Aile hukuku › Vesayet › Vesayetin yürütülmesi › Vasinin görevleri

Temsil ve malvarlığının yönetilmesi

TMK m.448–457Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.448, vasinin vesayet altındaki kişiyi temsil yetkisinin genel kapsamını düzenler. TMK m.449, vesayet altındaki kişi adına vasinin yapamayacağı üç işlemi, yani kefalet vermeyi, vakıf kurmayı ve önemli bağışlarda bulunmayı yasaklar. TMK m.450, vesayet altındaki kişinin görüşünün alınmasını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.448–457 hükümlerini kapsar.

TMK m.448 — Genel olarak

Madde, vasinin vesayet altındaki kişiyi temsil yetkisinin genel kapsamını düzenler. Vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil eder; bu yetki vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla tanınmıştır. Madde, vasinin temsil yetkisinin kapsamını ve bu yetkinin vesayet dairesi yetkileriyle ilişkisini kapsar ve vasinin temsilde kullanacağı izin ve onay usulünün ayrıntılarını düzenlemez. Vesayet makamının izin verme ve denetim yetkisi (m.421 ve devamı) ile vasinin görevi ve sona ermesi (m.404 vd.) bu maddede değil, ayrı hükümlerde yer alır. Vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetinin sınırları ve kendi işlemleri de bu maddenin konusu değildir.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Vasi
Vesayet altındaki kişinin kişisel ve malvarlığı işlerini yürütmekle görevlendirilen kişidir. Temsil yetkisi kanundan doğar ve iradi temsildeki gibi temsil olunanın yetki vermesine dayanmaz.
Vesayet altındaki kişi
Vesayet tedbirine tabi tutulan, kanun gereğince temsil edilmesi gereken kişidir. Maddede temsil olunan bu kişidir.
Vesayet daireleri
Vesayet işlerinde karar veren ve denetim yapan kamu makamlarıdır. Vasinin temsil yetkisi bu dairelerin yetkileri saklı kalmak kaydıyla geçerlidir; yani bazı işlemler için daire iznine ihtiyaç duyulabilir.
Kanuni temsil
Temsil ilişkisinin temsil olunanın iradesine değil doğrudan kanuna dayanmasıdır. Vasinin temsil yetkisi bu türdendir ve temsil olunanın iradesi aranmaz.
Bütün hukuki işlemler
Vasinin temsil yetkisinin kapsamıdır; vesayet altındaki kişinin malvarlığına ve kişisel durumuna ilişkin her türlü hukuki işlemi içerir. Bu genişlik, vesayet dairelerinin yetkileri saklı tutulduğu ölçüde sınırlanır.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet altındaki kişi hakkında vesayet tedbirinin kesinleşmiş olması ve vasinin usulüne uygun atanmış bulunması gerekir.
  • Temsil edilen işlemin vesayet altındaki kişinin hukuki işlemi olması, yani vasinin adına ve hesabına yapılacak bir hukuki işlem olması gerekir.
  • Vesayet dairelerinin bu işlem bakımından izin, onay veya yetki sınırlaması öngören bir hükmünün bulunmaması gerekir; aksi halde temsil yetkisi bu ölçüde daralır.
  • Temsilin doğması için vasinin yetkisinin sınırları içinde hareket etmesi gerekir; vasinin temsil yetkisi vesayet altındaki kişinin bütün hukuki işlemlerini kapsar.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasi, vesayet altındaki kişi adına yaptığı hukuki işlemlerde doğrudan vesayet altındaki kişiyi bağlar.
  • Vasi, vesayet dairesinin izin, onay ya da yetki sınırlaması öngördüğü işlemlerde yalnız bu sınırlar içinde temsil eder.
  • Vasinin temsil yetkisini aşarak yaptığı işlem vesayet altındaki kişiyi bağlamaz; bu işlem yetkisiz temsil hükümlerine göre değerlendirilir.
  • Vesayet dairesinin izni alınmadan yapılması gereken bir işlem, izin olmadan yapıldığında geçersiz kabul edilebilir ve bu sonuç ilgili hükümlere bağlıdır.
  • Madde emredici niteliktedir; vasinin temsil yetkisini kanunun öngördüğü ölçüde sınırlayan sözleşme kayıtları geçerli değildir.

Kanuni temsil ile iradi temsil arasındaki fark nedir?

Vasinin temsil yetkisi kanundan doğar; vesayet altındaki kişinin iradesi aranmaz.

İradi temsilde temsil yetkisi temsil olunanın tek taraflı irade beyanıyla verilir.

Vasinin yetkisini vesayet altındaki kişi kaldıramaz ya da sınırlayamaz; yetkinin kapsamı ve sınırı kanun ve vesayet dairesi kararıyla belirlenir.

Vasinin genel temsil yetkisi ile vesayet dairelerinin saklı yetkileri arasındaki fark nedir?

Vasi kural olarak bütün hukuki işlemlerde temsil eder.

Vesayet daireleri belirli işlemler için izin ya da onay yetkisine sahiptir.

Daire yetkisinin gerektirdiği işlemlerde vasinin tek başına temsili eksik kalır; bu işlem ancak izin ya da onayla geçerli olur.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vasinin genel temsil yetkisini vesayet dairesinin izin gerektiren işlemlerine de tek başına uygulamak; önce daire yetkisinin saklı olup olmadığını kontrol etmek gerekir.
  • Vasinin kanuni temsilci olduğunu, iradi temsil gibi vesayet altındaki kişinin onayına ya da yetki verme işlemine bağlı saymak.
  • Vesayet dairesinin izninin bulunmadığı işlemi, vasinin genel yetkisine dayanarak geçerli saymak.
  • Vasinin temsil yetkisini sözleşmeyle daraltılabilir ya da genişletilebilir saymak; yetki kanundan doğduğu için bu tür kayıtlar geçerli değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler vasinin temsil yetkisini m.448 uyarınca geniş yorumlamakta, ancak vesayet makamının izninin gerektiği işlemlerde bu izin olmadan açılan davaların usulden reddedileceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2005/195 E., 2005/209 K., 30.03.2005; Hukuk Genel Kurulu, 2023/1080 E., 2025/110 K., 05.03.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2019/21 E., 2022/1309 K., 19.10.2022)
  • Vasinin dava açma gibi önemli işlemlerde vesayet makamından izin alması gerektiği, bu iznin bulunmadığı durumda işlemin vesayet altındaki kişiyi bağlamayacağı uygulamada kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/1273 E., 2024/2030 K., 05.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023)
  • Bölge adliye mahkemeleri, vasinin temsil yetkisini sorgularken önce vesayet makamının kararını ve iznini inceleme eğilimindedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1326 E., 2026/842 K., 08.05.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Vasinin temsil yetkisini ileri süren taraf, vasinin usulüne uygun atandığını vesayet kararı ve sicil ya da mahkeme kaydıyla ispatlar.
  • Vasinin işlemin vesayet dairesinin izni kapsamında olduğunu ileri sürmesi halinde izin kararı belge ile ispatlanır; izin yoksa yetkisizlik karşı tarafça ileri sürülebilir.
  • Karşı taraf, işlemin izin gerektirdiğini ve izin alınmadığını iddia ederse bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Vasinin işlemde hareket ettiğini belgeleyen yazılı kayıt (vekâlet, sözleşme metni, dava dilekçesi) temel delil olarak kullanılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.421: Vesayet dairesinin izin ve onay yetkilerini düzenler; m.448'deki saklı tutulan yetkilerin temel kaynağıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.404: Vasinin atanması ve görevine ilişkin hükümleri içerir; temsil yetkisinin doğduğu görevi tanımlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.449: Vasinin temsil yetkisinin kapsamının nasıl belirleneceğine ilişkin devam hükmüdür ve m.448 ile birlikte okunur.

TMK m.449 — Yasak işlemler

Madde, vesayet altındaki kişi adına vasinin yapamayacağı üç işlemi, yani kefalet vermeyi, vakıf kurmayı ve önemli bağışlarda bulunmayı yasaklar. Vasinin temsil yetkisine getirilen bu sınırlama, vesayet altındaki kişinin tam ehliyetsiz ya da sınırlı ehliyetsiz olmasına göre ayrım gözetmeksizin uygulanır. Maddede süre, izin usulü veya işlemin yaptırımına ilişkin ayrıntı yer almaz; bu konular madde kapsamında değildir. Vasinin genel görüş alma yükümlülüğü (m.450) ile yasal temsil yetkisinin devri ve sınırları, bu maddenin dışında kalır. Yasak işlemlerin hükümsüzlüğü ve icazetle geçerli kılınamaması, bu maddenin yorumuyla ilgili olsa da madde metninde açıkça yazılı değildir.

Yasak işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yasak işlem
Vasinin, vesayet altındaki kişi adına kanun gereği yapamayacağı hukuki işlemlerdir. Bu işlemler vasinin temsil yetkisinin dışında kalır ve madde metninde sayılanlarla sınırlıdır.
Kefil olmak
Vesayet altındaki kişinin, başkasının borcundan dolayı alacaklıya karşı sorumlu olması anlamına gelen işlemdir. Kefaletin türüne ilişkin ayrıntılar bu maddede düzenlenmez.
Önemli bağış
Vesayet altındaki kişinin malvarlığından karşılıksız yapılan, ölçüsü ve etkisi bakımından önemli sayılan bağışlamadır. Önemliliğin ölçütü maddede belirtilmemiş, uygulamada kişinin ekonomik durumu gözetilerek değerlendirilir.
Vakıf kurmak
Vesayet altındaki kişinin malvarlığını belirli bir amaca tahsis ederek tüzel kişilik oluşturması işlemidir. Vakıf kurma yasağı, vasinin vesayet altındaki kişi adına bu işlemi yapmasını engeller.
Yasal temsilci
Vesayet altındaki kişiyi hukuki işlemlerde temsil etmek üzere kanunla yetkilendirilmiş vasidir. Temsil yetkisi bu maddedeki yasaklarla sınırlıdır.

Yasak işlemler: hangi şartlar aranır?

  • Yapılan işlemin vasi tarafından, vesayet altındaki kişi adına yapılmış olması gerekir.
  • İşlemin kefil olmak, vakıf kurmak veya önemli bağışta bulunmak niteliğinde olması gerekir.
  • Bağışın önemli sayılabilmesi için vesayet altındaki kişinin ekonomik durumuna göre değerlendirme yapılması gerekir.
  • Vesayet altındaki kişinin tam ehliyetsiz ya da sınırlı ehliyetsiz olması, yasağın uygulanmasını değiştirmez; yasak her iki halde de geçerlidir.

Yasak işlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasi, vesayet altındaki kişi adına kefil olamaz, vakıf kuramaz ve önemli bağışta bulunamaz.
  • Madde metnine uyulmaksızın yapılan hukuki işlemler kaynaklarda batıl sayılmaktadır.
  • Vesayet altındaki kişi tam ehliyetini kazandıktan sonra verdiği icazet, batıl işlemi geçerli kılmaz; işlemin yeniden yapılması gerekir.
  • Önemsiz nitelikteki bağışlar ve yasak kapsamına girmeyen işlemler bu yasağın dışında kalır.

Kefalet ile teminat sözleşmesi arasındaki fark nedir?

Açıkça kefalet sözleşmesi olarak adlandırılan işlem yasak kapsamındadır.

Teminat amaçlı borca katılma veya garanti sözleşmesi gibi başka adlarla yapılan kişisel teminatlar, madde metninde açıkça yer almaz.

Kaynaklarda, TBK m.603 uyarınca kişisel teminat sözleşmelerinin de yasak işlem sayıldığı belirtilmektedir; ancak bu yorum madde metninde açıkça yazılı değildir.

Önemli bağış ile önemsiz bağış arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki kişinin ekonomik durumu düşünüldüğünde önemli sayılan bağış yasaktır.

Küçük tutarlı, ekonomik durumu sarsmayan bağış yasak kapsamında değildir.

Önemlilik ölçütü somut olaya göre belirlenir; önemsiz bağış vasi tarafından yapılabilir.

Tam ehliyetsiz ile sınırlı ehliyetsiz vesayet altındaki kişi arasındaki fark nedir?

Tam ehliyetsiz vesayet altındaki kişi adına vasi işlemi bizzat yapmak zorundadır.

Sınırlı ehliyetsiz vesayet altındaki kişi, izinle kendisi de işlem yapabilir.

Yasak işlemler her iki halde de vasi tarafından yapılamaz; yasak, ehliyet düzeyinden bağımsız uygulanır.

Yasak işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kişisel teminat niteliğindeki sözleşmeleri yalnızca kefalet adıyla yapılmış işlemlerle sınırlamak; kaynaklarda bu sözleşmelerin de yasak kapsamına girdiği belirtilmektedir.
  • Bağışın önemli olup olmadığını mutlak bir tutar eşiğiyle belirlemek; önemlilik vesayet altındaki kişinin ekonomik durumuna göre değerlendirilmelidir.
  • Sınırlı ehliyetsiz vesayet altındaki kişinin izniyle yasak işlemin yapılabileceğini düşünmek; yasak işlemler ehliyet düzeyinden bağımsız olarak vasi tarafından da yapılamaz.
  • Yasak işleme icazet verilerek işlemin sonradan geçerli kılınabileceğini varsaymak; kaynaklar icazetin batıl işlemi geçerli kılmadığını belirtmektedir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, vasinin vesayet altındaki kişi adına kefil olmasını yasak işlem sayarak bu tür işlemleri geçersiz kabul etmektedir. (18. Hukuk Dairesi, 2014/2592 E., 2014/9161 K., 26.05.2014)
  • Yasağın kapsamına, kefalet sözleşmesinin yanı sıra kişisel teminat niteliğindeki diğer sözleşmelerin de girdiği kaynaklarda savunulmaktadır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/124 E., 2024/123 K., 25.01.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yasak işlemin vesayet altındaki kişi adına yapıldığını ileri süren taraf, işlemin vasi tarafından yapıldığını ve kapsamını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kefalet, vakıf kurma veya bağış işlemi yazılı belgeyle, örneğin sözleşme, senet veya tapu kaydıyla ispatlanır.
  • Bağışın önemli olduğunu ileri süren taraf, vesayet altındaki kişinin ekonomik durumunu gösteren belgelerle bu önemi ispatlamalıdır.
  • İşlemin yasak kapsamına girmediğini savunan vasi veya karşı taraf, işlemin önemsiz olduğunu veya yasak alan dışında kaldığını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.450: Vasinin önemli işlerde vesayet altındaki kişinin görüşünü alma yükümlülüğünü düzenler; yasak işlemler dışındaki önemli kararların alınma usulünü tamamlar.
  • 4721 m.448: Vasinin yasal temsil yetkisinin kapsamını belirleyen hükümdür; m.449 bu yetkinin sınırlandırılmasıdır.
  • 4721 m.462: Vesayet altındaki kişinin yapılacak işlemlerde vasi ile birlikte yer aldığı durumları ve yasak işlemlere ilişkin ek düzenlemeleri içeren maddedir; m.449 ile birlikte okunur.
  • 6098 m.603: Kefalet ve kişisel teminatlara ilişkin hükümlerin başka adlarla yapılan sözleşmelere de uygulanmasını öngörür; m.449'un kapsamını kişisel teminatlara genişletmek için kaynaklarda anılmaktadır.

TMK m.450 — Vesayet altındaki kişinin görüşünün alınması

TMK m.450, vesayet altındaki kişinin görüşünün alınmasını düzenler. Vasi, önemli işlerde karar vermeden önce, vesayet altındaki kişi görüşünü oluşturup açıklayabiliyorsa, olanak ölçüsünde onun görüşünü almakla yükümlüdür. Hüküm vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmasının vasiyi sorumluluktan kurtarmayacağını da belirtir. Madde, vesayet altındaki küçük ve kısıtlıların tümü bakımından vasinin görüş alma yükümlülüğünü kapsar. Maddede vasinin yasak işlemleri, vasinin temsil yetkisinin kapsamı, vesayet dairelerinin izin ve denetim yetkileri ile icazet ve icazetin sonuçları düzenlenmemiştir (sırasıyla m.449, m.447, m.461-465, m.451-452). Kayyım hükümleri ve vasinin özen yükümlülüğü de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.403, m.447).

Vesayet altındaki kişinin görüşünün alınması: hangi kavramlar bilinmeli?

Görüşünü oluşturma ve açıklama yeteneği
Vesayet altındaki kişinin bir işin gerektirdiklerini kavrayıp bu konuda bir kanaate varabilmesi ve bunu ifade edebilmesi durumudur. Yaş, hastalık veya ruhsal durum bu yeteneği ortadan kaldırabilir; yetenek yoksa görüş alma yükümlülüğü doğmaz.
Önemli işler
Vasinin karar vermeden önce görüş alması gereken, vesayet altındaki kişinin hayatını ya da malvarlığını önemli ölçüde etkileyen işlerdir. Madde bu işlerin listesini vermez; ölçüt somut olaya göre belirlenir.
Olanak ölçüsünde
Görüş alınmasının somut koşullar içinde mümkün olduğu ölçüde yapılması gerektiğini anlatır. Vesayet altındaki kişiye ulaşılamaması veya görüşünü açıklamasının fiilen engellenmesi gibi hallerde yükümlülük bu ölçüde daralır.

Vesayet altındaki kişinin görüşünün alınması: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet altındaki kişinin görüşünü oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip olması gerekir.
  • İşin önemli iş niteliğinde bulunması gerekir.
  • Vasinin karar vermeden önce, olanak ölçüsünde vesayet altındaki kişinin görüşünü alması gerekir.
  • Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz; görüş alma yükümlülüğü ayrıca yerine getirilmelidir.

Vesayet altındaki kişinin görüşünün alınması: hangi sonuçları doğurur?

  • Vesayet altındaki kişi görüşünü oluşturup açıklayabiliyorsa, vasi önemli işte karar vermeden önce görüşünü almalıdır.
  • Vesayet altındaki kişinin dinlenmesi kararın alınmasından önce yapılmalıdır.
  • Vasi, vesayet altındaki kişinin sağlıklı bir görüş oluşturabilmesi için gerekli bilgiyi vermekle yükümlüdür.
  • Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulması vasiyi sorumluluktan kurtarmaz.
  • Vesayet altındaki kişinin görüşünü oluşturma veya açıklama yeteneği yoksa, görüş alma yükümlülüğü doğmaz.

Ayırt etme gücü bulunan kişi ile yeteneği bulunmayan kişi arasındaki fark nedir?

Görüşünü oluşturup açıklayabilen vesayet altındaki kişi hakkında vasi görüş almakla yükümlüdür.

Görüşünü oluşturma ve açıklama yeteneği bulunmayan kişi hakkında bu yükümlülük doğmaz.

Yetenek yoksa vasinin görüş alma yükümlülüğü ortadan kalkar ve vasi işi kendi takdiriyle yürütür.

Görüş alma yükümlülüğü ile yasak işlemler arasındaki fark nedir?

Görüş alma yükümlülüğü, vasinin önemli işlerde karar verme sürecini düzenler.

Yasak işlemler m.449 kapsamında vasinin hiçbir koşulda yapamayacağı işlemlerdir.

Vesayet altındaki kişinin görüşü alınmış olsa bile yasak işlem yapılamaz; m.450 bu yasağı kaldırmaz.

Görüş alma yükümlülüğü ile izin gerektiren işlemler arasındaki fark nedir?

Görüş alma yükümlülüğü her önemli işte vasiye bu ön adımı yükler.

Vesayet dairelerinin iznine bağlı işlemler, vesayet makamına ya da denetim makamına başvuru gerektirir.

Görüş alma, izin yerine geçmez; izin gerektiren işlemlerde izin ayrıca aranır.

Vesayet altındaki kişinin görüşünün alınması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olmasını, görüş alma yükümlülüğünün yerine geçirmek; oysa m.450 bu durumda da vasiyi sorumluluktan kurtarmaz.
  • Görüş almayı izin yerine saymak; görüş alma ile vesayet dairelerinin izni farklı kurumlardır ve ikisi birbirinin yerini tutmaz.
  • Yeteneğin bulunmadığı hâlde de görüş almayı zorunlu saymak; yükümlülük yalnızca görüşünü oluşturup açıklayabilen kişi için doğar.
  • Görüş almanın yasak işlemler yönünden yetki verici olduğunu düşünmek; m.449 yasakları görüş alınmış olsa da geçerliliğini korur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olmasının vasinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı, vasinin dinleme yükümlülüğünü bağımsız olarak yerine getirmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir.
  • Vesayet altındaki kişinin görüşünü açıklama yeteneğinin, örneğin istek üzerine kısıtlanmış olma, aklı başında olma veya yaşlılık nedeniyle işlerini kendisi yönetememe hâlleriyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Görüş alma yükümlülüğünün ihlalini ileri süren taraf, vesayet altındaki kişinin görüşünü oluşturma ve açıklama yeteneğine sahip olduğunu ve vasinin önemli işte görüşünü almadığını ispatla yükümlüdür.
  • Vasinin görüş aldığını ispat yükü vasidedir; bu konuda yazılı belge, tutanak veya tanık beyanı kullanılabilir.
  • Vasinin, vesayet altındaki kişinin işi uygun bulduğunu ileri sürmesi, görüş almama savunmasını tek başına ispatlamaz; uygun bulma sorumluluktan kurtarmaz.
  • Vesayet altındaki kişinin yeteneksiz olduğunu ileri süren vasi, bu durumu tıbbi rapor veya benzeri belgelerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.449: Vasinin vesayet altındaki kişi adına yapamayacağı yasak işlemleri düzenler; m.450 görüş alınmasını emreder ama bu yasakları ortadan kaldırmaz.
  • 4721 sayılı Kanun m.451: Vasinin icazet vermesi ya da vermemesi ile vesayet altındaki kişinin tek başına yaptığı işlemleri düzenler; m.450 ile ilgili yükümlülük bu işlemlerle ilişkilidir.
  • 4721 sayılı Kanun m.452: Vasinin icazet vermediği işlemlerin sonuçlarını düzenler; görüş alınmadan yapılan işlemlerin geçerliliği tartışıldığında bu hükümle birlikte değerlendirilir.
  • 4721 sayılı Kanun m.461-465: Vesayet dairelerinin izin ve denetim yetkilerini düzenler; görüş alma yükümlülüğü bu izinlerin yerine geçmez.
  • 4721 sayılı Kanun m.447: Vasinin kısıtlıyı koruma ve kişisel işlerinde yardım etme yükümlülüğünü düzenler; m.450 görüş alma yükümlülüğünü bu özen yükümlülüğüyle birlikte tamamlar.

TMK m.451

Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişinin, vasinin izni veya sonradan verilen onamayla yükümlülük altına girebilmesi ve bir haktan vazgeçebilmesi ile bu işlemin onanmaması hâlinde karşı tarafın bağlılıktan kurtulması düzenlenmektedir. Hüküm, ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ile onun işlemde bulunduğu karşı taraf bakımından uygulanır. Maddenin, vasinin icazet vermemesinin sonuçlarını düzenlemediği; bu sonuçların 452. maddede yer aldığı anlaşılmalıdır. Vesayet altındaki kişinin ayırt etme gücünün bulunmaması hâlinde yapılan işlemlerin geçersizliği ve bu hâle ilişkin yaptırımlar bu maddenin kapsamında değildir (m.13 ve m.450 çerçevesinde ele alınır). Vasinin atanması, vesayet altındaki kişinin hukuki ehliyetinin sınırlandırılması ve vasinin görevleri de bu maddede düzenlenmemiştir.

m.451: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet altındaki kişinin ayırt etme gücüne sahip olması gerekir; ayırt etme gücü bulunmayan kişinin işlemi bu madde kapsamında değerlendirilemez.
  • Vesayet altındaki kişinin yükümlülük altına girmesi ya da bir haktan vazgeçmesi gibi bir işlem yapması gerekir.
  • İşlem için vasinin açık veya örtülü izni ya da sonradan verilen onaması bulunmalıdır; izin ve onama olmadan yapılan işlem, uygun süre içinde onanmadığı takdirde karşı tarafı bağlamaz.
  • İşlemin, diğer tarafın belirlediği veya hâkimin belirlediği uygun bir süre içinde onanmaması gerekir.
  • Karşı tarafın, onamanın gelmediğini ileri sürerek bağlılıktan kurtulmak istediğini açıklaması gerekir; bu açıklama karşı tarafın seçimine bağlıdır.

m.451: hangi sonuçları doğurur?

  • Vesayet altındaki kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğu ve vasinin izni veya onaması bulunduğu durumda işlem geçerli olarak kurulur ve karşı taraf bu işleme bağlıdır.
  • Vasinin onaması uygun süre içinde gelmezse karşı taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.
  • Karşı tarafın bağlılıktan kurtulması için uygun sürenin geçmesi ve onamanın gelmemiş olması birlikte aranır.
  • Onama gelirse işlem baştan itibaren geçerli olur; karşı taraf bu hâlde bağlılıktan kurtulamaz.

İzin ile onama arasındaki fark nedir?

İzin, işlemden önce verilen ve işlemin yapılmasına olanak tanıyan vasi rızasıdır.

Onama, işlemden sonra verilen ve işlemi geçerli kılan sonradan rızadır.

Her iki hâlde de vesayet altındaki kişinin işlemi geçerli olur; madde iki hâli eşit tutar. Farklı sonuç doğurmazlar ancak zamanlama bakımından ayrışırlar.

Onamanın gelmesi ile uygun süre içinde onamanın gelmemesi arasındaki fark nedir?

Uygun süre içinde onama gelirse işlem geçerli hâle gelir ve karşı taraf bağlı kalır.

Uygun süre içinde onama gelmezse karşı taraf bağlılıktan kurtulabilir.

Onama gelmezse karşı taraf işlemi sona erdirebilir; onama gelirse karşı taraf işlemle bağlı kalır.

Karşı tarafın seçimlik hakkı ile hâkimin belirlediği süre arasındaki fark nedir?

Uygun süreyi karşı taraf belirleyebilir.

Uygun süreyi hâkim, karşı tarafın başvurusu üzerine belirleyebilir.

Her iki yolla belirlenen süre aynı hukuki sonucu doğurur: süre içinde onama gelmezse karşı taraf bağlılıktan kurtulur.

Onanmamanın bağlılıktan kurtulma sonucu ile vasinin icazet vermemesinin sonucu arasındaki fark nedir?

Bu madde, karşı tarafın uygun süre sonunda bağlılıktan kurtulmasını düzenler.

Vasinin icazet vermemesinin geri isteme ve sebepsiz zenginleşme sonuçları m.452'de düzenlenmiştir.

Karşı taraf bu maddeye dayanarak bağlılıktan kurtulabilir; geri isteme ve iadeye ilişkin hükümler için m.452 değerlendirilir.

m.451: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddede sabit bir süre olduğunu varsaymak; kanun uygun süreyi sabit bir gün sayısı olarak göstermez, somut duruma göre belirlenir.
  • Uygun süreyi karşı tarafın belirlediği hâlde hâkim kararı gerektiğini düşünmek veya tersine, hâkim belirlemesi gereken hâlde karşı tarafın tek taraflı süresine güvenmek.
  • Vasinin onama vermeyeceğini açıklamasının ardından da ayrıca uygun süre beklemek; açıklama askı durumunu sona erdirir.
  • Vasinin onama vermemesinin geri isteme sonuçlarını bu madde içinde aramak; bu sonuçlar m.452'de düzenlenmiştir.
  • Karşı tarafın bağlılıktan kurtulmasını otomatik sayıp seçimlik hakkını kullanmadan işlemi sona ermiş saymak; kurtulma karşı tarafın seçimine bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vasinin işlemi onamayacağını açıklaması, işlemin başından itibaren geçmişe etkili olarak batıl hâle gelmesine yol açtığı kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2019/142 E., 2019/1184 K., 21.02.2019; 1. Hukuk Dairesi, 2014/1514 E., 2014/19164 K., 08.12.2014)
  • Vasinin onama vermediğini açıklamaktan kaçınması hâlinde, karşı taraf veya mahkeme tarafından belirlenen uygun süre içinde vasinin irade açıklaması yapmak zorunda olduğu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2019/142 E., 2019/1184 K., 21.02.2019; 1. Hukuk Dairesi, 2014/1514 E., 2014/19164 K., 08.12.2014)
  • Uygun süre geçtikten veya vasi süre içinde onama vermediğini açıkladıktan sonra işlemin ex tunc batıl hâle geldiği kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2019/142 E., 2019/1184 K., 21.02.2019; 1. Hukuk Dairesi, 2014/1514 E., 2014/19164 K., 08.12.2014)
  • Maddenin lafzına dayanan "tek taraflı bağlamazlık" görüşünün reddedilmesi gerektiği yönünde görüş bildirilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2019/142 E., 2019/1184 K., 21.02.2019; 1. Hukuk Dairesi, 2014/1514 E., 2014/19164 K., 08.12.2014)
  • Vesayet altındaki kişi askı süresi içinde tam ehliyetli hâle gelirse, karşı tarafın kendisinden derhal onama istemesinin mümkün olduğu kabul edilmektedir. (1. Hukuk Dairesi, 2019/142 E., 2019/1184 K., 21.02.2019; 1. Hukuk Dairesi, 2014/1514 E., 2014/19164 K., 08.12.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren taraf, yani işlemin geçerli olduğunu veya bağlılıktan kurtulduğunu iddia eden taraf, işlemin yapıldığını ve vasinin rızasının bulunup bulunmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Vasinin rızası ve onamasının varlığı yazılı belge, yazışma veya tanık beyanıyla ispatlanabilir; örtülü izin, davranışlardan çıkarılan irade ile ortaya konabilir.
  • Karşı taraf, bağlılıktan kurtulduğunu ileri sürüyorsa uygun sürenin belirlendiğini ve bu süre içinde onamanın gelmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Uygun sürenin hâkim tarafından belirlenmesi istenmişse başvurunun yapıldığı ve süre içinde onama gelmediği belgeyle gösterilmelidir.
  • Vesayet altındaki kişinin ayırt etme gücüne sahip olduğunu ileri süren taraf, bu hususu ispat etmekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.452: Vasinin icazet vermemesinin geri isteme ve sebepsiz zenginleşme sonuçlarını düzenler; bu madde karşı tarafın bağlılıktan kurtulmasını, m.452 ise bunun sonrasındaki iade ilişkisini düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.450: Vesayet altındaki kişinin hukuki işlem yapma ehliyetinin sınırlarını belirler; bu madde ile m.451 aynı kişinin ayırt etme gücünü bağlantılı biçimde kullanır.

TMK m.452

Madde, vasinin onayı olmadan yapılan işlemlerde (TMK m.445 ve devamındaki onay gerektiren işlemler kapsamında) geçersizliğin doğurduğu iade borcunu düzenler. Taraflardan her birinin verdiğini geri isteyebilmesini, vesayet altındaki kişinin iade yükümlülüğünün kapsamını ve bu kişinin fiil ehliyetine sahip olduğunu karşı tarafa yanıltıcı biçimde göstermesi hâlinde doğan tazminat sorumluluğunu kapsar. Madde, vesayet altındaki kişinin tam ehliyetli bir kişi gibi hareket ettiği iyiniyetli karşı tarafın korunmasına ilişkin ayrıntıyı, iade talebinin zamanaşımına ilişkin tartışmayı ve vasinin kendi işlemlerinden doğan sorumluluğunu düzenlemez. Vasinin onayı gerektiren işlemlerin hangileri olduğu (m.445 ve devamı), vesayet altındaki kişinin tek başına yapabileceği işlemler ve vasinin sorumluluğu, bu maddenin dışındaki hükümlerde yer alır.

m.452: hangi kavramlar bilinmeli?

Vasinin onamadığı işlem
Vesayet altındaki kişinin vasinin onayı olmaksızın yaptığı ve bu nedenle geçersiz kalan hukuki işlemdir. Madde, işlemin geçersizliğini değil, geçersizlik sonrasındaki iade ilişkisini düzenler.
Karşılıklı iade
Geçersiz işlemde taraflardan her birinin karşı tarafa vermiş olduğu edimi geri isteyebilmesidir. Her iki tarafın da iade yükümlülüğü aynı işlemden doğar.
Zenginleşme tutarı sınırı
Vesayet altındaki kişinin iadeden sorumlu olduğu azami miktarın, işlemin ona sağladığı yararla sınırlanmasıdır. Sorumluluk, kendi menfaatine harcanan kısım ile geri isteme anında malvarlığında bulunan zenginleşme kadardır.
İyiniyet (bu bağlamda)
Vesayet altındaki kişinin malı elden çıkarırken, işlemin geçersizliğini bilmeme ve bilmesi gerekmeme durumudur. İyiniyetli elden çıkarmada sorumluluk zenginleşme ile sınırlıdır; iyiniyetin yokluğunda elden çıkarılan miktarın tamamından sorumluluk doğar.
Fiil ehliyeti yanılgısı
Vesayet altındaki kişinin, karşı tarafa tam ehliyetli olduğunu göstermesi veya bu izlenimi uyandırmasıdır. Bu durum, ayrı bir tazminat sorumluluğu doğurur.

m.452: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin onayı gerekli bir işlemin vasinin onayı olmadan yapılmış olması gerekir.
  • İşlemin geçersiz kalması ve taraflar arasında karşılıklı bir edim alışverişi bulunması gerekir.
  • İade isteyen taraf, kendi verdiği edimi geri isteyebilir.
  • Vesayet altındaki kişinin sorumluluğu, kendi menfaatine harcanan miktar ve geri isteme anında malvarlığında bulunan zenginleşme ile sınırlıdır.
  • İyiniyetli olmayan elden çıkarma halinde vesayet altındaki kişi, elden çıkardığı miktarın tamamıyla sorumlu olur.
  • Vesayet altındaki kişinin fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmış olması gerekir; bu yanılgıya bağlı zararın varlığı durumunda tazminat yükümlülüğü doğar.

m.452: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasinin onamadığı işlemde taraflar verdiklerini geri isteyebilir.
  • Vesayet altındaki kişi, kendi menfaatine harcanan miktar ve geri isteme anında malvarlığında bulunan zenginleşme ile sorumludur.
  • Vesayet altındaki kişi iyiniyetli olmaksızın elden çıkardığı mal bedeli ile sorumludur.
  • Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu konusunda karşı tarafı yanıltmışsa, bu yüzden uğranılan zarardan sorumlu olur.
  • Vesayet altındaki kişinin iyiniyetli olarak elden çıkardığı ve zenginleşmesi bulunmayan kısım bakımından iade sorumluluğu doğmaz.
  • Karşı tarafın yanıltılmadığı hâllerde ayrı tazminat sorumluluğu doğmaz.

Vesayet altındaki kişinin iadesi ile karşı tarafın iadesi arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki kişi, verdiğini geri isterken kendi iade yükümlülüğü zenginleşme ile sınırlıdır.

Karşı taraf, verdiğini geri isterken ehliyet eksikliği nedeniyle bu sınırla bağlı değildir ve kendi edimini tam olarak geri alabilir.

İade yükümlülüğü tarafların konumuna göre farklı kapsam taşır; vesayet altındaki kişi lehine sınırlama getirilmiştir.

Kendi menfaatine harcama ile iyiniyetli olmayan elden çıkarma arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki kişinin edimi kendi menfaatine harcanmışsa, iade sorumluluğu harcanan miktar kadardır.

Malı iyiniyetsiz elden çıkarmışsa, elden çıkardığı miktarın tamamı iade kapsamındadır.

Sorumluluk tutarı, harcamanın menfaate yönelmesine ya da elden çıkarmanın iyiniyetle yapılıp yapılmadığına göre değişir.

Geri isteme anındaki zenginleşme ile iyiniyetli elden çıkarma arasındaki fark nedir?

Malvarlığında hâlen bulunan zenginleşme, geri isteme anına göre belirlenir.

İyiniyetle elden çıkarmada sorumluluk, yalnız zenginleşme ile sınırlanır.

Vesayet altındaki kişinin iyiniyeti, sorumluluğun kapsamını zenginleşme tutarına indirir.

İade sorumluluğu ile ehliyet yanılgısından doğan tazminat arasındaki fark nedir?

İade sorumluluğu, işlemin geçersizliğinden doğan bir iade ilişkisidir.

Tazminat sorumluluğu, vesayet altındaki kişinin ehliyetine ilişkin yanıltıcı davranışından doğan ayrı bir haksız fiil benzeri sorumluluktur.

Karşı taraf hem iade hem tazminat talep edebilir; ancak tazminat, yanıltma ve bu yüzden uğranılan zarar koşuluna bağlıdır.

m.452: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki sorumluluğu tamamen genel sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplamak; m.452/1'in vesayet altındaki kişi lehine getirdiği sınırı gözden kaçırmak.
  • Vesayet altındaki kişinin iadesini, geri isteme anındaki zenginleşme yerine elden çıkarılan malın tam bedeli üzerinden hesaplamak.
  • İyiniyetli elden çıkarmada da tam bedel sorumluluğu olduğunu varsaymak; iyiniyet ayrımını yapmamak.
  • Her yanıltıcı davranışı otomatik olarak tazminat doğuran bir fiil saymak; m.452/2'de zararın varlığı ve yanıltma birlikte aranmalıdır.
  • Madde metnindeki zenginleşme sınırını, kitap veya karar alıntısındaki farklı bir sınır ile karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vesayet altındaki kişinin tam ehliyetli biri gibi davranarak kredi veya işlem yapması hâlinde, ehliyetsizliğini ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması sayılabileceği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3400 E., 2024/1868 K., 10.06.2024; 11. Hukuk Dairesi, 2022/3012 E., 2023/4720 K., 07.09.2023)
  • Vesayet altındaki kişinin ehliyetsizliğini karşı tarafa bildirmemesi, kötüniyet olarak değerlendirilmekte ve bu durum m.452/2 kapsamında tazminat sorumluluğuna yol açabileceği kabul edilmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2023/3400 E., 2024/1868 K., 10.06.2024)
  • Uygulamada m.452/2 hükmü, karşı tarafın yanıltılmasının ve bu yüzden zarar görmesinin somut olarak ortaya konmasını aramaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2022/3012 E., 2023/4720 K., 07.09.2023; 19. Hukuk Dairesi, 2006/6489 E., 2006/12076 K., 14.12.2006)

Nasıl ispat edilir?

  • İade talep eden taraf, verdiği edimi ve işlemin vasinin onayı olmadan yapıldığını ispatlamalıdır; onay yokluğu çoğunlukla resmî veya yazılı belgelerle gösterilir.
  • Vesayet altındaki kişinin zenginleşmesinin miktarı ya da malvarlığındaki durum, ileri süren taraf tarafından ispat edilmelidir; bu noktada bilirkişi incelemesi ve banka kayıtları kullanılabilir.
  • Vesayet altındaki kişi, kendi menfaatine harcama olmadığını veya iyiniyetle elden çıkarma yaptığını savunuyorsa, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
  • Karşı tarafın vesayet altındaki kişinin ehliyetine ilişkin yanıltıldığı iddiası, ileri süren tarafça ispat edilmelidir; yanıltıcı davranış ve bu nedenle uğranılan zarar birlikte gösterilmelidir.
  • İyiniyet karinesi ve ispat yükü için m.6 genel kuralına başvurulur; iyiniyet iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.445: Vasinin onayını gerektiren işlemleri belirler; bu maddedeki iade hükmü ancak o işlemler geçersiz kaldığında uygulanır.
  • 4721 m.6: İspat yükü genel kuralı olarak, iyiniyet ve ehliyet iddialarının ispatında başvurulan genel hükümdür.

TMK m.453 — Meslek veya sanat

Bu madde, vesayet altındaki kişinin vesayet makamınca bir meslek veya sanatı yürütmesine izin verilmesi hâlinde, bu kişinin yetkisini ve bu yetkiden doğan sorumluluğunu düzenler. Kapsamı, yetkinin hangi işlemleri kapsadığı ile sorumluluğun kapsamıdır. Madde, vesayet altındaki kişinin vesayet makamı izniyle ancak meslek veya sanatla ilgili olağan işlemleri yapabilmesini düzenler. Vesayet altındaki kişinin yetkisini ve sorumluluğunu düzenlediği için vesayet altındaki kişi bakımından uygulanır. Vesayet makamının izin verme usulünü ve iznin kaldırılmasını düzenlemez (m.396 ve vesayet makamına ilişkin hükümler). Olağandışı işlemler için ayrı bir onay rejimini düzenlemez (m.462 ve vesayet makamının onayına bağlı işlemler). Vesayet altındakinin fiil ehliyetinin sınırlanmasını ve ayırt etme gücünü düzenlemez (m.13 ve m.16). Sorumluluğun hesabında yapılacak tazmin ve ödeme usulünü düzenlemez.

Meslek veya sanat: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayet makamının izni
Vesayet altındaki kişinin belirli bir meslek veya sanatı yürütebilmesi için vesayet makamının verdiği onaydır. Bu izin olmadan kişinin meslek veya sanat yürütmesi bu maddedeki yetkiyi doğurmaz.
Olağan işlem
Meslek veya sanatın yürütülmesi sırasında gündelik olarak yapılan ve o mesleğin doğal gereği olan işlemlerdir. İzne konu mesleğin olağan yürütülmesini aşan, olağandışı nitelikteki işlemler bu kapsama girmez.
Malvarlığı ile sorumluluk
Olağan işlemlerden doğan borçlardan kişinin yalnız vesayet altındaki malvarlığı ile değil, tüm malvarlığı ile sorumlu olmasıdır. Sorumluluk, izin verilen mesleğin yürütülmesiyle sınırlı kalır.

Meslek veya sanat: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet altındaki kişiye vesayet makamı tarafından bir meslek veya sanatın yürütülmesi için izin verilmiş olmalıdır.
  • İşlemin izinle verilen meslek veya sanatla ilgili olması gerekir.
  • İşlemin olağan nitelikte olması gerekir; olağandışı işlemler bu hükmün kapsamında değerlendirilmez.
  • Yetkinin doğması için vesayet makamının izninin fiilen verilmiş olması ve bu izne ilişkin kapsamın işlemi karşılaması gerekir.

Meslek veya sanat: hangi sonuçları doğurur?

  • İzin verilmiş meslek veya sanatla ilgili olağan işlemler vesayet altındaki kişi tarafından yapılabilir.
  • Bu işlemlerden doğan sorumluluk, vesayet altındaki kişinin bütün malvarlığını kapsar; yalnız vesayet altındaki mal ile sınırlı kalmaz.
  • İzin kapsamı dışında kalan veya olağandışı işlemler bu hükme dayanılarak yapılamaz.
  • Vesayet makamının izni yoksa bu maddenin sağladığı yetki doğmaz.

Olağan işlem ile olağandışı işlem arasındaki fark nedir?

Meslek veya sanatın gündelik yürütülmesi için gerekli, izin kapsamında kalan işlemler.

Mesleğin olağan yürütülmesini aşan, önemli sonuç doğuran işlemler.

Olağan işlemler vesayet altındaki kişi tarafından yapılabilir ve tüm malvarlığı ile sorumluluk doğurur; olağandışı işlemler için ayrı vesayet makamı onayı gerekir.

İzinli meslek ile izinsiz meslek arasındaki fark nedir?

Vesayet makamı tarafından izin verilmiş meslek veya sanat.

Vesayet makamının izni olmadan yürütülen meslek veya sanat.

Yalnız izinli meslekte bu maddedeki yetki ve tüm malvarlığı ile sorumluluk doğar; izinsiz yürütülen işlemler bu hükme dayanamaz.

Meslek veya sanat: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vesayet makamının verdiği izni genel bir fiil ehliyeti sayıp izin kapsamını aşan işlemleri de bu maddeye dayandırmak.
  • Sorumluluğu yalnız vesayet altındaki mal ile sınırlı saymak; madde tüm malvarlığı ile sorumluluk öngörür.
  • Olağan işlem ile olağandışı işlem arasındaki ayrımı gözden kaçırmak ve olağandışı işlemi bu maddeye dayandırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Vesayet altındaki kişinin yetkisine dayanarak yaptığı bir işlemi geçerli saymayı talep eden taraf, vesayet makamının izninin verildiğini ve izin kapsamının işlemi karşıladığını ispatla yükümlüdür.
  • İzin kararı ve kapsamı, vesayet makamının yazılı kararı ile ispatlanır.
  • İşlemin olağan nitelikte olduğu iddiasını ileri süren taraf bunu ispatlamalıdır; karşı taraf işlemin olağandışı olduğunu ileri sürerek bu yetkiyi aşan bir işlem olduğunu gösterebilir.
  • Vesayet altındaki kişinin malvarlığından talep yapılması hâlinde, borcun meslek faaliyetinden doğduğu ispatlanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.462: Vesayet altındaki kişinin olağandışı işlemleri için vesayet makamının onayının aranmasını düzenler; bu madde ile birlikte olağan ve olağandışı işlem ayrımını tamamlar.
  • 4721 m.396: Vesayet makamının izin ve denetim yetkisine ilişkin genel çerçeveyi verir; bu maddedeki izin bu yetkinin bir görünümüdür.

TMK m.454 — Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü

Bu madde vasinin vesayet altındaki kişinin malvarlığını yönetirken uyacağı özen ölçüsünü, yönetimle ilgili hesap tutma ve hesabı vesayet makamının belirlediği zamanlarda ve en az yılda bir kez hâkime sunma yükümlülüğünü ve vesayet altındaki kişinin hesap incelemesinde hazır bulundurulmasını düzenler. Vasinin atanması, görevden alınması ve sorumluluğu ile vesayet makamının denetimi bu maddede düzenlenmemiştir. Vasinin genel görevleri, defter tutma, değerli şeylerin saklanması, taşınırların satışı ve paraların yatırılması gibi konular ise ayrı maddelerde yer alır (m.450-453 ve m.455-457). Hesap verme usulünün ayrıntıları ve vasinin sorumluluğu da bu maddenin dışındadır.

Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü: hangi kavramlar bilinmeli?

İyi bir yönetici gibi özen
Vasinin malvarlığını yönetirken gösterdiği özenin ölçüsüdür. Vasinin kendi işlerindeki özen ölçüsüne değil, objektif olarak iyi bir yöneticinin göstereceği özene bakılır.
Yönetimle ilgili hesap
Vasinin vesayet altındaki kişinin malvarlığı üzerindeki yönetim faaliyetlerini gösteren kayıtlardır. Hesabın tutulması ve sunulması vasinin yükümlülüğüdür.
Hesabın incelenmesi
Vesayet makamının veya hâkimin, vasinin sunduğu hesabı denetlemesidir. Maddede inceleme makamı olarak hâkim anılmaktadır.

Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmesi gerekir.
  • Vasinin yönetimle ilgili hesap tutması gerekir.
  • Hesabın vesayet makamının belirlediği tarihlerde incelemeye sunulması gerekir; vesayet makamı bir tarih belirlememişse en az yılda bir defa sunulmalıdır.
  • Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, hesabın incelenmesi sırasında olanak ölçüsünde hazır bulundurulması gerekir.

Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasi, malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmezse bu özen yükümlülüğüne aykırılık doğar ve sorumluluk gündeme gelir.
  • Vasi yönetimle ilgili hesap tutmazsa ya da hesabı belirlenen tarihlerde veya en az yılda bir defa incelemeye sunmazsa, yükümlülüğünü ihlal etmiş olur.
  • Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse, hesap incelemesinde hazır bulundurulması gerekir; bu yeteneğe sahip değilse böyle bir zorunluluk yoktur.
  • Bu madde hesap verme usulünü ayrıntılı düzenlemediği için hesap inceleme sonucunda doğacak sorumluluk ve vasinin görevden alınması başka maddelere bağlıdır.

Vesayet makamının belirlediği tarih ile yılda bir defa arasındaki fark nedir?

Vesayet makamı hesap verme tarihlerini belirlemişse hesap o tarihlerde sunulur.

Vesayet makamı tarih belirlememişse hesap her hâlde yılda bir defa sunulur.

Yıllık asgari sınır, vesayet makamının belirlediği sıklığın üstünde bir yükümlülük doğurmaz; belirlenen tarih yıllık sınırdan sık ise o tarihler geçerlidir.

Ehliyetli vesayet altındaki kişi ile ehliyetsiz vesayet altındaki kişi arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama yeteneğine sahipse hesap incelemesinde hazır bulundurulur.

Bu yeteneğe sahip değilse hazır bulundurulma zorunluluğu yoktur.

Hazır bulundurulma yalnızca görüş oluşturma ve açıklama yeteneği bulunan kişi bakımından olanak ölçüsünde söz konusudur.

Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vasinin özen ölçüsünü kendi işlerindeki özen olarak değerlendirmek; ölçü objektif olarak iyi bir yöneticinin özenidir.
  • Hesap verme sıklığını yalnızca vesayet makamının belirlediği tarihlerle sınırlamak; yıllık asgari sınır her hâlde geçerlidir.
  • Vesayet altındaki kişinin ehliyetine bakılmaksızın hazır bulundurulma zorunluluğu olduğunu varsaymak; bu zorunluluk yalnızca görüş oluşturma ve açıklama yeteneği bulunan kişi için vardır.

Nasıl ispat edilir?

  • Özen yükümlülüğüne aykırılığı ileri süren taraf, vasinin iyi bir yönetici gibi davranmadığını ispatlamalıdır.
  • Hesap verme yükümlülüğünün yerine getirilip getirilmediği, hesabın vesayet makamına sunulduğunu gösteren belgelerle ispatlanır.
  • Vasinin hesabı sunmadığını savunan taraf, sunma olmadığını ispatlamakla yükümlüdür; vasi ise sunduğunu belgelerle kanıtlayabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.450: Vasinin atanması ve vesayetin genel çerçevesini düzenler; m.454'teki özen ve hesap yükümlülükleri bu çerçevenin içinde işler.
  • 4721 m.453: Vasinin paraları yatırma yükümlülüğünü düzenler; yönetim sırasında bu yükümlülüğe uyulması m.454'teki özen ölçüsünün bir parçasıdır.
  • 4721 m.455: Vesayet altındaki kişinin malvarlığının vasinin sorumluluğunu ve hesap verme sonuçlarını düzenler; m.454 ile birlikte okunur.

TMK m.455 — Serbest mallar

Madde, vesayet altındaki kişinin hangi malları kendi başına yönetip kullanabileceğini düzenler. Buna göre kişinin kendi tasarrufuna bırakılmış malları ile vasinin izniyle çalışarak kazandığı malları serbestçe yönetir ve kullanır. Kişi, vesayet altındaki ergin veya küçük ayrımı gözetilmeksizin vesayet altına alınmış her kişi bakımından uygulanır. Madde, vasinin yönetim ve temsil yetkisini, vesayet altındaki kişinin diğer malları üzerindeki yetkilerini ve vesayetin kapsamına ilişkin genel ilkeleri düzenlemez (vasinin yönetimi ve temsili m.462 vd.; vesayet altındaki kişinin ehliyetine ilişkin sınırlar m.16-18 ve m.405 vd.). Ayrıca vesayet makamının izin ve denetim yetkileri ile hesap verme yükümlülüğü bu maddenin kapsamı dışındadır.

Serbest mallar: hangi kavramlar bilinmeli?

Kendi tasarrufuna bırakılmış mallar
Vasinin yönetimine verilmeyip vesayet altındaki kişinin serbestçe yönettiği ve kullandığı mallardır. Hangi malların bu niteliği taşıdığı, vesayet makamının kararı veya vasinin tasarruf bırakma işlemi ile belirlenir.
Vasinin izniyle kazanılan mallar
Vesayet altındaki kişinin vasinin onayıyla çalışarak elde ettiği gelirlerdir. Vasinin izninin bulunmadığı çalışmadan doğan kazançlar bu kapsamda değerlendirilmez.
Serbestçe yönetim ve kullanım
Vesayet altındaki kişinin bu mallar üzerinde vasinin rızasını almaksızın yönetim ve kullanım işlemleri yapabilmesi anlamına gelir. Bu yetki tasarrufu kapsayıp kapsamadığı ayrıca değerlendirilmelidir.

Serbest mallar: hangi şartlar aranır?

  • Malın vesayet altındaki kişinin kendi tasarrufuna bırakılmış olması gerekir.
  • Ya da malın, vasinin izniyle kişinin çalışarak kazandığı bir mal olması gerekir.
  • Mal bu iki kategoriden birine girmiyorsa madde kapsamında serbest yönetim hakkı doğmaz ve vasinin yönetimi geçerli kalır.

Serbest mallar: hangi sonuçları doğurur?

  • Vesayet altındaki kişi, kendi tasarrufuna bırakılmış mallarını ve vasinin izniyle kazandığı malları serbestçe yönetir ve kullanır.
  • Bu mallar bakımından kişi, vasinin ayrıca rızasını almadan yönetim ve kullanım işlemlerini kendi adına yapabilir.
  • Bu maddenin kapsamına girmeyen mallar bakımından serbest yönetim hakkı doğmaz ve vasinin yönetim yetkisi sürer.

Kendi tasarrufuna bırakılmış mallar ile vasinin yönettiği mallar arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki kişinin serbestçe yönettiği mallar, kendi tasarrufuna bırakılmış olanlardır.

Bu kapsama girmeyen mallar vasinin yönetimi altında kalır.

Serbest yönetim yetkisi yalnız bırakılmış mallar bakımından vardır; diğer mallarda vasinin yetkisi devam eder.

Vasinin izniyle kazanılan mallar ile izinsiz çalışmadan doğan kazançlar arasındaki fark nedir?

Vasinin izniyle yapılan çalışmadan elde edilen gelirler bu maddenin kapsamına girer.

Vasinin izni olmadan elde edilen kazançlar bu madde kapsamında serbest yönetim konusu değildir.

İzinsiz kazançlar bakımından kişinin serbest yönetim yetkisi doğmaz.

Serbest mallar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vasinin izniyle kazanılan malları, izin bulunmadığı halde bu kapsama dahil etmek.
  • Vesayet altındaki kişinin tüm malları üzerinde serbest yönetim yetkisi bulunduğunu varsaymak; yalnız m.455 kapsamındaki mallar serbest yönetime tabidir.
  • Bu maddeyi vasinin genel yönetim yetkisini düzenleyen hüküm gibi okumak; madde yalnız kişinin serbest yönetim alanını belirler.

Nasıl ispat edilir?

  • Serbest yönetim yetkisini ileri süren vesayet altındaki kişi, malın kendi tasarrufuna bırakıldığını veya vasinin izniyle kazanıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Tasarruf bırakma işlemi için vesayet makamı kararı, vasinin yazılı beyanı veya bu işleme ilişkin belgeler delil olarak kullanılabilir.
  • Vasinin izninin varlığı, yazılı izin belgesi veya vasinin tanık beyanı ile kanıtlanabilir; iznin bulunmadığını ileri süren vasi, bu savunmasını ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.462: Vasinin malların yönetimine ilişkin genel yetki ve yükümlülüklerini düzenler; m.455 kapsamı dışında kalan mallar bu hükümlere tabidir.
  • 4721 m.16: Vesayet altındaki kişinin ehliyet sınırlarını belirler; m.455 bu sınırların malvarlığı bakımından ne ölçüde uygulanacağını gösterir.

TMK m.456 — Görevin süresi

Madde, vasinin görev süresinin kural olarak iki yıl olduğunu, vesayet makamınca bu sürenin en fazla ikişer yıl uzatılabileceğini ve dört yıl dolunca vasinin vasilikten kaçınma hakkını kullanabileceğini düzenler. Vasinin görev süresi bakımından vasi atanan her vesayet ilişkisinde uygulanır. Maddeyi düzenlemeyen konular: vasinin görevinin engel, kaçınma sebebi veya görevden alınma nedenleriyle kendiliğinden ya da hâkim kararıyla sona ermesi (m.480, m.481, m.483), görevi sona eren vasinin zorunlu işleri yapma yükümlülüğü (m.482) ve vasinin ücreti (m.457).

Görevin süresi: hangi kavramlar bilinmeli?

Görev süresi
Vasinin vesayet makamınca atanmasıyla başlayan ve kanunda kural olarak iki yıl olarak belirlenen süredir. Bu süre, vesayet makamının uzatma kararı verip vermemesine göre devam eder veya sona erer.
Uzatma
Görev süresi dolduğunda vesayet makamının, vesayet altındaki kişinin menfaatlerini gözeterek vasinin görevini yeniden süreyle sürdürmesi işlemidir. Her uzatma en fazla iki yıl olabilir; uzatma kararı verilmesi zorunlu değildir.
Vasilikten kaçınma hakkı
Vasi olarak atanan kişinin, görev süresi dört yıl dolduğunda bu görevi üstlenmeyi reddedebilmesi hakkıdır. Hak, süre dolunca kullanılabilen bir haktır ve kullanılması vasinin kararına bağlıdır.
Emredici hüküm
Tarafların anlaşmasıyla değiştirilemeyen kanun hükmüdür. Bu maddedeki iki yıllık süre emredicidir; vesayet makamı da sürenin yapısını kanunun belirlediği ölçüde değerlendirir.

Görevin süresi: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin vesayet makamınca atanmış olması gerekir.
  • Atama için kanunda öngörülen kural süresi olan iki yılın işlemeye başlaması gerekir.
  • Görev süresinin dolmasından önce vesayet makamının uzatma kararı vermesi gerekir; uzatma yapılacaksa her defasında en fazla iki yıl için yapılabilir ve iki yıldan uzun süreli uzatma yapılamaz.
  • Dört yıllık sürenin dolmuş olması vasinin vasilikten kaçınma hakkını kullanabilmesi için gerekir.

Görevin süresi: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasinin görev süresi iki yıl olarak kendiliğinden başlar ve vesayet makamı uzatma kararı vermezse süre dolunca vasinin görevi sona erer.
  • Vesayet makamı uzatma kararı verirse vasinin görevi her defasında en fazla iki yıl daha sürer.
  • Uzatma iki yıldan uzun süre için yapılamaz; yapılan uzatma bu sınır aşılarak verilmişse hukuken eksik kalır.
  • Dört yıl dolunca vasi vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir; bu hakkı kullanmazsa görevi sürer.
  • Dört yıl dolmadan vasinin görevinden çekilmesi, m.481 ve m.418'deki engel veya kaçınma sebeplerinin varlığına bağlıdır.
  • Görev süresinin sona ermesi, görevi sona eren vasinin yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapma yükümlülüğünü (m.482) ortadan kaldırmaz.
  • Madde emredici nitelikte olduğundan, iki yıllık kural süre ve uzatma sınırı taraf iradesiyle değiştirilemez.

Kural süre ile uzatılmış süre arasındaki fark nedir?

Vasinin ilk atanmasında görev süresi kanun gereği iki yıldır ve kendiliğinden sona erer.

Vesayet makamının uzatma kararı verdiği hâlde görev süresi, her uzatmada en fazla iki yıl daha devam eder.

Uzatma kararı yoksa vasinin temsil yetkisi süre dolunca biter; uzatma kararı varsa görev süresi yeni süreyle sürer.

Vasilikten kaçınma hakkı ile görevden çekilme arasındaki fark nedir?

Dört yıl dolunca vasi, süreye bağlı olarak vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.

Vasilik engeli veya kaçınma sebebi vardır; bu, süre dolmadan da ortaya çıkabilir ve m.481 kapsamında değerlendirilir.

Dört yıl dolmadan engel veya kaçınma sebebi varsa m.481 uygulanır; dört yıl dolunca ise süre sebebi olmadan da kaçınma hakkı doğar.

Kendiliğinden sona erme ile vesayet makamının uzatması arasındaki fark nedir?

Süre dolduğunda ve uzatma yapılmadığında vasinin görevi kendiliğinden sona erer.

Vesayet makamı uzatma yapabilir ve bu, vesayet altındaki kişinin menfaatine göre takdire bağlıdır.

Uzatma yapılmazsa görev sona erer ve vasi yetki kullanamaz; uzatma yapılırsa vasinin görevi yeni süreyle devam eder.

Görevin süresi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Uzatma süresini iki yılla sınırlı görmeyip iki yıldan uzun bir süre için uzatma kararı verilebileceğini sanmak; m.456 uzatmanın her defasında en fazla iki yıl olmasını emreder.
  • Dört yıl dolunca vasinin görevinin kendiliğinden sona erdiğini sanmak; dört yıl dolması yalnız kaçınma hakkı doğurur, görevi kendiliğinden sona erdirmez.
  • Süre dolduktan sonra vasinin temsil yetkisinin sürdüğünü düşünmek; uzatma yoksa iki yıllık süre dolunca yasal temsil yetkisi sona erer.
  • Görev süresi sona erdiğinde zorunlu işleri yapma yükümlülüğünün de ortadan kalktığını sanmak; m.482 yenisi göreve başlayıncaya kadar bu yükümlülüğü sürdürür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vasinin görev süresinin kural olarak iki yıl olduğu ve vesayet makamının bu süreyi uzatabileceği, uygulamada atama kararlarının bu çerçevede verildiği kabul edilmektedir. (Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/655 E., 2022/929 K., 21.12.2022; 4. Hukuk Dairesi, 2016/12832 E., 2019/573 K., 11.02.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Vasinin görev süresinin dolduğunu ve uzatma kararının bulunup bulunmadığını ileri süren taraf, bunu vesayet makamının atama ve uzatma kararlarıyla ispatlar.
  • Dört yıl dolduğu ve vasinin kaçınma hakkını kullandığı iddiasını ileri süren kişi, atama tarihini ve kullanılan bildirimi yazılı belgeyle ispatlar.
  • Görev süresinin uzatıldığını ileri süren taraf, uzatma kararının iki yıldan uzun olmadığını ve yetkili vesayet makamınca verildiğini gösterir; karşı taraf aksini yazılı belgeyle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.480: Görev süresinin dolmasıyla vasinin görevinin kendiliğinden sona ermesini düzenler; m.456'daki iki yıllık süre bu sona erme nedenine bağlanır.
  • 4721 m.481: Vasilik engelinin ve vasilikten kaçınma sebebinin ortaya çıkması hâlinde görevden çekilme yükümlülüğünü düzenler; dört yıl dolunca kullanılan kaçınma hakkı ile bu hüküm birlikte değerlendirilir.
  • 4721 m.482: Görevi sona eren vasinin yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapmasını öngörür; m.456 uyarınca süre dolduğunda bu yükümlülük devreye girer.
  • 4721 m.483: Vasinin vesayet makamınca görevden alınma sebeplerini düzenler; bu hâller m.456'daki süre sonu sona ermesinden farklıdır.
  • 4721 m.418: Vasilik engellerini düzenler; süre içinde bu engellerin ortaya çıkması m.481 kapsamında görevden çekilmeyi doğurur.

TMK m.457 — Vasinin ücreti

Madde, vasinin vesayet altındaki kişinin malvarlığından ücret isteyebilmesini ve bu ücretin belirlenme ölçütünü düzenler. Ücretin ödeneceği kaynak (önce malvarlığı, olanak yoksa Hazine) ve ücretin her hesap dönemi için vesayet makamınca takdir edilmesi bu kapsamdadır. Hüküm vasiye yönelik olup vesayetin tüm türlerinde vasi sıfatıyla görev yapan kişiler bakımından uygulanır. Madde vasinin ücret hakkının bir zorunluluk olmadığını, ücretin ancak vasi talep ederse söz konusu olduğunu ortaya koyar. Vasinin görevden alınması, görevin sona ermesi, defter tutma ve malvarlığının yönetimi gibi konuları düzenlemez (m.438-m.483 ve m.482). Kayyımın ücretine ilişkin ayrı bir hüküm de (m.458) bu maddeden ayrıdır.

Vasinin ücreti: hangi kavramlar bilinmeli?

Vasinin ücret talebi
Vasinin, yaptığı yönetim ve temsil işleri karşılığında kendisine ücret verilmesini istemesidir. Ücret, vasinin talebine bağlıdır; vasi talep etmezse vesayet makamı kendiliğinden ücret belirlemez.
Yönetimin gerektirdiği emek
Vasinin vesayet altındaki kişinin malvarlığını yönetmek için harcadığı zaman, çaba ve işin yoğunluğudur. Ücretin belirlenmesinde ölçütlerden biridir.
Yönetilen malvarlığının geliri
Vasinin yönettiği malvarlığından elde edilen gelirdir. Ücretin takdirinde ikinci ölçüt olarak dikkate alınır.
Hesap dönemi
Vasinin hesap verme yükümlülüğü bulunan dönemdir. Ücret her hesap dönemi için ayrı olarak vesayet makamınca belirlenir.
Vesayet makamı
Vesayet altındaki kişinin menfaatlerini gözeten ve vasinin ücretini takdir eden makamdır. Ücretin miktarı vesayet makamının takdirine bağlıdır.
Hazine tarafından karşılama
Vesayet altındaki kişinin malvarlığından ücretin ödenmesinin olanaksız olduğu hallerde ücretin Hazineden ödenmesidir. Önce malvarlığı, ancak olanak yoksa Hazine ikincil kaynak olarak devreye girer.

Vasinin ücreti: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin açıkça ücret talep etmiş olması gerekir; talep yoksa vasiye ücret verilmez.
  • Vesayet altındaki kişinin malvarlığından ücretin karşılanmasının olanaklı olması gerekir; olanak bulunmadığı takdirde ücret Hazineden karşılanır.
  • Ücretin, yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri göz önünde tutularak belirlenmesi gerekir.
  • Ücretin her hesap dönemi için vesayet makamı tarafından belirlenmesi gerekir.

Vasinin ücreti: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasi talep ettiğinde ve malvarlığı ücreti karşılayabiliyorsa ücret vesayet altındaki kişinin malvarlığından ödenir.
  • Malvarlığından karşılanmanın olanaksız olduğu hallerde ücret Hazineden karşılanır.
  • Ücret, emek ve gelir ölçütleri birlikte gözetilerek her hesap dönemi için vesayet makamınca belirlenir.
  • Vasi ücret talep etmemişse vasiye ücret ödenmez.
  • Ücret tespiti vesayet makamının takdirine bağlıdır; hesap dönemi sonunda ücret takdiri ayrı bir karar konusu olur.

Malvarlığından ödeme ile hazineden ödeme arasındaki fark nedir?

Ücret öncelikle vesayet altındaki kişinin malvarlığından karşılanır. Bu, ücretin ana kaynağıdır.

Malvarlığından karşılanmanın olanaksız olduğu hallerde ücret Hazineden karşılanır. Hazine ikincil kaynaktır.

Hazine ödemesi yalnız malvarlığından karşılamanın olanaksız olduğu durumda söz konusu olur; bu olanağın varlığı ayrıca değerlendirilir.

Talep edilen ücret ile talep edilmeyen ücret arasındaki fark nedir?

Vasi ücret talep ettiğinde vesayet makamı ücreti takdir eder.

Vasi talepte bulunmadığında vasiye ücret ödenmez.

Ücret hakkı talebe bağlıdır; talep olmadan vesayet makamının kendiliğinden ücret belirlemesi bu hükme göre söz konusu değildir.

Vasinin ücreti ile kayyımın ücreti arasındaki fark nedir?

Bu madde vasinin ücretini düzenler ve ücret vasi talep ettiğinde verilir.

Kayyım için vesayet makamı talep olmasa bile ücret tespit etmek zorundadır.

Vasi ile kayyım arasında ücret tespiti bakımından fark vardır; kayyım için vesayet makamının kendiliğinden tespit yükümlülüğü m.458 kapsamında ayrıca düzenlenmiştir.

Vasinin ücreti: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Vasinin talebi olmadan ücret ödenmesi gerektiğini düşünmek; ücret talebi aranmalıdır.
  • Hazinenin birinci kaynak olduğunu sanmak; önce vesayet altındaki kişinin malvarlığına başvurulur, Hazine ancak olanak yoksa devreye girer.
  • Vasinin ücretini kayyım ücreti kuralıyla aynı biçimde değerlendirmek; kayyım için vesayet makamı talep olmasa da tespit yapmak zorundadır, vasi için talep aranır.
  • Ücreti sabit bir tutar olarak kabul etmek; ücret her hesap dönemi için yeniden belirlenir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kayyım ücretinin şirket malvarlığından karşılanmasının mümkün olmadığı hallerde Hazineden karşılanabileceği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2085 E., 2021/1605 K., 07.12.2021; Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/338 E., 2024/114 K., 20.02.2024)
  • Kayyım ücretinin Hazineden karşılanabilmesi için malvarlığından karşılanmanın gerçekten olanaksız olduğunun ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2085 E., 2021/1605 K., 07.12.2021; Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/338 E., 2024/114 K., 20.02.2024)
  • Vasinin görevini uzun süre yerine getirmemesi ve işlemlerdeki ağır ihmali durumunda ücret takdiri yerine görevden alınma gündeme gelebilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/902 E., 2023/1393 K., 21.12.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret talebini ileri süren vasi, talebini ve yönetimin gerektirdiği emeği ispatla yükümlüdür.
  • Yönetilen malvarlığının gelirini gösteren hesap belgeleri ve vesayet dosyasındaki kayıtlar ücret takdirinde ölçüt olarak kullanılır.
  • Malvarlığından ücretin karşılanabileceği iddiasında bulunan taraf, malvarlığının bu ödemeye yeterli olduğunu ortaya koymalıdır; aksi halde Hazineden karşılanma koşulu gerçekleşmiş sayılır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2085 E., 2021/1605 K., 07.12.2021)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.458: Kayyımın ücret hakkını düzenler. Vesayet makamının kayyım için talep olmasa bile ücret tespit etmesi zorunluluğu burada yer alır; bu maddeden ayrılır.
  • 4721 sayılı Kanun m.438: Vasinin görevlerinden defter tutmayı düzenler; vasinin ücret hakkının doğduğu görev kapsamının bir parçasıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.403: Vasinin görevlerinin ana çerçevesini çizer; ücretin karşılığı olan yönetim ve temsil işlerinin kapsamını belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.483: Vasinin görevden alınmasına ilişkin sebepleri düzenler; görevden alınma ücret hakkını etkileyebilecek bir hal olarak ayrıca değerlendirilir.

Süreler

SüreMaddeHüküm
iki yılm.456Vasi, kural olarak iki yıl için atanır.
Dört yılm.456Dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını kullanabilir.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

26 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1080 E., 2025/110 K., 05.03.2025
    İlgili madde: m.448
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2023/902 E., 2023/1393 K., 21.12.2023
    İlgili madde: m.457
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023
    İlgili madde: m.448, m.454
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2019/21 E., 2022/1309 K., 19.10.2022
    İlgili madde: m.448
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2085 E., 2021/1605 K., 07.12.2021
    İlgili madde: m.457
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2005/195 E., 2005/209 K., 30.03.2005
    İlgili madde: m.448
  7. 3. Hukuk Dairesi, 2024/4124 E., 2025/2869 K., 15.05.2025
    İlgili madde: m.451
  8. 3. Hukuk Dairesi, 2023/3400 E., 2024/1868 K., 10.06.2024
    İlgili madde: m.452
  9. 5. Ceza Dairesi, 2021/12367 E., 2024/5967 K., 20.05.2024
    İlgili madde: m.457
  10. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2024/124 E., 2024/123 K., 25.01.2024
    İlgili madde: m.449
Diğer 16 karar
  1. 11. Hukuk Dairesi, 2022/3012 E., 2023/4720 K., 07.09.2023
    İlgili madde: m.452
  2. 7. Hukuk Dairesi, 2022/1613 E., 2023/3685 K., 06.07.2023
    İlgili madde: m.449
  3. 10. Hukuk Dairesi, 2022/776 E., 2022/3772 K., 16.03.2022
    İlgili madde: m.451
  4. 10. Hukuk Dairesi, 2021/8065 E., 2022/1275 K., 27.01.2022
    İlgili madde: m.451
  5. 1. Hukuk Dairesi, 2019/142 E., 2019/1184 K., 21.02.2019
    İlgili madde: m.451
  6. 4. Hukuk Dairesi, 2016/12832 E., 2019/573 K., 11.02.2019
    İlgili madde: m.456
  7. 10. Hukuk Dairesi, 2015/405 E., 2015/1886 K., 10.02.2015
    İlgili madde: m.451
  8. 1. Hukuk Dairesi, 2014/1514 E., 2014/19164 K., 08.12.2014
    İlgili madde: m.451
  9. 18. Hukuk Dairesi, 2014/2592 E., 2014/9161 K., 26.05.2014
    İlgili madde: m.449
  10. 19. Hukuk Dairesi, 2006/6489 E., 2006/12076 K., 14.12.2006
    İlgili madde: m.452
  11. İkinci Bölüm, 2016/74015 E., 13.06.2019
    İlgili madde: m.449
  12. Birinci Bölüm, 2015/20315 E., 25.12.2018
    İlgili madde: m.454
  13. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/1326 E., 2026/842 K., 08.05.2026
    İlgili madde: m.448
  14. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/1273 E., 2024/2030 K., 05.12.2024
    İlgili madde: m.448
  15. Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/338 E., 2024/114 K., 20.02.2024
    İlgili madde: m.457
  16. Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2022/655 E., 2022/929 K., 21.12.2022
    İlgili madde: m.456

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.4. Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış