Arabuluculuk Kanunu

Amaç, kapsam ve tanımlar, arabuluculuğa ilişkin temel ilkeler

Arabuluculuk Kanunu m.1–12Medeni Usul HukukuSon değişiklik: 06.12.2018 (m.3)

Kısaca

Arabuluculuk Kanunu m.1, 6325 sayılı Kanun kapsamında arabuluculuk yoluyla çözümlenebilecek uyuşmazlıkların sınırını çizer: yabancılık unsuru taşıyan da dahil olmak üzere, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının kanun kapsamında kalacağını ve aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını düzenler.

Kapsam

Bu konu, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m.1–12 hükümlerini kapsar.

Arabuluculuk Kanunu m.1 — Amaç ve kapsam

Madde, 6325 sayılı Kanun kapsamında arabuluculuk yoluyla çözümlenebilecek uyuşmazlıkların sınırını çizer: yabancılık unsuru taşıyan da dahil olmak üzere, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği iş veya işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının kanun kapsamında kalacağını ve aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıkların arabuluculuğa elverişli olmadığını düzenler. Kanunun amacını da belirtir. Madde, arabuluculuk sürecinin işleyişini, arabulucunun niteliklerini, ücretini, süreleri ya da zorunlu arabuluculuğu düzenlemez; bunlar için arabuluculuğun tanımını ve sürecini düzenleyen diğer maddelere (ör. m.2, m.16, m.18/A) bakılmalıdır. Madde ayrıca dava şartı olarak arabuluculuk, arabuluculuk giderleri ve arabuluculuk sözleşmesinin şekli konularında hüküm içermez.

Amaç ve kapsam: hangi kavramlar bilinmeli?

Hukuk uyuşmazlığı
Tarafların hukuki ilişkisinden doğan ve arabuluculuk yoluyla çözülmesi istenen anlaşmazlık. Madde kapsamında kalabilmesi için özel hukuk alanında doğmuş olması gerekir.
Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş veya işlem
Tarafların irade serbestisi çerçevesinde hak üzerinde feragat, sulh veya benzeri biçimde karar verebildikleri konular. Bu ölçüt, uyuşmazlığın arabuluculuğa elverişliliğinin temel koşuludur; kamu düzenine ilişkin ya da tarafların serbestçe tasarruf edemediği konular bu kapsamın dışında kalır.
Yabancılık unsuru
Uyuşmazlığın taraflarından, konusundan veya hukuki ilişkisinden birinin yabancı bir ülkeyle bağlantı taşıması. Bu tür uyuşmazlıklar da kanun kapsamındadır; yabancılık unsuru tek başına kapsam dışı bırakma nedeni değildir.
Aile içi şiddet iddiası
Uyuşmazlık konusu olan ilişkide şiddet iddiasının ileri sürülmesi. Maddeye göre bu iddiayı içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli değildir; madde iddianın doğruluğunu aramaz, iddianın varlığı yeterlidir.

Amaç ve kapsam: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlığın özel hukuk alanında doğmuş bir hukuk uyuşmazlığı olması gerekir.
  • Uyuşmazlığın konusunun tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri bir iş veya işlem olması gerekir.
  • Yabancılık unsuru taşıması kanunun uygulanmasına engel değildir; bu durumda da yukarıdaki iki koşulun aranması gerekir.
  • Uyuşmazlıkta aile içi şiddet iddiası bulunmamalıdır; böyle bir iddia varsa uyuşmazlık arabuluculuğa elverişli değildir.

Amaç ve kapsam: hangi sonuçları doğurur?

  • Uyuşmazlık madde kapsamındaysa Kanun hükümleri uygulanır.
  • Uyuşmazlık tasarruf serbestisi ölçütünü karşılamıyorsa kanun uygulanmaz ve arabuluculuk bu uyuşmazlık bakımından bu Kanun çerçevesinde yürütülemez.
  • Aile içi şiddet iddiası içeren uyuşmazlıklar arabuluculuğa elverişli olmadığından, bu tür uyuşmazlıkta arabuluculuk yoluna başvurulamaz.
  • Maddenin ikinci fıkrası, şiddet iddiasının doğrulanmasını şart koşmaz; iddianın varlığı kapsam dışı bırakma için yeterlidir.
  • Madde yalnız kapsamı belirler; kapsam içindeki bir uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığını belirlemez.

Serbestçe tasarruf edilebilen uyuşmazlık ile tasarruf edilemeyen uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Tarafların sulh, feragat veya benzeri bir biçimde karar verebildiği, özel hukuk ağırlıklı uyuşmazlıklar.

Tarafların üzerinde serbestçe karar veremediği konular; örneğin çekişmesiz yargı işleri gibi ilgililerin tasarruf yetkisinin bulunmadığı işler.

Birinci grup kanun kapsamında arabuluculuğa konu olabilir; ikinci grup kapsam dışında kalır. Gerekçe, çekişmesiz yargıda arabuluculuğun uygulanamayacağını belirtir.

Yabancılık unsurlu ile yabancılık unsuru taşımayan uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Taraflardan veya ilişkiden birinin yabancılık unsuru taşıdığı uyuşmazlıklar.

Tamamen yerel bağlantılı uyuşmazlıklar.

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlık da kanun kapsamındadır; ancak kapsam ölçütü yine tasarruf serbestisidir.

Aile içi şiddet iddiası içeren ile içermeyen uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Uyuşmazlıkta aile içi şiddet iddiasının bulunduğu hal.

Bu tür bir iddianın bulunmadığı hal.

Şiddet iddiası içeren uyuşmazlık, tasarruf serbestisi bulunsa bile arabuluculuğa elverişli değildir. Gerekçeye göre bu düzenleme tereddütleri gidermek için konmuştur.

Amaç ve kapsam: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kanunun kapsamını yalnız yabancılık unsuru bulunmadığı hâle göre daraltmak; yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıkları da kapsam içinde saymak gerekir.
  • Aile içi şiddet iddiasının doğrulanmasını aramak; madde iddianın varlığını yeterli görür.
  • Tasarruf serbestisini yalnız sözleşme türüne bakarak belirlemek; ölçüt uyuşmazlığın konusunun tasarruf edilebilir olup olmadığıdır.
  • Madde 1'e dayanarak zorunlu arabuluculuk veya arabuluculuk giderlerine ilişkin sonuç çıkarmak; bu konular madde 1'de düzenlenmemiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler, uyuşmazlığın kanun kapsamında olup olmadığını önce tasarruf serbestisi ölçütüyle değerlendirmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/1590 E., 2020/206 K., 04.11.2020)
  • Uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanan bir özel hukuk uyuşmazlığı olması hâlinde 1/2. madde kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2021/2376 E., 2021/2262 K., 12.11.2021)
  • Mahkemeler, zorunlu arabuluculuk dava şartının uygulanabilmesi için önce uyuşmazlığın bu maddedeki kapsamda olduğunu aramaktadır. (Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2196 E., 2022/1516 K., 03.10.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Arabuluculuğun kapsam içinde olduğunu ileri süren taraf, uyuşmazlığın özel hukuk alanında ve tasarruf serbestisi bulunan bir konuda doğduğunu ispatlamalıdır; uyuşmazlığın sözleşme, fatura veya dava dilekçesi gibi belgelerle ortaya konulması uygundur.
  • Yabancılık unsurunun varlığını ileri süren taraf, bu unsuru belgelerle ispatlamalıdır; yabancılık unsuru kapsamı daraltmadığı için bu ispat kapsam dışı kalma savunmasına dayanak olmaz.
  • Aile içi şiddet iddiasının varlığını ileri süren taraf, iddiayı dile getirmesi yeterli olduğundan, kapsam dışı kalma savunması için iddianın ortaya konulması kâfidir; iddianın doğruluğunu ispat etmesi gerekmez.
  • Arabuluculuğa elverişsizlik savunmasını yapan taraf, iddianın uyuşmazlık içeriğinde yer aldığını dosyadaki beyan ve belgelerle göstermelidir; karşı taraf ise bu iddianın kapsamının dışında kaldığını ileri sürebilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.2: Arabuluculuğun tanımını verir. Madde 1'deki kapsamın hangi süreç için geçerli olduğunu belirlemek bakımından tanım gereklidir.
  • 6325 sayılı Kanun m.18/A: Belirli uyuşmazlıklarda arabuluculuğun dava şartı olmasını düzenler. Kapsam içinde kalan uyuşmazlıkların hangilerinde zorunlu arabuluculuğun uygulanacağını belirler; madde 1 bu ayrımı yapmaz.

Arabuluculuk Kanunu m.2 — Tanımlar

Madde, 6325 sayılı Kanunun uygulanmasında kullanılan temel terimlerin tanımlarını düzenler; bunlar arabulucu, arabuluculuk, Bakanlık, Daire Başkanlığı, Genel Müdürlük, idare, Kurul ve Sicil kavramlarıdır. Tanımlar Kanunun tüm hükümleri bakımından geçerlidir ve hem kamu hem özel hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk yapan kişiler ile kurumlar için bağlayıcıdır. Madde, arabuluculuk faaliyetinin kimler tarafından ve hangi kayıt koşulu altında yürütüleceğini ve idarenin kapsamını belirler. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: arabuluculuğa elverişli uyuşmazlıklar ve elverişli olmayan uyuşmazlıklar (m.1), iradi olma, eşitlik ve gizlilik ilkeleri (m.3-5), arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi (m.16), dava şartı olarak arabuluculuk (m.18/A-18/B). Ayrıca arabulucu siciline kayıt koşulları ve arabuluculuk faaliyetinin yürütülmesine ilişkin usul ve esaslar bu maddede yer almaz.

Tanımlar: hangi kavramlar bilinmeli?

Arabulucu
Arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş gerçek kişidir. Tanım yalnızca gerçek kişiyi kapsar; tüzel kişiler arabulucu sayılmaz. Sicile kayıt, arabulucu sıfatının kazanılması için tanımın bir parçasıdır.
Arabuluculuk
Sistematik tekniklerle tarafları bir araya getiren, aralarında iletişim sürecini kurarak tarafların kendi çözümlerini üretmesini sağlayan, uzmanlık eğitimi almış tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla ve ihtiyari olarak yürütülen uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tanımın bir kısmı olan çözüm önerisi getirme yetkisi, tarafların kendi çözümlerini üretemediklerinin ortaya çıkması halinde kullanılabilir; bu yetki 7036 sayılı Kanunla eklenmiştir. Tanımda yer alan ihtiyarilik ilkesi, tarafların süreçten çekilebilmesi anlamına gelir.
İdare
5018 sayılı Kanuna ekli (I), (II), (III) ve (IV) sayılı cetvellerde yer alan idare ve kurumlar, mahalli idareler, bu idarelerce kurulan işletmeler, özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ile bağlı ortaklıkları, müessese ve işletmeleridir. Ayrıca sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklar da idare kapsamındadır. Tanım 7036 sayılı Kanunla eklenmiştir.
Daire Başkanlığı
Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulacak Arabuluculuk Daire Başkanlığıdır. Madde bu birimin oluşturulacağını tanımlar; görev ve yetkileri bu maddede düzenlenmez.
Kurul
Arabuluculuk Kurulunu ifade eder. Kurulun oluşumu, görevleri ve çalışma usulü bu maddede düzenlenmez.
Sicil
Arabulucular siciline verilen addır. Arabulucu tanımındaki kayıt koşulu, bu siciline kayıtla yerine getirilir.

Tanımlar: hangi şartlar aranır?

  • Bir kişinin Kanun bakımından arabulucu sayılabilmesi için gerçek kişi olması ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kayıtlı bulunması gerekir.
  • Bir uyuşmazlık çözüm faaliyetinin Kanun anlamında arabuluculuk sayılabilmesi için sistematik teknikler kullanılarak tarafların bir araya getirilmesi ve aralarında iletişim sürecinin kurulması gerekir.
  • Faaliyetin arabuluculuk sayılabilmesi için tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülmesi gerekir.
  • Faaliyetin arabuluculuk sayılabilmesi için uzmanlık eğitimi almış bir kişi tarafından yürütülmesi ve ihtiyari olması gerekir; zorunlu katılım bu tanım kapsamında değerlendirilmez.
  • Bir kurumun Kanun bakımından idare sayılabilmesi için 5018 sayılı Kanuna ekli cetveller, mahalli idare, özel kanunla kurulmuş kamu kuruluşu veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait ortaklık gibi tanımdaki kategorilerden birine girmesi gerekir.

Tanımlar: hangi sonuçları doğurur?

  • Bir kişi sicile kayıtlı gerçek kişi değilse, Kanun anlamında arabulucu sayılmaz ve arabulucuya tanınan yetkileri kullanamaz.
  • Bir faaliyet tanımdaki unsurları taşımıyorsa, örneğin tarafların bir araya getirilmesi ya da iletişim sürecinin kurulması yoksa, o faaliyet Kanun anlamında arabuluculuk sayılmaz.
  • Arabuluculuk tanımında çözüm önerisi getirme yetkisi yer alır; bu yetki tarafların çözüm üretememesi halinde kullanılabilir ve arabulucunun önerisi tarafları bağlamaz.
  • Bir kurum tanımdaki idare kategorisine girdiğinde, idareye ilişkin Kanun hükümleri o kurum bakımından uygulanır.

Gerçek kişi ile tüzel kişi (arabulucu olarak) arasındaki fark nedir?

Arabulucu sıfatı yalnızca gerçek kişiye tanınmıştır.

Bir şirket ya da kurum, tanımda yer alan arabulucu niteliğini taşımaz.

Bir kurumun arabuluculuk hizmeti vermesi, içinde sicilli gerçek kişi arabulucu bulunsa bile, Kanundaki arabulucu tanımına doğrudan uymaz.

İdare ile özel hukuk kişisi (taraf olarak) arasındaki fark nedir?

5018 sayılı Kanun cetvelleri, mahalli idareler, özel kanunla kurulmuş kamu kuruluşları ve kamu ortaklıkları bu maddenin tanımına göre idare sayılır.

Bu kategorilerin dışında kalan özel hukuk tüzel kişileri idare kapsamında değildir.

Bir tarafın idare olup olmadığı bu tanıma göre belirlenir; idare sıfatı taşıyan tarafın uyuşmazlığında Kanunda idareye özgü hükümler uygulanır.

Tanımlar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Arabulucu sıfatını yalnızca uzmanlık eğitimi almış olmaya bağlamak; Kanun, sicile kaydı da tanımın parçası olarak aradığı için sicil kaydının olmaması halinde kişi arabulucu sayılmaz.
  • Arabuluculuk tanımında yer alan çözüm önerisi yetkisini, arabulucunun baştan beri her zaman öneri getirebileceği biçiminde okumak; yetki ancak tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde kullanılabilir.
  • Arabuluculuğu zorunlu bir süreç sanmak; tanım açıkça ihtiyari olarak yürütülen bir yöntem olduğunu belirtir.
  • Kamu kurumu olmayan ama kamu sermayesi taşıyan ortaklıkları, sermayesinin yüzde ellisinden azına kamu katılımı varsa idare saymak.

Nasıl ispat edilir?

  • Bir kişinin arabulucu sıfatını taşıdığını ileri süren taraf, bu kişinin Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kayıtlı olduğunu sicil kaydı ile ispatlamalıdır.
  • Bir kurumun idare sayılarak idareye özgü hükümlerin uygulanmasını isteyen taraf, kurumun 5018 sayılı Kanun cetvellerinde yer aldığını, mahalli idare olduğunu veya sermayesinin yüzde ellisinden fazlasının kamuya ait olduğunu ilgili belgelerle ispatlamalıdır.
  • Bir faaliyetin Kanun anlamında arabuluculuk olduğunu ileri süren taraf, tarafların bir araya getirildiğini ve iletişim sürecinin kurulduğunu gösteren tutanak ya da belgelerle ispatlamalıdır; karşı taraf bu unsurların bulunmadığını savunabilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.1: Arabuluculuğa elverişli uyuşmazlıkların kapsamını belirler; bu maddedeki arabuluculuk tanımının hangi uyuşmazlıklara uygulanacağını gösterir.
  • 6325 sayılı Kanun m.3: Arabuluculuğun iradi olma ilkesini düzenler; tanımdaki ihtiyarilik unsurunun içeriğini tamamlar.
  • 6325 sayılı Kanun m.5: Arabulucunun gizlilik yükümlülüğünü düzenler; tanımdaki tarafsız ve bağımsız üçüncü kişi niteliğinin davranış boyutunu oluşturur.
  • 6325 sayılı Kanun m.18/B: Dava şartı olarak arabuluculuğun uygulanacağı uyuşmazlıkları gösterir; arabulucu ve arabuluculuk tanımı bu hükümde kullanılan kavramların temelini oluşturur.
  • 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu: Tanımdaki idare kavramının cetvellerini ve mahalli idareler kapsamını belirler; idare tanımı bu Kanuna yollama yapılarak kurulmuştur.

Arabuluculuk Kanunu m.3 — İradi olma ve eşitlik

6325 sayılı Kanun'un 3. maddesi, arabuluculuk sürecinde tarafların iradi olarak hareket etme özgürlüğünü ve taraflar arasındaki eşitliği düzenler. Maddenin birinci fıkrası arabulucuya başvurma, süreci devam ettirme, sonuçlandırma ve süreçten vazgeçme konusunda tarafların serbest olduğunu söyler; ikinci fıkrası ise başvuru aşamasında ve süreç boyunca tarafların eşit haklara sahip olduğunu belirtir. Madde, arabuluculuğun dava şartı olarak zorunlu tutulduğu hallerde 18/A hükmünün saklı olduğunu da kapsar. Madde, arabuluculuk faaliyetinin ücreti, arabulucunun tarafsızlık ve özen yükümlülüğü, gizlilik, arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi, arabulucunun seçimi ile dava şartı arabuluculuğun usulünü düzenlemez (sırasıyla m.7, m.9, m.4, m.16, m.13-14, m.18/A). Ayrıca arabuluculuk sözleşmesinin hukuki niteliği ve zamanaşımı ya da hak düşürücü sürelerin işleyişi bu maddenin kapsamında değildir.

İradi olma ve eşitlik: hangi kavramlar bilinmeli?

İradilik ilkesi
Arabuluculuğa başvurulup başvurulmayacağının, sürecin sürdürülüp sürdürülmeyeceğinin ve sonlandırılıp sonlandırılmayacağının tarafların serbest iradesine bağlı olması ilkesidir. Taraflar bu konuda bir zorlamaya tabi tutulamaz.
Eşitlik ilkesi
Taraflara arabuluculuğa başvuru aşamasında ve sürecin tamamında eşit hakların tanınmasını ifade eder. Arabulucunun da bu eşitliği gözetmesi gerekir.
Dava şartı arabuluculuk
Belirli uyuşmazlık türlerinde, dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasını zorunlu kılan istisnai düzenlemedir. Bu hâlde 3. maddedeki iradilik ilkesi 18/A hükmü ölçüsünde sınırlanır.

İradi olma ve eşitlik: hangi şartlar aranır?

  • Arabuluculuğa başvurmak isteyen tarafın bu yönde serbest iradesinin bulunması gerekir; başvuru taraflardan birinin veya ikisinin iradesine dayanmalıdır.
  • Sürecin devamı, sonuçlandırılması ya da süreçten vazgeçilmesi konusunda tarafların her aşamada serbest iradesi bulunmalıdır.
  • Taraflar arabuluculuğa başvuru ve süreç boyunca eşit haklara sahip olmalıdır; bu eşitlik hem başvuru aşamasında hem de sürecin tamamında gözetilmelidir.
  • Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda iradilik ilkesi, 18/A maddesinde öngörülen zorunluluk ölçüsünde sınırlanmış sayılır.

İradi olma ve eşitlik: hangi sonuçları doğurur?

  • Taraflar arabuluculuğa başvurmakta serbesttir; başvurmamaları hâlinde dava açmaları engellenmez, ihtiyari arabuluculukta dava yoluna doğrudan gidilebilir.
  • Taraflar arabuluculuk sürecini her zaman sonlandırabilir veya süreçten vazgeçebilir.
  • Dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklarda, 18/A hükmü gereğince dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunludur; bu zorunluluğa uyulmadan açılan dava dava şartı yokluğu nedeniyle sonuçlanır.
  • Tarafların başvuru ve süreç boyunca eşit hakları bulunur; bu eşitliğe aykırı bir uygulama arabuluculuğun niteliğini zedeler.
  • Madde iradiliği ve eşitliği emreden bir hüküm niteliğindedir; bu ilkelere aykırı taraf sözleşmesi ya da arabulucu uygulaması geçersizlik veya yaptırım sorununa yol açabilir.

İhtiyari arabuluculuk ile dava şartı arabuluculuk arasındaki fark nedir?

İhtiyari arabuluculukta taraflar başvuru, devam ve vazgeçme konusunda tamamen serbesttir.

Dava şartı arabuluculukta dava açılmadan önce arabuluculuğa başvuru zorunludur ve 18/A hükmü saklıdır.

İhtiyari arabuluculukta başvurmamak dava açmaya engel değildir; dava şartı arabuluculukta başvuru yapılmadan açılan dava usulden reddedilir.

Başvuru aşaması ile süreç boyunca eşitlik arasındaki fark nedir?

Başvuru aşamasında eşitlik, tarafların arabulucuya başvurma iradesinin birbirine denk olmasını ifade eder.

Süreç boyunca eşitlik, görüşmeler sırasında tarafların eşit söz, bilgi ve katılım hakkına sahip olmasını ifade eder.

Her iki aşamada eşitliğe aykırılık, arabuluculuğun taraflar bakımından adil yürütülmediği anlamına gelir ve arabulucunun tarafsızlık ve eşitlik yükümlülüğü ile ilgili sorun doğurabilir.

Taraf iradesi ile arabulucunun yetkisi arasındaki fark nedir?

Sürecin devamı ve sonlandırılması taraf iradesine bağlıdır.

Arabulucu, süreci tek başına sonlandıramaz; taraflarca vazgeçilmesi veya anlaşma sağlanması gerekir.

Taraflardan biri çekilmek isterse süreç onun iradesiyle sona erer; arabulucunun kendiliğinden süreci sürdürme yetkisi yoktur.

İradi olma ve eşitlik: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • İradilik ilkesini mutlak sanarak, dava şartı arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıkta da başvurunun isteğe bağlı olduğunu kabul etmek; 18/A hükmünün saklı tutulduğunu gözden kaçırmak.
  • Birinci fıkradaki serbestliği, arabulucunun süreci kendiliğinden sonlandırabileceği biçiminde yorumlamak; sonlandırma yetkisinin taraf iradesine ait olduğunu unutmak.
  • Eşitlik ilkesini yalnız başvuru aşamasıyla sınırlı görmek; ikinci fıkranın sürecin tamamını kapsadığını göz ardı etmek.
  • Madde metnindeki fıkra yapısını kitaplardan veya eski kararlardan aktarırken karıştırmak; güncel metinde 3/1 cümlesinin ikinci kısmının 18/A saklılığını düzenlediğini doğru okumak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemeler 3. maddeyi, arabulucuya başvurunun, sürecin devamının ve sonlanmasının iradiliğini düzenleyen temel hüküm olarak yorumlamaktadır. (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/1381 E., 2026/468 K., 17.03.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/1477 E., 2026/26 K., 14.01.2026)
  • Mahkemeler, madde 3/1'deki ifadenin ihtiyari arabuluculuk ile dava şartı arabuluculuk ayrımını gözeterek, dava şartı hâlinde 18/A hükmünün saklı olduğunu esas aldığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/255 E., 2026/11 K., 21.01.2026; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2026/124 E., 2026/321 K., 19.02.2026)
  • Bir mahkeme kararında, arabuluculuk anlaşma belgesinin iptaline ilişkin bir yasak getirilmediği, hükmün amacının geçerli anlaşma hâlinde aynı konuda dava açılamayacağını düzenlemek olduğu belirtilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/271 E., 2026/141 K., 12.02.2026)
  • Dava şartı arabuluculuk kapsamında, arabuluculuk ücretinin yargılama gideri olarak değerlendirilmesinde 18/A ve yönetmelik hükümlerinin uygulandığı görülmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1314 E., 2025/1662 K., 15.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Arabuluculuğa başvurunun iradeye dayandığını ileri süren taraf, başvuru belgesi, tutanak veya taraflar arasındaki yazışma ile bu iradeyi ispatlar.
  • Dava şartı arabuluculuk hâlinde, dava açmadan önce arabuluculuk başvurusunun yapıldığını ve son tutanağın düzenlendiğini davacı taraf belgeyle ispatlar; aksi halde dava şartı yokluğu ileri sürülebilir.
  • Karşı tarafın iradenin sakatlandığını, zorlama altında başvurulduğunu ya da eşitliğe aykırı davranış yapıldığını ileri sürmesi hâlinde, bu iddiayı ileri süren taraf ilgili delillerle ispatlamak zorundadır.
  • Arabuluculuk sürecinde yazılı tutanak, arabulucunun düzenlediği belgeler ve taraf beyanları delil olarak kullanılabilir; gizlilik nedeniyle belge sunumunda kanuni sınırlar gözetilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.18/A: Dava şartı arabuluculuğu düzenler; 3. maddenin birinci fıkrasındaki iradilik ilkesi bu maddede öngörülen zorunluluk ölçüsünde sınırlanır.
  • 6325 sayılı Kanun m.4: Arabuluculukta gizlilik ilkesini düzenler; eşitlik ve serbesti ilkeleriyle birlikte sürecin güvenilir yürütülmesini sağlar.
  • 6325 sayılı Kanun m.13: Arabulucuya başvuru teklifine otuz gün içinde olumlu cevap verilmezse teklifin reddedilmiş sayılmasını düzenler; iradilik ilkesinin uygulanma biçimini belirler.
  • 6325 sayılı Kanun m.9: Arabulucunun tarafsızlık ve taraflar arasında eşitliği gözetme yükümlülüğünü düzenler; 3. maddedeki eşitlik ilkesinin arabulucu tarafındaki karşılığıdır.
  • 6325 sayılı Kanun m.16: Arabuluculuk sürecinin başlamasını ve bunun zamanaşımı ile hak düşürücü sürelere etkisini düzenler.

Arabuluculuk Kanunu m.4 — Gizlilik

Madde, arabuluculuk sürecinde arabulucunun ve süreçte bulunan tarafların, görüşmelere katılan diğer kişilerin bilgi, belge ve kayıtları gizli tutma yükümlülüğünü düzenler. Gizliliğin taraflar tarafından aksi kararlaştırılabileceğini ve bu hâlde yükümlülüğün kararlaştırılan ölçüde değişeceğini de kapsar. Madde, gizliliğin ihlalinin cezai yaptırımını, gizliliğin kanunda öngörülen istisnalarını ve arabuluculuk sırasında yapılan beyan ve belgelerin sonradan delil olarak kullanılamamasını düzenlemez; bunlar 6325 sayılı Kanun'un 5. maddesinde ve ceza hükümleri bölümünde yer alır. Arabuluculuk sürecinin başlaması ve sürelere etkisi (m.16) ile arabulucunun görevden çekilmesi ve sorumluluğu gibi konular bu maddenin kapsamı dışındadır.

Gizlilik: hangi kavramlar bilinmeli?

Gizlilik yükümlülüğü
Arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde elde edilen bilgi, belge ve diğer kayıtların üçüncü kişilere açıklanmamasını ifade eden hukuki bağlayıcılıktır. Yükümlülük arabulucu bakımından kanundan doğar, taraflar ve görüşmelere katılanlar bakımından ise bu konudaki gizliliğe uyma zorunluluğu olarak ortaya çıkar.
Aksi kararlaştırma
Tarafların gizlilik kuralından sapmak istemeleri hâlinde bunu açıkça kararlaştırabilmelerini ifade eder. Maddenin kendi metninde bu kararlaştırmanın açık olması şartı aranmamakla birlikte, uygulamada yorumla gizliliğin kaldırılamayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/255 E., 2026/11 K., 21.01.2026)
Arabuluculuk faaliyeti
Arabulucunun uyuşmazlığın çözümü için taraflarla yürüttüğü görüşme ve bu görüşmelere bağlı işlemlerin tamamıdır. Gizlilik yükümlülüğü bu faaliyet çerçevesinde elde edilen bilgi ve belgelerle sınırlıdır; faaliyet dışında edinilmiş bilgiler bakımından madde uygulanmaz.
Görüşmelere katılan diğer kişiler
Taraflar dışında, arabuluculuk görüşmelerinde hazır bulunan uzman kişiler, avukatlar ve kanuni temsilciler gibi kişileri ifade eder. Bu kişiler, taraflar gibi, gizliliğe uymakla yükümlüdür.

Gizlilik: hangi şartlar aranır?

  • Arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde arabulucuya sunulan, arabulucunun diğer bir şekilde elde ettiği bilgi ve belgelerin bulunması gerekir.
  • Taraflarca aksi kararlaştırılmamış olması gerekir; aksi kararlaştırılmışsa yükümlülük kararlaştırılan ölçüde kalkar veya değişir.
  • Bilgi ve belgelerin arabulucu tarafından gizli tutulması gerekir; bu yükümlülük arabulucu için mutlak nitelik taşır.
  • Taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler bakımından da aynı konuda gizliliğe uyulması gerekir.
  • Gizliliğe uymak, arabuluculuk süreci sona erdikten sonra da devam eder; maddede süre sınırı öngörülmemiştir.

Gizlilik: hangi sonuçları doğurur?

  • Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti çerçevesinde elde ettiği bilgi ve belgeleri ve diğer kayıtları gizli tutmakla yükümlüdür.
  • Taraflar ve görüşmelere katılan diğer kişiler de aksi kararlaştırılmadıkça bu konudaki gizliliğe uymakla yükümlüdür.
  • Taraflar gizliliği kararlaştırma yoluyla kaldırabilir ya da sınırlayabilirler; bu durumda yükümlülük kararlaştırılan ölçüde geçerli olur.
  • Gizlilik yükümlülüğüne aykırılık, maddenin kendi metninde bir yaptırım öngörmez; cezai sonuç ayrı bir kanun hükmünden doğar.
  • Madde emredici nitelikte bir kuraldır; aksi kararlaştırma açıkça yapılmadıkça bu kuralın uygulanacağı kabul edilmelidir. Madde metninde açık bir hükümsüzlük yaptırımı bulunmamaktadır.

Arabulucu ile taraflar ve diğer katılanlar arasındaki fark nedir?

Arabulucu için gizlilik yükümlülüğü, kanundan doğan ve kural olarak bağlayıcı bir yükümlülüktür.

Taraflar ve görüşmelere katılanlar için yükümlülük, bu konuda gizliliğe uymak zorunluluğu biçimindedir ve maddenin ikinci fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir.

Arabulucunun yükümlülüğü doğrudan ilk fıkraya dayanır; taraflar ve katılanlar ise ikinci fıkra uyarınca sorumlu tutulur. Bu ayrım, yükümlülüğün muhatabını belirler.

Gizliliğin kural olması ile aksi kararlaştırma arasındaki fark nedir?

Gizlilik, kanunda öngörülen varsayılan kuraldır ve taraflar aksini kararlaştırmadıkça geçerlidir.

Aksi kararlaştırma, tarafların gizliliği daraltma ya da kaldırma yönündeki iradi düzenlemesidir.

Taraflar aksini kararlaştırırsa gizlilik o ölçüde uygulanmaz; kararlaştırma yapılmamışsa gizlilik tam olarak geçerlidir.

Gizlilik: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Gizlilik yükümlülüğünü yalnızca arabulucuya ait saymak; maddenin ikinci fıkrası taraflar ve görüşmelere katılanları da bağlar.
  • Aksi kararlaştırmanın örtülü bir irade ile de yapılabileceğini kabul etmek; kararlaştırmanın açık olması gerekir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/255 E., 2026/11 K., 21.01.2026)
  • Gizlilik yükümlülüğünün süreyle sınırlı olduğunu düşünmek; maddede bir süre sınırı yoktur.
  • Gizlilik ile delil yasağını aynı şey saymak; bu maddenin konusu yükümlülük, delil yasağı ise m.5'in konusudur.
  • Gizlilik yükümlülüğünün ihlalinin cezai sonucunu bu maddeden çıkarmak; bu sonuç ayrı bir ceza hükmünden doğar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Arabuluculuk sürecinin aleni olmayan bir ortamda yürütülmesinin ve gizliliğin sağlanmasının, tarafların iş ve ticaret sırlarını koruyarak uyuşmazlığı çözmelerinin amaçlandığı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/255 E., 2026/11 K., 21.01.2026; Hukuk Genel Kurulu, 2024/499 E., 2025/329 K., 21.05.2025)
  • Gizliliğin ilkesel olarak korunması, sonradan dava açıldığında arabuluculuk dosyasındaki tutanakların ve görüşmelerdeki açıklamaların değerlendirilmesinde esas alınmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/432 E., 2025/1803 K., 02.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/1066 E., 2025/1778 K., 02.12.2025)
  • Yargı kararlarında, arabuluculuk görüşmelerinin bir süreç olduğu ve mahkemece esas alınması gereken tutanağın görüşmeleri sonuçlandıran son tutanak olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/432 E., 2025/1803 K., 02.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/1066 E., 2025/1778 K., 02.12.2025)
  • Arabuluculuk tutanağında hangi alacak veya tazminat kalemlerinde anlaşma sağlandığının açıkça yazılmamış olması hâlinde, dava şartının gerçekleştiğinin kabul edilemeyeceği yönünde uygulama bulunmaktadır. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1314 E., 2025/1662 K., 15.10.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Gizlilik yükümlülüğünün ihlal edildiğini iddia eden taraf, ihlali ve bu ihlal nedeniyle doğan zararı ispatla yükümlüdür.
  • Gizliliğin aksi kararlaştırıldığını ileri süren taraf, bu kararlaştırmanın açık olduğunu yazılı bir belge ile ispatlamalıdır; yorumla aksi kararlaştırma kabul edilmemektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/255 E., 2026/11 K., 21.01.2026)
  • Arabuluculuk sürecinde yapılan görüşmelerin içeriğinin ispatı, dava açıldığında yasak kapsamında kalan beyan ve belgelerle yapılamaz; bu konudaki delil değerlendirmesi m.5 ile birlikte yapılır.
  • Arabuluculuk tutanağı, süreci belgeleyen temel delil niteliğindedir ve hangi kalemlerde anlaşma sağlandığının bu tutanakta açıkça yazılması gerekir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1314 E., 2025/1662 K., 15.10.2025)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.5: Gizliliğin sonuçlarını tamamlar; arabuluculuk sırasında yapılan beyan ve belgelerin sonradan dava veya tahkimde delil olarak kullanılamayacağını düzenler ve gizlilik kuralının sınırlarını çizen istisnaları içerir.
  • 6325 sayılı Kanun m.3: Gizliliği temel ilkelerden biri olarak tanımlayan hükümdür; m.4 bu ilkenin ayrıntılı uygulamasını içerir.
  • 6325 sayılı Kanun m.16: Arabuluculuk sürecinin başlamasını ve sürelere etkisini düzenler; gizlilik yükümlülüğünün başladığı sürecin tanımlanmasında dolaylı bağlantı kurar.

Arabuluculuk Kanunu m.5 — Beyan veya belgelerin kullanılamaması

6325 sayılı Kanun'un 5. maddesi, arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan belli beyan ve belgelerin, sonradan açılan hukuk davasında veya tahkimde delil olarak ileri sürülememesini, bunlar hakkında tanıklık yapılamamasını ve bu bilgilerin açıklanmasının istenememesini düzenler. Ayrıca bu yasağın beyan veya belgenin şekline bakılmaksızın uygulanacağını, yasağın konuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın hem dava hem tahkimde geçerli olacağını ve yasak kapsamındaki bilgilerin açıklanabileceği istisnai halleri belirler. Kural, taraflar, arabulucu ve arabuluculuğa katılan üçüncü kişiler bakımından uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular şunlardır: arabuluculuk sürecinin başlaması ve arabulucunun belirlenmesi (m.18/A), dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulmamasının sonucu (m.18/A-2), gizlilik yükümlülüğünün ihlalinin cezai yaptırımı (m.33), arabulucunun ve arabuluculuk faaliyetinin tanımı (m.2) ve arabuluculuk sürecinin süreleri (m.18/A-9).

Beyan veya belgelerin kullanılamaması: hangi kavramlar bilinmeli?

Arabuluculuk daveti
Taraflardan birinin uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülmesi için karşı tarafa yaptığı çağrıdır. Karşı tarafın bu daveti kabul etmesi gerekmez; davet yapılmış olması yasak kapsamına girmek için yeterlidir.
Arabuluculuk faaliyetine katılma isteği
Bir tarafın arabuluculuk sürecine dahil olmak istediğini gösteren beyandır. Karşı tarafın kabulü ya da sürecin sonuçlanması aranmaz.
Görüş ve teklif
Uyuşmazlığın arabuluculukla sona erdirilmesi amacıyla tarafların ileri sürdüğü çözüm önerileridir. Bu öneriler kabul edilmediği için sürecin başarısız olması, yasağın uygulanmasını engellemez.
Vakıa veya iddianın kabulü
Arabuluculuk faaliyeti sırasında bir tarafın karşı tarafın öne sürdüğü olgu veya iddiayı kabul etmesidir. Bu kabul, sonradan dava sürecinde ikrar olarak ileri sürülemez.
Arabuluculuk faaliyeti dolayısıyla hazırlanan belge
Yalnızca arabuluculuk süreci için düzenlenen belgelerdir. Taraflarca önceden var olan ve arabuluculuk dışında da bulunan belgeler bu kapsamda değerlendirilmez.
Gizlilik ve delil yasağı
Yukarıdaki beyan ve belgelerin hukuk davası veya tahkimde delil olarak sunulamaması, hakkında tanıklık yapılamaması ve hükme esas alınamaması anlamına gelen kuraldır.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması: hangi şartlar aranır?

  • Taraflardan biri, arabulucu veya arabuluculuğa katılan bir üçüncü kişi tarafından ileri sürülen beyan ya da belgenin, 1. fıkranın (a) ila (ç) bentlerindeki kategorilerden birine girmesi gerekir.
  • Beyan veya belgenin arabuluculuk faaliyeti sırasında veya bu faaliyet dolayısıyla ortaya çıkmış olması gerekir.
  • Uyuşmazlık hakkında hukuk davası açılmış veya tahkim yoluna başvurulmuş olmalıdır.
  • Beyan veya belgenin şekli bakımından bir fark aranmaz; yazılı, sözlü, video ya da ses kaydı olması yasağı değiştirmez.
  • Yasak kapsamındaki bilginin açıklanması mahkeme, hakem veya idari makam tarafından istenemez ve bu bilgiler delil olarak sunulsa bile hükme esas alınamaz.
  • İstisna olarak, bir kanun hükmü açıklanmayı emrediyorsa veya arabuluculuk sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekli olduğu ölçüde bilgi açıklanabilir.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması: hangi sonuçları doğurur?

  • Yasak kapsamındaki beyan veya belgeler hukuk davasında ya da tahkimde delil olarak ileri sürülemez ve bunlar hakkında tanıklık yapılamaz.
  • Yasak kapsamındaki beyan veya belge delil olarak sunulmuş olsa bile hükme esas alınamaz.
  • Mahkeme, hakem veya idari makam bu bilgilerin açıklanmasını isteyemez.
  • Bir kanun hükmü açıklamayı emrediyorsa ya da arabuluculuk sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekliyse bilgi açıklanabilir.
  • Beyan veya belgenin şekli yasağı değiştirmez; yazılı, sözlü, ses veya görüntü kaydı aynı şekilde korunur.
  • Sınırlamalar saklı kalmak koşuluyla, hukuk davasında ileri sürülebilen deliller yalnızca arabuluculukta sunulmuş olmaları nedeniyle kabul edilemez hale gelmez.
  • Arabuluculuk sonuçsuz kalsa bile yasak kapsamındaki bilgiler dava veya tahkimde kullanılamaz.
  • Gizlilik yükümlülüğüne aykırı açıklamalar bu madde kapsamındaki hükme esas alınamama sonucunu doğurur; ayrıca 6325 sayılı Kanun'un ceza hükmü ayrıca uygulanabilir.

Arabuluculuk sürecinde yapılan beyan ile sürecin dışında yapılan beyan arasındaki fark nedir?

Arabuluculuk faaliyeti sırasında veya onun dolayısıyla yapılan beyan ve belgeler, 1. fıkranın kapsamındadır.

Arabuluculuk sürecinden bağımsız olarak, taraf tarafından önceden elde bulunan belgeler ile süreç dışında yapılan açıklamalar bu yasağın kapsamında değildir.

Önceden elde bulunan bir belge arabuluculukta kullanılmış olsa da sonradan dava açıldığında delil olarak sunulabilir.

Arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan beyan ile arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan ama bağımsız delil niteliği taşıyan bilgi arasındaki fark nedir?

Süreç içinde üretilen tutanak, öneri, kabul ve hazırlanan belgeler yasak kapsamındadır.

Süreç öncesinden var olan ve sürece sadece sunulmuş belgeler yasak kapsamına girmez.

Yasak yalnızca süreçte üretilen kayıtlar için geçerlidir; önceden var olan bir sözleşme veya ihtarname, arabuluculukta kullanılmış olsa bile dava için delil olabilir.

Yasak kapsamındaki bilgi ile kanun veya anlaşma gereği açıklanabilecek bilgi arasındaki fark nedir?

Genel kural olarak arabuluculukta ortaya çıkan beyan ve belgeler açıklanamaz ve hükme esas alınamaz.

Bir kanun hükmü açıklamayı emrediyorsa ya da arabuluculuk sonunda varılan anlaşmanın uygulanması ve icrası için gerekliyse bilgi açıklanabilir.

İstisna kapsamında bilgi açıklanabilir; örneğin anlaşmada belirlenen ödeme yükümlülüğünün icrası için anlaşma metni mahkemeye sunulabilir.

Konuyla ilgili uyuşmazlık ile konusu farklı uyuşmazlık arasındaki fark nedir?

Arabuluculuğun konusu ile sonradan açılan davanın konusu aynı olan hallerde yasak uygulanır.

Arabuluculuğun konusuyla ilgili olup olmadığına bakılmaksızın, 1. ve 2. ve 3. fıkra hükümleri hukuk davası ve tahkimde uygulanır.

Konular farklı olsa bile arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan beyan ve belgeler delil olarak kullanılamaz.

Beyan veya belgelerin kullanılamaması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Arabuluculuk sürecinde sunulan her belgeyi yasak kapsamında saymak; oysa süreç öncesinde var olan belgeler yasak kapsamına girmez.
  • Yasağın yalnızca uyuşmazlığın arabuluculuğa konu olan kısmına uygulandığını varsaymak; oysa 4. fıkraya göre konu ayrımı yapılmaksızın uygulanır.
  • Arabuluculuk sonuçsuz kaldığı için yasağın ortadan kalktığını düşünmek; yasak sürecin başarısına bağlı değildir.
  • Beyanın yazılı olmadığı için yasak kapsamına girmediğini düşünmek; 2. fıkra şekli aramaz.
  • Anlaşmanın uygulanması için gerekli olduğu ölçüde açıklamaya izin veren istisnayı, anlaşmanın tüm içeriğinin açıklanabileceği biçiminde genişletmek.
  • Mahkemenin yasak kapsamındaki bilgiyi resen dikkate alabileceğini düşünmek; 3. fıkraya göre hükme esas alınamaz.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan beyan ve belgelerin, sonradan açılan davada tarafın lehine ya da aleyhine ikrar olarak kullanılamayacağı kabul edilmektedir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2022/3227 E., 2025/1198 K., 29.12.2025)
  • Arabuluculuk görüşmelerinin bir süreç olduğu, mahkemece esas alınacak tutanağın görüşmeleri sonuçlandıran son tutanak olduğu kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/432 E., 2025/1803 K., 02.12.2025; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/1066 E., 2025/1778 K., 02.12.2025)
  • Arabuluculuk sürecinde ortaya çıkan ve sonradan dava dosyasına sunulan tutanağın değerlendirilmesinde 5. maddenin sınırlarının gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/432 E., 2025/1803 K., 02.12.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Yasak kapsamındaki bir beyan veya belgeye dayanmak isteyen taraf, bu beyan ya da belgenin arabuluculuk sürecinde ortaya çıkmadığını, yani süreçten bağımsız olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Arabuluculuk sürecinde yapılan bir beyan, kanun hükmü gereği ya da anlaşmanın uygulanması için gerekli olduğu iddiasıyla açıklanmak isteniyorsa bu istisnanın varlığını ileri süren taraf ispat yükü altındadır.
  • Karşı taraf, sunulan belgenin süreç öncesinde var olduğunu ileri sürerek yasağın uygulanmadığını savunabilir; bu savunmanın ispatı da ona aittir.
  • Önceden var olan belgelerin (örneğin sözleşme, ihtarname) süreçte sunulmuş olması, bu belgelerin dava için delil olma niteliğini kaybettirmez.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.4: Arabuluculukta gizlilik ilkesini düzenler; m.5 bu ilkenin delil hukukuna yansımasıdır.
  • 6325 sayılı Kanun m.33: Gizlilik yükümlülüğüne aykırı açıklamayı suç olarak düzenler; m.5'in delil yasağı ile cezai yaptırım birlikte uygulanabilir.
  • 6325 sayılı Kanun m.18/A: Dava şartı olarak arabuluculuk başvurusu ve son tutanak kuralını düzenler; m.5 bu sürecin açıklanabilecek bilgilerini sınırlar.

Arabuluculuk Kanunu m.6 — Unvanın kullanılması

Bu madde, sicile kayıtlı arabulucuların arabulucu unvanını kullanma hakkını, unvanı arabuluculuk faaliyeti sırasında belirtme yükümlülüğünü ve Daire Başkanlığının arabulucuların uzmanlık alanlarını ve uzmanlığa ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisini düzenler. Maddenin muhatabı, sicile kayıtlı arabulucular ve bu sıfatla faaliyet gösteren kişilerdir. Madde, arabulucunun ücret ve masraf hakkını (m.7), taraflarla görüşme yetkisini (m.8), özen ve tarafsızlık yükümlülüğünü (m.9) düzenlemez. Sicile kayıt şartları (m.20), sicilden silinme (m.21) ve arabuluculuk eğitimi (m.22-27) de bu maddenin kapsamında değildir.

Unvanın kullanılması: hangi kavramlar bilinmeli?

Sicile kayıtlı arabulucu
Arabuluculuk Daire Başkanlığınca tutulan sicile kaydedilmiş ve arabulucu unvanını taşıyan kişidir. Unvan ve buna bağlı yetkiler, kayıt yapılmadan kullanılamaz.
Arabulucu unvanı
Sicile kayıt sonucunda kişiye tanınan resmi sıfattır. Bu unvan, arabuluculuk faaliyetinde kullanılan ve kanunun öngördüğü yetkileri doğuran niteliktedir.
Uzmanlık alanı
Arabulucunun hangi uyuşmazlık türlerinde uzmanlaştığını gösteren alandır. Maddenin belirlenmesini Daire Başkanlığına bırakması, alanların ve usul ve esasların kanunda sayılmadığı anlamına gelir.
Daire Başkanlığı
Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan ve arabulucu siciline ilişkin işleri yürüten birimdir. Uzmanlık alanlarını ve usul ve esasları belirleme yetkisi bu birime aittir.

Unvanın kullanılması: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin arabulucu unvanını kullanabilmesi için sicile kayıtlı olması gerekir; kayıt yapılmadan unvan ve bu unvanın yetkileri kullanılamaz.
  • Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sırasında arabulucu unvanını belirtmek zorundadır.
  • Uzmanlık alanlarının belirlenmesi için Daire Başkanlığının yetkili kılınmış olması gerekir; bu alanlar ve uzmanlığa ilişkin usul ve esaslar Daire Başkanlığınca düzenlenir.

Unvanın kullanılması: hangi sonuçları doğurur?

  • Sicile kayıtlı arabulucu, arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri kullanma hakkına sahiptir.
  • Arabulucu, arabuluculuk faaliyeti sırasında unvanını belirtmek zorundadır; belirtmemesi kanuna aykırılık oluşturur.
  • Uzmanlık alanları ve uzmanlığa ilişkin usul ve esaslar, kanunda sayılmadan Daire Başkanlığınca belirlenir.
  • Sicile kayıtlı olmayan kişinin arabulucu unvanını kullanması, madde kapsamında kayıtlı arabulucuya tanınan hakları doğurmaz.

Unvanın kullanılması ile unvanın belirtilmesi arasındaki fark nedir?

Unvanı kullanma, sicile kayıtlı arabulucuya tanınan bir haktır ve unvanın sağladığı yetkileri kapsar.

Unvanı belirtme ise arabuluculuk faaliyeti sırasındaki bir yükümlülüktür; kişinin kendi tercihine bağlı değildir.

Kayıtlı arabulucu unvanını kullanmakta serbesttir ama faaliyet sırasında onu gizleyemez; belirtmemesi kanuna aykırılık doğurur.

Sicile kayıtlı arabulucu ile sicile kayıtlı olmayan kişi arasındaki fark nedir?

Sicile kayıtlı arabulucu, unvanı ve unvanın yetkilerini kullanabilir.

Sicile kaydı bulunmayan kişi arabulucu unvanını taşıyamaz ve bu unvanın yetkilerinden yararlanamaz.

Kayıtsız kişinin arabulucu sıfatıyla yaptığı işlem, kanunun arabuluculuğa bağladığı sonuçları doğurmaz. Kanunda bu hal için ayrıca bir engel yoktur; ancak unvanla bağlantılı sonuçlar ortaya çıkmaz.

Unvanın kullanılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Sicile kayıt yapılmadan arabulucu unvanının kullanılabileceğini düşünmek; unvan ve yetkiler kayıttan sonra doğar.
  • Unvanı belirtme yükümlülüğünü yalnızca yazılı belgelerle sınırlı saymak; yükümlülük faaliyet sırasında her türlü iletişimde geçerlidir.
  • Uzmanlık alanlarının kanunda sayıldığını varsaymak; bu alanlar Daire Başkanlığınca belirlenir ve kanun metninde yer almaz.
  • Maddeyi ücret, görüşme ve tarafsızlık yetkileriyle karıştırmak; bu konular m.7, m.8 ve m.9 kapsamındadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Sicile kayıtlı olmanın ispatı, Daire Başkanlığının sicil kaydıyla yapılır; unvanı ileri süren kişi kaydını belgelemekle yükümlüdür.
  • Arabulucunun faaliyet sırasında unvanını belirtip belirtmediği, düzenlenen tutanak, yazışma veya belgelerle ispatlanır; unvanın belirtilmemesini iddia eden taraf bunu ispatlamakla yükümlüdür.
  • Uzmanlık alanına ilişkin iddia, Daire Başkanlığınca belirlenen usul ve esaslara göre değerlendirilir; bu alanların varlığını ileri süren taraf dayanağını göstermelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.20: Sicile kayıt şartlarını düzenler; unvanın kullanılabilmesinin ön koşulu olan kaydın nasıl alınacağını belirler.
  • 6325 sayılı Kanun m.21: Sicilden silinme hallerini düzenler; kayıt silinirse unvanın kullanılması da sona erer.
  • 6325 sayılı Kanun m.7: Sicile kayıtlı arabulucunun unvanına bağlı olarak ücret ve masraf isteme hakkını düzenler.
  • 6325 sayılı Kanun m.8: Unvanın sağladığı yetkilerden biri olan taraflarla ayrı ayrı veya birlikte görüşme yetkisini düzenler.

Arabuluculuk Kanunu m.7 — Ücret ve masrafların istenmesi

Bu madde, arabulucunun faaliyeti karşılığında ücret ve masraf isteme hakkını, avans talebini, ücretin hangi tarifeye göre belirleneceğini, ücret ve masrafın taraflarca nasıl paylaşılacağını ve arabulucuya belirli kişiler için aracılık ya da tavsiye karşılığı ücret alma yasağını düzenler. Kanun, arabulucunun sicile kayıtlı olması ve tarafların arabulucu ile yaptığı ilişki bakımından uygulanır. Arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiği hâller (m.18/A), arabulucunun görevsiz kalması ve ücretin iadesi, arabuluculuk sürecinde beyan ve belgelerin delil olarak kullanılamaması (m.4 ve m.5 çerçevesinde), arabuluculuk sonrası avukatlık ücreti (Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi) ve arabuluculuğun dava şartı olması hâlindeki yargılama giderleri bu maddede düzenlenmez.

Ücret ve masrafların istenmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Arabulucu ücreti
Arabulucunun yaptığı faaliyet karşılığında talep edebileceği bedeldir. Kanun kendi başına bir tutar göstermez; tutar, aksi kararlaştırılmadıkça faaliyetin sona erdiği tarihte yürürlükte olan Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir.
Masraf
Arabuluculuk faaliyeti sırasında yapılan giderlerdir. Ücretle birlikte taraflarca eşit olarak karşılanır; masrafın hangi kalemleri kapsadığı bu maddede tanımlanmamıştır.
Avans
Arabulucunun ücret ve masraf için faaliyet başlamadan veya sürerken talep edebileceği ön ödemedir. Avans talebi bir hak olarak tanınmış, miktarı ve ödeme zamanı kanunda belirlenmemiştir.
Aracılık ve tavsiye karşılığı ücret
Arabulucunun, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler lehine aracılık yapması ya da belirli kişileri tavsiye etmesi karşılığında aldığı bedeldir. Bu tür bedel yasaktır ve bu yasağa aykırı işlemler batıldır.
Batıllık
Hukuken hiç doğmamış sayılan işlem anlamındadır. Yasağa aykırı ücret sözleşmesi ya da ödeme işlemi bu nedenle baştan geçersizdir ve onaylanarak geçerli hâle getirilemez.

Ücret ve masrafların istenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Ücret talebinin doğması için arabulucunun gerçekten arabuluculuk faaliyeti yürütmüş olması gerekir; faaliyet yoksa ücret ve masraf isteme hakkı doğmaz.
  • Ücret aksi kararlaştırılmadıkça Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenmelidir; taraflar tarifeden farklı bir ücret kararlaştırabilir.
  • Ücret ve masraf, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit olarak karşılanmalıdır.
  • Arabulucu, ücret ve masraf için avans talep edebilir; avans talebi yapılması hâlinde bu talebin ücret ve masraf bakımından karşılığı bulunmalıdır.
  • Arabulucu, arabuluculuk sürecine ilişkin olarak belirli kişiler için aracılık yapmanın ya da belirli kişileri tavsiye etmenin karşılığı olarak ücret almamalıdır.
  • Yasağa aykırı bir ücret anlaşması veya alınan ücret işlemi batıl olur; bu işlemin geçerli sayılabilmesi için yasağın dışında kalınması gerekir.

Ücret ve masrafların istenmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Arabulucunun ücret ve masraf isteme hakkı, faaliyeti karşılığında doğar ve bu hakkın kapsamı tarifeye ya da sözleşmeye göre belirlenir.
  • Ücret kararlaştırılmamışsa arabulucu, faaliyetin sona erdiği tarihteki Arabulucu Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ücret alır.
  • Aksi kararlaştırılmadıkça ücret ve masraf taraflarca eşit olarak ödenir; taraflardan biri diğerinin payını üstlenmek zorunda değildir, ancak sözleşmeyle farklı paylaşım kararlaştırılabilir.
  • Aracılık veya tavsiye karşılığı alınan ücret yasağına aykırılık hâlinde ilgili işlem batıldır; bu işlemden doğan ücret talebi de hukuken doğmaz.
  • Yasağa aykırı işlemin batıl olması, tarafların bu işlemi sonradan onaylamasıyla geçerlilik kazanmayacağı anlamına gelir.
  • Bu hüküm emredicidir; yasak yönünden taraflar sözleşmeyle farklı düzenleme yapamaz, ücret ve masraf paylaşımı yönünden ise nispi emredici niteliktedir.

Kararlaştırılmış ücret ile tarifeye göre ücret arasındaki fark nedir?

Tarafların arabulucu ile ücret konusunda açıkça anlaştığı hâl; ücret bu anlaşmaya göre belirlenir.

Ücret konusunda bir kararlaştırma bulunmadığı hâl; ücret faaliyetin sona erdiği tarihteki Arabulucu Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenir.

Aksi kararlaştırılmadıkça tarife uygulanır. Tarafların kararlaştırdığı ücret, tarifeden farklı olabilir; bu hâlde tarife yalnız boşluğu doldurur.

Ücret ve masraf ile avans arasındaki fark nedir?

Ücret ve masraf, faaliyetin sonunda belirlenen ve taraflarca karşılanacak tutarlardır.

Avans, ücret ve masraf için faaliyet sürerken istenebilen ön ödemedir.

Avans talebi, nihai ücret ve masraf borcunun yerine geçmez; sonradan hesaplanan tutar üzerinden mahsup edilir.

Yasak kapsamındaki ücret ile yasak dışındaki ücret arasındaki fark nedir?

Belirli kişiler için aracılık ya da belirli kişileri tavsiye karşılığında alınan bedel; bu bedel yasak kapsamındadır.

Arabuluculuk faaliyetinin kendisi karşılığında alınan ücret ve masraf; bu, 7. maddenin 1. ve 2. fıkrasına göre talep edilebilir.

Yasak kapsamındaki işlem batıldır. Yasak dışındaki ücret ise Tarife ve eşit paylaşım kuralına tabidir.

Ücret ve masrafların istenmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Ücretin her hâlde tarifeye göre belirleneceğini sanmak; 7. madde tarifeyi yalnızca aksi kararlaştırılmadığı hâlde uygular.
  • Ücret ve masrafın her zaman tarafların eşit payına bölüneceğini varsaymak; sözleşmeyle farklı bir paylaşım mümkündür.
  • Avansı nihai ücretle karıştırmak; avans nihai borcun ödemesi sayılmaz, sonradan hesaplanan tutar üzerinden mahsup edilir.
  • Aracılık ya da tavsiye karşılığı ücreti sıradan arabuluculuk ücreti gibi değerlendirmek; bu tür ücret yasaktır ve işlem batıldır.
  • Batıl işlemin sonradan tarafların onayıyla geçerli hâle geleceğini düşünmek; batıllık onayla giderilemez.
  • Arabuluculuk ücretini 18/A kapsamındaki Adalet Bakanlığı ödemesi ile 7. maddedeki taraflarca eşit paylaşım kuralını birbirine karıştırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Ücretin tarife dışında kararlaştırılmadığı hâllerde, ücretin taraflarca eşit paylaşılması kuralının uygulanacağı kabul edilmektedir. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1855 E., 2025/278 K., 14.02.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/550 E., 2026/54 K., 23.01.2026)
  • Arabuluculuk son tutanağının ve dosya kapsamının birlikte değerlendirilerek ücret ve giderin 7. madde ile 18/A-13. madde çerçevesinde paylaştırıldığı görülmektedir. (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/550 E., 2026/54 K., 23.01.2026; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/361 E., 2025/1265 K., 07.11.2025; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/383 E., 2025/754 K., 23.06.2025)
  • Arabuluculuk ücretinin kabul/red oranına göre hesaplandığı ve Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ücretin yargılama gideri olarak değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1314 E., 2025/1662 K., 15.10.2025)
  • Dava şartı arabuluculukta karşı tarafın daveti zorunlu olarak aranmaktadır; bu husus ücret yükümlülüğünün başlangıcını da etkilemektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/487 E., 2025/704 K., 30.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Ücret ve masraf isteyen arabulucu, faaliyette bulunduğunu ve talep ettiği tutarın tarifeye ya da sözleşmeye uygun olduğunu ispatla yükümlüdür; bu amaçla arabuluculuk son tutanağı ve faaliyet kayıtları başlıca delildir.
  • Ücretin sözleşmeyle kararlaştırıldığını ileri süren taraf, bu anlaşmayı yazılı belgeyle ispatlamalıdır; yazılı belge yoksa tarifeye göre hesap yapılır.
  • Tarafların ücret paylaşımının aksine kararlaştırıldığını ileri süren taraf bu iddiayı ispatla yükümlüdür; aksi ispat edilmedikçe eşit paylaşım kuralı uygulanır. (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1855 E., 2025/278 K., 14.02.2025)
  • Aracılık veya tavsiye karşılığı ücret alındığı iddiasıyla işlemin batıl olduğunu ileri süren taraf, bu ücretin ilgili kişiler için aracılık ya da tavsiye karşılığı olduğunu ispatlamalıdır.
  • Avans ödemesinin yapıldığını ileri süren taraf, ödemeyi makbuz veya banka kaydı gibi belgelerle ispatlamalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.18/A: Arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı bütçesinden ödendiği ve bu ücretin yargılama giderinden sayıldığı hâlleri düzenler; 7. maddedeki taraflarca eşit paylaşım kuralının istisnasını oluşturur.
  • 6325 sayılı Kanun m.6: Arabulucunun unvanını kullanma hakkını ve sicil kaydını düzenler; ücret isteme hakkının kimin bakımından doğduğunu belirler.
  • 6325 sayılı Kanun m.8: Arabulucunun taraflarla ayrı veya birlikte görüşmesini düzenler; ücret hakkının doğup doğmadığını etkileyen faaliyet kapsamını belirler.
  • 6325 sayılı Kanun m.9: Arabulucunun tarafsızlık ve özen yükümlülüğünü düzenler; 7/3 yasağı ile birlikte arabulucunun belirli taraf lehine ücret almasını engelleyen bağlamı oluşturur.

Arabuluculuk Kanunu m.8 — Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması

Bu madde, arabulucunun taraflarla görüşme biçimini düzenler: arabulucu tarafların her biriyle ayrı ayrı ya da birlikte görüşebilir ve iletişim kurabilir. Madde, arabulucuya bu konuda tanınan takdir yetkisini kapsar; arabuluculuk usulünün genel çerçevesi, ilk toplantı ve müzakere usulü, arabulucunun tarafsızlığı ve eşit davranma yükümlüğü, ücret ve masraflar ile gizlilik ve delil yasağı bu maddede düzenlenmez. Maddenin uygulanması arabulucu ile taraflar arasındaki ilişkiye bağlıdır; mahkemeler ve diğer kurumlar bakımından ayrı bir düzenleme içermez. Madde metninde mülga bir ikinci cümle bulunmaktadır ve yalnızca mevcut birinci cümle yürürlüktedir. Arabuluculuk sürecinin usulü için 6325 sayılı Kanun m.15, tarafsızlık için m.9, eşitlik için m.9 (bu hükmün devamı) ve gizlilik için ilgili düzenlemeler ayrıca incelenmelidir.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması: hangi kavramlar bilinmeli?

Ayrı ayrı görüşme
Arabulucunun taraflardan her biriyle, diğer tarafın bulunmadığı bir ortamda ayrıca bir araya gelmesidir. Taraflardan birinin içini açmasına ve çözüm seçeneklerini ayrıca değerlendirmesine olanak verir.
Birlikte görüşme
Arabulucunun tarafların hepsiyle aynı anda, ortak toplantıda bir araya gelmesidir. Müzakerenin doğrudan taraflar arasında yürütülmesini sağlar.
İletişim kurma
Arabulucunun taraflardan biriyle ya da her ikisiyle görüşme dışında da yazılı veya sözlü yollarla temas kurabilmesidir. Maddede bu iletişimin biçimi ayrıca sınırlandırılmamıştır.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması: hangi şartlar aranır?

  • Arabuluculuk faaliyeti bulunmalıdır; yani arabulucu sıfatıyla görev yapan kişi bir uyuşmazlık için tarafları bir araya getirmiş olmalıdır.
  • Görüşmenin tarafların her biriyle ayrı ayrı mı yoksa birlikte mi yapılacağı arabulucunun takdirinde olmalıdır; madde bu seçimi taraflara bırakmamıştır.
  • Görüşme veya iletişim, arabuluculuk sürecinin amacına ve tarafsızlık yükümlülüğüne uygun yürütülmelidir.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması: hangi sonuçları doğurur?

  • Arabulucu, tarafların her biriyle ayrı ayrı görüşebilir.
  • Arabulucu, tarafları birlikte bir araya getirerek görüşebilir.
  • Arabulucu, taraflarla iletişim kurabilir; bu iletişimin biçimi maddede sınırlandırılmamıştır.
  • Mülga ikinci cümle nedeniyle maddenin ikinci cümlesi yürürlükte değildir ve uygulanmaz.

Ayrı görüşme ile birlikte görüşme arasındaki fark nedir?

Arabulucunun taraflardan birini ayrı görüşmeye çağırması, tarafların her birinden ayrı bilgi ve tercih almasıdır.

Arabulucunun tarafları ortak toplantıda bir araya getirmesi, müzakereyi doğrudan taraflar arasında yürütmesidir.

Madde bu iki yöntemden birini diğerine üstün tutmaz; seçim arabulucunun takdirindedir. Taraflar bu seçimi madde ile bağlanmış biçimde talep edemez.

Taraflarla görüşme ve iletişim kurulması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddeyi, taraflara ayrı görüşme hakkı tanıyan bir hüküm gibi okumak; madde bu yönteme seçim hakkı tanımaz, takdir arabulucuya aittir.
  • Mülga ikinci cümleyi yürürlükteymiş gibi uygulamak; bu cümle 7036 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Bu madde ile ilgili kararlar yalnızca arabuluculuk sürecinin genel işleyişine dair görülmüş olup, ayrı görüşme yöntemine ilişkin ayrıntılı bir uygulama eğilimi bu malzemede yer almamaktadır.

Nasıl ispat edilir?

  • Arabulucunun ayrı ya da birlikte görüşme yaptığını ileri süren taraf, bu iddiasını arabuluculuk tutanağı veya taraflara gönderilen davet ve yazışmalarla ispatlar.
  • Arabulucunun görüşme sırasında tarafsızlığını bozduğu iddiasında bulunan taraf, bu iddiayı somut olaylarla ve yazılı kayıtlarla ispatlamakla yükümlüdür.
  • Görüşmelerde söylenen sözler ve sunulan belgeler, gizlilik ilkesi gereği daha sonra açılacak bir davada delil olarak kullanılamaz.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.9: Arabuluculuğun tarafsızlık ve eşitlik ilkesi, ayrı görüşme yapılırken de arabulucuyu bağlar; her iki tarafa aynı mesafede davranılmalıdır.
  • 6325 sayılı Kanun m.15: Arabuluculuk usulünün taraflarca belirlenebileceğini ve arabulucunun usulü yürütme yetkisini düzenler; görüşme biçimi bu usul içinde kalır.

Arabuluculuk Kanunu m.9 — Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi

6325 sayılı Kanun'un 9. maddesi, arabulucunun görev sırasındaki temel davranış yükümlülüklerini düzenler: özen, tarafsızlık, şahsen görev yapma, tarafsızlığı zedeleyen hallerde bilgilendirme yükümlülüğü ve bu hâlde görevin sürdürülmesi için tarafların ortak talebi, taraflar arasında eşitliğin gözetilmesi ile arabulucunun sonradan taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenmesinin yasaklanması. Madde, arabulucuya yönelik hükümler içerir ve arabuluculuk sürecindeki tüm arabulucular bakımından uygulanır. Maddede arabulucunun ücreti, reklam yasağı, aydınlatma yükümlülüğü, özel oturumlar ve gizlilik ilkesi düzenlenmez; bunlar sırasıyla 6325 sayılı Kanun'un 7., 10., 11., 8. ve 15-16. maddelerinde yer alır. Arabulucu hakkında sicil, unvan ve disiplin usulü de bu maddenin kapsamı dışındadır.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi: hangi kavramlar bilinmeli?

Özen borcu
Arabulucunun görevini gereken dikkat ve itina ile yerine getirme yükümlülüğüdür. Sonuç taahhüdü değildir; arabulucunun başarılı bir anlaşma sağlamasını değil, süreci özenle yürütmesini ifade eder.
Tarafsızlık
Arabulucunun uyuşmazlığın taraflarından birine yakınlık veya çıkar bağı taşımadan davranmasıdır. Tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren önemli hâl ve şartların varlığı, bu maddenin ikinci fıkrasındaki bilgilendirme yükümlülüğünü doğurur.
Şahsen görev yapma
Arabulucunun görevi bizzat kendisinin yerine getirmesi ilkesidir. Görevin başkasına devredilmesi bu ilkeye aykırıdır.
Taraflar arasında eşitlik
Arabulucunun her iki tarafa aynı mesafede ve eşit imkânla yaklaşmasıdır. Bir tarafın bilgisi dışında diğer tarafla özel görüşme yürütülmesi bu ilkeye aykırıdır.
Tarafsızlığı şüphe altına düşüren hâl
Arabulucu ile taraflardan biri arasındaki ilişki, çıkar veya önceki görevler nedeniyle tarafsızlığa güveni zedeleyebilecek durumlardır. Bu hâllerin varlığı, arabulucunun bunları taraflara açıklamasını gerektirir.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi: hangi şartlar aranır?

  • Arabulucu, görevini özenle ve gereken dikkat ile yerine getirmelidir.
  • Arabulucu, görevini tarafsız biçimde yürütmelidir.
  • Arabulucu, görevi bizzat kendisi yerine getirmelidir.
  • Arabulucu, taraflar arasında eşitliği gözetmelidir.
  • Arabulucu, tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektirecek önemli hâl ve şartların varlığını taraflara bildirmelidir.
  • Bildirim yapıldıktan sonra görevin sürdürülmesi için taraflar birlikte talepte bulunmalıdır; yalnızca bir tarafın talebi yeterli değildir.
  • Arabulucu, bu sıfatla görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili açılan davada, sonradan taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenmemelidir.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi: hangi sonuçları doğurur?

  • Arabulucu, tarafsızlığını zedeleyen hâli bildirmeden görevine devam ederse bu maddeye aykırı davranmış olur.
  • Taraflar bildirime rağmen birlikte talep ederse arabulucu görevi üstlenebilir veya sürdürebilir.
  • Bildirim sonrası tek tarafın talebi görevin sürdürülmesi için yeterli değildir.
  • Arabulucunun özen ve tarafsızlık yükümlülüğüne aykırılığı, arabulucunun sorumluluğuna yol açabilir.
  • Taraflar arasında eşitliğin bozulması, özellikle bir tarafın bilgisi dışında diğer tarafla görüşme yapılması hâlinde bu maddeye aykırılık oluşturur.
  • Arabulucu, uyuşmazlıkla ilgili davada sonradan taraflardan birinin avukatı olarak görev üstlenemez; bu yasağa aykırı avukatlık sözleşmesinin geçerliliği madde metninde açıkça düzenlenmemiştir.
  • Madde, şahsen görev yapma ilkesini öngördüğünden görevin başkasına devredilmesi bu ilkeye aykırılık doğurur.

Tarafsızlığa ilişkin bilgilendirme ile görevden çekilme arasındaki fark nedir?

Arabulucunun tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren hâl bulunduğunda, arabulucu bunu taraflara açıklamakla yükümlüdür.

Taraflar açıklamaya rağmen arabulucuya güvenlerini sürdürürse, arabulucu görevini üstlenebilir veya sürdürebilir.

Bilgilendirme yapılmadan görevin sürdürülmesi bu maddeye aykırıdır. Bilgilendirmeden sonra görevin sürdürülmesi için taraf iradelerinin birlikte ortaya konması gerekir.

Tek taraf talebi ile birlikte talep arasındaki fark nedir?

Yalnızca bir tarafın arabulucudan görevine devam etmesini istemesi, tarafsızlık şüphesinin giderilmesi için yeterli değildir.

Her iki tarafın birlikte talep etmesi, ikinci fıkrada aranan şartı sağlar.

Tek taraf talebiyle devam eden görev, bu fıkraya dayanamaz.

Arabuluculuk görevi ile sonradan avukatlık arasındaki fark nedir?

Arabulucu, arabuluculuk sırasında taraf olmadığı bir uyuşmazlıkta görev alabilir.

Arabulucu, kendi görev yaptığı uyuşmazlıkla ilgili davada taraflardan birinin avukatı olarak görev alamaz.

Dördüncü fıkra, aynı uyuşmazlıkla sınırlı olarak avukatlık yasağı getirir; kapsam dışı uyuşmazlıklarda bu yasak uygulanmaz.

Özen borcu ile sonuç borcu arasındaki fark nedir?

Arabulucunun yükümlülüğü özen borcudur; anlaşmanın sağlanması garanti edilmez.

Anlaşmanın kurulmasına ilişkin taahhüt ise arabulucu açısından bağlayıcı bir sonuç borcu olarak düşünülmez.

Anlaşma sağlanamamış olması tek başına özen borcuna aykırılık oluşturmaz; özenin ihlali ayrıca ortaya konulmalıdır.

Görevin özenle ve tarafsız biçimde yerine getirilmesi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Arabulucunun tarafsızlığına ilişkin şüphe doğuran hâli taraflara bildirmeden görevine devam etmek; bildirim yükümlülüğünü zamanaşımı gibi ele almak ve açıklamayı ertelemek hatalıdır.
  • Yalnızca bir tarafın talebini yeterli görerek görevin sürdürülmesini meşru saymak; ikinci fıkradaki birlikte talep şartını gözden kaçırmak.
  • Anlaşma sağlanamadığı için arabulucunun doğrudan özen borcuna aykırı davrandığını varsaymak; özen ihlalinin somut olarak ortaya konulması gerektiğini unutmak.
  • Dördüncü fıkradaki avukatlık yasağını, arabulucunun görev yaptığı uyuşmazlık dışındaki davalara genellemek.
  • Tarafsızlık ile eşitlik ilkesini aynı şey saymak; eşitlik ilkesinin bir tarafın bilgisi dışında özel görüşme yapılmasında ayrıca ihlal edildiğini gözden kaçırmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Arabuluculuk sürecinde tarafsızlığa ilişkin bilgilendirme yapılmadan görevin sürdürülmesi, arabulucunun 9. madde kapsamında sorumluluğuna yol açacak bir ihlal olarak değerlendirilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2023/12759 E., 2023/18694 K., 30.11.2023)
  • Arabulucunun, arabuluculuk tutanağını düzenlediği tarihte taraflardan birinin vekilliğini üstlenmiş olması, tarafsızlığa ilişkin ikinci fıkranın ihlali sayılmakta ve tutanağın iptali yönünde değerlendirme yapılmaktadır. (9. Hukuk Dairesi, 2023/12759 E., 2023/18694 K., 30.11.2023)
  • Arabulucunun özen yükümlülüğüne aykırılığının ileri sürülmesi hâlinde, uygulamada arabulucunun sadece anlaşmanın sağlanamaması nedeniyle sorumlu tutulmayacağı, somut özen ihlalinin ortaya konulması gerektiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/7383 E., 2024/9149 K., 27.05.2024)
  • Arabulucunun tarafsızlık ve özen yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasıyla açılan davalarda, arabulucunun bir tarafın çıkarlarını gözeterek diğer tarafın haklarının zedelenmesine yol açtığı iddiası, somut olayda değerlendirilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2023/10079 E., 2023/15580 K., 23.10.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Arabulucunun tarafsızlığına veya özenine aykırılık iddiasını ileri süren taraf, bu iddiayı ispatla yükümlüdür.
  • Arabulucunun tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren hâlin bildirildiğini veya bildirilmediğini gösteren belgeler (tutanak, yazışma, toplantı kaydı) ispat aracı olarak kullanılır.
  • Taraflar birlikte talepte bulunduysa bu talebin yazılı veya tutanağa geçirilmiş biçimde varlığı, görevin sürdürülmesinin hukuka uygunluğunun ispatında belirleyicidir.
  • Arabulucunun taraflardan birinin avukatı olarak sonradan görev aldığı iddiası, vekaletname veya dava dosyasındaki kayıtlarla ispatlanabilir.
  • Arabulucunun bir tarafın bilgisi dışında diğer tarafla görüştüğü iddiasında, karşı taraf bu görüşmenin onayının ya da bilgisinin bulunduğunu savunabilir; bu savunmayı yazılı belgelerle ispatlaması gerekir. (9. Hukuk Dairesi, 2024/7383 E., 2024/9149 K., 27.05.2024)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 sayılı Kanun m.8: Arabulucunun taraflarla ayrı ayrı görüşebilmesine izin verir; eşitlik ilkesi bu özel görüşmelerin taraflar arasındaki dengeyle birlikte değerlendirilmesini gerektirir.
  • 6325 sayılı Kanun m.10: Arabulucunun reklam ve unvan kullanımına ilişkin yasakları düzenler; tarafsızlık ve özen ilkesinin dış görünüşle bağlantılı tamamlayıcı yasağıdır.
  • 6325 sayılı Kanun m.11: Arabulucunun aydınlatma yükümlülüğünü düzenler; tarafsızlık konusundaki bilgilendirme yükümlülüğüyle birlikte okunması gereken ayrı bir yükümlülüktür.
  • 6325 sayılı Kanun m.7: Arabulucunun ücret ve masraf hakkını düzenler; özellikle taraflardan birinden ücret alınmasını yasaklayan hüküm tarafsızlıkla ilişkilidir.

Arabuluculuk Kanunu m.10 — Reklam yasağı

Madde, arabulucuların tanıtım ve unvan kullanımına ilişkin yasağı düzenler. Arabulucuların iş elde etmek amacıyla reklam niteliğinde her türlü girişim ve davranışta bulunmalarını yasaklar; tabela ve basılı kâğıtlarda arabulucu, avukat ve akademik unvanlarının dışında sıfat kullanılmasını da yasaklar. Madde arabulucuların tümüne uygulanır. Madde, arabulucunun sicile kaydı ve unvanın kullanılması hakkını (m.6), ücret ve masrafları (m.7), tarafsızlık ve özen yükümlülüğünü (m.9) ve ücret yasağının sonuçlarını düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır. Madde, arabuluculuk faaliyetinin disiplin yaptırımını, cezai sorumluluğu veya bu yasağa aykırılığın sözleşme ve hizmet ilişkisine etkisini de düzenlemez.

Reklam yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?

Reklam niteliğinde teşebbüs ve hareket
Arabulucunun iş elde etmek amacıyla kamuya yönelik olarak kendini tanıtması veya müşteri çekmeye yönelik her türlü girişimidir. Maddede sayılan tabela ve basılı kâğıtlar bu kavramın somut örnekleridir, sınırı değildir.
Unvan
Arabulucunun kullanmasına izin verilen arabulucu, avukat ve akademik unvanlardır. Bunların dışında kalan her sıfat, maddeye göre kullanılamaz.
Tabela ve basılı kâğıtlar
Arabulucunun kendini kamuya duyurmak için kullandığı ve açıkça belirtildiğinde yasağın özellikle odaklandığı araçlardır. Bunların dışındaki iletişim araçları da reklam niteliği taşıyorsa yasak kapsamına girer.

Reklam yasağı: hangi şartlar aranır?

  • Kişinin arabulucu olarak faaliyet gösteren bir kişi olması gerekir; bu, sicile kayıtlı olunmasını ifade eder.
  • Yapılan davranışın iş elde etmek amacı taşıması ve reklam sayılabilecek nitelikte olması gerekir.
  • Kullanılan sıfatın arabulucu, avukat veya akademik unvan olmaması gerekir; diğer sıfatların tabela ve basılı kâğıtlarda kullanılması yasaktır.
  • Yasağın ihlali için, davranışın tabela ya da basılı kâğıt kullanılarak yapılmış olması zorunlu değildir; reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve hareket yasak kapsamındadır.

Reklam yasağı: hangi sonuçları doğurur?

  • Arabulucunun iş elde etmek amacıyla reklam sayılabilecek her türlü teşebbüs ve hareketi yasaktır.
  • Tabela ve basılı kâğıtlarda arabulucu, avukat ve akademik unvanlar dışında bir sıfat kullanılamaz.
  • Madde, yasağa aykırılığın hangi yaptırıma bağlanacağını açıkça belirtmez; yaptırım ilgili disiplin ve mevzuat hükümlerinden değerlendirilir.
  • Yasağa uygun davranıldığında, arabulucu unvanını ve bu unvanın sağladığı yetkileri kullanmaya devam eder.

Yasak kapsamındaki reklam ile meşru bilgilendirme arasındaki fark nedir?

İş elde etmek amacıyla kamuya yönelik tanıtım, dağıtılan ilan veya benzeri girişimler yasak kapsamına girer.

Arabuluculuk faaliyetinin doğası gereği taraflara yapılan bilgilendirme ya da mesleki unvanın belirtilmesi bu yasağın konusu değildir; yasak iş elde etme amacına ve reklam niteliğine bağlıdır.

Reklam niteliği taşıyan davranış yasaktır; meşru bilgilendirme ise yasak kapsamında değerlendirilmez.

Arabulucu unvanı ile diğer sıfatlar arasındaki fark nedir?

Arabulucu, avukat ve akademik unvanlar tabela ve basılı kâğıtlarda kullanılabilir.

Bunların dışındaki sıfatlar tabela ve basılı kâğıtlarda kullanılamaz.

Unvan dışı sıfat kullanımı, maddeye aykırılık oluşturur.

Reklam yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Tabela ve basılı kâğıtlar dışındaki mecraları yasak kapsamı dışında saymak; yasak tabela ve basılı kâğıtla sınırlı değildir, reklam niteliğindeki her türlü teşebbüs kapsamındadır.
  • Arabulucu unvanı ile avukat ya da akademik unvanı birlikte kullanılabilecek bir sıfat saymak yerine, unvan dışı her sıfatı bir arada yasaklı saymak; maddede izin verilen unvanlar açıkça sayılmıştır.
  • Bilgilendirme niteliğindeki her açıklamayı otomatik olarak yasak saymak; yasağın konusu iş elde etme amacı taşıyan reklam niteliğidir.

Nasıl ispat edilir?

  • Reklam niteliğindeki davranışı iddia eden taraf, tabela, ilan, basılı kâğıt, internet içeriği veya benzeri belgelerle davranışın varlığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Davranışın iş elde etme amacı taşıdığı, içeriğinden ve bağlamından çıkarılarak ispat edilebilir.
  • Kullanılan sıfatın unvan dışında kaldığını iddia eden taraf, kullanılan görsel veya yazılı materyali sunarak ispat yükünü yerine getirir.
  • Arabulucunun savunması, kullanılan ifadenin meşru bir bilgilendirme olduğu yönündedir ve bunu da kendisi ispatlamakla yükümlüdür.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 6325 m.6: Sicile kayıtlı arabulucunun unvanını kullanma hakkını düzenler; bu madde, kullanılabilecek unvanın kapsamını belirlemede bu hükümle birlikte okunur.
  • 6325 m.7: Arabulucunun ücret ve masraf taleplerini düzenler; iş elde etme amacının ücret ile ilişkisinin kurulmasında karşılaştırma noktasıdır.

Arabuluculuk Kanunu m.11 — Tarafların aydınlatılması

Arabulucu, arabuluculuk faaliyetinin başında tarafları arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçları konusunda gerektiği gibi aydınlatmakla yükümlüdür.

Tarafların aydınlatılması: hangi şartlar aranır?

  • Arabuluculuk faaliyetinin başlamış olması gerekir; aydınlatma yükümlülüğü faaliyetin başında doğar.
  • Aydınlatmanın, arabuluculuğun esasları, süreci ve sonuçlarını kapsayacak ölçüde ve gerektiği gibi yapılması gerekir.
  • Aydınlatma yükümlülüğü arabulucuya aittir; tarafların bu konuda bilgi edinmesi ayrıca arabulucudan talep edilmelidir.

Tarafların aydınlatılması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Aydınlatmayı yalnızca tutanak ya da usul formalitesi olarak görüp içeriğini boş bırakmak; esaslar, süreç ve sonuçlar yerine yalnızca sürecin başladığını bildirmek.

Arabuluculuk Kanunu m.12 — Aidat ödenmesi

Arabulucuların sicile kaydolurken giriş aidatı, sonrasında her yıl yıllık aidat ödemesini düzenler ve bu gelirlerin genel bütçeye kaydedilmesini öngörür.

Aidat ödenmesi: hangi şartlar aranır?

  • Arabulucunun sicile kaydı sırasında giriş aidatı alınır.
  • Sicilde kayıt sürdükçe her yıl için yıllık aidat alınır.
  • Alınan giriş aidatı ve yıllık aidatlar genel bütçeye gelir kaydedilir.

Konuda geçen kararlar

48 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/255 E., 2026/11 K., 21.01.2026
    İlgili madde: m.1, m.3, m.4
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/499 E., 2025/329 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.4
  3. 9. Hukuk Dairesi, 2024/8846 E., 2024/11005 K., 09.09.2024
    İlgili madde: m.9
  4. 9. Hukuk Dairesi, 2024/7383 E., 2024/9149 K., 27.05.2024
    İlgili madde: m.9
  5. 9. Hukuk Dairesi, 2023/12759 E., 2023/18694 K., 30.11.2023
    İlgili madde: m.9
  6. 9. Hukuk Dairesi, 2023/10079 E., 2023/15580 K., 23.10.2023
    İlgili madde: m.9
  7. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2026/294 E., 2026/712 K., 16.04.2026
    İlgili madde: m.5
  8. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi, 2024/1628 E., 2026/503 K., 26.03.2026
    İlgili madde: m.8
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2026/758 E., 2026/675 K., 26.03.2026
    İlgili madde: m.10
  10. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, 2025/1381 E., 2026/468 K., 17.03.2026
    İlgili madde: m.3
Diğer 38 karar
  1. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2026/124 E., 2026/321 K., 19.02.2026
    İlgili madde: m.3
  2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/271 E., 2026/141 K., 12.02.2026
    İlgili madde: m.3
  3. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2025/1678 E., 2026/110 K., 10.02.2026
    İlgili madde: m.10
  4. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, 2024/550 E., 2026/54 K., 23.01.2026
    İlgili madde: m.7
  5. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2025/2312 E., 2026/104 K., 22.01.2026
    İlgili madde: m.10
  6. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2024/1899 E., 2026/94 K., 15.01.2026
    İlgili madde: m.2
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/1477 E., 2026/26 K., 14.01.2026
    İlgili madde: m.3
  8. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2022/3227 E., 2025/1198 K., 29.12.2025
    İlgili madde: m.5
  9. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/432 E., 2025/1803 K., 02.12.2025
    İlgili madde: m.4, m.5
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/1066 E., 2025/1778 K., 02.12.2025
    İlgili madde: m.4, m.5
  11. İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2024/939 E., 2025/926 K., 12.11.2025
    İlgili madde: m.6
  12. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/361 E., 2025/1265 K., 07.11.2025
    İlgili madde: m.7
  13. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 2023/809 E., 2025/1184 K., 30.10.2025
    İlgili madde: m.10
  14. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/1314 E., 2025/1662 K., 15.10.2025
    İlgili madde: m.1, m.3, m.4, m.5, m.6, m.7, m.8, m.9, m.10
  15. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2025/1840 E., 2025/1792 K., 09.10.2025
    İlgili madde: m.2
  16. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2025/1647 E., 2025/1590 K., 02.10.2025
    İlgili madde: m.4
  17. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi, 2023/90 E., 2025/1129 K., 17.07.2025
    İlgili madde: m.1
  18. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2025/1283 E., 2025/1497 K., 14.07.2025
    İlgili madde: m.2
  19. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, 2023/383 E., 2025/754 K., 23.06.2025
    İlgili madde: m.7
  20. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2022/487 E., 2025/704 K., 30.04.2025
    İlgili madde: m.7
  21. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2024/2465 E., 2025/481 K., 19.03.2025
    İlgili madde: m.5
  22. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1855 E., 2025/278 K., 14.02.2025
    İlgili madde: m.7
  23. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2023/1787 E., 2025/182 K., 30.01.2025
    İlgili madde: m.2
  24. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2022/495 E., 2024/1948 K., 30.12.2024
    İlgili madde: m.6
  25. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2024/1852 E., 2024/2122 K., 26.12.2024
    İlgili madde: m.9
  26. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2024/408 E., 2024/2579 K., 08.10.2024
    İlgili madde: m.10
  27. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, 2022/2136 E., 2024/1098 K., 26.06.2024
    İlgili madde: m.8
  28. Konya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2024/275 E., 2024/1065 K., 27.05.2024
    İlgili madde: m.2
  29. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi, 2024/165 E., 2024/115 K., 30.01.2024
    İlgili madde: m.2
  30. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2022/1950 E., 2022/1508 K., 14.12.2022
    İlgili madde: m.8
  31. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi, 2022/1574 E., 2022/1587 K., 12.12.2022
    İlgili madde: m.6
  32. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 2022/1786 E., 2022/1399 K., 23.11.2022
    İlgili madde: m.8
  33. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi, 2022/1230 E., 2022/1466 K., 02.11.2022
    İlgili madde: m.6
  34. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi, 2022/2196 E., 2022/1516 K., 03.10.2022
    İlgili madde: m.1
  35. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/460 E., 2022/1015 K., 31.05.2022
    İlgili madde: m.8
  36. Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 2022/1112 E., 2022/1146 K., 24.05.2022
    İlgili madde: m.6
  37. Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi, 2021/2376 E., 2021/2262 K., 12.11.2021
    İlgili madde: m.1
  38. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2020/1590 E., 2020/206 K., 04.11.2020
    İlgili madde: m.1

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 06.12.2018 (m.3).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 11. HUAK bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış