Aile hukuku › Hısımlık › Aile › Aile malları
Ortaklığın sona ermesi ve kazanç paylı aile malları ortaklığı
Kısaca
TMK m.380, adi ortaklığın (TBK m.639-640 ile bağlantılı olarak) hangi hâllerde sona ereceğini sayar: ortakların anlaşması veya fesih bildirimi, süre sonu, ortaklardan birinin payının haczi ve satışının istenmesi, ortaklardan birinin iflası ve haklı sebebe dayanan istem.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.380–385 hükümlerini kapsar.
TMK m.380 — Sebepleri
Bu madde, adi ortaklığın (TBK m.639-640 ile bağlantılı olarak) hangi hâllerde sona ereceğini sayar: ortakların anlaşması veya fesih bildirimi, süre sonu, ortaklardan birinin payının haczi ve satışının istenmesi, ortaklardan birinin iflası ve haklı sebebe dayanan istem. Maddenin konusu sona erme sebepleridir; ortaklığın tasfiye usulü, tasfiye payının paylaşımı ve ortağın ortaklıktan çıkması ayrı başlıklar olarak bu maddede düzenlenmemiştir. Madde tüm adi ortaklıklar bakımından uygulanır; sözleşmede farklı bir sona erme sebebi öngörülmesi ise sözleşme özgürlüğü çerçevesinde mümkündür. Ortağın ölümü, kısıtlanması ve tasfiye payının cebri icrayla paraya çevrilmesi gibi hâller bu listede ayrıca sayılmamıştır; bunlar TBK m.639'un diğer bentlerinde yer alır. Ortaklığın tasfiyesi ve tasfiye sonrası hesap ilişkileri (TBK m.641 vd.) ile ortaklıktan çıkma ve çıkarılma (TBK m.633 vd.) bu maddenin kapsamında değildir.
Sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sona erme
- Adi ortaklığın varlığının kendiliğinden ya da bir irade açıklamasıyla sona ermesi anlamına gelir. Maddenin kendisi sona ermeyi tasfiyeyle birlikte değerlendirmez; ortaklığın sona ermesi tasfiye sürecine girmesi anlamına gelir.
- Sübjektif sona erme sebebi
- Ortakların iradesine dayanan sona erme hâlidir. Bu maddede ortakların anlaşması, fesih bildirimi ve haklı sebebe dayanan istem bu gruptadır.
- Objektif sona erme sebebi
- Ortakların iradesinden bağımsız olarak gerçekleşen sona erme hâlidir. Bu maddede süre sonu, iflas ve pay haczi bu gruptadır.
- Fesih bildirimi
- Bir ortağın tek taraflı iradesiyle ortaklığı sona erdirmek için karşı tarafa yaptığı bildirimdir. Kanunda öngörülen bu yetki, ortaklık sözleşmesinde açıkça tanınmış olmalıdır.
- Haklı sebep
- Ortaklığın sürdürülmesini ortak için çekilmez kılan, ortağın bağlılığını yitiren ağır bir durumdur. Haklı sebebin varlığı, ortağın istemiyle mahkeme tarafından değerlendirilir.
- Affectio societatis
- Ortakların müşterek amaca ulaşmak için birlikte çaba göstermeye yönelik iradesidir. Bu irade ortadan kalktığında ortaklığın sürmesi zorlaşır.
Sebepleri: hangi şartlar aranır?
- Sona erme sebebinin maddede sayılan beş bentten birine uyması gerekir.
- Bentler 1 ve 5 bakımından sona erme, bütün ortakların anlaşmasına ya da ilgili ortağın haklı sebebe dayanan istemine bağlanmalıdır; bent 1'de fesih bildirimi de yeterli olabilir.
- Bent 2 bakımından ortaklık süresinin açıkça ya da örtülü olarak uzatılmamış olması ve sürenin dolmuş bulunması gerekir.
- Bent 3 bakımından ortağın payının haczedilmiş ve satışının istenmiş olması gerekir.
- Bent 4 bakımından ortaklardan birinin iflasının gerçekleşmiş olması gerekir.
- Bu bentlerin dışında kalan bir sona erme sebebi, madde kapsamında sayılmadığı için ortaklığı sona erdirmez.
Sebepleri: hangi sonuçları doğurur?
- Maddedeki bentlerden birinin gerçekleşmesiyle adi ortaklık sona erer ve tasfiye sürecine girer.
- Ortaklığın sona ermesi, ortaklar arasındaki ortaklık ilişkisinin tasfiye amacına dönüşmesi anlamına gelir.
- Bent 2 bakımından süre uzatılmışsa ortaklık sona ermez; uzatma açık ya da örtülü irade ile olabilir.
- Ortakların sonradan oybirliğiyle verdikleri karar, sona ermiş ortaklığı yeniden başlatabilir; bu kararın tasfiye tamamlanmadan önce verilmesi gerekir.
- Bu maddede sayılmayan bir sebep, ortaklığı kendiliğinden sona erdirmez.
Bent 1 (anlaşma) ile bent 1 (fesih bildirimi) arasındaki fark nedir?
Bütün ortakların anlaşmasıyla sona erme, ortakların ortak iradesine dayanır.
Feshin bildirilmesiyle sona erme, tek bir ortağın bildirimine dayanır ve bu yetkinin sözleşmede tanınmış olması gerekir.
Anlaşmada tüm ortakların katılımı aranırken, fesih bildiriminde tek ortağın iradesi yeterlidir; fesih yetkisi sözleşmeyle tanınmamışsa bu yol açılmaz.
Bent 2 (süre sonu) ile bent 5 (haklı sebep) arasındaki fark nedir?
Süre sonu, sözleşmede kararlaştırılmış sürenin dolmasıyla kendiliğinden gerçekleşir.
Haklı sebep, sürenin dolmasından bağımsız olarak bir ortağın istemine dayanır.
Süre sonunda ortaklık uzatılmadığı sürece kendiliğinden sona ererken, haklı sebepte mahkemeye ya da ilgili ortağın istemine bağlı bir değerlendirme gerekir.
Bent 3 (pay haczi) ile bent 4 (iflas) arasındaki fark nedir?
Pay haczi, ortağın alacaklısının cebri icra yoluyla ortağın tasfiye payına ulaşmasına dayanır.
İflas, ortağın iflasının kesinleşmesine dayanır.
Haciz ve satış talebi bakımından bu maddede ilgili hâlin gerçekleşmesi yeterlidir; iflas bakımından ise sonucun doğması için iflasın varlığı gerekir.
Sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Pay haczini tek başına ortaklığın sona ermesi için yeterli saymak; cebri icranın gerçekleşmesi aranır.
- Süre dolunca ortaklığın her hâlde kendiliğinden sona ereceğini varsaymak; süre açık ya da örtülü uzatılmışsa ortaklık sürer.
- Fesih bildirimini sözleşmede tanınmamış bir ortağın da yapabileceğini sanmak.
- Ortağın ölümü, kısıtlanması veya payının cebri icrayla paraya çevrilmesini bu maddedeki bir bent gibi değerlendirmek; bunlar TBK m.639'da ayrıca düzenlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Ortaklık amacının gerçekleşmesinin ve ortaklık sözleşmesinde öngörülen sürenin dolmasının sona erme sebebi olduğu kabul edilmektedir.
- Pay haczi bakımından ortaklığın sona ermesi için yalnızca haciz ve satış talebinin değil, cebri icranın gerçekleşmiş olması gerektiği kabul edilmektedir.
- Sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin hüküm varsa iflas eden ortağın çıkarılmasıyla ortaklık sürdürülebilir; bu hüküm yoksa iflas sona erme sebebidir.
Nasıl ispat edilir?
- Sona erme sebebini ileri süren taraf, bu sebebin gerçekleştiğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Bent 1 bakımından anlaşma veya fesih bildirimi yazılı delille ya da tanıkla ispatlanabilir; fesih yetkisinin sözleşmede tanındığı ise ortaklık sözleşmesiyle gösterilir.
- Bent 2 bakımından süre sözleşmeden anlaşılır; süre uzatımını ileri süren taraf, açık ya da örtülü uzatma iradesini ispatlamakla yükümlüdür.
- Bent 3 ve 4 bakımından haciz, satış talebi, cebri icranın gerçekleşmesi ve iflasın kesinleşmesi icra ve iflas dosyasından belgelenir.
- Bent 5 bakımından haklı sebebin varlığını istemde bulunan ortak ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.380: Bu maddenin kendisidir; uygulama sonrası ortaklığın hangi sebeplerle sona ereceğini sayar.
- 6098 sayılı Kanun m.639: Adi ortaklığın yasal sona erme sebeplerini düzenleyen ana hükümdür; ortağın ölümü, kısıtlanması ve tasfiye payının cebri icrayla paraya çevrilmesi gibi hâller bu hükümde yer alır.
- 6098 sayılı Kanun m.640: Süre bitiminden sonra ortaklığın örtülü iradeyle sürdürülmesinin belirsiz süreli ortaklığa dönüşmesini düzenler; bent 2 ile bağlantılıdır.
- 6098 sayılı Kanun m.633: Ortağın çıkması veya çıkarılması hâlini düzenler; sözleşmede diğer ortaklarla devam kaydı varsa iflasta bu yol izlenebilir.
- 6098 sayılı Kanun m.638: Ortağın alacaklılarının tasfiye payı üzerinden hak arayabileceğini düzenler; bent 3 ile bağlantılıdır.
TMK m.381 — Fesih bildirimi, ödemeden aciz, evlenme
Madde, nişanlılık ilişkisinden doğan bir ortaklığa ilişkin değildir; TMK m.381, bir ortaklıkta ortaklardan birinin fesih bildirimi, iflası veya payının haczedilmiş olması hâllerinde ortaklığın kalan ortaklar arasında sürdürülmesini ve ayrılan ortağın ya da alacaklılarının haklarının ödenmesini düzenler. Ortaklığın tarafı olan ortaklar bakımından uygulanır. İkinci fıkra, evlenen ortağın fesih bildirimine gerek olmadan ortaklıktaki hakkının ödenmesini isteme imkânını düzenler. Maddede ayrılan ortağa ödenecek payın hesap yöntemi, ortaklığın tasfiye usulü ve ortaklık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmasının sonuçları ayrıca düzenlenmemiştir; bu konular ortaklığın sona ermesi ve tasfiyesi hükümlerinde (m.638 vd. ve m.waiver) aranmalıdır. Evlilik sonucu ortaklık hâlinin mal rejimi bakımından doğurduğu sonuçlar, ilgili aile hukuku hükümlerinde aranmalıdır.
TMK m.382 — Ölüm
TMK m.382, ortaklığın (miras ortaklığı, şirket benzeri ortaklık ilişkisi) bir ortağının ölümü halinde, ölenin ortaklığa dahil olmayan mirasçılarının ortaklık karşısındaki durumunu düzenler. Bu mirasçılara ölen ortağa düşen payın karşılığını isteme hakkı tanınır; ölen ortağın altsoyu bakımından ise öbür ortakların rızasıyla ortaklığa girme imkânı öngörülür. Hüküm, ortaklık ilişkisine dayanan kişiler arasında uygulanır. Hükmün düzenlemediği konular arasında ortaklığın sona ermesinin genel hükümleri, ortaklığın kendi iç yapısına ilişkin ayrıntılar ve ölüm olayının kişilik ve gaiplik boyutu yer alır; bunlar kişiliğin sona ermesi (m.28), gaiplik (m.32 ve devamı) ve ortaklığın feshi ile ilgili ayrı düzenlemelerde (m.636 vd. ve ilgili Borçlar Kanunu hükümleri) ele alınır.
Ölüm: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ortaklığa dahil olmayan mirasçı
- Ölen ortağın mirasçısı olup ortaklık ilişkisine kendiliğinden girmeyen kişidir. Bu kişiler ortaklık yönetimine ve ortaklık ilişkisine doğrudan katılamaz, yalnızca payın karşılığını isteyebilir.
- Pay karşılığı
- Ölen ortağa düşen payın değeridir. Mirasçılar bu değeri nakden talep edebilir; ortaklığa girmek yerine ayrılma hakkının parasal karşılığıdır.
- Altsoy
- Ölen ortağın çocukları ve onların altsoyudur. Hükümde yalnızca ölen ortağın mirasçı olarak altsoyunu bırakmış olması halinde ortaklığa girme imkânı tanınır.
- Öbür ortakların rızası
- Altsoyun ortaklığa girebilmesi için diğer ortakların açık onayının bulunmasıdır. Rıza olmadan altsoy ortaklığa kendiliğinden giremez.
Ölüm: hangi şartlar aranır?
- Ortaklardan birinin ölmüş olması gerekir.
- Ölen ortağın mirasçısı olan kişinin ortaklığa dahil olmayan mirasçı niteliğinde bulunması gerekir.
- Ortaklığa girme değil, yalnızca ölen ortağa düşen payın karşılığının ödenmesinin istenmesi söz konusu olduğunda, mirasçının bu talebi ileri sürmesi gerekir.
- Ölen ortağın mirasçı olarak altsoyunu bırakmış olması halinde altsoyun ortaklığa girmesi için öbür ortakların rızasının bulunması gerekir.
- Rıza olmaksızın altsoyun ortaklığa girmesi sağlanamaz; hüküm bu bakımdan ortakların iradesine bağlıdır.
Ölüm: hangi sonuçları doğurur?
- Ortaklığa dahil olmayan mirasçılar, ölen ortağa düşen payın karşılığını kendilerine ödenmesini isteyebilir.
- Ölen ortağın altsoyu mirasçı olarak bulunuyorsa, öbür ortakların rızasıyla ölen ortağın yerine ortaklığa girebilir.
- Öbür ortaklar rıza vermezse altsoy ortaklığa giremez ve yalnızca hükmün genel sonuçlarına göre hareket edebilir.
- Ortaklığa dahil olmayan mirasçılar ortaklık yönetimine katılamaz; bu kişilerin ortaklık ilişkisine girmesi hukuken yalnızca altsoy bakımından ve rıza ile mümkündür.
Ortaklığa dahil olmayan mirasçı ile altsoy arasındaki fark nedir?
Ortaklığa dahil olmayan mirasçı, yalnızca ölen ortağa düşen payın karşılığını isteyebilir.
Ölen ortağın altsoyu, mirasçı sıfatıyla ortaklığa girme imkânına sahiptir.
Altsoy dışındaki mirasçı ortaklığa giremez; altsoy ise yalnızca öbür ortakların rızasıyla ortaklığa girebilir.
Pay karşılığını isteme ile ortaklığa girme arasındaki fark nedir?
Pay karşılığını isteme, mirasçıya tanınan ve ortaklığa girmeden payın değerini talep etmeyi sağlayan haktır.
Ortaklığa girme, mirasçının ortaklık ilişkisine iştirak etmesi anlamına gelir ve ortakların rızasına bağlıdır.
Pay karşılığı talebi ortakların rızasına bağlı değildir; ortaklığa girme ise rıza gerektirir.
Ölüm: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Altsoy dışındaki mirasçıya da ortaklığa girme hakkı tanımak; hüküm yalnızca altsoy için ortaklığa girmeyi öngörür.
- Pay karşılığı talebini ortakların rızasına bağlamak; bu talep rıza gerektirmez.
- Altsoyun ortaklığa girmesini rıza olmaksızın kabul etmek; hüküm rızayı açıkça şart koşar.
- Ölen ortağın mirasçılarını ortaklığın yönetimine dahil etmek; mirasçılar yalnızca hükmün sınırları içinde hak sahibidir.
Nasıl ispat edilir?
- Ölen ortağın ölümü ve mirasçılık sıfatı, nüfus kayıtları ve mirasçılık belgesi ile ispatlanır; talep eden mirasçı bu sıfatı kanıtlamakla yükümlüdür.
- Ölen ortağa düşen payın değerinin belirlenmesi için ortaklık defterleri, bilanço ve diğer muhasebe belgeleri ile bilirkişi incelemesi kullanılabilir.
- Altsoyun ortaklığa girme hakkı iddiasında bulunan kişi, öbür ortakların rızasının varlığını ispatla yükümlüdür; rızanın yazılı veya açık biçimde verilmiş olması ispat açısından önemlidir.
- Öbür ortaklar rızanın bulunmadığını ileri sürüyorsa, bu savunmayı ispat etmek zorunda değildir; altsoyun rızayı kanıtlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.28: Ölümle kişiliğin sona ermesini düzenler. Ölen ortağın kişiliğinin sona erdiğini ve mirasçılara geçen hakların bu sonucun parçası olduğunu gösterir.
- 4721 sayılı Kanun m.32: Gaiplik halini düzenler. Ölüm olgusu kesin olmayan hallerde ortağın ölümünün sonradan belirlenmesi bakımından bağlantılıdır.
TMK m.383 — Paylaşma kuralları
TMK m.383, ortaklık mallarının paylaşılmasında ve ayrılan ortağın payının hesaplanmasında değerleme zamanını ve paylaşma ya da hesaplaşmanın yapılabileceği zamanı düzenler. Hüküm, ortaklık mallarının hangi tarihteki değer ve durumuna göre paylaşılacağını belirler ve uygun olmayan bir zamanda paylaşma ile hesaplaşmanın istenemeyeceğini kurar. Hüküm, ortaklık mallarına ilişkin genel ilkeyi koyar; ortaklığa özgü rejim ve paylaşma ayrıntıları için kanunun ilgili bölümleri uygulanır. Hüküm, mal ortaklığı rejimine tabi eşler ve ortaklıktan ayrılan ortak bakımından ortaklık hukuku ilişkilerinde uygulanır. Maddede paylaşmanın hangi mallar üzerinden yapılacağı, katılma alacağının hesabı, paylaşma davasının usulü ve paydaşlıktan çıkarma hükmü yer almaz; bunlar için ilgili rejim hükümlerine (ör. TMK m.236 vd. ve m.202 vd.) ve paylı mülkiyet hükümlerine (ör. TMK m.698 vd.) bakılır.
Paylaşma kuralları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Ortaklık malları
- Mal ortaklığı rejiminde eşlerin birlikte edindiği ve rejim kapsamında ortak sayılan malvarlığı değerleridir. Hangi malların ortaklık malı olduğu rejim hükümlerine göre belirlenir.
- Paylaşma zamanı
- Ortaklık mallarının paylaşılacağı ya da ayrılan ortağın payının hesaplanacağı andır. Değerleme bu ana göre yapılır; sürüm değeri ve malın o andaki durumu esas alınır.
- Hesaplaşma
- Ortaklıktan ayrılan ortağın payının ya da ortaklık içindeki alacak ve borçların hesaplanmasıdır. Mal paylaşımından ayrı olarak ortağın payının parasal karşılığının belirlenmesi anlamına gelir.
- Uygun olmayan zaman
- Paylaşmanın ya da hesaplaşmanın talep edilmesinin hakkaniyete ve ortaklığın işleyişine aykırı düşeceği dönemdir. Maddede bu zamanın somut bir süreye bağlanmadığı, somut olayın koşullarına göre takdir edildiği anlaşılır.
Paylaşma kuralları: hangi şartlar aranır?
- Ortaklık malları bakımından bir paylaşma ya da ortaklıktan ayrılan ortağın payının hesaplanması talebinin bulunması gerekir.
- Paylaşma ve hesaplaşmanın değerleme bakımından, paylaşma ya da ayrılma zamanındaki değer ve malın durumuna göre yapılması gerekir.
- Paylaşma ve hesaplaşma talebinin uygun bir zamanda ileri sürülmesi gerekir; uygun olmayan bir zamanda istenemez.
Paylaşma kuralları: hangi sonuçları doğurur?
- Ortaklık mallarının paylaşılması ya da ayrılan ortağın payının hesaplanması, paylaşma veya ayrılma zamanındaki değer ve durum esas alınarak yapılır.
- Paylaşma ve hesaplaşma uygun olmayan bir zamanda istenemez; bu durumda talep ertelenir ya da reddedilir.
- Hüküm, değerleme anını belirlediği için mal değerindeki sonradan oluşan artış ve azalış hesaba yansır.
- Madde, paylaşmanın tarzını ya da ödeme yöntemini düzenlemediği için bu konularda ilgili rejim hükümlerine başvurulur.
Paylaşma zamanındaki değer ile sözleşme veya ilk edinim tarihindeki değer arasındaki fark nedir?
Hüküm, değerlemeyi paylaşma ya da ayrılma anındaki değer ve durum üzerinden yapar.
Malın edinildiği ya da başlangıçtaki değeri, değerleme için esas alınmaz.
Mal değerindeki artış ya da azalış ortaklığın hesabına yansır; hesap tarihi paylaşma veya ayrılma anıdır.
Ortaklığın sürmesi ile paylaşma veya hesaplaşma talebi arasındaki fark nedir?
Paylaşma ve hesaplaşma talebi uygun bir zamanda ileri sürülebilir.
Uygun olmayan bir zamanda paylaşma ya da hesaplaşma istenemez.
Uygun olmayan zamanda yapılan talep reddedilebilir; talebin zamanı hâkimin takdirine bağlıdır.
Paylaşma kuralları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Değerlemeyi edinim tarihindeki veya sözleşme tarihindeki değere göre yapmak; hüküm paylaşma veya ayrılma anındaki değeri esas alır.
- Paylaşmanın hangi zamanda istenebileceğini kesin bir süreye bağlamak; madde somut bir süre öngörmez, uygun zaman olayın koşullarına göre belirlenir.
- Maddeyi paylaşmanın tarzını ve ödeme yöntemini düzenleyen bir hüküm gibi okumak; bu konular ilgili rejim hükümlerinde yer alır.
Nasıl ispat edilir?
- Paylaşma veya hesaplaşma talebinde bulunan taraf, ortaklık malının varlığını ve değerini belgelerle ispatlamak zorundadır.
- Paylaşma ya da ayrılma anındaki değerin belirlenmesi için bilirkişi incelemesi ve tapu, ekspertiz gibi belgeler kullanılabilir.
- Talebin uygun olmayan bir zamanda ileri sürüldüğünü ileri süren karşı taraf, bu savunmasını somut olayın koşullarıyla ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.236: Edinilmiş mallara katılma rejiminde katılma alacağının hesabı ve değerleme bakımından bu maddenin tamamlayıcısıdır.
- 4721 m.202: Ortaklık mallarının paylaşılmasında ve ayrılan ortağın payının hesaplanmasında uygulanacak ilgili rejim hükümlerini içerir.
- 4721 m.698: Paylı mülkiyette paylaşma isteme hakkını ve sınırlarını düzenler; paylaşmanın zamanı bakımından ilgilidir.
TMK m.384 — Konusu
Bu madde, ortaklığın temsilini ve mallarının işletilmesini ortaklardan birine bırakan kazanç paylı aile malları ortaklığını düzenler. Ortakların bu konudaki sözleşmesi ile işleten ortağa verilecek payın belirlenmesi yöntemi (anlaşma yoksa adil belirleme) bu kapsamdadır. Hükmün uygulandığı taraflar, aile malları ortaklığını kuran hısımlar ve bu ortaklıkta işletme ve temsil yetkisi devredilen ortaktır. Aile malları ortaklığının kuruluş şekli, elbirliğiyle yönetim, ortaklığın sona ermesi ve ortakların müteselsil sorumluluğu bu maddede düzenlenmez (TMK m.373, m.374, m.376-379, m.380-381). Kazanç paylı ortaklıkta ortaklığın işletilmesine ilişkin ayrıntılı hukuki ilişkiler ve işleten ortağın ortaklığa karşı sorumluluğu da bu maddede yer almaz (TMK m.385).
Konusu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kazanç paylı aile malları ortaklığı
- Ortakların sözleşmeyle ortaklığın temsil ve işletilmesini içlerinden birine bırakıp diğer ortaklara yalnızca yıllık kazançtan belli bir pay tanıdıkları aile malları ortaklığı türüdür. Yönetim yetkisi, işleten ortakta toplanır; diğer ortaklar yönetimden değil kazanç payından yararlanır.
- Yıllık kazançtan pay
- İşleten ortağa, ortaklık mallarının yıllık gelirinden verilen karşılıktır. Bu payın öngörülmesi, kazanç paylı ortaklığın kurulması için zorunlu bir unsurdur; pay öngörülmezse yönetim devri geçerli bir kazanç paylı düzenleme olarak kurulmaz.
- Adil pay
- Sözleşmede pay belirlenmemişse hâkimin ya da ortakların ölçüt alacağı karşılıktır. Ortaklık mallarının uygun derecede uzun bir dönemdeki kazancının ortalaması, işleten ortağın çalışması ve yaptığı harcamalar dikkate alınarak belirlenir.
- İşleten ortak
- Ortaklığın temsilini ve mallarının işletilmesini sözleşmeyle devralan ortaktır. Bu sıfat, ortaklığın yönetim ve temsil yetkisinin ona geçmesinden doğar.
Konusu: hangi şartlar aranır?
- Ortakların aralarında sözleşme yapmış olması gerekir; bu sözleşme, aile malları ortaklığının kurulmasına ilişkin şekle uygun olmalıdır.
- Sözleşmeyle ortaklığın temsili ve ortaklık mallarının işletilmesi ortaklardan birine bırakılmış olmalıdır.
- Diğer ortaklara yıllık kazançtan belli bir pay verilmesi kararlaştırılmış olmalıdır; pay öngörülmeyen düzenleme bu türde bir ortaklık oluşturmaz.
- Pay sözleşmede belirlenmemişse, ortaklık mallarının uygun derecede uzun bir dönemdeki kazancının ortalama miktarı ile işleten ortağın çalışması ve yaptığı harcamalar gözetilerek adil bir biçimde belirlenmelidir.
Konusu: hangi sonuçları doğurur?
- Sözleşmeyle kazanç paylı düzenleme kurulduğunda, ortaklığın temsil ve işletme yetkisi işleten ortağa geçer ve diğer ortaklar bu yetkileri kullanamaz.
- Sözleşmede pay belirlenmemişse, payın adil biçimde belirlenmesi gerekir; bu belirleme ortaklık mallarının uzun dönemli kazancı ile işleten ortağın çalışma ve harcamalarına dayanır.
- Kazançtan pay öngörülmezse, bu madde anlamında kazanç paylı ortaklık kurulmuş olmaz ve ortaklık ortak yönetim kurallarına tabi kalır.
- Kanunda sözleşmenin şekline ilişkin ek hüküm bu maddede yer almamakla birlikte, aile malları ortaklığının kuruluşu için öngörülen resmi şekil ve imza koşulları burada da aranır.
Sözleşmeyle belirlenen pay ile adil pay (yedek belirleme) arasındaki fark nedir?
Ortaklar sözleşmede yıllık kazançtan verilecek payı açıkça kararlaştırmışsa, pay doğrudan sözleşme hükmüne göre belirlenir.
Sözleşmede pay belirlenmemişse, fıkra ikinci cümleye göre adil bir biçimde saptanır.
Sözleşme payı belirlemişse adil pay ölçütü devreye girmez; belirlememişse ortalama kazanç, çalışma ve harcama ölçütleri uygulanır.
Yönetimi devralan ortak ile diğer ortaklar arasındaki fark nedir?
İşleten ortak, ortaklığın temsilini ve mallarının işletilmesini üstlenir ve bu çalışması karşılığında payı alır.
Diğer ortaklar yönetimde yer almaz; yalnızca belirlenen kazanç payını alırlar.
Pay, işleten ortağın çalışması ve yaptığı harcama gözetilerek belirlendiğinden, işleten ortağın pay alacağı diğer ortakların payından farklı bir hesaplama ile saptanır.
Konusu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Sözleşmede kazançtan pay öngörülmediği hâlde ortaklığı kazanç paylı saymak; bu durumda madde anlamında bir kazanç paylı ortaklık kurulmamış olur.
- Adil payı, işleten ortağın yönetimde kullandığı süreye bakmadan yalnızca ortaklık mallarının bir yıllık kazancına göre hesaplamak; kanun uzun dönemli ortalama ve çalışma ile harcamayı birlikte öngörür.
- İşleten ortağın harcamalarını payın hesabından düşmeden bırakmak; kanun harcamayı pay belirlemesinde ayrıca gözetmeyi öngörür.
- Sözleşmede pay belirlenmiş olmasına rağmen adil pay ölçütünü uygulamaya kalkışmak; adil pay yalnızca sözleşmede belirlenmediği hâlde devreye girer.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kazanç paylı aile malları ortaklığında, yönetim ve temsilin işleten ortağa bırakılmış olması, diğer ortakların yönetim hakkının kendiliğinden ortadan kalktığı anlamına gelir; bu ayrım kararlarda ortaklık türünün belirlenmesinde esas alınmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Kazanç paylı ortaklığı ileri süren taraf, yönetim ve temsilin işleten ortağa bırakıldığını ve diğer ortaklara yıllık kazançtan pay verileceğini ortaklık sözleşmesiyle ispatlamak zorundadır.
- Sözleşme aile malları ortaklığı şekline uygun olarak resmî biçimde yapılmamışsa, bu yöndeki iddia yazılı delille değil, resmî şekle uyulmamasının sonuçları çerçevesinde değerlendirilir.
- Pay sözleşmede belirlenmemişse, payın adil biçimde saptanması için ortaklık mallarının uzun dönemli kazancı ve işleten ortağın çalışma ve harcamaları ile ilgili belgeler ve bilirkişi incelemesi gerekir.
- İşleten ortağın yaptığı harcamaları ileri süren taraf, bu harcamaları belgeleyerek ispat yükünü taşır; aksi iddia eden karşı taraf indirimi ispatla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.373: Aile malları ortaklığının kurulabileceği hısımları ve konusunu düzenler; kazanç paylı ortaklık bu ortaklığın bir türüdür.
- 4721 sayılı Kanun m.374: Aile malları ortaklığı sözleşmesinin resmî şekilde yapılmasını ve bütün ortakların imzasını öngörür; kazanç paylı düzenleme de bu sözleşmenin içinde yer alır.
- 4721 sayılı Kanun m.377: Elbirliğiyle yönetim kuralını düzenler; kazanç paylı ortaklıkta bu kuralın yerine, yönetimin işleten ortağa bırakılması geçer.
- 4721 sayılı Kanun m.385: İşleten ortağın haklı sebeple yönetime katılmasını isteyebilme ve ortaklığın sona ermesine ilişkin özel hükümleri düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.
TMK m.385 — Özel sona erdirme sebepleri
Madde, işletme ve temsili üzerine alan ortağın ortaklığı kötü yönetmesi halinde diğer ortakların ortaklığın feshini isteme hakkını; bu davada hâkimin, haklı sebebe dayanan ortağı yönetime ve ortaklık mallarından yararlanmaya katabilmesini ve elbirliğiyle işletilen ortaklığa ilişkin kuralların kazanç paylı aile malları ortaklığına uygulanmasını düzenler. Hüküm, adi ortaklıkta işletme ve temsil yetkisi tek ortağa verilmiş olan ilişkilere ve kazanç paylı aile malları ortaklığına uygulanır. Ortaklığın genel fesih sebepleri, haklı sebeple fesih davasının genel koşulları ve ortaklığın tasfiyesi bu maddede değil, adi ortaklığa ilişkin 639 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir (TBK m.639). Ortağın ortaklık dışı kişisel alacaklılarının haklarına ve ortaklık paylarının devrine ilişkin kurallar bu maddenin konusu değildir.
Özel sona erdirme sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?
- İşletme ve temsil üzerine alan ortak
- Ortaklık işlerini yürütme ve ortaklığı dış dünyaya temsil etme yetkisinin tek başına kendisine bırakıldığı ortaktır. Bu yetki sözleşmeyle bir ortağa verilmiş olmalıdır ve diğer ortakların yönetim yetkisi bu ortak tarafından sınırlanmış sayılır.
- Malları gereği gibi işletmemek
- Ortaklık malının, ortaklık amacına ve ortakların beklentisine uygun biçimde değerlendirilmemesi ya da özensizlikle kullanılmasıdır. Bu hal kusura bağlı olmak zorunda değildir, işletmenin fiilen yetersiz yürütülmesi yeterlidir.
- Yükümlülüklerini yerine getirmemek
- Yönetici ortağın ortaklık sözleşmesinden ve kanundan doğan görevlerini yerine getirmemesidir. Bu görevler arasında ortaklığa karşı özen ve hesap verme yükümlülüğü sayılabilir.
- Haklı sebep
- Ortaklığın sürdürülmesini diğer ortaklardan beklenemez kılan, ortağın işletme ve temsil görevini kötüye kullanmasından veya bu görevleri yerine getirmemesinden doğan durumdur. Haklı sebebin varlığı hâkimin takdirine bağlıdır.
- Elbirliği ile işletilen ortaklık
- Ortakların hepsinin birlikte karar alarak ortaklığı yönettiği, yönetim yetkisinin tek bir ortağa bırakılmadığı ortaklık türüdür. Bu ortaklığa ilişkin kurallar üçüncü fıkra uyarınca kazanç paylı aile malları ortaklığına da uygulanır.
- Kazanç paylı aile malları ortaklığı
- Eşlerin evlilik boyunca edindikleri malların değerlenmesine katılmaları esasına dayanan mal rejimidir. Bu rejimde eşlerin ortaklık mallarını elbirliğiyle işletmesi, madde hükmünün bu rejime uygulanmasına imkân verir.
Özel sona erdirme sebepleri: hangi şartlar aranır?
- Ortaklığın işletme ve temsilinin ortaklardan yalnız birine, yani işletme ve temsil üzerine alan ortağa bırakılmış olması gerekir.
- Bu ortağın malları gereği gibi işletmemesi veya yükümlülüklerini yerine getirmemesi gerekir; ikinci durumda birinci fıkranın birinci cümlesi uygulanır.
- Feshi isteyen ortağın haklı sebeplere dayanması gerekir.
- Hâkim, bu ortağın yönetime ve ortaklık mallarından yararlanmaya katılmasına karar verecekse bunu mirastaki paylaşma kurallarını gözeterek yapmalıdır.
- Hâkimin ortağın katılmasına karar vermesi zorunlu değildir; fesih istemi yerine bu çözüm tercih edilebilir.
Özel sona erdirme sebepleri: hangi sonuçları doğurur?
- Haklı sebeple fesih istemi kabul edilirse ortaklık sona erer ve tasfiye sürecine girer.
- Hâkim ikinci fıkra uyarınca katılma kararı verirse isteyen ortak, işletme ve temsil üzerine alan ortakla birlikte yönetime katılır ve ortaklık mallarından yararlanır.
- Katılma kararı verilmezse ve haklı sebep yoksa ortaklık, işletme ve temsil yetkisine ilişkin mevcut düzen içinde sürer.
- Haklı sebep bulunmazsa fesih istemi reddedilir.
- Üçüncü fıkra gereği elbirliğiyle işletilen ortaklık kuralları kazanç paylı aile malları ortaklığında da uygulanır; bu rejimde ortaklık hükümleri eşler arasında geçerli olur.
Fesih davası ile yönetime katılma kararı arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra uyarınca diğer ortaklar ortaklığın sona erdirilmesini isteyebilir; ortaklık tümüyle sona erer.
İkinci fıkra uyarınca hâkim, ortaklığı sona erdirmek yerine isteyen ortağın yönetime ve mallardan yararlanmaya katılmasına karar verebilir; ortaklık sürer.
Hâkim fesih yerine katılma kararı vererek ortaklığın devamını sağlayabilir; bu seçim hâkimin takdirindedir.
İşletme ve temsil üzerine alan ortak ile elbirliği ile işletilen ortaklık arasındaki fark nedir?
Yönetim ve temsil yetkisi tek ortağa bırakılmış olan ortaklıkta ikinci fıkra hükmü uygulanabilir.
Ortaklar işletmeyi elbirliğiyle yürütüyorsa birinci ve ikinci fıkra hükümleri doğrudan uygulanmaz; üçüncü fıkra kuralı devreye girer.
Elbirliği ile işletilen ortaklığın kuralları kazanç paylı aile malları ortaklığında da geçerlidir; tek yetkili ortak varsayımı bu rejimde aranmaz.
Mirastaki paylaşma kuralları ile hâkimin serbest takdiri arasındaki fark nedir?
Hâkim katılmanın şeklini ve kapsamını mirastaki paylaşma kurallarını gözeterek belirler.
Bu kurallar hâkimi bağlayan kesin bir hesap yöntemi değil, değerlendirmede gözetilecek bir ölçüttür.
Katılmanın niteliği somut olaya göre belirlenir; yönetim ile mallardan yararlanma ayrı ayrı düzenlenebilir.
Özel sona erdirme sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkra ile ikinci fıkrayı birbirine karıştırmak; katılma kararının fesih yerine geçebileceğini gözden kaçırmak.
- Hâkimi, ikinci fıkra uyarınca katılma kararı vermeye zorunlu saymak; bu karar hâkimin takdirindedir.
- Mirastaki paylaşma kurallarını katı bir hesap yöntemi gibi uygulamak; bu kurallar yalnız ölçüt niteliğindedir.
- Elbirliği ile işletilen ortaklık kurallarının yalnız adi ortaklığa uygulandığını sanmak; üçüncü fıkra kazanç paylı aile malları ortaklığını da kapsar.
- Haklı sebebi yalnız alan ortağın kusuruna bağlamak; madde metni işletmenin yetersizliğini de yeterli sayar.
Nasıl ispat edilir?
- Haklı sebeple fesih ya da katılma talebinde bulunan ortak, alan ortağın malları gereği gibi işletmediğini veya yükümlülüklerini yerine getirmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
- Ortaklık sözleşmesi, ortaklık defterleri, hesap belgeleri ve yazışmalar bu ispatta başlıca delillerdir; işletmenin yetersizliği çoğunlukla bu belgelerle ortaya konur.
- Alan ortak, işletmenin gereği gibi yürütüldüğünü ve yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunuyorsa bunu belge ve tanıkla kanıtlamakla yükümlüdür.
- Haklı sebebin varlığı hâkimin takdirine bağlı olduğundan delil değerlendirmesi somut olayda yapılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 6098 sayılı Kanun m.639: Adi ortaklıkta haklı sebeple sona erdirme hakkını ve ortakların genel fesih sebeplerini düzenler; bu madde ile birlikte değerlendirilir.
- 4721 sayılı Kanun m.645: Kazanç paylı aile malları ortaklığına ilişkin genel hükümlerin çerçevesini oluşturur; üçüncü fıkrada atıf yapılan rejimin kapsamını belirler.
- 4721 sayılı Kanun m.2: Hâkimin katılma kararı verirken dürüstlük kuralına uymasını sağlayan genel sınırı oluşturur.
Konuda geçen kararlar
1 karar- 5. Hukuk Dairesi, 2022/16317 E., 2023/1458 K., 20.02.2023İlgili madde: m.382
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.3. Hısımlık ve Soybağı bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış