Aile hukuku › Vesayet › Vesayetin yürütülmesi
Kayyımın görevleri ve vesayet dairelerinin görevleri
Kısaca
TMK m.458, kayyım atanmasının kişinin fiil ehliyeti üzerindeki etkisini ve kayyımın görev süresi ile ücretinin belirlenmesini düzenler. TMK m.459, belli bir iş için görevlendirilmiş kayyımın (temsil kayyımı) görevini yerine getirirken vesayet makamının talimatlarına bağlılığını düzenler. TMK m.460, kayyımın yetkisinin sınırını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.458–469 hükümlerini kapsar.
- TMK m.458Kayyımın konumu
- TMK m.459Belli bir iş
- TMK m.460Malvarlığının yönetimi
- TMK m.461Şikâyet ve itiraz
- TMK m.462Vesayet makamından
- TMK m.463Denetim makamından
- TMK m.464Rapor ve hesapların incelenmesi
- TMK m.465İznin bulunmaması
- TMK m.466Özen yükümü
- TMK m.467Vasinin sorumluluğu
- TMK m.468Devletin sorumluluğu
- TMK m.469Görev ve yetki
TMK m.458 — Kayyımın konumu
Madde, kayyım atanmasının kişinin fiil ehliyeti üzerindeki etkisini ve kayyımın görev süresi ile ücretinin belirlenmesini düzenler. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümlerin saklı kalacağını da belirtir. Madde, kayyımın kişiye kayyım atanan kimsenin hukuki işlemleri bakımından ehliyetini ve kayyımın atanma sebeplerini düzenlemez; bu kişiler temsil kayyımı, yönetim kayyımı ve isteğe bağlı kayyımlık için de ayrı kurallar bulunmaktadır (m.426, m.427, m.428). Kayyımın yetkileri, vesayet makamının talimatına uyma yükümü ve malvarlığı yönetimine ilişkin sınırlar m.459 ve m.460'ta düzenlenmiştir. Kayyımlığın sona ermesi m.477'de, kayyımın görevden alınması ise m.483'te düzenlenmiştir. Vesayet makamının denetimi ve kayyım için kıyasen uygulanan vasilik hükümleri ayrıca değerlendirilmelidir.
Kayyımın konumu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Fiil ehliyeti
- Kişinin kendi hareketleriyle hak edinebilme ve borç altına girebilme yetkisidir. Kayyım atanması bu yetkiyi kendiliğinden ortadan kaldırmaz.
- Kayyım
- Belirli bir işi görmek ya da bir malvarlığını yönetmek üzere vesayet makamınca atanan ve sınırlı yetkiyle temsil eden kişidir. Vasiye göre yetkileri daha dardır.
- Yasal danışmanlık
- Kanunda belirli hallerde kişinin hukuki işlemlerine danışman olarak katılmasını öngören kurumdur. Madde bu kurumun hükümlerinin kayyım atanmasından etkilenmeyeceğini saklı tutar.
- Vesayet makamı
- Kayyımın görev süresini, ücretini belirleyen ve kayyımın işlemlerini denetleyen idari-yargısal makamdır.
Kayyımın konumu: hangi şartlar aranır?
- Kişiye kayyım atanmış olması gerekir; bu atanma tek başına kişinin fiil ehliyetini sınırlamaz.
- Kayyımın görev süresinin vesayet makamı tarafından belirlenmiş olması gerekir.
- Kayyımın ücretinin vesayet makamı tarafından belirlenmiş olması gerekir; ücret talebi olmasa bile vesayet makamı ücret tespit etmek zorundadır.
- Yasal danışmanlığa ilişkin hükümlerin uygulanacağı hallerde bu hükümler kayyım atanmasından bağımsız olarak saklı kalır.
Kayyımın konumu: hangi sonuçları doğurur?
- Kayyım atanan kişi, kayyım atanması nedeniyle kendiliğinden ehliyetsiz hale gelmez.
- Kayyımın görev süresi vesayet makamınca belirlenir; süre kanunda sabit olarak gösterilmemiştir.
- Kayyımın ücreti vesayet makamınca belirlenir ve kayyım talep etmese de bir ücret tespit edilmelidir.
- Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklı olduğundan, bu hükümlerin gerektirdiği hallerde danışmanlık rejimi uygulanmaya devam eder.
- Görev süresi ve ücret belirlenmezse vesayet makamının bu yetkisini kullanmaması, kayyımın görev süresini ve ücretini belirsiz bırakır.
Kayyım ile vasi arasındaki fark nedir?
Kayyım, belirli bir işi veya bir malvarlığını sınırlı yetkiyle yönetmek için atanır.
Vasi, küçüğün ya da kısıtlının kişiliği ve malvarlığı bakımından geniş yetkiyle temsil eder.
Kayyımın yetkisi işin ya da malvarlığının sınırıyla bağlıdır. Vasiliğe ilişkin hükümler aksi belirtilmedikçe kayyım için de uygulanır.
Fiil ehliyetinin korunması ile yasal danışmanlık arasındaki fark nedir?
Kayyım atanması kişinin fiil ehliyetini etkilemez.
Yasal danışmanlık hallerinde kişinin işlemleri danışmanın katılımına tabi olabilir.
Kayyım atanmış olması, yasal danışmanlığa ilişkin kuralların uygulanmasını engellemez; her iki kurum birlikte işleyebilir.
Görev süresi ve ücret ile kayyımın yaptığı işler arasındaki fark nedir?
Görev süresi ve ücret vesayet makamının belirlemesine bağlıdır.
Kayyımın yapabileceği işler m.459 ve m.460'a göre işin ya da malvarlığının sınırıyla belirlenir.
Süre ve ücret ayrı bir karar konusudur; işlem yetkisinin kapsamı ise ayrı hükümlerle çizilir.
Kayyımın konumu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kayyım atanmasını vasiliğin doğurduğu ehliyet kısıtlaması gibi değerlendirmek; kayyım atanması fiil ehliyetini etkilemez.
- Kayyımın görev süresini kanunda sabit bir süre olarak aramak; süre vesayet makamı tarafından belirlenir.
- Kayyım ücret talep etmediği için ücret belirlemesinin gerekmediğini düşünmek; vesayet makamı ücreti tespit etmek zorundadır.
- Yasal danışmanlık hükümlerinin kayyım atanmasıyla birlikte kendiliğinden kalktığını varsaymak; bu hükümler saklıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kayyım atanan kişinin fiil ehliyetinin korunduğu, bu nedenle kişinin kendi hukuki işlemlerini yapabileceği kabul edilmektedir.
- Temsil kayyımlığının sona ermesinde, kayyımın yüklendiği işin bitirilmesinin doğal sınır olduğu kabul edilmektedir.
- Yönetim kayyımlığında, atanmayı gerektiren sebebin ortadan kalkmasının tek başına kayyımlığı sona erdirmediği, vesayet makamının ayrıca kaldırma kararı vermesi gerektiği kabul edilmektedir.
- İsteğe bağlı kayyımlıkta kişinin iradi kısıtlanmayı talep etmesi halinde yargılamanın kısıtlama usulüne geçtiği kabul edilmektedir.
Nasıl ispat edilir?
- Kayyım atanmasının fiil ehliyetine etkisinin bulunmadığını iddia eden taraf, kişinin ehliyetine ilişkin iddiasını kayyım kararı ile birlikte ortaya koymalıdır; ehliyetsizlik iddiası ispat yükü altındadır.
- Görev süresi ve ücretin vesayet makamı kararında belirlendiği, kararın yazılı olarak bulunması gerekir; yazılı kararın bulunmaması belirlemenin yapılmadığını gösterir.
- Kayyımın ücret talep etmediği hallerde de ücretin tespit edildiğini iddia eden taraf bunu vesayet makamı kararıyla ispat eder.
- Yasal danışmanlık hükümlerinin saklı olduğu iddiası, bu hükümlerin ilgili kişi bakımından uygulanabilir olduğunu gösteren belge ve olgularla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.459: Belirli bir iş için görevlendirilmiş kayyımın vesayet makamının talimatına uymasını düzenler; m.458'in görev yetkisi kısmını tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.460: Malvarlığının yönetimi için atanan kayyımın yetkisinin sınırını ve vesayet makamı iznini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.426: Temsil kayyımının atanma hallerini düzenler; m.458'in konusu olan kayyım türlerinin dayanağıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.427: Yönetim kayyımının atanma hallerini düzenler.
- 4721 sayılı Kanun m.428: İsteğe bağlı kayyımlığı düzenler; kayyım atanmasının kişinin istek ve iradesiyle bağlantısını gösterir.
- 4721 sayılı Kanun m.477: Kayyımlığın sona ermesini düzenler; m.458'de belirlenen görev süresinin sonunu tamamlar.
- 4721 sayılı Kanun m.483: Kayyımın görevden alınmasının sebeplerini düzenler; vesayet makamının görev süresini kısaltabileceği hali gösterir.
TMK m.459 — Belli bir iş
TMK m.459, belli bir iş için görevlendirilmiş kayyımın (temsil kayyımı) görevini yerine getirirken vesayet makamının talimatlarına bağlılığını düzenler. Hüküm, kayyımın vesayet makamına karşı bu bağlılık yükümlülüğünü kurar. Uygulama alanı, belirli bir işle sınırlı görevlendirilmiş kayyımlardır. Madde, kayyımın yönetim kayyımı olarak mal varlığını yönetme yetkisini, kayyımın atanmasının fiil ehliyetine etkisini, kayyımın görev süresi ve ücretini, temsil kayyımı atanma hallerini, yönetim kayyımının yetkilerini ve izin rejimini düzenlemez (sırasıyla m.426, m.427, m.458, m.460). Kayyımın sona ermesi (m.477) ve görevden alınması (m.483) da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Belli bir iş: hangi kavramlar bilinmeli?
- Temsil kayyımı
- Belirli bir işi görebilecek durumda olmayan ilgili kişi adına, o işe özgü olarak atanan kayyımdır. Yönetim kayyımından farklı olarak bir malvarlığının genel yönetimini değil, belirli bir işin görülmesini üstlenir.
- Talimat
- Vesayet makamının kayyıma verdiği, görevin yerine getirilmesine ilişkin bağlayıcı yönergedir. Kayyım talimata aynen uymakla yükümlüdür; talimatın takdirine kayyım yetkilidir denemez.
- Vesayet makamı
- Kayyımı atayan, denetleyen ve talimat veren idari makamdır. Madde bakımından talimat yetkisinin sahibidir.
Belli bir iş: hangi şartlar aranır?
- Kayyımın belli bir iş için görevlendirilmiş olması gerekir; bu, temsil kayyımı niteliğindeki görevlendirmedir.
- Vesayet makamının kayyıma yönelik bir talimat vermiş olması gerekir.
- Kayyım, talimatı aynen yerine getirmek zorundadır; talimattan sapması hukuka aykırılık oluşturur.
- Talimatın kapsamı görevlendirilen iş ile sınırlıdır; görevlendirme dışındaki bir işe ilişkin talimat bu hükmün kapsamında değerlendirilemez.
Belli bir iş: hangi sonuçları doğurur?
- Belli bir iş için görevlendirilmiş kayyım, vesayet makamının talimatına aynen uyduğunda görevini hukuka uygun yerine getirmiş olur.
- Kayyım talimata aykırı hareket ederse, bu hem hukuka aykırılık hem de sorumluluk doğurabilir.
- Talimat, kayyımın görev alanı içinde kalmak kaydıyla bağlayıcıdır; talimatın kayyımın görevinin dışında olduğu hallerde m.459'un uygulanması mümkün değildir.
Temsil kayyımı ile yönetim kayyımı arasındaki fark nedir?
Belli bir işi yapmakla görevli temsil kayyımı, vesayet makamının talimatına aynen uymakla yükümlüdür.
Bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevli yönetim kayyımı, m.460 uyarınca yalnız mal varlığının yönetim ve korunması için gerekli işleri yapabilir.
Talimata aynen uyma yükümü m.459 kapsamındaki temsil kayyımına özgüdür. Yönetim kayyımının olağan yönetim sınırı ve izin rejimi m.460'a tabidir.
Kayyımın olağan işi ile olağan dışı işi arasındaki fark nedir?
Yönetim kayyımının malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli işleri, kendi yetkisiyle yapması mümkündür.
Bunun dışındaki işler için temsil olunanın özel yetkisi veya vesayet makamının izni gerekir.
Olağan dışı işlerde izin alınmadan yapılan işlem bağlayıcı olmaz; bu ayrım m.459 yerine m.460 bakımından önem taşır.
Belli bir iş: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yönetim kayyımına da m.459 uyarınca talimata aynen uyma yükümü varmış gibi uygulamak; bu yükümlülük temsil kayyımına özgüdür.
- Talimatın kapsamını görevlendirme dışına taşıyarak kayyımdan talimata uymasını istemek.
- Olağan yönetim işlerini m.459 ile değil m.460 ile değerlendirmemek.
- Kayyımın talimata uymasının fiil ehliyetini etkilediğini sanmak; m.458/1 ehliyete etki etmediğini açıkça düzenler.
Nasıl ispat edilir?
- Talimata aykırılığı ileri süren taraf, vesayet makamının talimat verdiğini ve kayyımın talimata uymadığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Talimatın varlığı ve içeriği yazılı belgeyle, vesayet makamının kararı veya yazışmasıyla ispatlanır.
- Kayyım, talimata uyduğunu veya talimatın görevlendirme kapsamı dışında kaldığını savunursa, bu savunmayı kendisi ispatlamakla yükümlüdür.
- Görevlendirmenin belli bir işle sınırlı olduğu, atama kararından anlaşılır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.426: Temsil kayyımının atanma hallerini düzenler; m.459'daki talimata bağlı kayyım bu madde ile atanan temsil kayyımıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.460: Yönetim kayyımının yetki sınırını ve olağan dışı işler için izin rejimini düzenler; m.459 ile ayrımı yapılır.
- 4721 sayılı Kanun m.458: Kayyım atanmasının fiil ehliyetine etkisini ve kayyımın görev süresi ile ücretini düzenler; m.459 ile birlikte kayyımlığın genel çerçevesini oluşturur.
TMK m.460 — Malvarlığının yönetimi
TMK m.460, kayyımın yetkisinin sınırını düzenler. Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimiyle görevlendirilmişse yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli işleri yapabileceğini ve bunun dışındaki işler için temsil olunanın özel yetkisini ya da vesayet makamının iznini aradığını belirtir. Kayyımın kişisel bakımına ilişkin görevleri ve kayyımlık türlerinin ayrı ayrı kurulmasını bu madde düzenlemez; kayyımın atanma koşulları ve türleri (m.403 vd.) ile kayyımın görevine son verilmesi ve hesap verme yükümlülüğü ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Malvarlığının yönetimi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kayyım
- Bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilen kişidir. Maddenin yetki sınırı, kayyımın görevlendirildiği malvarlığı ile sınırlıdır.
- Yönetim ve korunma işleri
- Malvarlığının değerini ve kullanılabilirliğini sürdürmek için zorunlu olan işlerdir. Kayyım bu işleri kendi yetkisiyle yapabilir; bunların dışında kalan işler özel yetki veya izin gerektirir.
- Özel yetki
- Temsil olunanın kayyıma, yönetim ve korunma kapsamı dışındaki belirli bir işi yapması için açıkça verdiği yetkidir. Temsil olunan bu yetkiyi verecek durumda değilse yerine vesayet makamının izni aranır.
- Temsil olunan
- Kayyımın adına hareket ettiği ve malvarlığının sahibi olan kişidir. Maddenin ikinci fıkrasında özel yetkiyi verecek olan kişi olarak geçer.
- Vesayet makamının izni
- Temsil olunanın özel yetki veremediği hallerde kayyımın yönetim ve korunma dışındaki işleri yapabilmesi için aranan izindir. İzin, kayyımın hangi işi yapacağına ilişkin olarak verilir.
Malvarlığının yönetimi: hangi şartlar aranır?
- Kayyımın bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi ile görevlendirilmiş olması gerekir.
- Kayyımın yapacağı işin o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olması şarttır; bu kapsamdaki işler için ayrıca yetki veya izin aranmaz.
- Yönetim ve korunma dışındaki işler için temsil olunanın açık bir özel yetkisi bulunmalıdır.
- Temsil olunan özel yetki verecek durumda değilse, yönetim ve korunma dışındaki işin vesayet makamının iznine dayanması gerekir.
- Özel yetki veya izin bulunmayan hallerde kayyım, görevlendirildiği malvarlığı dışındaki ya da yönetim ve korunma kapsamı dışındaki işi yapamaz.
Malvarlığının yönetimi: hangi sonuçları doğurur?
- Kayyım, malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli işleri, ek bir yetki aramaksızın yapabilir.
- Yönetim ve korunma dışındaki işler, temsil olunanın özel yetkisi olmadan yapılamaz.
- Temsil olunan özel yetki verecek durumda değilse, bu işler vesayet makamının izni ile yapılabilir.
Yönetim ve korunma işleri ile diğer işler arasındaki fark nedir?
Malvarlığının değerini ve kullanılabilirliğini koruyan işler, kayyımın görevinin doğal gereğidir ve ayrı bir yetki gerektirmez.
Malvarlığının yönetim ve korunmasının dışında kalan işler, kayyımın görev alanı dışındadır ve ek yetki gerektirir.
Birinci grupta kayyım doğrudan işlem yapabilir; ikinci grupta temsil olunanın özel yetkisi veya vesayet makamının izni aranır.
Temsil olunanın özel yetkisi ile vesayet makamının izni arasındaki fark nedir?
Temsil olunan yetkiyi verecek durumdaysa, kayyım özel yetki ile işlemini yapar.
Temsil olunan yetki verecek durumda değilse, işlem için vesayet makamının izni gerekir.
İki yol birbirinin alternatifidir; önce temsil olunanın yetkisi aranır, bu mümkün değilse vesayet makamına başvurulur.
Malvarlığının yönetimi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kayyımın her işi malvarlığının yönetimi kapsamında saymak; yönetim ve korunma ölçütünün dar yorumlanması gerektiğini gözden kaçırmak.
- Temsil olunanın özel yetkisi ile vesayet makamının izninin aynı şey olduğunu varsaymak; ikisi alternatif yollardır ve sıra temsil olunanın yetkisine göre belirlenir.
- Temsil olunanın yetki verecek durumda olduğu halde doğrudan vesayet makamına başvurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Vasilik ve kayyımlığın birbirine kıyasen uygulanması gerektiği yönünde görüşe yer verilmiştir; MK m.460 ile m.462 ve 463 hükümlerinin birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2022/230 E., 2023/3449 K., 01.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kayyımın yaptığı işin yönetim ve korunma kapsamında olduğunu iddia eden taraf, bu niteliği ispat etmekle yükümlüdür; işin malvarlığının korunması için zorunlu olduğu somut olaya göre gösterilmelidir.
- Temsil olunanın özel yetkisinin varlığını iddia eden taraf, bu yetkinin yazılı ya da açık biçimde verildiğini ispat etmelidir.
- Vesayet makamının izninin alındığı iddiasında bulunan taraf, izin kararını belge ile ispatlamalıdır.
- İzin veya yetki bulunmadığı savunulan hallerde, karşı taraf bu eksikliği ortaya koyarak işlemin dayanaksız olduğunu gösterebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.462: Vasinin vesayet makamının iznine tabi işlemlerini düzenler; m.460 ile paralel biçimde kayyım ve vasi için izin rejimini belirlemek bakımından karşılaştırmaya konu olur.
- 4721 m.463: Vasinin izin gerektiren diğer işlemlerini düzenler; kayyımın vesayet makamının izni ile yapabileceği işlerin kapsamını anlamak için bağlantılıdır.
- 4721 m.403: Kayyımlık tedbirinin atanma koşullarını düzenler; m.460 uygulanmadan önce kayyımın hangi hallerde görevlendirildiğini belirler.
TMK m.461 — Şikâyet ve itiraz
TMK m.461, vesayet altındaki kişi ile ilgililerin vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına şikâyet yolunu, ve vesayet makamının kararlarına karşı denetim makamına itiraz yolunu düzenler. Şikâyet için bir süre öngörülmemiştir; itiraz süresi tebliğden başlayarak on gündür. Şikâyetin kime yapılacağı (vesayet makamı) ve itirazın kime yapılacağı (denetim makamı) maddede belirlenmiştir. Madde, vesayet makamının izin, rapor ve hesap incelemesi, vasinin görevden alınması ve azli gibi konulardaki yetkilerini ayrıca düzenlemez (m.462-465, m.466 ve devamı). Vasinin sorumluluğuna ilişkin tazminat davası ve zamanaşımı da bu maddenin kapsamında değildir (m.489-494). Denetim makamı kararlarının temyizi ve usul kuralları da madde metninde yer almaz.
Şikâyet ve itiraz: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vesayet makamı
- Vesayet işlerini yürüten ve vasinin eylem ve işlemlerini denetleyen merci olup şikâyetin yapıldığı yerdir. Bu şikâyet vesayet makamına yapılır ve vesayet makamının kararlarına karşı denetim makamına itiraz edilir.
- Denetim makamı
- Vesayet makamının kararlarına karşı itirazın yapıldığı mercidir. Vesayet makamının verdiği her karar bu yolla denetlenebilir.
- Şikâyet
- Vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına yapılan başvurudur. Şikâyet için maddede bir süre öngörülmemiştir.
- İtiraz
- Vesayet makamının kararlarına karşı denetim makamına yapılan başvurudur. Bu başvuru tebliğ gününden başlayarak on gün içinde yapılmalıdır.
- Ayırt etme gücü
- Kişinin davranışlarının sonuçlarını anlayıp bu doğrultuda karar verebilme yeteneğidir. Maddede bu gücün varlığı, vesayet altındaki kişinin şikâyet hakkını kullanabilmesi için aranır.
Şikâyet ve itiraz: hangi şartlar aranır?
- Şikâyet hakkı sahibinin ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi veya bir ilgili olması gerekir.
- Şikâyetin konusunun vasinin eylem veya işlemi olması gerekir.
- Şikâyetin vesayet makamına yapılması gerekir.
- Vesayet makamının kararına karşı itirazda, itirazın tebliğ gününden başlayarak on gün içinde yapılması gerekir.
- İtirazın denetim makamına yapılması gerekir.
Şikâyet ve itiraz: hangi sonuçları doğurur?
- Vasinin eylem ve işlemlerine karşı ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi veya ilgili vesayet makamına şikâyette bulunabilir.
- Vesayet makamı kararlarına karşı on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.
- Şikâyet için maddede süre öngörülmediğinden, şikâyet yolu süreye bağlı kalmaz.
- Ayırt etme gücüne sahip olmayan vesayet altındaki kişinin bu madde uyarınca kendisi şikâyette bulunması mümkün değildir.
Şikâyet ile itiraz arasındaki fark nedir?
Şikâyet, vasinin eylem ve işlemlerine karşı yapılır ve vesayet makamına yöneltilir.
İtiraz, vesayet makamının kararına karşı yapılır ve denetim makamına yöneltilir.
Şikâyet için süre yoktur, itiraz için tebliğden itibaren on gün süre vardır.
Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi ile diğer ilgililer arasındaki fark nedir?
Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi, vasinin eylem ve işlemlerine karşı şikâyette bulunabilir.
Her ilgili de aynı şekilde şikâyette bulunabilir.
Şikâyet hakkı yalnız vesayet altındaki kişiye tanınmamış, her ilgiliye de tanınmıştır.
Şikâyet ve itiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Şikâyet için de on günlük süre varmış gibi hesaplamak; maddede yalnız itiraz için süre vardır.
- Vesayet makamının kararına karşı itirazı vesayet makamına yapmak; itiraz denetim makamına yapılır.
- Vasinin eylemine karşı itirazı doğrudan denetim makamına götürmek; eylem bakımından yol şikâyettir ve vesayet makamına yapılır.
- Süreyi karar tarihinden başlatmak; süre tebliğ gününden işler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, vesayet makamının yalnız vasinin fiillerine ilişkin şikâyet üzerine verdiği kararları değil, çekişmesiz yargı niteliğindeki bütün kararlarını bu itiraz yolunun kapsamında saymaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2005/195 E., 2005/209 K., 30.03.2005)
- Karar kavramının vesayet makamının vasiye yönelik talimatlarını da kapsadığı kabul edilmektedir. (Birinci Bölüm, 2015/20315 E., 25.12.2018)
- Denetim makamı olarak asliye hukuk mahkemesinin verdiği kararların temyizinin mümkün olduğu kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2018/8390 E., 2019/5997 K., 17.06.2019)
- Vesayet makamının izin gerektiren işlemlere ilişkin kararına karşı da bu madde uyarınca on gün içinde itiraz edilebildiği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2018/3311 E., 2019/4220 K., 17.04.2019)
Nasıl ispat edilir?
- Şikâyeti yapan kişi, vasinin eylem veya işleminin varlığını ve kendi ilgisini ispatlamakla yükümlüdür.
- İtiraz süresinin başlangıcını gösteren tebliğ belgesi, itirazın zamanında yapıldığını ortaya koyan kanıttır; süreyi tebliğ tarihine göre hesaplamak gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.462: Vesayet makamının izninin gerektiği işlemleri düzenler; bu işlemlere karşı şikâyet ve itiraz yolu bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 4721 sayılı Kanun m.465: İzin alınmadan yapılan işlemlerin hukuki sonucunu düzenler; vasinin eylemine karşı şikâyet bu sonuçla bağlantılıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.466: Vasinin görevden alınması usulünü düzenler; şikâyet üzerine vasinin görevden alınması bu madde ile bağlantılıdır.
- 4721 sayılı Kanun m.489: Vasinin sorumluluğunu düzenler; vasinin eylemlerinden doğan zarar için dava açılmasına ilişkin ayrı kuralları içerir.
- 4721 sayılı Kanun m.488: Vasinin azline ilişkin vesayet makamı kararına karşı itiraz yolunu düzenler.
TMK m.462 — Vesayet makamından
TMK m.462, vesayet altındaki kişi adına vasinin yapacağı belirli işlemler için vesayet makamının izninin gerekli olduğu hâlleri on dört bent halinde sıralar. Bu hâller; taşınmaz işlemleri, olağan yönetim sınırını aşan taşınır ve değer işlemleri, yapı işleri, ödünç, kambiyo taahhüdü, uzun süreli kira, sanat veya meslek, dava ve sulh gibi işlemler, mal rejimi ve miras paylaşımı sözleşmeleri, aciz beyanı, hayat sigortası, çıraklık ile kişinin kuruma yerleştirilmesi ve yerleşim yerinin değiştirilmesidir. Madde vasinin vesayet altındaki kişiyi temsil yetkisinin sınırını çizer ve yalnızca vasinin yapacağı işlemleri konu alır. Vesayet altındaki kişinin kendi başına yaptığı işlemleri düzenlemez; kayyım ve diğer kısıtlılar bakımından uygulanışı TMK m.403 ile belirlenir. Ek izin gerektiren işlemler (evlat edinme, vatandaşlık, işletme devri, ömür boyu bakma sözleşmeleri, ergin kılınma, vasi ile vesayet altındaki kişi arasındaki sözleşme) m.463 kapsamındadır. Mirasın kabulü ve reddi ile miras sözleşmesi de m.463'te yer alır. İznin yokluğunda yapılan işlemin sonuçları (m.465), vesayet dairelerinin izin verme usulü ve denetim makamına itiraz (m.461) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Vesayet makamından: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vesayet makamının izni
- Vasinin tek başına yapamadığı belirli işlemlerin geçerliliği için aranan, vesayet dairesinin verdiği tamamlayıcı onaydır. Bu izin olmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişinin kendi yaptığı işlem hükmündedir.
- Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları
- Vesayet altındaki kişinin malvarlığının günlük yönetimi ve işletilmesi için zorunlu olan işlemlerdir. Bu kapsam dışında kalan taşınır ve diğer hak ve değerlerin alım, satım, devir ve rehni m.462/2 kapsamında izne tabidir.
- Olağan yönetim sınırı
- Yapı işlerinin izne tabi olup olmadığını belirleyen ölçüttür. Bu sınırı aşan yapı işleri için vesayet makamının izni gerekir.
- Kambiyo taahhüdü
- Poliçe, bono gibi kıymetli evrak üzerinden kişisel olarak borç altına girilmesidir. Vasinin bu taahhüde girmesi m.462/5 uyarınca izne bağlıdır.
- Mal rejimi sözleşmesi
- Evlilik birliğindeki eşlerin mal rejimini belirleyen veya değiştiren sözleşmedir. Vesayet altındaki kişi adına yapılması hâlinde vesayet makamının izni gerekir.
- Acele hâller
- Gecikmesinde sakınca bulunan durumlardır. Bu hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak kaydıyla dava açma, sulh, tahkim ve konkordatoya ilişkin izin koşulu bulunur.
Vesayet makamından: hangi şartlar aranır?
- İşlemin vasi tarafından yapılıyor olması gerekir; işlemi vesayet altındaki kişi bizzat yapıyorsa m.462 uygulanmaz.
- İşlemin on dört bentten birinin kapsamında bulunması gerekir.
- Taşınmaz alım, satım, rehin veya aynî hak işlemlerinde vesayet makamının izni alınmalıdır.
- Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır ve diğer hak ve değer işlemlerinde izin alınmalıdır.
- Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işlerinde ve bir yıl veya daha uzun süreli ürün ile üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmelerinde izin alınmalıdır.
- Ödünç verme ve alma, kambiyo taahhüdü, aciz beyanı, hayat sigortası, çıraklık sözleşmesi ve sanat veya meslekle uğraşma işlemlerinde izin alınmalıdır.
- Dava açma, sulh, tahkim ve konkordato işlemlerinde izin alınmalıdır; acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklıdır.
- Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmelerinde izin alınmalıdır.
- Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi ile yerleşim yerinin değiştirilmesinde izin alınmalıdır.
- Yapılan işlemin izin alınmadan gerçekleşmesi hâlinde, işlem geçerlilik için tamamlayıcı onaya muhtaçtır ve bu onay yokluğunda vesayet altındaki kişinin kendi işlemi sayılır.
Vesayet makamından: hangi sonuçları doğurur?
- Vesayet makamının izni alınmadan yapılan m.462 kapsamındaki işlem, vesayet altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın bizzat yaptığı işlem sayılır (m.465).
- İzin verilmiş ise işlem geçerli olur; izin, işlemin geçerliliği için tamamlayıcı bir olgudur.
- Acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklı kalır; kalıcı dava, sulh, tahkim ve konkordato işlemleri için yine izin gerekir.
- Bir yıldan kısa ürün kirası ve üç yıldan kısa taşınmaz kirası sözleşmeleri m.462/6 kapsamında izne tabi değildir.
- Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçlarını karşılayan taşınır işlemleri izne bağlı değildir.
- Vesayet makamı izni vermezse işlem geçerli hâle gelmez ve vesayet altındaki kişiye bağlanamaz.
Taşınmaz ile taşınır işlemleri arasındaki fark nedir?
Taşınmaz alım, satım, rehin ve aynî hak kurma işlemleri, koşulsuz olarak m.462/1 kapsamındadır.
Taşınır ve diğer hak ve değerler için izin, yalnızca olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan işlemlerde aranır (m.462/2).
Taşınmazda olağan yönetim ayrımı aranmaz; taşınırda günlük yönetim işlemleri izinsiz yapılabilir.
Olağan yönetim ile olağan yönetim sınırını aşan yapı işleri arasındaki fark nedir?
Olağan yönetim sınırları içinde kalan yapı işleri izne tabi değildir.
Olağan yönetim sınırını aşan yapı işleri m.462/3 uyarınca izne bağlıdır.
Yapı işinin ölçeğine göre izin gerekip gerekmediği belirlenir.
Bir yıl ile üç yıl kira süresi arasındaki fark nedir?
Ürün kirası sözleşmelerinde bir yıl veya daha uzun süreli sözleşmeler izne tabidir.
Taşınmaz kirası sözleşmelerinde üç yıl veya daha uzun süreli sözleşmeler izne tabidir.
Ürün ve taşınmaz kiralamasında farklı süre eşikleri uygulanır; kısa süreli kiralar izinsiz yapılabilir.
Dava açma ile acele hâl arasındaki fark nedir?
Dava açma, sulh, tahkim ve konkordato için normal hâlde vesayet makamının izni gerekir.
Acele hâllerde vasinin geçici önlem alma yetkisi saklı kalmak üzere, izin aranmaksızın geçici önlem alınabilir.
Acele durumda geçici önlem izinsiz alınabilir, ancak kalıcı dava ve sulh işlemleri için izin gerekir.
m.462 ile m.463 arasındaki fark nedir?
m.462 vasinin yalnızca vesayet makamının iznine tabi işlemlerini sayar.
m.463 evlat edinme, vatandaşlık, işletme devri, ergin kılınma, mirasın kabulü ve reddi gibi işlemler için vesayet makamı ile denetim makamının iznini öngörür.
Mirasın kabulü, reddi ve miras sözleşmesi m.463 kapsamında olup m.462'de ayrıca yer almaz.
Vasi ile kayyım arasındaki fark nedir?
Vasi için m.462 doğrudan uygulanır.
Kayyım için m.462 hükümleri, TMK m.403 uyarınca kıyasen uygulanır; kayyımın yetkisi temsil olunanın verdiği özel yetkiye bağlıdır.
Kayyımın m.462 kapsamındaki işlemleri için de vesayet makamının izni aranır.
Vesayet makamından: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Dava açma, sulh, tahkim ve konkordato işlemlerini acele hâl gerekçesiyle izinsiz yapmak; acele hâl yalnızca geçici önlemleri kapsar, kalıcı işlemler için izin gerekir.
- Mirasın kabulü, reddi ve miras sözleşmesini m.462'de aramak; bu işlemler m.463 kapsamındadır.
- Bir yıldan kısa ürün kiralarını ve üç yıldan kısa taşınmaz kiralarını izne tabi saymak; eşikler bir yıl ve üç yıl olarak ayrı ayrı uygulanır.
- Taşınır işlemlerinde olağan yönetim ve işletme ihtiyaçlarını izin kapsamına almak; yalnızca bu ihtiyaçlar dışındaki işlemler izne tabidir.
- Kayyım için m.462'nin hiç uygulanmayacağını varsaymak; m.403 atfıyla kayyım bakımından da uygulanır.
- Vesayet makamının izninin yalnızca denetim makamı izni ile birlikte geçerli olduğunu varsaymak; m.462 izni vesayet makamının kendi iznidir, denetim makamı onayı m.463 için aranır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Vasinin vesayet altındaki kişiyi davada temsil edebilmesi için m.462/8 uyarınca vesayet makamından izin alması gerektiği kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/1447 E., 2025/300 K., 06.03.2025; Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/927 E., 2024/351 K., 07.03.2024; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1819 E., 2022/1659 K., 10.11.2022)
- Vasi tarafından davanın sürdürülebilmesi için izin belgesinin sunulmaması hâlinde davacının ehliyetinin bulunmadığı kabul edilmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/1447 E., 2025/300 K., 06.03.2025)
- Mahkemece vasinin izin belgesini ibraz etmesi için süre verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/1644 E., 2024/1544 K., 30.10.2024)
- Vasinin dava açma veya dava takibi işlemlerinin m.462 kapsamında izne tabi olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023)
- Bu izin olmaksızın açılan davanın usulüne uygun olmadığı ve dava şartının yerine getirilmesi için süre verilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/1644 E., 2024/1544 K., 30.10.2024)
Nasıl ispat edilir?
- İzin alınması gereken işlemi yapan vasi, izin alındığını belgeyle ispatlamakla yükümlüdür; izin belgesi sunulmadığında işlemin geçerliliği tartışmalı hâle gelir.
- Vesayet makamının verdiği izin yazılı kararla belgelenir ve sözleşmeye eklenir; izin yokluğunu karşı taraf ileri sürdüğünde vasi ya da vesayet altındaki kişi izni yazılı belgeyle kanıtlamalıdır.
- Acele hâl iddiası ileri süren vasi, geçici önlem alınmasının gecikmesinde sakınca bulunduğunu ispatlamalıdır.
- İzin alınmadığını ileri süren karşı taraf, izin olmadığını ortaya koyan belge ya da vesayet makamının yazısı ile bu iddiasını destekleyebilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.461: Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğden itibaren on gün içinde denetim makamına itiraz edilebileceğini düzenler; m.462 izinlerinin denetimi bu yolla yapılır.
- 4721 m.463: Vesayet makamı ile birlikte denetim makamının iznini gerektiren işlemleri düzenler; mirasın kabulü, reddi ve miras sözleşmesi ile vasi ile vesayet altındaki kişi arasındaki sözleşme burada yer alır.
- 4721 m.465: İzin alınmadan yapılan işlemlerin hukuki sonucunu düzenler; bu işlem vesayet altındaki kişinin kendi işlemi sayılır.
- 4721 m.403: Kayyım hakkında vasiye ilişkin hükümlerin aksi belirtilmedikçe uygulanacağını öngörür; kayyımın m.462 işlemlerinde izin gerekip gerekmediğini belirler.
- 4721 m.446: Küçüğün koruma amacıyla bir kuruma yerleştirilmesini düzenler; m.462/13 ile birlikte okunur.
- 4721 m.447: Vasinin kısıtlıyı koruma ve kişisel işlerinde yardım yükümlülüğünü düzenler; m.462/13'te geçen acele hâl yerleştirme yetkisinin dayanağıdır.
- 4721 m.472: Vesayetin mahkeme kararıyla sona ermesini düzenler; m.462 izinleri vesayetin devamı süresince geçerlidir.
TMK m.463 — Denetim makamından
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 463. maddesi, vesayet altındaki kişinin bazı işlemlerinde vesayet makamının izninden sonra ayrıca denetim makamının da izninin gerekeceği hâlleri sıralar. Düzenlenen konular; evlat edinme, vatandaşlığa girme veya çıkma, işletme devri ya da tasfiyesi, kişisel sorumluluklu ortaklığa girme veya şirkete önemli sermayeyle ortak olma, ömür boyu bağlama ve bakma sözleşmeleri, miras kabulü, reddi ya da miras sözleşmesi, küçüğün ergin kılınması ve vasi ile vesayet altındaki kişi arasında sözleşme yapılmasıdır. Madde, vesayet makamının izninin kendisini, denetim makamının hangi merci olduğunu ve izin usulünü düzenlemez; bunlar 462. maddede ve vesayet altındaki kişinin hukuki işlemlerine ilişkin genel hükümlerde yer alır. Vesayet makamının verdiği iznin hangi hâllerde aranacağına ilişkin genel düzenleme (m.462) ile vasinin yetki sınırları da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Denetim makamından: hangi kavramlar bilinmeli?
- Denetim makamı
- Vesayet makamının işlemine ek olarak, belirli işlemler için ikinci bir onay veren mercidir. Maddenin kendisi bu merciyi adlandırmaz; hangi merciin denetim makamı olduğu ayrı düzenlemelerden belirlenir.
- Vesayet makamının izni
- Vesayet altındaki kişi adına yapılacak bu işlemlerin ilk izin merciidir. Denetim makamı izni bu iznin üzerine eklenir; tek başına yeterli değildir.
- Kişisel sorumluluğu gerektiren ortaklık
- Ortakların şirket borçlarından şahsen ve sınırsız sorumlu olduğu ortaklık türüdür. Bu nitelikte bir ortaklığa girilmesi, maddenin 3. bendi kapsamındadır.
- Ömür boyu aylık veya gelir bağlama sözleşmesi
- Bir kimsenin karşılığında belirli bir gelir ya da aylık ödemeyi ömrü boyunca üstlendiği sözleşmedir. Vesayet altındaki kişinin bu tür bir sözleşmede borçlanması ya da alacaklı olması, denetim makamı iznine tabidir.
- Ölünceye kadar bakma sözleşmesi
- Bakılan kişinin ölümüne kadar bakım ve geçim yükümlülüğünün üstlenildiği sözleşmedir. Vesayet altındaki kişi bu sözleşmenin tarafı ise izin gerekir.
- Vesayet altındaki kişi ile vasi arasındaki sözleşme
- Vasinin kendi lehine ya da vesayet altındakiyle ilgili kişisel işlem yaptığı sözleşmedir. Bu tür sözleşmeler çıkar çatışması nedeniyle ayrıca denetime tabi tutulmuştur.
Denetim makamından: hangi şartlar aranır?
- Vesayet altında bir kişinin bulunması ve işlemin bu kişi adına veya onunla yapılması gerekir.
- Yapılmak istenen işlemin 463. maddede sayılan yedi halden birine girmesi gerekir.
- Önce vesayet makamının izninin alınmış olması gerekir; denetim makamı izni bu iznin ardından aranır.
- Denetim makamı izninin de alınmış olması gerekir; yalnız vesayet makamı izni yeterli değildir.
- İşlem, izin alınmadan yapıldığı takdirde bu izin koşulu eksik kalmış olur.
Denetim makamından: hangi sonuçları doğurur?
- Vesayet altındaki kişi adına 463. maddedeki hâllerden biri gerçekleşirken denetim makamı izni alınmamışsa işlem bu eksiklikle geçersiz veya eksik kalır.
- Denetim makamı izni, vesayet makamı izninden sonra alınmalıdır; yalnız vesayet makamı izninin varlığı işlemi tamamlamaz.
- 463. maddede sayılmayan işlemler için bu maddenin izin koşulu aranmaz; ancak genel vesayet hükümleri uygulanabilir.
- Madde metninde izin verilmesinin ya da reddinin sonucu düzenlenmemiştir.
Vesayet makamı izni ile denetim makamı izni arasındaki fark nedir?
Vesayet makamı izni, vesayet altındaki kişi adına yapılacak işlemlerin genel izin merciidir.
Denetim makamı izni, 463. maddede sayılan belirli işlemler için vesayet makamı iznine ek olarak aranan ikinci onaydır.
463. maddedeki işlemlerde iki izin birlikte gerekir; yalnız birinin alınması işlemi geçerli kılmaz.
Vasinin sözleşmesi (7. bent) ile diğer 463. bent sözleşmeleri arasındaki fark nedir?
Vesayet altındaki kişi ile vasi arasındaki sözleşme, taraflardan birinin vasi olması nedeniyle çıkar çatışması içerir.
Ölünceye kadar bakma veya gelir bağlama gibi sözleşmeler, vasi dışındaki kişilerle yapılan ve vesayet altındaki kişinin malvarlığını doğrudan etkileyen sözleşmelerdir.
Her iki durumda da denetim makamı izni aranır; ancak 7. bentteki sözleşmede sözleşmenin tarafı vasi olduğu için izin özellikle önemlidir.
Miras kabulü veya reddi ile miras sözleşmesi arasındaki fark nedir?
Mirasın kabulü veya reddi, vesayet altındaki kişinin miras hakkını doğrudan kullanmasıdır.
Miras sözleşmesi, miras bırakanla yapılan ve mirasa ilişkin taahhüt doğuran sözleşmedir.
5. bent her iki hâli de kapsar; bu nedenle iki hâlde de denetim makamı izni aranır.
Denetim makamından: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vesayet makamı izninin alınmış olmasını yeterli saymak; 463. maddede denetim makamı izninin ayrıca gerektiğini gözden kaçırmak.
- Denetim makamının kim olduğunu madde metninden çıkarmaya çalışmak; bu bilgi madde metninde yer almaz, ilgili düzenlemelere bakmak gerekir.
- Miras sözleşmesi ile miras kabulünü aynı kapsamda değerlendirmemek; 5. bent her iki hâli de kapsar.
- 463. maddeyi sınırlı bir liste gibi okumak; bentlerin sayısı yedidir ve her biri ayrı bir hâli düzenler.
- Vasi ile vesayet altındaki kişi arasındaki sözleşmeyi, vasinin yetkisi içinde kalan işlem sanmak; 7. bent bu tür sözleşmeler için ayrı izin koşulu getirir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler 463. maddedeki yedi bendi tek tek sayarak, her bendin ayrı izin koşulu getirdiğini kabul etmektedir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/733 E., 2025/408 K., 25.06.2025; Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/799 E., 2025/382 K., 17.06.2025)
- Miras kabulü ve reddinin de 463/5 kapsamında denetim makamı iznine tabi olduğu kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/4039 E., 2025/2744 K., 21.05.2025)
- Denetim makamı izni alınmadan yapılan satış veya devir işlemlerinde, izin eksikliğinin işlemin geçerliliğini etkilediği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/320 E., 2024/8699 K., 05.12.2024; 7. Hukuk Dairesi, 2023/1264 E., 2024/2337 K., 02.05.2024)
- Hürriyeti bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlanan kişi adına yapılan işlemlerde de 463/5 ve 463/6 hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2024/320 E., 2024/8699 K., 05.12.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Vesayet altındaki kişi adına işlem yapıldığını ve bu işlemin 463. maddedeki hâllerden birine girdiğini ileri süren taraf bunu ispatlar; vesayet altında olduğunu gösteren karar veya sicil kaydı bu ispatta kullanılabilir.
- Vesayet makamı izninin ve denetim makamı izninin alındığı, izin yazısı veya mahkeme kararıyla ispatlanır. İzin belgesi bulunmazsa izin alınmadığı kabul edilir.
- Karşı taraf izin alındığını ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü kendisine düşer ve yazılı izin belgesiyle kanıtlamalıdır.
- Miras kabulü veya reddi gibi işlemlerde izin koşulunun eksikliği, ilgili mirasçılık belgesi ve işlem tarihiyle karşılaştırılarak değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.462: Vesayet makamının izninin hangi işlemler için gerektiğini genel olarak düzenler; 463. madde bu iznin üzerine denetim makamı iznini ekler.
TMK m.464 — Rapor ve hesapların incelenmesi
Vesayet makamının vasinin belli dönemlerde vereceği rapor ve hesapları inceleme, eksik veya hatalı olanların tamamlanmasını veya düzeltilmesini isteme yetkisini düzenler. Ayrıca vesayet makamının raporları ve hesapları kabul veya reddetmesini ve bu sırada vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak için gerekli önlemleri almasını kapsar. Hükmün muhatabı vesayet makamı ile vasidir; vesayet altındaki kişinin hesap verme ilişkisi bu kapsamda ele alınır. Vasinin görevlendirilmesi, vesayet makamının denetim araçları ve vasinin sorumluluğu bu maddede düzenlenmez; bunlar ilgili diğer maddelerde yer alır.
Rapor ve hesapların incelenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vesayet makamı
- Vasinin görevini denetleyen ve hesap ile raporlarını onaylayan resmi organdır. Bu maddede yetkisi, vasinin sunduğu belgeleri inceleme, düzeltme isteme, kabul veya reddetme ve önlem alma ile sınırlıdır.
- Vasinin raporu ve hesapları
- Vasinin belli dönemlerde vesayet makamına sunmakla yükümlü olduğu, vesayet altındaki kişinin mal ve işlerine ilişkin dönemsel belgelerdir. Hangi aralıkla verileceği madde metninde belirtilmemiş, ilgili vesayet hükümlerinden belirlenir.
- Tamamlatma ve düzelttirme
- Vesayet makamının, eksik veya hatalı bulduğu rapor ve hesapların vasi tarafından tamamlanmasını ya da düzeltilmesini istemesidir. Bu yetki takdiri olup her hâlde kullanılması zorunlu değildir; madde 'gerekli gördüğü hâllerde' ifadesini kullanır.
- Vesayet altındaki kişinin menfaati
- Vesayet makamının önlem alırken gözettiği temel ölçüttür. Önlemler bu menfaatin korunmasına yönelik olmalıdır; vesayet makamının kendi takdirine göre değil, bu amaca bağlı olarak alınır.
Rapor ve hesapların incelenmesi: hangi şartlar aranır?
- Vasinin vesayet makamına belli dönemlerde rapor ve hesap vermiş olması gerekir.
- Vesayet makamının bu rapor ve hesapları incelemesi gerekir.
- Eksiklik veya düzeltilmesi gereken bir durum tespit edilirse vesayet makamı bunların tamamlanmasını veya düzeltilmesini isteyebilir; bu yetki gerekli görülen hâllerle sınırlıdır.
- Vesayet makamı raporları ve hesapları kabul veya reddetmek suretiyle karar vermelidir.
- Vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak için gerektiğinde uygun önlemler alınmalıdır.
Rapor ve hesapların incelenmesi: hangi sonuçları doğurur?
- Vesayet makamı raporları ve hesapları kabul ederse vasinin hesap verme yükümlülüğü bu dönem için yerine getirilmiş sayılır.
- Vesayet makamı raporları veya hesapları reddederse vasi bu belgeleri yeniden hazırlamakla yükümlü olur.
- Eksik veya hatalı belgelerde vesayet makamı tamamlatma veya düzelttirme isteyebilir; istenen düzeltme yapılmadan karar verilmesi madde metninden çıkmaz.
- Vesayet altındaki kişinin menfaatinin tehlikede olduğu hâllerde vesayet makamı uygun önlemleri alır.
- Gerekli görülmeyen hâllerde tamamlatma veya düzelttirme istenmez; bu durumda doğrudan kabul veya ret ile karar verilebilir.
Tamamlatma-düzelttirme ile kabul-ret arasındaki fark nedir?
Vesayet makamı, eksik veya hatalı raporlarda önce tamamlanmasını veya düzeltilmesini isteyebilir.
Vesayet makamı raporu kabul veya reddederek işlemi sonuçlandırır.
Düzeltme istenmesi ile ret ayrı işlemlerdir; düzeltme istenmeden de karar verilebilir, madde bu sıralamayı zorunlu kılmaz.
Rapor-hesap incelemesi ile vesayet altındakinin menfaatini koruyan önlem arasındaki fark nedir?
İnceleme, belgelerin biçim ve içerik bakımından yeterliliğine yöneliktir.
Önlem, belgelerdeki durumdan doğan zararın önlenmesine yöneliktir ve madde 'gerektiğinde' koşuluna bağlıdır.
Her inceleme sonrası önlem alınmaz; önlem ancak vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak gerektiğinde alınır.
Rapor ve hesapların incelenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vesayet makamının düzeltme isteme yetkisini zorunlu bir ön işlem saymak; madde yetkiyi 'gerekli gördüğü hâllerde' ile sınırlar.
- Önlem alma yetkisini yalnız rapor reddedildiğinde doğan bir sonuç olarak görmek; madde önlemi vesayet altındaki kişinin menfaati koşuluna bağlar.
- Vesayet makamının kabulünü, vasinin tüm sorumluluğunun sona erdiği anlamında yorumlamak; kabul yalnız hesap dönemine ilişkin işlemi sonuçlandırır.
Nasıl ispat edilir?
- Vasinin rapor ve hesapları verdiğini ve içeriğini vesayet makamının dosyasından belgelemesi gerekir; bu belgeler vasinin hesap verme yükümlülüğünün yerine getirildiğini gösterir.
- Eksiklik veya hatanın varlığını ileri süren vesayet makamıdır; bu tespit belgelerin incelenmesine dayanır.
- Vasinin hesabın doğruluğuna ilişkin savunmasını, belgeler ve açıklamalarıyla ispatlaması gerekir.
TMK m.465 — İznin bulunmaması
TMK m.465, vasinin, kanunen vesayet dairesinin iznini gerektiği hâlde almadan yaptığı işlemlerin hukuki durumunu düzenler. Hüküm, vesayet altındaki kişi bakımından, izin alınmadan yapılan işlemin vasinin izni olmaksızın yapılmış sayılacağını belirler. Uygulama alanı, vesayet altındaki kişinin malvarlığı ve vasinin temsil ettiği ilişkilerdir. Madde, iznin hangi işlemler için gerektiğini saymaz; bu ayrım ilgili hükümlerindedir. Madde, vesayet dairesi iznine bağlı işlemlerin hangi hallerde yapılamayacağını ve iznin nasıl verileceğini düzenlemez (m.462, m.463). Madde, vasinin hesap verme ve sorumluluğunu düzenlemez (m.450 vd.). Madde, iyiniyetli üçüncü kişinin korunmasına ilişkin genel ilkeleri düzenlemez (m.3).
İznin bulunmaması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vasinin izni olmaksızın yapılan işlem
- Vasinin, vesayet altındaki kişi adına veya onunla birlikte yaptığı, ancak kanunen gerekli olan vesayet dairesi izni alınmadan gerçekleştirilen işlemdir. Bu tanımın içinde kalan işlem, vasinin izni olmaksızın yapılmış sayılan işlemle aynı hukuki durumdadır.
- Yetkili vesayet dairesi
- Vesayet işlemlerinde karar ve izin verme yetkisi bulunan kurumdur. Hangi işlemde izin gerektiği ve iznin hangi makamdan alınacağı ilgili hükümlere göre belirlenir.
- Kanunen gerekli izin
- Kanunun, vasinin belirli bir işlemi yapabilmesi için vesayet dairesinden önceden izin alınmasını zorunlu kıldığı hâllerdir. İzin gerektiren işlemin kapsamı madde metninde değil, bu konudaki diğer hükümlerde belirlenir.
İznin bulunmaması: hangi şartlar aranır?
- Vasinin, kanunda vesayet dairesinin iznine bağlanmış bir işlemi yapmış olması gerekir.
- Bu işlem için yetkili vesayet dairesinden izin alınmamış olmalıdır.
- İzin alınmamasının, vasinin o işlemi yapmasına engel olan bir izin gerekliliğinden doğmuş olması gerekir; izin gerekmeyen bir işlemde bu hüküm uygulanmaz.
- Sonucun doğması için, işlemin vesayet altındaki kişi adına yapılmış olması gerekir.
İznin bulunmaması: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunen izin gerektiği hâlde izin alınmadan yapılan işlem, vesayet altındaki kişi bakımından vasinin izni olmaksızın yapılmış işlem sayılır.
- Bu sayılma, işlemin tamamen geçersiz olduğu anlamına gelmez; işlemin hukuki etkisi, vasinin izni olmaksızın yapılmış işlemin hükümlerine göre belirlenir.
- İzin gerekmeyen işlemlerde bu hüküm uygulanmaz ve işlem izin eksikliği nedeniyle sonuç doğurmaz hâle gelmez.
- Madde, izin gerektiren işlemin hangi hallerde ve hangi sonuçla yapılamayacağını kendisi açıklamaz; bunu ilgili vesayet hükümleri belirler.
Kanunen izin gerekli işlem ile izin gerekmeyen işlem arasındaki fark nedir?
Kanunun vesayet dairesi izni aradığı işlemlerdir. Bu işlemlerde izin alınmadan yapılan işlem madde kapsamına girer.
Kanunun izin aramadığı, vasinin kendi yetkisi içinde yaptığı işlemlerdir. Bu işlemlerde izin eksikliğinden söz edilemez.
Yalnız birinci gruptaki işlemler m.465 hükmüne tabidir; ikinci gruptakiler geçerliliğini bu maddeye dayanarak kaybetmez.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, m.465'in uygulanmasında vasinin izin gerektiren işlemi yapıp yapmadığını ve izin alıp almadığını ayrıca araştırmaktadır. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/733 E., 2025/408 K., 25.06.2025; Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/799 E., 2025/382 K., 17.06.2025)
- Karar metinlerinde m.465/1 hükmüne dayanılarak izin olmaksızın yapılan işlemin vasinin izni olmaksızın yapılmış sayılacağı kabul edilmektedir. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/733 E., 2025/408 K., 25.06.2025; Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/799 E., 2025/382 K., 17.06.2025)
- Emeklilik başvurusu gibi kamu görevlisinin kendi isteğine bağlı işlemlerde m.465'in uygulanabilirliği tartışılmış, bu hükmün ilgili izin gerekliliği yönünden değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir. (12. Daire, 2022/486 E., 2022/2500 K., 27.04.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Vasinin izin gerektiren işlemi yaptığını ve bu işlem için vesayet dairesinden izin alınmadığını ileri süren taraf bu durumu ispatlamakla yükümlüdür.
- Vesayet dairesinin izninin alındığı iddiasını ileri süren taraf, izni gösteren resmi karar veya yazı ile ispat eder.
- İzin alındığını ileri süren karşı tarafın savunması, izin belgesi ile ispatlanır; belgenin bulunmaması izin alınmadığı sonucunu doğurur.
- İşlemin izin gerektiren nitelikte olup olmadığı, ilgili vesayet hükümlerine göre belirlenir ve bu konudaki tartışma delille değil hukuki niteleme ile çözülür. (Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/733 E., 2025/408 K., 25.06.2025)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.462: Vasinin vesayet dairesinin iznine bağlı işlemlerini sıralayan hükmün bulunduğu düzenlemedir; m.465 bu işlemlerin izinsiz yapılması halinin sonucunu belirler.
- 4721 m.463: Vesayet dairesinin izni gerektiren işlemleri düzenleyen hükümdür; m.465'in uygulanabilmesi için izin gerekliliğinin buradan doğması gerekir.
TMK m.466 — Özen yükümü
Madde, vesayet organlarının ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş diğer kişilerin görevlerini yerine getirirken uymakla yükümlü oldukları özen ölçüsünü, yani "iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni" düzenler. Kime uygulandığı bakımından madde, vesayet makamı ve denetim makamı gibi vesayet organlarıyla birlikte vasi, kayyım, yasal danışman ve vesayet işleriyle görevlendirilmiş diğer kişileri kapsar. Madde yalnızca bu özen yükümlülüğünü koyar; sorumluluğun şartlarını, sorumlu kişileri ve tazmin usulünü düzenlemez. Vasinin ve kayyımın sorumluluğu (m.467), Devletin sorumluluğu ve rücu (m.468), vesayet işlemlerinin denetimi ve itiraz (m.461-465, m.488), sorumluluk davasının zamanaşımı (m.471 ve devamı) ile yetki ve görev kuralları ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Özen yükümü: hangi kavramlar bilinmeli?
- İyi bir yönetimin gerektirdiği özen
- Vesayet görevini yürüten kişinin, vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak için özenli bir yönetici gibi davranması gereken ölçüdür. Kanun bu ölçüyü soyut bir standart olarak kullanır ve somut bir davranış listesi vermez.
- Vesayet organları
- Vesayet makamı ile denetim makamı gibi vesayet işlerini yürüten kurumlardır. Bu kurumların görevleri ve yetkileri ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Özen yükümü: hangi şartlar aranır?
- Kişinin vesayet organı veya vesayet işleriyle görevlendirilmiş kişi sıfatı taşıması gerekir.
- Özen yükümlülüğünün konusunun vesayet görevinin yerine getirilmesi olması gerekir; görev dışında kalan eylemler bu ölçüye tabi değildir.
- Görevin yerine getirilirken iyi bir yönetimin gerektirdiği özen gösterilmesi gerekir; bu özen ölçüsü soyut ve objektiftir.
- Özen ölçüsünün değerlendirilmesinde görevlinin tahsil, mesleki bilgi ve uzmanlık düzeyi dikkate alınır.
Özen yükümü: hangi sonuçları doğurur?
- Vesayet organları ve diğer görevliler görevlerini iyi bir yönetimin gerektirdiği özenle yerine getirmekle yükümlüdür.
- Özen yükümlülüğüne aykırı davranış, zarar doğurduğunda m.467 ve m.468 uyarınca sorumluluğu doğurur.
- Özen yükümlülüğüne uygun davranılmış olması, sorumluluğun doğmasını engeller.
- Madde, bu yükümlülüğe aykırılığın yaptırımını kendisi düzenlemez; yaptırım ilgili sorumluluk maddelerinden çıkar.
Vesayet organı ile vesayet işleriyle görevlendirilmiş diğer kişi arasındaki fark nedir?
Vesayet makamı ve denetim makamı gibi kamusal vesayet organları, vesayet işlerini kurumsal olarak yürütür.
Temsilci, geçici vasi veya geçici kayyım gibi vesayet işini belirli bir görev için üstlenen kişiler, bireysel olarak atanmış görevlilerdir.
Her iki grup da madde kapsamında özen yükümlülüğü altındadır; ancak sorumluluk rejimi ayrı maddelerde (m.467, m.468) farklı biçimde kurulmuştur.
Özen yükümlülüğü ile sorumluluk arasındaki fark nedir?
Madde yalnızca özen yükümlülüğünü koyar ve bu yükümlülüğe aykırılığın sonucunu doğrudan bağlamaz.
Sorumluluk, zararın doğması ve kusurla bağlantılı olarak m.467 ve m.468 uyarınca ayrıca doğar.
Özene aykırılık tek başına tazminat doğurmaz; zarar, hukuka aykırılık ve nedensellik de gerekir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Özen ölçüsünün değerlendirilmesinde vasinin ortalama bir vasiden beklenen davranışı esas alınır; vasinin ortalama tahsil düzeyinin ve mesleki bilginin ötesinde uzmanlık veya nitelik taşıması hâlinde ondan daha fazla özen beklenir. (İkinci Bölüm, 2015/17844 E., 07.03.2019)
- Vesayet organlarının hukuka aykırı eylem veya kararlarının zarara yol açtığının belirlenmesinde, uzman bilirkişi incelemesi ile defter ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi yapılır. (5. Ceza Dairesi, 2013/11762 E., 2015/15449 K., 22.10.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Özene aykırılığı ve zararı iddia eden taraf, vesayet organının veya görevlinin iyi yönetim özenine aykırı davrandığını ispatlamakla yükümlüdür.
- Görevlinin kendi işlemlerinin yazılı kayıtları, vesayet dosyası, rapor ve hesaplar bu ispatta temel delildir.
- Görevli, gösterdiği özenin gerekliliğini ve işlemin uygunluğunu yazılı belgelerle ortaya koyarak savunma yapabilir.
- Mali ve teknik konuların değerlendirilmesinde bilirkişi raporu, özen ölçüsünün somutlaştırılması için kullanılır. (5. Ceza Dairesi, 2013/11762 E., 2015/15449 K., 22.10.2015)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.467: Vasi, kayyım ve yasal danışmanın kusur sorumluluğunu düzenler; m.466'daki özen ölçüsüne aykırılık bu sorumluluğun temelini oluşturur.
- 4721 m.468: Devletin vesayet dairesi görevlilerinin verdiği zararlardan sorumluluğunu ve rücu rejimini düzenler; özen ölçüsü bu sorumluluk bakımından doğrudan kurucu unsur değildir.
- 4721 sayılı Kanun: Vesayet organlarının görev ve yetkilerini, vesayet işlemlerinin denetimini ve itiraz yollarını düzenleyen bütün hükümleri ile birlikte m.466'nın uygulama çerçevesini oluşturur.
TMK m.467 — Vasinin sorumluluğu
Madde, vesayet altındaki kişinin zararına vasinin kusurlu davranışıyla yol açması hâlinde vasinin tazminat sorumluluğunu düzenler ve aynı sorumluluğu kayyım ile yasal danışman bakımından da uygulamaya bağlar. Vesayet organlarının özen yükümlülüğünü, Devletin sorumluluğunu (m.468), sorumluluk davasının zamanaşımını ve vesayetin sona ermesinin sonuçlarını düzenlemez. Devletin birinci derecede sorumluluğu ve rücu ilişkisi (m.468), vasinin görev ve yasak işlemleri (m.446-449 ve ilgili hükümler), sorumluluk davasının zamanaşımı ve kesin hesap ile ilişkisi (m.492-494) bu maddede yer almaz. Madde, vasi dışındaki vesayet görevlilerinin sorumluluğunu da kapsamaz; bunlar için m.468 ayrıca uygulanır.
Vasinin sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vasi
- Vesayet altındaki kişinin malvarlığını yöneten ve onu temsil eden, vesayet makamınca atanan kişidir. Sorumluluğu, görevini yerine getirirken gösterdiği kusurlu davranışa bağlıdır.
- Kayyım
- Vesayet işlerinde vasinin yerine ya da onunla birlikte görev yapmak üzere atanan, maddede vasiyle aynı sorumluluk rejimine tabi tutulan kişidir.
- Yasal danışman
- Kanunun öngördüğü hâllerde vesayet altındaki kişiye danışmanlık yapmak üzere belirlenen kişidir. Maddeye göre vasiyle aynı sorumluluk hükmüne bağlıdır.
- Kusur
- Görevin gereği olan özen yükümlülüğüne aykırı davranışı ifade eder. Maddede sorumluluğun doğması için aranan unsurdur; kusursuz sorumluluk hâli bu maddenin kapsamında değildir.
- Vesayet altındaki kişi
- Vesayet altına alınmış ve bu nedenle vasi tarafından korunup temsil edilen kişidir. Zarar gören taraf odur.
Vasinin sorumluluğu: hangi şartlar aranır?
- Vasinin, kayyımın ya da yasal danışmanın bu sıfatla görev yürütmüş olması gerekir.
- Görevin yerine getirilmesi sırasında bir davranış bulunmalıdır.
- Davranışın kusurlu olması, yani görevin gerektirdiği özenin gösterilmemesi gerekir.
- Kusurlu davranış ile vesayet altındaki kişinin uğradığı zarar arasında nedensellik bağı bulunmalıdır.
- Zarar vesayet altındaki kişiye verilmiş olmalıdır.
- Vasi, kayyım veya yasal danışmanın kusuru ve zarar birlikte gerçekleşmediği sürece sorumluluk doğmaz; kusur ispatlanamazsa tazminat yükümlülüğü kurulamaz.
Vasinin sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?
- Vasi, görevini kusurlu yerine getirmesi sonucu vesayet altındaki kişiye verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür.
- Kusurlu davranış olmadan doğan zarardan vasi sorumlu tutulamaz.
- Kayyım ve yasal danışman da aynı kusur sorumluluğuna tabidir.
- Vasinin zararı tazmin edememesi hâlinde m.468 uyarınca Devlet ikincil olarak sorumlu olur.
- Zarar kusura bağlı olmadığı için vasiye karşı tazminat talebi kurulamaz; bu durumda ilgili zarar m.468 kapsamında değerlendirilir.
Vasi ile devlet arasındaki fark nedir?
Vasi (m.467) kendi kusuruyla zarara yol açan kişidir ve sorumluluğu kusura dayanır.
Devlet (m.468) vesayet dairelerinde görevlilerin hukuka aykırı davranışından doğan zararlardan sorumludur ve bu sorumluluk kusursuz nitelik taşır.
Zarar vasiden tahsil edilemezse Devlet ikincil olarak sorumlu olur; önce vasiye başvurulması gerekir.
Kusur gerekliliği ile devletin kusursuz sorumluluğu arasındaki fark nedir?
Bu maddeye göre sorumluluk için vasinin kusurlu olması aranır.
Devletin sorumluluğunda kusur ana olgu değildir.
Vasiye yöneltilen davada zarar görenin kusuru ispatlaması gerekir; kusur ispatlanamazsa vasi sorumlu tutulamaz.
Vasi ile kayyım ve yasal danışman arasındaki fark nedir?
Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını yöneten ve onu temsil eden asıl görevlidir.
Kayyım ve yasal danışman, kanunun belirlediği sınırlı görevleri yürüten kişilerdir.
Maddenin ikinci fıkrası gereği üç görevli için sorumluluk hükmü aynıdır; görevin kapsamı yalnız zararın miktarını ve kusurun değerlendirmesini etkiler.
Vasinin sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Vasinin her davranışından sorumlu tutmak; oysa sorumluluk yalnız kusurlu davranıştan doğar.
- Devletin sorumluluğunu vasinin sorumluluğu ile karıştırmak; m.468 kusursuz nitelikte ayrı bir sorumluluk getirir ve vasiye başvurulması ikincil sorumluluk doğurur.
- Kayyım ve yasal danışmanı m.467 kapsamı dışında tutmak; ikinci fıkra bu iki kişiyi de aynı hükme bağlar.
- Kusur ile zararı aynı şey saymak; zararın varlığı tek başına sorumluluk doğurmaz, kusurun da ispatı gerekir.
- Vasinin sorumluluğunu dava ettiğinde zamanaşımı süresini bu maddeden çıkarmaya çalışmak; süre m.492 kapsamında ayrıca değerlendirilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Vasinin sorumluluğu her eylemi için değil, kusurlu davranışından kaynaklanan zarar için doğar; uygulamada kusur ve zarar birlikte değerlendirilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1005 E., 2023/1057 K., 01.06.2023)
- Maddenin ikinci fıkrası kayyım ve yasal danışmanı kapsadığından, bu kişiler hakkında da aynı kusur ölçütüyle sorumluluk değerlendirilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1005 E., 2023/1057 K., 01.06.2023; 8. Hukuk Dairesi, 2018/10247 E., 2018/16097 K., 24.09.2018)
- Kayyımın atandığı şirketin temsil ve ilzam yetkisi bulunmadığı hâllerde, kararların yönetim organınca alındığı gerekçesiyle kayyımın sorumluluğu ikinci fıkra çerçevesinde tartışılmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2023/2024 E., 2024/123 K., 10.01.2024)
- Temliklerin geçerli olabilmesi için gerekli kurum onaylarının alınıp alınmadığı, kayyımın ya da vasinin sorumluluğunun değerlendirilmesinde ön sorun olarak ele alınmaktadır. (11. Hukuk Dairesi, 2024/2544 E., 2024/6485 K., 18.09.2024)
- Vasinin ticari işletme yönetiminde yaptığı hukuka aykırı işlemler, ticaret kanunu hükümleriyle birlikte m.467 kapsamında değerlendirilmektedir. (11. Hukuk Dairesi, 2023/1927 E., 2024/4198 K., 22.05.2024)
- Vasinin ihmali nedeniyle vesayet altındaki kişinin malvarlığına gelen zararlarda, m.467 ve m.491 birlikte uygulanmaktadır. (2. Hukuk Dairesi, 2023/10053 E., 2024/1220 K., 26.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat talebini ileri süren, yani vesayet altındaki kişi veya onun yerine geçen kişi, vasinin kusurlu davranışını ve bu davranış ile zarar arasındaki nedensellik bağını ispatla yükümlüdür.
- Kusurun ispatında yazılı belgeler, vesayet defteri, kesin hesap ve raporlar ile vesayet makamı kayıtları kullanılabilir.
- Vasi, kendi davranışının özen yükümlülüğüne uygun olduğunu veya zararın kendi kusurundan doğmadığını ileri sürerek savunma yapabilir ve bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
- Kayyım ve yasal danışman için de aynı ispat kuralları geçerlidir; görevin kapsamını gösteren atama kararı ve görev belgeleri bu konuda önem taşır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.468: Devletin vesayet dairelerinde görevlilerin zararlarından sorumluluğunu düzenler ve vasiden tahsil edilemeyen zararlar için bu maddeyle bağlantılı ikincil sorumluluk öngörür.
- 4721 sayılı Kanun m.446: Vesayet organlarının eylem ve kararlarının kusurlu sayılma ölçüsünü düzenler; m.467'deki kusur değerlendirmesi bu ölçüye dayanır.
- 4721 sayılı Kanun m.492: Vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresini düzenler; m.467'deki sorumluluğun dava yoluyla ileri sürülmesinde uygulanır.
TMK m.468 — Devletin sorumluluğu
TMK m.468, vesayet dairelerinde görevli kişilerin hukuka aykırı eylemlerinden doğan zararlarda Devletin sorumluluğunu ve bu sorumluluğun ikincil niteliğini düzenler. Devletin vesayet dairesi görevlileri bakımından birinci derecede, vasi, kayyım ve yasal danışmanlar bakımından ise tazmin edilemeyen zarar oranında ikincil olarak sorumluluğunu belirler. Ayrıca Devletin rücu hakkını ve rücu edilenlerin Devlete karşı müteselsil sorumluluğunu kapsar. Madde, vasi, kayyım ve yasal danışmanların kendi kusur sorumluluğunu (m.467) düzenlemez. Kişisel durum sicili ve tapu sicili kaynaklı Devlet sorumluluğu (m.38, m.1007) düzenlemez. Zarar tazmini davasında yetkili mahkeme ve dava usulü ile zamanaşımı da bu maddede yer almaz.
Devletin sorumluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Vesayet dairesi
- Vesayet işlerini yürüten ve vesayet altındaki kişilerin korunmasını sağlayan idari birimdir. Maddenin birinci derece sorumluluk öngördüğü Devlet organı bu dairelerdir.
- Tali (ikincil) sorumluluk
- Vasi, kayyım ve yasal danışmanların sorumluluğunun, zararın onlardan tazmin edilemediği ölçüde devreye girmesidir. Devlet bu kişilerden tahsil edilemeyen kısım için sorumlu olur.
- Rücu
- Zararı tazmin eden Devletin, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere karşı ödediği bedeli geri istemesidir. Rücu hakkı kusura bağlıdır.
- Müteselsil sorumluluk
- Zararın doğmasına kusurlarıyla sebep olanların, rücu hakkını kullanan Devlete karşı birlikte ve her birinin tüm zarardan sorumlu olmasıdır.
- Hukuka aykırılık
- Vesayet dairesi görevlisinin veya vasi, kayyım, yasal danışmanın hukuk düzenine aykırı eylem, işlem veya ihmalidir. Devletin sorumluluğu bu aykırılığa bağlıdır.
Devletin sorumluluğu: hangi şartlar aranır?
- Vesayet dairesinde görevli bir kişinin veya vasi, kayyım ya da yasal danışmanın eyleminin hukuka aykırı olması gerekir.
- Hukuka aykırı eylem sonucunda vesayet altındaki kişinin uğradığı bir zararın doğmuş olması gerekir.
- Vesayet dairesi görevlisinin eylemi bakımından Devletin sorumluluğu için bu görevlinin sebebiyet vermiş olması yeterlidir; Devlet bakımından kusur aranmaz.
- Vasi, kayyım veya yasal danışman bakımından Devletin ikincil sorumluluğu için zararın bunlardan tazmin ettirilemediğinin ortaya konulması gerekir.
- Rücu hakkının doğması için Devletin zararı tazmin etmiş olması ve zararın doğmasında kusuru bulunan kişinin belirlenmesi gerekir.
Devletin sorumluluğu: hangi sonuçları doğurur?
- Vesayet dairesi görevlisinin hukuka aykırı eylemi ile zarar doğmuşsa Devlet zarar görene doğrudan sorumlu olur.
- Vasi, kayyım ya da yasal danışmanın zararı tazmin edilemezse, bu zarardan Devlet sorumlu olur.
- Devlet zararı tazmin ettikten sonra, zararın doğmasında kusuru bulunanlara rücu eder.
- Zararın doğmasına kusurları ile sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumlu olur.
- Devletin kusursuz sorumluluğu, zarar vasi ve vesayet dairelerinin eylemleri sonucu gerçekleşmişse ikincil niteliktedir ve vasiden tazmin edilemeyen miktarla sınırlıdır.
Vesayet dairesi görevlisi ile vasi, kayyım, yasal danışman arasındaki fark nedir?
Vesayet dairesi görevlilerinin hukuka aykırı eylemleri, Devletin doğrudan ve birinci derecede sorumluluğunu doğurur.
Vasi, kayyım ve yasal danışmanın zararları, öncelikle kendilerinden istenir; Devlet yalnızca tazmin edilemeyen kısımdan sorumludur.
Zarar görenin önce vasiye, kayyıma veya yasal danışmana yönelmesi gerekir; vesayet dairesi görevlisi bakımından ise doğrudan Devlete başvurulabilir.
Devletin kusursuz sorumluluğu ile rücu aşaması arasındaki fark nedir?
Devletin zarar görene karşı sorumluluğunda kusur aranmaz.
Devletin görevlilere karşı rücu hakkında kusur aranır.
Devlet ödediği bedeli yalnızca kusuru bulunan görevlilerden geri alabilir; kusursuz görevliye rücu edilemez.
Rücu eden Devlet ile kusurlu kişiler arasındaki ilişki arasındaki fark nedir?
Zararın doğmasına kusurları ile sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı sorumludur.
Devletin kendi iç ilişkisinde tazmin ettiği zarar, kusurlu kişiler arasında dağılır.
Kusurlu kişiler Devlete karşı müteselsil sorumlu olur; Devlet her birinden tüm zararı isteyebilir.
Devletin sorumluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Devletin sorumluluğunu vasi ve kayyım bakımından da birinci derece saymak; vasi, kayyım ve yasal danışman bakımından Devletin sorumluluğunun ikincil olduğunu gözden kaçırmak.
- Devletin zarar görene karşı kusursuz sorumluluğunu, rücu aşamasında da kusursuz saymak; rücuda kusur aranması gerektiğini atlamak.
- Vasi, kayyım ve yasal danışman bakımından tazmin edilemeyen zararı hesaplamadan doğrudan Devlete başvurmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Devletin vesayet dairesi görevlilerinin neden olduğu zararlardaki sorumluluğunun kusura bağlı olmadığı, rücu aşamasında kusurun aranacağı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2015/10220 E., 17.04.2019)
- Hazinenin vesayet işlemlerine müdahale etmediği iddiasıyla açılan davalarda, Devletin sorumluluğunun m.468 birinci fıkrası kapsamında değerlendirildiği görülmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/3254 E., 2024/4963 K., 27.06.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Zarar görenin, vesayet dairesi görevlisinin ya da vasi, kayyım, yasal danışmanın hukuka aykırı eylemini ve bu eylem ile zarar arasındaki nedensel bağı ispatlaması gerekir.
- Vesayet dairesi görevlisi bakımından Devletin sorumluluğunda kusurun ispatı aranmaz; Devlet ise hukuka aykırılığın bulunmadığını ileri sürerek savunma yapabilir.
- Vasi, kayyım veya yasal danışmandan zararın tazmin edilemediğinin ispatı, Devletin ikincil sorumluluğu için gereklidir.
- Rücu davasında Devletin, zararın doğmasında görevlinin kusurunu ispatlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 sayılı Kanun m.467: Vasi, kayyım ve yasal danışmanların kusur sorumluluğunu düzenler. m.468 bu kişilerin zararlarından Devletin ikincil sorumluluğunu kurduğu için ön koşul niteliğindedir.
- 4721 sayılı Kanun m.38: Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlarda Devletin kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla sorumluluğunu düzenler; m.468 ile paralel bir sorumluluk örneğidir.
- 4721 sayılı Kanun m.1007: Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlarda Devletin sorumluluğunu düzenler; m.468 ile aynı rücu mantığını paylaşır.
TMK m.469 — Görev ve yetki
Madde, vesayet dairelerinde görevli kişilere karşı Devlet tarafından açılan rücu davalarında yetkili mahkemeyi belirler. Birinci fıkra, devletin vesayet dairelerinde görevli kişilere karşı rücu davasını, vesayet dairelerinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesinin görmesini öngörür. İkinci fıkra, vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davalarının vesayet dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görüleceğini düzenler. Madde, dava açma süresini, rücu davasının esasını, sorumluluğun kapsamını ve zamanaşımını düzenlemez; bunlar için vesayet sorumluluğuna ilişkin hükümlere (m.426 vd. ve m.439 vd. gibi) bakılmalıdır. Maddenin yalnızca yetkiye ilişkin olduğu, görev, dava şartları ve esas hukuku kapsamadığı dikkate alınmalıdır.
Görev ve yetki: hangi kavramlar bilinmeli?
- Rücu davası
- Devletin, vesayet dairesinde görevli kişinin kusuru nedeniyle ödediği tazminatı bu kişiden geri istemek için açtığı dava. Madde yalnızca bu davanın hangi mahkemede görüleceğini belirler.
- Vesayet dairesi
- Vesayet işlerini yürütmek üzere kurulmuş devlet birimi. Yetkili mahkemenin belirlenmesinde esas alınan yer bu dairenin bulunduğu yerdir.
- Yetkili asliye mahkemesi (yer bakımından)
- Birinci fıkrada, vesayet dairesinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesi; ikinci fıkrada ise doğrudan vesayet dairesinin bulunduğu yerdeki asliye mahkemesi kastedilmektedir.
Görev ve yetki: hangi şartlar aranır?
- Davanın, devletin vesayet dairelerinde görevli bir kişiye karşı açılmış bir rücu davası olması gerekir.
- Dava birinci fıkra kapsamında ise, vesayet dairesinin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesinde açılmalıdır.
- Dava vesayetle ilgili bir tazminat veya diğer rücu davası ise, vesayet dairesinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülmelidir.
Görev ve yetki: hangi sonuçları doğurur?
- Devletin vesayet dairesi görevlisine karşı açtığı rücu davası, dairenin bulunduğu yere en yakın asliye mahkemesinde görülür.
- Vesayetle ilgili tazminat veya diğer rücu davası, vesayet dairesinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür.
- Madde yalnızca yetkiyi düzenlediğinden, dava açma süresi, sorumluluğun esası ve zamanaşımı bakımından sonuç doğurmaz; bunlar ilgili hükümlere göre belirlenir.
Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, devletin vesayet dairesi görevlisine karşı açtığı rücu davasını kapsar ve yetkili mahkemeyi 'en yakın asliye mahkemesi' olarak belirler.
İkinci fıkra, vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davalarını kapsar ve yetkili mahkemeyi doğrudan 'vesayet dairesinin bulunduğu yer asliye mahkemesi' olarak belirler.
İkinci fıkradaki dava için en yakın asliye mahkemesi aranmaz; vesayet dairesinin bulunduğu yerdeki asliye mahkemesi yetkilidir. Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasında yer bakımından fark bu noktadadır.
Görev ve yetki: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki en yakın asliye mahkemesi kuralını ikinci fıkradaki vesayet dairesi yeri kuralıyla karıştırmak; ikinci fıkradaki davada en yakın asliye mahkemesini aramak.
- Maddeyi dava açma süresi veya zamanaşımı hükmü gibi okumak; madde yalnızca yetkiye ilişkindir.
- Maddeyi sorumluluğun esasını belirleyen bir hüküm gibi değerlendirmek; rücu şartları başka hükümlerde aranır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki kuralının uygulanmasında, davanın açıldığı yerin vesayet dairesinin bulunduğu yer olup olmadığı ve bu yere en yakın asliye mahkemesinin hangisi olduğu esas alınmaktadır. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1005 E., 2023/1057 K., 01.06.2023)
- Dava dışı üçüncü kişi adına vesayet altındaki kişinin malvarlığına ilişkin dava açılmış ise, davacının vasi olduğunu gösteren belgenin ve yetki belgesinin bulunup bulunmadığı yetki ve husumet bakımından incelenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/10053 E., 2024/1220 K., 26.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Yetki itirazı ileri süren taraf, davanın vesayet dairesinin bulunduğu yer dışında açıldığını ve yetkili mahkemenin farklı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Vesayet dairesinin yeri, resmi kayıtlar ve idari belgelerle ispatlanır.
- Davacının vesayet dairesi adına hareket ettiği veya vasi sıfatını taşıdığı, ilgili resmi belgelerle ispatlanır; bu belge bulunmazsa dava açma yetkisi tartışmalı hale gelir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/10053 E., 2024/1220 K., 26.02.2024)
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 4721 m.426: Vesayet dairesi ve vesayet makamlarının görevlerini düzenleyen hükümler; rücu davasının konusu olan görevlinin sorumluluğu bu düzenlemelerle bağlantılıdır. (Madde metninde açıkça anılmamaktadır; kapsam bakımından işlevsel bağ.)
- 4721 m.439: Vesayet altındaki kişi ve vasi ilişkisinde sorumluluğa ilişkin hükümler; rücu davasının esasını belirleyen ilgili hükümlerden biridir. (Madde metninde anılmamaktadır; işlevsel bağ.)
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| on gün | m.461 | Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir. |
| Bir yıl | m.462 | Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması, 7. |
| üç yıl | m.462 | Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması, 7. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
31 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2022/747 E., 2023/1080 K., 15.11.2023İlgili madde: m.462
- Hukuk Genel Kurulu, 2005/195 E., 2005/209 K., 30.03.2005İlgili madde: m.461
- 7. Hukuk Dairesi, 2024/4039 E., 2025/2744 K., 21.05.2025İlgili madde: m.463
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/320 E., 2024/8699 K., 05.12.2024İlgili madde: m.463
- 11. Hukuk Dairesi, 2024/2544 E., 2024/6485 K., 18.09.2024İlgili madde: m.467
- 2. Hukuk Dairesi, 2024/3254 E., 2024/4963 K., 27.06.2024İlgili madde: m.468
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/1927 E., 2024/4198 K., 22.05.2024İlgili madde: m.467
- 7. Hukuk Dairesi, 2023/1264 E., 2024/2337 K., 02.05.2024İlgili madde: m.463
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/10053 E., 2024/1220 K., 26.02.2024İlgili madde: m.467, m.469
- 2. Hukuk Dairesi, 2023/8877 E., 2024/1120 K., 22.02.2024İlgili madde: m.466
Diğer 21 karar
- 11. Hukuk Dairesi, 2023/2024 E., 2024/123 K., 10.01.2024İlgili madde: m.467
- 11. Hukuk Dairesi, 2022/230 E., 2023/3449 K., 01.06.2023İlgili madde: m.460
- 12. Daire, 2022/486 E., 2022/2500 K., 27.04.2022İlgili madde: m.465
- 8. Hukuk Dairesi, 2018/8390 E., 2019/5997 K., 17.06.2019İlgili madde: m.461
- 8. Hukuk Dairesi, 2018/3311 E., 2019/4220 K., 17.04.2019İlgili madde: m.461
- 8. Hukuk Dairesi, 2018/10247 E., 2018/16097 K., 24.09.2018İlgili madde: m.467
- 5. Ceza Dairesi, 2013/11762 E., 2015/15449 K., 22.10.2015İlgili madde: m.466
- 3. Hukuk Dairesi, 2014/21451 E., 2015/2385 K., 17.02.2015İlgili madde: m.461
- 3. Hukuk Dairesi, 2012/10643 E., 2012/14828 K., 12.06.2012İlgili madde: m.461
- 2. Hukuk Dairesi, 2004/7269 E., 2004/8098 K., 21.06.2004İlgili madde: m.463
- İkinci Bölüm, 2015/10220 E., 17.04.2019İlgili madde: m.466, m.468
- İkinci Bölüm, 2015/17844 E., 07.03.2019İlgili madde: m.466
- Birinci Bölüm, 2015/20315 E., 25.12.2018İlgili madde: m.461
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/733 E., 2025/408 K., 25.06.2025İlgili madde: m.463, m.465
- Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/799 E., 2025/382 K., 17.06.2025İlgili madde: m.463, m.465
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, 2023/1447 E., 2025/300 K., 06.03.2025İlgili madde: m.462
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2024/1273 E., 2024/2030 K., 05.12.2024İlgili madde: m.462
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2023/1644 E., 2024/1544 K., 30.10.2024İlgili madde: m.462
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2024/927 E., 2024/351 K., 07.03.2024İlgili madde: m.462
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2023/1005 E., 2023/1057 K., 01.06.2023İlgili madde: m.467, m.469
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2021/1819 E., 2022/1659 K., 10.11.2022İlgili madde: m.462
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 3.4. Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış