HMK

Son hükümler (HMK)

HMK m.445–452Medeni Usul Hukuku

Kısaca

HMK m.445, UYAP'ın (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) hukuki tanımını, elektronik ortamda yürütülen dava ve yargılama işlemlerinde verilerin kaydı ve saklanmasını, güvenli elektronik imzayla yapılabilecek işlemleri, elektronik ortamdan fiziki örnek çıkarılmasını, elektronik ortamda sürenin bitişini ve UYAP kullanımına ilişkin yönetmelik yetkisini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.445–452 hükümlerini kapsar.

HMK m.445 — Elektronik işlemler

Madde, UYAP'ın (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) hukuki tanımını, elektronik ortamda yürütülen dava ve yargılama işlemlerinde verilerin kaydı ve saklanmasını, güvenli elektronik imzayla yapılabilecek işlemleri, elektronik ortamdan fiziki örnek çıkarılmasını, elektronik ortamda sürenin bitişini ve UYAP kullanımına ilişkin yönetmelik yetkisini düzenler. Hüküm, mahkemelerde görülen dava, çekişmesiz yargı, geçici hukuki koruma ve diğer tüm yargılama işlemleri bakımından uygulanır. Madde, elektronik tebligatın usulünü, delil kaydının ispat gücünü ve adres kapatmayı düzenlemez (6100 sayılı Kanun m.445 yerine tebligat mevzuatı ve Elektronik Tebligat Yönetmeliği). Elektronik duruşmanın yapılış usulünü, disiplin para cezasını (m.446) ve icra dairelerindeki elektronik işlemleri de düzenlemez (İİK m.80/a).

Elektronik işlemler: hangi kavramlar bilinmeli?

UYAP
Adalet hizmetlerinin elektronik ortamda yürütülmesi amacıyla oluşturulan bilişim sistemidir. Maddeye göre dava ve diğer yargılama işlemlerinde veriler bu sistem kullanılarak kaydedilir ve saklanır.
Güvenli elektronik imza
Elektronik ortamda işlemlerin imzalanmasında kullanılan, maddenin elle atılan imzanın yerine geçebildiği imza türüdür. Bu imzayla oluşturulan tutanak ve belgeler fiziki olarak ayrıca gönderilmez.
Fiziki örnek
Elektronik ortamda hazırlanmış bir tutanak veya belgenin kağıt üzerindeki çıktısıdır. Madde, bunun yalnızca gerektiği hâllerde çıkarılmasını öngörür ve aslın aynı olduğunun belirtilip imzalanıp mühürlenmesini ister.
Gün sonu
Elektronik ortamda yapılan işlemlerde sürenin bittiği andır. Mesai saati esas alınmaz; süre gün bitiminde sona erer.
Yönetmelik yetkisi
UYAP'ın hangi usul ve esaslarla kullanılacağının yönetmelikle düzenlenmesi yetkisidir. Maddenin ayrıntılı uygulama kuralları bu yönetmelikte yer alır.

Elektronik işlemler: hangi şartlar aranır?

  • Yargılama işleminin elektronik ortamda gerçekleştirilmesi gerekir; bu hâlde verilerin UYAP kullanılarak kaydedilmesi ve saklanması zorunludur.
  • Elektronik ortamda dava açmak için güvenli elektronik imza kullanılmalıdır.
  • Harç ve avans ödemesi ile dava dosyasının incelenmesi elektronik ortamda yapılabilir; bunlar için de güvenli elektronik imza kullanılması öngörülmüştür.
  • Fiziki olarak hazırlanması öngörülen tutanak ve belgelerin elektronik ortamda hazırlanıp gönderilebilmesi için güvenli elektronik imzanın kullanılması gerekir.
  • Güvenli elektronik imzayla oluşturulan tutanak ve belgelerin ayrıca fiziki olarak gönderilmemesi ve belge örneği aranmaması gerekir.
  • Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkarılması gerektiğinde, tutanak veya belgenin aslının aynı olduğunun belirtilmesi ve hâkim ya da görevlendirilen yazı işleri müdürü tarafından imzalanıp mühürlenmesi zorunludur.

Elektronik işlemler: hangi sonuçları doğurur?

  • Elektronik ortamda yapılan işlemlerde süre gün sonunda biter; mesai saati sonu esas alınmaz.
  • Güvenli elektronik imzayla oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fiziki olarak gönderilmez ve belge örneği aranmaz.
  • Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkarılması gereken hâllerde, aslın aynı olduğu belirtilmeden çıkarılan örnek bu madde bakımından eksik sayılır.
  • UYAP kullanımına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle düzenlenir; yönetmelik düzenlemesi yapılana kadar uygulama bu yetkiye dayanır.

Elektronik ortamda dava açma ile fiziki dava açma arasındaki fark nedir?

Elektronik ortamda dava, güvenli elektronik imzayla açılır ve harç ile avans elektronik ortamda ödenebilir.

Fiziki yolla açılan davada işlemler kâğıt üzerinde ve fiziki gönderimle yürür.

Elektronik ortamda yapılan işlemde güvenli elektronik imza şarttır; fiziki gönderim ve belge örneği aranmaz.

Güvenli elektronik imzalı belge ile fiziki örnek gerektiren belge arasındaki fark nedir?

Güvenli elektronik imzayla oluşturulan tutanak ve belgeler ayrıca fiziki olarak gönderilmez.

Elektronik ortamdan fiziki örnek çıkarılması gereken hâllerde belgenin aslının aynı olduğu belirtilir.

Fiziki örnek çıkarılması gerekiyorsa aslın aynılığı belirtilmeli, hâkim veya yazı işleri müdürü imzalamalı ve mühürlemelidir.

Elektronik işlemler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Elektronik ortamda süreyi mesai saatine göre hesaplamak; bu hâlde süre gün sonunda biter, mesai bitiminde değil.
  • Güvenli elektronik imzalı belgeye ayrıca fiziki örnek aranmasını istemek; bu madde gereği örnek aranmaz.
  • Güvenli elektronik imza ile elle atılan imzanın ispat gücünü ayrı ayrı değerlendirmek; madde, elektronik ortamda hazırlanan tutanak ve belgeleri ayrıca fiziki olarak gönderilmeyen kayıtlar olarak ele alır.
  • Fiziki örnek çıkarırken aslın aynılığını belirtmeyi ve imza ile mührü atlamak.
  • UYAP'taki kararla dosyadaki kararın farklı olmasını, sırf bu nedenle kararın geçersiz sayılması sonucuna bağlamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, UYAP'a yüklenen karar ile dosyadaki el yazısı imzalı karar arasında çelişki bulunduğunda UYAP'taki güvenli elektronik imzalı kararın esas alınacağı yönünde içtihat geliştirmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023)
  • Mahkeme kararının UYAP'ta kayıtlı metninin dosyadaki kararla farklı olması hâlinde, salt bu nedenle kararın resen bozulmasının usule uygun olmadığı yönünde görüşler ileri sürülmüştür. (Ceza Genel Kurulu, 2011/232 E., 2011/258 K., 13.12.2011)
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi kararlarında, maddenin UYAP kullanımını ve kayıt-saklama esasını dayanak alarak elektronik ortamdaki kayıtların değerlendirildiği görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/1215 E., 2025/1264 K., 23.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Elektronik ortamda yapılan bir işlemin geçerliliğini ileri süren taraf, işlemin güvenli elektronik imzayla yapıldığını ve UYAP'ta kayıtlı olduğunu ispatla yükümlüdür; bu kayıt UYAP çıktısıyla gösterilir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024)
  • UYAP'taki kayıt ile dosyadaki el yazısı imzalı belge çelişiyorsa, UYAP'ta kayıtlı güvenli elektronik imzalı belgenin esas alındığı savunulur; karşı taraf bu belgenin kayıtlı olmadığını ya da imzanın güvenli olmadığını ispatlamalıdır. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023)
  • Fiziki örnek çıkarılmışsa aslın aynılığı şerhi, hâkim veya yazı işleri müdürünün imzası ve mührü ile ispatlanır; bunların eksikliği örneğin geçerliliğini tartışmalı kılar.
  • Elektronik ortamda yapılan işlemin süresinde yapıldığını ileri süren taraf, işlemin gün sonundan önce gerçekleştiğini sistem kaydıyla göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

HMK m.446 — Disiplin para cezası

Madde, HMK kapsamında verilen disiplin para cezasının tanımını, niteliğini (kesinlik, derhâl infaz, seçenek yaptırıma çevrilememe, adli sicile işlenmeme) ve tahsil usulünü düzenler. Madde, disiplin para cezasının hangi hallerde verileceğini düzenlemez; bu haller ilgili maddelerde (ör. reddi hâkim, tanık ve tedbire aykırılık) gösterilir. Disiplin hapsinin koşullarını ve usulünü düzenlemez (m.395 ve devamı, ilgili hükümler). Ret talebinde kötüniyet yaptırımının ölçütünü ve tutarını düzenlemez (m.42). Davanın reddinde resen hükmedilen disiplin para cezasını düzenlemez (m.49). Madde, bu cezaya karşı itiraz yolunu ve itiraz süresini de düzenlemez; bu konular cezayı veren hükmün kendi kurallarına bağlıdır.

Disiplin para cezası: hangi kavramlar bilinmeli?

Disiplin para cezası
Yargılamanın düzenli işleyişini ve kamu düzenini korumak amacıyla verilen para cezasıdır. Kanunun bu anlamına göre suç cezası değil, yargılama düzenine yönelik bir yaptırımdır.
Verildiği anda kesin olma
Disiplin para cezası hükmü verildiği anda kesinleşmiş sayılır; ayrıca bir kesinleşme süreci beklenmez. Bu özellik, cezanın infazını başka bir karara bağlamaz.
Derhâl infaz
Disiplin para cezasının kesinleşmesini beklemeden, verildiği anda yerine getirilmesi gerektiği anlamına gelir.
Seçenek yaptırım
Para cezası yerine uygulanabilen başka yaptırımdır. Disiplin para cezası seçenek yaptırıma çevrilemez.
Adli sicil
Mahkûmiyetlerin kaydedildiği kayıt sistemidir. Disiplin para cezası bu kayıtlara geçirilmez.

Disiplin para cezası: hangi şartlar aranır?

  • Cezanın, yargılamanın düzenli biçimde işleyişini sağlamak ve kamu düzenini korumak amacıyla verilmiş olması gerekir.
  • Ceza, verildiği anda kesin nitelikte olmalı ve derhâl infaz edilebilir olmalıdır.
  • Ceza, seçenek yaptırımlara çevrilmemelidir.
  • Ceza, adli sicil kayıtlarına işlenmemelidir.
  • Tahsil için cezanın 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip edilmesi gerekir.

Disiplin para cezası: hangi sonuçları doğurur?

  • Disiplin para cezası verildiği anda kesin olur ve kesinleşmesi beklenmeden derhâl infaz edilir.
  • Disiplin para cezası seçenek yaptırımlara çevrilemez; cezalı bu cezayı başka bir yaptırımla değiştiremez.
  • Disiplin para cezası adli sicil kayıtlarında yer almaz ve mükerrirlik hesabına girmez.
  • Disiplin para cezasının tahsili 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılır; ceza amme alacağı gibi takip edilir.
  • Madde, para cezasının niteliğini belirlediği için cezanın hukuki sonuçları bu niteliğe göre belirlenir; hükümde cezanın disiplin para cezası olduğu açıkça belirtilmelidir.

Disiplin para cezası ile ceza hukuku para cezası arasındaki fark nedir?

Disiplin para cezası, yargılama düzenini korumak için verilir ve verildiği anda kesindir.

Ceza hukukundaki para cezası, suç işlenmesine bağlı olarak verilir ve kesinleşmeye bağlıdır.

Disiplin para cezası seçenek yaptırıma çevrilmez, adli sicile işlenmez ve kesinleşme beklenmeden infaz edilir.

Disiplin para cezası ile disiplin hapsi arasındaki fark nedir?

Disiplin para cezası parasal bir yaptırımdır ve derhâl infaz edilir.

Disiplin hapsi özgürlüğü bağlayan bir yaptırımdır ve kesinleşmeden infaz edilemez.

Bu madde yalnızca para cezasını düzenler; hapis yaptırımının infaz şartları bu maddeye göre belirlenmez.

Disiplin para cezası: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Disiplin para cezasını 'para cezası' veya 'idari para cezası' diye nitelendirmek; hükümde cezanın niteliği açıkça belirtilmelidir.
  • Disiplin para cezasını suç niteliğinde bir ceza gibi değerlendirip kesinleşmeyi beklemek; ceza verildiği anda kesin olur ve derhâl infaz edilir.
  • Disiplin para cezası verildiğinde seçenek yaptırıma çevrilebileceğini varsaymak; bu mümkün değildir.
  • Disiplin para cezasını adli sicile işlemek; bu cezalar sicil kayıtlarında yer almaz.
  • Disiplin para cezası ile disiplin hapsini aynı rejime tabi tutmak; hapis yaptırımı kesinleşmeden infaz edilemez, para cezası ise derhâl infaz edilir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemelerin, reddi hâkim talebinin kötüniyetle yapıldığı kabul edilen hallerde verdikleri para cezasının, hükümde açıkça disiplin para cezası olarak nitelendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir.
  • Disiplin para cezasının niteliği belirtilmeden yalnızca 'para cezası', 'idari para cezası' veya 'hafif para cezası' denilmesi hükmün hatalı sayıldığı gerekçesiyle bozulmaktadır.
  • Reddi hâkim talebinin esastan reddi ve kötüniyet koşullarının birlikte değerlendirilmesi, ceza nitelendirmesinin doğru yapılması açısından önemli görülmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Disiplin para cezasına hükmeden mahkeme, cezanın niteliğini hükümde açıkça belirtmekle yükümlüdür; bu yükümlülük yerine getirilmemişse hükmün hatalı olduğu tartışılır.
  • Cezanın verilmesine dayanak olan koşulların (ör. kötüniyet) ispatı, cezayı veren mahkeme önünde dosya içeriği ile yapılır; bu ispat yükü ceza verecek makamdadır.
  • Ceza kararına karşı itiraz edilebilir; itiraz edenin, cezanın hukuka aykırılığını ortaya koyacak delilleri sunması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6183 sayılı Kanun: Disiplin para cezasının tahsil usulünü belirler. Madde bu Kanuna yollama yaparak cezanın amme alacağı gibi takip edilmesini sağlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.42: Reddi hâkim talebinin kötüniyetle yapılması halinde verilecek disiplin para cezasının kaynağıdır. Bu madde cezanın niteliğini belirler; m.42 ise cezanın hangi hallerde verileceğini düzenler.
  • 6100 sayılı Kanun m.49: Davanın reddi halinde resen hükmedilecek disiplin para cezası için bu maddedeki niteliği uygular.
  • 6100 sayılı Kanun m.446: Kendi içinde bağlantılı; ilgili hükümlerde verilen disiplin para cezasının niteliğini bu madde belirler.

HMK m.447 — Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler

Madde, diğer kanunlarda sözlü veya seri yargılama usulüne yapılan atıfların hangi usul kuralıyla karşılanacağını belirler. Ayrıca 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa yapılan eski yollamaların 6100 sayılı Kanunun karşılık gelen maddelerine yapılmış sayılacağını düzenler. Kanun, diğer kanunlardaki yargılama usulü atıflarını kapsar; bu atıfların uygulanacağı mahkeme veya dava türünü belirlemez. Madde, yargılamanın zamanla ilgili geçiş kuralını düzenlemez (m.448). Yönetmelik çıkarılmasına ilişkin yetki ve süre (m.449), 1086 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılması (m.450) ve parasal sınırların yeniden değerlemesi (Ek m.1) bu maddede yer almaz. Kanun yollarında 1086 sayılı Kanunun geçici uygulanmasına ilişkin ayrı düzenlemeler de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Basit yargılama usulü
6100 sayılı Kanunda yazılı yargılama usulü ile birlikte iki usulden biri olarak düzenlenen ve diğer kanunlardaki sözlü ve seri yargılama atıflarının karşılandığı usul. Kanun, sözlü ve seri yargılama usullerini ayrı usul olarak bırakmamıştır.
Sözlü yargılama usulü
1086 sayılı Kanunda yer alan ve 6100 sayılı Kanunla kaldırılan yargılama usulü. Diğer kanunlarda bu usule yapılan atıflar, madde uyarınca basit yargılama usulü hükümlerine yönelmiş sayılır.
Seri yargılama usulü
1086 sayılı Kanunda düzenlenen, süre ve işlem bakımından hızlandırılmış yargılama usulü. Diğer kanunlardaki bu usule yapılan atıflar, basit yargılama usulü hükümleri ile karşılanır.
Yollama
Bir kanunun başka bir kanunun hükmüne atıf yaparak o hükmü kendi metnine dahil etmesi. Madde, yürürlükten kalkan 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaları yeni kanunun karşılık gelen maddelerine bağlar.

Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Diğer bir kanunun bir yargılamayı sözlü veya seri yargılama usulüne tabi tutan bir atıf içermesi gerekir.
  • Bu atıfın, 6100 sayılı Kanunda artık ayrı bir usul olarak bulunmayan sözlü veya seri yargılama usulüne yönelmiş olması gerekir.
  • Atıfın yapıldığı yargılamanın, 6100 sayılı Kanunun basit yargılama usulü hükümlerine tabi kılınması gerekir.
  • Mevzuatta yapılan bir yollama, 1086 sayılı Kanuna yönelik olmalıdır; bu durumda yollamanın 6100 sayılı Kanunun karşılık gelen maddesine yapılmış sayılması gerekir.

Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Diğer kanunlarda sözlü veya seri yargılama usulüne yapılan atıf, 6100 sayılı Kanunun basit yargılama usulü hükümleri ile uygulanır.
  • Mevzuatta 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamalar, 6100 sayılı Kanunun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılır.
  • Bu maddeye göre, yollamanın hangi maddeye yöneldiği sorusu, eski ve yeni düzenlemelerin karşılaştırılmasıyla belirlenir.

Sözlü veya seri usule atıf ile 1086 sayılı Kanuna yollama arasındaki fark nedir?

Sözlü veya seri yargılama usulüne yapılan atıflarda, madde basit yargılama usulü hükümlerini uygulatır.

1086 sayılı Kanuna yapılan yollamalarda, madde yollamayı 6100 sayılı Kanunun karşılık gelen maddelerine yöneltir.

İlk durumda usul kuralı basit yargılama usulü olur; ikinci durumda ise atıf yapılan hükmün yerini 6100 sayılı Kanunun ilgili maddesi alır.

Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sözlü veya seri yargılama usulüne yapılan atıfı, 6100 sayılı Kanunda ayrı bir usul varmış gibi uygulamak; bu durumda basit yargılama usulü hükümleri esas alınmalıdır.
  • 1086 sayılı Kanuna yapılan her yollamayı 6100 sayılı Kanunun aynı numaralı maddesine bağlamak; doğru karşılık, her zaman aynı madde numarası değildir ve karşılaştırma gerektirir.
  • Madde metnini yargılama usulünün tümüne ilişkin genel bir geçiş kuralı sanmak; madde yalnızca atıfların karşılığını belirler, zaman bakımından uygulanma m.448'de düzenlenmiştir.
  • Kanun yollarına ilişkin 1086 sayılı Kanun hükümlerinin geçici uygulanmasını bu maddeye dayandırmak; bu konu bu maddenin kapsamında değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 6100 sayılı Kanunun 447. maddesi ile sözlü yargılama usulünün kaldırıldığını ve iş davaları için basit yargılama usulünün benimsendiğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/1212 E., 2017/1078 K., 07.06.2017)
  • Mahkemeler, 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaların 6100 sayılı Kanunun karşılık gelen maddelerine yapılmış sayıldığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/438 E., 2023/1127 K., 22.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2017/2227 E., 2021/207 K., 04.03.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Sözlü veya seri yargılama usulüne tabi tutulduğunu ileri süren taraf, atıfı içeren diğer kanun hükmünü somut olarak göstermelidir.
  • Atıfın 1086 sayılı Kanuna yapıldığı iddiası, ilgili mevzuat metniyle ispatlanır; bu belge yoksa yollamanın 447/2 kapsamında olduğu kabul edilmez.
  • Basit yargılama usulünün uygulanması gerektiğini ileri süren taraf, 6100 sayılı Kanunun basit yargılama hükümlerinin dava konusuyla ilgili olduğunu göstermelidir.
  • Karşı taraf, atıfın bu kapsamda olmadığını veya başka bir usulün uygulanması gerektiğini ileri sürerse, bu savunmayı kendisi ispat etmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.447: Madde kendi hükmü içinde yalnızca atıf dönüşümünü düzenler; bu nedenle maddenin uygulanabilmesi için atıf yapan diğer kanun hükmünün varlığı gerekir.
  • 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu: Yollamaların yöneldiği eski kanun olup yürürlükten kaldırılmıştır; madde, bu kanuna yapılan atıfların yeni kanuna aktarılmasını sağlar.
  • 6100 sayılı Kanun m.448: Zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükmü içerir; m.447 ile birlikte geçiş düzenini tamamlar, ancak bu maddenin kapsamına girmez.
  • 6100 sayılı Kanun m.450: 1086 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılmasını düzenler; m.447/2 bu kaldırılmanın yollamalar üzerindeki sonucunu belirler.

HMK m.448 — Zaman bakımından uygulanma

Madde, 6100 sayılı Kanun'un yeni hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasına ilişkin genel kuralı düzenler: Kanun hükümlerinin derhal uygulanması ve tamamlanmış usul işlemlerinin korunması. Kanun'un yürürlük tarihine ilişkin ayrı bir hüküm olan 451. madde, madde 448'in konusu değildir. Madde, kanunun kendi zaman bakımından uygulanmaya ilişkin özel hükümlerini (ör. geçici maddeler) değil, genel kuralı kapsar. Maddenin uygulanması, yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam eden usul ilişkilerine yönelir. Maddede maddi hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanması, kanun yollarının ayrıntısı ve geçici hükümlerin içeriği düzenlenmez; bunlar ayrı kurallara tabidir.

Zaman bakımından uygulanma: hangi kavramlar bilinmeli?

Derhal uygulanma
Yeni kanun hükmünün yürürlük tarihinden itibaren, o tarihte devam eden usul ilişkilerine ve işlemlerine uygulanmasıdır. Kanunda ayrı bir geçiş hükmü bulunmadığı sürece bu ilke geçerlidir.
Tamamlanmış usul işlemi
Yeni kanun yürürlüğe girmeden önce, o işleme ilişkin kanunda öngörülen şekil ve koşullarla yapılmış ve sonuçlarını doğurmuş işlemdir. Bu tür işlemler eski kanuna göre geçerliliğini korur.
Tamamlanmamış usul işlemi
Yeni kanun yürürlüğe girdiğinde henüz başlanmamış veya başlanmış ama tamamlanmamış işlemdir. Bu işlemler yeni kanun hükümlerine tabidir.
Usul kesitleri teorisi
Tamamlanma değerlendirmesinin dava aşamaları (dilekçe, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm, kanun yolları) bazında yapılması görüşüdür. Madde 448 bakımından benimsenmiş bir ölçüt değildir.

Zaman bakımından uygulanma: hangi şartlar aranır?

  • Yeni bir HMK hükmünün uygulanabilmesi için ilgili işlemin yeni kanunun yürürlüğü tarihinde henüz tamamlanmamış olması gerekir.
  • Kanunda o hüküm için ayrı bir zaman bakımından uygulama düzenlemesi bulunmamalıdır; aksi halde önce o düzenleme uygulanır.
  • Eski kanun döneminde yapılmış bir işlemin tamamlanmış sayılabilmesi için, işlemin o dönemdeki kanuna göre tam olarak yapılmış ve sonuç doğurmuş olması gerekir.
  • Usul işlemleri tek tek ele alınmalı; davanın tümü tek bir işlem gibi değerlendirilmemelidir. Dava eski kanun döneminde açılmış olsa bile, sonradan yapılacak işlemler yeni kanuna tabidir.

Zaman bakımından uygulanma: hangi sonuçları doğurur?

  • Yeni kanun hükümleri yürürlük tarihinden itibaren, tamamlanmamış usul işlemlerine derhal uygulanır.
  • Yeni kanun yürürlüğe girmeden önce tamamlanmış usul işlemleri geçerliliğini korur ve yeni kanun bu işlemleri geriye dönük olarak etkilemez.
  • Kanunda aksine bir düzenleme varsa (ör. yalnızca yeni açılan davalara uygulanma hükmü), o düzenleme önceliklidir ve madde 448 bu durumda uygulanmaz.
  • Davanın eski kanun döneminde açılmış olması, sonraki işlemlerin yeni kanuna göre yapılmasına engel değildir.

Tamamlanmış işlem ile tamamlanmamış işlem arasındaki fark nedir?

Yeni kanun yürürlüğe girmeden önce tamamlanmış olan usul işlemi, eski kanuna göre geçerliliğini korur.

Yürürlük tarihinde henüz tamamlanmamış işlem yeni kanun hükümlerine tabi olur.

Aynı davada, eski dönemde yapılmış işlemler korunur, sonraki işlemler yeni kanuna göre yapılır.

Dava açılmış olması ile işlemin tamamlanmış olması arasındaki fark nedir?

Davanın eski kanun döneminde açılmış olması tek başına yeni kanunun uygulanmasına engel değildir.

Eski kanunda yapılmış ve tamamlanmış bir işlem yeni kanunla değiştirilemez.

Dava açılış tarihi belirleyici değildir; belirleyici olan, değerlendirilen işlemin tamamlanıp tamamlanmadığıdır.

Münferit işlem ile usul kesiti arasındaki fark nedir?

Münferit işlem teorisi, her usul işlemini ayrı değerlendirir.

Usul kesitleri teorisi, işlemi içinde bulunduğu aşamanın tamamının bitip bitmediğine göre değerlendirir.

Kaynağa göre madde 448 bakımından münferit işlem yaklaşımı esas alınmalıdır; bir aşamanın tamamlanmamış olması, o aşamadaki tamamlanmış işlemleri yeni kanuna tabi kılmaz.

Zaman bakımından uygulanma: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dava tarihine bakıp davanın tamamının eski kanuna tabi olduğunu varsaymak; oysa her usul işlemi ayrı değerlendirilmelidir.
  • Madde 448'i, kanunda açıkça geçiş hükmü bulunan durumlara da uygulamak; önce o özel hüküm değerlendirilmelidir.
  • Tamamlanmış işlemi, sadece bir aşamanın henüz bitmemiş olması gerekçesiyle yeni kanuna tabi tutmak.
  • Usul hukukunda müktesep hak kavramına dayanarak eski kanunun korunmasını talep etmek; kaynaklara göre bu kavram usul hukukunda yoktur ve koruma tamamlanmış işlem ilkesine dayanır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yüksek mahkeme, yeni usul kuralının kanunda açık bir geçiş düzenlemesi yoksa madde 448 uyarınca derhal uygulanacağını ve tamamlanmış işlemlere etki etmeyeceğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/10 E., 2024/478 K., 25.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/674 E., 2024/367 K., 10.07.2024)
  • Kanun koyucunun, yeni bir değişikliğin yürürlük tarihinden önce verilmiş kararlara da etki edeceğine dair açık bir düzenleme yapmadığı durumlarda, bu değişiklikler önceki kararlara uygulanmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/10 E., 2024/478 K., 25.09.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/674 E., 2024/367 K., 10.07.2024)
  • Tamamlanmış işlemler bakımından yeni kanun hükümlerinin uygulanamayacağı, bu ilkenin madde 448/1 ile düzenlendiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2022/1209 E., 2023/851 K., 27.09.2023)
  • Kanunda ayrı bir geçiş hükmü bulunan hallerde madde 448'e değil o hükme göre karar verilmektedir; örneğin yargı yolu ve görev hükümlerinin yalnızca yürürlükten sonra açılan davalarda uygulanması gibi. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1041 E., 2024/283 K., 22.05.2024)
  • Tamamlanmış işlem ve kesinlik sınırı tartışmalarında, kararın verildiği tarih ve kesinleşme durumu madde 448 bakımından belirleyici kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/350 E., 2024/285 K., 29.05.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/390 E., 2024/282 K., 22.05.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yeni kanunun uygulanmasını talep eden taraf, işlemin yürürlük tarihinde tamamlanmamış olduğunu ispatla yükümlüdür; bu, dosya kayıtları ve usul işlemlerinin tarihleriyle gösterilir.
  • Eski kanuna göre tamamlanmış olduğunu ileri süren taraf, işlemin ilgili tarihte yapıldığını ve sonuç doğurduğunu belgeyle ispatlamalıdır.
  • Hangi kanun hükmünün uygulanacağı konusunda hâkim, yürürlük maddesini ve geçiş hükümlerini resen inceler; bu bir hukuk sorusudur, taraflarca ayrıca ispat edilmez.
  • Kanunda ayrı bir geçiş düzenlemesi bulunduğunu ileri süren taraf, o düzenlemenin varlığını kanun metni ile gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.451: Kanunun yürürlük tarihini düzenler. Madde 448'in uygulanması, yeni kanunun yürürlüğe girdiği tarihin belirlenmesine dayanır.
  • 6100 m.450: 1086 sayılı Kanunun tümüyle yürürlükten kaldırıldığını düzenler; madde 448 ile birlikte geçiş rejimini oluşturur.
  • 6100 m.447: Diğer kanunlardaki yollamaların yeni kanunun karşılık gelen maddelerine yapılmış sayılmasını düzenler; madde 448'in geçiş rejimi içinde ayrı bir yorum konusudur.

HMK m.449 — Yönetmelik

Madde, 6100 sayılı Kanun'la ilgili yönetmeliklerin çıkarılma süresini ve geçiş dönemindeki uygulamayı düzenler: Adalet Bakanlığının yönetmelik çıkarma yükümlülüğünü ve yeni yönetmelik çıkıncaya kadar mevcut yönetmeliklerin hangi ölçüde uygulanmaya devam edeceğini belirler. Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmelik düzeyindeki düzenleme yetkisi, kanunun uygulama alanına dair idari çerçeve bakımından bu maddenin konusudur. Madde, Kanunun yargılama usulüne ilişkin temel hükümlerini düzenlemez; yargılamanın genel esasları ve diğer kanunlara yollamalar bakımından 447. maddeye, zaman bakımından uygulamaya ise 448. maddeye bakılmalıdır. Madde, yönetmelikte düzenlenecek ayrıntıların içeriğini de belirlemez; bu ayrıntılar yönetmeliğin kendisinde aranır. Elektronik işlemler ve UYAP'a ilişkin usul kuralları da 445. maddede yer alır.

Yönetmelik: hangi kavramlar bilinmeli?

Uygulama yönetmeliği
Bir kanunun uygulanmasını kolaylaştırmak ve emrettiği işleri somutlaştırmak amacıyla yürütme organınca çıkarılan düzenleyici işlemdir. Kanunun yerine geçmez, kanuna aykırı hüküm içeremez.
Geçiş dönemi uygulaması
Yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar, önceki yönetmeliklerin uygulanmaya devam etmesi durumudur. Bu uygulama yalnızca mevcut yönetmeliğin Kanuna aykırı olmayan hükümleri bakımından geçerlidir.

Yönetmelik: hangi şartlar aranır?

  • Yönetmeliğin, Kanunun uygulanmasıyla ilgili olması gerekir; kapsamı Kanunun emrettiği işlerle sınırlıdır.
  • Yönetmeliğin Adalet Bakanlığınca çıkarılması gerekir.
  • Yönetmeliğin, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılması gerekir.
  • Yeni yönetmelik çıkarılıncaya kadar uygulanacak eski yönetmeliğin Kanuna aykırı olmayan hükümleri bakımından geçiş uygulaması söz konusu olur; Kanuna aykırı hükümler uygulanamaz.

Yönetmelik: hangi sonuçları doğurur?

  • Adalet Bakanlığı, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmelikleri çıkarır.
  • Yeni yönetmelikler çıkarılıncaya kadar mevcut yönetmeliklerin Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanmaya devam eder.
  • Mevcut yönetmeliğin Kanuna aykırı hükümleri geçiş döneminde uygulanamaz.
  • Altı aylık sürenin geçmesi, yönetmeliğin çıkarılmasını gerektiren Kanun hükümlerinin uygulanmasını kendiliğinden durdurmaz; eski yönetmelik kanuna uygun hükümleriyle uygulanmaya devam eder.

Yeni yönetmelik ile eski yönetmelik arasındaki fark nedir?

Kanunun yürürlüğünden sonra çıkarılan yönetmelik, Kanunun düzenlediği konuda güncel düzenlemeyi oluşturur.

Yeni yönetmelik çıkmadan önce yürürlükte olan eski yönetmelik, yalnızca Kanuna aykırı olmayan hükümleriyle geçici olarak uygulanmaya devam eder.

Eski yönetmeliğin Kanuna aykırı hükmü, yeni yönetmelik çıkmadan da uygulanamaz; aykırı olmayan hükümler ise yeni yönetmelik çıkıncaya kadar geçerliliğini korur.

Yönetmelik: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Altı aylık süreyi hak düşürücü süre saymak; madde bu niteliği açıkça öngörmez, süre bir yükümlülüğün yerine getirilme süresidir.
  • Yeni yönetmelik çıkmadan önce eski yönetmeliğin tamamını uygulanabilir saymak; yalnızca Kanuna aykırı olmayan hükümler uygulanabilir.
  • Geçiş dönemi uygulamasını yeni yönetmelik çıkarıldığı anda kendiliğinden sona ermiş saymak; geçici uygulama yeni yönetmeliğin yürürlüğe girmesiyle sona erer, ancak bunu yönetmeliğin yürürlük maddesi belirler.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Madde, yönetmelik çıkarma yükümlülüğünü düzenlediğinden, uygulamada yargı kararları bu maddeyi bağımsız bir uyuşmazlık kuralı olarak değil, başka hükümlerin atıf yaptığı genel bir dayanak olarak anmaktadır. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/2597 E., 2024/2713 K., 07.11.2024)
  • Yargıtay kararlarında madde, yargılamanın yenilenmesi ve yargılama giderleri gibi başka kuralların yorumunda ek dayanak olarak gösterilmektedir; yönetmelik süresinin aşılması tek başına bir hukuki sonuç doğurmamaktadır. (5. Hukuk Dairesi, 2025/4819 E., 2025/13103 K., 20.10.2025; 5. Hukuk Dairesi, 2025/4669 E., 2025/12480 K., 07.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yönetmeliğin süresinde çıkarılmadığını ileri süren tarafın, bunu Resmî Gazete kayıtlarıyla ispatlaması gerekir.
  • Mevcut bir yönetmelik hükmünün Kanuna aykırı olduğunu ileri süren taraf, aykırılığı hükmün metni ile Kanun hükmünü karşılaştırarak ortaya koymalıdır.
  • Yönetmelik hükmünün geçici olarak uygulanıp uygulanmadığı konusunda, Resmî Gazete'de yayımlanan yönetmelik metni ve yürürlük tarihi esas alınır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.447: Diğer kanunların yollama yaptığı hallerde basit yargılama usulünün uygulanmasını düzenler; bu madde ile yönetmelik düzeyindeki geçiş düzenlemesi ayrı konulardır.
  • 6100 sayılı Kanun m.448: Kanun hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasını düzenler; yönetmeliklerin geçici uygulanması ile birlikte geçiş dönemini bütün olarak belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.445: UYAP ve elektronik işlemlere ilişkin usul ayrıntılarının yönetmelikle düzenlenmesini öngörür; bu madde ile yönetmelik yetkisi bakımından bağlantılıdır.

HMK m.450 — Yürürlükten kaldırılan hükümler

Madde, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle yürürlükten kaldırılmasını düzenler. Madde yalnızca yürürlükten kaldırma hükmü içerir; kaldırılan kanunun hangi hükümlerinin hangi maddelerle karşılandığı bu maddede yazılı değildir. Maddenin kişi bakımından bir uygulama alanı yoktur; etkisi, 1086 sayılı Kanuna yapılan atıfların yeni Kanun karşılığına yönelmesi ve eski kanunun yargılamada uygulanmamasıdır. Yeni Kanunun geçiş ve zaman hükümleri (m.448), diğer kanunlardaki yollamaların karşılığı (m.447 ikinci fıkra) ve yeni Kanunun yürürlük tarihi (m.451) bu maddede düzenlenmez; ayrıca yargılamanın yenilenmesi ve diğer kanunlardaki usul hükümleri de ayrı maddelerde yer alır.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürürlükten kaldırma
Bir kanunun geçerliliğine son verilmesi işlemidir. Bu maddede 1086 sayılı Kanun, ek ve değişiklikleriyle birlikte tümüyle kaldırılmıştır; yani yalnızca bazı hükümleri değil kanunun bütünü kapsanmıştır.
Ek ve değişiklikler
Asıl metne sonradan eklenen maddeler ve yapılan değişiklikler anlamına gelir. Kaldırma bunların tamamını kapsadığından, kaldırılmış bir ek veya değişiklik de artık uygulanmaz.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Yürürlükten kaldırılan kanunun, 6100 sayılı Kanunun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe girmiş olması gerekir.
  • Kaldırılan kanun 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu olmalı ve ek ve değişiklikleriyle birlikte kapsama alınmış bulunmalıdır.
  • Kaldırma tam olmalı; yalnızca belirli madde veya fıkraları değil, kanunun bütünü yürürlükten kaldırılmış sayılmalıdır.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • 1086 sayılı Kanun, ek ve değişiklikleriyle birlikte, 6100 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanmaz.
  • Mevzuatta 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamalar, 6100 sayılı Kanunun karşılık gelen maddelerine yapılmış sayılır (m.447/2); bu madde yollama kuralının kendisini düzenlemez, ancak atıfların nereye yöneleceğini bu hükümle birlikte okumak gerekir.
  • Eski Kanunun bir hükmüne dayanılarak yapılan işlemlerin geçerliliği, bu maddeden değil, zaman bakımından uygulanma hükmünden (m.448) belirlenir.

Yürürlükten kaldırılan kanun ile yürürlükte kalan hükümler arasındaki fark nedir?

1086 sayılı Kanun, ek ve değişiklikleriyle birlikte bu madde ile tamamen yürürlükten kalkmıştır.

6100 sayılı Kanunun kendi hükümleri yürürlüktedir ve yargılamada bu Kanun uygulanır.

Yargılamada 1086 sayılı Kanunun hükümleri değil, 6100 sayılı Kanunun ilgili hükümleri uygulanır.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 1086 sayılı Kanunu, yürürlükten kaldırılmış olduğu hâlde işlemin tarihine bakmadan uygulamak.
  • Madde 450'yi yalnızca yürürlükten kaldırma hükmü sayıp, 447. ve 448. maddelerle birlikte okumamak.
  • Yollama kuralını (m.447/2) m.450'nin kendi hükmü sanmak; kaldırma ile yollama aynı hüküm değildir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargı kararları, 1086 sayılı Kanunun 6100 sayılı Kanunun 450. maddesiyle tümüyle yürürlükten kaldırıldığını ve bu nedenle eski kanuna dayanılarak karar verilemeyeceğini tekrar eder. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/2 E., 2025/61 K., 19.02.2025)
  • Yürürlükten kaldırılan 1086 sayılı Kanuna yapılan göndermelerin, 6100 sayılı Kanunun 447. maddesi üzerinden yeni Kanunun ilgili maddelerine bağlandığı kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/3151 E., 2022/678 K., 28.02.2022; 6. Daire, 2023/3683 E., 2023/6439 K., 22.06.2023; 6. Daire, 2023/3687 E., 2023/6450 K., 22.06.2023; 6. Daire, 2022/5456 E., 2022/7979 K., 22.09.2022)
  • Suç tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun hükümleri bakımından, 450. maddenin yürürlükten kaldırmayı 6100 sayılı Kanunun yürürlük tarihine bağladığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2017/31 E., 2020/354 K., 09.07.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Yürürlükten kaldırılmış bir kanunun hâlâ uygulandığını ileri süren taraf, bu iddiasını dayanak kanun hükmünün geçerliliğini göstererek ispat etmelidir.
  • 1086 sayılı Kanuna yapılan bir atıfın hangi maddeye yöneldiğinin ispatı, 6100 sayılı Kanunun m.447/2 hükmüne dayanılarak yapılır; yargılamada bu atıf resen dikkate alınır.
  • Karşı tarafın eski kanunun uygulanması gerektiğine dair savunması, işlemin tarihinin ve yürürlük tarihinin belgelerle gösterilmesini gerektirir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.447: Diğer kanunlardaki 1086 sayılı Kanuna yapılan yollamaların, 6100 sayılı Kanunun karşılık maddelerine yapılmış sayılmasını düzenler; m.450 ile birlikte okunur.
  • 6100 sayılı Kanun m.448: Yeni Kanunun tamamlanmış işlemleri etkilemeden derhal uygulanacağını belirler; eski Kanunun yürürlükten kalkmasının zaman bakımından sonuçlarını belirler.
  • 6100 sayılı Kanun m.451: Yeni Kanunun 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe gireceğini belirler; m.450'nin yürürlükten kaldırmanın başladığı tarihi bu hüküm verir.

HMK m.451 — Yürürlük

Madde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlüğe giriş tarihini belirler; Kanunun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiğini düzenler. Kanunun yürütülmesine ilişkin yetkiyi düzenleyen ayrı bir yürütme maddesi (m.457) ile geçiş hükümleri ve geçici maddeler madde kapsamında değildir. Madde, Kanunun hangi tarihten itibaren uygulanacağını belirler; kanunun zaman bakımından uygulanmasını düzenlemez. Maddenin uygulanmasında yürürlük tarihinden önce açılmış davaların ve tamamlanmış işlemlerin akıbeti, zaman bakımından uygulanmayı düzenleyen m.448 ile çözülür. Yönetmeliklere ilişkin düzenleme (m.449), eski usul kanununun yürürlükten kaldırılması (m.450) ve yürütme yetkisi (m.457) de bu maddenin kapsamı dışındadır. Madde yalnızca Kanunun yürürlük tarihini ve bu tarihin genel olarak Kanunun tamamına uygulandığını kapsar.

Yürürlük: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürürlük
Kanunun bağlayıcı hukuk kuralı olarak uygulanmaya başlaması anlamına gelir. Madde, yürürlük tarihini açıkça 1/10/2011 olarak belirlemiştir. Yürürlük tarihi, Kanunun içeriğini değil yalnızca uygulanmaya başlama anını belirler.
Zaman bakımından uygulama
Yeni bir kanunun yürürlüğe girmeden önce başlamış olan usul ilişkilerine ne ölçüde uygulanacağı sorunudur. Bu sorun m.451 ile değil, m.448 ile çözülür. Yürürlük tarihi, hangi işlemlerin yeni kanuna tabi olduğunu tek başına belirlemez.
Tamamlanmış işlem
Eski kanun döneminde gerçekleşmiş ve geçerliliği eski kanuna göre değerlendirilen usul işlemidir. Tamamlanmış işlemler, m.448 uyarınca yeni Kanunun etkisinden korunur. Hangi işlemin tamamlanmış sayılacağı, her münferit işlem yerine usul kesitinin tamamlanıp tamamlanmadığına bakılarak belirlenir.

Yürürlük: hangi şartlar aranır?

  • Kanunun yürürlük tarihinin 1/10/2011 olarak gerçekleşmiş bulunması gerekir.
  • Uyuşmazlığın bu tarihten sonra ortaya çıkmış veya bu tarihten sonra yapılan bir usul işlemine ilişkin olması gerekir; bu tarihten önce tamamlanmış işlemler bakımından m.448 ayrıca değerlendirilmelidir.
  • Kanunun geçici maddelerle ertelenmiş veya eski usule bağlanmış bir hükmü bulunmadığı tespit edilmelidir; aksi halde yürürlük tarihi tek başına belirleyici olmaz.

Yürürlük: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanun 1/10/2011 tarihinde yürürlüğe girer ve bu tarihten itibaren uygulanır.
  • Yürürlük tarihinden önce tamamlanmış usul işlemleri, m.448 uyarınca geçerliliğini korur.
  • Yürürlük tarihinden önce açılmış ve derdest olan davalarda, tamamlanmamış işlemler bakımından yeni Kanun hükümleri uygulanır.
  • Madde, Kanunun yürürlük tarihini belirlediği için tek başına bir hakkı doğurmaz veya düşürmez; sonuçları m.448 ve geçici maddelerle birlikte değerlendirilir.

Yürürlük tarihi ile zaman bakımından uygulama arasındaki fark nedir?

Yürürlük tarihi, Kanunun hangi takvim gününden itibaren geçerli olduğunu belirler. Madde bu tarihi 1/10/2011 olarak gösterir.

Zaman bakımından uygulama, yürürlük tarihinden önce başlamış işlemlerin hangi kanuna tabi olacağını belirler ve m.448'de düzenlenmiştir.

Yürürlük tarihi tek başına derdest davaların hangi usule tabi olacağını göstermez; bu sorunun cevabı m.448 ile birlikte okunmalıdır.

Yeni Kanun ile eski Kanun (HUMK) arasındaki fark nedir?

1/10/2011 tarihinden sonra yapılan usul işlemleri Kanunun hükümlerine tabidir.

Eski usul kanununun (HUMK) döneminde tamamlanmış işlemler, geçerlilikleri bakımından eski kanuna tabi kalır.

Tamamlanmış işlemlerin geçerliliği korunur; derdest işlemler ise yeni kanun hükümlerine göre yürütülür.

Yürürlük: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yürürlük tarihini, Kanunun tüm hükümlerinin her davaya aynı şekilde uygulanacağı anlamında yorumlamak; oysa tamamlanmış işlemler m.448 uyarınca korunur.
  • 1/10/2011 tarihini, yürürlük öncesinde açılmış her davanın yeni Kanuna tabi olduğu şeklinde değerlendirmek; geçici maddelerdeki istisnalar ve tamamlanmış işlem kuralı göz ardı edilir.
  • Yürürlük maddesini tek başına okuyup m.448 ve geçici maddeleri atlamak; sonuç olarak zaman bakımından uygulama sorusu eksik çözülür.
  • Madde metninde yer almayan bir yürürlük tarihi veya geçiş süresi varsaymak; bu maddede yalnızca 1/10/2011 tarihi bulunur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 1/10/2011 yürürlük tarihini esas alarak derdest davalarda hangi usul işlemlerinin yeni Kanuna tabi olacağını m.448 çerçevesinde değerlendirmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/436 E., 2013/1748 K., 25.12.2013)
  • Yargıtay, yürürlük maddesinin, derdest ve tamamlanmamış işlemlere yeni Kanunun uygulanmasında tek başına belirleyici olmadığını kabul etmektedir; tamamlanmış işlemler m.448 kapsamında korunmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2013/436 E., 2013/1748 K., 25.12.2013)
  • Yargıtay, 1/10/2011 tarihinden önce açılmış davalarda yürürlük maddesine dayanarak yeni Kanunun uygulanmasını kabul etmekte, bu uygulamayı m.448 ile birlikte gerekçelendirmektedir. (3. Hukuk Dairesi, 2012/7278 E., 2012/10551 K., 18.04.2012)
  • Yargıtay, 6100 sayılı Kanunun yürürlük maddesine atıfla yapılan değerlendirmelerde yürürlük tarihini doğrudan esas alırken, derdest işlemlerin geçerliliğini m.448 ile sınırlandırmaktadır. (1. Hukuk Dairesi, 2021/5419 E., 2022/7985 K., 08.12.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Yürürlük tarihinin 1/10/2011 olduğu kanun metninden açıkça anlaşıldığından, bu hususun ispatı gerekmez; resmi metin esas alınır.
  • Bir uyuşmazlıkta yeni Kanunun uygulanıp uygulanmayacağı iddiasını ileri süren taraf, işlemin yürürlük tarihinden sonra yapıldığını veya derdest olduğunu belgeleriyle (dava dilekçesi, tebligat, duruşma tutanağı) ortaya koymalıdır.
  • Tamamlanmış işlem iddiasında bulunan taraf, söz konusu işlemin eski kanun döneminde gerçekleştiğini ve geçerli olduğunu tutanak ve kayıtlarla kanıtlamalıdır; karşı taraf aksini iddia ederse bu iddiasını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Geçici maddelerle eski usulün uygulanmasına imkân tanınan bir hüküm bulunduğunu ileri süren taraf, bu hükmün varlığını ve uygulanma koşullarını yazılı kanun metniyle göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 sayılı Kanun m.448: Kanunun zaman bakımından uygulanmasını düzenler; yürürlük tarihinden önceki işlemlerin hangi kanuna tabi olacağını belirler. m.451 ile birlikte okunmadan yürürlük sonucu tam anlaşılamaz.
  • 6100 sayılı Kanun m.450: 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yürürlükten kaldırıldığını düzenler; yürürlük tarihiyle birlikte eski kanunun yerini alması bakımından bağlantılıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.457: Kanunun hükümlerini Bakanlar Kurulunun yürüteceğini düzenler; yürürlük maddesiyle birlikte yer alan yürütme yetkisi hükmüdür.

HMK m.452 — Yürütme

Madde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanmasından Bakanlar Kurulunun sorumlu olduğunu belirleyen yürütme hükmüdür. Kanunun yürütülmesi yetkisinin hangi organa ait olduğunu düzenler. Maddenin uygulanma alanı, kanunun tamamını kapsayan yürütme yetkisidir; tek tek yargılama işlemlerine, süreçlere veya taraflara doğrudan uygulanan bir kural içermez. Yürürlük tarihini düzenlemez (yürürlük için m.451 incelenmelidir). Kanunun zaman bakımından uygulanmasını düzenlemez (m.448). Yönetmeliklerin çıkarılma süresini düzenlemez (m.449).

Yürütme: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürütme hükmü
Kanunun uygulanmasından sorumlu yetkili organı gösteren, kanunun son maddelerinde yer alan hükümdür. Yargılama usulüne ilişkin bir hak veya yükümlülük kurmaz.

Yürütme: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunun uygulanmasını sağlama yetkisi Bakanlar Kurulundadır.
  • Bu madde yargılama işlemlerine ilişkin bir hak, yükümlülük veya yaptırım içermez.

Yürütme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yürütme hükmünü yürürlük hükmüyle karıştırmak: Bakanlar Kurulunun kanunu yürütmesi, kanunun ne zaman yürürlüğe gireceğini belirlemez; yürürlük için m.451 esas alınır.
  • Yürütme yetkisini yönetmelik çıkarma yetkisiyle eşitlemek: Yönetmelik düzenlemesi m.449 kapsamındadır ve Adalet Bakanlığının yetkisiyle ilgilidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Madde yargılama işlemine ilişkin bir hak veya yükümlülük içermediği için ispat yükü tartışması doğurmaz.
  • Kanunun hangi tarihte yürürlüğe girdiği ve uygulanacağı tarih için ilgili yürürlük ve geçiş hükümlerine bakılması gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6100 m.451: Kanunun yürürlük tarihini düzenleyen maddedir; yürütme hükmüyle birlikte kanunun son hükümlerini oluşturur.
  • 6100 m.448: Kanunun zaman bakımından uygulanmasını düzenler; yürütme hükmünden ayrı bir konudur.
  • 6100 m.449: Kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerin çıkarılma süresini düzenler.

Süreler

SüreMaddeHüküm
altı aym.449(1) Bu Kanunun uygulanmasıyla ilgili yönetmelikler, Adalet Bakanlığı tarafından Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde çıkarılır.

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

36 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/2 E., 2025/61 K., 19.02.2025
    İlgili madde: m.450
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/158 E., 2024/561 K., 20.11.2024
    İlgili madde: m.445
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2024/10 E., 2024/478 K., 25.09.2024
    İlgili madde: m.448
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/674 E., 2024/367 K., 10.07.2024
    İlgili madde: m.448
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/350 E., 2024/285 K., 29.05.2024
    İlgili madde: m.448
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/390 E., 2024/282 K., 22.05.2024
    İlgili madde: m.448
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1041 E., 2024/283 K., 22.05.2024
    İlgili madde: m.448
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2023/438 E., 2023/1127 K., 22.11.2023
    İlgili madde: m.447
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2022/1209 E., 2023/851 K., 27.09.2023
    İlgili madde: m.448
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2022/232 E., 2023/553 K., 31.05.2023
    İlgili madde: m.445
Diğer 26 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2017/2227 E., 2021/207 K., 04.03.2021
    İlgili madde: m.447
  2. Ceza Genel Kurulu, 2017/31 E., 2020/354 K., 09.07.2020
    İlgili madde: m.450
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1212 E., 2017/1078 K., 07.06.2017
    İlgili madde: m.447
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1211 E., 2017/1077 K., 07.06.2017
    İlgili madde: m.447
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1210 E., 2017/1076 K., 07.06.2017
    İlgili madde: m.447
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2016/1209 E., 2017/1075 K., 07.06.2017
    İlgili madde: m.447
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2013/436 E., 2013/1748 K., 25.12.2013
    İlgili madde: m.451
  8. Ceza Genel Kurulu, 2011/232 E., 2011/258 K., 13.12.2011
    İlgili madde: m.445
  9. 4. Hukuk Dairesi, 2025/13377 E., 2025/15257 K., 10.11.2025
    İlgili madde: m.449
  10. 5. Hukuk Dairesi, 2025/4819 E., 2025/13103 K., 20.10.2025
    İlgili madde: m.449
  11. 4. Hukuk Dairesi, 2025/12363 E., 2025/14389 K., 20.10.2025
    İlgili madde: m.449
  12. 5. Hukuk Dairesi, 2025/4669 E., 2025/12480 K., 07.10.2025
    İlgili madde: m.449
  13. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2022/2597 E., 2024/2713 K., 07.11.2024
    İlgili madde: m.449
  14. 6. Daire, 2023/3683 E., 2023/6439 K., 22.06.2023
    İlgili madde: m.450
  15. 6. Daire, 2023/3687 E., 2023/6450 K., 22.06.2023
    İlgili madde: m.450
  16. 1. Hukuk Dairesi, 2021/5419 E., 2022/7985 K., 08.12.2022
    İlgili madde: m.451
  17. 6. Daire, 2022/5456 E., 2022/7979 K., 22.09.2022
    İlgili madde: m.450
  18. İdare Dava Daireleri Kurulu, 2021/3151 E., 2022/678 K., 28.02.2022
    İlgili madde: m.450
  19. 10. Daire, 2016/1446 E., 2021/7084 K., 29.12.2021
    İlgili madde: m.449
  20. 3. Hukuk Dairesi, 2012/7278 E., 2012/10551 K., 18.04.2012
    İlgili madde: m.451
  21. Birinci Bölüm, 2019/30936 E., 05.02.2025
    İlgili madde: m.451
  22. İkinci Bölüm, 2014/7261 E., 12.01.2017
    İlgili madde: m.451
  23. Birinci Bölüm, 2014/10159 E., 30.06.2016
    İlgili madde: m.451
  24. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2023/1215 E., 2025/1264 K., 23.10.2025
    İlgili madde: m.445
  25. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2022/1251 E., 2025/292 K., 21.03.2025
    İlgili madde: m.445
  26. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2021/1788 E., 2024/639 K., 08.05.2024
    İlgili madde: m.445

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 10. Tahkim bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış