Aile hukuku › Evlilik hukuku › Eşler arasındaki mal rejimi › Mal ortaklığı

Üçüncü kişilere karşı sorumluluk, mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye

TMK m.268–275Medeni Hukuk

Kısaca

TMK 268. madde, evlilik birliğinde eşlerin üçüncü kişilere karşı girdikleri hangi borçlardan kişisel malları ve ortaklık mallarıyla birlikte sorumlu olacaklarını dört bent halinde sayar. TMK m.269, evlilik birliği içinde eşlerin, diğer bütün borçlar bakımından kendi kişisel malvarlıkları ile ortaklık mallarındaki paylarının değerinin yarısı kadarıyla sorumluluğunu düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türk Medeni Kanunu m.268–275 hükümlerini kapsar.

TMK m.268 — Ortaklık borçları

TMK 268. madde, evlilik birliğinde eşlerin üçüncü kişilere karşı girdikleri hangi borçlardan kişisel malları ve ortaklık mallarıyla birlikte sorumlu olacaklarını dört bent halinde sayar. Maddenin düzenlediği konular; evlilik birliğini temsil ya da yönetim yetkisine dayanan borçlar, meslek veya sanat icrasından doğan borçlar, diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlar ve eşlerin ortaklık mallarının da sorumlu olacağını kararlaştırdığı borçlardır. Madde, eşlerden her birinin bu borçlardan sorumluluğunu kapsar ve tam borç niteliğindeki bu borçların sorumluluk biçimini belirler. Madde, eşlerin kişisel borçlarından sorumluluğunu düzenlemez; bu sorumluluk sınırlaması TMK m.269'da yer alır. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiyeye ilişkin hükümler ile borçların muacceliyeti ve ödeme süresi de bu maddenin kapsamı dışındadır (m.270, m.273 vd.). Adi ortaklığa ilişkin TBK hükümleri de bu maddenin konusu değildir.

Ortaklık borçları: hangi kavramlar bilinmeli?

Tam borç
Eşlerden her birinin hem kişisel malları hem de ortaklık malları ile sorumlu olduğu borçlardır. Bu borçlarda sorumluluk, ortaklık mallarıyla da karşılanabilecek biçimde genişlemiştir. Madde bu borçları dört bent halinde sınırlı olarak sayar.
Ortaklık malları
Mal rejimi uyarınca eşlerin ortaklığına giren mallardır. Tam borçlarda bu mallar üçüncü kişiye karşı borç için sorumluluk havuzunu oluşturur.
Kişisel mallar
Her eşin kendi kişisel mal rejimi içinde bulunan malvarlığı değerleridir. Eşler, tam borçlarda hem bu malları hem de ortaklık mallarını sorumluluk için kullanılabilir hale getirir.
Evlilik birliğini temsil yetkisi
Eşlerin, evlilik birliğinin olağan ihtiyaçlarını karşılamak için birbirlerini temsil etme yetkisidir. Bu yetkiye dayanılarak yapılan borçlar madde kapsamında tam borç sayılır.
Ortaklık mallarını yönetme yetkisi
Eşlerden birinin ortaklık mallarını olağan veya olağanüstü biçimde yönetme yetkisidir. Bu yetkiye dayanarak yapılan borçlar birinci bent kapsamındadır.

Ortaklık borçları: hangi şartlar aranır?

  • Borç, eşlerden birinin üçüncü kişiye karşı yaptığı bir borç işlemi olmalıdır.
  • Borç, dört bentten birinde sayılan kaynaklardan birine dayanmalıdır: evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisi, ortaklık mallarını veya bunların gelirlerini kullanarak meslek veya sanat icrası, diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran hal ya da eşlerin ortaklık mallarının da sorumlu olacağını kararlaştırması.
  • Birinci bentte yetki, evlilik birliğini temsil ya da ortaklık mallarını yönetme yetkisinden doğmalıdır; yetki bulunmayan bir işlem bu bente girmez.
  • İkinci bentte kullanılan ortaklık malı ya da bu mallara giren gelir, meslek veya sanatın icrasında gerçekten kullanılmış olmalıdır.
  • Üçüncü bentte, borç diğer eş bakımından da kişisel sorumluluk doğurmalıdır; bu sorumluluk, madde metninde öngörülen kişisel sorumluluk olmalıdır.
  • Dördüncü bentte, eşler kişisel malın yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı konusunda üçüncü kişiyle açıkça anlaşmış olmalıdır.
  • Borç, yukarıdaki bentlerden hiçbirine girmiyorsa tam borç niteliği kazanmaz ve madde kapsamında sorumluluk doğurmaz; bu durumda eş kişisel borç hükümlerine tabi olur.

Ortaklık borçları: hangi sonuçları doğurur?

  • Dört bentten birine giren borçta eş, kişisel malları ve ortaklık malları ile sorumlu olur.
  • Tam borçta sorumluluk eşlerden her birine ayrı ayrı yüklenir; her eş, borcun tamamından sorumlu tutulabilir.
  • Maddede sayılmayan borçlar tam borç sayılmaz; bu borçlardan eş kişisel malları ile ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla sorumlu olur (TMK m.269/1).
  • Dördüncü bentte ortaklık mallarının sorumluluğu, eşlerin üçüncü kişiyle yaptığı anlaşmaya bağlıdır; anlaşma yoksa ortaklık mallarına bu bent üzerinden başvurulamaz.
  • Eşlerin ortaklık mallarına başvurulması, borcun muaccel olmasını engellemez; ödeme süresi için TMK m.270 uygulanır.

Birinci bent ile ikinci bent arasındaki fark nedir?

Birinci bent, evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisine dayanan borçları kapsar.

İkinci bent, ortaklık mallarını veya bu mallara giren gelirleri kullanarak meslek veya sanat icrasından doğan borçları kapsar.

Her iki bentte de borç tam borç olur ve eşin kişisel malları ile ortaklık malları sorumlu tutulur. Hangi bentin uygulanacağı borcun doğduğu kaynağa göre belirlenir.

Tam borç ile kişisel borç arasındaki fark nedir?

Dört bentten birine giren borç tam borçtur ve eş kişisel malları ile ortaklık mallarının tamamıyla sorumludur.

Maddede sayılmayan borç kişisel borçtur ve sorumluluk eşin kişisel malları ile ortaklık mallarının değerinin yarısı kadar sınırlıdır (TMK m.269/1).

Borcun hangi kategoriye girdiği, ortaklık mallarına başvurulup başvurulamayacağını ve ne ölçüde başvurulabileceğini belirler.

Üçüncü bent ile dördüncü bent arasındaki fark nedir?

Üçüncü bent, diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçları kapsar; sorumluluk kanundan doğar.

Dördüncü bent, eşlerin üçüncü kişiyle ortaklık mallarının da sorumlu olacağını kararlaştırdığı borçları kapsar; sorumluluk sözleşmeye dayanır.

Her iki durumda da ortaklık malları sorumluluk kapsamına girer, ancak dayanak farklıdır; birincisinde kanun, ikincisinde eşlerin açık anlaşması belirleyicidir.

Ortaklık borçları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dördüncü bendin uygulandığı yerde, eşlerin ortaklık mallarının da sorumlu olacağı açık bir anlaşma aramamak; anlaşma yokken tam borç sonucu çıkarmak.
  • Maddede sayılmayan bir borcu tam borç saymak ve ortaklık mallarına doğrudan başvurmak; bu borç kişisel borçtur ve TMK m.269/1 uygulanır.
  • İkinci bentte, meslek veya sanat icrasında kullanılan malın ortaklık malı ya da bu mallara giren gelir olup olmadığını kontrol etmemek.
  • Üçüncü bentte kişisel sorumluluğun diğer eşe ait olması gerektiğini gözden kaçırmak; kişisel sorumluluk doğurmayan bir borcu bu bente sokmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ortaklık mallarının sorumluluğunun, dördüncü bentte açık bir anlaşma varsa doğduğu, anlaşma yoksa bu bentten doğmayacağı vurgulanmaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Tam borç sorumluluğunu ileri süren alacaklı, borcun dört bentten birine girdiğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Birinci bentte alacaklı, borcun evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme yetkisine dayandığını yazılı belge, fatura veya tanık ile ispatlar.
  • Dördüncü bentte alacaklı, eşlerin ortaklık mallarının da sorumlu olacağı konusunda üçüncü kişiyle anlaştığını yazılı bir kayıtla ispatlamalıdır; sözlü anlaşmanın ispatı zorlaşır.
  • Eş, borcun maddede sayılan kategorilerden birine girmediğini ya da kişisel borç olduğunu savunursa bu savunmayı ispatla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.269: Maddede sayılmayan borçlardan eşin kişisel sorumluluğunu kişisel malları ve ortaklık mallarının yarısı ile sınırlar; tam borç ile kişisel borç arasındaki ayrımı tamamlar.
  • 4721 m.270: Mal rejiminin borçların muaccel olmasını önlemediğini ve borçlu eşe ödeme için süre tanınabileceğini düzenler; tam borç ödemesinde uygulanır.
  • 4721 m.266: Yönetim giderlerinin ortaklık mallarından karşılanması, ortaklık mallarının yönetimine ilişkin yetkinin sınırını belirler ve birinci bentle bağlantılıdır.
  • 4721 m.265: Eşlerin birbirini temsil ve yönetim yetkisine dayanan işlemlerin hukuki çerçevesini belirler; birinci bentteki yetkinin kaynağı bu hükümlerdir.

TMK m.269 — Kişisel borçlar

Madde, evlilik birliği içinde eşlerin, diğer bütün borçlar bakımından kendi kişisel malvarlıkları ile ortaklık mallarındaki paylarının değerinin yarısı kadarıyla sorumluluğunu düzenler. Kural, eşlerden her birinin borçlarına ilişkindir ve evlilik birliği mal rejiminin hangi türünde olduğuna bakılmaksızın mal rejimi genel hükmü olarak uygulanır. Ortaklığın zenginleşmesinden doğan istemlerin saklı tutulduğu hüküm de bu madde kapsamındadır. Madde, eşlerin ortak borçlarını, ortaklık mallarının paylaşımını ve ortaklığın tasfiyesini düzenlemez; bunlar ilgili mal rejimi hükümlerinde yer alır. Ayrıca eşlerin birbirine karşı alacak-borç ilişkisi ile mal rejiminin sona ermesindeki denkleştirme talepleri bu maddenin dışındadır.

Kişisel borçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Kişisel mal
Eşlerden birinin mal rejiminin niteliği gereği yalnızca kendisine ait olan malvarlığı değerleridir. Kişisel malın sorumluluk bakımından tamamı borca karşı ödenmeye elverişlidir.
Ortaklık malları
Eşlerin mal rejimi uyarınca birlikte sahip oldukları, ortaklık rejimine tabi malvarlığıdır. Sorumlulukta yalnızca eşin bu mallardaki payının değerinin yarısı dikkate alınır.
Ortaklığın zenginleşmesi
Bir borcun ortaklık mallarına yaradığı, ortaklık malvarlığını artırdığı hâlde ortaklığın bu artıştan yararlanmasından doğan istemlerdir. Bu istemler, eşin sorumluluğunun sınırına bakılmaksızın saklıdır.

Kişisel borçlar: hangi şartlar aranır?

  • Borcun, sorumlu tutulan eşin bizzat borçlu olduğu bir borç olması gerekir; borç ortak borç değilse ve eş borçlu değilse madde uygulanmaz.
  • Sorumluluk, eşin kendi kişisel malvarlığı ile sınırlanır ve bu malvarlığı borçlu eşin tüm borçlarından sorumlu olmasının temelidir.
  • Ortaklık mallarına karşı başvurulabilecek alan, eşin ortaklık mallarındaki payının değerinin yarısı kadarla sınırlıdır.
  • Ortaklığın zenginleşmesinden doğan istemler varsa, bu istemlerin sınırlandırılmadan saklı tutulması gerekir.

Kişisel borçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Eş, kendi borçlarından kişisel malvarlığı ile sorumludur.
  • Eş, ortaklık mallarındaki payının değerinin yarısı kadarıyla da sorumludur; bu sınır aşılarak ortaklık malvarlığına yönelinemez.
  • Ortaklığın borçtan zenginleşmesi hâlinde doğan istemler saklıdır ve bu sınırın dışında ileri sürülebilir.
  • Eşlerin ortak borçları bakımından bu sorumluluk sınırı değil, ilgili mal rejiminin ortak borç hükümleri uygulanır.

Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki fark nedir?

Eşin kişisel malları, borçlu eşin tamamen sorumlu olduğu malvarlığıdır.

Ortaklık malları eşler arasında ortak olup borçlu eşin yalnızca payı üzerinden sorumlu tutulur.

Ortaklık mallarına yönelen takip, eşin payının değerinin yarısıyla sınırlı kalır; kişisel mallar için bu sınır yoktur.

Sorumluluk sınırı ile ortaklığın zenginleşmesi istemi arasındaki fark nedir?

Genel kural, eşin borcunun ortaklık mallarındaki payın yarısı kadarıyla sınırlanmasıdır.

Ortaklığın borçtan zenginleşmesi hâlinde ortaklığın yararına doğan istem bu sınırdan etkilenmez.

Zenginleşme istemi saklı kalır ve yarım sınırının dışında ayrıca ileri sürülebilir.

Kişisel borçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Eşin tüm borçlarından ortaklık mallarının tamamıyla sorumlu olduğunu varsaymak; sorumluluk ortaklık mallarında yalnızca payın yarısıyla sınırlıdır.
  • Ortaklığın zenginleşmesi istemini yarı sınırı içinde değerlendirmek; bu istem saklıdır ve sınırdan etkilenmez.
  • Ortak borç ile eşin kendi borcunu karıştırmak; ortak borçta bu madde ile ilgili mal rejimi hükmü birlikte uygulanır.

Nasıl ispat edilir?

  • Ortaklık mallarındaki payın değerinin yarısı kadarıyla sorumluluk sınırını aşan bir takip yapılmasına karşı, borçlu eş ortaklık mallarının varlığı ve değerini ileri sürebilir; bu değerin belgelenmesi ilgili tarafın yükümlüdür.
  • Ortaklığın zenginleşmesi istemini ileri süren tarafın, borcun ortaklık malvarlığına yarar sağladığını ispat etmesi gerekir.
  • Borcun eşin kendi borcu olduğunu ve ortak borç olmadığını, sorumlu tutulan eş değil alacaklı ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.202: Mal rejiminin sona ermesi ile ortaklık mallarının tasfiyesi bakımından bu maddeyle birlikte değerlendirilir. Ortaklık mallarının paylaşımını düzenler.
  • 4721 m.222: Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşin borçlarından sorumluluğu ve ortaklık mallarının durumu bakımından ilgilidir.
  • 4721 m.240: Mal ayrılığı rejiminde eşlerin kişisel mallarının sorumluluğu bakımından bu maddeyle birlikte okunur.
  • 4721 m.250: Mal ortaklığı rejiminde ortaklık malları ile borçlar arasındaki ilişkiyi düzenler; bu maddenin ortaklık malı sınırı bu rejimde uygulanır.

TMK m.270 — Eşler arasındaki borçlar

Madde, mal rejiminin eşler arasındaki borçların muaccel olmasını engellemediğini ve borçlu eşe, borcun ödenmesi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere yol açacaksa, ödeme için süre isteme imkânı tanıdığını düzenler. Ayrıca hâkimin, süre isteyen eşi güvence göstermekle yükümlü tutabileceği hali düzenler. Madde, mal rejimi ne olursa olsun eşler arasındaki borç ilişkilerine uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular: eşler arasındaki borçların doğuş sebepleri ve borç ilişkisinin kendisi (TBK ve ilgili maddeler), denkleştirme alacağının hesaplanması (m.230), katkı alacakları ile değer artış payı (m.227 ve m.231 ile ilgili hükümler) ve evlilik birliğinin temsil yetkisinin sınırlandırılması (m.193 ile ilgili hükümler).

Eşler arasındaki borçlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Muaccel olma
Bir borcun vadesinin gelmesi ve alacaklının ödemeyi istemeye hak kazanması durumudur. Madde, mal rejiminin bu sonucu engellemediğini belirtir; yani mal rejimi süresince eşler arasındaki borçlar muaccel olabilir.
Ödeme için süre isteme
Borçlu eşin, borcun yerine getirilmesinin evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere yol açacağı durumda, borcun ifası için ek süre talep etme hakkıdır. Bu hak, borcun muaccel olmasını ortadan kaldırmaz; yalnızca ifa zamanını erteler.
Evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlük
Borcun ödenmesinin borçlu eşin ekonomik durumunu ciddi biçimde zorlaması ve bunun ortak yaşamı tehlikeye sokmasıdır. Önemsiz veya geçici güçlükler bu kapsamda değerlendirilmez.
Güvence gösterme
Süre isteyen eşin, alacaklı eşin alacağını ertelemeden kaynaklanan riske karşı teminat sunmasıdır. Hâkim, durum ve koşullar gerektirdiğinde bu yükümlülüğü yükler.

Eşler arasındaki borçlar: hangi şartlar aranır?

  • Eşler arasında, bir eşin diğer eşe karşı bir borcunun bulunması ve bu borcun muaccel olmuş ya da olacak olması gerekir.
  • Borcun yerine getirilmesinin borçlu eşi, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere sokacak nitelikte olması gerekir; önemsiz ve geçici güçlükler yeterli değildir.
  • Süre isteği borçlu eşten gelmelidir; hâkim veya alacaklı eş kendiliğinden süre veremez.
  • Durum ve koşullar gerektiriyorsa, hâkim süre isteyen eşi güvence göstermekle yükümlü tutmalıdır; bu yükümlülük her halde kendiliğinden doğmaz.
  • Mal rejiminin sona ermesi, borcun muaccel olmasını önlemez; bu nedenle süre isteme hakkı, mal rejimi devam ederken de sona erdikten sonra da kullanılabilir.

Eşler arasındaki borçlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel olmasını önlemez; borç vadesi geldiğinde muaccel olur.
  • Borcun yerine getirilmesi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere yol açıyorsa, borçlu eş ödeme için süre isteyebilir ve bu süre tanındığında ifa ertelenir.
  • Güçlük önemsiz veya geçici ise süre isteme hakkı doğmaz ve borç derhâl ödenmelidir.
  • Hâkim, durum ve koşullar gerektiriyorsa süre isteyen eşi güvence göstermekle yükümlü tutar; güvence gösterilmezse süre tanınması için gerekli şartlar tam olarak sağlanmamış olabilir.
  • Süre tanınması borcun muaccel olmasını ortadan kaldırmaz; sadece ifa zamanını erteler.

Muaccelliğin engellenmesi ile ödeme süresi arasındaki fark nedir?

Madde, mal rejiminin borçların muaccel olmasını önlemediğini açıkça belirtir; bu, borcun vadesinin gelmesinin rejimden etkilenmediği anlamına gelir.

Ödeme süresi, muaccel olmuş borcun ifası için tanınan ek bir zamandır ve yalnızca belirli koşullar varsa talep edilebilir.

Borç muaccel olduğunda alacaklı eş ödeme isteyebilir; borçlu eş ancak süre isteme koşulları varsa ifayı erteleyebilir.

Süre isteyen eş ile güvence yükümlüsü eş arasındaki fark nedir?

Süre isteyen, yani ertelemeden yararlanmak isteyen borçlu eştir.

Güvence gösterme yükümlülüğü, süre isteyen eşe yüklenir; alacaklı eş bu yükümlülüğün tarafı değildir.

Hâkim, süre tanıma kararını verirken istemde bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutabilir; güvence yükümü sürenin tanınmasına bağlı bir yan yükümlülüktür.

Eşler arasındaki borçlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Süre isteme hakkını borcun muaccel olmasını önleyen bir hüküm sanmak; madde muaccelliği engellemez, yalnızca ifayı erteler.
  • Her ekonomik güçlüğü yeterli saymak; güçlüğün evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli olması gerekir.
  • Hâkimin güvence yükümlülüğünü her süre talebinde kendiliğinden doğan bir yükümlülük gibi görmek; madde yalnızca durum ve koşullar gerektiriyorsa güvence yükletir.
  • Süre talebinin sadece mal rejimi sona erdiğinde gündeme geleceğini düşünmek; madde mal rejimi devam ederken de uygulanır.

Nasıl ispat edilir?

  • Süre isteyen borçlu eş, borcun ödenmesinin evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede önemli güçlüklere yol açtığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Bu ispatta ekonomik durumu gösteren belgeler (gelir durumu, borç yükü, giderler) ve evlilik birliğine etkisini gösteren deliller kullanılabilir.
  • Alacaklı eş, güçlüğün önemsiz veya geçici olduğunu savunuyorsa bu savunmayı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Hâkimin güvence yükümlülüğü getirmesi halinde, güvencenin niteliği ve yeterliliği hakkında tarafların delil sunması beklenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.217: Madde metninin aynı içerikteki hükmü, mal rejimi tipleri için ortak olan düzenleme olarak, MK'nın eşler arası borçlara ilişkin genel hükmüne işaret eder.
  • 4721 sayılı Kanun m.230: Eşler arasındaki borçların hangi malvarlığı kesimini yüklediği ve denkleştirme alacağı konusunda ayrı bir hükümdür; borçların tasfiyedeki değerlendirilmesinde bu madde uygulanır.
  • 4721 sayılı Kanun m.227: Değer artış payından vazgeçme ve pay oranının değiştirilmesi konusunda ayrı bir düzenlemedir; bu madde borcun ertelenmesi ile ilgili değildir.

TMK m.271 — Sona erme anı

Madde, mal rejiminin hangi hallerde sona ereceğini ve ortaklık mallarıyla kişisel malların ayrımında esas alınacak tarihi düzenler. Düzenlenen haller: eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabulü, iflasın açılması, evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığına karar verilmesi; ikinci fıkrada dava tarihinden geçerli sona erme; üçüncü fıkrada ortaklık malı ile kişisel malın belirlenmesinde sona erme tarihinin esas alınması. Madde, mal rejiminin sona ermesinden sonra yapılacak tasfiyenin usulünü, paylaşma oranını ve değer artış payını düzenlemez; bunlar tasfiye hükümlerinde yer alır (m.273-276). Mal rejiminin tasfiyesinde yetki (m.214 Kanun hükmü uyarınca yetkili mahkeme düzenlemesi) ile sona erme sonrası alacakların zamanaşımı da bu maddenin kapsamında değildir. Madde, eşler arasındaki mal rejimi sözleşmesinin kurulma şeklini ve ehliyetini de düzenlemez (m.202-203 ve ilgili hükümler). Kişisel malların tanımı ile edinilmiş malların tanımı da bu maddenin konusu değildir (m.219, m.220)

Sona erme anı: hangi kavramlar bilinmeli?

Mal rejiminin sona ermesi
Eşler arasında uygulanan mal rejiminin işlemez hale gelmesi ve yerine başka bir rejimin ya da tasfiye sürecinin geçmesidir. Sona erme anı, tasfiye sırasında malların ayrılmasında ve değerlendirilmesinde belirleyici olur.
Dava tarihinden geçerli sona erme
Evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığı kararlarında mal rejiminin karar tarihinde değil, davanın açıldığı tarihte sona ermesidir. Bu, kararın kesinleşmesini beklemeden geriye etkili bir sınır çizer.
Ortaklık malları ve kişisel mallar ayrımı
Mal ortaklığı rejiminde, ortaklık mallarına giren malların ve eşlerin kişisel mallarının belirlenmesi işlemidir. Bu belirleme, mal ortaklığının sona erdiği tarihe göre yapılır.
Mal ortaklığının sona erdiği tarih
Mal ortaklığı rejiminin fiilen sona erdiği, yani madde 271 fıkra 2 uyarınca dava tarihi veya ölüm, iflas gibi olayın gerçekleştiği andır. Ortaklık ve kişisel mal kapsamı bu ana göre tespit edilir.

Sona erme anı: hangi şartlar aranır?

  • Mal rejiminin sona erdirilebilmesi için madde 271 birinci fıkrada sayılan olaylardan birinin, yani eşlerden birinin ölümü, başka bir mal rejiminin kabulü ya da eşlerden biri hakkında iflasın açılmasının gerçekleşmiş olması gerekir.
  • Evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığı kararı hâlinde mahkemece bu yönde bir karar verilmiş olmalıdır; karar tarihi değil, dava tarihi sona erme anı olarak alınır.
  • Ortaklık mallarıyla kişisel malların kapsamının belirlenmesinde mal ortaklığının sona erdiği tarih esas alınmalıdır.

Sona erme anı: hangi sonuçları doğurur?

  • Eşlerden birinin ölümü veya başka bir mal rejiminin kabulü ile mal rejimi sona erer.
  • Eşlerden biri hakkında iflasın açılması ile mal rejimi sona erer.
  • Evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığına karar verilmesi hâllerinde mal rejimi dava tarihinden geçerli olarak sona erer.
  • Dava tarihi geriye bağlandığı için, dava tarihinden sonra eşlerin edinimleri tasfiyeye giren mallar kapsamında değerlendirilmez.
  • Ortaklık malları ile kişisel malların kapsamı, mal ortaklığının sona erdiği tarihe göre belirlenir.
  • Mal rejiminin sona ermesi, tasfiyenin kendiliğinden yapılması anlamına gelmez; tasfiye ayrı hükümlere göre yürütülür.

Ölüm veya iflas ile dava yoluyla sona erme arasındaki fark nedir?

Eşlerden birinin ölümü ya da iflası, olayın gerçekleştiği anda rejimi sona erdirir; mahkeme kararı aranmaz.

Evliliğin iptali, boşanma veya mal ayrılığı kararında sona erme, mahkemece karar verilmesine bağlıdır ve sona erme anı dava tarihidir.

Ölüm ve iflasta sona erme anı olayın gerçekleştiği andır; dava hallerinde ise sona erme anı dava tarihine geriye bağlanır.

Dava tarihi ile karar tarihi arasındaki fark nedir?

Boşanma, iptal veya mal ayrılığı davasının açıldığı tarih, madde 271 ikinci fıkra uyarınca sona erme anıdır.

Kararın verildiği veya kesinleştiği tarih, sona erme anı olarak alınmaz.

Dava tarihinden kararın verildiği tarihe kadar geçen süre içinde yapılan işlemler, tasfiye bakımından sona erme anından sonra kalır.

Sona erme anı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava tarihi yerine boşanma veya iptal kararının tarihini sona erme anı olarak almak.
  • Ölüm ve iflas hallerinde mahkeme kararı beklemek; bu hallerde sona erme olayın gerçekleştiği andır.
  • Mal ortaklığının sona erdiği tarihi, mal rejimi sözleşmesinin yapıldığı tarihle karıştırmak; madde 271 üçüncü fıkra sona erme anını esas alır.
  • Mal ayrılığı hükmünün dava tarihinden geriye etkisini unutup sona ermeyi karar tarihine bağlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Dava tarihinden geçerli sona ermenin, boşanma kararının kesinleşmesini beklemeden tasfiyenin başlangıcını belirlediği kabul edilmektedir. (2. Hukuk Dairesi, 2023/2303 E., 2023/5004 K., 01.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Mal rejiminin ölümle sona erdiğini ileri süren taraf, ölüm belgesi veya ölüm karinesini gösterirle ispatlar.
  • Boşanma, iptal veya mal ayrılığı davasında sona erme tarihini ileri süren taraf, dava dilekçesinin açıldığı tarihi resmi kayıtla (mahkeme kaydı) ispatlar.
  • İflasın açıldığını ileri süren taraf, iflas kararını ve tarihini belgeyle ispatlar; iflasın mal rejimi üzerindeki sonucunu gösterir.
  • Ortaklık mallarıyla kişisel malların ayrımında, malın sona erme tarihinden önce edinildiğini iddia eden taraf bu iddiasını ispatlar; karşı taraf sona erme tarihinden sonra edinildiğini savunabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 sayılı Kanun m.225: Mal rejiminin sona erme hallerini ve dava tarihinden geçerli sona ermeyi aynı biçimde düzenleyen hükümdür; m.271 birinci ve ikinci fıkrası bu hükmü tekrar eder.
  • 4721 sayılı Kanun m.209: Mal ortaklığı kabul edilmiş eşlerden birinin iflasında ortaklığın kendiliğinden mal ayrılığına dönüşmesini düzenler; m.271 birinci fıkradaki iflas sona erme hâlinin mal ortaklığı bakımından karşılığıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.276: Mal ortaklığının sona ermesi hâlinde paylaşma oranını belirler; m.271 üçüncü fıkrada sona erme tarihinin esas alındığı tasfiyenin devamıdır.
  • 4721 sayılı Kanun m.275: Mal ortaklığı sona erince mevcut ortaklık mallarının değerlendirilmesinde tasfiye anının esas alınmasını düzenler; sona erme tarihinin tasfiyedeki sonucudur.

TMK m.272 — Kişisel mala ekleme

Madde, edinilmiş mallara katılma rejiminde eşlerden birinin sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılan toptan ödemelerinin ya da iş gücü kaybı nedeniyle aldığı tazminatların tasfiyede nasıl değerlendirileceğini düzenler. Hüküm, bu tür ödemelerin kişisel mal sayılması ve değerinin peşin sermayeye çevrilmiş irat değeri üzerinden hesaplanmasını kapsar. Madde yalnızca mal rejiminin sona ermesi halindeki tasfiye hesabına ilişkindir; ödemenin edinilmiş mal sayılıp sayılmayacağı (m.219), kişisel malların sayımı (m.220) ve denkleştirme (m.231 ve m.273 hükümleri) ayrıca değerlendirilir. Maddenin kapsamı dışında kalan konular şunlardır: edinilmiş mal kavramı ve edinilmiş mallara dahil değerler (m.219), kişisel malların tek tek sayımı (m.220), değer artış payı alacağı (m.227), eklenecek değerler (m.229) ve mal rejiminin sona ermesi (m.231 ve devamı) ile ilgili yargılama usulü.

Kişisel mala ekleme: hangi kavramlar bilinmeli?

Toptan ödeme
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca eşlerden birine bir defada yapılan ödemedir. Madde, bu ödemenin irat yoluyla yapılmış olsaydı alınacak değeri kişisel mal olarak dikkate alır.
İş gücü kaybı tazminatı
Eşlerden birinin çalışma gücünü yitirmesi nedeniyle ödenen tazminattır. Maddenin kapsamına girmesi için ödemenin iş gücü kaybına dayanması gerekir.
Peşin sermayeye çevrilmiş değer
Mal rejiminin sona erdiği tarihte, ödemenin yerine geçecek ömür boyu irat tutarının bugünkü peşin değeridir. Hesap, mal rejiminin sona erdiği tarihe göre yapılır.
Kişisel mal
Tasfiyede edinilmiş mallardan ayrı tutulan ve kendisine ait değer olarak hesaba katılan mal kesimidir. Madde, bu ödemelerin değerini kişisel mal olarak hesaba katar.

Kişisel mala ekleme: hangi şartlar aranır?

  • Ödemenin eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış toptan ödeme ya da iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş tazminat olması gerekir.
  • Tazminat veya toptan ödemenin, ilgili kurumun uyguladığı usule göre ömür boyu irat bağlanmış olsaydı oluşacak tutarın hesaplanabilir olması gerekir.
  • Hesaplamanın mal rejiminin sona erdiği tarihteki duruma göre yapılması gerekir.
  • Hesaba katılacak tutar, bu tarihte peşin sermayeye çevrilmiş irat değeri ile sınırlı olmalıdır; ödemenin ayrı bir kişisel mal kalemi olarak sayılması, bu değerle sınırlı kalır.

Kişisel mala ekleme: hangi sonuçları doğurur?

  • Toptan ödeme veya iş gücü kaybı tazminatı, mal rejiminin sona erdiği tarihteki irat değeri kadar kişisel mal olarak tasfiyede hesaba katılır.
  • Hesaba katılan değer, edinilmiş mallar kesiminden değil kişisel mal kesiminden sayılır.
  • Madde, ödemenin tamamen kişisel mal sayılacağını öngörmez; yalnızca irat değeri kadar kişisel mal sayılır.
  • Ödemenin sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumundan gelmediği ya da iş gücü kaybına dayanmadığı hallerde bu madde uygulanmaz.

Toptan ödeme-tazminat ile sürekli irat ödemesi arasındaki fark nedir?

Toptan ödeme ya da iş gücü kaybı tazminatı bir defada yapılmış ödemedir.

Sürekli irat, periyodik olarak ödenen gelirdir ve edinilmiş mal gelirleri olarak ayrıca değerlendirilir.

Madde, bir defada ödenen tutarı irat değerine çevirerek kişisel mal olarak hesaba katar; periyodik gelirlerin tasfiyedeki durumu ise ayrı hükümlere tabidir.

Kişisel mal olarak hesaba katılan değer ile edinilmiş mal olarak kalan kısım arasındaki fark nedir?

İrat değeri kadar olan kısım kişisel mal sayılır.

Ödemenin irat değerini aşan kısım, ödemenin niteliğine göre ayrıca değerlendirilebilir.

Hesaba katılan değer kişisel mal kesiminde yer alır ve tasfiyede bu kesimin hesabında değerlendirilir.

Kişisel mala ekleme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ödemenin tamamını kişisel mal saymak; madde yalnızca irat değeri kadar olan kısmı kişisel mal olarak hesaba katar.
  • İrat değerini ödeme tarihindeki tutar üzerinden hesaplamak; hesap mal rejiminin sona erdiği tarihe göre yapılmalıdır.
  • İş gücü kaybına dayanmayan ödemeleri bu madde kapsamında değerlendirmek.
  • Periyodik irat gelirlerini m.272 ile hesaplamak; bu gelirler ayrı hükümlere tabidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiyede kişisel mal olarak hesaba katılmasını isteyen eş, ödemenin sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumundan yapıldığını ve iş gücü kaybına dayandığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Ödemenin kurum belgesi, tazminat kararı veya protokol gibi yazılı belgelerle ispatlanması uygundur.
  • Ödemenin irat değeri, uzman bilirkişi tarafından mal rejiminin sona erdiği tarih esas alınarak hesaplanır.
  • Karşı taraf, ödemenin edinilmiş mal kesiminde kaldığını veya irat değerinin yanlış hesaplandığını ileri sürerse bu iddiasını kendisi ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.219: Edinilmiş malların kapsamını belirler; bu ödemelerin edinilmiş mal sayılıp sayılmayacağı ve m.272 ile ilişkisi bu maddeye göre tespit edilir.
  • 4721 m.220: Kişisel malların kanun gereğince sayımını düzenler; m.272 ile eklenen değer bu sayımın ek bir kalemidir.
  • 4721 m.273: Kişisel mal borçlarının denkleştirmesini düzenler; kişisel malla ödenen borçlar bakımından bu hükümle birlikte değerlendirilir.
  • 4721 m.274: Değer artış payı için edinilmiş mallara katılma rejimindeki hükümlerin uygulanmasını öngörür; m.272 ile ayrı bir kişisel mal hesabı yapılır.

TMK m.273 — Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki denkleştirme

Madde, mal ortaklığı rejiminde eşlerin birinin kişisel mallarına ilişkin borçlarının ortaklık mallarından veya ortaklık mallarına ilişkin borçlarının kişisel mallarından ödenmesi halinde tasfiye sırasında istenebilecek denkleştirme alacağını ve borçların hangi mal kesimini yükümlülük altına sokacağını düzenler. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borcun ortaklık mallarına ilişkin sayılmasını da kapsar. Hüküm, mal ortaklığı rejimine tabi eşler arasındaki tasfiye ilişkisinde uygulanır. Denkleştirme alacağının hesaplanma yöntemini, değer artış payını, eklenecek değerleri ve paylaşma oranını düzenlemez (m.274, m.275, m.276 ve ilgili hükümler). Eşlerin üçüncü kişilere karşı borç sorumluluğunu (m.268) ve iç ilişkideki borç sınırlamasını (m.269) düzenlemez. Malların değerlemesi ve tasfiye anı da bu maddenin konusu değildir (m.275).

Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki denkleştirme: hangi kavramlar bilinmeli?

Denkleştirme alacağı
Eşin bir mal kesiminde yer alan borcun diğer mal kesiminden ödenmesi sonucu, borcu ödeyen kesim lehine tasfiye sırasında doğan alacaktır. Alacak, borcun ödendiği kesimler arasındaki değer kaymasını telafi eder.
Mal kesimi
Eşin kişisel mallarını ya da ortaklık mallarını (mal ortaklığı rejiminde ortaklık malları ve eşlerin kişisel malları) ifade eden malvarlığı ayrımıdır. Borcun hangi kesime ait olduğu, borcun hangi malvarlığı kesiminden ödendiği ve hangi kesimi yükümlü kıldığı bakımından belirleyicidir.
Kişisel borç ve ortaklık borcu ayrımı
Borcun, ilişkin bulunduğu mal kesimine göre sınıflandırılmasıdır. Kişisel mallara ilişkin borç kişisel mal kesimini, ortaklık mallarına ilişkin borç ise ortaklık mallarını yükümlü kılar. Borcun kesimine ilişkin ölçüt, borcun hangi malvarlığı için doğduğudur.
Yükümlülük altına sokma
Borcun, ilişkin olduğu mal kesiminin sorumluluğunu doğurmasıdır. Borç, ödemenin hangi kesimden yapıldığına değil, borcun ilişkin olduğu kesime göre tasfiyede o kesimi yükler.
Kesime ait olduğu anlaşılamayan borç
Hangi mal kesimine ilişkin olduğu belirlenemeyen borçtur. Bu borç kanun gereği ortaklık mallarına ilişkin sayılır; karine niteliğinde bir varsayımdır.

Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki denkleştirme: hangi şartlar aranır?

  • Eşlerin mal rejimi olarak mal ortaklığının geçerli olması ve tasfiye aşamasına gelinmiş bulunması gerekir.
  • Bir eşin kişisel mallara ilişkin bir borcunun ödenmesinin ortaklık mallarından ya da ortaklık mallarına ilişkin bir borcunun kişisel mallardan ödenmiş olması gerekir.
  • Ödemenin, borcun ilişkin olduğu mal kesiminden farklı bir kesimden yapılmış olması gerekir; aynı kesimden yapılan ödeme denkleştirmeye konu olmaz.
  • Borcun hangi mal kesimine ilişkin olduğu belirlenebiliyorsa, borç o kesimi yükümlü kılar; belirlenemiyorsa borç ortaklık mallarına ilişkin sayılır.
  • Denkleştirmenin istenebilmesi için tasfiye sırasında bu talebin ileri sürülmesi gerekir.

Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki denkleştirme: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir eşin kişisel mallara ilişkin borcu ortaklık mallarından ödenmişse, tasfiye sırasında ortaklık mallarının bu ödeme nedeniyle denkleştirme istenebilir.
  • Ortaklık mallarına ilişkin bir borç kişisel mallardan ödenmişse, tasfiye sırasında kişisel mal lehine denkleştirme istenebilir.
  • Borç, ilişkin olduğu mal kesimini yükümlü kılar; bu nedenle tasfiye hesabında borç, ilgili kesimin pasifinde yer alır.
  • Kesimi anlaşılamayan borç ortaklık mallarına ilişkin sayılır ve tasfiyede ortaklık mallarını yükümlü kılar.
  • Denkleştirme yalnızca tasfiye sırasında istenebilir; tasfiye öncesinde doğrudan bu maddeye dayanarak alacak talep edilmesi öngörülmemiştir.
  • Ödemenin borcun ilişkin olduğu kesimden yapılması halinde denkleştirme doğmaz.

Kişisel borç ile ortaklık borcu arasındaki fark nedir?

Kişisel mallara ilişkin borç; borcun doğduğu ve ilişkin olduğu kesim eşin kişisel mallarıdır.

Ortaklık mallarına ilişkin borç; borcun ilişkin olduğu kesim ortaklık mallarıdır.

Borç ödemesi hangi kesimden yapılırsa yapılsın borcun yükümlü kıldığı kesim, borca ilişkin olduğu kesimdir. Farklı bir kesimden ödeme yapılmışsa tasfiyede denkleştirme gündeme gelir.

Ödemenin kaynağı ile borcun kesimi arasındaki fark nedir?

Ödemenin hangi mal kesiminden yapıldığı, ödeme fiilinin kaynağına ilişkindir.

Borcun hangi mal kesimine ilişkin olduğu, borcun niteliğine ve doğuş sebebine bağlıdır.

Denkleştirme alacağı, borcun ilişkin olduğu kesim ile ödemenin yapıldığı kesim farklı olduğunda doğar. Aynı kesimden ödeme denkleştirme doğurmaz.

Belirlenebilen borç ile kesimi anlaşılamayan borç arasındaki fark nedir?

Kesimi belli olan borç, ilişkin olduğu kesimi yükümlü kılar.

Kesimi anlaşılamayan borç, kanun gereği ortaklık mallarına ilişkin sayılır.

Kesimi belirlenemeyen borç ortaklık mallarını yükümlü kılar; bu nedenle kişisel mallardan ödenmiş olması halinde denkleştirme gündeme gelebilir.

Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki denkleştirme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Borcun ödendiği kesim ile borcun ilişkin olduğu kesimi karıştırmak; denkleştirme ölçütü borcun doğuş kesimidir, ödemenin kaynağı tek başına belirleyici değildir.
  • Kesimi belirlenemeyen borcu kişisel borç saymak; kanun bu borcu ortaklık mallarına ilişkin sayar.
  • Denkleştirme alacağını tasfiye öncesinde doğrudan talep edilebilir saymak; istem tasfiye sırasında ileri sürülmelidir.
  • Her ödemeyi denkleştirmeye konu saymak; yalnızca farklı kesimden yapılan ödeme denkleştirme doğurur, aynı kesimden ödeme doğurmaz.
  • Denkleştirme alacağı ile değer artış payı alacağını aynı şey saymak; her biri ayrı madde ve ayrı hesap ölçütüne tabidir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Denkleştirme alacağının tespiti, eşlerin borçlarının edinilmiş mallara katılma rejimi içinde malvarlığının hangi kesimini yükleyeceğinin önce belirlenmesini zorunlu kılar.
  • Kesimi belirlenemeyen borcun ortaklık mallarına ilişkin sayılması, borcun kesimine ilişkin tartışmalarda kanunun öngördüğü varsayımın uygulanması anlamına gelir.

Nasıl ispat edilir?

  • Denkleştirme talep eden eş, borcun kişisel mallardan ya da ortaklık mallarından ödendiğini ve ödemenin hangi kesimden yapıldığını ispatla yükümlüdür.
  • Borcun hangi mal kesimine ilişkin olduğunu iddia eden taraf, bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür; borcun kaynağını gösteren sözleşme, fatura, banka kaydı gibi belgeler kullanılabilir.
  • Karşı taraf, borcun ilişkin olduğu kesimin farklı olduğunu veya ödemenin aynı kesimden yapıldığını savunursa, bu savunmayı ispatla yükümlüdür.
  • Kesimi anlaşılamayan borç ortaklık mallarına ilişkin sayıldığından, kişisel mal kesiminden yapılan ödemeyi ileri süren eş, borcun kişisel mal kesimine ilişkin olduğunu ispatlamalıdır.
  • Ödemenin kaynağı ispatlanamazsa denkleştirme talebi reddedilebilir; bu nedenle ödeme kayıtlarının tasfiye öncesinde toplanması önemlidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.274: Değer artış payı alacağını düzenler; bir eşin kişisel veya ortaklık malı ile diğer kesim arasındaki katkıya ilişkindir. Denkleştirme ile ayrı bir alacak türü olarak karşılaştırılmalıdır.
  • 4721 m.275: Tasfiye anında malların değerlendirilmesini düzenler; denkleştirme hesabında hangi değerin esas alınacağını belirler.
  • 4721 m.268: Eşlerin üçüncü kişilere karşı tam sorumlu olduğu borçları sayar; borcun dış ilişkideki sorumluluğu ile bu maddedeki iç ilişki tasfiyesi ayrılmalıdır.
  • 4721 m.269: Eşlerin diğer borçlardan sınırlı sorumluluğunu düzenler; borcun hangi kesimi yükümlü kıldığının iç ilişkide değerlendirilmesinde ilişkilidir.
  • 4721 m.226: Bir eşin kişisel malı olduğunun ispatlanmadıkça malvarlığının ortaklık malı sayıldığını düzenler; kesim ayrımında ispat kuralını belirler.

TMK m.274 — Değer artış payı

TMK m.274, edinilmiş mallara katılma rejiminde değer artış payı alacağının doğduğu hali düzenler: eşlerden birinin kişisel malı veya ortaklık malı ile diğer mal kesimine giren bir malvarlığı değerinin edinilmesi, iyileştirilmesi veya korunmasına katkıda bulunulmuş olması. Hüküm, mal rejimi sürerken eşler arasında yapılan katkılar bakımından uygulanır. Madde, değer artış payı alacağının hesaplanma yöntemini, katılma alacağının artık değere etkisini, eklenecek değerleri ve denkleştirmeyi ayrıntılı düzenlemez; bunlar için değer artış payının hesabı ve sonuçları ile ilgili MK m.227 ve m.229 hükümlerine bakılır. Maddenin kapsamı dışında kalan konular: katılma alacağının hesabı ve ödenmesi (m.236-m.240), artık değere katılma ve pay oranının azaltılması (m.236-m.238), kişisel mallarla edinilmiş mallar arasındaki denkleştirme (m.230), mal rejiminin tasfiyesi ve zamanaşımı ile ilgili usul hükümleri (m.202, m.203 ve ilgili hükümler).

Değer artış payı: hangi kavramlar bilinmeli?

Değer artış payı alacağı
Eşlerden birinin diğer eşe ait bir malvarlığı unsurunun elde edilmesine, geliştirilmesine ya da muhafazasına; karşılıksız ya da makul bir bedel alınmadan katkıda bulunması halinde, katkı oranında doğan alacak hakkıdır. Kanuna göre bu alacak ancak edinilmiş mallara katılma rejimi yürürlükteyken yapılan katkılardan doğar.
Katkı
Malvarlığı unsuruna yönelik, eşin kendi malvarlığından yaptığı ve karşılık almadığı harcama ya da değer sağlayıcı fiildir. Katkının türü kanunda üç biçimde sayılmıştır: edinim, iyileştirme ve koruma.
İktisap
Bir malvarlığı unsurunun edinilmesi anlamına gelir. Kanuna göre taşınmazda mülkiyet hakkının edinilmesine yapılan katkı kadar sınırlı ayni hak edinimlerini ve eşe ait borçların ödenmesini de içerir.
İyileştirme
Diğer eşin malvarlığı unsuru üzerinde esaslı bir değer sağlayan fiilleri ifade eder. Sıradan bakım ve onarım bu kapsamda değerlendirilmeyebilir.
Koruma
Malvarlığı unsurunun kullanımı veya zamana bağlı olarak meydana gelecek önemli değer azalmalarının önlenmesini ifade eder.
Değer artışı
Sona erme değeri ile başlangıç değeri arasındaki farktır. Piyasadaki arz-talep değişikliklerinden doğan artış bu kapsamdadır; eşin kendi faaliyetine dayalı artışlar kapsam dışıdır.
Sona erme değeri ve başlangıç değeri
Sona erme değeri, malvarlığı unsurunun mal rejiminin sona erdiği andaki değeridir. Başlangıç değeri, katkının malvarlığı unsurunun edinildiği anda yapılmış olması halinde edinim değeri ile katkı tutarının toplamı; sonradan yapılmışsa katkı tarihindeki sürüm değeri ile katkı tutarının toplamıdır.

Değer artış payı: hangi şartlar aranır?

  • Eşlerden birinin diğer eşe ait bir malvarlığı unsuruna, kişisel mal veya ortaklık malı ile diğer mal kesimine giren bir değeri edinme, iyileştirme veya koruma yönünde katkıda bulunmuş olması gerekir.
  • Katkının eşlerin edinilmiş mallara katılma rejimi yürürlükteyken yapılmış olması gerekir; katkı yapıldığında mal rejimi devam etmelidir.
  • Katkıda bulunan eş, katkı karşılığında hiç ya da uygun bir karşılık almamış olmalıdır; karşılık alınmışsa değer artış payı alacağı doğmaz.
  • Katkının bağışlama kastıyla yapılmamış olması gerekir; bağışlama iradesi açıkça ortaya konulmuşsa alacak doğmaz.
  • Tasfiye anında malvarlığı unsurunda bir değer artışı bulunması gerekir; değer artışı yoksa alacak doğmaz.
  • Değer artış payı alacağının hesaplanabilmesi için katkıda bulunan eşin katkı tutarını, bu tutarın gelirinden tasarruf edilmiş olduğunu ispat etmiş olması gerekir.

Değer artış payı: hangi sonuçları doğurur?

  • Katkı şartları gerçekleştiğinde katkıda bulunan eş, katkı oranında değer artış payı alacağı kazanır.
  • Alacak, malvarlığının tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; değer kaybı varsa katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
  • Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artış payından vazgeçebilir ya da pay oranını değiştirebilir.
  • Katkı karşılıksız yapılmamış ya da bağışlama kastı varsa alacak doğmaz.
  • Malvarlığı tasfiye öncesinde elden çıkarılmışsa hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.
  • Değer artış payı alacağı tasfiyenin tamamlanmasıyla muaccel olur.
  • Değer artış payı alacağı katılma alacağının hesaplanmasında dikkate alınır; bu etki katkının yönüne göre değişir.

Edinilmiş mallara katılma rejimi sırasında yapılan katkı ile mal ayrılığı döneminde yapılan katkı arasındaki fark nedir?

Katkı, edinilmiş mallara katılma rejimi yürürlükteyken yapılmışsa değer artış payı alacağı adını alır ve MK m.274 ile m.227 kapsamında değerlendirilir.

Katkı, eski Medeni Kanun döneminde mal ayrılığı rejimi yürürlükteyken yapılmışsa katkı tazminatı olarak nitelendirilir.

Eski Medeni Kanun döneminde yapılan katkının talebi eski hükümlere tabidir; bu katkı değer artış payı alacağına dönüştürülemez.

Katkı ile kişisel mal arasında ile katkı ile edinilmiş mal arasında kesim değişikliği arasındaki fark nedir?

Katkı, bir mal kesiminden diğer mal kesimine giren bir malvarlığı değerine yapılmışsa madde kapsamındadır.

Katkı, aynı mal kesimi içinde kalan bir malvarlığı unsuruna yapılmışsa bu madde kapsamında değildir.

Yalnız mal kesimi değiştiren katkılarda değer artış payı alacağı doğar; aynı kesim içindeki katkılar için değerlendirme başka hükümlere göre yapılır.

Katkı ile emek veya gelir harcaması ile katkı ile tasarruf edilmiş tutar arasındaki fark nedir?

Eşin gelirinden birlik giderlerini ve kişisel ihtiyaçlarını düştükten sonra tasarruf ettiği ve katkı için kullandığı tutar varsa katkı ileri sürülebilir.

Eşin kendi emeği veya geliri olmadan doğrudan katkı yapılmadığında, tasarruf edilmiş bir tutar yoksa talep dinlenmez.

Tasarruf edilmiş tutarın ispatlanamadığı hallerde katkı oranı hesaplanamaz ve değer artış payı alacağı doğmaz.

Değer artışının piyasa kaynaklı olması ile eşin kendi faaliyetine dayalı olması arasındaki fark nedir?

Piyasadaki arz-talep değişikliklerinden kaynaklanan artış, değer artışı olarak kabul edilir.

Eşin kendi faaliyetine dayanan artış, değer artışı kapsamında değerlendirilmez.

Yalnız piyasa kaynaklı artış üzerinden değer artış payı hesaplanır.

Malın tasfiye anında hala mevcut olması ile daha önce elden çıkarılmış olması arasındaki fark nedir?

Malvarlığı unsuru tasfiye anında mevcutsa değer artış payı, tasfiye anındaki değer üzerinden hesaplanır.

Malvarlığı unsuru daha önce elden çıkarılmışsa değer artış payı tasfiye anındaki değere göre hesaplanamaz.

Elden çıkarılmış malda hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler; alacak yine tasfiye tarihinde muaccel olur.

Değer artışı olan malvarlığı ile değer kaybı olan malvarlığı arasındaki fark nedir?

Değer artışı olduğunda değer artış payı, katkı oranı üzerinden hesaplanır.

Değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Değer kaybı halinde katkı tutarı kadar bir alacak doğar ve değer kaybı paylaştırılmaz.

Değer artış payı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Katkının edinilmiş mallara katılma rejimi yürürlükteyken yapılıp yapılmadığını kontrol etmemek; mal ayrılığı dönemindeki katkıyı değer artış payı alacağı saymak.
  • Tüm katkıları mal kesimi değişmese bile madde kapsamında saymak; yalnız mal kesimi değiştiren katkıların bu maddeye girdiğini gözden kaçırmak.
  • Değer artış payını başlangıç değeri üzerinden hesaplamak; hesabın tasfiye anındaki değer üzerinden yapılması gerektiğini unutmak.
  • Karşılık alınmadığı için bağışlama kastı olduğunu varsaymak; bağışlama iradesinin açıkça ortaya konulması gerektiğini göz ardı etmek.
  • Eşin kendi faaliyetine dayalı değer artışını piyasa kaynaklı artış gibi değerlendirmek.
  • Elden çıkarılmış malda tasfiye anındaki değer üzerinden hesap yapmaya çalışmak; hakimin hakkaniyete göre belirlemesi gerektiğini atlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Değer artış payı alacağının hesaplanmasında önce değer artışı, sonra değer artış payı, en sonunda değer artış payı alacağı üç aşamada hesaplanmaktadır.
  • Katkıda bulunan eşin gelirinden birlik giderlerine katılma yükümlülüğü ve kişisel harcamaları düşüldükten sonra tasarruf ettiği tutarı ispatlaması gerekmektedir; tasarruf kanıtlanmadığında talep reddedilmektedir.
  • Yargıtay, değer artış payı alacağının tasfiye davasından bağımsız bir dava ile ileri sürülebileceğini kabul etmektedir.
  • Bağışlama kastının açık olarak ortaya konulması gerektiği, karşılık alınmamasının tek başına bağışlama sayılmayacağı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Değer artış payı alacağını ileri süren eş, diğer eşe ait malvarlığı unsuruna katkı yaptığını ispatla yükümlüdür.
  • Katkının tutarı ve bu tutarın gelirden tasarruf edildiği, banka kayıtları, makbuz ve benzeri belgelerle ispatlanır.
  • Karşı taraf, karşılık alındığını veya bağışlama kastının bulunduğunu ileri sürerse bunu ispatla yükümlüdür.
  • Değer artışı, tasfiye anındaki değerin bilirkişi raporu veya resmi değerleme ile ortaya konması yoluyla ispatlanır; aksi veri yoksa tasfiye anındaki değer kabul edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.227: Değer artış payının kanuni dayanağıdır; madde metni ilk olarak bu hükümde yer alan kuralları genişletir ve somutlaştırır.
  • 4721 m.229: Eklenecek değerler ile değer artış payı arasında ilişki kurar; katkının malvarlığı üzerindeki etkisini artık değer hesabında gösterir.
  • 4721 m.230: Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme ile değer artış payı arasındaki sınırı belirler.
  • 4721 m.236: Katılma alacağının hesabında değer artış payı alacağının artık değer hesabına etkisini düzenler.
  • 4721 m.237: Artık değere katılmada eşlerin farklı esas kabul edebileceği hallerde değer artış payı alacağı bakımından sınırları belirler.
  • 4721 m.238: Artık değerdeki pay oranının azaltılması veya kaldırılmasına ilişkin durumlarda değer artış payı alacağının etkisini düzenler.

TMK m.275 — Değer belirlenmesi

Madde, mal rejimi sona erdiğinde mevcut ortaklık mallarının değerlendirilmesinde esas alınacak anı belirler; buna göre değerleme tasfiye anına göre yapılır. Madde, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde değer tespitinin zamanını düzenler ve somut değerleme yöntemlerini, değer artışı payı, katılma alacağı ya da denkleştirme hesabını ayrıntılı biçimde düzenlemez. Tasfiyede malların hangi değerle (sürüm değeri ya da gelir değeri) hesaplanacağı (m.232, m.233), tarımsal işletme istisnası (m.233), özel hallerde değerin artırılması (m.234), denkleştirme (m.230) ve değer artışı payı (m.227) bu maddede yer almaz. Mal rejiminin sona ermesi anı ile tasfiye sürecinin başlangıcı, katılma alacağının zamanaşımı ve tasfiye davasının usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Değer belirlenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Mevcut ortaklık malları
Mal rejimi sona erdiğinde eşlerin edinilmiş mallarından oluşan ve tasfiyeye konu olan malvarlığı kesimidir. Kişisel mallar bu kavramın dışında kalır.
Tasfiye anı
Mal rejiminin tasfiyesinin yapıldığı, malvarlığının değerinin esas alındığı andır. Değerleme, mal rejiminin sona erdiği anda değil bu ana göre yapılır.

Değer belirlenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Mal rejiminin sona ermiş olması gerekir; değerlendirmenin konusu eşlerin mevcut ortaklık mallarıdır.
  • Değerlendirme, mal rejiminin sona erme anına değil tasfiye anına göre yapılmalıdır.
  • Değerlendirmenin tasfiye anındaki değer üzerinden yapılması için tasfiyenin gerçekleşmiş veya yürütülüyor olması gerekir.

Değer belirlenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Mal rejimi sona erdiğinde mevcut ortaklık mallarının değerlendirilmesinde tasfiye anı esas alınır.
  • Tasfiye anındaki değer, mal değerinin artması ya da azalması durumunda hesaplamanın dayanağı olur.
  • Maddenin hükmü, mal rejiminin tasfiyesinde değerlendirme zamanını belirlediğinden, buna aykırı bir değerleme yapılamaz.

Sona erme anı ile tasfiye anı arasındaki fark nedir?

Mal rejiminin sona erdiği an, mal rejimi sona erince malların durumunun belirlenmesi açısından ayrı bir andır.

Tasfiye anı, malların değerinin fiilen tespit edildiği andır ve madde değerlendirmeyi bu ana bağlar.

Mevcut ortaklık mallarının değeri tasfiye anındaki değerle hesaplanır; sona erme anındaki değer esas alınmaz.

Değer belirlenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Değerlemenin mal rejiminin sona erdiği anda yapılması; madde tasfiye anını esas aldığından bu yanlıştır.
  • Tasfiye anı ile malın fiilen elden çıkarıldığı anın karıştırılması; elden çıkarılmış mallarda hakkaniyete göre değerlendirme yapıldığı unutulmamalıdır.
  • Değerlemede m.232 ve m.233'teki sürüm değeri ile gelir değeri ayrımının gözden kaçırılması.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Değer artış payı alacağının hesaplanmasında malın sona erme değeri ile başlangıç değeri arasındaki farkın alınması ve bu farkın tasfiye anındaki değer üzerinden tespit edilmesi kabul edilmektedir.
  • Değer artış payı alacağının bağımsız dava ile ileri sürülebilmesi tartışmalı olup, Yargıtay'ın bu yöndeki uygulaması tasfiye talebi ile birlikte değerlendirilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Tasfiye anındaki değeri ileri süren taraf, malın değerini ispatla yükümlüdür.
  • Malların değeri bilirkişi incelemesi ile tespit edilir; bilirkişi raporu temel delildir.
  • Karşı taraf, tasfiye anındaki değerin hatalı hesaplandığını bilirkişi raporu veya ekspertiz ile ortaya koymakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 4721 m.232: Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerlerinin esas alınacağını düzenler; m.275 ile birlikte değerleme zamanı ve ölçütü belirlenir.
  • 4721 m.227: Değer artış payı alacağında tasfiye anındaki değerin esas alınmasına ilişkin hükümlerin bağlantılı olduğu maddedir.
  • 4721 m.230: Denkleştirme alacağının hesabında malın tasfiye anındaki değerinin esas alınmasıyla bağlantılıdır.

Konuda geçen kararlar

1 karar
  1. 2. Hukuk Dairesi, 2023/2303 E., 2023/5004 K., 01.11.2023
    İlgili madde: m.271

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 3.2. Aile Hukuku - Boşanma ve Mal Rejimleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış