Aile hukuku › Hısımlık › Aile › Aile malları

Aile yurdu ve kurulması

TMK m.386–395Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.386, aile yurdu olarak özgülenebilecek taşınmazların niteliğini belirler: konutlar ile tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar, eklentileriyle birlikte aile yurdu hâline getirilebilir. TMK m.387, aile yurdu olarak tahsis edilecek taşınmazın büyüklüğünün sınırını ve malikin o taşınmazı veya üzerindeki tesisi bizzat işletme ya da konutta oturma yükümlülüğünü düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.386–395 hükümlerini kapsar.

TMK m.386 — Genel olarak

TMK m.386, aile yurdu olarak özgülenebilecek taşınmazların niteliğini belirler: konutlar ile tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar, eklentileriyle birlikte aile yurdu hâline getirilebilir. Madde, hangi taşınmazların aile yurdu konusu olabileceğini düzenler ve hüküm kişilere değil taşınmaz türüne bağlıdır. Aile yurdunun kuruluş usulünü, büyüklük sınırını, itiraz ve kurulma koşullarını düzenlemez (m.387-391). Aile yurdunun kurulmasına ilişkin mahkeme başvurusu ve ilan usulü de bu maddede yer almaz (m.388-389). Aile konutu şerhi ile aile konutu üzerindeki eş haklarını düzenleyen m.194 de bu maddenin kapsamına girmez.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Bir kimsenin taşınmazının, ailenin ikamet ve geçimini sağlamak üzere, kural olarak malik hayatta olduğu sürece ailesine özgülenmesiyle oluşan kurumdur. Aile yurdu tüzel kişilik değildir ve malikin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisini sınırlar.
Eklenti
Taşınmazın ekonomik amacına hizmet eden ve onunla birlikte aile yurdu olarak özgülenebilen parçalarıdır. Eklentiler asıl taşınmazın hukuki kaderini paylaşır.
Konut olarak elverişli taşınmaz
Ailenin barınmasına ve yaşamını sürdürmesine uygun nitelikteki taşınmazdır. Maddenin ilk alternatifi olup taşınmazın fiilen konut işlevi görmesi ya da bu amaca elverişli olması yeterlidir.
Tarıma veya sanayiye elverişli taşınmaz
Aile için geçim kaynağı oluşturabilecek nitelikte, tarımsal üretim ya da sanayi işletmesi yürütmeye uygun taşınmazdır. Bu tür taşınmazda aile bizzat işletmek zorundadır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Özgülenecek taşınmazın konut olarak kullanılmaya elverişli, tarıma veya sanayiye elverişli nitelikte bulunması gerekir.
  • Taşınmaz, eklentileriyle birlikte aile yurdu konusu yapılabilir; eklentiler ayrıca belirtilmese de taşınmazla birlikte özgülenir.
  • Taşınmazın aile yurdu olarak özgülenebilmesi için malikin bu yönde bir irade ortaya koyması ve hukuki işlemin kanunda öngörülen kuruluş usulüne uyması gerekir (m.387-389).

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Madde kapsamındaki bir taşınmaz, aile yurdu olarak özgülenmeye elverişli hale gelir.
  • Maddede sayılan nitelikte olmayan bir taşınmaz aile yurdu olarak özgülenemez.

Aile yurdu konusu olabilen ile olamayan taşınmaz arasındaki fark nedir?

Madde kapsamındaki konut, tarım ve sanayi taşınmazları aile yurdu konusu olabilir.

Bu üç türün dışındaki taşınmazlar, örneğin salt yatırım amaçlı arsalar, bu maddeye göre aile yurdu konusu yapılamaz.

Maddede sayılmayan taşınmaz türü için aile yurdu kurulamaz; böyle bir özgülenme ancak aile vakfı gibi başka bir kurumla yapılabilir.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aile yurdu konusu olabilecek taşınmaz türünü aile konutu kavramıyla karıştırmak; aile konutu m.194 kapsamında, aile yurdu ise m.386 kapsamında değerlendirilmelidir.
  • Maddede sayılmayan bir taşınmazı (örneğin yalnızca yatırım amaçlı arsa) aile yurdu olarak kabul etmek.
  • Eklentilerin ayrıca belirtilmesi gerektiğini düşünmek; eklentiler taşınmazla birlikte özgülenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aile yurdu kurumunun kaynağının yabancı bir hukuk olduğu ve Türk uygulamasında pek ilgi görmediği belirtilmektedir; bu nedenle madde uygulamada sınırlı kalmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Aile yurdu olarak özgülenmek isteyen malik, taşınmazın maddede sayılan nitelikte (konut veya tarıma ya da sanayiye elverişli) olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Taşınmazın niteliği tapu kaydı, yapı ruhsatı, arazi vasfı ve keşif gibi belgelerle ispatlanır.
  • Taşınmazın maddede sayılan türlerden birine girmediğini ileri süren taraf bu savunmasını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.387: Aile yurdunun kurulabilmesi için taşınmazın büyüklüğü, rehin hakları ve malikin diğer malvarlığı ile ilgili sınırları düzenler; m.386'da sayılan taşınmazların hangi ölçüde özgülenebileceğini belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.388: Aile yurdunun kurulması için mahkemeye başvuru usulünü düzenler; m.386'daki taşınmazların fiilen aile yurdu olması bu usulle gerçekleşir.
  • 4721 sayılı Kanun m.389: Alacaklıların itirazı ve mahkemenin izni hâlini düzenler; aile yurdu olabilecek taşınmazın kurulmasını engelleyebilecek durumları belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.390: Aile yurdunun tapu siciline şerh verilmesi koşulunu düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.391: Aile yurdu olarak özgülenen taşınmazda malikin tasarruf yetkisinin kaldırılmasını düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.194: Aile konutu kavramı ve eşlerin aile konutu üzerindeki sınırlamaları ile aile yurdu kurumu ayrıdır; aynı taşınmaz her iki kurumun konusu olabilir ancak hükümleri farklıdır.

TMK m.387 — Koşulları

Madde, aile yurdu olarak tahsis edilecek taşınmazın büyüklüğünün sınırını ve malikin o taşınmazı veya üzerindeki tesisi bizzat işletme ya da konutta oturma yükümlülüğünü düzenler. Büyüklük sınırı, taşınmazın üzerindeki rehin hakları ve malikin diğer malvarlığı dikkate alınmaksızın, bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüyle bağlıdır. Madde, mahkemenin haklı sebeplere dayanarak verdiği geçici istisnayı da kapsar. Kural, aile yurdu hâline getirilecek taşınmazların malikleri bakımından uygulanır. Maddenin ikinci kısmında yer alan usul ve şekil başlığı (ilan) madde metninde ayrıntılandırılmamıştır. Aile yurdu hâline getirme işleminin kendisi (m.652 ve devamı), aile yurdunun sağladığı koruma ve haciz yasağı (m.655 ve devamı) ile aile yurduna ilişkin tescil ve şerh işlemleri bu maddenin düzenlemediği konulardır.

Koşulları: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Ailenin barındığı ve ailenin ihtiyaçlarına tahsis edilen taşınmazdır. Bu maddede yer alan büyüklük sınırı ve işletme-oturma yükümlülüğü, ailenin ihtiyacına tahsis edilecek taşınmaz bakımından aranır.
Normal geçim ve barınma ölçüsü
Bir ailenin olağan yaşamını sürdürmesine yetecek büyüklüğü ifade eder. Taşınmazın büyüklüğü bu ölçüyü aşamaz; ölçü, ailenin ihtiyacına göre belirlenir.
Geçici istisna
Mahkemenin haklı sebeplere dayanarak malike, taşınmazı veya üzerindeki tesisi bizzat işletme veya konutta oturma yükümlülüğünden geçici olarak muaf tutmasıdır. Mahkeme kararı gerektirir.
Tesis
Taşınmaz üzerinde bulunan ve işletme amacına hizmet eden yapı ya da düzeneğdir. Malikin bunu bizzat işletme yükümlülüğü, taşınmazın işletilmesi ile sınırlıdır.

Koşulları: hangi şartlar aranır?

  • Taşınmazın aile yurdu hâline getirilebilmesi için büyüklüğünün bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüyü aşmaması gerekir.
  • Taşınmazın büyüklüğü belirlenirken üzerindeki rehin hakları ve malikin diğer malvarlığı dikkate alınmaz.
  • Malik, taşınmazı veya üzerindeki tesisi kendisi işletmeli ya da konutta bizzat oturmalıdır.
  • Bu yükümlülük, mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul edilmediği sürece geçerlidir.

Koşulları: hangi sonuçları doğurur?

  • Taşınmaz, bir ailenin normal geçimine ve barınmasına yetecek ölçüyü aşıyorsa aile yurdu hâline getirilemez.
  • Malik, mahkemece geçici istisna verilmedikçe taşınmazı veya üzerindeki tesisi bizzat işletmek ya da konutta oturmak zorundadır.
  • Mahkemece haklı sebeplerle geçici istisna kabul edilmişse malik bu yükümlülükten geçici olarak kurtulur.
  • Madde metninde, yükümlülüğe aykırı davranışın hangi hukuki sonucu doğuracağına ilişkin ayrı bir hüküm yer almamaktadır.

Büyüklük sınırı ile malikin yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Taşınmazın büyüklüğü ailenin normal geçim ve barınma ölçüsüyle sınırlıdır.

Malikin taşınmazı veya tesisi bizzat işletmesi ya da konutta oturması zorunluluğu getirilmiştir.

Birinci fıkra taşınmazın ölçüsünü, ikinci fıkra ise malikin kullanım biçimini düzenler; ikisi birlikte uygulanır.

Genel kural ile geçici istisna arasındaki fark nedir?

Kural olarak malik taşınmazı veya tesisi bizzat işletmek ya da konutta oturmak zorundadır.

Mahkeme haklı sebeplerle geçici bir istisna tanıyabilir.

İstisna yalnızca mahkeme kararıyla ve haklı sebeple doğar; kendiliğinden bir istisna yoktur.

Taşınmazın kendisi ile üzerindeki rehin ve malikin diğer malvarlığı arasındaki fark nedir?

Taşınmazın büyüklüğü, o taşınmaz üzerindeki rehin hakları ve malikin diğer malları dikkate alınarak değil, ailenin ölçüsüne göre belirlenir.

Rehin hakları ve malikin diğer malvarlığı büyüklük sınırının dışındadır.

Taşınmazın rehinli olması veya malikin başka malları bulunması büyüklük ölçütünü değiştirmez.

Koşulları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Büyüklük ölçütünü taşınmazın üzerindeki rehin haklarına ya da malikin diğer malvarlığına göre değerlendirmek; madde bu unsurların dikkate alınmayacağını açıkça belirtir.
  • Malikin işletme veya oturma yükümlülüğünü mutlak sanmak ve mahkeme kararı olmadan geçici istisna tanınabileceğini düşünmek.
  • Geçici istisnayı kendiliğinden doğan bir muafiyet olarak yorumlamak; istisna haklı sebebe dayanan mahkeme kararıyla kabul edilir.
  • Büyüklük sınırını ailenin normal geçim ölçüsünden bağımsız, keyfi bir metrekare sınırıyla belirlemeye çalışmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Aile yurdu hâline getirilmesini talep eden tarafın, taşınmazın ailenin normal geçim ve barınma ölçüsünü aşmadığını ortaya koyması gerekir; bu hususta ispat yükü ilgili tarafa aittir.
  • Malikin taşınmazı bizzat işletmediğini veya konutta oturmadığını ileri sürerek yükümlülüğün ihlal edildiğini iddia eden taraf, bu ihlali ispatlamakla yükümlüdür.
  • Malikin geçici istisnadan yararlanmak istemesi halinde haklı sebebin varlığını ve mahkemeden istisna kararı alındığını kanıtlaması gerekir; bu kararın bulunmaması durumunda istisna ileri sürülemez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.652: Aile yurdu hâline getirme işleminin koşullarını düzenler; bu maddedeki büyüklük ve kullanım sınırları aile yurdu olarak tahsis edilecek taşınmaza uygulanır.
  • 4721 m.655: Aile yurdu olarak tahsis edilen taşınmazın koruma ve haciz yasağı sonuçlarını düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.

TMK m.388

TMK m.388, aile yurdu (aile konutu benzeri aile malı) kurulmadan önce, kuruluştan zarar görebilecek alacaklılar ile diğer ilgililerin itirazlarını bildirmeleri için mahkemece yapılacak ilanı ve bu ilandan ayrıca haberdar edilecek kişileri düzenler. Kime uygulandığı bakımından, aile yurdu kurulmasıyla haklarının zedelenmesi ihtimali bulunan alacaklılar ve üçüncü kişiler ile taşınmaz rehni veya haciz yoluyla güvence altına alınmış alacaklılar bu hükmün kapsamındadır. Maddenin düzenlemediği konular: aile yurdu kurulmasının koşulları ve usulü (m.364-365 ve ilgili hükümler), aile yurduna konulacak malların ve aile yurdunun sınırları, itirazın sonucunda verilecek karar ve bunun mahkemece nasıl değerlendirileceği, aile yurdu üzerindeki tasarruf kısıtlamaları ve sonradan doğan itiraz hakları ile bu hakların zamanaşımı ya da hak düşürücü süreleri ile kurulan aile yurdunun sona ermesi ve tasfiyesi.

m.388: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Aile birliğinin barınması ve yaşamı için ayrılan, kanunda öngörülen usulle kurulan ve tasarruf kısıtlamasına tabi tutulan mal topluluğudur. Kuruluş, mahkemece yapılan ilan süreciyle gerçekleşir.
İtiraz
Aile yurdunun kurulmasının alacaklılar veya üçüncü kişilerin haklarını zedeleyeceği gerekçesiyle, ilanda belirtilen süre içinde mahkemeye bildirilen karşı çıkma beyanıdır. İtirazın yazılı yapılması ve ilanın süresinde olması gerekir.
İlan
Aile yurdu kuruluşundan önce mahkeme tarafından yapılan, ilgililerin itirazlarını bildirmeye çağrıldığı resmi duyurudur. Bu ilan, kuruluş işleminin ön koşulu olarak yapılır.
Taşınmaz rehni
Alacağın taşınmaz üzerinde ipotekle güvence altına alınmış olmasıdır. Bu durumdaki alacaklılara ilan ayrıca bildirilir.
Haciz
Alacaklının borçlunun malları üzerinde icra yoluyla el koyma işlemidir. Hacizli alacaklılara da ilan ayrıca bildirilir.

m.388: hangi şartlar aranır?

  • Aile yurdu kurulmadan önce mahkemece ilan yapılmış olmalıdır.
  • Alacaklılar ve aile yurdu kurulması yüzünden haklarının zedelenmesi ihtimali bulunan kişiler, ilanda belirtilen iki aylık süre içinde itirazlarını bildirmelidir.
  • Taşınmaz rehniyle alacağı güvence altına alınmış alacaklılara ve hacizli alacaklılara durum ayrıca bildirilmelidir.
  • İtiraz, ilan süresi geçtikten sonra bildirilmiş ise süresinde yapılmamış sayılır; bu hâlde kuruluş bakımından ileri sürülebilecek bir itiraz bulunmaz.

m.388: hangi sonuçları doğurur?

  • İlgililer iki ay içinde itiraz ederse, bu itiraz aile yurdu kuruluşu bakımından dikkate alınır ve kuruluşun engellenmesine ya da sınırlandırılmasına yol açabilir.
  • İlgililer iki ay içinde itiraz etmezse, kuruluş bakımından bu kişilerin itirazı ileri sürülemez.
  • Taşınmaz rehinli ve hacizli alacaklılara ilan ayrıca bildirilmezse, bu alacaklıların haklarının korunması bakımından eksik işlem söz konusu olur ve kuruluşun geçerliliği tartışma konusu olabilir.
  • Madde metni itirazın sonucunu, mahkemenin itiraza karşı vereceği kararı ya da kuruluşun iptalini açıkça düzenlemez; bu konular ilgili diğer maddelerle belirlenir.

Genel ilan ile ayrıca bildirim arasındaki fark nedir?

Bütün ilgililere yönelik olarak mahkemece yapılan ilan, herkesin itiraz hakkını kullanabilmesi için yapılan genel duyurudur.

Taşınmaz rehinli alacaklılar ve hacizli alacaklılar için ilan ayrıca bildirim yoluyla da yapılır; bu kişiler bakımından bildirim zorunludur.

Ayrıca bildirilen kişiler bakımından ilanın yapılmış olması yeterli değildir; bildirim yapılmamışsa ilgililerin aleyhine işleyecek bir sonuç doğması güç hâle gelir.

Alacaklı ile üçüncü kişi arasındaki fark nedir?

Aile yurdu kurulmasıyla alacağı zedelenecek alacaklılar, itiraz ettikleri takdirde kuruluşu engelleyebilirler.

Alacağı olmayan ancak haklarının zedelenmesi ihtimali bulunan üçüncü kişiler de itiraz hakkına sahiptir.

Her iki grup da ilanda belirtilen süre içinde itiraz edebilir; sürenin dışında yapılan itirazlar dikkate alınmaz.

m.388: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İlanın yalnızca genel ilan olarak yapılmasının, rehin ve haciz alacaklılarına ayrıca bildirim yükümlülüğünü ortadan kaldırdığını varsaymak.
  • İki aylık süreyi ilanla değil kuruluş tarihinden saymak.
  • Taşınmaz rehni ve hacizli alacaklılar dışındaki alacaklılara da ayrıca bildirim zorunluluğu olduğunu varsaymak.

Nasıl ispat edilir?

  • İlanın mahkemece yapıldığını ve süresinin işlediğini gösteren belgeler, kuruluş işlemini yürüten tarafça ortaya konulur.
  • Taşınmaz rehni ve haciz bulunan alacaklılara ayrıca bildirimin yapıldığı, bildirim belgesi ile ispat edilir; bildirim yapılmadığını ileri süren taraf bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
  • İtirazın iki ay içinde yapıldığı, itiraz dilekçesinin tarihi ve tebliğ kayıtları ile ispat edilir; süre dışında yapılan itirazı ileri süren taraf süre içinde yapıldığını ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Aile yurdu kurulmasına ilişkin genel düzenlemeler, kuruluşun koşulları ve sonuçları bu Kanunun ilgili maddelerinde yer alır; m.388 bu sürecin ilan ve itiraz aşamasını düzenler.

TMK m.389

TMK m.389, aile konutunun aile yurdu hâline getirilmesinde taşınmaz üzerindeki üçüncü kişi itirazlarının nasıl değerlendirileceğini ve mahkemenin kuruluşa izin vermesinin koşullarını düzenler. Kurucu borçlu (taşınmaz maliki) ile üçüncü kişiler, özellikle alacaklılar ve rehin ya da haciz sahipleri arasındaki ilişkiye uygulanır. Aile yurdu kuruluşunun şartlarını, yurt sayılacak taşınmazın niteliğini ve kuruluşun tapuya şerhini düzenlemez (m.652 ve devamı kapsamında düzenlenen aile konutu hükümleri ile tapu şerhi kuralları ayrıca incelenmelidir). Borcun ödenmesi ile aile yurdunun kurulması arasındaki ilişkinin genel borç hukuku hükümlerine göre kurulmasını da bu madde değil, ilgili genel hükümler belirler.

m.389: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Aile topluluğunun barınma ve yaşam ihtiyacını karşılamak için, belirli bir taşınmazın yurt olarak ayrılması ve bu niteliğe kavuşturulmasıdır. Yurt olabilmek için taşınmazın gerekli koşulları taşıması gerekir.
Yurdun kurulmasına izin
Mahkemenin, taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesine karar vermesidir. İzin, üçüncü kişilerin itiraz etmemesi ya da itirazın haksız bulunması hâllerinde verilir.
Süresi içinde itiraz eden alacaklı
Yurt kuruluşuna karşı süresi içinde itirazda bulunan alacaklıdır. Bu alacaklının ilgilerinin kesilmesi ispat edilmedikçe veya taşınmazdaki rehin ve hacizler kaldırılmadıkça kuruluşa izin verilemez.
İlgilerin kesilmesi
Alacaklının, aile yurdu kurulmasıyla ilgisinin ortadan kaldırılmasıdır. Bu ilgi kesilmeden ya da rehin ve haciz kaldırılmadan izin verilmez; ispat yükü kuruluşu isteyene aittir.
Rehin ve haciz
Taşınmaz üzerindeki aynî ve icrai kısıtlamalardır. Kuruluşa izin verilebilmesi için, itiraz eden alacaklının ilgisinin kesilmemesi hâlinde bunların kaldırılmış olması gerekir.

m.389: hangi şartlar aranır?

  • Taşınmazın aile yurdu olabilmesi için gerekli koşulları taşıması gerekir.
  • Üçüncü kişilerin kuruluşa itiraz etmemesi veya itirazın haksız olduğunun anlaşılması gerekir; bu hâlde mahkeme kuruluşa izin verir.
  • Süresi içinde itiraz eden alacaklının ilgilerinin kesildiğinin ispatlanmış olması ya da taşınmazdaki rehin ve hacizlerin kaldırılmış bulunması gerekir; aksi hâlde kuruluşa izin verilemez.
  • Alacak vadeye bağlı olsa bile, borçlu aile yurdu kurmak istiyorsa alacaklıya hemen ödemede bulunabilir; bu ödeme ile itiraz ve rehin engelinin ortadan kalkması sağlanabilir.

m.389: hangi sonuçları doğurur?

  • Üçüncü kişiler itiraz etmez veya itirazları haksız bulunursa, mahkeme aile yurdu kurulmasına izin verir.
  • Süresi içinde itiraz eden alacaklının ilgilerinin kesildiği ispat edilmedikçe kuruluşa izin verilemez.
  • Taşınmaz üzerindeki rehin ve hacizler kaldırılmadıkça kuruluşa izin verilemez.
  • Borçlu, alacağı hemen öderse, vadeye bağlı alacak da olsa itiraz ve rehin engelinin kalkması yoluna gidilebilir.

İtiraz etmeyen üçüncü kişi ile süresi içinde itiraz eden alacaklı arasındaki fark nedir?

İtiraz etmeyen ya da itirazı haksız bulunan üçüncü kişilerde, mahkeme kuruluşa izin verir.

Süresi içinde itiraz eden alacaklı, itirazını sürdürmektedir ve ilgisinin kesildiğini ispat etmemiştir ya da taşınmazda rehin veya haciz bulunmaktadır.

Alacaklının itirazı haklı kabul edilirse ve ilgisi kesilmemişse, rehin ve haciz kaldırılmadıkça kuruluşa izin verilemez.

Vadeli alacak ile hemen ödeme arasındaki fark nedir?

Alacak vadeye bağlı ise alacaklı, vadenin gelmesini beklemek zorunda olabilir.

Borçlu, aile yurdu kurmak istediğinde alacaklıya hemen ödeme yapabilir.

Vadeye bağlılık, borçlunun hemen ödemede bulunmasına engel değildir; ödeme yapılırsa itiraz ve rehin engeli ortadan kalkabilir.

m.389: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Alacaklının itirazını, ilgisinin kesildiği ispatlanmadan ya da rehin ve haciz kaldırılmadan yeterli saymak.
  • Vadeye bağlı alacakta borçlunun hemen ödeme yapamayacağını varsaymak; kanun borçluya bu imkânı tanır.
  • Üçüncü kişinin her itirazının geçerli olduğunu düşünmek; itirazın haksız bulunması hâlinde mahkeme izin verebilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Aile yurdu kurulmasını isteyen taraf, taşınmazın yurt olmaya uygun koşulları taşıdığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Süresi içinde itiraz eden alacaklının ilgilerinin kesildiğini ispat yükü kuruluşu isteyene aittir; bu ispat sağlanamazsa izin verilemez.
  • Taşınmaz üzerindeki rehin ve haciz kaydının kaldırıldığı tapu kaydı ile ispatlanır.
  • Alacağın hemen ödendiği ödeme belgesi ile ispatlanabilir.

TMK m.390

Bu madde, bir taşınmazın aile konutu (aile yurdu) hâline getirilmesinin şeklini ve hukuki etkisinin doğma anını düzenler. Taşınmazın aile yurdu sayılması için gereken izin kararının tapu siciline şerh edilmesi ve mahkemece ilan edilmesi kuralını içerir. Madde, aile yurduna ilişkin korumanın içeriğini, eşlerin tasarruf kısıtlarını ve aile yurdunun sona ermesini düzenlemez; bunlar TMK'nın aile konutuna ilişkin ayrı maddelerinde yer alır. Madde evlilik birliği içindeki bütün taşınmazlar yerine yalnızca bir taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesi işlemini kapsar.

m.390: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Eşlerin birlikte yaşadığı ve aile hayatının merkezi olarak kullanılan taşınmazı ifade eder. Bir taşınmazın bu niteliği kazanması, kendiliğinden değil bu maddede öngörülen izin kararı ve şerhle gerçekleşir.
İzne ilişkin mahkeme kararı
Taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesine olanak veren hâkim kararıdır. Madde, bu kararın varlığını tek başına yeterli görmez; kararın tapu kütüğüne şerh edilmesini de aramaktadır.
Tapu kütüğüne şerh
Mahkeme kararının taşınmazın tapu kütüğüne kaydedilmesi işlemidir. Aile yurdu niteliğinin doğması için kararın bu şekilde kütüğe yansıtılması zorunludur.
İlan
Aile yurdu hâline getirilmesine ilişkin hususun mahkemece duyurulmasıdır. Madde, ilanı şerhin ardından gelen bir işlem olarak öngörür ve geçerlilik şartı olarak düzenlemez.

m.390: hangi şartlar aranır?

  • Taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesi için hâkimden izne ilişkin bir mahkeme kararı alınmış olmalıdır.
  • Aile yurdu niteliğinin doğması için bu kararın ilgili taşınmazın tapu kütüğüne şerh verilmiş olması gerekir; yalnızca karar verilmesi bu sonucu doğurmaz.
  • Şerhin ardından hususun mahkemece ilan edilmesi gerekir.

m.390: hangi sonuçları doğurur?

  • İzne ilişkin kararın tapu kütüğüne şerh verilmesiyle taşınmaz aile yurdu hâline gelir.
  • Şerh yapılmadıkça, mahkeme kararı verilmiş olsa bile taşınmaz aile yurdu niteliği kazanmaz.
  • Şerhin ardından mahkemece ilan yapılması, maddenin öngördüğü işlemlerin parçasıdır.

Karar ile şerh arasındaki fark nedir?

Mahkemenin izne ilişkin kararının verilmesi, hüküm ve hakkın dayanağıdır.

Kararın taşınmazın tapu kütüğüne şerh edilmesi, aile yurdu niteliğinin doğduğu işlemdir.

Yalnızca karar bulunup şerh yapılmamışsa taşınmaz aile yurdu olmaz.

m.390: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Mahkeme kararının verilmiş olmasını, şerh yapılmadan da aile yurdu niteliğinin doğduğunu kabul etmek.
  • Şerhi yalnızca bir ilan işlemi sanmak; oysa niteliği doğuran işlem tapu kütüğüne şerhtir, ilan ise bunun ardından gelen mahkeme işlemidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Aile yurdu hâline getirilmesini isteyen taraf, izne ilişkin mahkeme kararının varlığını ve bu kararın taşınmazın tapu kütüğüne şerh edildiğini tapu kaydıyla ispatlar.
  • Şerhin yapılmadığını savunan karşı taraf, tapu kaydındaki durumu gösterebilir; şerhin varlığı tapu kütüğünden belirlenir.
  • Kararın ilan edildiği hususu mahkeme kayıtlarından anlaşılabilir.

TMK m.391 — Tasarruf hakkının sınırlanması

TMK m.391, aile yurdu olarak tescil edilen veya aile yurdu hâline getirilen taşınmazların devrini, rehnini ve kiraya verilmesini sınırlayan; ayrıca aile yurdu ve eklentilerinin cebri icraya konu edilmesini engelleyen hükümleri düzenler. Hükmün kapsamı, eşlerin ve aile yurdu olarak ayrılmış taşınmazın üzerinde ailenin barındığı hâlde aile bireylerinin korunmasıdır; aile yurdu kurulmasının usulünü (tapu şerhi, eşlerin birlikte karar vermesi gibi) düzenlemez. Aile yurdu kurulmasına ilişkin şartlar, aile konutu şerhi ve eşlerin mal rejimi ile tasarruf yetkisinin sınırlandırılması (m.194, m.199) ile aile yurdunun kurulması ve korunmasına dair diğer hükümler (m.194 ve izleyen maddeler) bu maddede yer almaz. Aile yurdu kapsamındaki taşınmazın tapu siciline şerh edilmesi, tasarruf yetkisi sınırlamasına ilişkin hükümler ve cebri icra yoluyla alacaklıların hakları, bu madde dışında kalan düzenlemelerle belirlenir.

Tasarruf hakkının sınırlanması: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Eşlerin ya da aile bireylerinin birlikte barındığı, aile hayatının yürütüldüğü taşınmazdır. Maddenin korumasından yararlanabilmesi için taşınmazın aile yurdu olarak ayrılmış ve bu nitelikte kullanılıyor olması gerekir.
Eklenti
Aile yurdunun kullanımına bağlı, onunla birlikte kullanılan ve hukuken ona bağlı tutulan şeylerdir. Eklentiler de aynı cebri icra yasağından yararlanır.
Mahkeme eliyle yönetim hâli
Aile yurdunun ve eklentilerinin mahkeme kararıyla bir yönetici eliyle idare edilmesi durumudur. Bu hâl saklı tutulduğu için cebri icra yasağı mutlak değildir.

Tasarruf hakkının sınırlanması: hangi şartlar aranır?

  • Taşınmazın aile yurdu olarak kullanılıyor veya aile yurdu hâline getirilmiş olması gerekir.
  • Aile yurdu olarak kullanılan taşınmaz devredilemez; bu nedenle devir işlemi yapılamaz.
  • Aile yurdu olarak kullanılan taşınmaz rehnedilemez; bu nedenle rehin hakkı kurulamaz.
  • Aile yurdu olarak kullanılan taşınmaz kiraya verilemez.
  • Aile yurdu ve eklentileri hakkında cebri icra yoluna başvurulamaz; ancak mahkeme eliyle yönetim hâli saklıdır.

Tasarruf hakkının sınırlanması: hangi sonuçları doğurur?

  • Aile yurdu olarak kullanılan taşınmazın devri yapılmış olsa bile bu yasak nedeniyle devrin geçerliliği tartışmalı ve sınırlıdır; işlem aile yurdu niteliği bakımından yapılamaz.
  • Aile yurdu olarak kullanılan taşınmaz üzerinde rehin hakkı kurulamaz.
  • Aile yurdu olarak kullanılan taşınmaz kiraya verilemez.
  • Aile yurdu ve eklentileri hakkında cebri icra yoluna başvurulamaz; alacaklı bu yolla taşınmazı paraya çeviremez.
  • Mahkeme eliyle yönetim hâli saklı olduğundan, bu hâlde cebri icra yoluna başvurulabilir.

Devir-rehin-kira yasağı ile cebri icra yasağı arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, malikin taşınmaz üzerindeki tasarruflarını (devir, rehin, kira) doğrudan kısıtlar.

İkinci fıkra, alacaklının cebri icra yoluyla taşınmaza ulaşmasını engeller.

Birinci fıkra malikin iradesine dayalı işlemleri, ikinci fıkra alacaklının icra yoluyla hak aramasını sınırlar; birbirinden bağımsız iki koruma alanı oluşur.

Aile yurdu hâline getirilmiş taşınmaz ile sıradan taşınmaz arasındaki fark nedir?

Aile yurdu olarak kullanılan veya bu amaçla ayrılmış taşınmaz bu maddenin kapsamına girer.

Aile yurdu niteliği taşımayan taşınmaz bu maddenin koruması dışındadır.

Yalnızca aile yurdu niteliğindeki taşınmaz için devir, rehin ve kira yasakları ile cebri icra kısıtı uygulanır.

Tasarruf hakkının sınırlanması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aile yurdu niteliğini kurulduğu tapu şerhine bakarak belirlemek; niteliğin fiilî kullanımdan da doğabileceğini gözden kaçırmak.
  • Cebri icra yasağını mutlak saymak; mahkeme eliyle yönetim hâlinin saklı olduğunu unutmak.
  • Birinci fıkradaki devir, rehin ve kira yasağını ikinci fıkradaki cebri icra yasağıyla karıştırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Aile yurdu niteliğinin varlığını ileri süren taraf, taşınmazın aile yurdu olarak kullanıldığını veya ayrıldığını ispatlar.
  • Tapu kaydı, şerh kaydı ve ailenin fiilî kullanımına ilişkin belgeler ve tanık beyanları bu niteliği ispatlamada kullanılabilir.
  • Devir, rehin veya kira işleminin aile yurdu olmayan bir taşınmaza ilişkin olduğunu iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.194: Aile konutunun eşlerin rızası olmadan devredilememesini ve aile konutu üzerindeki haklarının sınırlandırılamamasını düzenler; m.391 ile aynı koruma amacını taşır.
  • 4721 m.199: Ailenin ekonomik varlığının korunması için eşlerden birinin taşınmaz üzerindeki tasarruf yetkisinin kaldırılabilmesini ve tapu şerhini düzenler; m.391 ile birlikte uygulanabilir.

TMK m.392 — Kan hısımlarının aile yurduna alınması

Bu madde, malikin yoksulluğu sebebiyle aile yurduna alınmaya muhtaç bulunan hısımlarını yurduna kabul etmesine mahkemece karar verilebilmesini düzenler. Kapsam, üstsoy, altsoy ve kardeşlerle sınırlıdır ve kabul yükümü mahkeme kararına bağlanmıştır. Kabul edilecek kişinin, kabullerine engel olacak durumlarının bulunmaması aranır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: nafaka yükümlülüğünün kapsamı ve hısımların nafaka borcu (m.364-366), ev başkanlığı ve ev halkının düzeni (m.367-369), altsoyun denkleştirme alacağı (m.370-371) ve aile mallarına ilişkin hükümler (m.372-395). Kabul kararının ardından doğan ayrıntılı ilişkiler de bu maddede değil, ilgili yardım ve ev düzeni hükümlerinde aranır.

Kan hısımlarının aile yurduna alınması: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Malikin, yani konutun sahibinin barındığı ve ev düzenini yürüttüğü konut. Maddenin kabul yükümünün doğduğu mekândır; kabul, bu yurda dahil edilmek anlamındadır.
Yoksulluk sebebiyle muhtaçlık
Hısmın kendi geliriyle ya da malvarlığıyla geçinememesi ve aile yurduna alınmasını gerektirecek ölçüde yardıma muhtaç olması durumudur. Muhtaçlığın yoksulluktan kaynaklanması aranır; başka sebeplerle barınma ihtiyacı bu maddenin kapsamında değildir.
Kabullerine engel olacak durum
Hısmın yurda kabulünü aile düzeni bakımından sakıncalı kılan hâllerdir. Madde bu durumları tek tek saymaz; mahkeme her somut olayda bunların varlığını inceler.
Hısımlar (üstsoy, altsoy, kardeş)
Maddede sayılan, kabul talebine konu olabilecek kişi çevresidir. Kardeşler ve üstsoy-altsoy kan hısımları kapsanır; kayın hısımları ve diğer hısımlar bu kapsamda sayılmamıştır.
Mahkeme kararı
Kabul yükümünün doğması için gereken karardır. Malikin kendiliğinden kabul yükümü altına girmesi değil, mahkemece verilen karar bu yükümü doğurur.

Kan hısımlarının aile yurduna alınması: hangi şartlar aranır?

  • Kabul edilmesi istenen kişinin malikin üstsoyu, altsoyu veya kardeşlerinden biri olması gerekir.
  • Kabul edilecek kişinin yoksulluğu sebebiyle aile yurduna alınmaya muhtaç bulunması gerekir.
  • Kabul edilecek kişinin, malikin kabulüne engel olacak durumlarının bulunmaması gerekir.
  • Kabul yükümünün doğması için mahkemenin bu yönde karar vermesi gerekir; mahkeme karar vermedikçe malik kabul yükümü altına girmez.

Kan hısımlarının aile yurduna alınması: hangi sonuçları doğurur?

  • Koşullar gerçekleşir ve mahkeme karar verirse, malik hısmını aile yurduna kabul etmekle yükümlü olur.
  • Mahkeme karar vermezse, malikin hısmını yurduna kabul etme yükümü doğmaz.
  • Kabul edilecek kişinin kabullerine engel olacak durumları varsa, mahkeme kabul kararı veremez.
  • Kabul kararı, malik üzerinde bu hısmı yurdunda barındırma yükümü doğurur; hukuki ilişkinin ayrıntıları ilgili nafaka ve ev düzeni hükümlerine göre belirlenir.

Üstsoy-altsoy ile kardeş arasındaki fark nedir?

Üstsoy ve altsoy, kan hısımlığının doğrudan dikey bağı üzerinden kabul talebinde bulunabilir.

Kardeşler, aynı anne-babadan ya da birinden gelen yatay hısımlıkla maddede ayrıca sayılmıştır.

Maddede her iki grup da açıkça sayıldığından, hısmın kabul talebi için bu sıraya girmesi yeterlidir; ayrıca bir öncelik sırası kurulmaz.

Yoksulluk sebebiyle muhtaçlık ile diğer barınma ihtiyacı arasındaki fark nedir?

Maddenin aradığı muhtaçlık, yoksulluktan doğan ve aile yurduna alınmayı gerektiren ihtiyaçtır.

Yoksulluk dışındaki sebeplerle barınma ihtiyacı, maddenin koşulunu karşılamaz.

Yoksulluk dışı sebeple kabul talebi bu madde kapsamında karara bağlanamaz.

Hısım kişi ile kabul engeli bulunan kişi arasındaki fark nedir?

Muhtaçlık ve hısımlık koşulları varsa, hısım kişi kabul talebinin konusu olabilir.

Kabullerine engel olacak durumları olan hısım, maddenin korumasından yararlanamaz.

Engel varlığı tespit edilirse mahkeme kabul kararı vermez.

Kan hısımlarının aile yurduna alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddedeki koşulların yalnızca hısımlık bağıyla yeterli sayılması; yoksulluk koşulunun ayrıca aranması gerekir.
  • Mahkeme kararı aranmaksızın malikin kabul yükümü altında olduğunu varsaymak; kabul yükümü mahkeme kararıyla doğar.
  • Kayın hısımlarını ya da diğer hısımları bu madde kapsamında saymak; madde yalnızca üstsoy, altsoy ve kardeşleri kapsar.

Nasıl ispat edilir?

  • Kabul talebini ileri süren kişi, talep edilen hısmın üstsoy, altsoy veya kardeş olduğunu nüfus kaydı ile ispatlamalıdır.
  • Hısmın yoksulluğu ve aile yurduna alınmaya muhtaçlığı, gelir durumunu gösteren belgeler ve tanık beyanlarıyla ispat edilmelidir.
  • Malik, hısmın kabullerine engel olacak bir durumunun bulunduğunu ileri sürerse, bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.364: Nafaka yükümlülüğünün kimleri kapsadığını belirler; bu maddedeki hısımlar, kabul yükümünün yanında nafaka yükümünün de muhatabıdır.
  • 4721 m.365: Nafakanın kapsamını ve hısımlar arasında yardımın ölçüsünü düzenler; kabul edilen hısmın bakım ilişkisi bu hükümlere göre değerlendirilir.
  • 4721 m.366: Nafaka yükümünün bağlı olduğu koşulların değişmesi durumunu düzenler; kabul kararının ardından ilişkinin sürdürülmesi bu hükme bağlıdır.

TMK m.393 — Malikin ödemede acze düşmesi

Madde, malik borçlarını ödemede acze düşmesi halinde aile yurdunun mahkemece atanan bir yönetici tarafından yönetilmesini ve yönetimin amacını ile alacaklıların haklarının sıralanmasını düzenler. Madde aile yurdu bakımından uygulanır; aile yurdu dışındaki malvarlığı ve kişisel mallar bakımından bir yönetici atanmasını düzenlemez. Aile yurdunun kuruluşu ve korunması (m.652 ve devamı) ile aile yurduna ilişkin tasarrufların sınırlanması (m.194 ve devamı) bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenmiştir. Acz belgesinin düzenlenmesi ve aciz halinin tespiti İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yapılır; bu maddede iflas yolları ve iflas sebepleri ayrıntılı olarak düzenlenmez.

Malikin ödemede acze düşmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Evlilik birliğinin barındığı ve aile hayatının yürütüldüğü konut ile buna bağlı eşyayı ifade eden, Türk Medeni Kanunu'nun aile hukukuna ilişkin hükümlerinde korunan malvarlığı varlığıdır. Maddenin uygulanması için aile yurdunun malik borçlusunun mülkiyetinde bulunması gerekir.
Acz (borçları ödemede acze düşme)
Malikin borçlarını ödeyecek malvarlığından yoksun kalması durumudur. Maddede geçen acz kavramı, İcra ve İflas Kanunu'ndaki aciz belgesi ve aciz hali kavramlarıyla ilişkilidir; acz halinin tespiti bu kanun çerçevesinde yapılır.
Yönetici
Mahkemece, aile yurdunu acz durumunda yönetmek üzere atanan kişidir. Yönetici, malikin yerine geçmez; görevi aile yurdunu amacına ve alacaklıların menfaatine uygun biçimde yönetmekle sınırlıdır.
Aciz belgesi tarihi ve iflas sırası
Alacaklıların aile yurdunun değerinden alacaklarını alırken esas alacağı ölçüttür. Alacaklılar, haklarını aciz belgelerindeki tarih ve iflastaki sıraya göre alırlar; yani önce alacağı doğan veya aciz belgesi daha önce düzenlenen alacaklı önce gelir.

Malikin ödemede acze düşmesi: hangi şartlar aranır?

  • Malik borçlarını ödemede acze düşmüş bulunmalıdır.
  • Acz hali, borçlunun malvarlığının borçlarını karşılamayacak durumda olmasıyla belirlenmelidir ve bu tespit için aciz belgesi gibi belgelere dayanılabilir.
  • Acz hali sonucunda aile yurdunun yönetimi için mahkemece bir yönetici atanmış olmalıdır.
  • Yönetici, aile yurdunu amacına ve alacaklıların menfaatine uygun biçimde yönetmelidir; bu koşula aykırı yönetim, yöneticinin sorumluluğunu doğurur.

Malikin ödemede acze düşmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Malik borçlarını ödemede acze düşerse mahkeme aile yurdu için bir yönetici atar.
  • Yönetici, aile yurdunu amacına ve alacaklıların menfaatine uygun biçimde yönetir.
  • Alacaklılar, haklarını aciz belgelerindeki tarih ve iflastaki sıraya göre alır.
  • Acz hali gerçekleşmemişse aile yurdu için yönetici atanamaz ve aile yurdu malikin serbest yönetimi altında kalır.

Aile yurdunun yönetimi ile genel malvarlığının yönetimi arasındaki fark nedir?

Madde, aile yurdu bakımından malikin acz hâlinde mahkemece yönetici atanmasını öngörür.

Aile yurdu dışındaki mallar bakımından aynı yönetici atanması ve alacaklıların bu şekilde korunması maddede düzenlenmemiştir.

Yönetici atanması yalnızca aile yurdu ile sınırlıdır; diğer mallar için iflas veya İcra ve İflas Kanunu yolları uygulanır.

Aciz belgesi tarihi ile iflas sırası arasındaki fark nedir?

Alacaklının aciz belgesindeki tarihe göre sırası belirlenir ve daha önce tarihli aciz belgesi olan alacaklı önce gelir.

İflas sırası, iflas idaresinin tespit ettiği alacak sıralamasına göre belirlenir.

Aile yurdunun değerinin dağıtımında alacaklılar, aciz belgesi tarihi ve iflastaki sıraya göre pay alır.

Malikin ödemede acze düşmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aile yurdu dışındaki malvarlığı için de yönetici atanabileceğini kabul etmek; madde yalnızca aile yurdunu kapsar.
  • Yöneticinin malikin yerine geçerek mülkiyet hakkını kullanabileceğini sanmak; yönetici yalnızca amacına ve alacaklıların menfaatine uygun yönetim yapar.
  • Alacaklıların aralarında eşit paylaşım yapacağını varsaymak; sıra aciz belgesi tarihi ve iflas sırasına göre belirlenir.
  • Acz hali belgelenmeden yönetici atanabileceğini düşünmek; atama için acz halinin mahkemece tespit edilmesi gerekir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aciz belgesinin tespiti, borçlunun haczi kabil malının bulunmadığının haciz tutanağı ile ortaya konması yoluyla yapılır ve bu belge acz halinin kanıtı olarak kullanılır.
  • Acz halinin ispatında borçlunun sürekli adres değiştirmesi ve tebligat yapılamaması gibi durumlar da değerlendirilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Acz halini ileri süren alacaklı veya ilgili taraf, borçlunun borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Acz halinin ispatında aciz belgesi, haciz tutanağı veya icra dosyasındaki tespitler kullanılır.
  • Yönetici atanmasını talep eden taraf, aile yurdunun malik mülkiyetinde olduğunu ve acz halinin bulunduğunu belgelerle ortaya koymalıdır.
  • Alacaklının aciz belgesi tarihine göre pay alma hakkını ileri süren taraf, belgenin tarihini ve düzenlenmesini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.652: Aile yurdunun kurulması ve korunmasına ilişkin temel hükümleri içerir; bu madde uygulanırken aile yurdunun niteliği bu hükümlere göre belirlenir.
  • 4721 m.194: Aile yurduna ilişkin tasarrufların sınırlanmasını düzenler; yönetici atanması halinde malikin tasarruf yetkisi bu sınırlamalarla birlikte değerlendirilir.
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu: Acz hali ve aciz belgesinin düzenlenmesi bakımından başvurulacak kanundur; alacaklıların aciz belgesi tarihine göre sıralanmasının dayanağını oluşturur.

TMK m.394 — Malikin ölümü hâlinde

Ölüm halinde aile yurdunun devamının, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesini öngören bir ölüme bağlı tasarrufa bağlı olduğunu belirtir. Hüküm, tapu kütüğündeki aile yurduna ilişkin şerhin silinmesini öngörür. Kuran kişinin sağlığında aile yurdunu sona erdirmesi (MK 395), aile yurduna ilişkin şerhin kuruluşu ve diğer aile yurdu hükümleri bu maddenin kapsamı dışındadır. Ayrıca, ölüm sonrası mirasçıların mirası paylaşması, tenkis veya mirasçılık hakkına ilişkin sorunlar ile mal rejimi tasfiyesi bu maddede düzenlenmez (ilgili miras hukuku ve mal rejimi hükümleri).

Malikin ölümü hâlinde: hangi kavramlar bilinmeli?

Aile yurdu
Eşlerin birlikte yaşadıkları ve aile yaşamının merkezi olarak kullanılan taşınmazdır. Bu maddede konu, malikin ölümünden sonra bu taşınmazın yurt olarak devam edip etmeyeceğidir.
Malik
Aile yurdu olarak kullanılan taşınmazın maliki olan kişidir. Madde, ölen kişinin bu sıfatı taşıdığı hali düzenler.
Ölüme bağlı tasarruf
Kişinin ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere yaptığı, vasiyet gibi bir hukuki işlemdir. Bu maddede, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesini sağlayan tasarruf bu kavrama bağlanmıştır.

Malikin ölümü hâlinde: hangi şartlar aranır?

  • Malikin ölmüş olması gerekir.
  • Aile yurdunun ölümden sonra devam edebilmesi için taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesini öngören bir ölüme bağlı tasarrufun yapılmış olması gerekir.
  • Böyle bir ölüme bağlı tasarruf bulunmuyorsa, malik öldüğünde tapu kütüğündeki yurda ilişkin şerhin silinmesi gerekir.

Malikin ölümü hâlinde: hangi sonuçları doğurur?

  • Malikin ölümünden sonra aile yurdunun devam edebilmesi için taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesini öngören bir ölüme bağlı tasarruf bulunmalıdır.
  • Böyle bir ölüme bağlı tasarruf yoksa, malik öldüğünde tapu kütüğündeki yurda ilişkin şerh kendiliğinden silinir.
  • Ölüme bağlı tasarruf varsa, şerh silinmez ve taşınmaz mirasçılara yurt olarak geçer.

Ölüme bağlı tasarruf var ile yok arasındaki fark nedir?

Malik, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesini öngören bir ölüme bağlı tasarruf yapmışsa, aile yurdu ölümden sonra da devam eder.

Böyle bir tasarruf yoksa, malik ölünce aile yurdu korunmaz ve tapu kütüğündeki yurda ilişkin şerh silinir.

Şerhin korunup korunmayacağı yalnızca ölüme bağlı tasarrufun varlığına bağlıdır.

Malikin ölümü hâlinde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aile yurdunun ölümle kendiliğinden korunacağını düşünmek; devamın ancak ölüme bağlı tasarrufa bağlı olduğunu gözden kaçırmak.
  • Sağlığında sona erdirme (m.395) ile ölümden sonraki sona ermeyi birbirine karıştırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Ölüme bağlı tasarrufun varlığını iddia eden kişi, bu tasarrufu ispatlamakla yükümlüdür; ölüme bağlı tasarruf çoğunlukla vasiyetname ile yapıldığından, vasiyetnamenin varlığı ve geçerliliği yazılı belgeyle gösterilir.
  • Ölüme bağlı tasarruf ileri sürülemezse, malikin ölümü ve tapu kütüğündeki şerhin varlığı, şerhin silinmesi sonucunu doğurur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.395: Aile yurdunu kuran kişinin sağlığında bu yurda son verebilmesi için şekil şartlarına uyulmasını düzenler; bu madde ölümden sonraki sona erme hâlini düzenler.

TMK m.395 — Malikin sağlığında

Madde, malikin sağlığında taşınmaz üzerindeki yurt (yurt edinimi) hakkını tapu kütüğündeki kaydın silinmesi yoluyla sona erdirmesini düzenler. Sona erdirme usulünü, yani malikin mahkemeye başvurusunu, bu istemin ilanını, ilan süresi içinde yapılacak itirazı ve mahkemenin kayıt silme iznini kapsar. Madde, kişinin mirasçılarının veya üçüncü kişilerin yurdu sona erdirmesini, yurdun kuruluşunu ve kapsamını düzenlemez. Yurdun kurulmasına ilişkin hükümler (m.394 ve öncesi), yurt ile ilgili tapu kütüğü işlemleri ve yurdun tasfiyesine dair ayrıntılar başka düzenlemelerde yer alır. Ayrıca yurdun sona ermesinin ölüm halinde nasıl gerçekleşeceği bu maddenin konusu değildir.

Malikin sağlığında: hangi kavramlar bilinmeli?

Yurt
Aile malları arasında yer alan, belirli bir taşınmazın aile bireylerine tahsis edilmesini sağlayan ve tapu kütüğüne kaydedilen hukuki kurumdur. Maddenin uygulandığı taşınmaz, kayıt ile yurt olarak işaretlenmiş olmalıdır.
Yurda son verme
Malikin, yurt kaydını tapu kütüğünden sildirerek yurdu sona erdirmesidir. Bu işlem mahkeme kararı ile gerçekleşir; malikin sadece tek taraflı beyanı yeterli değildir.
İlan
Malikin başvurusunun, kayıt silinmesi isteğinin ilgililere duyurulması işlemidir. İlan tarihi, iki aylık itiraz süresinin başlangıcıdır.
İtiraz
İlan süresi içinde yurdun sona erdirilmesine karşı ileri sürülen ve mahkemenin haklılığını değerlendireceği karşı beyandır. İtirazın haksız olduğu anlaşılırsa kayıt silinmesine engel değildir.

Malikin sağlığında: hangi şartlar aranır?

  • Malikin sağlığında, yani yurdu sona erdirme anında hayatta olması gerekir.
  • Malik, tapu kütüğündeki yurt kaydının silinmesi için dilekçe ile mahkemeye başvurmalıdır.
  • Mahkeme bu istemi ilan ettirmelidir.
  • İlan tarihinden başlayarak iki ay içinde bir itiraz yapılmamalı veya yapılan itirazın haksız olduğu anlaşılmalıdır.
  • Mahkeme, kütükteki kaydın silinmesine izin vermelidir.

Malikin sağlığında: hangi sonuçları doğurur?

  • İlan tarihinden başlayan iki ay içinde itiraz yapılmazsa mahkeme kütükteki kaydın silinmesine izin verir.
  • İtiraz yapılmış ve bu itiraz haksız anlaşılmışsa mahkeme kayıt silinmesine izin verir.
  • İtiraz haklı bulunursa kayıt silinmez ve yurt devam eder.
  • Malik sağlığında yurda son verebilir; yurt bu yolla sona erdiğinde tapu kütüğündeki kayıt silinmiş olur.

İtiraz yapılmayan / haksız itiraz / haklı itiraz: fark nedir?

İlan süresi içinde hiç itiraz yapılmaz veya yapılan itiraz haksız bulunursa, mahkeme kayıt silinmesine izin verir.

İtiraz yapılır ve bu itiraz haklı bulunursa, kayıt silinmesi için izin verilmez.

Haksız veya hiç itiraz yoksa tapu kaydı silinir ve yurt sona erer; haklı itirazda yurt kaydı devam eder.

Malikin sağlığında sona erdirme ile ölüm sonrası arasındaki fark nedir?

Malik sağlığında başvurarak yurdu sona erdirebilir.

Malik öldükten sonra bu yolla yurdun sona erdirilmesi maddenin kapsamında değildir.

Ölüm sonrası sona erdirme bu maddeye dayanılarak yapılamaz.

Malikin sağlığında: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Malikin ölümünden sonra da başvurarak yurdu sona erdirebileceğini sanmak; madde yalnızca malikin sağlığında başvuruyu öngörür.
  • İki aylık süreyi ilan tarihinden değil başvuru tarihinden saymak; süre ilan tarihinden başlar.
  • Tapu müdürlüğüne doğrudan başvurarak kaydı sildirmeye çalışmak; kayıt silinmesi mahkeme izni ile gerçekleşir.
  • İtiraz yapılınca otomatik olarak kaydın silinmeyeceğini unutup her itirazı yeterli saymak; itirazın haksızlığı anlaşılırsa izin verilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Aile Mahkemelerinin, TMK'nın 118 ile 395. maddeleri arasındaki hükümlerden doğan uyuşmazlıklara bakmaya görevli olduğu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2014/14938 E., 2016/3652 K., 28.03.2016; 1. Hukuk Dairesi, 2013/18117 E., 2014/5084 K., 06.03.2014; 1. Hukuk Dairesi, 2013/7969 E., 2013/8836 K., 29.05.2013; 1. Hukuk Dairesi, 2012/12631 E., 2013/126 K., 14.01.2013; 1. Hukuk Dairesi, 2012/4417 E., 2012/10601 K., 02.10.2012; 1. Hukuk Dairesi, 2012/4011 E., 2012/6774 K., 07.06.2012)

Nasıl ispat edilir?

  • Yurdu sona erdirmek isteyen malik, sağlığında başvurmuş olduğunu ve tapu kaydının silinmesini istediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yurdun varlığı ve tapu kütüğündeki kaydı tapu sicili ile ispatlanır.
  • İtiraz eden taraf, itirazının haklılığını ispatlamakla yükümlüdür; itirazın haksızlığı mahkemece değerlendirilir.
  • İlan tarihi ve iki aylık sürenin dolup dolmadığı mahkeme dosyasındaki ilan kaydı ile belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Yurt kurumunun tamamını düzenleyen kanundur; m.394 ve öncesi yurdun kuruluşunu, m.395 ise yalnız sona erdirme usulünü düzenler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki aym.388Alacaklılar ve aile yurdu kurulması yüzünden haklarının zedelenmesi ihtimali bulunan kişiler, kuruluştan önce mahkemece yapılan ilânla itirazlarını iki ay içinde bildirmeye çağrılırlar.
iki aym.395İlân tarihinden başlayarak iki ay içinde bir itiraz yapılmaz veya yapılan itirazın haksızlığı anlaşılırsa, mahkeme kütükteki kaydın silinmesine izin verir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

7 karar
  1. 1. Hukuk Dairesi, 2014/14938 E., 2016/3652 K., 28.03.2016
    İlgili madde: m.395
  2. 1. Hukuk Dairesi, 2013/18117 E., 2014/5084 K., 06.03.2014
    İlgili madde: m.395
  3. 1. Hukuk Dairesi, 2013/7969 E., 2013/8836 K., 29.05.2013
    İlgili madde: m.395
  4. 1. Hukuk Dairesi, 2012/12631 E., 2013/126 K., 14.01.2013
    İlgili madde: m.395
  5. 1. Hukuk Dairesi, 2012/4417 E., 2012/10601 K., 02.10.2012
    İlgili madde: m.395
  6. 1. Hukuk Dairesi, 2012/4011 E., 2012/6774 K., 07.06.2012
    İlgili madde: m.395
  7. 3. Hukuk Dairesi, 2010/22576 E., 2011/1865 K., 15.02.2011
    İlgili madde: m.388

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.3. Hısımlık ve Soybağı bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış