Anayasa › Cumhuriyetin temel organları › Yargı

Yargı: genel hükümler

Anayasa m.138–145Anayasa HukukuSon değişiklik: 21.01.2017 (m.142)

Kısaca

Anayasa'nın mahkemelerin bağımsızlığını düzenleyen 138. maddesi; hâkimlerin görevinde bağımsızlığını, vicdani kanaatlerine göre hüküm verme yetkisini, yargı yetkisine dışarıdan emir, talimat, genelge, tavsiye ve telkin verilmesinin yasaklanmasını, görülmekte olan dava hakkında Yasama Meclisinde soru sorulmasının ve görüşme yapılmasının yasaklanmasını ve mahkeme kararlarına yasama, yürütme ve idarenin uymasını ve kararları değiştirmemesini, yerine getirilmesini geciktirmemesini düzenler.

Kapsam

Bu konu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.138–145 hükümlerini kapsar.

Yürürlükten kaldırılmış: m.143, m.145.

Anayasa m.138 — Mahkemelerin bağımsızlığı

Anayasa'nın mahkemelerin bağımsızlığını düzenleyen 138. maddesi; hâkimlerin görevinde bağımsızlığını, vicdani kanaatlerine göre hüküm verme yetkisini, yargı yetkisine dışarıdan emir, talimat, genelge, tavsiye ve telkin verilmesinin yasaklanmasını, görülmekte olan dava hakkında Yasama Meclisinde soru sorulmasının ve görüşme yapılmasının yasaklanmasını ve mahkeme kararlarına yasama, yürütme ve idarenin uymasını ve kararları değiştirmemesini, yerine getirilmesini geciktirmemesini düzenler. Hâkim ve savcıların teminatını (m.139), meslek ve özlük işlerini (m.140), duruşmaların açıklığını (m.141), mahkemelerin kuruluşunu ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yapısını düzenlemez (m.159). Maddenin yalnızca yargı yetkisini kullanan mahkemeler ve hâkimler ile onlara yönelik dış müdahaleler bakımından uygulandığı, idari işlemlerin yargı denetimine ilişkin kuralların bu maddede aranmayacağı kabul edilmelidir. Mahkeme kararlarının infazına ilişkin usul kuralları ile icra hukuku düzenlemeleri bu maddenin kapsamı dışında kalır."

Mahkemelerin bağımsızlığı: hangi kavramlar bilinmeli?

Mahkemelerin bağımsızlığı
Mahkemelerin ve hâkimlerin yargı yetkisini yasama, yürütme ve diğer organlardan ya da kişilerden etkilenmeden kullanmasıdır. Bağımsızlık, hâkimin hüküm verirken dış etkiye karşı korunmasını ifade eder.
Vicdani kanaat
Hâkimin delilleri ve hukuki durumu değerlendirirken ulaştığı, ancak Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olması gereken iç kanaatidir. Bu kanaat hâkimin takdirine bağlıdır, fakat hukuk düzenine bağlılık koşuluna tabidir.
Emir ve talimat
Yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemeye veya hâkime bağlayıcı nitelikte verilen buyruklardır. Yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili olmayan idari nitelikteki yönlendirmeler bu kavramın kapsamına girmez.
Genelge, tavsiye ve telkin
Mahkemelere ya da hâkimlere yargısal kararlarında hangi yönde karar vermeleri gerektiğini bildiren yazılı veya sözlü yönlendirmelerdir. Maddede, yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin olanlar yasaktır.
Kesin hüküm
Yargı kararının artık aksinin ileri sürülemeyeceği niteliğidir. Madde metni bu terimi kullanmasa da, yargı kararının yasama ve yürütme tarafından değiştirilememesi ilkesi bu niteliğin devamı olarak okunur.

Mahkemelerin bağımsızlığı: hangi şartlar aranır?

  • Yargı yetkisinin, bağımsız ve tarafsız mahkemeler ile görevlerinde bağımsız hâkimler tarafından kullanılması gerekir.
  • Hâkim, hüküm verirken Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre karar vermelidir.
  • Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir veya talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz.
  • Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.
  • Mahkeme kararının yerine getirilmesi, yasama, yürütme ve idare tarafından geciktirilmemelidir; bu organlar kararı hiçbir suretle değiştirememelidir.

Mahkemelerin bağımsızlığı: hangi sonuçları doğurur?

  • Yasama, yürütme ve idare mahkeme kararına uymak zorundadır.
  • Yasama, yürütme ve idare mahkeme kararını hiçbir suretle değiştiremez.
  • Yasama, yürütme ve idare mahkeme kararının yerine getirilmesini geciktiremez.
  • Bir organ, makam, merci veya kişi hâkime yargı yetkisinin kullanılmasında emir veya talimat verirse bu, anayasal yasağa aykırılık oluşturur ve ceza hukuku açısından ayrıca değerlendirilir.
  • Görülmekte olan dava hakkında Yasama Meclisinde soru, görüşme veya beyan yapılması anayasal yasağa aykırıdır.
  • Hâkimin hüküm vermesi, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygunluk ile vicdani kanaat ölçütüne bağlıdır.

Yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili müdahale ile yargı yetkisiyle ilgili olmayan idari yönlendirme arasındaki fark nedir?

Hâkimlere emir, talimat, tavsiye veya telkin niteliğinde yargısal kararı etkileyen müdahale, Anayasa m.138/2 kapsamındadır.

Kalem işleri, personel yönetimi gibi yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili olmayan idari nitelikteki genelgeler kapsam dışındadır.

Yargısal karara etki eden müdahaleler yasaktır; idari nitelikteki genelgeler bağımsızlığı zedelemez.

Yasama Meclisinde genel tartışma ile görülmekte olan somut dava hakkında soru ve görüşme arasındaki fark nedir?

Görülmekte olan somut bir dava hakkında Meclis'te soru sorulması, görüşme yapılması veya beyanda bulunulması yasaktır.

Genel hukuk politikasına ilişkin tartışmalar ve yasama faaliyeti bu yasağın kapsamında değildir.

Yasama organı somut davaya ilişkin kanal açamaz; yasama yetkisi kullanımı ise sürer.

Yasama ve yürütmenin mahkeme kararına uyma yükümlülüğü ile kararların değiştirilmesi ve geciktirilmesi arasındaki fark nedir?

Yasama, yürütme ve idare mahkeme kararına uymak ve kararı değiştirmemek zorundadır.

Kararın yerine getirilmesine ilişkin usul kuralları ayrı bir hukuki rejime tabidir ve bu madde doğrudan usul hükmü koymaz.

Kararın değiştirilmesi ve geciktirilmesi anayasal olarak yasaklanmıştır.

Mahkemelerin bağımsızlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Anayasa m.138'in dar anlamda sadece hâkimler için bir yasak getirdiğini düşünmek; oysa madde yasama, yürütme ve idareyi de kararlara uymakla yükümlü kılar.
  • Yargı yetkisiyle ilgili olmayan idari genelgeleri de yargısal bağımsızlığa aykırı saymak; kalem işleri ve personel yönetimine ilişkin genelgeler kapsam dışındadır.
  • Yasama Meclisindeki yasağı genel hukuk tartışmalarına da uygulamak; yasak yalnızca görülmekte olan somut bir dava hakkında geçerlidir.
  • Mahkeme kararının yerine getirilmesinin geciktirilmesini yalnızca açık bir ret olarak görmek; fiili gecikme de m.138/4 kapsamında değerlendirilmelidir.
  • Hâkimin vicdani kanaatini sınırsız takdir olarak okumak; kanaat Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yasama ve yürütme organlarının mahkeme kararlarına uyma yükümlülüğünün, kararların değiştirilmemesi ve yerine getirilmesinin geciktirilmemesi biçiminde üç ayrı yönüyle işlediği kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/803 E., 2025/1504 K., 24.12.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1066 E., 2024/1662 K., 03.10.2024)
  • Anayasa m.138/1 hükmünün, hâkimin hüküm verirken Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun vicdani kanaatine göre karar vermesi gerektiği yönünde uygulandığı görülmektedir. (Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/3117 E., 2025/2230 K., 12.12.2025)
  • Yargı kararlarının yasama ve yürütme tarafından değiştirilemeyeceği ilkesinin, kararın kesin hüküm niteliğiyle birlikte ele alındığı görülmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/803 E., 2025/1504 K., 24.12.2025; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1066 E., 2024/1662 K., 03.10.2024)
  • Anayasa m.138'in yargı yetkisine ilişkin genel ilkeleri koyduğu; bu nedenle somut uyuşmazlıkta delil değerlendirmesi ve hukuki nitelendirme gibi konularda yorum yapılırken m.138'e atıf yapıldığı görülmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/3141 E., 2021/1691 K., 16.12.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2018/252 E., 2021/820 K., 22.06.2021)
  • Anayasa'nın 138. maddesine dayalı itiraz ve iddiaların, yargı yetkisinin kullanımına ilişkin özel ilkeler bağlamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/644 E., 2022/116 K., 10.02.2022)

Nasıl ispat edilir?

  • Yasama, yürütme veya idarenin mahkeme kararına uymadığı, kararı değiştirdiği ya da yerine getirilmesini geciktirdiği iddiasını ileri süren taraf, bu aykırılığı belgeyle ispatlamalıdır; kararın tebliğine, icra dosyasına ve idarenin yazışmalarına dayanılabilir.
  • Hâkime emir, talimat, genelge, tavsiye veya telkin verildiği iddiası ileri sürülürse, bunu ileri süren taraf yazılı belge, tutanak veya tanık beyanıyla ispatlamalıdır; yazılı kayıt tanık beyanına üstündür.
  • Görülmekte olan dava hakkında Meclis'te soru sorulduğu, görüşme yapıldığı ya da beyanda bulunulduğu iddiasında, Meclis tutanakları esas delil olarak kullanılır.
  • Müdahalenin yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili olmadığı ya da idari nitelikte bulunduğu savunmasını yapan taraf, bu savunmasını ilgili yazının içeriğiyle ispatlamalıdır.
  • Hâkimin vicdani kanaatine göre karar verdiği savı, gerekçeli kararın içeriğiyle değerlendirilir; kararın hukuka aykırılığı iddiası üst derece yargılamasında ileri sürülmelidir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.9: Yargı yetkisinin Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağını belirtir; m.138'in dayanağı ve bağımsızlık ilkesinin temelidir.
  • 2709 sayılı Kanun m.139: Hâkimlik teminatını düzenler; m.138'deki bağımsızlık ilkesinin güvencesidir ve azl, emeklilik ve özlük haklarına ilişkin sınırları belirler.
  • 2709 sayılı Kanun m.140: Hâkim ve savcıların mesleğini, özlük işlerini ve idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlılığını düzenler; m.138'deki bağımsızlığın sınırlarını çizer.
  • 2709 sayılı Kanun m.159: Hâkimlerin ve savcıların özlük işlerine bakan Hâkimler ve Savcılar Kurulunu düzenler; bağımsızlığın korunmasında kurumsal bir güvencedir.

Anayasa m.139 — Hakimlik ve savcılık teminatı

Anayasa m.139, hakimler ve savcılar için üç temel teminatı düzenler: azledilmeme, Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılmama ve bir mahkeme ya da kadronun kaldırılması sebebiyle bile olsa aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılmama. Ayrıca bu teminatların istisnalarını (meslekten çıkarmayı gerektiren suç hükmü, sağlık nedeniyle görevi yerine getirememe, meslekte kalmanın uygun olmadığına karar verilmesi) kanundaki istisnalara bırakır. Hükmün öznesi hakim ve savcılardır. Hakim ve savcıların nitelikleri, atanma, meslekte ilerleme, görev yeri değişikliği, disiplin ve özlük işleri gibi konuları madde doğrudan düzenlemez; bunlar m.140 uyarınca kanunla düzenlenir. Yaş sınırının kendisi (65) m.139'da değil m.140'ta yer alır. Hâkimlerin Adalet Bakanlığına idari görev bakımından bağlılığı (m.140), Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kuruluşu ve görevleri (m.159) ile yargı bağımsızlığı ve hâkimlerin görevi yönünden bağımsızlığı (m.138) bu maddede düzenlenmez.

Hakimlik ve savcılık teminatı: hangi kavramlar bilinmeli?

Azledilmeme (azlolunamama)
Hakim ve savcının, kanunda öngörülen hâller dışında ve yetkili merci kararıyla görevden uzaklaştırılamaması güvencesidir. Madde metni bu güvenceyi genel olarak ifade eder; istisnalar madde ikinci fıkrasında ayrıca sayılmıştır.
Emekliye ayrılma yaşı
Madde metninde sayısal olarak yazılmayıp Anayasada gösterilen yaştır. Bu yaş m.140 uyarınca altmış beş yaştır; hakim ve savcı kendisi istemedikçe bu yaştan önce emekliye ayrılamaz.
Mali teminat (aylık ve ödeneklerden yoksun kılınamama)
Hakim ve savcının aylık, ödenek ve diğer özlük haklarının bir mahkeme veya kadronun kaldırılması gerekçesiyle dahi elinden alınamamasını ifade eden güvencedir.
Meslekten çıkarmayı gerektiren suç
Hakim ve savcılığın itibarını ve güvenini sarsan, mesleği sürdürmeyi olanaksız kılan suçtur. Hangi suçların bu niteliğe sahip olduğu madde metninde sayılmaz; kanunla belirlenir.
Kanundaki istisnalar
Madde ikinci fıkrasındaki üç hâl bakımından teminatın işlemeyeceğini kabul eden, ayrıntısı kanunda yer alan düzenlemedir. İstisnanın kapsamı ve uygulanma usulü yasa koyucunun takdirinde bırakılmıştır.

Hakimlik ve savcılık teminatı: hangi şartlar aranır?

  • Azledilmeme bakımından, hakim veya savcının görevden çıkarılmasının kanunda öngörülen istisna hâllerinden birine dayanması gerekir; aksi hâlde görevden uzaklaştırma teminata aykırıdır.
  • Emekliye ayrılma bakımından, hakim veya savcının kendi isteği olmadan Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye sevk edilmemesi gerekir.
  • Mali teminat bakımından, bir mahkeme veya kadro kaldırılmış olsa bile hakim veya savcının aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun bırakılmaması gerekir.
  • İstisna olarak meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giyilmiş olması hâlinde, teminat kanundaki istisnalar çerçevesinde sınırlanabilir.
  • İstisna olarak görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılan kişi hakkında, teminat kanundaki istisnalar çerçevesinde sınırlanabilir.
  • İstisna olarak meslekte kalmasının uygun olmadığına karar verilen kişi hakkında, teminat kanundaki istisnalar çerçevesinde sınırlanabilir.
  • Her üç istisna bakımından da kanunda açıkça düzenlenmiş bir dayanağın bulunması gerekir; istisnaların kanunla düzenlenmemesi hâlinde teminatın kapsamı daraltılamaz.

Hakimlik ve savcılık teminatı: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakim veya savcı, kanunda öngörülen istisna hâllerinin dışında azledilemez.
  • Hakim veya savcı kendisi istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz.
  • Bir mahkeme veya kadro kaldırılsa bile hakim veya savcının aylık, ödenek ve diğer özlük hakları elinden alınamaz.
  • Meslekten çıkarmayı gerektiren bir suçtan hüküm giyen kişi hakkında kanundaki istisnalar uygulanabilir.
  • Görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılan kişi hakkında kanundaki istisnalar uygulanabilir.
  • Meslekte kalmasının uygun olmadığına karar verilen kişi hakkında kanundaki istisnalar uygulanabilir.
  • Kanundaki istisnalara dayanmayan bir azil, emekliye sevk veya mali haklardan yoksun bırakma işlemi Anayasaya aykırı olur.

Azledilmeme ile emekliye sevk edilmeme arasındaki fark nedir?

Azledilmeme, hakim ve savcının görevden çıkarılmasına karşı güvencedir ve görevde kalmayı korur.

Emekliye sevk edilmeme, yaş sınırına kadar hizmet görmeyi korur ve kendi isteği dışında emekliye ayrılmayı önler.

Her ikisinin istisnası da aynı ikinci fıkraya bağlıdır; ancak yaş sınırına ulaşma, azil dışında bir emekliye sevk yolu olarak ayrı değerlendirilir.

Genel teminat ile istisnai hâller arasındaki fark nedir?

Genel kural, azledilmeme, yaştan önce emekliye sevk edilmeme ve mali teminattır.

İstisnai hâller, meslekten çıkarma gerektiren suç, sağlık nedeniyle görev yapamama ve meslekte kalmanın uygun olmaması hâlleridir.

İstisnai hâllerde teminat kanundaki düzenlemeye göre sınırlanabilir; bu hâller dışında teminat tam olarak korunur.

Mali teminat ile kadro veya mahkemenin kaldırılması arasındaki fark nedir?

Mali teminat, hakimin aylık ve ödeneklerinin korunmasını ifade eder.

Kadro veya mahkemenin kaldırılması, idari bir yapılanma değişikliğidir.

Yapısal değişiklik gerekçe gösterilse de hakimin aylık ve özlük haklarından yoksun bırakılması maddede açıkça yasaklanmıştır.

Hakimlik ve savcılık teminatı: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Madde metnindeki yaş sınırını m.139 içinde aramak; yaş sınırı m.140'ta yer alır ve metinde sayısal olarak yazılmamıştır.
  • Mahkeme veya kadro kaldırıldığı için aylık ve ödenekleri kesmenin hukuka uygun olacağını düşünmek; madde bunu açıkça yasaklar.
  • Meslekten çıkarmayı gerektiren suç, sağlık nedeni ve uygunsuzluk hallerini madde metninde tanımlanmış sanmak; bu hâller kanunla belirlenir.
  • İstisna hâllerinin kanunda düzenlenmesini beklemeden doğrudan Anayasa hükmüne dayanarak azil veya emekliye sevk yapmak.
  • Kendi isteği üzerine emekliye ayrılma ile re'sen emekliye sevk arasındaki farkı göz ardı etmek; yalnız kendi istemi hâlinde yaş sınırından önce ayrılma mümkündür.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa Mahkemesi, hâkimlik teminatının yalnız azlolunamama ile sağlanamayacağını, yürütme veya yasama organının azil dışı yollarla da hâkimin mesleki hayatı ve özlük hakları üzerinde etkili olamayacağını kabul etmektedir. (5. Daire, 2017/4242 E., 2021/4538 K., 14.12.2021)
  • Hâkimlik teminatının kanuni düzenlemesinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına uygun yapılması gerektiği, aksi hâlde düzenlemenin Anayasaya aykırı sayılacağı kabul edilmektedir. (5. Daire, 2017/4242 E., 2021/4538 K., 14.12.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Azledilmeme, emekliye sevk veya mali haklardan yoksun bırakma iddiasını ileri süren hakim veya savcı, işlemin m.139 kapsamına girdiğini ve bir istisnaya dayanmadığını ispatlamakla yükümlüdür.
  • İdare veya kurum, uyguladığı işlemin ikinci fıkradaki istisnalardan birine ve kanuni dayanağa dayandığını ispat etmekle yükümlüdür; istisnanın koşulları (mahkûmiyet kararı, sağlık raporu, meslekte kalmanın uygunsuzluğuna ilişkin karar) ilgili resmi belgelerle gösterilir.
  • Mahkûmiyet nedeniyle istisna söz konusuysa, kesinleşmiş ceza mahkûmiyeti kararı ve suçun meslekten çıkarmayı gerektiren niteliği belgelerle ortaya konulur.
  • Sağlık nedeniyle istisna söz konusuysa, görevini yerine getiremeyeceğinin kesin olarak anlaşıldığını gösteren sağlık kurulu raporu gerekir.
  • Kadro veya mahkemenin kaldırılması hâlinde, mali hakların korunduğu ve yoksun bırakılmadığı işlemin kendisinden ya da ilgili yazılardan anlaşılır.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.140: Hâkim ve savcıların niteliklerinin, aylık ve ödeneklerinin, meslekte ilerlemelerinin ve disiplin işlerinin kanunla düzenleneceğini belirler. Yaş sınırını (65) da bu fıkrada gösterir; bu nedenle m.139'daki emekliye ayrılma yaşının kaynağıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.159: Hâkim ve savcıların özlük işlerinde karar yetkisi olan Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kuruluş ve görevlerini düzenler; teminatın kurumsal güvencesini oluşturur.
  • 2709 sayılı Kanun m.138: Hâkimlerin görevlerinde bağımsız olduğunu ve yargı yetkisine müdahale edilemeyeceğini düzenler; m.139'daki teminatlar bu bağımsızlığın kişisel güvencesidir.

Anayasa m.140 — Hakimlik ve savcılık mesleği

Anayasa'nın 140. maddesi, hakim ve savcılığın mesleki yapısını düzenler: adli ve idari yargıda hakim ve savcı olarak görev yapılması, bu görevlerin meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütülmesi, hakimlerin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa etmesi, hakim ve savcıların özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi, yaş haddi, yasak görevler ve idari görevler bakımından Adalet Bakanlığına bağlılık ile adalet hizmetindeki idari görevlerde çalışanların statüsü konularını kapsar. Madde, hakim ve savcılara uygulanır. Hakimlik teminatının kapsamındaki azledilmezlik ve emekliye sevk edilmeme güvencesi (m.139), yargı bağımsızlığının genel ilkesi (m.138), Hakimler ve Savcılar Kurulunun görev ve oluşumu (m.159) ile Adalet Bakanlığının denetimi (m.144) bu maddede düzenlenmez.

Hakimlik ve savcılık mesleği: hangi kavramlar bilinmeli?

Hakimlik teminatı
Hakimlerin bağımsız karar verebilmesini sağlayan güvenceler bütünüdür. Azledilmeme, yaş haddinden önce emekliye sevk edilmeme ve maaş ile özlük haklarından yoksun bırakılmama gibi unsurları içerir.
Meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütme
Adli ve idari yargıdaki hakim ve savcılık görevlerinin, bu mesleğe kanunla kabul edilmiş kişiler tarafından yapılması zorunluluğudur. Bu görevlerin meslek dışından kişilere verilmesini engeller.
İdari görevler bakımından Adalet Bakanlığına bağlılık
Hakim ve savcıların yalnızca idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olmasıdır. Yargısal görevler bu bağlılığın kapsamı dışındadır.
Adalet hizmetindeki idari görevler
Hakim ve savcı olup adalet hizmetinde idari görev üstlenen kişilerin görevidir. Bu kişiler hakim ve savcılara ilişkin hükümlere tabidir ve aynı hakları kullanır.
Yaş haddi
Hakim ve savcıların hizmet görebileceği üst yaş sınırıdır. Madde metninde altmışbeş yaş olarak belirlenmiştir; askeri hakimlerin yaş haddi kanunla gösterilir.

Hakimlik ve savcılık mesleği: hangi şartlar aranır?

  • Hakim veya savcılık görevinin, meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütülmesi gerekir.
  • Hakimlerin görevini mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre yapması gerekir.
  • Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları, ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görev ve görev yerinin değiştirilmesi, disiplin ve soruşturma işleri ile meslek içi eğitim gibi özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerekir.
  • Hakim ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görür; askeri hakimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir.
  • Hakim ve savcılar, kanunda belirtilenler dışında resmî veya özel hiçbir görev alamaz.
  • Hakim ve savcılar yalnızca idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olur; yargısal görevleri bakımından bu bağlılık söz konusu değildir.
  • Adalet hizmetinde idari görev yapan hakim ve savcılar, hakim ve savcılara ilişkin hükümlere tabi olur ve bu sınıf ve derece esaslarından ve haklardan yararlanır.

Hakimlik ve savcılık mesleği: hangi sonuçları doğurur?

  • Hakim ve savcılar altmışbeş yaşını bitirinceye kadar hizmet görür.
  • Askeri hakimlerin yaş haddi, yükselme ve emeklilikleri kanunda gösterilir; bu konu ayrı bir kanuni düzenlemeye bağlanmıştır.
  • Hakim ve savcılar, kanunda belirtilenler dışında resmî veya özel hiçbir görev alamaz; bu yasağa aykırı görev alınması, madde kapsamında kanuni sınırın aşılması anlamına gelir.
  • Hakim ve savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlılığı, yargısal görevlerine yansımaz.
  • Özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi, bu işlerin yürütme organının takdirine bırakılmadığı anlamına gelir; düzenleme mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına uygun olmak zorundadır.
  • Bu esaslara aykırı bir kanuni düzenleme Anayasaya aykırı olur (uygulamaEgilimi alanında değerlendirilmiştir).

Yargısal görev ile idari görev arasındaki fark nedir?

Hakim ve savcının davaya bakması, karar vermesi veya dava açması gibi yargısal görevleri.

Adalet hizmetindeki yönetsel işleri, örneğin idari görevleri.

Adalet Bakanlığına bağlılık yalnızca idari görevler için vardır; yargısal görevlerde hakim bağımsızdır.

Hakim ile adalet hizmetinde idari görevde çalışan hakim veya savcı arasındaki fark nedir?

Doğrudan hakimlik veya savcılık görevini yürüten kişi.

Hakim veya savcı olup idari görevde çalışan kişi.

İkinci grup da hakim ve savcılara ilişkin hükümlere tabi olur ve aynı hakları kullanır; sınıflandırma ve derecelendirme hakim ve savcılara ait esaslara göre yapılır.

Adli yargı hakim ve savcısı ile idari yargı hakim ve savcısı arasındaki fark nedir?

Adli yargıda görev yapan hakim ve savcılar.

İdari yargıda görev yapan hakim ve savcılar.

Madde iki yargı kolunu da aynı mesleğin parçası sayar; her iki kolda da görev meslekten hakim ve savcılar eliyle yürütülür.

Hakimlik ve savcılık mesleği: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Yaş haddini kanunda gösterilen sınır olarak değil, Anayasa'daki altmışbeş yaşla sınırlı olmayan bir yaş olarak okumak; m.140 altmışbeş yaşı açıkça belirlemiştir ve askeri hakimler için ayrı kanuni düzenleme vardır.
  • Hakimlerin idari görevler bakımından Adalet Bakanlığına bağlı olmasını yargısal görevlerine de teşmil etmek; bağlılık yalnızca idari görevlerle sınırlıdır.
  • Adalet hizmetinde idari görev yapan hakim veya savcıyı hakim ve savcılara ilişkin hükümlerin dışında saymak; bu kişiler aynı hükümlere tabidir.
  • Özlük işlerinin kanunla düzenlenmesini yürütme organına yetki verilmesi anlamına okumak; düzenleme mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına uygun olmalıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Anayasa m.140'ta sayılan özlük işlerinin kanunla düzenlenmesinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına uygun olması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2019/269 E., 2021/6242 K., 14.12.2021; 10. Daire, 2017/4212 E., 2021/6052 K., 07.12.2021)
  • Hakimlik teminatının gerçekleştirilebilmesi için hakimlerin tayin, terfi, nakil, denetim ve disiplin işlerinin yürütme organı dışında bir organca yürütülmesinin zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (10. Daire, 2019/269 E., 2021/6242 K., 14.12.2021; 10. Daire, 2017/4212 E., 2021/6052 K., 07.12.2021)

Nasıl ispat edilir?

  • Hakim veya savcının idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığına bağlı olduğunu ileri süren taraf, bu bağlılığın idari görev niteliğini ispatlamakla yükümlüdür; görevin niteliği çoğunlukla atama yazısı ve görev tanımı gibi resmi belgelerle belirlenir.
  • Hakim veya savcının kanunda belirtilenler dışında bir görev aldığını ileri süren taraf, bu görevin hukuki dayanağını ve kanuni istisnayı gösterecek belgelerle ispatlamakla yükümlüdür.
  • Özlük işlemine (atama, nakil, disiplin gibi) karşı çıkan taraf, işlemin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına aykırı olduğunu ileri sürer ve bunu işlemin dayanağı belge ve kanun metniyle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.139: Azledilmeme, emekliye sevk edilmeme ve maaş ile özlük haklarından yoksun bırakılmama güvencelerini düzenler; m.140'ın özlük işlerine ilişkin hükmüyle birlikte hakimlik teminatını oluşturur.
  • 2709 sayılı Kanun m.138: Hakimlerin görevlerinde bağımsızlığını ve yargı yetkisine müdahale yasağını düzenler; m.140'ın bağımsızlık ilkesinin dayanağıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.144: Adalet hizmetlerinin ve hakim ile savcıların idari görevlerinin Adalet Bakanlığınca denetimini düzenler; m.140'taki idari görevler bakımından bağlılığın uygulama alanıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.159: Hakimler ve Savcılar Kurulunun görev ve oluşumunu düzenler; m.140'ta sayılan özlük işlerinin hangi organca yürütüleceğini tamamlar.

Anayasa m.141 — Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması

Anayasa'nın 141. maddesi, mahkemelerde duruşmaların açıklığı (aleniyet) ilkesini, bu ilkenin istisnasını oluşturan kapalı duruşma koşullarını, küçüklerin yargılanmasına ilişkin özel düzenlemeye yollamayı, bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunluluğunu ve davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması ilkesini düzenler. Hüküm, Anayasa'nın tanıdığı ölçüde tüm mahkemelerin yargılamalarını kapsar. Maddenin ayrıntılı usul kurallarını düzenlemez; bunlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu gibi usul kanunlarındadır (ör. aleniyetin ayrıntıları ve gizli duruşmanın usulü için 6100 sayılı Kanun m.28). Kapalı duruşmanın tutanağa geçirilmesi, gerekçenin içeriği ve kanun yolu incelemesi ayrı maddelerde düzenlenir. Duruşma gününün ertelenmesi, tebligat ve tahkikat usulü ile kanun yolu süreleri de maddenin kapsamında değildir.

Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması: hangi şartlar aranır?

  • Duruşmanın kapalı yapılabilmesi için genel ahlakın veya kamu güvenliğinin bulunması gerekir; bu gerekçenin 'kesin olarak' gerekli kılması şarttır.
  • Kapalılık kararının, genel ahlak veya kamu güvenliği dışında, yargılamaya ilişkin kişilerin korunmaya değer üstün menfaatinin kesin olarak gerekli kılması durumunda da verilebilmesi için bu gerekçenin somut olarak ortaya konması gerekir; genel bir gizlilik isteği yeterli değildir.
  • Kapalılık kararı taraflardan birinin talebi üzerine veya mahkemenin resen takdiriyle verilebilir; bu karar, kapalılığı gerektiren sebebin tutanakta gösterilmesini de içermelidir.
  • Küçüklerin yargılanmasında genel kurallardan ayrılan bir düzenleme bulunması için kanunla özel hüküm konulmuş olması gerekir.
  • Mahkeme kararının gerekçeli yazılması zorunludur; kısa ya da salt sonuç bildiren karar bu şarta uymaz.
  • Yargılamanın süratle ve en az giderle sonuçlandırılması mahkemenin görevi olarak gözetilmelidir; bu görev adaletin sağlanmasının önüne geçemez.

Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması: hangi sonuçları doğurur?

  • Duruşma kapalı yapılmaya karar verildiğinde, bunun genel ahlak veya kamu güvenliğinin kesin gerekliliğine dayandığı gösterilmelidir; aksi halde kapalılık kararı hukuka aykırı olur.
  • Kapalı duruşma istisna olduğundan, mahkeme yalnızca bir kısmı veya bazı duruşmaları kapalı yapabilir; aslolan açıklıktır.
  • Kapalı duruşma kararının gerekçesi esas hakkındaki karar ile birlikte açıklanmalıdır.
  • Küçüklerin yargılanmasında kimliğin korunması amacıyla kanunla özel hükümler uygulanır.
  • Mahkemenin her türlü kararı gerekçeli yazılmadığında karar Anayasa'ya aykırı olur ve üst derece mahkemesince bozulabilir.
  • Davaların en az giderle ve süratle sonuçlandırılması mahkemenin görevidir; bu görevin yerine getirilmemesi tek başına hak ihlali doğurmaz, ancak adil yargılanma ilkesi ile birlikte değerlendirilir.

Açık duruşma ile kapalı duruşma arasındaki fark nedir?

Kural olarak tüm duruşmalar herkese açıktır ve dinleyicilere kapatılamaz.

Kapalı duruşma yalnız genel ahlak veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde mümkündür.

Kapalılık kararı istisnai olduğundan, gerekçesi somut biçimde gösterilmeyen kapalı duruşma usule aykırılık oluşturur.

Genel kural ile küçüklerin yargılanması arasındaki fark nedir?

Yetişkinlerin yargılamasında duruşma açıklığı ve genel usul kuralları geçerlidir.

Küçükler bakımından kanunla özel hükümler konulması öngörülmüştür; kimliğin korunması bu amaçla yapılır.

Küçüklere ilişkin yargılama genel kurallardan ayrılabilir, ancak bu ayrım yalnız kanunla yapılabilir.

Karar sonucu ile gerekçeli karar arasındaki fark nedir?

Hükmün sonucunun (kısa karar) bildirilmesi ile yetinilmesi.

Her türlü kararın hangi nedenle verildiğinin yazılı olarak ortaya konulması.

Gerekçesiz karar anayasal şarta uymaz ve Yargıtay denetimine elverişli olmaz; bu nedenle bozma sebebidir.

Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Anayasa m.141/1'deki 'kesin olarak gerekli' ölçütünü gözetmeksizin, her hassas davayı veya her sadakatsizlik iddiasını kapalı duruşma sebebi saymak; ölçüt gerçek bir kesin zorunluluk aramalıdır.
  • Kapalılık kararının gerekçesini tutanağa geçirmeden yalnız sonucu bildirmek; gerekçe tutanakta gösterilmelidir.
  • Gerekçeli karar zorunluluğunu yalnız esas hakkındaki hükümlere uygulamak; her türlü karar, örneğin ara karar veya ihtiyati tedbir reddi, gerekçeli yazılmalıdır.
  • Tek cümleyle 'şartlar oluşmamıştır' diyerek gerekçe yerine geçirmek; bu yeterli gerekçe sayılmaz.
  • Gerekçenin kısa tutulmasını sadeleştirme sanmak; gerekçe, sonuca götüren maddi ve hukuki nedenleri ortaya koymalıdır.
  • Yargılamanın süratle sonuçlandırılmasını adaletin sağlanmasından üstün tutmak; Anayasa m.141/4 'mümkün olan süratle' ifadesiyle adaletin sağlanmasını birlikte gözetmeyi öngörür.
  • Küçüklerin yargılanmasında Anayasa'nın doğrudan uygulanabilen bir özel usul hükmü olduğunu sanmak; özel rejim kanunla konulur.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi, gerekçesiz veya tek cümleyle 'şartlar oluşmadığı' yazılmış kararları Anayasa m.141/3 kapsamında yetersiz bularak bozmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2024/6 E., 2024/657 K., 11.12.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2022/891 E., 2023/433 K., 10.05.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2018/481 E., 2021/1749 K., 23.12.2021)
  • Gerekçenin asgari içeriği; tarafların iddia ve savunmalarının özeti, incelenen hukuki olay, sonuca götüren gerekçe ve delillerin değerlendirilmesi olarak kabul edilmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1209 E., 2022/1284 K., 22.09.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2018/481 E., 2021/1749 K., 23.12.2021)
  • Gerekçe zorunluluğu, Yargıtay denetiminin yapılabilmesi için gerekli görülmektedir; denetlenebilir bir gerekçe bulunmayan karar bozulmaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1209 E., 2022/1284 K., 22.09.2022; Ceza Genel Kurulu, 2019/31 E., 2019/309 K., 11.04.2019)
  • Aleniyet ilkesinin ihlali, sonuca etkili değilse kendi başına istinaf ve temyiz sebebi sayılmamaktadır. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1053 E., 2023/1735 K., 08.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Kapalı duruşma kararına karşı çıkan taraf, kapalılık kararının gerekçesinin tutanakta gösterilmediğini veya genel ahlak ya da kamu güvenliğinin kesin gerekliliğinin bulunmadığını ileri sürer; bu hususu tutanak üzerinden ispatlar.
  • Duruşmanın aleniliği, duruşma tutanağında gösterilmelidir; tutanakta bu bilginin yer almaması, aleniyete aykırılığın ispatı açısından önemli bir delil olarak değerlendirilir.
  • Gerekçesiz kararın varlığı ispat konusu değildir; karar metninin kendisi incelenerek gerekçenin bulunup bulunmadığı tespit edilir.
  • Kapalı duruşma kararının gerekçesini mahkeme yazılı olarak açıklamak zorundadır; gerekçenin bulunmaması, kararın denetlenmesini zorlaştıran bir eksiklik olarak değerlendirilir.
  • Küçüklere ilişkin özel usul kuralının uygulanıp uygulanmadığı, dosya içeriğinden ve ilgili kanun hükmünden tespit edilir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Anayasa m.36: Adil yargılanma hakkını düzenler; aleniyet ve gerekçeli karar ilkeleri bu hakkın unsurları olarak değerlendirilir.
  • 6100 sayılı Kanun m.28: Medeni yargılamada aleniyet ilkesini ve gizli duruşma koşullarını ayrıntılı olarak düzenler; Anayasa m.141'in usul karşılığıdır.
  • 6100 sayılı Kanun m.297: Hüküm fıkrası ve gerekçe içeriğini düzenler; Anayasa m.141/3'teki gerekçe zorunluluğunu usul kuralına bağlar.
  • 5271 sayılı Kanun m.182: Ceza yargılamasında duruşmanın aleniyetini ve kapalı yapılma koşullarını düzenler; Anayasa m.141'in ceza yargılamasındaki karşılığıdır.

Anayasa m.142 — Mahkemelerin kuruluşu

Anayasa m.142, mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin kanunla düzenlenmesini öngörür. Ayrıca disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkeme kurulmasını yasaklamakta, savaş halinde ve asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlara bakmak üzere askerî mahkeme kurulabileceğini belirtmektedir. Kuralın muhatabı devlet organları, özellikle yasama ve yürütmedir; maddede bireysel bir hak tanınmamaktadır. Madde; yargı bağımsızlığının ayrıntılarını, hâkim ve savcıların niteliklerini, Anayasa Mahkemesinin üye yapısını ve Uyuşmazlık Mahkemesinin görevlerini düzenlemez (m.138, m.140, m.146, m.158). Askerî yargının bugünkü durumu ile ilgili hükümler madde metninde yer almaz; madde metni 2017 değişikliğiyle son hâlini almıştır.

Mahkemelerin kuruluşu: hangi kavramlar bilinmeli?

Kanuni düzenleme ilkesi
Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usullerinin yalnızca kanunla belirlenmesi gerektiği ilkesidir. Düzenleyici işlem, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ya da yönetmelikle bu konularda hüküm konulamaz.
Disiplin mahkemesi
Askerî mahkeme yasağının istisnası olarak tanınan, askerî düzende disiplin uyuşmazlıklarına bakan mahkemedir. Yasak kapsamında değildir; madde metni onu ayrıca korumaktadır.
Askerî mahkeme
Asker kişilere ilişkin davalara bakmakla görevli yargı organıdır. Barış zamanında kurulamaz; savaş hâlinde ve yalnızca asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlara ait davalar için kurulabilir.
Savaş hâli
Askerî mahkeme kurulabilmesi için aranan olağanüstü durumdur. Barış zamanında bu istisna uygulanamaz.

Mahkemelerin kuruluşu: hangi şartlar aranır?

  • Mahkemenin kuruluşu, görev ve yetkisi, işleyişi ya da yargılama usulüne ilişkin bir düzenleme yapılacaksa bu düzenlemenin kanunla yapılması gerekir; düzenleyici işlemle yapılamaz.
  • Askerî mahkeme kurulacaksa disiplin mahkemesi niteliğinde olmalıdır; aksi hâlde kurulması yasaktır.
  • Savaş hâlinin fiilen var olması gerekir; barış zamanında askerî mahkeme kurulamaz.
  • Askerî mahkemenin bakacağı davalar asker kişilerin görevleriyle ilgili olarak işledikleri suçlarla sınırlı olmalıdır; bu sınırın dışına çıkılamaz.

Mahkemelerin kuruluşu: hangi sonuçları doğurur?

  • Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri hakkında kanun dışı düzenleme yapılması Anayasa'ya aykırılık oluşturur.
  • Disiplin mahkemeleri dışında askerî mahkeme kurulması Anayasa'ya aykırıdır.
  • Savaş hâlinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlara ait davalara bakmakla görevli askerî mahkeme kurulabilir; bu hâlde de madde metninde belirtilen sınırlar aşılamaz.
  • Savaş hâli bulunmadığı sürece askerî mahkeme kurulamaz ve bu konudaki yetki genişletilemez.

Kanunla düzenleme ile düzenleyici işlem arasındaki fark nedir?

Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri, işleyişi ve yargılama usulleri kanunla belirlenir.

Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya yönetmelik bu konularda düzenleme yapamaz.

Kanun dışında yapılan düzenleme Anayasa'ya aykırı olur ve iptal konusu olabilir.

Disiplin mahkemesi ile askerî mahkeme arasındaki fark nedir?

Disiplin mahkemeleri madde metninde açıkça istisna tutulmuştur ve kurulmaları yasak değildir.

Askerî mahkemeler, disiplin dışı davalara bakmak üzere kurulamaz.

Disiplin mahkemesi kurulabilir; disiplin dışı askerî mahkeme ise yalnızca savaş hâlinde ve sınırlı konuda kurulabilir.

Barış zamanı ile savaş hâli arasındaki fark nedir?

Barış zamanında askerî mahkeme kurulamaz.

Savaş hâlinde, asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlara bakmak üzere askerî mahkeme kurulabilir.

Savaş hâli bulunmadan kurulan askerî mahkeme Anayasa'ya aykırıdır.

Asker kişilerin görevle ilgili suçları ile diğer davalar arasındaki fark nedir?

Askerî mahkeme yalnızca asker kişilerin görevleriyle ilgili suçlara ait davalara bakabilir.

Asker olmayan kişilerin veya görev dışı suçların davası askerî mahkemeye verilemez.

Görev dışı suçlar ve sivil davalar bakımından askerî mahkemenin görevi yoktur.

Mahkemelerin kuruluşu: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Savaş hâli olmadığı hâlde askerî mahkemenin disiplin dışı davalara bakabileceğini düşünmek; istisna yalnızca savaş hâli ve asker kişilerin görevle ilgili suçları için geçerlidir.
  • Disiplin mahkemelerini de askerî mahkeme yasağının dışında saymamak; madde metni disiplin mahkemelerini açıkça ayırmıştır.
  • Yönetmelik veya kararname ile mahkemenin görevini genişletebileceğini varsaymak; madde kanunla düzenleme şartını koymaktadır.
  • Askerî mahkemenin asker olmayan kişilerin davalarına bakabileceğini ya da görev dışı suçlara bakabileceğini düşünmek; istisna bu konularla sınırlıdır.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkisi ile yargılama usullerinin kanunla düzenlenmesi gerektiği, bu ilkenin tabii hâkim ilkesinin bir gereği olduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/165 E., 2025/940 K., 25.12.2025; Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024; Hukuk Genel Kurulu, 2023/604 E., 2024/70 K., 07.02.2024)
  • Anayasa'nın mahkemelerin kuruluşunu kanuna bırakması, yargı yetkisinin kanunla belirlenmiş mahkemelerce kullanılması gerektiğini ortaya koyduğu kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2023/892 E., 2023/1165 K., 29.11.2023; Hukuk Genel Kurulu, 2023/893 E., 2023/1166 K., 29.11.2023)

Nasıl ispat edilir?

  • Mahkemenin kanunsuz kurulduğu ya da görevinin kanunla belirlenmediği iddiasını ileri süren taraf, bu iddiasını ilgili düzenlemenin kaynağını (kanun, kararname ya da yönetmelik) göstererek ispatlar.
  • Askerî mahkemenin savaş hâlinde kurulduğu iddiası, savaş hâlinin varlığını gösteren resmî belgelerle ispatlanmalıdır; bu hâl idare tarafından ileri sürülüyorsa idare ispat yükü altındadır.
  • Askerî mahkemede görülen davanın sanığın asker kişi olması ve suçun görevle ilgili işlenmiş olması, dava dosyasındaki kayıtlarla ortaya konur.
  • Görevsizlik itirazında bulunan taraf, dava konusu suçun görevle ilgili olmadığını ya da sanığın asker kişi olmadığını ileri sürer ve bunu dosya kapsamındaki belgelerle ispatlar.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 sayılı Kanun m.138: Mahkemelerin bağımsızlığı ilkesini düzenler; m.142'deki kanunla düzenleme kuralı bu bağımsızlığın güvencesi olarak işler.
  • 2709 sayılı Kanun m.140: Hâkim ve savcıların niteliklerini, atanmasını ve görev güvencelerini düzenler; bu konular m.142 uyarınca kanunla belirlenir.
  • 2709 sayılı Kanun m.146: Anayasa Mahkemesinin kuruluşunu düzenler; mahkemelerin kuruluşuna ilişkin kanunla düzenleme ilkesinin bir uygulamasıdır.
  • 2709 sayılı Kanun m.158: Uyuşmazlık Mahkemesinin görevini düzenler; mahkemeler arasındaki görev uyuşmazlıklarının çözümü bu kuruma aittir.

Anayasa m.144 — Adalet hizmetlerinin denetimi

Anayasa'nın 144. maddesi, adalet hizmetlerinin ve savcıların idari görevlerinin denetimini düzenler. Denetimin iki ayrı yolu vardır: adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden Adalet Bakanlığınca yapılan denetim ve araştırma, inceleme ile soruşturma işlemleri. Maddenin uygulandığı taraflar, denetimi yürüten adalet müfettişleri, hâkim ve savcı mesleğinden olan iç denetçiler ile Adalet Bakanlığıdır. Madde, hâkim ve savcıların yargısal görevlerine ilişkin denetim ve kurul müfettişlerine yapılan soruşturmayı düzenlemez (m.159). Madde, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun kuruluşunu ve işleyişini düzenlemez (m.159). Madde, Sayıştayın mali denetimini düzenlemez (m.160). Madde, denetimin usul ve esaslarını kanuna bırakır, bu ayrıntıları kendisi belirlemez.

Adalet hizmetlerinin denetimi: hangi kavramlar bilinmeli?

Adalet hizmetleri
Mahkemelerin ve adalet teşkilatının yürüttüğü hizmetlerin bütünüdür. Maddenin ilk kısmında bu hizmetlerin Adalet Bakanlığınca denetlenmesi öngörülmüştür.
Savcıların idari görevleri
Savcıların yargısal faaliyetlerinden ayrı olarak yürüttükleri yönetsel işlerdir. Adalet Bakanlığının denetimi yalnız bu alanla sınırlıdır.
Adalet müfettişi
Hem denetim hem de araştırma, inceleme ve soruşturma işlemlerini yapmakla görevli kişilerdir. Madde, bu işlemlerin yapılmasını bu müfettişlere bırakmıştır.
İç denetçi
Hâkim veya savcı mesleğinden olan ve Adalet Bakanlığı adına denetim yapan kişilerdir. Yalnız denetim işlemlerinde yer alır; araştırma, inceleme ve soruşturma işlemlerini madde adalet müfettişlerine bırakmıştır.
Araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri
Hâkim ve savcıların hakkında yapılan ve bir kusurun veya disiplin ihlalinin tespitine yönelik işlemlerdir. Bunların adalet müfettişleri eliyle yapılması zorunludur.

Adalet hizmetlerinin denetimi: hangi şartlar aranır?

  • Denetimin konusunun adalet hizmetleri ya da savcıların idari görevleri olması gerekir; hâkim ve savcıların yargısal görevleri bu denetimin kapsamına girmez.
  • Denetimin Adalet Bakanlığınca yapılması veya Bakanlık adına yürütülmesi gerekir.
  • Denetim işlemlerinde görevlendirilenlerin adalet müfettişleri ya da hâkim veya savcı mesleğinden iç denetçiler olması gerekir.
  • Araştırma, inceleme ve soruşturma işlemlerinin adalet müfettişleri eliyle yapılması gerekir; bu işlemler iç denetçilere bırakılamaz.
  • Denetimin usul ve esaslarının kanunla düzenlenmiş olması gerekir.

Adalet hizmetlerinin denetimi: hangi sonuçları doğurur?

  • Adalet hizmetlerinin ve savcıların idari görevlerinin denetimi Adalet Bakanlığınca yapılır.
  • Araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri adalet müfettişleri eliyle yürütülür; bu işlemlerin başka kişilerce yapılması anayasaya aykırı olur.
  • Hâkim ve savcı mesleğinden iç denetçiler denetim görevinde yer alabilir, ancak soruşturma yetkisi bulunmaz.
  • Denetimin usul ve esasları kanunla düzenlenir; bu ayrıntılar madde metninde yer almaz.
  • Yargısal görevlere ilişkin denetim bu maddeye dayanılarak yapılamaz.

İdari görev denetimi ile yargısal görev denetimi arasındaki fark nedir?

Adalet hizmetleri ile savcıların idari görevleri yönünden yapılan denetim, Adalet Bakanlığınca yürütülür.

Hâkim ve savcıların yargısal görevleri bu maddenin denetim alanı dışındadır; bu konu Hâkimler ve Savcılar Kurulunun yetkisine bağlanmıştır.

Yargısal faaliyet nedeniyle bir işlem yapılmak isteniyorsa 144. madde değil, 159. madde esas alınır.

Denetim ile araştırma-inceleme-soruşturma arasındaki fark nedir?

Denetim işlemleri adalet müfettişleri ile hâkim ve savcı mesleğinden iç denetçiler tarafından yapılabilir.

Araştırma, inceleme ve soruşturma işlemleri yalnız adalet müfettişleri eliyle yapılabilir.

İç denetçi, bir kusur soruşturmasında görevlendirilemez.

Adalet hizmetlerinin denetimi: sık yapılan hatalar nelerdir?

  • Hâkim veya savcı mesleğinden iç denetçiyi soruşturma işleminde görevlendirmek; madde yalnız adalet müfettişlerine bu yetkiyi verir.
  • Savcıların yargısal görevlerini de Adalet Bakanlığının denetimine tabi saymak; denetim yalnız idari görevlerle sınırlıdır.
  • Madde metnindeki 'idari görevler' ile yargısal görevleri birbirine karıştırmak.
  • 144. maddeyi hâkimlerin yargısal kararlarına karşı denetim dayanağı saymak.

Uygulamada nasıl yorumlanıyor?

  • Maddenin, hâkim ve savcıların yargısal kararlarının denetimi için değil, idari görevlerinin ve soruşturma usulünün çerçevesi için kullanıldığı kabul edilmektedir.

Nasıl ispat edilir?

  • Araştırma, inceleme veya soruşturma işlemini başlatan tarafın, işlemin adalet müfettişi eliyle yapıldığını belgelemesi gerekir; bu belge soruşturma dosyasında yer alır.
  • Denetimin idari görev kapsamında yapıldığını ileri süren taraf bu iddiasını ilgili görev belgeleriyle ispatlar.
  • Hâkim veya savcı mesleğinden iç denetçinin yalnız denetim işlemi yaptığını iddia eden taraf, görevlendirme kararının kapsamını yazılı belgeyle gösterir.

Hangi maddelerle birlikte okunmalı?

  • 2709 m.159: Hâkimler ve Savcılar Kurulunun hâkim ve savcılar hakkında denetim ve soruşturma yetkisini düzenler. Yargısal görevlere ilişkin denetim bu maddeye göre yapılır.
  • 2709 m.140: Hâkim ve savcıların idari görevleri bakımından Adalet Bakanına bağlı olduklarını düzenler; 144. maddedeki idari görev denetiminin dayanağıdır.
  • 2709 m.142: Mahkemelerin kuruluşunu düzenler; adalet hizmetlerinin denetiminin konusu olan teşkilatın yapısını belirler.

Konuda geçen kararlar

21 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2025/165 E., 2025/940 K., 25.12.2025
    İlgili madde: m.142
  2. Hukuk Genel Kurulu, 2024/6 E., 2024/657 K., 11.12.2024
    İlgili madde: m.141
  3. Hukuk Genel Kurulu, 2023/104 E., 2024/206 K., 24.04.2024
    İlgili madde: m.142
  4. Hukuk Genel Kurulu, 2023/604 E., 2024/70 K., 07.02.2024
    İlgili madde: m.142
  5. Hukuk Genel Kurulu, 2023/892 E., 2023/1165 K., 29.11.2023
    İlgili madde: m.142
  6. Hukuk Genel Kurulu, 2023/893 E., 2023/1166 K., 29.11.2023
    İlgili madde: m.142
  7. Hukuk Genel Kurulu, 2022/891 E., 2023/433 K., 10.05.2023
    İlgili madde: m.141
  8. Hukuk Genel Kurulu, 2019/644 E., 2022/116 K., 10.02.2022
    İlgili madde: m.138
  9. Hukuk Genel Kurulu, 2018/481 E., 2021/1749 K., 23.12.2021
    İlgili madde: m.141
  10. Hukuk Genel Kurulu, 2017/3141 E., 2021/1691 K., 16.12.2021
    İlgili madde: m.138
Diğer 11 karar
  1. Hukuk Genel Kurulu, 2018/252 E., 2021/820 K., 22.06.2021
    İlgili madde: m.138
  2. Ceza Genel Kurulu, 2019/364 E., 2019/625 K., 22.10.2019
    İlgili madde: m.142
  3. Ceza Genel Kurulu, 2019/31 E., 2019/309 K., 11.04.2019
    İlgili madde: m.141
  4. 5. Daire, 2017/4242 E., 2021/4538 K., 14.12.2021
    İlgili madde: m.139
  5. 10. Daire, 2019/269 E., 2021/6242 K., 14.12.2021
    İlgili madde: m.140
  6. 10. Daire, 2017/4212 E., 2021/6052 K., 07.12.2021
    İlgili madde: m.140
  7. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi, 2023/803 E., 2025/1504 K., 24.12.2025
    İlgili madde: m.138
  8. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 2025/3117 E., 2025/2230 K., 12.12.2025
    İlgili madde: m.138
  9. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, 2021/1066 E., 2024/1662 K., 03.10.2024
    İlgili madde: m.138
  10. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2021/1053 E., 2023/1735 K., 08.11.2023
    İlgili madde: m.141
  11. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi, 2020/1209 E., 2022/1284 K., 22.09.2022
    İlgili madde: m.141

Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.

Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.

Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 21.01.2017 (m.142).

Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.

Bu konuyu panelde çalış

Panelde bu konu 5.1. Yargı - 1982 Anayasası Hükümleri bölümünde yer alıyor.

Panelde çalış