Aile hukuku › Vesayet › Vesayetin sona ermesi

Vesayeti gerektiren hâllerin sona ermesi

TMK m.470–478Medeni HukukSon değişiklik: 02.03.2024 (m.471)

Kısaca

TMK m.470, küçük üzerindeki vesayetin sona ermesinin iki yolunu düzenler: vesayetin küçüğün ergin olmasıyla kendiliğinden sona ermesi ve erginliğe mahkemece karar verilmişse mahkemenin küçüğün ergin olacağı tarihi tespit ve ilan etmesi. TMK m.471, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden kalkmasını ve hapis hâlinin devamı sırasında vesayetin sona erdirilebilmesinin koşullarını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.470–478 hükümlerini kapsar.

TMK m.470 — Küçüklerde

TMK m.470, küçük üzerindeki vesayetin sona ermesinin iki yolunu düzenler: vesayetin küçüğün ergin olmasıyla kendiliğinden sona ermesi ve erginliğe mahkemece karar verilmişse mahkemenin küçüğün ergin olacağı tarihi tespit ve ilan etmesi. Hüküm vesayet altındaki küçükler bakımından uygulanır. Madde, vesayetin mahkeme kararıyla sona ermesini, hükümlülerde ve diğer kısıtlılarda vesayetin sona ermesini, vasilik, kayyımlık ve yasal danışmanlık görevlerinin sona ermesini düzenlemez; bunlar için kısıtlı ve küçük dışı hallerde vesayet makamı kararı (m.472), hükümlülerde hapis halinin sona ermesi (m.471), vasilik görevinin sona ermesi (m.479) ve kayyımlığın sona ermesi (m.477) hükümleri geçerlidir. Velayet altındaki çocuklar ile erginlik yaşına gelmeden evlenme gibi halleri de madde kapsamında değerlendirmez.

Küçüklerde: hangi kavramlar bilinmeli?

Kendiliğinden sona erme
Vesayetin, bir karar veya işlem aranmaksızın, sona erdirici olayın gerçekleşmesiyle kendiliğinden son bulmasıdır. Küçük için sona erdirici olay erginliktir; vesayet makamının ayrıca karar vermesi gerekmez.
Erginlik
Küçüğün on sekiz yaşını doldurmasıyla ya da mahkeme kararıyla ergin sayılması durumudur. Madde bakımından erginliğin hangi tarihte gerçekleştiği, doğum tarihine ya da mahkeme kararında tespit edilen tarihe göre belirlenir.
Erginliğe mahkeme kararı
Küçüğün evlenme ya da başka bir sebeple ergin sayılmasına karar verilmesidir. Bu kararda mahkeme, küçüğün hangi tarihte ergin olacağını ayrıca tespit ve ilan eder.

Küçüklerde: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet altındaki kişinin küçük olması gerekir; hüküm velayet altında bulunmayan küçükler için uygulanır.
  • Küçüğün ergin olması gerekir; erginlik, yaşın dolmasıyla ya da mahkeme kararıyla gerçekleşir.
  • Erginliğe mahkemece karar verilmişse, mahkemenin küçüğün hangi tarihte ergin olacağını tespit ve ilan etmiş olması gerekir.
  • Sona erme için vesayet makamının ayrıca karar vermesi aranmaz; erginlik gerçekleştiği anda vesayet kendiliğinden sona erer.

Küçüklerde: hangi sonuçları doğurur?

  • Küçük ergin olduğunda vesayet kendiliğinden sona erer ve vasinin temsil ve yönetim yetkisi de kendiliğinden biter.
  • Erginliğe mahkemece karar verilmişse, vesayet mahkemenin tespit ettiği erginlik tarihinde sona erer.
  • Erginlik kararı yoksa vesayet, küçüğün yaşının dolduğu tarihte sona erer; ayrıca bir tespit ve ilan gerekmez.
  • Sona erme için vesayet makamı kararı aranmaz; bu, m.472'deki kısıtlılardan farklıdır.
  • Vasinin hesap verme ve malları teslim etme yükümlülüğü, vesayetin sona ermesi üzerine doğar; bu yükümlülük m.470'te ayrıca düzenlenmemiştir.

Küçük ile diğer kısıtlılar arasındaki fark nedir?

Küçük üzerindeki vesayet, ergin olmakla kendiliğinden sona erer.

Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, vesayet makamının kararıyla sona erer (m.472).

Küçükte karar gerekmez; kısıtlıda vesayet makamının kararı ve ilanı gerekir.

Erginlik kendiliğinden ile mahkeme kararıyla erginlik arasındaki fark nedir?

Yaş dolmasıyla gerçekleşen erginlikte mahkemenin tarih tespiti söz konusu değildir.

Mahkeme kararıyla erginliğe karar verilmişse, mahkeme aynı zamanda erginlik tarihini tespit ve ilan eder.

Mahkeme kararlı erginlikte vesayetin sona ereceği tarih, mahkemenin tespit ettiği tarihle belirlenir.

Küçük ile hükümlü kısıtlı arasındaki fark nedir?

Küçük üzerindeki vesayet erginlikle sona erer.

Hapis cezasına mahkûmiyet nedeniyle kısıtlı olanlarda vesayet, hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar (m.471).

Her iki halde de sona erme kendiliğinden gerçekleşir; sebep ve ilgili madde farklıdır.

Küçüklerde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Küçüğün ergin olmasından sonra da vesayet makamından sona erme kararı beklemek; küçükte karar gerekmez, vesayet erginlikle kendiliğinden biter.
  • Erginlik kararı verilmişse tespit edilen tarihi yok saymak; sona erme tarihi mahkemenin tespit ettiği tarihtir.
  • Küçük üzerindeki vesayet hükmünü kısıtlılara uygulamak; diğer kısıtlılarda m.472 uyarınca vesayet makamı kararı gerekir.
  • Hükümlü kısıtlıyı küçük gibi değerlendirmek; hükümlülerde sona erme m.471'e göre hapis halinin sona ermesiyle olur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, küçük üzerindeki vesayetin ergin olmakla kendiliğinden sona erdiğini kabul etmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8877 E., 2024/1120 K., 22.02.2024; 18. Hukuk Dairesi, 2014/10634 E., 2014/18506 K., 18.12.2014)
  • Kararlarda, vesayetin sona ermesi için ayrıca vesayet makamı kararı aranmayacağı ve kendiliğinden sona ermenin esas alındığı kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/8877 E., 2024/1120 K., 22.02.2024; 18. Hukuk Dairesi, 2014/10634 E., 2014/18506 K., 18.12.2014)
  • Yargıtay, m.470 hükmünün küçük için sona erme ilkesini koyduğunu ve bu sebeple mahkeme kararının ayrı bir istem olmadığını kabul etmektedir. (18. Hukuk Dairesi, 2015/1416 E., 2015/14866 K., 20.10.2015)

Nasıl ispat edilir?

  • Erginlik yaşının dolduğunu iddia eden taraf, nüfus kaydı ile ergin olma tarihini ispatlar; kayıt doğum tarihini gösterir.
  • Mahkemece erginliğe karar verilmişse, erginlik kararı ve kararın kesinleşme ve ilan belgesi ile vesayetin sona erdiği tarih ispatlanır.
  • Vasi, vesayetin sona erdiğine karşı hesap verme ve görevi devam ettirme yükümlülüğünün bulunmadığını savunursa, bu savunmasını erginlik tarihini gösteren nüfus kaydı ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.471: Hükümlü kısıtlılarda vesayetin hapis halinin sona ermesiyle kendiliğinden kalkmasını düzenler; m.470'in kendiliğinden sona erme ilkesinin hükümlüler için karşılığıdır.
  • 4721 m.472: Diğer kısıtlılarda vesayetin vesayet makamı kararıyla sona ermesini düzenler; m.470'in küçük için kararsız sona erme ilkesinden ayrılır.
  • 4721 m.12: Erginlik kararının koşullarını düzenler; mahkemece erginliğe karar verilmesi halinde m.470/2'nin uygulanmasının dayanağıdır.
  • 4721 m.404: Velayet altında bulunmayan küçüklerin vesayet altına alınmasını düzenler; m.470 bu vesayetin sona ermesini belirler.

TMK m.471 — Hükümlülerde

TMK m.471, özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayetin hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden kalkmasını ve hapis hâlinin devamı sırasında vesayetin sona erdirilebilmesinin koşullarını düzenler. Madde, mahkûmiyet nedeniyle kısıtlanmış ve vesayet altına alınmış ergin kişiler bakımından uygulanır. Maddede kısıtlamanın kendisine, kısıtlama kararının verilme koşullarına, vasinin görevlendirilmesine veya görev ve yetkilerine ilişkin hüküm yoktur; bunlar TMK m.405-408 ile vesayet hükümlerindedir. Hapis cezasının ertelenmesi, denetimli serbestlik veya koşullu salıverilme hâlinde velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin özel düzenleme TCK m.53 kapsamındadır ve bu madde ile ayrı bir rejim oluşturur. Ayrıca kısıtlamanın kaldırılması ve vesayetin sona ermesinin usulü de bu maddede düzenlenmemiştir.

Hükümlülerde: hangi kavramlar bilinmeli?

Mahkûmiyet sebebiyle kısıtlılık
Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan ergin kişinin, hapis hâli devam ettiği sürece vesayet altına alınması durumudur. Madde, bu tür kısıtlılığın hapis hâline bağlı olduğunu ve hapis hâlinin sona ermesiyle birlikte ortadan kalkacağını kabul eder.
Hapis hâli
Kişinin özgürlüğünü bağlayıcı cezanın infazı kapsamında fiilen cezaevinde bulunduğu süreyi ifade eder. Madde metni hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesini ayrıca anar; bu nedenle infazın hukuka aykırı biçimde sona ermesi maddenin kendiliğinden sona erme kuralının kapsamına girmez.
Kişiliğin veya malvarlığının korunması sebebi
Hapis hâli sürerken vesayetin sona erdirilebilmesi için ikinci fıkranın ikinci bendinde aranan ölçüttür. Kişinin kendi kişiliğinin ya da malvarlığının korunmasına duyulan ihtiyacın ortadan kalkmış olmasını ifade eder; bu ihtiyacın varlığı yönünde karar veren merci hâkimdir.
Kesinleşmiş hapis cezası toplamı
Maddenin ikinci fıkrasında iki hâlin ayrılmasında esas alınan ölçüttür. Birden fazla hapis cezasına bağlı kısıtlama kararlarında cezaların toplamı beş yıl eşiğine göre değerlendirilir.

Hükümlülerde: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm edilmiş ve bu mahkûmiyet nedeniyle kısıtlanmış olması gerekir.
  • Vesayetin kendiliğinden sona ermesi için hapis hâlinin hukuka uygun bir şekilde sona ermiş olması gerekir.
  • Hapis hâli sürerken vesayetin sona erdirilebilmesi için, verilen kısıtlama kararlarının toplam beş yıldan az hapis cezasının infazına bağlı olması hâlinde kişinin isteminin bulunması gerekir.
  • Hapis hâli sürerken vesayetin sona erdirilebilmesi için, toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı kısıtlama kararları söz konusuysa, kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkmış olması gerekir.
  • Vesayetin sona erdirilmesi için kişinin hapis hâlinin devam ediyor olması gerekir; hapis hâli sona ermişse ikinci fıkra koşullarının aranmasına gerek yoktur, vesayet birinci fıkra uyarınca kendiliğinden kalkar.

Hükümlülerde: hangi sonuçları doğurur?

  • Hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesiyle vesayet kendiliğinden ortadan kalkar.
  • Hapis hâli sürerken, toplam beş yıldan az hapis cezasının infazına bağlı kısıtlama kararları bakımından kişinin isteği üzerine vesayet sona erdirilebilir.
  • Hapis hâli sürerken, toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi ve kişiliğin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması birlikte aranarak vesayet sona erdirilebilir.
  • Hapis hâli sürerken ikinci fıkradaki şartlar gerçekleşmezse vesayet devam eder.
  • Hapis hâlinin hukuka aykırı biçimde sona ermesi maddenin birinci fıkrasındaki kendiliğinden kalkma sonucunu doğurmaz.

Hapis hâlinin sona ermesi ile hapis hâlinin devamı arasındaki fark nedir?

Hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona ermesi halinde vesayet kendiliğinden kalkar; hiçbir istek veya karar aranmaz.

Hapis hâli sürerken vesayet ancak ikinci fıkrada sayılan koşullarla sona erdirilebilir.

Hapis hâli bittiğinde vesayetin sona ermesi için ayrıca bir başvuru gerekmez; hapis hâli sürerken ise ikinci fıkra şartlarının yerine getirilmesi gerekir.

Beş yıldan az hapis cezası ile beş yıl veya daha fazla hapis cezası arasındaki fark nedir?

Toplam beş yıldan az kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı kısıtlama kararlarında yalnızca kişinin isteminin bulunması aranır.

Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasına bağlı kısıtlama kararlarında kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkmış olması aranır.

Ağır cezalarda vesayetin hapis sürerken sona erdirilmesi, yalnızca isteğe değil korunma ihtiyacının ortadan kalktığının da belirlenmesine bağlıdır.

Hükümlülerde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hapis hâlinin sona ermesi sonrasında da ikinci fıkra şartlarını aramak; birinci fıkra gereği vesayetin kendiliğinden kalktığını gözden kaçırmak.
  • Beş yıldan az cezalarda da kişiliğin veya malvarlığının korunması sebebini aramak; bu şart yalnızca toplam beş yıl veya daha fazla cezada aranır.
  • Toplam cezayı tek tek karar bazında değerlendirmek; ikinci fıkra eşiği kesinleşmiş hapis cezalarının toplamına göre belirlenir.
  • Yıl sınırını bir yıl veya daha uzun süreli cezaya bağlanan kısıtlılık kuralıyla karıştırmak; m.471 hapis hâli süresine ilişkindir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ceza mahkûmiyetine bağlı kısıtlılık hâlinde hapis cezasının infazının sona ermesiyle kısıtlılığın ve vesayetin kendiliğinden kalktığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/63 E., 2018/1760 K., 22.11.2018)
  • Beş yıldan fazla ağır hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, ceza infaz sürecinde kısıtlılığın hapis hâli sona erinceye kadar sürdüğü ve bu hükmün maddenin dikkate alınmasıyla uygulandığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/679 E., 2017/286 K., 23.05.2017; Ceza Genel Kurulu, 2006/55 E., 2006/115 K., 11.04.2006; Ceza Genel Kurulu, 2006/52 E., 2006/96 K., 04.04.2006)
  • İnfaz aşamasında kısıtlılığa ilişkin bu maddenin nazara alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2014/300 E., 2014/423 K., 14.10.2014)
  • Maddenin uygulamada ceza yargılamasında kısıtlılık kararlarıyla birlikte değerlendirildiği görülmektedir. (Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1814 E., 2023/20 K., 18.09.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Vesayetin kendiliğinden kalktığını ileri süren kişi, hapis hâlinin hukuka uygun biçimde sona erdiğini infaz kayıtları veya tahliye belgesi ile ispatlar.
  • Hapis hâli sürerken vesayetin sona erdirilmesini isteyen kişi, toplam kesinleşmiş hapis cezası miktarını mahkûmiyet kararları ve infaz hesabı ile ispatlar.
  • Beş yıl veya daha fazla cezada, kişiliğin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalktığını ileri süren kişi bu iddiayı ispatlamakla yükümlüdür; delil olarak sağlık raporu, bilirkişi raporu veya malvarlığı yönetimine ilişkin belgeler kullanılabilir.
  • Vesayetin devamını savunan taraf, ikinci fıkra şartlarının gerçekleşmediğini ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Maddenin uygulandığı genel kısıtlılık ve vesayet rejimini oluşturur; kısıtlama sebepleri ve vesayetin işleyişi bu kanunun ilgili hükümlerinde düzenlenir.
  • 4721 sayılı Kanun m.407: Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyetin kısıtlama sebebi olduğunu düzenler; m.471 bu kısıtlılığın sona ermesini düzenler.
  • 4721 sayılı Kanun m.406: Kısıtlama sebeplerini sayar; m.471'deki mahkûmiyet sebebiyle kısıtlılık ile ilişkilidir.

TMK m.472 — Kaldırılması

Madde, hükümlü ve küçük dışındaki kısıtlıların üzerindeki vesayetin hangi yolla sona ereceğini düzenler: yetkili vesayet makamının kararı, vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine verilecek sona erme kararı ve vesayetin kaldırılması isteminde bulunma hakkı. Kısıtlı ve ilgililer bakımından uygulanır. Madde, hükümlülerin vesayetinin hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden sona ermesini düzenlemez (m.471). Küçüğün vesayetinin ergin olmakla sona ermesi (m.470), kısıtlama kararının ilanı ve kaldırılmasının ilanı (m.410), akıl hastalığı veya akıl zayıflığında resmî sağlık kurulu raporu şartı (m.474) ve kısıtlamanın kendisinin koşulları (m.405-407) bu maddede düzenlenmez.

Kaldırılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Diğer kısıtlılar
Küçük ve hükümlü olmayan kısıtlılardır. Hükümlülerin vesayeti ve küçüğün vesayeti bu maddenin dışında kalan ayrı rejimlere tabidir.
Yetkili vesayet makamı
Vesayet işlerinde karar veren yetkili makamdır. Vesayetin sona ermesi kararını bu makam verir; mahkeme kararı ile sona erme ayrımı bu kavramın kullanımıyla bağlantılıdır.
Vesayeti gerektiren sebep
Kısıtlamaya yol açan ve vesayetin varlığını haklı kılan durumdur. Bu sebebin ortadan kalkıp kalkmadığı, vesayetin sona erip ermeyeceğini belirler.
Vesayetin kaldırılması isteği
Kısıtlının veya ilgililerinin, vesayetin sona erdirilmesi için yetkili makama başvurmasıdır. Vasi ve denetim makamı da ilgililer kapsamında değerlendirilir.

Kaldırılması: hangi şartlar aranır?

  • Kısıtlının diğer kısıtlılardan olması ve hükümlü ya da küçük rejimine girmemesi gerekir.
  • Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkmış olması gerekir.
  • Yetkili vesayet makamının, sebebin ortadan kalktığını resen araştırarak tespit etmesi ve vesayetin sona ermesine karar vermesi gerekir.
  • Vesayetin sona ermesi için bu kararın verilmiş olması zorunludur; kendiliğinden sona erme bu madde kapsamında öngörülmemiştir.
  • Kısıtlı veya ilgililerinden biri isteyebilir; istem vesayetin kaldırılması talebi biçiminde yapılır.

Kaldırılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Vesayeti gerektiren sebep ortadan kalktığında vesayet makamı vesayetin sona ermesine karar vermek zorundadır.
  • Vesayet makamı kararı verene kadar vesayet devam eder; sebebin ortadan kalkması tek başına vesayeti kendiliğinden sona erdirmez.
  • Kısıtlı veya ilgililerinden her biri vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir; bu istem vesayet makamını harekete geçirir.
  • Kısıtlamanın ilanı yapılmışsa kaldırılması da ilan olunur; ilan kaldırılmanın geçerliliği için değil, açıklama içindir.

Hükümlü kısıtlısı ile diğer kısıtlılar arasındaki fark nedir?

Hükümlü kısıtlısında vesayet, özgürlüğü bağlayıcı cezanın hukuka uygun biçimde sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.

Diğer kısıtlılarda vesayetin sona ermesi, yetkili vesayet makamının kararına bağlıdır.

Hükümlü kısıtlısında karar aranmaz; diğer kısıtlılarda vesayet makamı kararı gerekir. Hükümlüler için ayrı kural m.471'de yer alır.

Vesayet makamının resen karar vermesi ile kısıtlının istemi arasındaki fark nedir?

Sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet makamı kendiliğinden sona erme kararı verir.

Kısıtlı ve ilgililer vesayetin kaldırılması isteminde bulunabilir.

Sebep ortadan kalkmışsa istem olmasa da karar verilmesi gerekir; istem ise makamı bu konuda harekete geçirir.

Kaldırılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hükümlü kısıtlısı için m.471'deki kendiliğinden sona erme kuralını m.472'ye uygulamak; hükümlü vesayetinde karar aramamak.
  • Sebebin ortadan kalkmasını vesayetin kendiliğinden sona ermesi sayarak vesayet makamı kararını beklememek.
  • Kaldırma isteminin yalnızca kısıtlıya tanındığını düşünmek; ilgililer de istemde bulunabilir.
  • Kaldırma kararında ilanın kurucu olduğunu sanmak; ilan açıklayıcıdır, fiil ehliyeti ilana bağlı değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vesayetin kaldırılması kararında, sebebin ortadan kalktığının somut delille ortaya konulması beklenmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2022/11314 E., 2023/3790 K., 05.07.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Vesayetin kaldırılmasını isteyen kişi, vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalktığını ileri sürer ve ispatlar; delil olarak sağlık kurulu raporu, sosyal inceleme veya tanık beyanları kullanılabilir.
  • Vesayet makamı bu konuda resen araştırma yapar; bu nedenle taraf ispat yükünden tamamen kurtulmasa da inceleme yetkisi makamdadır.
  • Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı kaynaklı kısıtlamalarda, sebebin ortadan kalktığının resmî sağlık kurulu raporuyla belirlenmesi gerekir (m.474 bakımından).

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.471: Hükümlü kısıtlısının vesayetinin hapis hâlinin sona ermesiyle kendiliğinden sona ereceğini düzenler; m.472 bu hükümden ayrılır.
  • 4721 sayılı Kanun m.470: Küçük üzerindeki vesayetin ergin olmakla kendiliğinden sona ermesini düzenler; m.472 kapsamı dışındadır.
  • 4721 sayılı Kanun m.473: Kısıtlama kararının ilanı ve kaldırılmasının ilanı ile fiil ehliyetinin kazanılmasının ilana bağlı olmadığını düzenler; m.472'nin son fıkrası bu konuya atıf yapar.
  • 4721 sayılı Kanun m.474: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmış kişide vesayetin kaldırılması için resmî sağlık kurulu raporu şartını getirir.
  • 4721 sayılı Kanun m.410: Kısıtlama kararının kesinleşince ilanını ve ilanın üçüncü kişilere etkisini düzenler.

TMK m.473 — İlân

Bu madde, kısıtlılık kararının kaldırılmasının ilan edilmesi gerektiğini ve fiil ehliyetinin yeniden kazanılmasının ilana bağlı olmadığını düzenler. Kısıtlamanın ilanı ve kaldırılmasının ilanına ilişkin kurallar ile ilanın nasıl yapılacağı bu maddede yer almaz; kısıtlama kararının ilanı ve kaldırma kararının ilanı ayrı bir konudur. Maddenin muhatabı, kısıtlılık kararının kaldırılması sonrasında fiil ehliyetini yeniden kazanan kişi ile bu kişinin işlemleriyle ilgilenen üçüncü kişilerdir. Kısıtlamanın kendisinin ilanı (m.395 ve devamı yönünden ilgili düzenlemeler), kısıtlama sebepleri ve kısıtlı işlemlerinin hükümleri (m.13 ve devamı) bu maddede düzenlenmez. Kısıtlamanın kaldırılmasına karar verilmesinin şartları ve usulü de bu maddenin konusu değildir.

İlân: hangi kavramlar bilinmeli?

Kısıtlılık kararının kaldırılması
Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının mahkemece tespit edilerek kısıtlama kararının sona erdirilmesidir. Kaldırma kararının verilmesi ayrı bir yargısal işlemdir ve bu maddenin kapsamı kaldırma kararının kendisi değil, kararın ilanıdır.
Fiil ehliyeti
Kişinin kendi hakları ve borçları bakımından hukuki işlem yapabilme yetkisidir. Kısıtlılık kararının kaldırılmasıyla bu ehliyet yeniden kazanılır ve kazanım, ilanın yapılmasına bağlı değildir.
İlan
Kararın üçüncü kişilerin bilgisine sunulması için resmi sicil aracılığıyla yapılan duyurudur. Maddeye göre ilan, kaldırma kararının üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi bakımından önem taşır, ehliyetin doğması için değil.

İlân: hangi şartlar aranır?

  • Kısıtlılık kararının kaldırılmış olması gerekir.
  • Kaldırma kararının ilan edilmiş olması, kaldırmanın ilan yoluyla duyurulması anlamına gelir ve bu ilanın yapılması gerekir.
  • Fiil ehliyetinin yeniden kazanılması için ilanın yapılmış olması şart değildir; kaldırma kararının kesinleşmesi yeterlidir.

İlân: hangi sonuçları doğurur?

  • Kısıtlılık kararı kaldırıldığında kaldırmanın ilan edilmesi gerekir.
  • Kaldırma kararının ilan edilmemesi, kişinin fiil ehliyetinin yeniden kazanılmasını engellemez.
  • Kişi, ilan yapılmadan önce yaptığı hukuki işlemler bakımından ehliyetini kazanmış olur; ilanın yapılmamış olması, ehliyetin varlığını ortadan kaldırmaz.

Fiil ehliyetinin kazanılması ile kaldırma kararının ilanı arasındaki fark nedir?

Fiil ehliyetinin yeniden kazanılması, kaldırma kararının kesinleşmesiyle gerçekleşir ve ilanın yapılmasına bağlı değildir.

Kaldırma kararının ilanı, kararın üçüncü kişilere duyurulmasını sağlayan ayrı bir işlemdir ve ehliyetin doğumu için koşul değildir.

İlan yapılmamış olsa bile kişi ehliyetini yeniden kazanmış sayılır; ilanın eksikliği ehliyetin varlığını etkilemez, yalnız üçüncü kişiye karşı ileri sürülebilirliği etkiler.

İlân: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Fiil ehliyetinin yeniden kazanılmasını ilanın yapılmasına bağlamak; madde ehliyeti ilandan bağımsız kılmıştır.
  • Kaldırma kararının ilanını ehliyetin doğum anı saymak; ilan yalnız kararın duyurulmasıdır.
  • Kaldırma kararının ilanı ile kısıtlama kararının ilanını birbirine karıştırmak.

Nasıl ispat edilir?

  • Kısıtlılık kararının kaldırıldığını ve bu kararın ilan edilip edilmediğini ileri süren taraf, bu hususları ilgili mahkeme kararı ve ilan kayıtlarıyla ispatlar.
  • Fiil ehliyetinin yeniden kazanıldığını ileri süren kişi, kaldırma kararının kesinleştiğini belgeyle gösterir; ilanın yapılmamış olması ehliyetin varlığını ortadan kaldırmadığından, ehliyet iddiasının ispatı için ilan kaydı aranmaz.
  • Üçüncü kişiye karşı kaldırma kararının ileri sürülmesi halinde ilanın yapıldığını ileri süren taraf, ilan kaydını sunmakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.473: Maddenin kendisidir; kaldırma kararının ilanı ile ehliyetin yeniden kazanılması arasındaki ilişkiyi düzenler.

TMK m.474 — Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında

TMK m.474, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmış kişi hakkındaki vesayetin kaldırılmasına ilişkin şartı düzenler; kaldırma kararının verilebilmesi için resmî sağlık kurulu raporunun kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını ortaya koymasını koşul kılar. Kısıtlanmış ergin kişinin vesayetinin kaldırılması istemi bakımından uygulanır. Düzenlemez: kısıtlama sebeplerinin kendisi (m.405 ve devamı), kısıtlama kararının ilanı ve kısıtlamanın etkileri (m.409 ve m.410 gibi), kısıtlama sebebinin ortadan kalkmasının dava yoluyla ileri sürülmesi ve kısıtlama davasında usul (m.405 ve m.409 ile birlikte okunan usul hükümleri), koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması (m.436).

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayetin kaldırılması
Kısıtlama kararıyla kısıtlanmış kişi üzerine kurulmuş vesayetin sona erdirilmesi ve kişinin fiil ehliyetinin yeniden kazanılmasıdır. Yalnızca kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının belirlenmesi hâlinde söz konusu olur.
Resmî sağlık kurulu raporu
Kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığının varlığını ya da yokluğunu tespit eden, resmî nitelikteki sağlık kurulunca düzenlenen rapordur. Madde, kaldırma kararının dayanağı olarak bu raporu şart koşar; başka bir delille yetinilmesine izin vermez.
Kısıtlama sebebinin ortadan kalkması
Kısıtlamaya yol açan akıl hastalığı veya akıl zayıflığının artık bulunmadığının tıbbi olarak belirlenmesidir. Kişinin yalnızca iyileşmiş görünmesi ya da vesayet altında yaşamaya uyum göstermesi bu anlamda yeterli değildir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında: hangi şartlar aranır?

  • Kısıtlanmış kişinin akıl hastalığı veya akıl zayıflığı nedeniyle kısıtlanmış olması gerekir.
  • Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığı resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenmiş olmalıdır; raporun yokluğunda kaldırma kararı verilemez.
  • Kaldırma talebi, kısıtlamanın dayandığı sebebin (akıl hastalığı veya akıl zayıflığı) ortadan kalktığı iddiasına dayanmalıdır; başka bir sebebe dayanan kısıtlamanın kaldırılması bu maddenin kapsamına girmez.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında: hangi sonuçları doğurur?

  • Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığı resmî sağlık kurulu raporu ile belirlenirse vesayetin kaldırılmasına karar verilebilir.
  • Resmî sağlık kurulu raporu bulunmadığı sürece, kısıtlama sebebinin ortadan kalktığı iddiası tek başına vesayetin kaldırılmasına yetmez.
  • Rapor, kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını belirlemiyorsa vesayetin kaldırılması talebi reddedilir.

Akıl hastalığı-akıl zayıflığı kaynaklı kısıtlama ile m.406-407 kaynaklı kısıtlama arasındaki fark nedir?

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlanmış kişi, kaldırma için resmî sağlık kurulu raporu koşuluna tabidir.

Savurganlık, alkol veya uyuşturucu bağımlılığı, kötü yaşam tarzı, kötü yönetim ya da özgürlüğü bağlayıcı ceza sebebiyle kısıtlanmış kişi için madde bu koşulu öngörmez.

Kaldırma şartları kısıtlama sebebine göre ayrılır; m.474 yalnız akıl hastalığı ve akıl zayıflığı hâlinde sağlık kurulu raporu koşulunu getirir.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kişinin iyileştiği ya da günlük yaşamda işlerini görebildiği gözlemini, resmî sağlık kurulu raporu yerine geçirmek.
  • Hâkimin, kurul raporunu dinleme takdir yetkisiyle karıştırarak raporu gözardı edebileceğini sanmak; rapor kaldırma kararı için zorunludur.
  • Savurganlık, bağımlılık veya kötü yaşam tarzı nedeniyle kısıtlanmış kişiye m.474'ü uygulamak; bu sebeplerde madde sağlık kurulu raporu koşulunu getirmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kısıtlılığın kaldırılması davalarında mahkemelerin, kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını resmî sağlık kurulu raporu ile aradığı kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7754 E., 2018/421 K., 16.01.2018; 8. Hukuk Dairesi, 2017/2827 E., 2017/10492 K., 12.09.2017)
  • Kısıtlama kararı ile kaldırma talebinin birlikte değerlendirildiği, talebin hangi maddelere dayandığının dava dilekçesinde açıkça belirtildiği görülmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7754 E., 2018/421 K., 16.01.2018; 8. Hukuk Dairesi, 2017/2827 E., 2017/10492 K., 12.09.2017)

Nasıl ispat edilir?

  • Vesayetin kaldırılmasını isteyen taraf, kısıtlama sebebinin ortadan kalktığını ispat yükü altındadır.
  • Bu ispat için resmî sağlık kurulu raporu zorunlu delildir; tanık veya başka bir delil bu raporun yerini tutmaz.
  • Karşı taraf (vesayet makamı veya kısıtlı yakınları) kısıtlama sebebinin hâlâ devam ettiğini savunursa, bunu da yine sağlık kurulu raporu ile ispat etmelidir.
  • Hâkim, karar vermeden önce kurul raporunu göz önünde tutarak kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir; bu dinleme kaldırma kararının ön koşulu değildir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.405: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamanın koşullarını düzenler; m.474'teki kaldırma koşulu bu kısıtlama sebebine bağlıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.409: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamanın ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilebileceğini öngörür; m.474 bu rapor koşulunu kaldırma aşamasına uyarlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.436: Rapor alınması amacıyla kişinin bir sağlık kuruluşuna yerleştirilmesi gerektiğinde uygulanacak koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması hükümlerini içerir.

TMK m.475 — Yönetimde

TMK m.475, savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme sebepleriyle kısıtlanmış kişinin vesayetin kaldırılmasını isteyebilmesi için aranan ön koşulu düzenler; bu koşul, kişinin en az bir yıldır vesayet altında olması ve vesayet altına alınmasını gerektiren sebeple ilgili bir şikâyete yol açmamış olmasıdır. Hüküm, yalnızca bu dört kısıtlama sebebiyle kısıtlanmış ergin kişiye uygulanır. Kısıtlanmanın kendisinin koşullarını (m.406), vesayetin kaldırılmasının genel ilkelerini ve kaldırma kararının usulünü düzenlemez; bunlar m.406, m.405 ve vesayetin sona ermesine ilişkin diğer hükümlerde yer alır. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı (m.405), özgürlüğü bağlayıcı ceza (m.407) ve korunma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması (m.432-437) bakımından bu hüküm doğrudan uygulanmaz.

Yönetimde: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayetin kaldırılması
Kısıtlı kişinin vesayet altından çıkarılması, yani kısıtlamanın sona erdirilmesidir. Kısıtlanmış kişinin kendi isteğiyle yapılabilecek bir başvuruya bağlanmıştır.
Şikâyete meydan vermeme
Kişinin, kısıtlanmasını gerektiren sebep bakımından vesayet altındayken yeniden bir şikâyete yol açmamış olmasıdır. Bu koşulun ölçütü, kısıtlanmaya yol açan davranışın vesayet süresince sürüp sürmediğidir.
Bir yıl
Kaldırma talebinin ileri sürülebilmesi için kişinin vesayet altında geçirmesi gereken asgari süredir. Süre, kısıtlanmanın kesinleşmesinden değil, vesayet altına alınmasını gerektiren sebep bakımından vesayetin fiilen başlamasından itibaren hesaplanır.
Kısıtlama sebepleri (m.406)
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı ve kötü yönetimdir. Bu hükmün uygulanabilmesi için kısıtlanmanın bu sebeplerden birine dayanması gerekir.

Yönetimde: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin m.406 kapsamındaki sebeplerden biriyle kısıtlanmış olması bulunmalıdır.
  • Kişinin en az bir yıldan beri vesayet altında bulunması gerekir.
  • Vesayet altına alınmasını gerektiren sebep bakımından kişinin bir şikâyete meydan vermemiş olması aranmalıdır.
  • Kaldırma talebi, kısıtlı kişi tarafından ileri sürülmelidir; kısıtlı kişinin başvuru ehliyeti ve kaldırma talebinin usulü bu maddede düzenlenmemiştir.

Yönetimde: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir yıl süre dolmuş ve şikâyete yol açmamış kişi, kısıtlanmanın kaldırılmasını isteyebilir.
  • Bir yıl dolmamışsa kişi vesayetin kaldırılmasını bu madde gereği isteyemez.
  • Vesayet altındayken kısıtlanmasını gerektiren sebep bakımından şikâyete yol açılmışsa kaldırma talebi bu koşula takılır.
  • Koşullar gerçekleşmezse vesayet makamı ya da mahkeme kaldırma talebini bu hüküm gerekçesiyle reddeder; hüküm, kısıtlı kişinin kaldırma hakkını tamamen ortadan kaldırmaz, yalnız talebin ileri sürülebilme zamanını ve koşulunu düzenler.

Bir yıl dolmuş ile dolmamış arasındaki fark nedir?

Kısıtlı kişinin vesayet altında en az bir yıl geçirmiş olması hâli.

Vesayet altındaki süre bir yılı doldurmamış olması hâli.

Yalnız bir yılı dolan kişi kaldırma talebinde bulunabilir; süre dolmamışsa talep bu hüküm bakımından ileri sürülemez.

Şikâyete yol açmamış ile şikâyete yol açmış kişi arasındaki fark nedir?

Vesayet altındayken kısıtlanmasını gerektiren sebep bakımından yeni bir şikâyete neden olmayan kişi.

Vesayet süresince kısıtlanmasını gerektiren sebep bakımından şikâyete yol açmış kişi.

Şikâyete yol açan kişi bakımından kaldırma talebinin koşulu gerçekleşmez.

m.475 ile m.405 ve m.407 kısıtlanmaları arasındaki fark nedir?

m.406 sebeplerinden biriyle kısıtlanmış kişi.

Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı, ya da özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlanmış kişi.

m.475 yalnız m.406 kapsamındaki kısıtlanmalar için uygulanır; diğer sebeplerde bu koşul aranmaz.

Yönetimde: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bir yıl süreyi kısıtlanmanın kesinleşmesinden değil, fiilen vesayetin başlamasından hesaplamak; başlangıç tarihini yanlış almak.
  • Şikâyete meydan vermeme koşulunu yalnız geçmiş bir olay olarak değerlendirip vesayet süresince sürdüğünü gözden kaçırmak.
  • m.475'i akıl hastalığı veya özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlanmış kişilere de uygulamak.
  • Koşulların gerçekleşmediği durumda kaldırma hakkının tamamen yok olduğunu varsaymak; hüküm yalnız talebin ileri sürülebilme koşulunu düzenler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kısıtlama sebebinin ortadan kalktığının tespiti için kısıtlı kişinin vesayet altında geçen sürenin ve sonrasındaki davranışının birlikte değerlendirildiği kabul edilmektedir. (18. Hukuk Dairesi, 2014/12828 E., 2014/17761 K., 08.12.2014)

Nasıl ispat edilir?

  • Kaldırma talebinde bulunan kısıtlı kişi, vesayet altında en az bir yıl geçtiğini ispatlamakla yükümlüdür; bu, kısıtlama ve vesayet kayıtlarıyla kanıtlanır.
  • Şikâyete meydan verilmediği iddiası talep sahibi tarafından ileri sürülür ve vesayet dosyası ile ilgili bildirimlerle ispat edilir.
  • Karşı taraf veya vesayet makamı, vesayet süresince kısıtlanmayı gerektiren sebep bakımından şikâyet bulunduğunu iddia ederse, bu iddiayı şikâyet kaydı ya da bildirim belgesiyle ispat etmekle yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.406: Kısıtlama sebeplerini belirler; m.475 yalnız bu maddedeki sebeplerle kısıtlanmış kişiler bakımından uygulanır.
  • 4721 m.405: Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamayı düzenler; m.475'in kapsamı dışında kalır.
  • 4721 m.407: Özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlamayı düzenler; m.475'in kapsamı dışında kalır.
  • 4721 m.432: Korunma amacıyla özgürlüğün kısıtlanmasını düzenler; m.475 bu kısıtlamalar için uygulanmaz.

TMK m.476 — İstek üzerine kısıtlamada

Bu madde, kendi isteğiyle kısıtlanmış kişi (m.408 kapsamında istek üzerine kısıtlama) bakımından, bu kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasının koşulunu düzenler. Hükmün konusu vesayetin kaldırılma koşuludur; kaldırılmanın kime ve hangi usulle başvuruyla yapılacağı ayrıca düzenlenmemiştir. Madde yalnızca kendi isteğiyle kısıtlanmış kişilere uygulanır; akıl hastalığı, savurganlık veya başka bir sebeple kısıtlanmış kişilerin vesayetinin kaldırılması bu maddenin kapsamında değildir. Kısıtlama kararının kendisinin koşullarını (m.405 vd.), istek üzerine kısıtlamanın şartlarını (m.408) ve kısıtlama kararının ilanını düzenlemez. Vesayet makamının görev ve yetkileri, kaldırma kararına karşı kanun yolları ve kaldırma kararının tescil ve ilanı ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

İstek üzerine kısıtlamada: hangi kavramlar bilinmeli?

İstek üzerine kısıtlama
Ayırt etme gücüne sahip ergin kişinin kendi talebi üzerine, vesayet makamınca hakkında kısıtlama kararı verilmesi durumudur. Bu maddenin kapsamı yalnızca bu tür kısıtlamalarla sınırlıdır.
Kısıtlamayı gerektiren sebep
Kısıtlama kararının verilmesine yol açan ve kararın devamını haklı kılan durumdur. Madde bu sebebin ortadan kalkmasını vesayetin kaldırılması için yeterli bir koşul olarak öngörür; sebebin hangi kanun maddesine dayandığına göre ayrı bir değerlendirme gerekir.
Vesayetin kaldırılması
Kısıtlının vesayet altındaki durumunun sona erdirilmesi, yani kısıtlamanın ortadan kaldırılmasıdır. Kısıtlamanın kaldırılması, kısıtlının fiil ehliyetinin yeniden genişlemesi sonucunu doğurur.

İstek üzerine kısıtlamada: hangi şartlar aranır?

  • Kısıtlının, kendi isteğiyle kısıtlanmış olması gerekir; kısıtlama, m.408 uyarınca kişinin kendi talebi üzerine yapılmış olmalıdır.
  • Kısıtlama kararının dayandığı sebebin ortadan kalkmış olması gerekir; sebebin ortadan kalktığı somut olarak ortaya konulmalıdır.
  • Kaldırma, sebebin ortadan kalkmasına bağlı olup başka bir koşula, örneğin kısıtlının talebine veya kısıtlamanın süresinin dolmasına bağlanmamıştır; bu nedenle yalnızca sebebin ortadan kalktığının belirlenmesi kaldırmak için gereklidir.

İstek üzerine kısıtlamada: hangi sonuçları doğurur?

  • Kısıtlama sebebi ortadan kalkmışsa vesayet kaldırılır.
  • Kısıtlama sebebi devam ediyorsa vesayet kaldırılamaz; kısıtlı kişinin kendi isteğiyle kısıtlanmış olması, sebep ortadan kalkmadan vesayetin kaldırılmasını sağlamaz.
  • Kısıtlının talebi tek başına, sebep ortadan kalkmamışsa, vesayetin kaldırılması için yeterli değildir.

İstek üzerine kısıtlanmış kişi ile diğer sebeplerle kısıtlanmış kişi arasındaki fark nedir?

Kendi isteğiyle kısıtlanmış kişi; kısıtlama talebi kişinin kendi iradesine dayanır.

Akıl hastalığı, savurganlık, alkol bağımlılığı veya cezaya mahkumiyet gibi sebeplerle kısıtlanmış kişi; kısıtlama kişinin iradesine değil kanunda sayılan bir durumun varlığına dayanır.

Bu madde yalnızca birinci gruba uygulanır. İkinci grupta vesayetin kaldırılması, kısıtlama sebebinin ortadan kalkmasına ilişkin ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

İstek üzerine kısıtlamada: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kendi isteğiyle kısıtlanmış kişinin talebini yeterli görmek; kaldırma için sebebin ortadan kalkmasının da gerektiğini gözden kaçırmak.
  • Bu maddeyi akıl hastalığı veya savurganlık gibi sebeplerle kısıtlanmış kişilere uygulamak; bu kişiler için ayrı düzenlemeler geçerlidir.
  • Kısıtlamanın süresinin dolmasını kaldırma sebebi saymak; madde kaldırmayı süreye değil sebebin ortadan kalkmasına bağlar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kendi isteğiyle kısıtlanan kişinin vesayetinin kaldırılması talebinde, kısıtlamaya yol açan sebebin gerçekten ortadan kalkıp kalkmadığının araştırılması gerektiği kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Vesayetin kaldırılmasını isteyen kişi, kısıtlamaya yol açan sebebin ortadan kalktığını ispatla yükümlüdür.
  • Sebebin ortadan kalktığı, sağlık kurulu raporu gibi tıbbi belgelerle ya da vesayet makamınca yapılan incelemeyle gösterilebilir.
  • Kısıtlamanın kendi isteğiyle yapılmış olduğu, kısıtlama kararı ve talep belgeleri ile ortaya konulur.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.408: Kendi isteğiyle kısıtlanmanın dayanağıdır; bu maddede söz konusu olan kısıtlama, m.408 uyarınca istek üzerine yapılmış kısıtlamadır.

TMK m.477 — Genel olarak

Madde, kayyımlık ve yasal danışmanlığın sona erme hallerini üç fıkrada düzenler: temsil kayyımlığının görevin bitmesiyle, yönetim kayyımlığının atanma sebebinin ortadan kalkması veya görevden alınmayla, yasal danışmanlığın ise vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona ermesi. Kayyımlık ve yasal danışmanlığın atanma koşulları, yetkili vesayet makamı ve kayyımın yetkileri (m.426-431, m.459-460 ilgili hükümler) bu maddenin konusu değildir. Vasilik görevinin sona ermesi (m.479-483) ve kayyımın görevden alınma sebepleri (m.483) de bu maddede düzenlenmez. Kayyım ve yasal danışman sorumluluğu (m.466 vd.) ile sona ermenin ilanına ilişkin usul (m.478) ayrı maddelerde yer alır.

Genel olarak: hangi kavramlar bilinmeli?

Temsil kayyımlığı
Kayyımın belirli bir işi yapmak üzere görevlendirildiği, yasal temsilcinin yerine geçtiği kayyımlık türüdür. Görevin kapsamı o tek işle sınırlıdır, bu nedenle iş bittiğinde kayyımlık kendiliğinden sona erer.
Yönetim kayyımlığı
Yönetimi kimseye ait olmayan veya yönetilemeyen malvarlığı için atanan kayyımlık türüdür. Sona ermesi için yalnız atanma sebebinin kalkması yetmez; vesayet makamının kayyımlığın kaldırılmasına yönelik kararı da gerekir.
Yasal danışmanlık
Sınırlı ehliyetli kişinin belirli işlerde görüşünün alınması için atanan, temsil yetkisi bulunmayan kurumdur. Vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.
Vesayet makamı
Kayyımlığın sona ermesi ve kaldırılmasına karar veren mercidir. Yönetim kayyımlığında sona erme kararı bu makamdan çıkmak zorundadır.
Görevden alma
Vesayet makamının kayyımı görevinden çıkaran kararıdır. Yönetim kayyımlığında kayyımlığı sona erdiren hallerden biridir; görevden alma sebepleri m.483'te belirlenir.

Genel olarak: hangi şartlar aranır?

  • Temsil kayyımlığının sona ermesi için kayyımın kendisine verilen belirli işin tamamlanmış olması gerekir.
  • Temsil kayyımlığı, işin bitmesinden önce de sona erebilir: atanmasını gerektiren sebep ortadan kalktığında (örneğin yasal temsilci ile küçük arasındaki menfaat çatışmasının ortadan kalkması) kayyımlık da sona erer.
  • Yönetim kayyımlığının sona ermesi için kayyımın atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınması gerekir.
  • Atanmasını gerektiren sebebin ortadan kalkması tek başına yönetim kayyımlığını sona erdirmez; vesayet makamının kayyımlığın kaldırılmasına yönelik kararı da bulunmalıdır.
  • Yasal danışmanlığın sona ermesi için vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümlerin koşullarının gerçekleşmesi ve vesayet makamının bu yönde kararı gerekir.

Genel olarak: hangi sonuçları doğurur?

  • Temsil kayyımlığında, kayyımın yapmakla görevlendirildiği iş bittiğinde kayyımın temsil yetkisi sona erer.
  • Temsil kayyımlığında, atanmasını gerektiren sebep (örneğin menfaat çatışmasının ortadan kalkması) işin bitmeden ortadan kalkarsa kayyımlık da sona erer.
  • Yönetim kayyımlığında, atanma sebebinin ortadan kalkması tek başına kayyımlığı sona erdirmez; vesayet makamı kaldırma kararı vermelidir.
  • Yönetim kayyımı vesayet makamınca görevden alındığında kayyımlık sona erer.
  • Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.
  • Yasal danışmanlıkta atanma sebeplerinin ortadan kalkması, madde metninde ayrıca sona erme sebebi olarak sayılmaz; sona erme için vesayet makamının kararı gerekir.

Temsil kayyımlığı ile yönetim kayyımlığı arasındaki fark nedir?

Temsil kayyımlığında sona erme, yapılacak işin bitmesine bağlıdır ve iş bittiği anda kayyımlık kendiliğinden sona erer.

Yönetim kayyımlığında ise atanma sebebinin ortadan kalkması veya görevden alma gerekir ve bu durumda vesayet makamının kaldırma kararı da aranır.

Temsil kayyımında karar aranmaz; yönetim kayyımında kaldırma kararı olmadan sona erme gerçekleşmez.

Yönetim kayyımlığı ile yasal danışmanlık arasındaki fark nedir?

Yönetim kayyımlığı, atanma sebebinin ortadan kalkması ya da görevden alma ile sona erer.

Yasal danışmanlık ise vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.

Yasal danışmanlıkta sona erme, vesayetin kaldırılmasına ilişkin usul ve koşullara bağlanmıştır; yalnız sebebin ortadan kalkması yeterli değildir.

Temsil kayyımlığı ile atanma sebebinin ortadan kalkması arasındaki fark nedir?

Temsil kayyımlığında atanma sebebinin ortadan kalkması, işin bitmesi gibi sona erme sebebidir.

Yönetim kayyımlığında aynı durum tek başına yeterli değildir, vesayet makamının kaldırma kararı gerekir.

Aynı olgu, kayyımlık türüne göre farklı hukuki sonuç doğurur.

Genel olarak: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Temsil kayyımlığının atanma sebebi ortadan kalkmadan işin bitmesini beklemek; oysa menfaat çatışması ortadan kalktığında kayyımlık işin bitmesinden önce de sona erer.
  • Yönetim kayyımlığında atanma sebebinin ortadan kalkmasını yeterli saymak; vesayet makamının kaldırma kararı olmadan kayyımlık sona ermez.
  • Temsil kayyımının sona ermesi için vesayet makamı kararı aramak; temsil kayyımlığında iş bitimi kendiliğinden sona erme sebebidir.
  • Yasal danışmanlığı yönetim kayyımlığıyla aynı sona erme usulüne bağlamak; yasal danışmanlıkta vesayetin kaldırılmasına ilişkin hükümler ve vesayet makamı kararı esastır.
  • Kayyımlığın sona ermesi ile yetkilerin sona ermesini karıştırmak; sona erme ile birlikte kayyımın temsil yetkisi de ortadan kalkar, ancak bu, ilan ve tescil usullerinden ayrı bir sorudur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Temsil kayyımlığında Yargıtay, kayyımın atandığı işin tamamlanmasıyla kayyımlığın sona ereceğini, bu yönde ayrı bir vesayet makamı kararı aranmayacağını kabul etmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3640 E., 2025/1695 K., 27.03.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/3673 E., 2025/1716 K., 27.03.2025)
  • Yargıtay, temsil kayyımının bir ortaklığın giderilmesi davasında paydaşı temsil etmek üzere atanmasını m.477/1 kapsamındaki temsil kayyımlığı olarak nitelendirmekte; bu tür kayyımın yönetim kayyımı sayılmayacağını ortaya koymaktadır. (7. Hukuk Dairesi, 2025/539 E., 2025/4548 K., 23.10.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/3639 E., 2025/1696 K., 27.03.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/2977 E., 2025/1295 K., 05.03.2025)
  • Yargıtay, gaiplik ve on yıllık resmi yönetim koşullarının oluşmadığı bir durumda atanan kayyımın yönetim kayyımı değil, temsil kayyımı olarak değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/3639 E., 2025/1696 K., 27.03.2025; 7. Hukuk Dairesi, 2024/2977 E., 2025/1295 K., 05.03.2025)
  • Yargıtay, kimliği tespit edilemeyen ve adresi bulunamayan paydaşları temsil etmek üzere atanan kayyımı m.477/1 kapsamında temsil kayyımı olarak görmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2024/2981 E., 2025/1200 K., 03.03.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Temsil kayyımlığının sona erdiğini ileri süren taraf, kayyımın atandığı işin tamamlandığını ispatlamalıdır; bu ispat çoğunlukla dava dosyası, tapu kaydı veya mahkeme kararı gibi yazılı belgelerle yapılır.
  • Yönetim kayyımlığının atanma sebebinin ortadan kaldığını ileri süren taraf, sebebin ortadan kalktığını belgeyle göstermek ve vesayet makamından kaldırma kararı çıkarılmasını sağlamakla yükümlüdür.
  • Yönetim kayyımının görevden alındığını ileri süren taraf, vesayet makamının görevden alma kararını yazılı olarak ortaya koymalıdır.
  • Yasal danışmanlığın sona erdiğini ileri süren taraf, vesayetin kaldırıldığını ve vesayet makamının bu yönde karar verdiğini belgeyle ispatlamalıdır.
  • Kayyımlığın sona erdiğine itiraz eden karşı taraf, sona erme olgusunun gerçekleşmediğini, örneğin işin tamamlanmadığını veya atanma sebebinin devam ettiğini, aynı belgelerle göstermek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.426: Temsil kayyımlığının atanma hallerini düzenler; m.477/1'deki sona erme, bu hallerin ortadan kalkmasıyla da gerçekleşebilir.
  • 4721 m.427: Yönetim kayyımlığının atanma hallerini düzenler; m.477/2'deki atanma sebebinin ortadan kalkması bu sebeplere dayanır.
  • 4721 m.429: Yasal danışmanlığın atanma koşullarını düzenler; m.477/3'teki sona erme bu kurumun konusudur.
  • 4721 m.483: Kayyımın görevden alınma sebeplerini belirler; m.477/2'deki görevden alma yoluyla sona ermenin koşullarını tamamlar.
  • 4721 m.478: Kayyımlığın atanma ve sona ermesinin ilanına ilişkin usulü düzenler; sona erme kararının ilanı bu madde ile bağlantılıdır.

TMK m.478 — İlân

TMK m.478, kayyımlığın sona ermesinin ilan edilmesini düzenler. Hüküm, atamanın ilan edilmiş olması veya vesayet makamının gerekli görmesi hallerinde, kayyımlığın sona erdiğinin de ilan olunmasını öngörür. Madde yalnızca kayyımlık sona erme ilanına ilişkindir; kayyım atanmasının ilanını, kayyımın görev ve yetkilerini, kayyımın hesap vermesini ve kayyımlığın hangi hallerde sona ereceğini düzenlemez. Kayyımın atanmasına ilişkin ilan kuralları (m.477), kayyımlık sona erme sebepleri ve kayyımın görevine ilişkin hükümler ise ayrı maddelerde yer alır. Kişi bakımından, ilan kuralı Türk Medeni Kanunu'nun kayyımlığa ilişkin hükümleri kapsamındaki durumlar için geçerlidir.

İlân: hangi kavramlar bilinmeli?

Kayyımlık
Bir kişinin veya malvarlığının korunması için vesayet makamınca atanan kayyımın görev yaptığı koruma durumudur. Kayyımlığın sona ermesi, görevin sona ermesi anlamına gelir ve ilanın konusunu oluşturur.
Atamanın ilanı
Kayyım atanmasına ilişkin kararın usulüne uygun biçimde ilan edilmesidir. Madde, sona erme ilanının hangi hallerde yapılacağını bu ilanla bağlantılı olarak belirler.
Vesayet makamı
Kayyımın atanmasını, denetimini ve görevinin sona ermesini yöneten, Medeni Kanun'da yetkili kılınmış makamdır. Madde bakımından sona erme ilanının ayrıca yapılıp yapılmayacağını takdir eden mercidir.
Sona erme ilanı
Kayyımlığın sona erdiğinin, atama ilanının yapıldığı biçimde kamuya duyurulmasıdır. Maddedeki ilan, atama ilanının varlığına bağlı olmakla birlikte vesayet makamının takdirine de dayanabilir.

İlân: hangi şartlar aranır?

  • Kayyım atanmış olmalıdır ve atama kararı ilan edilmiş olmalıdır, ya da vesayet makamı kayyımlığın sona ermesinin ilanını gerekli görmelidir.
  • Kayyımlığın gerçekten sona ermiş olması gerekir; ilan, sona ermeyi doğurmaz, yalnızca sona ermeyi duyurur.
  • Kayyımlığın sona erdiğinin ilanı, atamanın ilan edilmiş olması hâlinde zorunludur ya da vesayet makamının gerekli görmesi hâlinde yapılır.

İlân: hangi sonuçları doğurur?

  • Atama ilan edilmişse, kayyımlığın sona erdiği de ilan olunur.
  • Atama ilan edilmemişse ve vesayet makamı gerekli görmüşse, kayyımlığın sona erdiği ilan olunur.
  • Atama ilan edilmemişse ve vesayet makamı gerekli görmemişse, sona erme ilanı yapılmaz; bu durum kayyımlığın sona ermesini etkilemez.

Atamanın ilanı varlığı ile vesayet makamının takdiri arasındaki fark nedir?

Atama ilan edilmişse, kayyımlığın sona erdiğinin de ilanı kanunun gereği olarak yapılır.

Atama ilan edilmemişse, sona erme ilanı yalnızca vesayet makamının gerekli görmesi hâlinde yapılır.

İlanın zorunlu olup olmadığı, atamanın ilan edilmiş olup olmadığına bağlanır; ilan edilmemiş atamada sona erme ilanı takdire kalır.

İlân: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sona erme ilanını, atamanın ilan edilmemiş olduğu hâlde kendiliğinden zorunlu saymak; ilan zorunluluğu yalnızca atama ilanına ya da vesayet makamının gerekli görmesine bağlıdır.
  • İlanı kayyımlığın sona ermesinin kurucu unsuru saymak; ilan sona ermeyi duyurur, doğurmaz.

Nasıl ispat edilir?

  • Sona erme ilanının yapılması gerektiğini ileri süren taraf, atamanın ilan edilmiş olduğunu ya da vesayet makamının ilanı gerekli gördüğünü ilan belgeleriyle veya vesayet makamı kararıyla ispatlar.
  • Kayyımlığın sona erdiği iddiası, sona erme sebebine ilişkin belgelerle ispatlanır; ilanın kendisi bu sona ermenin yerine geçmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.477: Kayyım atamasının ilanına ilişkin kuraldır; m.478'deki sona erme ilanının dayanağı olan atama ilanını düzenler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
beş yıldanm.471Toplam beş yıldan az olan hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin isteminin bulunması, 2.
beş yılm.471Toplam beş yıl veya daha fazla kesinleşmiş hapis cezasının infazına bağlı olarak verilen kısıtlama kararları bakımından kişinin talebi üzerine kişiliğinin veya malvarlığının korunması sebebinin ortadan kalkması.
bir yıldanm.475Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan kişinin vesayetin kaldırılmasını isteyebilmesi, en az bir yıldan beri vesayet altına alınmasını…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

21 karar
  1. 7. Hukuk Dairesi, 2025/539 E., 2025/4548 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.477
  2. 7. Hukuk Dairesi, 2024/3640 E., 2025/1695 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.477
  3. 7. Hukuk Dairesi, 2024/3639 E., 2025/1696 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.477
  4. 7. Hukuk Dairesi, 2024/3673 E., 2025/1716 K., 27.03.2025
    İlgili madde: m.477
  5. 7. Hukuk Dairesi, 2024/3176 E., 2025/1636 K., 24.03.2025
    İlgili madde: m.478
  6. 7. Hukuk Dairesi, 2024/2977 E., 2025/1295 K., 05.03.2025
    İlgili madde: m.477
  7. 7. Hukuk Dairesi, 2024/2981 E., 2025/1200 K., 03.03.2025
    İlgili madde: m.477
  8. 5. Hukuk Dairesi, 2024/7840 E., 2024/9371 K., 02.12.2024
    İlgili madde: m.470
  9. 2. Hukuk Dairesi, 2023/5397 E., 2024/5275 K., 03.07.2024
    İlgili madde: m.472
  10. 2. Hukuk Dairesi, 2023/5627 E., 2024/5277 K., 03.07.2024
    İlgili madde: m.472
Diğer 11 karar
  1. 2. Hukuk Dairesi, 2023/6365 E., 2024/4893 K., 26.06.2024
    İlgili madde: m.472
  2. 2. Hukuk Dairesi, 2023/4738 E., 2024/4301 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.472
  3. 2. Hukuk Dairesi, 2023/4742 E., 2024/4303 K., 05.06.2024
    İlgili madde: m.472
  4. 2. Hukuk Dairesi, 2023/8877 E., 2024/1120 K., 22.02.2024
    İlgili madde: m.470
  5. 2. Hukuk Dairesi, 2022/11314 E., 2023/3790 K., 05.07.2023
    İlgili madde: m.472
  6. 8. Hukuk Dairesi, 2017/7754 E., 2018/421 K., 16.01.2018
    İlgili madde: m.474
  7. 8. Hukuk Dairesi, 2017/2827 E., 2017/10492 K., 12.09.2017
    İlgili madde: m.474
  8. 18. Hukuk Dairesi, 2015/1416 E., 2015/14866 K., 20.10.2015
    İlgili madde: m.470
  9. 18. Hukuk Dairesi, 2014/10634 E., 2014/18506 K., 18.12.2014
    İlgili madde: m.470
  10. 18. Hukuk Dairesi, 2014/12828 E., 2014/17761 K., 08.12.2014
    İlgili madde: m.475
  11. Birinci Bölüm, 2015/69 E., 31.10.2018
    İlgili madde: m.474

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 02.03.2024 (m.471).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.4. Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış