Kovuşturma evresi › Kamu davasının yürütülmesi › Duruşma
Duruşmanın açıklığı
Kısaca
CMK m.182, duruşmanın açıklığını (aleniyetini) kural olarak düzenler ve bu kuralın istisnalarını, yani duruşmanın bir kısmının ya da tamamının kapalı yapılabileceği hâlleri sınırlı olarak belirler. CMK m.183, adliye binası içinde ve duruşma salonunda, duruşma başladıktan sonra her türlü sesli veya görüntülü kayıt ya da nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılmasını yasaklar.
Kapsam
Bu konu, Ceza Muhakemesi Kanunu m.182–192 hükümlerini kapsar.
- CMK m.182Duruşmanın açıklığı
- CMK m.183Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı
- CMK m.184Açıklığın kaldırılması hakkında karar
- CMK m.185Zorunlu kapalılık
- CMK m.186Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması
- CMK m.187Kapalı duruşmada bulunabilme
- CMK m.188Duruşmada hazır bulunacaklar
- CMK m.189Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması
- CMK m.190Ara verme
- CMK m.191Duruşmanın başlaması
- CMK m.192Başkan veya hâkimin görevi
CMK m.182 — Duruşmanın açıklığı
Madde, duruşmanın açıklığını (aleniyetini) kural olarak düzenler ve bu kuralın istisnalarını, yani duruşmanın bir kısmının ya da tamamının kapalı yapılabileceği hâlleri sınırlı olarak belirler. Ayrıca kapalı yapılan duruşmanın hükmünün açık duruşmada açıklanması zorunluluğunu koyar. Madde, herkese açık duruşmanın koşullarını (kabul kayıtları gibi) ve kapalı duruşmada kimlerin bulunabileceğini düzenlemez (m.187). Kapalı duruşmada hazır bulunma ve açık duruşmanın yayın yasağı (m.187), açıklığın kaldırılması istemi üzerine yapılacak duruşma (m.184), çocuk sanıklarda zorunlu kapalılık (m.185), ses ve görüntü alıcı aletlerin yasağı (m.183) bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenmiştir. Madde, tanıkların dinlenmesi veya kovuşturmanın usulüne ilişkin diğer sorunları da kapsamaz.
Duruşmanın açıklığı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşmanın açıklığı (aleniyet)
- Duruşmanın herkese açık yapılması, yani kişilerin kayıt veya kabul koşuluna bağlanmaksızın salonda izleyebilmesi ilkesidir. Açıklık ilkesi, Anayasa ve AİHS'in de güvence altına aldığı temel bir usul ilkesidir.
- İhtiyari kapalılık
- Mahkemenin takdirine bağlı olarak duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasıdır. Yalnız genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde uygulanabilir.
- Kesin gereklilik ölçütü
- Kapalılığın gerekçesinin, genel ahlâk veya kamu güvenliği bakımından sıradan bir ihtiyaçtan öte, zorunlu nitelikte bulunmasını ifade eder. Mahkemenin kapalılık kararında bu ölçütün gerçekleştiğini somut olarak ortaya koyması gerekir.
- Gerekçeli kapalılık kararı
- Duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin, gerekçesi açıkça yazılmış karardır. Madde, bu kararın hüküm ile birlikte açık duruşmada açıklanmasını öngörür.
- Açık duruşmada hükmün açıklanması (tefhim)
- Hükmün, duruşma kapalı yapılmış olsa bile, açık duruşmada okunarak duyurulmasıdır. Bu zorunluluk, kapalı yapılan yargılamanın sonunda kararın herkese duyurulmasını sağlar.
Duruşmanın açıklığı: hangi şartlar aranır?
- Duruşmanın kapalı yapılabilmesi için genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin bulunması gerekir; bu gerekçeler dışında kapalılık kararı verilemez.
- Bu gerekçelerin kesin olarak gerekli kılması aranır; sıradan bir tercih veya kolaylık kapalılık için yeterli değildir.
- Kapalılık, duruşmanın bir kısmı veya tamamı için mahkemenin takdiri ile karar verilmesine bağlıdır; karar mahkeme tarafından verilmelidir.
- Kapalılık kararı gerekçeli olmalıdır ve gerekçe, kapalılığı gerektiren koşulların hangi somut hâlde oluştuğunu göstermelidir.
- Kapalı yapılan duruşmanın hükmü, duruşma kapalı olsa dahi, açık duruşmada açıklanmalıdır; hükmün kapalı açıklanması bu maddeye göre mümkün değildir (istisna için m.185 ayrıca bakılmalıdır).
- Kapalı yapılan kısım sona erdiğinde kapalılık kararı kaldırılıp açık duruşmaya dönülmesi gerekiyorsa bu da kararla bildirilmelidir.
Duruşmanın açıklığı: hangi sonuçları doğurur?
- Genel ahlâk veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kılmadığı hâllerde kapalılık kararı verilemez ve duruşma açık yapılmalıdır.
- Kapalılık kararı verildiğinde, duruşmanın kapalı yapılması sonucu ortaya çıkar; bu durumda salonda yalnız m.187 uyarınca izin verilen kişiler bulunabilir.
- Gerekçeli kapalılık kararı verilmeden kapalı yapılan duruşma, aleniyet ilkesinin ihlali sayılır ve bozma sebebi oluşturabilir.
- Hüküm, duruşma kapalı yapılmış olsa dahi açık duruşmada açıklanır; açıklanmaması usul hatası oluşturur.
- Kapalılık kararı yalnızca duruşmanın bir kısmı için verilmişse, kalan kısımlar açık yapılmaya devam eder.
- Kapalı duruşmaya ilişkin bu düzenleme, duruşmanın açıklığı ilkesinin istisnası olduğundan dar yorumlanır; geniş yorumla kapalılığa gidilemez.
Kural (açık duruşma) ile istisna (kapalı duruşma) arasındaki fark nedir?
Duruşmanın herkese açık yapılması kuraldır ve ilk aşamada herkes salonda hazır bulunabilir.
Genel ahlâk veya kamu güvenliği kesin olarak gerektirdiğinde duruşmanın kapalı yapılması istisnadır ve gerekçeye bağlıdır.
Kapalılık kararı olmadan duruşmanın kapalı yapılması, aleniyet ilkesinin ihlali sayılır ve hükmün bozulmasına yol açabilir.
Duruşmanın kapalılığı ile hükmün açıklanması arasındaki fark nedir?
Duruşmanın kapalı yapılması, yargılamanın tamamını veya bir kısmını kapsayabilir.
Hüküm ise kapalı duruşmada da olsa açık duruşmada açıklanmak zorundadır.
Kapalı yapılan davada hüküm kapalı açıklanamaz; açık duruşmada tefhim edilmemesi usulüne aykırılık oluşturur.
Kapalılığın tamamı ile kısmı arasındaki fark nedir?
Duruşmanın tamamının kapalı yapılması, bütün oturumların aleniyetten çıkarılmasıdır.
Kısmi kapalılık, yalnız belirli bir bölümün (örneğin bir tanığın dinlenmesi) kapalı yapılmasıdır.
Mahkeme, kapalılığın kapsamını gerekçesiyle sınırlı tutmalı; kapsam dışında kalan kısım açık yapılmalıdır.
Duruşmanın açıklığı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kapalılık kararını yalnızca 'genel ahlâk' veya 'kamu güvenliği' sözcüklerini tekrar ederek gerekçelendirmek; kesin gereklilik ölçütünün somut olarak gösterilmesi gerekir.
- Kapalı yapılan duruşmada hükmü de kapalı açıklamak; m.182/3 uyarınca hüküm açık duruşmada açıklanmalıdır (çocuk sanık hâli m.185'e göre ayrıdır).
- Sanığın on sekiz yaşını doldurmadığı hâlde kapalılığı takdire bağlı görmek; bu durumda kapalılık zorunludur ve m.185 uygulanır.
- Kapalılık kararının yalnız bir kısmı için verildiğini, kararın kapsamını aşarak tüm duruşmaya uygulamak.
- Kapalılık kararını tutanağa geçirmeden veya gerekçesini yazmadan duruşmayı kapalı yapmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kapalı yapılan duruşmada hükmün açık duruşmada açıklandığının tutanaktan anlaşılması gerekir; hükmün açık mı kapalı mı açıklandığının belli olmaması bozma nedeni sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2007/40 E., 2007/50 K., 27.02.2007)
- Sanığın on sekiz yaşını doldurmadığı hâllerde duruşmanın kapalı yapılması zorunludur ve takdir hakkı yoktur; bu durumda takdirî kapalılık gerekçesi aranmaz. (Ceza Genel Kurulu, 2009/82 E., 2009/231 K., 13.10.2009)
- Duruşmanın kapalı yapılmasında genel ahlâk veya kamu güvenliğinin kesin gereklilik ölçütü somut olarak gerekçelendirilmelidir; soyut gerekçeler yeterli görülmez. (Ceza Genel Kurulu, 2007/161 E., 2007/232 K., 13.11.2007)
- Kapalı yapılan yargılamanın sonunda kapalılık kararının kaldırılarak hükmün açık duruşmada açıklanması, uygulamada aranan usul koşuludur. (Genel Kurul, 2021/32082 E., 26.01.2023)
- Açıklık ilkesinin ihlali, duruşmanın kapalı yapılması kararının tutanağa geçirilmemesi veya gerekçesiz verilmesi hâllerinde ortaya çıkar. (Genel Kurul, 2021/30753 E., 26.01.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşmanın kapalı yapılmasını talep eden veya kapalılığa dayanan taraf, genel ahlâk veya kamu güvenliğinin kesin gereklilik ölçütünü somut olaya dayanarak gösterir; bu gerekçe kapalılık kararında yazılı olmalıdır.
- Kapalılık kararının gerekçesi ve kapsamı duruşma tutanağına geçirilmelidir; tutanağın varlığı, kararın usulüne uygun verildiğinin temel delilidir.
- Hükmün açık duruşmada açıklandığı, duruşma tutanağındaki açık kayıtla ispatlanır; tutanaktan anlaşılmaması, uygulamada bozma sebebi kabul edilir.
- Karşı taraf, kapalılık kararının gerekçesiz veya koşulsuz verildiğini ileri sürerse, bu iddiayı tutanak ve kararın içeriğiyle çürütmek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.183: Ses ve görüntü alıcı aletlerin adliye binası içinde ve duruşma salonunda kullanılmasını yasaklar; açıklık ilkesinin sınırlarından biri olarak bu maddeyle birlikte değerlendirilir.
- 5271 sayılı Kanun m.184: Açıklığın kaldırılması istemine ilişkin duruşmanın nasıl yapılacağını düzenler; m.182'deki kapalılık kararının istem üzerine verilmesi hâlinde bu madde uygulanır.
- 5271 sayılı Kanun m.185: Sanığın on sekiz yaşını doldurmaması hâlinde duruşmanın zorunlu olarak kapalı yapılmasını ve hükmün kapalı açıklanmasını öngörür; m.182'deki takdirî kapalılığın istisnasıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.187: Kapalı duruşmada hangi kişilerin hazır bulunabileceğini ve açık duruşmanın içeriğinin yayımlanmasının yasaklanmasını düzenler; kapalılık kararının uygulanma biçimini tamamlar.
CMK m.183 — Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı
Madde, adliye binası içinde ve duruşma salonunda, duruşma başladıktan sonra her türlü sesli veya görüntülü kayıt ya da nakil olanağı sağlayan aletlerin kullanılmasını yasaklar. Yasağın adliye dışında yapılan adli işlemlere de uygulanmasını öngörür. Maddenin iki istisnası vardır: tanık ve bilirkişinin görüntülü ve sesli iletişimle dinlenmesi ile zorunlu hallerde yurt içindeki sanığın görüntülü ve sesli iletişimle sorgusu veya duruşmaya katılması. Yasağın kapsamı tarafların ve dinleyicilerin kullandığı cihazlar ile mahkemece yapılan kayıtları birlikte ilgilendirir. Madde, kamuya yapılan yayının esasını, yayın yasağının ihlalinin cezasını ve 180 ile 196. maddelerdeki ayrıntıları düzenlemez (m.180, m.196). Kayıt ve görüntülerin yayımlanmasına ilişkin sorumluluk ve ceza hükümleri de bu maddede yer almaz (TCK m.286 ve ilgili genelge kapsamında değerlendirilir). Duruşmanın açık ya da kapalı yapılmasına ilişkin usul de bu maddenin konusu değildir (m.182).
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı: hangi kavramlar bilinmeli?
- Sesli veya görüntülü kayıt ya da nakil olanağı sağlayan alet
- Ses veya görüntü kaydı alabilen ya da bunları başkasına aktarabilen her türlü cihazdır. Cep telefonu ve benzeri cihazlar da bu kapsama girer. Aletin kayıt amacıyla kullanılması ya da kullanılabilir durumda bulunması yasağın konusunu oluşturur.
- Adliye binası içi
- Adliye binasının koridor, bekleme alanı ve diğer ortak alanları ile salonunu kapsayan mekândır. Yasak bu alanın tamamında geçerlidir ve duruşmanın başlamasına bağlı değildir.
- Duruşma salonu
- Duruşmanın yapıldığı yerdir. Burada yasak, duruşmanın başlamasından sonra işler; duruşma başlamadan önceki hal bu fıkra kapsamında değildir.
- Görüntülü ve sesli iletişim tekniği
- Kişilerin aynı anda görüntü ve ses aktarımıyla birbirini görüp işitebildiği iletişim yöntemidir. Madde bu tekniği istisna olarak öngörür; tekniğin kullanılması yasağın dışına çıkılması demektir.
- Zorunlu görülen durum
- Hâkim veya mahkemenin, sanığın yurt içinde bulunup katılamaması ya da sorgusunun gerekliliği nedeniyle görüntülü iletişimin zorunlu olduğuna karar verdiği hâldir. Bu takdir mahkemeye aittir ve gerekçeli olması beklenir.
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı: hangi şartlar aranır?
- Kayıt veya nakil olanağı sağlayan bir aletin adliye binası içinde ya da duruşma salonunda, duruşma başladıktan sonra kullanılmamış olması gerekir; yasak bu ortamlarda kayıt yapılmasını engeller.
- Adliye dışında yapılan bir adli işlemde de aynı aletin kullanılmaması gerekir; bu hüküm ikinci cümle ile adli işlemlerin icrasında uygulanır.
- 180 inci maddenin beşinci fıkrası ile 196 ncı maddenin dördüncü fıkrası hükümleri saklı tutulduğundan bu fıkralarda öngörülen haller yasağın dışında kalır.
- Tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak dinlenmesi, yasağın bir istisnasıdır ve bu teknik kullanılabilir.
- Hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü hallerde yurt içinde bulunan sanığın görüntülü ve sesli iletişim tekniği ile sorgulanması ya da duruşmaya katılması mümkündür; bu, yasağın ikinci istisnasıdır.
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı: hangi sonuçları doğurur?
- Adliye binası içinde ya da duruşma salonunda duruşma başladıktan sonra kayıt veya nakil yapan aletin kullanılması, madde hükmüne aykırılık oluşturur.
- Adliye dışındaki adli işlemlerde kayıt veya nakil aletinin kullanılması da aynı şekilde yasaklanmış sayılır.
- Tanık veya bilirkişinin görüntülü ve sesli iletişimle dinlenmesi, yasağa aykırılık oluşturmaz.
- Zorunlu hallerde sanığın yurt içinden görüntülü ve sesli iletişimle sorgulanması veya duruşmaya katılması, yasağa aykırılık oluşturmaz.
- Duruşma başlamadan önce salonda yapılan kayıt bu fıkra kapsamında yasak sayılmaz.
Adliye binası içi ile duruşma salonu arasındaki fark nedir?
Adliye binası içinde yasak, duruşma başlamadan önce de geçerlidir; koridor ve bekleme alanı dahildir.
Duruşma salonunda yasak yalnızca duruşma başladıktan sonra işler.
Salonda duruşma başlamadan önce kayıt alınması bu madde kapsamında yasak sayılmaz; bu hal yalnız adliye binası içi yasağı ile değerlendirilir.
Tanık/bilirkişinin görüntülü dinlenmesi ile sanığın görüntülü sorgusu arasındaki fark nedir?
Tanık veya bilirkişinin aynı anda görüntülü ve sesli iletişimle dinlenmesi, yasağın birinci istisnasıdır.
Yurt içinde bulunan sanığın görüntülü ve sesli iletişimle sorgusu veya duruşmaya katılması, hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü hallerde mümkündür.
İki istisnanın koşulları farklıdır; sanık için hakimin ya da mahkemenin zorunluluk takdiri aranır, tanık ve bilirkişi için ayrıca bu takdir aranmaz.
Yasak olan kayıt ile yasak olmayan kayıt arasındaki fark nedir?
Ses veya görüntü kaydı, nakil olanağı sağlayan araçlarla yapılan kayıt yasak kapsamındadır.
Madde 180 beşinci fıkra ve 196 dördüncü fıkra hükümleri saklı tutulmuştur.
Bu fıkralardaki haller madde kapsamı dışında kalır ve yasak uygulanmaz.
Adliye içi işlem ile adliye dışı adli işlem arasındaki fark nedir?
Adliye binası içindeki adli işlemler doğrudan yasağa tabidir.
Adliye dışında yapılan adli işlemlerde de yasak ikinci cümle uyarınca uygulanır.
Adli işlemin yeri ne olursa olsun, kayıt yasağı işlem yapılırken geçerlidir.
Ses ve görüntü alıcı aletlerin kullanılması yasağı: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşma başlamadan önce salonda yapılan kaydı bu maddeye göre yasak saymak; yasak yalnızca duruşma başladıktan sonra salonda geçerlidir.
- Adliye dışındaki adli işlemlerin yasak kapsamı dışında kaldığını düşünmek; ikinci cümle bu işlemleri de kapsar.
- Tanık ve bilirkişi istisnası ile sanık istisnasının koşullarını aynı saymak; sanık için hâkimin veya mahkemenin zorunluluk takdiri gerekir.
- 180 ve 196 inci maddelerin saklı tutulan fıkralarını yok saymak; bu fıkralardaki haller yasağın dışındadır.
- Görüntülü iletişim istisnasının yurt dışı ile sınırlı olduğunu düşünmek; yurt içinde bulunan sanık için de bu teknik öngörülmüştür.
- Yayın yasağı ile kayıt yasağını birbirine karıştırmak; madde yalnızca kayıt ve nakil aletlerinin kullanımını düzenler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Kayıt yasağının duruşma başlamadan önce salonda ya da adliye içinde yapılan kayıtlara uygulanmadığı yönünde değerlendirme yapıldığı görülmektedir. (10. Daire, 2017/2551 E., 2022/3445 K., 22.06.2022)
- Yargı çevresi dışında bulunan tanık veya bilirkişinin görüntülü ve sesli iletişimle dinlenmesinin istinabe ile yapılamayacağı, 183 üncü maddedeki istisna çerçevesinde değerlendirildiği kabul edilmektedir. (10. Daire, 2017/2551 E., 2022/3445 K., 22.06.2022)
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararıyla, farklı yargı çevresinde bulunan sanığın istinabe yoluyla sorgusunun yapılamayacağı karara bağlanmıştır. (10. Daire, 2017/2551 E., 2022/3445 K., 22.06.2022)
Nasıl ispat edilir?
- Kayıt yasağına aykırılığı ileri süren taraf, kaydın adliye içinde veya duruşma başladıktan sonra salonda yapıldığını ispatla yükümlüdür.
- Kaydın yapıldığına ilişkin delil olarak tutanak, görüntü veya ses dosyası ya da tanık beyanı kullanılabilir.
- Görüntülü ve sesli iletişim istisnasına dayanan taraf, tanığın veya bilirkişinin ya da sanığın bu yöntemle dinlendiğini ya da sorgulandığını tutanakla göstermelidir.
- Zorunluluk kararı için hâkimin ya da mahkemenin gerekçesi aranır; bu kararın bulunmaması istisnanın uygulanmasını engeller.
- Duruşmanın başlama anı ve kaydın zamanı tutanakla belirlenir; bu hususta çelişki varsa tutanak esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.180: Beşinci fıkrası saklı tutulmuştur; bu fıkradaki haller madde yasağının dışında kalır.
- 5271 m.196: Dördüncü fıkrası saklı tutulmuştur; istinabe ve iletişim araçlarıyla dinlemeye ilişkin istisnayı belirler.
- 5271 m.182: Duruşmanın açık veya kapalı yapılmasına ilişkin usulü düzenler; bu maddenin kayıt yasağı ile birlikte değerlendirilmesi gerekir.
- 5271 m.58: Tanığın dinlenmesine ilişkin genel hükümleri içerir; görüntülü iletişimle dinleme bu hükümlerle bağlantılıdır.
CMK m.184 — Açıklığın kaldırılması hakkında karar
CMK m.184, 182. maddede gösterilen hâllerde (genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı durumlarda duruşmanın kısmen veya tamamen kapalı yapılması) açıklığın kaldırılması istemine ilişkin duruşmanın kapalı yapılıp yapılmayacağını düzenler. Düzenleme, açıklığın kaldırılması talebi üzerine yapılacak ara duruşmanın açıklık biçimini belirler; istem üzerine ya da mahkemenin uygun görmesi hâlinde bu duruşmanın kapalı yapılabileceğini öngörür. Kanun, talebi kimin yapabileceğini açıkça saymaz; uygulamada savcı, sanık ve katılan bakımından talep olanağı tanınmaktadır. Düzenleme, sanığın yaşı nedeniyle zorunlu kapalılığı (m.185), kapalılık kararının gerekçesini ve tutanağa geçirilmesini (m.186), kapalı duruşmaya kimlerin girebileceğini ve yayın yasağını (m.187) düzenlemez. Açıklığın kaldırılmasının kendisine ilişkin esas kararın gerekçesi de bu maddede değil, m.182 ve m.186'da aranır.
Açıklığın kaldırılması hakkında karar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Açıklığın kaldırılması istemi
- Taraflardan birinin, duruşmanın kapalı yapılmasını talep eden başvurusudur. Kanunda talep sahibi sayılmadığından, uygulamada savcı, sanık ve katılanın bu talebi yapabildiği kabul edilir. İstem, m.182 kapsamındaki hâllerle sınırlıdır.
- Takdirî kapalılık
- Mahkemenin, talep olmasa da veya talebe rağmen, m.182/2'de belirtilen hâllerde duruşmayı kapalı yapmaya karar verebilmesidir. Bu yetkinin kullanılması, genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kılmasına bağlıdır.
- Açıklığın kaldırılması hakkında ara karar
- Talebin görüşüleceği duruşmanın açık mı kapalı mı yapılacağına ilişkin, duruşmadan önce ya da başında verilen ön sorun niteliğindeki karardır. Bu karar kendi içinde ayrıca gerekçelendirilir (m.186).
Açıklığın kaldırılması hakkında karar: hangi şartlar aranır?
- Olayın m.182 kapsamındaki hâllerden birine girmesi, yani genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kılması bulunmalıdır.
- Açıklığın kaldırılmasına ilişkin bir istem bulunmalı ya da mahkeme bunu kendiliğinden uygun görmelidir.
- Açıklığın kaldırılması istemine ilişkin duruşma, istem üzerine veya mahkemece uygun görülmesi hâlinde kapalı yapılmalıdır.
- Kapalılık kararı, talebin görüşüleceği duruşmanın açıklık biçimine ilişkin ön sorun olarak ele alınmalıdır.
Açıklığın kaldırılması hakkında karar: hangi sonuçları doğurur?
- Talep üzerine veya mahkemece uygun görülerek yapılan açıklığın kaldırılması duruşması kapalı yapılır.
- İstem hakkında duruşma açık tutulur ve gerekçesi tutanağa geçirilir; kapalılık talebi reddedilirse açık duruşmaya devam edilir.
- Kapalı yapılan ara duruşmada verilen kapalılık kararı, sonraki aşamaları kendiliğinden kapsamaz; bunların kapalı yapılması isteniyorsa yeniden karar verilip açıkça bildirilmelidir.
- Kapalılık kararı, m.182/2'deki kesin gereklilik ölçütüne dayanmıyorsa hukuka aykırı olur ve bozma nedeni oluşturur.
- Kapalı duruşmada hüküm açıklanacaksa, açık duruşmada tefhim edilmesi gereken hâllerde bu husus ayrıca dikkate alınmalıdır.
Talep üzerine kapalılık ile mahkemenin kendiliğinden kapalılık takdiri arasındaki fark nedir?
Taraflardan birinin istemi üzerine, açıklığın kaldırılması talebinin görüşüleceği duruşmanın kapalı yapılmasıdır. Mahkeme talebi kabul ederse kapalı yapar.
Talep olmaksızın mahkemenin uygun görmesi hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasıdır.
Her iki halde de dayanak m.182/2'deki kesin gereklilik ölçütüdür. İstem reddedilirse duruşma açık sürdürülür; istem hakkında mahkemenin ayrıca karar vermesi gerekir.
Açıklığın kaldırılması talebinin duruşması ile esas duruşmanın açıklığı arasındaki fark nedir?
Bu madde, açıklığın kaldırılması talebine ilişkin duruşmanın açıklık biçimini düzenler.
Esas yargılamanın kapalılığı m.182 uyarınca ayrıca değerlendirilir.
Talebe ilişkin duruşmanın kapalı yapılması, ana yargılamanın kapalı yapıldığı anlamına kendiliğinden gelmez; her aşama için ayrı karar gerekir.
Zorunlu kapalılık (m.185) ile bu maddedeki takdirî kapalılık arasındaki fark nedir?
Sanığın yaşı nedeniyle kapalılık zorunludur ve m.185 kapsamındadır.
Bu maddede kapalılık, istem veya mahkemenin takdiri ile ve m.182/2 ölçütüne bağlıdır.
Yaş küçüklüğü hâlinde talep ya da mahkemenin takdiri aranmaz; kapalılık kendiliğinden gerekir.
Açıklığın kaldırılması hakkında karar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Açıklığın kaldırılması talebi hakkındaki duruşmayı, esas duruşmanın açıklık biçimine bağlı kabul etmek; her aşama için ayrı karar gerektiğini gözden kaçırmak.
- Talep üzerine yapılan kapalılığı zorunlu kapalılık (m.185) ile karıştırmak ve yaş gerekçesine dayanmak.
- Mahkemenin istemi reddederken gerekçe göstermemesi; m.186 kapsamında nedenlerin tutanağa geçirilmesi zorunludur.
- Talep sahibinin yalnız sanık olduğunu kabul etmek; kanun talep sahibini sınırlamadığından savcı ve katılan da talepte bulunabilir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Açıklığın kaldırılması talebi hakkında ayrı bir ara karar verilmesi ve bu kararın gerekçesinin tutanağa geçirilmesi gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/82 E., 2009/231 K., 13.10.2009)
- Yaş nedeniyle zorunlu kapalılık ile m.182 kapsamındaki takdirî kapalılığın karıştırılmaması gerektiği, sanığın yaşının duruşma tarihinde belirleneceği kabul edilmektedir. (18. Ceza Dairesi, 2019/7409 E., 2019/14100 K., 09.10.2019)
- Sanığın 18 yaşını doldurduğu tarihten sonraki duruşmanın kapalı yapılmasında, yaş küçüklüğüne dayanılamayacağı ve duruşmanın açık yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2010/26684 E., 2012/14858 K., 19.06.2012)
- Kapalı yapılan duruşmada hükmün açık oturumda mı kapalı oturumda mı açıklandığının tutanaktan anlaşılması gerektiği kabul edilmektedir. (4. Ceza Dairesi, 2021/33540 E., 2024/5942 K., 06.05.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Açıklığın kaldırılması talebinde bulunan taraf (savcı, sanık veya katılan), talebin m.182/2 kapsamında genel ahlâk veya kamu güvenliği gerekçesine dayandığını ileri sürer ve bunu ispatlamakla yükümlüdür.
- Genel ahlâk veya kamu güvenliğinin kesin gereklilik düzeyine ulaştığı, somut olay bilgileri ve tutanakta yer alan beyanlarla ortaya konulabilir.
- Karşı taraf, duruşmanın açık yapılması gerektiğini savunur; açıklık kuralı nedeniyle istisnanın dar yorumlanması ileri sürülebilir.
- Kapalılık kararının nedenlerinin tutanakta yer alıp almadığı, karara karşı ileri sürülecek bozma sebebinin belirlenmesinde esas alınır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.182: Duruşmanın açıklık kuralını ve kapalı yapılabilmesinin koşullarını (genel ahlâk, kamu güvenliği) düzenler; m.184'teki istemin dayanağı budur.
- 5271 m.185: Sanığın yaşı nedeniyle zorunlu kapalılığı düzenler; m.184'teki takdirî ve istem üzerine kapalılıktan ayrılır.
- 5271 m.186: Açıklığın kaldırılması kararının nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilmesini düzenler; m.184'te verilen kapalılık kararının gerekçe yükümlülüğünü tamamlar.
- 5271 m.187: Kapalı duruşmada kimlerin bulunabileceğini ve içeriğin yayımlanamayacağını düzenler; m.184'ün uygulanmasından sonraki aşamayı kapsar.
CMK m.185 — Zorunlu kapalılık
Madde, sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasını ve hükmün kapalı duruşmada açıklanmasını zorunlu kılar. Mahkemenin takdir yetkisi bulunmayan bu hâl, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun açıklığın kaldırılmasına ilişkin genel düzenlemesinden (m.182) ayrılan bir zorunlu kapalılık hâlidir. Uygulama, sanık yönünden kişinin yaşına bağlıdır ve suça sürüklenen çocuklar hakkındaki yargılamaya uygulanır. Madde, takdire bağlı kapalılık kararının usulünü, kapalı duruşmada bulunabilecek kişileri, ses ve görüntü kaydı yasağını, yayın yasağını ve kapalılık kararının gerekçesini düzenlemez; bu konular sırasıyla m.182, m.183, m.186 ve m.187 kapsamındadır.
Zorunlu kapalılık: hangi kavramlar bilinmeli?
- Zorunlu kapalılık
- Kanunun doğrudan öngördüğü ve mahkemenin takdirine bırakılmayan kapalı yargılama hâlidir. Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması bu hâli kendiliğinden doğurur; mahkeme kapalılık yapıp yapmama konusunda seçim yapamaz.
- Açıklık ilkesi
- Duruşmanın herkese açık yapılması kuralıdır ve yargılamanın temel ilkelerindendir. Zorunlu kapalılık bu ilkenin istisnasıdır; istisna yalnızca kanunun öngördüğü hâllerde uygulanır.
- Suça sürüklenen çocuk
- Suç işlediği sırada ve yargılama sırasında on sekiz yaşını doldurmamış kişidir. Madde bakımından belirleyici olan, duruşma sırasında sanığın yaşıdır; yaşın nüfus kaydına göre tespiti gerekir.
- Kapalı duruşmada tefhim
- Hükmün kapalı duruşmada, yani kamuya kapalı oturumda açıklanmasıdır. Madde bu hâlde hükmün açıklanmasını da kapalı yapılmasını zorunlu kılar; hükmün açık duruşmada okunması sonucu değiştirir.
Zorunlu kapalılık: hangi şartlar aranır?
- Yargılanan kişinin duruşma sırasında on sekiz yaşını doldurmamış olması bulunmalıdır; yaş, nüfus kaydına göre belirlenir.
- Yargılama bir mahkemede sanık hakkında yürütülüyor olmalıdır; madde sanık yönünden uygulanır.
- Mahkemenin kapalılık konusunda takdir kullanması aranmamalıdır; bu hâlde karar zorunludur ve gerekçe ayrıca takdire dayanmaz.
- Duruşmanın kapalı yapılması sağlanmalıdır; kapalılığın kendisi yaşa bağlı olduğu için tarafların istemi aranmaz.
- Hüküm kapalı duruşmada açıklanmalıdır; hükmün açık oturumda okunması bu hâlde kanuna aykırıdır.
Zorunlu kapalılık: hangi sonuçları doğurur?
- Sanık on sekiz yaşını doldurmamışsa duruşma kapalı yapılır ve mahkeme bu konuda takdir kullanamaz.
- Hüküm kapalı duruşmada açıklanır; hükmün açık duruşmada tefhim edilmesi kanuna aykırı olur.
- Yaş nedeniyle kapalı yapılması gereken duruşmanın açık yapılması önemli bir usul hatasıdır; uygulamada bu hâlde bozma sebebi olarak ele alınmaktadır.
- Sanık duruşma sırasında on sekiz yaşını doldurmuşsa, bu tarihten sonraki duruşmalar açık yapılır ve hüküm açık duruşmada açıklanır.
- Kapalı yapılması gereken duruşmalar için yalnızca kapalılık tutanağa işlenmesi yeterli değildir; tutanakta usul kurallarına uyulduğunun belirtilmesi gerekir.
- Yaş nedeniyle kapalılık, tarafların istemine bağlı değildir; istem olmasa da mahkeme kapalılığı uygulamak zorundadır.
Zorunlu kapalılık ile takdire bağlı kapalılık arasındaki fark nedir?
Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde mahkeme kapalılığa karar vermek zorundadır ve bu konuda takdir hakkı yoktur.
m.182 kapsamında genel ahlak veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kılması hâlinde kapalılık takdire bağlıdır; mahkeme karar verip vermemekte serbesttir.
Yaş hâlinde duruşma kapalı yapılır ve hüküm de kapalı açıklanır. Takdirli hâlde kapalılık kararı verildiğinde hüküm açık duruşmada açıklanır.
Duruşma kapalılığı ile hükmün açıklanması arasındaki fark nedir?
Madde hem duruşmanın kapalı yapılmasını hem de hükmün kapalı duruşmada açıklanmasını birlikte düzenler.
Takdire bağlı kapalılıkta hükmün açıklanması ayrıca açık duruşmada yapılır.
Yaş nedeniyle kapalılıkta hükmün açıklanması da kapalı yapılır; bu, hükmün açık duruşmada açıklanması kuralına getirilmiş bir istisnadır.
Yaş hâlinde kapalılık ile yaşın sona ermesi sonrası arasındaki fark nedir?
Sanık duruşma sırasında on sekiz yaşını doldurmamışsa madde uygulanır ve duruşma kapalı yapılır.
Sanık on sekiz yaşını doldurmuşsa, o tarihten sonraki duruşmalar açık yapılır ve hüküm açık duruşmada açıklanır.
Yaş tamamlandıktan sonra kapalılık kararı kaldırılarak duruşma açık sürdürülür. Kapalı yapılması gereken duruşmanın açık yapılması ise usul hatasıdır.
Yaş hâlinde kapalılık ile birlikte yargılanan yetişkin sanık arasındaki fark nedir?
Suça sürüklenen çocuk sanık hakkında kapalılık zorunludur.
Yetişkin sanık için duruşma açıklığı kuralı geçerlidir.
Ortak yargılamada çocuk yönünden zorunlu kapalılık gözetilir; yetişkin yönünden açıklık kuralı kendi haliyle değerlendirilir.
Zorunlu kapalılık: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Yaş sınırının aşılmasıyla birlikte önceki kapalı duruşmaları da geçersiz saymak; bu hâlde yalnızca sonraki duruşmaların açık yapılması gerekir.
- Zorunlu kapalılığı takdire bağlı kapalılık gibi değerlendirmek ve mahkemenin kapalılık kararını gerekçe göstermeden vermek.
- Hükmün açık duruşmada açıklanması gerekirken kapalı yapıldığını tutanağa yazmamak ya da tersini yapmak.
- Sanığın yaşını nüfus kaydına dayandırmadan, yalnızca beyanına göre belirlemek.
- Birlikte yargılanan yetişkin ve çocuk sanıklar için tek bir açık ya da kapalı karar vermek; çocuk sanık yönünden zorunlu kapalılık ayrıca gözetilmelidir.
- Duruşma açık yapıldıktan sonra sanığın yaşının sınırı aştığını fark edip kapalılık kararını geriye dönük olarak uygulamaya çalışmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Sanığın duruşma sırasında on sekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde mahkemenin kapalılık konusunda takdir hakkı bulunmadığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2007/161 E., 2007/232 K., 13.11.2007; Ceza Genel Kurulu, 2007/40 E., 2007/50 K., 27.02.2007)
- Yaş nedeniyle kapalı yapılması gereken duruşmanın açık yapılması ve hükmün açık duruşmada açıklanması, bozma nedeni sayılmaktadır. (9. Ceza Dairesi, 2021/13096 E., 2025/4871 K., 29.05.2025; 6. Ceza Dairesi, 2023/16520 E., 2025/3044 K., 17.03.2025)
- Sanığın yargılama sırasında on sekiz yaşını doldurması hâlinde, bu tarihten sonra kapalılık kararı kaldırılarak açık duruşma yapılması gerektiği kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2018/2713 E., 2023/8952 K., 23.10.2023)
- Duruşma sırasında yaş sınırının aşılması, daha önceki kapalı duruşmaların geçersiz olduğu anlamına gelmez; yalnızca sonraki duruşmaların açık yapılması gerekir. (9. Ceza Dairesi, 2021/13096 E., 2025/4871 K., 29.05.2025)
- Yargılama bakımından tutanakta yalnızca 'kapalı yapılmıştır' yazması yeterli değildir; kapalı ve açık oturumlar ile hükmün açıklandığı yer tutanakta açıkça belirtilmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/331 E., 2012/69 K., 28.02.2012)
- Birlikte yargılanan sanıklarda, çocuk sanık yönünden zorunlu kapalılık gözetilmeli, ortak duruşmanın kapsamı bu ayrıma göre değerlendirilmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/331 E., 2012/69 K., 28.02.2012)
Nasıl ispat edilir?
- Zorunlu kapalılık için yaşın ispatı gerekir; sanığın duruşma tarihindeki yaşı nüfus kaydıyla belirlenir ve bu belge tutanağa bağlanmalıdır.
- Kapalı yapılan duruşmalar ile açık yapılan oturumlar tutanakta ayrı ayrı gösterilmelidir; hangi oturumun hangi usulle yapıldığı belirtilmelidir.
- Hükmün kapalı mı açık mı açıklandığı tutanaktan anlaşılmalıdır; bu konuda şüphe bırakılması bozma nedeni sayılmaktadır.
- Kapalılık kararının gerekçesi yaş nedenine dayandığında, gerekçe için ayrıca takdire dayalı nedenler aranmaz; yaşın belgelenmesi yeterlidir.
- Duruşmanın açık yapıldığını ileri süren taraf, bu hususu tutanaktaki kayıtlarla ispatlamak zorundadır; kayıt eksikse usul hatası ortaya çıkar.
- Açık yapılması gereken oturum için tanıkların kapalı dinlenmesi gibi ayrıca bir karar varsa, bu karar tutanakta gerekçeleriyle yer almalıdır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.182: Açıklık kuralını ve takdire bağlı kapalılık hâllerini düzenler. m.185, bu genel düzenlemeden ayrılarak yaş bakımından kapalılığı zorunlu kılar.
- 5271 m.186: Açıklığın kaldırılması kararının nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilmesini düzenler. Zorunlu kapalılıkta da kararın ve uygulanan usulün tutanakta görünmesi gerekir.
- 5271 m.187: Kapalı duruşmada hazır bulunacak kişileri ve açık duruşmada yayın yasağını düzenler; zorunlu kapalılığın içeriğini tamamlar.
- 5271 m.183: Duruşma salonunda ses ve görüntü kaydı yasağını düzenler; kapalı yapılan duruşmada da bu yasak geçerlidir.
CMK m.186 — Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması
Madde, açıklığın kaldırılması (kapalılık) kararının yazılı olarak tutanağa geçirilmesi zorunluluğunu düzenler; kararın gerekçesinin, nedenleriyle birlikte tutanağa yansıtılmasını kapsar. Kararın kimin tarafından, hangi duruşmada ve hangi hallerde verileceğini düzenlemez. Kararın dayanağı olan zorunlu kapalılık (m.185), takdire bağlı kapalılık (m.182/2) ve hükmün kapalı ya da açık tefhimi konuları bu maddede değil, ilgili maddelerde düzenlenmiştir. Kapalı duruşmada kimlerin bulunabileceği ile yayın yasağı (m.187) ve açıklığın kaldırılmasına ilişkin istemin incelenmesi (m.184) da bu maddenin kapsamında değildir.
Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- Açıklığın kaldırılması kararı
- Duruşmanın tamamının ya da bir bölümünün kapalı yapılmasına ilişkin mahkeme kararıdır. Kanunda öngörülen hallerde, yani zorunlu kapalılıkta veya genel ahlakın ya da kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı takdire bağlı hallerde verilebilir.
- Tutanağa geçirme
- Kararın ve dayanağı nedenlerin duruşma tutanağına yazılmasıdır. Kararın yalnızca sonucunun değil, gerekçesinin de tutanakta yer alması gerekir.
- Zorunlu kapalılık
- Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde duruşmanın kapalı yapılmasıdır (m.185). Bu halde mahkemenin takdir yetkisi yoktur.
- Takdire bağlı kapalılık
- Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde mahkemenin kendi takdiriyle kapalılık kararı vermesidir (m.182/2).
Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması: hangi şartlar aranır?
- Kapalılık kararının kanunda öngörülen bir halde verilmiş olması gerekir; zorunlu kapalılık (m.185) ya da takdire bağlı kapalılık (m.182/2) hallerinden birine dayanmalıdır.
- Kararın gerekçesi, yani neden kapalı yapıldığına ilişkin nedenler kararla birlikte açıkça ortaya konulmalıdır.
- Kararın ve nedenlerinin duruşma tutanağına geçirilmiş olması gerekir.
- Zorunlu kapalılık hâlinde gerekçe, sanığın yaşına ilişkin tespiti içermelidir; takdire bağlı kapalılıkta ise genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı durum somut olarak belirtilmelidir.
Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması: hangi sonuçları doğurur?
- Kapalılık kararı nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilirse karar usulüne uygun kabul edilir ve denetime elverişli olur.
- Kapalılık kararının nedenleri tutanağa geçirilmemişse, karar gerekçesiz kalır ve duruşmanın açıklığı ilkesine aykırılık doğar.
- Açık yapılması gereken bir duruşmanın gerekçesiz biçimde kapalı yapılması, hukuka kesin aykırılık hâlidir ve bozma nedenidir. (Ceza Genel Kurulu, 2009/82 E., 2009/231 K., 13.10.2009)
- Tutanakta kapalılık kararının dayanağı belirtilmeden duruşmanın kapalı yapıldığı görülürse, hükmün bozulması gerekir. (9. Ceza Dairesi, 2023/2931 E., 2023/4265 K., 14.06.2023)
Zorunlu kapalılık ile takdire bağlı kapalılık arasındaki fark nedir?
Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması nedeniyle kapalılık (m.185). Mahkemenin takdir yetkisi yoktur.
Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde verilen kapalılık (m.182/2). Mahkeme takdir eder.
Zorunlu kapalılıkta karar tutanağa geçirilirken yaş durumu da belirtilmelidir; takdire bağlı kapalılıkta ise somut kamusal gerekçe yazılmalıdır. Her iki halde de gerekçesiz karar tutanağa uygun geçmiş sayılmaz.
Kapalılık kararı ile hükmün kapalı tefhimi arasındaki fark nedir?
Duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin ara karar. Bu maddenin doğrudan konusudur.
Hükmün açıklanması. Hüküm açık duruşmada açıklanır (m.182/3); zorunlu kapalılık halinde ise istisnaen kapalı duruşmada açıklanır (m.185).
Kapalılık kararının tutanağa geçirilmesi ile hükmün hangi oturumda açıklandığının tutanakta belirtilmesi ayrı yükümlülüklerdir; birinin yerine getirilmesi diğerini ortadan kaldırmaz.
Kapalılık kararının ve nedenlerinin yazılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kapalılık kararını yalnızca sonuç olarak tutanağa yazıp nedenlerini yazmamak; madde açıkça nedenleriyle birlikte geçirilmesini istemektedir.
- Zorunlu kapalılık (m.185) ile takdire bağlı kapalılığı (m.182/2) karıştırıp, zorunlu hâlde gerekçe aramamak ya da takdire bağlı hâlde gerekçeyi göstermemek.
- Sanığın yaşının duruşma sırasında değiştiğini gözden kaçırmak; yaşını doldurduktan sonraki duruşmanın kapalılık kararının gerekçesini tutanağa yazmadan kapalı yapmak.
- Duruşmanın kapalı başlayıp hükmün tefhim edildiği oturumu tutanağa yazmamak; hükmün açık mı kapalı mı açıklandığı belirsiz kalmamalıdır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Duruşmanın kapalı yapılmasına karar verilirken, kararın dayanağı olan yaş veya genel ahlak ya da kamu güvenliği gerekçesi tutanakta açıkça gösterilmediğinde, uygulamada bozma nedeni sayılmaktadır. (Ceza Genel Kurulu, 2009/82 E., 2009/231 K., 13.10.2009)
- Suça sürüklenen çocuğun on sekiz yaşını doldurduğu tarihten sonraki duruşmanın kapalı yapılmasının, açıklığın kaldırılmasına ilişkin nedenlerin tutanakta yer almaması nedeniyle usule aykırı kabul edildiği görülmektedir. (18. Ceza Dairesi, 2019/7409 E., 2019/14100 K., 09.10.2019)
- Açık yapılması gereken duruşmanın kapalı yapılmasıyla birlikte hükmün tutanakta açık mı kapalı mı açıklandığının belirsiz kalması, bozma nedeni olarak değerlendirilmektedir. (9. Ceza Dairesi, 2023/2931 E., 2023/4265 K., 14.06.2023)
Nasıl ispat edilir?
- Kapalılık kararının varlığını ve gerekçesini iddia eden taraf değil, duruşma tutanağını esas alan mahkeme ve üst derece mercii bakımından tutanağın kendisi ispat aracıdır; kararın nedenlerinin tutanakta bulunması zorunludur.
- Tutanakta kapalılık kararı ve nedenlerinin yer almaması, kararın gerekçesiz olduğunun kanıtıdır; bu eksiklik tutanağın kendisinden anlaşılır.
- Yaş durumunun ispatı nüfus kayıt örneği ile yapılır; zorunlu kapalılığın dayanağı olan yaş tespiti bu belgeye dayanmalıdır. (18. Ceza Dairesi, 2019/7409 E., 2019/14100 K., 09.10.2019)
- Takdire bağlı kapalılıkta genel ahlak veya kamu güvenliği gerekçesinin somut olaya uygulanabilir olduğunun gösterilmesi gerekir; bu gerekçe tutanakta yer almıyorsa karar ispatsız kalır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.182: Duruşmanın açıklığı kuralını ve takdire bağlı kapalılık halini düzenler; bu maddedeki tutanak yükümlülüğü, m.182/2 kapsamındaki kararlar için de geçerlidir.
- 5271 m.185: Sanığın on sekiz yaşını doldurmamış olması hâlinde zorunlu kapalılığı öngörür; bu hâlde tutanağa geçirilecek nedenin yaş durumu olduğu belirlenir.
- 5271 m.184: Açıklığın kaldırılması istemine ilişkin duruşmanın açık mı kapalı mı yapılacağına dair ara kararın usulünü düzenler; bu maddedeki tutanak yükümlülüğü o karar için de geçerlidir.
- 5271 m.187: Kapalı duruşmada hazır bulunma ve yayın yasağını düzenler; kapalılık kararının kapsamını belirleyen hükümlerdir.
CMK m.187 — Kapalı duruşmada bulunabilme
5271 sayılı Kanun'un 187. maddesi, kapalı duruşmada hazır bulunabilecek kişileri, bu kişilerin uyarılmasını, kapalı duruşmanın içeriğinin yayımlanmasının yasaklanmasını ve açık duruşmada içeriğin kısmen ya da tamamen yayımlanmasının yasaklanmasını düzenler. Madde, duruşmanın kapalı yapılmış olduğu veya açık duruşmada yayım yasağı konulan yargılamalarda uygulanır ve yargılamaya katılan herkes bakımından geçerlidir. Kapalılık kararının kendisinin ve gerekçesinin tutanağa geçirilmesi (m.186), kapalılığın hangi hallerde zorunlu ya da takdire bağlı olduğu (m.182, m.185), hükmün açıklanma biçimi (m.182/3) ve kovuşturma aşamasındaki soruşturma evresinde gizlilik (m.153 ve devamı) bu maddede düzenlenmez.
Kapalı duruşmada bulunabilme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kapalı duruşma
- Mahkemenin genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde duruşmanın bir kısmını ya da tamamını herkese açık olmaktan çıkarması ile oluşan duruşmadır. Kapalılık zorunlu ya da takdire bağlı olabilir; bu maddedeki kapalılık takdire bağlı kapalılığa ilişkindir.
- Yayımlanamaz
- Yazılı, görsel ve işitsel bütün iletişim araçlarıyla içeriğin aktarılmamasını ifade eder. Yasak, yayın organlarının tamamını kapsar.
- Açık duruşmada yayım yasağı
- Duruşma açık yapılmış olsa bile, içeriğin millî güvenliğe, genel ahlaka, kişilerin saygınlık, onur ve haklarına zarar verecek ya da suç işlemeye kışkırtacak nitelikte olması hâlinde, içeriğin kısmen veya tamamen yayımlanmasını önleyen mahkeme kararıdır. Kararın açık duruşmada açıklanması zorunludur.
- Kapalı duruşmada hazır bulunma izni
- Mahkemenin, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları kaydıyla bazı kişilere kapalı duruşmada bulunmasına izin vermesidir. İzin, mahkemenin takdirine bağlıdır ve izin verilen kişilerin hazır bulunması ayrıca uyarı yapılmasını gerektirir.
Kapalı duruşmada bulunabilme: hangi şartlar aranır?
- Duruşmanın m.182/2 uyarınca genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı bir hâlde kapalı yapılmış olması veya açık duruşmada içeriğin yayımlanmasının yasaklanması gerekmektedir.
- Kapalı duruşmada bazı kişilerin hazır bulunmasına izin verilecekse, mahkeme bu izni verirken adı geçenlerin duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklamamaları konusunda uyarılmış olmalıdır.
- Uyarının yapıldığı ve kişilerin açıklamama yükümlülüğünün bildirildiği tutanağa yazılmış olmalıdır.
- Açık duruşmada yayım yasağı konulabilmesi için içeriğin millî güvenliğe, genel ahlaka, kişilerin saygınlık, onur ve haklarına dokunacak ya da suç işlemeye kışkırtacak nitelikte olması gerekir.
- Yasak, bu tehlikeleri önlemek amacıyla ve gerektiği ölçüde konulmalıdır; yasağın kapsamı içeriğin kısmen ya da tamamen olabilir.
- Açık duruşmada yayım yasağı kararının açık duruşmada açıklanması zorunludur.
Kapalı duruşmada bulunabilme: hangi sonuçları doğurur?
- Kapalı duruşmada izin verilmeyen kişi duruşmada hazır bulunamaz.
- Kapalı duruşmada uyarılan kişi, duruşmanın kapalı olmasını gerektiren hususları açıklarsa, bu kişinin sorumluluğu gündeme gelir.
- Kapalı duruşmanın içeriğinin herhangi bir iletişim aracıyla yayımlanması yasaktır ve bu yasağa aykırılık suç oluşturur.
- Açık duruşmada içeriğin tehlikeli nitelikte olması hâlinde mahkeme kısmi ya da tam yayım yasağı koyabilir.
- Açık duruşmada yayım yasağı kararı açık duruşmada açıklanmazsa karar eksik sayılır ve geçerliliği tartışmalıdır.
- Yayım yasağı kararı yalnızca gerekli ölçüde konulabilir; ölçüyü aşan yasak hukuka aykırı olur.
- Yayım yasağı kapalı duruşmada duruşmanın kapalılık kararıyla birlikte kendiliğinden doğar; ayrıca yasak kararı verilmesi zorunlu değildir.
Kapalı duruşmada hazır bulunma ile genel izleyici arasındaki fark nedir?
Kapalı duruşmada mahkemenin izin verdiği kişiler salonda bulunabilir; bunlar açıklamama konusunda uyarılır.
Genel izleyici kapalı duruşmaya alınmaz; herkese açık olma ilkesi kapalılıkla sona erer.
İzin verilen kişiler için uyarı ve tutanağa geçirme zorunluluğu doğar; izinsiz kişinin salonda bulunması duruşmanın kapalılığı ilkesini bozar.
Kapalı duruşmanın içeriği ile açık duruşmanın yayım yasağı arasındaki fark nedir?
Kapalı duruşmanın içeriği hiçbir iletişim aracıyla yayımlanamaz; yasak doğrudan kapalılıktan doğar.
Açık duruşmada yayım yasağı, ancak içeriğin belirlenen tehlikeleri taşıması hâlinde ve mahkeme kararıyla konulur.
Kapalı duruşmada ayrı bir yasak kararı aranmaz; açık duruşmada ise kararın gerekçesi ve ölçüsü belirlenmelidir.
Kısmi yayım yasağı ile tam yayım yasağı arasındaki fark nedir?
Mahkeme yasağı yalnızca içeriğin zararlı olan kısmına sınırlayabilir.
Gerektiğinde içeriğin tamamına yayım yasağı konulabilir.
Yasağın kapsamı, tehlikenin ölçüsüne göre belirlenir; gerekli olandan geniş yasak konulamaz.
Kapalı duruşmada bulunabilme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Kapalı duruşmanın içeriğinin yayımlanmasının yasaklanmasının ayrıca bir karara bağlı olduğunu sanmak; kapalılık kararı yayım yasağını kendiliğinden doğurur.
- Açık duruşmada yayım yasağı kararını açık duruşmada açıklamadan uygulamak.
- Yayım yasağını gerekli olandan geniş kurmak; yasağın ölçüsü tehlikeyle sınırlıdır.
- Kapalı duruşmada izin verilen kişilere uyarı yapılmadan hazır bulundurmak ve bu hususu tutanağa geçirmemek.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Açık duruşmada yayım yasağı kararının içeriğinin ve gerekçesinin açık duruşmada açıklanması, kararın geçerliliği için aranan usul şartı olarak değerlendirilmektedir. (Birinci Bölüm, 2014/7149 E., 22.11.2017)
- Duruşmanın kapalı yapılmasına ilişkin karar ve gerekçesi tutanağa geçirilmediğinde, kararın hukuka uygunluğu tartışmalı hâle gelmektedir. (Birinci Bölüm, 2014/7149 E., 22.11.2017)
Nasıl ispat edilir?
- Kapalı duruşmada hazır bulunma izni verilen kişiler ve uyarı yapılması, duruşma tutanağı ile ispat edilir.
- Açık duruşmada yayım yasağı konulduğunun iddia edilmesi hâlinde, yasağı kararın açık duruşmada açıklandığı tutanak ile kanıtlanır; yayım yasağının kapsamını ve tehlike ölçüsünü ileri süren taraf bu tehlikeyi göstermelidir.
- Kapalı duruşmanın içeriğinin yayımlandığı iddiası, yayın metni ve tutanak karşılaştırılarak ispat edilir; sorumluluk ilgili kişiye yükletilir.
- Karşı taraf, duruşmanın kapalılığının zorunlu bir gerekçeye dayandığını veya izne ilişkin uyarının yapıldığını ileri sürerse, bu savunmayı tutanak ile ispat etmek zorundadır.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.182: Duruşmanın açıklığı ilkesini ve kapalı yapılmasının koşullarını düzenler; m.187 bu kapalılığın içeriğinin ve kapalı duruşmadaki kişilerin düzenlenmesidir.
- 5271 sayılı Kanun m.186: Kapalılık kararının nedenleriyle birlikte tutanağa geçirilmesini düzenler; m.187/1'deki tutanak yazımı bu hükümle bağlantılıdır.
- 5271 sayılı Kanun m.185: Sanığın on sekiz yaşından küçük olması hâlinde kapalılığın zorunlu olduğunu düzenler; m.187'nin uygulandığı kapalı duruşma bu hâlde de söz konusu olabilir.
CMK m.188 — Duruşmada hazır bulunacaklar
Madde, duruşmada hazır bulunması zorunlu olan usul aktörlerini belirler: hükme katılacak hâkimler, Cumhuriyet savcısı, zabıt kâtibi ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafi. Madde ayrıca mazeretsiz gelmeme ya da duruşmayı terk etme hâlinde duruşmaya devam edilebilmesini ve yedek üye bulundurulmasını düzenler. Maddenin uygulaması, duruşmaya katılmayan sanığın durumunu düzenlemez; bu konu kanunda ayrı hükümlerle (m.193 ve devamı) ele alınır. Zorunlu müdafiliğin hangi hallerde doğduğu (m.150) ve müdafinin görevden çekilmesi ya da hazır bulunmaması hâlinde yeni müdafi görevlendirilmesi (m.151) ayrı maddelerde düzenlenir. Hükmün açıklanması sırasında müdafinin bulunmasına ilişkin özel kural (m.216) ve hukuka aykırılık nedenleri (m.289) da bu maddenin kapsamı dışındadır.
Duruşmada hazır bulunacaklar: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşmada hazır bulunma zorunluluğu
- Maddede sayılan kişilerin duruşmanın tüm oturumları boyunca fiilen orada bulunmasının kanunen şart koşulmasıdır. Bu zorunluluk, yargılamanın kesintisiz ve aynı kişilerle yürütülmesi ilkesinin bir parçasıdır.
- Zorunlu müdafi
- Kanunun, sanığın bir müdafile temsil edilmesini zorunlu kıldığı hâllerde görevlendirilen müdafidir. Bu hâllerin kapsamı m.150 ile belirlenir; sanığın kendi isteğiyle seçtiği müdafi bu kapsamda değildir.
- Yedek üye
- Toplu mahkemede bir oturumda bitmeyecek davada, asıl üyelerden birinin herhangi bir nedenle bulunamaması hâlinde onun yerine geçen ve oya katılan üyedir. Yedek üye duruşma sırasında müdahalede bulunamaz, yalnızca izler.
- Mazeretsiz terk
- Müdafinin, duruşma sürerken geçerli bir neden olmaksızın duruşma salonundan ayrılmasıdır. Mazeretin geçerli olup olmadığı mahkemece değerlendirilir.
Duruşmada hazır bulunacaklar: hangi şartlar aranır?
- Duruşmanın, maddede sayılan hükme katılacak hâkimlerin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin hazır bulunmasıyla yapılması gerekir.
- Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafinin de duruşmada hazır bulunması şarttır.
- Müdafinin mazeretsiz olarak duruşmaya gelmemesi veya duruşmayı terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilmesi için bu durumun tespit edilmiş olması gerekir.
- Toplu mahkemede bir oturumda bitmeyecek davada yedek üyenin, asıl üyenin yerine geçebilmesi için asıl üyenin herhangi bir nedenle bulunamaz olması gerekir.
- Yedek üye, oya katılacaksa duruşmanın tamamını izlemiş olmalıdır; asıl üyelerin hazır bulunduğu bir kararda yedek üye karara katılamaz.
Duruşmada hazır bulunacaklar: hangi sonuçları doğurur?
- Zorunlu müdafi duruşmada hazır değilse ve mazeretsiz gelmemiş ya da terk etmemişse, müdafinin yokluğunda duruşmaya devam edilmesi bu madde gereğince sakıncalı sayılır; yeni müdafi görevlendirilmeden yapılan işlemler savunma hakkını kısıtlar.
- Müdafinin mazeretsiz olarak gelmemesi veya terk etmesi hâlinde duruşmaya devam edilebilir; bu durumda devam, kanunun açıkça tanıdığı bir takdir yetkisine dayanır.
- Müdafinin yokluğunda devam edilip hüküm kurulması, madde metninde açıkça belirtilmediğinden tartışmalıdır ve Yargıtay uygulaması bu durumda hükmü bozmaktadır.
- Toplu mahkemede bir oturumda bitmeyecek davada yedek üye, asıl üyenin yerine geçip oya katılabilir.
- Yedek üye duruşma sırasında herhangi bir müdahalede bulunamaz, duruşmayı dikkatle izler ve hazır bulunduğu tutanağa geçirilir.
- Madde metnine göre hükmün açıklanmasına ilişkin özel bir engel yoktur; hükmün açıklanması aşamasında müdafinin bulunmaması sorusu bu maddede değil m.216'da düzenlenmiştir.
Müdafi zorunlu olan hâl ile zorunlu olmayan hâl arasındaki fark nedir?
Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafinin hazır bulunması şarttır.
Müdafiliğin zorunlu olmadığı davalarda sanık müdafi ile temsil edilmeden de yargılanabilir; müdafinin bulunması bu maddeye göre şart değildir.
Zorunlu müdafi hâlinde müdafinin yokluğu duruşmanın yapılmasını ve hükmün kurulmasını doğrudan etkiler; zorunlu olmayan hâlde aynı sonuç doğmaz.
Mazeretsiz gelmeme veya terk ile mazeretli yokluk arasındaki fark nedir?
Müdafi mazeretsiz olarak duruşmaya gelmez ya da duruşmayı terk ederse, duruşmaya devam edilebilir.
Müdafi geçerli bir mazeretle hazır bulunamazsa, bu hâl maddenin devam imkânı tanıyan kuralının kapsamına girmez.
Mazeretsiz yokluk hâlinde madde devam olanağı verir; mazeretli yokluk hâlinde devam hükmü değil, yeni müdafi görevlendirilmesi ve oturumun ertelenmesi gündeme gelir.
Asıl üye ile yedek üye arasındaki fark nedir?
Asıl üye, duruşmanın tüm oturumlarında hazır bulunmakla yükümlüdür ve karara katılır.
Yedek üye yalnızca asıl üyenin bulunamadığı hâlde, bir oturumda bitmeyecek davada devreye girer ve duruşmayı dikkatle izler.
Asıl üye hazır olduğu sürece yedek üye karara katılamaz; yedek üyenin hazır bulunduğu tutanağa geçirilir.
Duruşmada hazır bulunacaklar: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Zorunlu müdafiliğin bulunduğu davada müdafinin mazeret dilekçesini değerlendirmeden devam etmek; mazereti hakkında karar verilmeden yargılamaya devam edilmemelidir.
- Madde metnindeki devam imkânını müdafinin her türlü yokluğuna uygulamak; kural yalnızca mazeretsiz gelmeme ve terk hâli için düzenlenmiştir.
- Zorunlu müdafi olmadığı hâlde müdafi bulunması zorunlu gibi hareket etmek ya da tersine zorunlu olan hâlde müdafiliği yok saymak; m.150 kapsamının önce belirlenmesi gerekir.
- Yedek üyenin hazır bulunmadığı bir oturumda oya katılmasını kabul etmek; yedek üye yalnızca asıl üyenin bulunamadığı hâlde devreye girer.
- Yedek üyenin duruşmada müdahalede bulunmasına izin vermek; yedek üye yalnızca izler.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Zorunlu müdafi mazeret dilekçesi verse bile mazereti hakkında karar verilmeden ve belgelenmeden duruşmaya devam edilip hüküm kurulması, savunma hakkının kısıtlanması sayılmaktadır. (Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024; 6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025)
- Müdafinin yokluğunda hüküm kurulması hâlinde, zorunlu müdafi bulundurulmadan hüküm kurulamayacağı ve yeni müdafi atanması gerektiği kabul edilmektedir. (6. Ceza Dairesi, 2025/7192 E., 2025/11668 K., 22.12.2025; 6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025)
- Madde metnindeki devam imkânı, müdafinin mazeretsiz gelmemesi veya terk etmesi hâli ile sınırlı tutulmakta; müdafinin mazeretli yokluğunda devam edilmesi kabul edilmemektedir. (Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024; 6. Ceza Dairesi, 2025/7192 E., 2025/11668 K., 22.12.2025)
- Suça sürüklenen çocuk ya da zorunlu müdafiliğin bulunduğu davalarda, müdafi yokken hüküm kurulması hâlinde m.188 ile m.289 birlikte ihlal sayılmaktadır. (6. Ceza Dairesi, 2025/447 E., 2025/1947 K., 19.02.2025)
- Alt sınırı 5 yılı aşan cezayı gerektiren suçlarda müdafiin bulunması zorunlu kabul edilmekte, sanığın müdafi ile temsil zorunluluğu m.150 ile birlikte değerlendirilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2018/2494 E., 2023/8220 K., 28.09.2023)
- Atanan zorunlu müdafinin duruşmaları takip etmemesi ve etkili savunma yapmaması hâlinde yeni müdafi atanması gerektiği kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/174 E., 2011/266 K., 13.12.2011)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşmada zorunlu müdafinin hazır bulunmadığını ileri süren taraf, bunu duruşma tutanağı ile ispatlar; müdafinin yokluğu tutanakta açıkça görünmelidir.
- Müdafinin yokluğunun mazeretli olduğunu ileri süren taraf, mazeret belgesini sunmakla yükümlüdür; belgelenmeyen mazeret geçerli sayılmamaktadır.
- Müdafinin mazeretsiz olarak gelmediği veya terk ettiği savunmasını yapan mahkeme, bu durumu tutanağa geçirerek ortaya koymak zorundadır.
- Yedek üyenin hazır bulunduğu ve duruşmayı izlediği tutanağa geçirilmelidir; bu kayıt olmadan yedek üyenin oya katılması ispatlanamaz.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.150: Zorunlu müdafiliğin hangi hallerde doğduğunu belirler. Bu maddedeki müdafi zorunluluğunun kapsamı m.150'ye bağlıdır.
- 5271 m.151: Zorunlu müdafinin duruşmada hazır bulunmaması veya görevi bırakması hâlinde yeni müdafi görevlendirilmesini düzenler. Yargıtay, m.188 ile m.151 arasındaki ilişkiyi bu çerçevede değerlendirir.
- 5271 m.216: Hükmün açıklanmasında zorunlu müdafinin bulunmamasına ilişkin ek cümleyi içerir. m.188'in devam hükmü ile ilişkilidir.
- 5271 m.289: Duruşmada zorunlu müdafi bulundurulmaması hâlinde hukuka kesin aykırılık ve bozma sebebi olabileceğini düzenler.
- 5271 m.193: Duruşmaya gelmeyen sanık hakkında uygulanacak kuralları düzenler; m.188'in konusu değildir ancak sanığın hazır bulunmamasıyla ilişkilidir.
CMK m.189 — Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması
Bu madde, birden çok Cumhuriyet savcısının ve birden çok avukatın aynı duruşmada birlikte hazır bulunabilmesini ve bunlar arasında iş bölümü yapılabilmesini düzenler. Madde, katılacak savcı ve avukat sayısına bir üst sınır koymaz. Madde, soruşturma evresinde ifade alınmasında veya örgüt suçlarında duruşmada avukat sayısını sınırlayan CMK 149/2 hükmünü düzenlemez. Duruşmada zorunlu müdafiin hazır bulunması ve müdafiin yokluğunda yeni müdafi görevlendirilmesi (m.188 ve m.150 düzeyi) bu maddenin konusu değildir. Savunmada çıkar çatışması nedeniyle aynı avukatın birden çok sanığı savunamaması da bu maddenin kapsamında değildir; bu konu 152. maddeye ilişkindir.
Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması: hangi kavramlar bilinmeli?
- İş bölümü
- Birden çok savcı veya avukatın duruşmada görevleri aralarında paylaşmasıdır. Örneğin bir avukat tanık sorgusunu, diğeri savunma yazısını üstlenebilir. İş bölümü yapılması, katılımcıların hepsinin duruşmada hazır bulunmasına engel değildir.
- Yedek üye
- Bir oturumda bitmeyecek davada, herhangi bir nedenle bulunamayacak asıl üyenin yerine geçmek ve oya katılmak üzere bulundurulan üyedir. Yedek üye duruşmada müdahalede bulunamaz, yalnızca dinleyicidir ve hazır bulunduğu tutanağa geçirilir. Bu düzenleme madde 188 kapsamındadır, madde 189 metninde yer almaz.
- Duruşmada bulunması zorunlu kişiler
- Hükme katılacak hâkimler, Cumhuriyet savcısı, zabıt katibi ve kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiidir. Bu kişilerin bulunması şarttır; madde 189 bu listeye yeni kişi eklemez, yalnızca çoğul katılımı düzenler.
Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması: hangi şartlar aranır?
- Birden çok Cumhuriyet savcısının duruşmaya aynı anda katılabilmesi için, bu katılımın kanunda sayı bakımından sınırlandırılmamış olması gerekir.
- Birden çok avukatın duruşmaya aynı anda katılabilmesi için, avukatların sayısının kanunla sınırlandırılmamış olması gerekir; madde 189 bakımından sayı sınırı bulunmamaktadır.
- Birden çok savcı veya avukat arasında iş bölümü yapılabilmesi için, katılımcıların görevlerini aralarında paylaşmaları gerekir; bu paylaşım isteğe bağlıdır ve yapılmak zorunda değildir.
- İş bölümü yapılırken bile birden çok katılımcının duruşmada hazır bulunması hukuka aykırılık oluşturmaz; kanun iş bölümü ile birlikte katılımı birlikte öngörmüştür.
Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması: hangi sonuçları doğurur?
- Birden çok savcı ve avukatın aynı anda duruşmaya katılması hâlinde, bu katılımın geçerliliği için ayrıca bir izin veya onay gerekmez.
- İş bölümü yapılmadığında, katılımcılar aynı görevi birlikte yerine getirebilir; bu da hukuka aykırılık sonucu doğurmaz.
- İş bölümü yapıldığında, her katılımcı üstlendiği görevi tek başına yerine getirir; görev dağılımı tutanağa geçirilmek zorunda değildir.
- Madde yalnızca katılım sayısını serbest bırakır; zorunlu müdafiin hazır bulunmaması ve müdafiin değiştirilmesi sonuçları madde 188 ve madde 150 ile belirlenir.
- Madde metninde iş bölümünün yazılı şekle bağlanması öngörülmediğinden, iş bölümünün varlığı fiilen yapılan işlemlerden anlaşılabilir.
- Duruşmaya birden çok katılımcının alınmasının kanuna aykırılık oluşturduğu bir durum madde 189'a dayanılarak ileri sürülemez.
Birlikte katılım ile iş bölümü arasındaki fark nedir?
Birden çok savcı veya avukatın aynı anda duruşmada bulunması, herkesin görevinin aynı olduğu hâldir.
Aralarında iş bölümü yapılması, her katılımcının belirli bir görevi üstlendiği hâldir; örneğin biri tanık sorgusunu, diğeri savunma yazısını yürütür.
Her iki hâl de madde 189 kapsamında geçerlidir; iş bölümü zorunlu değildir, birlikte katılım da iş bölümü yapılmadan sürdürülebilir.
Savcı katılımı ile avukat katılımı arasındaki fark nedir?
Birden çok Cumhuriyet savcısının katılımı, iddia makamının duruşmada birlikte temsil edilmesidir.
Birden çok avukatın katılımı, sanığın veya katılanın savunma veya vekâlet yönünden birlikte temsil edilmesidir.
Madde her iki taraf için de sayı sınırı koymaz; ancak savcı katılımının hangi mahkemede zorunlu olduğu başka düzenlemelere bağlıdır ve madde 189 bunu belirlemez.
Madde 189 ile madde 149/2 (soruşturma ve örgüt suçları) arasındaki fark nedir?
Madde 189, duruşmada birden çok avukatın katılmasını sınırsız biçimde kabul eder.
CMK 149/2, soruşturma evresinde ifade alma sırasında ve örgüt faaliyeti kapsamındaki kovuşturmalarda duruşmada avukat sayısını üçle sınırlar.
Duruşmada avukat sayısı bakımından 189. maddedeki serbestlik, örgüt suçları gibi özel hallerde 149/2 ile sınırlanmış olabilir; bu iki düzenleme birlikte okunmalıdır.
Birden çok Cumhuriyet savcısı ve avukatın duruşmaya katılması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Madde 189'u, birden çok avukatın her durumda sınırsız katılabileceği şeklinde yorumlamak; soruşturma ifadesi ve örgüt suçlarında 149/2 sınırının uygulanması gerektiğini gözden kaçırmak.
- İş bölümünü zorunlu saymak; madde yalnızca yapılabileceğini söyler, yapılmasını zorunlu kılmaz.
- Yedek üyeyi birlikte katılımcı gibi değerlendirmek; yedek üye madde 188 kapsamındadır ve duruşmada müdahalede bulunamaz.
- Zorunlu müdafiin yokluğunu, birden çok avukatın hazır bulunmasıyla kapatılabileceğini düşünmek; zorunlu müdafi yerine yeni müdafi görevlendirilmesi madde 150 ve 188 kapsamındadır.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Birden çok avukatın duruşmada aynı anda bulunmasının kanuna aykırı olmadığı, madde 189 uyarınca kabul edilmektedir.
- Savunmada menfaat çatışması bulunan sanıkların, birden çok avukatın ayrı ayrı temsil edilmesi gerektiği yönünde değerlendirme yapılmaktadır.
Nasıl ispat edilir?
- Birden çok avukat ya da savcının duruşmaya katılması iddiasını ileri süren taraf, katılımcıların duruşma tutanağında yer aldığını göstermekle yükümlüdür; bu tutanak en güçlü delildir.
- İş bölümü iddiasını ileri süren taraf, her katılımcının hangi işlemi yaptığını tutanak veya duruşma kaydı ile ispatlamalıdır. Yazılı bir iş bölümü belgesi zorunlu değildir.
- Karşı taraf, katılımın kanuna aykırı olduğunu ileri sürüyorsa, bu iddiasını 149/2 gibi sayı sınırı getiren özel bir düzenlemenin bulunduğunu göstererek ispatlamalıdır.
- Menfaat çatışması iddiası ileri süren taraf, sanıkların çıkarlarının çeliştiğini somut olarak ortaya koymalıdır; bu iddiayı ispatlamak için sanıkların savunmaları ve delil durumu incelenir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.188: Duruşmada hazır bulunması zorunlu kişileri (hâkimler, savcı, zabıt katibi, zorunlu müdafi) ve yedek üyeyi düzenler. Madde 189, bu zorunlu katılımcıların yanına birden çok savcı ve avukatın eklenmesine olanak tanır.
- 5271 m.149: İkinci fıkrası, soruşturma evresinde ifade alma sırasında ve örgüt suçlarında duruşmada en çok üç avukat katılabileceğini düzenler; madde 189'un serbestliğini bu özel hallerde sınırlar.
- 5271 m.190: Duruşmaya ara verilmeden devam edilmesi ilkesini düzenler; madde 189 ile birlikte duruşmanın kesintisiz sürmesi için katılımcıların düzenini tamamlar.
- 5271 m.152: Birden çok şüpheli veya sanığın aynı müdafiye verilmesini düzenler. Madde 189 katılım sayısını serbest bıraksa da, aynı avukatın birden çok sanığı savunması menfaat çatışması nedeniyle sınırlanabilir.
CMK m.190 — Ara verme
Madde, duruşmada ara verme kuralını ve istisnasını düzenler: duruşmanın kesintisiz sürdürülerek hüküm verilmesi ilkesi, zorunlu hallerde makul sürede sonuçlandırmayı sağlayacak biçimde ara verilebilmesi ve çağrı süresine uyulmadığında sanığa ara verilmesini isteme hakkının hatırlatılması. Kime uygulandığı bakımından, ceza yargılamasında duruşma yapan mahkemeyi ve duruşmada hazır bulunan sanığı kapsar. Maddenin düzenlemediği konular: çağrı kâğıdının tebliği ve duruşma gününe ilişkin en az bir haftalık süre (m.176), sanığın yokluğunda yapılan işlemlere karşı eski hale getirme (m.199), sanığın zorla getirilmesi (m.199 ve ilgili hükümler) ve sanığın kendi isteğiyle ara verme talebinin gerekçesi ile yargılamanın yenilenmesi (m.311 ve devamı) gibi usul yolları. Bu konular ara verme kuralının dayandığı ya da sonucunu belirleyen ayrı hükümlerdir.
Ara verme: hangi kavramlar bilinmeli?
- Kesintisizlik ilkesi
- Duruşmanın ara verilmeden sürdürülmesi ve hükmün aynı oturumda verilmesi ilkesidir. Parçalı yargılamayı ve tutanağa dayalı hüküm kurulmasını önlemeyi amaçlar.
- Zorunlu hal
- Kesintisizliğin sürdürülmesini olanaksız kılan durumdur. Bu hâlde ara verme yapılabilir; ara verme, davanın makul sürede sonuçlandırılmasını sağlayacak biçimde olmalıdır.
- Makul sürede sonuçlandırma
- Ara verme süresinin, yargılamanın gecikmeden tamamlanmasına engel olmayacak ölçüde kısa tutulması gerektiğini ifade eder. Ara verilerek yürütülen duruşmanın makul sürede bitirilmesi esastır.
- Ara verme isteme hakkı
- Çağrı süresine uyulmadığında sanığın, savunmasını hazırlamak için duruşmanın ertelenmesini talep edebilmesi hakkıdır. Madde bu hakkın sanığa hatırlatılmasını öngörür.
Ara verme: hangi şartlar aranır?
- Duruşmanın, ara verilmeksizin devam edilerek hüküm verilebilecek biçimde sürdürülmesi gerekir; ara verme kural olarak yapılamaz.
- Ara verilebilmesi için zorunlu bir hâlin bulunması gerekir.
- Ara verme, davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak surette yapılmalıdır.
- 176. maddede belirlenen süreye uyulmamışsa, sanığa duruşmaya ara verilmesini isteme hakkının olduğu hatırlatılmalıdır.
- Hatırlatma yapılmadan sanığın savunmasının alınması ve karar verilmesi hukuka uygun değildir; bu yükümlülük yerine getirilmelidir.
Ara verme: hangi sonuçları doğurur?
- Duruşma ara verilmeksizin sürdürülür ve hüküm verilir; bu kural emredicidir.
- Zorunlu hâl bulunuyorsa duruşmaya ara verilebilir; ara verme davanın makul sürede sonuçlandırılmasını olanaklı kılacak biçimde yapılmalıdır.
- 176. maddedeki sürenin işletilmediği hâllerde sanığa ara verme isteme hakkı hatırlatılır.
- Hatırlatma yapılmamışsa sanığın savunma hakkı kısıtlanmış olur ve bu durum mutlak bozma nedeni sayılmaktadır.
- Ara verilerek yürütülen duruşmaların makul sürede bitirilmemesi, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelir.
Kural / istisna (kesintisiz duruşma / ara verme): fark nedir?
Kural olarak duruşma ara verilmeksizin sürdürülür ve hüküm aynı oturumda verilir.
Zorunlu hâllerde duruşmaya ara verilebilir; bu hâlde de ara verme makul sürede sonuçlanmayı sağlayacak biçimde olmalıdır.
Zorunlu hâl bulunmayan yerde ara verme kanuna aykırıdır; zorunlu hâlde yapılan ara verme, sürenin makul tutulmasına bağlıdır.
Ara verme ile talik (uzun süreli ara verme) arasındaki fark nedir?
Kısa süreli ara verme, aynı duruşmanın devamıdır ve duruşma kaldığı yerden devam eder.
Uzun süreli ara verme, tasarı gerekçesine göre tehir ve talik ayrımında talik olarak nitelenir; bu durumda duruşmaya yeniden başlanmasını gerektirir.
Maddenin düzenlediği ara verme, makul sürede sonuçlandırmayı sağlayan kısa süreli ara vermedir; uzun süreli ertelemelerde makul süre ölçütü aranır.
Sanığın hatırlatılması gereken hal ile gerekmeyen hal arasındaki fark nedir?
Çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasında 176. maddede öngörülen süreye uyulmamışsa, sanığa ara verme hakkı hatırlatılmalıdır.
Süreye uyulmuşsa ayrıca hatırlatma yükümlülüğü doğmaz.
Hatırlatma yapılmadan savunma alınıp karar verilirse savunma hakkının kısıtlanması doğar.
Ara verme: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Zorunlu hâl bulunmadan ara vermek; kuralın kesintisizlik olduğunu gözden kaçırmak.
- Makul süreyi aşan ara verme ile yargılamayı uzatmak; ara verilen sürenin ne kadar olacağının ölçütünü belirlememek.
- 176. maddede öngörülen sürenin işletilmediği hâlde 190/2 hatırlatmasını yapmamak.
- Hatırlatma yerine sanığın avukatının mazeretini ileri sürerek ara verme talebini reddetmek; sanığın ara verme hakkının niteliğini karıştırmak.
- Zorunlu müdafilik hâlinde yeni avukatın dosyayı inceleyebilmesi için yeterli süre tanımamak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Çağrı süresine uyulmadan sanığın savunmasının alındığı ve hatırlatma yapılmadığı hallerde savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilmektedir. (10. Ceza Dairesi, 2022/12686 E., 2023/8291 K., 02.10.2023; 10. Ceza Dairesi, 2021/300 E., 2023/7671 K., 13.09.2023; 9. Ceza Dairesi, 2021/6371 E., 2023/292 K., 23.01.2023)
- 176. maddedeki süreye uyulmamasına rağmen sanığa 190/2 hatırlatması yapılmamasının, sanığın savunma hakkını kısıtladığı ve bozma nedeni oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/157 E., 2011/223 K., 15.11.2011; 10. Ceza Dairesi, 2021/300 E., 2023/7671 K., 13.09.2023)
- Duruşma gününün beklenmeden, yakalanan sanığın savunmasının alınması üzerine resen duruşma açılıp karar verilmesinin savunma hakkını kısıtladığı kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024)
Nasıl ispat edilir?
- Ara verme yapılmadan karar verildiği iddiasında bulunan taraf, duruşma tutanağı ve celse ara kararından bu durumu ispatlamalıdır.
- 176. maddedeki sürenin uyulmadığını iddia eden taraf, çağrı kâğıdının tebliğ tarihini ve duruşma gününü gösteren belgelerle bunu ortaya koymalıdır.
- Hatırlatmanın yapıldığını iddia eden mahkeme, duruşma zaptında bu hatırlatmanın yapıldığını göstermek zorundadır; zapt dışındaki beyanlar bu eksikliği tamamlamaz.
- Duruşma zaptında hatırlatma kaydı yoksa, hatırlatmanın yapılmadığı kabul edilir ve savunma hakkının kısıtlandığı iddiası zapt üzerinden değerlendirilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 sayılı Kanun m.176: Çağrı kâğıdının tebliği ile duruşma günü arasındaki süreyi düzenler. 190/2 hükmü, bu sürenin işletilmediği hâllerde devreye girer.
- 5271 sayılı Kanun m.199: Sanığın hazır bulunmadığı duruşmada verilen karar ve işlemlere karşı eski hale getirme yolunu düzenler; 190. maddenin hatırlatma sonucu ile birlikte savunma hakkının korunmasına hizmet eder.
CMK m.191 — Duruşmanın başlaması
CMK m.191, duruşmanın başlamasını ve sanığın ilk işlemlerini düzenler: duruşmaya yoklamayla başlanması, sanığın bağsız alınması, iddianamenin kabul kararının okunarak duruşmanın açıklanması, tanıkların salondan çıkarılması ve sanığın kimliği, kişisel-ekonomik durumu, suçlamanın anlatılması, yasal haklarının bildirilmesi ile sorgusunun sırası. Madde, duruşmanın açıklığı ve kapalı yapılması, sanığın hazır bulunmaması, tanık dinleme usulü ve sorgunun içeriği gibi konuları düzenlemez. Hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmamasını ve dava yokluğunda bitirilmeyi CMK m.193 düzenler; duruşmanın açıklığını CMK m.182 ve devamı düzenler; tanık dinleme usulünü ve sorgunun ayrıntılarını ise CMK m.191'in dışındaki hükümler belirler. Madde, sanığın bağsız alınmasını kelepçesiz getirme olarak yorumlanmak üzere ayrıca ele alınmalıdır.
Duruşmanın başlaması: hangi kavramlar bilinmeli?
- İddianamenin kabulü kararı
- Kovuşturma evresinin başladığını gösteren, iddianamenin kabulüne ilişkin mahkeme kararıdır. Duruşmanın başladığının açıklanmasında bu kararın okunması zorunludur.
- İddianame yerine geçen belge
- İddianame bulunmadığı hallerde suçlamanın dayanağını ve hukuki nitelendirmeyi içeren belgedir. Madde metninde iddianame ile birlikte sayılır ve aynı işlemlere tabidir.
- Bağsız alınma
- Tutuklu sanığın duruşmaya kelepçesiz getirilmesidir. Masumiyet karinesinin bir gereği olarak öngörülmüştür.
- Suçlamanın anlatılması
- İddianame veya iddianame yerine geçen belgedeki eylemlerin, delillerin ve hukuki nitelendirmenin sanığa açıklanmasıdır. Yazılı belgenin salt okunmasından farklı olarak sanığın suçlamayı anlayacağı biçimde bilgilendirilmesini ifade eder.
- Sorgu
- Sanığın yüklenen suç hakkında usulüne uygun biçimde dinlenmesidir. Sanığın hazır olduğunu bildirmesi koşuluna bağlıdır.
Duruşmanın başlaması: hangi şartlar aranır?
- Duruşmaya başlanmadan önce sanığın ve müdafiinin hazır bulunup bulunmadığı, çağrılmış tanık ve bilirkişilerin gelip gelmediği saptanmalıdır.
- Tutuklu sanık duruşmaya bağsız olarak alınmalıdır.
- Mahkeme başkanı veya hâkim, duruşmanın başladığını iddianamenin kabulü kararını okuyarak açıklamalıdır.
- Tanıklar duruşma salonundan dışarı çıkarılmalıdır.
- Sanığın açık kimliği saptanmalı ve kişisel ile ekonomik durumu hakkında kendisinden bilgi alınmalıdır.
- İddianame veya iddianame yerine geçen belgede yer alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve deliller ile hukuki nitelendirme anlatılmalıdır.
- Sanığa yüklenen suç hakkında açıklamada bulunmamasının kanunî hakkı olduğu ve CMK m.147'de belirtilen diğer hakları bildirilmelidir.
- Sorgunun yapılması için sanığın açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirmesi gerekir.
Duruşmanın başlaması: hangi sonuçları doğurur?
- Madde 191/1'deki işlemler yapılmadan duruşmaya başlanması, savunma hakkının kısıtlanması niteliğindedir ve hükmün bozulmasına yol açabilir.
- İddianame kabul kararı okunmadan duruşma başlatılırsa madde 191/1 ihlal edilmiş olur.
- Tanıklar salondan çıkarılmazsa tanıkların birbirinin beyanından etkilenmesi riski doğar ve usul hükmüne aykırılık oluşur.
- Sanığın kimliği saptanmadan, suçlama anlatılmadan veya haklar bildirilmeden sorgu yapılırsa, sorgu usulüne uygun sayılmaz ve bu sorguya dayanılarak verilen hüküm savunma hakkını kısıtlar.
- Sanık açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirmezse sorgu yapılmaz; ancak bu durum haklarının bildirilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
- Sanığın bağsız alınmaması, masumiyet karinesine aykırılık oluşturur.
Sanığın kimlik ve durum sorusu ile suçlamanın anlatılması arasındaki fark nedir?
Kimlik ve kişisel-ekonomik durum tespiti, sanığın kendisi hakkındaki bilgilerinin alınmasıdır.
Suçlamanın anlatılması, iddianame veya iddianame yerine geçen belgedeki eylem ve delillerin sanığa aktarılmasıdır.
Her ikisi de sıralı işlemlerdir. Bunlardan biri atlanırsa madde 191/3 ihlal edilmiş olur ve savunma hakkının kısıtlandığı kabul edilir.
Sanığın haklarının bildirilmesi ile sorgunun yapılması arasındaki fark nedir?
Haklarının bildirilmesi, sanığın susma hakkı ve CMK m.147 haklarını öğrenmesini sağlar ve her hâlde yapılır.
Sorgu, sanığın açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirmesine bağlıdır.
Sanık susmayı seçebilir; bu durumda sorgu yapılmaz, ancak haklarının bildirilmiş olması zorunludur.
Tutuklu sanık ile tutuksuz sanık arasındaki fark nedir?
Tutuklu sanık duruşmaya bağsız (kelepçesiz) olarak alınır.
Tutuksuz sanık hakkında bu hüküm uygulanmaz, aynı şekilde duruşmaya alınmasına ilişkin özel bir kural yoktur.
Bağsız alınma yalnız tutuklu sanık bakımından bir zorunluluk olarak ortaya çıkar.
Duruşmanın başlaması: sık yapılan hatalar nelerdir?
- İddianame kabul kararının okunmasını atlayıp duruşmayı doğrudan yoklamayla başlatmak; bu işlem zorunludur.
- Madde 191/3-b'deki anlatmayı yalnızca iddianamenin adını okumakla yerine getirmiş saymak; anlatma, eylem ve delillerin sanığa açıklanmasını gerektirir.
- Sanığın susma hakkı ve CMK m.147 haklarını bildirmeden sorgu yapmak.
- Sanığın açıklamada bulunmaya hazır olduğunu bildirmeden sorgu yapmak; sorgu bu bildirime bağlıdır.
- Tanıkların salondan çıkarılmasını gerekli görmeyip atlamak; tanıkların birbirlerinin beyanından etkilenmemesi için bu işlem zorunludur.
- Madde 191/3'teki sırayı değiştirerek sorguyu kimlik tespitinden önce yapmak.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Mahkemelerin iddianame kabul kararını okumadan duruşmaya başlamasının savunma hakkını kısıtladığı ve hükmün bozulmasına yol açtığı kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2021/41 E., 2023/593 K., 08.11.2023; Ceza Genel Kurulu, 2011/361 E., 2012/201 K., 15.05.2012)
- Madde 191/3-b kapsamında iddianamenin okunmasının yerine anlatılmasının esas alındığı; okumanın objektif bilgi verme, anlatmanın ise sübjektif bilgilendirme olduğu belirtilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2011/361 E., 2012/201 K., 15.05.2012)
- Sanık kimliği tespit edilmeden, suçlama anlatılmadan ve yasal haklar hatırlatılmadan yapılan sorgunun madde 191/3 aykırılığı oluşturduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/90 E., 2008/100 K., 06.05.2008)
- Sanığa susma hakkı ve CMK m.147 haklarının hatırlatılmasının ardından susmayan sanığın dinlenmesinin zorunlu olduğu kabul edilmektedir. (Genel Kurul, 2020/19752 E., 06.02.2025)
- Hüküm bozmaya değil, bazı hâllerde yalnızca eleştiriye yol açabilmektedir. Bozma sebebi yapılmayan aykırılıkta hukuka aykırılığın telafisinin artık mümkün olmadığı gerekçesi kullanılmaktadır. (Genel Kurul, 2021/41378 E., 17.04.2025)
Nasıl ispat edilir?
- Duruşma tutanağı, madde 191'deki işlemlerin yapıldığını ispatlayan temel belgedir; iddianame kabul kararının okunduğu, tanıkların çıkarıldığı ve sanığın kimlik bilgilerinin alındığı tutanağa geçirilmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 2008/90 E., 2008/100 K., 06.05.2008)
- Madde 191/1 aykırılığını ileri süren taraf, bu işlemin yapılmadığını tutanak ile ispatlamakla yükümlüdür; tutanakta yazılı olmayan işlem yapılmamış sayılır.
- Savunma hakkının kısıtlandığını ileri süren taraf, hangi işlemin yapılmadığını ve bunun savunmayı nasıl etkilediğini ortaya koymalıdır.
- Sanığın haklarının bildirildiğine dair iddia mahkemenin beyanı ve tutanak ile ispatlanır; sanık tarafından ileri sürülen aksi iddia tutanağın içeriğiyle karşılaştırılır.
- Sanığın bağsız alınıp alınmadığı, duruşma tutanağına yazılmalıdır. Tutanağa geçmeyen bu husus, aksi kanıtlanmadıkça yapılmamış sayılmayabilir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.147: Madde 191/3-c uyarınca sanığa bildirilecek diğer hakların kaynağıdır. Sanığın bilgilendirilmesinin kapsamını belirler.
- 5271 m.193: Sanık hazır bulunmadığında duruşma yapılmamasını ve dava yokluğunda bitirilmeyi düzenler; bu madde ile birlikte uygulanır.
- 5271 m.170: İddianamenin içeriğini düzenler. Madde 191/3-b'deki anlatmanın hangi unsurları kapsayacağını belirler.
- 5271 m.197: Madde 191'e aykırılığın hükme etkisini düzenler; bozma sebebi olup olmadığı bu hükümle bağlantılıdır.
CMK m.192 — Başkan veya hâkimin görevi
Madde, duruşmanın yönetimi ile sanığın sorgusunun mahkeme başkanı veya hâkim tarafından yapılmasını ve delillerin ikame edilmesinin sağlanmasını düzenler. Ayrıca mahkeme başkanınca emredilen bir yönetim tedbirinin hukuken kabul edilemeyeceğinin ileri sürülmesi hâlinde mahkemenin karar vermesi usulünü kurar. Madde, duruşmada yer alan ilgililer bakımından uygulanır; tek hâkimli mahkemede ise itirazı hâkim kendisi çözer. Duruşmanın düzenini bozan kişilere yönelik salondan çıkarma ve disiplin hapsi (m.203, m.204), duruşma tutanağı (m.219), müzakerenin yönetimi ve oylama (m.224, m.228, m.229) ve sorguya katılma hakkı (m.201, m.215, m.216) bu maddede düzenlenmez. Sanığın sorgusunun usulü (m.147) ile hâkimin reddi ve yetkisizlik itirazının sorgudan önce yapılması gerektiği hususu (m.18, m.25) da bu maddenin dışındadır.
Başkan veya hâkimin görevi: hangi kavramlar bilinmeli?
- Duruşmayı yönetme
- Duruşmanın açılması, sürdürülmesi ve düzenli biçimde yürütülmesi için mahkeme başkanı veya hâkimin yaptığı usul işlemlerinin tümüdür. Maddede bu yetki, sanığın sorgusu ve delillerin ikamesi ile birlikte sayılmıştır.
- Sanığın sorgusu
- Sanığın yüklenen suça ilişkin savunmasının mahkeme tarafından alınmasıdır. Madde bu işlemi mahkeme başkanı veya hâkimin görevi olarak belirler; sorgunun ayrıntılı usulü bu maddede yer almaz.
- Delillerin ikamesi
- Tanık, belge ve diğer delillerin duruşmada mahkemeye sunulması ve tartışmaya açılmasıdır. Sağlanması mahkeme başkanı veya hâkimin sorumluluğundadır.
- Emrolunan tedbir
- Mahkeme başkanı veya hâkimin duruşmanın yönetimine ilişkin olarak verdiği emirdir; örneğin bir tanığın salondan çıkarılması. Maddenin ikinci fıkrası yalnız bu tür tedbirler için geçerlidir.
- Hukuken kabul edilemeyecek tedbir
- Yasal dayanağı bulunmayan ya da usul kurallarına aykırı olduğu ileri sürülen yönetim tedbiridir. Tedbirin uygunluğu ilgilinin itirazıyla ortaya çıkar ve mahkeme tarafından karara bağlanır.
Başkan veya hâkimin görevi: hangi şartlar aranır?
- Duruşmanın mahkeme başkanı veya hâkim tarafından yönetilmesi ve sanığın bu kişi tarafından sorguya çekilmesi gerekir.
- Delillerin duruşmada ikame edilmesinin mahkeme başkanı veya hâkim tarafından sağlanması gerekir.
- Mahkeme başkanınca duruşmanın yönetimine ilişkin bir tedbir emredilmiş olmalıdır.
- Duruşmada ilgililerden biri bu tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürmelidir.
- Mahkeme bu itiraz hakkında karar vermelidir; itirazın kabulü veya reddi bu kararla belirlenir.
Başkan veya hâkimin görevi: hangi sonuçları doğurur?
- Mahkeme başkanı veya hâkim duruşmayı yönetir, sanığı sorguya çeker ve delillerin ikamesini sağlar.
- Duruşmada ilgililerden biri başkanın emrettiği bir tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme bu konuda karar verir.
- Toplu mahkemede itiraz üzerine verilen karar mahkeme tarafından alınır; tek hâkimli mahkemede hâkim kendisi karar verir.
- İtiraz öne sürülmezse başkanın emri olduğu gibi geçerli kalır ve mahkeme ayrıca karar vermek zorunda değildir.
- Maddede itirazın sonucu açıkça yazılmadığından, mahkemenin tedbiri kabul edilemez bulması hâlinde ne yapacağı madde metninden ayrıca çıkmaz.
Mahkeme başkanı ile hâkim arasındaki fark nedir?
Toplu mahkemede duruşmayı yöneten kişi mahkeme başkanıdır.
Tek hâkimli mahkemede yönetim görevi doğrudan hâkime aittir.
Yönetim yetkisi kimde ise tedbiri emreden de odur; tek hâkimli mahkemede itiraz hâkim tarafından çözülür.
Yönetim tedbiri ile itiraz üzerine verilen karar arasındaki fark nedir?
Başkan ya da hâkimin yönetim amaçlı emri, ilgililer itiraz etmeden geçerli bir usul işlemidir.
İlgili, emrin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürerse mahkeme bu hususta karar verir.
Emrin kabul edilemezliği iddiası üzerine mahkeme kararı gerekir; başkanın tek başına karar vermesi yetmez.
Sanığın sorgusu ile tanığın salondan çıkarılması arasındaki fark nedir?
Sanığın sorgusu mahkeme başkanı veya hâkimin doğrudan yaptığı bir yönetim ve sorgu işlemidir.
Tanığın salondan çıkarılması ise düzen amaçlı bir yönetim tedbiridir ve itiraza konu olabilir.
Maddenin ikinci fıkrası itiraz yolunu yalnız yönetim tedbirleri için açar; sorgunun kendisi itiraza konu edilmez.
Başkan veya hâkimin görevi: sık yapılan hatalar nelerdir?
- Duruşma yönetimini ve sorguyu sadece toplu mahkeme yetkisi sanmak; bu görevler mahkeme başkanı veya hâkime aittir.
- Başkanın emrine yapılan her itirazı mahkeme kararı gerektiren bir konu saymak; ikinci fıkra yalnız ilgililerden birinin tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini öne sürmesi hâlinde uygulanır.
- Tek hâkimli mahkemede itirazı heyet kararı gibi ele almak; bu durumda karar hâkim tarafından verilir.
- Tedbirin kabul edilemezliği iddiasını, sorgunun usulüne ilişkin bir itiraz gibi değerlendirmek; sorgu usulü m.147 ve ilgili hükümlerle düzenlenir.
Uygulamada nasıl yorumlanıyor?
- Duruşmayı yönetme, sanığı sorguya çekme ve delillerin ikamesini sağlama görevinin mahkeme başkanına ait olduğu kabul edilmektedir. (Ceza Genel Kurulu, 2019/484 E., 2021/266 K., 10.06.2021; Ceza Genel Kurulu, 2020/159 E., 2021/252 K., 08.06.2021; Ceza Genel Kurulu, 2019/547 E., 2021/193 K., 04.05.2021)
- Maddenin ikinci fıkrası, başkanın emrine karşı yapılan itirazın toplu mahkemede heyet tarafından çözülmesi gerektiğini öngörmektedir; tek hâkimli mahkemede bu itiraz hâkim tarafından karara bağlanır. (Ceza Genel Kurulu, 2019/497 E., 2021/180 K., 28.04.2021)
Nasıl ispat edilir?
- Başkanın emrine itiraz eden taraf, tedbirin hukuken kabul edilemeyeceğini ileri sürmekle yükümlüdür; itirazın duruşma tutanağına geçirilmesi bu iddianın dayanağını oluşturur.
- Emrin verildiğine ve içeriğine ilişkin kanıt duruşma tutanağı ile sağlanır; tutanakta tedbirin ve itirazın yer alması gerekir.
- Kabul edilemezlik iddiasını karşılayan tarafın, tedbirin yasal dayanağını göstermesi gerekir; ancak bu hususta madde ayrıca bir ispat kuralı koymaz.
- Mahkemenin itiraz hakkındaki kararı gerekçeli olmalıdır; kararın dayanağı duruşmada ileri sürülen görüşler ve tutanak içeriğidir.
Hangi maddelerle birlikte okunmalı?
- 5271 m.147: Sanığın sorgusunun nasıl yapılacağını düzenler; m.192'deki sorgu yetkisi bu usule göre kullanılır.
- 5271 m.201: Katılanın ve diğer tarafların sorgu sırasında soru sorma hakkını düzenler; yönetim yetkisinin sınırını gösterir.
- 5271 m.206: Delil ikamesinin usulünü gösterir; m.192'deki delil ikamesi görevinin nasıl yerine getirileceğini tamamlar.
- 5271 m.203: Duruşmanın düzenini bozanların salondan çıkarılmasını ve sonrasını düzenler; m.192'deki yönetim yetkisinin uygulandığı bir alandır.
- 5271 m.204: Duruşmanın düzenini bozanlara uygulanacak disiplin yaptırımlarını düzenler; m.192'deki emirlerin yaptırım tarafını oluşturur.
Konuda geçen kararlar
38 karar- Ceza Genel Kurulu, 2023/496 E., 2024/120 K., 13.03.2024İlgili madde: m.191
- Ceza Genel Kurulu, 2021/41 E., 2023/593 K., 08.11.2023İlgili madde: m.191
- Ceza Genel Kurulu, 2019/484 E., 2021/266 K., 10.06.2021İlgili madde: m.192
- Ceza Genel Kurulu, 2020/159 E., 2021/252 K., 08.06.2021İlgili madde: m.192
- Ceza Genel Kurulu, 2019/547 E., 2021/193 K., 04.05.2021İlgili madde: m.192
- Ceza Genel Kurulu, 2019/497 E., 2021/180 K., 28.04.2021İlgili madde: m.192
- Ceza Genel Kurulu, 2020/117 E., 2021/152 K., 06.04.2021İlgili madde: m.192
- Ceza Genel Kurulu, 2019/554 E., 2021/117 K., 17.03.2021İlgili madde: m.192
- Ceza Genel Kurulu, 2011/361 E., 2012/201 K., 15.05.2012İlgili madde: m.191
- Ceza Genel Kurulu, 2011/331 E., 2012/69 K., 28.02.2012İlgili madde: m.185
Diğer 28 karar
- Ceza Genel Kurulu, 2011/174 E., 2011/266 K., 13.12.2011İlgili madde: m.188
- Ceza Genel Kurulu, 2011/157 E., 2011/223 K., 15.11.2011İlgili madde: m.190
- Ceza Genel Kurulu, 2009/82 E., 2009/231 K., 13.10.2009İlgili madde: m.182, m.184, m.186
- Ceza Genel Kurulu, 2008/90 E., 2008/100 K., 06.05.2008İlgili madde: m.191
- Ceza Genel Kurulu, 2007/161 E., 2007/232 K., 13.11.2007İlgili madde: m.182, m.185
- Ceza Genel Kurulu, 2007/40 E., 2007/50 K., 27.02.2007İlgili madde: m.182, m.185
- 6. Ceza Dairesi, 2025/7192 E., 2025/11668 K., 22.12.2025İlgili madde: m.188
- 6. Ceza Dairesi, 2024/6359 E., 2025/9069 K., 22.10.2025İlgili madde: m.188
- 9. Ceza Dairesi, 2021/13096 E., 2025/4871 K., 29.05.2025İlgili madde: m.185
- 6. Ceza Dairesi, 2023/16520 E., 2025/3044 K., 17.03.2025İlgili madde: m.185
- 6. Ceza Dairesi, 2025/447 E., 2025/1947 K., 19.02.2025İlgili madde: m.188
- 4. Ceza Dairesi, 2021/33540 E., 2024/5942 K., 06.05.2024İlgili madde: m.184
- 10. Ceza Dairesi, 2018/2713 E., 2023/8952 K., 23.10.2023İlgili madde: m.185
- 10. Ceza Dairesi, 2022/12686 E., 2023/8291 K., 02.10.2023İlgili madde: m.190
- 10. Ceza Dairesi, 2018/2494 E., 2023/8220 K., 28.09.2023İlgili madde: m.188
- 10. Ceza Dairesi, 2021/300 E., 2023/7671 K., 13.09.2023İlgili madde: m.190
- 9. Ceza Dairesi, 2023/2931 E., 2023/4265 K., 14.06.2023İlgili madde: m.186
- 9. Ceza Dairesi, 2021/6371 E., 2023/292 K., 23.01.2023İlgili madde: m.190
- 10. Daire, 2017/2551 E., 2022/3445 K., 22.06.2022İlgili madde: m.183
- 18. Ceza Dairesi, 2019/7409 E., 2019/14100 K., 09.10.2019İlgili madde: m.182, m.184, m.186
- 4. Ceza Dairesi, 2010/26684 E., 2012/14858 K., 19.06.2012İlgili madde: m.184
- Genel Kurul, 2021/41378 E., 17.04.2025İlgili madde: m.191
- Genel Kurul, 2020/19752 E., 06.02.2025İlgili madde: m.191
- Genel Kurul, 2020/23093 E., 15.02.2024İlgili madde: m.188, m.190
- Genel Kurul, 2021/32082 E., 26.01.2023İlgili madde: m.182
- Genel Kurul, 2021/30753 E., 26.01.2023İlgili madde: m.182
- Birinci Bölüm, 2014/7149 E., 22.11.2017İlgili madde: m.187
- İkinci Bölüm, 2014/6971 E., 01.02.2017İlgili madde: m.190
Bağlayıcılık derecesine göre sıralı (Anayasa Mahkemesi, içtihadı birleştirme, genel kurullar, daireler); her grupta yeni karar önce. Tam metin karar deposundan istek üzerine yüklenir. Hukuki tavsiye değildir; kararın güncelliğini ayrıca denetleyin.
Madde bağlantıları, tarihine kadar Resmî Gazete'de yayımlanan değişiklikleri içeren güncel metne gider.
Bu konudaki maddelerde bilinen en yeni değişiklik: 24.11.2016 (m.191).
Anlatım 21.10.2026 tarihinde derlendi. Bağlayıcı olan madde metnidir.
Bu konuyu panelde çalış
Panelde bu konu 8. Kovuşturma - 1 bölümünde yer alıyor.
Panelde çalış