Aile hukuku › Vesayet › Vesayetin sona ermesi

Vasilik görevinin sona ermesi

TMK m.479–488Medeni Hukuk

Kısaca

TMK m.479, vasilik görevinin kendiliğinden, yani bir karar ya da işlem gerekmeksizin sona erdiği iki hali düzenler: vasinin fiil ehliyetini yitirmesi ve vasinin ölümü. TMK m.480 vasilik görevinin sona erme hallerinden birini düzenler: vasilik görevi, uzatılmadığı takdirde, sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer. TMK m.481, vasinin vasilik görevini kendiliğinden bırakmak zorunda olduğu hali ve vasinin kaçınma sebebi doğduğunda görevden alınmasını isteyebilmesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.479–488 hükümlerini kapsar.

TMK m.479 — Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve ölüm

TMK m.479, vasilik görevinin kendiliğinden, yani bir karar ya da işlem gerekmeksizin sona erdiği iki hali düzenler: vasinin fiil ehliyetini yitirmesi ve vasinin ölümü. Madde vasinin vesayet altındaki kişi bakımından görevini kimin sona erdirdiğini ve hangi olaylarla görevin bittiğini belirler. Hüküm vasilik görevini yürüten gerçek kişi vasiler hakkında uygulanır. Madde, sürenin dolması, engel veya kaçınma sebebi, görevden alma gibi diğer sona erme hallerini düzenlemez; bunlar m.480 ile m.481 ve m.483'te yer alır. Görevi sona eren vasinin yeni vasi gelene kadar zorunlu işleri yapma yükümlülüğü m.482'dedir. Vesayetin kendisinin sona ermesi (m.472) ve kesin hesap ile malvarlığının teslimi (m.489 ve devamı) da bu maddenin kapsamı dışındadır.

Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve ölüm: hangi kavramlar bilinmeli?

Vasilik görevi
Vesayet altındaki kişinin kişisel ve malvarlığı işlerini vesayet makamınca atanan vasinin üstlendiği görevin tamamıdır. Görev, vesayetin varlığına bağlı olsa da vesayetten ayrı bir sıfat olarak sona erebilir.
Fiil ehliyetini yitirme
Vasinin kendisi hakkında kısıtlama kararı verilmesi gibi nedenlerle fiil ehliyetini kaybetmesidir. Madde metni yalnızca bu yitirilmenin vasilik görevini sona erdirdiğini söyler; ehliyetin hangi sebeple kaybedildiğine bakılmaz.
Vasinin ölümü
Gerçek kişi olan vasinin ölmesidir. Ölüm görevi kendiliğinden sona erdirir ve vesayet makamının bir işlemi gerekmez.
Kendiliğinden sona erme
Görevin vesayet makamının kararı, görevden alma ya da ilgililerin talebi olmadan, olayın gerçekleşmesiyle sona ermesidir. Bu hallerde m.479 ile m.482 birlikte değerlendirilir.

Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve ölüm: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin fiil ehliyetini yitirmiş olması gerekir; bu, vasinin kendisinin kısıtlanmasıyla gerçekleşebilir ve görev bu andan itibaren sona erer.
  • Vasinin ölmüş olması gerekir; ölüm anı görevin sona erdiği andır.
  • Bu iki olaydan birinin gerçekleşmesi yeterlidir; başka bir işlem, karar ya da bildirim aranmaz.

Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve ölüm: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasinin fiil ehliyetini yitirmesi halinde vasilik görevi kendiliğinden sona erer.
  • Vasinin ölümü halinde vasilik görevi kendiliğinden sona erer.
  • Bu hallerde m.482 uyarınca görevi sona eren vasinin yeni vasi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapma yükümlülüğü doğmaz; bu hüküm m.479 hallerinde uygulanmaz.
  • Vasinin vasilik görevinin sona ermesi, vesayet makamının görevden alma kararı verilmediği sürece vasinin kesin hesap ve malvarlığını teslim yükümlülüklerini ortadan kaldırmaz; bu yükümlülükler ayrı hükümlere tabidir.

Fiil ehliyetini yitirme ile görevden alma arasındaki fark nedir?

Fiil ehliyetini yitirmede görev olayın gerçekleşmesiyle kendiliğinden sona erer.

Görevden almada vesayet makamının m.483 uyarınca verdiği karar ve usul gerekir.

Ehliyet kaybında vesayet makamının kararı beklenmez; görevden almada karar gerekir ve bu kararla görev sona erer.

Ölüm ile sürenin dolması arasındaki fark nedir?

Ölümde görev, vasinin ölüm anında kendiliğinden biter ve mirasçıların bu görevi üstlenmesi söz konusu değildir.

Sürenin dolmasında görev, uzatılmadığı takdirde m.480 uyarınca biter.

Ölümde m.482 uyarınca göreve devam zorunluluğu uygulanmaz; sürenin dolmasında ise bu zorunluluk doğar.

Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve ölüm: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Geçici ayırt etme gücü kaybını m.479 kapsamında saymak; bu hal m.483/1 kapsamındadır ve vesayet makamının görevden alma kararı gerekir.
  • Ölüm halinde mirasçıların vasinin görevini devam ettirdiğini varsaymak; görev kendiliğinden sona erer.
  • Ehliyet kaybını vesayetin sona ermesiyle karıştırmak; m.479 yalnızca vasinin ehliyetini ilgilendirir, vesayet altındaki kişinin vesayetini değil.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vasinin kısıtlanması, yasa gereği kendiliğinden vasinin görevini sona erdirir; sürekli ayırt etme gücü kaybında da m.479 uygulanır.
  • Geçici olarak ayırt etme gücünün kaybı halinde m.479 değil m.483 uygulanır ve vesayet makamı vasiyi görevden alabilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Vasinin fiil ehliyetini yitirdiğini iddia eden taraf, kısıtlama kararı veya bu karara ilişkin kesinleşmiş belge ile bu durumu ispatlamalıdır.
  • Vasinin ölümü, nüfus kaydı veya ölüm belgesi ile ispatlanır; ölüm belgesi görevin sona erdiğini gösteren en güçlü delildir.
  • Görevin sona erdiğini savunan taraf, sona erme olayının bu maddedeki hallerden biri olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; başka bir sona erme sebebini ileri süren taraf onu da kanıtlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.480: Sürenin dolmasıyla sona eren görevi düzenler; m.479 ile birlikte görevin kendiliğinden sona erme hallerini tamamlar.
  • 4721 sayılı Kanun m.482: Görevi sona eren vasinin yeni vasi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapma yükümlülüğünü düzenler; m.479 hallerinde uygulanmaz.
  • 4721 sayılı Kanun m.483: Vasinin vesayet makamınca görevden alınmasının sebeplerini ve usulünü düzenler; m.479'daki kendiliğinden sona ermeden ayrılır.
  • 4721 sayılı Kanun m.472: Vesayetin mahkeme kararıyla sona ermesini düzenler; vesayetin sona ermesi vasinin görevini de sona erdirir.

TMK m.480 — Sürenin dolması

Bu madde vasilik görevinin sona erme hallerinden birini düzenler: vasilik görevi, uzatılmadığı takdirde, sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer. Madde, vasilik görevinin süreli olarak verildiği ve süresinin dolmasının görevi sona erdirdiği durumlara uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: vasiliğin sona ermesinin diğer halleri, vasinin görevden alınması ve görevin uzatılması işlemi (ilgili diğer maddelerde yer alır), ve vasinin hesap verme yükümlülüğü ile hesabın ibrası (ayrı maddelerde yer alır).

Sürenin dolması: hangi şartlar aranır?

  • Vasilik görevinin süreli olarak tesis edilmiş olması gerekir.
  • Görevin uzatılmadığının belirlenmesi gerekir; uzatma kararı verilmişse madde uygulanmaz.
  • Öngörülen sürenin dolmuş olması gerekir; süre dolduğunda görev kendiliğinden sona erer ayrıca bir fesih işlemine gerek yoktur.

Sürenin dolması: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasilik görevi sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erer.
  • Görev uzatılmışsa, madde gereği görev süresi dolduğunda sona ermez.

Sürenin dolması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Görev süresi dolduktan sonra ayrıca fesih kararı aranmasının gerekli olduğunu sanmak; sürenin dolması kendiliğinden sona erme için yeterlidir.
  • Uzatma işlemini gerekli koşullara uymadan kabul etmek; uzatma ancak kanunda öngörülen usulle yapılabilir.

Nasıl ispat edilir?

  • Vasilik görevinin süreli olduğunu ve sürenin dolduğunu ileri süren kişi, bu hususu karar veya atama belgesi ile ispatlamalıdır.
  • Görevin uzatıldığını iddia eden taraf, uzatma kararını ispatlamalıdır; uzatma kararı yoksa görev sürenin dolmasıyla sona erdiği kabul edilir.

TMK m.481 — Engelin veya kaçınma sebebinin ortaya çıkması

Madde, vasinin vasilik görevini kendiliğinden bırakmak zorunda olduğu hali ve vasinin kaçınma sebebi doğduğunda görevden alınmasını isteyebilmesini düzenler. Vasinin görevine devam etmek zorunda kaldığı önemli sebepler de maddenin kapsamındadır. Hüküm vasi olarak atanmış kişiler bakımından uygulanır. Madde, vasinin görevden alınmasına karar verecek merciin yetkisini, görevden alma usulünü, vasinin hesap verme yükümlülüğünü ve vasinin sorumluluğunu düzenlemez (m.403 ve devamı, m.450 ve devamı gibi vesayet makamına ve hesap yükümlülüğüne ilişkin hükümler ayrıca değerlendirilmelidir). Vasinin görevden alınmasına karar veren vesayet makamının işlemleri ile vasinin ret ve kaçınma usulü de bu maddede yer almaz.

Engelin veya kaçınma sebebinin ortaya çıkması: hangi kavramlar bilinmeli?

Vasilik engeli
Vasinin vasilik görevini yürütmesine hukuken engel oluşturan durumdur. Bu engel vasi atandıktan sonra ortaya çıkmış olmalıdır.
Kaçınma sebebi
Vasinin görevi yürütmesini etkileyebilecek, kişisel veya ilişkisel nitelikte, görevden çekilmesini gerektirmeyen ama görevden alınmasını isteme imkânı veren sebeptir. Madde, bu sebebin ortaya çıkmasının vasiyi görevden çekilmeye zorlamadığı, yalnızca görevden alınmasını istemesine imkân verdiği hali ayırır.
Önemli sebep
Kaçınma sebebi ortaya çıkan vasinin, görevden alınmasını isteme hakkına rağmen görevine devam etmek zorunda olduğu hâllerdir. Önemli sebebin varlığı, görevden alınma talebini engeller.
Vasinin görevden çekilmesi
Vasilik engeli doğduğunda vasinin kendiliğinden görevi bırakmak zorunda olması durumudur. Bu hâlde vasinin ayrıca görevden alınma kararı beklemesi gerekmez.
Sürenin bitimi
Vasinin görevinin olağan olarak sona ereceği süreyi ifade eder. Görevden alınma talebi bu süre dolmadan yapılmalıdır.

Engelin veya kaçınma sebebinin ortaya çıkması: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin görevini yürütmesine engel bir sebebin, vasi atandıktan sonra ortaya çıkmış olması gerekir; bu hâlde vasi görevinden çekilmek zorundadır.
  • Vasinin bir kaçınma sebebinin ortaya çıkmış olması gerekir; bu sebep vasilik engeli düzeyinde değildir ve vasiye görevden alınmasını isteme imkânı verir.
  • Kaçınma sebebi ortaya çıktığında vasinin görevden alınmasını, vasilik sürenin bitiminden önce istemesi gerekir.
  • Önemli sebeplerin varlığı hâlinde vasi görevine devam etmek zorundadır; bu durumda görevden alınma talebi sonuç doğurmaz.
  • Vasinin görevden çekilme ya da görevden alınma talebinin doğurduğu sonucun kesinleşmesi için vesayet makamının işlemi gerekir.

Engelin veya kaçınma sebebinin ortaya çıkması: hangi sonuçları doğurur?

  • Vasilik engeli ortaya çıktığında vasi görevinden çekilmek zorundadır.
  • Kaçınma sebebi ortaya çıktığında vasi, sürenin bitiminden önce görevinden alınmasını isteyebilir.
  • Önemli sebep varsa vasi, kaçınma sebebine rağmen görevine devam etmek zorundadır.
  • Görevden çekilme ya da görevden alınma talebi, vasinin görevden uzaklaşmasını ilgili merci kararına bağlar ve bu hüküm vasinin görevinin korunmasına yöneliktir.

Vasilik engeli ile kaçınma sebebi arasındaki fark nedir?

Vasilik engeli, vasinin görevini yürütmesine hukuken engel olan ve vasiyi görevden çekilmeye zorunlu kılan sebeptir.

Kaçınma sebebi, vasinin görevden alınmasını isteme imkânı veren ama görevden çekilmeyi zorunlu kılmayan sebeptir.

Vasilik engelinde vasi kendiliğinden görevden çekilmek zorundadır; kaçınma sebebinde ise görevden alınmasını isteyebilir.

Görevden alınma talebi ile göreve devam zorunluluğu arasındaki fark nedir?

Vasinin kaçınma sebebi nedeniyle görevden alınmasını istemesi, vasinin bir hakkıdır.

Önemli sebeplerin varlığında vasi, görevden alınmasını isteme hakkına rağmen görevine devam etmek zorundadır.

Önemli sebep varsa talep yapılsa bile vasi görevini sürdürür.

Engelin veya kaçınma sebebinin ortaya çıkması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kaçınma sebebini vasilik engeliyle karıştırmak; kaçınma sebebinde vasinin kendiliğinden görevden çekilmesinin gerekmediğini gözden kaçırmak.
  • Görevden alınma talebini sürenin bitiminden sonra yapılabilir sanmak; talebin sürenin bitiminden önce yapılması gerektiğini ihmal etmek.
  • Önemli sebep bulunduğunda vasinin görevden alınma talebinin sonuç doğuracağını varsaymak; vasinin görevine devam etmek zorunda olduğunu göz ardı etmek.

Nasıl ispat edilir?

  • Vasinin görevden çekilmek zorunda olduğunu ileri süren taraf, vasilik engelinin varlığını ve ortaya çıkış tarihini ispat yükü altındadır.
  • Kaçınma sebebinin varlığını ileri süren kişi, bu sebebi somut olaylarla ispat etmelidir.
  • Vasi önemli sebebin varlığını savunuyorsa, bu sebebin görevine devamı gerektirdiğini ispat etmek zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Vasilik, vesayet makamı ve vasinin görevi ile ilgili genel düzenlemeleri içerir; m.481 bu kurumun bir parçası olarak vasinin görevden çekilme ve görevden alınma talebini düzenler.

TMK m.482 — Göreve devam zorunluluğu

Türk Medeni Kanunu m.482, görevi sona eren vasinin, yerine yeni vasi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapma yükümlülüğünü düzenler. Hüküm, vasinin görevinin m.480 veya m.481 uyarınca sona ermesi ile geçici vasi tayini (m.420) ve anlaşmalı sona erme hallerinde uygulanır. Vasinin görevden alınmasına ilişkin hükümler (m.479, m.483, m.484'e dayalı sona erme hâlleri) bakımından uygulanmaz. Vasinin görevden alınma sebeplerini, vasinin sorumluluğunu ve yenisinin atanma usulünü düzenlemez; bunlar m.483 ve m.484 ile vesayet hukukunun ilgili hükümlerinde yer alır. Vasinin temsil yetkisinin kapsamı ve sorumluluk hükümleri de bu maddenin konusu değildir.

Göreve devam zorunluluğu: hangi kavramlar bilinmeli?

Görevi sona eren vasi
Vesayet makamının kararıyla ya da kanunda öngörülen bir sebeple vesayet görevi bitmiş olan kişidir. Madde bu kişinin yükümlülüğünü düzenler; görevine devam eden vasi bu kapsamda değildir.
Zorunlu işler
Vesayet altındaki kişinin menfaatlerinin gecikmeden korunması için yapılmaması halinde zarar doğacak işlemlerdir. Maddede tek tek sayılmamıştır, somut olaya göre belirlenir.
Yeni vasinin göreve başlaması
Yerine atanan vasinin göreve başlamasıdır. Yükümlülük bu ana kadar sürer ve yeni vasinin işe başlamasıyla sona erer.
Temsil yetkisi
Görevi sona eren vasinin, yenisi göreve başlayıncaya kadar tam kapsamıyla devam eden yetkisidir. Bu yetki zorunlu işlerin yapılmasını mümkün kılar.

Göreve devam zorunluluğu: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin görevinin m.480 veya m.481 uyarınca, ya da m.420 uyarınca geçici vasi tayini veya anlaşmalı sona erme ile sona ermiş olması gerekir.
  • Vasinin görevinin m.479, m.483 veya m.484'e dayalı bir sebeple sona ermemiş olması gerekir; bu hâllerde madde uygulanmaz.
  • Yerine yeni vasi atanmış ve bu vasi henüz göreve başlamamış olmalıdır.
  • Yapılan işlemlerin zorunlu işler niteliğinde olması, yani gecikmesi vesayet altındaki kişinin menfaatine zarar verecek işler olması gerekir.
  • Yükümlülük yeni vasinin göreve başlamasına kadar devam eder; bu andan sonra eski vasinin bu görevi sürmez.

Göreve devam zorunluluğu: hangi sonuçları doğurur?

  • Görevi sona eren vasi, yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür.
  • Yeni vasi göreve başladığında eski vasinin bu yükümlülüğü sona erer.
  • Vasinin temsil yetkisi, yenisi göreve başlayıncaya kadar tam kapsamıyla devam eder.
  • Zorunlu işlerin yapılmaması halinde vasinin sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır; yani zarar doğması hâlinde sorumluluk doğar.
  • Madde m.479, m.483 veya m.484'e dayalı sona erme hâllerinde uygulanmaz; bu hâllerde eski vasinin bu yükümlülüğü doğmaz.

Görevi sona eren vasi ile görevden alınan vasi arasındaki fark nedir?

m.480 veya m.481 ya da m.420 ve anlaşmalı sona erme hâllerinde görevi biten vasi, zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür.

m.479, m.483 veya m.484 uyarınca görevden alınan vasi bakımından madde uygulanmaz; ayrıca bu vasinin yükümlülüğü için sebep ayrımı yapılmaz, hüküm kapsamına girmez.

Görevden alınan vasinin devam eden yükümlülüğü bu madde ile doğmaz; ancak vasinin sorumluluğuna ilişkin hükümler saklıdır.

Zorunlu iş ile olağan iş arasındaki fark nedir?

Gecikmesi vesayet altındaki kişiye zarar verecek ve yenisi gelene kadar yapılması gereken işler bu kapsamdadır.

Yeni vasinin yapabileceği, gecikmesi zarar doğurmayan işler bu yükümlülüğün dışındadır.

Eski vasi yalnız zorunlu işleri yapar, olağan işleri yürütme yükümlülüğü taşımaz.

Göreve devam zorunluluğu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde kapsamını görevden alınan vasi hâllerine de genişletmek; m.479, m.483 ve m.484'e dayalı sona erme hâllerinde madde uygulanmaz.
  • Yükümlülüğün yeni vasi atandığı anda sona ereceğini sanmak; yükümlülük yeni vasinin göreve başlamasıyla sona erer.
  • Eski vasinin tüm işlerini sürdürmesi gerektiğini düşünmek; yükümlülük yalnız zorunlu işlerle sınırlıdır.
  • Süreyi sabit bir gün sayısı ile hesaplamaya çalışmak; metinde sabit bir süre yoktur, süre yeni vasinin göreve başlamasına bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yükümlülük, yeni vasinin göreve başlamasına kadar süren bir devamlılık niteliğindedir; yeni vasinin atanmış olması yeterli değildir, göreve başlaması gerekir.

Nasıl ispat edilir?

  • Görevin m.480 veya m.481 ya da m.420 uyarınca sona erdiğini ve yenisinin henüz göreve başlamadığını ileri süren taraf bu durumu ispatlar; vesayet makamının kararı ve yeni vasinin atanma tarihi bu amaçla kullanılır.
  • Zorunlu işlerin yapılmadığını ileri süren taraf, işin zorunlu niteliğini ve gecikmenin vesayet altındaki kişiye zarar verdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Eski vasinin zorunlu işleri yaptığını savunan taraf, bu işlemleri belgelerle ispatlar; yazılı kayıt ile tanık beyanı arasında yazılı kayıt üstündür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.480: Vasinin görevinin sona ermesinin sebeplerinden biridir; bu sebeple sona eren vasi için m.482 uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.481: Vasinin görevinin sona ermesine ilişkin bir başka hâldir; m.482 bu hâlde de uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.420: Geçici vasi tayini hâlinde vasinin görevinin sona ermesi bakımından m.482 uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.479: Vasinin görevinden alınması ile ilgili bir sona erme hâlidir; bu hâllerde m.482 uygulanmaz.
  • 4721 sayılı Kanun m.483: Vasinin görevden alınması hâllerini düzenler; bu sebeple sona eren vasi için m.482 uygulanmaz ve sorumluluk bakımından bu madde ile birlikte değerlendirilir.
  • 4721 sayılı Kanun m.484: Vasinin görevden alınmasına dayanan sona erme hâllerini düzenler; bu hâllerde m.482 uygulanmaz.

TMK m.483 — Sebepleri

MK 483, vesayet altındaki kişinin menfaatlerini korumak için vasinin vesayet makamı tarafından görevden alınabileceği sebepleri düzenler. Birinci fıkra kusura dayalı sebepleri (görevi ağır surette savsaklama, yetkileri kötüye kullanma, güveni sarsıcı davranış, borç ödemede acze düşme) sayar; ikinci fıkra kusur aranmayan yetersizlik hâlini düzenler. Hükmün uygulanması vesayet makamının takdirine bağlıdır ve vasinin görevden alınmasını talep etme usulü ile görevli mahkeme ayrı bir konudur. Görevden alma usulünü ve talep yetkisini (MK 484), görevin kendiliğinden sona ermesini (MK 480 ve 481), görevin sona ermesinden sonra zorunlu işlerin yapılmasını (MK 482) düzenlemez; bu konular ilgili maddelerinde yer alır. Vasinin sorumluluğu ile vesayet makamının denetimi de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Sebepleri: hangi kavramlar bilinmeli?

Ağır surette savsaklama
Vasinin görevinin gerektirdiği özeni göstermemesi, kusurlu bir ihmal davranışıdır. Hafif ihmal bu sebebi oluşturmaz; savsaklamanın ağır olması gerekir.
Yetkilerin kötüye kullanılması
Vasinin vasilik görevinin sağladığı yetkileri, vesayet hukukunun amaçlarıyla bağdaşmayacak biçimde kendisine ya da başkasına yarar sağlamak için kullanmasıdır. Doğası gereği kasıtlı bir davranıştır.
Güven sarsıcı davranış
Vasi ile vesayet altındaki kişi ya da vasi ile vesayet makamı arasındaki güven ilişkisini ağır biçimde zedeleyen ve bu ilişkinin kopmasına yol açan davranıştır.
Acze düşme
Vasinin borçlarını ödemek için, geleceğe yönelik belirsiz bir süre boyunca yeterli araçlardan yoksun olması hâlidir. Aciz belgesinin bulunması gerekmez; vasinin kusurlu olup olmadığı da aranmaz.
Yetersizlik
Vasinin görevini yapmasını engelleyen, kusura dayanmayan her hâldir. Hastalık, ağır iş yükü ya da ailevi sebepler somut olaya göre yetersizlik oluşturabilir.
Vesayet makamı
Görevden alma kararını veren mercidir. Bu sebeplerle görevden alma kararı veren mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.

Sebepleri: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin görevini ağır surette savsaklaması, yetkilerini kötüye kullanması, güveni sarsıcı davranışlarda bulunması ya da borç ödemede acze düşmesi hâlinden birinin gerçekleşmesi gerekir; bu hâllerde vasinin kusurlu olması aranır.
  • Savsaklamanın ağır olması, vasinin görevinin gerektirdiği özeni göstermemiş olmasına dayanmalıdır.
  • Yetkilerin kötüye kullanılması için vasinin kasıtlı biçimde vesayet amacı dışında yarar sağlamış olması gerekir.
  • Güven sarsıcı davranış için vasi ile vesayet altındaki kişi veya vesayet makamı arasındaki güven ilişkisinin ağır biçimde zedelenmiş ve kopmuş olması gerekir.
  • Acze düşme hâlinde vasinin kusurlu olup olmadığına bakılmaz, ancak borçlarını ödemek için geleceğe yönelik yeterli araçlardan yoksun olması gerekir.
  • İkinci fıkra uyarınca görevden alma için vasinin görevini yapmakta yetersiz olması ve bu yetersizlik nedeniyle vesayet altındaki kişinin menfaatlerinin tehlikeye düşmesi gerekir.
  • İkinci fıkrada vasinin kusurunun bulunması aranmaz; vesayet makamı kusursuz vasiyi de görevden alabilir.
  • Görevden alma kararının verilmesi için vesayet makamının bu sebeplerden birinin varlığını tespit etmesi gerekir.

Sebepleri: hangi sonuçları doğurur?

  • Birinci fıkradaki sebeplerden biri gerçekleşirse vesayet makamı vasiyi görevden almakla yükümlüdür; bu hâllerde takdir yetkisi yoktur.
  • İkinci fıkradaki yetersizlik hâlinde vesayet makamı vasiyi görevden alabilir; bu durumda görevden alma takdire bağlıdır.
  • Görevden alınan vasinin görevi sona erer ve yerine yenisi atanır.
  • Kusur aranmayan ikinci fıkra hâlinde vasinin kusursuz olması görevden alınmasını engellemez.
  • Sebeplerin gerçekleşmediği hâllerde vasi görevden alınamaz ve görevine devam eder.
  • Görevden alma kararı, vasinin daha önce yaptığı işlemlerin geçerliliğini kendiliğinden ortadan kaldırmaz; bu işlemler ayrıca değerlendirilir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, vasinin kusurlu davranışlarına dayanır: ağır savsaklama, kötüye kullanma, güven sarsma ve acze düşme sayılmıştır.

İkinci fıkra, vasinin görevini yapmakta yetersiz kalmasına dayanır ve kusur aranmaz.

Kusurlu hâllerde vasinin sorumluluğu ile birlikte görevden alma gündeme gelirken, yetersizlik hâlinde kusursuz vasi de görevden alınabilir.

Ağır savsaklama ile hafif ihmal arasındaki fark nedir?

Ağır savsaklama, vasinin görevinin gerektirdiği özeni ciddi biçimde göstermemesidir.

Hafif ihmal, özen yükümünün hafifçe aşılmasıdır ve tek başına görevden almaya yetmez.

Yalnızca ağır savsaklama birinci fıkra kapsamında görevden alma sebebidir; hafif ihmal bu sebebi oluşturmaz.

Yetkilerin kötüye kullanılması ile yetersizlik arasındaki fark nedir?

Kötüye kullanmada vasinin kasıtlı olarak yetkisini vesayet amacı dışında kullanması aranır.

Yetersizlikte vasinin bilerek bir şey yapmamış olması gerekmez; görevini yapamayacak durumda olması yeter.

Kötüye kullanma birinci fıkraya, yetersizlik ikinci fıkraya göre değerlendirilir ve yetersizlikte kusur aranmaz.

Acze düşme ile kusurlu borç ödememe arasındaki fark nedir?

Acze düşme, vasinin borçlarını ödemek için yeterli araçtan yoksun olmasıdır; kusurun varlığı aranmaz.

Kusurlu davranış ise vasinin kendi ihmali ya da kötü niyetiyle görevini aksatmasıdır.

Acze düşme, vasinin kusuru olmasa da birinci fıkraya göre görevden alma sebebi olur.

Sebepleri: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Birinci fıkradaki kusur şartını ikinci fıkra için de aramak; ikinci fıkrada kusur aranmaz ve kusursuz vasi de görevden alınabilir.
  • Hafif ihmali ağır savsaklama saymak; yalnızca ağır savsaklama görevden alma sebebidir.
  • Acze düşmede vasinin kusurunu aramak; kusur şartı yoktur.
  • Aciz belgesinin bulunmasını zorunlu saymak; belge aranmaz, geleceğe yönelik yeterli araç yokluğu yeterlidir.
  • Görevden almayı kendiliğinden sona erme ile karıştırmak; görev süresinin dolması veya vasilik engeli MK 483 kapsamında değildir.
  • İkinci fıkrada menfaatlerin tehlikeye düşmesi şartını atlamak; yalnızca vasinin yetersiz olması yetmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Görevden alma sebeplerinin varlığı, vesayet makamının bu konudaki takdirinden bağımsız olarak incelenmeli ve somut olaya göre değerlendirilmelidir. (17. Hukuk Dairesi, 2012/11696 E., 2012/11216 K., 17.10.2012)
  • Vasinin görevden alınmasının vesayet makamının görevi olduğu, bu nedenle sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmektedir. (17. Hukuk Dairesi, 2012/11696 E., 2012/11216 K., 17.10.2012)
  • Vasinin görevinin uzun süre aksaması veya vesayet altındaki kişiyle güven ilişkisinin bozulması, kusura dayalı görevden alma sebebi olarak değerlendirilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2025/13447 E., 2026/4196 K., 09.03.2026; 5. Hukuk Dairesi, 2025/8425 E., 2025/13074 K., 20.10.2025)
  • Vasinin ikinci fıkra kapsamında yetersiz bulunmasında, kusurunun olmaması görevden almaya engel değildir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/3244 E., 2023/5395 K., 29.05.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Görevden almayı talep eden ilgili ve vesayet makamı, vasinin birinci fıkradaki kusurlu hâllerden birinin gerçekleştiğini ispatlamakla yükdür; savsaklama ve kötüye kullanma için vasinin kusuru ve kasıtlı davranışı, belgelerle ve tanıklarla ortaya konur.
  • Acze düşme hâlinde vasinin malvarlığı ve borç durumunu gösteren belgeler esas alınır; aciz belgesinin bulunması zorunlu değildir.
  • İkinci fıkra hâlinde yetersizliğin ve bunun vesayet altındaki kişinin menfaatlerini tehlikeye düşürdüğünün ispatı gerekir; kusur ispat konusu değildir.
  • Vasi, savsaklamanın ağır olmadığını, görevini gereken özenle yerine getirdiğini veya yetersizliğin bulunmadığını ileri sürerek savunma yapabilir ve bu savunmasını kendisi ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.484: Görevden alma usulünü ve talep yetkisini düzenler; görevden almayı talep edebilecek kişileri sınırlar ve vesayet makamının re'sen harekete geçme yükümlülüğünü getirir.
  • 4721 m.480: Vasinin görevinin kendiliğinden sona ermesi hâllerini düzenler; görevden alma ile karıştırılmamalıdır.
  • 4721 m.481: Vasilik engeli veya kaçınma sebebi bulunduğunda vasinin çekilmesini düzenler; hâkim engeli öğrenirse MK 483 uyarınca görevden alma yapılabilir.
  • 4721 m.482: Görevi sona eren vasinin yenisi göreve başlayıncaya kadar zorunlu işleri yapmasını öngörür; görevden alma hâlinde uygulanmaz.
  • 4721 m.456: Vasinin görev süresini ve sürenin uzatılmasını düzenler; süre dolumu görevden almadan farklı bir sona erme sebebidir.

TMK m.484 — İstek üzerine veya re'sen

Bu madde, vasinin görevden alınmasına ilişkin iki yolu düzenler: vesayet altındaki ayırt etme gücüne sahip kişi veya her ilgilinin başvurusu üzerine görevden alma ile vesayet makamının başka bir yoldan öğrenmesi üzerine re'sen görevden alma. Madde, vasinin görevden alınmasını gerektiren sebepleri tek tek saymaz; bu sebepler 483. maddededir. Kimlerin vasi olabileceği, vasinin görevlerinin kapsamı ve vasinin sorumluluğu bu maddenin konusu değildir. Vasinin görevden alınmasının usulü ve vesayet makamının kararına karşı yollar da bu maddede düzenlenmemiştir. Madde, vesayet altındaki kişinin kendisinin görevden alma talebinde bulunabilmesini ayırt etme gücü koşuluna bağlamaktadır.

İstek üzerine veya re'sen: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayet makamı
Vasinin atanması, denetimi ve görevden alınması gibi vesayetle ilgili işleri yürüten, kanunda belirtilen merciidir. Madde bakımından görevden alma kararını veren ve re'sen harekete geçmekle yükümlü olan makamdır.
Ayırt etme gücü
Kişinin, davranışlarının sonuçlarını algılayıp bu algıya göre hareket edebilme yeteneğidir. Bu maddede vesayet altındaki kişinin kendi başına görevden alma talebinde bulunabilmesi için aranan koşuldur; ayırt etme gücü yoksa talep hakkı bu kişiye tanınmaz.
Re'sen görevden alma
Vesayet makamının bir talep beklemeksizin, görevden alma sebebini kendiliğinden öğrenmesi üzerine vasiyi görevden alması işlemidir. Bu yolda talep veya ihbar zorunlu değildir; makam yükümlüdür.
İlgili
Vasinin görevden alınmasını talep edebilecek, vesayet ilişkisinde menfaati bulunan kişilerdir. Maddede genel bir ifade olarak kullanılmış olup, ayırt etme gücü aranmaksızın bu talebi yapabilir.

İstek üzerine veya re'sen: hangi şartlar aranır?

  • Vasinin görevden alınmasını gerektiren bir sebebin varlığı bulunmalıdır; bu sebepler 483. maddede düzenlenmiştir.
  • Talep yoluyla görevden almada, talepte bulunan kişinin ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi veya herhangi bir ilgili olması gerekir.
  • Re'sen görevden almada, görevden alma sebebinin vesayet makamı tarafından başka bir yoldan öğrenilmiş olması gerekir.
  • Re'sen görevden almada, vesayet makamının sebebi öğrenmesi üzerine vasiyi görevden alma yükümlülüğü doğar; bu yükümlülük için ayrı bir talep aranmaz.

İstek üzerine veya re'sen: hangi sonuçları doğurur?

  • Ayırt etme gücüne sahip vesayet altındaki kişi veya her ilgili talepte bulunduğunda, vesayet makamı vasinin görevden alınmasını değerlendirir ve sebep varsa görevden alır.
  • Vesayet makamı görevden alma sebebini başka bir yoldan öğrenirse, vasiyi re'sen görevden almakla yükümlüdür.
  • Talep veya ihbar, re'sen harekete geçme yükümlülüğünün doğması için şart değildir; makam bunları öğrenme aracı olarak kullanır.
  • Ayırt etme gücü bulunmayan vesayet altındaki kişi kendi talebiyle sürece başlayamaz; bu durumda sürecin başlaması başka ilgililerin talebine veya makamın re'sen hareketine bağlıdır.

Talep üzerine görevden alma ile re'sen görevden alma arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki ayırt etme gücüne sahip kişi veya her ilgili, vasinin görevden alınmasını isteyerek süreci başlatır.

Vesayet makamı, görevden alma sebebini başka bir yoldan öğrendiğinde talep aranmaksızın kendiliğinden harekete geçer.

Talep yoluyla görevden almada başvuru gerekir; re'sen yolda ise makamın öğrenmesi yeterlidir ve makam görevden almakla yükümlüdür.

Vesayet altındaki kişi ile diğer ilgili arasındaki fark nedir?

Vesayet altındaki kişinin talep hakkı, ayırt etme gücüne sahip olması koşuluna bağlıdır.

Her ilgili, ayırt etme gücü aranmaksızın talepte bulunabilir.

Ayırt etme gücü yoksa vesayet altındaki kişi kendi talebiyle görevden alma sürecini başlatamaz; bu durumda talebi ilgili diğer kişiler yapar.

İstek üzerine veya re'sen: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Re'sen görevden alma yolunda da talep veya başvuru aranmak zorunda sanılmak; oysa bu yolda başvuru yalnızca öğrenme aracıdır ve şart değildir.
  • Vesayet altındaki kişinin ayırt etme gücü bulunmasa bile kendi talebiyle sürecin başlayabileceğini düşünmek.
  • Ayırt etme gücü koşulunu her ilgili için aramak; koşul yalnızca vesayet altındaki kişinin kendi talebi bakımından geçerlidir.
  • Maddede yer alan re'sen yükümlülüğü, makamın takdirine bırakılmış bir yetki gibi okumak; metin makamı görevden almakla yükümlü kılmaktadır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vesayet makamının resen harekete geçme yükümlülüğü, çekişmesiz yargı işlerinde talebe bağlı olmayan ve kamu yararı taşıyan bir ilke olarak kabul edilmektedir. (7. Hukuk Dairesi, 2010/4380 E., 2010/4881 K., 21.09.2010)

Nasıl ispat edilir?

  • Talep yoluyla görevden almayı isteyen kişi, vasinin görevden alınmasını gerektiren sebebin varlığını ileri sürer ve bunu ispatlar; ispat yükü bu kişidedir.
  • Re'sen görevden almada harekete geçmesi gereken vesayet makamı, sebebi başka bir yoldan öğrenmiş olmasını kendi kayıtlarıyla belgelemelidir; ihbar veya başvuru bu öğrenmenin bir yolu olabilir.
  • Ayırt etme gücünün varlığı, talepte bulunan vesayet altındaki kişi bakımından, talep sırasında ortaya konulması gereken bir koşul niteliğindedir; yokluğu iddiasında karşı taraf bunu ileri sürer.
  • Vasinin görevden alınmasını gerektiren sebep, somut vakıalarla ve belgelerle ortaya konulmalıdır; mahkeme veya makam bu sebebi kendiliğinden araştırabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.483: Vasinin görevden alınmasını gerektiren sebepleri düzenler. Bu maddedeki görevden alma yollarının içeriği o sebeplere bağlıdır.

TMK m.485 — Araştırma ve uyarı

Madde, vesayet makamının vasiyi görevden alma yetkisini hangi usul koşullarına bağladığını düzenler: görevden almadan önce araştırma yapılması ve vasinin dinlenmesi zorunluluğu ile ağır olmayan hallerde uyarı yapılması. Madde vasinin görevden alınmasının hangi hallerde gerektiğini, yani görevden alma sebeplerini saymaz; bu sebepler vasinin görevden alınmasına ilişkin ayrı hükümlerde yer alır. Kural, vesayet altındaki kişiler bakımından vesayet makamı ile vasi arasındaki ilişkiye uygulanır. Vasinin atanmasını, vasi seçimini ve vesayet makamının görevine ilişkin genel düzenlemeleri kapsamaz. Vasinin görevden alınmasının sonucunda yeni vasi atanmasının usulü ile vasinin kendiliğinden görevinden ayrılması da bu maddede düzenlenmez.

Araştırma ve uyarı: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayet makamı
Vesayet altındaki kişinin korunmasını gözeten ve vasiyi denetleyen idari-yargısal organdır. Görevden alma kararını bu makam verir.
Görevden alma
Vasinin vesayet görevinden çıkarılmasıdır. Madde bu kararın verilebilmesi için izlenecek usulü düzenler, sebeplerini düzenlemez.
Ağır olmayan hal
Vasinin görevini aksatan ancak görevden alınmayı zorunlu kılmayacak derecede olan durumdur. Bu hallerde görevden alma yerine uyarı yapılır.

Araştırma ve uyarı: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet makamının görevden alma kararı vermeden önce gerekli araştırmayı yapması gerekir.
  • Vesayet makamının görevden almadan önce vasiyi dinlemesi gerekir.
  • Hal ağır değilse vesayet makamının vasiyi görevden alınacağı konusunda uyarması gerekir.
  • Görevden alma kararının dayanağı olan olgular ve vasinin savunması kararda dikkate alınmalıdır.

Araştırma ve uyarı: hangi sonuçları doğurur?

  • Vesayet makamı, gerekli araştırmayı yapmadan veya vasiyi dinlemeden görevden alma kararı veremez.
  • Ağır olmayan hallerde vesayet makamı görevden almak yerine vasiyi uyarır.
  • Uyarıya rağmen vasinin görevindeki aksaklık sürerse, vesayet makamı yeniden değerlendirme yaparak görevden alma yoluna gidebilir.
  • Usule uyulmadan verilen görevden alma kararı, vasinin itirazı üzerine hukuka aykırılık sebebiyle kaldırılabilir.

Görevden alma ile uyarı arasındaki fark nedir?

Vasinin görevini ağır biçimde aksatması veya vesayetin korunmasını tehlikeye sokması halinde vesayet makamı görevden alma kararı verir.

Ağır olmayan hallerde vesayet makamı görevden almaya gitmez, yalnızca uyarıda bulunur.

Ağır olmayan hallerde uyarı, ağır hallerde ise araştırma ve dinleme sonrası görevden alma yapılır.

Araştırma ve dinleme ile uyarı öncesi işlem arasındaki fark nedir?

Görevden alma kararı için araştırma ve vasinin dinlenmesi zorunludur.

Uyarı için madde bu ön işlemleri ayrıca aramaz.

Görevden alma kararında usul eksikliği bulunursa karar hukuka aykırı olur.

Araştırma ve uyarı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ağır olmayan hal ile ağır hal ayrımını yapmadan doğrudan görevden alma kararı vermek.
  • Vasiyi dinlemeden yalnızca dosya kayıtlarına dayanarak görevden alma kararı vermek.
  • Araştırma yapılmadan yalnızca ihbara dayanarak görevden almak.
  • Uyarının, görevden alma kararının yerine geçen bir işlem olduğunu varsaymak; uyarı yalnızca ağır olmayan hallere özgüdür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vasinin dinlenmeden görevden alınmasının usul yönünden eksik olduğu ve bu nedenle kararın dayanağını kaybettiği kabul edilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/4727 E., 2023/6100 K., 12.06.2023)
  • Yerleşim yeri değişikliği ve vasi adayının beyanı gibi olguların vesayet mahkemesi tarafından değerlendirilmesi sırasında vasinin dinlenmesinin usulüne uyulduğu gözetilmektedir. (5. Hukuk Dairesi, 2023/4727 E., 2023/6100 K., 12.06.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Vasinin görevden alınmasını talep eden veya bu yönde karar veren vesayet makamı, araştırmanın yapıldığını ve vasinin dinlendiğini kayıt altına almakla yükümlüdür.
  • Vasinin dinlenmesi tutanakla ispatlanır; vasinin savunmasının yazılı olarak alınması ispat açısından önemlidir.
  • Görevden alma kararına itiraz eden vasi, usul eksikliğini ileri sürerek kararın hukuka aykırı olduğunu ispatlamalıdır.
  • Uyarının yapıldığı iddiasının dayanağı olarak yazılı uyarı belgesi aranır; belge bulunmazsa uyarının yapıldığı ispatlanamaz. (5. Hukuk Dairesi, 2023/4727 E., 2023/6100 K., 12.06.2023)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun: Vasinin görevden alınmasına ilişkin sebepleri ve diğer vesayet hükümlerini içeren kanunun tamamıdır; madde bu sebeplerin uygulanma usulünü düzenler.

TMK m.486 — Geçici önlemler

Madde, vasi hakkında gecikmesinde tehlike bulunan hallerde vesayet makamının alabileceği geçici önlemleri düzenler: vasinin görevden geçici olarak uzaklaştırılması ve yerine kayyım atanması, vasinin mallarına ihtiyati haciz konulması ve tutuklanmasının istenmesi. Vasinin atanması, görevden alınması ve vesayet makamının genel işleyişi bu maddenin konusu değildir (TMK m.403 vd. ve m.420 hükmü ayrı düzenlenmiştir). Maddenin kapsamı vesayet makamının vasi üzerindeki geçici önlemleriyle sınırlıdır; vasinin sorumluluğu ve hesap verme yükümlülüğü de bu maddede düzenlenmez (TMK m.448 vd.).

Geçici önlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayet makamı
Vesayet işlerinde karar veren ve denetim yapan idari nitelikteki organdır. Bu madde kapsamında vasiye karşı geçici önlemleri takdir yetkisiyle alır.
Gecikmesinde tehlike
Beklemenin kişi veya malvarlığı bakımından telafisi güç zarar doğuracağı durumdur. Maddenin uygulanabilmesi için bu halin varlığı gerekir; sıradan gecikme bu kapsamda değerlendirilmez.
Geçici olarak işten el çektirme
Vasinin görevinin belirli süreyle askıya alınmasıdır. Askıya alma kararıyla birlikte vasinin yerine bir kayyım atanır ve görev kayyıma geçer.
Kayyım
Vasinin görevinin askıya alınması halinde, vesayet işlerini geçici olarak yürütmek üzere atanan kişidir.
İhtiyati haciz (vasi bakımından)
Muhtemel zararın güvence altına alınması için vasinin mallarına konulan geçici haciz tedbiridir. Maddede gerekirse muhtemel zarar gözetilerek uygulanır.
Tutuklanma
Vasinin muhtemel zararlara karşı kişisel özgürlüğünün kısıtlanmasını ifade eder. Madde bu talebin vesayet makamınca ilgili yargı organına yapılabileceğini öngörür; tutuklama kararı vesayet makamının değil yetkili merciin işidir.

Geçici önlemler: hangi şartlar aranır?

  • Gecikmesinde tehlike bulunan bir hal var olmalıdır; bu hal beklemenin telafisi güç zarar doğuracağı durumu ifade etmelidir.
  • Vesayet makamının bu halde vasiye geçici olarak işten el çektirme kararı verme yetkisi bulunmalıdır.
  • Görevin askıya alınması halinde vasinin yerine bir kayyım atanması gerekmektedir.
  • Gerekli görülürse muhtemel zararın göz önünde tutulması ve vasinin mallarına ihtiyati haciz konulması mümkündür; ihtiyati haciz zarar olasılığına bağlıdır.
  • Tutuklanmasının istenmesi için muhtemel zararın varlığı ve vesayet makamının bu talebi ilgili yargı organına iletmesi gerekir.
  • Önlemlerin alınabilmesi için vasinin hukuka aykırı davranışına ilişkin somut bir tehlike bulunmalıdır; sadece şüphe yeterli değildir.

Geçici önlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Gecikmesinde tehlike halinde vesayet makamı, vasiyi geçici olarak işten el çektirebilir ve yerine bir kayyım atayabilir.
  • Gerekirse muhtemel zarar gözetilerek vasinin mallarına ihtiyati haciz konulabilir.
  • Vasinin tutuklanmasının istenmesi mümkündür; bu talep vesayet makamınca yapılır.
  • Gecikmesinde tehlike bulunmadığı hallerde bu maddedeki geçici önlemler alınamaz; vasinin görevden alınması ayrı yoldan yürütülür.
  • Önlemler vasinin hukuka aykırı davranışından doğan muhtemel zararın önlenmesi amacıyla alınır; cezai bir yaptırım niteliği taşımaz.

Geçici görevden uzaklaştırma ile vasinin atanması veya görevden alınması arasındaki fark nedir?

Bu maddedeki geçici işten el çektirme, gecikmesinde tehlike halinde vasinin görevini askıya almaktır ve geçicidir.

Vasinin atanması veya kesin olarak görevden alınması, vesayet makamının normal yetkisi ve ayrı maddelerde düzenlenen bir işlemdir.

Geçici önlemle görev askıya alınır ve kayyım atanır; kesin görevden alma ise ayrı bir karar gerektirir.

İhtiyati haciz (bu madde) ile genel ihtiyati tedbir arasındaki fark nedir?

Bu maddedeki ihtiyati haciz, vasinin mallarına karşı muhtemel zararın güvence altına alınması için konulan özel bir tedbirdir.

Genel ihtiyati tedbir HMK m.389 vd. çerçevesinde uyuşmazlık konusu hakka ilişkin olarak verilir.

Vasinin mallarına karşı yapılan tedbir, vesayet makamının ve maddenin koşullarına bağlıdır; HMK'nın genel tedbir koşulları otomatik olarak aranmaz.

Geçici önlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gecikmesinde tehlike koşulunu sıradan gecikme ile karıştırmak; bu maddenin uygulanabilmesi için beklemenin telafisi güç zarar doğuracak bir hal aranmalıdır.
  • Geçici işten el çektirme ile vasinin kesin görevden alınmasını aynı işlem saymak; bu iki işlem farklı koşul ve sonuçlara tabidir.
  • Ihtiyati haciz kararını HMK'daki genel ihtiyati tedbir koşullarıyla doğrudan özdeşleştirmek; m.486 vasiye özgü bir düzenlemedir.
  • Tutuklanma talebini vesayet makamının kendi kararıyla verilebilecek bir tedbir sanmak; talep yetkili yargı organına iletilmelidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Geçici önlemi talep eden veya vesayet makamına başvuran kişi, gecikmesinde tehlike halinin varlığını ispatlamalıdır; bu hal için somut olgular ve belgeler sunulmalıdır.
  • Vasinin hukuka aykırı davranışından doğan muhtemel zararın varlığı, somut bir olguya dayandırılmalıdır; soyut şüphe yeterli değildir.
  • Vasinin önlemlere karşı savunması, zarar tehlikesinin bulunmadığını ya da olayın gecikmesinde tehlike haline girmediğini göstermek üzere ileri sürülebilir; bu savunmayı vasi ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.420: Vesayet işleri zorunlu kıldığında vesayet makamının vasinin atanmasından önce geçici önlemler almasını düzenler; m.486 ise vasi göreviyle ilgili geçici önlemleri düzenler ve iki hüküm birlikte okunur.
  • 4721 m.403: Vasinin atanmasına ilişkin genel kuralları içerir; m.486 ise vasi atandıktan sonra görevin geçici olarak askıya alınmasını düzenler.
  • 4721 m.448: Vasinin sorumluluğunu düzenler; m.486 ise zarar tehlikesi bulunduğunda sorumluluğu doğmadan önce alınan geçici koruma önlemlerini düzenler.
  • 6100 m.389: Genel ihtiyati tedbir koşullarını düzenler; m.486 ise vasiye özgü tedbirleri düzenlediğinden doğrudan uygulanmaz, sadece niteliğine uygun düştüğü ölçüde kıyas yoluyla gündeme gelebilir.

TMK m.487 — Diğer önlemler

TMK m.487, vesayet makamının vesayet altındaki kişiyi korumak için görevden alma ve uyarı dışında başvurabileceği diğer önlemleri almakla yükümlü olduğunu düzenler. Hüküm, vesayet makamının koruma görevinin genel bir yükümlülük olarak kurulmasını kapsar; önlemlerin türünü sınırlı biçimde saymaz. Uygulama, vesayet altındaki kişiler bakımından ve vesayet makamının bu sıfatla hareket ettiği ilişkilerde söz konusudur. Madde, vesayet makamının görevden alma ve uyarı yetkilerini ayrıntılı düzenlemez (m.456 ve devamı ile ilgili hükümler). Vesayet makamının denetim ve hesap yükümlülüklerini, vasinin görevden alınması usulünü ve vasinin sorumluluğunu düzenlemez.

Diğer önlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayet makamı
Vesayet altındaki kişilerin korunmasını ve vasinin denetimini üstlenen kurumdur. Bu madde bakımından önlem alma görevi vesayet makamına aittir.
Görevden alma ve uyarı
Vesayet makamının vasiye karşı kullandığı başlıca önlemlerdir. Bu madde, bunların dışında kalan diğer koruyucu önlemleri ayrıca öngörür.
Vesayet altındaki kişinin korunması
Vesayet altındaki kişinin kişisel ve malvarlığı bakımından zarar görmemesi için alınan her türlü önlemi ifade eder. Önlemin türü kanunda sayılmadığından, somut olayın gereğine göre belirlenir.

Diğer önlemler: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet altında bir kişinin bulunması gerekir.
  • Vesayet makamının, vesayet altındaki kişinin korunması için bir önleme gereksinim duyulduğunu tespit etmesi gerekir.
  • Önlemin, görevden alma ve uyarı dışında kalan bir koruyucu önlem olması gerekir.
  • Önlemin, vesayet altındaki kişinin korunmasına yönelik olması ve vesayet makamının görev alanında kalması gerekir.

Diğer önlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Vesayet makamı, vesayet altındaki kişinin korunması için gerekli görülen önlemleri almakla yükümlüdür.
  • Vesayet makamı, korunma gereksinimi bulunduğu halde önlem almazsa bu ihmali görevini yerine getirmemiş sayılır.
  • Önlemin türü kanunda sınırlı sayıda gösterilmediğinden, vesayet makamı somut duruma uygun önlemi seçer.

Görevden alma ve uyarı ile diğer koruyucu önlemler arasındaki fark nedir?

Görevden alma ve uyarı, maddenin açıkça saydığı özel önlemlerdir.

Diğer koruyucu önlemler, maddede sayılmayan ve somut duruma göre belirlenen önlemlerdir.

Vesayet makamı, somut gereksinime göre sayılmayan önlemleri de alabilir; bu önlemler görevden alma ve uyarının yerine değil, onlara ek olarak uygulanır.

Diğer önlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi yalnız görevden alma ve uyarı ile sınırlı saymak; önlem türlerinin kanunda sayılmadığını gözden kaçırmak.
  • Vesayet makamının önlem yetkisini, vesayet altındaki kişinin açık bir zararı olmadan kullanılabilecek bir takdir yetkisi gibi yorumlamak.
  • Tıbbi müdahale gibi kişisel nitelikli konularda, m.487'nin tek başına yeterli bir dayanak olduğunu varsaymak; mahkeme kararı gereksinimini m.346 ile birlikte değerlendirmemek.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kanuni temsilci rızası verilmeyen hallerde, tıbben gerekli müdahalenin yapılabilmesi için mahkeme kararı aranmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Vesayet makamının önlem alma yükümlülüğünün ihlalini ileri süren taraf, korunma gereksiniminin varlığını ve vesayet makamının önlem almadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Korunma gereksiniminin varlığı, vesayet altındaki kişinin durumunu gösteren sağlık, sosyal inceleme ve benzeri belgelerle ispat edilebilir.
  • Vesayet makamı, aldığı önlemin yeterli ve gerekli olduğunu, alınan kararlar ve işlemlerle gösterebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.456: Vesayet makamının görevden alma ve uyarı yetkilerinin dayandığı hükümlerden biri olarak, m.487'nin saydığı özel önlemlerin kapsamını oluşturur.
  • 4721 sayılı Kanun m.346: Kanuni temsilci rızasının bulunmadığı tıbbi müdahalede mahkeme kararı gerektiğine dair karar metninde m.487 ile birlikte anılmaktadır.

TMK m.488 — İtiraz

TMK m.488, vesayet makamının kararlarına karşı ilgililerin denetim makamına yapacakları itirazın süresini ve bu itirazın denetim makamınca hangi usulle (gerektiğinde duruşmalı) ve hangi etkiyle (kesin karar) incelenip sonuçlandırılacağını düzenler. Hüküm, vesayet makamının verdiği her türlü karara karşı itiraz yolunu açar; itiraz hakkı ilgililere tanınmıştır. Maddenin kapsamı vesayet makamı kararlarıyla sınırlıdır; denetim makamının kendi kararlarının kanun yoluna ilişkin ayrı bir düzenleme içermez. Madde, vesayet makamının kararının içeriğini, vasi atanmasının ya da görevden alınmasının esaslarını düzenlemez (m.396 vd.). Denetim makamının görev ve yetkisi ile vasinin sıfatına ve kaçınma sebeplerine ilişkin itirazlar da bu maddenin değil, m.397 ve m.422 gibi ayrı hükümlerin konusudur. Vesayet makamı kararlarının bağlayıcılığı ve kanun yoluna ilişkin genel kurallar da bu maddede yer almaz.

İtiraz: hangi kavramlar bilinmeli?

Vesayet makamı
Vesayet işlerini ilk derecede yürüten ve kararlarını veren makamdır. Kararına karşı m.488 uyarınca itiraz yolu açıktır.
Denetim makamı
Vesayet makamının kararlarına karşı yapılan itirazı inceleyen ikinci makamdır. Kararı, maddede belirtildiği üzere kesin niteliktedir.
İlgililer
Vesayet makamının kararından doğrudan etkilenen ve itiraz hakkı tanınan kişilerdir. Kapsamın belirlenmesi, kararın kimi ilgilendirdiğine göre yapılır.
Tebliğ günü
On günlük itiraz süresinin başladığı andır. Süre, kararın ilgiliye tebliğ edildiği günden itibaren işler; karar verilmesi tarihi başlangıç olarak alınmaz.
Kesin karar
Denetim makamının itiraz üzerine verdiği kararın kanun yoluna tabi olmadığı anlamına gelir. Bu nitelik madde metninde açıkça belirtilmiştir.

İtiraz: hangi şartlar aranır?

  • Vesayet makamınca verilmiş bir karar bulunmalıdır; itiraz konusu bu karardır.
  • İtiraz eden kişi ilgili olmalıdır; yani kararın hukuki sonuçlarından doğrudan etkilenen kişi olmalıdır.
  • İtiraz, kararın tebliğ gününden başlayarak on gün içinde yapılmalıdır.
  • İtiraz, denetim makamına yapılmalıdır; vesayet makamının kendisine yapılan başvuru bu süreyi işletmez.
  • Denetim makamı itirazı gerektiğinde duruşma yaparak inceler ve kesin karara bağlar.

İtiraz: hangi sonuçları doğurur?

  • İlgili, on gün içinde denetim makamına itiraz ederse denetim makamı itirazı kesin karara bağlar.
  • Denetim makamının itiraz üzerine verdiği karar kesindir; istinaf ve temyiz yoluna başvurulamaz.
  • Süre geçirilirse vesayet makamının kararı kesinleşir ve itiraz hakkı kaybolur.
  • Denetim makamı, gerektiğinde duruşma yaparak itirazı inceler.

Vesayet makamı kararı ile denetim makamı kararı arasındaki fark nedir?

Vesayet makamının kararı, ilk derecede verilen ve m.488 uyarınca itiraza konu olan karardır.

Denetim makamının kararı, itiraz üzerine verilen ve kesin olan karardır.

Vesayet makamı kararına karşı kanun yolu olarak denetim makamına itiraz açıktır; denetim makamının kararı için bu maddeye göre başka bir itiraz yolu tanınmamıştır.

Gerektiğinde duruşma ile evrak üzerinden inceleme arasındaki fark nedir?

Denetim makamı, itirazı gerekli gördüğünde duruşma yaparak inceler.

Denetim makamı, duruşma gerekmediğinde itirazı evrak üzerinden inceleyebilir.

Duruşma yapılması zorunlu değildir; takdir denetim makamına aittir.

İtiraz: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süreyi tebliğ tarihi yerine kararın verildiği tarihten saymak; süre başlangıcı tebliğdir.
  • Denetim makamı kararına karşı istinaf veya temyiz yoluna başvurulabileceğini kabul etmek; m.488 gereği karar kesindir ve bu yol kapalıdır.
  • İtirazı vesayet makamına yapıp süre işlemediğini varsaymak; itirazın denetim makamına yapılması gerekir.
  • Denetim makamının yalnızca duruşma yaparak karar verebileceğini düşünmek; duruşma gerektiğinde yapılır, zorunlu değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Vesayet makamının kararına karşı yapılan itiraz üzerine verilen denetim makamı kararının kesin olduğu ve istinaf ile temyiz yolunun kapalı bulunduğu kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/8986 E., 2018/806 K., 18.01.2018; 2. Hukuk Dairesi, 2024/4437 E., 2024/4713 K., 24.06.2024; 8. Hukuk Dairesi, 2021/447 E., 2021/1360 K., 17.02.2021)
  • Denetim makamı kararına karşı istinaf başvurusunun kanun yolu kapalı olduğu gerekçesiyle reddedilmesi uygulamada kabul görmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4437 E., 2024/4713 K., 24.06.2024)
  • Denetim makamı kararının kesin olmasının, hukuki işlem durumuna göre yeniden değerlendirme talebini ve sonraki değerlendirmelere karşı yeniden itiraz yolunu engellemediği kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/7979 E., 2018/807 K., 18.01.2018)
  • Vesayet makamının geçici işten el çektirme kararının denetim makamınca incelenmesi ve bu kararın kesin olduğu kabul edilmektedir. (8. Hukuk Dairesi, 2017/8986 E., 2018/806 K., 18.01.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • İtirazın süresinde yapıldığını ileri süren ilgili, tebliğ tarihini ispatlamakla yükümlüdür; tebliğ belgesi bu ispatın asıl aracıdır.
  • Vesayet makamının kararının ilgiliye tebliğ edildiğini gösteren resmi tebliğ belgesi, süre başlangıcını belirlemede esas delildir.
  • Denetim makamı kararının kesin olduğu savunmasını ileri süren taraf, bu niteliğe dayanmak için kararın m.488 kapsamında verildiğini belgelemelidir. (2. Hukuk Dairesi, 2024/4437 E., 2024/4713 K., 24.06.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.397: Denetim makamının görevinin Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğunu düzenleyen hükümdür; m.488'deki itiraz yolunun hangi mercie yapılacağını belirler.
  • 4721 sayılı Kanun m.422: Vasinin sıfatına karşı yapılan itirazların ve kaçınma sebeplerinin vesayet makamı ile denetim makamı arasındaki paylaşımını düzenler; m.488 ile birlikte uygulanır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
on günm.488İlgililer, vesayet makamının kararlarına karşı, tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edebilirler.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

12 karar
  1. 5. Hukuk Dairesi, 2025/13447 E., 2026/4196 K., 09.03.2026
    İlgili madde: m.483
  2. 5. Hukuk Dairesi, 2025/8425 E., 2025/13074 K., 20.10.2025
    İlgili madde: m.483
  3. 2. Hukuk Dairesi, 2024/4437 E., 2024/4713 K., 24.06.2024
    İlgili madde: m.488
  4. 5. Hukuk Dairesi, 2023/4727 E., 2023/6100 K., 12.06.2023
    İlgili madde: m.485
  5. 5. Hukuk Dairesi, 2023/3244 E., 2023/5395 K., 29.05.2023
    İlgili madde: m.483
  6. 8. Hukuk Dairesi, 2021/447 E., 2021/1360 K., 17.02.2021
    İlgili madde: m.488
  7. 8. Hukuk Dairesi, 2017/8986 E., 2018/806 K., 18.01.2018
    İlgili madde: m.488
  8. 8. Hukuk Dairesi, 2017/7979 E., 2018/807 K., 18.01.2018
    İlgili madde: m.488
  9. 18. Hukuk Dairesi, 2016/3905 E., 2016/7142 K., 03.05.2016
    İlgili madde: m.488
  10. 17. Hukuk Dairesi, 2012/11696 E., 2012/11216 K., 17.10.2012
    İlgili madde: m.483
Diğer 2 karar
  1. 7. Hukuk Dairesi, 2010/4380 E., 2010/4881 K., 21.09.2010
    İlgili madde: m.484
  2. Birinci Bölüm, 2016/935 E., 24.10.2019
    İlgili madde: m.488

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.4. Vesayet, Kısıtlılık ve Kayyımlık bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış