Anayasa › Cumhuriyetin temel organları › Yürütme
İdarenin kuruluşu ve kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler
Kısaca
Anayasa'nın 126. maddesi, merkezi idarenin teşkilatlanmasında ülkenin illere ve diğer kademeli bölümlere ayrılmasının ölçütlerini, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayanmasını ve birden çok ili kapsayan merkezi idare teşkilatının kurulmasını düzenler.
Kapsam
Bu konu, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.126–137 hükümlerini kapsar.
- Anayasa m.126Merkezi idare
- Anayasa m.127Mahalli idareler
- Anayasa m.128Genel ilkeler
- Anayasa m.129Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence
- Anayasa m.130Yükseköğretim kurumları
- Anayasa m.131Yükseköğretim üst kuruluşları
- Anayasa m.132Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar
- Anayasa m.133Ajansları
- Anayasa m.134Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
- Anayasa m.135Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
- Anayasa m.136Diyanet İşleri Başkanlığı
- Anayasa m.137Kanunsuz emir
Anayasa m.126 — Merkezi idare
Anayasa'nın 126. maddesi, merkezi idarenin teşkilatlanmasında ülkenin illere ve diğer kademeli bölümlere ayrılmasının ölçütlerini, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayanmasını ve birden çok ili kapsayan merkezi idare teşkilatının kurulmasını düzenler. Madde, il ve alt kademelerin yapısını belirleyen anayasal çerçeve niteliğindedir ve doğrudan merkezi idarenin taşra teşkilatına ilişkin kurallar koyar. Maddenin uygulanması bakımından devlet idaresinin taşra birimlerini kuran ve düzenleyen kanun koyucu ile bu birimler esas alınır. Madde, mahalli idarelerin kuruluşunu ve seçimlerini (m.127), yargı yolunu (m.125), yönetmelik yetkisini (m.124) düzenlemez; bunlar ayrı anayasa maddelerinde yer alır. İl ve ilçe teşkilatının kanunla ayrıntılı kuruluşu, merkezi idarenin başkent teşkilatının bakanlıklar bakımından yapısı ve Cumhurbaşkanlığı teşkilatı bu maddenin kapsamında değildir. Mahalli idarelerin denetimi ve idari vesayet yetkisi de bu maddede düzenlenmemiştir (m.127).
Merkezi idare: hangi kavramlar bilinmeli?
- Merkezi idare
- Devletin kendi yetkisi ve sorumluluğu altında, başkent ve taşra teşkilatıyla yürüttüğü idari faaliyetlerin bütünüdür. Mahalli idareler ve kamu kurumları bu tanımın dışında kalır.
- İl
- Merkezi idarenin taşra teşkilatının temel kademesi olarak ülkenin coğrafi bölümlerinden biridir. Anayasa, illerin belirlenmesinde coğrafya durumunu, ekonomik şartları ve kamu hizmetlerinin gereklerini ölçüt olarak gösterir.
- Diğer kademeli bölümler
- İllerin altında kalan, ilçe gibi idari birimlerdir. Anayasa bu kademeleri ayrıntılı saymaz, kanun koyucuya bırakır.
- Yetki genişliği esası
- İl idaresinin, merkezin her işlemini önceden onaylamak zorunda kalmadan, ilde görevli il idaresine geniş yetkiler tanıması ilkesidir. Yetkinin kapsamı ve sınırı kanunla belirlenir.
- Birden çok ili içine alan merkezi idare teşkilatı
- Birkaç ilin ortak hizmetlerini tek bir birimde toplayan bölgesel nitelikli devlet teşkilatıdır. Kurulması isteğe bağlıdır ve amacı verim ile uyumdur.
- Verim ve uyum
- Bölgesel teşkilatın kurulma amacıdır. Kamu hizmetlerinin etkili yürütülmesini ve birimler arasındaki koordinasyonu ifade eder.
Merkezi idare: hangi şartlar aranır?
- Ülkenin illere ayrılmasında coğrafya durumu, ekonomik şartlar ve kamu hizmetlerinin gereklerinin birlikte ölçüt alınması gerekir.
- Ülkenin illere, illerin de diğer kademeli bölümlere ayrılması kanunla veya bu ölçütlere uygun biçimde yapılmalıdır.
- İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanmalıdır; il idaresine merkez karşısında geniş yetki tanınması ilkesi gözetilmelidir.
- Birden çok ili kapsayan merkezi idare teşkilatının kurulmasında amacın kamu hizmetlerinin görülmesinde verim ve uyum sağlamak olması gerekir.
- Birden çok ili kapsayan teşkilatın görev ve yetkileri kanunla düzenlenmelidir; yetkiler kanun dışında belirlenemez.
Merkezi idare: hangi sonuçları doğurur?
- Ülkenin illere ayrılması, merkezi idarenin taşra teşkilatının anayasal temelini oluşturur.
- İl idaresinin yetki genişliği esasına dayanması, il birimlerine merkezden bağımsız karar alanı tanınmasını ve bu alanın kanunla sınırlandırılmasını sağlar.
- Birden çok ili kapsayan teşkilat kurulmadan da merkezi idarenin taşra yapısı sürdürülebilir; kurulması zorunlu değildir.
- Birden çok ili kapsayan teşkilatın görev ve yetkileri kanun dışında bir düzenleme ile belirlenemez; kanunsuz yetki tanınması Anayasa'ya aykırı olur.
- Anayasa, il ve alt kademelerin sayısını ya da sınırlarını ayrıntılı belirlemediğinden bu konudaki ayrıntılar kanuna ve idari düzenlemeye bırakılmıştır.
İl ile diğer kademeli bölümler arasındaki fark nedir?
İl, merkezi idarenin taşradaki ana bölümüdür ve coğrafya, ekonomi ile kamu hizmeti gereklerine göre belirlenir.
Diğer kademeli bölümler, ilin altında kalan ve kanunla kurulan alt birimlerdir.
Anayasa iki kademeyi birlikte öngörür, ancak alt kademelerin sayısını ve sınırlarını kanuna bırakır.
Yetki genişliği ile merkeze bağlı yetki arasındaki fark nedir?
Yetki genişliği esasında il idaresi, merkezin her ayrıntıyı belirlediği bir yapı yerine kendi görev alanında karar verebilir.
Merkeziyetçi yapıda il birimi, başkentteki birimin talimatına ve onayına bağımlıdır.
Anayasa, illerin idaresinin yetki genişliği esasına dayanmasını ister; bu da yetki devrinin kanunla düzenlenmesini gerektirir.
Birden çok ili kapsayan teşkilat ile tek il teşkilatı arasındaki fark nedir?
Birden çok ili kapsayan teşkilat, birkaç ilin ortak hizmetlerini tek bir yapıda toplayan bölgesel birimdir.
Tek il teşkilatı, yalnız bir ilin hizmetlerini yürüten, madde 126 bakımından olağan taşra birimidir.
Birden çok ili kapsayan teşkilatın kurulması isteğe bağlıdır ve görev ile yetkileri kanunla düzenlenir; tek il teşkilatı için bu ayrı anayasal şart öngörülmemiştir.
Merkezi idare ile mahalli idare arasındaki fark nedir?
Madde 126 merkezi idarenin taşra teşkilatını düzenler; il ve ilçeler devlet idaresinin birimleridir.
Mahalli idareler (il özel idaresi, belediye, köy) madde 127 kapsamındadır ve seçimle oluşan tüzel kişiliklerdir.
İl, hem merkezi idarenin taşra birimi olarak hem de il özel idaresi olarak anılabildiğinden, madde 126 ile madde 127 birlikte okunmalıdır; yetki genişliği yalnız merkezi taşra birimi için geçerli bir ilke olarak anlaşılmamalıdır.
Merkezi idare: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 126 ile madde 127'yi karıştırarak il özel idaresini merkezi idarenin taşra birimi gibi değerlendirmek.
- İl ve ilçe teşkilatının ayrıntılarını doğrudan Anayasa'dan çıkarmaya çalışmak; bu ayrıntılar kanuna bırakılmıştır.
- Birden çok ili kapsayan teşkilatı zorunlu sanmak; Anayasa bunun kurulmasını isteğe bağlı bırakmıştır.
- Yetki genişliği esasını, il birimlerine sınırsız yetki tanındığı biçiminde yorumlamak; yetkinin sınırı kanunla belirlenir.
- Birden çok ili kapsayan teşkilatın görev ve yetkilerini kanun dışında bir düzenlemeyle belirlenebilir saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargı kararlarında Anayasa m.126 çoğunlukla, merkezi idarenin taşra teşkilatının kuruluşu ve il idaresinin yetki dağılımı ile birlikte anılmaktadır. (8. Daire, 2023/6692 E., 2024/3777 K., 14.06.2024; 8. Daire, 2022/3829 E., 2024/2615 K., 07.05.2024; 8. Daire, 2023/233 E., 2024/2614 K., 07.05.2024; 8. Daire, 2023/17 E., 2024/1932 K., 28.03.2024; 8. Daire, 2023/12 E., 2024/1465 K., 14.03.2024; 8. Daire, 2021/8040 E., 2023/7467 K., 20.12.2023)
- Kararlarda madde 126'nın ayrı bir hak ya da yükümlülük kurmadığı, kuruluş ve yetki çerçevesini belirlediği görüşü ağırlıktadır. (8. Daire, 2023/6692 E., 2024/3777 K., 14.06.2024; 8. Daire, 2022/3829 E., 2024/2615 K., 07.05.2024; 8. Daire, 2023/233 E., 2024/2614 K., 07.05.2024; 8. Daire, 2023/17 E., 2024/1932 K., 28.03.2024; 8. Daire, 2023/12 E., 2024/1465 K., 14.03.2024; 8. Daire, 2021/8040 E., 2023/7467 K., 20.12.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Madde 126 kapsamındaki bir kuruluş veya yetki tartışmasında, kuruluşu iddia eden taraf ilgili kanun veya kararnameyi ortaya koymakla yükümlüdür.
- Birden çok ili kapsayan teşkilatın görev ve yetkilerinin kanunla düzenlendiğini iddia eden idare, dayanak kanunu ibraz etmek zorundadır.
- Yetki genişliği iddiası, ilgili kanunda il idaresine tanınan yetkinin kapsamının belgelenmesi ile ispatlanır.
- Kanun dışı yetki kullanıldığı iddiası ileri süren taraf, yetkinin kanunda dayanağı bulunmadığını ortaya koymalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.127: Mahalli idareleri düzenler; madde 126 ise merkezi idarenin taşra teşkilatını düzenler. İki madde birlikte okunarak il kavramının iki ayrı işlevi ayırt edilir.
- 2709 sayılı Kanun m.124: Merkezi idare birimlerinin yönetmelik çıkarma yetkisini düzenler; taşra teşkilatının iç düzenlenmesinde bu yetki kullanılabilir.
- 2709 sayılı Kanun m.125: İdarenin eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunu düzenler; yetki genişliği ile kullanılan kararların denetimi bu maddeyle ilişkilidir.
Anayasa m.127 — Mahalli idareler
Anayasa'nın 127. maddesi mahalli idarelerin tanımını, kuruluş ve görev ilkelerini, seçim dönemini, seçilmiş organların organlık sıfatına ilişkin itiraz ve kaybetme usulünü, Bakanın geçici uzaklaştırma yetkisini, merkezi idarenin idari vesayet yetkisinin amacını, mahalli idarelerin birlik kurmasını ve gelir kaynaklarını düzenler. Madde, il, belediye ve köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçları için kurulan ve seçmenlerce oluşturulan kamu tüzelkişilerine uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular ise merkezi idarenin taşra teşkilatı ve il yönetimi (m.126), mahalli idare seçimlerinin ayrıntılı usulü ve seçim esasları (m.67), mahalli idarelerin görev ve yetkilerinin ayrıntısı ile kuruluşlarının kanuni düzenlemesi ve yürütme organlarının seçim usulü ile (kanunla düzenlenmesi öngörülmüş alanlar), mahalli idare organlarının suç sebebiyle yargılanmasının ceza muhakemesi boyutu ve idari vesayet denetiminin ayrıntıları ile idari yaptırımları (kanunla düzenlenir) kapsamındadır.
Mahalli idareler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Mahalli idare
- İl, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan, kuruluş esasları kanunla belirlenen ve karar organları seçmenlerce seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişisidir. Merkezi idarenin dışında, ondan ayrı tüzel kişiliği olan yer yönünden yerinden yönetim kuruluşudur.
- Yerinden yönetim ilkesi
- Mahalli idarelerin kuruluş, görev ve yetkilerinin kanunla düzenlenmesinde gözetilmesi gereken ilkedir. Bu ilke, karar organlarının seçimle oluşturulmasının da gerekçesini oluşturur.
- İdari vesayet yetkisi
- Merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki denetim yetkisidir. Kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde kullanılır ve idarenin bütünlüğü, kamu görevlerinde birlik, toplum yararının korunması ve mahalli ihtiyaçların gereği gibi karşılanması amaçlarına bağlıdır.
- Organlık sıfatının kaybı
- Seçilmiş mahalli idare organlarının seçilmiş sıfatını yitirmesidir. Organlık sıfatına ilişkin itirazlar ve kaybetme konusundaki denetim yargı yoluyla yürütülür.
- Geçici uzaklaştırma
- Görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organı veya üyelerinin, kesin hükme kadar görevden alıkonulmasıdır. Bu tedbiri İçişleri Bakanı uygular ve tedbir kesin hükme kadar sürer.
- Birlik
- Mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacıyla kendi aralarında kurdukları tüzel yapıdır. Kuruluşu Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır.
Mahalli idareler: hangi şartlar aranır?
- Kuruluşun kamu tüzel kişisi olabilmesi için il, belediye veya köy halkının mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kurulmuş olması gerekir.
- Mahalli idarenin karar organlarının seçmenler tarafından seçilerek oluşturulması ve bu organın kanunda gösterilen şekilde belirlenmesi gerekir.
- Mahalli idarelerin kuruluş, görev ve yetkilerinin yerinden yönetim ilkesine uygun olarak kanunla düzenlenmiş olması gerekir.
- Seçilmiş organların seçimleri beş yılda bir yapılmalıdır.
- Organlık sıfatına ilişkin itirazlar yargı yoluyla çözülmelidir; organların kaybına ilişkin denetim de yargı yoluyla yapılmalıdır.
- Görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle hakkında soruşturma veya kovuşturma açılan mahalli idare organı veya üyesinin uzaklaştırılması için İçişleri Bakanının geçici tedbir kararı verilmiş olmalıdır; bu tedbir kesin hükme kadar sürer.
- Merkezi idarenin idari vesayet yetkisi, kanunda belirtilen esas ve usuller dairesinde ve madde metnindeki amaçlarla sınırlı olarak kullanılmalıdır.
- Mahalli idarelerin birlik kurabilmesi için belirli kamu hizmetlerinin görülmesi amacı ve Cumhurbaşkanının izni bulunmalıdır; birlik kurulmasının görev, yetki, maliye, kolluk işleri ve merkezi idare ile ilişkileri kanunla düzenlenmelidir.
Mahalli idareler: hangi sonuçları doğurur?
- Mahalli idare karar organları seçmenler tarafından seçilerek oluşturulur; seçilmeyen karar organı anayasal kuruluş ilkesine aykırı olur.
- Seçimler beş yılda bir yapılır; bu süre aşılırsa mahalli idare organlarının yenilenmesi anayasal zorunluluk hâline gelir.
- Seçilmiş organların organlık sıfatına ilişkin itirazlar ve kaybetme konusundaki denetim yargı yoluyla yürütülür.
- Görevleri ile ilgili bir suç sebebiyle soruşturma veya kovuşturma açılan organ veya üyeler için İçişleri Bakanı geçici tedbir olarak kesin hükme kadar uzaklaştırma kararı verebilir.
- Uzaklaştırma tedbiri geçici niteliktedir; kesin hükme kadar sürer ve kalıcı görevden alma niteliği taşımaz.
- Merkezi idarenin mahalli idareler üzerindeki idari vesayet yetkisi kanunda belirtilen esas ve usullerle sınırlıdır; bu sınırların aşılması hukuka aykırılık doğurur.
- Mahalli idarelere görevleri ile orantılı gelir kaynakları sağlanır; bu gelirler görevle orantılı olmalıdır.
- Mahalli idarelerin birlik kurması Cumhurbaşkanının izni ile mümkündür; izin alınmadan kurulan birlik anayasaya aykırı olur.
- Mahalli idarelerin kuruluş ve görevleri ile yetkileri kanunla düzenlenir; kanunla düzenlenmeyen alanlarda mahalli idare yetkisi bulunmaz.
Mahalli idare ile merkezi idare arasındaki fark nedir?
Mahalli idareler, belli bir yerdeki halkın ortak ihtiyaçlarını karşılayan, seçilmiş organlı ve özerk kamu tüzel kişileridir.
Merkezi idare, devletin bütünü adına hizmet yürüten ve tüzel kişiliği devletin kendisi olan idaredir.
Mahalli idareler üzerinde merkezi idare yalnız idari vesayet yetkisine sahiptir ve bu yetki kanunla sınırlıdır; mahalli idarelerin bağımsız tüzel kişiliği bu nedenle korunur.
Geçici uzaklaştırma ile organlık sıfatının kaybı arasındaki fark nedir?
Geçici uzaklaştırma, suç soruşturması veya kovuşturması sürerken İçişleri Bakanının kesin hükme kadar verdiği bir tedbirdir.
Organlık sıfatının kaybı, yargı yoluyla verilen bir karar sonucu seçilmiş organın sıfatını yitirmesidir.
Tedbir idari bir karar olup geçici niteliktedir; kaybetme ise yargı kararına bağlı olarak kalıcı sonuç doğurur.
Mahalli idare birliği ile mahalli idare arasındaki fark nedir?
Birlik, mahalli idarelerin belirli kamu hizmetlerini birlikte görmek üzere kendi aralarında kurduğu yapıdır.
Mahalli idare, doğrudan halkın mahalli müşterek ihtiyaçları için kurulan kamu tüzel kişisidir.
Birliğin kurulması Cumhurbaşkanının iznine bağlıdır; mahalli idarenin kendiliğinden kurulmasına bağlı değildir.
Genel mahalli idare ile büyük yerleşim merkezi özel yönetimi arasındaki fark nedir?
Genel düzenlemede il, belediye ve köy olmak üzere üç tür mahalli idare vardır.
Büyük yerleşim merkezleri için kanun özel yönetim biçimleri getirebilir.
Büyük yerleşim merkezlerinde özel bir yerinden yönetim biçimi kurulabilir; bu hal anayasal olarak öngörülmüştür.
Mahalli idareler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin üçüncü fıkrasında seçim süresinin beş yıl olduğunu, ayrıca 67. madde esaslarına atıf yapıldığını gözden kaçırarak seçim usulünü yalnız 127. maddeye dayandırmak.
- Geçici uzaklaştırma tedbirini kesin hüküm gibi değerlendirmek; tedbirin kesin hükme kadar geçerli olduğunu unutmak.
- Büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimi hükmünü genel mahalli idare kurallarına aykırı sanmak; bu hüküm anayasal olarak öngörülmüştür.
- Merkezi idare vesayetini sınırsız bir yetki gibi görmek; yetkinin kanunda belirtilen esas ve usullerle sınırlı olduğunu gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, yerinden yönetim ilkesi gereği mahalli idarelerin yürütme organlarının da seçimle oluşturulması gerektiğini belirtmiştir. (9. Hukuk Dairesi, 2022/8576 E., 2022/10333 K., 22.09.2022)
- Büyükşehir belediyesi kurulması ve il özel idaresinin kaldırılması, 127. maddedeki büyük yerleşim merkezleri için özel yönetim biçimi hükmüne dayanılarak anayasaya uygun kabul edilmektedir.
- Görevden uzaklaştırma tedbirinin süreklilik kazanarak kalıcı hâle dönüştürülmesi, geçici tedbir niteliğine aykırı kabul edilmektedir. (İkinci Bölüm, 2019/30514 E., 02.02.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Mahalli idare organının seçimle oluşturulmadığını ileri süren taraf, seçim kayıtları ve kuruluş belgeleriyle bu iddiayı ispatlamalıdır.
- Görevden uzaklaştırma tedbirinin hukuka aykırı olduğunu iddia eden taraf, tedbirin suç soruşturması veya kovuşturması ile bağlantısını ve geçici niteliğe uygunluğunu ortaya koyan belgelerle ispat yükü altındadır.
- Birlik kurulmasının Cumhurbaşkanı izni olmaksızın yapıldığını ileri süren taraf, izin yazısının bulunmadığını resmi kayıtlarla göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.67: Mahalli idare seçimlerinin esaslarını belirlemek için 127. maddenin üçüncü fıkrası bu maddeye atıf yapmaktadır.
- 2709 sayılı Kanun m.126: Merkezi idarenin taşra teşkilatı ile il yönetimi düzenlendiğinden, merkezi idare ile mahalli idare ilişkilerinin çerçevesini oluşturur.
Anayasa m.128 — Genel ilkeler
Anayasa'nın 128. maddesi, devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri asli ve sürekli kamu hizmetlerinin kamu görevlileri eliyle görülmesi ilkesini koyar ve memurların ile diğer kamu görevlilerinin statüsüne ilişkin temel çerçeveyi kanunilik ilkesiyle belirler. Düzenlediği konular; kamu hizmetinin kamu görevlisi eliyle görülmesi zorunluluğu, memur ve diğer kamu görevlilerinin statüsünün kanunla düzenlenmesi, mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerinin saklı tutulması ve üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarının kanunla düzenlenmesidir. Madde doğrudan kamu görevlilerine ve onları istihdam eden kamu tüzel kişilerine uygulanır; özel hukuk sözleşmesiyle çalışan işçilere uygulanmaz. Maddenin düzenlemediği konular; disiplin güvencesi ve yargı denetimi (m.129), üst kademe yöneticilerinin atama usul ve esasları (Cumhurbaşkanlığı kararnamesi yetkisi, aynı fıkranın metninde olmakla birlikte anayasal ayrıntısı ilgili sistemde ele alınır), memurlar hakkında ceza kovuşturması izni ve tazminat davaları (m.129), ve ayrıntılı memur mevzuatının içeriği (657 sayılı Kanun) madde metninde değil başka düzenlemelerde yer alır."
Genel ilkeler: hangi kavramlar bilinmeli?
- Genel idare esasları
- Kamu hukuku kurallarıyla ve idarenin kamu gücü ayrıcalıklarını kullanarak yürüttüğü kamusal yönetim usullerinin bütünüdür. Hizmetin özel işletmecilik esaslarına göre yürütülmesi bu kapsamda değerlendirilmez.
- Asli ve sürekli görev
- Kamu hizmetinin devamlılığı gereği kadroya bağlı olarak yürütülmesi gereken, geçici veya yardımcı nitelikte olmayan görevdir. Geçici bir işin kamu görevlisi dışındaki kişilere gördürülmesi bu kavram kapsamında değildir.
- Memur
- Maddenin kendisinde tanımlanmaz; 657 sayılı Kanun 4/A bendindeki tanımla belirlenir. Devlet veya diğer kamu tüzel kişilerinde, genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli hizmeti yürüten görevlilerdir.
- Kanunilik ilkesi
- Memurların nitelik, atanma, görev, hak, yükümlülük, aylık ve özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğudur. Bu alanların yönetmelik veya idari işlemle düzenlenmesi anayasal çerçeveye uymaz.
- Toplu sözleşme hükümlerinin saklılığı
- Mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerinin, kanunla yapılan düzenlemeye rağmen geçerliliğini koruyacağını ifade eden istisnadır.
- Üst kademe yöneticisi
- Kamu yönetiminde en üst düzey yönetim görevlerini yürüten kişilerdir. Yetiştirilme usul ve esaslarının kanunla özel olarak düzenlenmesi gerekir.
Genel ilkeler: hangi şartlar aranır?
- Kamu tüzel kişisinin (Devlet, kamu iktisadi teşebbüsü veya diğer kamu tüzel kişisi) yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetinin bulunması gerekir.
- Hizmetin genel idare esaslarına, yani kamusal yönetim usullerine göre yürütülmesi gerekir; özel işletmecilik esaslarına göre yürütülen hizmetlerde kamu görevlisi kullanılması kural olarak zorunlu değildir.
- Görevin asli ve sürekli nitelikte olması, yani bir kadroya bağlı olarak yürütülmesi gerekir.
- Bu üç koşul birlikte gerçekleştiğinde görevin memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmesi zorunlu olur; geçici nitelikteki görevler veya asli görev yapmayan stajyer ve yardımcılar bakımından bu zorunluluk aranmaz.
- Memur ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları, yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ile diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerekir.
- Mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümlerinin bu kanunilik düzenlemesi karşısında saklı kalması gerekir.
- Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esaslarının kanunla özel olarak düzenlenmesi gerekir.
Genel ilkeler: hangi sonuçları doğurur?
- Kamu hizmeti asli ve sürekli görev niteliğindeyse bu görev memurlar veya diğer kamu görevlileri eliyle yürütülmek zorundadır.
- Hizmet genel idare esaslarına göre yürütülmüyorsa veya görev geçici nitelikteyse kamu görevlisi kullanılması zorunlu değildir.
- Memur ve diğer kamu görevlilerinin statüsüne ilişkin konular kanunla düzenlenir; bu alanlarda yönetmelik veya idari işlemle kanunsuz düzenleme yapılamaz.
- Mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklı olduğundan, kanunla düzenlenen alanın bu kısmında toplu sözleşme hükümleri geçerliliğini sürdürür.
- Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilme usul ve esasları kanunla özel olarak düzenlenmediği sürece anayasal gereğe uygun düzenleme bulunmamış olur.
- Kanunilik ilkesi ihlal edilerek statü konularında idari düzenleme yapılması Anayasa m.128 ile çelişir.
Asli ve sürekli görev ile geçici görev arasındaki fark nedir?
Kadroya bağlı, kesintisiz devam eden ve kamusal hizmetin gerektirdiği görevler; kamu görevlisi eliyle görülmesi zorunludur.
Geçici nitelikteki işler; genel idare esaslarına göre yürütülse bile kamu görevlisi olmayan kişilere gördürülebilir.
Geçici bir sağlık taraması için sözleşmeyle çalıştırılan doktorun kamu görevlisi olması gerekmez.
Genel idare esasları ile özel işletmecilik esasları arasındaki fark nedir?
Kamu gücü ayrıcalıklarıyla yürütülen kamusal yönetim usulleri; kamu görevlisi kullanılması gerekir.
Ticari ve sınai kamu hizmetleri özel işletmecilik esaslarına göre yürütülür.
Ticari nitelikteki kamu hizmetlerinde kamu görevlisi kullanılması kural olarak gerekmez.
Mali ve sosyal haklar ile diğer statü konuları arasındaki fark nedir?
Mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükümleri saklıdır.
Nitelik, atanma, görev, yetki, yükümlülük ve özlük işleri kanunla düzenlenir.
Mali ve sosyal haklar bakımından toplu sözleşme hükümleri, kanunla yapılan düzenlemenin yanında geçerliliğini sürdürebilir.
Genel ilkeler: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Görevin asli ve sürekli olup olmadığını değerlendirmeden, kamu görevlisi kullanılmasının zorunlu olduğunu varsaymak.
- Ticari veya sınai nitelikteki kamu hizmetlerini genel idare esaslarına tabi saymak; bu hizmetlerde kamu görevlisi kullanılmasının kural olarak gerekmediğini gözden kaçırmak.
- Geçici bir işi yürütmek üzere çalıştırılan kişiyi kadrolu kamu görevlisi saymak.
- Anayasa m.128'deki 'diğer kamu görevlileri' ifadesini memur tanımı ile karıştırmak; her iki kategorinin de kanunilik güvencesi kapsamında olduğunu gözden kaçırmak.
- Statü konularının bir yönetmelikle düzenlenebileceğini varsaymak; m.128 ikinci fıkra uyarınca bu alanların kanunla düzenlenmesi zorunludur.
- Mali ve sosyal haklarda toplu sözleşme hükümlerinin saklı olduğunu göz ardı edip bu alanı yalnızca kanunla belirlenmiş saymak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Asli ve sürekli görev ölçütünün, görevin bir kadroya bağlanmış olması ve kamu hizmetinin devamlılığıyla belirlendiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/56 E., 2025/54 K., 29.09.2025)
- Aile hekimliği uygulamalarını idari hizmet sözleşmesiyle yürütenlerin de asli ve sürekli görev kapsamında değerlendirildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026)
- Memur ve diğer kamu görevlilerinin statüsünün kanunla düzenlenmesi gerektiği, bu nedenle statü konularının idari düzenlemeyle belirlenemeyeceği kabul edilmektedir. (2. Daire, 2021/9915 E., 2024/3638 K., 12.06.2024)
- Kamu görevlisi kullanılmasını gerektiren bir hizmetin itfaiye gibi genel idare esaslarına tabi bir hizmet olup olmadığının somut olarak değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2023/2152 E., 2023/2299 K., 15.02.2023)
- Anayasa m.128'in kamu görevlisi tanımı yapmadığı, yalnızca hangi işlerin kamu görevlileri eliyle yürütüleceğini belirlediği kabul edilmektedir. (İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/56 E., 2025/54 K., 29.09.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/15 E., 2025/31 K., 07.05.2025; İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/10 E., 2025/16 K., 24.03.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Kamu görevlisi eliyle görülmesi gerektiğini ileri süren tarafın, hizmetin kamu tüzel kişisi tarafından yürütüldüğünü, genel idare esaslarına tabi olduğunu ve asli ve sürekli nitelikte bulunduğunu ispatlaması gerekir; bu bakımdan kadro kaydı, görev tanımı ve mevzuat belgeleri temel delildir.
- Görevin geçici olduğunu ya da özel işletmecilik esaslarına göre yürütüldüğünü savunan idarenin, bunu görevin niteliğini gösteren belgelerle ispatlaması gerekir.
- Statü konusunda bir düzenlemenin kanunsuz olduğunu ileri süren tarafın, ilgili düzenlemenin yasama dışı bir araçla yapıldığını ortaya koyması gerekir.
- Mali ve sosyal haklara ilişkin toplu sözleşme hükmünün saklılığını ileri süren tarafın, ilgili hükmün toplu sözleşmeden kaynaklandığını yazılı belgeyle ispatlaması gerekir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.129: Memurların görev ve sorumlulukları ile disiplin güvencesini düzenler; m.128 statü kanunluğunu belirlerken m.129 bu statünün disiplin ve yargısal güvencesini kurar.
- 657 sayılı Kanun m.4: Memur tanımını (4/A) içerir; m.128'deki memur kavramının kapsamını belirlemede başvurulan temel kanun hükmüdür.
- 2709 sayılı Kanun m.68: Siyasi partilere üyelik bakımından memur statüsündeki görevlileri ve diğer kamu görevlilerini sayar; kamu görevlilerinin statüsüne ilişkin anayasal çerçeveyi tamamlar.
Anayasa m.129 — Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence
Anayasa'nın 129. maddesi, memur ve diğer kamu görevlilerinin genel görev ve sorumluluklarını, disiplin kovuşturmasındaki güvenceleri ile yetki kullanımından doğan tazminat ve ceza kovuşturması izni rejimini düzenler. Hüküm, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yanında kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensupları için de disiplin güvencesini kapsar. Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkim ve savcılar hakkındaki hükümler bakımından madde kendi rejimini saklı tutar. Madde, disiplin soruşturmasının usulünü, disiplin cezalarının türlerini, memurun atanma ve özlük haklarını düzenlemez (m.128 ve ilgili kanunlar). Tazminatın hesaplanması ve hizmet kusuru ayrımının somut ölçütleri ile ceza yargılamasının izin dışındaki usulü de bu maddede yer almaz.
Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence: hangi kavramlar bilinmeli?
- Disiplin güvencesi
- Kamu görevlisine, savunma hakkı tanınmadan disiplin cezası verilememesi ve disiplin kararlarının yargı denetimine açık tutulması anlamına gelen anayasal korumadır. Güvence, cezanın türünden bağımsız olarak tüm disiplin cezalarını kapsar.
- Yetkiyi kullanırken işlenen kusur
- Kamu görevlisinin yetki konusu içinde kalan tutum ve davranışlarından doğan kusurdur. Yetki dışı işlem ve eylemlerden doğan zararlar bu kavrama girmez.
- Rücu
- İdarenin, zararı tazmin ettikten sonra kusurlu kamu görevlisine karşı ödediği tutarı geri istemesidir. Madde, idarenin tazminat ödemesini rücu hakkı saklı kalmak kaydıyla öngörür.
- Ceza kovuşturması izni
- Memur ve diğer kamu görevlileri hakkında işledikleri iddia edilen suçlardan dolayı ceza kovuşturması açılabilmesi için kanunun gösterdiği idari merciin verdiği izindir. İzin, kanunla belirlenen istisnalar dışında aranır.
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu
- Kamu hukuku kurallarına tabi, kamu yetkisi kullanan meslek örgütüdür. Mensupları da anayasal disiplin güvencesinden yararlanır.
Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence: hangi şartlar aranır?
- Disiplin cezası verilebilmesi için ilgiliye savunma hakkı tanınmış olmalıdır; savunma alınmadan verilen ceza hukuka aykırı olur.
- Disiplin kararı yargı denetimine tabi olmalıdır; kararın yargı denetimi dışında bırakılması anayasal olarak mümkün değildir.
- Tazminat davasının idare aleyhine açılması için zararın memur veya kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusurdan doğmuş olması gerekir.
- Tazminat davası, kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak açılmalı ve idare aleyhine yöneltilmelidir; kusurlu görevliye karşı doğrudan dava açılamaz, rücu saklıdır.
- Memur veya kamu görevlisi hakkında suç nedeniyle ceza kovuşturması açılabilmesi için kanunun gösterdiği idari merciin izni alınmış olmalıdır; izin kanunla belirlenen istisnalar dışında aranır.
- Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkim ve savcılar bakımından ayrı hükümler uygulanır; bu kişiler için madde hükümleri saklı kalır.
Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence: hangi sonuçları doğurur?
- Savunma hakkı tanınmadan verilen disiplin cezası hukuka aykırıdır ve yargı denetiminde iptal edilebilir.
- Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz; ilgili yargı yoluna başvuru her zaman mümkündür.
- Yetki içi kusurdan doğan zarar için kamu görevlisine karşı doğrudan tazminat davası açılamaz; dava idare aleyhine açılır.
- İdare tazminatı ödediğinde kusurlu görevliye karşı rücu hakkını kullanabilir.
- Kanunla belirlenen istisnalar dışında, izin alınmadan ceza kovuşturması açılamaz.
- Ceza kovuşturması izni, disiplin soruşturmasının yürütülmesini engellemez.
Disiplin cezası ile ceza kovuşturması arasındaki fark nedir?
Disiplin cezası, görevin gereklerine aykırı hal ve hareketler nedeniyle idari sorumluluktan doğar ve disiplin organınca verilir.
Ceza kovuşturması, işlenen suç nedeniyle yargısal süreçtir ve hukuk düzeninin genel cezai sorumluluğuna dayanır.
Her iki yol birbirinden bağımsızdır; ceza kovuşturması disiplin işlemini engellemez. Ceza kovuşturmasında idari izin şartı aranır, disiplin cezasında ise savunma hakkı aranır.
Yetki içi kusur ile yetki dışı işlem ve eylem arasındaki fark nedir?
Kamu görevlisinin yetkisini kullanırken işlediği kusur, tazminat davasını idare aleyhine doğurur.
Yetki dışı işlem ve eylemler bu hükmün kapsamı dışında kalır.
Yalnızca yetki içi kusurdan doğan zararlarda idare aleyhine tazminat davası ve rücu düzeni uygulanır; yetki dışı zararlar bakımından bu hüküm uygulanmaz.
Genel rejim ile silahlı Kuvvetler, hâkim ve savcılar arasındaki fark nedir?
Memurlar ve diğer kamu görevlileri bakımından madde hükümleri doğrudan uygulanır.
Silahlı Kuvvetler mensupları ile hâkim ve savcılar hakkında ayrı rejim geçerlidir.
Bu kişiler hakkında madde hükümleri saklı tutulduğundan, disiplin ve ceza izni bakımından kendi mevzuatları esas alınır.
Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yetki içi kusur ile yetki dışı eylemi aynı şey saymak; bu durumda m.129 kapsamı dışındaki zarar için idare aleyhine tazminat davası açmak.
- Kusurlu memura karşı doğrudan tazminat davası açabileceğini varsaymak; madde davanın idare aleyhine açılmasını öngörür.
- Savunma hakkını yalnızca cezanın türüne göre değerlendirmek; savunma hakkı her disiplin cezası için aranır.
- Disiplin soruşturmasının sürmesini ceza kovuşturması izni olmadan başlatılamayacağı biçiminde yorumlamak; izin rejimi ceza kovuşturmasına ilişkindir.
- Silahlı Kuvvetler mensupları, hâkim ve savcılar için de m.129 hükümlerinin aynen uygulanacağını varsaymak; bu kişiler için hükümler saklıdır.
- Ceza kovuşturması iznini kanunla belirlenen istisnalar bulunmadığı halde her durumda aramak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yetki içi kusur ile yetki dışı eylem ayrımı, tazminat davasının görev ve husumet bakımından idari yargıda mı adli yargıda mı görüleceğinin belirlenmesinde temel ölçüt olarak kullanılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2021/380 E., 2022/975 K., 21.06.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2017/1425 E., 2021/1174 K., 07.10.2021)
- Hizmet kusuru nedeniyle açılan tazminat davalarında idarenin sorumluluğu, davanın idare aleyhine açılması gerektiği ilkesine dayandırılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/2599 E., 2020/732 K., 06.10.2020)
- Hizmet kusuru ile kişisel kusur ayrımı yapılırken, zararın yetki konusu içindeki tutum ve davranıştan doğup doğmadığına bakılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/1425 E., 2021/1174 K., 07.10.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2014/576 E., 2015/2924 K., 16.12.2015)
- Kamu görevlisi sıfatıyla işlenen zararlarda madde, tazminat davasının idareye yöneltilmesi gerektiğini ve kusurlu görevlinin doğrudan dava konusu yapılmayacağını gösterdiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/809 E., 2022/708 K., 24.05.2022; Hukuk Genel Kurulu, 2014/110 E., 2015/2600 K., 11.11.2015)
Nasıl ispat edilir?
- Tazminat davasını açan kişi, zararın varlığını, idarenin işleminden veya eyleminden kaynaklandığını ve bu işlem veya eylemin yetki içi bir kusur olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Ceza kovuşturması izninin alınmış olduğunu gösteren belge, ceza yargılamasını yürüten makam tarafından istenir; izin bulunmadığında kovuşturma engeli ileri sürülebilir.
- Savunma hakkının tanındığını ispat yükü disiplin cezasını veren idaredetir; savunma çağrısının yapıldığını gösteren yazılı belge ile ispatlanır.
- İdare, zararın yetki dışı bir eylemden doğduğunu veya kusurun kişisel nitelikte olduğunu savunuyorsa bu savunmayı kendisi ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.129: Maddenin kendisidir; disiplin, tazminat ve izin rejimini tek hükümde düzenler.
- 2709 sayılı Kanun m.128: Memurların nitelikleri, görev ve yetkileri, hak ve yükümlülükleri ile özlük işlerinin kanunla düzenlenmesini öngörür; m.129 bu düzenlemenin disiplin ve sorumluluk kısmını tamamlar.
- 2709 sayılı Kanun m.130: Yükseköğretim kurumlarını düzenler; disiplin güvencesi bakımından doğrudan bağlantısı yoktur, ancak aynı anayasal bölümde yer alır.
Anayasa m.130 — Yükseköğretim kurumları
Anayasa'nın 130. maddesi, yükseköğretim kurumlarının kuruluşunu, vakıflarca yükseköğretim kurumu kurulabilmesinin koşullarını, üniversitelerin bilimsel özerkliğini ve bilimsel araştırma-yayın yetkisinin sınırını, üniversite organlarının ve öğretim elemanlarının görevden uzaklaştırılmasına karşı korunmasını, rektör ve dekanların seçim/atama usulünü, üniversite bütçesinin hazırlanma ve onaylanma sürecini, yükseköğretim kurumlarına ilişkin kanunla düzenlenecek konu başlıklarını ve vakıf yükseköğretim kurumlarının hangi yönlerden devlet kurumlarına tabi olduğunu düzenler. Hüküm devlet üniversiteleri ile vakıf yükseköğretim kurumlarını birlikte kapsar; uygulanışı kuruluş, yönetim ve denetim ilişkileri bakımından bu iki kurum türüne göre ayrılır. Maddenin kendisi, Yükseköğretim Kurulunun görev ve yapısını (m.131), Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu (m.133) ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunu (m.134) düzenlemez. Ayrıca öğretim üyelerinin disiplin ve güvence ayrıntıları ile memur güvencesi (m.129), üst kademe yöneticilerinin yetiştirilmesi (m.128) ve üniversite ile YÖK'ün kanunla ayrıntılandırılan iş ve işlem usulleri bu maddenin kapsamı dışındadır; vakıf üniversitelerinin mütevelli heyeti, yönetici atama usulü ve öğretim görevlisi görevlendirmesi gibi konular kanuni düzenlemeye bırakılmıştır.
Yükseköğretim kurumları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Bilimsel özerklik
- Üniversitenin akademik faaliyetlerini kendi organları eliyle yürütebilmesi ve bu faaliyetlere idari makamların müdahale etmemesi anlamına gelir. Anayasa bu özerkliği üniversitenin kamu tüzel kişiliği ile birlikte tanır.
- Kamu tüzel kişiliği
- Üniversitenin kendi adına hak edinebilen ve borç altına girebilen, devletten ayrı bir hukuki varlık olarak kurulmasını ifade eder. Üniversiteler kanunla kurulduğundan bu niteliği kanun koyucunun takdirine bağlı değildir ve Anayasanın öngördüğü bir zorunluluktur.
- Yükseköğretim kurumu
- Ortaöğretime dayalı eğitim-öğretim yapan kurumlardır. Maddenin ikinci fıkrasında vakıflara kurma yetkisi verilen kurum bu geniş kavramla ifade edilir ve üniversite ile sınırlı değildir.
- Devletin gözetim ve denetimi
- Üniversitelerin ve bağlı birimlerin işleyişinin devlet tarafından izlenmesi ve denetlenmesi yetkisidir. Vakıf kurumlarda bu gözetim ve denetim, maddede sayılan mali ve idari konular dışındaki akademik alana ve belirli güvenlik yönlerine sınırlanmıştır.
- Görevden uzaklaştırılmama güvencesi
- Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanlarının yalnızca Yükseköğretim Kurulu veya üniversitenin yetkili organlarınca görevden uzaklaştırılabilmesi ilkesidir. Hangi gerekçe ve usulle olursa olsun dışarıdaki makamların bu yetkiyi kullanması Anayasa ile engellenmiştir.
- Kanunla düzenleme alanı
- Maddenin onuncu fıkrasında sayılan konuların kanunla düzenlenmesi zorunluluğudur. Bu alan kuruluş ve organlar, öğretim elemanlarının statüsü, bütçe ve mali kaynaklar, öğrenim ve öğretimin hürriyet ve teminatı gibi konuları kapsar.
- Vakıf yükseköğretim kurumu
- Kazanç amacı gütmeyen vakıflarca, kanunda gösterilen usul ve esaslara göre kurulan ve devletin gözetim ve denetimine tabi olan yükseköğretim kurumudur. Bu kurumlar, mali ve idari konular dışındaki akademik işler, öğretim elemanı sağlanması ve güvenlik yönlerinden devlet kurumlarına ilişkin Anayasa hükümlerine tabidir.
Yükseköğretim kurumları: hangi şartlar aranır?
- Devlet üniversitesi kurulurken üniversitenin lise sonrası farklı kademelerde öğretim verme, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık faaliyetlerini yürütmek amacıyla çeşitli birimlerden oluşması ve kamu tüzel kişiliği ile bilimsel özerkliğe sahip olması gerekir; üniversiteler kanunla kurulmalıdır.
- Vakıflar tarafından yükseköğretim kurumu kurulabilmesi için kurucunun vakıf olması, kazanç amacına yönelik olmaması ve kanunda gösterilen usul ve esaslara uyulması gerekir; kurum devletin gözetim ve denetimine tabi olmalıdır.
- Üniversitelerin ülke sathına dengeli bir biçimde yayılmasını gözeten kanuni düzenleme yapılmalıdır.
- Üniversite ve öğretim elemanları bilimsel araştırma ve yayın yetkisini kullanırken bu yetki, Devletin varlığı ve bağımsızlığı ile milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyet serbestliği sağlamaz.
- Üniversite ve bağlı birimler devletin gözetim ve denetimi altında olmalı; güvenlik hizmetleri devletçe sağlanmalıdır.
- Rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar Yükseköğretim Kurulunca seçilip atanmalıdır; bu usul kanunda belirlenen esaslara göre uygulanmalıdır.
- Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarının dışında kalan makamlarca görevlerinden uzaklaştırılmamalıdır.
- Devlet üniversitelerinin bütçesi üniversitede hazırlanmalı, Yükseköğretim Kurulunca tetkik ve onaylanarak Milli Eğitim Bakanlığına sunulmalı ve merkezi yönetim bütçesinin esaslarına uygun olarak yürürlüğe konulup denetlenmelidir.
- Vakıf yükseköğretim kurumlarında mali ve idari konular dışındaki akademik çalışmalar, öğretim elemanı sağlanması ve güvenlik yönlerinde devlet eliyle kurulan kurumlara ilişkin Anayasa hükümleri uygulanmalıdır.
Yükseköğretim kurumları: hangi sonuçları doğurur?
- Üniversitelerin kanunla kurulmaması hâlinde üniversite kamu tüzel kişiliği ve bilimsel özerklikle kurulamaz; Anayasanın öngördüğü kuruluş biçimi gerçekleşmemiş olur.
- Vakıflar, kanunda gösterilen usul ve esaslara uyarak ve kazanç amacı gütmeden yükseköğretim kurumu kurabilir; bu şartlardan biri eksikse kurum kurulamaz.
- Vakıf yükseköğretim kurumları, mali ve idari konular dışındaki akademik çalışmalar, öğretim elemanı sağlanması ve güvenlik yönlerinden devlet eliyle kurulan kurumlar için Anayasada belirtilen hükümlere tabi olur.
- Bilimsel araştırma ve yayın yetkisi, devletin varlığı ve bağımsızlığı ile ülkenin bütünlüğüne karşı kullanılamaz; bu yetkinin kullanımı bu sınırı aşamaz.
- Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları, yetkili organlar dışındaki makamlarca görevden uzaklaştırılamaz; bu tür işlemler hukuka aykırıdır.
- Üniversitelerin hazırladığı bütçe Yükseköğretim Kurulunca onaylanmadan yürürlüğe giremez.
- Maddenin ayrıntılı düzenlemesi, kurum kuruluşu, organ yapısı, seçim usulleri, öğretim elemanlarının statüsü, disiplin, mali işler ve öğretimin ilkeleri gibi konularda kanunla belirlenir.
- Üniversitelerin ülke sathına dengeli yayılması kanun koyucunun gözetmesi gereken bir ilke olarak belirlenmiştir.
Devlet üniversitesi ile vakıf yükseköğretim kurumu arasındaki fark nedir?
Devlet tarafından kanunla kurulur ve kamu tüzel kişiliği ile bilimsel özerkliğe sahiptir. Devletin gözetim ve denetimi altındadır ve güvenlik hizmetleri devletçe sağlanır.
Vakıflar tarafından kanunda gösterilen usul ve esaslara göre kurulur ve kazanç amacı güdemez. Devletin gözetim ve denetimine tabidir, ancak tabiiyet mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmalar, öğretim elemanı sağlanması ve güvenlik yönlerinde sınırlıdır.
Vakıf kurumunda mali ve idari işler devlet kurumlarındaki Anayasa hükümlerinin dışında kalır; akademik çalışmalar, öğretim elemanı sağlanması ve güvenlik alanlarında ise devlet üniversitesi için öngörülen hükümler uygulanır.
Yükseköğretim kurumu ile üniversite arasındaki fark nedir?
Anayasanın ikinci fıkrası vakıflara yükseköğretim kurumu kurma yetkisi verirken, birinci fıkra üniversite tanımını kamu tüzel kişiliği ve bilimsel özerklikle birlikte yapar.
Yükseköğretim kurumu, üniversite ile yüksek teknoloji enstitüsü gibi ortaöğretime dayalı kurumları kapsayan geniş bir kavramdır.
Vakıfların kurabileceği kurumların kapsamı, yalnızca üniversite ile sınırlı değildir; kurucunun türü ve kurumun hukuki statüsü ayrı kanuni düzenlemeye bağlanmıştır.
Bilimsel araştırma özgürlüğü ile devlete karşı faaliyet arasındaki fark nedir?
Üniversite ve öğretim elemanları serbestçe her türlü bilimsel araştırma ve yayında bulunabilir.
Devletin varlığı, bağımsızlığı ile milletin ve ülkenin bütünlüğü ve bölünmezliği aleyhinde faaliyet serbestliği tanınmaz.
Bilimsel özgürlük, belirtilen devlet ve ülke bütünlüğü değerleri aleyhine kullanılamaz; bu sınır aşılırsa özgürlük korunmaz.
Rektör ile dekan atama yetkisi arasındaki fark nedir?
Rektörler Cumhurbaşkanınca seçilir ve atanır.
Dekanlar Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.
İki yönetici kademesinin seçim ve atama makamı farklıdır; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar Yükseköğretim Kurulunca belirlenir.
Üniversite yönetim organları ile dış makamlar arasındaki fark nedir?
Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanları, Yükseköğretim Kurulunun veya üniversitelerin yetkili organlarınca görevden uzaklaştırılabilir.
Bu organlar dışında kalan makamlar, hangi suretle olursa olsun görevden uzaklaştırma yetkisine sahip değildir.
Dış makamların uzaklaştırma işlemi Anayasaya aykırı kabul edilir ve yetkili organın dışında gerçekleştirilen işlem hukuki sonuç doğurmaz.
Devlet üniversitesi bütçesi ile vakıf üniversitesi bütçesi arasındaki fark nedir?
Devlet üniversitesinin bütçesi hazırlanır, Yükseköğretim Kurulunca tetkik ve onaylanır, Milli Eğitim Bakanlığına sunulur ve merkezi yönetim bütçesinin esaslarına uygun işleme tabi tutularak yürürlüğe konulur.
Vakıf kurumun mali ve idari işleri bu bütçe sürecinin dışındadır; mali konularda devlet üniversitesi için öngörülen Anayasa hükümleri uygulanmaz.
Vakıf üniversitesinin bütçesi Anayasanın devlet üniversitesi bütçesi için öngördüğü usulle onaylanmaz; bu alan kanun ve vakıf düzenlemesine bırakılmıştır.
Yükseköğretim kurumları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde metnindeki "yükseköğretim kurumu" ifadesini yalnızca üniversite ile eşitlemek; vakıfların yüksek teknoloji enstitüsü gibi diğer yükseköğretim kurumlarını da kurabileceğini gözden kaçırmak.
- Vakıf yükseköğretim kurumunun devlet gözetimine tabi olduğunu, bu nedenle tüm mali ve idari işlerin devlet üniversitesi usulüne tabi olduğunu sanmak; oysa mali ve idari konular bu tabiiyet kapsamının dışındadır.
- Bilimsel özerkliği sınırsız bir yetki olarak yorumlamak; oysa Devletin varlığı, bağımsızlığı ve ülke bütünlüğü aleyhinde faaliyet serbestliği tanınmamıştır.
- Rektör ile dekanın atama makamlarını karıştırmak; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır.
- Görevden uzaklaştırma yetkisini, yetkili organ dışındaki her kamu makamına tanınmış sanmak; madde bu yetkiyi yalnızca Yükseköğretim Kurulu ve üniversitenin yetkili organlarına bırakmıştır.
- Vakıf üniversitesinin bütçesinin devlet üniversitesi gibi Yükseköğretim Kurulunca onaylanması gerektiğini varsaymak; bu bütçe için madde metninde aynı usul öngörülmemiştir.
- Maddenin ayrıntılı düzenlemelerini (öğretim düzeyleri, harçlar, disiplin, öğretim elemanı statüsü) doğrudan Anayasadan çıkarmaya çalışmak; bunlar kanunla düzenlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, öğretim elemanlarının görevlendirilmesi ve görevden uzaklaştırılması bakımından Anayasanın bu maddesinde sayılan güvenceleri yorumlamıştır; görevden uzaklaştırma işlemleri, yetkili organın dışındaki bir makamdan çıkıyorsa Anayasaya aykırılık tartışması doğmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/3094 E., 2021/1118 K., 30.09.2021; Hukuk Genel Kurulu, 2019/663 E., 2021/1668 K., 14.12.2021)
- Anayasa Mahkemesi, bu maddenin öğretim üyelerine bilimsel özgürlük, serbestçe araştırma ve yayın yapabilme ile öğrenim ve öğretimi güvence içinde sürdürme hakları tanıdığını belirtmiştir. (Hukuk Genel Kurulu, 2017/3094 E., 2021/1118 K., 30.09.2021)
- Anayasa Mahkemesi, bu maddenin ikinci fıkrasındaki "yükseköğretim kurumu" ifadesini geniş yorumlamıştır; vakıfların üniversite kurabilmesi tartışmalı kalmıştır. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/663 E., 2021/1668 K., 14.12.2021)
- Danıştay, YÖK ile üniversiteler arasındaki ilişkinin hiyerarşi değil vesayet ilişkisi niteliğinde olduğunu kabul etmiştir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/5021 E., 2025/6138 K., 10.09.2025)
- Mahkemeler, vakıf yükseköğretim kurumlarında mali ve idari konular dışındaki akademik işlerin devlet üniversitesi hükümlerine tabi olduğunu, bu nedenle akademik çalışmalar bakımından devlet denetiminin sınırlı olduğunu kabul etmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1220 E., 2023/1334 K., 02.05.2023)
- Yargı kararlarında, vakıf kurumun mali ve idari konularının Anayasanın devlet üniversitesi bütçesi için öngördüğü usule tabi olmadığı belirtilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1220 E., 2023/1334 K., 02.05.2023)
- Anayasa Mahkemesi, yükseköğretim kurumlarının yönetim ve denetim organlarının görevden uzaklaştırılması ile ilgili yetkili organ ayrımının, kanun koyucunun bu alandaki düzenleme yetkisini sınırladığını kabul etmektedir. (9. Hukuk Dairesi, 2025/5021 E., 2025/6138 K., 10.09.2025; 8. Daire, 2025/1189 E., 2025/4670 K., 15.05.2025)
- Anayasa Mahkemesi, hukuk devleti ilkesi kapsamında idari işlemlerin hukuka uygunluğunu denetlerken bu maddeyi dikkate almıştır. (8. Daire, 2025/1189 E., 2025/4670 K., 15.05.2025; 8. Daire, 2025/832 E., 2025/4340 K., 06.05.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Üniversite organları ya da öğretim elemanlarının görevden uzaklaştırılmasına karşı dava açan taraf, uzaklaştırmanın yetkili organ dışındaki bir makamca yapıldığını ispatlamalıdır; işlemin düzenlendiği karar ve yazılı belgeler bu ispatta esas alınır.
- Vakıf yükseköğretim kurumunun kanuni usule uygun kurulduğunu ve kazanç amacı gütmediğini ileri süren taraf, vakıf senedi, kuruluş işlemi ve kanuni dayanağı gibi yazılı belgelerle ispat yükü altındadır.
- Devletin gözetim ve denetiminin vakıf kurumda akademik çalışmalar dışında kaldığını ileri süren taraf, mali ve idari konuların kapsamını belgeleyen kurum kayıtları ve mevzuat ile ispat yükü altındadır.
- Üniversite bütçesinin Yükseköğretim Kurulunca tetkik ve onaylandığı iddiasında, onay belgesi ve bütçe işlemi yazılı kayıtla ispatlanır; yazılı onay bulunmadığında bütçenin yürürlüğe girdiği kabul edilemez.
- Bilimsel özgürlüğün devlet ve ülke bütünlüğü aleyhinde kullanıldığını ileri süren idare, bu iddiasını yayının içeriği ve faaliyetin niteliğini gösteren somut belgelerle ispatlamak zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.131: Yükseköğretim üst kuruluşlarını (Yükseköğretim Kurulu ve Üniversitelerarası Kurul) düzenler; m.130'un ikinci fıkrasındaki denetim ve yönetim ilişkisinin kurumsal çerçevesini oluşturur.
- 2709 sayılı Kanun m.128: Üst kademe yöneticilerinin yetiştirilmesi usulünü kanunla özel olarak düzenler; üniversite yöneticilerinin statüsü bakımından bağlantı kurar.
- 2709 sayılı Kanun m.129: Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin disiplin kovuşturması ile savunma hakkı güvencesini düzenler; m.130'un görevden uzaklaştırmama ilkesiyle birlikte öğretim elemanlarının güvencesini tamamlar.
- 2709 sayılı Kanun m.133: Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu düzenler; maddede anılmamakla birlikte ayrı bir kurumsal yapıdır ve bu maddenin kapsamı dışındadır.
Anayasa m.131 — Yükseköğretim üst kuruluşları
Anayasa'nın 131. maddesi, yükseköğretim üst kuruluşunun, yani Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) amacını, kuruluş biçimini ve kurulun teşkilatına ilişkin temel çerçeveyi düzenler. Kurulun amacı yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek ve denetlemek; eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek; üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak ve öğretim elemanı yetiştirilmesi için planlama yapmaktır. Madde, kurulun üyelerinin hangi organlarca ve hangi usulle belirleneceğini de düzenler. Madde, üniversitelerin kendi iç yapısını, öğretim elemanlarının güvencelerini ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu ile Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu gibi diğer kurumları düzenlemez. Maddenin kurula uygulanması, kurul üyelerinin ayrıntılı nitelikleri ve görev ayrıntıları kanuna bırakılmıştır; bu ayrıntılar 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yer alır. Madde doğrudan bir kişinin hakkını değil, kurumsal yapıyı düzenlediği için bireysel hak ve süre içermez. Üniversite özerkliği ve öğretim elemanlarının güvencesi (m.130), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (m.133) ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu (m.134) ayrı maddelerde düzenlenmiştir.
Yükseköğretim üst kuruluşları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Yükseköğretim Kurulu (YÖK)
- Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlayan, düzenleyen, yöneten ve denetleyen üst kuruluştur. Anayasa'nın 131. maddesi uyarınca kanunla kurulur ve kanunda gösterilen amaç ve ilkeler doğrultusunda çalışır.
- Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilen üye
- Üniversitelerin seçtiği adaylar dışında, kurul üyeleri arasında Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilen üyelerdir. Bu üyelerin seçilme usulü ve sayısı madde metninde kanuna bırakılmıştır.
- Öncelik
- Kurul üyeliğine atanacak kişilerde rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlerin tercih edilmesidir. Bu, bir zorunluluk değil, atama sırasında verilen bir öncelik ilkesidir.
Yükseköğretim üst kuruluşları: hangi şartlar aranır?
- Yükseköğretim Kurulunun kanunla kurulmuş olması gerekir.
- Kurulun amacı, yükseköğretim kurumlarının kanunda belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda kurulmasını, geliştirilmesini ve üniversitelere tahsis edilen kaynakların etkili kullanılmasını sağlamak olmalıdır.
- Kurul üyelerinin bir kısmı üniversiteler tarafından seçilen adaylar arasından, sayıları, nitelikleri ve seçilme usulleri kanunla belirlenmiş olarak Cumhurbaşkanınca atanmalıdır.
- Kurul üyelerinin bir kısmı Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilmelidir.
- Atamada rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik verilmelidir.
- Kurulun teşkilatı, görev, yetki, sorumluluğu ve çalışma esasları kanunla düzenlenmelidir.
Yükseköğretim üst kuruluşları: hangi sonuçları doğurur?
- Kurul, kanunla kurulduğunda Anayasa'nın öngördüğü amaç ve görevlerle faaliyet gösterir.
- Kurul üyeleri, üniversitelerce aday gösterilenler arasından Cumhurbaşkanınca atanan üyelerden ve Cumhurbaşkanınca doğrudan seçilen üyelerden oluşur.
- Üniversitelerce seçilen adaylar arasından yapılan atamada, rektörlük ve öğretim üyeliğinde başarılı hizmet yapmış profesörlere öncelik tanınır.
- Kurulun teşkilatı, görev ve yetkileri ile çalışma esasları kanunla düzenlenir; kanun bu çerçeveyi aşan bir düzenleme yapamaz.
- Kurulun üyelerinin sayıları, nitelikleri ve seçilme usulleri de kanunla belirlenir; bu konuda Anayasa yalnızca ilkeyi koyar.
Kurulun amacı ile kurulun kanunla düzenlenen işleyişi arasındaki fark nedir?
Anayasa'nın 131. maddesinin birinci fıkrası kurulun amacını ve görev alanını belirler; bu amaç doğrudan Anayasa'dan çıkar.
Teşkilat, görev, yetki, sorumluluk ve çalışma esasları ise üçüncü fıkra uyarınca kanuna bırakılmıştır.
Anayasa kurulun amacını ve kurulma biçimini sabitler; ayrıntılı yetkilerin sınırı ise kanun koyucunun takdirindedir. Kanun, bu amaç dışına çıkan düzenleme yapamaz.
Üniversitelerce seçilen adaylar ile cumhurbaşkanınca doğrudan seçilen üyeler arasındaki fark nedir?
İkinci fıkraya göre, bir grup üye üniversitelerce seçilen adaylar arasından Cumhurbaşkanınca atanır.
Diğer grup üye ise Cumhurbaşkanınca doğrudan doğruya seçilir.
İki farklı atama ve seçim yolu öngörülmüştür. Üniversitelerin katkısı aday gösterme aşamasında kalır; son karar Cumhurbaşkanındadır.
Yükseköğretim üst kuruluşları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin ikinci fıkrasındaki atama ve doğrudan seçim ayrımını karıştırmak; her iki yolun da Cumhurbaşkanınca gerçekleştirildiğini düşünerek üniversite aday gösterme aşamasını görmezden gelmek.
- Kurulun teşkilat ve yetkilerinin doğrudan Anayasa'da düzenlendiğini sanmak; bu ayrıntıların üçüncü fıkra gereği kanunla düzenlendiğini gözden kaçırmak.
- Öncelik tanınmasını zorunlu bir atama koşulu saymak; madde yalnızca öncelik verilmesini öngörür.
- Madde metnindeki "Cumhurbaşkanınca atanan" ve "doğrudan doğruya seçilen" ifadelerini, üniversitelerin yetkisini ortadan kaldırdığı biçiminde yorumlamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, YÖK'ün görev ve yetkilerini düzenleyen kanun kurallarını 131. maddenin ilkeleri ışığında denetlemektedir. Kanun kurallarının, bu maddede belirtilen amaç ve üniversite özerkliği sınırını aşması hâlinde Anayasa'ya aykırı bulunmaktadır. (8. Daire, 2020/5726 E., 2024/726 K., 20.02.2024; 8. Daire, 2021/928 E., 2023/1242 K., 15.03.2023)
- Üniversite yönetim ve denetim organları ile öğretim elemanlarının YÖK veya üniversitelerin yetkili organı dışında kalan makamlarca görevden uzaklaştırılamayacağı ilkesi, YÖK'ün bireysel işlemlerinin denetiminde esas alınmaktadır. (8. Daire, 2019/3244 E., 2023/581 K., 15.02.2023)
- YÖK'ün öğretim elemanlarını başka bir yükseköğretim kurumuna atama yetkisinin kullanılmasında, öğretim elemanına tanınan güvencelerin gözetilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (8. Daire, 2019/6057 E., 2022/7558 K., 14.12.2022)
- Maddenin ikinci fıkrasındaki üye seçim usulünün uygulanmasında, üniversitelerin aday gösterme yetkisinin ayrıntıları kanunda düzenlenmiş kabul edilmektedir. (8. Daire, 2018/3592 E., 2022/5543 K., 12.10.2022)
- YÖK ile üniversiteler arasındaki ilişki, uygulamada hiyerarşi değil sınırlı denetim niteliğinde görülmektedir. (8. Daire, 2019/6663 E., 2022/5238 K., 29.09.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kurulun Anayasa'ya aykırılığını ileri süren taraf, kanun kuralının 131. maddenin amacı veya üye seçim ilkesiyle çeliştiğini ortaya koymakla yükümlüdür.
- Kurul üyeliğine atanmanın usulüne ilişkin iddiayı ileri süren taraf, üniversite aday gösterme işleminin ve Cumhurbaşkanı kararının belgelerle ortaya konmasını sağlamakla yükümlüdür.
- Kurulun görev ve yetki sınırının aşıldığı iddiası, kanun metni ve ilgili yetki kuralı karşılaştırılarak ispatlanır; yetkinin kanunda yer alıp almadığı belgelerle ortaya konur.
- Öğretim elemanının görevden uzaklaştırıldığı iddiasında, işlemi yapan makamın YÖK veya üniversite yetkili organı olmadığını ileri süren taraf bunu resmi belgelerle göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.130: Üniversitelerin kuruluşu, özerkliği ve öğretim elemanlarının güvencelerini düzenler. Bu madde, YÖK'ün yetkilerinin sınırını belirleyen üniversite özerkliği ilkesi bakımından 131. maddeyle birlikte okunur.
- 2709 sayılı Kanun m.133: Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu düzenler. Benzer biçimde kanunla kurulan bir üst kuruluş olduğu için kuruluş usulü bakımından karşılaştırmalı okunabilir.
- 2709 sayılı Kanun m.134: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunu düzenler. YÖK dışında kalan bir yükseköğretim ve bilim kurumudur.
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu: Maddenin üçüncü fıkrasında kanuna bırakılan kurulun teşkilatı, görev ve yetkileri ile üyelerin ayrıntılı düzenlemesini içerir. Anayasa'nın bu maddesinin uygulanmasını sağlayan temel kanundur.
Anayasa m.132 — Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar
Anayasanın 130 ve 131 ile bağlantılı olarak yükseköğretim kurumlarından, Türk Silahlı Kuvvetlerine ve emniyet teşkilatına bağlı olanların hangi hukuk rejimine tabi olacağını belirler. Maddenin düzenlediği konu, bu kurumların genel yükseköğretim mevzuatı yerine özel kanunlara bağlanmasıdır. Madde, kurumların kuruluşunu, organlarını, öğretim elemanlarının güvencelerini veya bütçesini ayrıca düzenlemez. Kuruluş, organ ve işleyişe ilişkin ayrıntılar özel kanunlarda aranır (m.130). Yükseköğretim üst kuruluşlarının görev ve yetkileri (m.131) ile vakıf yükseköğretim kurumlarının durumu (m.130/son fıkra) bu maddenin kapsamı dışındadır. Anayasa'nın bu maddesi, Anayasa'nın ayrıca mülga veya ayrı bir yükseköğretim kanunu bakımından ne ölçüde geçerli olduğunu da ayrıca belirlemez.
Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Özel kanun
- Genel yükseköğretim mevzuatına göre değil, Silahlı Kuvvetler veya emniyet teşkilatının kendi yasal düzenlemesine göre işleyen kurumlar için çıkarılan kanun. Maddenin uygulanması bu kanunun varlığına bağlıdır.
- Yükseköğretim kurumu
- Anayasa'da üniversite ve benzeri yüksek öğretim birimlerini kapsayan üst kavram. Madde yalnızca bu kurumların bir kısmını, yani askeri ve emniyet bağlantılı olanları özel hükümlere bağlar.
- Özel hükümlere tabi olma
- Kurumun, genel yükseköğretim düzenlemesi yerine kendi kuruluş kanunundaki kuralları esas alması anlamına gelir. Anayasa bu kurumlar için ayrıca bir içerik belirlemediğinden, kuralların içeriği özel kanunlardan okunur.
Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar: hangi şartlar aranır?
- Kurumun Türk Silahlı Kuvvetlerine veya emniyet teşkilatına bağlı bulunması gerekir.
- Kurumun yükseköğretim kurumu niteliği taşıması gerekir.
- Kurumla ilgili uyuşmazlıkta uygulanacak özel kanun hükmünün bulunması gerekir; bu kanunun varlığı madde uygulamasının ön koşuludur.
Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar: hangi sonuçları doğurur?
- Askeri veya emniyet bağlantılı yükseköğretim kurumlarında uygulanacak kurallar özel kanunlardan belirlenir.
- Özel kanun bulunmadığında ya da kurumun bağlı olduğu teşkilat dışında bir kurum söz konusu olduğunda bu madde değil, genel yükseköğretim kuralları değerlendirilir.
- Özel kanunun Anayasa'nın temel ilkelerine (özellikle m.130'daki bilimsel özerklik ve güvence hükümlerine) aykırı düzenleme içermesi hâlinde anayasal denetim yoluna başvurulabilir.
- Madde, özel kurumların öğretim elemanlarının genel güvencelerini ortadan kaldırmaz; bu kurumlarda da anayasal ilkeler geçerlidir.
Askeri ve emniyet bağlantılı yükseköğretim kurumu ile genel yükseköğretim kurumu arasındaki fark nedir?
Türk Silahlı Kuvvetleri veya emniyet teşkilatına bağlı olan kurum; kendi özel kanununa tabidir.
Bu bağlantısı olmayan devlet üniversiteleri ve vakıf yükseköğretim kurumları; m.130 ve m.131 çerçevesinde genel yükseköğretim düzenlemesine tabidir.
Askeri ve emniyet bağlantılı kurumda kuruluş, organ, öğretim elemanı ve benzeri konular özel kanunla belirlenir; genel düzenleme bu kurumlar bakımından doğrudan uygulanmaz.
Özel kanunun düzenlediği konu ile anayasa'nın genel güvencesi arasındaki fark nedir?
Özel kanunun düzenlediği ayrıntılı konular, örneğin işleyiş ve atama usulleri, özel kanunla belirlenir.
Anayasa'nın m.130'da yer alan ilkeler, örneğin bilimsel özerklik ve görevden uzaklaştırılmama güvencesi, bu kurumlar için de anayasal ölçüt olarak kalır.
Özel kanun Anayasa'ya aykırı olamaz; özel rejim, temel anayasal ilkelerin dışına çıkarak uygulanamaz. (8. Daire, 2023/5438 E., 2023/6674 K., 01.12.2023; 8. Daire, 2020/372 E., 2023/1718 K., 06.04.2023; 8. Daire, 2019/9464 E., 2023/1484 K., 28.03.2023)
Yükseköğretim kurumlarından özel hükümlere tabi olanlar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddeyi, askeri ve emniyet kurumlarının tüm konularını doğrudan düzenleyen bir hüküm gibi okumak; madde yalnız özel kanuna yollama yapar.
- Özel kanunu bulunmayan bir kurumda bu maddeyi tek başına uygulanabilir kabul etmek.
- Özel hükümlere tabi kurumlarla vakıf yükseköğretim kurumlarını ya da devlet üniversitelerini aynı rejime bağlamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yüksek mahkeme kararlarında, Anayasa m.132 hükmünün yalnız bir yönlendirme niteliği taşıdığı ve kurumun özel hükmünün ayrıca aranması gerektiği vurgulanmaktadır. (8. Daire, 2023/5438 E., 2023/6674 K., 01.12.2023; 8. Daire, 2020/372 E., 2023/1718 K., 06.04.2023; 8. Daire, 2019/9464 E., 2023/1484 K., 28.03.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kurumun Türk Silahlı Kuvvetlerine veya emniyet teşkilatına bağlı olduğunu iddia eden taraf, bunu kuruluş mevzuatı ve idari kayıtlarla ispatlar.
- Uyuşmazlığın özel kanuna mı yoksa genel yükseköğretim mevzuatına mı tabi olduğu, kurumun kuruluş kanunu ve bağlı olduğu teşkilatın belgeleriyle belirlenir.
- Özel kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu ileri süren taraf, bu aykırılığı anayasal ilkelere dayanarak ortaya koymakla yükümlüdür.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.130: Yükseköğretim kurumlarının genel çerçevesini ve bilimsel özerklik ile güvence ilkelerini belirler; bu maddedeki özel hükümlü kurumların da bağlı olduğu anayasal ölçüttür.
- 2709 sayılı Kanun m.131: Yükseköğretim üst kuruluşlarını düzenler; özel kanuna tabi kurumların da bu üst kuruluşlarla ilişkisinin nasıl kurulacağı özel kanunla belirlenir.
Anayasa m.133 — Ajansları
Anayasanın 133. maddesi üç konuyu düzenler: radyo ve televizyon istasyonlarının kurulup işletilmesinin kanuna bağlı serbestliği, Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun dokuz üyeden oluşması ve üyelerin seçim esası, ile kamu tüzelkişiliğine sahip tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarının özerkliği ve yayın tarafsızlığı. Madde, radyo ve televizyon yayıncılığı yapan özel ve kamu kuruluşlarına ve bu alanı düzenleyen Üst Kurula uygulanır. Maddede Üst Kurulun görev ve yetkileri, üyelerinin nitelikleri, seçim usulünün ayrıntıları ve görev süreleri yer almaz; bunlar kanuna bırakılmıştır. Yayın izni, lisans ve yayın denetimine ilişkin ayrıntılar, Anayasanın basın ve yayım hürriyetine ilişkin 26 ve 28. maddelerinde, Üst Kurulun ayrıntılı yapısı ise kanunda düzenlenir. Madde, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunu (m.134) ve yükseköğretim kurumlarını düzenlemez.
Ajansları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
- Radyo ve televizyon faaliyetlerini düzenlemek ve denetlemek amacıyla kurulan, dokuz üyeden oluşan kuruldur. Kuruluşu, görev ve yetkileri, üye nitelikleri, seçim usulü ve görev süresi kanunla belirlenir.
- Siyasi parti grubu üye sayısı oranı
- Üst Kurul üyelerinin seçiminde, Meclisteki siyasi parti gruplarına düşen üye sayısının belirlenmesinde esas alınan orandır. Her grup, belirlenen üye sayısının ikişer katı kadar aday gösterir.
- Kamu tüzelkişiliğine sahip tek radyo ve televizyon kurumu
- Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan ve anayasal olarak tek olarak öngörülen radyo ve televizyon kuruluşudur. Maddenin ikinci fıkrasındaki tarafsızlık ve özerklik güvencesi bu kuruma da uygulanır.
- Kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajansları
- Kamu tüzelkişilerinden mali destek alan haber ajanslarıdır. Maddenin özerklik ve tarafsızlık güvencesi, yalnız bu ajanslar için geçerlidir; yardım almayan özel haber ajansları kapsam dışıdır.
Ajansları: hangi şartlar aranır?
- Radyo ve televizyon istasyonu kurmak ve işletmek isteyen kişinin, bu serbestliği kanunla düzenlenen şartlar çerçevesinde kullanması gerekir.
- Üst Kurulun dokuz üyeden oluşması gerekir.
- Üyelerin, siyasi parti gruplarının üye sayısı oranında belirlenecek sayının ikişer katı olarak gösterilen adaylar arasından, her gruba düşen üye sayısı esas alınarak TBMM Genel Kurulunca seçilmesi gerekir.
- Üst Kurulun kuruluşu, görev ve yetkileri, üye nitelikleri, seçim usulleri ve görev süreleri kanunla düzenlenmelidir.
- Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumunda özerklik ve yayın tarafsızlığı esas alınmalıdır.
- Kamu tüzelkişilerinden yardım gören haber ajanslarında özerklik ve yayın tarafsızlığı esas alınmalıdır.
- Kanunla düzenlenecek şartlara uygun olmayan istasyon kurma ve işletme faaliyeti, serbestlik kapsamında korunmaz.
Ajansları: hangi sonuçları doğurur?
- Radyo ve televizyon istasyonu kurma ve işletme serbestliği, kanunla düzenlenecek şartlara bağlı olarak tanınır.
- Üst Kurul dokuz üyeden oluşur ve üyeleri TBMM Genel Kurulunca seçilir.
- Üst Kurulun görev ve yetkileri ile üyelerin nitelikleri, seçim usulü ve görev süresi kanunla belirlenir.
- Anayasa Mahkemesinin 2004 tarihli iptal kararı üzerine, TBMM'nin Üst Kurul üyesi seçme yetkisi 2005 değişikliğiyle Anayasaya açıkça eklenmiştir.
- Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu ile kamu yardımı alan haber ajanslarında özerklik ve yayın tarafsızlığı esastır.
- Bu güvencelerin ihlali halinde Anayasa Mahkemesine başvuru ve yargısal denetim yolu açıktır (metinde açıkça belirtilmemiş; genel anayasal denetim ilkesinden çıkarılmıştır).
Radyo ve televizyon istasyonu kurma serbestliği ile üst Kurulun seçimi arasındaki fark nedir?
Birinci fıkra, istasyon kurma ve işletme hakkını serbest bırakır, ancak bunu kanunla düzenlenecek şartlara bağlar.
İkinci fıkra, Üst Kurulun kuruluşunu ve üye seçimini düzenler; seçimin TBMM Genel Kurulunca yapılması ve dokuz üyelik sayısı burada kurulur.
Birinci fıkradaki serbestlik, Üst Kurulun yetkisini belirlemez; istasyon izinleri ve denetimi kanun ve Üst Kurul üzerinden yürür.
Tek kamu radyo ve televizyon kurumu ile kamu yardımı alan haber ajansları arasındaki fark nedir?
Devletçe kamu tüzelkişiliği olarak kurulan tek radyo ve televizyon kurumu, ayrı bir yapıdır.
Haber ajansları, kamu tüzelkişilerinden yardım gören kuruluşlar olarak tanımlanır; yardım alıp almama ölçütü belirleyicidir.
Özerklik ve tarafsızlık güvencesi iki gruba da uygulanır; yardım almayan özel haber ajansları bu güvence kapsamında değildir.
Ajansları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Birinci fıkradaki istasyon serbestliğini Üst Kurulun yetki ve görevlerine de genişletmek; oysa Üst Kurulun yetkileri ayrı olarak kanunla düzenlenir.
- Maddede yer alan dokuz üyelik sayısını ve iki kat aday gösterme ölçütünü değiştirilebilir bir kanun düzeni gibi görmek; bu sayılar Anayasada açıkça yazılıdır.
- Eski tarihli kararlarda geçen 'istasyonların ancak Devlet eliyle kurulabileceği' yorumunu, 2005 değişikliğinden sonraki güncel metne uygulamak.
- Tarafsızlık ve özerklik güvencesini yalnızca devlet radyo-televizyonu ile sınırlamak; ikinci fıkrada haber ajansları da yer alır, ancak yalnız kamu yardımı alan ajanslar için geçerlidir.
- Anayasa Mahkemesinin 2004 iptal kararını güncel rejimin dayanağı saymak; bu karar 2005 değişikliğiyle aşılmış ve yetki Anayasaya eklenmiştir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, Meclisin Üst Kurul üyesi seçme yetkisinin Anayasada açıkça öngörülmeden kanunla verilemeyeceğine hükmetmiş ve bu iptal üzerine 2005 değişikliği ile yetki Anayasaya eklenmiştir. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/5945 E., 2016/1096 K., 02.03.2016)
- Üst Kurul kararlarının yargı denetimine açık olduğu ve bu kararların iptal davasına konu olabildiği kabul edilmektedir. (Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025)
- Madde 2005 değişikliğinden önce, istasyonların ancak Devlet eliyle kurulabileceği ve idarenin tarafsız bir kamu tüzelkişiliği olarak düzenlenmesi gerektiği yönünde yorum yapılmıştır; bu yorum güncel metinle bağdaşmaz. (10. Daire, 1993/1224 E., 1994/126 K., 25.01.1994; 10. Daire, 1990/1699 E., 1992/1117 K., 23.03.1992)
- Özel radyo ve televizyon kurulabilmesi 1993 değişikliğiyle anayasal olarak mümkün kılınmış, kamu yayıncılığı ise tarafsızlık ve özerklik güvenceleriyle korunmuştur. (Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/5945 E., 2016/1096 K., 02.03.2016)
Nasıl ispat edilir?
- İstasyon kurma ve işletme serbestliğine dayanarak izin talep eden kişi, kanunun öngördüğü şartları sağlamakla yükümlüdür; şartların varlığı ilgili izin belgeleri ve RTÜK kararı ile ispatlanır.
- Üst Kurul üyelerinin seçilmiş olması, TBMM Genel Kurul tutanağı ve siyasi parti gruplarının üye sayısı belgeleri ile ispatlanır.
- Tarafsızlık ilkesine aykırılık iddiasını ileri süren taraf, yayın kayıtları ve yayın içeriği ile bunu ispatlamakla yükümlüdür; yayının tarafsız olduğunu savunan kurum, yayın programlarının ve editoryal kararlarının ilkeye uygun olduğunu göstermek zorundadır.
- Haber ajansının kamu tüzelkişilerinden yardım aldığı iddiası, ilgili kamu kurumunun ödeme ve yardım kayıtlarıyla ispatlanır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Kanun m.26: Radyo ve televizyon yayınlarının izin sistemine bağlanabileceğini düzenler; m.133'teki kanunla düzenlenecek şartların anayasal dayanağıdır.
- 2709 sayılı Kanun m.28: Basımevi kurmanın izin şartına bağlanamayacağını ve basın hürriyetinin sınırlarını düzenler; m.133'teki yayın serbestliğinin çerçevesini çizer.
- 2709 sayılı Kanun m.134: Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunu düzenler; m.133 ile bir ilgisi yoktur, yalnızca madde sırası bakımından komşudur.
Anayasa m.134 — Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
Madde, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumunun amacını, kuruluş unsurlarını ve bağlılık ilişkisini düzenler. Kurumun Atatürk'ün manevi himayesi, Cumhurbaşkanının gözetimi ve desteği ve bir bakana bağlılık ilişkisi bu maddede yer alır. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu için vasiyetnamedeki mali menfaatlerin saklı tutulması ve tahsis edilmesi de maddenin konusudur. Maddenin kurumun kuruluşu, organları, çalışma usulleri, özlük işleri ve bağlı kurumlar üzerindeki yetkilerini kanuna bıraktığı, kanunla düzenlenecek konular arasında sayılır. Kurumun ayrıntılı teşkilatı, personel rejimi ve bağlı kuruluşlar üzerindeki yetkileri bu maddede düzenlenmez; bunlar kanunla belirlenir. Kurumun bağlı olduğu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (m.133) ile yükseköğretim kurumları (m.130, m.131) bu maddenin konusu değildir.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu: hangi kavramlar bilinmeli?
- Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu
- Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, tarihini ve dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla kurulan, kamu tüzel kişiliğine sahip çatı kuruluştur. Dört bileşeni vardır: Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezi.
- Manevi himaye
- Kurumun Atatürk'ün manevi himayesinde bulunduğunu ifade eden, hukuki yetki doğurmayan bir nitelendirmedir. Kurumun işleyişine ilişkin bağlayıcı bir yetki kaynağı oluşturmaz.
- Cumhurbaşkanının gözetim ve desteği
- Kurumun faaliyetleri üzerinde Cumhurbaşkanının gözetimini ve kuruma destek vermesini öngören anayasal ilişkidir. Gözetim, kurumun bağlı bakan aracılığıyla yürüttüğü ilişkiden ayrı düşünülmelidir.
- Vasiyetnamedeki mali menfaatler
- Atatürk'ün vasiyetnamesinde Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu için belirlediği mali haklardır. Madde bu menfaatleri saklı tutar ve ilgili kurumlara tahsis edilmesini öngörür.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu: hangi şartlar aranır?
- Kurumun kanunla kurulmuş olması gerekir; kuruluş, Cumhurbaşkanının görevlendireceği bakana bağlı biçimde ve dört bileşenden oluşarak gerçekleşir.
- Kurumun amacı, Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türk kültürünü, tarihini ve dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak, yaymak ve yayın yapmak olmalıdır.
- Kurumun Cumhurbaşkanının gözetim ve desteği altında faaliyet göstermesi gerekir.
- Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu bakımından vasiyetnamedeki mali menfaatler saklı tutulmalı ve bu kurumlara tahsis edilmelidir.
- Kurumun kuruluşu, organları, çalışma usulleri, özlük işleri ve kuruluşuna dahil kurumlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenmelidir.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu: hangi sonuçları doğurur?
- Kanunla kurulan kurum kamu tüzel kişiliğine sahip olur ve bu sıfatla kendi adına hak edinip borç altına girebilir.
- Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, Atatürk'ün vasiyetnamesinde belirtilen mali menfaatlerden yararlanır.
- Kurumun kuruluşu, organları, çalışma usulleri, özlük işleri ve bağlı kuruluşlar üzerindeki yetkileri kanunla düzenlenmediği sürece maddenin öngördüğü ayrıntılar işlemez.
- Madde kurumun tüm ayrıntılı rejimini kendisi kurmaz; bu konularda kanun koyucuya yetki verir.
Kurumun kendi tüzel kişiliği ile bağlı bileşenlerin tüzel kişiliği arasındaki fark nedir?
Kurumun kendisi kamu tüzel kişiliğine sahip çatı kuruluştur.
Dört bileşen (Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu, Atatürk Kültür Merkezi) bu maddede ayrıca tüzel kişilikle anılmamıştır.
Bileşenlerin tüzel kişiliği ve kuruma bağlılık derecesi kanunla belirlenir; madde bunu doğrudan düzenlemez.
Vasiyetname ile tahsis edilen mali menfaat ile genel bütçe kaynağı arasındaki fark nedir?
Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu için vasiyetnamedeki mali menfaatler saklı tutulur ve tahsis edilir.
Kurumun diğer bileşenleri ve genel faaliyetleri için bu maddede özel bir mali kaynak öngörülmemiştir.
Yalnızca iki kurum için vasiyet kaynaklı mali hak anayasal güvence altındadır; diğer bileşenler için kaynak kanuna bağlıdır.
Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Maddenin kendisinin kurumun teşkilatını ayrıntılı düzenlediğini sanmak; bu konular kanuna bırakılmıştır.
- Vasiyetnamedeki mali menfaatleri dört bileşenin tamamı için geçerli saymak; madde yalnızca Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu'nu anar.
- Kurumun 'manevi himaye' ifadesinden hukuki bir yetki çıkarmak; bu ifade bağlayıcı bir yetki doğurmaz.
Nasıl ispat edilir?
- Kurumun kanunla kurulduğunu ve kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu iddia eden taraf, kurucu kanunu ibraz ederek bunu ispatlar.
- Türk Dil Kurumu veya Türk Tarih Kurumu için vasiyetnamedeki mali menfaatin tahsisini talep eden taraf, vasiyetnameye dayanan belgeyle bu hakkı ispatlar.
- Kurumun kuruluş, organ ve yetkilerine ilişkin iddialarda kanunun varlığı ve içeriği esas alınır; bu konuda madde metni tek başına yeterli kaynak değildir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 m.133: Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun kuruluş ve görevlerini kanuna bırakan düzenleme; aynı Anayasa'nın yapısal karşılaştırması için ilgilidir.
- 2709 m.130: Yükseköğretim kurumlarının kamu tüzel kişiliği ve kanunla kurulmasını düzenleyen ve m.134 ile aynı kamu kurumu kategorisinde değerlendirilen hüküm.
- 2709 m.131: Yükseköğretim üst kuruluşlarını düzenler; m.134 ile benzer biçimde kurumun yapısının kanunla belirlenmesi ilkesini paylaşır.
Anayasa m.135 — Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları
Anayasa'nın 135. maddesi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının tanımını, kuruluş ve seçim esaslarını, kuruluş amaçları dışında faaliyet yasağını, seçimlerde siyasi parti aday gösterme yasağını, Devletin idari ve malî denetimine ilişkin ilke hükmünü, amaç dışı faaliyet gösteren organların görevine son verilmesini ve milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesi veya yakalama gerekçeleriyle faaliyetten men kararını düzenler. Madde, belli bir mesleğe mensup kişilerin oluşturduğu kamu tüzel kişilerine uygulanır. Maddenin düzenlemediği konular arasında meslek kuruluşlarının somut denetim usulü ve kanunla belirlenen ayrıntılar (ör. Anayasa Mahkemesi denetimi veya ayrıntılı vesayet yetkileri, bunların kanuna bırakılan kısmı), meslek kuruluşlarına üyelik zorunluluğunun kanuna dayalı ayrıntıları, ve kuruluşların idari yargı denetimi bulunur; bunlar madde metninde ayrıca düzenlenmemiştir. Kamu kurum ve kuruluşlarında asli ve sürekli görevlerde çalışanların meslek kuruluşuna girme zorunluluğunun aranmadığı hüküm de bu maddededir ve maddenin ikinci fıkrasında yer alır.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu
- Belli bir mesleğe mensup kişilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak ve meslek disiplinini korumak amacıyla kanunla kurulan, organları üyeleri tarafından seçilen kamu tüzel kişisidir. Anayasa bunu 'kamu kurumu' değil, 'kamu kurumu niteliğinde' kuruluş olarak niteler.
- Üst kuruluş
- Meslek kuruluşlarının birlikleri niteliğindeki, onları bir araya getiren kuruluştur. Anayasa'da meslek kuruluşlarıyla birlikte düzenlenir; seçimlerinde siyasi parti aday gösteremez.
- Kuruluş amaçları dışında faaliyet
- Meslek kuruluşunun kanunla belirlenen amacının dışına çıkan her faaliyettir. Bu tür faaliyet, kuruluşun varlık nedenini aşan ve maddede yasaklanan faaliyet olup, yasağa aykırılık halinde sorumlu organların görevine son verilmesine yol açar.
- Faaliyetten men
- Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin veya suçun devamının önlenmesi ya da yakalamanın gerektirdiği, gecikmede sakınca bulunan hallerde kanunla yetkilendirilen merciin meslek kuruluşunu veya üst kuruluşunu faaliyetten men etmesidir. Bu, mahkeme kararı yoluyla görevden uzaklaştırmadan ayrı bir önleyici yetkidir.
- Yargı gözetimi
- Meslek kuruluşlarının organlarının seçimlerinin yargı organının denetiminde yapılmasıdır. Seçimin gizli oyla yapılması da bu gözetimin parçasıdır.
- Korporatif devşirme
- Organların ülkenin siyasi veya idari makamlarınca değil, yalnız kendi üyeleri tarafından seçilmesi esasıdır. Bu nedenle yöneticiler siyasi ve idari makamlara değil, üyelerine karşı sorumludur.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları: hangi şartlar aranır?
- Kuruluşun kanunla kurulmuş olması ve belli bir mesleğe mensup kişilerin müşterek ihtiyaçlarını karşılamak veya meslek disiplinini korumak amacını taşıması gerekir.
- Organların kendi üyeleri tarafından, kanunda gösterilen usullere göre, yargı gözetimi altında ve gizli oyla seçilmesi gerekir.
- Kuruluş, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunmamalıdır.
- Siyasi partiler meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının organ seçimlerinde aday göstermemelidir.
- Amaç dışı faaliyet gösteren kuruluşun sorumlu organlarının görevine son verilmesi için kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının istemi ve mahkeme kararı gerekir; yerlerine yenileri seçtirilir.
- Faaliyetten men için milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin veya devamının önlenmesi ya da yakalama gerekçelerinden birinin bulunması ve gecikmede sakınca olması gerekir; kanunla yetkilendirilmiş bir merci karar verebilir.
- Faaliyetten men kararı 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulmalıdır; hâkim kararını 48 saat içinde açıklamalıdır.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları: hangi sonuçları doğurur?
- Kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunursa sorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merciin veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir ve yerlerine yenileri seçtirilir.
- Siyasi partiler meslek kuruluşlarının organ seçimlerinde aday gösterirse bu aday gösterme Anayasa'ya aykırı olur.
- Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesi veya yakalama gerekçesiyle gecikmede sakınca varsa kuruluş kanunla yetkilendirilmiş merci tarafından faaliyetten men edilebilir.
- Faaliyetten men kararı 24 saat içinde hâkim onayına sunulmazsa veya hâkim 48 saat içinde açıklamazsa idari karar kendiliğinden yürürlükten kalkar.
- Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevlerde çalışanlar meslek kuruluşuna girmek zorunda değildir.
- Meslek kuruluşları üzerindeki Devletin idari ve malî denetimine ilişkin kurallar kanunla düzenlenir; bu, madde gereği kanuni düzenleme yapılmasını zorunlu kılar.
- Meslek kuruluşlarının kuruluş amacı dışında faaliyeti, Anayasa'nın açık hükmü uyarınca yasaktır.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşu ile gönüllü meslek dernekleri ve sendikalar arasındaki fark nedir?
Meslek kuruluşuna üyelik zorunludur; mesleğin icrası üyelik şartına bağlıdır.
Dernek ve sendikalara üyelik isteğe bağlıdır; kişi üye olmadan mesleğini icra edebilir.
Zorunlu üyelik esası yalnız kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına özgüdür; gönüllülük esasına dayanan birlikler kanunla kurulsa da bu niteliği taşımaz.
Asli ve sürekli görevde çalışan kamu personeli ile serbest meslek icra eden kişi arasındaki fark nedir?
Kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi teşebbüslerinde asli ve sürekli görevde çalışanlar.
Meslek kuruluşunun faaliyet alanındaki mesleği özel olarak icra eden kişiler.
Birinci gruptakiler için meslek kuruluşuna girme mecburiyeti aranmaz; ikinci grup için üyelik zorunluluğu geçerlidir.
Olağan organ görevine son verme ile faaliyetten men arasındaki fark nedir?
Amaç dışı faaliyet gösteren kuruluşun sorumlu organlarının görevine, kanunun belirlediği merci veya Cumhuriyet savcısının istemi üzerine mahkeme kararıyla son verilir.
Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesi veya yakalama gerekçeli, gecikmede sakınca bulunan hallerde kanunla yetkilendirilmiş merci, kuruluşu faaliyetten men edebilir.
Faaliyetten men idari bir karardır ve 24 saat içinde hâkim onayına sunulur; hâkim 48 saat içinde açıklamazsa kendiliğinden yürürlükten kalkar. Görevden uzaklaştırma ise mahkeme kararı gerektirir.
Kuruluş organları ile üst kuruluş seçimleri arasındaki fark nedir?
Meslek kuruluşlarının organ seçimleri.
Meslek kuruluşlarının üst kuruluşlarının organ seçimleri.
Her iki seçimde de siyasi partilerin aday göstermesi yasaktır; yasak madde metninde açıkça üst kuruluşları da kapsar.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Anayasa'nın 'kamu kurumu niteliğinde kuruluş' ifadesini 'kamu kurumu' ile karıştırmak; oysa Anayasa meslek kuruluşlarını doğrudan kamu kurumu olarak değil, kamu kurumu niteliğinde kuruluş olarak niteler.
- Faaliyetten men kararını görevden uzaklaştırma kararı ile karıştırmak; faaliyetten men idari bir önlemdir ve 24/48 saatlik hâkim onay süreci işler, görevden uzaklaştırma ise mahkeme kararı gerektirir.
- Üst kuruluşları siyasi parti aday gösterme yasağının dışında saymak; madde metni yasağı üst kuruluşları da kapsayacak biçimde düzenler.
- Milli güvenlik, kamu düzeni vb. gerekçeleri, gecikmede sakınca bulunmayan durumlarda da uygulanabilir saymak; madde gecikmede sakınca şartını açıkça aramaktadır.
- Hâkim onayının 24 saatini ve hâkimin 48 saatlik açıklama süresini karıştırmak; ilki merciin sunma, ikincisi hâkimin açıklama süresidir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemeler, meslek kuruluşlarının kamu tüzel kişiliğini Anayasa'nın açık hükmüne dayanarak kabul etmekte ve kamu gücü kullanarak yaptıkları işlemleri idari yargı denetimine tabi tutmaktadır. (Hukuk Genel Kurulu, 2019/494 E., 2022/627 K., 28.04.2022; 8. Daire, 2016/15186 E., 2021/4981 K., 03.11.2021)
- Meslek kuruluşlarının Anayasa'nın 135. maddesine dayanarak ticari ve özel hukuk uyuşmazlıklarında kamu tüzel kişiliğini ileri sürdükleri, bu niteliğin ayrı bir değerlendirme gerektirdiği görülmektedir. (İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/303 E., 2025/591 K., 25.09.2025; 3. Hukuk Dairesi, 2024/2983 E., 2025/3755 K., 01.07.2025)
- Uygulamada, meslek kuruluşlarının kuruluş amacı dışındaki faaliyetlerinin Anayasa'nın 135. maddesi ile bağdaşıp bağdaşmadığı tartışılmakta ve bu ilkeye dayanılarak yargısal denetim istenmektedir. (4. Hukuk Dairesi, 2022/7424 E., 2025/15046 K., 04.11.2025; 7. Ceza Dairesi, 2021/12871 E., 2021/13671 K., 26.10.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Meslek kuruluşunun kamu tüzel kişiliğine sahip olduğunu ve kanunla kurulduğunu ileri süren taraf bu niteliği kuruluş kanunu ve mevzuat ile ispatlar.
- Amaç dışı faaliyet iddiasını ileri süren taraf, faaliyetin kuruluş amacı dışında kaldığını ve bu faaliyetin kuruluş kanununda belirlenen amaçla bağdaşmadığını belgelerle ispatlar.
- Faaliyetten men kararının dayanağı olan milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesi veya yakalama gerekçesinin varlığı, kararı veren idarenin dayandığı belgelerle ortaya konur; gecikmede sakınca varlığı da idarenin sorumluluğundadır.
- Organ seçimlerinde siyasi parti aday göstermesi iddiası, seçim tutanaklarıyla ispatlanır; bu yönde aday gösterilmediğini savunan kuruluş, bunu seçim belgeleriyle gösterir.
Anayasa m.136 — Diyanet İşleri Başkanlığı
Anayasa'nın 136. maddesi, genel idare içinde yer alan Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hukuki konumunu ve görev ilkelerini düzenler: laiklik ilkesine bağlılık, siyasi görüş ve düşünüşler karşısında tarafsızlık ve milletçe dayanışma ile bütünleşmeyi amaçlama ilkeleri ile görevlerin özel kanunla belirlenmesi. Madde, Başkanlığın teşkilatını, başkan ve başkan yardımcılarının atanmasını, görev süresini ve görevlerinin ayrıntısını düzenlemez; bu konular özel kanuna ve Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'ne bırakılmıştır. Maddenin kişi bakımından uygulaması Diyanet İşleri Başkanlığı'nın kendisi ve görevlerini yürüten teşkilat ile sınırlıdır. Madde, Başkanlığın bağlı olduğu Cumhurbaşkanlığının yetkilerini, personelin özlük haklarını ve din hizmetlerinden yararlanan bireylerin dini özgürlüklerini doğrudan düzenlemez; bunlar ayrı anayasal ve yasal düzenlemelerin konusudur.
Diyanet İşleri Başkanlığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Genel idare
- Devletin merkezi idaresini oluşturan, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar gibi birimlerin içinde yer aldığı idari yapıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı bu yapının içinde yer alır ve ayrı bir tüzel kişiliği bulunmaz.
- Laiklik ilkesi doğrultusunda
- Devletin dinden bağımsız olması ve din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılması anlayışıdır. Madde bu ilkeye uygun görev yürütülmesini şart koşar.
- Siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalma
- Başkanlığın faaliyetlerinde siyasi tercihlere taraf olmaması, tarafsız davranmasıdır. Kişilerin siyasi görüşü, Başkanlığın hizmetinden yararlanmasında ayrım yapılmasını gerektirmez.
- Özel kanun
- Diyanet İşleri Başkanlığının görevlerinin, teşkilatının ve işleyişinin ayrıntısını belirleyen kanundur. Maddedeki görevler bu kanunda somutlaştırılır.
Diyanet İşleri Başkanlığı: hangi şartlar aranır?
- Diyanet İşleri Başkanlığı'nın genel idare içinde yer alan bir kuruluş olması gerekir.
- Başkanlığın görevlerini laiklik ilkesi doğrultusunda yerine getirmesi gerekir.
- Görev yürütülürken bütün siyasi görüş ve düşünüşlerin dışında kalınması gerekir.
- Görevlerin milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek yerine getirilmesi gerekir.
- Görevlerin kapsamı ve ayrıntısı özel kanunda gösterilmiş olmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı: hangi sonuçları doğurur?
- Başkanlık, görevlerini laiklik ilkesine ve siyasi tarafsızlığa uygun yürütmek zorundadır.
- Görevler özel kanunda gösterilenlerle sınırlıdır; özel kanunda yer almayan bir görev madde gereğince doğrudan Başkanlığa yüklenemez.
- Başkanlığın merkezi idarenin hiyerarşik denetimine tabi olması, kurumsal bağımsızlığını sınırlar.
- Madde, Başkanlığın gelirini, bütçesini ya da personel rejimini doğrudan belirlemez.
Diyanet İşleri Başkanlığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Diyanet İşleri Başkanlığını özerk bir kamu tüzel kişisi gibi değerlendirmek; Başkanlığın devlet tüzel kişiliğinden ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığını göz ardı etmek.
- Maddedeki görevleri özel kanunda yer almadığı halde Başkanlığa yüklemek; görevin dayanağını özel kanunda aramamak.
- Maddeyi Başkanlığın teşkilatı ya da başkanın atanma usulü hakkında hüküm içeriyormuş gibi okumak; bu konular madde metninde yoktur.
- Laiklik ilkesini yalnızca din hizmetinin varlığıyla bağdaşmaz saymak; maddenin ilkeye uygun görev yürütülmesini öngördüğünü gözden kaçırmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Anayasa Mahkemesi, semavi dinlere tanınan daha geniş korumanın laiklik ve eşitlik ilkelerine aykırı olduğunu belirterek din ayrımı yapan düzenlemeleri iptal etmiştir; bu yaklaşım Başkanlığın hizmetlerinde de eşit davranma ilkesini destekler.
Nasıl ispat edilir?
- Maddede yer alan ilkelere uygun davranılmadığını ileri süren taraf, somut bir işlemin ya da hizmetin laiklik veya tarafsızlık ilkesine aykırı olduğunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Başkanlığın görevinin özel kanun kapsamında olduğunu iddia eden idare, bu görevin özel kanunda gösterildiğini belgeyle ortaya koymalıdır.
- Siyasi tarafsızlığa aykırılık iddiasında, yazılı açıklamalar, resmi yazışmalar ve faaliyet kayıtları delil olarak kullanılabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.10: Kanun önünde eşitlik ilkesini düzenler; devlet organlarının din, mezhep ayrımı gözetmeksizin hareket etmesini zorunlu kılar ve 136. maddedeki laiklik ilkesinin tamamlayıcısıdır.
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.24: Din ve vicdan özgürlüğünü güvence altına alır; Başkanlığın hizmetlerinin bireylerin inanç özgürlüğüne ayrım yapmadan sunulmasında dayanak oluşturur.
- Diyanet İşleri Başkanlığı, 2709 sayılı Anayasa m.136 ile birlikte düzenlenen özel kanun: Başkanlığın görevlerini, teşkilatını ve işleyişini ayrıntılı olarak belirler; madde bu özel kanunu işaret eder.
Anayasa m.137 — Kanunsuz emir
Anayasa m.137, kamu hizmetinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışan kişinin üstünden aldığı emri hukuka aykırı gördüğünde ne yapacağını, aykırı emrin üstte ısrar ve yazılı yenilemeyle yerine getirilmesinin sonucunu, konusu suç teşkil eden emrin hiçbir surette yerine getirilemeyeceğini ve askeri hizmet ile acele hallerde kanunla gösterilen istisnaları düzenler. Maddenin kişisel sorumluluğa ilişkin ceza hukuku sonuçları (TCK m.24) ve hiyerarşik emrin memurluk yükümlülüğü yönü ayrıca değerlendirilir. Madde, emri alan herkes için geçerlidir; emri veren üstün kendi sorumluluğunu düzenlemez. Maddenin düzenlemediği konular: emri veren üstün cezai sorumluluğu ve iştiraki (TCK m.24/4 ve genel hükümler), disiplin yaptırımları ve memur yükümlülükleri (657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.11), ve idari işlemlerin iptal yargı yolu (Anayasa m.125).
Kanunsuz emir: hangi kavramlar bilinmeli?
- Konusu suç teşkil eden emir
- Yerine getirilmesi bir suçun işlenmesi anlamına gelen emirdir. Bu emir hiçbir surette yerine getirilemez ve üstte ısrar veya yazılı yenileme bu emri uygun hale getirmez.
- Yazılı yenileme
- Astın aykırılık bildirimine karşılık üstün emrinde ısrar ederek bu emri yazılı olarak tekrarlamasıdır. Yalnız sözlü ısrar yeterli değildir; yazılı olması madde metninde aranan şarttır.
- Askeri hizmetler ve acele haller
- Maddenin üçüncü fıkrasında yer alan istisna alanıdır. Bu alanlarda emrin hukuka aykırılığının denetlenmesi ve reddi, kanunla gösterilen istisnalara tabidir ve kamu düzeni ile kamu güvenliğinin korunması amacına bağlıdır.
Kanunsuz emir: hangi şartlar aranır?
- Emrin veren kişi ile alan kişi arasında kamu hizmetine dayalı bir hiyerarşik ilişki bulunmalıdır ve emri alan kişi kamu hizmetinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmalıdır.
- Emir, Anayasa, kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, yönetmelik veya tüzük hükümlerinden birine aykırı olmalıdır ve bu aykırılık emri alan tarafından görülmelidir.
- Emri alan kişi, emri yerine getirmeyerek aykırılığı emri verene bildirmelidir.
- Üst emrinde ısrar etmeli ve bu ısrarını yazılı olarak yenilemelidir; bu yenileme olmadan emir yerine getirilemez.
- Konusu suç teşkil eden emir olmamalıdır; suç teşkil eden emir yenilemeye rağmen hiçbir surette yerine getirilmemelidir.
- Askeri hizmet veya acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması söz konusuysa, bu istisnanın kanunla açıkça gösterilmiş olması gerekir.
Kanunsuz emir: hangi sonuçları doğurur?
- Ast, emrin aykırılığını gördüğünde emri yerine getirmez ve aykırılığı emri verene bildirir.
- Üst emrinde ısrar eder ve bunu yazılı olarak yenilerse emir yerine getirilir ve emri yerine getiren sorumlu olmaz.
- Yazılı yenileme olmadan yalnız sözlü ısrarla emrin yerine getirilmesi, aykırılığı bilen astı sorumluluktan kurtarmaz.
- Konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilmez; yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.
- Emri veren üst, yazılı yenileme ile emrin yerine getirilmesini sağlasa da kendi sorumluluğu sürer; hukuka aykırı emir hukuka uygunluk nedeni olmaz.
- Askeri hizmetler ve acele hallerde kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır; bu alanlarda ast denetim yapmadan emri yerine getirmek zorunda kalabilir.
- Madde, hukuka aykırı emrin yerine getirilmesinin astın kusurluluğunu etkilemesini düzenler ve emrin hukuka uygunluk nedeni olduğu sonucunu doğurmaz.
Hukuka aykırı emir ile konusu suç teşkil eden emir arasındaki fark nedir?
Hukuka aykırı emir, suç oluşturmayan ama Anayasa, kanun, kararname, yönetmelik ya da tüzük hükmüne aykırı olan emirdir.
Konusu suç teşkil eden emir, yerine getirilmesi bir suçun işlenmesi anlamına gelen emirdir.
Hukuka aykırı emir, bildirim ve yazılı yenileme sonunda yerine getirilebilir ve astın sorumluluğu ortadan kalkar. Konusu suç teşkil eden emir ise yenilemeye rağmen yerine getirilemez ve yerine getiren sorumluluktan kurtulamaz.
Bildirim sonrası ısrar ile yazılı yenileme arasındaki fark nedir?
Üstün sözlü ısrarı, emri yerine getirme zorunluluğu doğurmaz; ast emri yerine getirmekte serbesttir ama sorumlu olmak zorunda değildir.
Üstün emrini yazılı olarak yenilemesi, emrin yerine getirilmesini zorunlu kılar.
Yazılı yenileme yapılmadığında ast emri yerine getirmez; yazılı yenileme yapıldığında emri yerine getiren sorumlu olmaz.
Genel hal ile askeri hizmet ve acele haller arasındaki fark nedir?
Genel halde ast, emrin hukuka aykırılığını denetleyip bildirmek ve yazılı yenileme şartını beklemek durumundadır.
Askeri hizmetler ve acele hallerde kamu düzeni ile kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar bu denetimi sınırlayabilir.
İstisna alanında ast emrin aykırılığını fark etse de yerine getirmek zorunda kalabilir; bu istisna yalnız kanunla gösterildiği ölçüde geçerlidir.
Kanunsuz emir: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Hukuka aykırı emri yazılı yenileme aranmadan yerine getirilebilir saymak; yazılı yenileme olmadan sözlü ısrarın yeterli olduğunu düşünmek.
- Konusu suç teşkil eden emri, üstün ısrarı ve yazılı yenilemesi varsa yerine getirilebilir saymak; bu durumda da yerine getiren sorumlu kalır.
- Emrin hukuka aykırılığını yalnız kanun ihlaliyle sınırlamak; yönetmelik, tüzük, kararname ve Anayasa aykırılığını göz ardı etmek.
- Askeri hizmet veya acele hal istisnasını genel bir kamu düzeni gerekçesiyle geniş yorumlamak; kanunla açıkça gösterilmiş olup olmadığını araştırmamak.
- Yazılı yenileme sonrası emri yerine getiren astın sorumluluğunun, emri verenin sorumluluğunu da ortadan kaldırdığını sanmak; üstün sorumluluğu sürer.
- Hukuka uygunluk nedeni ile kusurluluğun etkilenmesi arasındaki farkı karıştırmak; yazılı yenileme sonrası ast kusursuz kabul edilir ama fiil hukuka aykırılığını korur.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Yargıtay, konusu suç oluşturan bir emri amirin verdiğini gerekçe göstererek kusurluluğun ortadan kalkacağını kabul etmemekte; emri yerine getiren polis memurunu sorumlu tutmaktadır.
- Anayasa m.137'nin ikinci fıkrası, suç teşkil eden emrin yerine getirilmesini yasaklayan temel hükümdür ve askeri istisna suç teşkil eden emri kapsamaz.
- Hukuka aykırı ancak suç oluşturmayan emirde, ast yazılı yenilemeye rağmen emri yerine getirirse sorumluluğu kalkar; bu hal hukuka uygunluk nedeni değil, hiyerarşik ilişkiden doğan kusurluluğun etkilenmesi olarak değerlendirilmektedir.
- Askeri hizmet ve acele haller istisnasının uygulanabilmesi için kanunda açıkça gösterilmiş olması gerekir; genel bir kamu düzeni gerekçesi yeterli değildir.
Nasıl ispat edilir?
- Emrin hukuka aykırılığını ileri süren ast, aykırılığı bildirdiğini ve üstün emrinde ısrar ederek bu emri yazılı olarak yenilediğini ispatlamalıdır; yazılı yenileme belgesi bu hal için temel delildir.
- Ast, yazılı yenilemenin bulunmadığını iddia eden taraf değilse, yazılı yenileme olmadan emrin yerine getirildiği savunmasında yazılı belge veya tanık yoluyla hangi emrin hangi biçimde verildiğini ortaya koymalıdır.
- Konusu suç teşkil eden emir savunmasını ileri süren sanık, emrin suç teşkil ettiğini bildiğini ya da bilmesi gerektiğini ispat etmek zorunda değildir; savcılık emrin suç oluşturduğunu ve astın bunu bildiğini ortaya koymalıdır.
- Askeri hizmet veya acele hal istisnasına dayanan taraf, olayın bu kapsama girdiğini ve ilgili kanun hükmünü göstermelidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m.24: Emir hükmünü ceza hukuku açısından tamamlar; konusu suç teşkil eden emri hiçbir surette yerine getirilemez sayar, mutlak itaatin gerektirdiği hallerde bile sorumluluğun kalkmayacağını belirtir ve kanunla denetimin engellendiği hallerde emri veren sorumlu olur.
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.11: Anayasa m.137'deki emre uyma ve aykırılık bildirme ilkesini memur yükümlülüğü olarak tekrarlar; disiplin yönünü düzenler.
- Anayasa m.124: Yönetmeliklerin kanun ve kararnamelere aykırı olamayacağını belirtir; m.137'deki yönetmelik aykırılığının ölçütünü oluşturur.
- Anayasa m.125: İdari eylem ve işlemlere karşı yargı yolunun açık olduğunu belirtir; emrin hukuka aykırılığının yargısal denetimi bu maddeyle bağlantılıdır.
Süreler
| Süre | Madde | Hüküm |
|---|---|---|
| beş yılda | m.127 | (Değişik fıkra: 23/7/1995-4121/12 md.) Mahalli idarelerin seçimleri, 67 nci maddedeki esaslara göre beş yılda bir yapılır. |
Süreler madde metnindeki yazımıyla verilmiştir.
Konuda geçen kararlar
51 karar- Hukuk Genel Kurulu, 2025/23 E., 2026/116 K., 25.02.2026İlgili madde: m.128
- Hukuk Genel Kurulu, 2025/219 E., 2025/541 K., 17.09.2025İlgili madde: m.133
- Hukuk Genel Kurulu, 2021/380 E., 2022/975 K., 21.06.2022İlgili madde: m.129
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/809 E., 2022/708 K., 24.05.2022İlgili madde: m.129
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/494 E., 2022/627 K., 28.04.2022İlgili madde: m.135
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/839 E., 2022/169 K., 22.02.2022İlgili madde: m.136
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/310 E., 2022/86 K., 08.02.2022İlgili madde: m.136
- Hukuk Genel Kurulu, 2019/663 E., 2021/1668 K., 14.12.2021İlgili madde: m.130
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/1425 E., 2021/1174 K., 07.10.2021İlgili madde: m.129
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/3094 E., 2021/1118 K., 30.09.2021İlgili madde: m.130
Diğer 41 karar
- Hukuk Genel Kurulu, 2017/2599 E., 2020/732 K., 06.10.2020İlgili madde: m.129
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/576 E., 2015/2924 K., 16.12.2015İlgili madde: m.129
- Hukuk Genel Kurulu, 2014/110 E., 2015/2600 K., 11.11.2015İlgili madde: m.129
- 4. Hukuk Dairesi, 2022/7424 E., 2025/15046 K., 04.11.2025İlgili madde: m.135
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/56 E., 2025/54 K., 29.09.2025İlgili madde: m.128
- 9. Hukuk Dairesi, 2025/5021 E., 2025/6138 K., 10.09.2025İlgili madde: m.130
- 3. Hukuk Dairesi, 2024/2983 E., 2025/3755 K., 01.07.2025İlgili madde: m.135
- 8. Daire, 2025/1189 E., 2025/4670 K., 15.05.2025İlgili madde: m.130
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/15 E., 2025/31 K., 07.05.2025İlgili madde: m.128
- 8. Daire, 2025/832 E., 2025/4340 K., 06.05.2025İlgili madde: m.130
- İdare Dava Daireleri Kurulu, 2025/10 E., 2025/16 K., 24.03.2025İlgili madde: m.128
- 8. Daire, 2023/6692 E., 2024/3777 K., 14.06.2024İlgili madde: m.126
- 2. Daire, 2021/9915 E., 2024/3638 K., 12.06.2024İlgili madde: m.128
- 8. Daire, 2022/3829 E., 2024/2615 K., 07.05.2024İlgili madde: m.126
- 8. Daire, 2023/233 E., 2024/2614 K., 07.05.2024İlgili madde: m.126
- 8. Daire, 2023/17 E., 2024/1932 K., 28.03.2024İlgili madde: m.126
- 8. Daire, 2023/12 E., 2024/1465 K., 14.03.2024İlgili madde: m.126
- 8. Daire, 2020/5726 E., 2024/726 K., 20.02.2024İlgili madde: m.131
- 8. Daire, 2021/8040 E., 2023/7467 K., 20.12.2023İlgili madde: m.126
- 8. Daire, 2023/5438 E., 2023/6674 K., 01.12.2023İlgili madde: m.132
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/18351 E., 2023/16642 K., 07.11.2023İlgili madde: m.127
- 8. Daire, 2020/372 E., 2023/1718 K., 06.04.2023İlgili madde: m.132
- 8. Daire, 2019/9464 E., 2023/1484 K., 28.03.2023İlgili madde: m.132
- 8. Daire, 2021/928 E., 2023/1242 K., 15.03.2023İlgili madde: m.131
- 9. Hukuk Dairesi, 2023/2152 E., 2023/2299 K., 15.02.2023İlgili madde: m.128
- 8. Daire, 2019/3244 E., 2023/581 K., 15.02.2023İlgili madde: m.131
- 8. Daire, 2019/6057 E., 2022/7558 K., 14.12.2022İlgili madde: m.131
- 8. Daire, 2018/3592 E., 2022/5543 K., 12.10.2022İlgili madde: m.131
- 8. Daire, 2019/6663 E., 2022/5238 K., 29.09.2022İlgili madde: m.131
- 9. Hukuk Dairesi, 2022/8576 E., 2022/10333 K., 22.09.2022İlgili madde: m.127
- 8. Daire, 2016/15186 E., 2021/4981 K., 03.11.2021İlgili madde: m.135
- 7. Ceza Dairesi, 2021/12871 E., 2021/13671 K., 26.10.2021İlgili madde: m.135
- 12. Daire, 2018/6742 E., 2021/686 K., 15.02.2021İlgili madde: m.127
- Danıştay 10. Daire Başkanlığı, 2013/5945 E., 2016/1096 K., 02.03.2016İlgili madde: m.133
- 8. Daire, 1993/1647 E., 1994/701 K., 02.03.1994İlgili madde: m.127
- 10. Daire, 1993/1224 E., 1994/126 K., 25.01.1994İlgili madde: m.133
- 10. Daire, 1990/1699 E., 1992/1117 K., 23.03.1992İlgili madde: m.133
- 8. Daire, 1987/259 E., 1987/245 K., 21.05.1987İlgili madde: m.127
- İkinci Bölüm, 2019/30514 E., 02.02.2022İlgili madde: m.127
- İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/303 E., 2025/591 K., 25.09.2025İlgili madde: m.135
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 2023/1220 E., 2023/1334 K., 02.05.2023İlgili madde: m.130
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 21.01.2017 (m.127).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 4.1. Yürütme - 1982 Anayasası Hükümleri bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış