer.
  • Zararın eşyanın tam değeri üzerinden hesaplanması hâlinde, değerin ispatı zarar görene aittir; işletenin buna itirazı ve değer indirimi iddiası işleten tarafından kanıtlanmalıdır.
  • Zarar görenin durumu işletene öğrenir öğrenmez bildirdiğini ispatlaması gerekir; bildirim yapılmadığını ileri süren işletendir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.576: Konaklayanın kendi yanında tutması gereken eşya bakımından uygulanan genel sorumluluk kuralıdır; m.577/III bu hükme atıf yapar.
  • 6098 sayılı Kanun m.570: Misli şeylerin saklanmasını düzenler; m.577/I'deki para ve misli evrak bakımından saklama sözleşmesinin ayrımını belirler.
  • 6098 sayılı Kanun m.571: Ardiyecinin taşınır malların saklanması sözleşmesindeki özel durumunu düzenler; m.577 kapsamındaki işletme ilişkisiyle bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.574: Ardiyecinin hapis hakkını düzenler; bu madde ile doğrudan kapsamı ayrıdır ancak aynı işletme ilişkisinde uygulanır.
  • 6098 sayılı Kanun m.115-116: Sorumsuzluk ilanlarının bağlayıcı olmadığı yönündeki şerh bakımından, kişinin kendi veya çalışanlarının eylemleri için sorumluluğunu sınırlayan kurallardır.

TBK m.578 — Sorumluluğun kalkması

TBK m.578, konaklama (otel, pansiyon ve benzeri konaklama işletmeleri) sözleşmesinde konaklayanın, eşyasında meydana gelen zarar bakımından işletene karşı istem hakkının nasıl korunacağını düzenler. Hükmün birinci fıkrası konaklayanın zararı öğrenir öğrenmez işletene bildirim yükümlülüğünü ve buna uymamanın istem hakkının kaybı sonucunu koyar; ikinci fıkrası işletenin sorumluluktan kurtulmak amacıyla yaptığı tek taraflı ilanların ve kayıtların bu sorumluluğu ortadan kaldırmayacağını söyler. Maddenin konusu bildirim yükümlülüğü ve sorumluluğun kaldırılamamasıdır. Kişi bakımından konaklayan ile işleten arasındaki ilişkiye uygulanır. Madde, işletenin sorumluluğunun kapsamını, sorumluluğun doğduğu hâllerdeki kusur ve kanıt kurallarını, sorumluluğun miktarını ve zamanaşımını düzenlemez; bunlar madde metninde yer almaz. Konaklayanın eşyası üzerindeki işletenin sorumluluğunun temel hükmü (TBK m.576), eşyaların teslim alınmasına ilişkin (TBK m.577 ve sonrası) düzenlemeler ile genel sorumsuzluk anlaşması sınırları (TBK m.115) bu maddenin dışında kalır.

Sorumluluğun kalkması: hangi kavramlar bilinmeli?

Konaklayan
İşletenin yanında konaklama hizmetinden yararlanan kişidir. Madde bakımından zararın öğrenilmesi ve bildirilmesi yükümlülüğünün muhatabı olan taraf budur.
İşleten
Konaklama işletmesini işleten ve konaklayana karşı sorumlu olan kişidir. Maddede sorumluluktan kurtulmak isteyen taraf olarak geçer.
İstem hakkı
Konaklayanın zararının tazmini için işletene karşı ileri sürdüğü hak olarak anlaşılmalıdır. Bildirim yapılmazsa bu hak kaybolur.
Bildirim yükümlülüğü
Konaklayanın zararı öğrenir öğrenmez işletene zararı haber vermesi gereken yükümlülüğüdür. Bildirimin şekline ilişkin bir kural madde metninde yer almaz.
Sorumluluktan kurtulma ilanı
İşletenin sorumluluk üstlenmediğini ya da sorumluluğu kanunda öngörülmeyen bir koşula bağladığını tek taraflı olarak duyurmasıdır. Bu ilan, sorumluluğu kaldırmaz.

Sorumluluğun kalkması: hangi şartlar aranır?

  • Konaklayanın eşyasında bir zarar doğmuş olması ve konaklayanın bu zararı öğrenmiş olması gerekir.
  • Konaklayan zararı öğrenir öğrenmez işletene bildirimde bulunmalıdır; bildirim gecikmeden yapılmalıdır.
  • Bildirim yapılmazsa konaklayanın istem hakkı kaybolur; bu sonuç için ayrıca bir karar gerekmez.
  • İşletenin sorumluluğundan kurtulması için, sorumluluk üstlenmediğini ya da sorumluluğu kanunda öngörülmeyen bir koşula bağladığını ilan etmesi yeterli değildir.

Sorumluluğun kalkması: hangi sonuçları doğurur?

  • Konaklayan zararını öğrenir öğrenmez işletene bildirmezse istem hakkını kaybeder.
  • Konaklayan zararı işletene bildirdiğinde, tazminat istemi için hukuki yol açık kalır.
  • İşleten sorumluluk üstlenmediğini ilan etse bile sorumluluktan kurtulamaz.
  • İşleten sorumluluğu kanunda öngörülmemiş bir koşula bağlasa bile bu koşul sorumluluğu ortadan kaldırmaz.
  • Bu hüküm emredici niteliktedir; konaklama işleteni, bildirim yükümlülüğünü veya sorumluluğunu sözleşmeyle bu maddeye aykırı biçimde kaldıramaz.

Bildirim yükümlülüğü ile işletenin ilanı arasındaki fark nedir?

Konaklayanın zararı öğrenir öğrenmez işletene bildirmesi, konaklayanın kendi üzerine düşen bir yükümlülüktür.

İşletenin sorumluluğu kaldırmak için yaptığı tek taraflı ilanlar ve kayıtlar, işletenin kendi tarafındaki bir eylemdir.

Konaklayan bildirmezse istem hakkını kaybeder; işletenin ilanı ise bildirim eksikliğini telafi etmez ve sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Konaklayanın istem hakkını kaybetmesi ile işletenin sorumluluktan kurtulması arasındaki fark nedir?

Birinci fıkradaki hak kaybı, konaklayanın zararı gecikmeli bildirmesinden doğar ve konaklayanın istem hakkını etkiler.

İkinci fıkradaki hüküm, işletenin tek taraflı beyanlarının sorumluluğu kaldırıp kaldıramayacağını konu alır.

İki hüküm farklı durumları düzenler; birincisi konaklayanın hakkını, ikincisi işletenin sorumluluğunu ilgilendirir.

Sorumluluğun kalkması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bildirim yükümlülüğünü yalnızca tazminat davasının açılmasına bağlamak; bildirimin zararı öğrenir öğrenmez yapılması gerektiğini göz ardı etmek.
  • İşletenin tek taraflı ilanını sorumluluğu kaldıran bir araç saymak; ikinci fıkra gereğince bu ilanın sorumluluğu ortadan kaldırmadığını unutmak.
  • Bildirim süresini sabit bir gün sayısı olarak hesaplamak; metinde sabit bir süre bulunmadığını, ‘öğrenir öğrenmez’ ölçütünün esas alındığını unutmak.
  • Hak kaybı sonucunu, bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin tek başına sorumluluğu sona erdirdiği biçiminde yorumlamak; hükmün yalnızca istem hakkı üzerindeki etkisini göz ardı etmek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararlarında konaklama ve saklama ilişkileri ile ilgili davaların ticari dava sayıldığı belirtilmektedir; bu, bildirim yükümlülüğünün usul bakımından ticari dava kapsamında değerlendirilmesine ilişkin bir çerçeve sunar. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021; 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi, yani zararın tazminini isteyen konaklayan, zararın meydana geldiğini ve bunu işletene bildirdiğini ispat etmek zorundadır.
  • Bildirimin zamanında yapıldığı yazılı bir belge, e-posta veya tanık ile ispatlanabilir; bildirimin yapılmadığını ileri süren işleten bu savunmayı ispat eder.
  • İşletenin, sorumluluğu kaldıran bir ilan yaptığını ileri sürmesi durumunda, ilanın varlığını ispat yükü işletene düşer; ancak bu ilan sorumluluğu kaldırmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.576: Konaklama işletenin konaklayanın eşyası bakımından sorumluluğunun temel hükmüdür; bu maddedeki bildirim yükümlülüğü ve ilan hükmü, o sorumluluğun uygulanmasını sınırlandırır.
  • 6098 sayılı Kanun m.577: Konaklayanın eşyalarının teslim alınmasına ve saklanmasına ilişkin düzenlemeler, eşyanın işletene bırakılması hâlinde zararın bildirilmesi bakımından bağlantılıdır.
  • 6098 sayılı Kanun m.115: Genel sorumsuzluk anlaşması sınırlarını çizer; işletenin tek taraflı ilanının sorumluluğu kaldıramamasının genel dayanağı olarak bu hükümle birlikte değerlendirilebilir.

TBK m.579 — Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu

Madde, garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin, kendilerine bırakılan veya çalışanlarınca kabul edilen eşyanın yok olması, zarar görmesi veya çalınması hâlinde sorumluluğunu; bu sorumluluktan kurtulma koşullarını; sorumluluğun kusursuz olması hâlinde üst sınırını ve sorumluluk üstlenmediğine dair ilanın geçersizliğini düzenler. Hükmün kapsamında, hayvan, at arabası, koşum, motorlu taşıt ve eklentileri gibi eşyayı kabul eden garaj ve otopark işletmecileri yer alır; konaklama yeri işletenleri madde kapsamında değildir (m.576-578). Madde, işletenin hapis hakkını düzenlemez (m.580). Saklama sözleşmesinin genel hükümleri, saklayanın eşyayı kullanma ve geri verme borcu ile saklatanın masraf ödeme yükümlülüğü ayrı maddelerde düzenlenmiştir (m.561-568). Motorlu araç işletenin trafik kazalarından doğan tehlike sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nda düzenlenir ve bu madde kapsamında değildir.

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenler
Araç ve benzeri eşyayı saklamak amacıyla kabul eden ve bu faaliyeti işletme olarak yürüten kişilerdir. Madde, garaj ve otoparkı örnek sayar; "benzeri yerler" ifadesiyle sayım örnekleyicidir.
Saklatan
Eşyayı işletene bırakan veya işletenin çalışanına teslim eden kişidir. Saklatanın ziyaretçisi, beraberindeki veya hizmetindeki kişiler, kusur ve kurtuluş bakımından ayrıca değerlendirilir.
Kusursuz sorumluluk (sınırlı)
Zararın doğumunda işletenin veya çalışanının kusurunun aranmadığı sorumluluktur. Bu maddede sorumluluk, kusur yüklenmediği hâllerde saklanan başına günlük saklama ücretinin on katı ile sınırlıdır.
Günlük saklama ücreti
Her bir saklanan için alınan günlük saklama bedelidir. Üst sınır, bu bedelin on katı olarak hesaplanır.
Sorumsuzluk ilanı
İşletenin sorumluluk üstlenmediğini ya da sorumluluğunu kanunda yer almayan bir koşula bağladığını bildirmesidir. Hangi yolla yapılırsa yapılsın, sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Garaj, otopark veya benzeri bir yerin işletilmesi ve bu yerde saklatana ait hayvan, at arabası, koşum, benzeri eşya ya da motorlu taşıt ve eklentilerinin kabul edilmiş olması bulunmalıdır.
  • Eşyanın yok olması, zarar görmesi veya çalınması gibi bir zararın gerçekleşmesi gerekir.
  • İşletenin, zararın saklatan, ziyaretçisi veya beraberinde ya da hizmetinde bulunan kişiye yüklenebilecek bir kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat etmesi hâlinde sorumluluktan kurtulması mümkündür.
  • Sorumluluk, işletenin veya çalışanlarının kusuru yüklenemediği hâllerde saklanan her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.
  • İşletenin sorumluluk ilanı, sorumluluğu kanunda öngörülmeyen bir koşula bağlama ilanı ile birlikte aşılamaz bir sınır oluşturmaz; bu tür ilanlar geçerli değildir.

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Kusur ispatı ve kurtuluş kanıtı yapılamadığında işletenin sorumluluğu tam zararı kapsar.
  • Kusur yüklenemediği hâllerde sorumluluk, saklanan her biri için alınan günlük saklama ücretinin on katını aşamaz.
  • İşleten, zararın saklatan veya ziyaretçisi ya da beraberinde veya hizmetinde bulunan kişiye yüklenebilecek kusurdan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat ederse sorumluluktan kurtulur.
  • Sorumsuzluk ilanı yapılmış olsa bile işleten sorumluluktan kurtulamaz; ilan, zarar görene karşı bağlayıcı değildir.
  • Eşyanın değer kaybı veya zararı, kabul edilen eşyanın kapsamında kaldığı sürece bu madde kapsamında değerlendirilir.

Kusur sorumluluğu ile kusursuz sorumluluk sınırı arasındaki fark nedir?

İşletenin veya çalışanlarının kusuru yüklenebildiğinde sorumluluk kusura dayanır ve kurtuluş ispatı ile belirlenir.

Kusur yüklenemediğinde sorumluluk kusursuz hâle gelir ancak günlük saklama ücretinin on katıyla sınırlıdır.

Kusur kanıtlanabiliyorsa tam zarar aranabilir; kusur kanıtlanamıyorsa tazminat on kat sınırına bağlanır.

Hayvan, at arabası, koşum ve motorlu taşıt ile diğer eşya arasındaki fark nedir?

Hayvan, at arabası, koşum, motorlu taşıt ve eklentileri maddede açıkça sayılmıştır.

Bunların dışında kalan eşya için madde doğrudan uygulanmaz.

Sayılan eşyada madde uygulanır; diğer eşya genel saklama sözleşmesi hükümlerine bağlanır.

Garaj/otopark işleteni ile konaklama yeri işleteni arasındaki fark nedir?

Bu madde garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenleri düzenler.

Konaklama yeri işletenlerinin sorumluluğu m.576-578'de ayrıca düzenlenmiştir.

Hangi düzenlemenin uygulanacağı işletmenin türüne göre belirlenir.

Garaj, otopark ve benzeri yerleri işletenlerin sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Garaj ve otopark işletenini konaklama yeri işleteni gibi değerlendirip m.576-578 hükümlerini doğrudan uygulamak; her iki madde farklı işletme türlerini düzenler.
  • Kusursuz sorumluluk sınırını her hâlde uygulamak; sınır yalnızca işletenin veya çalışanlarının kusuru yüklenemediği hâllerde geçerlidir.
  • On kat sınırını saklanan eşya değeriyle ya da toplam saklama bedeliyle karıştırmak; sınır her bir saklanan için alınan günlük saklama ücretinin on katıdır.
  • Sorumsuzluk ilanını geçerli saymak; madde, bu tür ilanların sorumluluğu ortadan kaldırmadığını açıkça belirtir.
  • Motorlu araç işletenin trafik kazası sorumluluğu ile saklama sorumluluğunu birbirine karıştırmak; bu iki rejim farklı kaynaklara dayanır.
  • Maddede yer alan "zarara uğraması" ile "yok olması" ve "çalınması" kavramlarını ayrı zarar türleri gibi ele alıp kapsamı daraltmak; üçü de madde kapsamındadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Garaj ve otopark işletmelerinin saklama sözleşmesi çerçevesinde ticari nitelikte olduğu ve bu nedenle saklama sözleşmesinden doğan uyuşmazlıkların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020)
  • Otopark ücreti ödenmiş olsa bile işletenin aracı güvenli bir yerde özenle saklama edimini yerine getirmediği durumda, kusursuz sorumluluk ve sınırı üzerinden talep değerlendirilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/673 E., 2023/1042 K., 06.07.2023)
  • Kuyumcu gibi yüksek değerli eşya sahiplerinde, olayın oluş şekli, zarar görenin kusur oranı ve zarar görenin sosyal ekonomik durumu birlikte değerlendirilerek sorumluluk belirlenmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/820 E., 2024/992 K., 03.07.2024)
  • Garaj ve otopark işletenlerinin sorumluluğunda 579. maddenin ikinci fıkrasındaki on kat sınırının uygulanma koşulları ve kapsamı Hukuk Genel Kurulu tarafından da tartışılmıştır. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/953 E., 2021/1410 K., 16.11.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Zarar gören, işletenin saklama ilişkisini, eşyanın kendisine bırakıldığını ve zararın gerçekleştiğini ispatla yükümlüdür; ilişki ve teslim belgeleri (otopark fişi, giriş kaydı, anahtar teslimi) bu konuda başlıca delildir.
  • İşleten, zararın saklatan, ziyaretçi veya hizmetindeki kişinin kusurundan, mücbir sebepten ya da eşyanın niteliğinden doğduğunu ispat yükü altındadır; kurtuluş savunması ispatlanamazsa sorumluluk devam eder.
  • Kusur yüklenmediği iddiası, işleten tarafından ileri sürülüyorsa kusursuzluğun ispatı işletene aittir; zarar gören ise kusurun varlığını ileri sürebilir.
  • Saklanan eşyanın değeri ve günlük saklama ücreti, on kat sınırının hesaplanması için gerekli bilgidir; bu bilgiler otopark kayıtları ve ödeme belgeleri ile ispatlanır.
  • Sorumsuzluk ilanına dayanan işletenin, ilanın zarar görene bağlayıcı olduğunu ileri sürmesi hâlinde, ilanın varlığını ispat yükü ona aittir ancak ilan sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.576: Konaklama yeri işletenlerinin sorumluluğunu düzenler; bu maddeye benzer kurtuluş üçlüsü içerir ancak konaklama yerlerini kapsar.
  • 6098 sayılı Kanun m.578: Konaklama yeri işletenlerinin sorumsuzluk ilanının geçersizliğini düzenler; m.579/III ile paralel bir hükümdür.
  • 6098 sayılı Kanun m.580: Garaj ve otopark işletenlerinin saklatanın borçlarını ödeninceye kadar eşya üzerinde hapis hakkını düzenler; bu madde sorumluluğu değil hapis hakkını konu alır.
  • 6098 sayılı Kanun m.561: Saklama sözleşmesinin tanımını verir; bu maddede düzenlenen işletme ilişkisi saklama sözleşmesi niteliğindedir.
  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu: Motorlu araç işletenin trafik kazalarından doğan tehlike sorumluluğunu düzenler; garaj ve otopark işletenin saklama sorumluluğu ile karıştırılmamalıdır.

TBK m.580 — Hapis hakkı

Madde, saklama sözleşmesi kapsamında işletenlere tanınan hapis hakkını düzenler: hangi eşya ve hayvanlar üzerinde kurulabileceği ve alacağın güvenceye alınması amacı. Ayrıca kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanmasını öngörür. Hakkın hangi alacaklar için doğduğu, hapis hakkının paraya çevrilmesi, sona ermesi ve teminat karşılığı geri verme yükümlülüğü ayrıntılarıyla bu maddede yer almaz. Genel hapis hakkının koşulları ve kapsamı TMK m.950 ve devamında, kiraya verenin hapis hakkının usulü ve paraya çevrilmesi TBK m.338 ile İcra ve İflas Kanunu hükümlerinde düzenlenmiştir. Saklama sözleşmesinin genel hükümleri (TBK m.561 ve devamı) ve saklayanın mal iadesi yükümlülüğü de bu maddenin dışındadır.

Hapis hakkı: hangi kavramlar bilinmeli?

İşletmen
Konaklama yeri, garaj, otopark ve benzeri yerleri ticari olarak işleten kişidir. Hapis hakkı, bu işletmenin işletme konusu yerlere getirilen eşya ve hayvanlar bakımından doğar.
Hapis hakkı
Alacaklının, borçluya ait eşyayı alacağı karşılığında geri vermeyip alıkoyabilmesini sağlayan, kanundan doğan bir teminat hakkıdır. Sözleşmeyle kurulmaz, kanuni şartların gerçekleşmesiyle kendiliğinden doğar.
Saklama giderleri
Eşyanın veya hayvanın muhafazası için yapılan masraflardır. Hapis hakkı, işletmenin ücret alacağının yanında bu giderlerden doğan alacağı da güvence altına alır.
Kıyas
Kanunda doğrudan düzenlenmemiş bir durumun, benzer nitelikteki açıkça düzenlenmiş bir hükme göre çözülmesi yöntemidir. Bu maddede kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler, işletmen hakkına kıyasen uygulanır.

Hapis hakkı: hangi şartlar aranır?

  • İşletmenin, konaklama yeri, garaj, otopark ya da benzeri bir yeri işletmesi gerekir.
  • Eşya veya hayvanın işletmenin bu yerine bırakılmış ya da konulmuş olması gerekir.
  • Hapis hakkının güvence altına aldığı alacağın, eşya veya hayvana ilişkin ücret veya saklama giderinden doğmuş olması gerekir.
  • Hapis hakkının konusu, işletmenin zilyetliğindeki eşya veya hayvan olmalıdır; başka bir yerde bulunan mal bu hakka konu olamaz.
  • Hapis hakkı, alacağın güvencesi ile sınırlı olarak kullanılmalıdır; alacağı aşan değer üzerinde hak doğmaz.

Hapis hakkı: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleştiğinde işletmen, ücret veya saklama giderlerinden doğan alacağını güvence altına almak için eşyayı veya hayvanı geri vermekten kaçınabilir.
  • Hapis hakkı kanuni olarak doğar; tarafların ayrıca bir rehin sözleşmesi yapmasına gerek yoktur.
  • Hapis hakkı alacağın karşılanmasına yetecek ölçüde kullanılabilir; alacağı aşan kısmın geri verilmesi gerekir.
  • Alacak sona erer veya borç ödenirse hapis hakkının dayanağı ortadan kalkar.
  • Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler kıyasen uygulandığından, bu hükümlerdeki paraya çevirme ve usul kuralları da işletmen bakımından uyarlanarak değerlendirilir.

İşletmen hapis hakkı ile genel hapis hakkı arasındaki fark nedir?

Bu maddedeki işletmen hapis hakkı, konaklama, garaj ve otopark gibi yerleri işletenler için, bu yerlere konulan eşya ve hayvanlar üzerinde doğar.

Genel hapis hakkı, Medeni Kanun m.950 vd. hükümlerine göre, alacaklının doğrudan zilyetliğindeki mallar üzerinde kullanılır.

İşletmen hapis hakkı, bu yerlere konulan ve işletmenin fiilen zilyetliğine geçen eşya veya hayvanlar için özel bir hak olarak kurulur; genel hapis hakkının koşulları ayrıca aranır.

İşletmen hapis hakkı ile kiraya verenin hapis hakkı arasındaki fark nedir?

İşletmen hapis hakkı, işletmenin zilyetliğine bırakılan eşya ve hayvanlar üzerinde doğar.

Kiraya verenin hapis hakkı, kiralanan taşınmazda bulunan kiracının eşyası üzerinde, dolaylı zilyetlik yeterli olmak üzere doğar.

Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümler kıyasen uygulanabilir; ancak kiraya veren için dolaylı zilyetlik yeterli sayılırken, işletmen için eşyanın kendisine bırakılmış olması aranır.

Hapis hakkı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hapis hakkını yalnızca konaklama yerleri ile sınırlı görüp garaj ve otoparkları kapsam dışında saymak; madde bu yerleri açıkça saymaktadır.
  • Kiraya verenin hapis hakkındaki dolaylı zilyetlik kuralını işletmen hakkına aynen uygulamak; işletmen için eşyanın kendisine bırakılmış olması aranır.
  • Hapis hakkının alacağın tamamını aşan değer üzerinde kullanılabileceğini düşünmek; hak alacağın karşılanmasına yetecek ölçüde sınırlıdır.
  • Hapis hakkının sözleşmeyle kurulması gerektiğini sanmak; hak kanuni şartlarla kendiliğinden doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Saklama sözleşmelerini düzenleyen TBK m.561 ile 580 arasındaki hükümlerden doğan davaların ticari dava sayıldığı kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/533 E., 2021/587 K., 27.05.2021; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019; Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Hapis hakkını ileri süren işletmenin, eşyanın veya hayvanın kendisine bırakıldığını ve konulduğunu ispatlaması gerekir; bu, sözleşme, giriş kaydı, park veya konaklama belgeleriyle yapılabilir.
  • İşletmenin, güvence altına aldığı ücret veya saklama giderinden doğan alacağını ispatlaması gerekir; alacağın miktarı fatura, hesap ve kayıtlarla gösterilir.
  • Hapis hakkının alacağı aşan kısma uygulanmadığını ve borçlunun teminat gösterdiğini iddia eden taraf, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6098 sayılı Kanun m.580: Bu maddenin kendisidir; işletmenin kanuni hapis hakkını ve kiraya verenin hapis hakkına kıyasi uygulamayı düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.950: Genel hapis hakkının konusunu ve kapsamını düzenler; işletmen hapis hakkı ile karşılaştırma için dayanak alınır.
  • 6098 sayılı Kanun m.338: Kiraya verenin hapis hakkına ilişkin hükümlerdir; kıyas yoluyla bu maddeye uyarlanacak esas kuralları içerir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
üç aydam.574Bu giderler hemen; ardiye ücreti ise her üç ayda bir ve her hâlde malların tümünün veya bir bölümünün geri alınması sırasında ödenir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

15 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2024/305 E., 2025/368 K., 18.06.2025
    İlgili madde: m.574, m.575
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2018/953 E., 2021/1410 K., 16.11.2021
    İlgili madde: m.579
  3. 20. Hukuk Dairesi, 2016/11566 E., 2016/11737 K., 05.12.2016
    İlgili madde: m.571, m.573, m.577, m.578
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1518 E., 2026/433 K., 12.03.2026
    İlgili madde: m.574
  5. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2021/1807 E., 2024/1988 K., 25.11.2024
    İlgili madde: m.572
  6. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, 2024/820 E., 2024/992 K., 03.07.2024
    İlgili madde: m.579
  7. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, 2023/610 E., 2023/870 K., 11.07.2023
    İlgili madde: m.576
  8. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/673 E., 2023/1042 K., 06.07.2023
    İlgili madde: m.579
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2534 E., 2022/1652 K., 14.06.2022
    İlgili madde: m.571, m.572, m.573, m.574, m.575, m.576, m.577, m.578, m.579, m.580
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2021/2539 E., 2022/1650 K., 14.06.2022
    İlgili madde: m.571, m.572, m.573, m.574, m.575, m.576, m.577, m.578, m.579, m.580
Diğer 5 karar
  1. İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2020/258 E., 2022/31 K., 19.01.2022
    İlgili madde: m.572
  2. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/272 E., 2021/619 K., 07.07.2021
    İlgili madde: m.571, m.573, m.575, m.576, m.577, m.578, m.580
  3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2021/533 E., 2021/587 K., 27.05.2021
    İlgili madde: m.580
  4. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2020/716 E., 2020/1672 K., 24.09.2020
    İlgili madde: m.571, m.572, m.573, m.574, m.575, m.576, m.577, m.578, m.579, m.580
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi, 2018/2812 E., 2019/527 K., 07.02.2019
    İlgili madde: m.571, m.572, m.573, m.574, m.575, m.576, m.577, m.578, m.580

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. SAKLAMA BORCU DOĞURAN SÖZLEŞMELER bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış