İdarî para cezaları ve fesih hükümleri, yürürlükten kaldırılan, değiştirilen, son ve geçici hükümler

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.102–109Sosyal Güvenlik HukukuSon değişiklik: 16.05.2018 (m.102)

Kısaca

5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi, Kanunda ve diğer kanunlarda belirtilen bildirge, belge, defter, beyanname ve bilgi verme yükümlülüklerine aykırılıkları idari para cezasına bağlar.

Kapsam

Bu konu, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.102–109 hükümlerini kapsar.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.102 — Kurumca verilecek idarî para cezaları

5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi, Kanunda ve diğer kanunlarda belirtilen bildirge, belge, defter, beyanname ve bilgi verme yükümlülüklerine aykırılıkları idari para cezasına bağlar. Maddenin bentleri bildirge verilmemesi, bildirgenin şekle ve usulüne uygun verilmemesi, belge ve defter yükümlülükleri, ücret tediye bordrosu, denetim görevlilerinin engellenmesi, bilgi ve belge istenmesine uyulmaması, bildirim ve beyanname yükümlülükleri, genel sağlık sigortası bakmakla yükümlü kişi bilgileri ile meslek kodu bildirimlerini kapsar. Ceza, işveren, sigortalı, işyeri sahibi, kamu idaresi, banka, ticaret sicili memurluğu ve diğer gerçek ve tüzel kişiler bakımından, ilgili yükümlülüğü taşıyan kişiler hakkında uygulanır. Madde, prim alacağının kendisini, prim borcunun tahsilini, gecikme zammını ve gecikme cezasını düzenlemez (m.88, m.89). Yükümlülüğün kaynağı olan bildirge, belge ve beyanname düzenleme hükümleri ile 8., 9., 11., 59., 85., 86. ve 100. maddeler ayrıca düzenlenir. Hizmet akdinden doğan ücret ve tazminat yükümlülükleri ile iş kanunu cezaları 4857 sayılı İş Kanunu'nda yer alır.

Kurumca verilecek idarî para cezaları: hangi kavramlar bilinmeli?

Asgari ücret tutarı üzerinden idari para cezası
Her bentte cezanın miktarı, aylık ya da brüt asgari ücret çarpanı olarak belirlenir ve kesin tutar her yıl değişen asgari ücrete göre hesaplanır. Dolayısıyla uygulanacak tutar, fiilin işlendiği döneme ait asgari ücret esas alınarak bulunur.
Sigortalı başına ceza
Birçok bentte ceza, bildirilmeyen veya yanlış bildirilen her sigortalı için ayrı ayrı uygulanır. Bu nedenle ihlal edilen sigortalı sayısı cezanın miktarını doğrudan belirler.
Asıl ve ek belge (beyanname)
Asıl belge, işverenin ilk olarak verdiği bildirge veya beyannamedir; ek belge sonradan düzenlenen ek bildirgedir. Cezanın miktarı ayrım gözetilerek farklı çarpanlarla hesaplanır ve bentler arasında sınır olarak kullanılır.
Yazılı ihtar
Kurumun, 86. maddenin ikinci fıkrasındaki yükümlülüğün yerine getirilmesi için yaptığı yazılı uyarıdır. Ceza, ihtarın tebliğinden sonra on beş gün içinde yerine getirilmeyen hallerde doğar.
Geçersiz defter kaydı
Bir takvim ayına ait sigorta primi kazançlarının, ilgili hesap dönemi defterine işlenmemesi halinde o ayın kayıtları yok sayılır. Usulüne uygun tasdik edilmemiş veya yanlış defter türünde tutulan defterler de geçersiz sayılır.
Ücret tediye bordrosu
İşverence ibraz edilen aylık ödeme belgesidir. Madde metnindeki zorunlu unsurlardan birini taşımayan bordro geçersiz sayılır; makbuz mukabili veya banka kanalıyla yapılan ödemeler imza şartından muaftır.

Kurumca verilecek idarî para cezaları: hangi şartlar aranır?

  • Kanunda öngörülen bildirge, belge, defter, beyanname veya bilgi verme yükümlülüğünün doğmuş olması gerekir.
  • Yükümlülüğün Kurumca belirlenen şekle ve usule uygun olarak, belirlenen süre içinde yerine getirilmemiş olması gerekir; internet veya elektronik ortamda gönderilmesi zorunlu olan belgelerin bu ortamda gönderilmemesi de aynı sonucu doğurur.
  • Yükümlülüğün yerine getirilmemesi, bentlerde sayılan ihlal türlerinden birine uymalıdır; ihlal, mahkeme kararı, Kurum denetimi, diğer kamu denetim elemanlarının incelemesi veya bankalar ve kamu idarelerinden alınan bilgiyle tespit edilmiş olabilir.
  • İhlal yalnız belirli bir mükellef hakkında değil, madde metninde yazılı sayıda sigortalı, işyeri veya fiil bakımından somutlaşmalıdır.
  • Yazılı ihtar yapılması gereken hallerde (86. madde ikinci fıkrası ve e bendi), ihtara rağmen on beş gün içinde mücbir sebep olmaksızın yerine getirilmemiş olmalıdır.
  • Ceza, tebliğ edilen idari para cezası ile tahakkuk eder; ilgili kişi ödeme yapmaz, itiraz etmez veya mahkemeye başvurmazsa cezanın takibi sürer.

Kurumca verilecek idarî para cezaları: hangi sonuçları doğurur?

  • Bildirge yükümlülüğüne aykırı davrananlara her sigortalı için asgari ücret tutarında idari para cezası uygulanır; tekrarında ceza katlanır.
  • Tebliğ edilen cezanın on beş gün içinde ödenmemesi veya itiraz edilmemesi halinde ceza kesinleşir; ödenmeyen ceza gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte tahsil edilir.
  • Kendiliğinden verilen gecikmiş bildirge ve belgelerde ceza dörtte bir oranında indirilir; bu indirim, denetim tespitine dayanan hallerde uygulanmaz.
  • Eksik bildirilen prime esas kazanç için, Kurumun yazılı ihtarı üzerine on beş gün içinde düzeltilmeyen tutara ilişkin ceza uygulanır; düzeltilirse ceza doğmaz.
  • Ceza uygulanması, 8., 9., 11. ve 86. maddelerdeki bildirge ve belgeleri verme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
  • Peşin ödemede ceza tutarının dörtte üçü tahsil edilir ve bu ödeme yargı yoluna başvuru hakkını etkilemez.
  • Mahkemeye başvuru idari para cezasının takip ve tahsilini durdurmaz.
  • İdari para cezalarında 5326 sayılı Kabahatler Kanunu, bu Kanunda ve 5502 sayılı Kanunda hüküm bulunmayan hallerde uygulanır.
  • Maddenin düzenlediği idari para cezaları emredici niteliktedir; Kanunda aksi öngörülmediği sürece taraflar cezayı sözleşmeyle değiştiremez. (Metinde açıkça belirtilmemiş; sonucundan çıkarılmıştır)

Bildirge verilmemesi ile asıl bildirge ile tekrar eden ihlal (a-1 ve a-2 ile a-3) arasındaki fark nedir?

İlk kez tespit edilen bildirge yükümlülüğü ihlali, bildirgeyi vermekle yükümlü kişi hakkında sigortalı başına asgari ücret tutarında ceza doğurur; mahkeme, Kurum denetimi veya kamu denetimi ile tespit edilmiş olmalıdır.

Ayrıca 2. alt bentte sayılan tespit yollarından biriyle belirlenmiş bildirge eksikliği için sigortalı başına asgari ücretin iki katı ceza uygulanır. Bir yıl içinde bu tespitlerden biriyle tekrar bildirge verilmediğinin anlaşılması halinde sigortalı başına beş katı ceza uygulanır.

Ceza miktarı ilk ihlalde asgari ücret, ikinci tespitte iki kat, bir yıl içinde tekrar edildiğinde beş kat olarak artar. Bir yıllık süre işyeri esas alınarak hesaplanır.

Belgenin asıl olması ile ek olması (c-1 ve c-2 ile c-3) arasındaki fark nedir?

Asıl belgenin verilmemesi, yükümlülük aylık asgari ücretin beşte biri tutarında, belgede kayıtlı sigortalı sayısı başına uygulanır.

Ek belgenin verilmemesinde ise sekizde biri tutarında ceza uygulanır; Kurumca resen düzenlenen ek belge için yarısı tutarında ceza söz konusudur.

Ceza miktarı belgenin niteliğine göre değişir. Her iki halde de toplam ceza, aylık asgari ücretin iki katını geçemez.

Yazılı bildirim ile resen tespit ayrımı (c-4 ve e): fark nedir?

Mahkeme kararı, Kurum denetimi veya kamu denetim tespitiyle eksik hizmet bildirimi belirlendiğinde c-4 bendi uygulanır ve belgenin asıl ya da ek olup olmadığı dikkate alınmaz.

86. maddenin ikinci fıkrasındaki yükümlülüğe ilişkin e bendi ise yazılı ihtara rağmen on beş gün içinde yerine getirilmemesi halinde işler.

c-4'te sigortalı başına aylık asgari ücretin iki katı, e bendinde defter türüne göre on iki, altı, üç katı tutarında ceza öngörülür.

Bilanço esaslı defter tutan / diğer defter tutan / defter tutmayan işveren (b bendi ve e-1, e-2, e-3): fark nedir?

Bilanço esasına göre defter tutmakla yükümlü kamu idareleri ve işverenler, b-1 ve e-1 kapsamına girer.

Diğer defterleri tutanlar b-2 ve e-2 kapsamında, defter tutmakla yükümlü olmayanlar ise b-3 ve e-3 kapsamında değerlendirilir.

b bendinde bilanço esasında üç, diğer defter tutanlarda iki asgari ücret, defter tutmayanlarda bir aylık asgari ücret uygulanır. e bendinde ise aynı ayrım on iki, altı ve üç asgari ücret çarpanlarıyla yapılır.

Kanunun 102/1-a-2 ve 102/1-m-4 benzeri 'mahkeme kararı veya denetim' ile bildirim yoluyla tespit ayrımı (ikinci fıkra ile ilk fıkra): fark nedir?

Bildirgenin verilmediği mahkeme kararından, Kurum denetiminden veya kamu denetim elemanlarının soruşturmasından anlaşılırsa cezalar tespit tarihine bağlanır.

Ödemelerin kendiliğinden, yasal süre geçtikten sonra 30 gün içinde yapılması ve ceza tebliğinden sonra 15 gün içinde ödenmesi halinde indirimli uygulama yapılır.

Kendiliğinden verilen gecikmiş bildirge için a, b, g, h, j bentlerindeki cezalar dörtte bir oranında uygulanır. Bu indirim denetim tespitine dayanan hallerde uygulanmaz.

Kurumca verilecek idarî para cezaları: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Asgari ücreti 2018 öncesi metne veya eski yıllara ait tutara göre hesaplamak; cezanın miktarı fiilin işlendiği döneme ait brüt asgari ücret esas alınarak bulunmalıdır.
  • Her sigortalı için uygulanan cezayı tek bir işyeri cezası olarak hesaplamak; birçok bentte ceza sigortalı sayısı başına ayrı ayrı belirlenir.
  • Denetim tespitine dayanan bildirge eksikliğinde dörtte bir indirimini uygulamak; indirim kendiliğinden verilen ve otuz gün içinde tamamlanan hallerle sınırlıdır.
  • Asıl ve ek belge ayrımını gözden kaçırmak; asıl belgede beşte bir, ek belgede sekizde bir tutarı uygulanır.
  • Yazılı ihtar gerekmeyen hallerde on beş günlük ihtar süresi beklenmesi veya ihtarın gerekli olduğu hallerde ihtar yapılmadan ceza kesilmesi.
  • Kendiliğinden verilen bildirgede yasal süre dolmadan indirim uygulamak; indirim yasal sürenin geçmesinden sonraki otuz gün için geçerlidir.
  • Ödeme süresini tebliğ tarihinden değil fiil tarihinden saymak; on beş günlük süreler tebliğ tarihinden başlar.
  • İdari para cezasının zamanaşımını tebliğ tarihinden başlatmak; zamanaşımı fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıldır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5510 sayılı Kanun'un 102. maddesi uyarınca işverenin Kanunla düzenlenen yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde idari para cezası ile sorumlu tutulacağını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/603 E., 2022/1756 K., 15.12.2022)
  • Hukuk Genel Kurulu, idari para cezasının tebliğ tarihinden itibaren kanunda öngörülen süre içinde Kuruma itiraz edilip edilmediğini ve itirazın reddinden sonra yargı yoluna başvuru süresinin korunup korunmadığını dava şartı olarak değerlendirmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/457 E., 2022/1757 K., 15.12.2022)
  • Hukuk Genel Kurulu, bildirge veya belgenin verilmediğinin tespitinde işverenin sorumluluğunun, bildirilmemiş sigortalı sayısı ve işe giriş tarihi üzerinden hesaplandığını kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2018/340 E., 2020/805 K., 21.10.2020)
  • Ceza Genel Kurulu, 5510 sayılı Kanun'a muhalefet eyleminde 102. madde uyarınca uygulanan idari para cezalarının, fiilin işlendiği dönemdeki asgari ücret esas alınarak belirlendiğini kabul etmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/345 E., 2020/370 K., 22.09.2020; Ceza Genel Kurulu, 2019/344 E., 2020/369 K., 22.09.2020; Ceza Genel Kurulu, 2019/343 E., 2020/368 K., 22.09.2020)

Nasıl ispat edilir?

  • Asıl talebi ileri süren Kurum veya idari yaptırımı uygulayan idare, bildirge, belge veya beyannamenin verilmediğini ya da şekle uygun verilmediğini ispatlamakla yükümlüdür.
  • Yükümlülüğün verilmediği, mahkeme kararı, Kurum denetim tutanağı, kamu idaresinin denetim raporu veya banka ve kamu kurumlarından alınan bilgi belgelerle ispatlanır.
  • İşveren, bildirgeyi verdiğini, süresi içinde gönderdiğini veya Kurumca kabul edildiğini gösteren belgelerle savunma yapar ve bu savunmanın ispatı kendisine düşer.
  • Peşin ödeme, itiraz ve yargı yoluna başvuru süreleri tebliğ belgeleriyle belirlenir; tebliğ tarihinin ispatı idareye aittir.
  • Eksik bildirilen kazanç iddiasında, bordro, defter ve banka kayıtları karşılaştırılarak sigortalı sayısı ve prime esas kazanç tutarı belirlenir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.8: Bildirge verme yükümlülüğünün kaynağıdır; a-1 ve a-2 bentlerinin ana ihlal konusunu oluşturur.
  • 5510 sayılı Kanun m.9: Sigortalılığı sona erenlere ilişkin bildirim ve işveren yükümlülükleri; j ve g bentlerinde ceza konusu yapılır.
  • 5510 sayılı Kanun m.11: Ticaret sicili ve işyeri bildirimlerini düzenler; b ve h bentlerinde cezanın konusudur.
  • 5510 sayılı Kanun m.59: Kurumun defter ve belge inceleme yetkisini düzenler; d bendinde tespit yoluyla ceza uygulanır.
  • 5510 sayılı Kanun m.61: Bildirgenin şekil ve içeriğini düzenler; a-1 bendinde bildirge olarak anılır.
  • 5510 sayılı Kanun m.85: Beşinci fıkrasındaki yükümlülüğün yerine getirilmemesi f bendinde cezalandırılır.
  • 5510 sayılı Kanun m.86: Belge, defter ve beyanname yükümlülüklerini düzenler; c, e ve m bentlerinin ana kaynağıdır.
  • 5510 sayılı Kanun m.100: Kurumun istediği bilgi ve belgeleri düzenler; i bendindeki cezanın konusudur.
  • 5510 sayılı Kanun m.88: Prim alacağı ve tahsilini düzenler; idari para cezası bu maddeyle ayrı bir borç olarak doğar.
  • 5510 sayılı Kanun m.89: Gecikme cezası ve gecikme zammını düzenler; ödenmeyen idari para cezasında tahsil için uygulanır.
  • 5326 sayılı Kabahatler Kanunu: Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda idari para cezalarına uygulanan genel hükümleri içerir.
  • 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu: Kurumun görev ve yetkilerini düzenler; idari para cezalarına ilişkin hükümlerin tamamlayıcı kaynağıdır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.103 — İdarî yaptırımlar ve fesih

5510 sayılı Kanun m.103, Kurumca sağlık hizmeti sunucuları hakkında yapılan incelemede tespit edilen sahte veya usulsüz fatura, kapsam dışı hizmetin kapsam içi gösterilmesi, tavan üstü ilave ücret ve kimlik tespiti yükümlülüğünün ihlali hallerinde uygulanacak yaptırımları düzenler: genel hükümlere göre takip, yersiz ödemenin geri alınması, sözleşmenin feshi ve yeniden sözleşme yasağı, kimlik tespiti ihlalinde zararın geri alınması, alacakların geçici olarak durdurulması, fesih sonrası sözleşme yasağı ve nitelikli dolandırıcılık hallerinde üç yıllık sözleşme ve fatura ödeme yasağı. Madde, Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları ve ilgili hekimler hakkında uygulanır. Yersiz ödemenin geri alınma usulünü (m.96) ve genel hükümlerin içeriğini düzenlemez (m.96, genel hükümler için ilgili mevzuat). Sağlık hizmeti sunucusunun Kurumla hak ediş ve fatura ödemesine ilişkin genel usulü, prim borçlarının tahsilini ve idari para cezası ya da cezai yaptırımların kendisini bu madde düzenlemez.

İdarî yaptırımlar ve fesih: hangi kavramlar bilinmeli?

Sağlık hizmeti sunucusu
Kurumla sözleşme yaparak sağlık hizmeti sunan ve bu hizmeti Kuruma fatura eden gerçek veya tüzel kişi ile sağlık tesisidir. Maddenin muhatabı bu kişilerdir.
Kapsam dışı sağlık hizmeti
64 üncü madde uyarınca Kurum tarafından karşılanmayan sağlık hizmetleridir. Bunları kapsam içi gibi göstermek 103. maddenin c bendinde yaptırıma bağlanmıştır.
Tavan üstü ilave ücret
73 üncü madde uyarınca belirlenen tavanın üzerinde hastadan alınan ücrettir. Tavanın aşılması, bu maddenin e bendinde yaptırıma bağlanmıştır.
Yersiz ödeme
Yukarıdaki fiillerle Kurumun ödediği ve hakkı bulunmayan tutardır. Geri alınması 96. maddeye göre yapılır.
Kimlik tespiti yükümlülüğü
71 inci maddede düzenlenen, sağlık hizmeti verilmeden önce hastanın kimliğinin belirlenmesi yükümlülüğüdür. Bu yükümlülüğün ihlali ayrı bir zarar sorumluluğu doğurur.
Nitelikli dolandırıcılık
5237 sayılı Kanunda tanımlanan ve Kurum zararına neden olan suçtur. Madde yönünden kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olması gerekir.

İdarî yaptırımlar ve fesih: hangi şartlar aranır?

  • Kurumca yapılan inceleme sonucunda sağlık hizmeti sunucusunun a–e bentlerinde sayılan fiillerden birinin işlendiğinin tespit edilmiş olması gerekir.
  • Yaptırım uygulanacak sağlık hizmeti sunucusunun Kurumla sözleşmeli olması veya sözleşme ilişkisinden doğan bir fiil işlemiş olması gerekir.
  • Fiilin tespiti yönünden genel hükümlere göre takip yapılması gerekir.
  • Yersiz ödeme yapılmışsa Kurumun ödediği tutarın 96. madde uyarınca geri alınması gerekir.
  • Sözleşme feshi için a–e bentlerindeki fiillerin ya da sözleşme hükümlerine aykırılığın tespit edilmesi ve Kurumun feshi tercih etmesi gerekir; fesih ihtiyari olarak yapılabilir.
  • Kimlik tespiti yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ve bunun sonucunda başka bir kişiye sağlık hizmeti sunulup Kurumun zarara uğraması gerekir.
  • Ek fıkralarda öngörülen geçici durdurma için müfettiş incelemesi veya soruşturma sırasında tahsilatın riske gireceğinin öngörülmesi, en az üç müfettişten oluşan komisyonun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayı bulunmalıdır.
  • Nitelikli dolandırıcılık yönünden kesinleşmiş mahkeme kararıyla fiilin sabit görülmesi gerekir; bu olmadan üç yıllık yasak uygulanmaz.

İdarî yaptırımlar ve fesih: hangi sonuçları doğurur?

  • Sağlık hizmeti sunucusunun a–e bentlerindeki fiilleri işlediğinin tespit edilmesi hâlinde genel hükümlere göre takip yapılır.
  • Fiiller nedeniyle Kurumun yersiz ödediği tutar 96. madde uyarınca geri alınır.
  • Fiilleri işleyen veya satınalma sözleşmesi hükümlerine aykırı davranan sunucunun sözleşmesi feshedilebilir ve Kurumca belirlenecek süre içinde tekrar sözleşme yapılmaz.
  • 71. madde kimlik tespiti yükümlülüğünün yerine getirilmemesi sonucu Kurum zarara uğramışsa uğranılan zarar sunucudan geri alınır.
  • Müfettiş komisyonunun uygun görüşü ve onayla alacakların ödemesi, tahsili riske girecek ölçüde orantılı olarak durdurulabilir; altı ayı geçemez.
  • Altı ay içinde inceleme sonuçlanmazsa durdurma kendiliğinden kalkar ve muaccel alacaklar ödenmeye devam eder.
  • Durdurulan alacağın her biri için 6183 sayılı Kanun 10. maddenin birinci fıkrasının 2 ve 3 numaralı bentlerindeki teminatın verilmesi hâlinde durdurma kaldırılır.
  • Feshe neden olan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve fesih süresi dolmadan yeni sözleşme yapılmaz; devralan için de en az bir yıl beklenir.
  • Sözleşme yapılmayan veya feshedilen sunucunun muayene ve işlem fatura bedelleri ödenmez.
  • Nitelikli dolandırıcılık kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olursa sunucu ile yöneticisi/ortağının sonradan kurduğu sunucular arasında sözleşme yapılmaz; hekimler için üç yıl sözleşme yasağı vardır.
  • Mahkeme kararının beklenmesi, sözleşmedeki fesih sürelerinin uygulanmasına engel olmaz.
  • Nitelikli dolandırıcılık fiillerinde sağlık hizmeti sunucusu ve/veya hekim hakkında ruhsat iptali dâhil işlemler için Sağlık Bakanlığına bildirim yapılır.

Sahte fatura ile kapsam dışı hizmetin kapsam içi gösterilmesi arasındaki fark nedir?

a ve b bentleri, hiç sunulmamış hizmetin faturalandırılmasını ya da faturanın ve dayanak belgelerinin gerçeğe aykırı düzenlenmesini kapsar.

c bendi, hizmetin sunulmuş olmasını değil, 64. madde uyarınca kapsam dışı olan hizmetin kapsam içi gibi gösterilmesini konu alır.

Her iki hâlde de genel hükümlere göre takip yapılır ve yersiz ödeme 96. madde uyarınca geri alınır; ayrım tespit ve tutar hesabında önem taşır.

Sözleşme feshi ile yeniden sözleşme yasağı arasındaki fark nedir?

Ana fıkradaki fesih, a–e fiillerinin ya da satınalma sözleşmesi hükümlerine aykırılığın işlenmiş olması hâline bağlanmıştır.

Ek fıkralardaki fesih sonrası yasak ise feshe neden olan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve fesih süresi dolmadan yeni sözleşme yapılmamasını öngörür.

Ana fıkradaki fesih takdirîdir; ek fıkradaki yasak ise alacak tahsili ve fesih süresi şartına bağlıdır.

Geçici ödeme durdurma ile nitelikli dolandırıcılık yasağı arasındaki fark nedir?

Altıncı ek fıkra, müfettiş incelemesi sırasında tahsilatın riske gireceği öngörüldüğünde alacakların orantılı olarak durdurulmasına izin verir.

Dokuzuncu ek fıkra ise kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit olan nitelikli dolandırıcılık için sözleşme yasağı ve fatura ödemesi yasağı getirir.

Durdurma yalnızca inceleme sürecinde geçici bir tedbirdir; yasak ise kesinleşmiş mahkeme kararına dayanır ve süreleri farklıdır.

Sunucu yöneticisi-ortağı ile hekim arasındaki fark nedir?

Fiilin sağlık hizmeti sunucusunun yönetici veya ortakları tarafından işlenmesi hâlinde sunucunun kendisiyle ve sonradan yönetici veya ortak olunan sunucularla sözleşme yasaklanır.

Fiilin hekimler tarafından işlenmesi hâlinde ise yasak sunucuya değil ilgili hekimlerledir.

Sunucuya yönelik yasak sınırsız görünse de hekimler için süre üç yıl olarak sınırlıdır; hekimlerden gelen fatura bedelleri de üç yıl ödenmez.

Kimlik tespiti zararı ile fiil yaptırımı arasındaki fark nedir?

Kimlik tespiti yükümlülüğünün ihlali, başka bir kişiye hizmet sunulmasıyla Kurumun zarara uğramasına bağlanmıştır.

Diğer bentlerdeki fiiller ise yersiz ödemenin geri alınmasıyla ilgilidir.

Kimlik ihlalinde geri alınacak olan tutar uğranılan zarardır; bu zarar için yersiz ödeme kavramı aranmaz.

İdarî yaptırımlar ve fesih: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Dokuzuncu ek fıkradaki üç yıllık yasağı, inceleme aşamasında henüz mahkeme kararı yokken uygulamak; yasak kesinleşmiş mahkeme kararına bağlıdır.
  • Altı aylık durdurmayı süresiz ya da alacak tamamen kesilmiş gibi hesaplamak; durdurma en çok altı ay sürer ve süre sonunda kendiliğinden kalkar.
  • Hekimlere uygulanan üç yıllık yasağı sunucu tüzel kişiliğine de uygulamak; yasak hekimler yönünden ilgili hekimlerle sınırlıdır.
  • Kapsam dışı hizmeti kapsam içi göstermeyi, hizmetin hiç sunulmadığı faturalandırma ile aynı yaptırıma tabi tutmak; her iki fiil de m.103 kapsamındadır ancak ayrı bentlerde düzenlenmiştir ve tespit ölçütü farklıdır.
  • Kimlik tespiti ihlali nedeniyle zararı yersiz ödeme olarak 96. madde uyarınca hesaplamak; burada geri alınan tutar uğranılan zarardır.
  • Feshi zorunlu saymak; ana fıkradaki fesih takdirîdir ve Kurumun tercihine bağlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Düzenleyici işlemlerin 103. maddeye uygunluğu tartışılırken, sözleşmeli eczaneler gibi sağlık hizmeti sunucularının ticari işletme sayılması ve devir hâlinde borçlardan sorumluluk gündeme getirilmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/4895 E., 2018/7860 K., 27.11.2018)
  • Mahkemeler, bu maddenin yaptırımlarının sunucuyu sözleşmeden doğan alacakları yönünden etkilediğini ve düzenleyici işlemlerin bu çerçevede denetlenmesi gerektiğini kabul etmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/412 E., 2018/7564 K., 15.11.2018; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/298 E., 2018/7565 K., 15.11.2018)
  • Kimlik tespiti yükümlülüğünün ihlali ile Kurum zararı arasında illiyet bağı aranır; kimlik kontrolü yapılmış olsaydı sahtecilik ortaya çıkacaktı denilerek zarar sunucudan geri alınmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/67 E., 2025/37 K., 12.02.2025)
  • Düzenleyici işlemin iptali talebinde, 103. maddenin 96. madde ile birlikte uygulanıp uygulanmadığı incelenmektedir. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/5381 E., 2018/5618 K., 06.06.2018)

Nasıl ispat edilir?

  • Kurumun yersiz ödeme ve fiil iddiasını ileri süren Kurum olduğundan, fiilin işlendiğini ve tutarı inceleme raporu ve belgelerle Kurum ispatlar.
  • Kapsam dışı hizmetin kapsam içi gösterildiği iddiası faturalar ve dayanak belgelerle ispatlanır; sunucu, hizmetin gerçekten sunulduğunu ve kapsam içi olduğunu belgeleyerek savunma yapabilir.
  • Kimlik tespiti ihlali ile zarar arasındaki illiyet bağını Kurum ispat eder; sunucu, kimlik kontrolünün yapılmış olsa dahi sahtecilik engellenemezdi savunmasında bulunabilir.
  • Nitelikli dolandırıcılık yönünden yaptırımın uygulanabilmesi için kesinleşmiş mahkeme kararı aranır; bu belge olmadan üç yıllık yasak ve fatura ödememe yaptırımı uygulanamaz.
  • Durdurma kararında müfettiş komisyonunun uygun görüşü ve Rehberlik ve Teftiş Başkanının onayı yazılı belgeyle kanıtlanmalıdır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.64: Kapsam dışı tutulan sağlık hizmetlerini belirler; c bendinde bu hizmetlerin kapsam içi gibi gösterilmesi yaptırıma bağlanmıştır.
  • 5510 sayılı Kanun m.71: Kimlik tespiti yükümlülüğünü düzenler; son fıkradaki zarar sorumluluğunun temelidir.
  • 5510 sayılı Kanun m.73: Tavan belirler; e bendinde tavanın üzerindeki ilave ücret yaptırıma bağlanmıştır.
  • 5510 sayılı Kanun m.96: Yersiz ödemenin geri alınma usulünü düzenler; m.103 yersiz ödemeleri bu madde uyarınca geri alır.
  • 6183 sayılı Kanun m.10: Ek fıkrada anılan teminat türlerini belirler; durdurulan alacakların teminat karşılığında ödenmesine olanak tanır.
  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu: Nitelikli dolandırıcılık suçunu tanımlar; dokuzuncu ek fıkradaki yasağın maddi dayanağıdır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.104 — Diğer kanunlardaki atıflar

5510 sayılı Kanun m.104, bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümleri saklı tutarak, 506, 1479, 2925, 2926 ve 5434 sayılı kanunlara yapılan atıfların ve ilgili mevzuattaki atıfların 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılmasını düzenler; ayrıca T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur'a yapılan atıfların Kuruma yapılmış sayılmasını ve 926 sayılı Kanundaki kadrosuzluk tazminatına ilişkin atfı kapsar. Madde, eski kanunlara yapılan atıfları yeni kanuna bağlayan bir atıf düzenlemesidir ve kurumların ayrı ayrı tabi olduğu kişiler bakımından uygulanır. Madde, sağlık hizmetlerinin kapsamını (m.64), yersiz ödemelerin iadesini (m.96) ve yurt dışı çalışma borçlanmasını düzenlemez; bu konular ilgili maddelerinde yer alır. Madde ayrıca geçiş hükümlerinin (geçici maddeler) içeriğini de düzenlemez.

Diğer kanunlardaki atıflar: hangi kavramlar bilinmeli?

Atıf
Bir kanunda başka bir kanunun hükmüne ya da kurumuna yapılan gönderme. m.104 bu gönderimleri yeni kanunun ilgili maddelerine yönlendirir.
Yürürlükten kaldırılmayan hükümler
5510 sayılı Kanunla açıkça ilga edilmeyen, eski kanunlarda kalmaya devam eden hükümler. Bu hükümler m.104 bakımından saklıdır ve atıf dönüşümünden önce uygulanır.
Hak sahipliği şartları
Dul, yetim ve diğer hak sahiplerinin yararlanma koşullarını ifade eder. Eski kanundaki atıflar bu konularda 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerine bağlanır.
Ek ödemeler
Eski kanunlarda öngörülen ve m.104 kapsamında yeni kanunun ilgili maddelerine yönlendirilen mali yardımlar. Kapsamı atıfın yapıldığı kanun ve konu ile sınırlıdır.
Sosyal güvenlik destek primi
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte bu prim ödenerek çalışılmasına ilişkin özel rejim. m.104 kapsamında değildir; geçici hükümlerle ilgilidir.

Diğer kanunlardaki atıflar: hangi şartlar aranır?

  • Atfın yapıldığı hükmün 506, 1479, 2925, 2926 veya 5434 sayılı kanunlarda ya da diğer kanun ve ilgili mevzuatta bulunması gerekir.
  • Atıfın konusunun emeklilik, malullük, vazife malullüğü, sosyal sigorta hakları ve yardımları, yükümlülükler, iştirakçilik, sigortalılık, dul-yetim ve hak sahipliği şartları, emekli ikramiyesi, ek ödemeler, sağlık hizmetleri veya tedavi bedellerinin ödenmesi alanlarından birine ilişkin olması gerekir.
  • Atıfın, bu Kanunla yürürlükten kaldırılmamış bir hükme yapılmış olması gerekir; kaldırılmış hükme yapılan atıf bu dönüşümün kapsamına girmez.
  • Kadrosuzluk tazminatına ilişkin 926 sayılı Kanundaki T.C. Emekli Sandığına yapılan atıf ile diğer kanunlarda T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu veya Bağ-Kur'a yapılan atıfların Kuruma yapılmış sayılması için bu atfın bulunması yeterlidir.

Diğer kanunlardaki atıflar: hangi sonuçları doğurur?

  • Atıfın konusu birinci fıkrada sayılan alanlardan birine ilişkinse, eski kanuna yapılan atıf 5510 sayılı Kanunun ilgili maddesine yapılmış sayılır.
  • 926 sayılı Kanundaki kadrosuzluk tazminatına ilişkin T.C. Emekli Sandığı atfı Kuruma yapılmış sayılır.
  • Diğer kanunlardaki T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur atıfları Kuruma yapılmış sayılır.
  • Atıfın konusu birinci fıkrada sayılan alanlardan birine girmiyorsa m.104 uygulanmaz ve atıf ayrı bir hükümle çözülür.
  • Madde atıf düzenlemesi olduğu için hak doğurmaz; hakkın içeriği ilgili maddelerden belirlenir.

Birinci fıkra ile ikinci fıkra arasındaki fark nedir?

Birinci fıkra, sayılan eski kanunlara ve mevzuata yapılan konu bazlı atıfları kapsar ve bunların 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerine yapılmış sayılmasını öngörür.

İkinci fıkra, 926 sayılı Kanundaki kadrosuzluk tazminatı atfı ile diğer kanunlardaki T.C. Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve Bağ-Kur atıflarını kapsar ve bunların doğrudan Kuruma yapılmış sayılmasını öngörür.

Birinci fıkrada atıf, konuya bağlı olarak ilgili maddeye yönlendirilir; ikinci fıkrada ise atıf kurum bakımından Kuruma bağlanır, konu ayrımı aranmaz.

Yürürlükten kaldırılmayan hüküm ile yürürlükten kaldırılan hüküm arasındaki fark nedir?

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmayan hükümlere yapılan atıflar m.104 kapsamında yeni kanuna yönlendirilir.

Bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümlere yapılan atıflar m.104'ün dönüşüm kapsamında değildir.

Yalnızca yürürlükte kalan hükümlere yapılan atıflar yeni kanun maddelerine bağlanır; kaldırılan hükümler için ayrı bir çözüm gerekir.

Diğer kanunlardaki atıflar: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Atıf dönüşümünü, madde metnindeki konu sınırlarının dışına taşıyarak her eski kanun atfına uygulamak.
  • Birinci fıkrada sayılan konu ile ikinci fıkradaki kurum atfını birbirine karıştırmak.
  • Bu Kanunla yürürlükten kaldırılmış hükümlere yapılan atıfları m.104 ile yeni kanun maddesine bağlamak.
  • Eski kanun maddesinin numarasını aynen korumak; atıf dönüşümünde yeni kanun maddesi esas alınır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay, 5510 sayılı Kanun m.104 gereğince eski kanunlardaki atıfların yeni kanunun ilgili maddelerine yapıldığını kabul etmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2021/3569 E., 2021/13942 K., 10.11.2021; 10. Hukuk Dairesi, 2021/3574 E., 2021/13947 K., 10.11.2021; 10. Hukuk Dairesi, 2021/3575 E., 2021/13948 K., 10.11.2021; 10. Hukuk Dairesi, 2021/3502 E., 2021/13875 K., 10.11.2021; 10. Hukuk Dairesi, 2021/3577 E., 2021/13950 K., 10.11.2021)
  • Hukuk Genel Kurulu, m.104 atıfının 5510 sayılı Kanunun ilgili maddelerine bağlanması gerektiğini benimsemiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Atfın m.104 kapsamında olduğunu ileri süren taraf, eski kanundaki atıfın hangi konuya ilişkin olduğunu ve yürürlükte kalan bir hükme yapıldığını ispatlar.
  • Atıfın hangi kanun maddesine yönlendirildiği, kanun metni ve mevzuat belgeleriyle gösterilir.
  • Karşı taraf, atfın m.104 kapsamı dışında kaldığını ya da kaldırılmış bir hükme yapıldığını ileri sürerse bu savunmayı kanun metni ile ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.64: Kurum tarafından karşılanmayan sağlık hizmetlerini düzenler; m.104'ün sağlık hizmetlerine ilişkin atıflarının hangi maddeye bağlanacağını belirlemede ilgili maddedir.
  • 5510 sayılı Kanun m.96: Kurumun yersiz ödemelerinin geri alınmasını düzenler; m.104 kapsamındaki atıfların yersiz ödeme konusunda hangi maddeye yönlendirileceğini gösterir.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.105 — Uygulanmayacak hükümler

5510 sayılı Kanun'un 105. maddesi, bu Kanunun diğer kanunların aykırı hükümlerine karşı üstünlüğünü ve bu üstünlüğün istisnalarını düzenler. Madde, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi, 3671 sayılı Kanunun 4. maddesi ve 285 sayılı KHK'nin 5. maddesinin onbirinci fıkrasını uygulanmayacak hükümlerin dışında tutar. Madde, bu Kanunun kapsamındaki sosyal güvenlik ve genel sağlık sigortası ilişkilerinde uygulanır. Madde, sigortalılık, prim, sağlık hizmeti ve yardım konularının esasını düzenlemez; bunlar ilgili Kanun maddelerinde yer alır. Maddenin kendisi, hangi hükmün hangi kanuna göre uygulanacağına ilişkin ayrıntılı ölçütü de içermez.

Uygulanmayacak hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Uygulanmayacak hükümler
Maddede sayılan üç kanun hükmü ile 285 sayılı KHK'nin 5. maddesinin onbirinci fıkrasıdır. Bu hükümler 5510 sayılı Kanunun aykırılık kuralından ayrık tutulmuştur ve diğer kanunların bu hükümleri varlığını sürdürür.
Aykırılık kuralı
Diğer kanunların 5510 sayılı Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmaması ilkesidir. Kural, aykırılığın varlığına bağlıdır; aykırı olmayan diğer kanun hükümleri bu kuralın kapsamına girmez.

Uygulanmayacak hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Uyuşmazlık konusu hükmün 5510 sayılı Kanunun sosyal güvenlik veya genel sağlık sigortası düzenlemesiyle aykırı olması gerekir.
  • Aykırı hükmün maddede sayılan istisnalardan birine girmemesi gerekir.
  • Maddede sayılan hükümlerden biri söz konusu ise 5510 sayılı Kanunun aykırılık kuralı uygulanmaz ve o hüküm uygulanmaya devam eder.

Uygulanmayacak hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Diğer kanunların 5510 sayılı Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz.
  • Maddede sayılan hükümler, aykırılık olsa bile uygulanmaya devam eder.
  • Aykırılık bulunmayan diğer kanun hükümleri bu maddeden etkilenmez.

Madde kapsamındaki istisnalar ile diğer kanun hükümleri arasındaki fark nedir?

Maddede adı geçen 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi, 3671 sayılı Kanunun 4. maddesi ve 285 sayılı KHK'nin 5. maddesinin onbirinci fıkrası.

Maddede sayılmayan diğer kanunların 5510 sayılı Kanuna aykırı hükümleri.

İstisna kapsamındaki hükümler uygulanmaya devam eder; diğer aykırı hükümler 5510 sayılı Kanun karşısında uygulanmaz.

Uygulanmayacak hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnini değişiklik öncesi hâliyle okuyup 5335 sayılı Kanunun 30. maddesini hâlâ istisna saymak.
  • Maddede sayılmayan bir kanun hükmünü, sayılmış olan istisnalar arasında değerlendirmek.
  • Aykırılık kuralını, aykırılığın bulunmadığı hallerde de uygulamak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Maddenin değişiklik öncesi metninde 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi uygulanmayacak hükümler arasında sayılmıştır; 2008 değişikliğinden sonra bu hüküm maddede yer almamaktadır, bu nedenle değişiklik sonrası dönemde 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin istisna olarak uygulanmasında tereddüt doğar. (Hukuk Genel Kurulu, 2012/1834 E., 2013/778 K., 29.05.2013; Hukuk Genel Kurulu, 2012/20 E., 2012/235 K., 21.03.2012)
  • Yargıtay, 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin 1.10.2008 tarihinden sonra uygulanmayacak hükümler arasında yer almadığını belirtmektedir; bu yoruma göre 5335 sayılı Kanunun 30. maddesi 5510 sayılı Kanunun aykırılık kuralı karşısında uygulanmaz. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/914 E., 2018/472 K., 14.03.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026)
  • Yargıtay, değişiklikten önceki dönemde 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinin uygulanmayacak hükümler arasında sayıldığını ve bu tarihten önceki olaylar bakımından iptal kararlarının geriye yürümediğini kabul etmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/1751 E., 2018/1790 K., 27.11.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2010/586 E., 2010/615 K., 01.12.2010; Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Aykırılık iddiasını ileri süren taraf, 5510 sayılı Kanunun ilgili hükmü ile diğer kanun hükmü arasındaki aykırılığı ispatlamakla yükümlüdür.
  • Maddede sayılan istisnanın uygulanacağını iddia eden taraf, hükmün maddede adı geçen kanun ve fıkra olduğunu ispatlamakla yükümlüdür; bu, kanun metni ile belirlenir.
  • Olayın tarihi, değişiklik öncesi veya sonrası dönemde kalıp kalmadığı belgelerle gösterilmelidir; bu tarih, uygulanacak metnin belirlenmesinde esas alınır. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/914 E., 2018/472 K., 14.03.2018; Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026)

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5335 sayılı Kanun m.30: Maddede istisna olarak sayılmıştır; 5510 sayılı Kanunun aykırılık kuralı bu hükme uygulanmaz.
  • 3671 sayılı Kanun m.4: Maddede istisna olarak sayılmıştır; aykırılık kuralı bu hükme uygulanmaz.
  • 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m.5: Onbirinci fıkrası istisna olarak sayılmıştır; diğer fıkraları bakımından aykırılık kuralı geçerlidir.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.106 — Yürürlükten kaldırılan hükümler

Bu madde, 5510 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılan mevzuat hükümlerini sıralayan bir yürürlükten kaldırma maddesidir. Madde, 506, 1479, 2108, 2926, 2829, 2925, 657, 5434 ve 311 sayılı kanunlar ile birçok başka kanunun belirli madde ve fıkralarını, kanunun yürürlük tarihinden sonra geçerli olmayacak şekilde ayrı ayrı sayarak kaldırmaktadır. Uygulama bakımından kanunun yürürlükten kaldırdığı hükümlerin hangilerinin korunduğu ve hangi kişiler bakımından geçerliliğini sürdürdüğü, ilgili mevzuatın geçici maddeleriyle birlikte okunarak belirlenir. Madde, sigortalılara ya da işverenlere doğrudan bir hak veya yükümlülük kurmaz. Maddede yer almayan konular şunlardır: kanunun sigorta kollarına ilişkin esas hükümleri (ilgili maddeleri kanunun kendi bölümlerinde yer alır), yönetmelik ve tebliğler, sürelerin hesaplanması, mülga kanunlar kapsamında doğmuş hakların korunması ve geçiş hükümleri (kanunun geçici maddeleri ile ilgili mevzuat yer alır), mülga kanunlara dayanılarak yapılan yargılamalarda görevli mahkemenin belirlenmesi (101. madde ile iş mahkemelerine görev verilmesi bu kapsamda değerlendirilir).

Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürürlükten kaldırma
Bir hükmün gelecekte geçerli olmamasına karar verilmesidir. Bu madde, saydığı hükümlerin 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğü ile birlikte mülga olduğunu belirtir.
Saklı tutulan hükümler
Maddede yürürlükten kaldırma kapsamı dışında bırakılan, mülga kanunların korunan madde numaralarıdır. Örneğin 506 sayılı Kanun'un 142 ve 143. maddeleri ile ek 36. ve geçici 20. maddeleri bu kapsamdadır.
Kısmi yürürlükten kaldırma
Bir kanunun tamamının değil, yalnızca maddede sayılan madde veya fıkralarının kaldırılmasıdır. Bu nedenle kaldırılmayan diğer hükümler yürürlükte kalmaya devam eder.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi şartlar aranır?

  • Yürürlükten kaldırılan bir hükmün uygulanabilmesi için, kaldırma tarihinden önce doğmuş ve bu tarihten sonra da devam eden bir hukuki durumun bulunması gerekir.
  • Kaldırılan hükmün maddede saklı tutulan istisnalardan biri olmaması gerekir.
  • Uyuşmazlığın, maddede sayılan kanunun kaldırılan hükmüne dayanması gerekir.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: hangi sonuçları doğurur?

  • Maddede sayılan mülga hükümler, 5510 sayılı Kanun'un yürürlüğü ile birlikte uygulanmaz hale gelir.
  • Maddede saklı tutulan madde numaraları ile sayılmayan diğer hükümler yürürlükte kalmaya devam eder.
  • Madde metninde, 18/6/1992 tarihli ve 3816 sayılı Kanun'un 1/1/2012 tarihinde, 506 sayılı Kanun'un ek 36. ve geçici 20. maddelerinin ise bu Kanun'un geçici 20. maddesinde belirtilen devir işlemlerinin tamamlanmasından sonra yürürlükten kaldırıldığı belirtilir.

Saklı tutulan hükümler ile kaldırılan hükümler arasındaki fark nedir?

506 sayılı Kanun'un 142 ve 143. maddeleri ile ek 36. ve geçici 20. maddeleri, 1479 sayılı Kanun'un 83, 84, geçici 10. ve ek geçici 6. maddeleri gibi madde numaraları maddede korunmuş olarak sayılır.

Maddede sayılan diğer hükümler yürürlükten kaldırılmıştır.

Korunan hükümler kaldırma kapsamı dışındadır ve uygulamaya devam eder. Kaldırılan hükümler ise yeni uyuşmazlıklarda uygulanmaz.

Tam kanun ile kanunun belirli maddeleri arasındaki fark nedir?

Madde 2 ve 3 numaralı bentlerde olduğu gibi bazı kanunlar bütünüyle ya da genel ifadeyle yürürlükten kaldırılmıştır.

Madde 8 numaralı bentte olduğu gibi çok sayıda madde ve fıkra tek tek sayılmıştır.

Kaldırma kapsamı, bentte yazılan ifadenin sınırına göre belirlenir. Sayılmayan madde kaldırılmış sayılmaz.

Yürürlükten kaldırılan hükümler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Maddede sayılan bir kanunun tamamının kaldırıldığını varsaymak; madde yalnızca belirli madde ve fıkraları saydığı için saklı tutulan hükümler ayrıca dikkate alınmalıdır.
  • Saklı tutulan 142 ve 143. maddeler ile ek 36. ve geçici 20. maddeleri kaldırılmış saymak; bu hükümler maddede açıkça korunmuştur.
  • Yürürlükten kaldırma tarihinden sonra doğan bir hukuki duruma kaldırılan hükmü uygulamak; kaldırma yalnızca yürürlük tarihinden sonraki durumlara etki eder.
  • 3816 sayılı Kanun'un ve 506 sayılı Kanun'un ek 36. ve geçici 20. maddelerinin kaldırılma tarihini karıştırmak; maddede bu iki hüküm için ayrı tarih belirtilmiştir.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yürürlükten kaldırma hükmü, mülga kanunun hangi hükmünün bu madde ile kaldırıldığını belirler; kaldırılan hüküm için dava tarihinde mahkemenin görevli olup olmadığı bu tespite göre değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2016/2668 E., 2020/461 K., 24.06.2020)
  • Maddede sayılan mülga bir kanunun hükmüne dayanan uyuşmazlıklarda, 5510 sayılı Kanun m.101 uyarınca iş mahkemelerinin görevli olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2015/3892 E., 2018/1554 K., 23.10.2018)
  • Yürürlükten kaldırılan hükümlerin uygulanabilirliği tartışılırken, bu maddenin yürürlükten kaldırma kapsamında olan 506 sayılı Kanun'un 142 ve 143. maddelerinin ve geçici maddelerinin korunduğu dikkate alınmaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2724 E., 2015/9002 K., 18.12.2015)
  • Yabancı para ile tahakkuk eden borçların hesabında, 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesi ile yürürlükten kaldırılan geçici maddenin ikinci fıkrasının dikkate alınması gerektiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/167 E., 2025/331 K., 21.05.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/610 E., 2024/235 K., 15.05.2024)
  • 5510 sayılı Kanun'un 106. maddesinin 5754 sayılı Kanun ile değişikliğe uğramış hali uygulamada ayrıca değerlendirilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025)

Nasıl ispat edilir?

  • Mülga bir hükmün uygulanıp uygulanmayacağı iddiası ileri süren taraf, kaldırma tarihinden önce doğmuş hukuki durumu ve hangi mülga hükme dayandığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kaldırılan hükmün saklı tutulan kapsamda olup olmadığı, maddedeki madde numaraları karşılaştırılarak resmi mevzuat metninden tespit edilir; bu konuda yazılı kaynak esastır.
  • Yürürlükten kaldırma hükmünün kapsamını karşı taraf, maddede sayılmayan bir hükmün kaldırıldığını ileri sürerek çürütebilir; bu durumda ispat yükü kaldırılmadığını ileri süren tarafa geçer.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun: Bu madde kanunun yürürlükten kaldırma hükmüdür. Kaldırılan hükümlerin yerini kanunun esas hükümleri ve geçici maddeleri alır.
  • 5510 sayılı Kanun m.101: Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili uyuşmazlıklarda iş mahkemelerinin görevli olduğunu düzenler. Yürürlükten kaldırılan mevzuata dayanan uyuşmazlıkların görevli mahkemesinin belirlenmesinde ilgilidir.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.107 — Yönetmelikler

5510 sayılı Kanun'un 107. maddesi, kanunda öngörülen yönetmeliklerin çıkarılma süresini ve Kurumun kanunun diğer maddelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları yönetmelikle düzenleme yetkisini belirler. Maddenin uygulanması Kurum ile kanunun uygulayıcısı durumundaki diğer kamu kurumlarıyla sınırlı değildir; kanunun sigortalıları, işverenleri, hak sahiplerini ve genel sağlık sigortalılarını ilgilendiren işlemleri kapsar. Madde, yönetmeliklerin içeriğini, hangi konuda hangi yönetmeliğin çıkarılacağını ve yönetmeliğin sınırlarını ayrıntılı biçimde düzenlemez; bunlar ilgili kanun maddelerinde yer alır. Maddede yer almayan konular, yani sosyal sigorta primlerinin tahakkuku ve tahsili (m.80 vd.), yersiz ödemelerin geri alınması (m.96) ve sağlık hizmetlerinin kapsamı (m.63, m.64) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.

Yönetmelikler: hangi sonuçları doğurur?

  • Kanunda öngörülen yönetmelikler kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde çıkarılmalıdır.
  • Kurum, kanunun diğer maddelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları yönetmelikle düzenleyebilir.
  • Yönetmelik, kanunun açıkça öngördüğü veya Kurum yetkisinin kapsadığı konularla sınırlıdır; kanuna aykırı yönetmelik hükmü uygulanmaz.

Kanunda öngörülen yönetmelik ile kurumun genel düzenleme yetkisi arasındaki fark nedir?

Kanunun açıkça bir yönetmelik çıkarılmasını öngördüğü hallerde, o yönetmelik kanunun ilgili maddesinde belirtilen konu ile sınırlıdır.

Kurumun genel düzenleme yetkisi, kanunun diğer maddelerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsar ve belirli bir konuya bağlı değildir.

Birinci halde yönetmelik zorunludur ve süresi bir yıldır; ikinci halde Kurum yönetmelikle düzenleme yapabilir, ancak bu yetki kanunun öngördüğü kapsamla sınırlıdır.

Yönetmelikler: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Kurumun genel düzenleme yetkisini sınırsız saymak; yetkinin kanunun diğer maddelerinin uygulanmasıyla sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
  • Bir yönetmelik hükmünün 107. maddeye dayanmasını, o hükmün kanuna uygun olduğu sonucuna götürmek.
  • Yönetmeliğin 1 yıllık süre içinde çıkarılmamasını, yönetmelik hükmünü kendiliğinden geçersiz saymak; sürenin aşılması tek başına hükmün iptalini gerektirmez.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Kurum, 5510 sayılı Kanun'un 107. maddesine dayanarak sosyal sigorta işlemlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları kapsayan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğini çıkarmıştır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/237 E., 2022/1758 K., 15.12.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2020/120 E., 2022/622 K., 28.04.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2019/779 E., 2022/411 K., 29.03.2022)
  • Mahkemeler, 107. maddeyi Kurumun genel düzenleme yetkisine dayanak olarak kabul etmekte ve bu yetkiye dayanılarak çıkarılan yönetmelik hükümlerini uygulamaktadır. (Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2604 E., 2015/5898 K., 12.10.2015; Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2571 E., 2015/5725 K., 07.10.2015)
  • Bir yönetmelik hükmünün 107. maddeye dayandığı belirtilmişse, bu dayanağın geçerliliği ayrıca yönetmeliğin kanuna uygunluğu üzerinden değerlendirilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/863 E., 2026/251 K., 05.03.2026)

Nasıl ispat edilir?

  • Yönetmeliğin 107. maddeye dayandığını ileri süren taraf, yönetmeliğin dayanak hükmünü Resmi Gazete'deki metinden göstermekle yükümlüdür.
  • Yönetmelik hükmünün kanuna aykırılığını ileri süren taraf, hükmün kanunun öngördüğü sınırı aştığını ispatlamalıdır.
  • Yönetmeliğin çıkarılma süresinin (1 yıl) geçtiğine dair iddia, Resmi Gazete tarihleri ile ispatlanır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.63: Sağlık hizmetlerinin yöntem, tür, miktar ve kullanım sürelerinin belirlenmesinde Kurumun düzenleme yetkisinin dayanağıdır.
  • 5510 sayılı Kanun m.64: Kurum tarafından karşılanmayacak sağlık hizmetlerini belirler; Kurumun yönetmelik yetkisinin sınırını oluşturur.
  • 5510 sayılı Kanun m.96: Yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin usul ve esasların Kurumca düzenlenmesinde bu maddedeki genel yetkiye dayanılır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.108 — Yürürlük

5510 sayılı Kanun'un 108. maddesi, kanunun yürürlük tarihlerini bentler hâlinde düzenler. Madde; geçici maddelerin ve belirli hükümlerin hangi tarihte yürürlüğe gireceğini, genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasına ilişkin bölümün hangi tarihte geçerli olacağını ve kalan hükümlerin 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe gireceğini belirtir. Kanunun tümüne ve yürürlük tarihlerinin farklı hükümlere göre ayrıştırılmasına ilişkin tüm kişi ve ilişkiler bakımından uygulanır. Maddenin kendisi idari para cezalarını, prim borçlarını veya sigortalılık ilişkilerinin esasını düzenlemez; bu konular ilgili maddelerde yer alır (ör. 88. madde prim ödemeleri, 102. madde idari para cezaları).

Yürürlük: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürürlük tarihi
Kanun hükmünün bağlayıcı hale geldiği ve uygulanmaya başlandığı takvim anıdır. Kanunun her hükmü aynı tarihte yürürlüğe girmek zorunda değildir; bu madde farklı hükümler için farklı tarihler belirler.
Genel sağlık sigortası hükümleri
Kanunun genel sağlık sigortasına ilişkin bölümlerinin uygulanmasını ifade eder. Madde 108/c bendi, bu hükümlerin hangi maddeler bakımından 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe gireceğini belirtir ve bunu 60. maddenin birinci fıkrasının (e) bendinin belirli alt bentleri ile (f) bendinde sayılanlar için öngörür.
Geçici madde
Kanunun geçiş dönemine ilişkin özel hükümlerini içeren maddelerdir. Madde 108/a ve 108/b bentlerinde bazı geçici maddelerin ayrı tarihlerde yürürlüğe girdiği belirtilmiştir.

Yürürlük: hangi şartlar aranır?

  • Kanunun 108. maddesinin bentleri bakımından ilgili hükmün hangi bente girdiği belirlenmelidir; her hüküm için yürürlük tarihi bu bentlere göre tespit edilmelidir.
  • Bir hükmün 108/a bendinde sayılması halinde Geçici 20. maddenin son fıkrası 1/1/2008 tarihinde yürürlüğe girer.
  • Bir hükmün 108/b bendinde sayılması halinde ilgili hüküm 30/4/2008 tarihinde yürürlüğe girer.
  • Bir hükmün 108/c bendinde sayılması halinde, belirtilen genel sağlık sigortası ve diğer hükümler 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girer.
  • 108/d bendi kapsamına giren diğer hükümlerin yürürlüğe girmesi için 2008 yılı Ekim ayı başı beklenmelidir.

Yürürlük: hangi sonuçları doğurur?

  • 108/a bendindeki Geçici 20. maddenin son fıkrası 1/1/2008 tarihinde yürürlüğe girer.
  • 108/b bendinde sayılan hükümler 30/4/2008 tarihinde yürürlüğe girer.
  • 108/c bendinde sayılan genel sağlık sigortası hükümleri 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girer.
  • 108/d bendindeki diğer hükümler 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girer.
  • Yürürlük tarihi öncesine ait olaylarda ilgili hüküm uygulanamaz; bu sonuç maddenin genel ilkesinden doğar.
  • Maddede sayılmayan bir hükmün hangi tarihte yürürlüğe gireceği, madde metninden doğrudan çıkmaz ve bu madde kapsamında değerlendirilemez.

108/c ile 108/d arasındaki fark nedir?

108/c bendi, genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanmasına ilişkin belirli madde ve fıkraları kapsar; bu hükümler 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girer.

108/d bendi, bentlerde sayılmayan diğer tüm hükümleri kapsar; bunlar 2008 yılı Ekim ayı başında yürürlüğe girer.

Aynı kanun içinde farklı hükümler farklı tarihlerde yürürlüğe girmiştir; uygulayıcı, olayın tarihine göre hangi hükmün geçerli olduğunu bu bentlere göre belirlemelidir.

108/a ile 108/b arasındaki fark nedir?

108/a bendi yalnızca Geçici 20. maddenin son fıkrasını kapsar ve 1/1/2008 tarihinde yürürlüğe girer.

108/b bendi 72, 73 ve belirli geçici maddeleri kapsar ve 30/4/2008 tarihinde yürürlüğe girer.

Her iki bentteki hükümler için yürürlük tarihleri farklıdır; olay tarihine göre hangi bendin uygulanacağı belirlenmelidir.

Yürürlük: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • 108/c bendindeki 1/7/2008 tarihini tüm hükümlere uygulamak; bu tarih yalnızca bentte sayılan hükümler için geçerlidir.
  • 108/d bendindeki Ekim 2008 tarihini genel sağlık sigortası hükümlerine uygulamak; bu hükümler 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
  • 108/a ve 108/b bentlerindeki tarihleri birbirine karıştırmak; her bentteki tarih yalnızca o bentte sayılan hükümleri kapsar.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay kararlarında 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesinin 108/c bendi uyarınca 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girdiği kabul edilmekte ve bu tarihten sonra tahakkuk eden prim borçlarına bu hükmün uygulanacağı belirtilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/17 E., 2022/1671 K., 06.12.2022; 10. Hukuk Dairesi, 2024/11412 E., 2025/842 K., 20.01.2025; 10. Hukuk Dairesi, 2024/9001 E., 2024/9487 K., 03.10.2024)
  • Yargıtay kararlarında 102. maddenin de aynı bent uyarınca 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe girdiği kabul edilmektedir. (10. Hukuk Dairesi, 2024/9665 E., 2024/9279 K., 30.09.2024)
  • Yargıtay kararlarında 108/c bendinin, belirtilen hükümlerin yürürlük tarihini düzenlediği ve bu tarihten önceki olaylar için ilgili hükmün uygulanmayacağı kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1965 E., 2020/35 K., 21.01.2020; 10. Hukuk Dairesi, 2024/9459 E., 2024/9638 K., 07.10.2024)

Nasıl ispat edilir?

  • Yürürlük tarihine dayanan talepte, olayın hangi tarihte gerçekleştiğini gösteren belge (prim bildirgesi, tahakkuk kaydı, tebligat) ileri süren tarafça sunulur.
  • Hangi hükmün uygulanacağına ilişkin tartışmada, ilgili hükmün 108. maddenin hangi bendinde yer aldığı mevzuat metninden tespit edilir; bu ispat yükü ileri süren tarafa aittir.
  • Karşı taraf, olayın yürürlük tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerek hükmün uygulanmayacağını savunursa, bu savunmayı tarihleri gösteren belgelerle ispatlamak zorundadır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun m.60: 108/c bendi, 60. maddenin birinci fıkrasının (e) bendinin (3)-(8) ve (10) numaralı alt bentleri ile (f) bendinde sayılanlar için genel sağlık sigortası hükümlerinin 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe gireceğini belirtir.
  • 5510 sayılı Kanun m.88: Yürürlük tarihleri bakımından Yargıtay kararlarında 88. madde 108/c bendi uyarınca 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe giren hüküm olarak değerlendirilmektedir.
  • 5510 sayılı Kanun m.102: Yürürlük tarihleri bakımından Yargıtay kararlarında 102. madde 108/c bendi uyarınca 1/7/2008 tarihinde yürürlüğe giren hüküm olarak ele alınmaktadır.

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.109 — Yürütme

Madde, 5510 sayılı Kanunun hükümlerini uygulamaya yetkili makam olarak Bakanlar Kurulunu gösteren yürütme yetkisi hükmüdür. Kanunun öngördüğü yürütme ve uygulama yetkisinin kimde olduğunu belirler. Maddede prim, tebligat, bildirim şekli, idari para cezası veya süre düzenlenmez. Yürütme yetkisinin kapsamı ve sınırı (kanuna aykırı olmama) bakımından, yönetmelik çıkarma ve kanunun uygulanmasına ilişkin düzenleyici işlemler bu maddenin değil, Anayasa ve yürütmenin genel ilkelerinin konusudur. Sosyal güvenlik primleri (5510 m.80 ve sonrası) ile idari para cezalarının itirazı ve tahsili de bu maddenin konusu değildir.

Yürütme: hangi kavramlar bilinmeli?

Yürütme yetkisi
Kanunları uygulamak ve bunların gereğini yerine getirmek amacıyla idarenin sahip olduğu yetkidir. Bu maddede yetki Bakanlar Kuruluna verilmiştir.
Bakanlar Kurulu
Kanunun yürütülmesinden sorumlu tutulan kolektif yürütme organıdır. Kanunun uygulanmasına ilişkin düzenleme ve işlemleri Bakanlar Kurulu adına yapılır.

Yürütme: hangi şartlar aranır?

  • Kanunun uygulanmasını sağlayacak yetkili organın Bakanlar Kurulu olarak belirlenmiş olması gerekir.
  • Bakanlar Kurulunun yürütme işlemlerinin Kanun hükümlerine aykırı olmaması gerekir.

Yürütme: hangi sonuçları doğurur?

  • Bakanlar Kurulu, Kanunun uygulanmasına ilişkin yürütme işlemlerini bu madde uyarınca yapabilir.
  • Yürütme işlemleri Kanuna aykırı olamaz; aykırılık halinde yargı denetimine tabidir.
  • Madde, Kanunda düzenlenmeyen bir konuda yeni bir hak ya da yükümlülük kurmaz.

Yürütme yetkisi ile yasama düzenlemesi arasındaki fark nedir?

Bakanlar Kurulunun yürütme yetkisi, Kanunun uygulanmasını sağlamak amacıyla kullanılan idari bir yetkidir.

Kanunun kendisinin öngördüğü hak ve yükümlülükler ise yasama organının düzenlemesidir ve doğrudan kanun hükmüdür.

Bakanlar Kurulu yürütme işlemleriyle kanunun getirmediği yeni bir yükümlülük koyamaz; kanunla düzenlenen konuda işlem kanuna uygun olmak zorundadır.

Yürütme: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Bu maddeyi tek başına bir hak ya da yükümlülüğün dayanağı saymak; madde yalnızca yetki verir, hak doğurmaz.
  • Yönetmelik ve yürütme işlemlerini kanundan bağımsız, kanunun üstünde bir düzenleme sanmak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Uygulamada madde, tek başına bir hak ya da yükümlülük doğurmadığı için doğrudan dayanak olarak tartışılmamaktadır; ilgili uyuşmazlıklarda asıl belirleyici olan kanunun diğer maddeleridir. (10. Hukuk Dairesi, 2023/8703 E., 2023/8672 K., 25.09.2023; 10. Hukuk Dairesi, 2014/24922 E., 2016/6750 K., 26.04.2016)
  • Maddenin kendisine yapılan atıflar çoğunlukla başka maddelerin uygulanması sırasında yapılmakta, madde 109'un kendi başına anlamlı bir hüküm olarak işletildiği görülmemektedir. (İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2014/1008 E., 2021/608 K., 01.07.2021; İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/1236 E., 2019/147 K., 12.03.2019)

Nasıl ispat edilir?

  • Yürütme işleminin Kanuna uygunluğunu iddia eden taraf, işlemin Bakanlar Kurulu tarafından ve kanunun çizdiği sınırlar içinde yapıldığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • Kanuna aykırılık iddiasında bulunan taraf, işlemin kanuna aykırılığını ilgili kanun maddesi ile birlikte ortaya koymalıdır.
  • Bu maddeye dayanılarak tek başına bir hak talep edilemeyeceğinden, dayanak olarak ilgili esas hükmün de gösterilmesi gerekir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 5510 sayılı Kanun: Maddenin yürütme yetkisini verdiği kanun olup, uygulanmasına ilişkin işlemler bu kanun çerçevesinde yapılır.

Süreler

SüreMaddeHüküm
bir yılm.102(Değişik: 17/4/2008-5754/60 md.) Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle diğer kanunlarda aşağıda belirtilen fiiller için idari para cezası öngörülmüş olsa dahi ayrıca bu Kanunun; a) 1) 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddede…
bir aylıkm.102(Değişik: 17/4/2008-5754/60 md.) Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle diğer kanunlarda aşağıda belirtilen fiiller için idari para cezası öngörülmüş olsa dahi ayrıca bu Kanunun; a) 1) 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddede…
bir aym.102(Değişik: 17/4/2008-5754/60 md.) Kurumca dayanağı belirtilmek suretiyle diğer kanunlarda aşağıda belirtilen fiiller için idari para cezası öngörülmüş olsa dahi ayrıca bu Kanunun; a) 1) 8 inci maddesinin birinci fıkrası ile 61 inci maddede…
30 günm.102(Değişik ikinci fıkra: 17/1/2012-6270/11 md.) Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları…
15 günm.102(Değişik ikinci fıkra: 17/1/2012-6270/11 md.) Mahkeme kararına, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca yapılan tespitler veya diğer kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları…
on beş günm.102(Ek üç cümle: 16/5/2018-7144/16 md.) Kurumca, birinci fıkrada belirtilen bildirge, beyanname, belge veya defterlere istinaden sigortalıların ve çalışma gün sayılarının eksiksiz bildirilmesi şartıyla bildirilen prime esas kazanç tutarında,…
on beş gündürm.102Eksikliğin işverence tespit edilmesi durumunda bu süre; bildirge, beyanname, belge veya defterlerin Kuruma verilmesinden itibaren on beş gündür.
otuz günm.102Kurumca itirazı reddedilenler, kararın kendilerine tebliğ tarihinden itibaren otuz gün içinde yetkili idare mahkemesine başvurabilirler.
on yıllıkm.102İdarî para cezaları on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
altı ayım.103(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/54 md.) Kurum müfettişlerince yapılan inceleme veya soruşturma esnasında yapılan tespitlere bağlı olarak, oluşabilecek Kurum alacağı tahsilinin riske gireceğinin öngörülmesi hâlinde, en az üç müfettişten oluşan…
Altı aylıkm.103Altı aylık süre içinde inceleme veya soruşturma sonuçlanmaz ise durdurma kararı kendiliğinden kalkar ve bu tarihten itibaren muaccel olan alacakları ödenmeye devam olunur.
bir yıllıkm.103Söz konusu sağlık hizmeti sunucusunun devri hâlinde ise feshe neden olan Kurum alacakları tahsil edilmeden ve en az bir yıllık fesih süresi geçmeden devralan sağlık hizmeti sunucusu ile sözleşme yapılmaz.
üç yılm.103(Ek fıkra: 10/9/2014-6552/54 md.) 5237 sayılı Kanunda belirtilen ve Kurum zararına neden olan nitelikli dolandırıcılık suçunun işlendiği kesinleşmiş mahkeme kararıyla sabit görülmesi şartıyla; söz konusu fiillerin sağlık hizmeti…
bir yılm.107Bu Kanunda bahsi geçen yönetmelikler bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içerisinde çıkarılır.
2008 yılım.108(Değişik: 17/4/2008-5754/74 md.) Bu Kanunun; a) Geçici 20 nci maddesinin son fıkrası 1/1/2008 tarihinde, b) 72 nci ve 73 üncü maddeleri, geçici 6 ncı maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendi, geçici 7 nci maddesinin son fıkrası, geçici 9…

Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.

Konuda geçen kararlar

45 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026
    İlgili madde: m.105
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/167 E., 2025/331 K., 21.05.2025
    İlgili madde: m.106
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/1135 E., 2025/213 K., 09.04.2025
    İlgili madde: m.104, m.106
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2025/67 E., 2025/37 K., 12.02.2025
    İlgili madde: m.103
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/610 E., 2024/235 K., 15.05.2024
    İlgili madde: m.106
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2021/603 E., 2022/1756 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.102
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2021/457 E., 2022/1757 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.102
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2021/237 E., 2022/1758 K., 15.12.2022
    İlgili madde: m.107
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2021/17 E., 2022/1671 K., 06.12.2022
    İlgili madde: m.108
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2020/120 E., 2022/622 K., 28.04.2022
    İlgili madde: m.107
Diğer 35 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2019/779 E., 2022/411 K., 29.03.2022
    İlgili madde: m.107
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2018/340 E., 2020/805 K., 21.10.2020
    İlgili madde: m.102
  3. Ceza Genel Kurulu, 2019/345 E., 2020/370 K., 22.09.2020
    İlgili madde: m.102
  4. Ceza Genel Kurulu, 2019/344 E., 2020/369 K., 22.09.2020
    İlgili madde: m.102
  5. Ceza Genel Kurulu, 2019/343 E., 2020/368 K., 22.09.2020
    İlgili madde: m.102
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2016/2668 E., 2020/461 K., 24.06.2020
    İlgili madde: m.106
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2017/1965 E., 2020/35 K., 21.01.2020
    İlgili madde: m.108
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2015/1751 E., 2018/1790 K., 27.11.2018
    İlgili madde: m.105
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2015/3892 E., 2018/1554 K., 23.10.2018
    İlgili madde: m.106
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2015/914 E., 2018/472 K., 14.03.2018
    İlgili madde: m.105
  11. Hukuk Genel Kurulu, 2012/1834 E., 2013/778 K., 29.05.2013
    İlgili madde: m.105
  12. Hukuk Genel Kurulu, 2012/20 E., 2012/235 K., 21.03.2012
    İlgili madde: m.105
  13. Hukuk Genel Kurulu, 2010/586 E., 2010/615 K., 01.12.2010
    İlgili madde: m.105
  14. 10. Hukuk Dairesi, 2024/11412 E., 2025/842 K., 20.01.2025
    İlgili madde: m.108
  15. 10. Hukuk Dairesi, 2024/9459 E., 2024/9638 K., 07.10.2024
    İlgili madde: m.108
  16. 10. Hukuk Dairesi, 2024/9001 E., 2024/9487 K., 03.10.2024
    İlgili madde: m.108
  17. 10. Hukuk Dairesi, 2024/9665 E., 2024/9279 K., 30.09.2024
    İlgili madde: m.108
  18. 10. Hukuk Dairesi, 2023/8703 E., 2023/8672 K., 25.09.2023
    İlgili madde: m.109
  19. 10. Hukuk Dairesi, 2021/3569 E., 2021/13942 K., 10.11.2021
    İlgili madde: m.104
  20. 10. Hukuk Dairesi, 2021/3574 E., 2021/13947 K., 10.11.2021
    İlgili madde: m.104
  21. 10. Hukuk Dairesi, 2021/3575 E., 2021/13948 K., 10.11.2021
    İlgili madde: m.104
  22. 10. Hukuk Dairesi, 2021/3502 E., 2021/13875 K., 10.11.2021
    İlgili madde: m.104
  23. 10. Hukuk Dairesi, 2021/3577 E., 2021/13950 K., 10.11.2021
    İlgili madde: m.104
  24. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/4895 E., 2018/7860 K., 27.11.2018
    İlgili madde: m.103
  25. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/936 E., 2018/7865 K., 27.11.2018
    İlgili madde: m.103
  26. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/412 E., 2018/7564 K., 15.11.2018
    İlgili madde: m.103
  27. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2017/298 E., 2018/7565 K., 15.11.2018
    İlgili madde: m.103
  28. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2016/5381 E., 2018/5618 K., 06.06.2018
    İlgili madde: m.103
  29. 10. Hukuk Dairesi, 2014/24922 E., 2016/6750 K., 26.04.2016
    İlgili madde: m.109
  30. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2724 E., 2015/9002 K., 18.12.2015
    İlgili madde: m.106
  31. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2604 E., 2015/5898 K., 12.10.2015
    İlgili madde: m.107
  32. Danıştay 15. Daire Başkanlığı, 2013/2571 E., 2015/5725 K., 07.10.2015
    İlgili madde: m.107
  33. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi, 2022/863 E., 2026/251 K., 05.03.2026
    İlgili madde: m.107
  34. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2014/1008 E., 2021/608 K., 01.07.2021
    İlgili madde: m.109
  35. İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2015/1236 E., 2019/147 K., 12.03.2019
    İlgili madde: m.109

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 16.05.2018 (m.102).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 1. Sosyal Güvenlik Hukuku bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış